بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِBu sure besmeleyle başlar (ayet sayılmaz).
الٓمٓ ١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İlişkiler19 bağlantı · 1 tür
Henüz sınıflandırılmamış1:1 2:1 2:75 2:78 3:70 +14 daha ٱللَّهُ لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلۡحَىُّ ٱلۡقَيُّومُ ٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayandır. Diridir, kayyumdur.
İlişkiler11 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare2:255 4:87 28:70
Aynı konu20:111 59:22
Henüz sınıflandırılmamış3:26–27 6:101–103 21:99 58:9 59:24 +1 daha نَزَّلَ عَلَيۡكَ ٱلۡكِتَـٰبَ بِٱلۡحَقِّ مُصَدِّقًا لِّمَا بَيۡنَ يَدَيۡهِ وَأَنزَلَ ٱلتَّوۡرَىٰةَ وَٱلۡإِنجِيلَ ٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(3-4) O, sana Kitab'ı hak ve kendisinden öncekileri doğrulayıcı olarak indirdi. O, daha önce Tevrat'ı ve İncil'i insanlar için birer hidayet olarak indirmişti. Furkan'ı da indirdi. Şüphesiz, Allah'ın ayetlerini inkar edenler için şiddetli bir azap vardır. Allah, mutlak güç sahibidir, intikam sahibidir.
İlişkiler23 bağlantı · 4 tür
Aynı kök58:13
Aynı ibare2:97 5:44 5:48 35:31
Aynı konu2:41 2:53 6:92 12:111
Henüz sınıflandırılmamış2:75 2:101 2:185 3:70 3:78 +9 daha مِن قَبۡلُ هُدًى لِّلنَّاسِ وَأَنزَلَ ٱلۡفُرۡقَانَۗ إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ بِـَٔايَـٰتِ ٱللَّهِ لَهُمۡ عَذَابٌ شَدِيدٌۗ وَٱللَّهُ عَزِيزٌ ذُو ٱنتِقَامٍ ٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(3-4) O, sana Kitab'ı hak ve kendisinden öncekileri doğrulayıcı olarak indirdi. O, daha önce Tevrat'ı ve İncil'i insanlar için birer hidayet olarak indirmişti. Furkan'ı da indirdi. Şüphesiz, Allah'ın ayetlerini inkar edenler için şiddetli bir azap vardır. Allah, mutlak güç sahibidir, intikam sahibidir.
İlişkiler13 bağlantı · 4 tür
Aynı kök8:29 14:47 21:48
Aynı ibare2:185 4:56 5:44
Aynı konu2:53 25:1
Henüz sınıflandırılmamış2:53 2:207 3:110 7:136 15:79
إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَخۡفَىٰ عَلَيۡهِ شَىۡءٌ فِى ٱلۡأَرۡضِ وَلَا فِى ٱلسَّمَآءِ ٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz yerde ve gökte Allah'a hiçbir şey gizli kalmaz.
İlişkiler17 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare14:38
Aynı konu11:5 34:3 40:16
Henüz sınıflandırılmamış2:77 13:9–10 16:23 20:7 21:4 +8 daha هُوَ ٱلَّذِى يُصَوِّرُكُمۡ فِى ٱلۡأَرۡحَامِ كَيۡفَ يَشَآءُۚ لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡحَكِيمُ ٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O, sizi rahimlerde, dilediği gibi şekillendirendir. O'ndan başka ilah yoktur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
İlişkiler20 bağlantı · 4 tür
Açıklar7:11 23:12–14
Aynı kök7:11
Aynı konu13:8 23:14 40:64 59:24 64:3 +5 daha Henüz sınıflandırılmamış42:49 75:37 75:38 76:1 77:23 +2 daha هُوَ ٱلَّذِىٓ أَنزَلَ عَلَيۡكَ ٱلۡكِتَـٰبَ مِنۡهُ ءَايَـٰتٌ مُّحۡكَمَـٰتٌ هُنَّ أُمُّ ٱلۡكِتَـٰبِ وَأُخَرُ مُتَشَـٰبِهَـٰتٌۖ فَأَمَّا ٱلَّذِينَ فِى قُلُوبِهِمۡ زَيۡغٌ فَيَتَّبِعُونَ مَا تَشَـٰبَهَ مِنۡهُ ٱبۡتِغَآءَ ٱلۡفِتۡنَةِ وَٱبۡتِغَآءَ تَأۡوِيلِهِۦۗ وَمَا يَعۡلَمُ تَأۡوِيلَهُۥٓ إِلَّا ٱللَّهُۗ وَٱلرَّٰسِخُونَ فِى ٱلۡعِلۡمِ يَقُولُونَ ءَامَنَّا بِهِۦ كُلٌّ مِّنۡ عِندِ رَبِّنَاۗ وَمَا يَذَّكَّرُ إِلَّآ أُوْلُواْ ٱلۡأَلۡبَـٰبِ ٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O, sana Kitab'ı indirendir. Onun (Kur'an'ın) bazı ayetleri muhkemdir, onlar kitabın anasıdır. Diğerleri de müteşabihtir. Kalplerinde bir eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onun olmadık yorumlarını yapmak için müteşabih ayetlerinin ardına düşerler. Oysa onun gerçek manasını ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar, "Ona inandık, hepsi Rabbimiz katındandır" derler. (Bu inceliği) ancak akıl sahipleri düşünüp anlar.
İlişkiler70 bağlantı · 7 tür
Açıklar22:52
Aynı kök2:70 4:157 11:1 22:52 39:23 +2 daha Paralel39:23
Aynı ibare4:162 43:4
Henüz sınıflandırılmamış2:25 2:54 2:106 2:118 2:255 +38 daha Türü belirtilmemiş2:2onaylanmamış
رَبَّنَا لَا تُزِغۡ قُلُوبَنَا بَعۡدَ إِذۡ هَدَيۡتَنَا وَهَبۡ لَنَا مِن لَّدُنكَ رَحۡمَةًۚ إِنَّكَ أَنتَ ٱلۡوَهَّابُ ٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Onlar şöyle yakarırlar): "Rabbimiz! Bizi hidayete erdirdikten sonra kalplerimizi eğriltme. Bize katından bir rahmet bahşet. Şüphesiz sen çok bahşedensin."
İlişkiler8 bağlantı · 2 tür
Aynı konu22:54 61:5
Henüz sınıflandırılmamış3:51 3:193 9:115 17:110 19:33 +1 daha رَبَّنَآ إِنَّكَ جَامِعُ ٱلنَّاسِ لِيَوۡمٍ لَّا رَيۡبَ فِيهِۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُخۡلِفُ ٱلۡمِيعَادَ ٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Rabbimiz! Şüphesiz sen, hakkında şüphe olmayan bir günde insanları toplayacaksın. Şüphesiz Allah va'dinden dönmez."
İlişkiler21 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare3:194 30:6
Aynı konu2:80 4:87 14:47 22:7 22:47 +5 daha Henüz sınıflandırılmamış3:25 6:134 9:40 13:31 17:110 +4 daha Sayfa 51 Ali İmran
إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ لَن تُغۡنِىَ عَنۡهُمۡ أَمۡوَٰلُهُمۡ وَلَآ أَوۡلَـٰدُهُم مِّنَ ٱللَّهِ شَيۡـًٔاۖ وَأُوْلَـٰٓئِكَ هُمۡ وَقُودُ ٱلنَّارِ ١٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz, inkar edenlere, ne malları, ne de evlatları Allah'a karşı hiçbir fayda sağlar. Onlar ateşin yakıtıdırlar.
İlişkiler21 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare3:116 9:55 58:17
Aynı konu2:24 8:28 9:85 21:98 23:101 +11 daha Türü belirtilmemiş2:2onaylanmamış 2:3onaylanmamış
كَدَأۡبِ ءَالِ فِرۡعَوۡنَ وَٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِمۡۚ كَذَّبُواْ بِـَٔايَـٰتِنَا فَأَخَذَهُمُ ٱللَّهُ بِذُنُوبِهِمۡۗ وَٱللَّهُ شَدِيدُ ٱلۡعِقَابِ ١١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Bunların durumu) Firavun ailesinin ve onlardan öncekilerin durumu gibidir: Ayetlerimizi yalanladılar. Allah da onları günahlarıyla yakaladı. Allah, azabı çok şiddetli olandır.
İlişkiler11 bağlantı · 4 tür
Aynı kök8:54
Aynı ibare8:52
Aynı konu43:46–52
Henüz sınıflandırılmamış1:7 2:106 10:75 27:13–14 40:46 +3 daha قُل لِّلَّذِينَ كَفَرُواْ سَتُغۡلَبُونَ وَتُحۡشَرُونَ إِلَىٰ جَهَنَّمَۚ وَبِئۡسَ ٱلۡمِهَادُ ١٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İnkar edenlere de ki: "Siz mutlaka yenilgiye uğrayacak ve toplanıp cehenneme doldurulacaksınız. Orası ne fena yataktır!"
İlişkiler12 bağlantı · 3 tür
Aynı kök30:2
Aynı konu8:36 28:35
Henüz sınıflandırılmamış3:173–174 4:12 7:41 7:119 8:44 +4 daha قَدۡ كَانَ لَكُمۡ ءَايَةٌ فِى فِئَتَيۡنِ ٱلۡتَقَتَاۖ فِئَةٌ تُقَـٰتِلُ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَأُخۡرَىٰ كَافِرَةٌ يَرَوۡنَهُم مِّثۡلَيۡهِمۡ رَأۡىَ ٱلۡعَيۡنِۚ وَٱللَّهُ يُؤَيِّدُ بِنَصۡرِهِۦ مَن يَشَآءُۗ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَعِبۡرَةً لِّأُوْلِى ٱلۡأَبۡصَـٰرِ ١٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz, karşı karşıya gelen iki toplulukta sizin için bir ibret vardır: Bir topluluk Allah yolunda çarpışıyordu. Öteki ise kafirdi. (Onları) göz bakışıyla kendilerinin iki katı görüyorlardı. Allah da dilediğini yardımıyla destekliyordu. Basireti olanlar için bunda elbette ibret vardır.
İlişkiler16 bağlantı · 4 tür
Açıklar3:123 8:44
Paralel8:43–44 8:44
Aynı konu8:12 8:62
Henüz sınıflandırılmamış3:140 4:76 7:119 8:6–10 8:6 +5 daha زُيِّنَ لِلنَّاسِ حُبُّ ٱلشَّهَوَٰتِ مِنَ ٱلنِّسَآءِ وَٱلۡبَنِينَ وَٱلۡقَنَـٰطِيرِ ٱلۡمُقَنطَرَةِ مِنَ ٱلذَّهَبِ وَٱلۡفِضَّةِ وَٱلۡخَيۡلِ ٱلۡمُسَوَّمَةِ وَٱلۡأَنۡعَـٰمِ وَٱلۡحَرۡثِۗ ذَٰلِكَ مَتَـٰعُ ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَاۖ وَٱللَّهُ عِندَهُۥ حُسۡنُ ٱلۡمَـَٔابِ ١٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi. Bunlar dünya hayatının geçimliğidir. Oysa asıl varılacak güzel yer ancak Allah'ın katındadır.
İlişkiler23 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare28:60
Aynı konu2:212 3:116 11:15 16:8 16:96 +7 daha Henüz sınıflandırılmamış6:43 7:133 8:28 9:24 16:107 +5 daha ۞ قُلۡ أَؤُنَبِّئُكُم بِخَيۡرٍ مِّن ذَٰلِكُمۡۚ لِلَّذِينَ ٱتَّقَوۡاْ عِندَ رَبِّهِمۡ جَنَّـٰتٌ تَجۡرِى مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡهَـٰرُ خَـٰلِدِينَ فِيهَا وَأَزۡوَٰجٌ مُّطَهَّرَةٌ وَرِضۡوَٰنٌ مِّنَ ٱللَّهِۗ وَٱللَّهُ بَصِيرُۢ بِٱلۡعِبَادِ ١٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
De ki: "Size, onlardan daha hayırlısını haber vereyim mi? Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için Rableri katında, içinden ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve Allah'ın rızası vardır." Allah, kullarını hakkıyla görendir.
İlişkiler15 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare2:25 4:57 9:72
Aynı konu55:58
Henüz sınıflandırılmamış2:3 3:133 3:157 6:60 6:103 +6 daha Sayfa 52 Ali İmran
ٱلَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَآ إِنَّنَآ ءَامَنَّا فَٱغۡفِرۡ لَنَا ذُنُوبَنَا وَقِنَا عَذَابَ ٱلنَّارِ ١٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(16-17) (Bunlar), "Rabbimiz, biz iman ettik. Bizim günahlarımızı bağışla. Bizi ateş azabından koru" diyenler, sabredenler, doğru olanlar, huzurunda gönülden boyun büküp divan duranlar, Allah yolunda harcayanlar ve seherlerde (Allah'tan) bağışlanma dileyenlerdir.
İlişkiler8 bağlantı · 2 tür
Aynı ibare2:201 3:191 3:193 3:193–195 40:7
Henüz sınıflandırılmamış3:147 4:31 27:44
ٱلصَّـٰبِرِينَ وَٱلصَّـٰدِقِينَ وَٱلۡقَـٰنِتِينَ وَٱلۡمُنفِقِينَ وَٱلۡمُسۡتَغۡفِرِينَ بِٱلۡأَسۡحَارِ ١٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(16-17) (Bunlar), "Rabbimiz, biz iman ettik. Bizim günahlarımızı bağışla. Bizi ateş azabından koru" diyenler, sabredenler, doğru olanlar, huzurunda gönülden boyun büküp divan duranlar, Allah yolunda harcayanlar ve seherlerde (Allah'tan) bağışlanma dileyenlerdir.
İlişkiler19 bağlantı · 3 tür
Aynı kök5:119
Aynı konu2:177 39:9 51:15–22 51:16–18 51:18 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış3:113 3:146 4:34 17:79 20:130 +7 daha شَهِدَ ٱللَّهُ أَنَّهُۥ لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ وَٱلۡمَلَـٰٓئِكَةُ وَأُوْلُواْ ٱلۡعِلۡمِ قَآئِمَۢا بِٱلۡقِسۡطِۚ لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡحَكِيمُ ١٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, melekler ve ilim sahipleri, ondan başka ilah olmadığına adaletle şahitlik ettiler. O'ndan başka ilah yoktur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
İlişkiler45 bağlantı · 3 tür
Aynı kök4:69 5:8 11:17 12:26
Aynı konu4:166 6:19 13:43 16:2 35:28 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış2:136 2:255 2:285 3:21 3:64 +30 daha إِنَّ ٱلدِّينَ عِندَ ٱللَّهِ ٱلۡإِسۡلَـٰمُۗ وَمَا ٱخۡتَلَفَ ٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡكِتَـٰبَ إِلَّا مِنۢ بَعۡدِ مَا جَآءَهُمُ ٱلۡعِلۡمُ بَغۡيَۢا بَيۡنَهُمۡۗ وَمَن يَكۡفُرۡ بِـَٔايَـٰتِ ٱللَّهِ فَإِنَّ ٱللَّهَ سَرِيعُ ٱلۡحِسَابِ ١٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz Allah katında din İslam'dır. Kitap verilmiş olanlar, kendilerine ilim geldikten sonra sırf, aralarındaki ihtiras ve aşırılık yüzünden ayrılığa düştüler. Kim Allah'ın ayetlerini inkar ederse, bilsin ki Allah hesabı çok çabuk görendir.
İlişkiler60 bağlantı · 6 tür
Açıklar3:83 3:105
Aynı kök3:52 5:3 39:22
Aynı hüküm3:85
Aynı ibare3:105 10:93 24:39 42:14 45:17 +1 daha Aynı konu2:109 2:135–136 2:213 2:253 3:83–85 +5 daha Henüz sınıflandırılmamış2:23 2:48 2:62 2:111 2:135 +33 daha فَإِنۡ حَآجُّوكَ فَقُلۡ أَسۡلَمۡتُ وَجۡهِىَ لِلَّهِ وَمَنِ ٱتَّبَعَنِۗ وَقُل لِّلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡكِتَـٰبَ وَٱلۡأُمِّيِّـۧنَ ءَأَسۡلَمۡتُمۡۚ فَإِنۡ أَسۡلَمُواْ فَقَدِ ٱهۡتَدَواْۖ وَّإِن تَوَلَّوۡاْ فَإِنَّمَا عَلَيۡكَ ٱلۡبَلَـٰغُۗ وَٱللَّهُ بَصِيرُۢ بِٱلۡعِبَادِ ٢٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Seninle tartışmaya girişirlerse, de ki: "Ben, bana uyanlarla birlikte kendi özümü Allah'a teslim ettim." Kendilerine kitap verilenlere ve ümmilere de ki: "Siz de İslam'ı kabul ettiniz mi?" Eğer İslam'a girerlerse hidayete ermiş olurlar. Yok, eğer yüz çevirirlerse sana düşen şey ancak tebliğ etmektir. Allah, kullarını hakkıyla görendir.
İlişkiler32 bağlantı · 5 tür
Aynı kök2:78 2:158 7:158 62:2
Aynı ibare2:137 16:82
Aynı konu2:119 2:139 3:128 13:40 22:49 +3 daha Genelleştirir16:35
Henüz sınıflandırılmamış2:77 2:112 2:131 3:66 3:75 +12 daha إِنَّ ٱلَّذِينَ يَكۡفُرُونَ بِـَٔايَـٰتِ ٱللَّهِ وَيَقۡتُلُونَ ٱلنَّبِيِّـۧنَ بِغَيۡرِ حَقٍّ وَيَقۡتُلُونَ ٱلَّذِينَ يَأۡمُرُونَ بِٱلۡقِسۡطِ مِنَ ٱلنَّاسِ فَبَشِّرۡهُم بِعَذَابٍ أَلِيمٍ ٢١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah'ın ayetlerini inkar edenler, Peygamberleri haksız yere öldürenler, insanlardan adaleti emredenleri öldürenler var ya, onları elem dolu bir azap ile müjdele.
İlişkiler25 bağlantı · 5 tür
Aynı kök4:135 5:8
Aynı hüküm84:24
Aynı ibare2:61 3:112 3:181
Aynı konu2:87 2:87–91 2:91 3:183 4:155 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış2:59 3:18 3:81 5:42 5:117–118 +8 daha أُوْلَـٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ حَبِطَتۡ أَعۡمَـٰلُهُمۡ فِى ٱلدُّنۡيَا وَٱلۡـَٔاخِرَةِ وَمَا لَهُم مِّن نَّـٰصِرِينَ ٢٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar, amelleri, dünyada da, ahirette de boşa gitmiş kimselerdir. Onların hiç yardımcıları da yoktur.
İlişkiler7 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare2:217 9:69
Aynı konu18:103–104 47:1
Henüz sınıflandırılmamış6:88 9:54 18:103–105
Sayfa 53 Ali İmran
أَلَمۡ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ أُوتُواْ نَصِيبًا مِّنَ ٱلۡكِتَـٰبِ يُدۡعَوۡنَ إِلَىٰ كِتَـٰبِ ٱللَّهِ لِيَحۡكُمَ بَيۡنَهُمۡ ثُمَّ يَتَوَلَّىٰ فَرِيقٌ مِّنۡهُمۡ وَهُم مُّعۡرِضُونَ ٢٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kendilerine Kitap'tan bir pay verilenleri görmüyor musun ki, aralarında hüküm vermesi için Allah'ın Kitabına çağrılıyorlar da sonra içlerinden bir kısmı yüz çevirerek dönüp gidiyor.
İlişkiler15 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare4:44
Aynı konu2:213 4:61 4:105 5:15 5:43 +5 daha Henüz sınıflandırılmamış2:101 4:51 4:60 24:47–48
ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمۡ قَالُواْ لَن تَمَسَّنَا ٱلنَّارُ إِلَّآ أَيَّامًا مَّعۡدُودَٰتٍۖ وَغَرَّهُمۡ فِى دِينِهِم مَّا كَانُواْ يَفۡتَرُونَ ٢٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bunun sebebi, onların, "Bize, ateş sadece sayılı günlerde dokunacaktır." demeleridir. Uydurageldikleri şeyler dinleri konusunda kendilerini aldatmıştır.
İlişkiler8 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare2:80 2:80–81 2:80–82
Aynı konu4:49 68:38
Henüz sınıflandırılmamış2:41 7:169 11:106–107
فَكَيۡفَ إِذَا جَمَعۡنَـٰهُمۡ لِيَوۡمٍ لَّا رَيۡبَ فِيهِ وَوُفِّيَتۡ كُلُّ نَفۡسٍ مَّا كَسَبَتۡ وَهُمۡ لَا يُظۡلَمُونَ ٢٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bakalım, kendilerini o geleceğinde hiç şüphe olmayan gün için bir araya topladığımız ve hiç kimseye haksızlık edilmeden herkese kazandığı tamamen ödendiği vakit, halleri nice olacaktır.
İlişkiler12 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare2:281
Aynı konu2:272 4:87 6:12 36:54
Henüz sınıflandırılmamış3:9 4:139 6:160 18:44 21:47 +2 daha قُلِ ٱللَّهُمَّ مَـٰلِكَ ٱلۡمُلۡكِ تُؤۡتِى ٱلۡمُلۡكَ مَن تَشَآءُ وَتَنزِعُ ٱلۡمُلۡكَ مِمَّن تَشَآءُ وَتُعِزُّ مَن تَشَآءُ وَتُذِلُّ مَن تَشَآءُۖ بِيَدِكَ ٱلۡخَيۡرُۖ إِنَّكَ عَلَىٰ كُلِّ شَىۡءٍ قَدِيرٌ ٢٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
De ki: "Ey mülkün sahibi olan Allah'ım! Sen mülkü dilediğine verirsin. Dilediğinden de mülkü çeker alırsın. Dilediğini aziz edersin, dilediğini zelil edersin. Hayır senin elindedir. Şüphesiz sen her şeye hakkıyla gücü yetensin."
