بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِBu sure besmeleyle başlar (ayet sayılmaz).
سُبۡحَـٰنَ ٱلَّذِىٓ أَسۡرَىٰ بِعَبۡدِهِۦ لَيۡلًا مِّنَ ٱلۡمَسۡجِدِ ٱلۡحَرَامِ إِلَى ٱلۡمَسۡجِدِ ٱلۡأَقۡصَا ٱلَّذِى بَـٰرَكۡنَا حَوۡلَهُۥ لِنُرِيَهُۥ مِنۡ ءَايَـٰتِنَآۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلۡبَصِيرُ ١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed'i) bir gece Mescid-i Haram'dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa'ya götüren Allah'ın şanı yücedir. Hiç şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.
İlişkiler33 bağlantı · 4 tür
Aynı kök8:42 11:81 19:22 20:77
Aynı ibare20:23
Aynı konu21:71 53:7–18 53:18
Henüz sınıflandırılmamış2:185 3:96 7:137 11:114 15:65 +20 daha وَءَاتَيۡنَا مُوسَى ٱلۡكِتَـٰبَ وَجَعَلۡنَـٰهُ هُدًى لِّبَنِىٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ أَلَّا تَتَّخِذُواْ مِن دُونِى وَكِيلًا ٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Musa'ya Kitab'ı (Tevrat'ı) verdik ve onu, "Benden başkasını vekil edinmeyin" diyerek, İsrailoğullarına bir rehber yaptık.
İlişkiler18 bağlantı · 3 tür
Aynı kök3:173 10:71 11:56 12:66 14:12 +3 daha Aynı ibare2:53 23:49 28:43 32:23–24 32:23 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış4:171 6:154 17:1 39:62
ذُرِّيَّةَ مَنۡ حَمَلۡنَا مَعَ نُوحٍۚ إِنَّهُۥ كَانَ عَبۡدًا شَكُورًا ٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ey kendilerini Nuh ile birlikte (gemide) taşıdığımız kimselerin çocukları! Gerçek şu ki, o çok şükreden bir kuldu.
İlişkiler7 bağlantı · 4 tür
Aynı kök19:58
Aynı ibare19:58
Aynı konu21:76 36:41
Henüz sınıflandırılmamış11:25 23:23–30 26:122
وَقَضَيۡنَآ إِلَىٰ بَنِىٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ فِى ٱلۡكِتَـٰبِ لَتُفۡسِدُنَّ فِى ٱلۡأَرۡضِ مَرَّتَيۡنِ وَلَتَعۡلُنَّ عُلُوًّا كَبِيرًا ٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz, Kitap'ta (Tevrat'ta) İsrailoğullarına, "Yeryüzünde muhakkak iki defa bozgunculuk yapacaksınız ve büyük bir kibre kapılarak böbürleneceksiniz" diye hükmettik.
İlişkiler6 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare2:27
Aynı konu5:64 7:167
Henüz sınıflandırılmamış5:71 28:83 47:22
فَإِذَا جَآءَ وَعۡدُ أُولَىٰهُمَا بَعَثۡنَا عَلَيۡكُمۡ عِبَادًا لَّنَآ أُوْلِى بَأۡسٍ شَدِيدٍ فَجَاسُواْ خِلَـٰلَ ٱلدِّيَارِۚ وَكَانَ وَعۡدًا مَّفۡعُولًا ٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Nihayet bu iki bozgunculuktan ilkinin zamanı gelince (sizi cezalandırmak için) üzerinize, pek güçlü olan birtakım kullarımızı gönderdik. Onlar evlerinizin arasına kadar sokuldular. Bu, herhalde yerine gelmesi gereken bir va'd idi.
İlişkiler8 bağlantı · 4 tür
Devam eder17:7
Aynı ibare27:33
Aynı konu6:65 7:167
Henüz sınıflandırılmamış2:259 5:26 5:71 17:104
ثُمَّ رَدَدۡنَا لَكُمُ ٱلۡكَرَّةَ عَلَيۡهِمۡ وَأَمۡدَدۡنَـٰكُم بِأَمۡوَٰلٍ وَبَنِينَ وَجَعَلۡنَـٰكُمۡ أَكۡثَرَ نَفِيرًا ٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sonra onlara karşı size tekrar egemenlik verdik. Mallar ve çocuklarla sizi güçlendirdik; sayınızı daha da çoğalttık.
İlişkiler7 bağlantı · 2 tür
Aynı konu7:167 26:132–134
Henüz sınıflandırılmamış5:11 5:71 8:7 32:23 33:10–11
إِنۡ أَحۡسَنتُمۡ أَحۡسَنتُمۡ لِأَنفُسِكُمۡۖ وَإِنۡ أَسَأۡتُمۡ فَلَهَاۚ فَإِذَا جَآءَ وَعۡدُ ٱلۡـَٔاخِرَةِ لِيَسُـۥٓـُٔواْ وُجُوهَكُمۡ وَلِيَدۡخُلُواْ ٱلۡمَسۡجِدَ كَمَا دَخَلُوهُ أَوَّلَ مَرَّةٍ وَلِيُتَبِّرُواْ مَا عَلَوۡاْ تَتۡبِيرًا ٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İyilik ederseniz kendinize iyilik etmiş olursunuz, kötülük yaparsanız yine kendinize yapmış olursunuz. İkinci bozgunculuğun zamanı gelince, yüzünüzü kara etsinler, daha önce girdikleri gibi yine mescide (Beyt-i Makdis'e) girsinler ve ellerine geçirdikleri her şeyi yerle bir etsinler diye (üzerinize yine düşmanlarınızı gönderdik.)
İlişkiler19 bağlantı · 6 tür
Devam eder17:5
Aynı kök25:39
Aynı hüküm4:111
Aynı konu7:167 17:15 27:40 53:39
Genelleştirir17:16 30:44 41:46 45:15 99:7–8
Henüz sınıflandırılmamış2:16 2:286 10:108 15:29 17:1 +2 daha Sayfa 283 İsra
عَسَىٰ رَبُّكُمۡ أَن يَرۡحَمَكُمۡۚ وَإِنۡ عُدتُّمۡ عُدۡنَاۘ وَجَعَلۡنَا جَهَنَّمَ لِلۡكَـٰفِرِينَ حَصِيرًا ٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Umulur ki Rabbiniz size merhamet eder. Eğer yine eski duruma dönerseniz, biz de (cezaya) döneriz. Biz cehennemi kafirlere bir zindan yapmışızdır.
İlişkiler12 bağlantı · 3 tür
Aynı kök8:19 17:51 74:10
Aynı konu7:167
Henüz sınıflandırılmamış7:157 15:9 26:19 28:82 29:23 +3 daha إِنَّ هَـٰذَا ٱلۡقُرۡءَانَ يَهۡدِى لِلَّتِى هِىَ أَقۡوَمُ وَيُبَشِّرُ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ ٱلَّذِينَ يَعۡمَلُونَ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ أَنَّ لَهُمۡ أَجۡرًا كَبِيرًا ٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(9-10) Gerçekten bu Kur'an en doğru olan yola götürür ve iyi işler yapan mü'minler için büyük bir mükafat olduğunu ve ahirete inanmayanlar için elem dolu bir azap hazırladığımızı müjdeler.
İlişkiler26 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare18:1–2 18:2
Aynı konu1:6 9:21–22 27:2
Henüz sınıflandırılmamış2:119 4:173 4:175 5:16 6:156 +16 daha وَأَنَّ ٱلَّذِينَ لَا يُؤۡمِنُونَ بِٱلۡـَٔاخِرَةِ أَعۡتَدۡنَا لَهُمۡ عَذَابًا أَلِيمًا ١٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(9-10) Gerçekten bu Kur'an en doğru olan yola götürür ve iyi işler yapan mü'minler için büyük bir mükafat olduğunu ve ahirete inanmayanlar için elem dolu bir azap hazırladığımızı müjdeler.
İlişkiler4 bağlantı · 1 tür
Henüz sınıflandırılmamış6:29–31 33:47 39:23 90:10
وَيَدۡعُ ٱلۡإِنسَـٰنُ بِٱلشَّرِّ دُعَآءَهُۥ بِٱلۡخَيۡرِۖ وَكَانَ ٱلۡإِنسَـٰنُ عَجُولًا ١١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İnsan hayra dua eder gibi şerre dua eder. İnsan çok acelecidir.
İlişkiler15 bağlantı · 3 tür
Açıklar10:11
Aynı konu2:186 2:216 11:32 13:6 21:37 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış2:221 2:232 7:70 10:50 18:58 +3 daha وَجَعَلۡنَا ٱلَّيۡلَ وَٱلنَّهَارَ ءَايَتَيۡنِۖ فَمَحَوۡنَآ ءَايَةَ ٱلَّيۡلِ وَجَعَلۡنَآ ءَايَةَ ٱلنَّهَارِ مُبۡصِرَةً لِّتَبۡتَغُواْ فَضۡلًا مِّن رَّبِّكُمۡ وَلِتَعۡلَمُواْ عَدَدَ ٱلسِّنِينَ وَٱلۡحِسَابَۚ وَكُلَّ شَىۡءٍ فَصَّلۡنَـٰهُ تَفۡصِيلًا ١٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz geceyi ve gündüzü (kudretimizi gösteren) iki alamet yaptık. Rabbinizden lütuf isteyesiniz, yılların sayısını ve hesabını bilesiniz diye gece alametini giderip gündüz alametini aydınlatıcı kıldık. İşte biz her şeyi açıkça anlattık.
İlişkiler49 bağlantı · 4 tür
Aynı kök7:52 9:11 11:1
Aynı ibare6:96 10:5 10:5–6 25:61–62 25:62 +1 daha Aynı konu3:190 16:12 16:89 21:33 25:47 +7 daha Henüz sınıflandırılmamış2:189 6:55 6:97 6:114 6:126 +23 daha وَكُلَّ إِنسَـٰنٍ أَلۡزَمۡنَـٰهُ طَـٰٓئِرَهُۥ فِى عُنُقِهِۦۖ وَنُخۡرِجُ لَهُۥ يَوۡمَ ٱلۡقِيَـٰمَةِ كِتَـٰبًا يَلۡقَىٰهُ مَنشُورًا ١٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Her insanın amelini boynuna yükledik. Kıyamet günü kendisine, açılmış olarak karşılaşacağı bir kitap çıkaracağız.
İlişkiler69 bağlantı · 6 tür
Açıklar18:49 69:19–23 69:25–32
Aynı kök3:49 36:19
Paralel69:19 84:7
Aynı ibare53:38
Henüz sınıflandırılmamış2:134 2:141 2:272 2:286 3:50 +32 daha ٱقۡرَأۡ كِتَـٰبَكَ كَفَىٰ بِنَفۡسِكَ ٱلۡيَوۡمَ عَلَيۡكَ حَسِيبًا ١٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Oku kitabını! Bugün hesap sorucu olarak sana nefsin yeter" denilecektir.
