بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِBu sure besmeleyle başlar (ayet sayılmaz).
الٓمٓ ١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İlişkiler11 bağlantı · 1 tür
Henüz sınıflandırılmamış2:1 8:68 13:38 27:82 38:1 +6 daha غُلِبَتِ ٱلرُّومُ ٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(2-5) Rumlar, yakın bir yerde yenilgiye uğratıldılar. Onlar yenilgilerinden sonra birkaç yıl içinde galip geleceklerdir. Önce de, sonra da emir Allah'ındır. O gün Allah'ın (Rumlara) zafer vermesiyle mü'minler sevinecektir. Allah, dilediğine yardım eder. O, mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir.
İlişkiler7 bağlantı · 2 tür
Aynı kök3:12
Henüz sınıflandırılmamış3:165 7:188 8:7 8:68 48:16 +1 daha فِىٓ أَدۡنَى ٱلۡأَرۡضِ وَهُم مِّنۢ بَعۡدِ غَلَبِهِمۡ سَيَغۡلِبُونَ ٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(2-5) Rumlar, yakın bir yerde yenilgiye uğratıldılar. Onlar yenilgilerinden sonra birkaç yıl içinde galip geleceklerdir. Önce de, sonra da emir Allah'ındır. O gün Allah'ın (Rumlara) zafer vermesiyle mü'minler sevinecektir. Allah, dilediğine yardım eder. O, mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir.
İlişkiler7 bağlantı · 1 tür
Henüz sınıflandırılmamış3:165 8:7 8:68 17:1 20:113 +2 daha فِى بِضۡعِ سِنِينَۗ لِلَّهِ ٱلۡأَمۡرُ مِن قَبۡلُ وَمِنۢ بَعۡدُۚ وَيَوۡمَئِذٍ يَفۡرَحُ ٱلۡمُؤۡمِنُونَ ٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(2-5) Rumlar, yakın bir yerde yenilgiye uğratıldılar. Onlar yenilgilerinden sonra birkaç yıl içinde galip geleceklerdir. Önce de, sonra da emir Allah'ındır. O gün Allah'ın (Rumlara) zafer vermesiyle mü'minler sevinecektir. Allah, dilediğine yardım eder. O, mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir.
İlişkiler9 bağlantı · 1 tür
Henüz sınıflandırılmamış3:126 3:152 3:165 8:7 8:68 +4 daha بِنَصۡرِ ٱللَّهِۚ يَنصُرُ مَن يَشَآءُۖ وَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ ٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(2-5) Rumlar, yakın bir yerde yenilgiye uğratıldılar. Onlar yenilgilerinden sonra birkaç yıl içinde galip geleceklerdir. Önce de, sonra da emir Allah'ındır. O gün Allah'ın (Rumlara) zafer vermesiyle mü'minler sevinecektir. Allah, dilediğine yardım eder. O, mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir.
İlişkiler7 bağlantı · 1 tür
Henüz sınıflandırılmamış3:160 8:7 8:68 10:103 30:47 +2 daha Sayfa 405 Rum
وَعۡدَ ٱللَّهِۖ لَا يُخۡلِفُ ٱللَّهُ وَعۡدَهُۥ وَلَـٰكِنَّ أَكۡثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعۡلَمُونَ ٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, (onlara zafer konusunda) bir vaadde bulunmuştur. Allah, vaadinden dönmez. Fakat insanların çoğu bilmezler.
İlişkiler16 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare3:9 13:31 22:47 39:20
Aynı konu3:194 3:194–195 10:55 14:47 30:60 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış2:80 5:9 8:7 9:72 24:55 +1 daha يَعۡلَمُونَ ظَـٰهِرًا مِّنَ ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا وَهُمۡ عَنِ ٱلۡـَٔاخِرَةِ هُمۡ غَـٰفِلُونَ ٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar dünya hayatının ancak dış yönünü bilirler. Ahiret konusunda ise tamamen gaflettedirler.
İlişkiler5 bağlantı · 2 tür
Aynı konu50:22 53:30
Henüz sınıflandırılmamış10:7 27:66 87:16
أَوَلَمۡ يَتَفَكَّرُواْ فِىٓ أَنفُسِهِمۗ مَّا خَلَقَ ٱللَّهُ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ وَمَا بَيۡنَهُمَآ إِلَّا بِٱلۡحَقِّ وَأَجَلٍ مُّسَمًّىۗ وَإِنَّ كَثِيرًا مِّنَ ٱلنَّاسِ بِلِقَآئِ رَبِّهِمۡ لَكَـٰفِرُونَ ٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar, kendi nefisleri(nin yaratılış incelikleri) hakkında hiç düşünmediler mi? Hem Allah, gökler ile yeri ve ikisi arasındakileri ancak hak ve hikmete uygun olarak ve belirli bir süre için yaratmıştır. Şüphesiz insanların birçoğu Rablerine kavuşacaklarını inkar ediyorlar.
İlişkiler21 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare13:2 15:85 20:129 46:3
Aynı konu3:191 6:73 38:27 44:39
Henüz sınıflandırılmamış6:2 10:5 14:19 16:3 21:16 +8 daha أَوَلَمۡ يَسِيرُواْ فِى ٱلۡأَرۡضِ فَيَنظُرُواْ كَيۡفَ كَانَ عَـٰقِبَةُ ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِمۡۚ كَانُوٓاْ أَشَدَّ مِنۡهُمۡ قُوَّةً وَأَثَارُواْ ٱلۡأَرۡضَ وَعَمَرُوهَآ أَكۡثَرَ مِمَّا عَمَرُوهَا وَجَآءَتۡهُمۡ رُسُلُهُم بِٱلۡبَيِّنَـٰتِۖ فَمَا كَانَ ٱللَّهُ لِيَظۡلِمَهُمۡ وَلَـٰكِن كَانُوٓاْ أَنفُسَهُمۡ يَظۡلِمُونَ ٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Yine) onlar, yeryüzünde dolaşıp kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar kendilerinden daha kuvvetli idiler. Yeryüzünü sürüp işlemişler ve orayı kendilerinin imar ettiğinden daha çok imar etmişlerdi. Onlara da peygamberleri apaçık deliller getirmişlerdi. Allah, onlara asla zulmediyor değildi. Fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.
