بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِBu sure besmeleyle başlar (ayet sayılmaz).
طسٓمٓ ١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İlişkiler7 bağlantı · 1 tür
Henüz sınıflandırılmamış1:1 2:1 13:38 27:82 38:1 +2 daha تِلۡكَ ءَايَـٰتُ ٱلۡكِتَـٰبِ ٱلۡمُبِينِ ٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bunlar apaçık Kitab'ın ayetleridir.
İlişkiler9 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare10:1 12:1
Aynı konu2:252 54:22
Henüz sınıflandırılmamış13:1 15:1 18:60 26:1 33:4
نَتۡلُواْ عَلَيۡكَ مِن نَّبَإِ مُوسَىٰ وَفِرۡعَوۡنَ بِٱلۡحَقِّ لِقَوۡمٍ يُؤۡمِنُونَ ٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İman eden bir kavm için Musa ile Firavun'un haberlerinden bir kısmını sana gerçek olarak anlatacağız.
İlişkiler21 bağlantı · 3 tür
Paralel19:52 19:53 20:10
Aynı konu2:252 3:108 6:34 17:103 18:13 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış7:101 11:120 12:3 18:60 20:39 +4 daha إِنَّ فِرۡعَوۡنَ عَلَا فِى ٱلۡأَرۡضِ وَجَعَلَ أَهۡلَهَا شِيَعًا يَسۡتَضۡعِفُ طَآئِفَةً مِّنۡهُمۡ يُذَبِّحُ أَبۡنَآءَهُمۡ وَيَسۡتَحۡىِۦ نِسَآءَهُمۡۚ إِنَّهُۥ كَانَ مِنَ ٱلۡمُفۡسِدِينَ ٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphe yok ki, Firavun yeryüzünde (ülkesinde) büyüklük taslamış ve ora halkını sınıflara ayırmıştı. Onlardan bir kesimi eziyor, oğullarını boğazlıyor, kadınlarını ise sağ bırakıyordu. Şüphesiz o, bozgunculardandı.
İlişkiler29 bağlantı · 5 tür
Aynı kök6:65 28:25
Paralel2:49 7:141 14:6 19:52 19:53 +1 daha Aynı ibare7:127
Aynı konu10:83 17:103 19:51 20:37 20:39 +5 daha Henüz sınıflandırılmamış5:33 18:60 20:24 20:39 20:48 +5 daha وَنُرِيدُ أَن نَّمُنَّ عَلَى ٱلَّذِينَ ٱسۡتُضۡعِفُواْ فِى ٱلۡأَرۡضِ وَنَجۡعَلَهُمۡ أَئِمَّةً وَنَجۡعَلَهُمُ ٱلۡوَٰرِثِينَ ٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz ise, istiyorduk ki yeryüzünde ezilmekte olanlara lütufta bulunalım, onları önderler yapalım ve onları varisler kılalım.
İlişkiler32 bağlantı · 4 tür
Paralel7:137 19:52 19:53 20:10 26:59 +1 daha Aynı konu5:20 7:128 14:14 17:103 19:51 +6 daha Genelleştirir26:59
Henüz sınıflandırılmamış2:57 2:59 2:124 7:128 7:129 +9 daha Sayfa 386 Kasas
وَنُمَكِّنَ لَهُمۡ فِى ٱلۡأَرۡضِ وَنُرِىَ فِرۡعَوۡنَ وَهَـٰمَـٰنَ وَجُنُودَهُمَا مِنۡهُم مَّا كَانُواْ يَحۡذَرُونَ ٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yeryüzünde onları kudret sahibi kılalım ve onların eliyle Firavun'a, Haman'a ve ordularına, çekinegeldikleri şeyleri gösterelim.
İlişkiler26 bağlantı · 3 tür
Paralel7:137 19:52 19:53 20:10 26:59
Aynı konu5:20 7:128 17:103 19:51 20:37 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış7:137 12:44 14:14 18:60 20:39 +10 daha وَأَوۡحَيۡنَآ إِلَىٰٓ أُمِّ مُوسَىٰٓ أَنۡ أَرۡضِعِيهِۖ فَإِذَا خِفۡتِ عَلَيۡهِ فَأَلۡقِيهِ فِى ٱلۡيَمِّ وَلَا تَخَافِى وَلَا تَحۡزَنِىٓۖ إِنَّا رَآدُّوهُ إِلَيۡكِ وَجَاعِلُوهُ مِنَ ٱلۡمُرۡسَلِينَ ٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Musa'nın annesine, "Onu emzir, başına bir şey gelmesinden korktuğun zaman onu denize (Nil'e) bırak, korkma, üzülme. Çünkü biz onu sana döndüreceğiz ve onu peygamberlerden kılacağız" diye ilham ettik.
İlişkiler27 bağlantı · 5 tür
Açıklar20:38
Aynı kök4:163
Paralel19:52 19:53 20:10 20:38 20:38–39 +3 daha Aynı konu19:51
Henüz sınıflandırılmamış3:42 7:117 7:160 12:15 16:68 +11 daha فَٱلۡتَقَطَهُۥٓ ءَالُ فِرۡعَوۡنَ لِيَكُونَ لَهُمۡ عَدُوًّا وَحَزَنًاۗ إِنَّ فِرۡعَوۡنَ وَهَـٰمَـٰنَ وَجُنُودَهُمَا كَانُواْ خَـٰطِـِٔينَ ٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Nihayet Firavun ailesi kendilerine düşman ve üzüntü kaynağı olacak olan o çocuğu bulup aldı. Şüphesiz Firavun, (veziri) Haman ve onların askerleri hata yapıyorlardı.
İlişkiler19 bağlantı · 5 tür
Devam eder20:39
Paralel19:52 19:53 20:10 20:38 20:39 +1 daha Aynı ibare12:21
Aynı konu19:51 79:15–26
Henüz sınıflandırılmamış12:10 20:37 20:39 20:40 26:18 +4 daha وَقَالَتِ ٱمۡرَأَتُ فِرۡعَوۡنَ قُرَّتُ عَيۡنٍ لِّى وَلَكَۖ لَا تَقۡتُلُوهُ عَسَىٰٓ أَن يَنفَعَنَآ أَوۡ نَتَّخِذَهُۥ وَلَدًا وَهُمۡ لَا يَشۡعُرُونَ ٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Firavun'un karısı şöyle dedi: "Bana da, sana da göz aydınlığı (bir çocuk)! Sakın onu öldürmeyin. Belki bize faydası dokunur, ya da onu evlat ediniriz." Oysaki onlar (olacak şeylerin) farkında değillerdi.
İlişkiler19 bağlantı · 6 tür
Açıklar26:18
Aynı kök2:282
Paralel19:52 19:53 20:10 20:38 20:39 +1 daha Aynı ibare12:21 66:11
Aynı konu19:51 20:40 33:37
Henüz sınıflandırılmamış20:37 20:39 20:40 26:18 26:20 +1 daha وَأَصۡبَحَ فُؤَادُ أُمِّ مُوسَىٰ فَـٰرِغًاۖ إِن كَادَتۡ لَتُبۡدِى بِهِۦ لَوۡلَآ أَن رَّبَطۡنَا عَلَىٰ قَلۡبِهَا لِتَكُونَ مِنَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ ١٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Musa'nın anasının kalbi bomboş kaldı. Eğer biz (çocuğu ile ilgili sözümüze) inancını koruması için kalbine güç vermeseydik, neredeyse bunu açıklayacaktı.
İlişkiler16 bağlantı · 3 tür
Paralel19:52 19:53 20:10 20:38 20:39 +1 daha Aynı konu19:51 28:13
Henüz sınıflandırılmamış9:61 12:64 20:37 20:39 20:40 +3 daha وَقَالَتۡ لِأُخۡتِهِۦ قُصِّيهِۖ فَبَصُرَتۡ بِهِۦ عَن جُنُبٍ وَهُمۡ لَا يَشۡعُرُونَ ١١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Annesi, Musa'nın kız kardeşine, "Onu takip et" dedi. O da Musa'yı, onlar farkına varmadan uzaktan gözledi.
İlişkiler16 bağlantı · 5 tür
Açıklar20:40
Paralel19:52 19:53 20:10 20:37–40 20:38 +2 daha Aynı ibare23:28
Aynı konu19:51
Henüz sınıflandırılmamış20:37 20:39 20:40 26:18 26:20 +1 daha ۞ وَحَرَّمۡنَا عَلَيۡهِ ٱلۡمَرَاضِعَ مِن قَبۡلُ فَقَالَتۡ هَلۡ أَدُلُّكُمۡ عَلَىٰٓ أَهۡلِ بَيۡتٍ يَكۡفُلُونَهُۥ لَكُمۡ وَهُمۡ لَهُۥ نَـٰصِحُونَ ١٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz, daha önce onun, süt analarının sütünü emmemesini sağladık. Kız kardeşi, "Size onun bakımını, sizin adınıza üstlenecek ve ona içtenlik ve şefkatle davranacak bir aile göstereyim mi?" dedi.
İlişkiler16 bağlantı · 5 tür
Açıklar20:40
Paralel19:52 19:53 20:10 20:38 20:39 +1 daha Aynı ibare23:28
Aynı konu19:51
Henüz sınıflandırılmamış20:37 20:39 20:40 26:18 26:20 +2 daha فَرَدَدۡنَـٰهُ إِلَىٰٓ أُمِّهِۦ كَىۡ تَقَرَّ عَيۡنُهَا وَلَا تَحۡزَنَ وَلِتَعۡلَمَ أَنَّ وَعۡدَ ٱللَّهِ حَقٌّ وَلَـٰكِنَّ أَكۡثَرَهُمۡ لَا يَعۡلَمُونَ ١٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Böylece biz, anasının gözü aydın olsun ve üzülmesin, Allah'ın va'dinin hak olduğunu bilsin diye onu anasına geri döndürdük. Fakat onların pek çoğu bunu bilmezler.
