İçeriğe geç
Linked QuranBırak Kuran kendini açıklasın
Ayete git

Sureler yükleniyor…

Zikir

1 / 164

Kur'an'da Allah için 966 kez

يَا رَبِّ

Yâ Rabbî

Yetiştiren, işimizi üstlenen. Kur'an bu ismi çoğunlukla 'Rabbim, Rabbimiz' diye, bir bağ olarak kullanır.

  1. Bütün âlemlerin Rabbi Sensin.

    1:2

    ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ

  2. Her şeye yaratılışını verdin, sonra yolunu gösterdin.

    20:50

    رَبُّنَا ٱلَّذِيٓ أَعۡطَىٰ كُلَّ شَيۡءٍ خَلۡقَهُۥ ثُمَّ هَدَىٰ

  3. Bizi yedirir, içirirsin.

    26:79

    وَٱلَّذِي هُوَ يُطۡعِمُنِي وَيَسۡقِينِ

  4. Hastalandığımızda bize şifa verirsin.

    26:80

    وَإِذَا مَرِضۡتُ فَهُوَ يَشۡفِينِ

  5. Yakınsın; dua edenin duasına cevap verirsin.

    2:186

    فَإِنِّي قَرِيبٌۖ أُجِيبُ دَعۡوَةَ ٱلدَّاعِ إِذَا دَعَانِۖ

رَبُّ isim kartı →

Kur'an'da Allah için 152 kez

يَا عَلِيمُ

Yâ Alîm

Bilen. Kur'an bu ismi çoğu zaman neyi bildiğini söyleyerek anar; en sık da göğüslerin içini.

  1. İçimizden geçeni bilirsin; bize şah damarımızdan yakınsın.

    50:16

    وَنَعۡلَمُ مَا تُوَسۡوِسُ بِهِۦ نَفۡسُهُۥۖ وَنَحۡنُ أَقۡرَبُ إِلَيۡهِ مِنۡ حَبۡلِ ٱلۡوَرِيدِ

  2. Bizi bizden iyi bilirsin; annemizin karnındayken de bilirdin.

    53:32

    هُوَ أَعۡلَمُ بِكُمۡ إِذۡ أَنشَأَكُم مِّنَ ٱلۡأَرۡضِ وَإِذۡ أَنتُمۡ أَجِنَّةٞ فِي بُطُونِ أُمَّهَٰتِكُمۡۖ

  3. Düşen her yaprağı bilirsin.

    6:59

    وَمَا تَسۡقُطُ مِن وَرَقَةٍ إِلَّا يَعۡلَمُهَا

  4. Görünmeyeni de görüneni de bilirsin.

    59:22

    عَٰلِمُ ٱلۡغَيۡبِ وَٱلشَّهَٰدَةِۖ

  5. Gizlesek de açığa vursak da kalbimizdekini bilirsin.

    67:13

    وَأَسِرُّواْ قَوۡلَكُمۡ أَوِ ٱجۡهَرُواْ بِهِۦٓۖ إِنَّهُۥ عَلِيمُۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ

ٱلۡعَلِيمُ isim kartı →

Kur'an'da Allah için 114 kez

يَا رَحِيمُ

Yâ Rahîm

Merhameti işiyle gelen. Kur'an'da bu isim hemen hep bir işin yanında durur: bağışlamanın, dönüşü kabul etmenin.

  1. Rahmetin her şeyi kuşattı.

    7:156

    وَرَحۡمَتِي وَسِعَتۡ كُلَّ شَيۡءٖۚ

  2. Rahmeti kendine yazdın.

    6:12

    كَتَبَ عَلَىٰ نَفۡسِهِ ٱلرَّحۡمَةَۚ

  3. Rızkımızı arayalım diye gemileri denizde yürütürsün.

    17:66

    رَّبُّكُمُ ٱلَّذِي يُزۡجِي لَكُمُ ٱلۡفُلۡكَ فِي ٱلۡبَحۡرِ لِتَبۡتَغُواْ مِن فَضۡلِهِۦٓۚ إِنَّهُۥ كَانَ بِكُمۡ رَحِيمٗا

  4. Bizi karanlıktan aydınlığa çıkarmak için üzerimize rahmet edersin.

    33:43

    هُوَ ٱلَّذِي يُصَلِّي عَلَيۡكُمۡ وَمَلَٰٓئِكَتُهُۥ لِيُخۡرِجَكُم مِّنَ ٱلظُّلُمَٰتِ إِلَى ٱلنُّورِۚ وَكَانَ بِٱلۡمُؤۡمِنِينَ رَحِيمٗا

ٱلرَّحِيمُ isim kartı →

Kur'an'da Allah için 91 kez

يَا غَفُورُ

Yâ Ğafûr

Örten, bağışlayan. Kur'an'da bu isim 91 kez geçer ve hepsinde Allah'ı anlatır.

  1. Rahmetinden umut kesilmez; bütün günahları bağışlarsın.

    39:53

    لَا تَقۡنَطُواْ مِن رَّحۡمَةِ ٱللَّهِۚ إِنَّ ٱللَّهَ يَغۡفِرُ ٱلذُّنُوبَ جَمِيعًاۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلۡغَفُورُ ٱلرَّحِيمُ

  2. Günahları Senden başka bağışlayan yok.

    3:135

    وَمَن يَغۡفِرُ ٱلذُّنُوبَ إِلَّا ٱللَّهُ

  3. Hata edip Senden af dileyen, Seni bağışlayıcı bulur.

    4:110

    وَمَن يَعۡمَلۡ سُوٓءًا أَوۡ يَظۡلِمۡ نَفۡسَهُۥ ثُمَّ يَسۡتَغۡفِرِ ٱللَّهَ يَجِدِ ٱللَّهَ غَفُورٗا رَّحِيمٗا

ٱلۡغَفُورُ isim kartı →

Kur'an'da Allah için 91 kez

يَا حَكِيمُ

Yâ Hakîm

Hükmü veren, her işi yerine oturtan. Kur'an bu sıfatı Kitab'a da verir.

  1. Kitabının âyetlerini sağlam kıldın, sonra açıkladın.

    11:1

    كِتَٰبٌ أُحۡكِمَتۡ ءَايَٰتُهُۥ ثُمَّ فُصِّلَتۡ مِن لَّدُنۡ حَكِيمٍ خَبِيرٍ

  2. Ayrılığa düştüğümüz her şeyde hüküm Sana aittir.

    42:10

    وَمَا ٱخۡتَلَفۡتُمۡ فِيهِ مِن شَيۡءٖ فَحُكۡمُهُۥٓ إِلَى ٱللَّهِۚ

  3. Hüküm verenlerin en iyisi Sensin.

    95:8

    أَلَيۡسَ ٱللَّهُ بِأَحۡكَمِ ٱلۡحَٰكِمِينَ

ٱلۡحَكِيمُ isim kartı →

Kur'an'da Allah için 89 kez

يَا عَزِيزُ

Yâ Azîz

Yenilmeyen, boyun eğdirilemeyen. Kur'an bu ismin karşısına zayıflığı değil zilleti koyar.

  1. Dilediğini aziz, dilediğini zelil kılarsın.

    3:26

    وَتُعِزُّ مَن تَشَآءُ وَتُذِلُّ مَن تَشَآءُۖ

  2. İzzet isteyen bilsin: izzetin tamamı Senindir.

    35:10

    مَن كَانَ يُرِيدُ ٱلۡعِزَّةَ فَلِلَّهِ ٱلۡعِزَّةُ جَمِيعًاۚ

  3. İzzet Senin, elçinin ve müminlerindir.

    63:8

    وَلِلَّهِ ٱلۡعِزَّةُ وَلِرَسُولِهِۦ وَلِلۡمُؤۡمِنِينَ

ٱلۡعَزِيزُ isim kartı →

Kur'an'da Allah için 57 kez

يَا رَحۡمَٰنُ

Yâ Rahmân

Yalnız Allah'ın olan ad. Kur'an'da 57 kez geçer ve hiçbir yerde başkasına verilmez.

  1. Allah desek de Rahmân desek de, en güzel isimler Senindir.

    17:110

    قُلِ ٱدۡعُواْ ٱللَّهَ أَوِ ٱدۡعُواْ ٱلرَّحۡمَٰنَۖ أَيّٗا مَّا تَدۡعُواْ فَلَهُ ٱلۡأَسۡمَآءُ ٱلۡحُسۡنَىٰۚ

  2. Kur'an'ı öğrettin.

    55:2

    عَلَّمَ ٱلۡقُرۡءَانَ

  3. İnsana açıklamayı öğrettin.

    55:4

    عَلَّمَهُ ٱلۡبَيَانَ

  4. Kanat açıp kapayan kuşları havada Senden başkası tutmaz.

    67:19

    أَوَلَمۡ يَرَوۡاْ إِلَى ٱلطَّيۡرِ فَوۡقَهُمۡ صَٰٓفَّٰتٖ وَيَقۡبِضۡنَۚ مَا يُمۡسِكُهُنَّ إِلَّا ٱلرَّحۡمَٰنُۚ

ٱلرَّحۡمَٰنُ isim kartı →

Kur'an'da Allah için 45 kez

يَا سَمِيعُ

Yâ Semî'

İşiten. Kur'an bu ismi hiç yalnız bırakmaz; hep bir şeyi işitir: sözü, duayı, fısıltıyı.

  1. Duayı işitirsin.

    14:39

    إِنَّ رَبِّي لَسَمِيعُ ٱلدُّعَآءِ

  2. Sırrımızı da fısıltımızı da işitirsin.

    43:80

    أَمۡ يَحۡسَبُونَ أَنَّا لَا نَسۡمَعُ سِرَّهُمۡ وَنَجۡوَىٰهُمۚ

  3. Derdini Sana açan kadının sözünü işittin.

    58:1

    قَدۡ سَمِعَ ٱللَّهُ قَوۡلَ ٱلَّتِي تُجَٰدِلُكَ فِي زَوۡجِهَا وَتَشۡتَكِيٓ إِلَى ٱللَّهِ

  4. Mûsâ'ya dedin: Korkma, seninleyim; işitir ve görürüm.

    20:46

    لَا تَخَافَآۖ إِنَّنِي مَعَكُمَآ أَسۡمَعُ وَأَرَىٰ

ٱلسَّمِيعُ isim kartı →

Kur'an'da Allah için 45 kez

يَا قَدِيرُ

Yâ Kadîr

Her şeye gücü yeten, her şeyin ölçüsünü koyan. Kur'an bu kökte gücü ölçüyle birlikte kurar.

  1. Her şeyi bir ölçüyle yarattın.

    54:49

    إِنَّا كُلَّ شَيۡءٍ خَلَقۡنَٰهُ بِقَدَرٖ

  2. Mülk Senin elinde; her şeye gücün yeter.

    67:1

    تَبَٰرَكَ ٱلَّذِي بِيَدِهِ ٱلۡمُلۡكُ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءٖ قَدِيرٌ

  3. Toprağa su indirince kıpırdar, kabarır; onu dirilten Sensin.

    41:39

    ٱلۡأَرۡضَ خَٰشِعَةٗ فَإِذَآ أَنزَلۡنَا عَلَيۡهَا ٱلۡمَآءَ ٱهۡتَزَّتۡ وَرَبَتۡۚ إِنَّ ٱلَّذِيٓ أَحۡيَاهَا

ٱلۡقَدِيرُ isim kartı →

Kur'an'da Allah için 43 kez

يَا خَبِيرُ

Yâ Habîr

Haberdar olan, işin içini bilen. Kur'an bu ismi çoğu kez insanın yaptığı işe bağlar.

  1. Yaptığımız her şeyden haberdarsın.

    59:18

    إِنَّ ٱللَّهَ خَبِيرُۢ بِمَا تَعۡمَلُونَ

  2. Hiç kimse Senin gibi haber veremez.

    35:14

    وَلَا يُنَبِّئُكَ مِثۡلُ خَبِيرٖ

  3. Peygamberin sırrı yayılınca, bunu ona Sen haber verdin.

    66:3

    وَإِذۡ أَسَرَّ ٱلنَّبِيُّ إِلَىٰ بَعۡضِ أَزۡوَٰجِهِۦ حَدِيثٗا فَلَمَّا نَبَّأَتۡ بِهِۦ وَأَظۡهَرَهُ ٱللَّهُ عَلَيۡهِ عَرَّفَ بَعۡضَهُۥ وَأَعۡرَضَ عَنۢ بَعۡضٖۖ فَلَمَّا نَبَّأَهَا بِهِۦ قَالَتۡ مَنۡ أَنۢبَأَكَ هَٰذَاۖ قَالَ نَبَّأَنِيَ ٱلۡعَلِيمُ ٱلۡخَبِيرُ

ٱلۡخَبِيرُ isim kartı →

Kur'an'da Allah için 42 kez

يَا بَصِيرُ

Yâ Basîr

Gören, ayırt eden. Kur'an bu ismi 42 geçişin 31'inde bir nesneyle kullanır: yaptıklarınızı görür, kullarını görür.

  1. Nerede olsak bizimlesin; yaptığımızı görürsün.

    57:4

    وَهُوَ مَعَكُمۡ أَيۡنَ مَا كُنتُمۡۚ وَٱللَّهُ بِمَا تَعۡمَلُونَ بَصِيرٞ

  2. Rızkı bol verseydin kulların azardı; ölçüyle indirir, kullarını görürsün.

    42:27

    ۞وَلَوۡ بَسَطَ ٱللَّهُ ٱلرِّزۡقَ لِعِبَادِهِۦ لَبَغَوۡاْ فِي ٱلۡأَرۡضِ وَلَٰكِن يُنَزِّلُ بِقَدَرٖ مَّا يَشَآءُۚ إِنَّهُۥ بِعِبَادِهِۦ خَبِيرُۢ بَصِيرٞ

  3. Firavun ailesinden mümin işini Sana bıraktı; kullarını görürsün.

    40:44

    وَأُفَوِّضُ أَمۡرِيٓ إِلَى ٱللَّهِۚ إِنَّ ٱللَّهَ بَصِيرُۢ بِٱلۡعِبَادِ

ٱلۡبَصِيرُ isim kartı →

Kur'an'da Allah için 42 kez

يَا رَبَّ ٱلۡعَٰلَمِينَ

Yâ Rabbe'l-âlemîn

Âlemlerin Rabbi. Kur'an bu adı 42 kez anar; Nûh, Hûd ve Mûsâ kendilerini 'âlemlerin Rabbinin elçisi' diye tanıtır.

  1. Cennettekilerin son duası: Hamd, âlemlerin Rabbi olan Sana.

    10:10

    وَءَاخِرُ دَعۡوَىٰهُمۡ أَنِ ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ

  2. Namazım, ibadetim, hayatım ve ölümüm Senin içindir.

    6:162

    صَلَاتِي وَنُسُكِي وَمَحۡيَايَ وَمَمَاتِي لِلَّهِ رَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ

  3. Yaratmak da emir de Senin; âlemlerin Rabbi, mübareksin.

    7:54

    أَلَا لَهُ ٱلۡخَلۡقُ وَٱلۡأَمۡرُۗ تَبَارَكَ ٱللَّهُ رَبُّ ٱلۡعَٰلَمِينَ

  4. Âdem'in oğlu kardeşine dedi: Ben âlemlerin Rabbi Allah'tan korkarım.

    5:28

    إِنِّيٓ أَخَافُ ٱللَّهَ رَبَّ ٱلۡعَٰلَمِينَ

Kur'an'da Allah için 25 kezgelenek adı

يَا وَلِيُّ

Yâ Velî

Koruyan, işimizi üstlenen. Kur'an bu ismi, O'ndan başka edinilen velilerin karşısına da koyar.

  1. Başka veliler edinseler de veli Sensin; ölüleri Sen diriltirsin.

    42:9

    أَمِ ٱتَّخَذُواْ مِن دُونِهِۦٓ أَوۡلِيَآءَۖ فَٱللَّهُ هُوَ ٱلۡوَلِيُّ وَهُوَ يُحۡيِ ٱلۡمَوۡتَىٰ

  2. Umut kesildikten sonra yağmuru indirir, rahmetini yayarsın.

    42:28

    وَهُوَ ٱلَّذِي يُنَزِّلُ ٱلۡغَيۡثَ مِنۢ بَعۡدِ مَا قَنَطُواْ وَيَنشُرُ رَحۡمَتَهُۥۚ وَهُوَ ٱلۡوَلِيُّ ٱلۡحَمِيدُ

  3. Kitabı indiren Sensin; iyilerin işini Sen üstlenirsin.

    7:196

    إِنَّ وَلِـِّۧيَ ٱللَّهُ ٱلَّذِي نَزَّلَ ٱلۡكِتَٰبَۖ وَهُوَ يَتَوَلَّى ٱلصَّٰلِحِينَ

  4. Yûsuf dedi: Dünyada da âhirette de velim Sensin.

    12:101

    أَنتَ وَلِيِّۦ فِي ٱلدُّنۡيَا وَٱلۡأٓخِرَةِۖ

ٱلۡوَلِيُّ isim kartı →

Kur'an'da Allah için 22 kez

يَا وَٰحِدُ

Yâ Vâhid

Bir olan, tek. Kur'an bu ismi tanımlamaz; karşıtını söyler: iki ilah, dağınık rabler, başka ilahlar.

  1. İki ilah edinmeyi yasakladın; tek ilah Sensin.

    16:51

    ۞وَقَالَ ٱللَّهُ لَا تَتَّخِذُوٓاْ إِلَٰهَيۡنِ ٱثۡنَيۡنِۖ إِنَّمَا هُوَ إِلَٰهٞ وَٰحِدٞ

  2. İlahımız tek bir ilahtır; Senden başka ilah yok.

    2:163

    وَإِلَٰهُكُمۡ إِلَٰهٞ وَٰحِدٞۖ لَّآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ

  3. Yerde ve gökte Senden başka ilahlar olsaydı ikisi de bozulurdu.

    21:22

    لَوۡ كَانَ فِيهِمَآ ءَالِهَةٌ إِلَّا ٱللَّهُ لَفَسَدَتَاۚ

ٱلۡوَٰحِدُ isim kartı →

Kur'an'da Allah için 21 kez

يَا خَيۡرُ

Yâ Hayr

Daha hayırlı olan. Bu bir karşılaştırma sözüdür; Allah'a verildiği 21 yerin 18'inde 'rızık verenlerin en hayırlısı' gibi bir tamlamayla gelir.

  1. Rızık verenlerin en hayırlısı Sensin.

    62:11

    وَٱللَّهُ خَيۡرُ ٱلرَّٰزِقِينَ

  2. Bağışla, merhamet et; merhamet edenlerin en hayırlısı Sensin.

    23:118

    وَقُل رَّبِّ ٱغۡفِرۡ وَٱرۡحَمۡ وَأَنتَ خَيۡرُ ٱلرَّٰحِمِينَ

  3. Yakûb dedi: En hayırlı koruyan Sensin, merhametlilerin en merhametlisi Sensin.

    12:64

    فَٱللَّهُ خَيۡرٌ حَٰفِظٗاۖ وَهُوَ أَرۡحَمُ ٱلرَّٰحِمِينَ

خَيۡرٞ isim kartı →

Kur'an'da Allah için 19 kez

يَا شَهِيدُ

Yâ Şehîd

Tanık; olanın yanında bulunan. Kur'an bu ismi bir tanıklık sözü olarak, ihtilafların ortasında da kullanır.

  1. Senden başka ilah olmadığına Sen şahitlik ettin.

    3:18

    شَهِدَ ٱللَّهُ أَنَّهُۥ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ

  2. Bir işe daldığımızda Sen orada şahitsin.

    10:61

    وَلَا تَعۡمَلُونَ مِنۡ عَمَلٍ إِلَّا كُنَّا عَلَيۡكُمۡ شُهُودًا إِذۡ تُفِيضُونَ فِيهِۚ

  3. Îsâ dedi: Beni aldığında onları Sen gözettin; her şeye şahitsin.

    5:117

    فَلَمَّا تَوَفَّيۡتَنِي كُنتَ أَنتَ ٱلرَّقِيبَ عَلَيۡهِمۡۚ وَأَنتَ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءٖ شَهِيدٌ

  4. Elçinin dediği gibi: benimle sizin aranızda şahit olarak Sen yetersin.

    17:96

    قُلۡ كَفَىٰ بِٱللَّهِ شَهِيدَۢا بَيۡنِي وَبَيۡنَكُمۡۚ

شَهِيدٌ isim kartı →

Kur'an'da Allah için 18 kez

يَا غَنِيُّ

Yâ Ğanî

İhtiyacı olmayan. Kur'an bu ismi 'Siz Allah'a muhtaçsınız' cümlesinin karşısına koyar; servet değil ihtiyaçsızlık bildirir.

  1. Biz Sana muhtacız; hiçbir şeye muhtaç olmayan Sensin.

    35:15

    ۞يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ أَنتُمُ ٱلۡفُقَرَآءُ إِلَى ٱللَّهِۖ وَٱللَّهُ هُوَ ٱلۡغَنِيُّ ٱلۡحَمِيدُ

  2. Çabalayan kendisi için çabalar; âlemlere ihtiyacın yok.

    29:6

    وَمَن جَٰهَدَ فَإِنَّمَا يُجَٰهِدُ لِنَفۡسِهِۦٓۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَغَنِيٌّ عَنِ ٱلۡعَٰلَمِينَ

  3. Cinden ve insandan rızık istemezsin, Seni doyurmalarını istemezsin.

    51:57

    مَآ أُرِيدُ مِنۡهُم مِّن رِّزۡقٖ وَمَآ أُرِيدُ أَن يُطۡعِمُونِ

ٱلۡغَنِيُّ isim kartı →

Kur'an'da Allah için 17 kez

يَا حَمِيدُ

Yâ Hamîd

Övülen. Kur'an'da hamd eden hep yaratılmış, hamd edilen hep Allah'tır; kimse övmese de O övülmeye layıktır.

  1. Yedi gök, yer ve içlerindeki her şey Seni hamd ile tesbih eder.

    17:44

    تُسَبِّحُ لَهُ ٱلسَّمَٰوَٰتُ ٱلسَّبۡعُ وَٱلۡأَرۡضُ وَمَن فِيهِنَّۚ وَإِن مِّن شَيۡءٍ إِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمۡدِهِۦ

  2. Senden başka ilah yok; dünyada da âhirette de hamd Senindir.

    28:70

    وَهُوَ ٱللَّهُ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَۖ لَهُ ٱلۡحَمۡدُ فِي ٱلۡأُولَىٰ وَٱلۡأٓخِرَةِۖ

  3. Mûsâ dedi: Yerdekilerin hepsi inkâr etse de Sen müstağni ve övülensin.

    14:8

    وَقَالَ مُوسَىٰٓ إِن تَكۡفُرُوٓاْ أَنتُمۡ وَمَن فِي ٱلۡأَرۡضِ جَمِيعٗا فَإِنَّ ٱللَّهَ لَغَنِيٌّ حَمِيدٌ

ٱلۡحَمِيدُ isim kartı →

Kur'an'da Allah için 14 kezgelenek adı

يَا وَكِيلُ

Yâ Vekîl

Kendisine güvenilip işin bırakıldığı, üstlendiğini yerine getiren. Kur'an'da 'Allah bize yeter' sözüyle birlikte de gelir.

  1. İnsanlar size karşı toplandı denince dediler: Sen bize yetersin, ne güzel vekilsin.

    3:173

    ٱلَّذِينَ قَالَ لَهُمُ ٱلنَّاسُ إِنَّ ٱلنَّاسَ قَدۡ جَمَعُواْ لَكُمۡ فَٱخۡشَوۡهُمۡ فَزَادَهُمۡ إِيمَٰنٗا وَقَالُواْ حَسۡبُنَا ٱللَّهُ وَنِعۡمَ ٱلۡوَكِيلُ

  2. Her şeyin vekili Sensin.

    6:102

    وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءٖ وَكِيلٞ

  3. Senden başka ilah yok; vekil edinilecek Sensin.

    73:9

    لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ فَٱتَّخِذۡهُ وَكِيلٗا

ٱلۡوَكِيلُ isim kartı →

Kur'an'da Allah için 14 kez

يَا رَبَّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ

Yâ Rabbe's-semâvâti ve'l-arz

Göklerin ve yerin Rabbi. Kur'an bu adı 14 kez anar; Mûsâ Firavun'a, İbrâhîm kavmine Rablerini bu adla tanıtır.

  1. Mağara gençleri dedi: Rabbimiz göklerin ve yerin Rabbidir, başkasına yalvarmayız.

    18:14

    فَقَالُواْ رَبُّنَا رَبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ لَن نَّدۡعُوَاْ مِن دُونِهِۦٓ إِلَٰهٗاۖ

  2. İbrâhîm dedi: Rabbiniz, gökleri ve yeri yaratan, onların Rabbidir.

    21:56

    بَل رَّبُّكُمۡ رَبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ ٱلَّذِي فَطَرَهُنَّ

  3. Göklerin, yerin ve aralarındakinin Rabbisin; Senin adaşın yok.

    19:65

    رَّبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَيۡنَهُمَا فَٱعۡبُدۡهُ وَٱصۡطَبِرۡ لِعِبَٰدَتِهِۦۚ هَلۡ تَعۡلَمُ لَهُۥ سَمِيّٗا

Kur'an'da Allah için 14 kez

يَا شَدِيدَ ٱلۡعِقَابِ

Yâ Şedîde'l-ikâb

Cezası çetin olan. Kur'an bu adı 14 kez anar; birkaçında hemen yanında bağışlayıcılığını da anar.

  1. Âyetlerini yalanlayan Firavun ailesini günahlarıyla yakaladın; cezan çetindir.

