İçeriğe geç
Linked QuranBırak Kuran kendini açıklasın
Ayete git

Sureler yükleniyor…

Neml

an-Naml · Dişi Karınca · 93 ayet

Neml
Sayfaya git

Bu sure 377–385. sayfalarda.

Ayete git

Sureler yükleniyor…

27:1

بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِBu sure besmeleyle başlar (ayet sayılmaz).

طسٓۚ تِلۡكَ ءَايَـٰتُ ٱلۡقُرۡءَانِ وَكِتَابٍ مُّبِينٍ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ta-Sin. Bunlar Kur'an'ın, apaçık bir kitabın ayetleridir.

İlişkiler21 bağlantı · 2 tür

Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+13 daha
27:2

هُدًى وَبُشۡرَىٰ لِلۡمُؤۡمِنِينَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(2-3) Kur'an, namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve ahirete de kesin olarak inanan mü'minler için bir hidayet rehberi ve bir müjdedir.

İlişkiler12 bağlantı · 3 tür

Aynı ibare
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+4 daha
27:3

ٱلَّذِينَ يُقِيمُونَ ٱلصَّلَوٰةَ وَيُؤۡتُونَ ٱلزَّكَوٰةَ وَهُم بِٱلۡـَٔاخِرَةِ هُمۡ يُوقِنُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(2-3) Kur'an, namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve ahirete de kesin olarak inanan mü'minler için bir hidayet rehberi ve bir müjdedir.

İlişkiler14 bağlantı · 2 tür

Aynı ibare
Henüz sınıflandırılmamış+5 daha
27:4

إِنَّ ٱلَّذِينَ لَا يُؤۡمِنُونَ بِٱلۡـَٔاخِرَةِ زَيَّنَّا لَهُمۡ أَعۡمَـٰلَهُمۡ فَهُمۡ يَعۡمَهُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz, ahiret hayatına inanmayanların işlerini biz kendilerine güzel göstermişizdir de o yüzden bocalayıp dururlar.

İlişkiler20 bağlantı · 3 tür

Aynı ibare
Aynı konu+1 daha
Henüz sınıflandırılmamış+8 daha
27:5

أُوْلَـٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ لَهُمۡ سُوٓءُ ٱلۡعَذَابِ وَهُمۡ فِى ٱلۡـَٔاخِرَةِ هُمُ ٱلۡأَخۡسَرُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar, azabın en kötüsü kendilerine has olan kimselerdir. Onlar ahirette en çok ziyana uğrayanlardır.

İlişkiler2 bağlantı · 1 tür

Aynı ibare
27:6

وَإِنَّكَ لَتُلَقَّى ٱلۡقُرۡءَانَ مِن لَّدُنۡ حَكِيمٍ عَلِيمٍ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz bu Kur'an sana, hüküm ve hikmet sahibi, hakkıyla bilen Allah tarafından verilmektedir.

İlişkiler11 bağlantı · 1 tür

Henüz sınıflandırılmamış+6 daha
27:7

إِذۡ قَالَ مُوسَىٰ لِأَهۡلِهِۦٓ إِنِّىٓ ءَانَسۡتُ نَارًا سَـَٔاتِيكُم مِّنۡهَا بِخَبَرٍ أَوۡ ءَاتِيكُم بِشِهَابٍ قَبَسٍ لَّعَلَّكُمۡ تَصۡطَلُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hani Musa, ailesine, "Ben bir ateş gördüm, ondan size bir haber, yahut ısınasınız diye bir kor ateş getireceğim" demişti.

İlişkiler18 bağlantı · 4 tür

Aynı kök
Paralel+2 daha
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+3 daha
27:8

فَلَمَّا جَآءَهَا نُودِىَ أَنۢ بُورِكَ مَن فِى ٱلنَّارِ وَمَنۡ حَوۡلَهَا وَسُبۡحَـٰنَ ٱللَّهِ رَبِّ ٱلۡعَـٰلَمِينَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Musa) Ateşe varınca ona şöyle seslenildi: "Ateşin başındaki de çevresindekiler de kutlu olsun! Alemlerin Rabbi olan Allah, eksikliklerden uzaktır."

İlişkiler15 bağlantı · 3 tür

Paralel+3 daha
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış
27:9

يَـٰمُوسَىٰٓ إِنَّهُۥٓ أَنَا ٱللَّهُ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡحَكِيمُ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Ey Musa! Gerçek şu ki, ben mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibi olan Allah'ım."

İlişkiler13 bağlantı · 3 tür

Paralel+2 daha
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış

وَأَلۡقِ عَصَاكَۚ فَلَمَّا رَءَاهَا تَهۡتَزُّ كَأَنَّهَا جَآنٌّ وَلَّىٰ مُدۡبِرًا وَلَمۡ يُعَقِّبۡۚ يَـٰمُوسَىٰ لَا تَخَفۡ إِنِّى لَا يَخَافُ لَدَىَّ ٱلۡمُرۡسَلُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Değneğini at." (Musa değneğini attı.) Onu yılanmış gibi hareket eder görünce, dönüp ardına bakmadan kaçtı. (Allah, şöyle dedi): "Ey Musa, korkma! Benim katımda peygamberler korkmazlar."

İlişkiler39 bağlantı · 4 tür

Paralel+8 daha
Aynı ibare
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+17 daha

إِلَّا مَن ظَلَمَ ثُمَّ بَدَّلَ حُسۡنَۢا بَعۡدَ سُوٓءٍ فَإِنِّى غَفُورٌ رَّحِيمٌ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Ancak kim zulmeder de sonra (yaptığı) kötülüğün yerine iyilik yaparsa bilsin ki şüphesiz ben çok bağışlayıcıyım, çok merhamet edenim."

İlişkiler29 bağlantı · 3 tür

Paralel+3 daha
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+12 daha

وَأَدۡخِلۡ يَدَكَ فِى جَيۡبِكَ تَخۡرُجۡ بَيۡضَآءَ مِنۡ غَيۡرِ سُوٓءٍۖ فِى تِسۡعِ ءَايَـٰتٍ إِلَىٰ فِرۡعَوۡنَ وَقَوۡمِهِۦٓۚ إِنَّهُمۡ كَانُواْ قَوۡمًا فَـٰسِقِينَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Elini koynuna sok; Firavun'a ve onun kavmine gönderilen dokuz mucizeden biri olarak, kusursuz bembeyaz olarak çıksın. Çünkü onlar fasık bir kavimdir."

İlişkiler36 bağlantı · 5 tür

Açıklar
Paralel+8 daha
Aynı ibare
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+8 daha

فَلَمَّا جَآءَتۡهُمۡ ءَايَـٰتُنَا مُبۡصِرَةً قَالُواْ هَـٰذَا سِحۡرٌ مُّبِينٌ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Nitekim ayetlerimiz kendilerine gerçeği gösterecek biçimde gelince, "Bu apaçık bir sihirdir" dediler.