İlişkiler17 bağlantı · 5 tür
Açıklar20:40
Paralel19:52 19:53 20:10 20:38 20:39 +1 daha Aynı ibare23:28
Aynı konu19:51 28:10
Henüz sınıflandırılmamış20:37 20:39 20:40 26:18 26:20 +2 daha Sayfa 387 Kasas
وَلَمَّا بَلَغَ أَشُدَّهُۥ وَٱسۡتَوَىٰٓ ءَاتَيۡنَـٰهُ حُكۡمًا وَعِلۡمًاۚ وَكَذَٰلِكَ نَجۡزِى ٱلۡمُحۡسِنِينَ ١٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Musa, olgunluk çağına ulaşıp gelişimini tamamlayınca, biz ona ilim ve hikmet verdik. Biz, iyilik edenleri böyle mükafatlandırırız.
İlişkiler20 bağlantı · 4 tür
Paralel19:52 19:53 20:10 20:40
Aynı ibare6:84 21:74 23:28 46:15
Aynı konu4:6 19:51
Henüz sınıflandırılmamış2:251 2:269 12:22 19:12 20:39 +5 daha وَدَخَلَ ٱلۡمَدِينَةَ عَلَىٰ حِينِ غَفۡلَةٍ مِّنۡ أَهۡلِهَا فَوَجَدَ فِيهَا رَجُلَيۡنِ يَقۡتَتِلَانِ هَـٰذَا مِن شِيعَتِهِۦ وَهَـٰذَا مِنۡ عَدُوِّهِۦۖ فَٱسۡتَغَـٰثَهُ ٱلَّذِى مِن شِيعَتِهِۦ عَلَى ٱلَّذِى مِنۡ عَدُوِّهِۦ فَوَكَزَهُۥ مُوسَىٰ فَقَضَىٰ عَلَيۡهِۖ قَالَ هَـٰذَا مِنۡ عَمَلِ ٱلشَّيۡطَـٰنِۖ إِنَّهُۥ عَدُوٌّ مُّضِلٌّ مُّبِينٌ ١٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Musa, halkın habersiz olduğu bir sırada şehre girdi. Orada biri kendi tarafından, diğeri düşmanı tarafından; kavga eden iki adam gördü. Kendi tarafından olan, düşmanına karşı ondan yardım istedi. Musa da ona bir yumruk indirip onu öldürdü. Musa, "Bu şeytanın işidir. O, gerçekten apaçık bir saptırıcı düşmandır" dedi.
İlişkiler29 bağlantı · 6 tür
Açıklar20:40 26:14 26:19 28:33
Aynı kök2:26
Paralel19:52 19:53 20:10 20:40 28:33
Aynı ibare23:28
Aynı konu19:51 38:25
Henüz sınıflandırılmamış4:135 20:39 20:40 20:43 20:44 +11 daha قَالَ رَبِّ إِنِّى ظَلَمۡتُ نَفۡسِى فَٱغۡفِرۡ لِى فَغَفَرَ لَهُۥٓۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلۡغَفُورُ ٱلرَّحِيمُ ١٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Musa, "Rabbim! Şüphesiz ben nefsime zulmettim. Beni affet" dedi. Allah da onu affetti. Şüphesiz O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
İlişkiler18 bağlantı · 5 tür
Açıklar26:14 26:19
Paralel19:52 19:53 20:10 20:40
Aynı ibare23:28
Aynı konu7:23 19:51 38:25
Henüz sınıflandırılmamış9:102 20:39 20:40 22:61 26:20 +3 daha قَالَ رَبِّ بِمَآ أَنۡعَمۡتَ عَلَىَّ فَلَنۡ أَكُونَ ظَهِيرًا لِّلۡمُجۡرِمِينَ ١٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Rabbim! Bana verdiğin nimetle asla suçlulara arka çıkmayacağım" dedi.
İlişkiler14 bağlantı · 5 tür
Açıklar26:14 26:19
Paralel19:52 19:53 20:10 20:40
Aynı ibare23:28
Aynı konu19:51
Henüz sınıflandırılmamış3:135 4:105 20:39 20:40 27:7 +1 daha فَأَصۡبَحَ فِى ٱلۡمَدِينَةِ خَآئِفًا يَتَرَقَّبُ فَإِذَا ٱلَّذِى ٱسۡتَنصَرَهُۥ بِٱلۡأَمۡسِ يَسۡتَصۡرِخُهُۥۚ قَالَ لَهُۥ مُوسَىٰٓ إِنَّكَ لَغَوِىٌّ مُّبِينٌ ١٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Korkarak, etrafı gözetleyerek şehirde sabahladı. Bir de ne görsün, dün kendisinden yardım isteyen yine feryat ederek ondan yardım istiyordu. Musa da ona, "Belli ki sen azgın bir kimsesin" dedi.
İlişkiler14 bağlantı · 5 tür
Açıklar26:14 26:19 26:21
Paralel19:52 19:53 20:10 20:40
Aynı ibare23:28 28:21
Aynı konu19:51 26:20
Henüz sınıflandırılmamış20:39 20:40 27:7
فَلَمَّآ أَنۡ أَرَادَ أَن يَبۡطِشَ بِٱلَّذِى هُوَ عَدُوٌّ لَّهُمَا قَالَ يَـٰمُوسَىٰٓ أَتُرِيدُ أَن تَقۡتُلَنِى كَمَا قَتَلۡتَ نَفۡسَۢا بِٱلۡأَمۡسِۖ إِن تُرِيدُ إِلَّآ أَن تَكُونَ جَبَّارًا فِى ٱلۡأَرۡضِ وَمَا تُرِيدُ أَن تَكُونَ مِنَ ٱلۡمُصۡلِحِينَ ١٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Musa, ikisinin de düşmanı olan adamı yakalamak isteyince adam, "Ey Musa! Dün birini öldürdüğün gibi, beni de öldürmek mi istiyorsun. Sen ancak yeryüzünde bir zorba olmak istiyorsun, arabuluculardan olmak istemiyorsun" dedi.
İlişkiler14 bağlantı · 5 tür
Açıklar26:14 26:19
Paralel19:52 19:53 20:10 20:40
Aynı ibare23:28
Aynı konu19:51
Henüz sınıflandırılmamış4:92 20:39 20:40 27:7 35:6 +1 daha وَجَآءَ رَجُلٌ مِّنۡ أَقۡصَا ٱلۡمَدِينَةِ يَسۡعَىٰ قَالَ يَـٰمُوسَىٰٓ إِنَّ ٱلۡمَلَأَ يَأۡتَمِرُونَ بِكَ لِيَقۡتُلُوكَ فَٱخۡرُجۡ إِنِّى لَكَ مِنَ ٱلنَّـٰصِحِينَ ٢٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şehrin öbür ucundan koşarak bir adam geldi. "Ey Musa! İleri gelenler seni öldürmek için aralarında senin durumunu görüşüyorlar. Şehirden hemen çık. Şüphesiz ben sana öğüt verenlerdenim" dedi.
İlişkiler18 bağlantı · 5 tür
Açıklar26:14 26:19 26:21
Paralel19:52 19:53 20:10 20:40
Aynı ibare23:28 36:20
Aynı konu19:51 40:28
Henüz sınıflandırılmamış17:1 20:39 20:40 26:21 27:7 +2 daha فَخَرَجَ مِنۡهَا خَآئِفًا يَتَرَقَّبُۖ قَالَ رَبِّ نَجِّنِى مِنَ ٱلۡقَوۡمِ ٱلظَّـٰلِمِينَ ٢١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Musa, korku içinde etrafı gözetleyerek şehirden çıktı ve "Ey Rabbim! Beni bu zalim kavimden kurtar" dedi.
İlişkiler15 bağlantı · 5 tür
Açıklar26:14 26:19 26:21
Paralel19:52 19:53 20:10 20:40
Aynı ibare23:28 28:18
Aynı konu19:51
Henüz sınıflandırılmamış3:160 18:10 20:39 20:40 27:7
Sayfa 388 Kasas
وَلَمَّا تَوَجَّهَ تِلۡقَآءَ مَدۡيَنَ قَالَ عَسَىٰ رَبِّىٓ أَن يَهۡدِيَنِى سَوَآءَ ٱلسَّبِيلِ ٢٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Şehirden çıkıp) Medyen'e doğru yöneldiğinde, "Umarım Rabbim beni doğru yola iletir" dedi.
İlişkiler19 bağlantı · 6 tür
Açıklar26:14 26:19
Aynı kök7:85
Paralel19:52 19:53 20:10 20:40
Aynı ibare23:28
Aynı konu19:51
Henüz sınıflandırılmamış11:24 18:10 20:39 26:62 27:7 +5 daha وَلَمَّا وَرَدَ مَآءَ مَدۡيَنَ وَجَدَ عَلَيۡهِ أُمَّةً مِّنَ ٱلنَّاسِ يَسۡقُونَ وَوَجَدَ مِن دُونِهِمُ ٱمۡرَأَتَيۡنِ تَذُودَانِۖ قَالَ مَا خَطۡبُكُمَاۖ قَالَتَا لَا نَسۡقِى حَتَّىٰ يُصۡدِرَ ٱلرِّعَآءُۖ وَأَبُونَا شَيۡخٌ كَبِيرٌ ٢٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Medyen suyuna varınca, suyun başında (hayvanlarını) sulamakta olan bazı insanlar gördü. Bunların yanında da koyunlarını suya salmamak için uğraşan iki kız gördü. Musa onlara, "(Koyunlarınızı burada tutmaktaki) maksadınız ne?" dedi. Onlar, "Çobanlar sulayıp çekilinceye kadar biz koyunlarımızı sulayamayız. Babamız ise çok yaşlı bir adamdır" dediler.
