إِنَّ فِرۡعَوۡنَ عَلَا فِى ٱلۡأَرۡضِ وَجَعَلَ أَهۡلَهَا شِيَعًا يَسۡتَضۡعِفُ طَآئِفَةً مِّنۡهُمۡ يُذَبِّحُ أَبۡنَآءَهُمۡ وَيَسۡتَحۡىِۦ نِسَآءَهُمۡۚ إِنَّهُۥ كَانَ مِنَ ٱلۡمُفۡسِدِينَ ٤
إِنَّ şüphesiz فِرۡعَوۡنَ Fir'avn عَلَا ululandı (zorbalığa kalktı) فِى yeryüzünde ٱلۡأَرۡضِ the land EN وَجَعَلَ ve böldü أَهۡلَهَا halkını شِيَعٗا çeşitli gruplara يَسۡتَضۡعِفُ eziyordu طَآئِفَةٗ bir zümreyi مِّنۡهُمۡ onlardan يُذَبِّحُ kesiyordu أَبۡنَآءَهُمۡ oğullarını وَيَسۡتَحۡىِۦ ve sağ bırakıyordu نِسَآءَهُمۡۚ kadınlarını إِنَّهُۥ çünkü o كَانَ idi مِنَ bozgunculardan ٱلۡمُفۡسِدِينَ the corrupters EN
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphe yok ki, Firavun yeryüzünde (ülkesinde) büyüklük taslamış ve ora halkını sınıflara ayırmıştı. Onlardan bir kesimi eziyor, oğullarını boğazlıyor, kadınlarını ise sağ bırakıyordu. Şüphesiz o, bozgunculardandı.
İlişkiler29 bağlantı · 5 tür
Aynı kök6:65 28:25
Paralel2:49 7:141 14:6 19:52 19:53 20:10
Aynı ibare7:127
Aynı konu10:83 17:103 19:51 20:37 20:39 26:54 29:39 40:25 43:54 44:31
Henüz sınıflandırılmamış5:33 18:60 20:24 20:39 20:48 26:18 26:20 27:7 28:39 33:4