بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِBu sure besmeleyle başlar (ayet sayılmaz).
الٓمٓ ١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İlişkiler10 bağlantı · 1 tür
Henüz sınıflandırılmamış2:1 13:38 15:29 27:82 33:11 +5 daha أَحَسِبَ ٱلنَّاسُ أَن يُتۡرَكُوٓاْ أَن يَقُولُوٓاْ ءَامَنَّا وَهُمۡ لَا يُفۡتَنُونَ ٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İnsanlar, "İnandık" demekle imtihan edilmeden bırakılacaklarını mı zannederler.
İlişkiler28 bağlantı · 4 tür
Açıklar47:31
Aynı ibare3:142 9:16
Aynı konu2:214 3:142 3:179 3:186 5:41 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış2:155 2:214 3:141 3:179 3:186 +11 daha وَلَقَدۡ فَتَنَّا ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِمۡۖ فَلَيَعۡلَمَنَّ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ صَدَقُواْ وَلَيَعۡلَمَنَّ ٱلۡكَـٰذِبِينَ ٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun, biz onlardan öncekileri de imtihan etmiştik. Allah, doğru söyleyenleri de mutlaka bilir, yalancıları da mutlaka bilir.
İlişkiler18 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare3:140 3:142 9:16 29:11 57:25
Aynı konu2:143 2:155 3:166–167 3:179 21:35 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış2:214 3:179 3:186 7:168 9:101 +1 daha أَمۡ حَسِبَ ٱلَّذِينَ يَعۡمَلُونَ ٱلسَّيِّـَٔاتِ أَن يَسۡبِقُونَاۚ سَآءَ مَا يَحۡكُمُونَ ٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yoksa kötülük yapanlar, bizden kaçıp kurtulacaklarını mı sandılar. Ne kötü hükmediyorlar!
İlişkiler6 bağlantı · 2 tür
Aynı konu8:59
Henüz sınıflandırılmamış9:101 45:21 49:18 68:36 89:14
مَن كَانَ يَرۡجُواْ لِقَآءَ ٱللَّهِ فَإِنَّ أَجَلَ ٱللَّهِ لَـَٔاتٍۚ وَهُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلۡعَلِيمُ ٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Her kim Allah'a kavuşmayı umarsa, bilsin ki Allah'ın tayin ettiği o vakit elbette gelecektir. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
İlişkiler10 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare18:110
Aynı konu13:2 84:6
Henüz sınıflandırılmamış3:97 7:34 9:101 39:9 71:4 +2 daha وَمَن جَـٰهَدَ فَإِنَّمَا يُجَـٰهِدُ لِنَفۡسِهِۦٓۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَغَنِىٌّ عَنِ ٱلۡعَـٰلَمِينَ ٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Her kim cihad ederse, ancak kendisi için cihad etmiş olur. Şüphesiz Allah, alemlere muhtaç değildir.
İlişkiler13 bağlantı · 4 tür
Aynı kök25:52 60:1
Aynı ibare39:7
Aynı konu9:88 47:38 84:6
Henüz sınıflandırılmamış3:97 5:35 8:66 9:16 9:101 +2 daha Sayfa 397 Ankebut
وَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ لَنُكَفِّرَنَّ عَنۡهُمۡ سَيِّـَٔاتِهِمۡ وَلَنَجۡزِيَنَّهُمۡ أَحۡسَنَ ٱلَّذِى كَانُواْ يَعۡمَلُونَ ٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İman edip salih amel işleyenlerin kötülüklerini elbette örteceğiz. Onları işlediklerinin daha güzeliyle mükafatlandıracağız.
İlişkiler26 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare3:195 39:35 48:5
Aynı konu4:31 5:12 6:160 16:96 25:70–71 +5 daha Henüz sınıflandırılmamış2:25 9:101 9:121 11:114 22:23 +8 daha وَوَصَّيۡنَا ٱلۡإِنسَـٰنَ بِوَٰلِدَيۡهِ حُسۡنًاۖ وَإِن جَـٰهَدَاكَ لِتُشۡرِكَ بِى مَا لَيۡسَ لَكَ بِهِۦ عِلۡمٌ فَلَا تُطِعۡهُمَآۚ إِلَىَّ مَرۡجِعُكُمۡ فَأُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ ٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz, insana, ana babasına iyilik etmesini emrettik. Şayet onlar seni, hakkında hiçbir bilgin olmayan şeyi bana ortak koşman için zorlarlarsa, bu takdirde onlara itaat etme. Dönüşünüz ancak bana olacaktır ve ben yapmakta olduklarınızı size haber vereceğim.
İlişkiler17 bağlantı · 5 tür
Sınırlandırır2:83 17:23
Aynı hüküm4:36 6:151 17:23 17:23–24 31:15
Aynı ibare31:14 46:15
Aynı konu19:14 19:32
Henüz sınıflandırılmamış9:101 17:36 18:80 31:14–15 40:42 +1 daha وَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ لَنُدۡخِلَنَّهُمۡ فِى ٱلصَّـٰلِحِينَ ٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İman edip de salih amel işleyenler var ya, biz onları mutlaka salihler (iyiler) arasına sokacağız.
İlişkiler5 bağlantı · 2 tür
Aynı konu4:69 12:101
Henüz sınıflandırılmamış9:101 26:83 29:7
وَمِنَ ٱلنَّاسِ مَن يَقُولُ ءَامَنَّا بِٱللَّهِ فَإِذَآ أُوذِىَ فِى ٱللَّهِ جَعَلَ فِتۡنَةَ ٱلنَّاسِ كَعَذَابِ ٱللَّهِ وَلَئِن جَآءَ نَصۡرٌ مِّن رَّبِّكَ لَيَقُولُنَّ إِنَّا كُنَّا مَعَكُمۡۚ أَوَلَيۡسَ ٱللَّهُ بِأَعۡلَمَ بِمَا فِى صُدُورِ ٱلۡعَـٰلَمِينَ ١٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İnsanlardan öyleleri vardır ki, "Allah'a inandık" derler. Ama Allah uğrunda bir ezaya uğratılınca, insanlardan gördükleri baskı ve işkenceyi Allah'ın azabı gibi tutar. Andolsun, Rabbinden bir yardım gelecek olsa mutlaka, "Biz de sizinle beraberdik" derler. Allah, herkesin kalbinde olanı en iyi bilen değil midir?
İlişkiler10 bağlantı · 2 tür
Aynı konu4:72–73 4:73–74 4:141 5:52 22:11
Henüz sınıflandırılmamış5:53 9:101 16:106 21:18 21:107
وَلَيَعۡلَمَنَّ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَلَيَعۡلَمَنَّ ٱلۡمُنَـٰفِقِينَ ١١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, elbette kendisine iman edenleri de bilir ve elbette münafıkları da bilir.