İlişkiler10 bağlantı · 5 tür
Aynı kök2:282
Paralel19:52 19:53 20:10 20:40
Aynı ibare23:28
Aynı konu19:51
Henüz sınıflandırılmamış11:8 12:78 27:7
فَسَقَىٰ لَهُمَا ثُمَّ تَوَلَّىٰٓ إِلَى ٱلظِّلِّ فَقَالَ رَبِّ إِنِّى لِمَآ أَنزَلۡتَ إِلَىَّ مِنۡ خَيۡرٍ فَقِيرٌ ٢٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bunun üzerine Musa onların koyunlarını suladı. Sonra gölgeye çekilip, "Rabbim! Bana göndereceğin her hayra muhtacım" dedi.
İlişkiler8 bağlantı · 4 tür
Paralel19:52 19:53 20:10 20:40
Aynı ibare23:28
Aynı konu19:51
Henüz sınıflandırılmamış27:7 112:1–4
فَجَآءَتۡهُ إِحۡدَىٰهُمَا تَمۡشِى عَلَى ٱسۡتِحۡيَآءٍ قَالَتۡ إِنَّ أَبِى يَدۡعُوكَ لِيَجۡزِيَكَ أَجۡرَ مَا سَقَيۡتَ لَنَاۚ فَلَمَّا جَآءَهُۥ وَقَصَّ عَلَيۡهِ ٱلۡقَصَصَ قَالَ لَا تَخَفۡۖ نَجَوۡتَ مِنَ ٱلۡقَوۡمِ ٱلظَّـٰلِمِينَ ٢٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Nihayet kızlardan biri utana utana yürüyerek ona gelip, "Bizim için koyunlarımızı sulamanın ücretini vermek üzere babam seni çağırıyor" dedi. Musa, onun (Şu'ayb'ın) yanına gelip başından geçenleri ona anlatınca Şu'ayb, "Korkma, o zalim kavimden kurtuldun" dedi.
İlişkiler10 bağlantı · 5 tür
Aynı kök2:49 28:4
Paralel19:52 19:53 20:10 20:40
Aynı ibare23:28
Aynı konu19:51 55:60
Henüz sınıflandırılmamış27:7
قَالَتۡ إِحۡدَىٰهُمَا يَـٰٓأَبَتِ ٱسۡتَـٔۡجِرۡهُۖ إِنَّ خَيۡرَ مَنِ ٱسۡتَـٔۡجَرۡتَ ٱلۡقَوِىُّ ٱلۡأَمِينُ ٢٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kızlardan biri, "Babacığım, onu ücretle tut. Herhalde ücretle tuttuklarının en hayırlısı, güçlü ve güvenilir olan bu adam olacaktır" dedi.
İlişkiler8 bağlantı · 4 tür
Paralel19:52 19:53 20:10 20:40
Aynı ibare23:28
Aynı konu19:51
Henüz sınıflandırılmamış27:7 27:39
قَالَ إِنِّىٓ أُرِيدُ أَنۡ أُنكِحَكَ إِحۡدَى ٱبۡنَتَىَّ هَـٰتَيۡنِ عَلَىٰٓ أَن تَأۡجُرَنِى ثَمَـٰنِىَ حِجَجٍۖ فَإِنۡ أَتۡمَمۡتَ عَشۡرًا فَمِنۡ عِندِكَۖ وَمَآ أُرِيدُ أَنۡ أَشُقَّ عَلَيۡكَۚ سَتَجِدُنِىٓ إِن شَآءَ ٱللَّهُ مِنَ ٱلصَّـٰلِحِينَ ٢٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şu'ayb, "Ben, sekiz yıl bana çalışmana karşılık, şu iki kızımdan birisini sana nikahlamak istiyorum. Eğer sen bunu on yıla tamamlarsan, o da senden olur. Ben seni zora koşmak da istemiyorum. İnşaallah beni salih kimselerden bulacaksın" dedi.
İlişkiler10 bağlantı · 5 tür
Açıklar20:40
Paralel19:52 19:53 20:10 20:40
Aynı ibare23:28 48:27
Aynı konu19:51
Henüz sınıflandırılmamış16:91 27:7
قَالَ ذَٰلِكَ بَيۡنِى وَبَيۡنَكَۖ أَيَّمَا ٱلۡأَجَلَيۡنِ قَضَيۡتُ فَلَا عُدۡوَٰنَ عَلَىَّۖ وَٱللَّهُ عَلَىٰ مَا نَقُولُ وَكِيلٌ ٢٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Musa, şöyle dedi: "Bu, seninle benim aramda bir iş. İki süreden hangisini tamamlarsam bana bir husumet yok. Allah, söylediklerimize vekildir."
İlişkiler10 bağlantı · 4 tür
Paralel19:52 19:53 20:10 20:40
Aynı ibare12:66 23:28
Aynı konu19:51
Henüz sınıflandırılmamış16:91 17:34 27:7
Sayfa 389 Kasas
۞ فَلَمَّا قَضَىٰ مُوسَى ٱلۡأَجَلَ وَسَارَ بِأَهۡلِهِۦٓ ءَانَسَ مِن جَانِبِ ٱلطُّورِ نَارًا قَالَ لِأَهۡلِهِ ٱمۡكُثُوٓاْ إِنِّىٓ ءَانَسۡتُ نَارًا لَّعَلِّىٓ ءَاتِيكُم مِّنۡهَا بِخَبَرٍ أَوۡ جَذۡوَةٍ مِّنَ ٱلنَّارِ لَعَلَّكُمۡ تَصۡطَلُونَ ٢٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Musa, süreyi tamamlayıp ailesiyle yola çıkınca, Tur tarafında bir ateş görmüş ve ailesine, "Siz burada kalın, ben bir ateş gördüm, (oraya gidiyorum). Umarım oradan size bir haber ya da ısınmanız için ateşten bir kor getiririm" dedi.
İlişkiler30 bağlantı · 6 tür
Açıklar79:16
Aynı kök2:63 2:93 4:154 23:20 52:1 +2 daha Paralel19:52 19:53 20:10 20:12 27:7 +4 daha Aynı ibare19:52 20:80 23:28 28:46
Aynı konu19:51 20:11
Henüz sınıflandırılmamış19:52 20:9 20:9–48 20:10–40 20:11 +2 daha فَلَمَّآ أَتَىٰهَا نُودِىَ مِن شَـٰطِئِ ٱلۡوَادِ ٱلۡأَيۡمَنِ فِى ٱلۡبُقۡعَةِ ٱلۡمُبَـٰرَكَةِ مِنَ ٱلشَّجَرَةِ أَن يَـٰمُوسَىٰٓ إِنِّىٓ أَنَا ٱللَّهُ رَبُّ ٱلۡعَـٰلَمِينَ ٣٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Musa, ateşin yanına gelince, o mübarek yerdeki vadinin sağ tarafındaki ağaçtan şöyle seslenildi: "Ey Musa! Şüphesiz ben, evet, ben alemlerin Rabbi olan Allah'ım."
İlişkiler36 bağlantı · 6 tür
Aynı kök7:137 48:29 90:18
Paralel19:52 19:53 20:10 20:11 20:12 +8 daha Aynı ibare1:2 23:28
Aynı konu17:101 19:51 27:12
Genelleştirir42:51
Henüz sınıflandırılmamış7:19 10:11–12 16:1 19:52 20:10–14 +9 daha وَأَنۡ أَلۡقِ عَصَاكَۖ فَلَمَّا رَءَاهَا تَهۡتَزُّ كَأَنَّهَا جَآنٌّ وَلَّىٰ مُدۡبِرًا وَلَمۡ يُعَقِّبۡۚ يَـٰمُوسَىٰٓ أَقۡبِلۡ وَلَا تَخَفۡۖ إِنَّكَ مِنَ ٱلۡـَٔامِنِينَ ٣١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Değneğini (yere) at." (Musa, değneğini attı). Onu bir yılanmış gibi süratle hareket eder görünce, arkasına bakmadan dönüp kaçtı. (Bu sefer şöyle seslenildi:) "Ey Musa! Beri gel, korkma. Çünkü sen güvenlikte olanlardansın."
İlişkiler40 bağlantı · 4 tür
Paralel7:107–110 7:107 19:52 19:53 20:10 +14 daha Aynı ibare23:28 27:10
Aynı konu7:107–108 17:101 19:51 20:17
Henüz sınıflandırılmamış2:92 7:103 11:96 19:52 20:10 +10 daha ٱسۡلُكۡ يَدَكَ فِى جَيۡبِكَ تَخۡرُجۡ بَيۡضَآءَ مِنۡ غَيۡرِ سُوٓءٍ وَٱضۡمُمۡ إِلَيۡكَ جَنَاحَكَ مِنَ ٱلرَّهۡبِۖ فَذَٰنِكَ بُرۡهَـٰنَانِ مِن رَّبِّكَ إِلَىٰ فِرۡعَوۡنَ وَمَلَإِيْهِۦٓۚ إِنَّهُمۡ كَانُواْ قَوۡمًا فَـٰسِقِينَ ٣٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Elini koynuna sok. (Alaca hastalığı gibi) bir hastalık sebebiyle olmaksızın bembeyaz bir halde çıksın. Korkudan açılan kolunu kendine çek (toparlan). İşte bunlar, Firavun ve ileri gelen adamlarına (göstermen için) Rabbin tarafından (sana verilen) iki delildir. Çünkü onlar fasık bir kavimdirler."
İlişkiler33 bağlantı · 5 tür
Aynı kök2:40 35:1
Paralel7:107–110 7:108 19:52 19:53 20:10 +9 daha Aynı ibare20:22 23:28 27:12
Aynı konu17:101 19:51 26:33
Henüz sınıflandırılmamış19:52 20:11 20:41 20:56 20:93 +6 daha قَالَ رَبِّ إِنِّى قَتَلۡتُ مِنۡهُمۡ نَفۡسًا فَأَخَافُ أَن يَقۡتُلُونِ ٣٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Musa, şöyle dedi: "Ey Rabbim! Şüphesiz ben onlardan birisini öldürdüm. Onların da beni öldürmelerinden korkuyorum."