İlişkiler40 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare2:57 10:13 12:109 29:40 35:44 +2 daha Aynı konu3:137 6:6 14:44–45 27:69 29:20 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış3:117 6:11 7:160 9:70 10:44 +22 daha ثُمَّ كَانَ عَـٰقِبَةَ ٱلَّذِينَ أَسَـٰٓـُٔواْ ٱلسُّوٓأَىٰٓ أَن كَذَّبُواْ بِـَٔايَـٰتِ ٱللَّهِ وَكَانُواْ بِهَا يَسۡتَهۡزِءُونَ ١٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sonra, Allah'ın ayetlerini yalanladıkları ve onlarla alay etmekte oldukları için, kötülük işleyenin sonu daha da kötü oldu.
İlişkiler8 bağlantı · 2 tür
Aynı konu4:140 6:11 41:27 45:9
Henüz sınıflandırılmamış7:4–5 23:105 27:84 39:25
ٱللَّهُ يَبۡدَؤُاْ ٱلۡخَلۡقَ ثُمَّ يُعِيدُهُۥ ثُمَّ إِلَيۡهِ تُرۡجَعُونَ ١١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, başlangıçta yaratmayı yapar, sonra onu tekrar eder. Sonra da yalnız O'na döndürüleceksiniz.
İlişkiler18 bağlantı · 4 tür
Aynı kök14:19
Aynı ibare10:4 27:64 30:27
Aynı konu21:104
Henüz sınıflandırılmamış7:29 10:34 14:48 21:104 22:5–6 +8 daha وَيَوۡمَ تَقُومُ ٱلسَّاعَةُ يُبۡلِسُ ٱلۡمُجۡرِمُونَ ١٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kıyametin kopacağı günde, suçlular hayal kırıklığı içinde ümitsizliğe düşeceklerdir.
İlişkiler11 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare27:64 30:55
Aynı konu43:75
Henüz sınıflandırılmamış2:34 6:44 7:53 21:104 35:7 +3 daha وَلَمۡ يَكُن لَّهُم مِّن شُرَكَآئِهِمۡ شُفَعَـٰٓؤُاْ وَكَانُواْ بِشُرَكَآئِهِمۡ كَـٰفِرِينَ ١٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onların, Allah'a koştukları ortaklardan kendileri için şefaatçılar da olmayacaktır. Artık onlar ortak koştukları şeyleri de inkar ederler.
İlişkiler25 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare27:64
Aynı konu2:48 2:166 6:94 10:28–29 10:28 +7 daha Henüz sınıflandırılmamış6:23 6:51 14:22 21:104 25:18–19 +7 daha وَيَوۡمَ تَقُومُ ٱلسَّاعَةُ يَوۡمَئِذٍ يَتَفَرَّقُونَ ١٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kıyametin kopacağı gün, işte o gün mü'minler ve kafirler birbirinden ayrılacaklardır.
İlişkiler16 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare27:64
Aynı konu39:68–74 44:40
Henüz sınıflandırılmamış21:104 23:101 30:43 34:26 35:7 +8 daha فَأَمَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ فَهُمۡ فِى رَوۡضَةٍ يُحۡبَرُونَ ١٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İman edip salih ameller işleyenlere gelince, işte onlar cennet bahçelerinde sevindirilirler.
İlişkiler10 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare27:64 32:19
Aynı konu43:70
Henüz sınıflandırılmamış2:82 21:104 35:7 36:55 37:127 +2 daha Sayfa 406 Rum
وَأَمَّا ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ وَكَذَّبُواْ بِـَٔايَـٰتِنَا وَلِقَآئِ ٱلۡـَٔاخِرَةِ فَأُوْلَـٰٓئِكَ فِى ٱلۡعَذَابِ مُحۡضَرُونَ ١٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İnkar edip ayetlerimizi ve ahirete kavuşmayı yalanlayanlara gelince, işte onlar azabın içine atılacaklardır.
İlişkiler14 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare27:64
Aynı konu23:74 28:61
Henüz sınıflandırılmamış6:11 7:147 21:104 34:38 35:7 +6 daha فَسُبۡحَـٰنَ ٱللَّهِ حِينَ تُمۡسُونَ وَحِينَ تُصۡبِحُونَ ١٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Öyle ise akşama girdiğinizde, sabaha kavuştuğunuzda, Allah'ı tespih edin.
İlişkiler15 bağlantı · 4 tür
Açıklar4:103
Aynı ibare27:64
Aynı konu17:78
Henüz sınıflandırılmamış2:238 3:113 11:114 17:44 20:130 +7 daha وَلَهُ ٱلۡحَمۡدُ فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَعَشِيًّا وَحِينَ تُظۡهِرُونَ ١٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Göklerde ve yerde hamd O'na mahsustur. Gündüzün sonunda ve öğle vaktine girdiğinizde Allah'ı tespih edin.
