وَلَا يَحۡسَبَنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓاْ أَنَّمَا نُمۡلِى لَهُمۡ خَيۡرٌ لِّأَنفُسِهِمۡۚ إِنَّمَا نُمۡلِى لَهُمۡ لِيَزۡدَادُوٓاْ إِثۡمًاۚ وَلَهُمۡ عَذَابٌ مُّهِينٌ ١٧٨
وَلَا sanmasınlar يَحۡسَبَنَّ think EN ٱلَّذِينَ kimseler كَفَرُوٓاْ inkar edenler أَنَّمَا ki نُمۡلِى süre vermemiz لَهُمۡ kendilerine خَيۡرٞ hayırlıdır لِّأَنفُسِهِمۡۚ kendileri için إِنَّمَا biz süre veriyoruz نُمۡلِى We give respite EN لَهُمۡ onlara لِيَزۡدَادُوٓاْ artırsınlar diye إِثۡمٗاۚ günahı وَلَهُمۡ ve onlar için vardır عَذَابٞ bir azab مُّهِينٞ alçaltıcı
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İnkar edenler, kendilerine vermiş olduğumuz mühletin, sakın kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Biz, onlara ancak günahları artsın diye mühlet veriyoruz. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır.
İlişkiler19 bağlantı · 3 tür
Açıklar21:44
Aynı konu2:96 3:176 3:197 9:85 11:8 16:61 19:75 23:55–56 23:55 68:45
Henüz sınıflandırılmamış2:15 7:183 9:55 14:30 31:24 35:45 73:11 86:17