İlişkiler26 bağlantı · 5 tür
Açıklar20:40 28:15
Paralel19:52 19:53 20:10 20:12 20:40 +7 daha Aynı ibare23:28 26:14
Aynı konu19:51 43:52
Henüz sınıflandırılmamış20:11 20:27–31 20:41 20:93 20:96 +3 daha وَأَخِى هَـٰرُونُ هُوَ أَفۡصَحُ مِنِّى لِسَانًا فَأَرۡسِلۡهُ مَعِىَ رِدۡءًا يُصَدِّقُنِىٓۖ إِنِّىٓ أَخَافُ أَن يُكَذِّبُونِ ٣٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Kardeşim Harun'un dili benimkinden daha düzgündür. Onu da benimle birlikte, beni doğrulayan bir yardımcı olarak gönder. Çünkü ben, onların beni yalanlamalarından korkuyorum."
İlişkiler29 bağlantı · 4 tür
Paralel19:52 19:53 20:10 20:12 20:28 +7 daha Aynı ibare23:28 25:35 26:12
Aynı konu19:51 43:52
Henüz sınıflandırılmamış20:11 20:26–30 20:29–30 20:30 20:41 +7 daha قَالَ سَنَشُدُّ عَضُدَكَ بِأَخِيكَ وَنَجۡعَلُ لَكُمَا سُلۡطَـٰنًا فَلَا يَصِلُونَ إِلَيۡكُمَاۚ بِـَٔايَـٰتِنَآ أَنتُمَا وَمَنِ ٱتَّبَعَكُمَا ٱلۡغَـٰلِبُونَ ٣٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, "Seni kardeşinle destekleyeceğiz ve size bir iktidar vereceğiz de ayetlerimiz sayesinde size (kötü bir amaçla) ulaşamayacaklar. Siz ve size uyanlar, galip gelecek olanlardır" dedi.
İlişkiler37 bağlantı · 5 tür
Aynı kök21:44
Paralel19:52 19:53 20:10 20:12 20:31 +7 daha Aynı ibare23:28
Aynı konu3:12 3:139 4:153 5:56 11:96 +8 daha Henüz sınıflandırılmamış5:67 17:101 20:11 20:41 20:93 +5 daha Sayfa 390 Kasas
فَلَمَّا جَآءَهُم مُّوسَىٰ بِـَٔايَـٰتِنَا بَيِّنَـٰتٍ قَالُواْ مَا هَـٰذَآ إِلَّا سِحۡرٌ مُّفۡتَرًى وَمَا سَمِعۡنَا بِهَـٰذَا فِىٓ ءَابَآئِنَا ٱلۡأَوَّلِينَ ٣٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Musa, onlara delillerimizi apaçık olarak getirince onlar, "Bu, ancak uydurulmuş bir sihirdir. Biz geçmiş atalarımızın zamanında böyle bir şeyin varlığını duymadık" dediler.
İlişkiler32 bağlantı · 4 tür
Paralel10:76 19:52 19:53 20:10 20:12 +8 daha Aynı ibare14:5 23:24 23:28 34:43 38:7 +1 daha Aynı konu6:7 10:82 19:51 31:21 43:30
Henüz sınıflandırılmamış11:62 20:11 20:41 20:48 20:49 +3 daha وَقَالَ مُوسَىٰ رَبِّىٓ أَعۡلَمُ بِمَن جَآءَ بِٱلۡهُدَىٰ مِنۡ عِندِهِۦ وَمَن تَكُونُ لَهُۥ عَـٰقِبَةُ ٱلدَّارِۖ إِنَّهُۥ لَا يُفۡلِحُ ٱلظَّـٰلِمُونَ ٣٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Musa, "Katından kimin hidayet getirdiğini ve bu yurdun (güzel) sonucunun kimin olacağını Rabbim daha iyi bilir. Doğrusu zalimler kurtuluşa eremezler" dedi.
İlişkiler12 bağlantı · 5 tür
Aynı kök28:85
Paralel19:52 19:53 20:10 79:20
Aynı ibare23:28 28:85
Aynı konu19:51
Henüz sınıflandırılmamış20:48 20:49 27:7 40:26
وَقَالَ فِرۡعَوۡنُ يَـٰٓأَيُّهَا ٱلۡمَلَأُ مَا عَلِمۡتُ لَكُم مِّنۡ إِلَـٰهٍ غَيۡرِى فَأَوۡقِدۡ لِى يَـٰهَـٰمَـٰنُ عَلَى ٱلطِّينِ فَٱجۡعَل لِّى صَرۡحًا لَّعَلِّىٓ أَطَّلِعُ إِلَىٰٓ إِلَـٰهِ مُوسَىٰ وَإِنِّى لَأَظُنُّهُۥ مِنَ ٱلۡكَـٰذِبِينَ ٣٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Firavun, "Ey ileri gelenler! Sizin benden başka bir ilahınız olduğunu bilmiyorum. Ey Haman! Benim için bir ateş yakıp tuğla pişir de bana bir kule yap! Belki Musa'nın ilahına çıkar bakarım(!) Şüphesiz ben onun mutlaka yalancılardan olduğunu sanıyorum" dedi.
İlişkiler29 bağlantı · 5 tür
Aynı kök18:17
Paralel19:52 19:53 20:10 40:36 40:36–37 +1 daha Aynı ibare23:28 40:29
Aynı konu7:127 7:137 19:51 26:29 43:51 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış7:121 15:11 17:42 20:24 20:48 +7 daha وَٱسۡتَكۡبَرَ هُوَ وَجُنُودُهُۥ فِى ٱلۡأَرۡضِ بِغَيۡرِ ٱلۡحَقِّ وَظَنُّوٓاْ أَنَّهُمۡ إِلَيۡنَا لَا يُرۡجَعُونَ ٣٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O ve askerleri yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve gerçekten bize döndürülmeyeceklerini sandılar.
İlişkiler17 bağlantı · 5 tür
Aynı kök41:15 85:17
Paralel19:52 19:53 20:10 23:46
Aynı ibare23:28 40:29 46:20
Aynı konu7:137 19:51 29:39 43:46–52
Henüz sınıflandırılmamış27:7 28:4 40:26 59:23
فَأَخَذۡنَـٰهُ وَجُنُودَهُۥ فَنَبَذۡنَـٰهُمۡ فِى ٱلۡيَمِّۖ فَٱنظُرۡ كَيۡفَ كَانَ عَـٰقِبَةُ ٱلظَّـٰلِمِينَ ٤٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz de onu ve askerlerini yakaladık ve onları denize attık (Orada boğuldular). Zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bak!
İlişkiler14 bağlantı · 5 tür
Aynı kök51:40
Paralel7:136 10:90–91 19:52 19:53 20:10
Aynı ibare23:28 40:29 51:40
Aynı konu19:51 40:46
Henüz sınıflandırılmamış2:50 27:7 40:26
وَجَعَلۡنَـٰهُمۡ أَئِمَّةً يَدۡعُونَ إِلَى ٱلنَّارِۖ وَيَوۡمَ ٱلۡقِيَـٰمَةِ لَا يُنصَرُونَ ٤١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz onları, ateşe çağıran öncüler kıldık. Kıyamet günü de kendilerine yardım edilmeyecektir.
İlişkiler16 bağlantı · 4 tür
Paralel19:52 19:53 20:10
Aynı ibare2:221 23:28 40:29 40:41
Aynı konu11:98 19:51 40:45–46 40:46
Henüz sınıflandırılmamış2:86 9:12 11:98 21:73 27:7
وَأَتۡبَعۡنَـٰهُمۡ فِى هَـٰذِهِ ٱلدُّنۡيَا لَعۡنَةًۖ وَيَوۡمَ ٱلۡقِيَـٰمَةِ هُم مِّنَ ٱلۡمَقۡبُوحِينَ ٤٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bu dünyada onları lanete uğrattık. Kıyamet gününde de onlar iğrenç kılınmış kimselerden olacaklardır.
İlişkiler18 bağlantı · 5 tür
Aynı kök3:87 4:46 11:60 11:99
Paralel19:52 19:53 20:10
Aynı ibare11:60 11:99 23:28
Aynı konu19:51 24:23 33:57 40:46
Henüz sınıflandırılmamış11:98 11:98–99 27:7 40:46
وَلَقَدۡ ءَاتَيۡنَا مُوسَى ٱلۡكِتَـٰبَ مِنۢ بَعۡدِ مَآ أَهۡلَكۡنَا ٱلۡقُرُونَ ٱلۡأُولَىٰ بَصَآئِرَ لِلنَّاسِ وَهُدًى وَرَحۡمَةً لَّعَلَّهُمۡ يَتَذَكَّرُونَ ٤٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun, ilk nesilleri yok ettikten sonra Musa'ya -düşünüp ibret alsınlar diye- insanların kalp gözünü açan deliller ve bir hidayet rehberi, bir rahmet olarak Kitab'ı (Tevrat'ı) verdik.
İlişkiler18 bağlantı · 4 tür
Paralel19:52 19:53 20:10
Aynı ibare2:53 7:203 10:13–14 17:2 23:28 +4 daha Aynı konu17:102 19:51
Henüz sınıflandırılmamış3:50 5:46 21:48 27:7
Sayfa 391 Kasas
وَمَا كُنتَ بِجَانِبِ ٱلۡغَرۡبِىِّ إِذۡ قَضَيۡنَآ إِلَىٰ مُوسَى ٱلۡأَمۡرَ وَمَا كُنتَ مِنَ ٱلشَّـٰهِدِينَ ٤٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Ey Muhammed!) Musa'ya o emri verdiğimiz zaman sen (vadinin) batı tarafında değildin. (O olayı) görenlerden de değildin.
