ٱلَّذِينَ قَالُواْ لِإِخۡوَٰنِهِمۡ وَقَعَدُواْ لَوۡ أَطَاعُونَا مَا قُتِلُواْۗ قُلۡ فَٱدۡرَءُواْ عَنۡ أَنفُسِكُمُ ٱلۡمَوۡتَ إِن كُنتُمۡ صَـٰدِقِينَ ١٦٨
ٱلَّذِينَ kimselere قَالُواْ diyen(lere) لِإِخۡوَٰنِهِمۡ kardeşleri için وَقَعَدُواْ (Savaştan geri kalıp) oturarak لَوۡ eğer أَطَاعُونَا bizim sözümüzü tutsalardı مَا öldürülmezlerdi قُتِلُواْۗ they would have been killed EN قُلۡ de ki فَٱدۡرَءُواْ haydi savın عَنۡ kendinizden أَنفُسِكُمُ yourselves EN ٱلۡمَوۡتَ ölümü إِن eğer كُنتُمۡ iseniz صَـٰدِقِينَ doğrulardan
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Onlar), kendileri oturup kaldıkları halde kardeşleri için, "Eğer bize uysalardı, öldürülmezlerdi" diyen kimselerdir. De ki: "Eğer doğru söyleyenler iseniz kendinizden ölümü savın."
İlişkiler16 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare3:156 62:6–8 63:5
Aynı konu2:96 2:243 3:154 4:78 9:88 33:12 33:16
Henüz sınıflandırılmamış2:249 6:2 9:42 9:101 9:111 56:60