İlişkiler15 bağlantı · 4 tür
Açıklar4:103
Aynı ibare27:64
Aynı konu17:78 50:39–40
Henüz sınıflandırılmamış1:2 2:238 3:113 11:114 17:78 +6 daha يُخۡرِجُ ٱلۡحَىَّ مِنَ ٱلۡمَيِّتِ وَيُخۡرِجُ ٱلۡمَيِّتَ مِنَ ٱلۡحَىِّ وَيُحۡىِ ٱلۡأَرۡضَ بَعۡدَ مَوۡتِهَاۚ وَكَذَٰلِكَ تُخۡرَجُونَ ١٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, diriyi ölüden çıkarır, ölüyü de diriden çıkarır. Ölümünden sonra yeryüzünü diriltir. Siz de (mezarlarınızdan) işte böyle çıkarılacaksınız.
İlişkiler31 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare2:164 3:27 6:95 10:31 27:64 +3 daha Aynı konu2:28 7:25 7:57 22:5 22:5–7 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış13:5 16:38 18:19 20:55 21:104 +9 daha وَمِنۡ ءَايَـٰتِهِۦٓ أَنۡ خَلَقَكُم مِّن تُرَابٍ ثُمَّ إِذَآ أَنتُم بَشَرٌ تَنتَشِرُونَ ٢٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sizi topraktan yaratması, O'nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Sonra bir de gördünüz ki siz beşer olmuş (çoğalıp) yayılıyorsunuz.
İlişkiler29 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare3:59 22:5 27:64
Aynı konu20:55 23:12–17 23:79 45:4 49:13
Henüz sınıflandırılmamış4:1 6:2 6:99 7:11 15:26 +16 daha وَمِنۡ ءَايَـٰتِهِۦٓ أَنۡ خَلَقَ لَكُم مِّنۡ أَنفُسِكُمۡ أَزۡوَٰجًا لِّتَسۡكُنُوٓاْ إِلَيۡهَا وَجَعَلَ بَيۡنَكُم مَّوَدَّةً وَرَحۡمَةًۚ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَـٰتٍ لِّقَوۡمٍ يَتَفَكَّرُونَ ٢١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de O'nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.
İlişkiler22 bağlantı · 4 tür
Aynı kök78:9
Aynı ibare16:72 27:64 42:11
Aynı konu4:1 6:98 7:189 39:6 45:4 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış4:34 4:137 7:22 16:38 21:104 +5 daha وَمِنۡ ءَايَـٰتِهِۦ خَلۡقُ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَٱخۡتِلَـٰفُ أَلۡسِنَتِكُمۡ وَأَلۡوَٰنِكُمۡۚ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَـٰتٍ لِّلۡعَـٰلِمِينَ ٢٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Göklerin ve yerin yaratılması, dillerinizin ve renklerinizin farklı olması da O'nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda bilenler için elbette ibretler vardır.
İlişkiler18 bağlantı · 4 tür
Açıklar35:27–28
Aynı ibare2:164 27:64
Aynı konu35:27 35:28 45:4 49:13
Henüz sınıflandırılmamış2:213 4:88 14:5 16:38 21:104 +6 daha وَمِنۡ ءَايَـٰتِهِۦ مَنَامُكُم بِٱلَّيۡلِ وَٱلنَّهَارِ وَٱبۡتِغَآؤُكُم مِّن فَضۡلِهِۦٓۚ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَـٰتٍ لِّقَوۡمٍ يَسۡمَعُونَ ٢٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Geceleyin uyumanız ve gündüzün O'nun lütfundan istemeniz de O'nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda işiten bir toplum için ibretler vardır.
İlişkiler18 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare10:67 16:12 27:64 27:86
Aynı konu6:13 17:12 28:71–73 28:73 78:11
Henüz sınıflandırılmamış8:43 16:38 21:104 22:19 25:47 +4 daha وَمِنۡ ءَايَـٰتِهِۦ يُرِيكُمُ ٱلۡبَرۡقَ خَوۡفًا وَطَمَعًا وَيُنَزِّلُ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءً فَيُحۡىِۦ بِهِ ٱلۡأَرۡضَ بَعۡدَ مَوۡتِهَآۚ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَـٰتٍ لِّقَوۡمٍ يَعۡقِلُونَ ٢٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Korku ve ümit kaynağı olarak şimşeği size göstermesi, gökten yağmur indirip onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltmesi, O'nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda aklını kullanan bir toplum için elbette ibretler vardır.
İlişkiler17 bağlantı · 4 tür
Aynı kök2:20
Aynı ibare13:12 24:43 27:64 30:50 57:17
Aynı konu2:19
Henüz sınıflandırılmamış6:122 8:24 13:13 16:38 21:104 +5 daha Sayfa 407 Rum
وَمِنۡ ءَايَـٰتِهِۦٓ أَن تَقُومَ ٱلسَّمَآءُ وَٱلۡأَرۡضُ بِأَمۡرِهِۦۚ ثُمَّ إِذَا دَعَاكُمۡ دَعۡوَةً مِّنَ ٱلۡأَرۡضِ إِذَآ أَنتُمۡ تَخۡرُجُونَ ٢٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Emriyle göğün ve yerin (kendi düzenlerinde) durması da O'nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Sonra sizi yerden (kalkmaya) bir çağırdı mı, bir de bakarsınız ki (dirilmiş olarak) çıkıyorsunuz.
İlişkiler24 bağlantı · 5 tür
Aynı kök54:6
Paralel36:53 70:43
Aynı ibare27:64
Aynı konu2:260 13:2 31:10 35:41 50:44 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış4:158 16:38 17:52 21:104 22:19 +7 daha وَلَهُۥ مَن فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۖ كُلٌّ لَّهُۥ قَـٰنِتُونَ ٢٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Göklerde ve yerde kim varsa yalnızca O'na aittir. Hepsi O'na boyun eğmektedirler.
