بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِBu sure besmeleyle başlar (ayet sayılmaz).
ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ ٱلَّذِىٓ أَنزَلَ عَلَىٰ عَبۡدِهِ ٱلۡكِتَـٰبَ وَلَمۡ يَجۡعَل لَّهُۥ عِوَجَاۜ ١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hamd, kuluna Kitab'ı (Kur'an'ı) indiren ve onda hiçbir eğrilik yapmayan Allah'a mahsustur.
İlişkiler27 bağlantı · 4 tür
Aynı kök3:99 7:45 11:19 20:108
Aynı ibare6:1 17:9 17:111 34:1
Aynı konu4:82 35:1 39:27–28 39:28 41:4 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış2:185 3:7 7:86 10:10 14:3 +8 daha قَيِّمًا لِّيُنذِرَ بَأۡسًا شَدِيدًا مِّن لَّدُنۡهُ وَيُبَشِّرَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ ٱلَّذِينَ يَعۡمَلُونَ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ أَنَّ لَهُمۡ أَجۡرًا حَسَنًا ٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(2-4) (Allah onu), katından gelecek şiddetli bir azap ile (inanmayanları) uyarmak, salih ameller işleyen mü'minleri, içlerinde ebedi olarak kalacakları güzel bir mükafat (cennet) ile müjdelemek ve "Allah, bir çocuk edindi" diyenleri de uyarmak için dosdoğru bir kitap kıldı.
İlişkiler15 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare17:9
Aynı konu9:21–22 19:97 41:4 43:81 98:3
Henüz sınıflandırılmamış2:23 4:173 6:19 6:51 16:97 +4 daha مَّـٰكِثِينَ فِيهِ أَبَدًا ٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(2-4) (Allah onu), katından gelecek şiddetli bir azap ile (inanmayanları) uyarmak, salih ameller işleyen mü'minleri, içlerinde ebedi olarak kalacakları güzel bir mükafat (cennet) ile müjdelemek ve "Allah, bir çocuk edindi" diyenleri de uyarmak için dosdoğru bir kitap kıldı.
İlişkiler17 bağlantı · 2 tür
Aynı konu41:4 43:81
Henüz sınıflandırılmamış2:23 2:25 2:81 2:82 2:217 +10 daha وَيُنذِرَ ٱلَّذِينَ قَالُواْ ٱتَّخَذَ ٱللَّهُ وَلَدًا ٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(2-4) (Allah onu), katından gelecek şiddetli bir azap ile (inanmayanları) uyarmak, salih ameller işleyen mü'minleri, içlerinde ebedi olarak kalacakları güzel bir mükafat (cennet) ile müjdelemek ve "Allah, bir çocuk edindi" diyenleri de uyarmak için dosdoğru bir kitap kıldı.
İlişkiler18 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare10:68 19:88 19:88–93 21:26
Aynı konu17:39–40 17:111 19:35 37:152 37:153 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış2:116 4:171 9:30 17:40 19:89
Sayfa 294 Kehf
مَّا لَهُم بِهِۦ مِنۡ عِلۡمٍ وَلَا لِـَٔابَآئِهِمۡۚ كَبُرَتۡ كَلِمَةً تَخۡرُجُ مِنۡ أَفۡوَٰهِهِمۡۚ إِن يَقُولُونَ إِلَّا كَذِبًا ٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bu konuda ne kendilerinin, ne de atalarının hiçbir bilgisi yoktur. Ne büyük bir söz (bu) ağızlarından çıkan! Onlar ancak yalan söylüyorlar.
İlişkiler15 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare10:68 19:88
Aynı konu17:39–40 17:40 37:151–157 39:4 43:81
Henüz sınıflandırılmamış3:66 7:2 7:33 9:30 10:69 +3 daha فَلَعَلَّكَ بَـٰخِعٌ نَّفۡسَكَ عَلَىٰٓ ءَاثَـٰرِهِمۡ إِن لَّمۡ يُؤۡمِنُواْ بِهَـٰذَا ٱلۡحَدِيثِ أَسَفًا ٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Demek sen, bu söze (Kur'an'a) inanmazlarsa, arkalarından üzülerek adeta kendini tüketeceksin!