İlişkiler25 bağlantı · 5 tür
Açıklar2:258 27:34
Aynı kök5:38
Aynı konu3:189 25:2 35:13 39:6 64:1 +2 daha Genelleştirir2:247
Henüz sınıflandırılmamış3:2 3:73 4:79 7:180 10:11 +9 daha تُولِجُ ٱلَّيۡلَ فِى ٱلنَّهَارِ وَتُولِجُ ٱلنَّهَارَ فِى ٱلَّيۡلِۖ وَتُخۡرِجُ ٱلۡحَىَّ مِنَ ٱلۡمَيِّتِ وَتُخۡرِجُ ٱلۡمَيِّتَ مِنَ ٱلۡحَىِّۖ وَتَرۡزُقُ مَن تَشَآءُ بِغَيۡرِ حِسَابٍ ٢٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Geceyi gündüze sokarsın, gündüzü geceye sokarsın. Ölüden diriyi çıkarırsın, diriden ölüyü çıkarırsın. Dilediğine de hesapsız rızık verirsin."
İlişkiler20 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare6:95 10:31 22:61 30:19 31:29 +2 daha Aynı konu3:189 36:37 39:5
Henüz sınıflandırılmamış2:255 3:2 6:101–103 18:19 22:19 +5 daha لَّا يَتَّخِذِ ٱلۡمُؤۡمِنُونَ ٱلۡكَـٰفِرِينَ أَوۡلِيَآءَ مِن دُونِ ٱلۡمُؤۡمِنِينَۖ وَمَن يَفۡعَلۡ ذَٰلِكَ فَلَيۡسَ مِنَ ٱللَّهِ فِى شَىۡءٍ إِلَّآ أَن تَتَّقُواْ مِنۡهُمۡ تُقَىٰةًۗ وَيُحَذِّرُكُمُ ٱللَّهُ نَفۡسَهُۥۗ وَإِلَى ٱللَّهِ ٱلۡمَصِيرُ ٢٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Mü'minler, mü'minleri bırakıp inkarcıları dost edinmesin. Kim böyle yaparsa Allah ile bir ilişiği kalmaz. Ancak onlardan (gelebilecek tehlikeden) korunmanız başkadır. Allah, asıl sizi kendisine karşı dikkatli olmanız hakkında uyarmaktadır. Çünkü dönüş Allah'adır.
İlişkiler25 bağlantı · 5 tür
Açıklar5:55 8:73
Karşıtlık5:55
Aynı hüküm3:118 4:89 4:139 4:144 5:51 +5 daha Aynı konu5:52 5:80–81 5:81 16:106 60:2
Henüz sınıflandırılmamış2:254 3:30 8:32 9:16 17:73 +2 daha قُلۡ إِن تُخۡفُواْ مَا فِى صُدُورِكُمۡ أَوۡ تُبۡدُوهُ يَعۡلَمۡهُ ٱللَّهُۗ وَيَعۡلَمُ مَا فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلۡأَرۡضِۗ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىۡءٍ قَدِيرٌ ٢٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
De ki: "İçinizdekini gizleseniz de, açığa vursanız da Allah onu bilir. Göklerdeki her şeyi, yerdeki her şeyi de bilir. Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir."
İlişkiler22 bağlantı · 2 tür
Aynı konu11:5 40:19
Henüz sınıflandırılmamış2:33 2:284 4:108 5:61 5:99 +15 daha Sayfa 54 Ali İmran
يَوۡمَ تَجِدُ كُلُّ نَفۡسٍ مَّا عَمِلَتۡ مِنۡ خَيۡرٍ مُّحۡضَرًا وَمَا عَمِلَتۡ مِن سُوٓءٍ تَوَدُّ لَوۡ أَنَّ بَيۡنَهَا وَبَيۡنَهُۥٓ أَمَدَۢا بَعِيدًاۗ وَيُحَذِّرُكُمُ ٱللَّهُ نَفۡسَهُۥۗ وَٱللَّهُ رَءُوفُۢ بِٱلۡعِبَادِ ٣٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Herkesin yaptığı iyiliği ve yaptığı kötülüğü hazır bulacağı günde kişi, kötülükleri ile kendi arasında uzak bir mesafe bulunmasını ister. Yine Allah, sizi kendisine karşı dikkatli olmanız hakkında uyarmaktadır. Allah, kullarını çok esirgeyicidir.
İlişkiler18 bağlantı · 2 tür
Aynı konu2:110 17:13 18:49 43:38 53:40 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış2:165 2:281 2:286 3:28 11:92 +4 daha قُلۡ إِن كُنتُمۡ تُحِبُّونَ ٱللَّهَ فَٱتَّبِعُونِى يُحۡبِبۡكُمُ ٱللَّهُ وَيَغۡفِرۡ لَكُمۡ ذُنُوبَكُمۡۗ وَٱللَّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ ٣١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
De ki: "Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir."
İlişkiler25 bağlantı · 4 tür
Aynı hüküm8:20
Aynı ibare3:132 4:59 5:92 22:38 24:54 +3 daha Aynı konu5:92 57:28
Henüz sınıflandırılmamış2:165 2:284 4:80 5:54 7:157 +9 daha قُلۡ أَطِيعُواْ ٱللَّهَ وَٱلرَّسُولَۖ فَإِن تَوَلَّوۡاْ فَإِنَّ ٱللَّهَ لَا يُحِبُّ ٱلۡكَـٰفِرِينَ ٣٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
De ki: "Allah'a ve Peygamber'e itaat edin." Eğer yüz çevirirlerse şüphe yok ki Allah kafirleri sevmez.
İlişkiler42 bağlantı · 5 tür
Aynı kök7:68 33:39 65:10–11
Aynı hüküm8:20
Aynı ibare3:132 4:59 5:92 8:1 22:38 +4 daha Aynı konu4:80 57:28
Henüz sınıflandırılmamış2:3 3:132 3:144 4:59 4:64 +22 daha ۞ إِنَّ ٱللَّهَ ٱصۡطَفَىٰٓ ءَادَمَ وَنُوحًا وَءَالَ إِبۡرَٰهِيمَ وَءَالَ عِمۡرَٰنَ عَلَى ٱلۡعَـٰلَمِينَ ٣٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(33-34) Şüphesiz Allah, Adem'i, Nuh'u, İbrahim ailesini (soyunu) ve İmran ailesini (soyunu) birbirinden gelmiş birer nesil olarak seçip alemlere üstün kıldı. Allah, her şeyi hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
İlişkiler28 bağlantı · 4 tür
Devam eder3:47
Paralel19:17 19:18 19:21 19:29 19:31
Aynı konu6:86 16:121 19:16 19:22 19:24 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış2:38 2:124 3:110 4:163 11:24 +10 daha ذُرِّيَّةَۢ بَعۡضُهَا مِنۢ بَعۡضٍۗ وَٱللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ ٣٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(33-34) Şüphesiz Allah, Adem'i, Nuh'u, İbrahim ailesini (soyunu) ve İmran ailesini (soyunu) birbirinden gelmiş birer nesil olarak seçip alemlere üstün kıldı. Allah, her şeyi hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
İlişkiler20 bağlantı · 5 tür
Devam eder3:47
Paralel19:17 19:18 19:21 19:29 19:31
Aynı ibare19:34
Aynı konu19:16 19:22 19:24 19:28
Henüz sınıflandırılmamış12:6 19:4 19:20 19:23 19:25 +4 daha إِذۡ قَالَتِ ٱمۡرَأَتُ عِمۡرَٰنَ رَبِّ إِنِّى نَذَرۡتُ لَكَ مَا فِى بَطۡنِى مُحَرَّرًا فَتَقَبَّلۡ مِنِّىٓۖ إِنَّكَ أَنتَ ٱلسَّمِيعُ ٱلۡعَلِيمُ ٣٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hani, İmran'ın karısı, "Rabbim! Karnımdaki çocuğu sırf sana hizmet etmek üzere adadım. Benden kabul et. Şüphesiz sen hakkıyla işitensin, hakkıyla bilensin" demişti.
İlişkiler34 bağlantı · 5 tür
Devam eder3:47
Paralel19:4 19:5 19:7 19:9 19:10 +8 daha Aynı ibare19:34
Aynı konu19:13 19:16 19:22 19:24 19:28 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış4:171 19:2 19:4 19:6 19:8 +7 daha فَلَمَّا وَضَعَتۡهَا قَالَتۡ رَبِّ إِنِّى وَضَعۡتُهَآ أُنثَىٰ وَٱللَّهُ أَعۡلَمُ بِمَا وَضَعَتۡ وَلَيۡسَ ٱلذَّكَرُ كَٱلۡأُنثَىٰۖ وَإِنِّى سَمَّيۡتُهَا مَرۡيَمَ وَإِنِّىٓ أُعِيذُهَا بِكَ وَذُرِّيَّتَهَا مِنَ ٱلشَّيۡطَـٰنِ ٱلرَّجِيمِ ٣٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onu doğurunca, "Rabbim!" dedi, "Onu kız doğurdum." -Oysa Allah, onun ne doğurduğunu daha iyi bilir- "Erkek, kız gibi değildir. Ona Meryem adını verdim. Onu ve soyunu kovulmuş şeytandan senin korumana bırakıyorum."
İlişkiler53 bağlantı · 6 tür
Devam eder3:47
Aynı kök18:20 19:46 67:5
Paralel19:4 19:5 19:7 19:9 19:10 +8 daha Aynı ibare16:98–100 19:34
Aynı konu3:42 7:200–201 15:34 19:13 19:16 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış4:171 11:91 15:17 16:98 18:22 +20 daha فَتَقَبَّلَهَا رَبُّهَا بِقَبُولٍ حَسَنٍ وَأَنۢبَتَهَا نَبَاتًا حَسَنًا وَكَفَّلَهَا زَكَرِيَّاۖ كُلَّمَا دَخَلَ عَلَيۡهَا زَكَرِيَّا ٱلۡمِحۡرَابَ وَجَدَ عِندَهَا رِزۡقًاۖ قَالَ يَـٰمَرۡيَمُ أَنَّىٰ لَكِ هَـٰذَاۖ قَالَتۡ هُوَ مِنۡ عِندِ ٱللَّهِۖ إِنَّ ٱللَّهَ يَرۡزُقُ مَن يَشَآءُ بِغَيۡرِ حِسَابٍ ٣٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bunun üzerine Rabbi onu güzel bir şekilde kabul buyurdu ve onu güzel bir şekilde yetiştirdi. Zekeriya'yı da onun bakımıyla görevlendirdi. Zekeriya, onun bulunduğu bölmeye her girişinde yanında bir yiyecek bulurdu. "Meryem! Bu sana nereden geldi?" derdi. O da "Bu, Allah katından" diye cevap verirdi. Zira Allah, dilediğine hesapsız rızık verir.
İlişkiler44 bağlantı · 5 tür
Devam eder3:47
Paralel19:4 19:5 19:7 19:9 19:10 +8 daha Aynı ibare19:34
Aynı konu19:13 19:16 19:19 19:22 19:24 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış4:171 5:75 5:112 8:4 19:2 +15 daha Sayfa 55 Ali İmran
هُنَالِكَ دَعَا زَكَرِيَّا رَبَّهُۥۖ قَالَ رَبِّ هَبۡ لِى مِن لَّدُنكَ ذُرِّيَّةً طَيِّبَةًۖ إِنَّكَ سَمِيعُ ٱلدُّعَآءِ ٣٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Orada Zekeriya Rabbine dua etti: "Rabbim! Bana katından temiz bir nesil bahşet. Şüphesiz sen duayı hakkıyla işitensin" dedi.
İlişkiler39 bağlantı · 6 tür
Devam eder3:47
Aynı kök7:119
Paralel19:2–6 19:2–15 19:3 19:4 19:5 +11 daha Aynı ibare19:34
Aynı konu19:13 19:16 19:22 19:24 19:28 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış4:171 19:1 19:2 19:6 19:8 +9 daha فَنَادَتۡهُ ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةُ وَهُوَ قَآئِمٌ يُصَلِّى فِى ٱلۡمِحۡرَابِ أَنَّ ٱللَّهَ يُبَشِّرُكَ بِيَحۡيَىٰ مُصَدِّقَۢا بِكَلِمَةٍ مِّنَ ٱللَّهِ وَسَيِّدًا وَحَصُورًا وَنَبِيًّا مِّنَ ٱلصَّـٰلِحِينَ ٣٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Zekeriya mabedde namaz kılarken melekler ona, "Allah sana, kendisinden gelen bir kelimeyi (İsa'yı) doğrulayıcı, efendi, nefsine hakim ve salihlerden bir peygamber olarak Yahya'yı müjdeler" diye seslendiler.
İlişkiler55 bağlantı · 5 tür
Devam eder3:47
Aynı ibare19:34
Aynı konu6:85–89 19:13 19:14 19:16 19:22 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış2:37 2:83 2:183 3:45 4:171 +25 daha قَالَ رَبِّ أَنَّىٰ يَكُونُ لِى غُلَـٰمٌ وَقَدۡ بَلَغَنِىَ ٱلۡكِبَرُ وَٱمۡرَأَتِى عَاقِرٌۖ قَالَ كَذَٰلِكَ ٱللَّهُ يَفۡعَلُ مَا يَشَآءُ ٤٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Zekeriya, "Ey Rabbim! Bana ihtiyarlık gelip çatmış iken ve karım da kısır iken benim nasıl çocuğum olabilir?" dedi. Allah, "Öyledir, ama Allah dilediğini yapar" dedi.
İlişkiler54 bağlantı · 5 tür
Devam eder3:47
Aynı ibare2:253 3:47 19:34 22:14
Aynı konu11:71–73 19:4 19:10 19:13 19:16 +5 daha Henüz sınıflandırılmamış4:171 5:1 11:107 13:38 14:27 +18 daha قَالَ رَبِّ ٱجۡعَل لِّىٓ ءَايَةًۖ قَالَ ءَايَتُكَ أَلَّا تُكَلِّمَ ٱلنَّاسَ ثَلَـٰثَةَ أَيَّامٍ إِلَّا رَمۡزًاۗ وَٱذۡكُر رَّبَّكَ كَثِيرًا وَسَبِّحۡ بِٱلۡعَشِىِّ وَٱلۡإِبۡكَـٰرِ ٤١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Zekeriya, "Rabbim! (çocuğum olacağına dair) bana bir alamet ver" dedi. Allah da şöyle dedi: "Senin için alamet, insanlarla üç gün konuşamaman, ancak işaretleşebilmendir. Ayrıca Rabbini çok an, sabah akşam tesbih et."
İlişkiler41 bağlantı · 5 tür
Devam eder3:47
Paralel19:4 19:5 19:7 19:9 19:10 +9 daha Aynı ibare19:34
Aynı konu19:13 19:16 19:22 19:24 19:28 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış2:48 4:171 16:49 19:1–11 19:2 +14 daha وَإِذۡ قَالَتِ ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةُ يَـٰمَرۡيَمُ إِنَّ ٱللَّهَ ٱصۡطَفَىٰكِ وَطَهَّرَكِ وَٱصۡطَفَىٰكِ عَلَىٰ نِسَآءِ ٱلۡعَـٰلَمِينَ ٤٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hani melekler, "Ey Meryem! Allah, seni seçti. Seni tertemiz yaptı ve seni dünya kadınlarına üstün kıldı."
İlişkiler27 bağlantı · 5 tür
Devam eder3:47
Paralel19:17 19:18 19:21 19:29 19:31 +1 daha Aynı ibare19:34
Aynı konu3:36 19:16 19:22 19:24 19:28 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış4:156 4:171 16:68 19:20 19:23 +6 daha يَـٰمَرۡيَمُ ٱقۡنُتِى لِرَبِّكِ وَٱسۡجُدِى وَٱرۡكَعِى مَعَ ٱلرَّٰكِعِينَ ٤٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Ey Meryem! Rabbine divan dur. Secde et ve (O'nun huzurunda) rüku edenlerle beraber rüku et" demişlerdi.
İlişkiler22 bağlantı · 5 tür
Devam eder3:47
Paralel19:17 19:18 19:21 19:29 19:31 +1 daha Aynı ibare19:34
Aynı konu19:16 19:22 19:24 19:28 23:50
Henüz sınıflandırılmamış4:171 19:20 19:23 19:25 19:26 +4 daha ذَٰلِكَ مِنۡ أَنۢبَآءِ ٱلۡغَيۡبِ نُوحِيهِ إِلَيۡكَۚ وَمَا كُنتَ لَدَيۡهِمۡ إِذۡ يُلۡقُونَ أَقۡلَـٰمَهُمۡ أَيُّهُمۡ يَكۡفُلُ مَرۡيَمَ وَمَا كُنتَ لَدَيۡهِمۡ إِذۡ يَخۡتَصِمُونَ ٤٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Ey Muhammed!) Bunlar sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Meryem'i kim himayesine alıp koruyacak diye kalemlerini (kur'a için) atarlarken sen yanlarında değildin. (Bu konuda) tartışırlarken de yanlarında değildin.
İlişkiler32 bağlantı · 6 tür
Devam eder3:47
Aynı kök6:59
Paralel19:17 19:18 19:21 19:29 19:31 +1 daha Aynı ibare11:49 12:102 19:34 38:69
Aynı konu3:58 11:120 12:111 19:16 19:22 +5 daha Henüz sınıflandırılmamış4:171 7:188 12:3 19:20 19:23 +5 daha إِذۡ قَالَتِ ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةُ يَـٰمَرۡيَمُ إِنَّ ٱللَّهَ يُبَشِّرُكِ بِكَلِمَةٍ مِّنۡهُ ٱسۡمُهُ ٱلۡمَسِيحُ عِيسَى ٱبۡنُ مَرۡيَمَ وَجِيهًا فِى ٱلدُّنۡيَا وَٱلۡـَٔاخِرَةِ وَمِنَ ٱلۡمُقَرَّبِينَ ٤٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hani melekler şöyle demişti: "Ey Meryem! Allah, seni kendi tarafından bir kelime ile müjdeliyor ki, adı Meryem oğlu İsa Mesih'tir. Dünyada da, ahirette de itibarlı ve Allah'a çok yakın olanlardandır."
İlişkiler53 bağlantı · 6 tür
Devam eder3:47
Aynı kök34:37 56:11 56:88 83:21 96:19
Paralel19:17–19 19:17 19:18 19:21 19:29 +2 daha Aynı ibare4:171 19:34
Aynı konu3:55 3:59 4:158 5:72 19:16 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış2:59 2:87 2:165 3:39 3:51 +24 daha Sayfa 56 Ali İmran
وَيُكَلِّمُ ٱلنَّاسَ فِى ٱلۡمَهۡدِ وَكَهۡلًا وَمِنَ ٱلصَّـٰلِحِينَ ٤٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"O, beşikte de, yetişkin çağında da insanlarla konuşacak, salihlerden olacaktır."
İlişkiler25 bağlantı · 5 tür
Devam eder3:47
Paralel19:17 19:18 19:21 19:29 19:29–33 +1 daha Aynı ibare5:110 19:34
Aynı konu2:253 19:16 19:22 19:24 19:28
Henüz sınıflandırılmamış4:171 19:20 19:21 19:23 19:25 +6 daha قَالَتۡ رَبِّ أَنَّىٰ يَكُونُ لِى وَلَدٌ وَلَمۡ يَمۡسَسۡنِى بَشَرٌۖ قَالَ كَذَٰلِكِ ٱللَّهُ يَخۡلُقُ مَا يَشَآءُۚ إِذَا قَضَىٰٓ أَمۡرًا فَإِنَّمَا يَقُولُ لَهُۥ كُن فَيَكُونُ ٤٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Meryem), "Ey Rabbim! Bana bir beşer dokunmamışken benim nasıl çocuğum olur?" dedi. Allah, "Öyle ama, Allah dilediğini yaratır. O, bir şeyin olmasını dilediğinde ona sadece "ol" der, o da hemen oluverir" dedi.
İlişkiler41 bağlantı · 5 tür
Devam eder3:33–46 3:46
Paralel19:16–34 19:17 19:18 19:20 19:20–21 +3 daha Aynı ibare3:40 6:73 16:40 19:34 28:68 +2 daha Aynı konu19:16 19:22 19:24 19:28 54:50
Henüz sınıflandırılmamış2:117 2:253 3:59 4:171 5:1 +14 daha وَيُعَلِّمُهُ ٱلۡكِتَـٰبَ وَٱلۡحِكۡمَةَ وَٱلتَّوۡرَىٰةَ وَٱلۡإِنجِيلَ ٤٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ve Allah ona kitabı, hikmeti, Tevrat ve İncil'i öğretecek.
İlişkiler8 bağlantı · 4 tür
Açıklar2:87
Paralel19:21 43:63
Aynı ibare5:110 19:34
Henüz sınıflandırılmamış4:171 42:17 72:27
وَرَسُولًا إِلَىٰ بَنِىٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ أَنِّى قَدۡ جِئۡتُكُم بِـَٔايَةٍ مِّن رَّبِّكُمۡۖ أَنِّىٓ أَخۡلُقُ لَكُم مِّنَ ٱلطِّينِ كَهَيۡـَٔةِ ٱلطَّيۡرِ فَأَنفُخُ فِيهِ فَيَكُونُ طَيۡرَۢا بِإِذۡنِ ٱللَّهِۖ وَأُبۡرِئُ ٱلۡأَكۡمَهَ وَٱلۡأَبۡرَصَ وَأُحۡىِ ٱلۡمَوۡتَىٰ بِإِذۡنِ ٱللَّهِۖ وَأُنَبِّئُكُم بِمَا تَأۡكُلُونَ وَمَا تَدَّخِرُونَ فِى بُيُوتِكُمۡۚ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً لَّكُمۡ إِن كُنتُم مُّؤۡمِنِينَ ٤٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, onu İsrailoğullarına bir Peygamber olarak gönderecek (ve o da onlara şöyle diyecek): "Şüphesiz ben size Rabbinizden bir mucize getirdim. Ben çamurdan kuş şeklinde bir şey yapar, ona üflerim. O da Allah'ın izniyle hemen kuş oluverir. Körü ve alacalıyı iyileştiririm ve Allah'ın izniyle ölüleri diriltirim. Evlerinizde ne yiyip ne biriktirdiğinizi size haber veririm. Eğer mü'minler iseniz bunda sizin için elbette bir ibret vardır."