    3:11

    كَدَأۡبِ ءَالِ فِرۡعَوۡنَ وَٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِمۡۚ كَذَّبُواْ بِـَٔايَٰتِنَا فَأَخَذَهُمُ ٱللَّهُ بِذُنُوبِهِمۡۗ وَٱللَّهُ شَدِيدُ ٱلۡعِقَابِ

  2. Nimetini, kendisine geldikten sonra değiştirene cezan çetindir.

    2:211

    وَمَن يُبَدِّلۡ نِعۡمَةَ ٱللَّهِ مِنۢ بَعۡدِ مَا جَآءَتۡهُ فَإِنَّ ٱللَّهَ شَدِيدُ ٱلۡعِقَابِ

  3. Azabın da çetindir.

    2:165

    وَأَنَّ ٱللَّهَ شَدِيدُ ٱلۡعَذَابِ

  4. Cezan çetindir; ama bağışlayan, esirgeyen de Sensin.

    5:98

    ٱعۡلَمُوٓاْ أَنَّ ٱللَّهَ شَدِيدُ ٱلۡعِقَابِ وَأَنَّ ٱللَّهَ غَفُورٞ رَّحِيمٞ

Kur'an'da Allah için 13 kez

يَا عَٰلِمَ ٱلۡغَيۡبِ وَٱلشَّهَٰدَةِ

Yâ Âlime'l-ğaybi ve'ş-şehâde

Görünmeyeni de görüneni de bilen. Kur'an bu adı 13 kez anar; üçünde, O'na döndürüleceğimizi ve yaptıklarımızı bize bildireceğini söyler.

  1. Kullarının ayrılığa düştüğü şeyde aralarında Sen hükmedersin.

    39:46

    أَنتَ تَحۡكُمُ بَيۡنَ عِبَادِكَ فِي مَا كَانُواْ فِيهِ يَخۡتَلِفُونَ

  2. Sana döndürüleceğiz; yaptıklarımızı bize haber vereceksin.

    9:105

    وَسَتُرَدُّونَ إِلَىٰ عَٰلِمِ ٱلۡغَيۡبِ وَٱلشَّهَٰدَةِ فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ

  3. Göklerde ve yerde zerre ağırlığınca hiçbir şey Senden gizli kalmaz.

    34:3

    عَٰلِمِ ٱلۡغَيۡبِۖ لَا يَعۡزُبُ عَنۡهُ مِثۡقَالُ ذَرَّةٖ فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَلَا فِي ٱلۡأَرۡضِ

Kur'an'da Allah için 13 kez

يَا ذَا ٱلۡفَضۡلِ ٱلۡعَظِيمِ

Yâ Ze'l-fadli'l-azîm

Büyük lütuf sahibi. Kur'an bu adı 13 kez anar; dördünde ardından 'ama insanların çoğu şükretmez' der.

  1. Rahmetini dilediğine özgü kılarsın; büyük lütuf sahibisin.

    3:74

    يَخۡتَصُّ بِرَحۡمَتِهِۦ مَن يَشَآءُۗ وَٱللَّهُ ذُو ٱلۡفَضۡلِ ٱلۡعَظِيمِ

  2. Lütuf Senin elindedir; onu dilediğine verirsin.

    57:29

    وَأَنَّ ٱلۡفَضۡلَ بِيَدِ ٱللَّهِ يُؤۡتِيهِ مَن يَشَآءُۚ وَٱللَّهُ ذُو ٱلۡفَضۡلِ ٱلۡعَظِيمِ

  3. Geceyi dinlenelim, gündüzü görelim diye yaptın; insanlara lütufkârsın.

    40:61

    ٱللَّهُ ٱلَّذِي جَعَلَ لَكُمُ ٱلَّيۡلَ لِتَسۡكُنُواْ فِيهِ وَٱلنَّهَارَ مُبۡصِرًاۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَذُو فَضۡلٍ عَلَى ٱلنَّاسِ وَلَٰكِنَّ أَكۡثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَشۡكُرُونَ

  4. İnsanları birbiriyle savmasaydın yeryüzü bozulurdu; âlemlere lütufkârsın.

    2:251

    وَلَوۡلَا دَفۡعُ ٱللَّهِ ٱلنَّاسَ بَعۡضَهُم بِبَعۡضٖ لَّفَسَدَتِ ٱلۡأَرۡضُ وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ ذُو فَضۡلٍ عَلَى ٱلۡعَٰلَمِينَ

Kur'an'da Allah için 12 kez

يَا قَادِرُ

Yâ Kâdir

Belli bir işe gücü yeten. Kur'an bu biçimi hep adı konmuş bir işe bağlar: ölüleri diriltmek, parmak uçlarını düzeltmek, azap göndermek.

  1. Parmak uçlarımızı bile yeniden düzeltmeye gücün yeter.

    75:4

    بَلَىٰ قَٰدِرِينَ عَلَىٰٓ أَن نُّسَوِّيَ بَنَانَهُۥ

  2. Gökleri ve yeri yaratıp yorulmadın; ölüleri diriltmeye de gücün yeter.

    46:33

    أَوَلَمۡ يَرَوۡاْ أَنَّ ٱللَّهَ ٱلَّذِي خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ وَلَمۡ يَعۡيَ بِخَلۡقِهِنَّ بِقَٰدِرٍ عَلَىٰٓ أَن يُحۡـِۧيَ ٱلۡمَوۡتَىٰۚ

  3. Üstümüzden ya da ayaklarımızın altından azap göndermeye gücün yeter.

    6:65

    قُلۡ هُوَ ٱلۡقَادِرُ عَلَىٰٓ أَن يَبۡعَثَ عَلَيۡكُمۡ عَذَابٗا مِّن فَوۡقِكُمۡ أَوۡ مِن تَحۡتِ أَرۡجُلِكُمۡ

ٱلۡقَادِرُ isim kartı →

Kur'an'da Allah için 11 kez

يَا تَوَّابُ

Yâ Tevvâb

Dönene dönen, tevbeyi kabul eden. Kur'an'da ilk adım O'ndan gelir: 'dönsünler diye onlara döndü'.

  1. Âdem Senden kelimeler aldı; Sen de tevbesini kabul ettin.

    2:37

    فَتَلَقَّىٰٓ ءَادَمُ مِن رَّبِّهِۦ كَلِمَٰتٖ فَتَابَ عَلَيۡهِۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلتَّوَّابُ ٱلرَّحِيمُ

  2. Yer dar gelince, geride kalan üç kişiye dönsünler diye Sen döndün.

    9:118

    وَعَلَى ٱلثَّلَٰثَةِ ٱلَّذِينَ خُلِّفُواْ حَتَّىٰٓ إِذَا ضَاقَتۡ عَلَيۡهِمُ ٱلۡأَرۡضُ بِمَا رَحُبَتۡ وَضَاقَتۡ عَلَيۡهِمۡ أَنفُسُهُمۡ وَظَنُّوٓاْ أَن لَّا مَلۡجَأَ مِنَ ٱللَّهِ إِلَّآ إِلَيۡهِ ثُمَّ تَابَ عَلَيۡهِمۡ لِيَتُوبُوٓاْۚ

  3. İbrâhîm ve İsmâil dedi: Tevbemizi kabul et; tevbeyi kabul eden Sensin.

    2:128

    وَتُبۡ عَلَيۡنَآۖ إِنَّكَ أَنتَ ٱلتَّوَّابُ ٱلرَّحِيمُ

  4. Kullarının tevbesini kabul eden Sensin.

    42:25

    وَهُوَ ٱلَّذِي يَقۡبَلُ ٱلتَّوۡبَةَ عَنۡ عِبَادِهِۦ

ٱلتَّوَّابُ isim kartı →

Kur'an'da Allah için 11 kez

يَا حَلِيمُ

Yâ Halîm

Gücü ve sebebi varken hemen cezalandırmayan. Kur'an bu ismi bir cezanın verilebileceği ama verilmediği yerde kullanır.

  1. Yeminlerimizdeki boş sözden bizi sorumlu tutmazsın.

    2:225

    لَّا يُؤَاخِذُكُمُ ٱللَّهُ بِٱللَّغۡوِ فِيٓ أَيۡمَٰنِكُمۡ وَلَٰكِن يُؤَاخِذُكُم بِمَا كَسَبَتۡ قُلُوبُكُمۡۗ وَٱللَّهُ غَفُورٌ حَلِيمٞ

  2. İki ordu karşılaştığı gün dönüp kaçanları affettin.

    3:155

    إِنَّ ٱلَّذِينَ تَوَلَّوۡاْ مِنكُمۡ يَوۡمَ ٱلۡتَقَى ٱلۡجَمۡعَانِ إِنَّمَا ٱسۡتَزَلَّهُمُ ٱلشَّيۡطَٰنُ بِبَعۡضِ مَا كَسَبُواْۖ وَلَقَدۡ عَفَا ٱللَّهُ عَنۡهُمۡۗ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ حَلِيمٞ

  3. Gökleri ve yeri yerinden kaymasın diye Sen tutarsın.

    35:41

    ۞إِنَّ ٱللَّهَ يُمۡسِكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ أَن تَزُولَاۚ وَلَئِن زَالَتَآ إِنۡ أَمۡسَكَهُمَا مِنۡ أَحَدٖ مِّنۢ بَعۡدِهِۦٓۚ إِنَّهُۥ كَانَ حَلِيمًا غَفُورٗا

حَلِيمٌ isim kartı →

Kur'an'da Allah için 11 kez

يَا خَٰلِقُ

Yâ Hâlık

Yaratan. Kur'an yaratmayı ölçü ve amaçla birlikte anlatır: rastgele var etmek değil, yerli yerine koymak.

  1. Bizi gökten ve yerden rızıklandıran başka yaratıcı yok.

    35:3

    هَلۡ مِنۡ خَٰلِقٍ غَيۡرُ ٱللَّهِ يَرۡزُقُكُم مِّنَ ٱلسَّمَآءِ وَٱلۡأَرۡضِۚ

  2. Rabbimiz, bunları boşuna yaratmadın; Seni tesbih ederiz.

    3:191

    رَبَّنَا مَا خَلَقۡتَ هَٰذَا بَٰطِلٗا سُبۡحَٰنَكَ

  3. Her şeyin yaratıcısı Sensin; Senden başka ilah yok.

    40:62

    ذَٰلِكُمُ ٱللَّهُ رَبُّكُمۡ خَٰلِقُ كُلِّ شَيۡءٖ لَّآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَۖ

ٱلۡخَٰلِقُ isim kartı →

Kur'an'da Allah için 10 kez

يَا حَقُّ

Yâ Hakk

Hak; gerçekten olan, geçersizleşmeyen. Kur'an bu ismi bâtılın, yani boşa çıkanın karşısına koyar.

  1. Hak Sensin; Senden başka yalvarılanlar bâtıldır.

    22:62

    ذَٰلِكَ بِأَنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلۡحَقُّ وَأَنَّ مَا يَدۡعُونَ مِن دُونِهِۦ هُوَ ٱلۡبَٰطِلُ

  2. Gerçek Rabbimiz Sensin; haktan sonra sapıklıktan başka ne var?

    10:32

    فَذَٰلِكُمُ ٱللَّهُ رَبُّكُمُ ٱلۡحَقُّۖ فَمَاذَا بَعۡدَ ٱلۡحَقِّ إِلَّا ٱلضَّلَٰلُۖ

  3. O gün hak karşılıklarını tam verirsin; bilirler ki apaçık hak Sensin.

    24:25

    يَوۡمَئِذٖ يُوَفِّيهِمُ ٱللَّهُ دِينَهُمُ ٱلۡحَقَّ وَيَعۡلَمُونَ أَنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلۡحَقُّ ٱلۡمُبِينُ

ٱلۡحَقُّ isim kartı →

Kur'an'da Allah için 10 kez

يَا رَءُوفُ

Yâ Raûf

Şefkatli. Kur'an bu ismi on kez Allah için kullanır; çoğunda şefkatin kime yöneldiğini söyler: insanlara, kullara, size.

  1. Göğü, iznin olmadan yere düşmesin diye tutarsın; insanlara şefkatlisin.

    22:65

    وَيُمۡسِكُ ٱلسَّمَآءَ أَن تَقَعَ عَلَى ٱلۡأَرۡضِ إِلَّا بِإِذۡنِهِۦٓۚ إِنَّ ٱللَّهَ بِٱلنَّاسِ لَرَءُوفٞ رَّحِيمٞ

  2. İmanımızı boşa çıkarmazsın; insanlara çok şefkatlisin.

    2:143

    وَمَا كَانَ ٱللَّهُ لِيُضِيعَ إِيمَٰنَكُمۡۚ إِنَّ ٱللَّهَ بِٱلنَّاسِ لَرَءُوفٞ رَّحِيمٞ

  3. Bizi Kendinden sakındırırsın; kullarına şefkatlisin.

    3:30

    وَيُحَذِّرُكُمُ ٱللَّهُ نَفۡسَهُۥۗ وَٱللَّهُ رَءُوفُۢ بِٱلۡعِبَادِ

  4. Sonra gelenler der: Kalbimizde müminlere kin bırakma; şefkatlisin.

    59:10

    يَقُولُونَ رَبَّنَا ٱغۡفِرۡ لَنَا وَلِإِخۡوَٰنِنَا ٱلَّذِينَ سَبَقُونَا بِٱلۡإِيمَٰنِ وَلَا تَجۡعَلۡ فِي قُلُوبِنَا غِلّٗا لِّلَّذِينَ ءَامَنُواْ رَبَّنَآ إِنَّكَ رَءُوفٞ رَّحِيمٌ

رَءُوفٞ isim kartı →

Kur'an'da Allah için 9 kez

يَا قَوِيُّ

Yâ Kavî

Güçlü, karşı konulamayan. Kur'an bu ismi Allah için dokuz kez kullanır, hiç yalnız bırakmaz: yedisinde 'Azîz' ile gelir.

  1. Kendin ve elçilerin galip gelecek diye yazdın; güçlüsün, üstünsün.

    58:21

    كَتَبَ ٱللَّهُ لَأَغۡلِبَنَّ أَنَا۠ وَرُسُلِيٓۚ إِنَّ ٱللَّهَ قَوِيٌّ عَزِيزٞ

  2. Sana yardım edene mutlaka yardım edersin.

    22:40

    وَلَيَنصُرَنَّ ٱللَّهُ مَن يَنصُرُهُۥٓۚ

  3. Rızık veren, sarsılmaz güç sahibi Sensin.

    51:58

    إِنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلرَّزَّاقُ ذُو ٱلۡقُوَّةِ ٱلۡمَتِينُ

  4. Savaşta müminlere Sen yettin; güçlüsün, üstünsün.

    33:25

    وَكَفَى ٱللَّهُ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ ٱلۡقِتَالَۚ وَكَانَ ٱللَّهُ قَوِيًّا عَزِيزٗا

ٱلۡقَوِيُّ isim kartı →

Kur'an'da Allah için 9 kez

يَا وَٰسِعُ

Yâ Vâsi'

Geniş; yetişen, dar gelmeyen. Kur'an bu ismi dokuz kez Allah için kullanır, sekizinde bir verme bağlamında.

  1. Arşı taşıyanlar der: Rahmetinle ve ilminle her şeyi kuşattın.

    40:7

    رَبَّنَا وَسِعۡتَ كُلَّ شَيۡءٖ رَّحۡمَةٗ وَعِلۡمٗا

  2. Bağışlaman geniştir.

    53:32

    إِنَّ رَبَّكَ وَٰسِعُ ٱلۡمَغۡفِرَةِۚ

  3. Ayrılan eşlerin her birini genişliğinle zengin kılarsın.

    4:130

    وَإِن يَتَفَرَّقَا يُغۡنِ ٱللَّهُ كُلّٗا مِّن سَعَتِهِۦۚ وَكَانَ ٱللَّهُ وَٰسِعًا حَكِيمٗا

وَٰسِعٌ isim kartı →

Kur'an'da Allah için 8 kez

يَا عَلِيُّ

Yâ Aliyy

Yüce. Kur'an bu ismi, O'nun katında izinsiz şefaat olmadığını söyleyen cümlelerin ardına da koyar.

  1. İznin olmadan katında kimse şefaat edemez.

    2:255

    مَن ذَا ٱلَّذِي يَشۡفَعُ عِندَهُۥٓ إِلَّا بِإِذۡنِهِۦۚ

  2. İnsanla yalnız vahiyle, perde ardından ya da elçi göndererek konuşursun.

    42:51

    ۞وَمَا كَانَ لِبَشَرٍ أَن يُكَلِّمَهُ ٱللَّهُ إِلَّا وَحۡيًا أَوۡ مِن وَرَآيِٕ حِجَابٍ أَوۡ يُرۡسِلَ رَسُولٗا فَيُوحِيَ بِإِذۡنِهِۦ مَا يَشَآءُۚ

  3. Göklerde ve yerde ne varsa Senindir; yüce Sensin.

    42:4

    لَهُۥ مَا فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِي ٱلۡأَرۡضِۖ وَهُوَ ٱلۡعَلِيُّ

ٱلۡعَلِيُّ isim kartı →

Kur'an'da Allah için 8 kez

يَا سَرِيعَ ٱلۡحِسَابِ

Yâ Serîa'l-hisâb

Hesabı çabuk gören. Kur'an bu adı sekiz kez anar; birkaçında her canın kazandığının karşılığını aldığı yerde.

  1. Her cana kazandığının karşılığını verirsin; hesabın çabuktur.

    14:51

    لِيَجۡزِيَ ٱللَّهُ كُلَّ نَفۡسٖ مَّا كَسَبَتۡۚ إِنَّ ٱللَّهَ سَرِيعُ ٱلۡحِسَابِ

  2. Âyetlerini az bir bedele satmayanların ödülü Senin katında; hesabın çabuktur.

    3:199

    لَا يَشۡتَرُونَ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ ثَمَنٗا قَلِيلًاۚ أُوْلَٰٓئِكَ لَهُمۡ أَجۡرُهُمۡ عِندَ رَبِّهِمۡۗ إِنَّ ٱللَّهَ سَرِيعُ ٱلۡحِسَابِ

  3. İnkâr edenin işi serap gibidir; orada Seni bulur, hesabını verirsin.

    24:39

    وَٱلَّذِينَ كَفَرُوٓاْ أَعۡمَٰلُهُمۡ كَسَرَابِۭ بِقِيعَةٖ يَحۡسَبُهُ ٱلظَّمۡـَٔانُ مَآءً حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءَهُۥ لَمۡ يَجِدۡهُ شَيۡـٔٗا وَوَجَدَ ٱللَّهَ عِندَهُۥ فَوَفَّىٰهُ حِسَابَهُۥۗ وَٱللَّهُ سَرِيعُ ٱلۡحِسَابِ

Kur'an'da Allah için 7 kez

يَا لَطِيفُ

Yâ Latîf

İnce, sezdirmeden erişen. Kur'an bu ismi yedi geçişin beşinde 'Habîr' ile birlikte kullanır.

  1. Gözler Seni idrak edemez; Sen gözleri idrak edersin.

    6:103

    لَّا تُدۡرِكُهُ ٱلۡأَبۡصَٰرُ وَهُوَ يُدۡرِكُ ٱلۡأَبۡصَٰرَۖ

  2. Lokman oğluna Seni anlattı: Kayadaki hardal tanesini bile getirirsin.

    31:16

    يَٰبُنَيَّ إِنَّهَآ إِن تَكُ مِثۡقَالَ حَبَّةٖ مِّنۡ خَرۡدَلٖ فَتَكُن فِي صَخۡرَةٍ أَوۡ فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ أَوۡ فِي ٱلۡأَرۡضِ يَأۡتِ بِهَا ٱللَّهُۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَطِيفٌ خَبِيرٞ

  3. Yûsuf'u zindandan çıkardın, ailesini çölden getirdin; dilediğine latifsin.

    12:100

    وَقَدۡ أَحۡسَنَ بِيٓ إِذۡ أَخۡرَجَنِي مِنَ ٱلسِّجۡنِ وَجَآءَ بِكُم مِّنَ ٱلۡبَدۡوِ مِنۢ بَعۡدِ أَن نَّزَغَ ٱلشَّيۡطَٰنُ بَيۡنِي وَبَيۡنَ إِخۡوَتِيٓۚ إِنَّ رَبِّي لَطِيفٞ لِّمَا يَشَآءُۚ

  4. Yaratan Sensin; yarattığını elbette bilirsin.

    67:14

    أَلَا يَعۡلَمُ مَنۡ خَلَقَ وَهُوَ ٱللَّطِيفُ ٱلۡخَبِيرُ

ٱللَّطِيفُ isim kartı →

Kur'an'da Allah için 6 kez

يَا عَظِيمُ

Yâ Azîm

Büyük, ölçeği aşan. Kur'an bu sözü ödüle, azaba, arşa da verir; Allah için geçtiği altı yerin üçü bir tesbih emridir.

  1. Büyük Rabbimin adını tesbih ederim.

    56:74

    فَسَبِّحۡ بِٱسۡمِ رَبِّكَ ٱلۡعَظِيمِ

  2. Sen yücesin, Sen büyüksün.

    2:255

    وَهُوَ ٱلۡعَلِيُّ ٱلۡعَظِيمُ

  3. Kıyamet günü yer bütünüyle avucunda, gökler sağ elinde dürülüdür.

    39:67

    وَٱلۡأَرۡضُ جَمِيعٗا قَبۡضَتُهُۥ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِ وَٱلسَّمَٰوَٰتُ مَطۡوِيَّٰتُۢ بِيَمِينِهِۦۚ

ٱلۡعَظِيمُ isim kartı →

Kur'an'da Allah için 6 kez

يَا قَهَّارُ

Yâ Kahhâr

Karşı konulamayan, hiçbir şeyin elinden kaçamadığı. Kur'an bu ismi altı kez kullanır, altısında da 'Vâhid' ile birlikte.

  1. Yûsuf zindanda sordu: Dağınık rabler mi hayırlı, tek ve kahhar Sen mi?

    12:39

    يَٰصَٰحِبَيِ ٱلسِّجۡنِ ءَأَرۡبَابٞ مُّتَفَرِّقُونَ خَيۡرٌ أَمِ ٱللَّهُ ٱلۡوَٰحِدُ ٱلۡقَهَّارُ

  2. O gün mülk kimin? Tek ve kahhar olan Senin.

    40:16

    لِّمَنِ ٱلۡمُلۡكُ ٱلۡيَوۡمَۖ لِلَّهِ ٱلۡوَٰحِدِ ٱلۡقَهَّارِ

  3. Kullarının üstünde karşı konulamaz olan Sensin.

    6:18

    وَهُوَ ٱلۡقَاهِرُ فَوۡقَ عِبَادِهِۦۚ

  4. Sen her eksikten uzaksın; tek ve kahhar olan Allah Sensin.

    39:4

    سُبۡحَٰنَهُۥۖ هُوَ ٱللَّهُ ٱلۡوَٰحِدُ ٱلۡقَهَّارُ

ٱلۡقَهَّارُ isim kartı →

Kur'an'da Allah için 6 kez

يَا كَبِيرُ

Yâ Kebîr

Büyük, mertebenin en üstünde olan. Kur'an bu ismi Allah için altı kez kullanır, hepsinde yanında bir yücelik sözü vardır.

  1. Hüküm, yüce ve büyük olan Senindir.

    40:12

    فَٱلۡحُكۡمُ لِلَّهِ ٱلۡعَلِيِّ ٱلۡكَبِيرِ

  2. Zayıflıktan ötürü bir yardımcın yok; Seni tekbirle yüceltiriz.

    17:111

    وَلَمۡ يَكُن لَّهُۥ وَلِيّٞ مِّنَ ٱلذُّلِّۖ وَكَبِّرۡهُ تَكۡبِيرَۢا

  3. Senin katında şefaat ancak izin verdiğine yarar; yücesin, büyüksün.

    34:23

    وَلَا تَنفَعُ ٱلشَّفَٰعَةُ عِندَهُۥٓ إِلَّا لِمَنۡ أَذِنَ لَهُۥۚ حَتَّىٰٓ إِذَا فُزِّعَ عَن قُلُوبِهِمۡ قَالُواْ مَاذَا قَالَ رَبُّكُمۡۖ قَالُواْ ٱلۡحَقَّۖ وَهُوَ ٱلۡعَلِيُّ ٱلۡكَبِيرُ

ٱلۡكَبِيرُ isim kartı →

Kur'an'da Allah için 6 kez

يَا رَبَّ ٱلۡعَرۡشِ

Yâ Rabbe'l-arş

Arşın Rabbi. Kur'an bu adı altı kez anar; dördünde arşı 'büyük' ya da 'değerli' diye niteler.

  1. Sen bana yetersin; Sana dayandım; büyük arşın Rabbisin.

    9:129

    حَسۡبِيَ ٱللَّهُ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَۖ عَلَيۡهِ تَوَكَّلۡتُۖ وَهُوَ رَبُّ ٱلۡعَرۡشِ ٱلۡعَظِيمِ

  2. Arşın Rabbisin; yakıştırdıkları her şeyden münezzehsin.

    21:22

    فَسُبۡحَٰنَ ٱللَّهِ رَبِّ ٱلۡعَرۡشِ عَمَّا يَصِفُونَ

  3. Senden başka ilah yok; değerli arşın Rabbisin.

    23:116

    لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ رَبُّ ٱلۡعَرۡشِ ٱلۡكَرِيمِ

Kur'an'da Allah için 6 kez

يَا فَاطِرَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ

Yâ Fâtıra's-semâvâti ve'l-arz

Göklerin ve yerin yaratıcısı. Kur'an bu adı altı kez anar; ikisinde dua hitabıdır: Yûsuf'un duası ve 'De ki: Allah'ım…' duası.

  1. Hamd, göklerin ve yerin yaratıcısı olan Sana.

    35:1

    ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ فَاطِرِ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ

  2. İbrâhîm dedi: Yüzümü, gökleri ve yeri yaratana döndürdüm.

    6:79

    إِنِّي وَجَّهۡتُ وَجۡهِيَ لِلَّذِي فَطَرَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ حَنِيفٗاۖ

  3. Elçiler dedi: Göklerin ve yerin yaratıcısı, bağışlamak için sizi çağırır.

    14:10

    فَاطِرِ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۖ يَدۡعُوكُمۡ لِيَغۡفِرَ لَكُم مِّن ذُنُوبِكُمۡ

  4. Göklerin, yerin yaratıcısısın; bize kendimizden eşler yaptın.

    42:11

    فَاطِرُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۚ جَعَلَ لَكُم مِّنۡ أَنفُسِكُمۡ أَزۡوَٰجٗا

Kur'an'da Allah için 5 kez

يَا حَيُّ

Yâ Hayy

Diri, ölmeyen. Kur'an bu ismi üç yerde 'Kayyûm' ile, bir yerde 'ölmeyen' sözüyle birlikte anar.

