بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِBu sure besmeleyle başlar (ayet sayılmaz).
طسٓۚ تِلۡكَ ءَايَـٰتُ ٱلۡقُرۡءَانِ وَكِتَابٍ مُّبِينٍ ١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ta-Sin. Bunlar Kur'an'ın, apaçık bir kitabın ayetleridir.
İlişkiler21 bağlantı · 2 tür
Aynı konu10:1 15:1 31:2
Henüz sınıflandırılmamış1:1 2:5 3:7 5:15 8:4 +13 daha هُدًى وَبُشۡرَىٰ لِلۡمُؤۡمِنِينَ ٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(2-3) Kur'an, namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve ahirete de kesin olarak inanan mü'minler için bir hidayet rehberi ve bir müjdedir.
İlişkiler12 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare2:97
Aynı konu16:89 17:9
Henüz sınıflandırılmamış2:2 2:5 2:272 7:52 8:4 +4 daha ٱلَّذِينَ يُقِيمُونَ ٱلصَّلَوٰةَ وَيُؤۡتُونَ ٱلزَّكَوٰةَ وَهُم بِٱلۡـَٔاخِرَةِ هُمۡ يُوقِنُونَ ٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(2-3) Kur'an, namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve ahirete de kesin olarak inanan mü'minler için bir hidayet rehberi ve bir müjdedir.
İlişkiler14 bağlantı · 2 tür
Aynı ibare2:3 2:3–4 31:1–5 31:4
Henüz sınıflandırılmamış2:2–5 2:5 7:156 8:2–4 8:4 +5 daha إِنَّ ٱلَّذِينَ لَا يُؤۡمِنُونَ بِٱلۡـَٔاخِرَةِ زَيَّنَّا لَهُمۡ أَعۡمَـٰلَهُمۡ فَهُمۡ يَعۡمَهُونَ ٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz, ahiret hayatına inanmayanların işlerini biz kendilerine güzel göstermişizdir de o yüzden bocalayıp dururlar.
İlişkiler20 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare6:113
Aynı konu2:15 6:108 7:186 10:11 35:8 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış2:12 6:110 6:122 7:182 9:37 +8 daha أُوْلَـٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ لَهُمۡ سُوٓءُ ٱلۡعَذَابِ وَهُمۡ فِى ٱلۡـَٔاخِرَةِ هُمُ ٱلۡأَخۡسَرُونَ ٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar, azabın en kötüsü kendilerine has olan kimselerdir. Onlar ahirette en çok ziyana uğrayanlardır.
İlişkiler2 bağlantı · 1 tür
Aynı ibare6:113 11:22
وَإِنَّكَ لَتُلَقَّى ٱلۡقُرۡءَانَ مِن لَّدُنۡ حَكِيمٍ عَلِيمٍ ٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz bu Kur'an sana, hüküm ve hikmet sahibi, hakkıyla bilen Allah tarafından verilmektedir.
İlişkiler11 bağlantı · 1 tür
Henüz sınıflandırılmamış2:97–99 4:166 15:9 20:4 25:6 +6 daha إِذۡ قَالَ مُوسَىٰ لِأَهۡلِهِۦٓ إِنِّىٓ ءَانَسۡتُ نَارًا سَـَٔاتِيكُم مِّنۡهَا بِخَبَرٍ أَوۡ ءَاتِيكُم بِشِهَابٍ قَبَسٍ لَّعَلَّكُمۡ تَصۡطَلُونَ ٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hani Musa, ailesine, "Ben bir ateş gördüm, ondan size bir haber, yahut ısınasınız diye bir kor ateş getireceğim" demişti.
İlişkiler18 bağlantı · 4 tür
Aynı kök15:18 37:10
Paralel19:52 20:9–48 20:10 20:12 28:29 +2 daha Aynı konu20:41
Henüz sınıflandırılmamış20:9 20:9–10 20:10 20:11 26:10 +3 daha فَلَمَّا جَآءَهَا نُودِىَ أَنۢ بُورِكَ مَن فِى ٱلنَّارِ وَمَنۡ حَوۡلَهَا وَسُبۡحَـٰنَ ٱللَّهِ رَبِّ ٱلۡعَـٰلَمِينَ ٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Musa) Ateşe varınca ona şöyle seslenildi: "Ateşin başındaki de çevresindekiler de kutlu olsun! Alemlerin Rabbi olan Allah, eksikliklerden uzaktır."
İlişkiler15 bağlantı · 3 tür
Paralel19:52 20:9–48 20:10 20:11 20:12 +3 daha Aynı konu20:41 42:51
Henüz sınıflandırılmamış20:9 20:10 20:11 26:10 28:30
يَـٰمُوسَىٰٓ إِنَّهُۥٓ أَنَا ٱللَّهُ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡحَكِيمُ ٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Ey Musa! Gerçek şu ki, ben mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibi olan Allah'ım."
İlişkiler13 bağlantı · 3 tür
Paralel19:52 20:10 20:12 20:17–21 28:30 +2 daha Aynı konu20:41
Henüz sınıflandırılmamış7:105 20:9 20:10 20:11 26:10
وَأَلۡقِ عَصَاكَۚ فَلَمَّا رَءَاهَا تَهۡتَزُّ كَأَنَّهَا جَآنٌّ وَلَّىٰ مُدۡبِرًا وَلَمۡ يُعَقِّبۡۚ يَـٰمُوسَىٰ لَا تَخَفۡ إِنِّى لَا يَخَافُ لَدَىَّ ٱلۡمُرۡسَلُونَ ١٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Değneğini at." (Musa değneğini attı.) Onu yılanmış gibi hareket eder görünce, dönüp ardına bakmadan kaçtı. (Allah, şöyle dedi): "Ey Musa, korkma! Benim katımda peygamberler korkmazlar."
İlişkiler39 bağlantı · 4 tür
Paralel7:107–110 19:52 20:10 20:12 20:17–24 +8 daha Aynı ibare28:31
Aynı konu17:101 20:41 53:17
Henüz sınıflandırılmamış2:92 4:29 5:109 7:103 7:105 +17 daha إِلَّا مَن ظَلَمَ ثُمَّ بَدَّلَ حُسۡنَۢا بَعۡدَ سُوٓءٍ فَإِنِّى غَفُورٌ رَّحِيمٌ ١١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Ancak kim zulmeder de sonra (yaptığı) kötülüğün yerine iyilik yaparsa bilsin ki şüphesiz ben çok bağışlayıcıyım, çok merhamet edenim."
İlişkiler29 bağlantı · 3 tür
Paralel7:107–110 19:52 20:10 20:12 20:23 +3 daha Aynı konu4:17 4:18 20:41 25:70
Henüz sınıflandırılmamış2:75 3:89 4:29 7:105 7:107 +12 daha وَأَدۡخِلۡ يَدَكَ فِى جَيۡبِكَ تَخۡرُجۡ بَيۡضَآءَ مِنۡ غَيۡرِ سُوٓءٍۖ فِى تِسۡعِ ءَايَـٰتٍ إِلَىٰ فِرۡعَوۡنَ وَقَوۡمِهِۦٓۚ إِنَّهُمۡ كَانُواْ قَوۡمًا فَـٰسِقِينَ ١٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Elini koynuna sok; Firavun'a ve onun kavmine gönderilen dokuz mucizeden biri olarak, kusursuz bembeyaz olarak çıksın. Çünkü onlar fasık bir kavimdir."
İlişkiler36 bağlantı · 5 tür
Açıklar7:133 20:42 43:47
Paralel7:107–110 7:108 19:52 20:9–48 20:10 +8 daha Aynı ibare17:101 20:22 28:32
Aynı konu10:82 11:96 20:41 28:30
Henüz sınıflandırılmamış2:83 7:105 7:107 7:130–131 11:97 +8 daha فَلَمَّا جَآءَتۡهُمۡ ءَايَـٰتُنَا مُبۡصِرَةً قَالُواْ هَـٰذَا سِحۡرٌ مُّبِينٌ ١٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Nitekim ayetlerimiz kendilerine gerçeği gösterecek biçimde gelince, "Bu apaçık bir sihirdir" dediler.