İlişkiler6 bağlantı · 2 tür
Aynı ibare27:64
Henüz sınıflandırılmamış2:116 4:34 16:38 21:104 22:19
وَهُوَ ٱلَّذِى يَبۡدَؤُاْ ٱلۡخَلۡقَ ثُمَّ يُعِيدُهُۥ وَهُوَ أَهۡوَنُ عَلَيۡهِۚ وَلَهُ ٱلۡمَثَلُ ٱلۡأَعۡلَىٰ فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۚ وَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡحَكِيمُ ٢٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O, başlangıçta yaratmayı yapan, sonra onu tekrarlayacak olandır. Bu, O'na göre (ilk yaratmadan) daha kolaydır. Göklerde ve yerde en yüce ve eşsiz sıfatlar O'nundur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
İlişkiler31 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare10:4 16:60 27:64 29:19 30:11 +1 daha Aynı konu2:21 13:5 17:110 21:104 22:5 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış7:29 7:180 10:34 13:2 14:19 +14 daha ضَرَبَ لَكُم مَّثَلًا مِّنۡ أَنفُسِكُمۡۖ هَل لَّكُم مِّن مَّا مَلَكَتۡ أَيۡمَـٰنُكُم مِّن شُرَكَآءَ فِى مَا رَزَقۡنَـٰكُمۡ فَأَنتُمۡ فِيهِ سَوَآءٌ تَخَافُونَهُمۡ كَخِيفَتِكُمۡ أَنفُسَكُمۡۚ كَذَٰلِكَ نُفَصِّلُ ٱلۡـَٔايَـٰتِ لِقَوۡمٍ يَعۡقِلُونَ ٢٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, size kendinizden şöyle bir örnek getirdi: Kölelerinizden, verdiğimiz rızıklarda sizinle eşit haklara sahip olan ve birbirinizden çekindiğiniz gibi kendilerinden çekindiğiniz ortaklarınız var mı? Düşünen bir topluluk için ayetleri böyle ayrı ayrı açıklıyoruz.
İlişkiler30 bağlantı · 3 tür
Aynı kök4:34 10:37
Aynı ibare6:97 9:11 10:5 10:24 16:71 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış4:3 4:24 6:55 6:114 6:126 +17 daha بَلِ ٱتَّبَعَ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوٓاْ أَهۡوَآءَهُم بِغَيۡرِ عِلۡمٍۖ فَمَن يَهۡدِى مَنۡ أَضَلَّ ٱللَّهُۖ وَمَا لَهُم مِّن نَّـٰصِرِينَ ٢٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Fakat, zulmedenler bilgisizce nefislerinin arzularına uydular. Allah'ın (bu şekilde) saptırdığı kimseleri kim doğru yola iletir? Onların hiçbir yardımcıları yoktur.
İlişkiler21 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare16:37 27:64 45:23
Aynı konu2:26–27 2:120 25:43 39:23 42:46 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış4:88 7:186 10:108 13:33 16:38 +7 daha فَأَقِمۡ وَجۡهَكَ لِلدِّينِ حَنِيفًاۚ فِطۡرَتَ ٱللَّهِ ٱلَّتِى فَطَرَ ٱلنَّاسَ عَلَيۡهَاۚ لَا تَبۡدِيلَ لِخَلۡقِ ٱللَّهِۚ ذَٰلِكَ ٱلدِّينُ ٱلۡقَيِّمُ وَلَـٰكِنَّ أَكۡثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعۡلَمُونَ ٣٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hakka yönelen bir kimse olarak yüzünü dine çevir. Allah'ın insanları üzerinde yarattığı fıtrata sımsıkı tutun. Allah'ın yaratmasında hiçbir değiştirme yoktur. İşte bu dosdoğru dindir. Fakat insanların çoğu bilmezler.
İlişkiler47 bağlantı · 6 tür
Açıklar6:79
Aynı kök3:67 16:120 35:1
Aynı hüküm42:13
Aynı ibare4:119 10:105 12:40 27:64 30:43
Aynı konu2:135 2:138 3:95 4:125 6:161 +8 daha Henüz sınıflandırılmamış2:33 2:253 3:103 3:105 6:159 +19 daha ۞ مُنِيبِينَ إِلَيۡهِ وَٱتَّقُوهُ وَأَقِيمُواْ ٱلصَّلَوٰةَ وَلَا تَكُونُواْ مِنَ ٱلۡمُشۡرِكِينَ ٣١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(31-32) Allah'a yönelmiş kimseler olarak yüzünüzü hak dine çevirin, O'na karşı gelmekten sakının, namazı dosdoğru kılın ve müşriklerden; dinlerini darmadağınık edip grup grup olan kimselerden olmayın. (Ki onlardan) her bir grup kendi katındaki (dini anlayış) ile sevinip böbürlenmektedir.
İlişkiler32 bağlantı · 4 tür
Aynı hüküm42:13
Aynı ibare6:159 23:53 27:64
Aynı konu8:46 9:11 31:22 98:5
Henüz sınıflandırılmamış2:45 2:177 2:213 3:103 3:105 +19 daha مِنَ ٱلَّذِينَ فَرَّقُواْ دِينَهُمۡ وَكَانُواْ شِيَعًاۖ كُلُّ حِزۡبِۭ بِمَا لَدَيۡهِمۡ فَرِحُونَ ٣٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(31-32) Allah'a yönelmiş kimseler olarak yüzünüzü hak dine çevirin, O'na karşı gelmekten sakının, namazı dosdoğru kılın ve müşriklerden; dinlerini darmadağınık edip grup grup olan kimselerden olmayın. (Ki onlardan) her bir grup kendi katındaki (dini anlayış) ile sevinip böbürlenmektedir.