İlişkiler41 bağlantı · 5 tür
Açıklar18:49 69:19–23 69:25–32
Paralel69:19 84:7
Aynı ibare53:38
Aynı konu6:52 10:30 23:62 36:12 41:46 +6 daha Henüz sınıflandırılmamış2:134 2:141 2:254 2:272 2:286 +19 daha مَّنِ ٱهۡتَدَىٰ فَإِنَّمَا يَهۡتَدِى لِنَفۡسِهِۦۖ وَمَن ضَلَّ فَإِنَّمَا يَضِلُّ عَلَيۡهَاۚ وَلَا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزۡرَ أُخۡرَىٰۗ وَمَا كُنَّا مُعَذِّبِينَ حَتَّىٰ نَبۡعَثَ رَسُولًا ١٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kim doğru yolu bulmuşsa, ancak kendisi için bulmuştur; kim de sapıtmışsa kendi aleyhine sapıtmıştır. Hiçbir günahkar, başka bir günahkarın günah yükünü yüklenmez. Biz, bir peygamber göndermedikçe azap edici değiliz.
İlişkiler80 bağlantı · 5 tür
Açıklar4:165 20:134 28:47 40:50 71:1–3
Aynı hüküm6:164 26:208
Aynı ibare10:108 35:18 39:7 53:38
Aynı konu2:48 2:123 2:134 2:141 2:254 +31 daha Henüz sınıflandırılmamış2:134 2:141 2:272 2:286 4:111 +28 daha وَإِذَآ أَرَدۡنَآ أَن نُّهۡلِكَ قَرۡيَةً أَمَرۡنَا مُتۡرَفِيهَا فَفَسَقُواْ فِيهَا فَحَقَّ عَلَيۡهَا ٱلۡقَوۡلُ فَدَمَّرۡنَـٰهَا تَدۡمِيرًا ١٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz bir memleketi helak etmek istediğimizde, onun refah içinde yaşayan şımarık elebaşlarına (itaati) emrederiz de onlar orada kötülük işlerler. Böylece o memleket hakkındaki hükmümüz gerçekleşir de oranın altını üstüne getiririz.
İlişkiler20 bağlantı · 5 tür
Açıklar27:51
Aynı ibare28:63
Aynı konu6:44 6:123 7:94 13:11 26:208 +3 daha Genelleştirir17:7
Henüz sınıflandırılmamış3:161 6:131 7:38 7:90 14:21 +4 daha وَكَمۡ أَهۡلَكۡنَا مِنَ ٱلۡقُرُونِ مِنۢ بَعۡدِ نُوحٍۗ وَكَفَىٰ بِرَبِّكَ بِذُنُوبِ عِبَادِهِۦ خَبِيرَۢا بَصِيرًا ١٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Nuh'tan sonra da nice nesilleri helak ettik. Kullarının günahlarını hakkıyla bilici ve görücü olarak Rabbin yeter.
İlişkiler11 bağlantı · 2 tür
Aynı ibare19:98 25:58
Aynı konu6:6 11:117 19:74 19:74–98 20:128 +4 daha Sayfa 284 İsra
مَّن كَانَ يُرِيدُ ٱلۡعَاجِلَةَ عَجَّلۡنَا لَهُۥ فِيهَا مَا نَشَآءُ لِمَن نُّرِيدُ ثُمَّ جَعَلۡنَا لَهُۥ جَهَنَّمَ يَصۡلَىٰهَا مَذۡمُومًا مَّدۡحُورًا ١٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kim bu geçici dünyayı isterse orada ona, (evet) dilediğimiz kimseye dilediğimiz kadar hemen veririz. Sonra da cehennemi ona mekan yaparız. O, buraya kınanmış ve Allah'ın rahmetinden kovulmuş olarak girer.
İlişkiler30 bağlantı · 4 tür
Sınırlandırır3:145 11:15
Aynı kök36:64
Aynı konu2:126 2:200 3:145 4:134 8:67 +9 daha Henüz sınıflandırılmamış2:20 2:200 2:200–201 3:148 4:134 +8 daha وَمَنۡ أَرَادَ ٱلۡـَٔاخِرَةَ وَسَعَىٰ لَهَا سَعۡيَهَا وَهُوَ مُؤۡمِنٌ فَأُوْلَـٰٓئِكَ كَانَ سَعۡيُهُم مَّشۡكُورًا ١٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kim de mü'min olarak ahireti ister ve ona ulaşmak için gereği gibi çalışırsa, işte bunların çalışmalarının karşılığı verilir.
İlişkiler23 bağlantı · 2 tür
Aynı konu2:126 2:200 3:145 4:124 4:134 +8 daha Henüz sınıflandırılmamış2:20 2:201 4:134 7:32 11:15 +5 daha كُلًّا نُّمِدُّ هَـٰٓؤُلَآءِ وَهَـٰٓؤُلَآءِ مِنۡ عَطَآءِ رَبِّكَۚ وَمَا كَانَ عَطَآءُ رَبِّكَ مَحۡظُورًا ٢٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Rabbinin lütfundan her birine; onlara da, bunlara da veririz. Rabbinin lütfu (hiç kimseye) yasaklanmış değildir.
İlişkiler12 bağlantı · 2 tür
Aynı konu2:126 3:145 4:134 11:15 42:20
Henüz sınıflandırılmamış2:20 7:32 13:26 15:21 16:117 +2 daha ٱنظُرۡ كَيۡفَ فَضَّلۡنَا بَعۡضَهُمۡ عَلَىٰ بَعۡضٍۚ وَلَلۡـَٔاخِرَةُ أَكۡبَرُ دَرَجَـٰتٍ وَأَكۡبَرُ تَفۡضِيلًا ٢١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bak nasıl, onların kimini kimine üstün kıldık. Elbette ahiretteki dereceler daha büyüktür, üstünlükler daha büyüktür.
İlişkiler17 bağlantı · 4 tür
Açıklar16:71
Aynı kök6:86
Aynı konu3:163 4:134 6:132 6:165 16:71 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış2:20 2:228 4:95 13:26 33:31 +3 daha لَّا تَجۡعَلۡ مَعَ ٱللَّهِ إِلَـٰهًا ءَاخَرَ فَتَقۡعُدَ مَذۡمُومًا مَّخۡذُولًا ٢٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah ile birlikte başka bir tanrı edinme, yoksa kınanmış ve yalnızlığa itilmiş olarak kalırsın.
İlişkiler24 bağlantı · 5 tür
Aynı kök2:129 31:12 36:2
Aynı hüküm17:39
Aynı ibare15:96 17:39 23:116–117 25:68 26:213 +3 daha Aynı konu6:19 6:153 17:42 27:59–64
Henüz sınıflandırılmamış2:231 4:36 6:151 10:1 17:39 +3 daha ۞ وَقَضَىٰ رَبُّكَ أَلَّا تَعۡبُدُوٓاْ إِلَّآ إِيَّاهُ وَبِٱلۡوَٰلِدَيۡنِ إِحۡسَـٰنًاۚ إِمَّا يَبۡلُغَنَّ عِندَكَ ٱلۡكِبَرَ أَحَدُهُمَآ أَوۡ كِلَاهُمَا فَلَا تَقُل لَّهُمَآ أُفٍّ وَلَا تَنۡهَرۡهُمَا وَقُل لَّهُمَا قَوۡلًا كَرِيمًا ٢٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Rabbin, kendisinden başkasına asla ibadet etmemenizi, anaya babaya iyi davranmanızı kesin olarak emretti. Eğer onlardan biri, ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa, sakın onlara "öf!" bile deme; onları azarlama; onlara tatlı ve güzel söz söyle.
İlişkiler34 bağlantı · 7 tür
Açıklar2:83 4:36
Sınırlandırır29:8
Aynı kök2:129 31:12 36:2
Aynı hüküm2:83 6:151 29:8 31:14 46:15
Aynı ibare2:83 4:36 46:15
Aynı konu6:153 19:14 19:32 46:17
Henüz sınıflandırılmamış2:83 2:231 2:233 2:269 4:36 +11 daha وَٱخۡفِضۡ لَهُمَا جَنَاحَ ٱلذُّلِّ مِنَ ٱلرَّحۡمَةِ وَقُل رَّبِّ ٱرۡحَمۡهُمَا كَمَا رَبَّيَانِى صَغِيرًا ٢٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlara merhamet ederek tevazu kanadını indir ve de ki: "Rabbim! Tıpkı beni küçükken koruyup yetiştirdikleri gibi sen de onlara acı."
İlişkiler22 bağlantı · 4 tür
Aynı kök2:129 15:88 26:215 31:12 36:2
Aynı hüküm2:83 6:151 29:8 31:14 46:15
Aynı konu6:153 19:14 19:32
Henüz sınıflandırılmamış2:83 2:231 2:269 4:36 6:151 +4 daha رَّبُّكُمۡ أَعۡلَمُ بِمَا فِى نُفُوسِكُمۡۚ إِن تَكُونُواْ صَـٰلِحِينَ فَإِنَّهُۥ كَانَ لِلۡأَوَّٰبِينَ غَفُورًا ٢٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Rabbiniz, içinizde olanı en iyi bilendir. Eğer siz iyi kişiler olursanız, şunu bilin ki Allah tövbeye yönelenleri çok bağışlayandır.
İlişkiler15 bağlantı · 4 tür
Aynı kök2:129 31:12 36:2
Aynı hüküm2:83
Aynı konu6:153 25:71
Henüz sınıflandırılmamış2:177 2:231 2:269 4:36 6:151 +4 daha وَءَاتِ ذَا ٱلۡقُرۡبَىٰ حَقَّهُۥ وَٱلۡمِسۡكِينَ وَٱبۡنَ ٱلسَّبِيلِ وَلَا تُبَذِّرۡ تَبۡذِيرًا ٢٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Akrabaya, yoksula ve yolda kalmış yolcuya haklarını ver, fakat saçıp savurma.
İlişkiler35 bağlantı · 6 tür
Devam eder17:27
Aynı kök2:129 31:12 36:2
Aynı hüküm2:83 6:141 7:31 16:90 25:67 +2 daha Aynı ibare4:36
Aynı konu2:219 4:1 6:153
Henüz sınıflandırılmamış1:1 2:231 2:261 2:262 2:269 +15 daha إِنَّ ٱلۡمُبَذِّرِينَ كَانُوٓاْ إِخۡوَٰنَ ٱلشَّيَـٰطِينِۖ وَكَانَ ٱلشَّيۡطَـٰنُ لِرَبِّهِۦ كَفُورًا ٢٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Çünkü saçıp savuranlar şeytanların kardeşleridir. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankörlük etmiştir.
İlişkiler23 bağlantı · 5 tür
Devam eder17:26 17:29
Aynı kök2:129 31:12 36:2
Aynı hüküm7:31 25:67
Aynı konu2:219 6:153
Henüz sınıflandırılmamış2:231 2:269 3:134 4:36 4:38 +9 daha Sayfa 285 İsra
وَإِمَّا تُعۡرِضَنَّ عَنۡهُمُ ٱبۡتِغَآءَ رَحۡمَةٍ مِّن رَّبِّكَ تَرۡجُوهَا فَقُل لَّهُمۡ قَوۡلًا مَّيۡسُورًا ٢٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Eğer Rabbinden umduğun bir rahmeti istemek için onlardan yüz çevirecek olursan, o zaman onlara yumuşak bir söz söyle.