İlişkiler19 bağlantı · 4 tür
Aynı kök6:35 18:12
Aynı ibare3:140 3:142 9:16 29:3
Aynı konu2:143 3:166 9:64 16:25 47:29 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış9:101 16:106 28:85 33:18 34:21 +1 daha وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ لِلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱتَّبِعُواْ سَبِيلَنَا وَلۡنَحۡمِلۡ خَطَـٰيَـٰكُمۡ وَمَا هُم بِحَـٰمِلِينَ مِنۡ خَطَـٰيَـٰهُم مِّن شَىۡءٍۖ إِنَّهُمۡ لَكَـٰذِبُونَ ١٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İnkar edenler iman edenlere, "Yolumuza uyun da sizin günahlarınızı yüklenelim" derler. Halbuki onların günahlarından hiçbir şey yüklenecek değillerdir. Şüphesiz onlar kesinlikle yalancılardır.
İlişkiler12 bağlantı · 3 tür
Aynı konu2:48 16:25
Genelleştirir39:7
Henüz sınıflandırılmamış5:29 6:164 16:104 16:106 17:15 +4 daha وَلَيَحۡمِلُنَّ أَثۡقَالَهُمۡ وَأَثۡقَالًا مَّعَ أَثۡقَالِهِمۡۖ وَلَيُسۡـَٔلُنَّ يَوۡمَ ٱلۡقِيَـٰمَةِ عَمَّا كَانُواْ يَفۡتَرُونَ ١٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun, onlar mutlaka kendi yüklerini ve kendi yükleriyle beraber nice ağır yükleri yükleneceklerdir. Uydurmakta oldukları şeylerden de kıyamet günü şüphesiz, sorguya çekileceklerdir.
İlişkiler16 bağlantı · 2 tür
Aynı konu4:85 5:29 16:25 16:56 17:15 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış5:29 6:123 6:139 6:164 16:106 +4 daha وَلَقَدۡ أَرۡسَلۡنَا نُوحًا إِلَىٰ قَوۡمِهِۦ فَلَبِثَ فِيهِمۡ أَلۡفَ سَنَةٍ إِلَّا خَمۡسِينَ عَامًا فَأَخَذَهُمُ ٱلطُّوفَانُ وَهُمۡ ظَـٰلِمُونَ ١٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun, biz, Nuh'u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik. O da dokuz yüz elli yıl onların arasında kaldı. Neticede onlar zulümlerini sürdürürlerken tufan kendilerini yakalayıverdi.
İlişkiler24 bağlantı · 5 tür
Aynı kök8:9 97:3
Paralel7:59–64 7:64 10:73 23:23 71:1–28
Aynı ibare2:96 11:25 22:47 32:5
Aynı konu26:106 36:41–42 37:75–79
Henüz sınıflandırılmamış7:133 10:5 10:71 11:24 12:47 +5 daha Sayfa 398 Ankebut
فَأَنجَيۡنَـٰهُ وَأَصۡحَـٰبَ ٱلسَّفِينَةِ وَجَعَلۡنَـٰهَآ ءَايَةً لِّلۡعَـٰلَمِينَ ١٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz de onu (Nuh'u) ve gemide bulunanları kurtardık ve bunu alemlere bir ibret kıldık.
İlişkiler12 bağlantı · 4 tür
Paralel7:59–64 11:25–49 11:36–45 23:23 54:15
Aynı ibare11:25
Aynı konu26:106 36:41–42
Henüz sınıflandırılmamış11:40–44 11:40 69:11–12 71:1
وَإِبۡرَٰهِيمَ إِذۡ قَالَ لِقَوۡمِهِ ٱعۡبُدُواْ ٱللَّهَ وَٱتَّقُوهُۖ ذَٰلِكُمۡ خَيۡرٌ لَّكُمۡ إِن كُنتُمۡ تَعۡلَمُونَ ١٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İbrahim'i de peygamber olarak gönderdik. Hani o, kavmine şöyle demişti: "Allah'a kulluk edin, O'na karşı gelmekten sakının. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır."
İlişkiler3 bağlantı · 2 tür
Paralel6:74 21:52
Aynı konu60:4–6
إِنَّمَا تَعۡبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ أَوۡثَـٰنًا وَتَخۡلُقُونَ إِفۡكًاۚ إِنَّ ٱلَّذِينَ تَعۡبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ لَا يَمۡلِكُونَ لَكُمۡ رِزۡقًا فَٱبۡتَغُواْ عِندَ ٱللَّهِ ٱلرِّزۡقَ وَٱعۡبُدُوهُ وَٱشۡكُرُواْ لَهُۥٓۖ إِلَيۡهِ تُرۡجَعُونَ ١٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Siz, Allah'ı bırakarak ancak putlara tapıyorsunuz ve yalan uyduruyorsunuz. Allah'ı bırakarak taptıklarınızın size hiçbir rızık vermeye güçleri yetmez. Öyle ise rızkı Allah'ın katında arayın. O'na kulluk edin ve O'na şükredin. Siz yalnız O'na döndürüleceksiniz."
İlişkiler20 bağlantı · 7 tür
Açıklar10:106
Devam eder29:24
Aynı kök23:14 96:1
Paralel26:70–74 26:72–73
Aynı ibare16:73 21:66 25:55
Aynı konu6:71 10:18 10:106 35:3 51:58
Henüz sınıflandırılmamış7:138 11:6 16:116 21:55 24:49 +1 daha وَإِن تُكَذِّبُواْ فَقَدۡ كَذَّبَ أُمَمٌ مِّن قَبۡلِكُمۡۖ وَمَا عَلَى ٱلرَّسُولِ إِلَّا ٱلۡبَلَـٰغُ ٱلۡمُبِينُ ١٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Eğer siz yalanlarsanız bilin ki, sizden önce geçen birtakım ümmetler de yalanlamışlardı. Peygambere düşen apaçık tebliğden başka bir şey değildir."
İlişkiler28 bağlantı · 4 tür
Aynı kök5:99
Aynı ibare5:92 16:35 16:82 24:54 35:25 +2 daha Aynı konu5:67 7:61–62 7:68 7:79 7:93 +6 daha Henüz sınıflandırılmamış3:184 7:54 15:26 16:44 21:55 +4 daha أَوَلَمۡ يَرَوۡاْ كَيۡفَ يُبۡدِئُ ٱللَّهُ ٱلۡخَلۡقَ ثُمَّ يُعِيدُهُۥٓۚ إِنَّ ذَٰلِكَ عَلَى ٱللَّهِ يَسِيرٌ ١٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar, Allah'ın başlangıçta yaratmayı nasıl yaptığını, sonra onu nasıl tekrarladığını görmüyorlar mı? Şüphesiz bu, Allah'a göre kolaydır.