İlişkiler35 bağlantı · 4 tür
Aynı hüküm6:159 42:13
Aynı ibare6:159 23:52–53 23:53 27:64
Aynı konu3:103 8:46 9:11 15:91 21:92–93 +5 daha Henüz sınıflandırılmamış2:213 3:103 3:104 3:105 5:29 +14 daha Sayfa 408 Rum
وَإِذَا مَسَّ ٱلنَّاسَ ضُرٌّ دَعَوۡاْ رَبَّهُم مُّنِيبِينَ إِلَيۡهِ ثُمَّ إِذَآ أَذَاقَهُم مِّنۡهُ رَحۡمَةً إِذَا فَرِيقٌ مِّنۡهُم بِرَبِّهِمۡ يُشۡرِكُونَ ٣٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İnsanlara bir zarar dokunduğu zaman, Rablerine yönelerek O'na dua ederler. Sonra Allah, onlara kendinden bir rahmet tattırınca da, bir bakarsın ki içlerinden bir grup, Rablerine ortak koşuyorlar.
İlişkiler25 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare10:12 10:21 16:53 16:53–55 16:54 +4 daha Aynı konu10:21 10:22 10:23 16:55 17:83 +5 daha Henüz sınıflandırılmamış6:63–64 7:95 16:38 16:51–56 22:19 +1 daha لِيَكۡفُرُواْ بِمَآ ءَاتَيۡنَـٰهُمۡۚ فَتَمَتَّعُواْ فَسَوۡفَ تَعۡلَمُونَ ٣٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kendilerine verdiğimiz nimetleri inkar etsinler bakalım! Haydi (şimdilik) yararlanın, ama yakında bileceksiniz.
İlişkiler18 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare10:21 16:55 27:64 29:66
Aynı konu16:54 29:65
Henüz sınıflandırılmamış7:95 15:3 16:38 16:83 17:67 +7 daha أَمۡ أَنزَلۡنَا عَلَيۡهِمۡ سُلۡطَـٰنًا فَهُوَ يَتَكَلَّمُ بِمَا كَانُواْ بِهِۦ يُشۡرِكُونَ ٣٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yoksa biz kendilerine bir delil mi indirdik de o, Allah'a ortak koşmaları konusunda (isabetli olduklarını) söylüyor?
İlişkiler17 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare10:21 27:64
Aynı konu3:151 6:81 7:33 12:40 35:40 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış7:95 16:38 22:19 28:46 32:3 +3 daha وَإِذَآ أَذَقۡنَا ٱلنَّاسَ رَحۡمَةً فَرِحُواْ بِهَاۖ وَإِن تُصِبۡهُمۡ سَيِّئَةُۢ بِمَا قَدَّمَتۡ أَيۡدِيهِمۡ إِذَا هُمۡ يَقۡنَطُونَ ٣٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İnsanlara bir rahmet tattırdığımız zaman ona sevinirler. Eğer kendi işledikleri şeyler sebebiyle başlarına bir kötülük gelirse, bir de bakarsın ki ümitsizliğe düşerler.
İlişkiler23 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare10:21 42:48
Aynı konu4:79 11:9 11:9–10 12:87 17:83 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış7:95 10:12 15:56 16:38 16:54 +7 daha أَوَلَمۡ يَرَوۡاْ أَنَّ ٱللَّهَ يَبۡسُطُ ٱلرِّزۡقَ لِمَن يَشَآءُ وَيَقۡدِرُۚ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَـٰتٍ لِّقَوۡمٍ يُؤۡمِنُونَ ٣٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah'ın, rızkı dilediğine bol verdiğini ve (dilediğine) kıstığını görmediler mi? Bunda inanan bir toplum için elbette ibretler vardır.
İlişkiler15 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare13:26 17:30 39:52 42:12
Aynı konu35:40 89:15–30
Henüz sınıflandırılmamış4:79 16:38 22:19 24:37–38 28:82 +4 daha فَـَٔاتِ ذَا ٱلۡقُرۡبَىٰ حَقَّهُۥ وَٱلۡمِسۡكِينَ وَٱبۡنَ ٱلسَّبِيلِۚ ذَٰلِكَ خَيۡرٌ لِّلَّذِينَ يُرِيدُونَ وَجۡهَ ٱللَّهِۖ وَأُوْلَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡمُفۡلِحُونَ ٣٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Öyle ise akrabaya, yoksula, ve yolcuya hakkını ver. Bu, Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak isteyenler için daha hayırlıdır. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.
İlişkiler21 bağlantı · 4 tür
Aynı hüküm2:83 4:36 9:60 16:90 17:26 +1 daha Aynı ibare2:115 2:272 59:7
Aynı konu35:40 70:24 70:25
Henüz sınıflandırılmamış2:177–267 2:272 6:141 16:38 22:19 +4 daha وَمَآ ءَاتَيۡتُم مِّن رِّبًا لِّيَرۡبُوَاْ فِىٓ أَمۡوَٰلِ ٱلنَّاسِ فَلَا يَرۡبُواْ عِندَ ٱللَّهِۖ وَمَآ ءَاتَيۡتُم مِّن زَكَوٰةٍ تُرِيدُونَ وَجۡهَ ٱللَّهِ فَأُوْلَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡمُضۡعِفُونَ ٣٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İnsanların malları içinde artsın diye faizle her ne verirseniz, Allah katında artmaz. Ama Allah'ın hoşnutluğunu isteyerek her ne zekat verirseniz; işte bunu yapanlar sevaplarını kat kat arttıranlardır.