İlişkiler16 bağlantı · 4 tür
Aynı kök2:129 31:12 36:2
Aynı hüküm2:263
Aynı konu6:153
Henüz sınıflandırılmamış2:231 2:269 3:134 4:36 6:151 +6 daha وَلَا تَجۡعَلۡ يَدَكَ مَغۡلُولَةً إِلَىٰ عُنُقِكَ وَلَا تَبۡسُطۡهَا كُلَّ ٱلۡبَسۡطِ فَتَقۡعُدَ مَلُومًا مَّحۡسُورًا ٢٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Eli sıkı olma, büsbütün eli açık da olma. Sonra kınanır ve çaresiz kalırsın.
İlişkiler22 bağlantı · 5 tür
Devam eder17:27
Aynı kök2:129 5:64 31:12 36:2
Aynı hüküm25:67
Aynı konu2:219 6:141 6:153 9:76
Henüz sınıflandırılmamış2:231 2:269 3:134 4:36 6:151 +7 daha إِنَّ رَبَّكَ يَبۡسُطُ ٱلرِّزۡقَ لِمَن يَشَآءُ وَيَقۡدِرُۚ إِنَّهُۥ كَانَ بِعِبَادِهِۦ خَبِيرَۢا بَصِيرًا ٣٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz Rabbin, dilediğine rızkı bol bol verir ve (dilediğine) kısar. Çünkü O, gerçekten kullarından haberdardır ve onları görmektedir.
İlişkiler28 bağlantı · 4 tür
Aynı kök2:129 5:48 31:12 36:2
Aynı ibare13:26 30:37 39:52
Aynı konu6:153 89:15–20
Henüz sınıflandırılmamış2:126 2:231 2:269 4:36 6:151 +14 daha وَلَا تَقۡتُلُوٓاْ أَوۡلَـٰدَكُمۡ خَشۡيَةَ إِمۡلَـٰقٍۖ نَّحۡنُ نَرۡزُقُهُمۡ وَإِيَّاكُمۡۚ إِنَّ قَتۡلَهُمۡ كَانَ خِطۡـًٔا كَبِيرًا ٣١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yoksulluk korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin. Onları da, sizi de biz rızıklandırırız. Onları öldürmek gerçekten büyük bir günahtır.
İlişkiler25 bağlantı · 4 tür
Aynı kök2:129 31:12 36:2
Aynı hüküm6:137 6:140 6:151 7:33
Aynı konu6:153 11:6 81:8
Henüz sınıflandırılmamış2:231 2:269 4:36 6:151 9:111 +10 daha وَلَا تَقۡرَبُواْ ٱلزِّنَىٰٓۖ إِنَّهُۥ كَانَ فَـٰحِشَةً وَسَآءَ سَبِيلًا ٣٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Zinaya yaklaşmayın. Çünkü o, son derece çirkin bir iştir ve çok kötü bir yoldur.
İlişkiler29 bağlantı · 5 tür
Aynı kök2:129 16:90 31:12 36:2
Aynı hüküm6:151 7:33 24:2 24:2–5 24:2–3
Aynı ibare4:22 25:68
Aynı konu4:25 6:153 12:23
Henüz sınıflandırılmamış2:231 2:269 4:15 4:16 4:24 +10 daha وَلَا تَقۡتُلُواْ ٱلنَّفۡسَ ٱلَّتِى حَرَّمَ ٱللَّهُ إِلَّا بِٱلۡحَقِّۗ وَمَن قُتِلَ مَظۡلُومًا فَقَدۡ جَعَلۡنَا لِوَلِيِّهِۦ سُلۡطَـٰنًا فَلَا يُسۡرِف فِّى ٱلۡقَتۡلِۖ إِنَّهُۥ كَانَ مَنصُورًا ٣٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Haklı bir sebep olmadıkça, Allah'ın, öldürülmesini haram kıldığı cana kıymayın. Kim haksız yere öldürülürse, biz onun velisine yetki vermişizdir. Ancak o da (kısas yoluyla) öldürmede meşru ölçüleri aşmasın. Çünkü kendisine yardım edilmiştir.
İlişkiler27 bağlantı · 6 tür
Açıklar2:178 4:93 5:32
Aynı kök2:129 31:12 36:2
Aynı hüküm2:84 5:27–32 5:45 25:68 42:40
Aynı ibare6:151 9:29 25:68
Aynı konu6:153
Henüz sınıflandırılmamış2:178–179 2:231 2:269 4:29 4:36 +7 daha وَلَا تَقۡرَبُواْ مَالَ ٱلۡيَتِيمِ إِلَّا بِٱلَّتِى هِىَ أَحۡسَنُ حَتَّىٰ يَبۡلُغَ أَشُدَّهُۥۚ وَأَوۡفُواْ بِٱلۡعَهۡدِۖ إِنَّ ٱلۡعَهۡدَ كَانَ مَسۡـُٔولًا ٣٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Rüştüne erişinceye kadar, yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın, verdiğiniz sözü de yerine getirin. Çünkü söz (veren sözünden) sorumludur.
İlişkiler35 bağlantı · 7 tür
Açıklar4:6
Aynı kök2:129 7:102 31:12 36:2 37:24
Paralel4:2
Aynı hüküm4:2 4:5–6 4:10 4:127 5:1 +2 daha Aynı ibare6:152
Aynı konu2:177 4:3 6:153 33:15 61:2–3 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış2:231 2:269 3:76 4:21 4:36 +8 daha وَأَوۡفُواْ ٱلۡكَيۡلَ إِذَا كِلۡتُمۡ وَزِنُواْ بِٱلۡقِسۡطَاسِ ٱلۡمُسۡتَقِيمِۚ ذَٰلِكَ خَيۡرٌ وَأَحۡسَنُ تَأۡوِيلًا ٣٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ölçtüğünüzde ölçmeyi tam yapın, doğru terazi ile tartın. Bu daha hayırlı, sonuç bakımından daha güzeldir.
İlişkiler33 bağlantı · 5 tür
Aynı kök2:129 7:8 31:12 36:2
Aynı hüküm7:85 11:84 11:85 26:181 26:181–183 +8 daha Aynı ibare6:152
Aynı konu6:153 83:2
Henüz sınıflandırılmamış2:231 2:269 4:36 6:151 10:1 +8 daha وَلَا تَقۡفُ مَا لَيۡسَ لَكَ بِهِۦ عِلۡمٌۚ إِنَّ ٱلسَّمۡعَ وَٱلۡبَصَرَ وَٱلۡفُؤَادَ كُلُّ أُوْلَـٰٓئِكَ كَانَ عَنۡهُ مَسۡـُٔولًا ٣٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme. Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur.
İlişkiler63 bağlantı · 4 tür
Aynı kök2:129 31:12 36:2 37:24
Aynı hüküm7:33
Aynı konu2:170 3:66 6:153 10:36 24:15 +6 daha Henüz sınıflandırılmamış1:5 2:18 2:31 2:171 2:231 +42 daha وَلَا تَمۡشِ فِى ٱلۡأَرۡضِ مَرَحًاۖ إِنَّكَ لَن تَخۡرِقَ ٱلۡأَرۡضَ وَلَن تَبۡلُغَ ٱلۡجِبَالَ طُولًا ٣٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Çünkü sen yeri asla yaramazsın, boyca da dağlara asla erişemezsin.
İlişkiler21 bağlantı · 6 tür
Karşıtlık25:63
Aynı kök2:129 31:12 36:2 40:75
Aynı hüküm31:18 31:19
Aynı ibare31:18 31:18–19
Aynı konu4:36 6:153 40:75 57:23
Henüz sınıflandırılmamış2:231 2:269 4:36 6:151 10:1 +3 daha كُلُّ ذَٰلِكَ كَانَ سَيِّئُهُۥ عِندَ رَبِّكَ مَكۡرُوهًا ٣٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bütün bu sayılanların kötü olanları, Rabbinin katında sevimsiz şeylerdir.
İlişkiler12 bağlantı · 3 tür
Aynı kök2:129 31:12 36:2
Aynı konu6:153
Henüz sınıflandırılmamış2:231 2:269 6:151 10:1 17:39 +3 daha Sayfa 286 İsra
ذَٰلِكَ مِمَّآ أَوۡحَىٰٓ إِلَيۡكَ رَبُّكَ مِنَ ٱلۡحِكۡمَةِۗ وَلَا تَجۡعَلۡ مَعَ ٱللَّهِ إِلَـٰهًا ءَاخَرَ فَتُلۡقَىٰ فِى جَهَنَّمَ مَلُومًا مَّدۡحُورًا ٣٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bunlar, Rabbinin sana vahyettiği bazı hikmetlerdir. Allah ile birlikte başka ilah edinme. Sonra kınanmış ve Allah'ın rahmetinden kovulmuş olarak cehenneme atılırsın.
İlişkiler40 bağlantı · 5 tür
Aynı kök2:129 31:12 36:2
Aynı hüküm17:22
Aynı ibare15:96 17:22 23:116–117 23:117 25:68 +4 daha Aynı konu6:19 6:151–152 6:153 17:42 18:4–5 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış2:129 2:231 2:269 3:58 4:113 +16 daha أَفَأَصۡفَىٰكُمۡ رَبُّكُم بِٱلۡبَنِينَ وَٱتَّخَذَ مِنَ ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةِ إِنَـٰثًاۚ إِنَّكُمۡ لَتَقُولُونَ قَوۡلًا عَظِيمًا ٤٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Rabbiniz erkek çocukları size seçip ayırdı da kendisine meleklerden kız çocukları mı edindi? Gerçekten çok büyük bir söz söylüyorsunuz.
İlişkiler33 bağlantı · 4 tür
Açıklar4:117
Aynı ibare37:149–153 37:149–154 37:150
Aynı konu2:116 4:171 6:100 10:68 16:57 +14 daha Henüz sınıflandırılmamış9:30 18:4–5 19:88–93 19:88 19:88–91 +5 daha وَلَقَدۡ صَرَّفۡنَا فِى هَـٰذَا ٱلۡقُرۡءَانِ لِيَذَّكَّرُواْ وَمَا يَزِيدُهُمۡ إِلَّا نُفُورًا ٤١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun biz, onlar düşünüp öğüt alsınlar diye (gerçekleri) bu Kur'an'da değişik biçimlerde açıkladık. Fakat bu, onların ancak kaçışlarını artırıyor.
İlişkiler25 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare18:54
Aynı konu5:64 5:68 17:45–46 17:89 20:113 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış3:138 4:88 9:125 10:15 17:45 +11 daha قُل لَّوۡ كَانَ مَعَهُۥٓ ءَالِهَةٌ كَمَا يَقُولُونَ إِذًا لَّٱبۡتَغَوۡاْ إِلَىٰ ذِى ٱلۡعَرۡشِ سَبِيلًا ٤٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
De ki: "Eğer onların iddia ettiği gibi, Allah'la beraber (başka) ilahlar olsaydı, o zaman o ilahlar da Arş'ın sahibine ulaşmak için elbette bir yol ararlardı.
İlişkiler13 bağlantı · 3 tür
Aynı kök9:48 17:66
Aynı konu17:22 17:39 21:22 23:91 23:117 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış17:12 23:71 28:38 45:12 70:31
سُبۡحَـٰنَهُۥ وَتَعَـٰلَىٰ عَمَّا يَقُولُونَ عُلُوًّا كَبِيرًا ٤٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, her türlü eksiklikten uzaktır, onların söylediklerinin ötesindedir, yücedir.