İlişkiler25 bağlantı · 4 tür

Paralel+5 daha
Aynı ibare
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+1 daha

Sayfa 378 Neml

وَجَحَدُواْ بِهَا وَٱسۡتَيۡقَنَتۡهَآ أَنفُسُهُمۡ ظُلۡمًا وَعُلُوًّاۚ فَٱنظُرۡ كَيۡفَ كَانَ عَـٰقِبَةُ ٱلۡمُفۡسِدِينَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kendileri de bunların hak olduklarını kesin olarak bildikleri halde, sırf zalimliklerinden ve büyüklük taslamalarından ötürü onları inkar ettiler. Ama bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bak!

İlişkiler20 bağlantı · 4 tür

Paralel+2 daha
Aynı ibare
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+2 daha

وَلَقَدۡ ءَاتَيۡنَا دَاوُۥدَ وَسُلَيۡمَـٰنَ عِلۡمًاۖ وَقَالَا ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ ٱلَّذِى فَضَّلَنَا عَلَىٰ كَثِيرٍ مِّنۡ عِبَادِهِ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun! Biz Davud'a ve Süleyman'a ilim verdik. Onlar, "Hamd, bizi mü'min kullarının birçoğundan üstün kılan Allah'a mahsustur" dediler.

İlişkiler26 bağlantı · 4 tür

Açıklar
Aynı ibare
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+11 daha

وَوَرِثَ سُلَيۡمَـٰنُ دَاوُۥدَۖ وَقَالَ يَـٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ عُلِّمۡنَا مَنطِقَ ٱلطَّيۡرِ وَأُوتِينَا مِن كُلِّ شَىۡءٍۖ إِنَّ هَـٰذَا لَهُوَ ٱلۡفَضۡلُ ٱلۡمُبِينُ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Süleyman, Davud'a varis oldu ve, "Ey insanlar, bize kuş dili öğretildi ve bize her şey verildi. Şüphesiz bu, apaçık bir lütuftur" dedi.

İlişkiler26 bağlantı · 4 tür

Açıklar
Aynı kök
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+15 daha

وَحُشِرَ لِسُلَيۡمَـٰنَ جُنُودُهُۥ مِنَ ٱلۡجِنِّ وَٱلۡإِنسِ وَٱلطَّيۡرِ فَهُمۡ يُوزَعُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Süleyman'ın, cinlerden, insanlardan ve kuşlardan meydana gelen orduları onun önünde toplandı. Hep birlikte düzenli olarak sevk ediliyorlardı.

İlişkiler15 bağlantı · 3 tür

Aynı kök
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+7 daha

حَتَّىٰٓ إِذَآ أَتَوۡاْ عَلَىٰ وَادِ ٱلنَّمۡلِ قَالَتۡ نَمۡلَةٌ يَـٰٓأَيُّهَا ٱلنَّمۡلُ ٱدۡخُلُواْ مَسَـٰكِنَكُمۡ لَا يَحۡطِمَنَّكُمۡ سُلَيۡمَـٰنُ وَجُنُودُهُۥ وَهُمۡ لَا يَشۡعُرُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Nihayet karınca vadisine geldikleri vakit bir karınca, "Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin, Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesinler" dedi.

İlişkiler5 bağlantı · 2 tür

Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış

فَتَبَسَّمَ ضَاحِكًا مِّن قَوۡلِهَا وَقَالَ رَبِّ أَوۡزِعۡنِىٓ أَنۡ أَشۡكُرَ نِعۡمَتَكَ ٱلَّتِىٓ أَنۡعَمۡتَ عَلَىَّ وَعَلَىٰ وَٰلِدَىَّ وَأَنۡ أَعۡمَلَ صَـٰلِحًا تَرۡضَىٰهُ وَأَدۡخِلۡنِى بِرَحۡمَتِكَ فِى عِبَادِكَ ٱلصَّـٰلِحِينَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Süleyman, onun bu sözüne tebessüm ile gülerek dedi ki: "Ey Rabbim! Beni; bana ve ana babama verdiğin nimetlere şükretmeye ve razı olacağın salih ameller işlemeye sevk et ve beni rahmetinle salih kullarının arasına kat!"

İlişkiler6 bağlantı · 2 tür

Aynı ibare
Henüz sınıflandırılmamış

وَتَفَقَّدَ ٱلطَّيۡرَ فَقَالَ مَا لِىَ لَآ أَرَى ٱلۡهُدۡهُدَ أَمۡ كَانَ مِنَ ٱلۡغَآئِبِينَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Süleyman, kuşlara göz atıp yokladı ve şöyle dedi: "Hüdhüd'ü niçin göremiyorum? Yoksa kayıplara mı karıştı?"

İlişkiler5 bağlantı · 1 tür

Henüz sınıflandırılmamış

لَأُعَذِّبَنَّهُۥ عَذَابًا شَدِيدًا أَوۡ لَأَاْذۡبَحَنَّهُۥٓ أَوۡ لَيَأۡتِيَنِّى بِسُلۡطَـٰنٍ مُّبِينٍ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Bana (mazeretini gösteren) apaçık bir delil getirmedikçe kesinlikle onu ağır bir şekilde cezalandıracağım, ya da kafasını keseceğim."

İlişkiler4 bağlantı · 1 tür

Henüz sınıflandırılmamış

فَمَكَثَ غَيۡرَ بَعِيدٍ فَقَالَ أَحَطتُ بِمَا لَمۡ تُحِطۡ بِهِۦ وَجِئۡتُكَ مِن سَبَإِۭ بِنَبَإٍ يَقِينٍ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Derken Hüdhüd çok beklemedi, çıkageldi ve (Süleyman'a) şöyle dedi: "Senin bilmediğin bir şey öğrendim. Sebe'den sana sağlam bir haber getirdim."

İlişkiler6 bağlantı · 3 tür

Devam eder
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış

Sayfa 379 Neml

إِنِّى وَجَدتُّ ٱمۡرَأَةً تَمۡلِكُهُمۡ وَأُوتِيَتۡ مِن كُلِّ شَىۡءٍ وَلَهَا عَرۡشٌ عَظِيمٌ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Ben, onlara (Sebe halkına) hükümdarlık eden, kendisine her şeyden bolca verilmiş ve büyük bir tahtı olan bir kadın gördüm."