İlişkiler29 bağlantı · 4 tür
Aynı kök12:84
Aynı ibare19:88 26:3
Aynı konu5:68 6:33 7:2 7:185 10:65 +9 daha Henüz sınıflandırılmamış7:150 11:12 20:2 20:86 24:54 +7 daha إِنَّا جَعَلۡنَا مَا عَلَى ٱلۡأَرۡضِ زِينَةً لَّهَا لِنَبۡلُوَهُمۡ أَيُّهُمۡ أَحۡسَنُ عَمَلًا ٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İnsanların hangisinin daha güzel amel yaptığını deneyelim diye şüphesiz biz yeryüzündeki şeyleri ona bir zinet yaptık.
İlişkiler18 bağlantı · 6 tür
Açıklar18:46
Devam eder18:8–9
Aynı kök16:8
Aynı ibare11:7 18:30 18:30–31 19:88 67:1–2 +1 daha Aynı konu3:14 21:16 76:2
Henüz sınıflandırılmamış10:14 18:12 21:35 29:2 57:27 +1 daha وَإِنَّا لَجَـٰعِلُونَ مَا عَلَيۡهَا صَعِيدًا جُرُزًا ٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz, elbette (zamanı gelince) yeryüzündeki her şeyi bir kuru toprak haline getireceğiz.
İlişkiler8 bağlantı · 5 tür
Devam eder18:7
Aynı kök32:27
Aynı ibare19:88
Aynı konu10:24
Henüz sınıflandırılmamış4:43 16:65 18:9–21 18:9
أَمۡ حَسِبۡتَ أَنَّ أَصۡحَـٰبَ ٱلۡكَهۡفِ وَٱلرَّقِيمِ كَانُواْ مِنۡ ءَايَـٰتِنَا عَجَبًا ٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yoksa sen, (sadece) Ashab-ı Kehf ve Ashab-ı Rakim'i mi bizim ibret verici delillerimizden sandın?
İlişkiler7 bağlantı · 4 tür
Devam eder18:7
Aynı kök13:5 83:9 83:20
Aynı ibare19:88
Henüz sınıflandırılmamış18:8 18:17
إِذۡ أَوَى ٱلۡفِتۡيَةُ إِلَى ٱلۡكَهۡفِ فَقَالُواْ رَبَّنَآ ءَاتِنَا مِن لَّدُنكَ رَحۡمَةً وَهَيِّئۡ لَنَا مِنۡ أَمۡرِنَا رَشَدًا ١٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hani o gençler mağaraya sığınmışlardı da, "Ey Rabbimiz! Bize katından bir rahmet ver ve içinde bulunduğumuz şu durumda bize kurtuluş ve doğruluğa ulaşmayı kolaylaştır" demişlerdi.
İlişkiler6 bağlantı · 2 tür
Paralel18:16
Henüz sınıflandırılmamış18:8 21:51 24:33 28:21–22 65:2
فَضَرَبۡنَا عَلَىٰٓ ءَاذَانِهِمۡ فِى ٱلۡكَهۡفِ سِنِينَ عَدَدًا ١١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bunun üzerine biz de nice yıllar onların kulaklarını (dış dünyaya) kapattık (Onları uyuttuk).
İlişkiler3 bağlantı · 2 tür
Açıklar18:25
Henüz sınıflandırılmamış4:34 18:8
ثُمَّ بَعَثۡنَـٰهُمۡ لِنَعۡلَمَ أَىُّ ٱلۡحِزۡبَيۡنِ أَحۡصَىٰ لِمَا لَبِثُوٓاْ أَمَدًا ١٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sonra onları uyandırdık ki, iki zümreden hangisinin bekledikleri süreyi daha iyi hesap ettiğini bilelim.
İlişkiler10 bağlantı · 3 tür
Açıklar18:19
Aynı kök2:143 3:140 29:11 47:31
Henüz sınıflandırılmamış2:259 3:142 9:16 18:7 18:8
نَّحۡنُ نَقُصُّ عَلَيۡكَ نَبَأَهُم بِٱلۡحَقِّۚ إِنَّهُمۡ فِتۡيَةٌ ءَامَنُواْ بِرَبِّهِمۡ وَزِدۡنَـٰهُمۡ هُدًى ١٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz sana onların haberlerini gerçek olarak anlatıyoruz: Şüphesiz onlar Rablerine inanmış birkaç genç yiğitti. Biz de onların hidayetlerini artırmıştık.
