وَجَآءَ رَجُلٌ مِّنۡ أَقۡصَا ٱلۡمَدِينَةِ يَسۡعَىٰ قَالَ يَـٰمُوسَىٰٓ إِنَّ ٱلۡمَلَأَ يَأۡتَمِرُونَ بِكَ لِيَقۡتُلُوكَ فَٱخۡرُجۡ إِنِّى لَكَ مِنَ ٱلنَّـٰصِحِينَ ٢٠
وَجَآءَ ve geldi رَجُلٞ bir adam مِّنۡ öbür ucundan أَقۡصَا (the) farthest end EN ٱلۡمَدِينَةِ şehrin يَسۡعَىٰ koşarak قَالَ dedi يَـٰمُوسَىٰٓ ey Musa إِنَّ şüphesiz ki ٱلۡمَلَأَ ileri gelenler يَأۡتَمِرُونَ aralarında konuşuyorlar بِكَ seni لِيَقۡتُلُوكَ seni öldürmek için فَٱخۡرُجۡ sen çık (git) إِنِّى elbette ben لَكَ sana مِنَ öğüt verenlerden(im) ٱلنَّـٰصِحِينَ the sincere advisors EN
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şehrin öbür ucundan koşarak bir adam geldi. "Ey Musa! İleri gelenler seni öldürmek için aralarında senin durumunu görüşüyorlar. Şehirden hemen çık. Şüphesiz ben sana öğüt verenlerdenim" dedi.
İlişkiler18 bağlantı · 5 tür
Açıklar26:14 26:19 26:21
Paralel19:52 19:53 20:10 20:40
Aynı ibare23:28 36:20
Aynı konu19:51 40:28
Henüz sınıflandırılmamış17:1 20:39 20:40 26:21 27:7 40:5 56:6