İlişkiler8 bağlantı · 5 tür

Devam eder
Aynı kök
Aynı ibare
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış

وَجَدتُّهَا وَقَوۡمَهَا يَسۡجُدُونَ لِلشَّمۡسِ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَزَيَّنَ لَهُمُ ٱلشَّيۡطَـٰنُ أَعۡمَـٰلَهُمۡ فَصَدَّهُمۡ عَنِ ٱلسَّبِيلِ فَهُمۡ لَا يَهۡتَدُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Onun ve kavminin, Allah'ı bırakıp güneşe taptıklarını gördüm. Şeytan, onlara yaptıklarını süslü göstermiş ve böylece onları yoldan çıkarmış. Bu yüzden de onlar doğru yolu bulamıyorlar."

İlişkiler11 bağlantı · 5 tür

Aynı kök
Aynı hüküm
Aynı ibare
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış

أَلَّا يَسۡجُدُواْ لِلَّهِ ٱلَّذِى يُخۡرِجُ ٱلۡخَبۡءَ فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَيَعۡلَمُ مَا تُخۡفُونَ وَمَا تُعۡلِنُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Göklerde ve yerde gizli olanı ortaya çıkaran, sizin gizlediğiniz ve açığa vurduğunuz şeyleri bilen Allah'a secde etmesinler diye (şeytan onları yoldan çıkarmış.)"

İlişkiler33 bağlantı · 4 tür

Aynı hüküm
Aynı ibare
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+24 daha

ٱللَّهُ لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ رَبُّ ٱلۡعَرۡشِ ٱلۡعَظِيمِ ۩ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayandır. Büyük Arş'ın Rabbidir.

İlişkiler19 bağlantı · 3 tür

Aynı ibare
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+11 daha

۞ قَالَ سَنَنظُرُ أَصَدَقۡتَ أَمۡ كُنتَ مِنَ ٱلۡكَـٰذِبِينَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Süleyman, Hüdhüd'e şöyle dedi: "Doğru mu söylüyorsun, yoksa yalancılardan mısın, göreceğiz."

İlişkiler3 bağlantı · 2 tür

Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış

ٱذۡهَب بِّكِتَـٰبِى هَـٰذَا فَأَلۡقِهۡ إِلَيۡهِمۡ ثُمَّ تَوَلَّ عَنۡهُمۡ فَٱنظُرۡ مَاذَا يَرۡجِعُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Benim şu mektubumu götür onlara at, sonra da yanlarından ayrıl ve ne sonuca varacaklarına bak."

İlişkiler4 bağlantı · 2 tür

Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış

قَالَتۡ يَـٰٓأَيُّهَا ٱلۡمَلَؤُاْ إِنِّىٓ أُلۡقِىَ إِلَىَّ كِتَـٰبٌ كَرِيمٌ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sebe kraliçesi Belkıs dedi ki: "Ey ileri gelenler! Bana çok önemli bir mektup atıldı."

İlişkiler4 bağlantı · 2 tür

Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış

إِنَّهُۥ مِن سُلَيۡمَـٰنَ وَإِنَّهُۥ بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(30-31) "Mektup, Süleyman'dan gelmiştir. O, 'Bismillahirrahmanirrahim' diye başlamakta ve içinde 'Bana karşı büyüklük taslamayın ve teslimiyet göstererek bana gelin' denilmektedir."

İlişkiler5 bağlantı · 3 tür

Aynı ibare
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış

أَلَّا تَعۡلُواْ عَلَىَّ وَأۡتُونِى مُسۡلِمِينَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(30-31) "Mektup, Süleyman'dan gelmiştir. O, 'Bismillahirrahmanirrahim' diye başlamakta ve içinde 'Bana karşı büyüklük taslamayın ve teslimiyet göstererek bana gelin' denilmektedir."

İlişkiler11 bağlantı · 2 tür

Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+4 daha

قَالَتۡ يَـٰٓأَيُّهَا ٱلۡمَلَؤُاْ أَفۡتُونِى فِىٓ أَمۡرِى مَا كُنتُ قَاطِعَةً أَمۡرًا حَتَّىٰ تَشۡهَدُونِ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Ey ileri gelenler! Durumum hakkında bana görüş bildirin. Sizler yanımda bulunmadıkça hiçbir işe kesin olarak karar vermem."

İlişkiler6 bağlantı · 3 tür

Aynı kök
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış

قَالُواْ نَحۡنُ أُوْلُواْ قُوَّةٍ وَأُوْلُواْ بَأۡسٍ شَدِيدٍ وَٱلۡأَمۡرُ إِلَيۡكِ فَٱنظُرِى مَاذَا تَأۡمُرِينَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Dediler ki: "Biz güçlü kimseleriz ve çetin savaşçılarız. Emir senin. Ne emredeceğini düşün."

İlişkiler4 bağlantı · 3 tür

Aynı ibare
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış

قَالَتۡ إِنَّ ٱلۡمُلُوكَ إِذَا دَخَلُواْ قَرۡيَةً أَفۡسَدُوهَا وَجَعَلُوٓاْ أَعِزَّةَ أَهۡلِهَآ أَذِلَّةًۖ وَكَذَٰلِكَ يَفۡعَلُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Kraliçe Belkıs) şöyle dedi: "Krallar bir memlekete girdi mi, orayı harap ederler ve halkının ileri gelenlerini zelil hale getirirler. İşte onlar böyle yaparlar."

İlişkiler9 bağlantı · 6 tür

Açıklar
Devam eder
Aynı kök
Aynı hüküm
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış

وَإِنِّى مُرۡسِلَةٌ إِلَيۡهِم بِهَدِيَّةٍ فَنَاظِرَةُۢ بِمَ يَرۡجِعُ ٱلۡمُرۡسَلُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Ben onlara bir hediye gönderip, elçilerin ne haber ile döneceklerine bakacağım."

İlişkiler3 bağlantı · 2 tür

Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış

Sayfa 380 Neml

فَلَمَّا جَآءَ سُلَيۡمَـٰنَ قَالَ أَتُمِدُّونَنِ بِمَالٍ فَمَآ ءَاتَىٰنِۦَ ٱللَّهُ خَيۡرٌ مِّمَّآ ءَاتَىٰكُم بَلۡ أَنتُم بِهَدِيَّتِكُمۡ تَفۡرَحُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Elçilerin sözcüsü) Süleyman'ın huzuruna gelince, Süleyman ona şöyle dedi: "Siz beni mal ile desteklemek (ve böylece etkilemek) mi istiyorsunuz? Oysa Allah'ın bana verdiği, size verdiğinden daha hayırlıdır. Fakat hediyenizle ancak siz sevinirsiniz."