İlişkiler22 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare47:17
Aynı konu7:101 9:124 11:120 12:3 12:111 +8 daha Henüz sınıflandırılmamış3:173 5:27 7:176 8:2 18:8 +3 daha وَرَبَطۡنَا عَلَىٰ قُلُوبِهِمۡ إِذۡ قَامُواْ فَقَالُواْ رَبُّنَا رَبُّ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ لَن نَّدۡعُوَاْ مِن دُونِهِۦٓ إِلَـٰهًاۖ لَّقَدۡ قُلۡنَآ إِذًا شَطَطًا ١٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(14-15) Kalkıp da, "Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbidir. O'ndan başkasına asla ilah demeyiz. Yoksa andolsun ki saçma bir söz söylemiş oluruz. Şunlar, şu kavmimiz, O'ndan başka tanrılar edindiler. Onlar hakkında açık bir delil getirselerdi ya! Artık kim Allah'a karşı yalan uydurandan daha zalimdir?" dediklerinde onların kalplerine kuvvet vermiştik.
İlişkiler8 bağlantı · 4 tür
Aynı kök72:4
Aynı ibare21:56 37:5 44:7
Aynı konu6:56
Henüz sınıflandırılmamış18:8 19:65 34:46
هَـٰٓؤُلَآءِ قَوۡمُنَا ٱتَّخَذُواْ مِن دُونِهِۦٓ ءَالِهَةًۖ لَّوۡلَا يَأۡتُونَ عَلَيۡهِم بِسُلۡطَـٰنِۭ بَيِّنٍۖ فَمَنۡ أَظۡلَمُ مِمَّنِ ٱفۡتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا ١٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(14-15) Kalkıp da, "Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbidir. O'ndan başkasına asla ilah demeyiz. Yoksa andolsun ki saçma bir söz söylemiş oluruz. Şunlar, şu kavmimiz, O'ndan başka tanrılar edindiler. Onlar hakkında açık bir delil getirselerdi ya! Artık kim Allah'a karşı yalan uydurandan daha zalimdir?" dediklerinde onların kalplerine kuvvet vermiştik.
İlişkiler15 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare6:21 6:144 11:18 11:18–19
Aynı konu39:32
Henüz sınıflandırılmamış4:50 6:93 6:157 7:37 10:17 +5 daha Sayfa 295 Kehf
وَإِذِ ٱعۡتَزَلۡتُمُوهُمۡ وَمَا يَعۡبُدُونَ إِلَّا ٱللَّهَ فَأۡوُۥٓاْ إِلَى ٱلۡكَهۡفِ يَنشُرۡ لَكُمۡ رَبُّكُم مِّن رَّحۡمَتِهِۦ وَيُهَيِّئۡ لَكُم مِّنۡ أَمۡرِكُم مِّرۡفَقًا ١٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(İçlerinden biri şöyle dedi:) "Mademki onlardan ve Allah'tan başkasına tapmakta olduklarından yüz çevirip ayrıldınız, o halde mağaraya çekilin ki, Rabbiniz size rahmetini yaysın ve içinde bulunduğunuz durumda yararlanacağınız şeyler hazırlasın."
İlişkiler11 bağlantı · 5 tür
Devam eder18:17
Paralel18:10
Aynı ibare19:48–49 19:49
Aynı konu18:13 18:20 65:3–4
Henüz sınıflandırılmamış3:64 9:1 16:110 18:8
۞ وَتَرَى ٱلشَّمۡسَ إِذَا طَلَعَت تَّزَٰوَرُ عَن كَهۡفِهِمۡ ذَاتَ ٱلۡيَمِينِ وَإِذَا غَرَبَت تَّقۡرِضُهُمۡ ذَاتَ ٱلشِّمَالِ وَهُمۡ فِى فَجۡوَةٍ مِّنۡهُۚ ذَٰلِكَ مِنۡ ءَايَـٰتِ ٱللَّهِۗ مَن يَهۡدِ ٱللَّهُ فَهُوَ ٱلۡمُهۡتَدِۖ وَمَن يُضۡلِلۡ فَلَن تَجِدَ لَهُۥ وَلِيًّا مُّرۡشِدًا ١٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Orada olsaydın) güneş doğduğunda onun; mağaralarının sağ tarafına kaydığını, batarken de onlara dokunmadan sol tarafa gittiğini görürdün. Kendileri ise mağaranın geniş bir yerinde idiler. Bu, Allah'ın mucizelerindendir. Allah, kime hidayet ederse işte o, doğru yolu bulandır. Kimi de şaşırtırsa, artık ona doğru yolu gösterecek bir dost bulamazsın.