İlişkiler20 bağlantı · 6 tür
Açıklar2:87
Aynı kök6:122 17:13 23:14 105:3
Paralel5:110 43:63
Aynı ibare5:110 19:34
Aynı konu43:59
Henüz sınıflandırılmamış4:82 4:158 4:171 6:101 7:176 +5 daha وَمُصَدِّقًا لِّمَا بَيۡنَ يَدَىَّ مِنَ ٱلتَّوۡرَىٰةِ وَلِأُحِلَّ لَكُم بَعۡضَ ٱلَّذِى حُرِّمَ عَلَيۡكُمۡۚ وَجِئۡتُكُم بِـَٔايَةٍ مِّن رَّبِّكُمۡ فَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ ٥٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Benden önce gelen Tevrat'ı doğrulayıcı olarak ve size haram kılınan bazı şeyleri helal kılmak için gönderildim ve Rabbiniz tarafından size bir mucize de getirdim. Artık Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin."
İlişkiler34 bağlantı · 7 tür
Açıklar3:93 4:160 6:146
Aynı kök58:13
Paralel43:63
Aynı hüküm3:93 16:118
Aynı ibare5:46 19:34 43:63–64 61:6
Aynı konu5:48–49 6:138 46:30
Henüz sınıflandırılmamış2:10 2:18 2:87 2:106 2:260 +15 daha إِنَّ ٱللَّهَ رَبِّى وَرَبُّكُمۡ فَٱعۡبُدُوهُۗ هَـٰذَا صِرَٰطٌ مُّسۡتَقِيمٌ ٥١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Şüphesiz Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyleyse O'na ibadet edin. İşte bu, doğru yoldur."
İlişkiler30 bağlantı · 4 tür
Paralel5:72 43:63 43:64 61:14
Aynı ibare5:117 19:34 19:36
Aynı konu3:55
Henüz sınıflandırılmamış1:6 2:59 2:165 3:8 3:45 +17 daha ۞ فَلَمَّآ أَحَسَّ عِيسَىٰ مِنۡهُمُ ٱلۡكُفۡرَ قَالَ مَنۡ أَنصَارِىٓ إِلَى ٱللَّهِۖ قَالَ ٱلۡحَوَارِيُّونَ نَحۡنُ أَنصَارُ ٱللَّهِ ءَامَنَّا بِٱللَّهِ وَٱشۡهَدۡ بِأَنَّا مُسۡلِمُونَ ٥٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İsa, onların inkarlarını sezince, "Allah yolunda yardımcılarım kim?" dedi. Havariler, "Biziz Allah yolunun yardımcıları. Allah'a iman ettik. Şahit ol, biz müslümanlarız" dediler.
İlişkiler36 bağlantı · 5 tür
Aynı kök3:19 22:40 47:7 57:25 59:8 +1 daha Paralel5:111 43:63 61:14
Aynı ibare19:34
Aynı konu3:55 5:82
Henüz sınıflandırılmamış2:59 2:62 2:165 3:45 3:51 +19 daha Sayfa 57 Ali İmran
رَبَّنَآ ءَامَنَّا بِمَآ أَنزَلۡتَ وَٱتَّبَعۡنَا ٱلرَّسُولَ فَٱكۡتُبۡنَا مَعَ ٱلشَّـٰهِدِينَ ٥٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Rabbimiz! Senin indirdiğine iman ettik ve Peygamber'e uyduk. Artık bizi (hakikate) şahitlik edenlerle beraber yaz."
İlişkiler16 bağlantı · 4 tür
Paralel43:63 61:14
Aynı ibare5:82–84 5:83 19:34
Aynı konu4:69 5:113
Henüz sınıflandırılmamış4:159 4:171 5:12 5:111–115 5:111 +4 daha وَمَكَرُواْ وَمَكَرَ ٱللَّهُۖ وَٱللَّهُ خَيۡرُ ٱلۡمَـٰكِرِينَ ٥٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar tuzak kurdular. Allah da tuzak kurdu. Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır.
İlişkiler26 bağlantı · 5 tür
Aynı kök27:50
Paralel43:63
Aynı ibare8:30 19:34
Aynı konu4:142 9:79 13:42 14:46 16:26 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış2:15 4:157 4:159 4:171 5:12 +11 daha إِذۡ قَالَ ٱللَّهُ يَـٰعِيسَىٰٓ إِنِّى مُتَوَفِّيكَ وَرَافِعُكَ إِلَىَّ وَمُطَهِّرُكَ مِنَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ وَجَاعِلُ ٱلَّذِينَ ٱتَّبَعُوكَ فَوۡقَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓاْ إِلَىٰ يَوۡمِ ٱلۡقِيَـٰمَةِۖ ثُمَّ إِلَىَّ مَرۡجِعُكُمۡ فَأَحۡكُمُ بَيۡنَكُمۡ فِيمَا كُنتُمۡ فِيهِ تَخۡتَلِفُونَ ٥٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hani Allah şöyle buyurmuştu: "Ey İsa! Şüphesiz, senin hayatına ben son vereceğim. Seni kendime yükselteceğim. Seni inkar edenlerden kurtararak temizleyeceğim ve sana uyanları kıyamete kadar küfre sapanların üstünde tutacağım. Sonra dönüşünüz yalnızca banadır. Ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında aranızda ben hükmedeceğim."
İlişkiler79 bağlantı · 6 tür
Açıklar4:157–158
Aynı kök4:97 4:158 6:83 7:126 7:176 +6 daha Paralel43:63
Aynı ibare5:116–117 19:34
Aynı konu3:45 3:51–52 4:157 4:159 5:14 +5 daha Henüz sınıflandırılmamış2:40 2:59 2:177 2:222 2:234 +49 daha فَأَمَّا ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ فَأُعَذِّبُهُمۡ عَذَابًا شَدِيدًا فِى ٱلدُّنۡيَا وَٱلۡـَٔاخِرَةِ وَمَا لَهُم مِّن نَّـٰصِرِينَ ٥٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"İnkar edenlere gelince, onlara dünyada da, ahirette de şiddetli bir şekilde azab edeceğim. Onların hiç yardımcıları da olmayacaktır."
İlişkiler10 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare4:173 19:34
Aynı konu5:9–10 11:99
Henüz sınıflandırılmamış4:56 4:171 13:33–34 13:34 33:65 +1 daha وَأَمَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ فَيُوَفِّيهِمۡ أُجُورَهُمۡۗ وَٱللَّهُ لَا يُحِبُّ ٱلظَّـٰلِمِينَ ٥٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"İman edip salih ameller işleyenlere gelince, Allah onların mükafatlarını tastamam verecektir. Allah, zalimleri sevmez."
İlişkiler9 bağlantı · 2 tür
Aynı ibare19:34 35:30
Henüz sınıflandırılmamış2:49 3:55 3:76 4:57 4:171 +2 daha ذَٰلِكَ نَتۡلُوهُ عَلَيۡكَ مِنَ ٱلۡـَٔايَـٰتِ وَٱلذِّكۡرِ ٱلۡحَكِيمِ ٥٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Ey Muhammed!) Bunu (bildirdiklerimizi) biz sana ayetlerden ve hikmet dolu Kur'an'dan okuyoruz.
İlişkiler11 bağlantı · 4 tür
Aynı kök13:28
Aynı ibare19:34
Aynı konu3:44 10:1 15:9
Henüz sınıflandırılmamış2:269 4:171 17:39 20:99 31:2 +1 daha إِنَّ مَثَلَ عِيسَىٰ عِندَ ٱللَّهِ كَمَثَلِ ءَادَمَۖ خَلَقَهُۥ مِن تُرَابٍ ثُمَّ قَالَ لَهُۥ كُن فَيَكُونُ ٥٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz Allah katında (yaratılışları bakımından) İsa'nın durumu, Adem'in durumu gibidir: Onu topraktan yarattı. Sonra ona "ol" dedi. O da hemen oluverdi.
İlişkiler29 bağlantı · 4 tür
Aynı ibare2:117 6:73 19:34 19:35 22:5
Aynı konu3:45 7:11–23 15:26 23:12 71:17
Genelleştirir16:40 36:82
Henüz sınıflandırılmamış3:7 3:47 4:171 4:172 11:61 +12 daha ٱلۡحَقُّ مِن رَّبِّكَ فَلَا تَكُن مِّنَ ٱلۡمُمۡتَرِينَ ٦٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hak Rabbindendir. O halde, sakın şüphe edenlerden olma.
İlişkiler14 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare2:147 10:94 10:108 18:29 19:34
Aynı konu6:114 7:2 19:34
Henüz sınıflandırılmamış2:176 4:166 4:171 10:32 27:79 +1 daha فَمَنۡ حَآجَّكَ فِيهِ مِنۢ بَعۡدِ مَا جَآءَكَ مِنَ ٱلۡعِلۡمِ فَقُلۡ تَعَالَوۡاْ نَدۡعُ أَبۡنَآءَنَا وَأَبۡنَآءَكُمۡ وَنِسَآءَنَا وَنِسَآءَكُمۡ وَأَنفُسَنَا وَأَنفُسَكُمۡ ثُمَّ نَبۡتَهِلۡ فَنَجۡعَل لَّعۡنَتَ ٱللَّهِ عَلَى ٱلۡكَـٰذِبِينَ ٦١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sana (gerekli) bilgi geldikten sonra artık kim bu konuda seninle tartışacak olursa, de ki: "Gelin, oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı çağıralım. Biz de siz de toplanalım. Sonra gönülden dua edelim de, Allah'ın lanetini (aramızdan) yalan söyleyenlerin üstüne atalım."
İlişkiler11 bağlantı · 3 tür
Aynı kök2:158
Aynı ibare13:37 19:34 24:6–9
Henüz sınıflandırılmamış2:120 4:171 5:116–117 10:104 14:6–7 +2 daha Sayfa 58 Ali İmran
إِنَّ هَـٰذَا لَهُوَ ٱلۡقَصَصُ ٱلۡحَقُّۚ وَمَا مِنۡ إِلَـٰهٍ إِلَّا ٱللَّهُۚ وَإِنَّ ٱللَّهَ لَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡحَكِيمُ ٦٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz bu (İsa hakkındaki) gerçek kıssadır. Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. Şüphesiz Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
İlişkiler1 bağlantı · 1 tür
Henüz sınıflandırılmamış4:171
فَإِن تَوَلَّوۡاْ فَإِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمُۢ بِٱلۡمُفۡسِدِينَ ٦٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Eğer yüz çevirirlerse, şüphesiz ki Allah fesat çıkaranları çok iyi bilir.
İlişkiler4 bağlantı · 1 tür
Henüz sınıflandırılmamış2:12 4:171 20:124 39:59
قُلۡ يَـٰٓأَهۡلَ ٱلۡكِتَـٰبِ تَعَالَوۡاْ إِلَىٰ كَلِمَةٍ سَوَآءِۭ بَيۡنَنَا وَبَيۡنَكُمۡ أَلَّا نَعۡبُدَ إِلَّا ٱللَّهَ وَلَا نُشۡرِكَ بِهِۦ شَيۡـًٔا وَلَا يَتَّخِذَ بَعۡضُنَا بَعۡضًا أَرۡبَابًا مِّن دُونِ ٱللَّهِۚ فَإِن تَوَلَّوۡاْ فَقُولُواْ ٱشۡهَدُواْ بِأَنَّا مُسۡلِمُونَ ٦٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
De ki: "Ey kitap ehli! Bizimle sizin aranızda ortak bir söze gelin: Yalnız Allah'a ibadet edelim. O'na hiçbir şeyi ortak koşmayalım. Allah'ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilah edinmesin." Eğer onlar yine yüz çevirirlerse, deyin ki: "Şahit olun, biz müslümanlarız."
İlişkiler21 bağlantı · 4 tür
Aynı hüküm29:46
Aynı ibare9:31
Aynı konu2:139 3:80
Henüz sınıflandırılmamış2:111 2:120 2:135 3:18 3:51 +12 daha يَـٰٓأَهۡلَ ٱلۡكِتَـٰبِ لِمَ تُحَآجُّونَ فِىٓ إِبۡرَٰهِيمَ وَمَآ أُنزِلَتِ ٱلتَّوۡرَىٰةُ وَٱلۡإِنجِيلُ إِلَّا مِنۢ بَعۡدِهِۦٓۚ أَفَلَا تَعۡقِلُونَ ٦٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ey kitap ehli! İbrahim hakkında niçin tartışıyorsunuz. Oysa Tevrat da, İncil de ondan sonra indirilmiştir. Siz hiç düşünmüyor musunuz?
İlişkiler11 bağlantı · 3 tür
Aynı kök2:158
Aynı konu2:140 3:67 19:43 19:48
Henüz sınıflandırılmamış3:66 6:75 14:36 19:41 19:46 +1 daha هَـٰٓأَنتُمۡ هَـٰٓؤُلَآءِ حَـٰجَجۡتُمۡ فِيمَا لَكُم بِهِۦ عِلۡمٌ فَلِمَ تُحَآجُّونَ فِيمَا لَيۡسَ لَكُم بِهِۦ عِلۡمٌۚ وَٱللَّهُ يَعۡلَمُ وَأَنتُمۡ لَا تَعۡلَمُونَ ٦٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İşte siz böyle kimselersiniz! Diyelim ki biraz bilginiz olan şey hakkında tartıştınız. Ya hiç bilginiz olmayan şey hakkında niçin tartışıyorsunuz? Allah bilir, siz bilmezsiniz.
İlişkiler19 bağlantı · 3 tür
Aynı kök2:158
Aynı konu2:140 19:43 19:48 22:3
Henüz sınıflandırılmamış2:216 3:20 3:65 4:34 6:75 +9 daha مَا كَانَ إِبۡرَٰهِيمُ يَهُودِيًّا وَلَا نَصۡرَانِيًّا وَلَـٰكِن كَانَ حَنِيفًا مُّسۡلِمًا وَمَا كَانَ مِنَ ٱلۡمُشۡرِكِينَ ٦٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İbrahim, ne Yahudi idi, ne de Hıristiyan. Fakat o, hanif (Allah'ı bir tanıyan, hakka yönelen) bir müslümandı. Allah'a ortak koşanlardan da değildi.
İlişkiler25 bağlantı · 4 tür
Aynı kök30:30 98:5
Aynı ibare2:135 3:95 6:161
Aynı konu2:130 2:140 3:65 4:125 6:79 +5 daha Henüz sınıflandırılmamış2:62 2:134 6:75 14:36 19:41 +5 daha إِنَّ أَوۡلَى ٱلنَّاسِ بِإِبۡرَٰهِيمَ لَلَّذِينَ ٱتَّبَعُوهُ وَهَـٰذَا ٱلنَّبِىُّ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْۗ وَٱللَّهُ وَلِىُّ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ ٦٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz, insanların İbrahim'e en yakın olanı, elbette ona uyanlar, bir de bu peygamber (Muhammed) ve mü'minlerdir. Allah da mü'minlerin dostudur.
İlişkiler24 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare2:257
Aynı konu2:130 6:161 19:43 19:48 60:4
Henüz sınıflandırılmamış2:254 4:125 4:161 5:55–56 5:55 +13 daha وَدَّت طَّآئِفَةٌ مِّنۡ أَهۡلِ ٱلۡكِتَـٰبِ لَوۡ يُضِلُّونَكُمۡ وَمَا يُضِلُّونَ إِلَّآ أَنفُسَهُمۡ وَمَا يَشۡعُرُونَ ٦٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kitap ehlinden bir grup sizi saptırabilmeyi çok arzu etti. Oysa sadece kendilerini saptırıyorlar, fakat farkına varmıyorlar.
İlişkiler20 bağlantı · 4 tür
Devam eder3:100
Aynı ibare2:109 3:113 4:113
Aynı konu2:135 2:217 3:75 3:100 3:149 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış2:9 2:105 3:78–99 4:46 4:162 +5 daha يَـٰٓأَهۡلَ ٱلۡكِتَـٰبِ لِمَ تَكۡفُرُونَ بِـَٔايَـٰتِ ٱللَّهِ وَأَنتُمۡ تَشۡهَدُونَ ٧٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ey Kitap ehli! (Gerçeğe) şahit olduğunuz halde, niçin Allah'ın ayetlerini inkar ediyorsunuz?
İlişkiler15 bağlantı · 4 tür
Aynı kök12:26–29
Aynı ibare3:98 3:99
Aynı konu2:145–146 3:86 6:20
Henüz sınıflandırılmamış2:4 2:105 2:136 3:1 3:3 +4 daha Sayfa 59 Ali İmran
يَـٰٓأَهۡلَ ٱلۡكِتَـٰبِ لِمَ تَلۡبِسُونَ ٱلۡحَقَّ بِٱلۡبَـٰطِلِ وَتَكۡتُمُونَ ٱلۡحَقَّ وَأَنتُمۡ تَعۡلَمُونَ ٧١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ey Kitap ehli! Niçin hakkı batılla karıştırıyor ve bile bile gerçeği gizliyorsunuz?
İlişkiler12 bağlantı · 4 tür
Aynı kök2:174
Aynı ibare2:42 2:146 5:15
Aynı konu2:159 2:174–175 18:56 40:5
Henüz sınıflandırılmamış2:105 2:109 3:78 9:24
وَقَالَت طَّآئِفَةٌ مِّنۡ أَهۡلِ ٱلۡكِتَـٰبِ ءَامِنُواْ بِٱلَّذِىٓ أُنزِلَ عَلَى ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَجۡهَ ٱلنَّهَارِ وَٱكۡفُرُوٓاْ ءَاخِرَهُۥ لَعَلَّهُمۡ يَرۡجِعُونَ ٧٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kitap ehlinden bir grup, "Mü'minlere indirilene günün başlangıcında inanın, sonunda da inkar edin, belki onlar (size bakarak) dönerler" dedi.
İlişkiler18 bağlantı · 2 tür
Aynı konu2:14 2:76 2:108 2:120 2:217 +8 daha Henüz sınıflandırılmamış2:76 2:109 3:64 4:81 5:61
وَلَا تُؤۡمِنُوٓاْ إِلَّا لِمَن تَبِعَ دِينَكُمۡ قُلۡ إِنَّ ٱلۡهُدَىٰ هُدَى ٱللَّهِ أَن يُؤۡتَىٰٓ أَحَدٌ مِّثۡلَ مَآ أُوتِيتُمۡ أَوۡ يُحَآجُّوكُمۡ عِندَ رَبِّكُمۡۗ قُلۡ إِنَّ ٱلۡفَضۡلَ بِيَدِ ٱللَّهِ يُؤۡتِيهِ مَن يَشَآءُۗ وَٱللَّهُ وَٰسِعٌ عَلِيمٌ ٧٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Sizin dininize uyandan başkasına inanmayın" (dediler). De ki: "Şüphesiz hidayet, Allah'ın hidayetidir. Birine, size verilenin benzerinin verilmesinden veya Rabbinizin huzurunda aleyhinize deliller getireceklerinden ötürü mü (böyle söylüyorsunuz)?" De ki: "Lütuf Allah'ın elindedir. Onu dilediğine verir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir."
İlişkiler33 bağlantı · 4 tür
Aynı kök2:158 5:38
Aynı ibare2:120 6:71
Aynı konu2:76 2:90 2:105 2:109 2:111 +8 daha Henüz sınıflandırılmamış2:76 2:91 2:109 3:26 3:118 +11 daha يَخۡتَصُّ بِرَحۡمَتِهِۦ مَن يَشَآءُۗ وَٱللَّهُ ذُو ٱلۡفَضۡلِ ٱلۡعَظِيمِ ٧٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O, rahmetini dilediğine has kılar. Allah, büyük lütuf sahibidir.
İlişkiler7 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare2:105
Aynı konu17:86–87 43:32
Henüz sınıflandırılmamış28:86 43:31 43:32 62:4
۞ وَمِنۡ أَهۡلِ ٱلۡكِتَـٰبِ مَنۡ إِن تَأۡمَنۡهُ بِقِنطَارٍ يُؤَدِّهِۦٓ إِلَيۡكَ وَمِنۡهُم مَّنۡ إِن تَأۡمَنۡهُ بِدِينَارٍ لَّا يُؤَدِّهِۦٓ إِلَيۡكَ إِلَّا مَا دُمۡتَ عَلَيۡهِ قَآئِمًاۗ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمۡ قَالُواْ لَيۡسَ عَلَيۡنَا فِى ٱلۡأُمِّيِّـۧنَ سَبِيلٌ وَيَقُولُونَ عَلَى ٱللَّهِ ٱلۡكَذِبَ وَهُمۡ يَعۡلَمُونَ ٧٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Kitap ehlinden öylesi vardır ki, ona yüklerle mal emanet etsen, onu sana (eksiksiz) iade eder. Fakat onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet etsen, tepesine dikilip durmadıkça onu sana iade etmez. Bu da onların, "Ümmilere karşı (yaptıklarımızdan) bize vebal yoktur" demelerinden dolayıdır. Onlar, bile bile Allah'a karşı yalan söylerler.
İlişkiler27 bağlantı · 4 tür
Aynı kök2:78 7:158 62:2
Aynı ibare3:78
Aynı konu2:283 3:69 3:110 3:113 3:199 +5 daha Henüz sınıflandırılmamış2:80 3:20 3:64 3:113–114 4:46 +8 daha بَلَىٰ مَنۡ أَوۡفَىٰ بِعَهۡدِهِۦ وَٱتَّقَىٰ فَإِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلۡمُتَّقِينَ ٧٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hayır! (Gerçek, onların dediği değil.) Kim sözünü yerine getirir ve Allah'a karşı gelmekten sakınırsa, şüphesiz Allah da sakınanları sever.