İlişkiler5 bağlantı · 3 tür

Devam eder
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış

ٱرۡجِعۡ إِلَيۡهِمۡ فَلَنَأۡتِيَنَّهُم بِجُنُودٍ لَّا قِبَلَ لَهُم بِهَا وَلَنُخۡرِجَنَّهُم مِّنۡهَآ أَذِلَّةً وَهُمۡ صَـٰغِرُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Sen onlara dön. Andolsun, biz onlara, karşı koyamayacakları ordularla gelir ve onları oradan aşağılanmış ve küçük düşürülmüş olarak çıkarırız."

İlişkiler5 bağlantı · 3 tür

Devam eder
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış

قَالَ يَـٰٓأَيُّهَا ٱلۡمَلَؤُاْ أَيُّكُمۡ يَأۡتِينِى بِعَرۡشِهَا قَبۡلَ أَن يَأۡتُونِى مُسۡلِمِينَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Süleyman, "Ey ileri gelenler! Onlar bana teslim olmadan önce hanginiz bana onun (kraliçenin) tahtını getirebilir?"

İlişkiler4 bağlantı · 2 tür

Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış

قَالَ عِفۡرِيتٌ مِّنَ ٱلۡجِنِّ أَنَا۠ ءَاتِيكَ بِهِۦ قَبۡلَ أَن تَقُومَ مِن مَّقَامِكَۖ وَإِنِّى عَلَيۡهِ لَقَوِىٌّ أَمِينٌ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Cinlerden bir ifrit, "Sen yerinden kalkmadan ben onu sana getiririm ve şüphesiz ben, buna güç yetirecek güvenilir biriyim" dedi.

İlişkiler11 bağlantı · 3 tür

Aynı kök
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+3 daha

قَالَ ٱلَّذِى عِندَهُۥ عِلۡمٌ مِّنَ ٱلۡكِتَـٰبِ أَنَا۠ ءَاتِيكَ بِهِۦ قَبۡلَ أَن يَرۡتَدَّ إِلَيۡكَ طَرۡفُكَۚ فَلَمَّا رَءَاهُ مُسۡتَقِرًّا عِندَهُۥ قَالَ هَـٰذَا مِن فَضۡلِ رَبِّى لِيَبۡلُوَنِىٓ ءَأَشۡكُرُ أَمۡ أَكۡفُرُۖ وَمَن شَكَرَ فَإِنَّمَا يَشۡكُرُ لِنَفۡسِهِۦۖ وَمَن كَفَرَ فَإِنَّ رَبِّى غَنِىٌّ كَرِيمٌ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kitaptan bilgisi olan biri, "Ben onu, gözünü kapayıp açmadan önce sana getiririm" dedi. Süleyman, tahtı yanında yerleşmiş halde görünce şöyle dedi: "Bu, şükür mü, yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni denemek için, Rabbimin bana bir lütfudur. Kim şükrederse ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse (bilsin ki) Rabbim her bakımdan sınırsız zengindir, cömerttir."

İlişkiler26 bağlantı · 3 tür

Aynı ibare
Aynı konu+2 daha
Henüz sınıflandırılmamış+13 daha

قَالَ نَكِّرُواْ لَهَا عَرۡشَهَا نَنظُرۡ أَتَهۡتَدِىٓ أَمۡ تَكُونُ مِنَ ٱلَّذِينَ لَا يَهۡتَدُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Süleyman, "Tahtını tanınmaz hale getirin. Bakalım tanıyacak mı, yoksa tanımayacaklardan mı olacak?" dedi.

İlişkiler2 bağlantı · 2 tür

Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış

فَلَمَّا جَآءَتۡ قِيلَ أَهَـٰكَذَا عَرۡشُكِۖ قَالَتۡ كَأَنَّهُۥ هُوَۚ وَأُوتِينَا ٱلۡعِلۡمَ مِن قَبۡلِهَا وَكُنَّا مُسۡلِمِينَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Belkıs gelince, "Senin tahtın böyle mi?" denildi. O da, "Sanki o! Fakat zaten daha önce bize bilgi verilmişti ve biz teslimiyet göstermiştik" dedi.

İlişkiler2 bağlantı · 2 tür

Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış

وَصَدَّهَا مَا كَانَت تَّعۡبُدُ مِن دُونِ ٱللَّهِۖ إِنَّهَا كَانَتۡ مِن قَوۡمٍ كَـٰفِرِينَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Daha önce Allah'tan başka taptığı şeyler ona engel olmuştu. Çünkü o inkar eden bir kavimden idi.

İlişkiler3 bağlantı · 2 tür

Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış

قِيلَ لَهَا ٱدۡخُلِى ٱلصَّرۡحَۖ فَلَمَّا رَأَتۡهُ حَسِبَتۡهُ لُجَّةً وَكَشَفَتۡ عَن سَاقَيۡهَاۚ قَالَ إِنَّهُۥ صَرۡحٌ مُّمَرَّدٌ مِّن قَوَارِيرَۗ قَالَتۡ رَبِّ إِنِّى ظَلَمۡتُ نَفۡسِى وَأَسۡلَمۡتُ مَعَ سُلَيۡمَـٰنَ لِلَّهِ رَبِّ ٱلۡعَـٰلَمِينَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ona "köşke gir" denildi. Köşkü görünce onu (zeminini) derin bir su sandı ve eteklerini topladı. Süleyman, ona "Bu, (zemini) billurdan döşenmiş bir köşktür" dedi. Belkıs, "Ey Rabbim! Şüphesiz ben nefsime zulmetmiştim. Şimdi ise Süleyman ile birlikte alemlerin Rabbi olan Allah'a teslim oldum" dedi.

İlişkiler10 bağlantı · 2 tür

Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+3 daha

Sayfa 381 Neml

وَلَقَدۡ أَرۡسَلۡنَآ إِلَىٰ ثَمُودَ أَخَاهُمۡ صَـٰلِحًا أَنِ ٱعۡبُدُواْ ٱللَّهَ فَإِذَا هُمۡ فَرِيقَانِ يَخۡتَصِمُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun biz, "Allah'a kulluk edin" diye (uyarması için) Semud kavmine, kardeşleri Salih'i peygamber olarak göndermiştik. Bir de ne görsün, onlar birbiriyle çekişen iki grup olmuşlar.

İlişkiler24 bağlantı · 3 tür

Paralel
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+11 daha

قَالَ يَـٰقَوۡمِ لِمَ تَسۡتَعۡجِلُونَ بِٱلسَّيِّئَةِ قَبۡلَ ٱلۡحَسَنَةِۖ لَوۡلَا تَسۡتَغۡفِرُونَ ٱللَّهَ لَعَلَّكُمۡ تُرۡحَمُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Salih, onlara "Ey kavmim! Niçin iyilikten önce kötülüğün acele gelmesini istiyorsunuz? Merhamet edilmeniz için Allah'tan bağışlanma dileseniz ya!"