  1. Senden başka ilah yok; diri olan, her şeyi ayakta tutan Sensin.

    2:255

    ٱللَّهُ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلۡحَيُّ ٱلۡقَيُّومُۚ

  2. Ölmeyen diri Sensin; Sana güvenir, Seni hamdinle tesbih ederiz.

    25:58

    وَتَوَكَّلۡ عَلَى ٱلۡحَيِّ ٱلَّذِي لَا يَمُوتُ وَسَبِّحۡ بِحَمۡدِهِۦۚ

  3. Diri olan Sensin; dini Sana has kılarak Sana yalvarırız.

    40:65

    هُوَ ٱلۡحَيُّ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ فَٱدۡعُوهُ مُخۡلِصِينَ لَهُ ٱلدِّينَۗ

ٱلۡحَيُّ isim kartı →

Kur'an'da Allah için 5 kez

يَا عَفُوُّ

Yâ Afüvv

Affeden, hakkını düşüren. Kur'an bu ismi beş kez kullanır, beşi de Allah için; yanında 'Ğafûr' ya da 'Kadîr' gelir.

  1. Gücün yeterken affedersin.

    4:149

    فَإِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَفُوّٗا قَدِيرًا

  2. Başımıza gelen kendi elimizin işidir; çoğunu da affedersin.

    42:30

    وَمَآ أَصَٰبَكُم مِّن مُّصِيبَةٖ فَبِمَا كَسَبَتۡ أَيۡدِيكُمۡ وَيَعۡفُواْ عَن كَثِيرٖ

  3. Buzağıdan sonra İsrâiloğullarını affettin, şükretsinler diye.

    2:52

    ثُمَّ عَفَوۡنَا عَنكُم مِّنۢ بَعۡدِ ذَٰلِكَ لَعَلَّكُمۡ تَشۡكُرُونَ

عَفُوٌّ isim kartı →

Kur'an'da Allah için 5 kez

يَا غَفَّٰرُ

Yâ Ğaffâr

Tekrar tekrar bağışlayan. Ğafûr ile aynı kökten, çokluk bildiren kalıp; Kur'an bu bağışlamanın dört şartını sayar.

  1. Tevbe edip inanan, iyi iş yapıp yolda kalana çok bağışlayıcısın.

    20:82

    وَإِنِّي لَغَفَّارٞ لِّمَن تَابَ وَءَامَنَ وَعَمِلَ صَٰلِحٗا ثُمَّ ٱهۡتَدَىٰ

  2. Nûh kavmini Senden af dilemeye çağırdı: çok bağışlayansın.

    71:10

    فَقُلۡتُ ٱسۡتَغۡفِرُواْ رَبَّكُمۡ إِنَّهُۥ كَانَ غَفَّارٗا

  3. Göklerin, yerin ve aradakilerin Rabbisin; üstün ve çok bağışlayansın.

    38:66

    رَبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَيۡنَهُمَا ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡغَفَّٰرُ

ٱلۡغَفَّٰرُ isim kartı →

Kur'an'da Allah için 5 kez

يَا مَلِكُ

Yâ Melik

Kral. Kur'an bu sözü 15 kez kullanır, 10'u insan kraldır; Allah için geçtiği beş yerde yanına 'hak', 'kutsal' gibi ayırıcı bir söz ekler.

  1. Gerçek kral Sensin; Sen çok yücesin.

    20:114

    فَتَعَٰلَى ٱللَّهُ ٱلۡمَلِكُ ٱلۡحَقُّۗ

  2. Kral Sensin, Kuddûs Sensin, Selâm Sensin.

    59:23

    ٱلۡمَلِكُ ٱلۡقُدُّوسُ ٱلسَّلَٰمُ

  3. İnsanların kralı Sensin.

    114:2

    مَلِكِ ٱلنَّاسِ

ٱلۡمَلِكُ isim kartı →

Kur'an'da Allah için 5 kez

يَا خَيۡرَ ٱلرَّٰزِقِينَ

Yâ Hayre'r-râzıkîn

Rızık verenlerin en hayırlısı. Kur'an bu adı beş kez anar; biri Îsâ'nın sofra duasında, ötekiler rızkın Allah'tan geldiğini hatırlatırken.

  1. Îsâ dedi: Bizi rızıklandır; rızık verenlerin en hayırlısı Sensin.

    5:114

    وَٱرۡزُقۡنَا وَأَنتَ خَيۡرُ ٱلرَّٰزِقِينَ

  2. Yolunda göç edip öldürülene ya da ölene güzel rızık verirsin.

    22:58

    وَٱلَّذِينَ هَاجَرُواْ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِ ثُمَّ قُتِلُوٓاْ أَوۡ مَاتُواْ لَيَرۡزُقَنَّهُمُ ٱللَّهُ رِزۡقًا حَسَنٗاۚ

  3. Senin katındaki, eğlenceden ve ticaretten hayırlıdır.

    62:11

    قُلۡ مَا عِندَ ٱللَّهِ خَيۡرٞ مِّنَ ٱللَّهۡوِ وَمِنَ ٱلتِّجَٰرَةِۚ

Kur'an'da Allah için 4 kez

يَا أَعۡلَىٰ

Yâ A'lâ

En yüce. Kur'an bu sözü Allah için isim olarak değil, hep bir kelimenin sıfatı olarak kullanır: 'en yüce Rab', 'en yüce misal'.

  1. En yüce Rab Sensin; adını tesbih ederiz.

    87:1

    سَبِّحِ ٱسۡمَ رَبِّكَ ٱلۡأَعۡلَى

  2. Yarattın ve düzene koydun.

    87:2

    ٱلَّذِي خَلَقَ فَسَوَّىٰ

  3. Yaratmayı başlatır, sonra yinelersin; göklerde ve yerde en yüce misal Senindir.

    30:27

    وَهُوَ ٱلَّذِي يَبۡدَؤُاْ ٱلۡخَلۡقَ ثُمَّ يُعِيدُهُۥ وَهُوَ أَهۡوَنُ عَلَيۡهِۚ وَلَهُ ٱلۡمَثَلُ ٱلۡأَعۡلَىٰ فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۚ

ٱلۡأَعۡلَىٰ isim kartı →

Kur'an'da Allah için 4 kez

يَا شَكُورُ

Yâ Şekûr

Emeği boşa çıkarmayan, karşılığını artırarak veren. Kur'an bu ismi tam ödeme ve artırma cümlelerinin yanına koyar.

  1. Karşılıklarını tam verir, lütfundan fazlasını eklersin.

    35:30

    لِيُوَفِّيَهُمۡ أُجُورَهُمۡ وَيَزِيدَهُم مِّن فَضۡلِهِۦٓۚ إِنَّهُۥ غَفُورٞ شَكُورٞ

  2. Sana güzel bir borç verene kat kat öder, bağışlarsın.

    64:17

    إِن تُقۡرِضُواْ ٱللَّهَ قَرۡضًا حَسَنٗا يُضَٰعِفۡهُ لَكُمۡ وَيَغۡفِرۡ لَكُمۡۚ وَٱللَّهُ شَكُورٌ حَلِيمٌ

  3. Cennettekiler der: Hüznümüzü giderdin; bağışlayan, karşılık veren Rabbimizsin.

    35:34

    وَقَالُواْ ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ ٱلَّذِيٓ أَذۡهَبَ عَنَّا ٱلۡحَزَنَۖ إِنَّ رَبَّنَا لَغَفُورٞ شَكُورٌ

  4. Bir iyilik yapanın iyiliğini güzellikle artırırsın.

    42:23

    وَمَن يَقۡتَرِفۡ حَسَنَةٗ نَّزِدۡ لَهُۥ فِيهَا حُسۡنًاۚ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٞ شَكُورٌ

شَكُورٌ isim kartı →

Kur'an'da Allah için 4 kez

يَا مُقۡتَدِرُ

Yâ Muktedir

Gücü elinde tutan, hükmünü yerine getiren. Kur'an bu biçimi dört kez kullanır: yakalayışta, savuruşta, mülkte.

  1. Âyetlerini yalanlayanları, üstün ve kudretli olanın yakalayışıyla yakaladın.

    54:42

    كَذَّبُواْ بِـَٔايَٰتِنَا كُلِّهَا فَأَخَذۡنَٰهُمۡ أَخۡذَ عَزِيزٖ مُّقۡتَدِرٍ

  2. Dünya hayatı rüzgârın savurduğu kuru ota döner; her şeye gücün yeter.

    18:45

    مَّثَلَ ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا كَمَآءٍ أَنزَلۡنَٰهُ مِنَ ٱلسَّمَآءِ فَٱخۡتَلَطَ بِهِۦ نَبَاتُ ٱلۡأَرۡضِ فَأَصۡبَحَ هَشِيمٗا تَذۡرُوهُ ٱلرِّيَٰحُۗ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءٖ مُّقۡتَدِرًا

  3. Vaat ettiğini Elçine göstersen de onlar üzerinde tam güç Sendedir.

    43:42

    أَوۡ نُرِيَنَّكَ ٱلَّذِي وَعَدۡنَٰهُمۡ فَإِنَّا عَلَيۡهِم مُّقۡتَدِرُونَ

مُّقۡتَدِرٍ isim kartı →

Kur'an'da Allah için 4 kez

يَا خَٰلِقَ كُلِّ شَيۡءٖ

Yâ Hâlika külli şey'

Her şeyin yaratıcısı. Kur'an bu adı dört kez anar; üçünde 'O'ndan başka ilah yok' ya da 'O tektir' sözüyle birlikte.

  1. Rabbimiz Sensin, her şeyi Sen yarattın; kulluk yalnız Sana.

    6:102

    ذَٰلِكُمُ ٱللَّهُ رَبُّكُمۡۖ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَۖ خَٰلِقُ كُلِّ شَيۡءٖ فَٱعۡبُدُوهُۚ

  2. Bir olan, karşı konulamayan, her şeyi yaratan Sensin.

    13:16

    قُلِ ٱللَّهُ خَٰلِقُ كُلِّ شَيۡءٖ وَهُوَ ٱلۡوَٰحِدُ ٱلۡقَهَّٰرُ

  3. Bu Senin yaratmandır; Senden başkası ne yarattı, göstersinler.

    31:11

    هَٰذَا خَلۡقُ ٱللَّهِ فَأَرُونِي مَاذَا خَلَقَ ٱلَّذِينَ مِن دُونِهِۦۚ

Kur'an'da Allah için 4 kez

يَا ذَا ٱلۡعَرۡشِ

Yâ Ze'l-arş

Arşın sahibi. Kur'an bu adı dört kez anar; birinde, O'nunla başka ilahlar olsaydı Arş sahibine yol arayacaklarını söyler.

  1. Seninle başka ilahlar olsaydı, Arşın sahibine yol ararlardı.

    17:42

    لَّوۡ كَانَ مَعَهُۥٓ ءَالِهَةٞ كَمَا يَقُولُونَ إِذٗا لَّٱبۡتَغَوۡاْ إِلَىٰ ذِي ٱلۡعَرۡشِ سَبِيلٗا

  2. Arşı taşıyanlar ve çevresindekiler Seni hamdinle tesbih eder.

    40:7

    ٱلَّذِينَ يَحۡمِلُونَ ٱلۡعَرۡشَ وَمَنۡ حَوۡلَهُۥ يُسَبِّحُونَ بِحَمۡدِ رَبِّهِمۡ

  3. Elçi, Arşın sahibi olan Senin katında güçlü ve itibarlıdır.

    81:20

    ذِي قُوَّةٍ عِندَ ذِي ٱلۡعَرۡشِ مَكِينٖ

Kur'an'da Allah için 4 kez

يَا أَرۡحَمَ ٱلرَّٰحِمِينَ

Yâ Erhame'r-râhimîn

Merhamet edenlerin en merhametlisi. Kur'an bu adı dört kez anar, dördü de bir peygamberin dilinde: Mûsâ, Yakûb, Yûsuf ve Eyyûb.

  1. Mûsâ dedi: Beni ve kardeşimi bağışla, bizi rahmetine kat.

    7:151

    قَالَ رَبِّ ٱغۡفِرۡ لِي وَلِأَخِي وَأَدۡخِلۡنَا فِي رَحۡمَتِكَۖ وَأَنتَ أَرۡحَمُ ٱلرَّٰحِمِينَ

  2. Yûsuf dedi: Bugün kınama yok; Allah sizi bağışlar, O merhametlilerin en merhametlisidir.

    12:92

    قَالَ لَا تَثۡرِيبَ عَلَيۡكُمُ ٱلۡيَوۡمَۖ يَغۡفِرُ ٱللَّهُ لَكُمۡۖ وَهُوَ أَرۡحَمُ ٱلرَّٰحِمِينَ

  3. Eyyûb seslendi: Bana dert dokundu; merhametlilerin en merhametlisi Sensin.

    21:83

    ۞وَأَيُّوبَ إِذۡ نَادَىٰ رَبَّهُۥٓ أَنِّي مَسَّنِيَ ٱلضُّرُّ وَأَنتَ أَرۡحَمُ ٱلرَّٰحِمِينَ

  4. Eyyûb'a karşılık verdin, derdini giderdin; katından rahmetle ailesini verdin.

    21:84

    فَٱسۡتَجَبۡنَا لَهُۥ فَكَشَفۡنَا مَا بِهِۦ مِن ضُرّٖۖ وَءَاتَيۡنَٰهُ أَهۡلَهُۥ وَمِثۡلَهُم مَّعَهُمۡ رَحۡمَةٗ مِّنۡ عِندِنَا

Kur'an'da Allah için 4 kez

يَا عَلَّٰمَ ٱلۡغُيُوبِ

Yâ Allâme'l-ğuyûb

Bütün gizlileri bilen. Kur'an bu adı dört kez anar; ikisinde elçiler ve Îsâ, o gün bilgiyi Allah'a bırakır: 'Gizlileri bilen Sensin.'

  1. Elçiler dedi: Bizim bilgimiz yok; bütün gizlileri bilen Sensin.

    5:109

    قَالُواْ لَا عِلۡمَ لَنَآۖ إِنَّكَ أَنتَ عَلَّٰمُ ٱلۡغُيُوبِ

  2. Îsâ dedi: İçimdekini bilirsin, Seninkini bilmem; gizlileri bilen Sensin.

    5:116

    تَعۡلَمُ مَا فِي نَفۡسِي وَلَآ أَعۡلَمُ مَا فِي نَفۡسِكَۚ إِنَّكَ أَنتَ عَلَّٰمُ ٱلۡغُيُوبِ

  3. Onların sırrını da fısıltısını da bilirsin.

    9:78

    أَلَمۡ يَعۡلَمُوٓاْ أَنَّ ٱللَّهَ يَعۡلَمُ سِرَّهُمۡ وَنَجۡوَىٰهُمۡ وَأَنَّ ٱللَّهَ عَلَّٰمُ ٱلۡغُيُوبِ

  4. Hakkı ortaya atarsın; gizlilerin hepsini bilirsin.

    34:48

    قُلۡ إِنَّ رَبِّي يَقۡذِفُ بِٱلۡحَقِّ عَلَّٰمُ ٱلۡغُيُوبِ

Kur'an'da Allah için 3 kez

يَا بَارِئُ

Yâ Bâri'

Var eden. Kur'an bu ismi üç kez kullanır; kökün tek fiili, kitapta yazılı olanı var etmeyi anlatır.

  1. Yaratan, var eden, şekil veren Sensin; en güzel isimler Senin.

    59:24

    هُوَ ٱللَّهُ ٱلۡخَٰلِقُ ٱلۡبَارِئُ ٱلۡمُصَوِّرُۖ لَهُ ٱلۡأَسۡمَآءُ ٱلۡحُسۡنَىٰۚ

  2. Yere ve bize gelen her musibet, Sen var etmeden kitapta yazılıdır.

    57:22

    مَآ أَصَابَ مِن مُّصِيبَةٖ فِي ٱلۡأَرۡضِ وَلَا فِيٓ أَنفُسِكُمۡ إِلَّا فِي كِتَٰبٖ مِّن قَبۡلِ أَن نَّبۡرَأَهَآۚ

  3. Mûsâ kavmine dedi: Sizi var edene dönün; Sen de tövbelerini kabul ettin.

    2:54

    قَالَ مُوسَىٰ لِقَوۡمِهِۦ يَٰقَوۡمِ إِنَّكُمۡ ظَلَمۡتُمۡ أَنفُسَكُم بِٱتِّخَاذِكُمُ ٱلۡعِجۡلَ فَتُوبُوٓاْ إِلَىٰ بَارِئِكُمۡ فَٱقۡتُلُوٓاْ أَنفُسَكُمۡ ذَٰلِكُمۡ خَيۡرٞ لَّكُمۡ عِندَ بَارِئِكُمۡ فَتَابَ عَلَيۡكُمۡۚ

ٱلۡبَارِئُ isim kartı →

Kur'an'da Allah için 3 kezgelenek adı

يَا حَسِيبُ

Yâ Hasîb

Hesap gören, yeten. Kur'an bu ismi üç kez Allah'a verir; ikisinde 'hesap görücü olarak Allah yeter' der.

  1. Sana dayanana Sen yetersin.

    65:3

    وَمَن يَتَوَكَّلۡ عَلَى ٱللَّهِ فَهُوَ حَسۡبُهُۥٓۚ

  2. Hardal tanesi kadar olsa da getirirsin; hesap görmede Sen yetersin.

    21:47

    وَإِن كَانَ مِثۡقَالَ حَبَّةٖ مِّنۡ خَرۡدَلٍ أَتَيۡنَا بِهَاۗ وَكَفَىٰ بِنَا حَٰسِبِينَ

  3. Her şeyin hesabını görürsün.

    4:86

    إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءٍ حَسِيبًا

  4. Hesap görenlerin en hızlısı Sensin.

    6:62

    وَهُوَ أَسۡرَعُ ٱلۡحَٰسِبِينَ

ٱلۡحَسِيبُ isim kartı →

Kur'an'da Allah için 3 kezgelenek adı

يَا حَفِيظُ

Yâ Hafîz

Koruyan, gözeten. Kur'an bu kelimeyi on iki kez kullanır; üçü Allah'a, ötekiler meleklere ya da insana.

  1. Her şeyin koruyucusu Sensin.

    34:21

    وَرَبُّكَ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءٍ حَفِيظٞ

  2. Zikri Sen indirdin; onu koruyan da Sensin.

    15:9

    إِنَّا نَحۡنُ نَزَّلۡنَا ٱلذِّكۡرَ وَإِنَّا لَهُۥ لَحَٰفِظُونَ

  3. Kürsün gökleri ve yeri kuşattı; onları korumak Sana ağır gelmez.

    2:255

    وَسِعَ كُرۡسِيُّهُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَۖ وَلَا يَـُٔودُهُۥ حِفۡظُهُمَاۚ

ٱلۡحَفِيظُ isim kartı →

Kur'an'da Allah için 3 kez

يَا رَقِيبُ

Yâ Rakîb

Gözeten, gözünü ayırmayan. Kur'an bu ismi beş kez kullanır, beşinde de birinin 'üzerinde' der.

  1. Bizim üzerimizde gözetleyicisin.

    4:1

    إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلَيۡكُمۡ رَقِيبٗا

  2. Îsâ dedi: Beni aldığında, onları gözeten Sendin.

    5:117

    فَلَمَّا تَوَفَّيۡتَنِي كُنتَ أَنتَ ٱلرَّقِيبَ عَلَيۡهِمۡۚ

  3. Her şeyi gözetim altında tutarsın.

    33:52

    وَكَانَ ٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءٖ رَّقِيبٗا

ٱلرَّقِيبَ isim kartı →

Kur'an'da Allah için 3 kez

يَا قَرِيبُ

Yâ Karîb

Yakın. Kur'an bu ismi üç kez Allah'a verir; üçünde de yanında işitmek ya da cevap vermek vardır.

  1. Kulların Seni sorunca dedin: Ben yakınım.

    2:186

    وَإِذَا سَأَلَكَ عِبَادِي عَنِّي فَإِنِّي قَرِيبٌۖ

  2. Yakınsın, cevap verirsin; Sâlih kavmini Sana dönmeye çağırdı.

    11:61

    فَٱسۡتَغۡفِرُوهُ ثُمَّ تُوبُوٓاْ إِلَيۡهِۚ إِنَّ رَبِّي قَرِيبٞ مُّجِيبٞ

  3. Elçin dedi: Yol bulursam Senin vahyinledir; işitirsin, yakınsın.

    34:50

    وَإِنِ ٱهۡتَدَيۡتُ فَبِمَا يُوحِيٓ إِلَيَّ رَبِّيٓۚ إِنَّهُۥ سَمِيعٞ قَرِيبٞ

  4. Ölen birine, başında duran bizden daha yakınsın; ama görmeyiz.

    56:85

    وَنَحۡنُ أَقۡرَبُ إِلَيۡهِ مِنكُمۡ وَلَٰكِن لَّا تُبۡصِرُونَ

قَرِيبٌ isim kartı →

Kur'an'da Allah için 3 kez

يَا قَيُّومُ

Yâ Kayyûm

Ayakta tutan. Kur'an bu ismi üç kez kullanır, üçünde de Hayy (diri) ile yan yana.

  1. Senden başka ilah yok; diri olan, ayakta tutan Sensin.

    3:2

    ٱللَّهُ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلۡحَيُّ ٱلۡقَيُّومُ

  2. Seni ne uyuklama tutar ne uyku.

    2:255

    لَا تَأۡخُذُهُۥ سِنَةٞ وَلَا نَوۡمٞۚ

  3. O gün yüzler Sana, diri ve ayakta tutana eğilir.

    20:111

    ۞وَعَنَتِ ٱلۡوُجُوهُ لِلۡحَيِّ ٱلۡقَيُّومِۖ

  4. Her canın ve kazandığının başında durursun.

    13:33

    أَفَمَنۡ هُوَ قَآئِمٌ عَلَىٰ كُلِّ نَفۡسِۭ بِمَا كَسَبَتۡۗ

  5. Gök ve yer Senin emrinle ayakta durur.

    30:25

    وَمِنۡ ءَايَٰتِهِۦٓ أَن تَقُومَ ٱلسَّمَآءُ وَٱلۡأَرۡضُ بِأَمۡرِهِۦۚ

ٱلۡقَيُّومُ isim kartı →

Kur'an'da Allah için 3 kezgelenek adı

يَا مَتِينُ

Yâ Metîn

Sağlam, sarsılmaz. Kök Kur'an'da üç kez geçer, üçü de Allah'a: biri O'na, ikisi O'nun planına.

  1. Bütün güç Senindir.

    2:165

    أَنَّ ٱلۡقُوَّةَ لِلَّهِ جَمِيعٗا

  2. Güç sahibisin, sarsılmazsın.

    51:58

    ذُو ٱلۡقُوَّةِ ٱلۡمَتِينُ

  3. Âyetlerini yalanlayanlara süre verirsin; planın sağlamdır.

    7:183

    وَأُمۡلِي لَهُمۡۚ إِنَّ كَيۡدِي مَتِينٌ

ٱلۡمَتِينُ isim kartı →

Kur'an'da Allah için 3 kezgelenek adı

يَا مُنتَقِمُ

Yâ Müntakim

Öç alan, suçluya karşılığını veren. Kur'an bu kelimeyi üç kez, hep Allah'ın ağzından ve çoğul söyler: 'Biz öç alırız.'

  1. Hatırlatılan âyetlerinden yüz çevirenden daha zalimi yok; suçludan öç alırsın.

    32:22

    وَمَنۡ أَظۡلَمُ مِمَّن ذُكِّرَ بِـَٔايَٰتِ رَبِّهِۦ ثُمَّ أَعۡرَضَ عَنۡهَآۚ إِنَّا مِنَ ٱلۡمُجۡرِمِينَ مُنتَقِمُونَ

  2. Elçilerine verdiğin sözden dönmezsin; Azîz'sin, öç alansın.

    14:47

    فَلَا تَحۡسَبَنَّ ٱللَّهَ مُخۡلِفَ وَعۡدِهِۦ رُسُلَهُۥٓۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَزِيزٞ ذُو ٱنتِقَامٖ

  3. O büyük yakalayışla yakalayacağın gün öç alırsın.

    44:16

    يَوۡمَ نَبۡطِشُ ٱلۡبَطۡشَةَ ٱلۡكُبۡرَىٰٓ إِنَّا مُنتَقِمُونَ

ٱلۡمُنتَقِمُ isim kartı →

Kur'an'da Allah için 3 kez

يَا وَٰرِثُ

Yâ Vâris

Geriye kalanın sahibi. Kur'an bunu Allah için tekil isimle söylemez; 'vârisler Biziz', 'vârislerin en hayırlısı' der.

  1. Diriltir, öldürürsün; vâris olan da Sensin.

    15:23

    وَإِنَّا لَنَحۡنُ نُحۡيِۦ وَنُمِيتُ وَنَحۡنُ ٱلۡوَٰرِثُونَ

  2. Zekeriyyâ dedi: Rabbim, beni yalnız bırakma; vârislerin en hayırlısı Sensin.

    21:89

    وَزَكَرِيَّآ إِذۡ نَادَىٰ رَبَّهُۥ رَبِّ لَا تَذَرۡنِي فَرۡدٗا وَأَنتَ خَيۡرُ ٱلۡوَٰرِثِينَ

  3. Yere ve üstündekilere Sen vâris olursun; dönüş Sanadır.

    19:40

    إِنَّا نَحۡنُ نَرِثُ ٱلۡأَرۡضَ وَمَنۡ عَلَيۡهَا وَإِلَيۡنَا يُرۡجَعُونَ

  4. Göklerin ve yerin mirası Senindir.

    57:10

    وَلِلَّهِ مِيرَٰثُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۚ

ٱلۡوَٰرِثُونَ isim kartı →

Kur'an'da Allah için 3 kez

يَا وَهَّابُ

Yâ Vehhâb

Karşılıksız bağışlayan. Kur'an bu ismi üç kez kullanır; ikisi bir dileği kapatır: 'bağışla, Vehhâb Sensin.'