İlişkiler24 bağlantı · 5 tür
Devam eder18:16
Aynı kök19:78 28:38 37:54 37:55 40:37 +6 daha Aynı ibare7:178 17:97 39:37
Aynı konu18:13 42:44
Henüz sınıflandırılmamış2:2 10:108 16:104 17:15 18:8 +2 daha وَتَحۡسَبُهُمۡ أَيۡقَاظًا وَهُمۡ رُقُودٌۚ وَنُقَلِّبُهُمۡ ذَاتَ ٱلۡيَمِينِ وَذَاتَ ٱلشِّمَالِۖ وَكَلۡبُهُم بَـٰسِطٌ ذِرَاعَيۡهِ بِٱلۡوَصِيدِۚ لَوِ ٱطَّلَعۡتَ عَلَيۡهِمۡ لَوَلَّيۡتَ مِنۡهُمۡ فِرَارًا وَلَمُلِئۡتَ مِنۡهُمۡ رُعۡبًا ١٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Uykuda oldukları halde, sen onları uyanık sanırsın. Biz onları sağa sola çeviriyorduk. Köpekleri de mağaranın girişinde iki kolunu uzatmış (yatmakta idi.) Onları görseydin, mutlaka onlardan yüz çevirip kaçardın ve gördüklerin yüzünden için korku ile dolardı.
İlişkiler6 bağlantı · 1 tür
Henüz sınıflandırılmamış7:133 7:176 18:8 36:52 58:7 +1 daha وَكَذَٰلِكَ بَعَثۡنَـٰهُمۡ لِيَتَسَآءَلُواْ بَيۡنَهُمۡۚ قَالَ قَآئِلٌ مِّنۡهُمۡ كَمۡ لَبِثۡتُمۡۖ قَالُواْ لَبِثۡنَا يَوۡمًا أَوۡ بَعۡضَ يَوۡمٍۚ قَالُواْ رَبُّكُمۡ أَعۡلَمُ بِمَا لَبِثۡتُمۡ فَٱبۡعَثُوٓاْ أَحَدَكُم بِوَرِقِكُمۡ هَـٰذِهِۦٓ إِلَى ٱلۡمَدِينَةِ فَلۡيَنظُرۡ أَيُّهَآ أَزۡكَىٰ طَعَامًا فَلۡيَأۡتِكُم بِرِزۡقٍ مِّنۡهُ وَلۡيَتَلَطَّفۡ وَلَا يُشۡعِرَنَّ بِكُمۡ أَحَدًا ١٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Böylece biz, birbirlerine sorsunlar diye onları uyandırdık. İçlerinden biri: "Ne kadar kaldınız"? dedi. (Bir kısmı) "Bir gün, ya da bir günden az", dediler. (Diğerleri de) şöyle dediler: "Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir. Şimdi siz birinizi şu gümüş para ile kente gönderin de baksın; (şehir halkından) hangisinin yiyeceği daha temiz ve lezzetli ise ondan size bir rızık getirsin. Ayrıca, çok nazik davransın (da dikkat çekmesin) ve sizi hiçbir kimseye sakın sezdirmesin."
İlişkiler16 bağlantı · 5 tür
Açıklar18:12 18:25–26
Aynı kök7:22
Aynı ibare2:259
Aynı konu6:60 20:103 39:42
Henüz sınıflandırılmamış2:64 2:259 3:27 6:95 10:31 +4 daha إِنَّهُمۡ إِن يَظۡهَرُواْ عَلَيۡكُمۡ يَرۡجُمُوكُمۡ أَوۡ يُعِيدُوكُمۡ فِى مِلَّتِهِمۡ وَلَن تُفۡلِحُوٓاْ إِذًا أَبَدًا ٢٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Çünkü onlar sizi ele geçirirlerse ya taşlayarak öldürürler, yahut kendi dinlerine döndürürler. O zaman da bir daha asla kurtuluşa eremezsiniz."