İlişkiler23 bağlantı · 2 tür
Aynı ibare10:4 10:34 27:64 30:27
Henüz sınıflandırılmamış2:30 7:29 13:2 15:26 15:26–28 +14 daha قُلۡ سِيرُواْ فِى ٱلۡأَرۡضِ فَٱنظُرُواْ كَيۡفَ بَدَأَ ٱلۡخَلۡقَۚ ثُمَّ ٱللَّهُ يُنشِئُ ٱلنَّشۡأَةَ ٱلۡـَٔاخِرَةَۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَىۡءٍ قَدِيرٌ ٢٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
De ki: "Yeryüzünde dolaşın da Allah'ın başlangıçta yaratmayı nasıl yaptığına bakın. Sonra Allah (aynı şekilde) sonraki yaratmayı da yapacaktır. (Kıyametten sonra her şeyi tekrar yaratacaktır) Şüphesiz Allah'ın gücü her şeye hakkıyla yeter."
İlişkiler15 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare10:34
Aynı konu30:9 47:10 53:47 56:62 85:13
Henüz sınıflandırılmamış2:30 15:26 21:55 24:45 30:11 +4 daha يُعَذِّبُ مَن يَشَآءُ وَيَرۡحَمُ مَن يَشَآءُۖ وَإِلَيۡهِ تُقۡلَبُونَ ٢١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O, dilediğine azap eder, dilediğine de merhamet eder. Ancak O'na döndürüleceksiniz.
İlişkiler15 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare2:284 5:18 24:57 48:14
Aynı konu7:156 17:54
Henüz sınıflandırılmamış2:281 3:129 5:40 6:16–18 13:27 +4 daha وَمَآ أَنتُم بِمُعۡجِزِينَ فِى ٱلۡأَرۡضِ وَلَا فِى ٱلسَّمَآءِۖ وَمَا لَكُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ مِن وَلِىٍّ وَلَا نَصِيرٍ ٢٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Siz, yerde de gökte de (Allah'ı) aciz bırakacak değilsiniz. Sizin Allah'tan başka ne bir dostunuz, ne de bir yardımcınız vardır.
İlişkiler20 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare2:107 11:20 24:57
Aynı konu8:59 55:33
Henüz sınıflandırılmamış6:134 9:2 9:116 10:53 10:61 +10 daha وَٱلَّذِينَ كَفَرُواْ بِـَٔايَـٰتِ ٱللَّهِ وَلِقَآئِهِۦٓ أُوْلَـٰٓئِكَ يَئِسُواْ مِن رَّحۡمَتِى وَأُوْلَـٰٓئِكَ لَهُمۡ عَذَابٌ أَلِيمٌ ٢٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah'ın ayetlerini ve O'na kavuşmayı inkar edenler var ya; işte onlar benim rahmetimden ümit kesmişlerdir. İşte onlar için elem dolu bir azap vardır.
İlişkiler9 bağlantı · 2 tür
Aynı konu12:87 15:56 39:53 45:34–35
Henüz sınıflandırılmamış2:41 15:55 17:8 21:55 56:61
Sayfa 399 Ankebut
فَمَا كَانَ جَوَابَ قَوۡمِهِۦٓ إِلَّآ أَن قَالُواْ ٱقۡتُلُوهُ أَوۡ حَرِّقُوهُ فَأَنجَىٰهُ ٱللَّهُ مِنَ ٱلنَّارِۚ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَـٰتٍ لِّقَوۡمٍ يُؤۡمِنُونَ ٢٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(İbrahim'in) kavminin cevabı, "Onu öldürün veya yakın" demekten ibaret oldu. Allah da onu ateşten kurtardı. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için ibretler vardır.
İlişkiler18 bağlantı · 5 tür
Açıklar21:69
Devam eder29:17
Aynı kök6:63 7:165 10:22 12:45 21:88
Paralel21:68 21:68–69 37:97 37:97–98
Henüz sınıflandırılmamış2:49 20:40 21:55 21:69 21:71 +2 daha وَقَالَ إِنَّمَا ٱتَّخَذۡتُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ أَوۡثَـٰنًا مَّوَدَّةَ بَيۡنِكُمۡ فِى ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَاۖ ثُمَّ يَوۡمَ ٱلۡقِيَـٰمَةِ يَكۡفُرُ بَعۡضُكُم بِبَعۡضٍ وَيَلۡعَنُ بَعۡضُكُم بَعۡضًا وَمَأۡوَىٰكُمُ ٱلنَّارُ وَمَا لَكُم مِّن نَّـٰصِرِينَ ٢٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İbrahim, onlara dedi ki: "Sırf aranızda dünya hayatına mahsus bir sevgi (ve çıkar) uğruna Allah'ı bırakıp birtakım putlar edindiniz. Sonra kıyamet gününde kiminiz kiminizi inkar edip tanımayacak; kiminiz kiminize lanet edecektir. Barınağınız cehennem olacaktır. Yardımcılarınız da olmayacaktır."
İlişkiler41 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare19:81 35:14 36:74
Aynı konu2:165 2:166 2:166–167 7:35–40 7:38 +11 daha Henüz sınıflandırılmamış2:51 2:143 3:28 4:139 4:144 +17 daha ۞ فَـَٔامَنَ لَهُۥ لُوطٌۘ وَقَالَ إِنِّى مُهَاجِرٌ إِلَىٰ رَبِّىٓۖ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡحَكِيمُ ٢٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bunun üzerine Lut ona inandı ve İbrahim 'Doğrusu ben Rabbimin dilediği yere hicret ediyorum, O şüphesiz güçlüdür, Hakim'dir' dedi.
İlişkiler12 bağlantı · 3 tür
Açıklar21:71
Aynı konu26:62
Henüz sınıflandırılmamış5:21 9:40 11:24 21:55 21:69 +5 daha وَوَهَبۡنَا لَهُۥٓ إِسۡحَـٰقَ وَيَعۡقُوبَ وَجَعَلۡنَا فِى ذُرِّيَّتِهِ ٱلنُّبُوَّةَ وَٱلۡكِتَـٰبَ وَءَاتَيۡنَـٰهُ أَجۡرَهُۥ فِى ٱلدُّنۡيَاۖ وَإِنَّهُۥ فِى ٱلۡـَٔاخِرَةِ لَمِنَ ٱلصَّـٰلِحِينَ ٢٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ona (İbrahim'e) İshak'ı ve Yakub'u bahşettik. Onun soyundan gelenlere peygamberlik ve kitab verdik. Ayrıca ona dünyada mükafatını da verdik. Şüphesiz o, ahirette de salih kimselerdendir.