  1. Hidayetten sonra kalbimizi kaydırma; katından rahmet bağışla, Vehhâb Sensin.

    3:8

    رَبَّنَا لَا تُزِغۡ قُلُوبَنَا بَعۡدَ إِذۡ هَدَيۡتَنَا وَهَبۡ لَنَا مِن لَّدُنكَ رَحۡمَةًۚ إِنَّكَ أَنتَ ٱلۡوَهَّابُ

  2. Süleymân dedi: Beni bağışla, bana mülk ver; Vehhâb Sensin.

    38:35

    قَالَ رَبِّ ٱغۡفِرۡ لِي وَهَبۡ لِي مُلۡكٗا لَّا يَنۢبَغِي لِأَحَدٖ مِّنۢ بَعۡدِيٓۖ إِنَّكَ أَنتَ ٱلۡوَهَّابُ

  3. Dilediğine kız, dilediğine oğul bağışlarsın.

    42:49

    يَهَبُ لِمَن يَشَآءُ إِنَٰثٗا وَيَهَبُ لِمَن يَشَآءُ ٱلذُّكُورَ

  4. İbrâhîm'e yaşlılığında İsmâîl'i ve İshâk'ı bağışladın.

    14:39

    ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ ٱلَّذِي وَهَبَ لِي عَلَى ٱلۡكِبَرِ إِسۡمَٰعِيلَ وَإِسۡحَٰقَۚ

ٱلۡوَهَّابُ isim kartı →

Kur'an'da Allah için 3 kez

يَا رَبَّ مُوسَىٰ وَهَٰرُونَ

Yâ Rabbe Mûsâ ve Hârûn

Mûsâ'nın ve Hârûn'un Rabbi. Kur'an bu adı üç kez anar; üçünde de Firavun'un sihirbazları secdeye kapanırken söyler.

  1. Sihirbazlar secdeye kapandı: Hârûn'un ve Mûsâ'nın Rabbine inandık, dediler.

    20:70

    فَأُلۡقِيَ ٱلسَّحَرَةُ سُجَّدٗا قَالُوٓاْ ءَامَنَّا بِرَبِّ هَٰرُونَ وَمُوسَىٰ

  2. Sihirbazlar dedi: Zararı yok, biz Rabbimize döneceğiz.

    26:50

    قَالُواْ لَا ضَيۡرَۖ إِنَّآ إِلَىٰ رَبِّنَا مُنقَلِبُونَ

  3. Sihirbazlar dedi: Rabbimizin hatalarımızı bağışlamasını umarız; ilk inananlar biz olduk.

    26:51

    إِنَّا نَطۡمَعُ أَن يَغۡفِرَ لَنَا رَبُّنَا خَطَٰيَٰنَآ أَن كُنَّآ أَوَّلَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ

  4. Sihirbazlar dedi: Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır; canımızı Müslüman olarak al.

    7:126

    رَبَّنَآ أَفۡرِغۡ عَلَيۡنَا صَبۡرٗا وَتَوَفَّنَا مُسۡلِمِينَ

Kur'an'da Allah için 3 kezuyarlanmış hitap

يَا رَبَّ ءَابَآئِنَا ٱلۡأَوَّلِينَ

Yâ Rabbe âbâine'l-evvelîn

Önceki atalarımızın Rabbi. Kur'an bu adı üç kez anar; ikisinde bir elçinin dilindedir: Mûsâ ve İlyâs.

  1. Mûsâ dedi: Sizin de Rabbiniz, önceki atalarınızın da Rabbi.

    26:26

    قَالَ رَبُّكُمۡ وَرَبُّ ءَابَآئِكُمُ ٱلۡأَوَّلِينَ

  2. İlyâs dedi: Allah sizin de önceki atalarınızın da Rabbidir.

    37:126

    ٱللَّهَ رَبَّكُمۡ وَرَبَّ ءَابَآئِكُمُ ٱلۡأَوَّلِينَ

  3. Buyurdun: O'ndan başka ilah yok; Rabbiniz, önceki atalarınızın da Rabbi.

    44:8

    لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ يُحۡيِۦ وَيُمِيتُۖ رَبُّكُمۡ وَرَبُّ ءَابَآئِكُمُ ٱلۡأَوَّلِينَ

  4. Yakûb'un oğulları dedi: Atalarının ilahına, tek ilaha kulluk ederiz.

    2:133

    قَالُواْ نَعۡبُدُ إِلَٰهَكَ وَإِلَٰهَ ءَابَآئِكَ إِبۡرَٰهِـۧمَ وَإِسۡمَٰعِيلَ وَإِسۡحَٰقَ إِلَٰهٗا وَٰحِدٗا

Kur'an'da Allah için 3 kez

يَا ذَا ٱلرَّحۡمَةِ

Yâ Ze'r-rahme

Rahmet sahibi. Kur'an bu adı üç kez anar; birinde 'geniş rahmet sahibi' der (6:147).

  1. Hiçbir şeye muhtaç değilsin, rahmet sahibisin.

    6:133

    وَرَبُّكَ ٱلۡغَنِيُّ ذُو ٱلرَّحۡمَةِۚ

  2. Bağışlayan, rahmet sahibisin; yaptıklarıyla onları yakalasan azabı hemen getirirdin.

    18:58

    وَرَبُّكَ ٱلۡغَفُورُ ذُو ٱلرَّحۡمَةِۖ لَوۡ يُؤَاخِذُهُم بِمَا كَسَبُواْ لَعَجَّلَ لَهُمُ ٱلۡعَذَابَۚ

  3. Elçine dedin: Yalanlarlarsa de ki, Rabbiniz geniş rahmet sahibidir.

    6:147

    فَإِن كَذَّبُوكَ فَقُل رَّبُّكُمۡ ذُو رَحۡمَةٖ وَٰسِعَةٖ

Kur'an'da Allah için 3 kez

يَا خَيۡرَ ٱلۡحَٰكِمِينَ

Yâ Hayre'l-hâkimîn

Hükmedenlerin en hayırlısı. Kur'an bu adı üç kez anar; üçünde de 'Allah hükmedinceye kadar' beklemenin ardından.

  1. Şuayb dedi: Sabredin, Allah aramızda hükmedene dek; O hükmedenlerin en hayırlısıdır.

    7:87

    فَٱصۡبِرُواْ حَتَّىٰ يَحۡكُمَ ٱللَّهُ بَيۡنَنَاۚ وَهُوَ خَيۡرُ ٱلۡحَٰكِمِينَ

  2. Elçine vahye uymasını, sabretmesini söyledin; hükmedenlerin en hayırlısı Sensin.

    10:109

    وَٱتَّبِعۡ مَا يُوحَىٰٓ إِلَيۡكَ وَٱصۡبِرۡ حَتَّىٰ يَحۡكُمَ ٱللَّهُۚ وَهُوَ خَيۡرُ ٱلۡحَٰكِمِينَ

  3. Büyük kardeş dedi: Babam izin verene ya da Allah hükmedene dek ayrılmam.

    12:80

    فَلَنۡ أَبۡرَحَ ٱلۡأَرۡضَ حَتَّىٰ يَأۡذَنَ لِيٓ أَبِيٓ أَوۡ يَحۡكُمَ ٱللَّهُ لِيۖ

  4. Dilediğin hükmü verirsin.

    5:1

    إِنَّ ٱللَّهَ يَحۡكُمُ مَا يُرِيدُ

Kur'an'da Allah için 2 kezgelenek adı

يَا بَدِيعُ

Yâ Bedî'

İlk kez var eden. Kur'an bu ismi iki kez, ikisinde de 'göklerin ve yerin Bedî'i' diye kullanır.

  1. Göklerin, yerin Bedî'isin; bir işe karar verince 'Ol' dersin, olur.

    2:117

    بَدِيعُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۖ وَإِذَا قَضَىٰٓ أَمۡرٗا فَإِنَّمَا يَقُولُ لَهُۥ كُن فَيَكُونُ

  2. Gökleri ve yeri ilk kez var ettin; ne eşin var ne çocuğun.

    6:101

    بَدِيعُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۖ أَنَّىٰ يَكُونُ لَهُۥ وَلَدٞ وَلَمۡ تَكُن لَّهُۥ صَٰحِبَةٞۖ

  3. Her şeyi Sen yarattın; her şeyi bilirsin.

    6:101

    وَخَلَقَ كُلَّ شَيۡءٖۖ وَهُوَ بِكُلِّ شَيۡءٍ عَلِيمٞ

ٱلۡبَدِيعُ isim kartı →

Kur'an'da Allah için 2 kezgelenek adı

يَا جَامِعُ

Yâ Câmi'

Toplayan, bir araya getiren. Kur'an bu ismi iki kez Allah'a verir; ikisi de insanları bir araya toplamasını anlatır.

  1. İnsanları şüphe olmayan bir güne toplayacaksın; sözünden dönmezsin.

    3:9

    رَبَّنَآ إِنَّكَ جَامِعُ ٱلنَّاسِ لِيَوۡمٖ لَّا رَيۡبَ فِيهِۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُخۡلِفُ ٱلۡمِيعَادَ

  2. Bizi bir araya toplarsın, sonra aramızda hakla hükmedersin.

    34:26

    قُلۡ يَجۡمَعُ بَيۡنَنَا رَبُّنَا ثُمَّ يَفۡتَحُ بَيۡنَنَا بِٱلۡحَقِّ وَهُوَ ٱلۡفَتَّاحُ ٱلۡعَلِيمُ

  3. Gökte ve yerde yaydığın canlıları, dilediğinde toplamaya gücün yeter.

    42:29

    وَمِنۡ ءَايَٰتِهِۦ خَلۡقُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَثَّ فِيهِمَا مِن دَآبَّةٖۚ وَهُوَ عَلَىٰ جَمۡعِهِمۡ إِذَا يَشَآءُ قَدِيرٞ

ٱلۡجَامِعُ isim kartı →

Kur'an'da Allah için 2 kez

يَا خَلَّٰقُ

Yâ Hallâk

Durmadan yaratan. Kur'an bu ismi iki kez, ikisinde de Alîm ile ve 'bir daha yaratabilir mi?' sorusuna cevap olarak kullanır.

  1. Gökleri ve yeri yarattın; onların benzerini yaratmaya da gücün yeter.

    36:81

    أَوَلَيۡسَ ٱلَّذِي خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ بِقَٰدِرٍ عَلَىٰٓ أَن يَخۡلُقَ مِثۡلَهُمۚ بَلَىٰ وَهُوَ ٱلۡخَلَّٰقُ ٱلۡعَلِيمُ

  2. Yaratan, bilen Rabbimiz Sensin.

    15:86

    إِنَّ رَبَّكَ هُوَ ٱلۡخَلَّٰقُ ٱلۡعَلِيمُ

  3. Bilmediğimiz şeyleri de yaratırsın.

    16:8

    وَيَخۡلُقُ مَا لَا تَعۡلَمُونَ

ٱلۡخَلَّٰقُ isim kartı →

Kur'an'da Allah için 2 kezgelenek adı

يَا رَافِعُ

Yâ Râfi'

Yükselten. Yalın biçimiyle Kur'an'da geçmez; Allah'ın Îsâ'ya 'seni Kendime yükselteceğim' sözünde tamlama içindedir.

  1. Îsâ'ya dedin: Seni alacak ve Kendime yükselteceğim.

    3:55

    إِذۡ قَالَ ٱللَّهُ يَٰعِيسَىٰٓ إِنِّي مُتَوَفِّيكَ وَرَافِعُكَ إِلَيَّ

  2. Dilediğini derece derece yükseltirsin.

    6:83

    نَرۡفَعُ دَرَجَٰتٖ مَّن نَّشَآءُۗ

  3. İnananları ve ilim verilenleri derecelerle yükseltirsin.

    58:11

    يَرۡفَعِ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ مِنكُمۡ وَٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡعِلۡمَ دَرَجَٰتٖۚ

  4. Elçinin adını yükselttin.

    94:4

    وَرَفَعۡنَا لَكَ ذِكۡرَكَ

ٱلرَّافِعُ isim kartı →

Kur'an'da Allah için 2 kez

يَا شَاكِرُ

Yâ Şâkir

Şükre karşılık veren. Bu kelime Kur'an'da çoğu kez kulun sıfatıdır; 14 geçişin yalnız ikisi Allah'a, ikisinde de Alîm ile.

  1. Gönülden iyilik edenin iyiliğini takdir eder, bilirsin.

    2:158

    وَمَن تَطَوَّعَ خَيۡرٗا فَإِنَّ ٱللَّهَ شَاكِرٌ عَلِيمٌ

  2. Şükreder ve inanırsak, bize neden azap edesin?

    4:147

    مَّا يَفۡعَلُ ٱللَّهُ بِعَذَابِكُمۡ إِن شَكَرۡتُمۡ وَءَامَنتُمۡۚ وَكَانَ ٱللَّهُ شَاكِرًا عَلِيمٗا

  3. Şükredersek bize daha fazlasını vereceğini bildirdin.

    14:7

    وَإِذۡ تَأَذَّنَ رَبُّكُمۡ لَئِن شَكَرۡتُمۡ لَأَزِيدَنَّكُمۡۖ

شَاكِرٌ isim kartı →

Kur'an'da Allah için 2 kez

يَا قَاهِرُ

Yâ Kâhir

Kullarının üstünde olan. Kur'an bu ismi iki kez, ikisinde de aynı sözle kullanır: 'kullarının üstünde.'

  1. Kullarının üstündesin; hikmet sahibisin, her şeyden haberdarsın.

    6:18

    وَهُوَ ٱلۡقَاهِرُ فَوۡقَ عِبَادِهِۦۚ وَهُوَ ٱلۡحَكِيمُ ٱلۡخَبِيرُ

  2. Bizim üstümüzdesin; üzerimize koruyucular gönderirsin.

    6:61

    وَهُوَ ٱلۡقَاهِرُ فَوۡقَ عِبَادِهِۦۖ وَيُرۡسِلُ عَلَيۡكُمۡ حَفَظَةً

  3. Ölenler gerçek Mevlâları olan Sana döndürülür; hüküm Senindir.

    6:62

    ثُمَّ رُدُّوٓاْ إِلَى ٱللَّهِ مَوۡلَىٰهُمُ ٱلۡحَقِّۚ أَلَا لَهُ ٱلۡحُكۡمُ

ٱلۡقَاهِرُ isim kartı →

Kur'an'da Allah için 2 kez

يَا قُدُّوسُ

Yâ Kuddûs

Kutsal olan. Kur'an bu kökü başka şeylere 'kutsal kılınmış' diye verir; yalnız Allah Kuddûs'tür, kılınmış değil.

  1. Göklerde ve yerdeki her şey Seni tesbih eder; Melik'sin, Kuddûs'sün.

    62:1

    يُسَبِّحُ لِلَّهِ مَا فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِي ٱلۡأَرۡضِ ٱلۡمَلِكِ ٱلۡقُدُّوسِ ٱلۡعَزِيزِ ٱلۡحَكِيمِ

  2. Melekler dedi: Seni hamdinle tesbih eder, Seni takdis ederiz.

    2:30

    وَنَحۡنُ نُسَبِّحُ بِحَمۡدِكَ وَنُقَدِّسُ لَكَۖ

  3. Mûsâ'ya dedin: Ben Rabbinim; pabuçlarını çıkar, kutsal vadidesin.

    20:12

    إِنِّيٓ أَنَا۠ رَبُّكَ فَٱخۡلَعۡ نَعۡلَيۡكَ إِنَّكَ بِٱلۡوَادِ ٱلۡمُقَدَّسِ طُوٗى

ٱلۡقُدُّوسُ isim kartı →

Kur'an'da Allah için 2 kez

يَا مَجِيدُ

Yâ Mecîd

Şanı yüce. Kur'an bu kökten fiil kullanmaz; dört geçişin ikisi Allah'a, ikisi Kur'an'a.

  1. İbrâhîm'in ev halkına rahmetin, bereketin; övülen, şanı yüce Sensin.

    11:73

    رَحۡمَتُ ٱللَّهِ وَبَرَكَٰتُهُۥ عَلَيۡكُمۡ أَهۡلَ ٱلۡبَيۡتِۚ إِنَّهُۥ حَمِيدٞ مَّجِيدٞ

  2. Arşın sahibisin, şanı yücesin.

    85:15

    ذُو ٱلۡعَرۡشِ ٱلۡمَجِيدُ

  3. Dilediğini yaparsın.

    85:16

    فَعَّالٞ لِّمَا يُرِيدُ

ٱلۡمَجِيدُ isim kartı →

Kur'an'da Allah için 2 kezgelenek adı

يَا مُحۡيِي

Yâ Muhyî

Dirilten, hayat veren. Kur'an bu ismi iki kez 'ölüleri dirilten' diye kullanır; ikisinde de önce ölü toprağın dirilişi gösterilir.

  1. Yeri öldükten sonra diriltirsin; ölüleri dirilten de Sensin.

    30:50

    فَٱنظُرۡ إِلَىٰٓ ءَاثَٰرِ رَحۡمَتِ ٱللَّهِ كَيۡفَ يُحۡيِ ٱلۡأَرۡضَ بَعۡدَ مَوۡتِهَآۚ إِنَّ ذَٰلِكَ لَمُحۡيِ ٱلۡمَوۡتَىٰۖ

  2. Hak Sensin; ölüleri diriltirsin, her şeye gücün yeter.

    22:6

    ذَٰلِكَ بِأَنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلۡحَقُّ وَأَنَّهُۥ يُحۡيِ ٱلۡمَوۡتَىٰ وَأَنَّهُۥ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءٖ قَدِيرٞ

  3. İbrâhîm dedi: Rabbim, ölüleri nasıl dirilttiğini bana göster.

    2:260

    وَإِذۡ قَالَ إِبۡرَٰهِـۧمُ رَبِّ أَرِنِي كَيۡفَ تُحۡيِ ٱلۡمَوۡتَىٰۖ

ٱلۡمُحۡيِي isim kartı →

Kur'an'da Allah için 2 kezgelenek adı

يَا هَادِي

Yâ Hâdî

Yol gösteren. Kök Kur'an'da çok geçer ama bu biçim azdır; Allah'a iki kez verilir.

  1. Yol gösterici ve yardımcı olarak Sen yetersin.

    25:31

    وَكَفَىٰ بِرَبِّكَ هَادِيٗا وَنَصِيرٗا

  2. İnananları dosdoğru yola iletirsin.

    22:54

    وَإِنَّ ٱللَّهَ لَهَادِ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِلَىٰ صِرَٰطٖ مُّسۡتَقِيمٖ

  3. Cennet ehlinin dediği gibi: Sen yol göstermeseydin, yolu bulamazdık.

    7:43

    وَقَالُواْ ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ ٱلَّذِي هَدَىٰنَا لِهَٰذَا وَمَا كُنَّا لِنَهۡتَدِيَ لَوۡلَآ أَنۡ هَدَىٰنَا ٱللَّهُۖ

ٱلۡهَادِي isim kartı →

Kur'an'da Allah için 2 kez

يَا وَدُودُ

Yâ Vedûd

Sevgi bağı kuran. Kur'an bu ismi iki kez, ikisinde de bağışlamanın ya da tövbenin yanında söyler.

  1. Bağışlayan, seven Sensin.

    85:14

    وَهُوَ ٱلۡغَفُورُ ٱلۡوَدُودُ

  2. Şuayb'ın dediği gibi: Af dileyin, dönün; Sen Rahîm'sin, Vedûd'sun.

    11:90

    وَٱسۡتَغۡفِرُواْ رَبَّكُمۡ ثُمَّ تُوبُوٓاْ إِلَيۡهِۚ إِنَّ رَبِّي رَحِيمٞ وَدُودٞ

  3. İnanıp iyi iş yapanlar için bir sevgi var edeceksin.

    19:96

    إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ سَيَجۡعَلُ لَهُمُ ٱلرَّحۡمَٰنُ وُدّٗا

  4. Bize eşler yarattın, aramıza sevgi ve merhamet koydun.

    30:21

    وَمِنۡ ءَايَٰتِهِۦٓ أَنۡ خَلَقَ لَكُم مِّنۡ أَنفُسِكُمۡ أَزۡوَٰجٗا لِّتَسۡكُنُوٓاْ إِلَيۡهَا وَجَعَلَ بَيۡنَكُم مَّوَدَّةٗ وَرَحۡمَةًۚ

  5. Düşman olduklarımızla aramıza sevgi koyabilirsin.

    60:7

    ۞عَسَى ٱللَّهُ أَن يَجۡعَلَ بَيۡنَكُمۡ وَبَيۡنَ ٱلَّذِينَ عَادَيۡتُم مِّنۡهُم مَّوَدَّةٗۚ

ٱلۡوَدُودُ isim kartı →

Kur'an'da Allah için 2 kez

يَا ذَا ٱلۡجَلَٰلِ وَٱلۡإِكۡرَامِ

Yâ Ze'l-celâli ve'l-ikrâm

Celâl ve ikram sahibi: hem yüce hem cömert. Kur'an bu adı iki kez anar, ikisi de Rahmân sûresinde.

  1. Celâl ve ikram sahibi yüzün baki kalır.

    55:27

    وَيَبۡقَىٰ وَجۡهُ رَبِّكَ ذُو ٱلۡجَلَٰلِ وَٱلۡإِكۡرَامِ

  2. Celâl ve ikram sahibi adın mübarektir.

    55:78

    تَبَٰرَكَ ٱسۡمُ رَبِّكَ ذِي ٱلۡجَلَٰلِ وَٱلۡإِكۡرَامِ

  3. Âdemoğlunu değerli kıldın; karada, denizde taşıdın, temiz rızık verdin.

    17:70

    ۞وَلَقَدۡ كَرَّمۡنَا بَنِيٓ ءَادَمَ وَحَمَلۡنَٰهُمۡ فِي ٱلۡبَرِّ وَٱلۡبَحۡرِ وَرَزَقۡنَٰهُم مِّنَ ٱلطَّيِّبَٰتِ

Kur'an'da Allah için 2 kez

يَا خَيۡرَ ٱلۡمَٰكِرِينَ

Yâ Hayre'l-mâkirîn

Tuzak kuranların en hayırlısı. Kur'an bu adı iki kez anar; ikisinde de bir elçiye tuzak kurulurken: Îsâ'ya ve Peygamber'e.

  1. Onlar tuzak kurdu, Sen de kurdun; tuzak kuranların en hayırlısı Sensin.

    3:54

    وَمَكَرُواْ وَمَكَرَ ٱللَّهُۖ وَٱللَّهُ خَيۡرُ ٱلۡمَٰكِرِينَ

  2. Elçini hapsetmek, öldürmek, sürmek için tuzak kurdular; Sen de kurdun.

    8:30

    وَإِذۡ يَمۡكُرُ بِكَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ لِيُثۡبِتُوكَ أَوۡ يَقۡتُلُوكَ أَوۡ يُخۡرِجُوكَۚ وَيَمۡكُرُونَ وَيَمۡكُرُ ٱللَّهُۖ

  3. Onlar tuzak kurdu; Sen de, onlar farkında değilken, tuzak kurdun.

    27:50

    وَمَكَرُواْ مَكۡرٗا وَمَكَرۡنَا مَكۡرٗا وَهُمۡ لَا يَشۡعُرُونَ

Kur'an'da Allah için 2 kez

يَا رَبَّ ٱلۡمَشَٰرِقِ

Yâ Rabbe'l-meşârik

Doğuların Rabbi. Kur'an bu adı iki kez anar; iki âyette daha tekil söyler: doğunun ve batının Rabbi.

  1. Göklerin, yerin, aralarındakinin ve doğuların Rabbisin.

    37:5

    رَّبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَيۡنَهُمَا وَرَبُّ ٱلۡمَشَٰرِقِ

  2. Mûsâ dedi: Doğunun, batının ve aralarındakinin Rabbi; aklınızı kullanırsanız.

    26:28

    قَالَ رَبُّ ٱلۡمَشۡرِقِ وَٱلۡمَغۡرِبِ وَمَا بَيۡنَهُمَآۖ إِن كُنتُمۡ تَعۡقِلُونَ

  3. Doğu da batı da Senindir; nereye dönsek Senin yüzün oradadır.

    2:115

    وَلِلَّهِ ٱلۡمَشۡرِقُ وَٱلۡمَغۡرِبُۚ فَأَيۡنَمَا تُوَلُّواْ فَثَمَّ وَجۡهُ ٱللَّهِۚ

  4. Doğunun ve batının Rabbisin.

    73:9

    رَّبُّ ٱلۡمَشۡرِقِ وَٱلۡمَغۡرِبِ

Kur'an'da Allah için 2 kez

يَا فَالِقَ ٱلۡحَبِّ وَٱلنَّوَىٰ

Yâ Fâlika'l-habbi ve'n-nevâ

Yaran, yarıp açan. Kur'an bu adı iki kez anar, art arda iki âyette: önce taneyi ve çekirdeği, sonra sabahı yarar.

  1. Taneyi ve çekirdeği yaran Sensin.

    6:95

    ۞إِنَّ ٱللَّهَ فَالِقُ ٱلۡحَبِّ وَٱلنَّوَىٰۖ

  2. Sabahı yaran Sensin; geceyi dinlenme vakti kıldın.

    6:96

    فَالِقُ ٱلۡإِصۡبَاحِ وَجَعَلَ ٱلَّيۡلَ سَكَنٗا

  3. Mûsâ'ya vahyettin: Asanla denize vur; deniz yarıldı.

    26:63

    فَأَوۡحَيۡنَآ إِلَىٰ مُوسَىٰٓ أَنِ ٱضۡرِب بِّعَصَاكَ ٱلۡبَحۡرَۖ فَٱنفَلَقَ

Kur'an'da Allah için 2 kez

يَا ذَا مَغۡفِرَةٖ

Yâ Zâ mağfira

Bağış sahibi. Kur'an bu adı iki kez anar; ikisinde de hemen ardından cezasını anar.

