وَعَادًا وَثَمُودَاْ وَقَد تَّبَيَّنَ لَكُم مِّن مَّسَـٰكِنِهِمۡۖ وَزَيَّنَ لَهُمُ ٱلشَّيۡطَـٰنُ أَعۡمَـٰلَهُمۡ فَصَدَّهُمۡ عَنِ ٱلسَّبِيلِ وَكَانُواْ مُسۡتَبۡصِرِينَ ٣٨
وَعَادٗا ve Ad'ı وَثَمُودَاْ ve Semud'u وَقَد ve gerçekten تَّبَيَّنَ bu belli olmaktadır لَكُم size مِّن oturdukları yerlerden مَّسَـٰكِنِهِمۡۖ their dwellings EN وَزَيَّنَ ve süsledi لَهُمُ onlara ٱلشَّيۡطَـٰنُ şeytan أَعۡمَـٰلَهُمۡ yaptıkları işlerini فَصَدَّهُمۡ ve onları çıkardı عَنِ yoldan ٱلسَّبِيلِ the Way EN وَكَانُواْ ve oldular مُسۡتَبۡصِرِينَ görenlerden
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ad ve Semud kavimlerini de helak ettik. Bu, onların (harap olmuş) yurtlarından size besbelli olmuştur. Şeytan, onlara işlerini süslemiş ve onları doğru yoldan alıkoymuştur. Halbuki onlar gözü açık kimselerdi.
İlişkiler25 bağlantı · 4 tür
Açıklar7:65–72 7:73–79 11:67–68
Aynı ibare6:43 16:63
Aynı konu6:137 14:45 26:123–139 26:141–158 27:45 27:52 35:8 46:21 69:8
Henüz sınıflandırılmamış9:70 11:24 19:83 22:44 26:140 26:159 27:24 36:62 41:25 89:6 89:7