İlişkiler25 bağlantı · 4 tür
Paralel7:107–110 10:75 10:76 19:52 20:10 +5 daha Aynı ibare7:103 34:43 43:30 46:7
Aynı konu3:11 17:59 20:9–48 20:41 74:24
Henüz sınıflandırılmamış6:7 7:105 20:9 20:10 20:11 +1 daha Sayfa 378 Neml
وَجَحَدُواْ بِهَا وَٱسۡتَيۡقَنَتۡهَآ أَنفُسُهُمۡ ظُلۡمًا وَعُلُوًّاۚ فَٱنظُرۡ كَيۡفَ كَانَ عَـٰقِبَةُ ٱلۡمُفۡسِدِينَ ١٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kendileri de bunların hak olduklarını kesin olarak bildikleri halde, sırf zalimliklerinden ve büyüklük taslamalarından ötürü onları inkar ettiler. Ama bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bak!
İlişkiler20 bağlantı · 4 tür
Paralel7:103 7:107–110 10:75 19:52 20:10 +2 daha Aynı ibare7:103
Aynı konu2:75–76 3:11 20:41 21:79 41:15
Henüz sınıflandırılmamış2:6 10:89–91 16:71 21:64 21:81 +2 daha وَلَقَدۡ ءَاتَيۡنَا دَاوُۥدَ وَسُلَيۡمَـٰنَ عِلۡمًاۖ وَقَالَا ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ ٱلَّذِى فَضَّلَنَا عَلَىٰ كَثِيرٍ مِّنۡ عِبَادِهِ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ ١٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun! Biz Davud'a ve Süleyman'a ilim verdik. Onlar, "Hamd, bizi mü'min kullarının birçoğundan üstün kılan Allah'a mahsustur" dediler.
İlişkiler26 bağlantı · 4 tür
Açıklar17:55 38:30
Aynı ibare4:163 17:55 21:78–82 34:10–11 34:10
Aynı konu21:79 27:36 38:17–26
Henüz sınıflandırılmamış2:102 2:247–251 2:251 5:78 6:84 +11 daha وَوَرِثَ سُلَيۡمَـٰنُ دَاوُۥدَۖ وَقَالَ يَـٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ عُلِّمۡنَا مَنطِقَ ٱلطَّيۡرِ وَأُوتِينَا مِن كُلِّ شَىۡءٍۖ إِنَّ هَـٰذَا لَهُوَ ٱلۡفَضۡلُ ٱلۡمُبِينُ ١٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Süleyman, Davud'a varis oldu ve, "Ey insanlar, bize kuş dili öğretildi ve bize her şey verildi. Şüphesiz bu, apaçık bir lütuftur" dedi.
İlişkiler26 bağlantı · 4 tür
Açıklar38:30
Aynı kök7:131 19:6 41:21
Aynı konu17:55 21:79
Henüz sınıflandırılmamış2:260 3:50 4:82 5:31 5:110 +15 daha وَحُشِرَ لِسُلَيۡمَـٰنَ جُنُودُهُۥ مِنَ ٱلۡجِنِّ وَٱلۡإِنسِ وَٱلطَّيۡرِ فَهُمۡ يُوزَعُونَ ١٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Süleyman'ın, cinlerden, insanlardan ve kuşlardan meydana gelen orduları onun önünde toplandı. Hep birlikte düzenli olarak sevk ediliyorlardı.
İlişkiler15 bağlantı · 3 tür
Aynı kök41:19
Aynı konu21:79 34:12
Henüz sınıflandırılmamış4:82 6:112 7:179 21:78–82 21:79 +7 daha حَتَّىٰٓ إِذَآ أَتَوۡاْ عَلَىٰ وَادِ ٱلنَّمۡلِ قَالَتۡ نَمۡلَةٌ يَـٰٓأَيُّهَا ٱلنَّمۡلُ ٱدۡخُلُواْ مَسَـٰكِنَكُمۡ لَا يَحۡطِمَنَّكُمۡ سُلَيۡمَـٰنُ وَجُنُودُهُۥ وَهُمۡ لَا يَشۡعُرُونَ ١٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Nihayet karınca vadisine geldikleri vakit bir karınca, "Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin, Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesinler" dedi.
İlişkiler5 bağlantı · 2 tür
Aynı konu38:18–39
Henüz sınıflandırılmamış7:133 20:114 21:79 34:12
فَتَبَسَّمَ ضَاحِكًا مِّن قَوۡلِهَا وَقَالَ رَبِّ أَوۡزِعۡنِىٓ أَنۡ أَشۡكُرَ نِعۡمَتَكَ ٱلَّتِىٓ أَنۡعَمۡتَ عَلَىَّ وَعَلَىٰ وَٰلِدَىَّ وَأَنۡ أَعۡمَلَ صَـٰلِحًا تَرۡضَىٰهُ وَأَدۡخِلۡنِى بِرَحۡمَتِكَ فِى عِبَادِكَ ٱلصَّـٰلِحِينَ ١٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Süleyman, onun bu sözüne tebessüm ile gülerek dedi ki: "Ey Rabbim! Beni; bana ve ana babama verdiğin nimetlere şükretmeye ve razı olacağın salih ameller işlemeye sevk et ve beni rahmetinle salih kullarının arasına kat!"
İlişkiler6 bağlantı · 2 tür
Aynı ibare46:15
Henüz sınıflandırılmamış7:10 12:99 21:79 34:12 93:6
وَتَفَقَّدَ ٱلطَّيۡرَ فَقَالَ مَا لِىَ لَآ أَرَى ٱلۡهُدۡهُدَ أَمۡ كَانَ مِنَ ٱلۡغَآئِبِينَ ٢٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Süleyman, kuşlara göz atıp yokladı ve şöyle dedi: "Hüdhüd'ü niçin göremiyorum? Yoksa kayıplara mı karıştı?"
İlişkiler5 bağlantı · 1 tür
Henüz sınıflandırılmamış7:133 16:49 21:79 27:39 34:12
لَأُعَذِّبَنَّهُۥ عَذَابًا شَدِيدًا أَوۡ لَأَاْذۡبَحَنَّهُۥٓ أَوۡ لَيَأۡتِيَنِّى بِسُلۡطَـٰنٍ مُّبِينٍ ٢١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Bana (mazeretini gösteren) apaçık bir delil getirmedikçe kesinlikle onu ağır bir şekilde cezalandıracağım, ya da kafasını keseceğim."
İlişkiler4 bağlantı · 1 tür
Henüz sınıflandırılmamış21:79 27:39 34:12 68:33
فَمَكَثَ غَيۡرَ بَعِيدٍ فَقَالَ أَحَطتُ بِمَا لَمۡ تُحِطۡ بِهِۦ وَجِئۡتُكَ مِن سَبَإِۭ بِنَبَإٍ يَقِينٍ ٢٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Derken Hüdhüd çok beklemedi, çıkageldi ve (Süleyman'a) şöyle dedi: "Senin bilmediğin bir şey öğrendim. Sebe'den sana sağlam bir haber getirdim."
İlişkiler6 bağlantı · 3 tür
Devam eder27:23
Aynı konu34:20
Henüz sınıflandırılmamış21:79 27:39 34:12 34:15
Sayfa 379 Neml
إِنِّى وَجَدتُّ ٱمۡرَأَةً تَمۡلِكُهُمۡ وَأُوتِيَتۡ مِن كُلِّ شَىۡءٍ وَلَهَا عَرۡشٌ عَظِيمٌ ٢٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Ben, onlara (Sebe halkına) hükümdarlık eden, kendisine her şeyden bolca verilmiş ve büyük bir tahtı olan bir kadın gördüm."