İlişkiler16 bağlantı · 4 tür
Karşıtlık3:77
Aynı hüküm6:152 13:20 16:91
Aynı konu2:177 13:20 23:8 33:23 48:10 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış3:55 3:57 7:169 16:128 17:34 +1 daha إِنَّ ٱلَّذِينَ يَشۡتَرُونَ بِعَهۡدِ ٱللَّهِ وَأَيۡمَـٰنِهِمۡ ثَمَنًا قَلِيلًا أُوْلَـٰٓئِكَ لَا خَلَـٰقَ لَهُمۡ فِى ٱلۡـَٔاخِرَةِ وَلَا يُكَلِّمُهُمُ ٱللَّهُ وَلَا يَنظُرُ إِلَيۡهِمۡ يَوۡمَ ٱلۡقِيَـٰمَةِ وَلَا يُزَكِّيهِمۡ وَلَهُمۡ عَذَابٌ أَلِيمٌ ٧٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz, Allah'a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir karşılığa değişenler var ya, işte onların ahirette bir payı yoktur. Allah, kıyamet günü onlarla konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temizlemeyecektir. Onlar için elem dolu bir azap vardır.
İlişkiler30 bağlantı · 7 tür
Devam eder3:187
Karşıtlık3:76 3:199
Aynı kök2:174 69:17
Aynı hüküm16:95
Aynı ibare2:41 2:79
Aynı konu2:100 7:102 7:169 8:56 9:12
Henüz sınıflandırılmamış2:162 3:88 4:24 5:44 9:9 +12 daha Sayfa 60 Ali İmran
وَإِنَّ مِنۡهُمۡ لَفَرِيقًا يَلۡوُۥنَ أَلۡسِنَتَهُم بِٱلۡكِتَـٰبِ لِتَحۡسَبُوهُ مِنَ ٱلۡكِتَـٰبِ وَمَا هُوَ مِنَ ٱلۡكِتَـٰبِ وَيَقُولُونَ هُوَ مِنۡ عِندِ ٱللَّهِ وَمَا هُوَ مِنۡ عِندِ ٱللَّهِ وَيَقُولُونَ عَلَى ٱللَّهِ ٱلۡكَذِبَ وَهُمۡ يَعۡلَمُونَ ٧٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlardan (Kitap ehlinden) bir grup var ki, Kitab'dan olmadığı halde Kitab'dan sanasınız diye (okudukları) Kitap'tanmış gibi dillerini eğip bükerler ve, "Bu, Allah katındandır" derler. Halbuki o, Allah katından değildir. Bile bile Allah'a karşı yalan söylerler.
İlişkiler30 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare3:75
Aynı konu2:79 2:101 2:174 3:99 4:46 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış1:4 2:4 2:75 2:136 3:1 +18 daha مَا كَانَ لِبَشَرٍ أَن يُؤۡتِيَهُ ٱللَّهُ ٱلۡكِتَـٰبَ وَٱلۡحُكۡمَ وَٱلنُّبُوَّةَ ثُمَّ يَقُولَ لِلنَّاسِ كُونُواْ عِبَادًا لِّى مِن دُونِ ٱللَّهِ وَلَـٰكِن كُونُواْ رَبَّـٰنِيِّـۧنَ بِمَا كُنتُمۡ تُعَلِّمُونَ ٱلۡكِتَـٰبَ وَبِمَا كُنتُمۡ تَدۡرُسُونَ ٧٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah'ın, kendisine Kitab'ı, hükmü (hikmeti) ve peygamberliği verdiği hiçbir insanın, "Allah'ı bırakıp bana kullar olun" demesi düşünülemez. Fakat (şöyle öğüt verir:) "Öğretmekte ve derinlemesine incelemekte olduğunuz Kitap uyarınca rabbaniler (Allah'ın istediği örnek ve dindar kullar) olun."
İlişkiler30 bağlantı · 5 tür
Aynı kök39:53
Aynı ibare6:89 45:16
Aynı konu4:163 9:30–31 9:31 19:30 21:29 +2 daha Genelleştirir19:30–36
Henüz sınıflandırılmamış3:69 4:3 5:44 5:63 5:89 +14 daha وَلَا يَأۡمُرَكُمۡ أَن تَتَّخِذُواْ ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةَ وَٱلنَّبِيِّـۧنَ أَرۡبَابًاۗ أَيَأۡمُرُكُم بِٱلۡكُفۡرِ بَعۡدَ إِذۡ أَنتُم مُّسۡلِمُونَ ٨٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onun size, "Melekleri ve peygamberleri ilahlar edinin." diye emretmesi de düşünülemez. Siz müslüman olduktan sonra, o size hiç inkarı emreder mi?
İlişkiler9 bağlantı · 4 tür
Aynı kök12:31 39:53
Aynı hüküm9:31
Aynı konu3:64 9:31
Henüz sınıflandırılmamış2:48 3:69 6:22 6:23
وَإِذۡ أَخَذَ ٱللَّهُ مِيثَـٰقَ ٱلنَّبِيِّـۧنَ لَمَآ ءَاتَيۡتُكُم مِّن كِتَـٰبٍ وَحِكۡمَةٍ ثُمَّ جَآءَكُمۡ رَسُولٌ مُّصَدِّقٌ لِّمَا مَعَكُمۡ لَتُؤۡمِنُنَّ بِهِۦ وَلَتَنصُرُنَّهُۥۚ قَالَ ءَأَقۡرَرۡتُمۡ وَأَخَذۡتُمۡ عَلَىٰ ذَٰلِكُمۡ إِصۡرِىۖ قَالُوٓاْ أَقۡرَرۡنَاۚ قَالَ فَٱشۡهَدُواْ وَأَنَا۠ مَعَكُم مِّنَ ٱلشَّـٰهِدِينَ ٨١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hani, Allah peygamberlerden, "Andolsun, size vereceğim her kitap ve hikmetten sonra, elinizdekini doğrulayan bir peygamber geldiğinde, ona mutlaka iman edeceksiniz ve ona mutlaka yardım edeceksiniz" diye söz almış ve, "Bunu kabul ettiniz mi; verdiğim bu ağır görevi üstlendiniz mi?" demişti. Onlar, "Kabul ettik" demişlerdi. Allah da, "Öyleyse şahid olun, ben de sizinle beraber şahit olanlardanım" demişti.
İlişkiler52 bağlantı · 5 tür
Açıklar33:7
Aynı kök2:286 47:7
Aynı ibare5:12 5:15
Aynı konu2:84 3:84 4:163 5:48 6:89 +9 daha Henüz sınıflandırılmamış2:26 2:101 2:119 2:135 2:269 +28 daha فَمَن تَوَلَّىٰ بَعۡدَ ذَٰلِكَ فَأُوْلَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡفَـٰسِقُونَ ٨٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Artık bundan sonra kim yüz çevirirse, işte onlar yoldan çıkmışların ta kendileridir.
İlişkiler12 bağlantı · 4 tür
Aynı kök49:11
Aynı ibare24:55
Aynı konu5:12 5:48
Henüz sınıflandırılmamış2:26–27 3:69 13:15 13:25 18:50 +3 daha أَفَغَيۡرَ دِينِ ٱللَّهِ يَبۡغُونَ وَلَهُۥٓ أَسۡلَمَ مَن فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ طَوۡعًا وَكَرۡهًا وَإِلَيۡهِ يُرۡجَعُونَ ٨٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Göklerdeki ve yerdeki herkes ister istemez O'na boyun eğmişken ve O'na döndürülüp götürülecekken onlar Allah'ın dininden başkasını mı arıyorlar?
İlişkiler13 bağlantı · 4 tür
Açıklar3:19
Aynı ibare13:15
Aynı konu3:19 3:85 5:50 22:18
Henüz sınıflandırılmamış3:69 16:49 24:2 33:63 33:72 +2 daha Sayfa 61 Ali İmran
قُلۡ ءَامَنَّا بِٱللَّهِ وَمَآ أُنزِلَ عَلَيۡنَا وَمَآ أُنزِلَ عَلَىٰٓ إِبۡرَٰهِيمَ وَإِسۡمَـٰعِيلَ وَإِسۡحَـٰقَ وَيَعۡقُوبَ وَٱلۡأَسۡبَاطِ وَمَآ أُوتِىَ مُوسَىٰ وَعِيسَىٰ وَٱلنَّبِيُّونَ مِن رَّبِّهِمۡ لَا نُفَرِّقُ بَيۡنَ أَحَدٍ مِّنۡهُمۡ وَنَحۡنُ لَهُۥ مُسۡلِمُونَ ٨٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
De ki: "Allah'a, bize indirilene (Kur'an'a), İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a ve Yakuboğullarına indirilene, Musa'ya, İsa'ya ve peygamberlere Rablerinden verilene inandık. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz. Biz O'na teslim olanlarız."
İlişkiler30 bağlantı · 6 tür
Açıklar2:4
Aynı kök33:40
Aynı hüküm2:285 4:152
Aynı ibare2:136 2:285 4:163 29:27
Aynı konu2:213 3:19 3:81 4:150–152 4:152 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış2:133 2:253 3:18 3:69 3:93 +8 daha وَمَن يَبۡتَغِ غَيۡرَ ٱلۡإِسۡلَـٰمِ دِينًا فَلَن يُقۡبَلَ مِنۡهُ وَهُوَ فِى ٱلۡـَٔاخِرَةِ مِنَ ٱلۡخَـٰسِرِينَ ٨٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kim İslam'dan başka bir din ararsa, (bilsin ki o din) ondan kabul edilmeyecek ve o ahirette hüsrana uğrayanlardan olacaktır.
İlişkiler19 bağlantı · 6 tür
Karşıtlık18:29
Aynı kök61:7
Aynı hüküm3:19 4:18
Aynı ibare2:161 5:3
Aynı konu3:19 3:83 11:22 16:109 22:78 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış2:62 2:132 3:69 5:69 5:72 +2 daha كَيۡفَ يَهۡدِى ٱللَّهُ قَوۡمًا كَفَرُواْ بَعۡدَ إِيمَـٰنِهِمۡ وَشَهِدُوٓاْ أَنَّ ٱلرَّسُولَ حَقٌّ وَجَآءَهُمُ ٱلۡبَيِّنَـٰتُۚ وَٱللَّهُ لَا يَهۡدِى ٱلۡقَوۡمَ ٱلظَّـٰلِمِينَ ٨٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İman ettikten, Peygamberin hak olduğuna şahitlik ettikten ve kendilerine açık deliller geldikten sonra inkar eden bir toplumu Allah nasıl doğru yola eriştirir? Allah, zalim toplumu doğru yola iletmez.
İlişkiler33 bağlantı · 5 tür
Devam eder3:91
Sınırlandırır16:106
Aynı ibare2:161 2:258 3:90 4:137 16:104
Aynı konu2:108 2:217 3:70 3:72 3:99 +7 daha Henüz sınıflandırılmamış2:16 2:161 3:19 3:69 4:115 +9 daha أُوْلَـٰٓئِكَ جَزَآؤُهُمۡ أَنَّ عَلَيۡهِمۡ لَعۡنَةَ ٱللَّهِ وَٱلۡمَلَـٰٓئِكَةِ وَٱلنَّاسِ أَجۡمَعِينَ ٨٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İşte onların cezası; Allah'ın, meleklerin ve bütün insanların lanetinin üzerlerine olmasıdır.
İlişkiler17 bağlantı · 6 tür
Devam eder3:91
İstisna tanır3:89
Aynı kök4:52 33:61
Aynı ibare2:159–161 2:161 4:137
Aynı konu3:106 5:54
Henüz sınıflandırılmamış3:69 5:54 5:60 7:44 9:66 +3 daha خَـٰلِدِينَ فِيهَا لَا يُخَفَّفُ عَنۡهُمُ ٱلۡعَذَابُ وَلَا هُمۡ يُنظَرُونَ ٨٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onun (lanetin) içinde ebedi kalacaklardır. Onların azabı hafifletilmez, onlara göz açtırılmaz.
İlişkiler21 bağlantı · 4 tür
Karşıtlık40:49
Aynı ibare2:161 2:162 4:137 16:85
Aynı konu3:106 5:54
Henüz sınıflandırılmamış2:39 2:86 3:69 3:77 4:168 +9 daha إِلَّا ٱلَّذِينَ تَابُواْ مِنۢ بَعۡدِ ذَٰلِكَ وَأَصۡلَحُواْ فَإِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ ٨٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ancak bundan sonra tövbe edip kendilerini düzeltenler müstesnadır. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
İlişkiler24 bağlantı · 5 tür
İstisna tanır3:87
Aynı hüküm2:159–161 2:160 4:146 16:119
Aynı ibare2:161 4:137 24:5
Aynı konu2:160 3:106 4:18 5:54
Henüz sınıflandırılmamış2:37 3:69 4:16–17 4:16 4:17–18 +7 daha إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ بَعۡدَ إِيمَـٰنِهِمۡ ثُمَّ ٱزۡدَادُواْ كُفۡرًا لَّن تُقۡبَلَ تَوۡبَتُهُمۡ وَأُوْلَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلضَّآلُّونَ ٩٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz iman ettikten sonra inkar eden, sonra da inkarda ileri gidenlerin tövbeleri asla kabul edilmeyecektir. İşte onlar sapıkların ta kendileridir.
İlişkiler31 bağlantı · 5 tür
Aynı kök1:7 2:37
Aynı hüküm4:17 4:18 16:106
Aynı ibare3:86 4:137
Aynı konu2:108 2:217 3:72 3:106 3:149 +10 daha Henüz sınıflandırılmamış3:69 4:17–18 5:34 9:66 9:104 +4 daha إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ وَمَاتُواْ وَهُمۡ كُفَّارٌ فَلَن يُقۡبَلَ مِنۡ أَحَدِهِم مِّلۡءُ ٱلۡأَرۡضِ ذَهَبًا وَلَوِ ٱفۡتَدَىٰ بِهِۦٓۗ أُوْلَـٰٓئِكَ لَهُمۡ عَذَابٌ أَلِيمٌ وَمَا لَهُم مِّن نَّـٰصِرِينَ ٩١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz inkar edip kafir olarak ölenler var ya, dünya dolusu altını fidye verseler bile bu, hiçbirisinden asla kabul edilmeyecektir. Onlar için elem dolu bir azap vardır. Onların hiçbir yardımcıları da yoktur.
İlişkiler26 bağlantı · 4 tür
Devam eder3:86–87 3:87
Aynı ibare2:161 4:137 47:34
Aynı konu5:36 5:54 6:70 9:84 13:18 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış2:48 2:123 2:177 3:69 5:36–37 +9 daha Sayfa 62 Ali İmran
لَن تَنَالُواْ ٱلۡبِرَّ حَتَّىٰ تُنفِقُواْ مِمَّا تُحِبُّونَۚ وَمَا تُنفِقُواْ مِن شَىۡءٍ فَإِنَّ ٱللَّهَ بِهِۦ عَلِيمٌ ٩٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça iyiliğe asla erişemezsiniz. Her ne harcarsanız Allah onu bilir.
İlişkiler25 bağlantı · 5 tür
Açıklar2:177
Aynı kök2:270
Aynı hüküm2:267
Aynı konu5:54 9:99 76:8 76:8–9
Henüz sınıflandırılmamış2:44 2:168 2:195 2:219 2:254 +13 daha ۞ كُلُّ ٱلطَّعَامِ كَانَ حِلًّا لِّبَنِىٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ إِلَّا مَا حَرَّمَ إِسۡرَٰٓءِيلُ عَلَىٰ نَفۡسِهِۦ مِن قَبۡلِ أَن تُنَزَّلَ ٱلتَّوۡرَىٰةُۗ قُلۡ فَأۡتُواْ بِٱلتَّوۡرَىٰةِ فَٱتۡلُوهَآ إِن كُنتُمۡ صَـٰدِقِينَ ٩٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Tevrat indirilmeden önce, İsrail'in (Yakub'un) kendisine haram kıldığı dışında, yiyeceklerin hepsi İsrailoğullarına helal idi. De ki: "Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi Tevrat'ı getirip okuyun."
İlişkiler22 bağlantı · 5 tür
Açıklar3:50 4:160 6:146
Aynı kök19:58
Aynı hüküm3:50 6:144 6:146 16:118
Aynı konu5:54 6:119 16:116
Henüz sınıflandırılmamış2:106 3:69 3:84 4:160–161 4:161 +6 daha فَمَنِ ٱفۡتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ ٱلۡكَذِبَ مِنۢ بَعۡدِ ذَٰلِكَ فَأُوْلَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلظَّـٰلِمُونَ ٩٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Artık bundan sonra Allah'a karşı kim yalan uydurursa, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.
İlişkiler19 bağlantı · 4 tür
Aynı hüküm6:144 6:146
Aynı ibare6:144 7:37 10:17 11:18–19 16:116 +2 daha Aynı konu5:54
Henüz sınıflandırılmamış3:69 4:50 5:45 6:21 6:93 +4 daha قُلۡ صَدَقَ ٱللَّهُۗ فَٱتَّبِعُواْ مِلَّةَ إِبۡرَٰهِيمَ حَنِيفًا وَمَا كَانَ مِنَ ٱلۡمُشۡرِكِينَ ٩٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
De ki: "Allah, doğru söylemiştir. Öyle ise hakka yönelen İbrahim'in dinine uyun. O, Allah'a ortak koşanlardan değildi."
İlişkiler19 bağlantı · 4 tür
Aynı hüküm16:123
Aynı ibare2:130 2:135 3:67 4:125 6:161
Aynı konu5:54 6:79 10:105 16:120 22:78 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış2:115 3:69 9:66 21:51 22:26 +1 daha إِنَّ أَوَّلَ بَيۡتٍ وُضِعَ لِلنَّاسِ لَلَّذِى بِبَكَّةَ مُبَارَكًا وَهُدًى لِّلۡعَـٰلَمِينَ ٩٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz, insanlar için kurulan ilk ibadet evi, elbette Mekke'de, alemlere rahmet ve hidayet kaynağı olarak kurulan Ka'be'dir.
İlişkiler34 bağlantı · 6 tür
Açıklar2:127
Aynı kök4:15 52:4
Aynı hüküm2:197 22:29
Aynı ibare2:125
Aynı konu2:127 2:128 2:144 5:54 5:97 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış2:125–127 2:125 2:142 2:144 2:158 +14 daha فِيهِ ءَايَـٰتُۢ بَيِّنَـٰتٌ مَّقَامُ إِبۡرَٰهِيمَۖ وَمَن دَخَلَهُۥ كَانَ ءَامِنًاۗ وَلِلَّهِ عَلَى ٱلنَّاسِ حِجُّ ٱلۡبَيۡتِ مَنِ ٱسۡتَطَاعَ إِلَيۡهِ سَبِيلًاۚ وَمَن كَفَرَ فَإِنَّ ٱللَّهَ غَنِىٌّ عَنِ ٱلۡعَـٰلَمِينَ ٩٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onda apaçık deliller, Makam-ı İbrahim vardır. Oraya kim girerse, güven içinde olur. Yolculuğuna gücü yetenlerin haccetmesi, Allah'ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim inkar ederse (bu hakkı tanınmazsa), şüphesiz Allah bütün alemlerden müstağnidir. (Kimseye muhtaç değildir, her şey O'na muhtaçtır.)
İlişkiler36 bağlantı · 6 tür
Açıklar2:127 2:196 22:27
Aynı kök4:15 52:4
Aynı hüküm2:197 22:25–37 22:29
Aynı ibare2:125 4:131 14:8
Aynı konu2:127 2:144 5:54 5:97 14:35 +5 daha Henüz sınıflandırılmamış2:124–125 2:128 2:144 2:145 2:158 +10 daha قُلۡ يَـٰٓأَهۡلَ ٱلۡكِتَـٰبِ لِمَ تَكۡفُرُونَ بِـَٔايَـٰتِ ٱللَّهِ وَٱللَّهُ شَهِيدٌ عَلَىٰ مَا تَعۡمَلُونَ ٩٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
De ki: "Ey kitab ehli! Allah, yaptıklarınızı görüp dururken Allah'ın ayetlerini niçin inkar ediyorsunuz?"
İlişkiler6 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare3:70
Aynı konu5:54
Henüz sınıflandırılmamış2:42 3:69 9:66 17:96
قُلۡ يَـٰٓأَهۡلَ ٱلۡكِتَـٰبِ لِمَ تَصُدُّونَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ مَنۡ ءَامَنَ تَبۡغُونَهَا عِوَجًا وَأَنتُمۡ شُهَدَآءُۗ وَمَا ٱللَّهُ بِغَـٰفِلٍ عَمَّا تَعۡمَلُونَ ٩٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
De ki: "Ey kitab ehli! (Gerçeği) görüp bildiğiniz halde, niçin Allah'ın yolunu eğri ve çelişkili göstermeğe yeltenerek inananları Allah'ın yolundan çevirmeye kalkışıyorsunuz? Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir."
İlişkiler15 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare3:70 7:45 11:18–19 11:19 14:1–3
Aynı konu3:78 3:86 5:54
Henüz sınıflandırılmamış2:109 3:69 3:186 4:44 5:77 +2 daha يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِن تُطِيعُواْ فَرِيقًا مِّنَ ٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡكِتَـٰبَ يَرُدُّوكُم بَعۡدَ إِيمَـٰنِكُمۡ كَـٰفِرِينَ ١٠٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ey iman edenler! Kendilerine kitap verilenlerden herhangi bir gruba uyarsanız, imanınızdan sonra sizi döndürüp kafir yaparlar.