  1. Elçine dedin: Sana, öncekilere söylenen söyleniyor; Rabbin bağış sahibidir.

    41:43

    مَّا يُقَالُ لَكَ إِلَّا مَا قَدۡ قِيلَ لِلرُّسُلِ مِن قَبۡلِكَۚ إِنَّ رَبَّكَ لَذُو مَغۡفِرَةٖ

  2. Şeytan fakirlik vaat eder; Sen bağış ve lütuf vaat edersin.

    2:268

    ٱلشَّيۡطَٰنُ يَعِدُكُمُ ٱلۡفَقۡرَ وَيَأۡمُرُكُم بِٱلۡفَحۡشَآءِۖ وَٱللَّهُ يَعِدُكُم مَّغۡفِرَةٗ مِّنۡهُ وَفَضۡلٗاۗ

  3. Âhirette çetin azap da var, Senden bağış ve hoşnutluk da.

    57:20

    وَفِي ٱلۡأٓخِرَةِ عَذَابٞ شَدِيدٞ وَمَغۡفِرَةٞ مِّنَ ٱللَّهِ وَرِضۡوَٰنٞۚ

Kur'an'da Allah için 2 kez

يَا سَرِيعَ ٱلۡعِقَابِ

Yâ Serîa'l-ikâb

Cezası çabuk olan. Kur'an bu adı iki kez anar; ikisinde de hemen ardından 'O bağışlayan, esirgeyendir' der.

  1. Bizi yeryüzünün halifeleri kıldın.

    6:165

    وَهُوَ ٱلَّذِي جَعَلَكُمۡ خَلَٰٓئِفَ ٱلۡأَرۡضِ

  2. Cezan çabuktur; Sen gerçekten bağışlayan, esirgeyensin.

    6:165

    إِنَّ رَبَّكَ سَرِيعُ ٱلۡعِقَابِ وَإِنَّهُۥ لَغَفُورٞ رَّحِيمُۢ

  3. Emrin bir tektir, göz kırpması gibi.

    54:50

    وَمَآ أَمۡرُنَآ إِلَّا وَٰحِدَةٞ كَلَمۡحِۭ بِٱلۡبَصَرِ

Kur'an'da Allah için 2 kezuyarlanmış hitap

يَا مَن لَّمۡ يَكُن مُهۡلِكَ ٱلۡقُرَىٰ بِظُلۡمٖ

Ey kentleri haksız yere helak etmeyen

Kentleri helak eden, ama haksız yere değil. Kur'an bu adı iki kez anar, ikisi de olumsuz cümlede: halkı habersizken ve elçi göndermeden helak etmez.

  1. Halkı habersizken kentleri haksız yere helak etmezsin.

    6:131

    ذَٰلِكَ أَن لَّمۡ يَكُن رَّبُّكَ مُهۡلِكَ ٱلۡقُرَىٰ بِظُلۡمٖ وَأَهۡلُهَا غَٰفِلُونَ

  2. Ana kentlerine âyetlerini okuyan bir elçi göndermeden kentleri helak etmezsin.

    28:59

    وَمَا كَانَ رَبُّكَ مُهۡلِكَ ٱلۡقُرَىٰ حَتَّىٰ يَبۡعَثَ فِيٓ أُمِّهَا رَسُولٗا يَتۡلُواْ عَلَيۡهِمۡ ءَايَٰتِنَاۚ

  3. Halkı ıslah ederken kentleri haksız yere helak etmezsin.

    11:117

    وَمَا كَانَ رَبُّكَ لِيُهۡلِكَ ٱلۡقُرَىٰ بِظُلۡمٖ وَأَهۡلُهَا مُصۡلِحُونَ

  4. Öğüt verdin; Sen zalim değilsin.

    26:209

    ذِكۡرَىٰ وَمَا كُنَّا ظَٰلِمِينَ

Kur'an'da Allah için 2 kez

يَا أَحۡكَمَ ٱلۡحَٰكِمِينَ

Yâ Ahkeme'l-hâkimîn

Hükmedenlerin en sağlam hükmedeni. Kur'an bu adı iki kez anar: Nûh'un oğlu için duasında ve Tîn sûresinin sonunda bir soru olarak.

  1. Nûh dedi: Rabbim, oğlum ailemdendir; vaadin haktır, en sağlam hükmeden Sensin.

    11:45

    رَبِّ إِنَّ ٱبۡنِي مِنۡ أَهۡلِي وَإِنَّ وَعۡدَكَ ٱلۡحَقُّ وَأَنتَ أَحۡكَمُ ٱلۡحَٰكِمِينَ

  2. Nûh'a dedin: O senin ailenden değil; bilmediğin şeyi Benden isteme.

    11:46

    قَالَ يَٰنُوحُ إِنَّهُۥ لَيۡسَ مِنۡ أَهۡلِكَۖ إِنَّهُۥ عَمَلٌ غَيۡرُ صَٰلِحٖۖ فَلَا تَسۡـَٔلۡنِ مَا لَيۡسَ لَكَ بِهِۦ عِلۡمٌۖ

  3. Nûh dedi: Sana sığınırım; bağışlamaz, merhamet etmezsen kaybedenlerden olurum.

    11:47

    قَالَ رَبِّ إِنِّيٓ أَعُوذُ بِكَ أَنۡ أَسۡـَٔلَكَ مَا لَيۡسَ لِي بِهِۦ عِلۡمٞۖ وَإِلَّا تَغۡفِرۡ لِي وَتَرۡحَمۡنِيٓ أَكُن مِّنَ ٱلۡخَٰسِرِينَ

Kur'an'da Allah için 2 kez

يَا أَحۡسَنَ ٱلۡخَٰلِقِينَ

Yâ Ahsene'l-hâlikîn

Yaratanların en güzeli. Kur'an bu adı iki kez anar: insanın nutfeden başlayan yaratılışını anlatırken ve İlyâs'ın Ba'l'e yalvaran kavmine sorusunda.

  1. Nutfeyi alaka, alakayı çiğnem, çiğnemi kemik yaptın; kemiğe et giydirdin.

    23:14

    ثُمَّ خَلَقۡنَا ٱلنُّطۡفَةَ عَلَقَةٗ فَخَلَقۡنَا ٱلۡعَلَقَةَ مُضۡغَةٗ فَخَلَقۡنَا ٱلۡمُضۡغَةَ عِظَٰمٗا فَكَسَوۡنَا ٱلۡعِظَٰمَ لَحۡمٗا

  2. Sonra onu bambaşka bir yaratılışla var ettin; yaratanların en güzeli Sensin, mübareksin.

    23:14

    ثُمَّ أَنشَأۡنَٰهُ خَلۡقًا ءَاخَرَۚ فَتَبَارَكَ ٱللَّهُ أَحۡسَنُ ٱلۡخَٰلِقِينَ

  3. İlyâs dedi: Ba'l'e yalvarıp yaratanların en güzelini mi bırakırsınız?

    37:125

    أَتَدۡعُونَ بَعۡلٗا وَتَذَرُونَ أَحۡسَنَ ٱلۡخَٰلِقِينَ

  4. İnsanı en güzel biçimde yarattın.

    95:4

    لَقَدۡ خَلَقۡنَا ٱلۡإِنسَٰنَ فِيٓ أَحۡسَنِ تَقۡوِيمٖ

Kur'an'da Allah için 2 kez

يَا خَيۡرَ ٱلرَّٰحِمِينَ

Yâ Hayre'r-râhimîn

Merhamet edenlerin en hayırlısı. Kur'an bu adı iki kez, ikisi de Mü'minûn sûresinin sonunda anar: biri kullarının duasında, biri Peygamber'e öğretilen duada.

  1. Kullarından bir grup derdi: Rabbimiz, inandık, bizi bağışla, bize merhamet et.

    23:109

    إِنَّهُۥ كَانَ فَرِيقٞ مِّنۡ عِبَادِي يَقُولُونَ رَبَّنَآ ءَامَنَّا فَٱغۡفِرۡ لَنَا وَٱرۡحَمۡنَا وَأَنتَ خَيۡرُ ٱلرَّٰحِمِينَ

  2. Sabrettikleri için onları bugün ödüllendirdin; kazananlar onlardır.

    23:111

    إِنِّي جَزَيۡتُهُمُ ٱلۡيَوۡمَ بِمَا صَبَرُوٓاْ أَنَّهُمۡ هُمُ ٱلۡفَآئِزُونَ

  3. Bilmeden kötülük edip tövbe eden, düzelen kişiyi bağışlar, ona merhamet edersin.

    6:54

    أَنَّهُۥ مَنۡ عَمِلَ مِنكُمۡ سُوٓءَۢا بِجَهَٰلَةٖ ثُمَّ تَابَ مِنۢ بَعۡدِهِۦ وَأَصۡلَحَ فَأَنَّهُۥ غَفُورٞ رَّحِيمٞ

Kur'an'da Allah için 2 kezuyarlanmış hitap

يَا مَوۡلَىٰنَا ٱلۡحَقَّ

Yâ Mevlâne'l-hakk

Onların gerçek Mevlâsı. Kur'an bu adı iki kez anar; ikisinde de herkes O'na döndürülürken.

  1. Orada her can önden gönderdiğini yaşar; gerçek Mevlâları olan Sana döndürülürler.

    10:30

    هُنَالِكَ تَبۡلُواْ كُلُّ نَفۡسٖ مَّآ أَسۡلَفَتۡۚ وَرُدُّوٓاْ إِلَى ٱللَّهِ مَوۡلَىٰهُمُ ٱلۡحَقِّۖ

  2. Mevlâmız Sensin; inkâr eden topluluğa karşı bize yardım et.

    2:286

    أَنتَ مَوۡلَىٰنَا فَٱنصُرۡنَا عَلَى ٱلۡقَوۡمِ ٱلۡكَٰفِرِينَ

  3. Bize, Senin bizim için yazdığından başkası dokunmaz; Sen Mevlâmızsın.

    9:51

    قُل لَّن يُصِيبَنَآ إِلَّا مَا كَتَبَ ٱللَّهُ لَنَا هُوَ مَوۡلَىٰنَاۚ

  4. Sen ne güzel Mevlâ, ne güzel yardımcısın.

    22:78

    هُوَ مَوۡلَىٰكُمۡۖ فَنِعۡمَ ٱلۡمَوۡلَىٰ وَنِعۡمَ ٱلنَّصِيرُ

Kur'an'da Allah için 2 kez

يَا سَمِيعَ ٱلدُّعَآءِ

Yâ Semî'a'd-du'â

Duayı işiten. Kur'an bu adı iki kez anar, ikisi de evlat duasında: Zekeriyyâ temiz bir soy isterken, İbrâhîm İsmâil ve İshâk için şükrederken.

  1. Zekeriyyâ dedi: Katından bana temiz bir soy bağışla; duayı işiten Sensin.

    3:38

    قَالَ رَبِّ هَبۡ لِي مِن لَّدُنكَ ذُرِّيَّةٗ طَيِّبَةًۖ إِنَّكَ سَمِيعُ ٱلدُّعَآءِ

  2. Zekeriyyâ mihrapta namazdayken onu Yahyâ ile müjdeledin.

    3:39

    فَنَادَتۡهُ ٱلۡمَلَٰٓئِكَةُ وَهُوَ قَآئِمٞ يُصَلِّي فِي ٱلۡمِحۡرَابِ أَنَّ ٱللَّهَ يُبَشِّرُكَ بِيَحۡيَىٰ

  3. İbrâhîm dedi: Beni ve soyumdan namaz kılanlar yap; duamı kabul et.

    14:40

    رَبِّ ٱجۡعَلۡنِي مُقِيمَ ٱلصَّلَوٰةِ وَمِن ذُرِّيَّتِيۚ رَبَّنَا وَتَقَبَّلۡ دُعَآءِ

  4. İbrâhîm dedi: Rabbime dua ederim; umarım O'na duamda mahrum kalmam.

    19:48

    وَأَدۡعُواْ رَبِّي عَسَىٰٓ أَلَّآ أَكُونَ بِدُعَآءِ رَبِّي شَقِيّٗا

Kur'an'da Allah için 2 kez

يَا مُحۡيِيَ ٱلۡمَوۡتَىٰٓ

Yâ Muhyiye'l-mevtâ

Ölüleri dirilten. Kur'an bu adı iki kez anar; ikisinde de hemen ardından 'O her şeye güç yetirendir' der.

  1. Ölüleri elbette diriltirsin; her şeye gücün yeter.

    41:39

    لَمُحۡيِ ٱلۡمَوۡتَىٰٓۚ إِنَّهُۥ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءٖ قَدِيرٌ

  2. Ölüleri dirilten Sensin.

    36:12

    إِنَّا نَحۡنُ نُحۡيِ ٱلۡمَوۡتَىٰ

  3. Ölüleri diriltmeye Senin gücün yetmez mi?

    75:40

    أَلَيۡسَ ذَٰلِكَ بِقَٰدِرٍ عَلَىٰٓ أَن يُحۡـِۧيَ ٱلۡمَوۡتَىٰ

Kur'an'da Allah için 1 kez

يَا صَمَدُ

Yâ Samed

Kur'an'da yalnız bir kez geçer ve anlamını ayrıca açıklamaz. Onu çevreleyen âyetler söyler: tektir, doğurmamış, doğmamış, dengi yok.

  1. Tek olan Allah Sensin.

    112:1

    هُوَ ٱللَّهُ أَحَدٌ

  2. Allah Sensin, es-Samed Sensin.

    112:2

    ٱللَّهُ ٱلصَّمَدُ

  3. Doğurmadın, doğurulmadın.

    112:3

    لَمۡ يَلِدۡ وَلَمۡ يُولَدۡ

  4. Hiçbir şey Sana denk değil.

    112:4

    وَلَمۡ يَكُن لَّهُۥ كُفُوًا أَحَدُۢ

ٱلصَّمَدُ isim kartı →

Kur'an'da Allah için 1 kez

يَا أٓخِرُ

Yâ Âhir

Son olan. Kur'an bu ismi Allah için bir kez, 57:3'te Evvel ile çift olarak söyler; aynı sıfat son günün de adıdır.

  1. Son olan Sensin.

    57:3

    هُوَ ٱلۡأَوَّلُ وَٱلۡأٓخِرُ

  2. Senin yüzünden başka her şey yok olacak.

    28:88

    كُلُّ شَيۡءٍ هَالِكٌ إِلَّا وَجۡهَهُۥۚ

  3. Son varış Sanadır.

    53:42

    وَأَنَّ إِلَىٰ رَبِّكَ ٱلۡمُنتَهَىٰ

ٱلۡأٓخِرُ isim kartı →

Kur'an'da Allah için 1 kez

يَا أَبۡقَىٰ

Yâ Ebkâ

Daha kalıcı. Bu bir karşılaştırma sözüdür: Kur'an'da 7 kez geçer, hep 'daha hayırlı ve daha kalıcı' gibi bir çiftin içinde; bir kez doğrudan Allah için.

  1. Sihirbazların iman edince dediği gibi: Sen daha hayırlı, daha kalıcısın.

    20:73

    إِنَّآ ءَامَنَّا بِرَبِّنَا لِيَغۡفِرَ لَنَا خَطَٰيَٰنَا وَمَآ أَكۡرَهۡتَنَا عَلَيۡهِ مِنَ ٱلسِّحۡرِۗ وَٱللَّهُ خَيۡرٞ وَأَبۡقَىٰٓ

  2. Dünya hayatının süsünden, Senin katındaki daha hayırlı, daha kalıcı.

    28:60

    وَمَآ أُوتِيتُم مِّن شَيۡءٖ فَمَتَٰعُ ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا وَزِينَتُهَاۚ وَمَا عِندَ ٱللَّهِ خَيۡرٞ وَأَبۡقَىٰٓۚ

  3. Senin rızkın daha hayırlı, daha kalıcı.

    20:131

    وَرِزۡقُ رَبِّكَ خَيۡرٞ وَأَبۡقَىٰ

أَبۡقَىٰ isim kartı →

Kur'an'da Allah için 1 kez

يَا أَحَدُ

Yâ Ehad

Tek. Kur'an bu kelimeyi 74 geçişin 51'inde olumsuz cümlede, 'hiç kimse' diye kullanır; olumlu yalnız bir kez, Allah için.

  1. Elçine dedin: De ki, O Allah'tır, tektir.

    112:1

    قُلۡ هُوَ ٱللَّهُ أَحَدٌ

  2. Hükmüne kimseyi ortak etmezsin.

    18:26

    وَلَا يُشۡرِكُ فِي حُكۡمِهِۦٓ أَحَدٗا

  3. Kimseye zulmetmezsin.

    18:49

    وَلَا يَظۡلِمُ رَبُّكَ أَحَدٗا

أَحَدٌ isim kartı →

Kur'an'da Allah için 1 kez

يَا أَوَّلُ

Yâ Evvel

İlk olan. Kur'an bu ismi bir kez, 57:3'te Âhir ile çift olarak söyler; kelime Kur'an'da hep bir dizinin ilkidir.

  1. İlk olan Sensin.

    57:3

    هُوَ ٱلۡأَوَّلُ

  2. İlk yaratmayı başlattığın gibi, onu yeniden yapacaksın.

    21:104

    كَمَا بَدَأۡنَآ أَوَّلَ خَلۡقٖ نُّعِيدُهُۥۚ

  3. Kemikleri ilk kez var eden Sen, yine diriltirsin; her yaratmayı bilirsin.

    36:79

    قُلۡ يُحۡيِيهَا ٱلَّذِيٓ أَنشَأَهَآ أَوَّلَ مَرَّةٖۖ وَهُوَ بِكُلِّ خَلۡقٍ عَلِيمٌ

ٱلۡأَوَّلُ isim kartı →

Kur'an'da Allah için 1 kez

يَا بَاطِنُ

Yâ Bâtın

İç olan. Kur'an bu ismi Allah için bir kez, 57:3'te Zâhir ile çift olarak söyler; kökün her geçişinde bir şeyin içi vardır.

  1. Bâtın Sensin; her şeyi bilirsin.

    57:3

    هُوَ ٱلۡأَوَّلُ وَٱلۡأٓخِرُ وَٱلظَّٰهِرُ وَٱلۡبَاطِنُۖ وَهُوَ بِكُلِّ شَيۡءٍ عَلِيمٌ

  2. Bizi annelerimizin karnında, üç karanlık içinde, evre evre yaratırsın.

    39:6

    يَخۡلُقُكُمۡ فِي بُطُونِ أُمَّهَٰتِكُمۡ خَلۡقٗا مِّنۢ بَعۡدِ خَلۡقٖ فِي ظُلُمَٰتٖ ثَلَٰثٖۚ

  3. Açık ve gizli çirkinlikleri haram kıldın.

    7:33

    قُلۡ إِنَّمَا حَرَّمَ رَبِّيَ ٱلۡفَوَٰحِشَ مَا ظَهَرَ مِنۡهَا وَمَا بَطَنَ

ٱلۡبَاطِنُ isim kartı →

Kur'an'da Allah için 1 kez

يَا ظَٰهِرُ

Yâ Zâhir

Dış olan, üstte olan. Kur'an bu ismi Allah için bir kez, 57:3'te Bâtın ile çift olarak söyler; kökün isim çekirdeği sırttır.

  1. Hem Zâhir hem Bâtın Sensin.

    57:3

    هُوَ ٱلۡأَوَّلُ وَٱلۡأٓخِرُ وَٱلظَّٰهِرُ وَٱلۡبَاطِنُۖ

  2. Açık ve gizli nimetlerini üzerimize bolca yaydın.

    31:20

    وَأَسۡبَغَ عَلَيۡكُمۡ نِعَمَهُۥ ظَٰهِرَةٗ وَبَاطِنَةٗۗ

  3. Elçini hidayetle ve hak dinle, her dine üstün kılmak için gönderdin.

    9:33

    هُوَ ٱلَّذِيٓ أَرۡسَلَ رَسُولَهُۥ بِٱلۡهُدَىٰ وَدِينِ ٱلۡحَقِّ لِيُظۡهِرَهُۥ عَلَى ٱلدِّينِ كُلِّهِۦ

ٱلظَّٰهِرُ isim kartı →

Kur'an'da Allah için 1 kez

يَا بَرُّ

Yâ Berr

İyilik eden. Kur'an bu ismi bir kez, cennet ehli dünyadaki dualarını anarken kullanır; bu biçimiyle yalnız Allah'ındır.

  1. Cennet ehlinin dediği gibi: Berr Sensin, Rahîm Sensin.

    52:28

    إِنَّا كُنَّا مِن قَبۡلُ نَدۡعُوهُۖ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلۡبَرُّ ٱلرَّحِيمُ

  2. Cennet ehline lütfettin, onları kavurucu azaptan korudun.

    52:27

    فَمَنَّ ٱللَّهُ عَلَيۡنَا وَوَقَىٰنَا عَذَابَ ٱلسَّمُومِ

  3. Din yüzünden bizimle savaşmayana, bizi yurdumuzdan çıkarmayana iyilik etmeyi yasaklamazsın.

    60:8

    لَّا يَنۡهَىٰكُمُ ٱللَّهُ عَنِ ٱلَّذِينَ لَمۡ يُقَٰتِلُوكُمۡ فِي ٱلدِّينِ وَلَمۡ يُخۡرِجُوكُم مِّن دِيَٰرِكُمۡ أَن تَبَرُّوهُمۡ

ٱلۡبَرُّ isim kartı →

Kur'an'da Allah için 1 kez

يَا جَبَّارُ

Yâ Cebbâr

Dilediğini yürüten güç. Kur'an bu kelimeyi on kez kullanır; dokuzu insanı yerer, bir kez Allah'ın adıdır.

  1. Azîz'sin, Cebbâr'sın, Mütekebbir'sin; ortak koştuklarından uzaksın.

    59:23

    ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡجَبَّارُ ٱلۡمُتَكَبِّرُۚ سُبۡحَٰنَ ٱللَّهِ عَمَّا يُشۡرِكُونَ

  2. Elçine dedin: Onlara zor kullanan değilsin; Kur'an'la hatırlat.

    50:45

    نَّحۡنُ أَعۡلَمُ بِمَا يَقُولُونَۖ وَمَآ أَنتَ عَلَيۡهِم بِجَبَّارٖۖ فَذَكِّرۡ بِٱلۡقُرۡءَانِ

  3. Îsâ'yı annesine iyi kıldın; zorba, bedbaht kılmadın.

    19:32

    وَبَرَّۢا بِوَٰلِدَتِي وَلَمۡ يَجۡعَلۡنِي جَبَّارٗا شَقِيّٗا

ٱلۡجَبَّارُ isim kartı →

Kur'an'da Allah için 1 kezgelenek adı

يَا حَكَمُ

Yâ Hakem

Hakem, hüküm veren. Bu kalıp Kur'an'da üç kez geçer: ikisi insan hakem, biri Allah; o da bir soruyla: 'Allah'tan başka hakem mi arayayım?'

  1. Senden başka hakem mi arayayım? Kitabı açıklanmış indiren Sensin.

    6:114

    أَفَغَيۡرَ ٱللَّهِ أَبۡتَغِي حَكَمٗا وَهُوَ ٱلَّذِيٓ أَنزَلَ إِلَيۡكُمُ ٱلۡكِتَٰبَ مُفَصَّلٗاۚ

  2. Sen hükmedersin; hükmünü bozan yoktur, hesabın çabuktur.

    13:41

    وَٱللَّهُ يَحۡكُمُ لَا مُعَقِّبَ لِحُكۡمِهِۦۚ وَهُوَ سَرِيعُ ٱلۡحِسَابِ

  3. Hüküm yalnız Senin; hakkı anlatırsın, ayıranların en hayırlısısın.

    6:57

    إِنِ ٱلۡحُكۡمُ إِلَّا لِلَّهِۖ يَقُصُّ ٱلۡحَقَّۖ وَهُوَ خَيۡرُ ٱلۡفَٰصِلِينَ

ٱلْحَكَمُ isim kartı →

Kur'an'da Allah için 1 kez

يَا رَزَّاقُ

Yâ Rezzâk

Rızık veren. Kur'an bu ismi bir kez kullanır, onu da merhametle değil güçle yan yana koyar.

  1. Rızkı veren ancak Sensin.

    51:58

    إِنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلرَّزَّاقُ

  2. Yerde yürüyen her canlının rızkı Sana aittir; durağını, emanet yerini bilirsin.

    11:6

    ۞وَمَا مِن دَآبَّةٖ فِي ٱلۡأَرۡضِ إِلَّا عَلَى ٱللَّهِ رِزۡقُهَا وَيَعۡلَمُ مُسۡتَقَرَّهَا وَمُسۡتَوۡدَعَهَاۚ

  3. Rızkı dilediğine bol verir, dilediğine daraltırsın.

    13:26

    ٱللَّهُ يَبۡسُطُ ٱلرِّزۡقَ لِمَن يَشَآءُ وَيَقۡدِرُۚ

  4. Rızkını taşıyamayan nice canlıyı da bizi de Sen rızıklandırırsın.

    29:60

    وَكَأَيِّن مِّن دَآبَّةٖ لَّا تَحۡمِلُ رِزۡقَهَا ٱللَّهُ يَرۡزُقُهَا وَإِيَّاكُمۡۚ

ٱلرَّزَّاقُ isim kartı →

Kur'an'da Allah için 1 kez

يَا سَلَٰمُ

Yâ Selâm

Esenlik. Kur'an bu ismi Allah'a bir kez, 59:23'teki isim dizisinde verir ve anlamını ayrıca açıklamaz; öbür geçişlerde selamı veren O'dur.

  1. Senden başka ilah yok; Melik'sin, Kuddûs'sün, Selâm'sın.

    59:23

    هُوَ ٱللَّهُ ٱلَّذِي لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلۡمَلِكُ ٱلۡقُدُّوسُ ٱلسَّلَٰمُ

  2. Esenlik yurduna çağırırsın.

    10:25

    وَٱللَّهُ يَدۡعُوٓاْ إِلَىٰ دَارِ ٱلسَّلَٰمِ

  3. Ateşe dedin: İbrâhîm'e serin ve esenlik ol.

    21:69

    قُلۡنَا يَٰنَارُ كُونِي بَرۡدٗا وَسَلَٰمًا عَلَىٰٓ إِبۡرَٰهِيمَ

  4. Cennet ehline merhametli Rab olarak 'Selâm' dersin.

    36:58

    سَلَٰمٞ قَوۡلٗا مِّن رَّبّٖ رَّحِيمٖ

ٱلسَّلَٰمُ isim kartı →

Kur'an'da Allah için 1 kez

يَا فَتَّاحُ

Yâ Fettâh

Açan. Kur'an bu ismi bir kez anar ve hemen önceki cümleyle açıklar: aramızı hakla açar, yani hükmeder.