İlişkiler24 bağlantı · 5 tür
Aynı kök33:40
Paralel19:49
Aynı ibare2:124–134 2:130 2:136 3:84 4:163 +3 daha Aynı konu2:213 3:79 3:81 6:89 12:6 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış11:24 11:71 19:49–50 21:55 37:112
وَلُوطًا إِذۡ قَالَ لِقَوۡمِهِۦٓ إِنَّكُمۡ لَتَأۡتُونَ ٱلۡفَـٰحِشَةَ مَا سَبَقَكُم بِهَا مِنۡ أَحَدٍ مِّنَ ٱلۡعَـٰلَمِينَ ٢٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Lut'u da peygamber olarak gönderdik. Hani o, kavmine şöyle demişti: "Gerçekten siz, sizden önce dünyada hiçbir toplumun yapmadığı bir hayasızlığı işliyorsunuz."
İlişkiler18 bağlantı · 4 tür
Paralel7:80 7:80–84 7:80–81 7:81 11:78 +3 daha Aynı ibare27:54
Aynı konu15:70–71 21:74 37:133–138 37:133
Henüz sınıflandırılmamış11:61 27:54 27:55 54:34 54:37
أَئِنَّكُمۡ لَتَأۡتُونَ ٱلرِّجَالَ وَتَقۡطَعُونَ ٱلسَّبِيلَ وَتَأۡتُونَ فِى نَادِيكُمُ ٱلۡمُنكَرَۖ فَمَا كَانَ جَوَابَ قَوۡمِهِۦٓ إِلَّآ أَن قَالُواْ ٱئۡتِنَا بِعَذَابِ ٱللَّهِ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّـٰدِقِينَ ٢٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Siz hala erkeklere yanaşacak, yol kesecek ve toplantılarınızda edepsizlik yapacak mısınız?" Kavminin cevabı, "Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi Allah'ın azabını getir bize" demeden ibaret oldu.
İlişkiler22 bağlantı · 5 tür
Aynı kök5:38 96:17
Paralel7:81 11:78 26:165 54:33
Aynı ibare8:32 27:55
Aynı konu15:63 21:74 37:133 51:36 54:37 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış11:77–83 21:50 27:54 27:55 27:57 +3 daha قَالَ رَبِّ ٱنصُرۡنِى عَلَى ٱلۡقَوۡمِ ٱلۡمُفۡسِدِينَ ٣٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Lut) "Ey Rabbim! Şu bozguncu kavme karşı bana yardım et" dedi.
İlişkiler8 bağlantı · 3 tür
Paralel11:78 54:33
Aynı konu11:77–83 37:133
Henüz sınıflandırılmamış27:54 27:55 27:57 54:34
Sayfa 400 Ankebut
وَلَمَّا جَآءَتۡ رُسُلُنَآ إِبۡرَٰهِيمَ بِٱلۡبُشۡرَىٰ قَالُوٓاْ إِنَّا مُهۡلِكُوٓاْ أَهۡلِ هَـٰذِهِ ٱلۡقَرۡيَةِۖ إِنَّ أَهۡلَهَا كَانُواْ ظَـٰلِمِينَ ٣١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Elçilerimiz (melekler) İbrahim'e müjdeyi getirdiklerinde, "Biz, bu memleket halkını helak edeceğiz, çünkü oranın ahalisi zalim kimselerdir" dediler.
İlişkiler25 bağlantı · 4 tür
Açıklar15:51–56 51:24–30
Paralel11:69 11:74–76 11:74 15:53 15:57 +7 daha Aynı konu11:79–80 37:133
Henüz sınıflandırılmamış11:71–73 11:81 14:13 15:53–54 21:29 +4 daha قَالَ إِنَّ فِيهَا لُوطًاۚ قَالُواْ نَحۡنُ أَعۡلَمُ بِمَن فِيهَاۖ لَنُنَجِّيَنَّهُۥ وَأَهۡلَهُۥٓ إِلَّا ٱمۡرَأَتَهُۥ كَانَتۡ مِنَ ٱلۡغَـٰبِرِينَ ٣٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İbrahim, "Ama orada Lut var" dedi. Onlar, "Orada kimin bulunduğunu biz daha iyi biliriz. Biz, onu ve ailesini elbette kurtaracağız. Ancak karısı başka. O, geri kalıp helak edilenlerden olacaktır."
İlişkiler33 bağlantı · 5 tür
Devam eder11:77 15:61
Aynı kök2:282
Paralel7:83 11:74–76 11:74 11:74–75 15:63 +6 daha Aynı konu26:161 27:54–56 37:133
Henüz sınıflandırılmamış7:80–84 7:80 11:70–89 11:70 11:74 +11 daha وَلَمَّآ أَن جَآءَتۡ رُسُلُنَا لُوطًا سِىٓءَ بِهِمۡ وَضَاقَ بِهِمۡ ذَرۡعًا وَقَالُواْ لَا تَخَفۡ وَلَا تَحۡزَنۡۖ إِنَّا مُنَجُّوكَ وَأَهۡلَكَ إِلَّا ٱمۡرَأَتَكَ كَانَتۡ مِنَ ٱلۡغَـٰبِرِينَ ٣٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Elçilerimiz Lut'a geldiklerinde, Lut, onlar yüzünden tasalandı, onlar hakkında çaresizlik içine düştü. Elçiler ona, "Korkma, üzülme. Biz, seni ve aileni kurtaracağız. Ancak karın başka. O, geride kalıp helak edilenlerden olacaktır."
İlişkiler12 bağlantı · 4 tür
Aynı kök2:282
Paralel11:74 11:77 11:81 15:63 15:64 +2 daha Aynı konu37:133
Henüz sınıflandırılmamış26:160–174 27:54 54:34
إِنَّا مُنزِلُونَ عَلَىٰٓ أَهۡلِ هَـٰذِهِ ٱلۡقَرۡيَةِ رِجۡزًا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ بِمَا كَانُواْ يَفۡسُقُونَ ٣٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz biz, bu memleket halkı üzerine, fasıklık ettiklerinden dolayı gökten bir azap indireceğiz.
İlişkiler19 bağlantı · 4 tür
Açıklar7:84
Paralel7:84 11:82 15:63 15:64 15:74 +3 daha Aynı konu21:74 37:133
Henüz sınıflandırılmamış2:59 7:162 27:54 54:34 57:16 +3 daha وَلَقَد تَّرَكۡنَا مِنۡهَآ ءَايَةَۢ بَيِّنَةً لِّقَوۡمٍ يَعۡقِلُونَ ٣٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun biz, aklını kullanacak bir kavm için o memleketten ibret alınacak apaçık bir delil bıraktık.
İlişkiler8 bağlantı · 3 tür
Paralel51:31–37 54:33
Aynı konu37:133 51:37
Henüz sınıflandırılmamış15:73–77 27:54 37:133–138 54:34
وَإِلَىٰ مَدۡيَنَ أَخَاهُمۡ شُعَيۡبًا فَقَالَ يَـٰقَوۡمِ ٱعۡبُدُواْ ٱللَّهَ وَٱرۡجُواْ ٱلۡيَوۡمَ ٱلۡـَٔاخِرَ وَلَا تَعۡثَوۡاْ فِى ٱلۡأَرۡضِ مُفۡسِدِينَ ٣٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Medyen'e de kardeşleri Şu'ayb'ı peygamber olarak gönderdik. Şu'ayb, "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Ahiret gününe ümit besleyin ve yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın" dedi.