İlişkiler24 bağlantı · 4 tür
Aynı kök19:31
Aynı hüküm2:275 2:275–276 2:275–280 2:276 3:130 +1 daha Aynı konu2:275–276 3:130 9:103 35:40
Henüz sınıflandırılmamış2:43 2:272 2:279 3:129 7:156 +8 daha ٱللَّهُ ٱلَّذِى خَلَقَكُمۡ ثُمَّ رَزَقَكُمۡ ثُمَّ يُمِيتُكُمۡ ثُمَّ يُحۡيِيكُمۡۖ هَلۡ مِن شُرَكَآئِكُم مَّن يَفۡعَلُ مِن ذَٰلِكُم مِّن شَىۡءٍۚ سُبۡحَـٰنَهُۥ وَتَعَـٰلَىٰ عَمَّا يُشۡرِكُونَ ٤٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, sizi yaratan, sonra size rızık veren, sonra sizi öldürecek ve daha sonra da diriltecek olandır. Allah'a koştuğunuz ortaklardan, bunlardan herhangi bir şeyi yapabilen var mı? O, onların ortak koştuklarından uzaktır, yücedir.
İlişkiler24 bağlantı · 4 tür
Aynı kök20:114
Aynı ibare2:28 10:34 16:1 17:43 22:66
Aynı konu26:81 35:40 45:26
Henüz sınıflandırılmamış10:31 10:56 11:6 16:38 16:73 +10 daha ظَهَرَ ٱلۡفَسَادُ فِى ٱلۡبَرِّ وَٱلۡبَحۡرِ بِمَا كَسَبَتۡ أَيۡدِى ٱلنَّاسِ لِيُذِيقَهُم بَعۡضَ ٱلَّذِى عَمِلُواْ لَعَلَّهُمۡ يَرۡجِعُونَ ٤١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İnsanların kendi işledikleri (kötülükler) sebebiyle karada ve denizde bozulma ortaya çıkmıştır. Dönmeleri için Allah, yaptıklarının bazı (kötü) sonuçlarını (dünyada) onlara tattıracaktır.
İlişkiler14 bağlantı · 3 tür
Aynı hüküm26:152
Aynı konu4:62 4:79 28:47
Henüz sınıflandırılmamış2:155 3:19 7:94 8:53 9:126 +5 daha Sayfa 409 Rum
قُلۡ سِيرُواْ فِى ٱلۡأَرۡضِ فَٱنظُرُواْ كَيۡفَ كَانَ عَـٰقِبَةُ ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلُۚ كَانَ أَكۡثَرُهُم مُّشۡرِكِينَ ٤٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
De ki: "Yeryüzünde dolaşın da önceki milletlerin sonlarının nasıl olduğuna bakın." Onların çoğu Allah'a ortak koşan kimselerdi.
İlişkiler14 bağlantı · 2 tür
Aynı ibare3:137 16:36
Henüz sınıflandırılmamış6:11 12:106 12:109 22:19 22:46 +7 daha فَأَقِمۡ وَجۡهَكَ لِلدِّينِ ٱلۡقَيِّمِ مِن قَبۡلِ أَن يَأۡتِىَ يَوۡمٌ لَّا مَرَدَّ لَهُۥ مِنَ ٱللَّهِۖ يَوۡمَئِذٍ يَصَّدَّعُونَ ٤٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah tarafından, geri çevrilmesi olmayan bir gün gelmeden önce yüzünü dosdoğru dine çevir. O gün insanlar bölük bölük ayrılacaklardır.
İlişkiler11 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare10:105 30:30
Aynı konu4:125 6:79 6:161 16:123 39:53–61 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış22:19 30:14 42:7
مَن كَفَرَ فَعَلَيۡهِ كُفۡرُهُۥۖ وَمَنۡ عَمِلَ صَـٰلِحًا فَلِأَنفُسِهِمۡ يَمۡهَدُونَ ٤٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kim inkar ederse, inkarı kendi aleyhinedir. Kimler de salih amel işlerse, ancak kendileri için (cennette yer) hazırlarlar.
İlişkiler16 bağlantı · 4 tür
Aynı ibare35:39 41:46 45:15
Aynı konu10:108 17:15 31:23 53:39
Genelleştirir17:7
Henüz sınıflandırılmamış6:104 14:7 22:19 27:40 27:89–93 +3 daha لِيَجۡزِىَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ مِن فَضۡلِهِۦٓۚ إِنَّهُۥ لَا يُحِبُّ ٱلۡكَـٰفِرِينَ ٤٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bu hazırlığı Allah'ın; iman edip salih amel işleyenleri kendi lütfundan mükafatlandırması için yaparlar. Şüphesiz O, inkar edenleri sevmez.
İlişkiler8 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare10:4 34:4
Aynı konu14:51 33:24
Henüz sınıflandırılmamış2:276 3:32 22:19 58:22
وَمِنۡ ءَايَـٰتِهِۦٓ أَن يُرۡسِلَ ٱلرِّيَاحَ مُبَشِّرَٰتٍ وَلِيُذِيقَكُم مِّن رَّحۡمَتِهِۦ وَلِتَجۡرِىَ ٱلۡفُلۡكُ بِأَمۡرِهِۦ وَلِتَبۡتَغُواْ مِن فَضۡلِهِۦ وَلَعَلَّكُمۡ تَشۡكُرُونَ ٤٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Rüzgarları, yağmurun müjdecileri olarak göndermesi, Allah'ın (varlık ve kudretinin) delillerindendir. O, bunu, size rahmetinden tattırmak, emriyle gemilerin yol alması, O'nun lütfundan rızkınızı aramanız ve şükretmeniz için yapar.
