فَأَصۡبَحَ فِى ٱلۡمَدِينَةِ خَآئِفًا يَتَرَقَّبُ فَإِذَا ٱلَّذِى ٱسۡتَنصَرَهُۥ بِٱلۡأَمۡسِ يَسۡتَصۡرِخُهُۥۚ قَالَ لَهُۥ مُوسَىٰٓ إِنَّكَ لَغَوِىٌّ مُّبِينٌ ١٨
فَأَصۡبَحَ sabahladı فِى şehirde ٱلۡمَدِينَةِ the city EN خَآئِفٗا korku içinde يَتَرَقَّبُ gözetleyerek فَإِذَا bir de baktı ki ٱلَّذِى kendisinden yardım isteyen ٱسۡتَنصَرَهُۥ sought his help EN بِٱلۡأَمۡسِ dün يَسۡتَصۡرِخُهُۥۚ yine feryadediyor قَالَ dedi لَهُۥ ona مُوسَىٰٓ Musa EN إِنَّكَ gerçekten sen لَغَوِىّٞ bir azgınsın مُّبِينٞ belli ki
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Korkarak, etrafı gözetleyerek şehirde sabahladı. Bir de ne görsün, dün kendisinden yardım isteyen yine feryat ederek ondan yardım istiyordu. Musa da ona, "Belli ki sen azgın bir kimsesin" dedi.
İlişkiler14 bağlantı · 5 tür
Açıklar26:14 26:19 26:21
Paralel19:52 19:53 20:10 20:40
Aynı ibare23:28 28:21
Aynı konu19:51 26:20
Henüz sınıflandırılmamış20:39 20:40 27:7