  1. Bizi bir araya toplar, sonra aramızı hakla açarsın.

    34:26

    يَجۡمَعُ بَيۡنَنَا رَبُّنَا ثُمَّ يَفۡتَحُ بَيۡنَنَا بِٱلۡحَقِّ

  2. Açan Sensin, bilen Sensin.

    34:26

    وَهُوَ ٱلۡفَتَّاحُ ٱلۡعَلِيمُ

  3. Şuayb dua etti: Aramızı hakla aç; açanların en hayırlısı Sensin.

    7:89

    رَبَّنَا ٱفۡتَحۡ بَيۡنَنَا وَبَيۡنَ قَوۡمِنَا بِٱلۡحَقِّ وَأَنتَ خَيۡرُ ٱلۡفَٰتِحِينَ

  4. İnsanlara açtığın rahmeti tutabilecek kimse yoktur.

    35:2

    مَّا يَفۡتَحِ ٱللَّهُ لِلنَّاسِ مِن رَّحۡمَةٖ فَلَا مُمۡسِكَ لَهَاۖ

ٱلۡفَتَّاحُ isim kartı →

Kur'an'da Allah için 1 kezgelenek adı

يَا كَرِيمُ

Yâ Kerîm

Cömert, şerefli. Kur'an bu kelimeyi çoğunlukla bir söze, rızka, elçiye verir; Allah için az kullanır: 'Kerîm Rabbin'.

  1. İnsana sordun: Seni kerîm Rabbine karşı ne aldattı?

    82:6

    يَٰٓأَيُّهَا ٱلۡإِنسَٰنُ مَا غَرَّكَ بِرَبِّكَ ٱلۡكَرِيمِ

  2. Bizi dilediğin bir surette bir araya getirdin.

    82:8

    فِيٓ أَيِّ صُورَةٖ مَّا شَآءَ رَكَّبَكَ

  3. Süleyman'ın dediği gibi: nankörlük edilse de zenginsin, cömertsin.

    27:40

    وَمَن كَفَرَ فَإِنَّ رَبِّي غَنِيّٞ كَرِيمٞ

ٱلۡكَرِيمُ isim kartı →

Kur'an'da Allah için 1 kez

يَا مُتَعَالِي

Yâ Müteâl

Yüce. Kur'an'da bir kez geçer; 'yücedir' diye gelen fiili teâlâ ise on dört yerde hep Allah içindir, çoğunda da neyin ötesinde olduğu söylenir.

  1. Büyüksün, yücesin.

    13:9

    ٱلۡكَبِيرُ ٱلۡمُتَعَالِ

  2. Onların söylediklerinden uzak ve çok yücesin.

    17:43

    سُبۡحَٰنَهُۥ وَتَعَٰلَىٰ عَمَّا يَقُولُونَ عُلُوّٗا كَبِيرٗا

  3. Ortak koştuklarından yücesin.

    23:92

    فَتَعَٰلَىٰ عَمَّا يُشۡرِكُونَ

ٱلۡمُتَعَالِ isim kartı →

Kur'an'da Allah için 1 kez

يَا مُتَكَبِّرُ

Yâ Mütekebbir

Büyüklüğün gerçek sahibi. Kur'an bu kelimeyi yedi kez kullanır; altısında insanı yerer, birinde Allah'ı anar.

  1. Mütekebbir Sensin; ortak koştuklarından uzaksın.

    59:23

    ٱلۡمُتَكَبِّرُۚ سُبۡحَٰنَ ٱللَّهِ عَمَّا يُشۡرِكُونَ

  2. Göklerde ve yerde büyüklük Senindir.

    45:37

    وَلَهُ ٱلۡكِبۡرِيَآءُ فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۖ

  3. Haksız yere büyüklenenleri âyetlerinden çevireceksin.

    7:146

    سَأَصۡرِفُ عَنۡ ءَايَٰتِيَ ٱلَّذِينَ يَتَكَبَّرُونَ فِي ٱلۡأَرۡضِ بِغَيۡرِ ٱلۡحَقِّ

  4. Her büyüklenen zorbanın kalbini mühürlersin.

    40:35

    كَذَٰلِكَ يَطۡبَعُ ٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ قَلۡبِ مُتَكَبِّرٖ جَبَّارٖ

ٱلۡمُتَكَبِّرُ isim kartı →

Kur'an'da Allah için 1 kezgelenek adı

يَا مُجِيبُ

Yâ Mucîb

Cevap veren. Kur'an bu ismi Allah için bir kez, 'yakın' ile yan yana anar: Rabbim yakındır, cevap verendir.

  1. Sâlih'in dediği gibi: yakınsın, cevap verensin.

    11:61

    إِنَّ رَبِّي قَرِيبٞ مُّجِيبٞ

  2. Nûh Sana seslendi; ne güzel cevap verensin.

    37:75

    وَلَقَدۡ نَادَىٰنَا نُوحٞ فَلَنِعۡمَ ٱلۡمُجِيبُونَ

  3. Darda kalan dua edince cevap veren, sıkıntıyı gideren Sensin.

    27:62

    أَمَّن يُجِيبُ ٱلۡمُضۡطَرَّ إِذَا دَعَاهُ وَيَكۡشِفُ ٱلسُّوٓءَ

  4. Yûnus'a cevap verdin, onu kederden kurtardın.

    21:88

    فَٱسۡتَجَبۡنَا لَهُۥ وَنَجَّيۡنَٰهُ مِنَ ٱلۡغَمِّۚ

  5. Bana dua edin, size cevap vereyim, dedin.

    40:60

    وَقَالَ رَبُّكُمُ ٱدۡعُونِيٓ أَسۡتَجِبۡ لَكُمۡۚ

ٱلۡمُجِيبُ isim kartı →

Kur'an'da Allah için 1 kez

يَا مُصَوِّرُ

Yâ Musavvir

Suret veren. Kur'an bu ismi bir kez, yaratan ve var eden ile üçlü olarak anar; suret verme fiilini de yalnız Allah'a verir.

  1. Yaratan, var eden, suret veren Allah Sensin.

    59:24

    هُوَ ٱللَّهُ ٱلۡخَٰلِقُ ٱلۡبَارِئُ ٱلۡمُصَوِّرُۖ

  2. Bizi rahimlerde dilediğin gibi şekillendirirsin.

    3:6

    هُوَ ٱلَّذِي يُصَوِّرُكُمۡ فِي ٱلۡأَرۡحَامِ كَيۡفَ يَشَآءُۚ

  3. Bize suret verdin, suretlerimizi güzel kıldın.

    64:3

    وَصَوَّرَكُمۡ فَأَحۡسَنَ صُوَرَكُمۡۖ

  4. Bizi yarattın, sonra bize şekil verdin.

    7:11

    وَلَقَدۡ خَلَقۡنَٰكُمۡ ثُمَّ صَوَّرۡنَٰكُمۡ

ٱلۡمُصَوِّرُ isim kartı →

Kur'an'da Allah için 1 kezgelenek adı

يَا مُقِيتُ

Yâ Mukît

Kur'an'da bir kez geçer ve anlamını ayrıca açıklamaz. Aynı kökten tek kelime daha var: yeryüzüne ölçülen azıklar (akvât).

  1. Her şeyin üzerinde mukît Sensin.

    4:85

    وَكَانَ ٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءٖ مُّقِيتٗا

  2. Yeryüzünü bereketli kıldın, azıklarını ölçüyle belirledin.

    41:10

    وَبَٰرَكَ فِيهَا وَقَدَّرَ فِيهَآ أَقۡوَٰتَهَا

  3. Doyurursun, doyurulmazsın.

    6:14

    وَهُوَ يُطۡعِمُ وَلَا يُطۡعَمُۗ

ٱلۡمُقِيتُ isim kartı →

Kur'an'da Allah için 1 kez

يَا مَلِيكُ

Yâ Melîk

Mülkün sahibi. Kur'an'da bir kez geçer, 'güç yetiren' (muktedir) ile birlikte.

  1. Doğruluk makamı, güçlü Melîk olan Senin katındadır.

    54:55

    فِي مَقۡعَدِ صِدۡقٍ عِندَ مَلِيكٖ مُّقۡتَدِرِۭ

  2. Göklerin ve yerin mülkü Senindir.

    2:107

    أَنَّ ٱللَّهَ لَهُۥ مُلۡكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۗ

  3. Her şeyin hükümranlığı Senin elinde; korursun, Sana karşı korunulmaz.

    23:88

    مَنۢ بِيَدِهِۦ مَلَكُوتُ كُلِّ شَيۡءٖ وَهُوَ يُجِيرُ وَلَا يُجَارُ عَلَيۡهِ

مَلِيكٖ isim kartı →

Kur'an'da Allah için 1 kez

يَا مُهَيۡمِنُ

Yâ Müheymin

Üstünde duran, gözeten. Kur'an bu kelimeyi iki kez kullanır: biri Allah için, öbürü Kitab'ın önceki kitap üzerindeki yeri için.

  1. Senden başka ilah yok; Müheymin Sensin.

    59:23

    هُوَ ٱللَّهُ ٱلَّذِي لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلۡمَلِكُ ٱلۡقُدُّوسُ ٱلسَّلَٰمُ ٱلۡمُؤۡمِنُ ٱلۡمُهَيۡمِنُ

  2. Kitabı hakla indirdin; öncekini doğrular, onu gözetir.

    5:48

    وَأَنزَلۡنَآ إِلَيۡكَ ٱلۡكِتَٰبَ بِٱلۡحَقِّ مُصَدِّقٗا لِّمَا بَيۡنَ يَدَيۡهِ مِنَ ٱلۡكِتَٰبِ وَمُهَيۡمِنًا عَلَيۡهِۖ

  3. Elçine, aralarında indirdiğinle hükmetmesini söyledin.

    5:48

    فَٱحۡكُم بَيۡنَهُم بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُۖ

ٱلۡمُهَيۡمِنُ isim kartı →

Kur'an'da Allah için 1 kez

يَا مُؤۡمِنُ

Yâ Mü'min

Güven veren. Kelime Kur'an'da 202 kez geçer; 201'inde inanan insanı anlatır, birinde Allah'ı, 'Selâm' ile yan yana.

  1. Selâm Sensin, Mü'min Sensin.

    59:23

    ٱلسَّلَٰمُ ٱلۡمُؤۡمِنُ

  2. Onları açlıkta doyurdun, korkudan güvene aldın.

    106:4

    ٱلَّذِيٓ أَطۡعَمَهُم مِّن جُوعٖ وَءَامَنَهُم مِّنۡ خَوۡفِۭ

  3. İnanıp iyi iş yapanlara, korkularını güvene çevirmeyi vaat ettin.

    24:55

    وَعَدَ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ مِنكُمۡ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَيَسۡتَخۡلِفَنَّهُمۡ فِي ٱلۡأَرۡضِ كَمَا ٱسۡتَخۡلَفَ ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِمۡ وَلَيُمَكِّنَنَّ لَهُمۡ دِينَهُمُ ٱلَّذِي ٱرۡتَضَىٰ لَهُمۡ وَلَيُبَدِّلَنَّهُم مِّنۢ بَعۡدِ خَوۡفِهِمۡ أَمۡنٗاۚ

  4. Kendinden bir güven olarak onları uykuyla sardın.

    8:11

    إِذۡ يُغَشِّيكُمُ ٱلنُّعَاسَ أَمَنَةٗ مِّنۡهُ

ٱلۡمُؤۡمِنُ isim kartı →

Kur'an'da Allah için 1 kezgelenek adı

يَا وَالِي

Yâ Vâlî

İşi üstlenen, koruyan. Kur'an'da bir kez geçer: onların O'ndan başka vâlîsi yoktur.

  1. Bir kavim kendini değiştirmedikçe hâlini değiştirmezsin.

    13:11

    إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُغَيِّرُ مَا بِقَوۡمٍ حَتَّىٰ يُغَيِّرُواْ مَا بِأَنفُسِهِمۡۗ

  2. Bir kavme kötülük dilersen geri dönmez; Senden başka vâlîleri yok.

    13:11

    وَإِذَآ أَرَادَ ٱللَّهُ بِقَوۡمٖ سُوٓءٗا فَلَا مَرَدَّ لَهُۥۚ وَمَا لَهُم مِّن دُونِهِۦ مِن وَالٍ

  3. Göklerin ve yerin yaratıcısı Senken, Senden başkası velî edinilir mi?

    6:14

    أَغَيۡرَ ٱللَّهِ أَتَّخِذُ وَلِيّٗا فَاطِرِ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ

ٱلۡوَالِي isim kartı →

Kur'an'da Allah için 1 kez

يَا مَٰلِكَ ٱلۡمُلۡكِ

Yâ Mâlike'l-mülk

Mülkün sahibi. Kur'an bu adı bir kez anar, bir duanın hitabı olarak: 'De ki: Allah'ım, mülkün sahibi…'

  1. Mülkü dilediğine verirsin, dilediğinden çekip alırsın.

    3:26

    تُؤۡتِي ٱلۡمُلۡكَ مَن تَشَآءُ وَتَنزِعُ ٱلۡمُلۡكَ مِمَّن تَشَآءُ

  2. Göklerin ve yerin mülkü Senin; çocuk edinmedin, mülkünde ortağın yok.

    25:2

    ٱلَّذِي لَهُۥ مُلۡكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَلَمۡ يَتَّخِذۡ وَلَدٗا وَلَمۡ يَكُن لَّهُۥ شَرِيكٞ فِي ٱلۡمُلۡكِ

  3. Rabbimiz Sensin; mülk Senindir.

    35:13

    ذَٰلِكُمُ ٱللَّهُ رَبُّكُمۡ لَهُ ٱلۡمُلۡكُۚ

Kur'an'da Allah için 1 kez

يَا رَبَّ ٱلۡمَشۡرِقَيۡنِ وَرَبَّ ٱلۡمَغۡرِبَيۡنِ

Yâ Rabbe'l-meşrikayni ve Rabbe'l-mağribeyn

İki doğunun ve iki batının Rabbi. Kur'an bu adı bir kez anar, Rahmân sûresinde; ardından 'Rabbinizin hangi nimetini yalanlarsınız?' diye sorar.

  1. İki doğunun ve iki batının Rabbisin.

    55:17

    رَبُّ ٱلۡمَشۡرِقَيۡنِ وَرَبُّ ٱلۡمَغۡرِبَيۡنِ

  2. Güneş durağına akar; bu Senin, Azîz ve Alîm'in takdiridir.

    36:38

    وَٱلشَّمۡسُ تَجۡرِي لِمُسۡتَقَرّٖ لَّهَاۚ ذَٰلِكَ تَقۡدِيرُ ٱلۡعَزِيزِ ٱلۡعَلِيمِ

  3. Güneşi ışık, ayı nur kıldın; yılların sayısını bilelim diye.

    10:5

    هُوَ ٱلَّذِي جَعَلَ ٱلشَّمۡسَ ضِيَآءٗ وَٱلۡقَمَرَ نُورٗا وَقَدَّرَهُۥ مَنَازِلَ لِتَعۡلَمُواْ عَدَدَ ٱلسِّنِينَ وَٱلۡحِسَابَۚ

Kur'an'da Allah için 1 kez

يَا رَبَّ ٱلۡعِزَّةِ

Yâ Rabbe'l-izze

İzzetin Rabbi. Kur'an bu adı bir kez anar, Sâffât sûresinin sonunda: Rabbin, onların nitelemelerinden uzaktır.

  1. İzzetin Rabbi Sensin; uydurdukları vasıflardan uzaksın.

    37:180

    سُبۡحَٰنَ رَبِّكَ رَبِّ ٱلۡعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَ

  2. İzzet tümüyle Senindir; işiten, bilen Sensin.

    10:65

    إِنَّ ٱلۡعِزَّةَ لِلَّهِ جَمِيعًاۚ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلۡعَلِيمُ

  3. İzzet sahibi ve merhametli olan Sana dayanırım.

    26:217

    وَتَوَكَّلۡ عَلَى ٱلۡعَزِيزِ ٱلرَّحِيمِ

Kur'an'da Allah için 1 kez

يَا رَبَّ ٱلنَّاسِ

Yâ Rabbe'n-nâs

İnsanların Rabbi. Kur'an bu adı bir kez anar; Nâs sûresi sığınmayı bu adla açar.

  1. İnsanların Rabbi olan Sana sığınırım.

    114:1

    قُلۡ أَعُوذُ بِرَبِّ ٱلنَّاسِ

  2. Rabbim, şeytanların dürtülerinden Sana sığınırım.

    23:97

    وَقُل رَّبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنۡ هَمَزَٰتِ ٱلشَّيَٰطِينِ

  3. Yanıma gelmelerinden de Sana sığınırım.

    23:98

    وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحۡضُرُونِ

  4. Mûsâ dedi: Hesap gününe inanmayan her kibirliden Rabbime ve Rabbinize sığındım.

    40:27

    وَقَالَ مُوسَىٰٓ إِنِّي عُذۡتُ بِرَبِّي وَرَبِّكُم مِّن كُلِّ مُتَكَبِّرٖ لَّا يُؤۡمِنُ بِيَوۡمِ ٱلۡحِسَابِ

Kur'an'da Allah için 1 kez

يَا رَبَّ ٱلۡفَلَقِ

Yâ Rabbe'l-felak

Sabahın Rabbi. Kur'an bu adı bir kez anar; aynı kökle taneyi, çekirdeği, sabahı ve denizi yarmayı anlatır.

  1. Sabahın Rabbi olan Sana sığınırım.

    113:1

    قُلۡ أَعُوذُ بِرَبِّ ٱلۡفَلَقِ

  2. Yarattığın şeylerin şerrinden Sana sığınırım.

    113:2

    مِن شَرِّ مَا خَلَقَ

  3. Haset ettiğinde hasetçinin şerrinden de Sana sığınırım.

    113:5

    وَمِن شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ

Kur'an'da Allah için 1 kez

يَا رَبَّ ٱلشِّعۡرَىٰ

Yâ Rabbe'ş-şi'râ

Şi'râ'nın Rabbi. Kur'an bu adı bir kez anar ve Şi'râ'yı açıklamaz; çevresindeki âyetler 'O'dur' diyerek işlerini sayar.

  1. Şi'râ'nın Rabbi Sensin.

    53:49

    وَأَنَّهُۥ هُوَ رَبُّ ٱلشِّعۡرَىٰ

  2. Güldüren de ağlatan da Sensin.

    53:43

    وَأَنَّهُۥ هُوَ أَضۡحَكَ وَأَبۡكَىٰ

  3. Eşleri, erkeği ve dişiyi Sen yarattın.

    53:45

    وَأَنَّهُۥ خَلَقَ ٱلزَّوۡجَيۡنِ ٱلذَّكَرَ وَٱلۡأُنثَىٰ

  4. Önceki Âd'ı Sen helak ettin.

    53:50

    وَأَنَّهُۥٓ أَهۡلَكَ عَادًا ٱلۡأُولَىٰ

Kur'an'da Allah için 1 kez

يَا مَلِكَ ٱلنَّاسِ

Yâ Melike'n-nâs

İnsanların hükümdarı. Kur'an bu adı bir kez anar, Nâs sûresinde, 'insanların Rabbi' ile 'insanların ilahı' arasında.

  1. O gün mülk Senindir; aralarında Sen hükmedersin.

    22:56

    ٱلۡمُلۡكُ يَوۡمَئِذٖ لِّلَّهِ يَحۡكُمُ بَيۡنَهُمۡۚ

  2. Mülk de hamd de Senindir; her şeye gücün yeter.

    64:1

    لَهُ ٱلۡمُلۡكُ وَلَهُ ٱلۡحَمۡدُۖ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءٖ قَدِيرٌ

  3. Peygamberleri dedi: Allah size Tâlût'u kral olarak gönderdi.

    2:247

    وَقَالَ لَهُمۡ نَبِيُّهُمۡ إِنَّ ٱللَّهَ قَدۡ بَعَثَ لَكُمۡ طَالُوتَ مَلِكٗاۚ

Kur'an'da Allah için 1 kez

يَا إِلَٰهَ ٱلنَّاسِ

Yâ İlâhe'n-nâs

İnsanların ilahı. Kur'an bu adı bir kez anar, Nâs sûresinde; sığınma üç adla yapılır: Rab, Melik, İlah.

  1. İnsanların ilahı Sensin.

    114:3

    إِلَٰهِ ٱلنَّاسِ

  2. Gökte de ilah Sensin, yerde de ilah Sensin.

    43:84

    وَهُوَ ٱلَّذِي فِي ٱلسَّمَآءِ إِلَٰهٞ وَفِي ٱلۡأَرۡضِ إِلَٰهٞۚ

  3. Her elçiye vahyettin: Benden başka ilah yok, Bana kulluk edin.

    21:25

    وَمَآ أَرۡسَلۡنَا مِن قَبۡلِكَ مِن رَّسُولٍ إِلَّا نُوحِيٓ إِلَيۡهِ أَنَّهُۥ لَآ إِلَٰهَ إِلَّآ أَنَا۠ فَٱعۡبُدُونِ

Kur'an'da Allah için 1 kez

يَا رَبَّ كُلِّ شَيۡءٖ

Yâ Rabbe külli şey'

Her şeyin Rabbi. Kur'an bu adı bir kez anar, bir soruyla: 'Allah'tan başka rab mı arayayım? O her şeyin Rabbidir.'

  1. Senden başka rab mı arayayım? Her şeyin Rabbi Sensin.

    6:164

    قُلۡ أَغَيۡرَ ٱللَّهِ أَبۡغِي رَبّٗا وَهُوَ رَبُّ كُلِّ شَيۡءٖۚ

  2. İbrâhîm dedi: Rabbimin ilmi her şeyi kuşatmıştır.

    6:80

    وَسِعَ رَبِّي كُلَّ شَيۡءٍ عِلۡمًاۚ

  3. Hûd dedi: Rabbim her şeyi gözetip korur.

    11:57

    إِنَّ رَبِّي عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءٍ حَفِيظٞ

Kur'an'da Allah için 1 kez

يَا رَبَّ هَٰذَا ٱلۡبَيۡتِ

Mescid-i Harâm'ın Rabbi

Bu Evin Rabbi. Kur'an bu adı bir kez anar, Kureyş sûresinde: onları açlıkta doyuran, korkudan güvene alan.

  1. Kureyş, bu Evin Rabbi olan Sana kulluk etsin.

    106:3

    فَلۡيَعۡبُدُواْ رَبَّ هَٰذَا ٱلۡبَيۡتِ

  2. Evi insanlar için dönüp gelinen bir yer ve güven kıldın.

    2:125

    وَإِذۡ جَعَلۡنَا ٱلۡبَيۡتَ مَثَابَةٗ لِّلنَّاسِ وَأَمۡنٗا

  3. İbrâhîm ve İsmâîl Evin temelini yükseltirken dediler: Bizden kabul et.

    2:127

    وَإِذۡ يَرۡفَعُ إِبۡرَٰهِـۧمُ ٱلۡقَوَاعِدَ مِنَ ٱلۡبَيۡتِ وَإِسۡمَٰعِيلُ رَبَّنَا تَقَبَّلۡ مِنَّآۖ إِنَّكَ أَنتَ ٱلسَّمِيعُ ٱلۡعَلِيمُ

  4. İbrâhîm dedi: Soyumu ekinsiz bir vadiye, kutsal Evinin yanına yerleştirdim.

    14:37

    رَّبَّنَآ إِنِّيٓ أَسۡكَنتُ مِن ذُرِّيَّتِي بِوَادٍ غَيۡرِ ذِي زَرۡعٍ عِندَ بَيۡتِكَ ٱلۡمُحَرَّمِ

Kur'an'da Allah için 1 kez

يَا رَبَّ هَٰذِهِ ٱلۡبَلۡدَةِ

Yâ Rabbe hâzihi'l-belde

Bu beldenin Rabbi. Kur'an bu adı bir kez anar; O'nu beldeyi dokunulmaz kılan ve her şeyin sahibi olan diye niteler.

  1. Bu beldeyi dokunulmaz kıldın; her şey Senindir.

    27:91

    رَبَّ هَٰذِهِ ٱلۡبَلۡدَةِ ٱلَّذِي حَرَّمَهَا وَلَهُۥ كُلُّ شَيۡءٖۖ

  2. İbrâhîm dedi: Bu beldeyi güvenli kıl; beni, oğullarımı putlardan uzak tut.

    14:35

    وَإِذۡ قَالَ إِبۡرَٰهِيمُ رَبِّ ٱجۡعَلۡ هَٰذَا ٱلۡبَلَدَ ءَامِنٗا وَٱجۡنُبۡنِي وَبَنِيَّ أَن نَّعۡبُدَ ٱلۡأَصۡنَامَ

  3. Onları güvenli bir hareme yerleştirdin; her şeyin ürünü oraya rızkın olarak gelir.

    28:57

    أَوَلَمۡ نُمَكِّن لَّهُمۡ حَرَمًا ءَامِنٗا يُجۡبَىٰٓ إِلَيۡهِ ثَمَرَٰتُ كُلِّ شَيۡءٖ رِّزۡقٗا مِّن لَّدُنَّا

Kur'an'da Allah için 1 kez

يَا جَاعِلَ ٱلۡمَلَٰٓئِكَةِ

Yâ Câile'l-melâike

Melekleri elçi yapan. Kur'an bu adı bir kez anar, Fâtır sûresinin ilk âyetinde, 'göklerin ve yerin yaratıcısı' adının hemen ardından.