İlişkiler8 bağlantı · 5 tür
Devam eder27:22
Aynı kök2:282
Aynı ibare16:63
Aynı konu34:15 34:20
Henüz sınıflandırılmamış21:79 27:31 34:12
وَجَدتُّهَا وَقَوۡمَهَا يَسۡجُدُونَ لِلشَّمۡسِ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَزَيَّنَ لَهُمُ ٱلشَّيۡطَـٰنُ أَعۡمَـٰلَهُمۡ فَصَدَّهُمۡ عَنِ ٱلسَّبِيلِ فَهُمۡ لَا يَهۡتَدُونَ ٢٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Onun ve kavminin, Allah'ı bırakıp güneşe taptıklarını gördüm. Şeytan, onlara yaptıklarını süslü göstermiş ve böylece onları yoldan çıkarmış. Bu yüzden de onlar doğru yolu bulamıyorlar."
İlişkiler11 bağlantı · 5 tür
Aynı kök84:20–22
Aynı hüküm41:37
Aynı ibare6:43 16:63 41:37
Aynı konu15:39 34:20
Henüz sınıflandırılmamış16:49 21:79 29:38 34:12
أَلَّا يَسۡجُدُواْ لِلَّهِ ٱلَّذِى يُخۡرِجُ ٱلۡخَبۡءَ فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَيَعۡلَمُ مَا تُخۡفُونَ وَمَا تُعۡلِنُونَ ٢٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Göklerde ve yerde gizli olanı ortaya çıkaran, sizin gizlediğiniz ve açığa vurduğunuz şeyleri bilen Allah'a secde etmesinler diye (şeytan onları yoldan çıkarmış.)"
İlişkiler33 bağlantı · 4 tür
Aynı hüküm41:37
Aynı ibare41:37
Aynı konu13:15 34:20
Henüz sınıflandırılmamış2:77 3:5 3:29 6:3 7:206 +24 daha ٱللَّهُ لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ رَبُّ ٱلۡعَرۡشِ ٱلۡعَظِيمِ ۩ ٢٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayandır. Büyük Arş'ın Rabbidir.
İlişkiler19 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare2:255 23:116
Aynı konu34:20
Henüz sınıflandırılmamış6:51 7:206 9:129 11:2 16:49 +11 daha ۞ قَالَ سَنَنظُرُ أَصَدَقۡتَ أَمۡ كُنتَ مِنَ ٱلۡكَـٰذِبِينَ ٢٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Süleyman, Hüdhüd'e şöyle dedi: "Doğru mu söylüyorsun, yoksa yalancılardan mısın, göreceğiz."
İlişkiler3 bağlantı · 2 tür
Aynı konu34:20
Henüz sınıflandırılmamış21:79 34:12
ٱذۡهَب بِّكِتَـٰبِى هَـٰذَا فَأَلۡقِهۡ إِلَيۡهِمۡ ثُمَّ تَوَلَّ عَنۡهُمۡ فَٱنظُرۡ مَاذَا يَرۡجِعُونَ ٢٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Benim şu mektubumu götür onlara at, sonra da yanlarından ayrıl ve ne sonuca varacaklarına bak."
İlişkiler4 bağlantı · 2 tür
Aynı konu34:20
Henüz sınıflandırılmamış21:79 29:48 34:12
قَالَتۡ يَـٰٓأَيُّهَا ٱلۡمَلَؤُاْ إِنِّىٓ أُلۡقِىَ إِلَىَّ كِتَـٰبٌ كَرِيمٌ ٢٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sebe kraliçesi Belkıs dedi ki: "Ey ileri gelenler! Bana çok önemli bir mektup atıldı."
İlişkiler4 bağlantı · 2 tür
Aynı konu34:20
Henüz sınıflandırılmamış16:90 29:48 34:12
إِنَّهُۥ مِن سُلَيۡمَـٰنَ وَإِنَّهُۥ بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ ٣٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(30-31) "Mektup, Süleyman'dan gelmiştir. O, 'Bismillahirrahmanirrahim' diye başlamakta ve içinde 'Bana karşı büyüklük taslamayın ve teslimiyet göstererek bana gelin' denilmektedir."
İlişkiler5 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare1:1 11:41
Aynı konu27:44 34:20
Henüz sınıflandırılmamış34:12
أَلَّا تَعۡلُواْ عَلَىَّ وَأۡتُونِى مُسۡلِمِينَ ٣١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(30-31) "Mektup, Süleyman'dan gelmiştir. O, 'Bismillahirrahmanirrahim' diye başlamakta ve içinde 'Bana karşı büyüklük taslamayın ve teslimiyet göstererek bana gelin' denilmektedir."
İlişkiler11 bağlantı · 2 tür
Aynı konu34:20 44:19
Henüz sınıflandırılmamış2:135 2:256 4:172 10:99 16:49 +4 daha قَالَتۡ يَـٰٓأَيُّهَا ٱلۡمَلَؤُاْ أَفۡتُونِى فِىٓ أَمۡرِى مَا كُنتُ قَاطِعَةً أَمۡرًا حَتَّىٰ تَشۡهَدُونِ ٣٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Ey ileri gelenler! Durumum hakkında bana görüş bildirin. Sizler yanımda bulunmadıkça hiçbir işe kesin olarak karar vermem."
İlişkiler6 bağlantı · 3 tür
Aynı kök5:38
Aynı konu34:20
Henüz sınıflandırılmamış2:135 3:159 34:12 42:38
قَالُواْ نَحۡنُ أُوْلُواْ قُوَّةٍ وَأُوْلُواْ بَأۡسٍ شَدِيدٍ وَٱلۡأَمۡرُ إِلَيۡكِ فَٱنظُرِى مَاذَا تَأۡمُرِينَ ٣٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Dediler ki: "Biz güçlü kimseleriz ve çetin savaşçılarız. Emir senin. Ne emredeceğini düşün."
İlişkiler4 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare17:5 48:16
Aynı konu34:20
Henüz sınıflandırılmamış34:12
قَالَتۡ إِنَّ ٱلۡمُلُوكَ إِذَا دَخَلُواْ قَرۡيَةً أَفۡسَدُوهَا وَجَعَلُوٓاْ أَعِزَّةَ أَهۡلِهَآ أَذِلَّةًۖ وَكَذَٰلِكَ يَفۡعَلُونَ ٣٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Kraliçe Belkıs) şöyle dedi: "Krallar bir memlekete girdi mi, orayı harap ederler ve halkının ileri gelenlerini zelil hale getirirler. İşte onlar böyle yaparlar."
İlişkiler9 bağlantı · 6 tür
Açıklar3:26
Devam eder27:37
Aynı kök63:8
Aynı hüküm26:152
Aynı konu34:20
Henüz sınıflandırılmamış2:49 7:141 34:12 42:38
وَإِنِّى مُرۡسِلَةٌ إِلَيۡهِم بِهَدِيَّةٍ فَنَاظِرَةُۢ بِمَ يَرۡجِعُ ٱلۡمُرۡسَلُونَ ٣٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Ben onlara bir hediye gönderip, elçilerin ne haber ile döneceklerine bakacağım."
İlişkiler3 bağlantı · 2 tür
Aynı konu27:37 34:20
Henüz sınıflandırılmamış34:12
Sayfa 380 Neml
فَلَمَّا جَآءَ سُلَيۡمَـٰنَ قَالَ أَتُمِدُّونَنِ بِمَالٍ فَمَآ ءَاتَىٰنِۦَ ٱللَّهُ خَيۡرٌ مِّمَّآ ءَاتَىٰكُم بَلۡ أَنتُم بِهَدِيَّتِكُمۡ تَفۡرَحُونَ ٣٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Elçilerin sözcüsü) Süleyman'ın huzuruna gelince, Süleyman ona şöyle dedi: "Siz beni mal ile desteklemek (ve böylece etkilemek) mi istiyorsunuz? Oysa Allah'ın bana verdiği, size verdiğinden daha hayırlıdır. Fakat hediyenizle ancak siz sevinirsiniz."
İlişkiler5 bağlantı · 3 tür
Devam eder27:37
Aynı konu27:15 34:20 38:30–40
Henüz sınıflandırılmamış34:12
ٱرۡجِعۡ إِلَيۡهِمۡ فَلَنَأۡتِيَنَّهُم بِجُنُودٍ لَّا قِبَلَ لَهُم بِهَا وَلَنُخۡرِجَنَّهُم مِّنۡهَآ أَذِلَّةً وَهُمۡ صَـٰغِرُونَ ٣٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Sen onlara dön. Andolsun, biz onlara, karşı koyamayacakları ordularla gelir ve onları oradan aşağılanmış ve küçük düşürülmüş olarak çıkarırız."