İlişkiler13 bağlantı · 5 tür
Aynı kök30:46
Paralel19:52 19:53 20:10
Aynı ibare23:28
Aynı konu3:44 11:49 12:102 19:51 28:46
Henüz sınıflandırılmamış27:7 45:17 62:5
وَلَـٰكِنَّآ أَنشَأۡنَا قُرُونًا فَتَطَاوَلَ عَلَيۡهِمُ ٱلۡعُمُرُۚ وَمَا كُنتَ ثَاوِيًا فِىٓ أَهۡلِ مَدۡيَنَ تَتۡلُواْ عَلَيۡهِمۡ ءَايَـٰتِنَا وَلَـٰكِنَّا كُنَّا مُرۡسِلِينَ ٤٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Fakat biz (Musa'dan sonra) birçok nesiller meydana getirdik. Üzerlerinden uzun çağlar geçti. Sen Medyen halkı arasında yaşıyor değildin, ayetlerimizi onlardan okuyup öğreniyor da değildin. Fakat biz (bu haberi) göndereniz.
İlişkiler10 bağlantı · 4 tür
Paralel19:52 19:53 20:10
Aynı ibare23:28
Aynı konu11:49 19:51 23:31 23:42
Henüz sınıflandırılmamış27:7 29:48
وَمَا كُنتَ بِجَانِبِ ٱلطُّورِ إِذۡ نَادَيۡنَا وَلَـٰكِن رَّحۡمَةً مِّن رَّبِّكَ لِتُنذِرَ قَوۡمًا مَّآ أَتَىٰهُم مِّن نَّذِيرٍ مِّن قَبۡلِكَ لَعَلَّهُمۡ يَتَذَكَّرُونَ ٤٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yine biz (Musa'ya) seslendiğimiz zaman Tur'un yan tarafında da değildin. Fakat Rabbinden bir rahmet olarak, senden önce kendilerine hiçbir uyarıcı gelmeyen bir kavmi, düşünüp öğüt alsınlar diye uyarman için (o haberleri) sana bildiriyoruz.
İlişkiler31 bağlantı · 6 tür
Açıklar20:134
Aynı kök2:63 2:93 52:1
Paralel19:52 19:53 20:10
Aynı ibare17:87 19:52 20:80 23:28 28:29 +4 daha Aynı konu11:49 19:51 20:134 21:107 26:208 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış2:125 5:19 7:143 11:49 27:7 +1 daha وَلَوۡلَآ أَن تُصِيبَهُم مُّصِيبَةُۢ بِمَا قَدَّمَتۡ أَيۡدِيهِمۡ فَيَقُولُواْ رَبَّنَا لَوۡلَآ أَرۡسَلۡتَ إِلَيۡنَا رَسُولًا فَنَتَّبِعَ ءَايَـٰتِكَ وَنَكُونَ مِنَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ ٤٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kendi yaptıkları sebebiyle başlarına bir musibet gelip de, "Ey Rabbimiz! Bize bir Peygamber gönderseydin de ayetlerine uysaydık ve mü'minlerden olsaydık" diyecek olmasalardı, seni peygamber olarak göndermezdik.
İlişkiler30 bağlantı · 5 tür
Açıklar17:15
Paralel19:52 19:53 20:10
Aynı ibare3:182 4:62 20:134 23:28
Aynı konu4:79 6:27 6:157 19:51 29:50 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış2:155 4:165 5:19 6:131 6:156–157 +8 daha فَلَمَّا جَآءَهُمُ ٱلۡحَقُّ مِنۡ عِندِنَا قَالُواْ لَوۡلَآ أُوتِىَ مِثۡلَ مَآ أُوتِىَ مُوسَىٰٓۚ أَوَلَمۡ يَكۡفُرُواْ بِمَآ أُوتِىَ مُوسَىٰ مِن قَبۡلُۖ قَالُواْ سِحۡرَانِ تَظَـٰهَرَا وَقَالُوٓاْ إِنَّا بِكُلٍّ كَـٰفِرُونَ ٤٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlara katımızdan gerçek gelince, "Musa'ya verilen (mucize)lerin benzeri niçin buna da verilmedi" dediler. Onlar daha önce Musa'ya verilen (mucize)leri inkar etmemişler miydi? Onlar, "İki sihirbaz birbirlerine destek oluyor" dediler. "Biz hepsini inkar ediyoruz" dediler.
İlişkiler16 bağlantı · 4 tür
Paralel19:52 19:53 20:10
Aynı ibare10:76 20:134 23:28 40:25
Aynı konu6:124 6:157 17:59 19:51 29:50 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış27:7 43:61 47:2
قُلۡ فَأۡتُواْ بِكِتَـٰبٍ مِّنۡ عِندِ ٱللَّهِ هُوَ أَهۡدَىٰ مِنۡهُمَآ أَتَّبِعۡهُ إِن كُنتُمۡ صَـٰدِقِينَ ٤٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
De ki: "Eğer doğru söyleyenler iseniz, Allah katından, doğruya bu ikisinden (Tevrat ve Kur'an'dan) daha çok ulaştıran bir kitap getirin de, ben ona uyayım."
İlişkiler18 bağlantı · 4 tür
Paralel19:52 19:53 20:10
Aynı ibare10:38 11:13 20:134 23:28
Aynı konu2:23 6:157 19:51 29:50 52:34 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış5:48 27:7 32:23 37:157 41:43
فَإِن لَّمۡ يَسۡتَجِيبُواْ لَكَ فَٱعۡلَمۡ أَنَّمَا يَتَّبِعُونَ أَهۡوَآءَهُمۡۚ وَمَنۡ أَضَلُّ مِمَّنِ ٱتَّبَعَ هَوَىٰهُ بِغَيۡرِ هُدًى مِّنَ ٱللَّهِۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَهۡدِى ٱلۡقَوۡمَ ٱلظَّـٰلِمِينَ ٥٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Eğer (bu konuda) sana cevap veremezlerse, bil ki onlar sadece kendi nefislerinin arzularına uymaktadırlar. Kim, Allah'tan bir yol gösterme olmaksızın kendi nefsinin arzusuna uyandan daha sapıktır. Şüphesiz Allah, zalimler toplumunu doğruya iletmez.
İlişkiler23 bağlantı · 4 tür
Paralel19:52 19:53 20:10
Aynı ibare7:176 11:14 20:134
Aynı konu6:56 6:157 19:51 25:43 29:50 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış2:120 2:272 9:73 16:9 19:59 +4 daha Sayfa 392 Kasas
۞ وَلَقَدۡ وَصَّلۡنَا لَهُمُ ٱلۡقَوۡلَ لَعَلَّهُمۡ يَتَذَكَّرُونَ ٥١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun, düşünüp öğüt alsınlar diye o sözü (Kur'an ayetlerini) onlara peş peşe ulaştırdık.
İlişkiler6 bağlantı · 3 tür
Paralel19:52 19:53 20:10
Aynı konu19:51 84:21
Henüz sınıflandırılmamış21:27
ٱلَّذِينَ ءَاتَيۡنَـٰهُمُ ٱلۡكِتَـٰبَ مِن قَبۡلِهِۦ هُم بِهِۦ يُؤۡمِنُونَ ٥٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bu Kur'an'dan önce kendilerine kitap verdiklerimiz var ya, işte onlar ona da inanırlar.
İlişkiler25 bağlantı · 6 tür
Açıklar5:83
Aynı kök29:47
Paralel19:52 19:53
Aynı ibare2:121 6:114 13:36 29:47
Aynı konu3:75 3:113 5:83 13:43 17:107–109 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış3:113 3:113–115 3:199 5:84 13:36 +4 daha وَإِذَا يُتۡلَىٰ عَلَيۡهِمۡ قَالُوٓاْ ءَامَنَّا بِهِۦٓ إِنَّهُ ٱلۡحَقُّ مِن رَّبِّنَآ إِنَّا كُنَّا مِن قَبۡلِهِۦ مُسۡلِمِينَ ٥٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kur'an kendilerine okunduğu zaman, "Ona inandık, şüphesiz o Rabbimizden gelen gerçektir. Şüphesiz biz ondan önce de müslümandık" derler.
İlişkiler39 bağlantı · 4 tür
Aynı kök10:72 10:84
Paralel19:52 19:53
Aynı konu3:75 3:113 5:82 5:82–84 7:159 +5 daha Henüz sınıflandırılmamış2:121 2:128 2:131–132 3:19 3:67 +20 daha أُوْلَـٰٓئِكَ يُؤۡتَوۡنَ أَجۡرَهُم مَّرَّتَيۡنِ بِمَا صَبَرُواْ وَيَدۡرَءُونَ بِٱلۡحَسَنَةِ ٱلسَّيِّئَةَ وَمِمَّا رَزَقۡنَـٰهُمۡ يُنفِقُونَ ٥٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İşte onların, sabredip kötülüğü iyilikle savmaları ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcamaları karşılığında, mükafatları kendilerine iki kez verilecektir.
İlişkiler20 bağlantı · 4 tür
Paralel19:52 19:53
Aynı ibare13:22 33:31
Aynı konu3:75 5:82 19:51 23:96 26:197 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış3:113 3:199 4:140 5:85 13:36 +2 daha وَإِذَا سَمِعُواْ ٱللَّغۡوَ أَعۡرَضُواْ عَنۡهُ وَقَالُواْ لَنَآ أَعۡمَـٰلُنَا وَلَكُمۡ أَعۡمَـٰلُكُمۡ سَلَـٰمٌ عَلَيۡكُمۡ لَا نَبۡتَغِى ٱلۡجَـٰهِلِينَ ٥٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Boş sözü işittikleri vakit ondan yüz çevirirler ve, "Bizim işlerimiz bize, sizin işleriniz de size. Selam olsun size (bizden size zarar gelmez). Biz cahilleri istemeyiz" derler.