İlişkiler16 bağlantı · 4 tür

Paralel
Aynı ibare
Aynı konu+3 daha
Henüz sınıflandırılmamış

قَالُواْ ٱطَّيَّرۡنَا بِكَ وَبِمَن مَّعَكَۚ قَالَ طَـٰٓئِرُكُمۡ عِندَ ٱللَّهِۖ بَلۡ أَنتُمۡ قَوۡمٌ تُفۡتَنُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar, "Sen ve beraberindekiler yüzünden uğursuzluğa uğradık" dediler. Salih, "Sizin uğursuzluğunuzun sebebi Allah katında (yazılı)dır. Aslında siz imtihan edilmekte olan bir kavimsiniz" dedi.

İlişkiler20 bağlantı · 4 tür

Paralel
Aynı ibare
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+7 daha

وَكَانَ فِى ٱلۡمَدِينَةِ تِسۡعَةُ رَهۡطٍ يُفۡسِدُونَ فِى ٱلۡأَرۡضِ وَلَا يُصۡلِحُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şehirde dokuz kişilik bir çete vardı. Bunlar yeryüzünde bozgunculuk yapıyorlar ve ıslaha çalışmıyorlardı.

İlişkiler20 bağlantı · 6 tür

Karşıtlık
Paralel
Aynı ibare
Aynı konu
Genelleştirir
Henüz sınıflandırılmamış+6 daha

قَالُواْ تَقَاسَمُواْ بِٱللَّهِ لَنُبَيِّتَنَّهُۥ وَأَهۡلَهُۥ ثُمَّ لَنَقُولَنَّ لِوَلِيِّهِۦ مَا شَهِدۡنَا مَهۡلِكَ أَهۡلِهِۦ وَإِنَّا لَصَـٰدِقُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Aralarında Allah adına and içerek şöyle dediler: "Mutlaka onu ve ailesini geceleyin öldüreceğiz, sonra da velisine; 'Biz onun ailesinin öldürülüşüne şahit olmadık. Biz kesinlikle doğru söyleyenleriz', diyeceğiz."

İlişkiler15 bağlantı · 6 tür

Açıklar
Paralel
Aynı ibare
Aynı konu
Genelleştirir
Henüz sınıflandırılmamış+3 daha

وَمَكَرُواْ مَكۡرًا وَمَكَرۡنَا مَكۡرًا وَهُمۡ لَا يَشۡعُرُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar bir tuzak kurdular. Farkında değillerken Allah da bir tuzak kurdu.

İlişkiler26 bağlantı · 7 tür

Açıklar
Aynı kök
Paralel
Aynı ibare
Aynı konu+2 daha
Genelleştirir
Henüz sınıflandırılmamış+5 daha

فَٱنظُرۡ كَيۡفَ كَانَ عَـٰقِبَةُ مَكۡرِهِمۡ أَنَّا دَمَّرۡنَـٰهُمۡ وَقَوۡمَهُمۡ أَجۡمَعِينَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bak, onların tuzaklarının sonucu nasıl oldu: Biz onları ve kavimlerini topyekun helak ettik.

İlişkiler23 bağlantı · 5 tür

Açıklar
Paralel
Aynı konu
Genelleştirir
Henüz sınıflandırılmamış+9 daha

فَتِلۡكَ بُيُوتُهُمۡ خَاوِيَةَۢ بِمَا ظَلَمُوٓاْۗ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً لِّقَوۡمٍ يَعۡلَمُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İşte zulümleri yüzünden harabeye dönmüş evleri! Şüphesiz bunda bilen bir kavim için bir ibret vardır.

İlişkiler17 bağlantı · 5 tür

Açıklar
Aynı kök
Paralel
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+2 daha

وَأَنجَيۡنَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَكَانُواْ يَتَّقُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İman edip Allah'a karşı gelmekten sakınmakta olanları ise kurtardık.

İlişkiler10 bağlantı · 4 tür

Paralel
Aynı konu
Genelleştirir
Henüz sınıflandırılmamış

وَلُوطًا إِذۡ قَالَ لِقَوۡمِهِۦٓ أَتَأۡتُونَ ٱلۡفَـٰحِشَةَ وَأَنتُمۡ تُبۡصِرُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Lut'u da (Peygamber olarak gönderdik.) Hani o, kavmine şöyle demişti: "Göz göre göre, o çirkin işi mi yapıyorsunuz?"

İlişkiler27 bağlantı · 5 tür

Aynı kök
Paralel+1 daha
Aynı ibare
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+9 daha

أَئِنَّكُمۡ لَتَأۡتُونَ ٱلرِّجَالَ شَهۡوَةً مِّن دُونِ ٱلنِّسَآءِۚ بَلۡ أَنتُمۡ قَوۡمٌ تَجۡهَلُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Siz kadınları bırakıp şehvetle erkeklere mi varıyorsunuz? Doğrusu siz ne yaptığını bilmez bir toplumsunuz."

İlişkiler21 bağlantı · 5 tür

Aynı kök
Paralel+1 daha
Aynı ibare
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+3 daha

Sayfa 382 Neml

۞ فَمَا كَانَ جَوَابَ قَوۡمِهِۦٓ إِلَّآ أَن قَالُوٓاْ أَخۡرِجُوٓاْ ءَالَ لُوطٍ مِّن قَرۡيَتِكُمۡۖ إِنَّهُمۡ أُنَاسٌ يَتَطَهَّرُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bunun üzerine kavminin cevabı ancak şöyle demek oldu: "Lut'un ailesini memleketinizden çıkarın. Çünkü onlar temiz kalmak isteyen insanlarmış(!)"

İlişkiler16 bağlantı · 6 tür

Aynı kök
Paralel
Aynı ibare
Aynı konu
Genelleştirir
Henüz sınıflandırılmamış

فَأَنجَيۡنَـٰهُ وَأَهۡلَهُۥٓ إِلَّا ٱمۡرَأَتَهُۥ قَدَّرۡنَـٰهَا مِنَ ٱلۡغَـٰبِرِينَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz de onu ve ailesini kurtardık. Ancak karısı başka. Onun geride kalıp helak olmasını takdir ettik.

İlişkiler26 bağlantı · 4 tür

Aynı kök
Paralel+5 daha
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+6 daha

وَأَمۡطَرۡنَا عَلَيۡهِم مَّطَرًاۖ فَسَآءَ مَطَرُ ٱلۡمُنذَرِينَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onların üzerine bir yağmur (gibi taş) yağdırdık. (Başlarına gelecekler konusunda) uyarılanların yağmuru ne kötüydü!