İlişkiler15 bağlantı · 4 tür
Aynı kök28:44
Aynı ibare7:57 27:63 45:12
Aynı konu2:164 25:48 35:9 36:41 42:32 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış17:66 22:19 30:20 41:12 55:24
وَلَقَدۡ أَرۡسَلۡنَا مِن قَبۡلِكَ رُسُلًا إِلَىٰ قَوۡمِهِمۡ فَجَآءُوهُم بِٱلۡبَيِّنَـٰتِ فَٱنتَقَمۡنَا مِنَ ٱلَّذِينَ أَجۡرَمُواْۖ وَكَانَ حَقًّا عَلَيۡنَا نَصۡرُ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ ٤٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun, senden önce biz nice peygamberleri kendi kavimlerine gönderdik. Peygamberler onlara apaçık mucizeler getirdiler. Biz de suç işleyenlerden intikam aldık. Mü'minlere yardım etmek ise üzerimizde bir haktır.
İlişkiler43 bağlantı · 3 tür
Aynı konu2:214 3:125 4:141 10:13 10:101–103 +14 daha Genelleştirir11:58 11:66 51:35
Henüz sınıflandırılmamış3:150 3:160 4:165 6:42 7:136 +16 daha ٱللَّهُ ٱلَّذِى يُرۡسِلُ ٱلرِّيَـٰحَ فَتُثِيرُ سَحَابًا فَيَبۡسُطُهُۥ فِى ٱلسَّمَآءِ كَيۡفَ يَشَآءُ وَيَجۡعَلُهُۥ كِسَفًا فَتَرَى ٱلۡوَدۡقَ يَخۡرُجُ مِنۡ خِلَـٰلِهِۦۖ فَإِذَآ أَصَابَ بِهِۦ مَن يَشَآءُ مِنۡ عِبَادِهِۦٓ إِذَا هُمۡ يَسۡتَبۡشِرُونَ ٤٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, rüzgarları gönderendir. Onlar da bulutları harekete geçirir. Allah, onları dilediği gibi, (bazen) yayar ve (bazen) yoğunlaştırır. Nihayet yağmurun onların arasından çıktığını görürsün. Onu kullarından dilediklerine uğrattığı zaman bir de bakarsın sevinirler.
İlişkiler17 bağlantı · 4 tür
Açıklar15:22
Aynı ibare7:57 24:43 27:63 35:9
Aynı konu25:48 32:27 42:28 45:5 56:69
Henüz sınıflandırılmamış6:99 10:31 22:19 25:48–49 25:49 +2 daha وَإِن كَانُواْ مِن قَبۡلِ أَن يُنَزَّلَ عَلَيۡهِم مِّن قَبۡلِهِۦ لَمُبۡلِسِينَ ٤٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Oysa onlar daha önce kendilerine yağmur yağdırılmadan evvel kesin bir ümitsizliğe kapılmışlardı.
İlişkiler9 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare24:43
Aynı konu32:27 42:28 45:5 56:69
Henüz sınıflandırılmamış10:31 22:19 30:24 31:34
فَٱنظُرۡ إِلَىٰٓ ءَاثَـٰرِ رَحۡمَتِ ٱللَّهِ كَيۡفَ يُحۡىِ ٱلۡأَرۡضَ بَعۡدَ مَوۡتِهَآۚ إِنَّ ذَٰلِكَ لَمُحۡىِ ٱلۡمَوۡتَىٰۖ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَىۡءٍ قَدِيرٌ ٥٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah'ın rahmetinin eserlerine bak! Yeryüzünü ölümünden sonra nasıl diriltiyor. Şüphe yok ki O, ölüleri de elbette diriltecektir. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
İlişkiler30 bağlantı · 4 tür
Aynı kök6:122
Aynı ibare2:164 16:65 24:43 30:19 30:24 +4 daha Aynı konu6:99 7:57 22:5 22:6 32:27 +5 daha Henüz sınıflandırılmamış10:31 16:38 18:45 20:55 22:19 +5 daha Sayfa 410 Rum
وَلَئِنۡ أَرۡسَلۡنَا رِيحًا فَرَأَوۡهُ مُصۡفَرًّا لَّظَلُّواْ مِنۢ بَعۡدِهِۦ يَكۡفُرُونَ ٥١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun, eğer (ekinlerine zararlı) bir rüzgar göndersek de o ekini sararmış görseler, ardından mutlaka nankörlük etmeye başlarlar.
İlişkiler8 bağlantı · 2 tür
Aynı konu3:117 39:21 41:49–50 57:20
Henüz sınıflandırılmamış11:9 33:9 35:22 56:63–72
فَإِنَّكَ لَا تُسۡمِعُ ٱلۡمَوۡتَىٰ وَلَا تُسۡمِعُ ٱلصُّمَّ ٱلدُّعَآءَ إِذَا وَلَّوۡاْ مُدۡبِرِينَ ٥٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz, sen ölülere işittiremezsin. Dönüp gittikleri zaman çağrıyı sağırlara da işittiremezsin.
İlişkiler19 bağlantı · 4 tür
Aynı kök3:169 4:15
Aynı ibare10:42 27:80 27:80–81 27:81 32:15 +1 daha Aynı konu10:43 35:22 36:70
Henüz sınıflandırılmamış2:154 21:45 30:29 35:22 36:11 +3 daha وَمَآ أَنتَ بِهَـٰدِ ٱلۡعُمۡىِ عَن ضَلَـٰلَتِهِمۡۖ إِن تُسۡمِعُ إِلَّا مَن يُؤۡمِنُ بِـَٔايَـٰتِنَا فَهُم مُّسۡلِمُونَ ٥٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sen, körleri sapkınlıklarından çıkarıp doğru yola iletemezsin. Sen, çağrını ancak ayetlerimize inanıp müslüman olan kimselere işittirebilirsin.