  1. Melekleri ikişer, üçer, dörder kanatlı elçiler yaptın.

    35:1

    جَاعِلِ ٱلۡمَلَٰٓئِكَةِ رُسُلًا أُوْلِيٓ أَجۡنِحَةٖ مَّثۡنَىٰ وَثُلَٰثَ وَرُبَٰعَۚ

  2. Yaratışta dilediğini artırırsın.

    35:1

    يَزِيدُ فِي ٱلۡخَلۡقِ مَا يَشَآءُۚ

  3. Meleklerden de insanlardan da elçiler seçersin.

    22:75

    ٱللَّهُ يَصۡطَفِي مِنَ ٱلۡمَلَٰٓئِكَةِ رُسُلٗا وَمِنَ ٱلنَّاسِۚ

  4. Melekleri ruhla, emrinden, kullarından dilediğine indirirsin.

    16:2

    يُنَزِّلُ ٱلۡمَلَٰٓئِكَةَ بِٱلرُّوحِ مِنۡ أَمۡرِهِۦ عَلَىٰ مَن يَشَآءُ مِنۡ عِبَادِهِۦٓ

Kur'an'da Allah için 1 kez

يَا مُخۡرِجَ ٱلۡمَيِّتِ مِنَ ٱلۡحَيِّ

Yâ Muhrice'l-meyyiti mine'l-hayy

Ölüyü diriden çıkaran. Kur'an bu adı bir kez anar; aynı işi üç âyette daha fiille söyler, hep diriyi ölüden çıkarmakla yan yana.

  1. Ölüden diriyi çıkarırsın; diriden ölüyü de Sen çıkarırsın.

    6:95

    يُخۡرِجُ ٱلۡحَيَّ مِنَ ٱلۡمَيِّتِ وَمُخۡرِجُ ٱلۡمَيِّتِ مِنَ ٱلۡحَيِّۚ

  2. Yeri ölümünden sonra diriltirsin; biz de böyle çıkarılacağız.

    30:19

    وَيُحۡيِ ٱلۡأَرۡضَ بَعۡدَ مَوۡتِهَاۚ وَكَذَٰلِكَ تُخۡرَجُونَ

  3. Geceyi gündüze, gündüzü geceye katarsın.

    3:27

    تُولِجُ ٱلَّيۡلَ فِي ٱلنَّهَارِ وَتُولِجُ ٱلنَّهَارَ فِي ٱلَّيۡلِۖ

Kur'an'da Allah için 1 kez

يَا نُورَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ

Yâ Nûre's-semâvâti ve'l-arz

Göklerin ve yerin nuru. Kur'an bu adı bir kez anar ve hemen bir benzetmeyle açar: kandil, cam, ağaç; nur üstüne nur.

  1. Göklerin ve yerin nuru Sensin.

    24:35

    ۞ٱللَّهُ نُورُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۚ

  2. Nur üstüne nur; dilediğini nuruna iletirsin.

    24:35

    نُّورٌ عَلَىٰ نُورٖۚ يَهۡدِي ٱللَّهُ لِنُورِهِۦ مَن يَشَآءُۚ

  3. O gün yer Senin nurunla aydınlanır.

    39:69

    وَأَشۡرَقَتِ ٱلۡأَرۡضُ بِنُورِ رَبِّهَا

  4. Onları izninle karanlıklardan nura çıkarırsın.

    5:16

    وَيُخۡرِجُهُم مِّنَ ٱلظُّلُمَٰتِ إِلَى ٱلنُّورِ بِإِذۡنِهِۦ

Kur'an'da Allah için 1 kez

يَا رَفِيعَ ٱلدَّرَجَٰتِ

Yâ Refîa'd-derecât

Dereceleri yüce olan. Kur'an bu adı bir kez anar; derece yükseltmeyi ise başka âyetlerde de Allah'a verir.

  1. Derecelerin yücesi, Arşın sahibisin; emrinden ruhu dilediğin kuluna indirirsin.

    40:15

    رَفِيعُ ٱلدَّرَجَٰتِ ذُو ٱلۡعَرۡشِ يُلۡقِي ٱلرُّوحَ مِنۡ أَمۡرِهِۦ عَلَىٰ مَن يَشَآءُ مِنۡ عِبَادِهِۦ

  2. Elçilerin kimini kimine üstün kıldın, kimini derecelerle yükselttin.

    2:253

    ۞تِلۡكَ ٱلرُّسُلُ فَضَّلۡنَا بَعۡضَهُمۡ عَلَىٰ بَعۡضٖۘ مِّنۡهُم مَّن كَلَّمَ ٱللَّهُۖ وَرَفَعَ بَعۡضَهُمۡ دَرَجَٰتٖۚ

  3. Verdiklerinle denemek için kimimizi kimimizin üstüne derecelerle yükselttin.

    6:165

    وَرَفَعَ بَعۡضَكُمۡ فَوۡقَ بَعۡضٖ دَرَجَٰتٖ لِّيَبۡلُوَكُمۡ فِي مَآ ءَاتَىٰكُمۡۗ

Kur'an'da Allah için 1 kez

يَا ذَا ٱلطَّوۡلِ

Yâ Ze't-tavl

Bolluk ve imkân sahibi. Kur'an bu adı bir kez anar; aynı kelimeyi insanlar için 'imkânı olanlar' anlamında kullanır (9:86).

  1. Bolluk sahibisin; Senden başka ilah yok, dönüş Sanadır.

    40:3

    ذِي ٱلطَّوۡلِۖ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَۖ إِلَيۡهِ ٱلۡمَصِيرُ

  2. Her iki kesime de bağışından verirsin; bağışın engellenmez.

    17:20

    كُلّٗا نُّمِدُّ هَٰٓؤُلَآءِ وَهَٰٓؤُلَآءِ مِنۡ عَطَآءِ رَبِّكَۚ وَمَا كَانَ عَطَآءُ رَبِّكَ مَحۡظُورًا

  3. İstediğimiz her şeyden bize verdin; nimetini saysak sayamayız.

    14:34

    وَءَاتَىٰكُم مِّن كُلِّ مَا سَأَلۡتُمُوهُۚ وَإِن تَعُدُّواْ نِعۡمَتَ ٱللَّهِ لَا تُحۡصُوهَآۗ

Kur'an'da Allah için 1 kez

يَا ذَا ٱلۡمَعَارِجِ

Yâ Ze'l-meâric

Yükseliş yollarının sahibi. Kur'an bu adı bir kez anar; hemen ardından meleklerin ve Ruh'un O'na yükseldiğini söyler.

  1. Melekler ve Ruh, elli bin yıl süren bir günde Sana yükselir.

    70:4

    تَعۡرُجُ ٱلۡمَلَٰٓئِكَةُ وَٱلرُّوحُ إِلَيۡهِ فِي يَوۡمٖ كَانَ مِقۡدَارُهُۥ خَمۡسِينَ أَلۡفَ سَنَةٖ

  2. İşi gökten yere yönetirsin; sonra iş, bin yıllık bir günde Sana yükselir.

    32:5

    يُدَبِّرُ ٱلۡأَمۡرَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ إِلَى ٱلۡأَرۡضِ ثُمَّ يَعۡرُجُ إِلَيۡهِ فِي يَوۡمٖ كَانَ مِقۡدَارُهُۥٓ أَلۡفَ سَنَةٖ مِّمَّا تَعُدُّونَ

  3. Güzel söz Sana yükselir.

    35:10

    إِلَيۡهِ يَصۡعَدُ ٱلۡكَلِمُ ٱلطَّيِّبُ

Kur'an'da Allah için 1 kez

يَا غَافِرَ ٱلذَّنۢبِ

Yâ Ğâfira'z-zenb

Günahı bağışlayan. Kur'an bu adı bir kez anar; hemen yanında 'tevbeyi kabul eden' ve 'cezası çetin' adları gelir.

  1. Günahı bağışlayan Sensin.

    40:3

    غَافِرِ ٱلذَّنۢبِ

  2. Sana ortak koşmayı bağışlamazsın; ondan aşağısını dilediğine bağışlarsın.

    4:48

    إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَغۡفِرُ أَن يُشۡرَكَ بِهِۦ وَيَغۡفِرُ مَا دُونَ ذَٰلِكَ لِمَن يَشَآءُۚ

  3. Seni sevip elçine uyanı Sen de seversin, günahlarını bağışlarsın.

    3:31

    إِن كُنتُمۡ تُحِبُّونَ ٱللَّهَ فَٱتَّبِعُونِي يُحۡبِبۡكُمُ ٱللَّهُ وَيَغۡفِرۡ لَكُمۡ ذُنُوبَكُمۡۚ

Kur'an'da Allah için 1 kez

يَا قَابِلَ ٱلتَّوۡبِ

Yâ Kâbile't-tevb

Tevbeyi kabul eden. Kur'an bu adı bir kez anar; tevbeyi kabul etmeyi başka âyetlerde de Allah'a verir.

  1. Tevbeyi kabul edersin.

    40:3

    وَقَابِلِ ٱلتَّوۡبِ

  2. Kullarından tevbeyi kabul eden, sadakaları alan Sensin.

    9:104

    ٱللَّهَ هُوَ يَقۡبَلُ ٱلتَّوۡبَةَ عَنۡ عِبَادِهِۦ وَيَأۡخُذُ ٱلصَّدَقَٰتِ

  3. Kötülükleri affeder, yaptıklarımızı bilirsin.

    42:25

    وَيَعۡفُواْ عَنِ ٱلسَّيِّـَٔاتِ وَيَعۡلَمُ مَا تَفۡعَلُونَ

Kur'an'da Allah için 1 kez

يَا ذَا عِقَابٍ أَلِيمٖ

Yâ Zâ ikâbin elîm

Acı ceza sahibi. Kur'an bu adı bir kez anar, 'bağış sahibi' adının hemen ardından.

  1. Acı bir cezanın da sahibisin.

    41:43

    وَذُو عِقَابٍ أَلِيمٖ

  2. İnkâr edenlere süre tanıdın, sonra yakaladın; cezan nasıldı!

    13:32

    فَأَمۡلَيۡتُ لِلَّذِينَ كَفَرُواْ ثُمَّ أَخَذۡتُهُمۡۖ فَكَيۡفَ كَانَ عِقَابِ

  3. Kullarına haber verdin: Bağışlayan, esirgeyen Benim.

    15:49

    ۞نَبِّئۡ عِبَادِيٓ أَنِّيٓ أَنَا ٱلۡغَفُورُ ٱلرَّحِيمُ

  4. Azabının da acı azap olduğunu bildirdin.

    15:50

    وَأَنَّ عَذَابِي هُوَ ٱلۡعَذَابُ ٱلۡأَلِيمُ

Kur'an'da Allah için 1 kez

يَا وَٰسِعَ ٱلۡمَغۡفِرَةِ

Yâ Vâsia'l-mağfira

Bağışlaması geniş olan. Kur'an bu adı bir kez anar; büyük günahlardan ve çirkinliklerden kaçınıp ufak kusurlara düşenler için.

  1. Kendimizi temize çıkarmayalım; sakınanı en iyi Sen bilirsin.

    53:32

    فَلَا تُزَكُّوٓاْ أَنفُسَكُمۡۖ هُوَ أَعۡلَمُ بِمَنِ ٱتَّقَىٰٓ

  2. Bağışına ve eni gök ile yer kadar cennete yarışmamızı istersin.

    57:21

    سَابِقُوٓاْ إِلَىٰ مَغۡفِرَةٖ مِّن رَّبِّكُمۡ وَجَنَّةٍ عَرۡضُهَا كَعَرۡضِ ٱلسَّمَآءِ وَٱلۡأَرۡضِ

  3. Arşı taşıyanlar der: Tevbe edip yoluna uyanları bağışla, cehennemden koru.

    40:7

    فَٱغۡفِرۡ لِلَّذِينَ تَابُواْ وَٱتَّبَعُواْ سَبِيلَكَ وَقِهِمۡ عَذَابَ ٱلۡجَحِيمِ

Kur'an'da Allah için 1 kez

يَا أَهۡلَ ٱلتَّقۡوَىٰ وَأَهۡلَ ٱلۡمَغۡفِرَةِ

Yâ Ehle't-takvâ ve ehle'l-mağfira

Sakınılmaya da bağışlamaya da layık olan. Kur'an bu adı bir kez anar; 'ehl' kelimesini 'layık' anlamında takvâ sözü için de kullanır (48:26).

  1. Sen dilemedikçe öğüt alınmaz; sakınılmaya da bağışlamaya da layık Sensin.

    74:56

    وَمَا يَذۡكُرُونَ إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُۚ هُوَ أَهۡلُ ٱلتَّقۡوَىٰ وَأَهۡلُ ٱلۡمَغۡفِرَةِ

  2. Uyarın dedin: Benden başka ilah yok, Benden sakının.

    16:2

    أَنۡ أَنذِرُوٓاْ أَنَّهُۥ لَآ إِلَٰهَ إِلَّآ أَنَا۠ فَٱتَّقُونِ

  3. Sakınana ayırt edici bir ölçü verir, kötülüklerini örter, bağışlarsın.

    8:29

    إِن تَتَّقُواْ ٱللَّهَ يَجۡعَل لَّكُمۡ فُرۡقَانٗا وَيُكَفِّرۡ عَنكُمۡ سَيِّـَٔاتِكُمۡ وَيَغۡفِرۡ لَكُمۡۗ

Kur'an'da Allah için 1 kez

يَا شَدِيدَ ٱلۡمِحَالِ

Yâ Şedîde'l-mihâl

Çekişmede çetin olan. Kur'an 'mihâl' kelimesini yalnız burada kullanır: Allah hakkında çekişenlerin karşısında, gök gürültüsü ve yıldırımla birlikte.

  1. Gök gürültüsü hamdinle, melekler korkundan Seni tesbih eder.

    13:13

    وَيُسَبِّحُ ٱلرَّعۡدُ بِحَمۡدِهِۦ وَٱلۡمَلَٰٓئِكَةُ مِنۡ خِيفَتِهِۦ

  2. Yıldırımları gönderir, onlarla dilediğini çarparsın.

    13:13

    وَيُرۡسِلُ ٱلصَّوَٰعِقَ فَيُصِيبُ بِهَا مَن يَشَآءُ

  3. Korku ve umut veren şimşeği gösterir, ağır bulutları oluşturursun.

    13:12

    هُوَ ٱلَّذِي يُرِيكُمُ ٱلۡبَرۡقَ خَوۡفٗا وَطَمَعٗا وَيُنشِئُ ٱلسَّحَابَ ٱلثِّقَالَ

  4. Zulümlerine rağmen insanlara bağış sahibisin.

    13:6

    وَإِنَّ رَبَّكَ لَذُو مَغۡفِرَةٖ لِّلنَّاسِ عَلَىٰ ظُلۡمِهِمۡۖ

Kur'an'da Allah için 1 kez

يَا مُخۡزِيَ ٱلۡكَٰفِرِينَ

Yâ Muhziye'l-kâfirîn

İnkârcıları rüsva eden. Kur'an bu adı bir kez anar; hemen ardından gelen âyet 'tevbe ederseniz sizin için hayırlıdır' der.

  1. Seni âciz bırakamazlar; inkârcıları rüsva edersin.

    9:2

    وَٱعۡلَمُوٓاْ أَنَّكُمۡ غَيۡرُ مُعۡجِزِي ٱللَّهِ وَأَنَّ ٱللَّهَ مُخۡزِي ٱلۡكَٰفِرِينَ

  2. O gün peygamberi ve onunla inananları rüsva etmezsin.

    66:8

    يَوۡمَ لَا يُخۡزِي ٱللَّهُ ٱلنَّبِيَّ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ مَعَهُۥۖ

  3. Dilediğinin tevbesine dönersin; bilen, hikmet sahibi Sensin.

    9:15

    وَيَتُوبُ ٱللَّهُ عَلَىٰ مَن يَشَآءُۗ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ

Kur'an'da Allah için 1 kez

يَا أَشَدَّ بَأۡسٗا وَأَشَدَّ تَنكِيلٗا

Yâ Eşedde be'sen ve eşedde tenkîlâ

Şiddeti de ibret veren cezası da en çetin olan. Kur'an bu adı bir kez anar; aynı âyette inkâr edenlerin şiddetini durdurmasının umulduğunu söyler.

  1. İnkâr edenlerin şiddetini durdurman umulur; şiddetin ve ibret cezan daha çetin.

    4:84

    عَسَى ٱللَّهُ أَن يَكُفَّ بَأۡسَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْۚ وَٱللَّهُ أَشَدُّ بَأۡسٗا وَأَشَدُّ تَنكِيلٗا

  2. Şiddetin suçlu kavimden geri çevrilmez.

    6:147

    وَلَا يُرَدُّ بَأۡسُهُۥ عَنِ ٱلۡقَوۡمِ ٱلۡمُجۡرِمِينَ

  3. Lütfun ve rahmetin olmasaydı, azımız hariç şeytana uyardık.

    4:83

    وَلَوۡلَا فَضۡلُ ٱللَّهِ عَلَيۡكُمۡ وَرَحۡمَتُهُۥ لَٱتَّبَعۡتُمُ ٱلشَّيۡطَٰنَ إِلَّا قَلِيلٗا

Kur'an'da Allah için 1 kez

يَا أَسۡرَعَ مَكۡرًا

Yâ Esraa mekrâ

Tuzağı en çabuk olan. Kur'an bu adı bir kez anar; darlıktan sonra rahmet tadınca âyetlerine tuzak kuranlara karşı.

  1. Rahmet tattırınca âyetlerine tuzak kurarlar; Senin tuzağın daha çabuktur.

    10:21

    وَإِذَآ أَذَقۡنَا ٱلنَّاسَ رَحۡمَةٗ مِّنۢ بَعۡدِ ضَرَّآءَ مَسَّتۡهُمۡ إِذَا لَهُم مَّكۡرٞ فِيٓ ءَايَاتِنَاۚ قُلِ ٱللَّهُ أَسۡرَعُ مَكۡرًاۚ

  2. Elçilerin, onların kurduğu tuzakları yazar.

    10:21

    إِنَّ رُسُلَنَا يَكۡتُبُونَ مَا تَمۡكُرُونَ

  3. Bizi karada ve denizde yürüten Sensin.

    10:22

    هُوَ ٱلَّذِي يُسَيِّرُكُمۡ فِي ٱلۡبَرِّ وَٱلۡبَحۡرِۖ

Kur'an'da Allah için 1 kez

يَا مُوهِنَ كَيۡدِ ٱلۡكَٰفِرِينَ

Yâ Mûhine keydi'l-kâfirîn

İnkâr edenlerin planını zayıflatan. Kur'an bu adı bir kez anar; 'plan kurmak' fiilini hem inkârcılara hem Allah'a verir (86:15-16).

  1. İnkâr edenlerin planını zayıflatırsın.

    8:18

    وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيۡدِ ٱلۡكَٰفِرِينَ

  2. Onların planına karşı Sen de bir plan kurarsın.

    86:16

    وَأَكِيدُ كَيۡدٗا

  3. Yûsuf için böyle bir plan kurdun.

    12:76

    كَذَٰلِكَ كِدۡنَا لِيُوسُفَۖ

  4. Elçin attığında atan o değildi; Sen attın.

    8:17

    وَمَا رَمَيۡتَ إِذۡ رَمَيۡتَ وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ رَمَىٰ

Kur'an'da Allah için 1 kez

يَا خَيۡرَ ٱلۡمُنزِلِينَ

Yâ Hayre'l-münzilîn

İndirip yerleştirenlerin en hayırlısı. Kur'an bu adı Allah için bir kez anar: Nûh'a gemide öğretilen duada.

  1. Nûh'a vahyettin: Gözlerimizin önünde ve vahyimizle gemiyi yap.

    23:27

    فَأَوۡحَيۡنَآ إِلَيۡهِ أَنِ ٱصۡنَعِ ٱلۡفُلۡكَ بِأَعۡيُنِنَا وَوَحۡيِنَا

  2. Nûh'a dedin: Gemiye yerleşince, bizi zalimlerden kurtaran Allah'a hamd olsun de.

    23:28

    فَإِذَا ٱسۡتَوَيۡتَ أَنتَ وَمَن مَّعَكَ عَلَى ٱلۡفُلۡكِ فَقُلِ ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ ٱلَّذِي نَجَّىٰنَا مِنَ ٱلۡقَوۡمِ ٱلظَّٰلِمِينَ

  3. Nûh'a öğrettiğin dua: Beni bereketli bir konağa indir; indirenlerin en hayırlısı Sensin.

    23:29

    وَقُل رَّبِّ أَنزِلۡنِي مُنزَلٗا مُّبَارَكٗا وَأَنتَ خَيۡرُ ٱلۡمُنزِلِينَ

  4. Nûh'a dedin: Bizden bir esenlikle ve sana bereketlerle in.

    11:48

    قِيلَ يَٰنُوحُ ٱهۡبِطۡ بِسَلَٰمٖ مِّنَّا وَبَرَكَٰتٍ عَلَيۡكَ

Kur'an'da Allah için 1 kez

يَا خَيۡرَ ٱلنَّٰصِرِينَ

Yâ Hayre'n-nâsırîn

Yardım edenlerin en hayırlısı. Kur'an bu adı bir kez, 'Mevlânız Allah'tır' sözünün hemen ardından anar.

  1. Mevlâmız Sensin; yardım edenlerin en hayırlısı Sensin.

    3:150

    بَلِ ٱللَّهُ مَوۡلَىٰكُمۡۖ وَهُوَ خَيۡرُ ٱلنَّٰصِرِينَ

  2. Sen yardım edersen bize üstün gelen olmaz; bırakırsan kim yardım eder?

    3:160

    إِن يَنصُرۡكُمُ ٱللَّهُ فَلَا غَالِبَ لَكُمۡۖ وَإِن يَخۡذُلۡكُمۡ فَمَن ذَا ٱلَّذِي يَنصُرُكُم مِّنۢ بَعۡدِهِۦۗ

  3. Yardım yalnız Sendendir; güçlü olan, hikmet sahibi Sensin.

    3:126

    وَمَا ٱلنَّصۡرُ إِلَّا مِنۡ عِندِ ٱللَّهِ ٱلۡعَزِيزِ ٱلۡحَكِيمِ

Kur'an'da Allah için 1 kez

يَا خَيۡرَ ٱلۡفَٰصِلِينَ

Yâ Hayre'l-fâsılîn

Ayıranların en hayırlısı: hakla ayırıp hükmeden. Kur'an bu adı bir kez anar; aynı fiili üç kez 'kıyamet günü aralarını ayırır' diye Allah'a verir.

  1. Ayrılığa düştükleri şeyde aralarını kıyamet günü Sen ayıracaksın.

    32:25

    إِنَّ رَبَّكَ هُوَ يَفۡصِلُ بَيۡنَهُمۡ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِ فِيمَا كَانُواْ فِيهِ يَخۡتَلِفُونَ

  2. İnananlar, Yahudiler, Sâbiîler, Hristiyanlar, Mecûsîler, müşrikler: aralarını Sen ayıracaksın.

    22:17

    إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَٱلَّذِينَ هَادُواْ وَٱلصَّٰبِـِٔينَ وَٱلنَّصَٰرَىٰ وَٱلۡمَجُوسَ وَٱلَّذِينَ أَشۡرَكُوٓاْ إِنَّ ٱللَّهَ يَفۡصِلُ بَيۡنَهُمۡ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِۚ

  3. Akrabalık da çocuklar da fayda vermez; o gün aramızı Sen ayırırsın.

    60:3

    لَن تَنفَعَكُمۡ أَرۡحَامُكُمۡ وَلَآ أَوۡلَٰدُكُمۡۚ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِ يَفۡصِلُ بَيۡنَكُمۡۚ

Kur'an'da Allah için 1 kez

يَا خَيۡرَ ٱلۡفَٰتِحِينَ

Yâ Hayre'l-fâtihîn

Açanların en hayırlısı. Kur'an bu adı bir kez anar: Şuayb'ın, kavmiyle arasını hakla açması için ettiği duada.

  1. Şuayb dedi: Rabbimizin ilmi her şeyi kuşatmıştır; Allah'a dayandık.

    7:89

    وَسِعَ رَبُّنَا كُلَّ شَيۡءٍ عِلۡمًاۚ عَلَى ٱللَّهِ تَوَكَّلۡنَاۚ

  2. Nûh dedi: Benimle onların arasını kesin aç; beni ve inananları kurtar.

    26:118

    فَٱفۡتَحۡ بَيۡنِي وَبَيۡنَهُمۡ فَتۡحٗا وَنَجِّنِي وَمَن مَّعِيَ مِنَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ

  3. Kent halkları inanıp sakınsaydı, üzerlerine gökten ve yerden bereketler açardın.

    7:96

    وَلَوۡ أَنَّ أَهۡلَ ٱلۡقُرَىٰٓ ءَامَنُواْ وَٱتَّقَوۡاْ لَفَتَحۡنَا عَلَيۡهِم بَرَكَٰتٖ مِّنَ ٱلسَّمَآءِ وَٱلۡأَرۡضِ

  4. Elçine apaçık bir fetih açtın.

    48:1

    إِنَّا فَتَحۡنَا لَكَ فَتۡحٗا مُّبِينٗا

Kur'an'da Allah için 1 kez

يَا خَيۡرَ ٱلۡغَٰفِرِينَ

Yâ Hayre'l-ğâfirîn

Bağışlayanların en hayırlısı. Kur'an bu adı bir kez anar: Mûsâ'nın, sarsıntı seçtiği yetmiş kişiyi yakalayınca ettiği duada.