İlişkiler17 bağlantı · 4 tür
Devam eder3:69
Aynı ibare3:149
Aynı konu2:109 2:217 3:69 4:44 4:113 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış2:120 2:153 3:118–120 3:118 5:54 +3 daha Sayfa 63 Ali İmran
وَكَيۡفَ تَكۡفُرُونَ وَأَنتُمۡ تُتۡلَىٰ عَلَيۡكُمۡ ءَايَـٰتُ ٱللَّهِ وَفِيكُمۡ رَسُولُهُۥۗ وَمَن يَعۡتَصِم بِٱللَّهِ فَقَدۡ هُدِىَ إِلَىٰ صِرَٰطٍ مُّسۡتَقِيمٍ ١٠١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Size Allah'ın ayetleri okunup dururken ve Allah'ın Resulü de aranızda iken dönüp nasıl inkar edersiniz? Kim Allah'a sımsıkı bağlanırsa, kesinlikle o, doğru yola iletilmiştir.
İlişkiler15 bağlantı · 3 tür
Aynı kök4:146 22:78
Aynı konu1:6 2:256 3:103 4:175 5:54 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış3:144 4:174–175 6:155 7:35 9:66 +2 daha يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱتَّقُواْ ٱللَّهَ حَقَّ تُقَاتِهِۦ وَلَا تَمُوتُنَّ إِلَّا وَأَنتُم مُّسۡلِمُونَ ١٠٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten nasıl sakınmak gerekiyorsa, öylece sakının ve siz ancak müslümanlar olarak ölün.
İlişkiler13 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare2:132
Aynı konu3:193 5:54 7:126 12:101
Henüz sınıflandırılmamış2:183 7:172 9:66 13:25 20:113 +3 daha وَٱعۡتَصِمُواْ بِحَبۡلِ ٱللَّهِ جَمِيعًا وَلَا تَفَرَّقُواْۚ وَٱذۡكُرُواْ نِعۡمَتَ ٱللَّهِ عَلَيۡكُمۡ إِذۡ كُنتُمۡ أَعۡدَآءً فَأَلَّفَ بَيۡنَ قُلُوبِكُمۡ فَأَصۡبَحۡتُم بِنِعۡمَتِهِۦٓ إِخۡوَٰنًا وَكُنتُمۡ عَلَىٰ شَفَا حُفۡرَةٍ مِّنَ ٱلنَّارِ فَأَنقَذَكُم مِّنۡهَاۗ كَذَٰلِكَ يُبَيِّنُ ٱللَّهُ لَكُمۡ ءَايَـٰتِهِۦ لَعَلَّكُمۡ تَهۡتَدُونَ ١٠٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hep birlikte Allah'ın ipine (Kur'an'a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah'ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O'nun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de O sizi oradan kurtarmıştı. İşte Allah size ayetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğru yola eresiniz.
İlişkiler55 bağlantı · 5 tür
Aynı kök4:146 4:175 9:109 22:78
Aynı hüküm3:105 6:153 8:46 42:13 42:13–14
Aynı ibare8:63
Aynı konu2:256 3:101 5:54 6:159 23:53 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış2:2 2:63 2:93 2:254 3:112 +31 daha وَلۡتَكُن مِّنكُمۡ أُمَّةٌ يَدۡعُونَ إِلَى ٱلۡخَيۡرِ وَيَأۡمُرُونَ بِٱلۡمَعۡرُوفِ وَيَنۡهَوۡنَ عَنِ ٱلۡمُنكَرِۚ وَأُوْلَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡمُفۡلِحُونَ ١٠٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sizden, hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa erenler onlardır.
İlişkiler29 bağlantı · 5 tür
Aynı kök23:1
Aynı hüküm7:165 11:116
Aynı ibare3:110 3:114 7:157 9:71
Aynı konu5:54 7:159 7:164 7:181 7:199 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış3:109 5:79 9:66 13:22 16:125 +9 daha وَلَا تَكُونُواْ كَٱلَّذِينَ تَفَرَّقُواْ وَٱخۡتَلَفُواْ مِنۢ بَعۡدِ مَا جَآءَهُمُ ٱلۡبَيِّنَـٰتُۚ وَأُوْلَـٰٓئِكَ لَهُمۡ عَذَابٌ عَظِيمٌ ١٠٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. İşte onlar için büyük bir azap vardır.
İlişkiler27 bağlantı · 5 tür
Açıklar3:19
Aynı hüküm3:103 42:13
Aynı ibare2:213 2:253 3:19 16:106
Aynı konu2:176 5:54 6:159 10:27 10:93 +6 daha Henüz sınıflandırılmamış8:46 9:66 16:64 23:53 30:30–32 +4 daha يَوۡمَ تَبۡيَضُّ وُجُوهٌ وَتَسۡوَدُّ وُجُوهٌۚ فَأَمَّا ٱلَّذِينَ ٱسۡوَدَّتۡ وُجُوهُهُمۡ أَكَفَرۡتُم بَعۡدَ إِيمَـٰنِكُمۡ فَذُوقُواْ ٱلۡعَذَابَ بِمَا كُنتُمۡ تَكۡفُرُونَ ١٠٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O gün bazı yüzler ağarır, bazı yüzler kararır. Yüzleri kararanlara, "İmanınızdan sonra inkar ettiniz, öyle mi? Öyle ise inkar etmenize karşılık azabı tadın" denilir.
İlişkiler34 bağlantı · 4 tür
Açıklar7:46 55:41
Aynı ibare16:106
Aynı konu2:108 2:217 3:72 3:86–90 3:90 +11 daha Henüz sınıflandırılmamış6:28 7:47 9:66 10:26 15:2–3 +10 daha وَأَمَّا ٱلَّذِينَ ٱبۡيَضَّتۡ وُجُوهُهُمۡ فَفِى رَحۡمَةِ ٱللَّهِ هُمۡ فِيهَا خَـٰلِدُونَ ١٠٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yüzleri ağaranlar ise Allah'ın rahmeti içindedirler. Onlar orada ebedi kalacaklardır.
İlişkiler9 bağlantı · 2 tür
Aynı konu10:26 75:22
Henüz sınıflandırılmamış6:16 11:118–119 18:3 80:38–39 80:38 +2 daha تِلۡكَ ءَايَـٰتُ ٱللَّهِ نَتۡلُوهَا عَلَيۡكَ بِٱلۡحَقِّۗ وَمَا ٱللَّهُ يُرِيدُ ظُلۡمًا لِّلۡعَـٰلَمِينَ ١٠٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İşte bunlar Allah'ın, sana hak olarak okuduğumuz ayetleridir. Allah, alemlere hiç zulüm etmek istemez.
İlişkiler8 bağlantı · 4 tür
Aynı kök2:252
Aynı ibare2:252 45:6
Aynı konu10:44 22:10 28:3
Henüz sınıflandırılmamış6:156 6:157
Sayfa 64 Ali İmran
وَلِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلۡأَرۡضِۚ وَإِلَى ٱللَّهِ تُرۡجَعُ ٱلۡأُمُورُ ١٠٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah'ındır. Bütün işler ancak Allah'a döndürülür.
İlişkiler5 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare3:129 57:5
Aynı konu42:53
Henüz sınıflandırılmamış3:104 57:4
كُنتُمۡ خَيۡرَ أُمَّةٍ أُخۡرِجَتۡ لِلنَّاسِ تَأۡمُرُونَ بِٱلۡمَعۡرُوفِ وَتَنۡهَوۡنَ عَنِ ٱلۡمُنكَرِ وَتُؤۡمِنُونَ بِٱللَّهِۗ وَلَوۡ ءَامَنَ أَهۡلُ ٱلۡكِتَـٰبِ لَكَانَ خَيۡرًا لَّهُمۚ مِّنۡهُمُ ٱلۡمُؤۡمِنُونَ وَأَكۡثَرُهُمُ ٱلۡفَـٰسِقُونَ ١١٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten men eder ve Allah'a iman edersiniz. Kitap ehli de inansalardı elbette kendileri için hayırlı olurdu. Onlardan iman edenler de var. Ama pek çoğu fasık kimselerdir.
İlişkiler27 bağlantı · 4 tür
Açıklar3:113 3:114
Aynı ibare3:104 3:114 7:157 9:71
Aynı konu2:103 2:143 3:75 3:199 4:162 +8 daha Henüz sınıflandırılmamış2:62 2:177 3:4 3:33 7:164 +3 daha لَن يَضُرُّوكُمۡ إِلَّآ أَذًىۖ وَإِن يُقَـٰتِلُوكُمۡ يُوَلُّوكُمُ ٱلۡأَدۡبَارَ ثُمَّ لَا يُنصَرُونَ ١١١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar size eziyetten başka bir zarar veremezler. Eğer sizinle savaşmaya kalkışsalar, size arkalarını dönüp kaçarlar. Sonra onlara yardım da edilmez.
İlişkiler6 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare59:11–13 59:12
Aynı konu48:22
Henüz sınıflandırılmamış2:62 3:118 5:59
ضُرِبَتۡ عَلَيۡهِمُ ٱلذِّلَّةُ أَيۡنَ مَا ثُقِفُوٓاْ إِلَّا بِحَبۡلٍ مِّنَ ٱللَّهِ وَحَبۡلٍ مِّنَ ٱلنَّاسِ وَبَآءُو بِغَضَبٍ مِّنَ ٱللَّهِ وَضُرِبَتۡ عَلَيۡهِمُ ٱلۡمَسۡكَنَةُۚ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمۡ كَانُواْ يَكۡفُرُونَ بِـَٔايَـٰتِ ٱللَّهِ وَيَقۡتُلُونَ ٱلۡأَنۢبِيَآءَ بِغَيۡرِ حَقٍّۚ ذَٰلِكَ بِمَا عَصَواْ وَّكَانُواْ يَعۡتَدُونَ ١١٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar nerede bulunurlarsa bulunsunlar, Allah'ın ve (mü'min) insanların güvencesine sığınmadıkça kendilerini zillet kaplamıştır. Onlar Allah'ın gazabına uğradılar ve yoksulluk onları kapladı. Bunun sebebi onların; Allah'ın ayetlerini inkar ediyor ve peygamberleri haksız yere öldürüyor olmaları idi. Bütün bunların sebebi ise, isyan etmekte ve (Allah'ın koyduğu) sınırları çiğnemekte oluşları idi.
İlişkiler20 bağlantı · 4 tür
Aynı kök2:191 4:91
Aynı ibare2:61 2:91 3:21 3:181 4:155 +1 daha Aynı konu2:87 3:183 5:70 20:86
Henüz sınıflandırılmamış1:7 2:62 3:103 4:47 5:60 +3 daha ۞ لَيۡسُواْ سَوَآءًۗ مِّنۡ أَهۡلِ ٱلۡكِتَـٰبِ أُمَّةٌ قَآئِمَةٌ يَتۡلُونَ ءَايَـٰتِ ٱللَّهِ ءَانَآءَ ٱلَّيۡلِ وَهُمۡ يَسۡجُدُونَ ١١٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onların (Kitap ehlinin) hepsi bir değildir. Kitap ehli içinde, gece saatlerinde ayakta duran, secdeye kapanarak Allah'ın ayetlerini okuyan bir topluluk da vardır.
İlişkiler43 bağlantı · 4 tür
Açıklar3:110
Aynı ibare3:69 3:199 5:65 39:9
Aynı konu2:121 3:75 4:162 5:66 11:114 +5 daha Henüz sınıflandırılmamış2:62 3:17 3:19 3:75 3:199 +23 daha يُؤۡمِنُونَ بِٱللَّهِ وَٱلۡيَوۡمِ ٱلۡـَٔاخِرِ وَيَأۡمُرُونَ بِٱلۡمَعۡرُوفِ وَيَنۡهَوۡنَ عَنِ ٱلۡمُنكَرِ وَيُسَـٰرِعُونَ فِى ٱلۡخَيۡرَٰتِ وَأُوْلَـٰٓئِكَ مِنَ ٱلصَّـٰلِحِينَ ١١٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar, Allah'a ve ahiret gününe inanırlar. İyiliği emrederler. Kötülükten men ederler, hayır işlerinde birbirleriyle yarışırlar. İşte onlar salihlerdendir.
İlişkiler30 bağlantı · 4 tür
Açıklar3:110
Aynı ibare3:104 3:110 3:199 4:162 5:65 +2 daha Aynı konu2:148 3:199 4:162 5:48 5:66 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış2:62 3:19 3:75 3:199 4:55 +9 daha وَمَا يَفۡعَلُواْ مِنۡ خَيۡرٍ فَلَن يُكۡفَرُوهُۗ وَٱللَّهُ عَلِيمُۢ بِٱلۡمُتَّقِينَ ١١٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar ne hayır işlerlerse karşılıksız bırakılmayacaklardır. Allah, kendisine karşı gelmekten sakınanları bilir.
İlişkiler12 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare5:65
Aynı konu3:199 4:162
Henüz sınıflandırılmamış2:41 3:199 4:162 5:85 28:52 +4 daha Sayfa 65 Ali İmran
إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ لَن تُغۡنِىَ عَنۡهُمۡ أَمۡوَٰلُهُمۡ وَلَآ أَوۡلَـٰدُهُم مِّنَ ٱللَّهِ شَيۡـًٔاۖ وَأُوْلَـٰٓئِكَ أَصۡحَـٰبُ ٱلنَّارِۚ هُمۡ فِيهَا خَـٰلِدُونَ ١١٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İnkar edenlerin ne malları ne evlatları, onlara Allah'a karşı bir yarar sağlar. İşte onlar cehennemliktirler. Onlar orada ebedi kalacaklardır.
İlişkiler21 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare3:10 58:17
Aynı konu3:14 23:101 26:88 34:37 45:10 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış2:81 3:182 4:111 7:42 7:147 +6 daha مَثَلُ مَا يُنفِقُونَ فِى هَـٰذِهِ ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا كَمَثَلِ رِيحٍ فِيهَا صِرٌّ أَصَابَتۡ حَرۡثَ قَوۡمٍ ظَلَمُوٓاْ أَنفُسَهُمۡ فَأَهۡلَكَتۡهُۚ وَمَا ظَلَمَهُمُ ٱللَّهُ وَلَـٰكِنۡ أَنفُسَهُمۡ يَظۡلِمُونَ ١١٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onların bu dünya hayatında harcadıkları malların durumu, kendilerine zulmeden bir topluluğun ekinlerini vurup mahveden kavurucu ve soğuk bir rüzgarın durumu gibidir. Allah, onlara zulmetmedi. Fakat onlar kendi kendilerine zulmediyorlar.
İlişkiler23 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare10:44 11:101 16:118 29:40
Aynı konu2:264 2:266 8:36 18:103–107 25:23 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış2:57 7:160 9:53–54 9:54 9:70 +8 daha يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَا تَتَّخِذُواْ بِطَانَةً مِّن دُونِكُمۡ لَا يَأۡلُونَكُمۡ خَبَالًا وَدُّواْ مَا عَنِتُّمۡ قَدۡ بَدَتِ ٱلۡبَغۡضَآءُ مِنۡ أَفۡوَٰهِهِمۡ وَمَا تُخۡفِى صُدُورُهُمۡ أَكۡبَرُۚ قَدۡ بَيَّنَّا لَكُمُ ٱلۡـَٔايَـٰتِۖ إِن كُنتُمۡ تَعۡقِلُونَ ١١٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ey iman edenler! Sizden olmayanlardan hiçbir sırdaş edinmeyin. Onlar size fenalık etmekten asla geri kalmazlar. Hep sıkıntıya düşmenizi isterler. Onların kinleri konuşmalarından apaçık ortaya çıkmıştır. Kalplerinde gizledikleri ise daha büyüktür. Eğer düşünürseniz size ayetleri açıkladık.
İlişkiler20 bağlantı · 3 tür
Aynı hüküm3:28 4:144 9:16
Aynı konu3:149 9:50
Henüz sınıflandırılmamış2:120 2:165 3:73 3:100 3:111 +10 daha هَـٰٓأَنتُمۡ أُوْلَآءِ تُحِبُّونَهُمۡ وَلَا يُحِبُّونَكُمۡ وَتُؤۡمِنُونَ بِٱلۡكِتَـٰبِ كُلِّهِۦ وَإِذَا لَقُوكُمۡ قَالُوٓاْ ءَامَنَّا وَإِذَا خَلَوۡاْ عَضُّواْ عَلَيۡكُمُ ٱلۡأَنَامِلَ مِنَ ٱلۡغَيۡظِۚ قُلۡ مُوتُواْ بِغَيۡظِكُمۡۗ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمُۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ ١١٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İşte siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz; onlar ise, bütün kitaplara iman ettiğiniz halde, sizi sevmezler. Onlar sizinle karşılaştıkları zaman "inandık" derler. Ama kendi başlarına kaldıklarında, size karşı kinlerinden dolayı parmaklarını ısırırlar. De ki: "Öfkenizden ölün!" Şüphesiz Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir.
İlişkiler23 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare2:14 2:76 5:41 5:61
Aynı konu3:72 3:72–73 3:149 5:82 9:56 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış2:8 2:120 3:100 3:118 4:109 +8 daha إِن تَمۡسَسۡكُمۡ حَسَنَةٌ تَسُؤۡهُمۡ وَإِن تُصِبۡكُمۡ سَيِّئَةٌ يَفۡرَحُواْ بِهَاۖ وَإِن تَصۡبِرُواْ وَتَتَّقُواْ لَا يَضُرُّكُمۡ كَيۡدُهُمۡ شَيۡـًٔاۗ إِنَّ ٱللَّهَ بِمَا يَعۡمَلُونَ مُحِيطٌ ١٢٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Size bir iyilik dokunursa, bu onları üzer. Başınıza bir kötülük gelse, ona sevinirler. Eğer siz sabırlı olur, Allah'a karşı gelmekten sakınırsanız, onların hileleri size hiçbir zarar vermez. Çünkü Allah onların işlediklerini kuşatmıştır.
İlişkiler9 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare3:186 9:50
Aynı konu3:149 5:105
Henüz sınıflandırılmamış2:41 2:120 3:100 9:8 60:1
وَإِذۡ غَدَوۡتَ مِنۡ أَهۡلِكَ تُبَوِّئُ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ مَقَـٰعِدَ لِلۡقِتَالِۗ وَٱللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ ١٢١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hani sen mü'minleri (Uhud'da) savaş mevzilerine yerleştirmek için, sabah erken ailenden (evinden) ayrılmıştın. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
İlişkiler7 bağlantı · 2 tür
Aynı konu3:128 8:5
Henüz sınıflandırılmamış2:190 3:152 8:5 8:5–6 33:21
Sayfa 66 Ali İmran
إِذۡ هَمَّت طَّآئِفَتَانِ مِنكُمۡ أَن تَفۡشَلَا وَٱللَّهُ وَلِيُّهُمَاۗ وَعَلَى ٱللَّهِ فَلۡيَتَوَكَّلِ ٱلۡمُؤۡمِنُونَ ١٢٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hani sizden iki takım (paniğe kapılarak) çözülmeye yüz tutmuştu. Halbuki Allah onların yardımcısı idi. Mü'minler, yalnız Allah'a tevekkül etsinler.
İlişkiler17 bağlantı · 5 tür
Aynı kök3:152
Paralel8:9
Aynı ibare3:159–160
Aynı konu3:128 3:152 3:153 8:5 8:43
Henüz sınıflandırılmamış3:151–152 4:75 4:104 5:11 8:5 +4 daha وَلَقَدۡ نَصَرَكُمُ ٱللَّهُ بِبَدۡرٍ وَأَنتُمۡ أَذِلَّةٌۖ فَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ لَعَلَّكُمۡ تَشۡكُرُونَ ١٢٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun, siz son derece güçsüz iken Allah size Bedir'de yardım etmişti. O halde Allah'a karşı gelmekten sakının ki şükretmiş olasınız.
İlişkiler20 bağlantı · 4 tür
Açıklar3:13 8:26
Paralel8:6–10 8:9 8:17
Aynı konu3:140 5:11 8:43 22:39 33:9
Henüz sınıflandırılmamış2:102 8:5 8:6 8:9 8:41–44 +5 daha إِذۡ تَقُولُ لِلۡمُؤۡمِنِينَ أَلَن يَكۡفِيَكُمۡ أَن يُمِدَّكُمۡ رَبُّكُم بِثَلَـٰثَةِ ءَالَـٰفٍ مِّنَ ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةِ مُنزَلِينَ ١٢٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hani sen mü'minlere, "Rabbinizin, indirilmiş üç bin melek ile yardım etmesi size yetmez mi?" diyordun.
İlişkiler16 bağlantı · 4 tür
Aynı kök2:96 22:47 32:5 97:3
Paralel8:9
Aynı konu3:160 8:10–12 9:26 9:40 33:9
Henüz sınıflandırılmamış2:102 8:5 8:9 8:64 41:30 +1 daha بَلَىٰٓۚ إِن تَصۡبِرُواْ وَتَتَّقُواْ وَيَأۡتُوكُم مِّن فَوۡرِهِمۡ هَـٰذَا يُمۡدِدۡكُمۡ رَبُّكُم بِخَمۡسَةِ ءَالَـٰفٍ مِّنَ ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةِ مُسَوِّمِينَ ١٢٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Evet, sabrettiğiniz ve Allah'a karşı gelmekten sakındığınız takdirde; onlar ansızın üzerinize gelseler bile Rabbiniz nişanlı beş bin melekle size yardım eder.
İlişkiler14 bağlantı · 3 tür
Paralel8:9
Aynı konu3:152 8:66 9:40 16:110 30:47 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış2:102 3:173–174 8:5 8:9 9:26 +2 daha وَمَا جَعَلَهُ ٱللَّهُ إِلَّا بُشۡرَىٰ لَكُمۡ وَلِتَطۡمَئِنَّ قُلُوبُكُم بِهِۦۗ وَمَا ٱلنَّصۡرُ إِلَّا مِنۡ عِندِ ٱللَّهِ ٱلۡعَزِيزِ ٱلۡحَكِيمِ ١٢٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, bunu size sırf bir müjde olsun ve kalpleriniz bununla yatışsın diye yaptı. Yardım ve zafer ancak mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibi Allah katındadır.