İlişkiler18 bağlantı · 5 tür

Aynı kök
Paralel+1 daha
Aynı ibare
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış

قُلِ ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ وَسَلَـٰمٌ عَلَىٰ عِبَادِهِ ٱلَّذِينَ ٱصۡطَفَىٰٓۗ ءَآللَّهُ خَيۡرٌ أَمَّا يُشۡرِكُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Ey Muhammed!) De ki: "Hamd Allah'a mahsustur. Selam onun seçtiği kullarına." Allah mı daha hayırlıdır, yoksa onların ortak koştukları mı?

İlişkiler19 bağlantı · 3 tür

Aynı kök
Aynı konu+10 daha
Henüz sınıflandırılmamış

أَمَّنۡ خَلَقَ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ وَأَنزَلَ لَكُم مِّنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءً فَأَنۢبَتۡنَا بِهِۦ حَدَآئِقَ ذَاتَ بَهۡجَةٍ مَّا كَانَ لَكُمۡ أَن تُنۢبِتُواْ شَجَرَهَآۗ أَءِلَـٰهٌ مَّعَ ٱللَّهِۚ بَلۡ هُمۡ قَوۡمٌ يَعۡدِلُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yahut gökleri ve yeri yaratan ve size gökten yağmur indirip, onunla, ağaçlarını sizin yetiştiremeyeceğiniz gönül alıcı güzel bahçeler meydana getiren mi? Allah ile birlikte başka ilah mı var!? Hayır, onlar (Allah'a) eş tutan bir kavimdir.

İlişkiler28 bağlantı · 4 tür

Aynı kök
Aynı ibare
Aynı konu+8 daha
Henüz sınıflandırılmamış+7 daha

أَمَّن جَعَلَ ٱلۡأَرۡضَ قَرَارًا وَجَعَلَ خِلَـٰلَهَآ أَنۡهَـٰرًا وَجَعَلَ لَهَا رَوَٰسِىَ وَجَعَلَ بَيۡنَ ٱلۡبَحۡرَيۡنِ حَاجِزًاۗ أَءِلَـٰهٌ مَّعَ ٱللَّهِۚ بَلۡ أَكۡثَرُهُمۡ لَا يَعۡلَمُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yahut yeryüzünü karar kılma yeri yapan, içinde nehirler akıtan, onun için oturaklı dağlar yapan ve iki denizin arasına bir engel koyan mı? Allah ile birlikte başka bir ilah mı var!? Hayır, onların çoğu bilmiyor!

İlişkiler28 bağlantı · 3 tür

Aynı ibare
Aynı konu+11 daha
Henüz sınıflandırılmamış+6 daha

أَمَّن يُجِيبُ ٱلۡمُضۡطَرَّ إِذَا دَعَاهُ وَيَكۡشِفُ ٱلسُّوٓءَ وَيَجۡعَلُكُمۡ خُلَفَآءَ ٱلۡأَرۡضِۗ أَءِلَـٰهٌ مَّعَ ٱللَّهِۚ قَلِيلًا مَّا تَذَكَّرُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yahut kendisine dua ettiği zaman zorda kalmışa cevap veren ve başa gelen kötülüğü kaldıran, sizi yeryüzünün halifeleri kılan mı? Allah ile birlikte başka ilah mı var!? Ne kadar az düşünüyorsunuz!

İlişkiler31 bağlantı · 3 tür

Aynı kök
Aynı konu+11 daha
Henüz sınıflandırılmamış+9 daha

أَمَّن يَهۡدِيكُمۡ فِى ظُلُمَـٰتِ ٱلۡبَرِّ وَٱلۡبَحۡرِ وَمَن يُرۡسِلُ ٱلرِّيَـٰحَ بُشۡرَۢا بَيۡنَ يَدَىۡ رَحۡمَتِهِۦٓۗ أَءِلَـٰهٌ مَّعَ ٱللَّهِۚ تَعَـٰلَى ٱللَّهُ عَمَّا يُشۡرِكُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yahut karanın ve denizin karanlıklarında size yolunuzu gösteren ve rahmetinin önünden rüzgarları bir müjdeci olarak gönderen mi? Allah ile birlikte başka bir ilah mı var!? Allah, onların ortak koştuklarından yücedir.

İlişkiler28 bağlantı · 4 tür

Aynı kök
Aynı ibare+2 daha
Aynı konu+6 daha
Henüz sınıflandırılmamış+4 daha

Sayfa 383 Neml

أَمَّن يَبۡدَؤُاْ ٱلۡخَلۡقَ ثُمَّ يُعِيدُهُۥ وَمَن يَرۡزُقُكُم مِّنَ ٱلسَّمَآءِ وَٱلۡأَرۡضِۗ أَءِلَـٰهٌ مَّعَ ٱللَّهِۚ قُلۡ هَاتُواْ بُرۡهَـٰنَكُمۡ إِن كُنتُمۡ صَـٰدِقِينَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yoksa, başlangıçta yaratmayı yapan, sonra onu tekrarlayan ve sizi gökten ve yerden rızıklandıran mı? Allah ile birlikte başka bir ilah mı var!? De ki, "Eğer doğru söyleyenler iseniz kesin delilinizi getirin."

İlişkiler27 bağlantı · 3 tür

Aynı ibare
Aynı konu+4 daha
Henüz sınıflandırılmamış+10 daha

قُل لَّا يَعۡلَمُ مَن فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ ٱلۡغَيۡبَ إِلَّا ٱللَّهُۚ وَمَا يَشۡعُرُونَ أَيَّانَ يُبۡعَثُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
De ki: "Göktekiler ve yerdekiler gaybı bilemezler, ancak Allah bilir. Onlar öldükten sonra ne zaman diriltileceklerinin de farkında değildirler."

İlişkiler22 bağlantı · 4 tür

Aynı ibare
Aynı konu
Genelleştirir
Henüz sınıflandırılmamış+10 daha

بَلِ ٱدَّٰرَكَ عِلۡمُهُمۡ فِى ٱلۡـَٔاخِرَةِۚ بَلۡ هُمۡ فِى شَكٍّ مِّنۡهَاۖ بَلۡ هُم مِّنۡهَا عَمُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ahiret (gününün gerçekleşeceği) hakkında bilgi (peygamberler aracılığı ile) onlara peş peşe gelmiştir. Fakat onlar bu konuda şüphe içindedirler. Daha doğrusu onlar ahiretten yana kördürler.

İlişkiler9 bağlantı · 2 tür

Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+2 daha

وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓاْ أَءِذَا كُنَّا تُرَٰبًا وَءَابَآؤُنَآ أَئِنَّا لَمُخۡرَجُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İnkar edenler dediler ki: "Biz ve babalarımız toprak olmuş iken mi, gerçekten bizler mi (diriltilip) çıkarılacağız?"