İlişkiler23 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare10:42 27:80–81 27:80 27:81 32:15 +1 daha Aynı konu10:42–43 10:43 35:22 36:7–11 36:11 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış2:7 4:88 7:30 10:43 21:45 +5 daha ۞ ٱللَّهُ ٱلَّذِى خَلَقَكُم مِّن ضَعۡفٍ ثُمَّ جَعَلَ مِنۢ بَعۡدِ ضَعۡفٍ قُوَّةً ثُمَّ جَعَلَ مِنۢ بَعۡدِ قُوَّةٍ ضَعۡفًا وَشَيۡبَةًۚ يَخۡلُقُ مَا يَشَآءُۖ وَهُوَ ٱلۡعَلِيمُ ٱلۡقَدِيرُ ٥٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, sizi güçsüz olarak yaratan, sonra güçsüzlüğün ardından bir güç veren, sonra gücün ardından bir güçsüzlük ve yaşlılık verendir. O, dilediğini yaratır. O, hakkıyla bilendir, hakkıyla kudret sahibidir.
İlişkiler8 bağlantı · 2 tür
Aynı konu16:70 22:5 23:12–16 23:14 36:68 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış42:49
وَيَوۡمَ تَقُومُ ٱلسَّاعَةُ يُقۡسِمُ ٱلۡمُجۡرِمُونَ مَا لَبِثُواْ غَيۡرَ سَاعَةٍۚ كَذَٰلِكَ كَانُواْ يُؤۡفَكُونَ ٥٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kıyametin kopacağı gün suçlular, (dünyada) bir andan fazla kalmadıklarına yemin ederler. Onlar (dünyada haktan) işte böyle döndürülüyorlardı.
İlişkiler18 bağlantı · 4 tür
Paralel10:45 17:52 20:104 23:112–114 23:113
Aynı ibare30:12
Aynı konu10:45 23:114 46:35 79:46
Henüz sınıflandırılmamış7:52 17:52 20:103 21:1 23:112 +3 daha وَقَالَ ٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡعِلۡمَ وَٱلۡإِيمَـٰنَ لَقَدۡ لَبِثۡتُمۡ فِى كِتَـٰبِ ٱللَّهِ إِلَىٰ يَوۡمِ ٱلۡبَعۡثِۖ فَهَـٰذَا يَوۡمُ ٱلۡبَعۡثِ وَلَـٰكِنَّكُمۡ كُنتُمۡ لَا تَعۡلَمُونَ ٥٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kendilerine ilim ve iman verilmiş olanlar ise onlara şöyle diyeceklerdir: "Andolsun, siz, Allah'ın yazısına göre, yeniden dirilme gününe kadar kaldınız. İşte bu yeniden dirilme günüdür. Fakat siz bilmiyordunuz."
İlişkiler24 bağlantı · 4 tür
Paralel10:45 17:52 20:103–104 20:104 23:112–114 +1 daha Aynı ibare28:80 34:6
Aynı konu10:45 44:50 46:35 51:14 70:44 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış7:52 29:49 36:63 36:64 37:21 +4 daha فَيَوۡمَئِذٍ لَّا يَنفَعُ ٱلَّذِينَ ظَلَمُواْ مَعۡذِرَتُهُمۡ وَلَا هُمۡ يُسۡتَعۡتَبُونَ ٥٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O gün zulmedenlere mazeretleri fayda sağlamaz, Allah'ı razı edecek amelleri işleme istekleri de kabul edilmez.
İlişkiler22 bağlantı · 3 tür
Aynı kök41:24
Aynı konu16:84 32:29 40:52 45:34–35 45:35 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış16:85 18:49 23:108 27:85 35:37 +8 daha وَلَقَدۡ ضَرَبۡنَا لِلنَّاسِ فِى هَـٰذَا ٱلۡقُرۡءَانِ مِن كُلِّ مَثَلٍۚ وَلَئِن جِئۡتَهُم بِـَٔايَةٍ لَّيَقُولَنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓاْ إِنۡ أَنتُمۡ إِلَّا مُبۡطِلُونَ ٥٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun, biz bu Kur'an'da insanlara her türlü misali verdik. Andolsun, eğer sen onlara bir ayet getirsen, inkar edenler mutlaka, "Siz ancak asılsız şeyler uyduranlarsınız" derler.
İlişkiler15 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare17:89 39:27
Aynı konu18:54 25:33 25:50 29:43 47:3
Henüz sınıflandırılmamış6:55 12:111 17:41 32:3 41:44 +3 daha كَذَٰلِكَ يَطۡبَعُ ٱللَّهُ عَلَىٰ قُلُوبِ ٱلَّذِينَ لَا يَعۡلَمُونَ ٥٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, bilmeyenlerin kalplerini işte böyle mühürler.
İlişkiler16 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare2:7 7:101 40:35
Aynı konu9:87 18:57–58 18:57
Henüz sınıflandırılmamış2:88 4:155 6:110 7:100 7:146 +5 daha فَٱصۡبِرۡ إِنَّ وَعۡدَ ٱللَّهِ حَقٌّۖ وَلَا يَسۡتَخِفَّنَّكَ ٱلَّذِينَ لَا يُوقِنُونَ ٦٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sabret. Şüphesiz, Allah'ın va'di gerçektir. Kesin imana sahip olmayanlar sakın seni gevşekliğe (ve tedirginliğe) sürüklemesinler.
İlişkiler12 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare40:77
Aynı konu16:127 30:6 46:35 76:24
Henüz sınıflandırılmamış16:80 28:87 40:51 40:55 44:7 +2 daha