İlişkiler5 bağlantı · 3 tür
Devam eder27:34 27:36
Aynı konu27:35 34:20
Henüz sınıflandırılmamış34:12
قَالَ يَـٰٓأَيُّهَا ٱلۡمَلَؤُاْ أَيُّكُمۡ يَأۡتِينِى بِعَرۡشِهَا قَبۡلَ أَن يَأۡتُونِى مُسۡلِمِينَ ٣٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Süleyman, "Ey ileri gelenler! Onlar bana teslim olmadan önce hanginiz bana onun (kraliçenin) tahtını getirebilir?"
İlişkiler4 bağlantı · 2 tür
Aynı konu34:20
Henüz sınıflandırılmamış4:82 34:12 38:34
قَالَ عِفۡرِيتٌ مِّنَ ٱلۡجِنِّ أَنَا۠ ءَاتِيكَ بِهِۦ قَبۡلَ أَن تَقُومَ مِن مَّقَامِكَۖ وَإِنِّى عَلَيۡهِ لَقَوِىٌّ أَمِينٌ ٣٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Cinlerden bir ifrit, "Sen yerinden kalkmadan ben onu sana getiririm ve şüphesiz ben, buna güç yetirecek güvenilir biriyim" dedi.
İlişkiler11 bağlantı · 3 tür
Aynı kök55:15 72:1–17
Aynı konu34:20
Henüz sınıflandırılmamış4:82 15:27 27:20–22 28:26 34:12–14 +3 daha قَالَ ٱلَّذِى عِندَهُۥ عِلۡمٌ مِّنَ ٱلۡكِتَـٰبِ أَنَا۠ ءَاتِيكَ بِهِۦ قَبۡلَ أَن يَرۡتَدَّ إِلَيۡكَ طَرۡفُكَۚ فَلَمَّا رَءَاهُ مُسۡتَقِرًّا عِندَهُۥ قَالَ هَـٰذَا مِن فَضۡلِ رَبِّى لِيَبۡلُوَنِىٓ ءَأَشۡكُرُ أَمۡ أَكۡفُرُۖ وَمَن شَكَرَ فَإِنَّمَا يَشۡكُرُ لِنَفۡسِهِۦۖ وَمَن كَفَرَ فَإِنَّ رَبِّى غَنِىٌّ كَرِيمٌ ٤٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kitaptan bilgisi olan biri, "Ben onu, gözünü kapayıp açmadan önce sana getiririm" dedi. Süleyman, tahtı yanında yerleşmiş halde görünce şöyle dedi: "Bu, şükür mü, yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni denemek için, Rabbimin bana bir lütfudur. Kim şükrederse ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse (bilsin ki) Rabbim her bakımdan sınırsız zengindir, cömerttir."
İlişkiler26 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare31:12
Aynı konu4:131 14:8 17:7 34:20 41:46 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış2:6 4:82 4:147 13:38 14:7 +13 daha قَالَ نَكِّرُواْ لَهَا عَرۡشَهَا نَنظُرۡ أَتَهۡتَدِىٓ أَمۡ تَكُونُ مِنَ ٱلَّذِينَ لَا يَهۡتَدُونَ ٤١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Süleyman, "Tahtını tanınmaz hale getirin. Bakalım tanıyacak mı, yoksa tanımayacaklardan mı olacak?" dedi.
İlişkiler2 bağlantı · 2 tür
Aynı konu34:20
Henüz sınıflandırılmamış34:12
فَلَمَّا جَآءَتۡ قِيلَ أَهَـٰكَذَا عَرۡشُكِۖ قَالَتۡ كَأَنَّهُۥ هُوَۚ وَأُوتِينَا ٱلۡعِلۡمَ مِن قَبۡلِهَا وَكُنَّا مُسۡلِمِينَ ٤٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Belkıs gelince, "Senin tahtın böyle mi?" denildi. O da, "Sanki o! Fakat zaten daha önce bize bilgi verilmişti ve biz teslimiyet göstermiştik" dedi.
İlişkiler2 bağlantı · 2 tür
Aynı konu34:20
Henüz sınıflandırılmamış34:12
وَصَدَّهَا مَا كَانَت تَّعۡبُدُ مِن دُونِ ٱللَّهِۖ إِنَّهَا كَانَتۡ مِن قَوۡمٍ كَـٰفِرِينَ ٤٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Daha önce Allah'tan başka taptığı şeyler ona engel olmuştu. Çünkü o inkar eden bir kavimden idi.
İlişkiler3 bağlantı · 2 tür
Aynı konu34:20
Henüz sınıflandırılmamış14:2–3 34:12
قِيلَ لَهَا ٱدۡخُلِى ٱلصَّرۡحَۖ فَلَمَّا رَأَتۡهُ حَسِبَتۡهُ لُجَّةً وَكَشَفَتۡ عَن سَاقَيۡهَاۚ قَالَ إِنَّهُۥ صَرۡحٌ مُّمَرَّدٌ مِّن قَوَارِيرَۗ قَالَتۡ رَبِّ إِنِّى ظَلَمۡتُ نَفۡسِى وَأَسۡلَمۡتُ مَعَ سُلَيۡمَـٰنَ لِلَّهِ رَبِّ ٱلۡعَـٰلَمِينَ ٤٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ona "köşke gir" denildi. Köşkü görünce onu (zeminini) derin bir su sandı ve eteklerini topladı. Süleyman, ona "Bu, (zemini) billurdan döşenmiş bir köşktür" dedi. Belkıs, "Ey Rabbim! Şüphesiz ben nefsime zulmetmiştim. Şimdi ise Süleyman ile birlikte alemlerin Rabbi olan Allah'a teslim oldum" dedi.
İlişkiler10 bağlantı · 2 tür
Aynı konu27:30 34:20
Henüz sınıflandırılmamış2:112 3:16–20 17:7 28:53 34:12 +3 daha Sayfa 381 Neml
وَلَقَدۡ أَرۡسَلۡنَآ إِلَىٰ ثَمُودَ أَخَاهُمۡ صَـٰلِحًا أَنِ ٱعۡبُدُواْ ٱللَّهَ فَإِذَا هُمۡ فَرِيقَانِ يَخۡتَصِمُونَ ٤٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun biz, "Allah'a kulluk edin" diye (uyarması için) Semud kavmine, kardeşleri Salih'i peygamber olarak göndermiştik. Bir de ne görsün, onlar birbiriyle çekişen iki grup olmuşlar.
İlişkiler24 bağlantı · 3 tür
Paralel7:73 11:61 26:141 51:45 54:31
Aynı konu26:147 29:38 89:9
Henüz sınıflandırılmamış7:73–77 7:74–75 11:24 11:61–68 11:61 +11 daha قَالَ يَـٰقَوۡمِ لِمَ تَسۡتَعۡجِلُونَ بِٱلسَّيِّئَةِ قَبۡلَ ٱلۡحَسَنَةِۖ لَوۡلَا تَسۡتَغۡفِرُونَ ٱللَّهَ لَعَلَّكُمۡ تُرۡحَمُونَ ٤٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Salih, onlara "Ey kavmim! Niçin iyilikten önce kötülüğün acele gelmesini istiyorsunuz? Merhamet edilmeniz için Allah'tan bağışlanma dileseniz ya!"
İlişkiler16 bağlantı · 4 tür
Paralel26:141 51:45 54:31
Aynı ibare13:6
Aynı konu7:70 7:131 8:33 16:1 17:11 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış11:61 16:45 26:159 89:9
قَالُواْ ٱطَّيَّرۡنَا بِكَ وَبِمَن مَّعَكَۚ قَالَ طَـٰٓئِرُكُمۡ عِندَ ٱللَّهِۖ بَلۡ أَنتُمۡ قَوۡمٌ تُفۡتَنُونَ ٤٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar, "Sen ve beraberindekiler yüzünden uğursuzluğa uğradık" dediler. Salih, "Sizin uğursuzluğunuzun sebebi Allah katında (yazılı)dır. Aslında siz imtihan edilmekte olan bir kavimsiniz" dedi.