İlişkiler14 bağlantı · 4 tür
Açıklar7:85–93
Paralel7:85 7:85–93 11:84 11:85
Aynı ibare2:60 11:84
Henüz sınıflandırılmamış7:85–92 11:61 22:44 25:21 26:176 +2 daha فَكَذَّبُوهُ فَأَخَذَتۡهُمُ ٱلرَّجۡفَةُ فَأَصۡبَحُواْ فِى دَارِهِمۡ جَـٰثِمِينَ ٣٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kavmi, onu yalanladı. Bunun üzerine kendilerini o malum sarsıntı yakaladı da yurtlarında diz üstü çökekaldılar.
İlişkiler14 bağlantı · 5 tür
Açıklar7:85–93
Paralel11:84–95 11:95
Aynı ibare11:84 26:189
Aynı konu11:67
Henüz sınıflandırılmamış7:78 7:91 7:92 11:68 11:94 +3 daha وَعَادًا وَثَمُودَاْ وَقَد تَّبَيَّنَ لَكُم مِّن مَّسَـٰكِنِهِمۡۖ وَزَيَّنَ لَهُمُ ٱلشَّيۡطَـٰنُ أَعۡمَـٰلَهُمۡ فَصَدَّهُمۡ عَنِ ٱلسَّبِيلِ وَكَانُواْ مُسۡتَبۡصِرِينَ ٣٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ad ve Semud kavimlerini de helak ettik. Bu, onların (harap olmuş) yurtlarından size besbelli olmuştur. Şeytan, onlara işlerini süslemiş ve onları doğru yoldan alıkoymuştur. Halbuki onlar gözü açık kimselerdi.
İlişkiler25 bağlantı · 4 tür
Açıklar7:65–72 7:73–79 11:67–68
Aynı ibare6:43 16:63
Aynı konu6:137 14:45 26:123–139 26:141–158 27:45 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış9:70 11:24 19:83 22:44 26:140 +6 daha Sayfa 401 Ankebut
وَقَـٰرُونَ وَفِرۡعَوۡنَ وَهَـٰمَـٰنَۖ وَلَقَدۡ جَآءَهُم مُّوسَىٰ بِٱلۡبَيِّنَـٰتِ فَٱسۡتَكۡبَرُواْ فِى ٱلۡأَرۡضِ وَمَا كَانُواْ سَـٰبِقِينَ ٣٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Karun'u, Firavun'u ve Haman'ı da helak ettik. Andolsun, Musa kendilerine apaçık mucizeler getirmişti de yeryüzünde büyüklük taslamışlardı. Oysa bizi geçip (azabımızdan) kurtulamazlardı.
İlişkiler12 bağlantı · 4 tür
Açıklar28:76–84
Paralel23:46 40:24 43:46–56
Aynı konu28:3–6 28:39
Henüz sınıflandırılmamış7:112–116 7:112 22:44 28:6 28:38 +1 daha فَكُلًّا أَخَذۡنَا بِذَنۢبِهِۦۖ فَمِنۡهُم مَّنۡ أَرۡسَلۡنَا عَلَيۡهِ حَاصِبًا وَمِنۡهُم مَّنۡ أَخَذَتۡهُ ٱلصَّيۡحَةُ وَمِنۡهُم مَّنۡ خَسَفۡنَا بِهِ ٱلۡأَرۡضَ وَمِنۡهُم مَّنۡ أَغۡرَقۡنَاۚ وَمَا كَانَ ٱللَّهُ لِيَظۡلِمَهُمۡ وَلَـٰكِن كَانُوٓاْ أَنفُسَهُمۡ يَظۡلِمُونَ ٤٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bunların her birini kendi günahları yüzünden yakaladık. Onlardan taş yağmuruna tuttuklarımız var. Onlardan o korkunç sesin yakaladığı kimseler var. Onlardan yerin dibine geçirdiklerimiz var. Onlardan suda boğduklarımız var. Allah, onlara zulmediyor değildi, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.
İlişkiler55 bağlantı · 6 tür
Açıklar7:64 10:73 11:67 11:94 15:73 +2 daha Aynı kök17:68
Paralel7:136
Aynı ibare3:117 9:70 10:44 16:33 30:9
Aynı konu6:6 11:66–67 11:82–83 16:45 17:103 +8 daha Henüz sınıflandırılmamış2:52 2:57 6:45 7:4 8:54 +23 daha مَثَلُ ٱلَّذِينَ ٱتَّخَذُواْ مِن دُونِ ٱللَّهِ أَوۡلِيَآءَ كَمَثَلِ ٱلۡعَنكَبُوتِ ٱتَّخَذَتۡ بَيۡتًاۖ وَإِنَّ أَوۡهَنَ ٱلۡبُيُوتِ لَبَيۡتُ ٱلۡعَنكَبُوتِۖ لَوۡ كَانُواْ يَعۡلَمُونَ ٤١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah'tan başkalarını dost edinenlerin durumu, kendine bir ev edinen örümceğin durumu gibidir. Evlerin en dayanıksızı ise şüphesiz örümcek evidir. Keşke bilselerdi!
İlişkiler12 bağlantı · 2 tür
Aynı konu4:119 7:176 62:5
Henüz sınıflandırılmamış2:165–167 4:125 6:81 17:73 18:102 +4 daha إِنَّ ٱللَّهَ يَعۡلَمُ مَا يَدۡعُونَ مِن دُونِهِۦ مِن شَىۡءٍۚ وَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡحَكِيمُ ٤٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz Allah, onların, kendini bırakıp da başka ne tür şeylere taptıklarını biliyor. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
İlişkiler1 bağlantı · 1 tür
Henüz sınıflandırılmamış46:4–6
وَتِلۡكَ ٱلۡأَمۡثَـٰلُ نَضۡرِبُهَا لِلنَّاسِۖ وَمَا يَعۡقِلُهَآ إِلَّا ٱلۡعَـٰلِمُونَ ٤٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İşte bu temsilleri biz insanlar için getiriyoruz. Onları ancak bilginler düşünüp anlarlar.
İlişkiler20 bağlantı · 6 tür
Açıklar14:24
Aynı kök8:22 10:100 16:60 35:28
Aynı ibare59:21
Aynı konu2:26 17:89 29:49 30:58 39:9
Genelleştirir14:24
Henüz sınıflandırılmamış17:41 18:54 25:33 30:22–23 30:22 +3 daha خَلَقَ ٱللَّهُ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ بِٱلۡحَقِّۚ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً لِّلۡمُؤۡمِنِينَ ٤٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak yaratmıştır. İşte bunda inananlar için bir ibret vardır.