İlişkiler22 bağlantı · 3 tür
Paralel19:52 19:53
Aynı konu3:75 5:82 10:41 19:51 23:3 +5 daha Henüz sınıflandırılmamış2:225 3:113 4:86 13:36 24:51 +5 daha إِنَّكَ لَا تَهۡدِى مَنۡ أَحۡبَبۡتَ وَلَـٰكِنَّ ٱللَّهَ يَهۡدِى مَن يَشَآءُۚ وَهُوَ أَعۡلَمُ بِٱلۡمُهۡتَدِينَ ٥٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz sen sevdiğin kimseyi doğru yola iletemezsin. Fakat Allah, dilediği kimseyi doğru yola eriştirir. O, doğru yola gelecekleri daha iyi bilir.
İlişkiler33 bağlantı · 4 tür
Paralel19:52 19:53
Aynı ibare2:213 2:272 6:117 14:4 22:16 +1 daha Aynı konu5:41 10:99 10:99–100 10:100 12:103 +6 daha Henüz sınıflandırılmamış3:128 4:88 8:23 10:25 13:31 +9 daha وَقَالُوٓاْ إِن نَّتَّبِعِ ٱلۡهُدَىٰ مَعَكَ نُتَخَطَّفۡ مِنۡ أَرۡضِنَآۚ أَوَلَمۡ نُمَكِّن لَّهُمۡ حَرَمًا ءَامِنًا يُجۡبَىٰٓ إِلَيۡهِ ثَمَرَٰتُ كُلِّ شَىۡءٍ رِّزۡقًا مِّن لَّدُنَّا وَلَـٰكِنَّ أَكۡثَرَهُمۡ لَا يَعۡلَمُونَ ٥٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar, "Sizinle beraber doğru yolu tutarsak, kendi yurdumuzdan koparılıp çıkarılırız" dediler. Biz onları tarafımızdan bir rızık olarak, her türlü meyve ve mahsullerin kendisinde toplandığı, saygın ve güvenlikli bir yere yerleştirmedik mi? Fakat onların çoğu bilmezler.
İlişkiler19 bağlantı · 6 tür
Açıklar2:125 2:126
Aynı kök8:26
Paralel19:52 19:53
Aynı ibare29:67
Aynı konu2:125–126 4:97 5:97 8:26 14:35 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış2:272 12:103 18:65 34:18
وَكَمۡ أَهۡلَكۡنَا مِن قَرۡيَةِۭ بَطِرَتۡ مَعِيشَتَهَاۖ فَتِلۡكَ مَسَـٰكِنُهُمۡ لَمۡ تُسۡكَن مِّنۢ بَعۡدِهِمۡ إِلَّا قَلِيلًاۖ وَكُنَّا نَحۡنُ ٱلۡوَٰرِثِينَ ٥٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz nimetler içinde şımaran nice memleket halkını helak etmişizdir. İşte kendilerinden sonra içlerinde pek az oturulmuş yurtları! (O yurtlara) biz varis olduk, biz.
İlişkiler19 bağlantı · 5 tür
Aynı kök15:23
Paralel19:52 19:53
Aynı ibare7:4
Aynı konu7:97–98 10:13 14:45 19:51 19:98 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış6:44 6:47 17:58 19:40 27:52 +1 daha وَمَا كَانَ رَبُّكَ مُهۡلِكَ ٱلۡقُرَىٰ حَتَّىٰ يَبۡعَثَ فِىٓ أُمِّهَا رَسُولًا يَتۡلُواْ عَلَيۡهِمۡ ءَايَـٰتِنَاۚ وَمَا كُنَّا مُهۡلِكِى ٱلۡقُرَىٰٓ إِلَّا وَأَهۡلُهَا ظَـٰلِمُونَ ٥٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Rabbin, ülkelerin merkezi yerlerine, kendilerine ayetlerimizi okuyan bir peygamber göndermedikçe oraları helak edici değildir. Zaten biz, halkları zalim olmadıkça memleketleri helak etmeyiz.
İlişkiler43 bağlantı · 6 tür
Açıklar6:131
Sınırlandırır17:58
Paralel19:52 19:53
Aynı ibare6:130–131
Aynı konu6:47 6:130 8:33 9:115 11:117 +18 daha Henüz sınıflandırılmamış4:165 6:92 10:47 16:113 17:58 +10 daha Sayfa 393 Kasas
وَمَآ أُوتِيتُم مِّن شَىۡءٍ فَمَتَـٰعُ ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا وَزِينَتُهَاۚ وَمَا عِندَ ٱللَّهِ خَيۡرٌ وَأَبۡقَىٰٓۚ أَفَلَا تَعۡقِلُونَ ٦٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Dünyalık olarak) size verilen her şey, dünya hayatının geçimliği ve süsüdür. Allah'ın katındaki ise daha hayırlı ve daha kalıcıdır. Hala aklınızı kullanmıyor musunuz?
İlişkiler18 bağlantı · 4 tür
Paralel19:52 19:53
Aynı ibare3:14 42:36 43:35 87:17
Aynı konu16:96 18:28 19:51
Henüz sınıflandırılmamış8:67 9:38 10:7 10:58 13:26 +4 daha أَفَمَن وَعَدۡنَـٰهُ وَعۡدًا حَسَنًا فَهُوَ لَـٰقِيهِ كَمَن مَّتَّعۡنَـٰهُ مَتَـٰعَ ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا ثُمَّ هُوَ يَوۡمَ ٱلۡقِيَـٰمَةِ مِنَ ٱلۡمُحۡضَرِينَ ٦١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kendisine güzel bir vaadde bulunduğumuz ve o vaad edilen şeye kavuşacak olan kimse, dünya hayatının geçimliklerinden yararlandırdığımız, sonra da kıyamet günü (hesaba çekilmek için) huzura getirilecek kimse gibi midir?
İlişkiler15 bağlantı · 3 tür
Paralel19:52 19:53
Aynı konu16:96 19:51 19:61 30:16 46:20 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış2:202 10:58 18:39 18:98 24:55 +1 daha وَيَوۡمَ يُنَادِيهِمۡ فَيَقُولُ أَيۡنَ شُرَكَآءِىَ ٱلَّذِينَ كُنتُمۡ تَزۡعُمُونَ ٦٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah'ın onlara seslenerek, "Hani benim, var olduğunu iddia ettiğiniz ortaklarım?" diyeceği günü hatırla!
İlişkiler32 bağlantı · 4 tür
Paralel6:22 6:22–23 7:38 10:28 16:27 +7 daha Aynı ibare6:22 16:27 28:74
Aynı konu7:39 19:51 35:14
Henüz sınıflandırılmamış2:167 10:28 19:69 19:82 25:17 +9 daha قَالَ ٱلَّذِينَ حَقَّ عَلَيۡهِمُ ٱلۡقَوۡلُ رَبَّنَا هَـٰٓؤُلَآءِ ٱلَّذِينَ أَغۡوَيۡنَآ أَغۡوَيۡنَـٰهُمۡ كَمَا غَوَيۡنَاۖ تَبَرَّأۡنَآ إِلَيۡكَۖ مَا كَانُوٓاْ إِيَّانَا يَعۡبُدُونَ ٦٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Haklarında azap hükmü gerçekleşenler, "Ey Rabbimiz! İşte şunlar bizim azdırdıklarımızdır. Kendimiz azdığımız gibi onları da azdırdık. Şimdi de onlardan uzaklaşıp sana döndük. Zaten (gerçekte) onlar bize tapmıyorlardı" diyeceklerdir.
İlişkiler44 bağlantı · 4 tür
Paralel2:165–167 6:22 7:38 10:28 10:28–29 +10 daha Aynı ibare17:16
Aynı konu7:39 14:22 19:51 35:14 36:7 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış7:38 10:28 10:29 15:29 16:86 +16 daha وَقِيلَ ٱدۡعُواْ شُرَكَآءَكُمۡ فَدَعَوۡهُمۡ فَلَمۡ يَسۡتَجِيبُواْ لَهُمۡ وَرَأَوُاْ ٱلۡعَذَابَۚ لَوۡ أَنَّهُمۡ كَانُواْ يَهۡتَدُونَ ٦٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlara, "Haydi ortaklarınızı çağırın!" denir. Onlar da çağırırlar fakat ortakları onlara cevap veremez. Azabı görürler. Keşke onlar (dünyada iken) doğru yola gelselerdi.
İlişkiler25 bağlantı · 3 tür
Paralel2:165–167 6:22 7:38 16:27 16:86 +4 daha Aynı konu7:39 7:193 7:194 7:197–198 19:51 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış6:23 6:94 18:52–53 19:69 35:14 +5 daha وَيَوۡمَ يُنَادِيهِمۡ فَيَقُولُ مَاذَآ أَجَبۡتُمُ ٱلۡمُرۡسَلِينَ ٦٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah'ın onlara seslenerek, "Peygamberlere ne cevap verdiniz? diyeceği günü hatırla."
İlişkiler17 bağlantı · 5 tür
Açıklar7:6
Paralel6:22 18:52 19:52 19:53 26:92 +1 daha Aynı ibare5:109
Aynı konu7:39 19:51 28:75 35:14
Henüz sınıflandırılmamış19:69 39:50 40:73 40:74 41:47
فَعَمِيَتۡ عَلَيۡهِمُ ٱلۡأَنۢبَآءُ يَوۡمَئِذٍ فَهُمۡ لَا يَتَسَآءَلُونَ ٦٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O gün onlara karşı bütün haberler kapanmıştır. Artık birbirlerine de soramazlar.
İlişkiler15 bağlantı · 3 tür
Paralel6:22 18:52 19:52 19:53 26:92
Aynı konu7:39 19:51 35:14
Henüz sınıflandırılmamış19:69 39:50 40:73 40:74 41:47 +2 daha فَأَمَّا مَن تَابَ وَءَامَنَ وَعَمِلَ صَـٰلِحًا فَعَسَىٰٓ أَن يَكُونَ مِنَ ٱلۡمُفۡلِحِينَ ٦٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ama tövbe edip iman eden ve salih amel işleyen kimsenin kurtuluşa erenlerden olması umulur.
