فَلَمَّآ أَتَىٰهَا نُودِىَ مِن شَـٰطِئِ ٱلۡوَادِ ٱلۡأَيۡمَنِ فِى ٱلۡبُقۡعَةِ ٱلۡمُبَـٰرَكَةِ مِنَ ٱلشَّجَرَةِ أَن يَـٰمُوسَىٰٓ إِنِّىٓ أَنَا ٱللَّهُ رَبُّ ٱلۡعَـٰلَمِينَ ٣٠
فَلَمَّآ ne zaman ki أَتَىٰهَا oraya gelince نُودِىَ şöyle seslenildi مِن kıyısından شَـٰطِئِ (the) side EN ٱلۡوَادِ vadinin ٱلۡأَيۡمَنِ sağdaki فِى yerdeki ٱلۡبُقۡعَةِ the place even EN ٱلۡمُبَـٰرَكَةِ mübarek مِنَ ağaçtan ٱلشَّجَرَةِ the tree EN أَن diye يَـٰمُوسَىٰٓ ey Musa إِنِّىٓ muhakkak ben أَنَا benim ٱللَّهُ Allah EN رَبُّ Rabbi ٱلۡعَـٰلَمِينَ alemlerin
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Musa, ateşin yanına gelince, o mübarek yerdeki vadinin sağ tarafındaki ağaçtan şöyle seslenildi: "Ey Musa! Şüphesiz ben, evet, ben alemlerin Rabbi olan Allah'ım."
İlişkiler36 bağlantı · 6 tür
Aynı kök7:137 48:29 90:18
Paralel19:52 19:53 20:10 20:11 20:12 26:33 27:7 27:8 27:9 27:10 27:12 27:13 Tümünü göster (+1)
Aynı ibare1:2 23:28
Aynı konu17:101 19:51 27:12
Genelleştirir42:51
Henüz sınıflandırılmamış7:19 10:11–12 16:1 19:52 20:10–14 20:11 20:41 20:93 20:96 27:7 27:7–8 53:14 Tümünü göster (+2)