İlişkiler7 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare10:18 16:1 30:40 39:67
Aynı konu25:60
Henüz sınıflandırılmamış20:114 36:36
تُسَبِّحُ لَهُ ٱلسَّمَـٰوَٰتُ ٱلسَّبۡعُ وَٱلۡأَرۡضُ وَمَن فِيهِنَّۚ وَإِن مِّن شَىۡءٍ إِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمۡدِهِۦ وَلَـٰكِن لَّا تَفۡقَهُونَ تَسۡبِيحَهُمۡۗ إِنَّهُۥ كَانَ حَلِيمًا غَفُورًا ٤٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yedi gök, yer ve bunların içinde bulunanlar Allah'ı tespih ederler. Her şey O'nu hamd ile tespih eder. Ancak, siz onların tespihlerini anlamazsınız. O, halim'dir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir), çok bağışlayandır.
İlişkiler34 bağlantı · 4 tür
Aynı kök38:18
Aynı ibare23:86
Aynı konu13:13 13:15 22:18 23:17 24:41 +5 daha Henüz sınıflandırılmamış1:2 1:3 1:4 2:29 2:74 +17 daha وَإِذَا قَرَأۡتَ ٱلۡقُرۡءَانَ جَعَلۡنَا بَيۡنَكَ وَبَيۡنَ ٱلَّذِينَ لَا يُؤۡمِنُونَ بِٱلۡـَٔاخِرَةِ حِجَابًا مَّسۡتُورًا ٤٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kur'an okuduğunda, seninle ahirete inanmayanların arasına gizli bir perde çekeriz.
İlişkiler27 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare6:25 18:57 23:74 39:45 41:5 +1 daha Aynı konu7:146–147 17:41 18:57 21:2 25:60 +5 daha Henüz sınıflandırılmamış6:113 6:149 17:41 22:15–16 25:41 +6 daha وَجَعَلۡنَا عَلَىٰ قُلُوبِهِمۡ أَكِنَّةً أَن يَفۡقَهُوهُ وَفِىٓ ءَاذَانِهِمۡ وَقۡرًاۚ وَإِذَا ذَكَرۡتَ رَبَّكَ فِى ٱلۡقُرۡءَانِ وَحۡدَهُۥ وَلَّوۡاْ عَلَىٰٓ أَدۡبَـٰرِهِمۡ نُفُورًا ٤٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kur'an'ı anlamamaları için kalpleri üzerine perdeler, kulaklarına da ağırlık koyarız. Kur'an'da (ibadete layık ilah olarak) sadece Rabbini andığın zaman arkalarına dönüp kaçarlar.
İlişkiler36 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare6:25 18:57 23:74 39:45 41:5 +1 daha Aynı konu2:6–7 17:41 18:56 21:2 25:60 +8 daha Henüz sınıflandırılmamış2:7 4:46 5:41 6:19 6:113 +12 daha نَّحۡنُ أَعۡلَمُ بِمَا يَسۡتَمِعُونَ بِهِۦٓ إِذۡ يَسۡتَمِعُونَ إِلَيۡكَ وَإِذۡ هُمۡ نَجۡوَىٰٓ إِذۡ يَقُولُ ٱلظَّـٰلِمُونَ إِن تَتَّبِعُونَ إِلَّا رَجُلًا مَّسۡحُورًا ٤٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar seni dinlerlerken hangi maksatla dinlediklerini, kendi aralarında konuşurlarken de o zalimlerin, "Siz ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz" dediklerini çok iyi biliyoruz.
İlişkiler20 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare18:57 23:74 25:8
Aynı konu7:184–185 15:97 21:2 34:46 43:80 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış9:78 12:80 21:3 25:41 41:25 +4 daha ٱنظُرۡ كَيۡفَ ضَرَبُواْ لَكَ ٱلۡأَمۡثَالَ فَضَلُّواْ فَلَا يَسۡتَطِيعُونَ سَبِيلًا ٤٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bak, senin için ne türlü benzetmeler yaptılar da saptılar. Artık (doğru) yolu bulamazlar.
İlişkiler7 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare18:57 23:74 25:9
Aynı konu68:51
Henüz sınıflandırılmamış36:78 51:52 113:4
وَقَالُوٓاْ أَءِذَا كُنَّا عِظَـٰمًا وَرُفَـٰتًا أَءِنَّا لَمَبۡعُوثُونَ خَلۡقًا جَدِيدًا ٤٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Dediler ki: "Biz bir yığın kemik, bir yığın ufantı olduğumuz zaman mı yeniden bir yaratılışla diriltilecekmişiz, biz mi?"
İlişkiler30 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare13:5 17:97–99 17:98 18:57 23:74 +2 daha Aynı konu16:38 37:16 37:53 50:3 79:11
Henüz sınıflandırılmamış6:29 16:38 16:60 17:97–98 19:66 +13 daha Sayfa 287 İsra
۞ قُلۡ كُونُواْ حِجَارَةً أَوۡ حَدِيدًا ٥٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
De ki: "(Şüphe mi var?) İster taş olun ister demir!"
İlişkiler8 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare36:79
Aynı konu16:38 36:78 56:47
Henüz sınıflandırılmamış14:48–49 16:60 25:40 79:11
أَوۡ خَلۡقًا مِّمَّا يَكۡبُرُ فِى صُدُورِكُمۡۚ فَسَيَقُولُونَ مَن يُعِيدُنَاۖ قُلِ ٱلَّذِى فَطَرَكُمۡ أَوَّلَ مَرَّةٍۚ فَسَيُنۡغِضُونَ إِلَيۡكَ رُءُوسَهُمۡ وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هُوَۖ قُلۡ عَسَىٰٓ أَن يَكُونَ قَرِيبًا ٥١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Yahut aklınızca, diriltilmesi daha da imkansız olan başka bir varlık olun, (yine de diriltileceksiniz.)" Diyecekler ki: "Peki bizi hayata tekrar kim döndürecek?" De ki: "Sizi ilk defa yaratan." Bunun üzerine başlarını sana (alaylı bir tarzda) sallayacaklar ve "Ne zamanmış o?" diyecekler. De ki: "Yakın olsa gerek!"
İlişkiler16 bağlantı · 4 tür
Aynı kök17:8
Aynı ibare36:79
Aynı konu13:5 16:38 16:77 21:1 32:10 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış11:7 16:60 25:40 27:67 34:30 +3 daha يَوۡمَ يَدۡعُوكُمۡ فَتَسۡتَجِيبُونَ بِحَمۡدِهِۦ وَتَظُنُّونَ إِن لَّبِثۡتُمۡ إِلَّا قَلِيلًا ٥٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah'ın sizi (kabirlerinizden) çağıracağı, sizin de O'na hamd ederek emrine hemen uyacağınız ve (kabirlerinizde) pek az kaldığınızı sanacağınız günü hatırla!
İlişkiler25 bağlantı · 5 tür
Aynı kök2:46 10:36
Paralel20:103 20:104 30:55–56
Aynı ibare23:112–114
Aynı konu10:45 20:108 46:35 79:46
Henüz sınıflandırılmamış2:249 2:259 9:38 16:60 20:103–104 +10 daha وَقُل لِّعِبَادِى يَقُولُواْ ٱلَّتِى هِىَ أَحۡسَنُۚ إِنَّ ٱلشَّيۡطَـٰنَ يَنزَغُ بَيۡنَهُمۡۚ إِنَّ ٱلشَّيۡطَـٰنَ كَانَ لِلۡإِنسَـٰنِ عَدُوًّا مُّبِينًا ٥٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kullarıma söyle: (İnsanlara karşı) en güzel sözü söylesinler. Çünkü şeytan aralarını bozar. Çünkü şeytan insanın apaçık bir düşmanıdır.
İlişkiler17 bağlantı · 5 tür
Aynı kök39:23
Aynı hüküm2:83
Aynı konu7:200 29:46 31:19
Genelleştirir7:22
Henüz sınıflandırılmamış2:208 4:63 8:46 9:61 33:70 +6 daha رَّبُّكُمۡ أَعۡلَمُ بِكُمۡۖ إِن يَشَأۡ يَرۡحَمۡكُمۡ أَوۡ إِن يَشَأۡ يُعَذِّبۡكُمۡۚ وَمَآ أَرۡسَلۡنَـٰكَ عَلَيۡهِمۡ وَكِيلًا ٥٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Rabbiniz sizi daha iyi bilir. (Durumunuza göre) dilerse size merhamet eder, dilerse azap eder. Seni de onlara vekil olarak göndermedik.
İlişkiler13 bağlantı · 4 tür
Aynı kök12:66
Aynı ibare28:85
Aynı konu2:284 3:129 6:66 29:21
Henüz sınıflandırılmamış2:119 3:128 6:52 6:107 10:40 +2 daha وَرَبُّكَ أَعۡلَمُ بِمَن فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۗ وَلَقَدۡ فَضَّلۡنَا بَعۡضَ ٱلنَّبِيِّـۧنَ عَلَىٰ بَعۡضٍۖ وَءَاتَيۡنَا دَاوُۥدَ زَبُورًا ٥٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hem Rabbin göklerde ve yerde kim varsa daha iyi bilir. Andolsun, peygamberlerin bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. Davud'a da Zebur'u verdik.
İlişkiler32 bağlantı · 5 tür
Açıklar27:15
Aynı kök13:4 16:44 33:40
Aynı ibare4:163 4:163–165 27:15 34:10–11
Aynı konu2:136 2:213 2:253 2:285 3:81 +6 daha Henüz sınıflandırılmamış2:62 3:184 4:34 4:125 4:152 +8 daha قُلِ ٱدۡعُواْ ٱلَّذِينَ زَعَمۡتُم مِّن دُونِهِۦ فَلَا يَمۡلِكُونَ كَشۡفَ ٱلضُّرِّ عَنكُمۡ وَلَا تَحۡوِيلًا ٥٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
De ki: "Onu bırakıp da ilah diye ileri sürdüklerinizi çağırın. Onlar, başınızdaki sıkıntıyı ne kaldırabilirler ne de değiştirebilirler."
İlişkiler21 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare34:22
Aynı konu6:94 10:18 13:14 35:13 35:40 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış6:63 7:197 10:66 10:106 11:101 +8 daha أُوْلَـٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ يَدۡعُونَ يَبۡتَغُونَ إِلَىٰ رَبِّهِمُ ٱلۡوَسِيلَةَ أَيُّهُمۡ أَقۡرَبُ وَيَرۡجُونَ رَحۡمَتَهُۥ وَيَخَافُونَ عَذَابَهُۥٓۚ إِنَّ عَذَابَ رَبِّكَ كَانَ مَحۡذُورًا ٥٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onların yalvardıkları bu varlıklar, "hangimiz daha yakın olacağız" diye Rablerine vesile ararlar. O'nun rahmetini umarlar, azabından korkarlar. Çünkü Rabbinin azabı gerçekten korkunçtur.
