فَخَرَجَ عَلَىٰ قَوۡمِهِۦ فِى زِينَتِهِۦۖ قَالَ ٱلَّذِينَ يُرِيدُونَ ٱلۡحَيَوٰةَ ٱلدُّنۡيَا يَـٰلَيۡتَ لَنَا مِثۡلَ مَآ أُوتِىَ قَـٰرُونُ إِنَّهُۥ لَذُو حَظٍّ عَظِيمٍ ٧٩
فَخَرَجَ (Karun) çıktı عَلَىٰ karşısına قَوۡمِهِۦ kavminin فِى içinde زِينَتِهِۦۖ süsü (debdebesi) قَالَ dedi(ler) ٱلَّذِينَ kimseler يُرِيدُونَ isteyen(ler) ٱلۡحَيَوٰةَ hayatını ٱلدُّنۡيَا dünya يَـٰلَيۡتَ ey keşke لَنَا bize verilseydi مِثۡلَ bir benzeri مَآ şeyin أُوتِىَ verilen قَـٰرُونُ Karun'a إِنَّهُۥ gerçekten onun لَذُو vardır حَظٍّ şansı عَظِيمٖ büyük
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Karun, zineti ve görkemi içerisinde kavminin karşısına çıktı. Dünya hayatını arzu edenler, "Keşke Karun'a verilen (servet) gibi bizim de (servetimiz) olsaydı. Şüphesiz o büyük bir servet sahibidir" dediler.
İlişkiler16 bağlantı · 6 tür
Açıklar29:39
Paralel19:52 19:53
Aynı ibare13:26 41:35
Aynı konu3:14 19:51 46:20
Genelleştirir39:49
Henüz sınıflandırılmamış6:46 7:31 29:40 30:9 39:50 42:27 92:8