İlişkiler20 bağlantı · 4 tür
Paralel26:141 51:45 54:31
Aynı ibare7:131 36:18–19
Aynı konu4:78 26:147 42:30
Henüz sınıflandırılmamış3:50 4:79 8:18 11:61 16:45 +7 daha وَكَانَ فِى ٱلۡمَدِينَةِ تِسۡعَةُ رَهۡطٍ يُفۡسِدُونَ فِى ٱلۡأَرۡضِ وَلَا يُصۡلِحُونَ ٤٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şehirde dokuz kişilik bir çete vardı. Bunlar yeryüzünde bozgunculuk yapıyorlar ve ıslaha çalışmıyorlardı.
İlişkiler20 bağlantı · 6 tür
Karşıtlık22:41
Paralel26:141 51:45 54:31
Aynı ibare14:46 26:152
Aynı konu26:147 54:29
Genelleştirir6:123
Henüz sınıflandırılmamış2:11–12 7:86 8:30 11:61 11:91 +6 daha قَالُواْ تَقَاسَمُواْ بِٱللَّهِ لَنُبَيِّتَنَّهُۥ وَأَهۡلَهُۥ ثُمَّ لَنَقُولَنَّ لِوَلِيِّهِۦ مَا شَهِدۡنَا مَهۡلِكَ أَهۡلِهِۦ وَإِنَّا لَصَـٰدِقُونَ ٤٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Aralarında Allah adına and içerek şöyle dediler: "Mutlaka onu ve ailesini geceleyin öldüreceğiz, sonra da velisine; 'Biz onun ailesinin öldürülüşüne şahit olmadık. Biz kesinlikle doğru söyleyenleriz', diyeceğiz."
İlişkiler15 bağlantı · 6 tür
Açıklar15:90
Paralel26:141 51:45 54:31
Aynı ibare14:46
Aynı konu26:147
Genelleştirir6:123
Henüz sınıflandırılmamış8:30 11:61 13:42 16:45 26:159 +3 daha وَمَكَرُواْ مَكۡرًا وَمَكَرۡنَا مَكۡرًا وَهُمۡ لَا يَشۡعُرُونَ ٥٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar bir tuzak kurdular. Farkında değillerken Allah da bir tuzak kurdu.
İlişkiler26 bağlantı · 7 tür
Açıklar16:26
Aynı kök3:54 7:99 16:127
Paralel26:141 51:45 54:31
Aynı ibare14:46
Aynı konu4:142 8:30 13:42 14:46 26:147 +2 daha Genelleştirir6:123
Henüz sınıflandırılmamış2:15 6:123 8:30 11:61 13:42 +5 daha فَٱنظُرۡ كَيۡفَ كَانَ عَـٰقِبَةُ مَكۡرِهِمۡ أَنَّا دَمَّرۡنَـٰهُمۡ وَقَوۡمَهُمۡ أَجۡمَعِينَ ٥١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bak, onların tuzaklarının sonucu nasıl oldu: Biz onları ve kavimlerini topyekun helak ettik.
İlişkiler23 bağlantı · 5 tür
Açıklar16:26 17:16
Paralel26:141 51:45 54:31 69:5
Aynı konu26:147 47:10
Genelleştirir6:123
Henüz sınıflandırılmamış10:13 11:61 13:42 14:21–22 16:45 +9 daha فَتِلۡكَ بُيُوتُهُمۡ خَاوِيَةَۢ بِمَا ظَلَمُوٓاْۗ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً لِّقَوۡمٍ يَعۡلَمُونَ ٥٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İşte zulümleri yüzünden harabeye dönmüş evleri! Şüphesiz bunda bilen bir kavim için bir ibret vardır.
İlişkiler17 bağlantı · 5 tür
Açıklar16:26
Aynı kök2:259
Paralel26:141 26:158 51:45 54:31
Aynı konu26:147 29:38 46:25 51:43–45
Henüz sınıflandırılmamış7:73 11:61 13:42 16:45 26:159 +2 daha وَأَنجَيۡنَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَكَانُواْ يَتَّقُونَ ٥٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İman edip Allah'a karşı gelmekten sakınmakta olanları ise kurtardık.
İlişkiler10 bağlantı · 4 tür
Paralel26:141 51:45 54:31
Aynı konu26:147
Genelleştirir10:103
Henüz sınıflandırılmamış11:61 26:159 30:47 41:18 89:9
وَلُوطًا إِذۡ قَالَ لِقَوۡمِهِۦٓ أَتَأۡتُونَ ٱلۡفَـٰحِشَةَ وَأَنتُمۡ تُبۡصِرُونَ ٥٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Lut'u da (Peygamber olarak gönderdik.) Hani o, kavmine şöyle demişti: "Göz göre göre, o çirkin işi mi yapıyorsunuz?"
İlişkiler27 bağlantı · 5 tür
Aynı kök7:33 16:90
Paralel7:80 7:80–84 26:160 29:28 29:34 +1 daha Aynı ibare29:28
Aynı konu4:16 21:74 29:32 50:13
Henüz sınıflandırılmamış7:80 7:81 11:61 11:77–78 26:160–175 +9 daha أَئِنَّكُمۡ لَتَأۡتُونَ ٱلرِّجَالَ شَهۡوَةً مِّن دُونِ ٱلنِّسَآءِۚ بَلۡ أَنتُمۡ قَوۡمٌ تَجۡهَلُونَ ٥٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Siz kadınları bırakıp şehvetle erkeklere mi varıyorsunuz? Doğrusu siz ne yaptığını bilmez bir toplumsunuz."
İlişkiler21 bağlantı · 5 tür
Aynı kök7:33
Paralel26:160–166 26:160 26:165 29:28 29:34 +1 daha Aynı ibare7:81 29:29
Aynı konu4:16 21:74 29:32 50:13
Henüz sınıflandırılmamış7:80 7:81 26:165 26:165–166 27:54 +3 daha Sayfa 382 Neml
۞ فَمَا كَانَ جَوَابَ قَوۡمِهِۦٓ إِلَّآ أَن قَالُوٓاْ أَخۡرِجُوٓاْ ءَالَ لُوطٍ مِّن قَرۡيَتِكُمۡۖ إِنَّهُمۡ أُنَاسٌ يَتَطَهَّرُونَ ٥٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bunun üzerine kavminin cevabı ancak şöyle demek oldu: "Lut'un ailesini memleketinizden çıkarın. Çünkü onlar temiz kalmak isteyen insanlarmış(!)"
İlişkiler16 bağlantı · 6 tür
Aynı kök7:33
Paralel26:160 26:167 29:34 53:53
Aynı ibare7:82
Aynı konu4:16 11:77–83 29:32 50:13
Genelleştirir14:13
Henüz sınıflandırılmamış7:88 11:24 26:165 37:133 54:33
فَأَنجَيۡنَـٰهُ وَأَهۡلَهُۥٓ إِلَّا ٱمۡرَأَتَهُۥ قَدَّرۡنَـٰهَا مِنَ ٱلۡغَـٰبِرِينَ ٥٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz de onu ve ailesini kurtardık. Ancak karısı başka. Onun geride kalıp helak olmasını takdir ettik.
İlişkiler26 bağlantı · 4 tür
Aynı kök2:282 7:33
Paralel7:82–83 7:83 11:81 15:60 26:160 +5 daha Aynı konu4:16 11:46 50:13
Henüz sınıflandırılmamış7:85 26:165 29:29–32 34:13 37:76 +6 daha وَأَمۡطَرۡنَا عَلَيۡهِم مَّطَرًاۖ فَسَآءَ مَطَرُ ٱلۡمُنذَرِينَ ٥٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onların üzerine bir yağmur (gibi taş) yağdırdık. (Başlarına gelecekler konusunda) uyarılanların yağmuru ne kötüydü!