İlişkiler12 bağlantı · 3 tür
Aynı kök5:35 10:7
Aynı konu9:99 34:37 39:3
Henüz sınıflandırılmamış2:48 6:63 7:56 21:90 22:15 +2 daha وَإِن مِّن قَرۡيَةٍ إِلَّا نَحۡنُ مُهۡلِكُوهَا قَبۡلَ يَوۡمِ ٱلۡقِيَـٰمَةِ أَوۡ مُعَذِّبُوهَا عَذَابًا شَدِيدًاۚ كَانَ ذَٰلِكَ فِى ٱلۡكِتَـٰبِ مَسۡطُورًا ٥٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ne kadar memleket varsa hepsini kıyamet gününden önce ya helak edeceğiz, ya da şiddetli bir azapla cezalandıracağız. İşte bu, Kitap'ta (Levh-i Mahfuz'da) yazılmış bulunuyor.
İlişkiler11 bağlantı · 3 tür
Sınırlandırır6:131 28:59
Aynı konu15:4 26:208 65:8–9
Henüz sınıflandırılmamış11:117 26:209 28:58–59 41:28 54:51 +1 daha Sayfa 288 İsra
وَمَا مَنَعَنَآ أَن نُّرۡسِلَ بِٱلۡـَٔايَـٰتِ إِلَّآ أَن كَذَّبَ بِهَا ٱلۡأَوَّلُونَۚ وَءَاتَيۡنَا ثَمُودَ ٱلنَّاقَةَ مُبۡصِرَةً فَظَلَمُواْ بِهَاۚ وَمَا نُرۡسِلُ بِٱلۡـَٔايَـٰتِ إِلَّا تَخۡوِيفًا ٥٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bizi, (Kureyş'in istediği) mucizeleri göndermekten, ancak, öncekilerin onları yalanlamış olması alıkoydu. (Nitekim) Semud kavmine o dişi deveyi açık bir mucize olarak verdik de onlar bu yüzden zalim oldular. Oysa biz mucizeleri sırf korkutmak için göndeririz.
İlişkiler48 bağlantı · 4 tür
Açıklar7:73 7:77 13:27
Paralel7:73–77 26:154–157 54:27 54:29 91:11–15
Aynı konu6:35 7:132 10:20 15:7 17:93 +7 daha Henüz sınıflandırılmamış2:118 5:115 6:8 6:109 7:133 +23 daha وَإِذۡ قُلۡنَا لَكَ إِنَّ رَبَّكَ أَحَاطَ بِٱلنَّاسِۚ وَمَا جَعَلۡنَا ٱلرُّءۡيَا ٱلَّتِىٓ أَرَيۡنَـٰكَ إِلَّا فِتۡنَةً لِّلنَّاسِ وَٱلشَّجَرَةَ ٱلۡمَلۡعُونَةَ فِى ٱلۡقُرۡءَانِۚ وَنُخَوِّفُهُمۡ فَمَا يَزِيدُهُمۡ إِلَّا طُغۡيَـٰنًا كَبِيرًا ٦٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hani sana, "Muhakkak Rabbin, insanları çepeçevre kuşatmıştır" demiştik. Sana gösterdiğimiz o rüyayı da, Kur'an'da lanetlenmiş bulunan o ağacı da sırf insanları sınamak için vesile yaptık. Biz onları korkutuyoruz. Fakat bu, sadece onların büyük azgınlıklarını (daha da) artırdı.
İlişkiler45 bağlantı · 4 tür
Açıklar37:62 37:62–63
Aynı kök4:65 48:18 48:27 54:27
Aynı konu17:82 37:63 37:65 44:43–45 44:43 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış2:25 2:26 2:35 2:102 3:7 +27 daha وَإِذۡ قُلۡنَا لِلۡمَلَـٰٓئِكَةِ ٱسۡجُدُواْ لِـَٔادَمَ فَسَجَدُوٓاْ إِلَّآ إِبۡلِيسَ قَالَ ءَأَسۡجُدُ لِمَنۡ خَلَقۡتَ طِينًا ٦١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hani meleklere, "Adem için saygı ile eğilin" demiştik, onlar da saygı ile eğilmişlerdi. Yalnız İblis saygı ile eğilmemiş, "Hiç ben, çamur halinde yarattığın kimse için saygı ile eğilir miyim?" demişti.
İlişkiler39 bağlantı · 5 tür
Açıklar15:26
Aynı ibare18:50
Aynı konu6:2 14:22 34:21
Henüz sınıflandırılmamış2:30–39 2:30–34 2:35 7:11–18 7:11–14 +13 daha قَالَ أَرَءَيۡتَكَ هَـٰذَا ٱلَّذِى كَرَّمۡتَ عَلَىَّ لَئِنۡ أَخَّرۡتَنِ إِلَىٰ يَوۡمِ ٱلۡقِيَـٰمَةِ لَأَحۡتَنِكَنَّ ذُرِّيَّتَهُۥٓ إِلَّا قَلِيلًا ٦٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yine demişti ki: "Benden üstün tuttuğun kişi bu mu, söyler misin? Andolsun eğer beni kıyamete kadar ertelersen, onun soyunu, pek azı hariç, (azdırarak) kontrolüm altına alacağım."
İlişkiler32 bağlantı · 4 tür
Aynı kök49:13
Paralel7:14–15 7:16 7:18 15:36–38 15:36 +5 daha Aynı konu14:22 20:117 20:118 20:120 20:121 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış2:35 4:119 7:14 11:119 15:42 +8 daha قَالَ ٱذۡهَبۡ فَمَن تَبِعَكَ مِنۡهُمۡ فَإِنَّ جَهَنَّمَ جَزَآؤُكُمۡ جَزَآءً مَّوۡفُورًا ٦٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, şöyle dedi: "Çekil, git." Onlardan kim sana uyarsa, kuşkusuz cehennem tam bir karşılık olarak hepinizin cezası olacaktır."
İlişkiler32 bağlantı · 3 tür
Paralel7:13 7:18 15:41–43 15:42 38:71–85 +6 daha Aynı konu11:119 14:22 20:117 20:118 20:120 +6 daha Henüz sınıflandırılmamış2:35 15:42 16:100 20:115 20:116 +5 daha وَٱسۡتَفۡزِزۡ مَنِ ٱسۡتَطَعۡتَ مِنۡهُم بِصَوۡتِكَ وَأَجۡلِبۡ عَلَيۡهِم بِخَيۡلِكَ وَرَجِلِكَ وَشَارِكۡهُمۡ فِى ٱلۡأَمۡوَٰلِ وَٱلۡأَوۡلَـٰدِ وَعِدۡهُمۡۚ وَمَا يَعِدُهُمُ ٱلشَّيۡطَـٰنُ إِلَّا غُرُورًا ٦٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"(Haydi) onlardan gücünün yettiğinin ayağını çağrınla kaydır. Atlıların ve yayalarınla onların üzerine yürü. Onların mallarına ve evlatlarına ortak ol. Onlara vaadlerde bulun." Halbuki şeytan onlara aldatmadan başka bir şey va'detmez.
İlişkiler31 bağlantı · 4 tür
Paralel38:74 38:77 38:82 38:83
Aynı ibare4:119–120 4:120
Aynı konu4:118 8:28 14:22 16:99 19:83 +7 daha Henüz sınıflandırılmamış2:35 3:175 6:112 7:16 7:133 +8 daha إِنَّ عِبَادِى لَيۡسَ لَكَ عَلَيۡهِمۡ سُلۡطَـٰنٌۚ وَكَفَىٰ بِرَبِّكَ وَكِيلًا ٦٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Şüphesiz, (gerçek) kullarım üzerinde senin hiçbir hakimiyetin olmayacaktır. Vekil olarak Rabbin yeter!"
İlişkiler37 bağlantı · 6 tür
Karşıtlık7:18 38:85
Aynı kök40:23
Paralel15:28–44 38:74 38:75–82 38:77 38:83
Aynı ibare15:42
Aynı konu14:22 15:40 16:98–100 16:99 20:117 +7 daha Henüz sınıflandırılmamış2:35 7:12–18 14:10 14:22 15:40–42 +11 daha رَّبُّكُمُ ٱلَّذِى يُزۡجِى لَكُمُ ٱلۡفُلۡكَ فِى ٱلۡبَحۡرِ لِتَبۡتَغُواْ مِن فَضۡلِهِۦٓۚ إِنَّهُۥ كَانَ بِكُمۡ رَحِيمًا ٦٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Rabbiniz, lütfundan nasip arayasınız diye sizin için denizde gemiler yürütendir. Şüphesiz O, size karşı çok merhametlidir.
İlişkiler11 bağlantı · 4 tür
Aynı kök17:42
Aynı ibare16:14 35:12 45:12
Aynı konu22:65 23:22
Henüz sınıflandırılmamış2:164 10:22 16:81 22:44 30:46
Sayfa 289 İsra
وَإِذَا مَسَّكُمُ ٱلضُّرُّ فِى ٱلۡبَحۡرِ ضَلَّ مَن تَدۡعُونَ إِلَّآ إِيَّاهُۖ فَلَمَّا نَجَّىٰكُمۡ إِلَى ٱلۡبَرِّ أَعۡرَضۡتُمۡۚ وَكَانَ ٱلۡإِنسَـٰنُ كَفُورًا ٦٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Denizde size bir sıkıntı dokunduğunda bütün taptıklarınız (sizi yüzüstü bırakıp) kaybolur, yalnız Allah kalır. Fakat sizi kurtarıp karaya çıkarınca yüz çevirirsiniz. Zaten insan çok nankördür.
İlişkiler28 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare16:53 29:65 30:33 31:32 39:8 +2 daha Aynı konu6:43 6:63–64 7:190 10:21 10:22 +5 daha Henüz sınıflandırılmamış3:191 10:12 10:21–23 11:9 22:44 +6 daha أَفَأَمِنتُمۡ أَن يَخۡسِفَ بِكُمۡ جَانِبَ ٱلۡبَرِّ أَوۡ يُرۡسِلَ عَلَيۡكُمۡ حَاصِبًا ثُمَّ لَا تَجِدُواْ لَكُمۡ وَكِيلًا ٦٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Peki, karada sizi yere geçirmesinden, yahut üzerinize taşlar savuran kasırga göndermesinden, sonra da kendinize bir vekil bulamamaktan güvende misiniz?
İlişkiler14 bağlantı · 4 tür
Aynı kök28:82 29:40
Aynı ibare67:17
Aynı konu12:107 16:45 16:45–47 23:22 28:81 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış7:97–99 16:45 22:44 67:16
أَمۡ أَمِنتُمۡ أَن يُعِيدَكُمۡ فِيهِ تَارَةً أُخۡرَىٰ فَيُرۡسِلَ عَلَيۡكُمۡ قَاصِفًا مِّنَ ٱلرِّيحِ فَيُغۡرِقَكُم بِمَا كَفَرۡتُمۡۙ ثُمَّ لَا تَجِدُواْ لَكُمۡ عَلَيۡنَا بِهِۦ تَبِيعًا ٦٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yahut sizi tekrar denize döndürüp üstünüze, kasıp kavuran bir fırtına yollayarak nankörlüğünüz sebebiyle sizi boğmasından, sonra da bize karşı kendiniz için arka çıkacak bir yardımcı bulamama (durumun)dan güvende misiniz?