  1. Mûsâ dedi: Bu Senin sınavın; dilediğini saptırır, dilediğini doğruya iletirsin.

    7:155

    إِنۡ هِيَ إِلَّا فِتۡنَتُكَ تُضِلُّ بِهَا مَن تَشَآءُ وَتَهۡدِي مَن تَشَآءُۖ

  2. Mûsâ dedi: Velimiz Sensin; bizi bağışla, merhamet et; bağışlayanların en hayırlısı Sensin.

    7:155

    أَنتَ وَلِيُّنَا فَٱغۡفِرۡ لَنَا وَٱرۡحَمۡنَاۖ وَأَنتَ خَيۡرُ ٱلۡغَٰفِرِينَ

  3. Mûsâ dedi: Bize dünyada da âhirette de iyilik yaz; Sana döndük.

    7:156

    ۞وَٱكۡتُبۡ لَنَا فِي هَٰذِهِ ٱلدُّنۡيَا حَسَنَةٗ وَفِي ٱلۡأٓخِرَةِ إِنَّا هُدۡنَآ إِلَيۡكَۚ

Kur'an'da Allah için 1 kez

يَا خَيۡرَ ٱلۡوَٰرِثِينَ

Yâ Hayre'l-vârisîn

Vârislerin en hayırlısı. Kur'an bu adı bir kez anar: Zekeriyyâ'nın 'Rabbim, beni yalnız bırakma' duasında; ardından Allah ona Yahyâ'yı bağışlar.

  1. Zekeriyyâ'ya karşılık verdin; ona Yahyâ'yı bağışladın, eşini iyileştirdin.

    21:90

    فَٱسۡتَجَبۡنَا لَهُۥ وَوَهَبۡنَا لَهُۥ يَحۡيَىٰ وَأَصۡلَحۡنَا لَهُۥ زَوۡجَهُۥٓۚ

  2. Firavun'un ezdiklerine lütfedip onları önder ve vâris kılmak istedin.

    28:5

    وَنُرِيدُ أَن نَّمُنَّ عَلَى ٱلَّذِينَ ٱسۡتُضۡعِفُواْ فِي ٱلۡأَرۡضِ وَنَجۡعَلَهُمۡ أَئِمَّةٗ وَنَجۡعَلَهُمُ ٱلۡوَٰرِثِينَ

  3. Zebur'da, zikirden sonra yazdın: Yere iyi kullarım vâris olacak.

    21:105

    وَلَقَدۡ كَتَبۡنَا فِي ٱلزَّبُورِ مِنۢ بَعۡدِ ٱلذِّكۡرِ أَنَّ ٱلۡأَرۡضَ يَرِثُهَا عِبَادِيَ ٱلصَّٰلِحُونَ

Kur'an'da Allah için 1 kez

يَا أَسۡرَعَ ٱلۡحَٰسِبِينَ

Yâ Esra'a'l-hâsibîn

Hesap görenlerin en hızlısı. Kur'an bu adı bir kez anar: ölenler gerçek Mevlâları Allah'a döndürülünce, 'Bilin, hüküm O'nundur' sözünün ardından.

  1. O gün her cana kazandığını ödersin; haksızlık olmaz, hesabı çabuk görürsün.

    40:17

    ٱلۡيَوۡمَ تُجۡزَىٰ كُلُّ نَفۡسِۭ بِمَا كَسَبَتۡۚ لَا ظُلۡمَ ٱلۡيَوۡمَۚ إِنَّ ٱللَّهَ سَرِيعُ ٱلۡحِسَابِ

  2. Kitabı sağ eline verilenin hesabını kolayca göreceksin.

    84:8

    فَسَوۡفَ يُحَاسَبُ حِسَابٗا يَسِيرٗا

  3. Sonra onların hesabını görmek Sana düşer.

    88:26

    ثُمَّ إِنَّ عَلَيۡنَا حِسَابَهُم

Kur'an'da Allah için 1 kez

يَا مَٰلِكَ يَوۡمِ ٱلدِّينِ

Yâ Mâlike yevmi'd-dîn

Din gününün sahibi. Kur'an bu adı bir kez, Fâtiha'da anar; o günü de 'hiçbir canın başka bir can için bir şeye sahip olmadığı gün' diye tanıtır.

  1. Din gününün sahibi Sensin.

    1:4

    مَٰلِكِ يَوۡمِ ٱلدِّينِ

  2. Yalnız Sana kulluk eder, yalnız Senden yardım isteriz.

    1:5

    إِيَّاكَ نَعۡبُدُ وَإِيَّاكَ نَسۡتَعِينُ

  3. O gün kimse kimse için bir şeye sahip olmaz; buyruk Senindir.

    82:19

    يَوۡمَ لَا تَمۡلِكُ نَفۡسٞ لِّنَفۡسٖ شَيۡـٔٗاۖ وَٱلۡأَمۡرُ يَوۡمَئِذٖ لِّلَّهِ

Kur'an'da Allah için 1 kez

يَا وَلِيَّ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ

Yâ Veliyye'l-mü'minîn

İnananların velisi. Kur'an bu adı bir kez anar; aynı sözü 'inananların velisi', 'sakınanların velisi' biçimleriyle de söyler.

  1. İbrâhîm'e en yakınlar ona uyanlar, Peygamber ve inananlar; inananların velisi Sensin.

    3:68

    إِنَّ أَوۡلَى ٱلنَّاسِ بِإِبۡرَٰهِيمَ لَلَّذِينَ ٱتَّبَعُوهُ وَهَٰذَا ٱلنَّبِيُّ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْۗ وَٱللَّهُ وَلِيُّ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ

  2. İnananları karanlıklardan aydınlığa çıkarırsın; velileri Sensin.

    2:257

    ٱللَّهُ وَلِيُّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ يُخۡرِجُهُم مِّنَ ٱلظُّلُمَٰتِ إِلَى ٱلنُّورِۖ

  3. Zalimler birbirinin velisidir; sakınanların velisi Sensin.

    45:19

    وَإِنَّ ٱلظَّٰلِمِينَ بَعۡضُهُمۡ أَوۡلِيَآءُ بَعۡضٖۖ وَٱللَّهُ وَلِيُّ ٱلۡمُتَّقِينَ

  4. İnananların Mevlâsı Sensin; inkâr edenlerin mevlâsı yoktur.

    47:11

    ذَٰلِكَ بِأَنَّ ٱللَّهَ مَوۡلَى ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَأَنَّ ٱلۡكَٰفِرِينَ لَا مَوۡلَىٰ لَهُمۡ

Kur'an'da Allah için 1 kezuyarlanmış hitap

يَا بَٰلِغَ أَمۡرِكَ

Yâ Bâliğa emrik

İşini yerine ulaştıran. Kur'an bu adı bir kez anar, 'Allah'a dayanana O yeter' sözünün hemen ardından.

  1. Sakınanı ummadığı yerden rızıklandırırsın.

    65:3

    وَيَرۡزُقۡهُ مِنۡ حَيۡثُ لَا يَحۡتَسِبُۚ

  2. Buyruğunu mutlaka yerine ulaştırırsın.

    65:3

    إِنَّ ٱللَّهَ بَٰلِغُ أَمۡرِهِۦۚ

  3. Her şey için bir ölçü koydun.

    65:3

    قَدۡ جَعَلَ ٱللَّهُ لِكُلِّ شَيۡءٖ قَدۡرٗا

  4. İşinde galip olan Sensin; ama insanların çoğu bilmez.

    12:21

    وَٱللَّهُ غَالِبٌ عَلَىٰٓ أَمۡرِهِۦ وَلَٰكِنَّ أَكۡثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعۡلَمُونَ

Kur'an'da Allah için 1 kezuyarlanmış hitap

يَا مُتِمَّ نُورِكَ

Yâ Mütimme nûrik

Nurunu tamamlayan. Kur'an bu adı bir kez anar: nurunu ağızlarıyla söndürmek isteyenlerin karşısında.

  1. Nurunu ağızlarıyla söndürmek isterler; inkârcılar istemese de nurunu tamamlarsın.

    61:8

    يُرِيدُونَ لِيُطۡفِـُٔواْ نُورَ ٱللَّهِ بِأَفۡوَٰهِهِمۡ وَٱللَّهُ مُتِمُّ نُورِهِۦ وَلَوۡ كَرِهَ ٱلۡكَٰفِرُونَ

  2. Elçini, her dinin üstüne çıkarmak için hidayet ve hak dinle gönderdin.

    61:9

    هُوَ ٱلَّذِيٓ أَرۡسَلَ رَسُولَهُۥ بِٱلۡهُدَىٰ وَدِينِ ٱلۡحَقِّ لِيُظۡهِرَهُۥ عَلَى ٱلدِّينِ كُلِّهِۦ

  3. Nurları önlerinde koşarken inananlar der: Rabbimiz, nurumuzu tamamla, bizi bağışla.

    66:8

    نُورُهُمۡ يَسۡعَىٰ بَيۡنَ أَيۡدِيهِمۡ وَبِأَيۡمَٰنِهِمۡ يَقُولُونَ رَبَّنَآ أَتۡمِمۡ لَنَا نُورَنَا وَٱغۡفِرۡ لَنَآۖ

  4. Bugün dinimizi kemale erdirdin, nimetini tamamladın, bize İslâm'ı din beğendin.

    5:3

    ٱلۡيَوۡمَ أَكۡمَلۡتُ لَكُمۡ دِينَكُمۡ وَأَتۡمَمۡتُ عَلَيۡكُمۡ نِعۡمَتِي وَرَضِيتُ لَكُمُ ٱلۡإِسۡلَٰمَ دِينٗاۚ

İsim olarak geçmez · fiili Allah içingelenek adı

يَا مُمِيتُ

Yâ Mümît

Öldüren. Bu biçimiyle Kur'an'da geçmez; fiili Allah'a verilir ve hemen hep 'dirilten' ile yan yana gelir.

  1. Dirilten de öldüren de Sensin.

    2:258

    رَبِّيَ ٱلَّذِي يُحۡيِۦ وَيُمِيتُ

  2. Ölümü de hayatı da Sen yarattın; hangimiz daha güzel yapacak diye.

    67:2

    ٱلَّذِي خَلَقَ ٱلۡمَوۡتَ وَٱلۡحَيَوٰةَ لِيَبۡلُوَكُمۡ أَيُّكُمۡ أَحۡسَنُ عَمَلٗاۚ

  3. Ölüydük, bize hayat verdin; öldürecek, yine dirilteceksin.

    2:28

    وَكُنتُمۡ أَمۡوَٰتٗا فَأَحۡيَٰكُمۡۖ ثُمَّ يُمِيتُكُمۡ ثُمَّ يُحۡيِيكُمۡ ثُمَّ إِلَيۡهِ تُرۡجَعُونَ

ٱلۡمُمِيتُ isim kartı →

İsim olarak geçmez · fiili Allah içingelenek adı

يَا بَاسِطُ

Yâ Bâsıt

Açan, genişleten. Bu biçimiyle Kur'an'da Allah için geçmez; fiili Allah'a verilir, çoğu 'rızkı dilediğine açar, daraltır' kalıbında.

  1. Rızkı dilediğine açar, daraltırsın; kullarını bilir, görürsün.

    17:30

    إِنَّ رَبَّكَ يَبۡسُطُ ٱلرِّزۡقَ لِمَن يَشَآءُ وَيَقۡدِرُۚ إِنَّهُۥ كَانَ بِعِبَادِهِۦ خَبِيرَۢا بَصِيرٗا

  2. Rızkı kullarına bolca açsan, yerde taşkınlık ederlerdi; dilediğin ölçüyle indirirsin.

    42:27

    ۞وَلَوۡ بَسَطَ ٱللَّهُ ٱلرِّزۡقَ لِعِبَادِهِۦ لَبَغَوۡاْ فِي ٱلۡأَرۡضِ وَلَٰكِن يُنَزِّلُ بِقَدَرٖ مَّا يَشَآءُۚ

  3. Rüzgârları gönderirsin, bulutu gökte dilediğin gibi yayarsın.

    30:48

    ٱللَّهُ ٱلَّذِي يُرۡسِلُ ٱلرِّيَٰحَ فَتُثِيرُ سَحَابٗا فَيَبۡسُطُهُۥ فِي ٱلسَّمَآءِ كَيۡفَ يَشَآءُ

  4. Harcadığımızın yerini doldurursun; rızık verenlerin en hayırlısı Sensin.

    34:39

    وَمَآ أَنفَقۡتُم مِّن شَيۡءٖ فَهُوَ يُخۡلِفُهُۥۖ وَهُوَ خَيۡرُ ٱلرَّٰزِقِينَ

ٱلْبَاسِطُ isim kartı →

İsim olarak geçmez · fiili Allah içingelenek adı

يَا بَاعِثُ

Yâ Bâis

Gönderen, dirilten. Bu biçimiyle Kur'an'da geçmez; fiili Allah'a verilir, hem elçi göndermek hem ölüleri diriltmek için.

  1. Kabirlerde olanları diriltirsin.

    22:7

    وَأَنَّ ٱللَّهَ يَبۡعَثُ مَن فِي ٱلۡقُبُورِ

  2. Her ümmete bir elçi gönderdin: Allah'a kulluk edin, tâğûttan kaçının.

    16:36

    وَلَقَدۡ بَعَثۡنَا فِي كُلِّ أُمَّةٖ رَّسُولًا أَنِ ٱعۡبُدُواْ ٱللَّهَ وَٱجۡتَنِبُواْ ٱلطَّٰغُوتَۖ

  3. İnananlara lütfettin; aralarına kendilerinden bir elçi gönderdin.

    3:164

    لَقَدۡ مَنَّ ٱللَّهُ عَلَى ٱلۡمُؤۡمِنِينَ إِذۡ بَعَثَ فِيهِمۡ رَسُولٗا مِّنۡ أَنفُسِهِمۡ

  4. Geceleyin canımızı alır, gündüz bizi yeniden kaldırırsın.

    6:60

    وَهُوَ ٱلَّذِي يَتَوَفَّىٰكُم بِٱلَّيۡلِ وَيَعۡلَمُ مَا جَرَحۡتُم بِٱلنَّهَارِ ثُمَّ يَبۡعَثُكُمۡ فِيهِ

ٱلۡبَاعِثُ isim kartı →

İsim olarak geçmez · fiili Allah içingelenek adı

يَا قَابِضُ

Yâ Kâbıd

Tutan, daraltan. Bu biçimiyle Kur'an'da geçmez; fiili Allah'a verilir ve 'açar' fiiliyle yan yana gelir.

  1. Sen daraltır, Sen genişletirsin; Sana döndürüleceğiz.

    2:245

    وَٱللَّهُ يَقۡبِضُ وَيَبۡصُۜطُ وَإِلَيۡهِ تُرۡجَعُونَ

  2. Kıyamet günü yeryüzünün tamamı Senin avucundadır.

    39:67

    وَٱلۡأَرۡضُ جَمِيعٗا قَبۡضَتُهُۥ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِ

  3. Sonra gölgeyi azar azar kendine çektin.

    25:46

    ثُمَّ قَبَضۡنَٰهُ إِلَيۡنَا قَبۡضٗا يَسِيرٗا

ٱلْقَابِضُ isim kartı →

İsim olarak geçmez · fiili Allah içingelenek adı

يَا مُؤَخِّرُ

Yâ Muahhir

Erteleyen. Bu biçimiyle Kur'an'da geçmez; fiili Allah'a verilir ve hep bir vakte bağlanır.

  1. Zalimlerden habersiz değilsin; onları gözlerin donacağı güne ertelersin.

    14:42

    وَلَا تَحۡسَبَنَّ ٱللَّهَ غَٰفِلًا عَمَّا يَعۡمَلُ ٱلظَّٰلِمُونَۚ إِنَّمَا يُؤَخِّرُهُمۡ لِيَوۡمٖ تَشۡخَصُ فِيهِ ٱلۡأَبۡصَٰرُ

  2. İnsanları zulümleri yüzünden cezalandırsan canlı bırakmazdın; ertelersin.

    16:61

    وَلَوۡ يُؤَاخِذُ ٱللَّهُ ٱلنَّاسَ بِظُلۡمِهِم مَّا تَرَكَ عَلَيۡهَا مِن دَآبَّةٖ وَلَٰكِن يُؤَخِّرُهُمۡ إِلَىٰٓ أَجَلٖ مُّسَمّٗىۖ

  3. Eceli gelen hiçbir canı ertelemezsin.

    63:11

    وَلَن يُؤَخِّرَ ٱللَّهُ نَفۡسًا إِذَا جَآءَ أَجَلُهَاۚ

  4. O günü ancak sayılı bir süre için ertelersin.

    11:104

    وَمَا نُؤَخِّرُهُۥٓ إِلَّا لِأَجَلٖ مَّعۡدُودٖ

ٱلۡمُؤَخِّرُ isim kartı →

İsim olarak geçmez · fiili Allah içingelenek adı

يَا مُبۡدِئُ

Yâ Mübdi'

Başlatan. Bu biçimiyle Kur'an'da geçmez; fiili Allah'a verilir ve çoğu 'sonra onu tekrarlar' ile birlikte gelir.

  1. Yarattığın her şeyi güzel yaptın; insanı çamurdan başlattın.

    32:7

    ٱلَّذِيٓ أَحۡسَنَ كُلَّ شَيۡءٍ خَلَقَهُۥۖ وَبَدَأَ خَلۡقَ ٱلۡإِنسَٰنِ مِن طِينٖ

  2. Yaratmayı nasıl başlattığına yeryüzünde gezip bakmamızı istedin.

    29:20

    قُلۡ سِيرُواْ فِي ٱلۡأَرۡضِ فَٱنظُرُواْ كَيۡفَ بَدَأَ ٱلۡخَلۡقَۚ

  3. Yaratmayı başlatıp sonra tekrarlayan ortaklar değil, Sensin.

    10:34

    قُلۡ هَلۡ مِن شُرَكَآئِكُم مَّن يَبۡدَؤُاْ ٱلۡخَلۡقَ ثُمَّ يُعِيدُهُۥۚ قُلِ ٱللَّهُ يَبۡدَؤُاْ ٱلۡخَلۡقَ ثُمَّ يُعِيدُهُۥۖ

  4. Bizi nasıl başlattıysan öyle döneceğiz.

    7:29

    كَمَا بَدَأَكُمۡ تَعُودُونَ

ٱلۡمُبۡدِئُ isim kartı →

İsim olarak geçmez · fiili Allah içingelenek adı

يَا مُعِيدُ

Yâ Muîd

Tekrar eden, geri döndüren. Bu biçimiyle Kur'an'da geçmez; fiili Allah'a verilir, çoğu 'yaratmayı başlatır, sonra tekrarlar' kalıbında.

  1. Başlatan da Sensin, yeniden yapan da.

    85:13

    إِنَّهُۥ هُوَ يُبۡدِئُ وَيُعِيدُ

  2. Yaratmayı tekrarlamak Sana daha kolaydır.

    30:27

    ثُمَّ يُعِيدُهُۥ وَهُوَ أَهۡوَنُ عَلَيۡهِۚ

  3. Göğü tomar gibi dürecek, ilk yaratılışı yeniden yapacaksın.

    21:104

    يَوۡمَ نَطۡوِي ٱلسَّمَآءَ كَطَيِّ ٱلسِّجِلِّ لِلۡكُتُبِۚ كَمَا بَدَأۡنَآ أَوَّلَ خَلۡقٖ نُّعِيدُهُۥۚ

  4. Bizi yerden yarattın; oraya döndürür, oradan yine çıkarırsın.

    20:55

    ۞مِنۡهَا خَلَقۡنَٰكُمۡ وَفِيهَا نُعِيدُكُمۡ وَمِنۡهَا نُخۡرِجُكُمۡ تَارَةً أُخۡرَىٰ

  5. Mûsâ'ya dedin: Tut onu, korkma; onu ilk hâline döndüreceğiz.

    20:21

    قَالَ خُذۡهَا وَلَا تَخَفۡۖ سَنُعِيدُهَا سِيرَتَهَا ٱلۡأُولَىٰ

ٱلۡمُعِيدُ isim kartı →

İsim olarak geçmez · fiili Allah içingelenek adı

يَا مُحۡصِي

Yâ Muhsî

Sayan, kaydını tutan. Bu biçimiyle Kur'an'da geçmez; fiili Allah'a verilir, çoğu 'her şeyi saydık' diye.

  1. Elçilerin yanındakini kuşattın, her şeyi tek tek saydın.

    72:28

    وَأَحَاطَ بِمَا لَدَيۡهِمۡ وَأَحۡصَىٰ كُلَّ شَيۡءٍ عَدَدَۢا

  2. Önden gönderdiklerimizi ve izlerimizi yazarsın.

    36:12

    وَنَكۡتُبُ مَا قَدَّمُواْ وَءَاثَٰرَهُمۡۚ

  3. Onlar unuttu; Sen tek tek saydın.

    58:6

    أَحۡصَىٰهُ ٱللَّهُ وَنَسُوهُۚ

  4. Her şeyi sayıp yazıya geçirdin.

    78:29

    وَكُلَّ شَيۡءٍ أَحۡصَيۡنَٰهُ كِتَٰبٗا

ٱلۡمُحۡصِي isim kartı →

İsim olarak geçmez · fiili Allah içingelenek adı

يَا مُذِلُّ

Yâ Müzill

Alçaltan. Bu biçimiyle Kur'an'da geçmez; fiili Allah'a bir kez verilir, 'izzet verirsin' ile aynı cümlede.

  1. Dilediğini alçaltırsın; hayır Senin elindedir.

    3:26

    وَتُذِلُّ مَن تَشَآءُۖ بِيَدِكَ ٱلۡخَيۡرُۖ

  2. Ateşe koyduğunu rüsva etmiş olursun.

    3:192

    رَبَّنَآ إِنَّكَ مَن تُدۡخِلِ ٱلنَّارَ فَقَدۡ أَخۡزَيۡتَهُۥۖ

ٱلْمُذِلُّ isim kartı →

İsim olarak geçmez · fiili Allah içingelenek adı

يَا مُعِزُّ

Yâ Muizz

İzzet veren. Bu biçimiyle Kur'an'da geçmez; fiili Allah'a bir kez verilir, mülkü verip alan olarak anıldığı cümlede.

  1. Dilediğine izzet verirsin.

    3:26

    وَتُعِزُّ مَن تَشَآءُ

  2. İki elçi yalanlanınca onları bir üçüncüyle güçlendirdin.

    36:14

    إِذۡ أَرۡسَلۡنَآ إِلَيۡهِمُ ٱثۡنَيۡنِ فَكَذَّبُوهُمَا فَعَزَّزۡنَا بِثَالِثٖ

ٱلْمُعِزُّ isim kartı →

İsim olarak geçmez · fiili Allah içingelenek adı

يَا مُغۡنِي

Yâ Muğnî

Zengin kılan. Bu biçimiyle Kur'an'da geçmez; fiili Allah'a verilir: yoksulu O zengin eder.

  1. Zengin kılan Sensin.

    53:48

    وَأَنَّهُۥ هُوَ أَغۡنَىٰ

  2. Elçini yoksul buldun, zengin kıldın.

    93:8

    وَوَجَدَكَ عَآئِلٗا فَأَغۡنَىٰ

  3. Evlendirilenler yoksulsa, lütfunla onları zengin kılarsın.

    24:32

    إِن يَكُونُواْ فُقَرَآءَ يُغۡنِهِمُ ٱللَّهُ مِن فَضۡلِهِۦۗ

  4. Ayrılan eşlerin her birini genişliğinle yetirirsin.

    4:130

    وَإِن يَتَفَرَّقَا يُغۡنِ ٱللَّهُ كُلّٗا مِّن سَعَتِهِۦۚ

ٱلۡمُغۡنِي isim kartı →

İsim olarak geçmez · fiili Allah içingelenek adı

يَا مُقَدِّمُ

Yâ Mukaddim

Öne alan, önceden gönderen. Bu biçimiyle Kur'an'da geçmez; fiili Allah'a bir kez verilir: uyarıyı önceden gönderdi (50:28).

  1. Uyarını önceden gönderdin.

    50:28

    وَقَدۡ قَدَّمۡتُ إِلَيۡكُم بِٱلۡوَعِيدِ

ٱلۡمُقَدِّمُ isim kartı →

İsim olarak geçmez · fiili Allah içingelenek adı

يَا عَدْلُ

Yâ Adl

Dengeleyen. Bu biçimiyle Kur'an'da geçmez; fiili Allah'a bir kez verilir ve 'seni dengeli kıldı' demektir (82:7). Kur'an dengeyi teraziyle de anar.

  1. Bizi yarattın, düzgün kıldın, dengeye koydun.

    82:7

    ٱلَّذِي خَلَقَكَ فَسَوَّىٰكَ فَعَدَلَكَ

  2. Göğü yükselttin, teraziyi koydun.

    55:7

    وَٱلسَّمَآءَ رَفَعَهَا وَوَضَعَ ٱلۡمِيزَانَ

  3. Elçilerine Kitabı ve teraziyi indirdin ki insanlar adaleti ayakta tutsun.

    57:25

    لَقَدۡ أَرۡسَلۡنَا رُسُلَنَا بِٱلۡبَيِّنَٰتِ وَأَنزَلۡنَا مَعَهُمُ ٱلۡكِتَٰبَ وَٱلۡمِيزَانَ لِيَقُومَ ٱلنَّاسُ بِٱلۡقِسۡطِۖ

ٱلْعَدْلُ isim kartı →

İsim olarak geçmez · fiili Allah içingelenek adı

يَا وَاجِدُ

Yâ Vâcid

Bulan. Bu biçimiyle Kur'an'da geçmez; fiili Allah'a verilir ve 'buldu' demektir: yetim buldu, barındırdı.

  1. Elçini yetim buldun, barındırdın.

    93:6

    أَلَمۡ يَجِدۡكَ يَتِيمٗا فَـَٔاوَىٰ

  2. Onu yolunu bilmez buldun, yol gösterdin.

    93:7

    وَوَجَدَكَ ضَآلّٗا فَهَدَىٰ

  3. Eyyûb'u sabırlı buldun; ne güzel kul, hep Sana dönen.

    38:44

    إِنَّا وَجَدۡنَٰهُ صَابِرٗاۚ نِّعۡمَ ٱلۡعَبۡدُ إِنَّهُۥٓ أَوَّابٞ

ٱلۡوَاجِدُ isim kartı →

Sağa kaydır · âyeti görmek için numaraya dokun

İsimler · 105

Gruplar ismin metinde isim olarak kullanılmasına ne kadar dayandığını gösterir. Rakam, Allah'a nispet edilen geçiş sayısı.

İsimliği metinde açık43

İsimliği metinde ima15

Metin isimlik konusunda sessiz7

Metinle uyumlu1

Gelenekteki 99 isim listesinden39