İlişkiler11 bağlantı · 4 tür
Paralel19:52 19:53
Aynı ibare19:60 20:82
Aynı konu4:18 4:146 19:51
Henüz sınıflandırılmamış19:69 23:1 25:70–71 39:50
وَرَبُّكَ يَخۡلُقُ مَا يَشَآءُ وَيَخۡتَارُۗ مَا كَانَ لَهُمُ ٱلۡخِيَرَةُۚ سُبۡحَـٰنَ ٱللَّهِ وَتَعَـٰلَىٰ عَمَّا يُشۡرِكُونَ ٦٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Rabbin, dilediğini yaratır ve seçer. Onların ise seçim hakkı yoktur. Allah, onların ortak koştuklarından uzaktır ve yücedir.
İlişkiler11 bağlantı · 5 tür
Aynı kök20:13
Paralel19:52 19:53
Aynı ibare3:47 33:36 42:49
Aynı konu19:51
Henüz sınıflandırılmamış20:114 39:3 39:50 43:31
وَرَبُّكَ يَعۡلَمُ مَا تُكِنُّ صُدُورُهُمۡ وَمَا يُعۡلِنُونَ ٦٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Rabbin, onların sinelerinin gizlediğini de açığa vurduklarını da bilir.
İlişkiler17 bağlantı · 4 tür
Paralel19:52 19:53
Aynı ibare21:4 27:74
Aynı konu14:38 16:19 19:51 36:76
Henüz sınıflandırılmamış2:77 3:29 6:3 11:5 20:7 +4 daha وَهُوَ ٱللَّهُ لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَۖ لَهُ ٱلۡحَمۡدُ فِى ٱلۡأُولَىٰ وَٱلۡـَٔاخِرَةِۖ وَلَهُ ٱلۡحُكۡمُ وَإِلَيۡهِ تُرۡجَعُونَ ٧٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O, Allah'tır. O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. Dünyada da ahirette de hamd O'na mahsustur. Hüküm yalnızca O'nundur. Kesinlikle O'na döndürüleceksiniz.
İlişkiler21 bağlantı · 4 tür
Paralel19:52 19:53
Aynı ibare2:255 3:2 20:8
Aynı konu18:26 19:51 59:22
Henüz sınıflandırılmamış1:2 6:45 7:43 13:41 16:22 +8 daha Sayfa 394 Kasas
قُلۡ أَرَءَيۡتُمۡ إِن جَعَلَ ٱللَّهُ عَلَيۡكُمُ ٱلَّيۡلَ سَرۡمَدًا إِلَىٰ يَوۡمِ ٱلۡقِيَـٰمَةِ مَنۡ إِلَـٰهٌ غَيۡرُ ٱللَّهِ يَأۡتِيكُم بِضِيَآءٍۖ أَفَلَا تَسۡمَعُونَ ٧١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
De ki: "Ne dersiniz? Allah, üzerinize geceyi kıyamete kadar sürekli kılsaydı, Allah'tan başka hangi ilah size bir aydınlık getirir? Hala duymayacak mısınız?"
İlişkiler24 bağlantı · 6 tür
Açıklar23:80
Aynı kök10:5
Paralel19:52 19:53
Aynı ibare10:67 16:12
Aynı konu6:96 17:12 19:51 24:44 25:47 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış17:12 25:47 25:61 27:86 30:23 +4 daha قُلۡ أَرَءَيۡتُمۡ إِن جَعَلَ ٱللَّهُ عَلَيۡكُمُ ٱلنَّهَارَ سَرۡمَدًا إِلَىٰ يَوۡمِ ٱلۡقِيَـٰمَةِ مَنۡ إِلَـٰهٌ غَيۡرُ ٱللَّهِ يَأۡتِيكُم بِلَيۡلٍ تَسۡكُنُونَ فِيهِۖ أَفَلَا تُبۡصِرُونَ ٧٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
De ki: "Ne dersiniz? Allah, üzerinize gündüzü kıyamete kadar sürekli kılsaydı, Allah'tan başka hangi ilah size içinde dinleneceğiniz bir gece getirebilir? Hala görmeyecek misiniz?"
İlişkiler21 bağlantı · 5 tür
Açıklar23:80
Paralel19:52 19:53
Aynı ibare10:67 16:12
Aynı konu6:96 17:12 19:51 24:44 30:23 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış17:12 25:47 27:86 35:40 36:37 +4 daha وَمِن رَّحۡمَتِهِۦ جَعَلَ لَكُمُ ٱلَّيۡلَ وَٱلنَّهَارَ لِتَسۡكُنُواْ فِيهِ وَلِتَبۡتَغُواْ مِن فَضۡلِهِۦ وَلَعَلَّكُمۡ تَشۡكُرُونَ ٧٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, rahmetinden ötürü geceyi içinde dinlenesiniz; gündüzü de, lütfundan isteyesiniz ve şükredesiniz diye sizin için yarattı.
İlişkiler19 bağlantı · 5 tür
Açıklar23:80
Paralel19:52 19:53
Aynı ibare10:67 16:12 40:61
Aynı konu6:13 6:96 19:51 24:44 30:23 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış17:12 25:47 27:86 39:50 55:49
وَيَوۡمَ يُنَادِيهِمۡ فَيَقُولُ أَيۡنَ شُرَكَآءِىَ ٱلَّذِينَ كُنتُمۡ تَزۡعُمُونَ ٧٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah'ın, onlara seslenerek, "Hani benim, var olduğunu iddia ettiğiniz ortaklarım"? diyeceği günü hatırla.
İlişkiler20 bağlantı · 5 tür
Devam eder28:75
Paralel6:22 6:22–23 10:28 16:27 18:52 +8 daha Aynı ibare6:22 28:62
Aynı konu19:51
Henüz sınıflandırılmamış26:92–93 28:88 39:50
وَنَزَعۡنَا مِن كُلِّ أُمَّةٍ شَهِيدًا فَقُلۡنَا هَاتُواْ بُرۡهَـٰنَكُمۡ فَعَلِمُوٓاْ أَنَّ ٱلۡحَقَّ لِلَّهِ وَضَلَّ عَنۡهُم مَّا كَانُواْ يَفۡتَرُونَ ٧٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Her ümmetten bir şahit çıkarırız ve (kafirlere), "Kesin delilinizi getirin" deriz. Onlar da gerçeğin Allah'a ait olduğunu bilirler ve (Allah'a ortak diye) uydurdukları şeyler kendilerini yüzüstü bırakıp kaybolup gitmişlerdir.
İlişkiler33 bağlantı · 5 tür
Devam eder28:74
Paralel6:22 16:84–89 16:87 18:52 19:52 +7 daha Aynı ibare4:41 11:21 16:84 16:89
Aynı konu2:143 5:109 7:6 7:37 10:47 +7 daha Henüz sınıflandırılmamış2:144 6:94 39:50 40:74
۞ إِنَّ قَـٰرُونَ كَانَ مِن قَوۡمِ مُوسَىٰ فَبَغَىٰ عَلَيۡهِمۡۖ وَءَاتَيۡنَـٰهُ مِنَ ٱلۡكُنُوزِ مَآ إِنَّ مَفَاتِحَهُۥ لَتَنُوٓأُ بِٱلۡعُصۡبَةِ أُوْلِى ٱلۡقُوَّةِ إِذۡ قَالَ لَهُۥ قَوۡمُهُۥ لَا تَفۡرَحۡۖ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُحِبُّ ٱلۡفَرِحِينَ ٧٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz Karun, Musa'nın kavmindendi. Onlara karşı azgınlık etti. Biz ona, anahtarlarını (bile taşımak) güçlü bir topluluğa ağır gelecek hazineler verdik. Hani, kavmi kendisine şöyle demişti: "Böbürlenme! Çünkü Allah, böbürlenip şımaranları sevmez."
İlişkiler23 bağlantı · 7 tür
Açıklar29:39
Aynı kök11:10
Paralel19:52 19:53
Aynı ibare5:64 13:26
Aynı konu11:116 13:26 19:51 40:75 46:20 +1 daha Genelleştirir39:49
Henüz sınıflandırılmamış4:107 6:46 6:59 29:39 30:9 +5 daha وَٱبۡتَغِ فِيمَآ ءَاتَىٰكَ ٱللَّهُ ٱلدَّارَ ٱلۡـَٔاخِرَةَۖ وَلَا تَنسَ نَصِيبَكَ مِنَ ٱلدُّنۡيَاۖ وَأَحۡسِن كَمَآ أَحۡسَنَ ٱللَّهُ إِلَيۡكَۖ وَلَا تَبۡغِ ٱلۡفَسَادَ فِى ٱلۡأَرۡضِۖ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُحِبُّ ٱلۡمُفۡسِدِينَ ٧٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Allah'ın sana verdiği şeylerde ahiret yurdunu ara. Dünyadan da nasibini unutma. Allah'ın sana iyilik yaptığı gibi sen de iyilik yap ve yeryüzünde bozgunculuk isteme. Çünkü Allah, bozguncuları sevmez."
İlişkiler25 bağlantı · 6 tür
Açıklar29:39
Paralel19:52 19:53
Aynı ibare2:204–205 13:26
Aynı konu2:201 19:51 46:20
Genelleştirir39:49
Henüz sınıflandırılmamış3:145 4:32 6:46 8:58 9:69 +11 daha Sayfa 395 Kasas
قَالَ إِنَّمَآ أُوتِيتُهُۥ عَلَىٰ عِلۡمٍ عِندِىٓۚ أَوَلَمۡ يَعۡلَمۡ أَنَّ ٱللَّهَ قَدۡ أَهۡلَكَ مِن قَبۡلِهِۦ مِنَ ٱلۡقُرُونِ مَنۡ هُوَ أَشَدُّ مِنۡهُ قُوَّةً وَأَكۡثَرُ جَمۡعًاۚ وَلَا يُسۡـَٔلُ عَن ذُنُوبِهِمُ ٱلۡمُجۡرِمُونَ ٧٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Karun, "Bunlar bana bendeki bilgi ve beceriden dolayı verilmiştir" dedi. O, Allah'ın kendinden önceki nesillerden, ondan daha kuvvetli ve daha çok mal biriktirmiş kimseleri helak etmiş olduğunu bilmiyor muydu? Suçlulukları kesinleşmiş olanlara günahları konusunda soru sorulmaz (Çünkü Allah hepsini bilir).