İlişkiler7 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare17:86
Aynı konu23:22 67:16
Henüz sınıflandırılmamış16:45 22:44 34:12 67:16
۞ وَلَقَدۡ كَرَّمۡنَا بَنِىٓ ءَادَمَ وَحَمَلۡنَـٰهُمۡ فِى ٱلۡبَرِّ وَٱلۡبَحۡرِ وَرَزَقۡنَـٰهُم مِّنَ ٱلطَّيِّبَـٰتِ وَفَضَّلۡنَـٰهُمۡ عَلَىٰ كَثِيرٍ مِّمَّنۡ خَلَقۡنَا تَفۡضِيلًا ٧٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun, biz insanoğlunu şerefli kıldık. Onları karada ve denizde taşıdık. Kendilerini en güzel ve temiz şeylerden rızıklandırdık ve onları yarattıklarımızın birçoğundan üstün kıldık.
İlişkiler17 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare10:22
Aynı konu23:22 43:12 49:13 95:4
Henüz sınıflandırılmamış2:139 3:84 4:25 4:152 7:102 +7 daha يَوۡمَ نَدۡعُواْ كُلَّ أُنَاسِۭ بِإِمَـٰمِهِمۡۖ فَمَنۡ أُوتِىَ كِتَـٰبَهُۥ بِيَمِينِهِۦ فَأُوْلَـٰٓئِكَ يَقۡرَءُونَ كِتَـٰبَهُمۡ وَلَا يُظۡلَمُونَ فَتِيلًا ٧١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bütün insanları kendi önderleriyle birlikte çağıracağımız günü hatırla. (O gün) her kime kitabı sağından verilirse, işte onlar kitaplarını okurlar ve kıl kadar haksızlığa uğratılmazlar.
İlişkiler36 bağlantı · 6 tür
Açıklar69:19–24 84:7–9
Aynı kök9:12 15:79 36:12
Paralel69:18–24 69:19–25
Aynı ibare69:19 84:7
Aynı konu4:41 5:109 7:6 10:47 16:84 +7 daha Henüz sınıflandırılmamış2:124 8:51 17:13 18:49 19:95 +10 daha وَمَن كَانَ فِى هَـٰذِهِۦٓ أَعۡمَىٰ فَهُوَ فِى ٱلۡـَٔاخِرَةِ أَعۡمَىٰ وَأَضَلُّ سَبِيلًا ٧٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kim bu dünyada körlük ettiyse ahirette de kördür, yolunu daha da şaşırmıştır.
İlişkiler13 bağlantı · 4 tür
Açıklar22:46
Aynı kök13:19 22:46
Aynı konu17:97–98 20:123–127 20:124–127 20:126
Henüz sınıflandırılmamış17:97 20:124 20:124–126 20:124–128 22:44 +1 daha وَإِن كَادُواْ لَيَفۡتِنُونَكَ عَنِ ٱلَّذِىٓ أَوۡحَيۡنَآ إِلَيۡكَ لِتَفۡتَرِىَ عَلَيۡنَا غَيۡرَهُۥۖ وَإِذًا لَّٱتَّخَذُوكَ خَلِيلًا ٧٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar, sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı uydurman için az kalsın seni ondan şaşırtacaklardı. (Eğer böyle yapabilselerdi) işte o zaman seni dost edinirlerdi.
İlişkiler49 bağlantı · 2 tür
Aynı konu2:79 5:48 5:49 7:203 10:15 +9 daha Henüz sınıflandırılmamış2:145 2:257 3:28 3:68 3:69 +30 daha وَلَوۡلَآ أَن ثَبَّتۡنَـٰكَ لَقَدۡ كِدتَّ تَرۡكَنُ إِلَيۡهِمۡ شَيۡـًٔا قَلِيلًا ٧٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Eğer biz sana sebat vermiş olmasaydık, az kalsın onlara biraz meyledecektin.
İlişkiler20 bağlantı · 4 tür
Aynı kök11:113
Paralel11:113
Aynı konu2:79 5:67 10:15 22:52 33:1 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış2:87 2:145 4:113 10:15 11:12 +4 daha إِذًا لَّأَذَقۡنَـٰكَ ضِعۡفَ ٱلۡحَيَوٰةِ وَضِعۡفَ ٱلۡمَمَاتِ ثُمَّ لَا تَجِدُ لَكَ عَلَيۡنَا نَصِيرًا ٧٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İşte o zaman sana, hayatın da, ölümün de katmerli acılarını tattırırdık. Sonra bize karşı kendine hiçbir yardımcı bulamazdın.
İlişkiler16 bağlantı · 2 tür
Aynı konu2:79 10:15–16 10:15 21:29 33:1 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış2:145 22:44 33:30 68:9 69:44–47 +2 daha Sayfa 290 İsra
وَإِن كَادُواْ لَيَسۡتَفِزُّونَكَ مِنَ ٱلۡأَرۡضِ لِيُخۡرِجُوكَ مِنۡهَاۖ وَإِذًا لَّا يَلۡبَثُونَ خِلَـٰفَكَ إِلَّا قَلِيلًا ٧٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Seni o yerden (Mekke'den) sürüp çıkarmak için neredeyse seni sıkıştıracaklardı. Bunu yapabilselerdi, senin ardından orada pek az kalırlardı.
İlişkiler15 bağlantı · 5 tür
Aynı kök17:103
Aynı ibare33:62 35:43
Aynı konu8:30 9:13 9:40 33:60–62 33:60 +1 daha Genelleştirir14:13
Henüz sınıflandırılmamış22:44 22:52 33:61 47:13 110:1
سُنَّةَ مَن قَدۡ أَرۡسَلۡنَا قَبۡلَكَ مِن رُّسُلِنَاۖ وَلَا تَجِدُ لِسُنَّتِنَا تَحۡوِيلًا ٧٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Senden önce gönderdiğimiz peygamberlerimiz hakkındaki kanun böyledir. Bizim kanunumuzda hiçbir değişme bulamazsın.
İlişkiler24 bağlantı · 4 tür
Aynı kök18:55 33:38
Aynı ibare33:62 35:43 48:23
Aynı konu3:137 8:38 15:13 18:27 33:60 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış2:103 6:34 6:115 10:64 12:67 +8 daha أَقِمِ ٱلصَّلَوٰةَ لِدُلُوكِ ٱلشَّمۡسِ إِلَىٰ غَسَقِ ٱلَّيۡلِ وَقُرۡءَانَ ٱلۡفَجۡرِۖ إِنَّ قُرۡءَانَ ٱلۡفَجۡرِ كَانَ مَشۡهُودًا ٧٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Güneşin zevalinden (öğle vaktinde Batı'ya kaymasından) gecenin karanlığına kadar (belli vakitlerde) namazı kıl. Bir de sabah namazını kıl. Çünkü sabah namazı şahitlidir.
İlişkiler22 bağlantı · 5 tür
Açıklar4:103
Aynı kök10:15 39:28 96:1
Aynı hüküm11:114
Aynı konu2:187 20:130 24:58 30:17–18
Henüz sınıflandırılmamış2:238 3:113 4:103 11:112 22:44 +8 daha وَمِنَ ٱلَّيۡلِ فَتَهَجَّدۡ بِهِۦ نَافِلَةً لَّكَ عَسَىٰٓ أَن يَبۡعَثَكَ رَبُّكَ مَقَامًا مَّحۡمُودًا ٧٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Gecenin bir kısmında da uyanarak sana mahsus fazla bir ibadet olmak üzere teheccüd namazı kıl ki, Rabbin seni Makam-ı Mahmud'a ulaştırsın.
İlişkiler35 bağlantı · 4 tür
Aynı kök2:125 8:1 33:13 61:6
Aynı hüküm11:114 73:1–3 73:2 73:2–6 73:20 +1 daha Aynı konu3:113 25:64 32:16 33:50 39:9 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış3:17 4:103 20:130 21:72 22:44 +12 daha وَقُل رَّبِّ أَدۡخِلۡنِى مُدۡخَلَ صِدۡقٍ وَأَخۡرِجۡنِى مُخۡرَجَ صِدۡقٍ وَٱجۡعَل لِّى مِن لَّدُنكَ سُلۡطَـٰنًا نَّصِيرًا ٨٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
De ki: "Rabbim! (Gireceğim yere) doğruluk ve esenlik içinde girmemi sağla. (Çıkacağım yerden de) beni doğruluk ve esenlik içinde çıkar. Katından bana yardımcı bir kuvvet ver."
İlişkiler4 bağlantı · 1 tür
Henüz sınıflandırılmamış22:44 48:3 55:33 89:27–30
وَقُلۡ جَآءَ ٱلۡحَقُّ وَزَهَقَ ٱلۡبَـٰطِلُۚ إِنَّ ٱلۡبَـٰطِلَ كَانَ زَهُوقًا ٨١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
De ki: "Hak geldi, batıl yok oldu. Şüphesiz batıl, yok olmaya mahkumdur."
İlişkiler10 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare34:49
Aynı konu7:118 7:139 8:8 13:17 21:18 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış22:44
وَنُنَزِّلُ مِنَ ٱلۡقُرۡءَانِ مَا هُوَ شِفَآءٌ وَرَحۡمَةٌ لِّلۡمُؤۡمِنِينَۙ وَلَا يَزِيدُ ٱلظَّـٰلِمِينَ إِلَّا خَسَارًا ٨٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz Kur'an'dan, mü'minler için şifa ve rahmet olacak şeyler indiriyoruz. Zalimlerin ise Kur'an, ancak zararını artırır.
İlişkiler22 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare10:57
Aynı konu9:125 11:120 16:89 17:60 24:34 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış2:19 3:138 5:64 5:65 5:68 +9 daha وَإِذَآ أَنۡعَمۡنَا عَلَى ٱلۡإِنسَـٰنِ أَعۡرَضَ وَنَـَٔا بِجَانِبِهِۦۖ وَإِذَا مَسَّهُ ٱلشَّرُّ كَانَ يَـُٔوسًا ٨٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İnsana nimet verdiğimizde yüz çevirip yan çizer. Kendisine şer dokununca da umutsuzluğa düşer.
İlişkiler13 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare41:49 41:50–51 41:51 70:20
Aynı konu10:12 11:9 16:52–54 30:33 30:36 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış22:11 22:44
قُلۡ كُلٌّ يَعۡمَلُ عَلَىٰ شَاكِلَتِهِۦ فَرَبُّكُمۡ أَعۡلَمُ بِمَنۡ هُوَ أَهۡدَىٰ سَبِيلًا ٨٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
De ki: "Herkes kendi yapısına uygun işler görür. Rabbiniz, en doğru yolda olanı daha iyi bilir."
İlişkiler11 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare28:85
Aynı konu6:117 16:125 53:30–31 68:7 92:4
Henüz sınıflandırılmamış2:148 5:48 11:121–122 22:44 43:32
وَيَسۡـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلرُّوحِۖ قُلِ ٱلرُّوحُ مِنۡ أَمۡرِ رَبِّى وَمَآ أُوتِيتُم مِّنَ ٱلۡعِلۡمِ إِلَّا قَلِيلًا ٨٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sana ruh hakkında soru soruyorlar. De ki: "Ruh, Rabbimin bileceği bir şeydir. Size pek az ilim verilmiştir."