İlişkiler18 bağlantı · 5 tür
Aynı kök7:33
Paralel11:82 15:74 29:34 51:33 53:53 +1 daha Aynı ibare7:84 26:173
Aynı konu4:16 29:40 50:13 105:4
Henüz sınıflandırılmamış15:59–75 26:161–173 26:165 37:133 54:33
قُلِ ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ وَسَلَـٰمٌ عَلَىٰ عِبَادِهِ ٱلَّذِينَ ٱصۡطَفَىٰٓۗ ءَآللَّهُ خَيۡرٌ أَمَّا يُشۡرِكُونَ ٥٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Ey Muhammed!) De ki: "Hamd Allah'a mahsustur. Selam onun seçtiği kullarına." Allah mı daha hayırlıdır, yoksa onların ortak koştukları mı?
İlişkiler19 bağlantı · 3 tür
Aynı kök20:47
Aynı konu6:19 12:38 15:96 17:22 17:39 +10 daha Henüz sınıflandırılmamış17:56 34:1 58:8
أَمَّنۡ خَلَقَ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ وَأَنزَلَ لَكُم مِّنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءً فَأَنۢبَتۡنَا بِهِۦ حَدَآئِقَ ذَاتَ بَهۡجَةٍ مَّا كَانَ لَكُمۡ أَن تُنۢبِتُواْ شَجَرَهَآۗ أَءِلَـٰهٌ مَّعَ ٱللَّهِۚ بَلۡ هُمۡ قَوۡمٌ يَعۡدِلُونَ ٦٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yahut gökleri ve yeri yaratan ve size gökten yağmur indirip, onunla, ağaçlarını sizin yetiştiremeyeceğiniz gönül alıcı güzel bahçeler meydana getiren mi? Allah ile birlikte başka ilah mı var!? Hayır, onlar (Allah'a) eş tutan bir kavimdir.
İlişkiler28 bağlantı · 4 tür
Aynı kök6:150
Aynı ibare23:18 35:27
Aynı konu6:1 6:19 15:96 17:22 17:39 +8 daha Henüz sınıflandırılmamış6:73 16:11 18:45 20:53 21:22 +7 daha أَمَّن جَعَلَ ٱلۡأَرۡضَ قَرَارًا وَجَعَلَ خِلَـٰلَهَآ أَنۡهَـٰرًا وَجَعَلَ لَهَا رَوَٰسِىَ وَجَعَلَ بَيۡنَ ٱلۡبَحۡرَيۡنِ حَاجِزًاۗ أَءِلَـٰهٌ مَّعَ ٱللَّهِۚ بَلۡ أَكۡثَرُهُمۡ لَا يَعۡلَمُونَ ٦١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yahut yeryüzünü karar kılma yeri yapan, içinde nehirler akıtan, onun için oturaklı dağlar yapan ve iki denizin arasına bir engel koyan mı? Allah ile birlikte başka bir ilah mı var!? Hayır, onların çoğu bilmiyor!
İlişkiler28 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare40:64
Aynı konu6:19 13:3 15:19 15:96 17:22 +11 daha Henüz sınıflandırılmamış2:163–168 16:15 16:16 20:53 21:22 +6 daha أَمَّن يُجِيبُ ٱلۡمُضۡطَرَّ إِذَا دَعَاهُ وَيَكۡشِفُ ٱلسُّوٓءَ وَيَجۡعَلُكُمۡ خُلَفَآءَ ٱلۡأَرۡضِۗ أَءِلَـٰهٌ مَّعَ ٱللَّهِۚ قَلِيلًا مَّا تَذَكَّرُونَ ٦٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yahut kendisine dua ettiği zaman zorda kalmışa cevap veren ve başa gelen kötülüğü kaldıran, sizi yeryüzünün halifeleri kılan mı? Allah ile birlikte başka ilah mı var!? Ne kadar az düşünüyorsunuz!
İlişkiler31 bağlantı · 3 tür
Aynı kök6:165
Henüz sınıflandırılmamış2:30 6:133 10:14 10:107 12:34 +9 daha أَمَّن يَهۡدِيكُمۡ فِى ظُلُمَـٰتِ ٱلۡبَرِّ وَٱلۡبَحۡرِ وَمَن يُرۡسِلُ ٱلرِّيَـٰحَ بُشۡرَۢا بَيۡنَ يَدَىۡ رَحۡمَتِهِۦٓۗ أَءِلَـٰهٌ مَّعَ ٱللَّهِۚ تَعَـٰلَى ٱللَّهُ عَمَّا يُشۡرِكُونَ ٦٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yahut karanın ve denizin karanlıklarında size yolunuzu gösteren ve rahmetinin önünden rüzgarları bir müjdeci olarak gönderen mi? Allah ile birlikte başka bir ilah mı var!? Allah, onların ortak koştuklarından yücedir.
İlişkiler28 bağlantı · 4 tür
Aynı kök58:13
Aynı ibare6:63–64 6:63 6:97 7:57 25:48 +2 daha Aynı konu6:19 15:96 16:15–16 17:22 17:39 +6 daha Henüz sınıflandırılmamış20:53 21:22 22:63 25:48–49 25:49 +4 daha Sayfa 383 Neml
أَمَّن يَبۡدَؤُاْ ٱلۡخَلۡقَ ثُمَّ يُعِيدُهُۥ وَمَن يَرۡزُقُكُم مِّنَ ٱلسَّمَآءِ وَٱلۡأَرۡضِۗ أَءِلَـٰهٌ مَّعَ ٱللَّهِۚ قُلۡ هَاتُواْ بُرۡهَـٰنَكُمۡ إِن كُنتُمۡ صَـٰدِقِينَ ٦٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yoksa, başlangıçta yaratmayı yapan, sonra onu tekrarlayan ve sizi gökten ve yerden rızıklandıran mı? Allah ile birlikte başka bir ilah mı var!? De ki, "Eğer doğru söyleyenler iseniz kesin delilinizi getirin."
İlişkiler27 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare10:4 29:19 30:11–35
Aynı konu6:19 15:96 17:22 17:39 23:116–117 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış7:29 10:34 17:56 18:51 21:22 +10 daha قُل لَّا يَعۡلَمُ مَن فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ ٱلۡغَيۡبَ إِلَّا ٱللَّهُۚ وَمَا يَشۡعُرُونَ أَيَّانَ يُبۡعَثُونَ ٦٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
De ki: "Göktekiler ve yerdekiler gaybı bilemezler, ancak Allah bilir. Onlar öldükten sonra ne zaman diriltileceklerinin de farkında değildirler."
İlişkiler22 bağlantı · 4 tür
Aynı ibare16:21
Aynı konu6:59 16:77 18:26 34:3 35:38
Genelleştirir7:188
Henüz sınıflandırılmamış2:33 3:179 11:123 16:22 21:22 +10 daha بَلِ ٱدَّٰرَكَ عِلۡمُهُمۡ فِى ٱلۡـَٔاخِرَةِۚ بَلۡ هُمۡ فِى شَكٍّ مِّنۡهَاۖ بَلۡ هُم مِّنۡهَا عَمُونَ ٦٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ahiret (gününün gerçekleşeceği) hakkında bilgi (peygamberler aracılığı ile) onlara peş peşe gelmiştir. Fakat onlar bu konuda şüphe içindedirler. Daha doğrusu onlar ahiretten yana kördürler.
İlişkiler9 bağlantı · 2 tür
Aynı konu31:34 34:21
Henüz sınıflandırılmamış6:113 7:187 29:64 30:7 39:45 +2 daha وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓاْ أَءِذَا كُنَّا تُرَٰبًا وَءَابَآؤُنَآ أَئِنَّا لَمُخۡرَجُونَ ٦٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İnkar edenler dediler ki: "Biz ve babalarımız toprak olmuş iken mi, gerçekten bizler mi (diriltilip) çıkarılacağız?"
İlişkiler24 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare34:7
Aynı konu13:5 19:66 23:35 23:82 37:16 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış6:29 11:7 16:24 16:38 17:49 +11 daha لَقَدۡ وُعِدۡنَا هَـٰذَا نَحۡنُ وَءَابَآؤُنَا مِن قَبۡلُ إِنۡ هَـٰذَآ إِلَّآ أَسَـٰطِيرُ ٱلۡأَوَّلِينَ ٦٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Andolsun, bizler de bizden önce babalarımız da bununla tehdit edilmiştik. Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir."