İlişkiler15 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare14:19 39:5
Aynı konu15:85
Henüz sınıflandırılmamış3:191 6:73 10:5 10:6 16:3 +7 daha ٱتۡلُ مَآ أُوحِىَ إِلَيۡكَ مِنَ ٱلۡكِتَـٰبِ وَأَقِمِ ٱلصَّلَوٰةَۖ إِنَّ ٱلصَّلَوٰةَ تَنۡهَىٰ عَنِ ٱلۡفَحۡشَآءِ وَٱلۡمُنكَرِۗ وَلَذِكۡرُ ٱللَّهِ أَكۡبَرُۗ وَٱللَّهُ يَعۡلَمُ مَا تَصۡنَعُونَ ٤٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Ey Muhammed!) Kitaptan sana vahyolunanı oku, namazı da dosdoğru kıl. Çünkü namaz, insanı hayasızlıktan ve kötülükten alıkor. Allah'ı anmak (olan namaz) elbette en büyük ibadettir. Allah, yaptıklarınızı biliyor.
İlişkiler32 bağlantı · 5 tür
Aynı kök2:152 91:2
Aynı hüküm18:27
Aynı ibare2:77 5:91 18:27–30 20:14 24:21 +1 daha Aynı konu2:45 9:71 19:59 35:29 70:21–27
Henüz sınıflandırılmamış2:3 2:43 2:121 2:238 5:12 +13 daha Sayfa 402 Ankebut
۞ وَلَا تُجَـٰدِلُوٓاْ أَهۡلَ ٱلۡكِتَـٰبِ إِلَّا بِٱلَّتِى هِىَ أَحۡسَنُ إِلَّا ٱلَّذِينَ ظَلَمُواْ مِنۡهُمۡۖ وَقُولُوٓاْ ءَامَنَّا بِٱلَّذِىٓ أُنزِلَ إِلَيۡنَا وَأُنزِلَ إِلَيۡكُمۡ وَإِلَـٰهُنَا وَإِلَـٰهُكُمۡ وَٰحِدٌ وَنَحۡنُ لَهُۥ مُسۡلِمُونَ ٤٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İçlerinden zulmedenler hariç, Kitap ehli ile ancak en güzel bir yolla mücadele edin ve (onlara) şöyle deyin: "Biz, bize indirilene de, size indirilene de inandık. Bizim ilahımız ve sizin ilahınız birdir (aynı ilahtır). Biz sadece O'na teslim olmuş kimseleriz."
İlişkiler15 bağlantı · 4 tür
Aynı kök16:125
Aynı hüküm3:64 16:125
Aynı konu2:139 17:53 41:33 42:15
Henüz sınıflandırılmamış2:79 2:101 3:78 3:113–119 5:48 +3 daha وَكَذَٰلِكَ أَنزَلۡنَآ إِلَيۡكَ ٱلۡكِتَـٰبَۚ فَٱلَّذِينَ ءَاتَيۡنَـٰهُمُ ٱلۡكِتَـٰبَ يُؤۡمِنُونَ بِهِۦۖ وَمِنۡ هَـٰٓؤُلَآءِ مَن يُؤۡمِنُ بِهِۦۚ وَمَا يَجۡحَدُ بِـَٔايَـٰتِنَآ إِلَّا ٱلۡكَـٰفِرُونَ ٤٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İşte böylece biz sana kitabı indirdik. Kendilerine kitap verdiklerimiz ona inanırlar. Şunlar (Kitap ehlinden çağdaşın olanlar)dan da ona inananlar vardır. Bizim ayetlerimizi ancak kafirler inkar ederler.
İlişkiler21 bağlantı · 4 tür
Aynı kök28:52
Aynı ibare2:121 13:36 13:43 28:52
Aynı konu17:107–109
Henüz sınıflandırılmamış3:113–115 3:199 5:48 5:82–84 6:33 +10 daha وَمَا كُنتَ تَتۡلُواْ مِن قَبۡلِهِۦ مِن كِتَـٰبٍ وَلَا تَخُطُّهُۥ بِيَمِينِكَۖ إِذًا لَّٱرۡتَابَ ٱلۡمُبۡطِلُونَ ٤٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sen şu Kur'an'dan önce hiçbir kitap okumuyor ve onu sağ elinle yazmıyordun. (Okuyup yazsaydın) o takdirde batıl peşinde koşanlar, şüpheye düşerlerdi.
İlişkiler29 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare13:43
Aynı konu2:78 4:82 6:105 7:157–158 7:158 +6 daha Henüz sınıflandırılmamış2:2 2:23 7:157 9:110 10:16 +12 daha بَلۡ هُوَ ءَايَـٰتُۢ بَيِّنَـٰتٌ فِى صُدُورِ ٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡعِلۡمَۚ وَمَا يَجۡحَدُ بِـَٔايَـٰتِنَآ إِلَّا ٱلظَّـٰلِمُونَ ٤٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hayır, o, kendilerine ilim verilenlerin kalplerindeki apaçık ayetlerdir. Bizim ayetlerimizi ancak zalimler inkar eder.
İlişkiler10 bağlantı · 4 tür
Aynı kök41:28
Aynı ibare2:99 13:43 34:6
Aynı konu13:43 29:43
Henüz sınıflandırılmamış2:2 7:148 21:74 30:55–56
وَقَالُواْ لَوۡلَآ أُنزِلَ عَلَيۡهِ ءَايَـٰتٌ مِّن رَّبِّهِۦۖ قُلۡ إِنَّمَا ٱلۡـَٔايَـٰتُ عِندَ ٱللَّهِ وَإِنَّمَآ أَنَا۠ نَذِيرٌ مُّبِينٌ ٥٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Dediler ki: "Ona Rabbinden mucizeler indirilseydi ya!" De ki: "Mucizeler ancak Allah katındadır ve ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."
İlişkiler51 bağlantı · 4 tür
Aynı kök13:7
Aynı ibare6:8 6:37 6:109 6:109–110 10:20 +2 daha Aynı konu2:118 7:132 11:12 13:7 14:10 +10 daha Henüz sınıflandırılmamış2:285 6:7–8 6:8 6:35 6:124 +23 daha أَوَلَمۡ يَكۡفِهِمۡ أَنَّآ أَنزَلۡنَا عَلَيۡكَ ٱلۡكِتَـٰبَ يُتۡلَىٰ عَلَيۡهِمۡۚ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَرَحۡمَةً وَذِكۡرَىٰ لِقَوۡمٍ يُؤۡمِنُونَ ٥١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kendilerine okunan kitabı sana indirmiş olmamız onlara yetmedi mi? Şüphesiz bunda inanan bir kavim için bir rahmet ve bir öğüt vardır.