İlişkiler24 bağlantı · 3 tür

Aynı ibare
Aynı konu+2 daha
Henüz sınıflandırılmamış+11 daha

لَقَدۡ وُعِدۡنَا هَـٰذَا نَحۡنُ وَءَابَآؤُنَا مِن قَبۡلُ إِنۡ هَـٰذَآ إِلَّآ أَسَـٰطِيرُ ٱلۡأَوَّلِينَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Andolsun, bizler de bizden önce babalarımız da bununla tehdit edilmiştik. Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir."

İlişkiler14 bağlantı · 3 tür

Aynı ibare+2 daha
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış

قُلۡ سِيرُواْ فِى ٱلۡأَرۡضِ فَٱنظُرُواْ كَيۡفَ كَانَ عَـٰقِبَةُ ٱلۡمُجۡرِمِينَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
De ki: "Yeryüzünde dolaşın da suçluların sonunun nasıl olduğuna bir bakın."

İlişkiler13 bağlantı · 3 tür

Aynı ibare
Aynı konu+1 daha
Henüz sınıflandırılmamış

وَلَا تَحۡزَنۡ عَلَيۡهِمۡ وَلَا تَكُن فِى ضَيۡقٍ مِّمَّا يَمۡكُرُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlardan yana üzülme. Kurdukları tuzaklardan ötürü de sıkıntıya düşme.

İlişkiler13 bağlantı · 3 tür

Aynı ibare
Aynı konu+2 daha
Henüz sınıflandırılmamış

وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هَـٰذَا ٱلۡوَعۡدُ إِن كُنتُمۡ صَـٰدِقِينَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar, "Eğer doğru söyleyenler iseniz, bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?" diyorlar.

İlişkiler16 bağlantı · 3 tür

Aynı ibare
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+1 daha

قُلۡ عَسَىٰٓ أَن يَكُونَ رَدِفَ لَكُم بَعۡضُ ٱلَّذِى تَسۡتَعۡجِلُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
De ki: "Belki de acele gelmesini istediğiniz şeyin bir kısmı size çok yaklaşmıştır."

İlişkiler11 bağlantı · 2 tür

Aynı konu+4 daha
Henüz sınıflandırılmamış

وَإِنَّ رَبَّكَ لَذُو فَضۡلٍ عَلَى ٱلنَّاسِ وَلَـٰكِنَّ أَكۡثَرَهُمۡ لَا يَشۡكُرُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz senin Rabbin insanlara karşı lütuf sahibidir. Ancak onların çoğu şükretmezler.

İlişkiler6 bağlantı · 2 tür

Aynı ibare
Henüz sınıflandırılmamış

وَإِنَّ رَبَّكَ لَيَعۡلَمُ مَا تُكِنُّ صُدُورُهُمۡ وَمَا يُعۡلِنُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz senin Rabbin, onların kalplerinin gizlediği şeyleri de, açığa çıkardıklarını da mutlaka bilir.

İlişkiler15 bağlantı · 3 tür

Aynı ibare
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+8 daha

وَمَا مِنۡ غَآئِبَةٍ فِى ٱلسَّمَآءِ وَٱلۡأَرۡضِ إِلَّا فِى كِتَـٰبٍ مُّبِينٍ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Gökte ve yerde gaib (gizli) hiçbir şey yoktur ki apaçık bir Kitap'ta (Levh-i Mahfuz'da) olmasın.

İlişkiler9 bağlantı · 3 tür

Aynı ibare
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış

إِنَّ هَـٰذَا ٱلۡقُرۡءَانَ يَقُصُّ عَلَىٰ بَنِىٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ أَكۡثَرَ ٱلَّذِى هُمۡ فِيهِ يَخۡتَلِفُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz bu Kur'an, İsrailoğullarına üzerinde ayrılığa düştükleri şeylerin çoğunu açıklıyor.

İlişkiler8 bağlantı · 2 tür

Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış

Sayfa 384 Neml

وَإِنَّهُۥ لَهُدًى وَرَحۡمَةٌ لِّلۡمُؤۡمِنِينَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz o, elbette mü'minler için bir hidayet ve bir rahmettir.

İlişkiler9 bağlantı · 2 tür

Aynı ibare
Henüz sınıflandırılmamış

إِنَّ رَبَّكَ يَقۡضِى بَيۡنَهُم بِحُكۡمِهِۦۚ وَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡعَلِيمُ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz senin Rabbin, onların arasında hükmünü verecektir. O, mutlak güç sahibidir, hakkıyla bilendir.

İlişkiler3 bağlantı · 3 tür

Aynı ibare
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış

فَتَوَكَّلۡ عَلَى ٱللَّهِۖ إِنَّكَ عَلَى ٱلۡحَقِّ ٱلۡمُبِينِ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Öyle ise Allah'a tevekkül et. Çünkü sen apaçık bir hak üzere bulunuyorsun.

İlişkiler5 bağlantı · 3 tür

Aynı ibare
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış

إِنَّكَ لَا تُسۡمِعُ ٱلۡمَوۡتَىٰ وَلَا تُسۡمِعُ ٱلصُّمَّ ٱلدُّعَآءَ إِذَا وَلَّوۡاْ مُدۡبِرِينَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz sen ölülere duyuramazsın. Arkalarına dönüp kaçarlarken sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.

İlişkiler28 bağlantı · 4 tür

Devam eder
Aynı ibare+1 daha
Aynı konu+1 daha
Henüz sınıflandırılmamış+10 daha

وَمَآ أَنتَ بِهَـٰدِى ٱلۡعُمۡىِ عَن ضَلَـٰلَتِهِمۡۖ إِن تُسۡمِعُ إِلَّا مَن يُؤۡمِنُ بِـَٔايَـٰتِنَا فَهُم مُّسۡلِمُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Körleri sapıklıklarından vazgeçirip doğru yola getiremezsin. Ancak ayetlerimize inanıp da müslüman olmuş olanlara duyurabilirsin.

İlişkiler29 bağlantı · 4 tür

Devam eder
Aynı ibare
Aynı konu+9 daha
Henüz sınıflandırılmamış+4 daha

۞ وَإِذَا وَقَعَ ٱلۡقَوۡلُ عَلَيۡهِمۡ أَخۡرَجۡنَا لَهُمۡ دَآبَّةً مِّنَ ٱلۡأَرۡضِ تُكَلِّمُهُمۡ أَنَّ ٱلنَّاسَ كَانُواْ بِـَٔايَـٰتِنَا لَا يُوقِنُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Kıyametin kopacağına dair) o söz başlarına gelince, onlar için yerden kendilerine bir dabbe (canlı bir yaratık) çıkarırız. O, onlara insanların ayetlerimize kesin olarak inanmadıklarını söyler.