İlişkiler14 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare6:25 8:31 16:24 23:82–83 23:83 +2 daha Aynı konu23:82 44:36
Henüz sınıflandırılmamış16:24 36:5 36:6 68:15 83:13
قُلۡ سِيرُواْ فِى ٱلۡأَرۡضِ فَٱنظُرُواْ كَيۡفَ كَانَ عَـٰقِبَةُ ٱلۡمُجۡرِمِينَ ٦٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
De ki: "Yeryüzünde dolaşın da suçluların sonunun nasıl olduğuna bir bakın."
İlişkiler13 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare3:137 6:11 16:36
Aynı konu12:109 30:9 35:44 40:21 40:82 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış8:8 20:128 22:46 30:42
وَلَا تَحۡزَنۡ عَلَيۡهِمۡ وَلَا تَكُن فِى ضَيۡقٍ مِّمَّا يَمۡكُرُونَ ٧٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlardan yana üzülme. Kurdukları tuzaklardan ötürü de sıkıntıya düşme.
İlişkiler13 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare16:127
Aynı konu6:33 10:65 15:88 18:6 26:3 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış5:68 13:30 22:52 33:48 39:38
وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هَـٰذَا ٱلۡوَعۡدُ إِن كُنتُمۡ صَـٰدِقِينَ ٧١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar, "Eğer doğru söyleyenler iseniz, bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?" diyorlar.
İlişkiler16 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare10:48 21:38 21:38–39 34:29 67:25
Aynı konu6:33 26:204 29:53–55 70:6 75:6
Henüz sınıflandırılmamış2:37 10:50 32:28 36:48–50 36:48 +1 daha قُلۡ عَسَىٰٓ أَن يَكُونَ رَدِفَ لَكُم بَعۡضُ ٱلَّذِى تَسۡتَعۡجِلُونَ ٧٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
De ki: "Belki de acele gelmesini istediğiniz şeyin bir kısmı size çok yaklaşmıştır."
İlişkiler11 bağlantı · 2 tür
Aynı konu6:58 10:51 16:1 21:37 26:204 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış10:50 36:48–52
وَإِنَّ رَبَّكَ لَذُو فَضۡلٍ عَلَى ٱلنَّاسِ وَلَـٰكِنَّ أَكۡثَرَهُمۡ لَا يَشۡكُرُونَ ٧٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz senin Rabbin insanlara karşı lütuf sahibidir. Ancak onların çoğu şükretmezler.
İlişkiler6 bağlantı · 2 tür
Aynı ibare2:243 10:60 40:61
Henüz sınıflandırılmamış7:10 39:66 67:23
وَإِنَّ رَبَّكَ لَيَعۡلَمُ مَا تُكِنُّ صُدُورُهُمۡ وَمَا يُعۡلِنُونَ ٧٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz senin Rabbin, onların kalplerinin gizlediği şeyleri de, açığa çıkardıklarını da mutlaka bilir.
İlişkiler15 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare28:69
Aynı konu36:76
Henüz sınıflandırılmamış2:77 2:235 3:5 3:167 5:61 +8 daha وَمَا مِنۡ غَآئِبَةٍ فِى ٱلسَّمَآءِ وَٱلۡأَرۡضِ إِلَّا فِى كِتَـٰبٍ مُّبِينٍ ٧٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Gökte ve yerde gaib (gizli) hiçbir şey yoktur ki apaçık bir Kitap'ta (Levh-i Mahfuz'da) olmasın.
İlişkiler9 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare6:59 11:6 34:3
Aynı konu13:39 35:11
Henüz sınıflandırılmamış10:61 20:52 24:59 43:8
إِنَّ هَـٰذَا ٱلۡقُرۡءَانَ يَقُصُّ عَلَىٰ بَنِىٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ أَكۡثَرَ ٱلَّذِى هُمۡ فِيهِ يَخۡتَلِفُونَ ٧٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz bu Kur'an, İsrailoğullarına üzerinde ayrılığa düştükleri şeylerin çoğunu açıklıyor.
İlişkiler8 bağlantı · 2 tür
Aynı konu10:93 11:110 16:64 41:45
Henüz sınıflandırılmamış2:113 3:73 12:3 16:39
Sayfa 384 Neml
وَإِنَّهُۥ لَهُدًى وَرَحۡمَةٌ لِّلۡمُؤۡمِنِينَ ٧٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz o, elbette mü'minler için bir hidayet ve bir rahmettir.
İlişkiler9 bağlantı · 2 tür
Aynı ibare7:203 10:57 16:64 31:3
Henüz sınıflandırılmamış10:38 12:111 17:82 27:2 45:20
إِنَّ رَبَّكَ يَقۡضِى بَيۡنَهُم بِحُكۡمِهِۦۚ وَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡعَلِيمُ ٧٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz senin Rabbin, onların arasında hükmünü verecektir. O, mutlak güç sahibidir, hakkıyla bilendir.
İlişkiler3 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare10:93
Aynı konu2:113
Henüz sınıflandırılmamış2:272
فَتَوَكَّلۡ عَلَى ٱللَّهِۖ إِنَّكَ عَلَى ٱلۡحَقِّ ٱلۡمُبِينِ ٧٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Öyle ise Allah'a tevekkül et. Çünkü sen apaçık bir hak üzere bulunuyorsun.
İlişkiler5 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare33:45–48
Aynı konu67:29
Henüz sınıflandırılmamış3:60 65:3 68:4
إِنَّكَ لَا تُسۡمِعُ ٱلۡمَوۡتَىٰ وَلَا تُسۡمِعُ ٱلصُّمَّ ٱلدُّعَآءَ إِذَا وَلَّوۡاْ مُدۡبِرِينَ ٨٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz sen ölülere duyuramazsın. Arkalarına dönüp kaçarlarken sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.
İlişkiler28 bağlantı · 4 tür
Devam eder27:81
Aynı ibare10:42 21:45 30:52 30:52–53 30:53 +1 daha Aynı konu6:36 10:43 16:104 35:22 36:70 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış2:154 2:213 2:256 3:169 4:88 +10 daha وَمَآ أَنتَ بِهَـٰدِى ٱلۡعُمۡىِ عَن ضَلَـٰلَتِهِمۡۖ إِن تُسۡمِعُ إِلَّا مَن يُؤۡمِنُ بِـَٔايَـٰتِنَا فَهُم مُّسۡلِمُونَ ٨١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Körleri sapıklıklarından vazgeçirip doğru yola getiremezsin. Ancak ayetlerimize inanıp da müslüman olmuş olanlara duyurabilirsin.
İlişkiler29 bağlantı · 4 tür
Devam eder27:80
Aynı ibare10:42 30:52 30:52–53 30:53 43:40
Aynı konu6:36 6:39 6:50 6:104 7:179 +9 daha Henüz sınıflandırılmamış4:88 10:42 10:43 12:103 18:57 +4 daha ۞ وَإِذَا وَقَعَ ٱلۡقَوۡلُ عَلَيۡهِمۡ أَخۡرَجۡنَا لَهُمۡ دَآبَّةً مِّنَ ٱلۡأَرۡضِ تُكَلِّمُهُمۡ أَنَّ ٱلنَّاسَ كَانُواْ بِـَٔايَـٰتِنَا لَا يُوقِنُونَ ٨٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Kıyametin kopacağına dair) o söz başlarına gelince, onlar için yerden kendilerine bir dabbe (canlı bir yaratık) çıkarırız. O, onlara insanların ayetlerimize kesin olarak inanmadıklarını söyler.
İlişkiler40 bağlantı · 3 tür
Aynı kök2:164 6:38 11:56 24:45 31:10
Aynı konu44:9–11 45:4 54:1–4 99:4 99:4–5
Henüz sınıflandırılmamış3:1 7:1 8:22 9:1 10:1 +25 daha وَيَوۡمَ نَحۡشُرُ مِن كُلِّ أُمَّةٍ فَوۡجًا مِّمَّن يُكَذِّبُ بِـَٔايَـٰتِنَا فَهُمۡ يُوزَعُونَ ٨٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Her ümmetten ayetlerimizi yalanlayanlarından bir grubu toplayacağımız ve bunların (topluca hesap yerine) sevk edilecekleri günü hatırla.