İlişkiler24 bağlantı · 5 tür
Açıklar16:2
Aynı kök26:192–194 32:9 38:72 58:22
Aynı ibare40:15 42:52
Aynı konu97:4
Henüz sınıflandırılmamış2:31 2:185 6:122 7:43 10:24 +11 daha وَلَئِن شِئۡنَا لَنَذۡهَبَنَّ بِٱلَّذِىٓ أَوۡحَيۡنَآ إِلَيۡكَ ثُمَّ لَا تَجِدُ لَكَ بِهِۦ عَلَيۡنَا وَكِيلًا ٨٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun, dileseydik biz sana vahyettiğimizi tamamen ortadan kaldırırdık; sonra bu konuda bize karşı kendine hiçbir yardımcı da bulamazdın.
İlişkiler13 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare17:69
Aynı konu2:106 3:74 13:39 16:101 21:107 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış5:48 10:15–16 22:44 42:15 87:6–7 +1 daha Sayfa 291 İsra
إِلَّا رَحۡمَةً مِّن رَّبِّكَۚ إِنَّ فَضۡلَهُۥ كَانَ عَلَيۡكَ كَبِيرًا ٨٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ancak Rabbin'den bir rahmet olarak böyle yapmadık. Çünkü O'nun sana olan lütfu büyüktür.
İlişkiler9 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare28:46 28:86
Aynı konu3:74 4:113 21:107
Henüz sınıflandırılmamış6:116 15:19 22:44 41:44
قُل لَّئِنِ ٱجۡتَمَعَتِ ٱلۡإِنسُ وَٱلۡجِنُّ عَلَىٰٓ أَن يَأۡتُواْ بِمِثۡلِ هَـٰذَا ٱلۡقُرۡءَانِ لَا يَأۡتُونَ بِمِثۡلِهِۦ وَلَوۡ كَانَ بَعۡضُهُمۡ لِبَعۡضٍ ظَهِيرًا ٨٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
De ki: "Andolsun, insanlar ve cinler bu Kur'an'ın bir benzerini getirmek üzere toplansalar ve birbirlerine de destek olsalar, yine onun benzerini getiremezler."
İlişkiler22 bağlantı · 5 tür
Açıklar2:23
Aynı kök12:15
Aynı ibare6:112
Aynı konu2:23–24 6:93 10:37 10:38 11:13 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış1:1 3:7 8:31 10:37–38 15:9 +7 daha وَلَقَدۡ صَرَّفۡنَا لِلنَّاسِ فِى هَـٰذَا ٱلۡقُرۡءَانِ مِن كُلِّ مَثَلٍ فَأَبَىٰٓ أَكۡثَرُ ٱلنَّاسِ إِلَّا كُفُورًا ٨٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun, biz bu Kur'an'da insanlara her türlü misali değişik şekillerde açıkladık. Yine de insanların çoğu ancak inkarda direttiler.
İlişkiler23 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare25:50 30:58 39:27
Aynı konu6:37 10:97 13:27 17:41 18:54 +6 daha Henüz sınıflandırılmamış2:266 7:132 14:45 15:15 20:133 +4 daha وَقَالُواْ لَن نُّؤۡمِنَ لَكَ حَتَّىٰ تَفۡجُرَ لَنَا مِنَ ٱلۡأَرۡضِ يَنۢبُوعًا ٩٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(90-93) Dediler ki: "Yerden bize bir pınar fışkırtmadıkça; yahut senin hurmalardan, üzümlerden oluşan bir bahçen olup, aralarından şarıl şarıl ırmaklar akıtmadıkça; yahut iddia ettiğin gibi, gökyüzünü üzerimize parça parça düşürmedikçe; yahut Allah'ı ve melekleri karşımıza getirmedikçe; yahut altından bir evin olmadıkça; ya da göğe çıkmadıkça sana asla inanmayacağız. Bize gökten okuyacağımız bir kitap indirmedikçe göğe çıktığına da inanacak değiliz." De ki: "Rabbimi tenzih ederim. Ben ancak resul olarak gönderilen bir beşerim."
İlişkiler23 bağlantı · 2 tür
Aynı konu6:37 6:124 10:97 13:27 25:8 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış2:108 3:183 4:153 6:37 6:91 +11 daha أَوۡ تَكُونَ لَكَ جَنَّةٌ مِّن نَّخِيلٍ وَعِنَبٍ فَتُفَجِّرَ ٱلۡأَنۡهَـٰرَ خِلَـٰلَهَا تَفۡجِيرًا ٩١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(90-93) Dediler ki: "Yerden bize bir pınar fışkırtmadıkça; yahut senin hurmalardan, üzümlerden oluşan bir bahçen olup, aralarından şarıl şarıl ırmaklar akıtmadıkça; yahut iddia ettiğin gibi, gökyüzünü üzerimize parça parça düşürmedikçe; yahut Allah'ı ve melekleri karşımıza getirmedikçe; yahut altından bir evin olmadıkça; ya da göğe çıkmadıkça sana asla inanmayacağız. Bize gökten okuyacağımız bir kitap indirmedikçe göğe çıktığına da inanacak değiliz." De ki: "Rabbimi tenzih ederim. Ben ancak resul olarak gönderilen bir beşerim."
İlişkiler23 bağlantı · 4 tür
Aynı kök36:34
Aynı ibare25:8
Aynı konu6:37 10:97 13:27 25:8 25:21 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış2:108 3:183 4:153 6:37 6:91 +10 daha أَوۡ تُسۡقِطَ ٱلسَّمَآءَ كَمَا زَعَمۡتَ عَلَيۡنَا كِسَفًا أَوۡ تَأۡتِىَ بِٱللَّهِ وَٱلۡمَلَـٰٓئِكَةِ قَبِيلًا ٩٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(90-93) Dediler ki: "Yerden bize bir pınar fışkırtmadıkça; yahut senin hurmalardan, üzümlerden oluşan bir bahçen olup, aralarından şarıl şarıl ırmaklar akıtmadıkça; yahut iddia ettiğin gibi, gökyüzünü üzerimize parça parça düşürmedikçe; yahut Allah'ı ve melekleri karşımıza getirmedikçe; yahut altından bir evin olmadıkça; ya da göğe çıkmadıkça sana asla inanmayacağız. Bize gökten okuyacağımız bir kitap indirmedikçe göğe çıktığına da inanacak değiliz." De ki: "Rabbimi tenzih ederim. Ben ancak resul olarak gönderilen bir beşerim."
İlişkiler31 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare26:187
Aynı konu6:35 6:37 6:124 10:97 13:27 +5 daha Henüz sınıflandırılmamış2:55 2:108 3:183 4:153 6:37 +15 daha أَوۡ يَكُونَ لَكَ بَيۡتٌ مِّن زُخۡرُفٍ أَوۡ تَرۡقَىٰ فِى ٱلسَّمَآءِ وَلَن نُّؤۡمِنَ لِرُقِيِّكَ حَتَّىٰ تُنَزِّلَ عَلَيۡنَا كِتَـٰبًا نَّقۡرَؤُهُۥۗ قُلۡ سُبۡحَانَ رَبِّى هَلۡ كُنتُ إِلَّا بَشَرًا رَّسُولًا ٩٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(90-93) Dediler ki: "Yerden bize bir pınar fışkırtmadıkça; yahut senin hurmalardan, üzümlerden oluşan bir bahçen olup, aralarından şarıl şarıl ırmaklar akıtmadıkça; yahut iddia ettiğin gibi, gökyüzünü üzerimize parça parça düşürmedikçe; yahut Allah'ı ve melekleri karşımıza getirmedikçe; yahut altından bir evin olmadıkça; ya da göğe çıkmadıkça sana asla inanmayacağız. Bize gökten okuyacağımız bir kitap indirmedikçe göğe çıktığına da inanacak değiliz." De ki: "Rabbimi tenzih ederim. Ben ancak resul olarak gönderilen bir beşerim."
İlişkiler54 bağlantı · 4 tür
Aynı kök43:33–35
Aynı ibare4:153
Henüz sınıflandırılmamış2:108 3:183 4:153 6:37 6:91 +27 daha وَمَا مَنَعَ ٱلنَّاسَ أَن يُؤۡمِنُوٓاْ إِذۡ جَآءَهُمُ ٱلۡهُدَىٰٓ إِلَّآ أَن قَالُوٓاْ أَبَعَثَ ٱللَّهُ بَشَرًا رَّسُولًا ٩٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İnsanlara hidayet (Kur'an) geldikten sonra onların iman etmelerine ancak, "Allah, bir beşeri mi peygamber olarak gönderdi?" demeleri engel olmuştur.
İlişkiler46 bağlantı · 4 tür
Açıklar13:38 25:20
Aynı ibare18:55
Henüz sınıflandırılmamış2:108 3:183 6:37 6:91 7:63 +16 daha قُل لَّوۡ كَانَ فِى ٱلۡأَرۡضِ مَلَـٰٓئِكَةٌ يَمۡشُونَ مُطۡمَئِنِّينَ لَنَزَّلۡنَا عَلَيۡهِم مِّنَ ٱلسَّمَآءِ مَلَكًا رَّسُولًا ٩٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
De ki: "Eğer yeryüzünde, (insanlar yerine) yerleşip dolaşan melekler olsaydı, elbette onlara gökten bir melek peygamber indirirdik."
İlişkiler26 bağlantı · 3 tür
Açıklar21:7
Aynı konu6:8 6:9 6:111 6:130 12:109 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış2:108 6:37 6:91 16:43 20:133 +11 daha قُلۡ كَفَىٰ بِٱللَّهِ شَهِيدَۢا بَيۡنِى وَبَيۡنَكُمۡۚ إِنَّهُۥ كَانَ بِعِبَادِهِۦ خَبِيرَۢا بَصِيرًا ٩٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
De ki: "Sizinle benim aramda şahit olarak Allah yeter. Çünkü O, kullarından hakkıyla haberdardır, onları hakkıyla görendir."
İlişkiler9 bağlantı · 2 tür
Aynı ibare10:46 13:43
Henüz sınıflandırılmamış3:18 3:98 4:166 10:29 20:133 +2 daha Sayfa 292 İsra
وَمَن يَهۡدِ ٱللَّهُ فَهُوَ ٱلۡمُهۡتَدِۖ وَمَن يُضۡلِلۡ فَلَن تَجِدَ لَهُمۡ أَوۡلِيَآءَ مِن دُونِهِۦۖ وَنَحۡشُرُهُمۡ يَوۡمَ ٱلۡقِيَـٰمَةِ عَلَىٰ وُجُوهِهِمۡ عُمۡيًا وَبُكۡمًا وَصُمًّاۖ مَّأۡوَىٰهُمۡ جَهَنَّمُۖ كُلَّمَا خَبَتۡ زِدۡنَـٰهُمۡ سَعِيرًا ٩٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, kimi doğru yola iletirse işte o, doğru yolu bulmuştur. Kimi de saptırırsa, böyleleri için O'nun dışında dostlar bulamazsın. Onları kıyamet günü körler, dilsizler ve sağırlar olarak yüzüstü haşredeceğiz. Varacakları yer cehennemdir. Cehennemin ateşi dindikçe, onlara çılgın ateşi artırırız.