İlişkiler36 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare7:203 10:20 13:27 13:43
Aynı konu13:7 14:10 14:11 15:7 17:93 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış4:79 4:82 5:3 6:8 6:35 +20 daha قُلۡ كَفَىٰ بِٱللَّهِ بَيۡنِى وَبَيۡنَكُمۡ شَهِيدًاۖ يَعۡلَمُ مَا فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۗ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ بِٱلۡبَـٰطِلِ وَكَفَرُواْ بِٱللَّهِ أُوْلَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡخَـٰسِرُونَ ٥٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
De ki: "Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde olanları bilir. Batıla inanıp Allah'ı inkar edenler var ya; işte onlar asıl ziyana uğrayanlardır."
İlişkiler7 bağlantı · 4 tür
Aynı kök13:43
Aynı ibare13:43
Aynı konu41:53
Henüz sınıflandırılmamış4:79 6:136 10:61 11:54
Sayfa 403 Ankebut
وَيَسۡتَعۡجِلُونَكَ بِٱلۡعَذَابِۚ وَلَوۡلَآ أَجَلٌ مُّسَمًّى لَّجَآءَهُمُ ٱلۡعَذَابُ وَلَيَأۡتِيَنَّهُم بَغۡتَةً وَهُمۡ لَا يَشۡعُرُونَ ٥٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Senden azabın çabucak gelmesini istiyorlar. (Hikmet gereği) belirlenmiş bir süre olmasaydı, azap onlara mutlaka gelirdi. Onlar farkında değillerken kendilerine ansızın elbette gelecektir.
İlişkiler47 bağlantı · 4 tür
Aynı kök22:47
Aynı ibare12:107 14:10 21:40 22:47 35:45 +2 daha Aynı konu6:47 6:57–58 6:57 6:58 7:187 +18 daha Henüz sınıflandırılmamış3:140 6:2 6:31 7:34 8:53 +11 daha يَسۡتَعۡجِلُونَكَ بِٱلۡعَذَابِ وَإِنَّ جَهَنَّمَ لَمُحِيطَةُۢ بِٱلۡكَـٰفِرِينَ ٥٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(54-55) Senden azabın çabucak gelmesini istiyorlar. Oysa azap kafirleri üstlerinden ve ayaklarının altından bürüyeceği gün, şüphesiz cehennem onları mutlaka kuşatmış olacaktır. Allah, onlara, "Yapmakta olduklarınızın cezasını tadın" diyecektir.
İlişkiler24 bağlantı · 4 tür
Aynı kök9:49
Aynı ibare9:49 22:47
Aynı konu6:57–58 6:58 10:51 13:6 16:1 +10 daha Henüz sınıflandırılmamış2:19 2:20 70:6 79:36 82:16 +1 daha يَوۡمَ يَغۡشَىٰهُمُ ٱلۡعَذَابُ مِن فَوۡقِهِمۡ وَمِن تَحۡتِ أَرۡجُلِهِمۡ وَيَقُولُ ذُوقُواْ مَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ ٥٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(54-55) Senden azabın çabucak gelmesini istiyorlar. Oysa azap kafirleri üstlerinden ve ayaklarının altından bürüyeceği gün, şüphesiz cehennem onları mutlaka kuşatmış olacaktır. Allah, onlara, "Yapmakta olduklarınızın cezasını tadın" diyecektir.
İlişkiler10 bağlantı · 2 tür
Aynı konu6:65 27:71 39:16
Henüz sınıflandırılmamış7:41 21:39 23:107–108 37:64 40:47–50 +2 daha يَـٰعِبَادِىَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِنَّ أَرۡضِى وَٰسِعَةٌ فَإِيَّـٰىَ فَٱعۡبُدُونِ ٥٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ey iman eden kullarım! Şüphesiz ki benim arzım (yeryüzü) geniştir. O halde, ancak bana kulluk edin.
İlişkiler12 bağlantı · 5 tür
Açıklar4:100
Aynı kök39:10
Aynı ibare4:97 4:97–98 4:97–100 14:31 39:10
Aynı konu16:41
Henüz sınıflandırılmamış8:72 16:110 23:27 36:22
كُلُّ نَفۡسٍ ذَآئِقَةُ ٱلۡمَوۡتِۖ ثُمَّ إِلَيۡنَا تُرۡجَعُونَ ٥٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Her can ölümü tadacaktır. Sonra bize döndürüleceksiniz.
İlişkiler14 bağlantı · 4 tür
Aynı kök3:185 21:35
Aynı ibare3:185 21:34–35 21:35
Aynı konu21:34 32:11 39:30
Henüz sınıflandırılmamış4:158 15:29 21:8 22:19 27:40 +1 daha وَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ لَنُبَوِّئَنَّهُم مِّنَ ٱلۡجَنَّةِ غُرَفًا تَجۡرِى مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡهَـٰرُ خَـٰلِدِينَ فِيهَاۚ نِعۡمَ أَجۡرُ ٱلۡعَـٰمِلِينَ ٥٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İman edip salih amel işleyenler var ya, onları içinden ırmaklar akan ve içinde ebedi kalacakları cennet köşklerine yerleştireceğiz. Çalışanların mükafatı ne güzeldir!
İlişkiler11 bağlantı · 4 tür
Karşıtlık39:16
Aynı ibare3:136 4:122 14:23 39:74
Aynı konu25:75 39:20
Henüz sınıflandırılmamış10:9 21:105 34:37 88:10
ٱلَّذِينَ صَبَرُواْ وَعَلَىٰ رَبِّهِمۡ يَتَوَكَّلُونَ ٥٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar, sabreden ve yalnız Rablerine tevekkül eden kimselerdir.
İlişkiler11 bağlantı · 4 tür
Aynı kök16:42
Aynı ibare16:42
Aynı konu14:12
Henüz sınıflandırılmamış2:155 3:160 21:105 25:58 33:3 +3 daha وَكَأَيِّن مِّن دَآبَّةٍ لَّا تَحۡمِلُ رِزۡقَهَا ٱللَّهُ يَرۡزُقُهَا وَإِيَّاكُمۡۚ وَهُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلۡعَلِيمُ ٦٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Nice canlılar vardır ki, rızıklarını taşımazlar (yiyecek biriktirmezler). Onları da sizi de Allah rızıklandırır. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
İlişkiler15 bağlantı · 2 tür
Aynı konu6:38 11:6 11:56 15:20
Henüz sınıflandırılmamış16:51 17:31 21:21 27:82 29:17 +6 daha وَلَئِن سَأَلۡتَهُم مَّنۡ خَلَقَ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ وَسَخَّرَ ٱلشَّمۡسَ وَٱلۡقَمَرَ لَيَقُولُنَّ ٱللَّهُۖ فَأَنَّىٰ يُؤۡفَكُونَ ٦١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun, eğer onlara, "Gökleri ve yeri kim yarattı, güneşi ve ayı hizmetinize kim verdi?" diye soracak olsan mutlaka, "Allah" diyeceklerdir. O halde nasıl (haktan) döndürülüyorlar?
