وَلَمَّآ أَن جَآءَتۡ رُسُلُنَا لُوطًا سِىٓءَ بِهِمۡ وَضَاقَ بِهِمۡ ذَرۡعًا وَقَالُواْ لَا تَخَفۡ وَلَا تَحۡزَنۡۖ إِنَّا مُنَجُّوكَ وَأَهۡلَكَ إِلَّا ٱمۡرَأَتَكَ كَانَتۡ مِنَ ٱلۡغَـٰبِرِينَ ٣٣
وَلَمَّآ ne zaman ki أَن geldi جَآءَتۡ came EN رُسُلُنَا elçilerimiz لُوطٗا Lut'a سِىٓءَ fenalaştı بِهِمۡ onlar yüzünden وَضَاقَ ve daraldı بِهِمۡ onlar hakkında ذَرۡعٗا huzursuzca وَقَالُواْ ve dediler لَا korkma تَخَفۡ fear EN وَلَا ve ne de تَحۡزَنۡۖ üzülme إِنَّا elbette biz مُنَجُّوكَ seni kurtaracağız وَأَهۡلَكَ ve aileni إِلَّا yalnız ٱمۡرَأَتَكَ karın كَانَتۡ olmuştur مِنَ kalacaklardan ٱلۡغَـٰبِرِينَ those who remain behind EN
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Elçilerimiz Lut'a geldiklerinde, Lut, onlar yüzünden tasalandı, onlar hakkında çaresizlik içine düştü. Elçiler ona, "Korkma, üzülme. Biz, seni ve aileni kurtaracağız. Ancak karın başka. O, geride kalıp helak edilenlerden olacaktır."
İlişkiler12 bağlantı · 4 tür
Aynı kök2:282
Paralel11:74 11:77 11:81 15:63 15:64 51:31–37 54:33
Aynı konu37:133
Henüz sınıflandırılmamış26:160–174 27:54 54:34