İlişkiler34 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare7:178 13:5 17:49 18:17 20:123–127 +3 daha Aynı konu6:39 7:179 17:72 18:106 23:104 +6 daha Henüz sınıflandırılmamış2:18 8:22 13:19 17:15 17:49 +10 daha ذَٰلِكَ جَزَآؤُهُم بِأَنَّهُمۡ كَفَرُواْ بِـَٔايَـٰتِنَا وَقَالُوٓاْ أَءِذَا كُنَّا عِظَـٰمًا وَرُفَـٰتًا أَءِنَّا لَمَبۡعُوثُونَ خَلۡقًا جَدِيدًا ٩٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bu, onların cezasıdır. Çünkü onlar ayetlerimizi inkar ettiler ve, "Biz bir yığın kemik, bir yığın ufantı olduktan sonra mı yeniden bir yaratılışla diriltilecekmişiz, biz mi?" dediler.
İlişkiler29 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare13:5 17:49 32:10 46:33
Aynı konu6:29 17:72 18:106 19:66 23:82 +6 daha Henüz sınıflandırılmamış2:39 8:13 17:49 22:44 23:35 +9 daha ۞ أَوَلَمۡ يَرَوۡاْ أَنَّ ٱللَّهَ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ قَادِرٌ عَلَىٰٓ أَن يَخۡلُقَ مِثۡلَهُمۡ وَجَعَلَ لَهُمۡ أَجَلًا لَّا رَيۡبَ فِيهِ فَأَبَى ٱلظَّـٰلِمُونَ إِلَّا كُفُورًا ٩٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar, gökleri ve yeri yaratan Allah'ın kendileri gibilerini yaratmaya kadir olduğunu görmediler mi? Allah onlar için, hakkında hiçbir şüphe bulunmayan bir ecel belirlemiştir. Fakat zalimler ancak inkarda direttiler.
İlişkiler17 bağlantı · 4 tür
Aynı kök13:2
Aynı ibare17:49 36:81 46:33
Aynı konu7:185 18:106 39:5 46:3
Henüz sınıflandırılmamış9:39 14:19 14:48 21:104 22:44 +4 daha قُل لَّوۡ أَنتُمۡ تَمۡلِكُونَ خَزَآئِنَ رَحۡمَةِ رَبِّىٓ إِذًا لَّأَمۡسَكۡتُمۡ خَشۡيَةَ ٱلۡإِنفَاقِۚ وَكَانَ ٱلۡإِنسَـٰنُ قَتُورًا ١٠٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
De ki: "Eğer siz Rabbimin rahmet hazinelerine sahip olsaydınız, o zaman da tükenir korkusuyla cimrilik ederdiniz. Zaten insan çok cimridir."
İlişkiler20 bağlantı · 4 tür
Aynı kök15:21
Aynı ibare38:9
Aynı konu2:268 4:37 4:53 9:76 47:38 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış3:180 22:44 42:27 47:37 52:37 +5 daha وَلَقَدۡ ءَاتَيۡنَا مُوسَىٰ تِسۡعَ ءَايَـٰتِۭ بَيِّنَـٰتٍۖ فَسۡـَٔلۡ بَنِىٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ إِذۡ جَآءَهُمۡ فَقَالَ لَهُۥ فِرۡعَوۡنُ إِنِّى لَأَظُنُّكَ يَـٰمُوسَىٰ مَسۡحُورًا ١٠١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun, biz Musa'ya apaçık dokuz mucize verdik. İsrailoğullarına sor (sana anlatsınlar): Hani Musa onlara gelmiş ve Firavun da ona, "Ben senin kesinlikle büyülendiğini zannediyorum ey Musa!" demişti.
İlişkiler38 bağlantı · 6 tür
Açıklar2:211 7:133 20:42 43:47
Aynı kök26:197
Paralel7:103 20:56
Aynı ibare2:211 27:12 46:7
Aynı konu2:60 7:107 7:117 10:94 20:17 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış2:57 2:63 2:83 2:87 7:108 +15 daha قَالَ لَقَدۡ عَلِمۡتَ مَآ أَنزَلَ هَـٰٓؤُلَآءِ إِلَّا رَبُّ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ بَصَآئِرَ وَإِنِّى لَأَظُنُّكَ يَـٰفِرۡعَوۡنُ مَثۡبُورًا ١٠٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Musa ise, "İyi biliyorsun ki, bunları ancak, göklerin ve yerin Rabbi apaçık deliller olarak indirmiştir. Ey Firavun, ben de seni kesinlikle helak olmuş bir kişi olarak görüyorum" demişti.
İlişkiler11 bağlantı · 3 tür
Paralel20:56
Aynı konu10:90–92 28:43 40:45–46
Henüz sınıflandırılmamış6:104 7:203 17:59 20:96 22:44 +2 daha فَأَرَادَ أَن يَسۡتَفِزَّهُم مِّنَ ٱلۡأَرۡضِ فَأَغۡرَقۡنَـٰهُ وَمَن مَّعَهُۥ جَمِيعًا ١٠٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bunun üzerine Firavun (işkence etmek ve öldürmek suretiyle) o yerden onların kökünü kazımak istedi. Biz de onu ve beraberindekileri hep birden suda boğduk.
İlişkiler7 bağlantı · 4 tür
Aynı kök17:76
Paralel2:50 7:136
Aynı konu7:137 28:3–6 29:40
Henüz sınıflandırılmamış10:90
وَقُلۡنَا مِنۢ بَعۡدِهِۦ لِبَنِىٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ ٱسۡكُنُواْ ٱلۡأَرۡضَ فَإِذَا جَآءَ وَعۡدُ ٱلۡـَٔاخِرَةِ جِئۡنَا بِكُمۡ لَفِيفًا ١٠٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bunun ardından İsrailoğullarına şöyle dedik: "Bu topraklarda oturun, ahiret va'di (kıyamet) gelince hepinizi toplayıp bir araya getireceğiz."
İlişkiler14 bağlantı · 2 tür
Aynı konu5:20 14:14
Henüz sınıflandırılmamış2:47 2:249 4:46 5:24 5:60 +7 daha Sayfa 293 İsra
وَبِٱلۡحَقِّ أَنزَلۡنَـٰهُ وَبِٱلۡحَقِّ نَزَلَۗ وَمَآ أَرۡسَلۡنَـٰكَ إِلَّا مُبَشِّرًا وَنَذِيرًا ١٠٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz onu (Kur'an'ı) hak olarak indirdik ve o da hak ile indi. Seni de ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.
İlişkiler28 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare48:8
Aynı konu2:119 10:37 10:94 18:29 19:97 +5 daha Henüz sınıflandırılmamış6:73 7:184 10:82 10:108 15:9 +12 daha وَقُرۡءَانًا فَرَقۡنَـٰهُ لِتَقۡرَأَهُۥ عَلَى ٱلنَّاسِ عَلَىٰ مُكۡثٍ وَنَزَّلۡنَـٰهُ تَنزِيلًا ١٠٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz Kur'an'ı, insanlara dura dura okuyasın diye ayet ayet ayırdık ve onu peyderpey indirdik.
İlişkiler23 bağlantı · 3 tür
Açıklar25:32
Aynı konu18:29 20:113–114 25:32 25:32–33 26:192–195 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış2:97 10:15 13:30 15:90 24:33 +9 daha قُلۡ ءَامِنُواْ بِهِۦٓ أَوۡ لَا تُؤۡمِنُوٓاْۚ إِنَّ ٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡعِلۡمَ مِن قَبۡلِهِۦٓ إِذَا يُتۡلَىٰ عَلَيۡهِمۡ يَخِرُّونَ لِلۡأَذۡقَانِ سُجَّدًا ١٠٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
De ki: "Ona ister inanın, ister inanmayın. Şüphesiz, daha önce kendilerine ilim verilenler, Kur'an kendilerine okunduğunda derhal yüzüstü secdeye kapanırlar."
İlişkiler37 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare17:109
Aynı konu3:113 5:82 5:83 5:83–84 10:40 +12 daha Henüz sınıflandırılmamış2:256 7:206 9:124 13:15 13:36 +14 daha وَيَقُولُونَ سُبۡحَـٰنَ رَبِّنَآ إِن كَانَ وَعۡدُ رَبِّنَا لَمَفۡعُولًا ١٠٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Rabbimizin şanı yücedir. Rabbimizin va'di mutlaka gerçekleşecektir" derler.
İlişkiler24 bağlantı · 2 tür
Aynı konu5:82 5:83 28:52 29:47 73:4
Henüz sınıflandırılmamış7:157 7:206 13:15 13:36 17:107 +14 daha وَيَخِرُّونَ لِلۡأَذۡقَانِ يَبۡكُونَ وَيَزِيدُهُمۡ خُشُوعًا ۩ ١٠٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar ağlayarak yüzüstü yere kapanırlar. Bu da onların derin saygısını artırır.
İlişkiler16 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare17:107
Aynı konu3:113 5:82 5:83 19:58 25:73 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış13:36 19:58 22:32 25:73 28:53 +1 daha قُلِ ٱدۡعُواْ ٱللَّهَ أَوِ ٱدۡعُواْ ٱلرَّحۡمَـٰنَۖ أَيًّا مَّا تَدۡعُواْ فَلَهُ ٱلۡأَسۡمَآءُ ٱلۡحُسۡنَىٰۚ وَلَا تَجۡهَرۡ بِصَلَاتِكَ وَلَا تُخَافِتۡ بِهَا وَٱبۡتَغِ بَيۡنَ ذَٰلِكَ سَبِيلًا ١١٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
De ki: "(Rabbinizi) ister Allah diye çağırın, ister Rahman diye çağırın. Hangisiyle çağırırsanız çağırın, nihayet en güzel isimler O'nundur." Namazında sesini pek yükseltme, çok da kısma. İkisi ortası bir yol tut.
İlişkiler23 bağlantı · 6 tür
Açıklar7:180 25:60 59:22–23
Aynı kök74:3
Aynı hüküm7:205
Aynı ibare7:180 20:8 59:24
Aynı konu7:55 30:27 31:19 73:4
Henüz sınıflandırılmamış1:1 2:285–286 3:8–9 6:63 7:29 +6 daha وَقُلِ ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ ٱلَّذِى لَمۡ يَتَّخِذۡ وَلَدًا وَلَمۡ يَكُن لَّهُۥ شَرِيكٌ فِى ٱلۡمُلۡكِ وَلَمۡ يَكُن لَّهُۥ وَلِىٌّ مِّنَ ٱلذُّلِّۖ وَكَبِّرۡهُ تَكۡبِيرَۢا ١١١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Hamd, çocuk edinmeyen, mülkte ortağı olmayan, zillet ve acizliğin gerektirdiği bir yardımcıya ihtiyacı bulunmayan Allah'a mahsustur" de ve O'nu tekbir ile yücelt.
İlişkiler39 bağlantı · 4 tür
Aynı kök74:3
Aynı ibare6:1 18:1 25:2 34:1 39:4
Aynı konu2:116 4:171 6:100 6:101 10:68 +11 daha Henüz sınıflandırılmamış1:1–7 1:3 2:221 6:133 6:163 +12 daha