İlişkiler27 bağlantı · 6 tür
Açıklar29:39
Paralel19:52 19:53
Aynı ibare13:26 39:49
Aynı konu10:13 19:51 39:50 41:50 46:20
Genelleştirir39:49
Henüz sınıflandırılmamış6:46 8:8 18:105 19:77 22:64 +11 daha فَخَرَجَ عَلَىٰ قَوۡمِهِۦ فِى زِينَتِهِۦۖ قَالَ ٱلَّذِينَ يُرِيدُونَ ٱلۡحَيَوٰةَ ٱلدُّنۡيَا يَـٰلَيۡتَ لَنَا مِثۡلَ مَآ أُوتِىَ قَـٰرُونُ إِنَّهُۥ لَذُو حَظٍّ عَظِيمٍ ٧٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Karun, zineti ve görkemi içerisinde kavminin karşısına çıktı. Dünya hayatını arzu edenler, "Keşke Karun'a verilen (servet) gibi bizim de (servetimiz) olsaydı. Şüphesiz o büyük bir servet sahibidir" dediler.
İlişkiler16 bağlantı · 6 tür
Açıklar29:39
Paralel19:52 19:53
Aynı ibare13:26 41:35
Aynı konu3:14 19:51 46:20
Genelleştirir39:49
Henüz sınıflandırılmamış6:46 7:31 29:40 30:9 39:50 +2 daha وَقَالَ ٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡعِلۡمَ وَيۡلَكُمۡ ثَوَابُ ٱللَّهِ خَيۡرٌ لِّمَنۡ ءَامَنَ وَعَمِلَ صَـٰلِحًا وَلَا يُلَقَّىٰهَآ إِلَّا ٱلصَّـٰبِرُونَ ٨٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise, "Yazıklar olsun size! İman edip de iyi işler yapanlara Allah'ın vereceği mükafat daha hayırlıdır. Ona da ancak sabredenler kavuşturulur" dediler.
İlişkiler15 bağlantı · 7 tür
Açıklar29:39
Aynı kök21:74
Paralel19:52 19:53
Aynı ibare13:26 30:56
Aynı konu19:51 46:20
Genelleştirir39:49
Henüz sınıflandırılmamış6:46 29:40 30:9 39:50 42:27 +1 daha فَخَسَفۡنَا بِهِۦ وَبِدَارِهِ ٱلۡأَرۡضَ فَمَا كَانَ لَهُۥ مِن فِئَةٍ يَنصُرُونَهُۥ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَمَا كَانَ مِنَ ٱلۡمُنتَصِرِينَ ٨١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sonunda onu da, sarayını da yerin dibine batırdık. Allah'a karşı ona yardım edebilecek adamları da yoktu. Kendisini savunup kurtarabileceklerden de değildi!
İlişkiler23 bağlantı · 7 tür
Açıklar16:45 29:39
Aynı kök16:45 34:9
Paralel19:52 19:53
Aynı ibare13:26 18:43 42:46
Aynı konu16:45 17:68 19:51 46:20 67:16 +1 daha Genelleştirir39:49
Henüz sınıflandırılmamış6:46 22:45 29:40 30:9 39:50 +2 daha وَأَصۡبَحَ ٱلَّذِينَ تَمَنَّوۡاْ مَكَانَهُۥ بِٱلۡأَمۡسِ يَقُولُونَ وَيۡكَأَنَّ ٱللَّهَ يَبۡسُطُ ٱلرِّزۡقَ لِمَن يَشَآءُ مِنۡ عِبَادِهِۦ وَيَقۡدِرُۖ لَوۡلَآ أَن مَّنَّ ٱللَّهُ عَلَيۡنَا لَخَسَفَ بِنَاۖ وَيۡكَأَنَّهُۥ لَا يُفۡلِحُ ٱلۡكَـٰفِرُونَ ٨٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Daha dün onun yerinde olmayı arzu edenler, "Vay! Demek ki Allah, kullarından dilediği kimselere rızkı bol verir ve (dilediğine) kısarmış. Allah, bize lütfetmiş olmasaydı, bizi de yerin dibine geçirirdi. Demek ki kafirler iflah olmayacak" demeye başladılar.
İlişkiler24 bağlantı · 7 tür
Açıklar29:39
Aynı kök16:45 17:68 34:9
Paralel19:52 19:53
Aynı ibare13:26 29:62 34:39
Aynı konu19:51 42:27–28 46:20 67:16
Genelleştirir39:49
Henüz sınıflandırılmamış6:46 17:8 17:30 30:37 34:36 +5 daha تِلۡكَ ٱلدَّارُ ٱلۡـَٔاخِرَةُ نَجۡعَلُهَا لِلَّذِينَ لَا يُرِيدُونَ عُلُوًّا فِى ٱلۡأَرۡضِ وَلَا فَسَادًاۚ وَٱلۡعَـٰقِبَةُ لِلۡمُتَّقِينَ ٨٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İşte ahiret yurdu. Biz, onu yeryüzünde büyüklük taslamayan ve bozgunculuk çıkarmayanlara has kılarız. Sonuç, Allah'a karşı gelmekten sakınanlarındır.
İlişkiler13 bağlantı · 6 tür
Açıklar29:39
Paralel19:52 19:53
Aynı hüküm26:152
Aynı ibare12:109 13:26
Aynı konu19:51 20:132 31:18 38:28 46:20
Henüz sınıflandırılmamış17:4 42:27
مَن جَآءَ بِٱلۡحَسَنَةِ فَلَهُۥ خَيۡرٌ مِّنۡهَاۖ وَمَن جَآءَ بِٱلسَّيِّئَةِ فَلَا يُجۡزَى ٱلَّذِينَ عَمِلُواْ ٱلسَّيِّـَٔاتِ إِلَّا مَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ ٨٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kim bir iyilik getirirse, ona bundan daha hayırlısı vardır. Kim de bir kötülük getirirse, bilsin ki, kötülük işleyenler ancak yapmakta olduklarının cezasına çarptırılırlar.
İlişkiler18 bağlantı · 5 tür
Açıklar6:160 29:39
Paralel19:52 19:53
Aynı ibare6:160 27:89 27:90
Aynı konu4:40 10:27 16:30 19:51 20:132
Henüz sınıflandırılmamış10:26 20:75 36:54 40:40 53:31 +1 daha Sayfa 396 Kasas
إِنَّ ٱلَّذِى فَرَضَ عَلَيۡكَ ٱلۡقُرۡءَانَ لَرَآدُّكَ إِلَىٰ مَعَادٍۚ قُل رَّبِّىٓ أَعۡلَمُ مَن جَآءَ بِٱلۡهُدَىٰ وَمَنۡ هُوَ فِى ضَلَـٰلٍ مُّبِينٍ ٨٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kur'an'ı sana farz kılan Allah, şüphesiz seni dönülecek bir yere döndürecektir. De ki: "Rabbim hidayetle geleni ve apaçık bir sapıklık içinde olanı daha iyi bilir."
İlişkiler16 bağlantı · 4 tür
Aynı kök28:37
Aynı ibare17:54 17:84 28:37
Aynı konu6:117 24:1 53:30 68:7
Henüz sınıflandırılmamış6:164 16:9 16:125 21:10 27:6 +3 daha وَمَا كُنتَ تَرۡجُوٓاْ أَن يُلۡقَىٰٓ إِلَيۡكَ ٱلۡكِتَـٰبُ إِلَّا رَحۡمَةً مِّن رَّبِّكَۖ فَلَا تَكُونَنَّ ظَهِيرًا لِّلۡكَـٰفِرِينَ ٨٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sen, bu kitabın sana verileceğini ummuyordun. Ancak o, Rabbinden bir rahmet olarak sana verildi. Öyle ise kafirlere sakın arka çıkma.
İlişkiler12 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare17:87 28:46 44:6
Aynı konu4:105 10:16 21:107
Henüz sınıflandırılmamış3:74 10:57 10:94 27:6 29:48 +1 daha وَلَا يَصُدُّنَّكَ عَنۡ ءَايَـٰتِ ٱللَّهِ بَعۡدَ إِذۡ أُنزِلَتۡ إِلَيۡكَۖ وَٱدۡعُ إِلَىٰ رَبِّكَۖ وَلَا تَكُونَنَّ مِنَ ٱلۡمُشۡرِكِينَ ٨٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah'ın ayetleri sana indirildikten sonra, sakın seni onlardan çevirmesinler. Rabbine çağır ve sakın Allah'a ortak koşanlardan olma!
İlişkiler21 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare22:67
Aynı konu12:108 16:125 17:73 19:40 72:20
Henüz sınıflandırılmamış3:193 4:113 4:117 5:49 10:25 +10 daha وَلَا تَدۡعُ مَعَ ٱللَّهِ إِلَـٰهًا ءَاخَرَۘ لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَۚ كُلُّ شَىۡءٍ هَالِكٌ إِلَّا وَجۡهَهُۥۚ لَهُ ٱلۡحُكۡمُ وَإِلَيۡهِ تُرۡجَعُونَ ٨٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sen Allah ile beraber başka bir ilaha ibadet etme. O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. O'nun zatından başka her şey yok olacaktır. Hüküm yalnızca O'nundur ve kesinlikle O'na döndürüleceksiniz.
İlişkiler28 bağlantı · 4 tür
Aynı hüküm26:213
Aynı ibare15:96 17:22 17:39 23:116–117 23:117 +5 daha Aynı konu18:26 19:40 27:59–64 55:26 55:26–27 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış2:197 6:26 18:110 22:73 25:58 +5 daha