İlişkiler10 bağlantı · 4 tür
Paralel8:9
Aynı ibare8:10
Aynı konu33:9
Henüz sınıflandırılmamış2:102 8:5 8:9–10 8:10 30:4 +2 daha لِيَقۡطَعَ طَرَفًا مِّنَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓاْ أَوۡ يَكۡبِتَهُمۡ فَيَنقَلِبُواْ خَآئِبِينَ ١٢٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bir de Allah bunu, inkar edenlerden bir kısmını helak etsin veya perişan etsin de umutsuz olarak dönüp gitsinler diye yaptı.
İlişkiler8 bağlantı · 3 tür
Aynı kök5:38
Aynı konu8:7–8 8:67 33:9
Henüz sınıflandırılmamış2:102 8:5 8:10 71:26–28
لَيۡسَ لَكَ مِنَ ٱلۡأَمۡرِ شَىۡءٌ أَوۡ يَتُوبَ عَلَيۡهِمۡ أَوۡ يُعَذِّبَهُمۡ فَإِنَّهُمۡ ظَـٰلِمُونَ ١٢٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bu işte senin yapacağın bir şey yoktur. Allah, ya tövbelerini kabul edip onları affeder, ya da zalim olduklarından dolayı onlara azap eder.
İlişkiler16 bağlantı · 2 tür
Aynı konu3:20 3:121 3:122 3:155 4:64 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış4:84 6:107 8:5 11:12 17:54 +3 daha وَلِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلۡأَرۡضِۚ يَغۡفِرُ لِمَن يَشَآءُ وَيُعَذِّبُ مَن يَشَآءُۚ وَٱللَّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ ١٢٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Göklerdeki her şey ve yerdeki her şey Allah'ındır. O, dilediğini bağışlar, dilediğine azab eder. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
İlişkiler17 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare2:284 3:109 5:40 53:31–32
Aynı konu17:54
Henüz sınıflandırılmamış1:3 5:18 6:39 7:155 8:42 +7 daha يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَا تَأۡكُلُواْ ٱلرِّبَوٰٓاْ أَضۡعَـٰفًا مُّضَـٰعَفَةًۖ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ لَعَلَّكُمۡ تُفۡلِحُونَ ١٣٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ey iman edenler! Kat kat arttırılmış olarak faiz yemeyin. Allah'a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz.
İlişkiler14 bağlantı · 3 tür
Aynı hüküm2:275–276 2:275–280 2:275–279 2:275–281 2:278 +1 daha Aynı konu4:161 30:39
Henüz sınıflandırılmamış2:275 2:276 2:279 3:19 6:153 +1 daha وَٱتَّقُواْ ٱلنَّارَ ٱلَّتِىٓ أُعِدَّتۡ لِلۡكَـٰفِرِينَ ١٣١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kafirler için hazırlanmış ateşten sakının.
İlişkiler8 bağlantı · 2 tür
Aynı ibare2:24 4:102
Henüz sınıflandırılmamış2:104 4:151 5:36 5:44 9:49 +1 daha وَأَطِيعُواْ ٱللَّهَ وَٱلرَّسُولَ لَعَلَّكُمۡ تُرۡحَمُونَ ١٣٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah'a ve Peygambere itaat edin ki size merhamet edilsin.
İlişkiler15 bağlantı · 4 tür
Aynı hüküm4:59
Aynı ibare3:31–32 8:1 24:54 47:33
Aynı konu9:71
Henüz sınıflandırılmamış2:279 3:32 3:144 4:64 24:56 +4 daha Sayfa 67 Ali İmran
۞ وَسَارِعُوٓاْ إِلَىٰ مَغۡفِرَةٍ مِّن رَّبِّكُمۡ وَجَنَّةٍ عَرۡضُهَا ٱلسَّمَـٰوَٰتُ وَٱلۡأَرۡضُ أُعِدَّتۡ لِلۡمُتَّقِينَ ١٣٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Rabbinizin bağışına, genişliği göklerle yer arası kadar olan ve Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için hazırlanmış bulunan cennete koşun.
İlişkiler15 bağlantı · 4 tür
Aynı hüküm2:148 57:21
Aynı ibare57:21
Aynı konu42:37
Henüz sınıflandırılmamış2:25 3:15 4:122 7:42 16:31 +6 daha ٱلَّذِينَ يُنفِقُونَ فِى ٱلسَّرَّآءِ وَٱلضَّرَّآءِ وَٱلۡكَـٰظِمِينَ ٱلۡغَيۡظَ وَٱلۡعَافِينَ عَنِ ٱلنَّاسِۗ وَٱللَّهُ يُحِبُّ ٱلۡمُحۡسِنِينَ ١٣٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar bollukta ve darlıkta Allah yolunda harcayanlar, öfkelerini yenenler, insanları affedenlerdir. Allah, iyilik edenleri sever.
İlişkiler17 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare2:195 57:21
Aynı konu42:37 64:14
Henüz sınıflandırılmamış2:262 3:92 7:56 7:199 16:58 +8 daha وَٱلَّذِينَ إِذَا فَعَلُواْ فَـٰحِشَةً أَوۡ ظَلَمُوٓاْ أَنفُسَهُمۡ ذَكَرُواْ ٱللَّهَ فَٱسۡتَغۡفَرُواْ لِذُنُوبِهِمۡ وَمَن يَغۡفِرُ ٱلذُّنُوبَ إِلَّا ٱللَّهُ وَلَمۡ يُصِرُّواْ عَلَىٰ مَا فَعَلُواْ وَهُمۡ يَعۡلَمُونَ ١٣٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yine onlar, çirkin bir iş yaptıkları, yahut nefislerine zulmettikleri zaman Allah'ı hatırlayıp hemen günahlarının bağışlanmasını isteyenler -ki Allah'tan başka günahları kim bağışlar- ve bile bile işledikleri (günah) üzerinde ısrar etmeyenlerdir.
İlişkiler25 bağlantı · 4 tür
Açıklar9:104
Aynı ibare4:64 57:21
Aynı konu4:18 4:110 7:201 40:3 42:37 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış2:150 2:188 3:152 4:35 4:111 +11 daha أُوْلَـٰٓئِكَ جَزَآؤُهُم مَّغۡفِرَةٌ مِّن رَّبِّهِمۡ وَجَنَّـٰتٌ تَجۡرِى مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡهَـٰرُ خَـٰلِدِينَ فِيهَاۚ وَنِعۡمَ أَجۡرُ ٱلۡعَـٰمِلِينَ ١٣٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İşte onların mükafatı Rab'leri tarafından bağışlanma ve içinden ırmaklar akan cennetlerdir ki orada ebedi kalacaklardır. (Allah yolunda) çalışanların mükafatı ne güzeldir!
İlişkiler9 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare29:58 39:74 57:21
Aynı konu4:18 37:61 42:37
Henüz sınıflandırılmamış2:262 24:32 77:44
قَدۡ خَلَتۡ مِن قَبۡلِكُمۡ سُنَنٌ فَسِيرُواْ فِى ٱلۡأَرۡضِ فَٱنظُرُواْ كَيۡفَ كَانَ عَـٰقِبَةُ ٱلۡمُكَذِّبِينَ ١٣٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sizden önce(ki milletlerin başından) nice olaylar gelip geçmiştir. Yeryüzünde gezin dolaşın da yalanlayanların sonunun nasıl olduğunu bir görün.
İlişkiler22 bağlantı · 4 tür
Aynı kök15:13
Aynı ibare6:11 27:69 30:42
Aynı konu8:38 17:77 18:55 30:9 33:62 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış2:38–39 4:26 12:109 16:36 22:46 +6 daha هَـٰذَا بَيَانٌ لِّلنَّاسِ وَهُدًى وَمَوۡعِظَةٌ لِّلۡمُتَّقِينَ ١٣٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bu (Kur'an), insanlar için bir açıklama, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için bir hidayet ve bir öğüttür.
İlişkiler12 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare24:34
Aynı konu2:2 10:57
Henüz sınıflandırılmamış7:2 7:52 13:11 17:41 17:82 +4 daha وَلَا تَهِنُواْ وَلَا تَحۡزَنُواْ وَأَنتُمُ ٱلۡأَعۡلَوۡنَ إِن كُنتُم مُّؤۡمِنِينَ ١٣٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Gevşemeyin, hüzünlenmeyin. Eğer (gerçekten) iman etmiş kimseler iseniz üstün olan sizlersiniz.
İlişkiler16 bağlantı · 3 tür
Açıklar4:104
Aynı konu4:104 4:141 5:56 28:35 37:171–173 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış2:47 2:122 8:44 38:26 47:35 +2 daha إِن يَمۡسَسۡكُمۡ قَرۡحٌ فَقَدۡ مَسَّ ٱلۡقَوۡمَ قَرۡحٌ مِّثۡلُهُۥۚ وَتِلۡكَ ٱلۡأَيَّامُ نُدَاوِلُهَا بَيۡنَ ٱلنَّاسِ وَلِيَعۡلَمَ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَيَتَّخِذَ مِنكُمۡ شُهَدَآءَۗ وَٱللَّهُ لَا يُحِبُّ ٱلظَّـٰلِمِينَ ١٤٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Eğer siz (Uhud'da) bir yara aldıysanız, şüphesiz o topluluk da (Müşrikler de Bedir'de) benzeri bir yara almıştı. İşte (iyi veya kötü) günleri insanlar arasında (böyle) döndürür dururuz. (Bazen bir topluma iyi ya da kötü günler gösteririz, bazen öbürüne.) Allah, sizden iman edenleri ayırt etmek, sizden şahitler edinmek için böyle yapar. Allah, zalimleri sevmez.
İlişkiler30 bağlantı · 4 tür
Aynı kök14:5 18:12
Aynı ibare3:142 9:16 29:3 29:11 57:25
Aynı konu2:143 3:123 3:166 3:172 4:104 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış3:13 3:165 3:167 4:69 5:94 +10 daha Sayfa 68 Ali İmran
وَلِيُمَحِّصَ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَيَمۡحَقَ ٱلۡكَـٰفِرِينَ ١٤١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bir de Allah, iman edenleri arındırmak ve küfre sapanları mahvetmek için böyle yapar.
İlişkiler10 bağlantı · 2 tür
Aynı konu3:166 9:16 21:35 47:4 47:31
Henüz sınıflandırılmamış2:214 3:167 29:2 33:10 57:25
أَمۡ حَسِبۡتُمۡ أَن تَدۡخُلُواْ ٱلۡجَنَّةَ وَلَمَّا يَعۡلَمِ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ جَـٰهَدُواْ مِنكُمۡ وَيَعۡلَمَ ٱلصَّـٰبِرِينَ ١٤٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yoksa siz; Allah, içinizden cihad edenleri (sınayıp) ayırt etmeden ve yine sabredenleri (sınayıp) ayırt etmeden cennete gireceğinizi mi sandınız?
İlişkiler17 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare2:214 3:140 9:16 29:2–3 29:3 +2 daha Aynı konu3:166 3:166–167 21:35 29:2 47:31
Henüz sınıflandırılmamış2:143 3:179 9:81 18:12 85:8
وَلَقَدۡ كُنتُمۡ تَمَنَّوۡنَ ٱلۡمَوۡتَ مِن قَبۡلِ أَن تَلۡقَوۡهُ فَقَدۡ رَأَيۡتُمُوهُ وَأَنتُمۡ تَنظُرُونَ ١٤٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun, siz ölümle karşılaşmadan önce onu temenni ediyordunuz. İşte onu gördünüz, ama bakıp duruyorsunuz.
İlişkiler6 bağlantı · 2 tür
Aynı konu2:94 2:146–253 2:246
Henüz sınıflandırılmamış2:243 22:58 47:20
وَمَا مُحَمَّدٌ إِلَّا رَسُولٌ قَدۡ خَلَتۡ مِن قَبۡلِهِ ٱلرُّسُلُۚ أَفَإِيْن مَّاتَ أَوۡ قُتِلَ ٱنقَلَبۡتُمۡ عَلَىٰٓ أَعۡقَـٰبِكُمۡۚ وَمَن يَنقَلِبۡ عَلَىٰ عَقِبَيۡهِ فَلَن يَضُرَّ ٱللَّهَ شَيۡـًٔاۗ وَسَيَجۡزِى ٱللَّهُ ٱلشَّـٰكِرِينَ ١٤٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Muhammed, ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Şimdi o ölür veya öldürülürse gerisin geriye (eski dininize) mi döneceksiniz? Kim gerisin geriye dönerse, Allah'a hiçbir zarar veremez. Allah, şükredenleri mükafatlandıracaktır.
İlişkiler29 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare5:75
Aynı konu3:185 13:38 21:34 21:34–35 33:40 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış2:48 2:101 2:143 2:217 3:32 +16 daha وَمَا كَانَ لِنَفۡسٍ أَن تَمُوتَ إِلَّا بِإِذۡنِ ٱللَّهِ كِتَـٰبًا مُّؤَجَّلًاۗ وَمَن يُرِدۡ ثَوَابَ ٱلدُّنۡيَا نُؤۡتِهِۦ مِنۡهَا وَمَن يُرِدۡ ثَوَابَ ٱلۡـَٔاخِرَةِ نُؤۡتِهِۦ مِنۡهَاۚ وَسَنَجۡزِى ٱلشَّـٰكِرِينَ ١٤٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hiçbir kimse Allah'ın izni olmadan ölmez. Ölüm belirli bir süreye göre yazılmıştır. Kim dünya menfaatini isterse, kendisine ondan veririz. Kim de ahiret mükafatını isterse, ona da ondan veririz. Biz şükredenleri mükafatlandıracağız.
İlişkiler20 bağlantı · 5 tür
Açıklar11:15
Sınırlandırır17:18
Aynı ibare3:148 4:134 13:38 42:20
Aynı konu2:200–201 11:15 15:5 17:18 17:18–19 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış4:67 24:55 28:77 56:61 63:11
وَكَأَيِّن مِّن نَّبِىٍّ قَـٰتَلَ مَعَهُۥ رِبِّيُّونَ كَثِيرٌ فَمَا وَهَنُواْ لِمَآ أَصَابَهُمۡ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَمَا ضَعُفُواْ وَمَا ٱسۡتَكَانُواْۗ وَٱللَّهُ يُحِبُّ ٱلصَّـٰبِرِينَ ١٤٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Nice peygamberler var ki, kendileriyle beraber birçok Allah dostu çarpıştı da bunlar Allah yolunda başlarına gelenlerden yılmadılar, zaafa düşmediler, boyun eğmediler. Allah, sabredenleri sever.
İlişkiler17 bağlantı · 3 tür
Aynı kök103:3
Aynı konu2:155 2:155–157 2:214 3:200 6:34 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış2:54 3:17 8:45 8:65–66 9:44 +4 daha وَمَا كَانَ قَوۡلَهُمۡ إِلَّآ أَن قَالُواْ رَبَّنَا ٱغۡفِرۡ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسۡرَافَنَا فِىٓ أَمۡرِنَا وَثَبِّتۡ أَقۡدَامَنَا وَٱنصُرۡنَا عَلَى ٱلۡقَوۡمِ ٱلۡكَـٰفِرِينَ ١٤٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onların sözleri ancak, "Rabbimiz! Bizim günahlarımızı ve işimizdeki taşkınlıklarımızı bağışla ve (yolunda) ayaklarımızı sağlam tut. Kafir topluma karşı bize yardım et" demekten ibaretti.
İlişkiler20 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare2:250 2:286
Aynı konu3:173
Henüz sınıflandırılmamış3:16 5:33 7:151 8:45 9:44 +12 daha فَـَٔاتَىٰهُمُ ٱللَّهُ ثَوَابَ ٱلدُّنۡيَا وَحُسۡنَ ثَوَابِ ٱلۡـَٔاخِرَةِۗ وَٱللَّهُ يُحِبُّ ٱلۡمُحۡسِنِينَ ١٤٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah da onlara hem dünya nimetini, hem de ahiretin güzel mükafatını verdi. Allah, güzel davrananları sever.
İlişkiler11 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare3:145 4:134
Aynı konu2:200 11:15 16:97 42:20
Henüz sınıflandırılmamış2:249–250 3:195 9:44 17:18 22:35
Sayfa 69 Ali İmran
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِن تُطِيعُواْ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ يَرُدُّوكُمۡ عَلَىٰٓ أَعۡقَـٰبِكُمۡ فَتَنقَلِبُواْ خَـٰسِرِينَ ١٤٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ey iman edenler! Siz eğer kafir olanlara uyarsanız sizi gerisin geriye (küfre) çevirirler de büsbütün hüsrana uğrarsınız.
İlişkiler23 bağlantı · 4 tür
Devam eder3:150
Aynı ibare3:100
Aynı konu2:108 2:109 2:120 2:217 3:69 +10 daha Henüz sınıflandırılmamış3:118 3:144 5:51 11:113 16:25 +1 daha بَلِ ٱللَّهُ مَوۡلَىٰكُمۡۖ وَهُوَ خَيۡرُ ٱلنَّـٰصِرِينَ ١٥٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hayır! Yalnız Allah yardımcınızdır. O, yardımcıların en hayırlısıdır.
İlişkiler13 bağlantı · 5 tür
Devam eder3:149
Aynı hüküm47:11
Aynı ibare8:40
Aynı konu9:51 22:78
Henüz sınıflandırılmamış2:286 3:160 3:173 6:81 7:196 +3 daha سَنُلۡقِى فِى قُلُوبِ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ ٱلرُّعۡبَ بِمَآ أَشۡرَكُواْ بِٱللَّهِ مَا لَمۡ يُنَزِّلۡ بِهِۦ سُلۡطَـٰنًاۖ وَمَأۡوَىٰهُمُ ٱلنَّارُۚ وَبِئۡسَ مَثۡوَى ٱلظَّـٰلِمِينَ ١٥١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri Allah'a ortak koştuklarından dolayı; inkar edenlerin kalplerine korku salacağız. Barınakları da cehennemdir. Zalimlerin kalacakları yer ne kötüdür.
İlişkiler16 bağlantı · 5 tür
Açıklar8:12
Aynı kök22:71
Aynı ibare6:81 8:12
Aynı konu7:71 12:40 30:35 33:26 59:2
Henüz sınıflandırılmamış2:96 3:122 6:81 7:33 8:9 +2 daha وَلَقَدۡ صَدَقَكُمُ ٱللَّهُ وَعۡدَهُۥٓ إِذۡ تَحُسُّونَهُم بِإِذۡنِهِۦۖ حَتَّىٰٓ إِذَا فَشِلۡتُمۡ وَتَنَـٰزَعۡتُمۡ فِى ٱلۡأَمۡرِ وَعَصَيۡتُم مِّنۢ بَعۡدِ مَآ أَرَىٰكُم مَّا تُحِبُّونَۚ مِنكُم مَّن يُرِيدُ ٱلدُّنۡيَا وَمِنكُم مَّن يُرِيدُ ٱلۡـَٔاخِرَةَۚ ثُمَّ صَرَفَكُمۡ عَنۡهُمۡ لِيَبۡتَلِيَكُمۡۖ وَلَقَدۡ عَفَا عَنكُمۡۗ وَٱللَّهُ ذُو فَضۡلٍ عَلَى ٱلۡمُؤۡمِنِينَ ١٥٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun, Allah, izniyle, onları (müşrikleri) kırıp geçirdiğiniz sırada size olan va'dini gerçekleştirdi. Nihayet sevdiğiniz şeyi (zaferi) size gösterdikten sonra, za'f gösterdiniz. (Peygamber'in verdiği) emir konusunda tartıştınız ve emre karşı geldiniz. İçinizden dünyayı isteyenler de vardı, ahireti isteyenler de. Sonra sizi denemek için onlardan yüzünüzü çevirdi. (Kaçıp hezimete uğradınız. Buna rağmen) sizi bağışladı. Allah, mü'minlere karşı çok lütufkardır.
İlişkiler26 bağlantı · 6 tür
Açıklar4:59
Aynı kök3:122 4:59 4:64
Paralel3:155
Aynı ibare8:43 8:67–68 8:67–69 33:10
Aynı konu3:122 3:125 4:94 8:68 9:25 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış3:121 3:122 3:135 3:165 3:166 +4 daha ۞ إِذۡ تُصۡعِدُونَ وَلَا تَلۡوُۥنَ عَلَىٰٓ أَحَدٍ وَٱلرَّسُولُ يَدۡعُوكُمۡ فِىٓ أُخۡرَىٰكُمۡ فَأَثَـٰبَكُمۡ غَمَّۢا بِغَمٍّ لِّكَيۡلَا تَحۡزَنُواْ عَلَىٰ مَا فَاتَكُمۡ وَلَا مَآ أَصَـٰبَكُمۡۗ وَٱللَّهُ خَبِيرُۢ بِمَا تَعۡمَلُونَ ١٥٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Peygamber, arkanızdan sizi çağırırken siz durmadan dağa yukarı kaçıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. Bundan dolayı Allah, size keder üstüne keder verdi ki, (bu durumlara alışasınız ve daha sonra) elinizden gidene, ve başınıza gelene üzülmeyesiniz. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.