İlişkiler31 bağlantı · 5 tür
Açıklar12:106
Aynı kök31:25 39:38 43:9
Aynı ibare10:31 13:2 31:25 39:38 43:9 +1 daha Aynı konu13:16 23:78–90 23:84 27:60
Henüz sınıflandırılmamış4:103 4:150 10:31 10:32 12:106 +12 daha ٱللَّهُ يَبۡسُطُ ٱلرِّزۡقَ لِمَن يَشَآءُ مِنۡ عِبَادِهِۦ وَيَقۡدِرُ لَهُۥٓۚ إِنَّ ٱللَّهَ بِكُلِّ شَىۡءٍ عَلِيمٌ ٦٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, kullarından dilediğine bol verir ve (dilediğine) kısar. Şüphesiz Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.
İlişkiler17 bağlantı · 3 tür
Aynı kök13:26 34:39
Aynı ibare28:82 31:25 34:39 39:52 42:12
Henüz sınıflandırılmamış4:103 4:150 10:31 12:106 17:30 +5 daha وَلَئِن سَأَلۡتَهُم مَّن نَّزَّلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءً فَأَحۡيَا بِهِ ٱلۡأَرۡضَ مِنۢ بَعۡدِ مَوۡتِهَا لَيَقُولُنَّ ٱللَّهُۚ قُلِ ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِۚ بَلۡ أَكۡثَرُهُمۡ لَا يَعۡقِلُونَ ٦٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun, eğer onlara, "Gökten yağmuru kim indirip de onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltti?" diye soracak olsan, mutlaka, "Allah" diyeceklerdir. De ki: "Hamd Allah'a mahsustur." Fakat onların çoğu akıllarını kullanmazlar.
İlişkiler16 bağlantı · 4 tür
Açıklar12:106
Aynı ibare2:164 15:22 31:25
Aynı konu7:57 43:9
Henüz sınıflandırılmamış4:103 4:150 10:24–31 10:31 12:106 +5 daha Sayfa 404 Ankebut
وَمَا هَـٰذِهِ ٱلۡحَيَوٰةُ ٱلدُّنۡيَآ إِلَّا لَهۡوٌ وَلَعِبٌۚ وَإِنَّ ٱلدَّارَ ٱلۡـَٔاخِرَةَ لَهِىَ ٱلۡحَيَوَانُۚ لَوۡ كَانُواْ يَعۡلَمُونَ ٦٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bu dünya hayatı ancak bir eğlence ve oyundan ibarettir. Ahiret yurduna gelince, işte gerçek hayat odur. Keşke bilselerdi!
İlişkiler11 bağlantı · 4 tür
Aynı kök21:16
Aynı ibare6:32 7:51 57:20
Aynı konu6:70 10:24 18:45 47:36
Henüz sınıflandırılmamış25:10 27:66 70:42
فَإِذَا رَكِبُواْ فِى ٱلۡفُلۡكِ دَعَوُاْ ٱللَّهَ مُخۡلِصِينَ لَهُ ٱلدِّينَ فَلَمَّا نَجَّىٰهُمۡ إِلَى ٱلۡبَرِّ إِذَا هُمۡ يُشۡرِكُونَ ٦٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Gemiye bindikleri zaman dini Allah'a has kılarak O'na dua ederler. Onları kurtarıp karaya çıkardığı zaman ise bir de bakarsın ki, Allah'a ortak koşuyorlar.
İlişkiler26 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare10:21–23 10:22 17:67 31:32
Aynı konu6:63–64 6:63 10:12 16:53 16:53–55 +8 daha Henüz sınıflandırılmamış16:53 16:54 16:55 30:34 30:36 +4 daha لِيَكۡفُرُواْ بِمَآ ءَاتَيۡنَـٰهُمۡ وَلِيَتَمَتَّعُواْۖ فَسَوۡفَ يَعۡلَمُونَ ٦٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kendilerine verdiğimiz nimetlere nankörlük etsinler ve bir süre daha faydalansınlar bakalım! İleride bilecekler.
İlişkiler24 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare16:51–56 30:34 31:32
Aynı konu14:30 15:3 16:54 30:33 39:8 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış13:26 16:53 16:54 16:55 17:67 +8 daha أَوَلَمۡ يَرَوۡاْ أَنَّا جَعَلۡنَا حَرَمًا ءَامِنًا وَيُتَخَطَّفُ ٱلنَّاسُ مِنۡ حَوۡلِهِمۡۚ أَفَبِٱلۡبَـٰطِلِ يُؤۡمِنُونَ وَبِنِعۡمَةِ ٱللَّهِ يَكۡفُرُونَ ٦٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Çevrelerindeki insanlar kapılıp götürülürken, bizim, onların yurtlarını saygın ve güvenlikli bir yer kıldığımızı görmediler mi? Onlar hala batıla inanıyorlar da Allah'ın nimetini inkar mı ediyorlar?
İlişkiler16 bağlantı · 4 tür
Aynı kök8:26 31:30
Aynı ibare8:26 28:57
Aynı konu2:125 2:125–126 3:97 5:97 14:35 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış2:126 47:3 106:1–3
وَمَنۡ أَظۡلَمُ مِمَّنِ ٱفۡتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا أَوۡ كَذَّبَ بِٱلۡحَقِّ لَمَّا جَآءَهُۥٓۚ أَلَيۡسَ فِى جَهَنَّمَ مَثۡوًى لِّلۡكَـٰفِرِينَ ٦٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah'a karşı yalan uyduran, yahut kendisine geldiğinde, gerçeği yalanlayandan daha zalim kimdir? Cehennemde kafirler için bir yer mi yok?
İlişkiler19 bağlantı · 3 tür
Karşıtlık39:61
Aynı ibare3:94 6:5 6:21 7:37 10:17 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış4:50 6:66 6:93 6:144 6:157 +5 daha وَٱلَّذِينَ جَـٰهَدُواْ فِينَا لَنَهۡدِيَنَّهُمۡ سُبُلَنَاۚ وَإِنَّ ٱللَّهَ لَمَعَ ٱلۡمُحۡسِنِينَ ٦٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bizim uğrumuzda cihad edenler var ya, biz onları mutlaka yollarımıza ileteceğiz. Şüphesiz Allah, mutlaka iyilik yapanlarla beraberdir.
İlişkiler17 bağlantı · 2 tür
Aynı konu2:218 13:27 16:128
Henüz sınıflandırılmamış1:7 3:54 4:68 5:35 7:37 +9 daha