İlişkiler9 bağlantı · 3 tür
Paralel41:19
Aynı konu6:22 6:38 18:47
Henüz sınıflandırılmamış6:35 17:71 19:68–69 19:69 19:95
حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءُو قَالَ أَكَذَّبۡتُم بِـَٔايَـٰتِى وَلَمۡ تُحِيطُواْ بِهَا عِلۡمًا أَمَّاذَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ ٨٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hesap yerine geldiklerinde Allah şöyle der: "Siz benim ayetlerimi, onları ilmen kavramamışken yalanladınız öyle mi? Yoksa ne yapıyordunuz ki?!"
İlişkiler8 bağlantı · 2 tür
Aynı konu10:39
Henüz sınıflandırılmamış6:49 6:70 10:38–48 23:105 30:10 +2 daha وَوَقَعَ ٱلۡقَوۡلُ عَلَيۡهِم بِمَا ظَلَمُواْ فَهُمۡ لَا يَنطِقُونَ ٨٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Zulümlerinden dolayı sözü edilen azap tepelerine iner de artık konuşamazlar.
İlişkiler15 bağlantı · 2 tür
Aynı konu40:52 55:39 66:7 77:35
Henüz sınıflandırılmamış16:84 21:29 23:108 30:57 39:71–72 +6 daha أَلَمۡ يَرَوۡاْ أَنَّا جَعَلۡنَا ٱلَّيۡلَ لِيَسۡكُنُواْ فِيهِ وَٱلنَّهَارَ مُبۡصِرًاۚ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَـٰتٍ لِّقَوۡمٍ يُؤۡمِنُونَ ٨٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar görmüyorlar mı ki, biz geceyi içinde rahat etsinler diye, gündüzü de (her şeyi) gösterici (aydınlık) olarak yarattık. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için elbette (Allah varlığını gösteren) deliller vardır.
İlişkiler9 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare6:96 10:67 17:12 25:62 30:23
Aynı konu28:71
Henüz sınıflandırılmamış16:12 28:71–73 40:61
وَيَوۡمَ يُنفَخُ فِى ٱلصُّورِ فَفَزِعَ مَن فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَمَن فِى ٱلۡأَرۡضِ إِلَّا مَن شَآءَ ٱللَّهُۚ وَكُلٌّ أَتَوۡهُ دَٰخِرِينَ ٨٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sur'a üfürüleceği ve Allah'ın dilediği kimselerden başka göklerdeki herkesin, yerdeki herkesin korkuya kapılacağı günü hatırla. Hepsi de boyunlarını bükerek O'na gelirler.
İlişkiler20 bağlantı · 4 tür
Paralel39:68 50:19–35 78:18
Aynı ibare6:73 20:102
Aynı konu22:2 23:101 34:51 37:18
Henüz sınıflandırılmamış17:104 18:47 18:99 21:103 22:18 +6 daha وَتَرَى ٱلۡجِبَالَ تَحۡسَبُهَا جَامِدَةً وَهِىَ تَمُرُّ مَرَّ ٱلسَّحَابِۚ صُنۡعَ ٱللَّهِ ٱلَّذِىٓ أَتۡقَنَ كُلَّ شَىۡءٍۚ إِنَّهُۥ خَبِيرُۢ بِمَا تَفۡعَلُونَ ٨٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Dağları görürsün, onları hareketsiz sanırsın. Halbuki onlar bulutların geçişi gibi hareket ederler. Bunu, her şeyi sağlam ve yerli yerince yapan Allah yapmıştır. Şüphesiz O, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.
İlişkiler18 bağlantı · 2 tür
Aynı konu16:15 18:47 22:2 52:10 56:5 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış2:59 3:190 20:105 36:40 68:1 +4 daha Sayfa 385 Neml
مَن جَآءَ بِٱلۡحَسَنَةِ فَلَهُۥ خَيۡرٌ مِّنۡهَا وَهُم مِّن فَزَعٍ يَوۡمَئِذٍ ءَامِنُونَ ٨٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Her kim iyi amel getirirse, ona ondan daha hayırlısı vardır. Onlar o gün korkudan emindirler.
İlişkiler32 bağlantı · 4 tür
Açıklar4:40 6:160
Aynı ibare6:160 28:84 36:54
Aynı konu22:2 34:33 34:37 42:40
Henüz sınıflandırılmamış2:21 2:261 3:161 4:123 6:48 +18 daha وَمَن جَآءَ بِٱلسَّيِّئَةِ فَكُبَّتۡ وُجُوهُهُمۡ فِى ٱلنَّارِ هَلۡ تُجۡزَوۡنَ إِلَّا مَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ ٩٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kimler de kötü amel getirirse, yüzüstü ateşe atılırlar. (Onlara), "Ancak yaptıklarınızın karşılığını görüyorsunuz" (denir.)
İlişkiler33 bağlantı · 4 tür
Aynı kök11:114
Aynı ibare6:160 10:52 28:84 36:54
Aynı konu17:97 23:104 26:94 34:33 42:40 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış2:81 2:261 3:161 4:123 6:160 +17 daha إِنَّمَآ أُمِرۡتُ أَنۡ أَعۡبُدَ رَبَّ هَـٰذِهِ ٱلۡبَلۡدَةِ ٱلَّذِى حَرَّمَهَا وَلَهُۥ كُلُّ شَىۡءٍۖ وَأُمِرۡتُ أَنۡ أَكُونَ مِنَ ٱلۡمُسۡلِمِينَ ٩١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(91-92) De ki: "Bana ancak, bu beldenin (Mekke'nin); onu mukaddes kılan ve her şey kendisine ait olan Rabbine kulluk yapmam emredildi. Yine bana, müslümanlardan olmam ve Kur'an'ı okumam emredildi." Artık kim doğru yola girerse yalnız kendisi için girer. Kim de doğru yoldan saparsa, de ki: "Ben ancak uyarıcılardanım."
İlişkiler12 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare10:72 106:3
Aynı konu6:14 6:71 6:163 39:12
Henüz sınıflandırılmamış3:96 14:2 22:78 30:44 41:33 +1 daha وَأَنۡ أَتۡلُوَاْ ٱلۡقُرۡءَانَۖ فَمَنِ ٱهۡتَدَىٰ فَإِنَّمَا يَهۡتَدِى لِنَفۡسِهِۦۖ وَمَن ضَلَّ فَقُلۡ إِنَّمَآ أَنَا۠ مِنَ ٱلۡمُنذِرِينَ ٩٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(91-92) De ki: "Bana ancak, bu beldenin (Mekke'nin); onu mukaddes kılan ve her şey kendisine ait olan Rabbine kulluk yapmam emredildi. Yine bana, müslümanlardan olmam ve Kur'an'ı okumam emredildi." Artık kim doğru yola girerse yalnız kendisi için girer. Kim de doğru yoldan saparsa, de ki: "Ben ancak uyarıcılardanım."
İlişkiler13 bağlantı · 4 tür
Aynı hüküm18:27
Aynı ibare10:108
Aynı konu7:188 34:50
Henüz sınıflandırılmamış6:94 6:164 17:15 28:85 29:45 +4 daha وَقُلِ ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ سَيُرِيكُمۡ ءَايَـٰتِهِۦ فَتَعۡرِفُونَهَاۚ وَمَا رَبُّكَ بِغَـٰفِلٍ عَمَّا تَعۡمَلُونَ ٩٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
De ki: "Hamd Allah'a mahsustur. O, ayetlerini size gösterecek ve siz de onları tanıyacaksınız. Rabbin, yaptıklarınızdan habersiz değildir."
İlişkiler18 bağlantı · 4 tür
Açıklar41:53
Aynı ibare2:74 14:42 40:13 40:81
Aynı konu21:37
Henüz sınıflandırılmamış10:20 11:17 11:111 12:105 24:61 +7 daha