İlişkiler10 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare33:10 57:23
Aynı konu3:122 8:68 9:51 9:120–123 57:22–23 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış8:20–24 63:4
Sayfa 70 Ali İmran
ثُمَّ أَنزَلَ عَلَيۡكُم مِّنۢ بَعۡدِ ٱلۡغَمِّ أَمَنَةً نُّعَاسًا يَغۡشَىٰ طَآئِفَةً مِّنكُمۡۖ وَطَآئِفَةٌ قَدۡ أَهَمَّتۡهُمۡ أَنفُسُهُمۡ يَظُنُّونَ بِٱللَّهِ غَيۡرَ ٱلۡحَقِّ ظَنَّ ٱلۡجَـٰهِلِيَّةِۖ يَقُولُونَ هَل لَّنَا مِنَ ٱلۡأَمۡرِ مِن شَىۡءٍۗ قُلۡ إِنَّ ٱلۡأَمۡرَ كُلَّهُۥ لِلَّهِۗ يُخۡفُونَ فِىٓ أَنفُسِهِم مَّا لَا يُبۡدُونَ لَكَۖ يَقُولُونَ لَوۡ كَانَ لَنَا مِنَ ٱلۡأَمۡرِ شَىۡءٌ مَّا قُتِلۡنَا هَـٰهُنَاۗ قُل لَّوۡ كُنتُمۡ فِى بُيُوتِكُمۡ لَبَرَزَ ٱلَّذِينَ كُتِبَ عَلَيۡهِمُ ٱلۡقَتۡلُ إِلَىٰ مَضَاجِعِهِمۡۖ وَلِيَبۡتَلِىَ ٱللَّهُ مَا فِى صُدُورِكُمۡ وَلِيُمَحِّصَ مَا فِى قُلُوبِكُمۡۗ وَٱللَّهُ عَلِيمُۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ ١٥٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sonra o kederin ardından (Allah) üzerinize içinizden bir kısmını örtüp bürüyen bir güven, bir uyku indirdi. Bir kısmınız da kendi canlarının kaygısına düşmüştü. Allah'a karşı cahiliye zannı gibi gerçek dışı zanda bulunuyorlar; "Bu işte bizim hiçbir dahlimiz yok" diyorlardı. De ki: "Bütün iş, Allah'ındır." Onlar sana açıklayamadıklarını içlerinde saklıyorlar ve diyorlar ki: "Bu konuda bizim elimizde bir şey olsaydı, burada öldürülmezdik." De ki: "Evlerinizde dahi olsaydınız, üzerlerine öldürülmesi yazılmış bulunanlar mutlaka yatacakları (öldürülecekleri) yerlere çıkıp gideceklerdi. Allah, bunu göğüslerinizdekini denemek, kalplerinizdekini arındırmak için yaptı. Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir."
İlişkiler27 bağlantı · 4 tür
Aynı kök2:178
Aynı ibare33:10
Aynı konu3:156 3:168 4:78 7:34 8:11 +8 daha Henüz sınıflandırılmamış4:72 4:141 7:138 8:43 10:57 +7 daha إِنَّ ٱلَّذِينَ تَوَلَّوۡاْ مِنكُمۡ يَوۡمَ ٱلۡتَقَى ٱلۡجَمۡعَانِ إِنَّمَا ٱسۡتَزَلَّهُمُ ٱلشَّيۡطَـٰنُ بِبَعۡضِ مَا كَسَبُواْۖ وَلَقَدۡ عَفَا ٱللَّهُ عَنۡهُمۡۗ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ حَلِيمٌ ١٥٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İki topluluğun karşılaştığı gün, içinizden yüz çevirip kaçanları, şeytan ancak yaptıkları bazı hatalardan dolayı yoldan kaydırmak istemişti. Ama yine de Allah onları affetti. Kuşkusuz Allah çok bağışlayandır, halimdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir).
İlişkiler6 bağlantı · 4 tür
Aynı kök8:41
Paralel3:152
Aynı konu3:128 3:175
Henüz sınıflandırılmamış8:16 64:17
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَا تَكُونُواْ كَٱلَّذِينَ كَفَرُواْ وَقَالُواْ لِإِخۡوَٰنِهِمۡ إِذَا ضَرَبُواْ فِى ٱلۡأَرۡضِ أَوۡ كَانُواْ غُزًّى لَّوۡ كَانُواْ عِندَنَا مَا مَاتُواْ وَمَا قُتِلُواْ لِيَجۡعَلَ ٱللَّهُ ذَٰلِكَ حَسۡرَةً فِى قُلُوبِهِمۡۗ وَٱللَّهُ يُحۡىِۦ وَيُمِيتُۗ وَٱللَّهُ بِمَا تَعۡمَلُونَ بَصِيرٌ ١٥٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ey iman edenler! Kardeşleri sefere veya savaşa çıktığında onlar hakkında, "Onlar bizim yanımızda olsalardı, ölmezlerdi ve öldürülmezlerdi" diyen inkarcılar gibi olmayın. Allah, bunu (bu düşünceyi) onların kalplerine bir hasret (yarası) olarak koydu. Allah, yaşatır ve öldürür. Allah, yaptıklarınızı görmektedir.
İlişkiler11 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare3:168 44:8
Aynı konu3:154 4:78 9:42 33:16 53:44
Henüz sınıflandırılmamış4:34 6:2 9:88 9:111
وَلَئِن قُتِلۡتُمۡ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ أَوۡ مُتُّمۡ لَمَغۡفِرَةٌ مِّنَ ٱللَّهِ وَرَحۡمَةٌ خَيۡرٌ مِّمَّا يَجۡمَعُونَ ١٥٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun, eğer Allah yolunda öldürülür veya ölürseniz, Allah'ın bağışlaması ve rahmeti onların topladıkları (dünyalıkları)ndan daha hayırlıdır.
İlişkiler12 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare3:169 47:4
Aynı konu2:154 2:218 4:74 22:58
Henüz sınıflandırılmamış3:15 3:169–171 9:88 9:111 9:120 +1 daha Sayfa 71 Ali İmran
وَلَئِن مُّتُّمۡ أَوۡ قُتِلۡتُمۡ لَإِلَى ٱللَّهِ تُحۡشَرُونَ ١٥٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun, ölseniz de öldürülseniz de, Allah'ın huzurunda toplanacaksınız.
İlişkiler4 bağlantı · 2 tür
Aynı konu22:58
Henüz sınıflandırılmamış2:154 19:15 19:33
فَبِمَا رَحۡمَةٍ مِّنَ ٱللَّهِ لِنتَ لَهُمۡۖ وَلَوۡ كُنتَ فَظًّا غَلِيظَ ٱلۡقَلۡبِ لَٱنفَضُّواْ مِنۡ حَوۡلِكَۖ فَٱعۡفُ عَنۡهُمۡ وَٱسۡتَغۡفِرۡ لَهُمۡ وَشَاوِرۡهُمۡ فِى ٱلۡأَمۡرِۖ فَإِذَا عَزَمۡتَ فَتَوَكَّلۡ عَلَى ٱللَّهِۚ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلۡمُتَوَكِّلِينَ ١٥٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah'ın rahmeti sayesinde sen onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi. Artık sen onları affet. Onlar için Allah'tan bağışlama dile. İş konusunda onlarla müşavere et. Bir kere de karar verip azmettin mi, artık Allah'a tevekkül et, (ona dayanıp güven). Şüphesiz Allah, tevekkül edenleri sever.
İlişkiler30 bağlantı · 5 tür
Aynı kök16:42 20:44 45:17
Aynı hüküm42:38
Aynı ibare3:122
Aynı konu7:199 8:63 12:67 15:88 16:125 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış2:186 4:64 6:112–114 6:112 9:7 +14 daha إِن يَنصُرۡكُمُ ٱللَّهُ فَلَا غَالِبَ لَكُمۡۖ وَإِن يَخۡذُلۡكُمۡ فَمَن ذَا ٱلَّذِى يَنصُرُكُم مِّنۢ بَعۡدِهِۦۗ وَعَلَى ٱللَّهِ فَلۡيَتَوَكَّلِ ٱلۡمُؤۡمِنُونَ ١٦٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah size yardım ederse, sizi yenecek yoktur. Eğer sizi yardımsız bırakırsa, ondan sonra size kim yardım edebilir? Mü'minler, ancak Allah'a tevekkül etsinler.
İlişkiler34 bağlantı · 4 tür
Aynı kök16:42
Aynı ibare3:122 5:11 58:10 64:13
Aynı konu3:124 5:23 12:67 18:43 39:38 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış2:249 3:150 3:173 4:45 5:22 +18 daha وَمَا كَانَ لِنَبِىٍّ أَن يَغُلَّۚ وَمَن يَغۡلُلۡ يَأۡتِ بِمَا غَلَّ يَوۡمَ ٱلۡقِيَـٰمَةِۚ ثُمَّ تُوَفَّىٰ كُلُّ نَفۡسٍ مَّا كَسَبَتۡ وَهُمۡ لَا يُظۡلَمُونَ ١٦١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hiçbir peygamberin emanete hıyanet etmesi düşünülemez. Kim hıyanet ederse, kıyamet günü, hıyanet ettiği şeyle birlikte gelir. Sonra da hiçbir haksızlığa uğratılmaksızın herkese kazandığının karşılığı tastamam ödenir.
İlişkiler13 bağlantı · 2 tür
Aynı konu2:188 8:1 24:25 39:70 59:7
Henüz sınıflandırılmamış2:79 6:123 9:123 15:47 17:16 +3 daha أَفَمَنِ ٱتَّبَعَ رِضۡوَٰنَ ٱللَّهِ كَمَنۢ بَآءَ بِسَخَطٍ مِّنَ ٱللَّهِ وَمَأۡوَىٰهُ جَهَنَّمُۚ وَبِئۡسَ ٱلۡمَصِيرُ ١٦٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah'ın rızasına uyan kimse, Allah'ın gazabına uğrayan ve varacağı yer cehennem olan kimse gibi midir? O, ne kötü varılacak yerdir!
İlişkiler15 bağlantı · 4 tür
Aynı kök2:207 59:8
Aynı ibare3:174 5:16
Aynı konu5:80 6:132 9:88 9:109 38:28
Henüz sınıflandırılmamış6:122 9:111 11:24 13:21 15:44 +1 daha هُمۡ دَرَجَـٰتٌ عِندَ ٱللَّهِۗ وَٱللَّهُ بَصِيرُۢ بِمَا يَعۡمَلُونَ ١٦٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar (insanlar) Allah'ın katında derece derecedirler. Allah, onların yaptıklarını görmektedir.
İlişkiler14 bağlantı · 3 tür
Aynı kök9:20
Aynı konu6:132 9:88 17:21 46:19
Henüz sınıflandırılmamış4:145 6:83 9:111 15:43–44 15:44 +4 daha لَقَدۡ مَنَّ ٱللَّهُ عَلَى ٱلۡمُؤۡمِنِينَ إِذۡ بَعَثَ فِيهِمۡ رَسُولًا مِّنۡ أَنفُسِهِمۡ يَتۡلُواْ عَلَيۡهِمۡ ءَايَـٰتِهِۦ وَيُزَكِّيهِمۡ وَيُعَلِّمُهُمُ ٱلۡكِتَـٰبَ وَٱلۡحِكۡمَةَ وَإِن كَانُواْ مِن قَبۡلُ لَفِى ضَلَـٰلٍ مُّبِينٍ ١٦٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun, Allah, mü'minlere kendi içlerinden; onlara ayetlerini okuyan, onları arıtıp tertemiz yapan, onlara kitab ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle büyük bir lütufta bulunmuştur. Oysa onlar, daha önce apaçık bir sapıklık içinde idiler.
İlişkiler9 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare2:129 2:151 4:113 9:128 62:2
Aynı konu9:88
Henüz sınıflandırılmamış9:108 9:111 79:17–19
أَوَلَمَّآ أَصَـٰبَتۡكُم مُّصِيبَةٌ قَدۡ أَصَبۡتُم مِّثۡلَيۡهَا قُلۡتُمۡ أَنَّىٰ هَـٰذَاۖ قُلۡ هُوَ مِنۡ عِندِ أَنفُسِكُمۡۗ إِنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَىۡءٍ قَدِيرٌ ١٦٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onların (müşriklerin) başına (Bedir'de) iki mislini getirdiğiniz bir musibet (Uhud'da) sizin başınıza geldiğinde, "Bu, nereden başımıza geldi?" dediniz, öyle mi? De ki: "O (musibet), kendinizdendir." Şüphesiz Allah'ın gücü her şeye hakkıyla yeter.
İlişkiler15 bağlantı · 3 tür
Aynı konu9:88 42:30
Genelleştirir4:79
Henüz sınıflandırılmamış3:140 3:152 4:62 8:15 8:16 +7 daha Sayfa 72 Ali İmran
وَمَآ أَصَـٰبَكُمۡ يَوۡمَ ٱلۡتَقَى ٱلۡجَمۡعَانِ فَبِإِذۡنِ ٱللَّهِ وَلِيَعۡلَمَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ ١٦٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(166-167) İki topluluğun (ordunun) karşılaştığı günde başınıza gelen musibet Allah'ın izniyledir. Bu da mü'minleri ortaya çıkarması ve münafıklık yapanları belli etmesi içindi. Onlara (münafıklara), "Gelin, Allah yolunda savaşın veya savunmaya geçin" denildi de onlar, "Eğer savaşmayı bilseydik, arkanızdan gelirdik" dediler. Onlar o gün, imandan çok küfre yakın idiler. Ağızlarıyla kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. Oysa Allah, içlerinde gizledikleri şeyi çok iyi bilmektedir.
İlişkiler24 bağlantı · 4 tür
Devam eder3:167
Aynı ibare63:5
Aynı konu2:243 3:140 3:141 3:142 9:16 +7 daha Henüz sınıflandırılmamış2:214 2:249 3:152 3:172 4:72 +5 daha وَلِيَعۡلَمَ ٱلَّذِينَ نَافَقُواْۚ وَقِيلَ لَهُمۡ تَعَالَوۡاْ قَـٰتِلُواْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ أَوِ ٱدۡفَعُواْۖ قَالُواْ لَوۡ نَعۡلَمُ قِتَالًا لَّٱتَّبَعۡنَـٰكُمۡۗ هُمۡ لِلۡكُفۡرِ يَوۡمَئِذٍ أَقۡرَبُ مِنۡهُمۡ لِلۡإِيمَـٰنِۚ يَقُولُونَ بِأَفۡوَٰهِهِم مَّا لَيۡسَ فِى قُلُوبِهِمۡۗ وَٱللَّهُ أَعۡلَمُ بِمَا يَكۡتُمُونَ ١٦٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(166-167) İki topluluğun (ordunun) karşılaştığı günde başınıza gelen musibet Allah'ın izniyledir. Bu da mü'minleri ortaya çıkarması ve münafıklık yapanları belli etmesi içindi. Onlara (münafıklara), "Gelin, Allah yolunda savaşın veya savunmaya geçin" denildi de onlar, "Eğer savaşmayı bilseydik, arkanızdan gelirdik" dediler. Onlar o gün, imandan çok küfre yakın idiler. Ağızlarıyla kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. Oysa Allah, içlerinde gizledikleri şeyi çok iyi bilmektedir.
İlişkiler36 bağlantı · 4 tür
Devam eder3:166
Aynı ibare5:61 48:11 63:5
Aynı konu2:243 3:142 4:141 5:41 9:16 +12 daha Henüz sınıflandırılmamış2:249 3:140 3:141 4:63 4:72 +10 daha ٱلَّذِينَ قَالُواْ لِإِخۡوَٰنِهِمۡ وَقَعَدُواْ لَوۡ أَطَاعُونَا مَا قُتِلُواْۗ قُلۡ فَٱدۡرَءُواْ عَنۡ أَنفُسِكُمُ ٱلۡمَوۡتَ إِن كُنتُمۡ صَـٰدِقِينَ ١٦٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Onlar), kendileri oturup kaldıkları halde kardeşleri için, "Eğer bize uysalardı, öldürülmezlerdi" diyen kimselerdir. De ki: "Eğer doğru söyleyenler iseniz kendinizden ölümü savın."
İlişkiler16 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare3:156 62:6–8 63:5
Aynı konu2:96 2:243 3:154 4:78 9:88 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış2:249 6:2 9:42 9:101 9:111 +1 daha وَلَا تَحۡسَبَنَّ ٱلَّذِينَ قُتِلُواْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ أَمۡوَٰتَۢاۚ بَلۡ أَحۡيَآءٌ عِندَ رَبِّهِمۡ يُرۡزَقُونَ ١٦٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(169-170) Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bilakis onlar diridirler, Rableri katında Allah'ın, lütfundan kendilerine verdiği nimetlerin sevincini yaşayarak rızıklandırılmaktadırlar. Arkalarından kendilerine ulaşamayan (henüz şehit olmamış) kimselere de hiçbir korku olmayacağına ve onların üzülmeyeceklerine sevinirler.
İlişkiler29 bağlantı · 5 tür
Açıklar2:154
Aynı hüküm2:154
Aynı ibare3:157 47:4
Aynı konu2:243 4:74 9:52 9:88 22:58
Henüz sınıflandırılmamış2:28 2:154 2:249 3:157 3:185 +15 daha فَرِحِينَ بِمَآ ءَاتَىٰهُمُ ٱللَّهُ مِن فَضۡلِهِۦ وَيَسۡتَبۡشِرُونَ بِٱلَّذِينَ لَمۡ يَلۡحَقُواْ بِهِم مِّنۡ خَلۡفِهِمۡ أَلَّا خَوۡفٌ عَلَيۡهِمۡ وَلَا هُمۡ يَحۡزَنُونَ ١٧٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(169-170) Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bilakis onlar diridirler, Rableri katında Allah'ın, lütfundan kendilerine verdiği nimetlerin sevincini yaşayarak rızıklandırılmaktadırlar. Arkalarından kendilerine ulaşamayan (henüz şehit olmamış) kimselere de hiçbir korku olmayacağına ve onların üzülmeyeceklerine sevinirler.
İlişkiler16 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare2:38
Aynı konu2:243 4:74 9:88 36:26–27
Henüz sınıflandırılmamış2:154 2:249 3:157 4:69 9:111 +6 daha ۞ يَسۡتَبۡشِرُونَ بِنِعۡمَةٍ مِّنَ ٱللَّهِ وَفَضۡلٍ وَأَنَّ ٱللَّهَ لَا يُضِيعُ أَجۡرَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ ١٧١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Şehitler) Allah'ın nimetine, keremine ve Allah'ın, mü'minlerin ecrini zayi etmeyeceğine sevinirler.
İlişkiler12 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare11:115 18:30
Aynı konu2:243 3:195 9:88 36:26
Henüz sınıflandırılmamış2:249 3:157 9:111 36:27 47:4 +1 daha ٱلَّذِينَ ٱسۡتَجَابُواْ لِلَّهِ وَٱلرَّسُولِ مِنۢ بَعۡدِ مَآ أَصَابَهُمُ ٱلۡقَرۡحُۚ لِلَّذِينَ أَحۡسَنُواْ مِنۡهُمۡ وَٱتَّقَوۡاْ أَجۡرٌ عَظِيمٌ ١٧٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar yaralandıktan sonra Allah'ın ve Peygamberinin davetine uyan kimselerdir. Onlardan güzel davranıp iyilik edenlere ve Allah'a karşı gelmekten sakınanlara büyük bir mükafat vardır.
İlişkiler15 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare8:24 48:10
Aynı konu2:243 3:140 4:77 8:45 9:88 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış2:249 3:166 9:25 9:111 33:23 +2 daha ٱلَّذِينَ قَالَ لَهُمُ ٱلنَّاسُ إِنَّ ٱلنَّاسَ قَدۡ جَمَعُواْ لَكُمۡ فَٱخۡشَوۡهُمۡ فَزَادَهُمۡ إِيمَـٰنًا وَقَالُواْ حَسۡبُنَا ٱللَّهُ وَنِعۡمَ ٱلۡوَكِيلُ ١٧٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar öyle kimselerdir ki, halk kendilerine, "İnsanlar size karşı ordu toplamışlar, onlardan korkun" dediklerinde, bu söz onların imanını artırdı ve "Allah bize yeter, O ne güzel vekildir!" dediler.
İlişkiler35 bağlantı · 4 tür
Aynı kök17:2
Aynı ibare9:124
Aynı konu2:243 2:249 2:250 3:147 4:45 +5 daha Henüz sınıflandırılmamış2:2 2:249 3:12 3:125 3:150 +18 daha Sayfa 73 Ali İmran
فَٱنقَلَبُواْ بِنِعۡمَةٍ مِّنَ ٱللَّهِ وَفَضۡلٍ لَّمۡ يَمۡسَسۡهُمۡ سُوٓءٌ وَٱتَّبَعُواْ رِضۡوَٰنَ ٱللَّهِۗ وَٱللَّهُ ذُو فَضۡلٍ عَظِيمٍ ١٧٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bundan dolayı Allah'tan bir nimet ve lütufla kendilerine hiçbir fenalık dokunmadan geri döndüler ve Allah'ın rızasına uydular. Allah, büyük lütuf sahibidir.
İlişkiler12 bağlantı · 4 tür
Aynı kök2:207
Aynı ibare3:162
Aynı konu2:243 2:250 9:88
Henüz sınıflandırılmamış2:249 3:12 3:125 9:13 9:111 +2 daha إِنَّمَا ذَٰلِكُمُ ٱلشَّيۡطَـٰنُ يُخَوِّفُ أَوۡلِيَآءَهُۥ فَلَا تَخَافُوهُمۡ وَخَافُونِ إِن كُنتُم مُّؤۡمِنِينَ ١٧٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O şeytan sizi ancak kendi dostlarından korkutuyor. Onlardan korkmayın, eğer mü'min iseniz, benden korkun.
İlişkiler9 bağlantı · 2 tür
Aynı konu2:243 2:268 3:155 16:100 39:36
Henüz sınıflandırılmamış2:249 8:48 16:99–100 17:64
وَلَا يَحۡزُنكَ ٱلَّذِينَ يُسَـٰرِعُونَ فِى ٱلۡكُفۡرِۚ إِنَّهُمۡ لَن يَضُرُّواْ ٱللَّهَ شَيۡـًٔاۗ يُرِيدُ ٱللَّهُ أَلَّا يَجۡعَلَ لَهُمۡ حَظًّا فِى ٱلۡـَٔاخِرَةِۖ وَلَهُمۡ عَذَابٌ عَظِيمٌ ١٧٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Küfürde yarışanlar seni üzmesin. Onlar, Allah'a hiçbir şekilde zarar veremezler. Allah, onlara ahirette bir pay vermemek istiyor. Onlar için büyük azap vardır.