İlişkiler40 bağlantı · 3 tür

Aynı kök
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+25 daha

وَيَوۡمَ نَحۡشُرُ مِن كُلِّ أُمَّةٍ فَوۡجًا مِّمَّن يُكَذِّبُ بِـَٔايَـٰتِنَا فَهُمۡ يُوزَعُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Her ümmetten ayetlerimizi yalanlayanlarından bir grubu toplayacağımız ve bunların (topluca hesap yerine) sevk edilecekleri günü hatırla.

İlişkiler9 bağlantı · 3 tür

Paralel
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış

حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءُو قَالَ أَكَذَّبۡتُم بِـَٔايَـٰتِى وَلَمۡ تُحِيطُواْ بِهَا عِلۡمًا أَمَّاذَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hesap yerine geldiklerinde Allah şöyle der: "Siz benim ayetlerimi, onları ilmen kavramamışken yalanladınız öyle mi? Yoksa ne yapıyordunuz ki?!"

İlişkiler8 bağlantı · 2 tür

Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+2 daha

وَوَقَعَ ٱلۡقَوۡلُ عَلَيۡهِم بِمَا ظَلَمُواْ فَهُمۡ لَا يَنطِقُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Zulümlerinden dolayı sözü edilen azap tepelerine iner de artık konuşamazlar.

İlişkiler15 bağlantı · 2 tür

Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+6 daha

أَلَمۡ يَرَوۡاْ أَنَّا جَعَلۡنَا ٱلَّيۡلَ لِيَسۡكُنُواْ فِيهِ وَٱلنَّهَارَ مُبۡصِرًاۚ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَـٰتٍ لِّقَوۡمٍ يُؤۡمِنُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar görmüyorlar mı ki, biz geceyi içinde rahat etsinler diye, gündüzü de (her şeyi) gösterici (aydınlık) olarak yarattık. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için elbette (Allah varlığını gösteren) deliller vardır.

İlişkiler9 bağlantı · 3 tür

Aynı ibare
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış

وَيَوۡمَ يُنفَخُ فِى ٱلصُّورِ فَفَزِعَ مَن فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَمَن فِى ٱلۡأَرۡضِ إِلَّا مَن شَآءَ ٱللَّهُۚ وَكُلٌّ أَتَوۡهُ دَٰخِرِينَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sur'a üfürüleceği ve Allah'ın dilediği kimselerden başka göklerdeki herkesin, yerdeki herkesin korkuya kapılacağı günü hatırla. Hepsi de boyunlarını bükerek O'na gelirler.

İlişkiler20 bağlantı · 4 tür

Paralel
Aynı ibare
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+6 daha

وَتَرَى ٱلۡجِبَالَ تَحۡسَبُهَا جَامِدَةً وَهِىَ تَمُرُّ مَرَّ ٱلسَّحَابِۚ صُنۡعَ ٱللَّهِ ٱلَّذِىٓ أَتۡقَنَ كُلَّ شَىۡءٍۚ إِنَّهُۥ خَبِيرُۢ بِمَا تَفۡعَلُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Dağları görürsün, onları hareketsiz sanırsın. Halbuki onlar bulutların geçişi gibi hareket ederler. Bunu, her şeyi sağlam ve yerli yerince yapan Allah yapmıştır. Şüphesiz O, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.

İlişkiler18 bağlantı · 2 tür

Aynı konu+4 daha
Henüz sınıflandırılmamış+4 daha

Sayfa 385 Neml

مَن جَآءَ بِٱلۡحَسَنَةِ فَلَهُۥ خَيۡرٌ مِّنۡهَا وَهُم مِّن فَزَعٍ يَوۡمَئِذٍ ءَامِنُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Her kim iyi amel getirirse, ona ondan daha hayırlısı vardır. Onlar o gün korkudan emindirler.

İlişkiler32 bağlantı · 4 tür

Açıklar
Aynı ibare
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+18 daha

وَمَن جَآءَ بِٱلسَّيِّئَةِ فَكُبَّتۡ وُجُوهُهُمۡ فِى ٱلنَّارِ هَلۡ تُجۡزَوۡنَ إِلَّا مَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kimler de kötü amel getirirse, yüzüstü ateşe atılırlar. (Onlara), "Ancak yaptıklarınızın karşılığını görüyorsunuz" (denir.)

İlişkiler33 bağlantı · 4 tür

Aynı kök
Aynı ibare
Aynı konu+1 daha
Henüz sınıflandırılmamış+17 daha

إِنَّمَآ أُمِرۡتُ أَنۡ أَعۡبُدَ رَبَّ هَـٰذِهِ ٱلۡبَلۡدَةِ ٱلَّذِى حَرَّمَهَا وَلَهُۥ كُلُّ شَىۡءٍۖ وَأُمِرۡتُ أَنۡ أَكُونَ مِنَ ٱلۡمُسۡلِمِينَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(91-92) De ki: "Bana ancak, bu beldenin (Mekke'nin); onu mukaddes kılan ve her şey kendisine ait olan Rabbine kulluk yapmam emredildi. Yine bana, müslümanlardan olmam ve Kur'an'ı okumam emredildi." Artık kim doğru yola girerse yalnız kendisi için girer. Kim de doğru yoldan saparsa, de ki: "Ben ancak uyarıcılardanım."

İlişkiler12 bağlantı · 3 tür

Aynı ibare
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+1 daha

وَأَنۡ أَتۡلُوَاْ ٱلۡقُرۡءَانَۖ فَمَنِ ٱهۡتَدَىٰ فَإِنَّمَا يَهۡتَدِى لِنَفۡسِهِۦۖ وَمَن ضَلَّ فَقُلۡ إِنَّمَآ أَنَا۠ مِنَ ٱلۡمُنذِرِينَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(91-92) De ki: "Bana ancak, bu beldenin (Mekke'nin); onu mukaddes kılan ve her şey kendisine ait olan Rabbine kulluk yapmam emredildi. Yine bana, müslümanlardan olmam ve Kur'an'ı okumam emredildi." Artık kim doğru yola girerse yalnız kendisi için girer. Kim de doğru yoldan saparsa, de ki: "Ben ancak uyarıcılardanım."

İlişkiler13 bağlantı · 4 tür

Aynı hüküm
Aynı ibare
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+4 daha

وَقُلِ ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ سَيُرِيكُمۡ ءَايَـٰتِهِۦ فَتَعۡرِفُونَهَاۚ وَمَا رَبُّكَ بِغَـٰفِلٍ عَمَّا تَعۡمَلُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
De ki: "Hamd Allah'a mahsustur. O, ayetlerini size gösterecek ve siz de onları tanıyacaksınız. Rabbin, yaptıklarınızdan habersiz değildir."

İlişkiler18 bağlantı · 4 tür

Açıklar
Aynı ibare
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+7 daha
Sure içi ayet haritası

…