İlişkiler6 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare5:41
Aynı konu3:178 6:33 10:65 58:10
Henüz sınıflandırılmamış2:249
إِنَّ ٱلَّذِينَ ٱشۡتَرَوُاْ ٱلۡكُفۡرَ بِٱلۡإِيمَـٰنِ لَن يَضُرُّواْ ٱللَّهَ شَيۡـًٔا وَلَهُمۡ عَذَابٌ أَلِيمٌ ١٧٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İman karşılığında küfrü satın alanlar Allah'a hiçbir zarar veremezler. Onlar için elem verici bir azap vardır.
İlişkiler6 bağlantı · 3 tür
Aynı kök31:6
Aynı konu2:16 2:175
Henüz sınıflandırılmamış2:249 4:137 33:48
وَلَا يَحۡسَبَنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓاْ أَنَّمَا نُمۡلِى لَهُمۡ خَيۡرٌ لِّأَنفُسِهِمۡۚ إِنَّمَا نُمۡلِى لَهُمۡ لِيَزۡدَادُوٓاْ إِثۡمًاۚ وَلَهُمۡ عَذَابٌ مُّهِينٌ ١٧٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İnkar edenler, kendilerine vermiş olduğumuz mühletin, sakın kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Biz, onlara ancak günahları artsın diye mühlet veriyoruz. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır.
İlişkiler19 bağlantı · 3 tür
Açıklar21:44
Aynı konu2:96 3:176 3:197 9:85 11:8 +5 daha Henüz sınıflandırılmamış2:15 7:183 9:55 14:30 31:24 +3 daha مَّا كَانَ ٱللَّهُ لِيَذَرَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ عَلَىٰ مَآ أَنتُمۡ عَلَيۡهِ حَتَّىٰ يَمِيزَ ٱلۡخَبِيثَ مِنَ ٱلطَّيِّبِۗ وَمَا كَانَ ٱللَّهُ لِيُطۡلِعَكُمۡ عَلَى ٱلۡغَيۡبِ وَلَـٰكِنَّ ٱللَّهَ يَجۡتَبِى مِن رُّسُلِهِۦ مَن يَشَآءُۖ فَـَٔامِنُواْ بِٱللَّهِ وَرُسُلِهِۦۚ وَإِن تُؤۡمِنُواْ وَتَتَّقُواْ فَلَكُمۡ أَجۡرٌ عَظِيمٌ ١٧٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, pisi temizden ayırıncaya kadar mü'minleri içinde bulunduğunuz şu durumda bırakacak değildir. Allah, size gaybı bildirecek de değildir. Fakat Allah, peygamberlerinden dilediğini seçer (gaybı ona bildirir). O halde, Allah'a ve peygamberlerine iman edin. Eğer iman eder ve Allah'a karşı gelmekten sakınırsanız sizin için büyük bir mükafat vardır.
İlişkiler27 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare7:158 8:37 42:13
Aynı konu3:186 23:55 29:2–3 46:9 72:26–27
Henüz sınıflandırılmamış2:9 3:142 7:139 9:16 12:49 +14 daha وَلَا يَحۡسَبَنَّ ٱلَّذِينَ يَبۡخَلُونَ بِمَآ ءَاتَىٰهُمُ ٱللَّهُ مِن فَضۡلِهِۦ هُوَ خَيۡرًا لَّهُمۖ بَلۡ هُوَ شَرٌّ لَّهُمۡۖ سَيُطَوَّقُونَ مَا بَخِلُواْ بِهِۦ يَوۡمَ ٱلۡقِيَـٰمَةِۗ وَلِلَّهِ مِيرَٰثُ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۗ وَٱللَّهُ بِمَا تَعۡمَلُونَ خَبِيرٌ ١٨٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah'ın kendilerine lütfundan verdiği nimetlerde cimrilik edenler, bunun, kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Hayır! O kendileri için bir şerdir. Cimrilik ettikleri şey kıyamet gününde boyunlarına dolanacaktır. Göklerin ve yerin mirası Allah'ındır. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.
İlişkiler23 bağlantı · 5 tür
Aynı kök19:40
Aynı hüküm4:37
Aynı ibare4:37
Aynı konu2:268 9:75 9:76 23:55 24:22 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış2:195 9:34 9:34–35 9:35 15:23 +6 daha Sayfa 74 Ali İmran
لَّقَدۡ سَمِعَ ٱللَّهُ قَوۡلَ ٱلَّذِينَ قَالُوٓاْ إِنَّ ٱللَّهَ فَقِيرٌ وَنَحۡنُ أَغۡنِيَآءُۘ سَنَكۡتُبُ مَا قَالُواْ وَقَتۡلَهُمُ ٱلۡأَنۢبِيَآءَ بِغَيۡرِ حَقٍّ وَنَقُولُ ذُوقُواْ عَذَابَ ٱلۡحَرِيقِ ١٨١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah; "Şüphesiz, Allah fakirdir, biz zenginiz" diyenlerin sözünü elbette duydu. Onların dediklerini ve haksız yere peygamberleri öldürmelerini yazacağız ve, "Tadın yangın azabını!" diyeceğiz.
İlişkiler25 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare3:21 3:112 3:183 4:155
Aynı konu2:61 2:87 2:91 5:64 5:70 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış4:81 10:21 11:27 17:13 18:49 +10 daha ذَٰلِكَ بِمَا قَدَّمَتۡ أَيۡدِيكُمۡ وَأَنَّ ٱللَّهَ لَيۡسَ بِظَلَّامٍ لِّلۡعَبِيدِ ١٨٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Bu, kendi ellerinizin (önceden yapıp) gönderdiklerinin karşılığıdır." Allah, kullara asla zulmedici değildir.
İlişkiler10 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare8:51 22:10 28:47
Aynı konu42:30 75:13
Henüz sınıflandırılmamış3:116 4:79 4:82 59:18 89:23–24
ٱلَّذِينَ قَالُوٓاْ إِنَّ ٱللَّهَ عَهِدَ إِلَيۡنَآ أَلَّا نُؤۡمِنَ لِرَسُولٍ حَتَّىٰ يَأۡتِيَنَا بِقُرۡبَانٍ تَأۡكُلُهُ ٱلنَّارُۗ قُلۡ قَدۡ جَآءَكُمۡ رُسُلٌ مِّن قَبۡلِى بِٱلۡبَيِّنَـٰتِ وَبِٱلَّذِى قُلۡتُمۡ فَلِمَ قَتَلۡتُمُوهُمۡ إِن كُنتُمۡ صَـٰدِقِينَ ١٨٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar, "Allah, bize, ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir peygambere inanmamamızı emretti" dediler. De ki: "Benden önce size nice peygamberler, açık belgeleri ve sizin dediğiniz şeyi getirdi. Eğer doğru söyleyenler iseniz, niçin onları öldürdünüz?"
İlişkiler12 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare3:181
Aynı konu2:61 2:87 2:91 3:21 3:112 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış5:27 17:90–94
فَإِن كَذَّبُوكَ فَقَدۡ كُذِّبَ رُسُلٌ مِّن قَبۡلِكَ جَآءُو بِٱلۡبَيِّنَـٰتِ وَٱلزُّبُرِ وَٱلۡكِتَـٰبِ ٱلۡمُنِيرِ ١٨٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Eğer seni yalanladılarsa, senden önce açık delilleri, hikmetli sayfaları ve aydınlatıcı kitabı getiren peygamberler de yalanlanmıştı.
İlişkiler14 bağlantı · 4 tür
Aynı kök26:196
Aynı ibare6:34 16:44 35:4 35:25
Aynı konu41:43
Henüz sınıflandırılmamış4:163 6:33–34 6:112 6:147 10:41 +3 daha كُلُّ نَفۡسٍ ذَآئِقَةُ ٱلۡمَوۡتِۗ وَإِنَّمَا تُوَفَّوۡنَ أُجُورَكُمۡ يَوۡمَ ٱلۡقِيَـٰمَةِۖ فَمَن زُحۡزِحَ عَنِ ٱلنَّارِ وَأُدۡخِلَ ٱلۡجَنَّةَ فَقَدۡ فَازَۗ وَمَا ٱلۡحَيَوٰةُ ٱلدُّنۡيَآ إِلَّا مَتَـٰعُ ٱلۡغُرُورِ ١٨٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Her canlı ölümü tadacaktır. Ancak kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete sokulursa, gerçekten kurtuluşa ermiştir. Dünya hayatı, aldatıcı metadan başka bir şey değildir.
İlişkiler40 bağlantı · 4 tür
Aynı kök29:57 57:14
Aynı ibare13:26 21:35 29:57 57:20
Aynı konu3:144 6:70 6:130 7:51 21:34 +8 daha Henüz sınıflandırılmamış2:201 3:169 7:8–9 10:63–64 10:63 +16 daha ۞ لَتُبۡلَوُنَّ فِىٓ أَمۡوَٰلِكُمۡ وَأَنفُسِكُمۡ وَلَتَسۡمَعُنَّ مِنَ ٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡكِتَـٰبَ مِن قَبۡلِكُمۡ وَمِنَ ٱلَّذِينَ أَشۡرَكُوٓاْ أَذًى كَثِيرًاۚ وَإِن تَصۡبِرُواْ وَتَتَّقُواْ فَإِنَّ ذَٰلِكَ مِنۡ عَزۡمِ ٱلۡأُمُورِ ١٨٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun, mallarınız ve canlarınız konusunda imtihana çekileceksiniz. Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve Allah'a ortak koşanlardan üzücü birçok söz işiteceksiniz. Eğer sabreder ve Allah'a karşı gelmekten sakınırsanız bilin ki, bunlar (yapmaya değer) azmi gerektiren işlerdendir.
İlişkiler25 bağlantı · 4 tür
Aynı kök42:43
Aynı ibare3:120
Aynı konu2:155 3:179 6:34 29:2 46:35
Henüz sınıflandırılmamış2:4 2:109 2:136 2:214 3:1 +13 daha Sayfa 75 Ali İmran
وَإِذۡ أَخَذَ ٱللَّهُ مِيثَـٰقَ ٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡكِتَـٰبَ لَتُبَيِّنُنَّهُۥ لِلنَّاسِ وَلَا تَكۡتُمُونَهُۥ فَنَبَذُوهُ وَرَآءَ ظُهُورِهِمۡ وَٱشۡتَرَوۡاْ بِهِۦ ثَمَنًا قَلِيلًاۖ فَبِئۡسَ مَا يَشۡتَرُونَ ١٨٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hani Allah, kendilerine kitap verilenlerden, "Onu (Kitabı) mutlaka insanlara açıklayacaksınız, onu gizlemeyeceksiniz" diye sağlam söz almıştı. Fakat onlar verdikleri sözü, arkalarına atıp onu az bir karşılığa değiştiler. Yaptıkları bu alışveriş ne kadar kötüdür!
İlişkiler32 bağlantı · 6 tür
Devam eder3:77
Aynı kök46:9 69:17
Aynı hüküm16:95
Aynı ibare2:41 2:101 2:174 5:12 16:44
Aynı konu2:27 2:63 2:83 2:93 2:100 +6 daha Henüz sınıflandırılmamış2:16 2:42 2:136 7:169 9:34 +7 daha لَا تَحۡسَبَنَّ ٱلَّذِينَ يَفۡرَحُونَ بِمَآ أَتَواْ وَّيُحِبُّونَ أَن يُحۡمَدُواْ بِمَا لَمۡ يَفۡعَلُواْ فَلَا تَحۡسَبَنَّهُم بِمَفَازَةٍ مِّنَ ٱلۡعَذَابِۖ وَلَهُمۡ عَذَابٌ أَلِيمٌ ١٨٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ettiklerine sevinen ve yapmadıkları şeylerle övülmeyi seven kimselerin, sakın azaptan kurtulacaklarını sanma. Onlar için elem dolu bir azap vardır.
İlişkiler10 bağlantı · 4 tür
Karşıtlık39:61
Aynı kök39:61
Aynı konu26:226 61:2
Henüz sınıflandırılmamış2:44 7:164 14:42 23:53 26:224 +1 daha وَلِلَّهِ مُلۡكُ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۗ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىۡءٍ قَدِيرٌ ١٨٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah'ındır. Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
İlişkiler14 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare24:42
Aynı konu3:26–27
Henüz sınıflandırılmamış1:1 1:3 4:126 5:120 6:18 +7 daha إِنَّ فِى خَلۡقِ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَٱخۡتِلَـٰفِ ٱلَّيۡلِ وَٱلنَّهَارِ لَـَٔايَـٰتٍ لِّأُوْلِى ٱلۡأَلۡبَـٰبِ ١٩٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde selim akıl sahipleri için elbette ibretler vardır.
İlişkiler20 bağlantı · 4 tür
Aynı kök20:14 65:10
Aynı ibare2:164 10:6 23:80 40:7 45:5
Aynı konu6:73 17:12 24:44 36:37
Henüz sınıflandırılmamış2:239 6:73 6:75 14:19 25:62 +4 daha ٱلَّذِينَ يَذۡكُرُونَ ٱللَّهَ قِيَـٰمًا وَقُعُودًا وَعَلَىٰ جُنُوبِهِمۡ وَيَتَفَكَّرُونَ فِى خَلۡقِ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ رَبَّنَا مَا خَلَقۡتَ هَـٰذَا بَـٰطِلًا سُبۡحَـٰنَكَ فَقِنَا عَذَابَ ٱلنَّارِ ١٩١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah'ı anarlar. Göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler. "Rabbimiz! Bunu boş yere yaratmadın, seni eksikliklerden uzak tutarız. Bizi ateş azabından koru" derler.
İlişkiler37 bağlantı · 5 tür
Karşıtlık10:12
Aynı kök20:14 21:24
Aynı ibare2:164 2:201 3:16 4:103 40:7
Aynı konu6:73 21:16 30:8 38:27 45:22
Henüz sınıflandırılmamış2:29 2:48 2:239 6:73 6:75 +19 daha رَبَّنَآ إِنَّكَ مَن تُدۡخِلِ ٱلنَّارَ فَقَدۡ أَخۡزَيۡتَهُۥۖ وَمَا لِلظَّـٰلِمِينَ مِنۡ أَنصَارٍ ١٩٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Rabbimiz! Sen kimi cehennem ateşine sokarsan, onu rezil etmişsindir. Zalimlerin hiç yardımcıları yoktur."
İlişkiler11 bağlantı · 4 tür
Aynı kök20:14
Aynı ibare40:7
Aynı konu9:63 16:27 35:37
Henüz sınıflandırılmamış13:17 20:14 25:64 35:33–37 59:19 +1 daha رَّبَّنَآ إِنَّنَا سَمِعۡنَا مُنَادِيًا يُنَادِى لِلۡإِيمَـٰنِ أَنۡ ءَامِنُواْ بِرَبِّكُمۡ فَـَٔامَنَّاۚ رَبَّنَا فَٱغۡفِرۡ لَنَا ذُنُوبَنَا وَكَفِّرۡ عَنَّا سَيِّـَٔاتِنَا وَتَوَفَّنَا مَعَ ٱلۡأَبۡرَارِ ١٩٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Rabbimiz! Biz, 'Rabbinize iman edin' diye imana çağıran bir davetçi işittik, hemen iman ettik. Rabbimiz! Günahlarımızı bağışla. Kötülüklerimizi ört. Canımızı iyilerle beraber al."
İlişkiler30 bağlantı · 4 tür
Aynı kök20:14
Aynı ibare3:16 40:7
Aynı konu2:132 3:102 7:126 9:120 12:101 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış3:8 3:55 10:25 12:108 14:2 +15 daha رَبَّنَا وَءَاتِنَا مَا وَعَدتَّنَا عَلَىٰ رُسُلِكَ وَلَا تُخۡزِنَا يَوۡمَ ٱلۡقِيَـٰمَةِۗ إِنَّكَ لَا تُخۡلِفُ ٱلۡمِيعَادَ ١٩٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Rabbimiz! Peygamberlerin aracılığı ile bize va'dettiklerini ver bize. Kıyamet günü bizi rezil etme. Şüphesiz sen, va'dinden dönmezsin."
İlişkiler21 bağlantı · 4 tür
Aynı kök20:14
Aynı ibare3:9 3:16 13:31 40:7
Aynı konu9:120 14:47 21:103 22:47 26:87 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış4:87 14:27 15:49 19:61 20:14 +3 daha Sayfa 76 Ali İmran
فَٱسۡتَجَابَ لَهُمۡ رَبُّهُمۡ أَنِّى لَآ أُضِيعُ عَمَلَ عَـٰمِلٍ مِّنكُم مِّن ذَكَرٍ أَوۡ أُنثَىٰۖ بَعۡضُكُم مِّنۢ بَعۡضٍۖ فَٱلَّذِينَ هَاجَرُواْ وَأُخۡرِجُواْ مِن دِيَـٰرِهِمۡ وَأُوذُواْ فِى سَبِيلِى وَقَـٰتَلُواْ وَقُتِلُواْ لَأُكَفِّرَنَّ عَنۡهُمۡ سَيِّـَٔاتِهِمۡ وَلَأُدۡخِلَنَّهُمۡ جَنَّـٰتٍ تَجۡرِى مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡهَـٰرُ ثَوَابًا مِّنۡ عِندِ ٱللَّهِۗ وَٱللَّهُ عِندَهُۥ حُسۡنُ ٱلثَّوَابِ ١٩٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Rableri, onlara şu karşılığı verdi: "Ben, erkek olsun, kadın olsun, sizden hiçbir çalışanın amelini zayi etmeyeceğim. Sizler birbirinizdensiniz. Hicret edenler, yurtlarından çıkarılanlar, yolumda eziyet görenler, savaşanlar ve öldürülenlerin de andolsun, günahlarını elbette örteceğim. Allah katından bir mükafat olmak üzere, onları içinden ırmaklar akan cennetlere koyacağım. Mükafatın en güzeli Allah katındadır."
İlişkiler58 bağlantı · 4 tür
Aynı kök2:143 20:14
Aynı ibare3:16 4:124 16:97 29:7 40:40 +1 daha Aynı konu2:186 2:218 3:171 4:32 4:74 +21 daha Henüz sınıflandırılmamış2:154 2:271 2:282 3:19 3:148 +19 daha لَا يَغُرَّنَّكَ تَقَلُّبُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ فِى ٱلۡبِلَـٰدِ ١٩٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kafirlerin refah içinde diyar diyar dolaşmaları sakın seni aldatmasın.
İlişkiler7 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare40:4
Aynı konu9:55 14:30 20:131 68:45
Henüz sınıflandırılmamış15:88 47:12
مَتَـٰعٌ قَلِيلٌ ثُمَّ مَأۡوَىٰهُمۡ جَهَنَّمُۚ وَبِئۡسَ ٱلۡمِهَادُ ١٩٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Onların bu refahı) az bir yararlanmadır. Sonra onların barınağı cehennemdir. Ne kötü bir yataktır orası!
İlişkiler7 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare16:117
Aynı konu3:178 14:30
Henüz sınıflandırılmamış6:70 7:40 7:41 47:12
لَـٰكِنِ ٱلَّذِينَ ٱتَّقَوۡاْ رَبَّهُمۡ لَهُمۡ جَنَّـٰتٌ تَجۡرِى مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡهَـٰرُ خَـٰلِدِينَ فِيهَا نُزُلًا مِّنۡ عِندِ ٱللَّهِۗ وَمَا عِندَ ٱللَّهِ خَيۡرٌ لِّلۡأَبۡرَارِ ١٩٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Fakat Rablerine karşı gelmekten sakınanlar için, Allah katından bir konaklama yeri olarak, içinde ebedi kalacakları, içinden ırmaklar akan cennetler vardır. Allah katında olan şeyler iyiler için daha hayırlıdır.
İlişkiler7 bağlantı · 4 tür
Açıklar76:5
Aynı kök57:25
Aynı konu82:13
Henüz sınıflandırılmamış13:35 16:30 36:54–58 39:11–15
وَإِنَّ مِنۡ أَهۡلِ ٱلۡكِتَـٰبِ لَمَن يُؤۡمِنُ بِٱللَّهِ وَمَآ أُنزِلَ إِلَيۡكُمۡ وَمَآ أُنزِلَ إِلَيۡهِمۡ خَـٰشِعِينَ لِلَّهِ لَا يَشۡتَرُونَ بِـَٔايَـٰتِ ٱللَّهِ ثَمَنًا قَلِيلًاۗ أُوْلَـٰٓئِكَ لَهُمۡ أَجۡرُهُمۡ عِندَ رَبِّهِمۡۗ إِنَّ ٱللَّهَ سَرِيعُ ٱلۡحِسَابِ ١٩٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kitap ehlinden öyleleri var ki, Allah'a, size indirilene ve kendilerine indirilene, Allah'a derinden saygı duyarak inanırlar. Allah'ın ayetlerini az bir değere satmazlar. Onlar var ya, işte onların, Rableri katında mükafatları vardır. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk görendir.
İlişkiler24 bağlantı · 5 tür
Karşıtlık3:77
Aynı kök69:17
Aynı ibare2:62 2:174–175 2:174 3:113 3:113–114 +2 daha Aynı konu3:75 3:110 3:114 3:115 4:162 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış2:46 2:121 3:113–115 5:51 28:52–54 +2 daha يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱصۡبِرُواْ وَصَابِرُواْ وَرَابِطُواْ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ لَعَلَّكُمۡ تُفۡلِحُونَ ٢٠٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ey iman edenler! Sabredin. Sabır yarışında düşmanlarınızı geçin. (Cihat için) hazırlıklı ve uyanık olun ve Allah'a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz.
İlişkiler14 bağlantı · 3 tür
Aynı kök8:60
Aynı konu3:146 4:71
Henüz sınıflandırılmamış2:45 2:153 6:34 7:37 8:15 +6 daha