İlişkiler7 bağlantı · 3 tür
Aynı kök3:36
Aynı konu14:13 18:13 18:16
Henüz sınıflandırılmamış2:259 11:91 18:8
Sayfa 296 Kehf
وَكَذَٰلِكَ أَعۡثَرۡنَا عَلَيۡهِمۡ لِيَعۡلَمُوٓاْ أَنَّ وَعۡدَ ٱللَّهِ حَقٌّ وَأَنَّ ٱلسَّاعَةَ لَا رَيۡبَ فِيهَآ إِذۡ يَتَنَـٰزَعُونَ بَيۡنَهُمۡ أَمۡرَهُمۡۖ فَقَالُواْ ٱبۡنُواْ عَلَيۡهِم بُنۡيَـٰنًاۖ رَّبُّهُمۡ أَعۡلَمُ بِهِمۡۚ قَالَ ٱلَّذِينَ غَلَبُواْ عَلَىٰٓ أَمۡرِهِمۡ لَنَتَّخِذَنَّ عَلَيۡهِم مَّسۡجِدًا ٢١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Böylece biz, (insanları) onların halinden haberdar ettik ki, Allah'ın va'dinin hak olduğunu ve kıyametin gerçekleşmesinde de hiçbir şüphe olmadığını bilsinler. Hani onlar (olayın mucizevi tarafını ve asıl hikmetini bırakmışlar da) aralarında onların durumunu tartışıyorlardı. (Bazıları), "Onların üstüne bir bina yapın, Rableri onların halini daha iyi bilir" dediler. Duruma hakim olanlar ise, "Üzerlerine mutlaka bir mescit yapacağız" dediler.
İlişkiler18 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare10:55 40:77
Aynı konu16:38 18:13
Henüz sınıflandırılmamış2:83 2:183 2:259 5:12 10:87 +9 daha سَيَقُولُونَ ثَلَـٰثَةٌ رَّابِعُهُمۡ كَلۡبُهُمۡ وَيَقُولُونَ خَمۡسَةٌ سَادِسُهُمۡ كَلۡبُهُمۡ رَجۡمَۢا بِٱلۡغَيۡبِۖ وَيَقُولُونَ سَبۡعَةٌ وَثَامِنُهُمۡ كَلۡبُهُمۡۚ قُل رَّبِّىٓ أَعۡلَمُ بِعِدَّتِهِم مَّا يَعۡلَمُهُمۡ إِلَّا قَلِيلٌۗ فَلَا تُمَارِ فِيهِمۡ إِلَّا مِرَآءً ظَـٰهِرًا وَلَا تَسۡتَفۡتِ فِيهِم مِّنۡهُمۡ أَحَدًا ٢٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Ey Muhammed!) Bazıları bilmedikleri şey hakkında atıp tutarak: "Onlar üç kişidirler, dördüncüleri köpekleridir" diyecekler. Yine, "Beş kişidirler, altıncıları köpekleridir" diyecekler. Şöyle de diyecekler: "Yedi kişidirler, sekizincileri köpekleridir." De ki: "Onların sayısını Rabbim daha iyi bilir. Zaten onları pek az kimse bilir. O halde, onlar hakkında (Kur'an'daki) apaçık tartışma(yı aktarmak)dan başka tartışmaya girme ve bunlar hakkında onlardan hiçbirine bir şey sorma."
İlişkiler8 bağlantı · 3 tür
Aynı kök53:12
Aynı konu18:25
Henüz sınıflandırılmamış2:259 3:36 10:61 17:36 37:10 +1 daha وَلَا تَقُولَنَّ لِشَاْىۡءٍ إِنِّى فَاعِلٌ ذَٰلِكَ غَدًا ٢٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hiçbir şey hakkında sakın "yarın şunu yapacağım" deme!
İlişkiler9 bağlantı · 4 tür
Devam eder18:24
İstisna tanır18:24
Aynı konu12:42 68:17–33 68:17 68:17–18
Henüz sınıflandırılmamış2:259 18:39 68:18
إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُۚ وَٱذۡكُر رَّبَّكَ إِذَا نَسِيتَ وَقُلۡ عَسَىٰٓ أَن يَهۡدِيَنِ رَبِّى لِأَقۡرَبَ مِنۡ هَـٰذَا رَشَدًا ٢٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ancak, "Allah dilerse yapacağım" de. Unuttuğun zaman Rabbini an ve "Umarım Rabbim beni, bundan daha doğru olana ulaştırır" de.
İlişkiler11 bağlantı · 5 tür
Devam eder18:23
İstisna tanır18:23
Karşıtlık58:19
Aynı konu6:68 12:42 68:17
Henüz sınıflandırılmamış2:259 35:1 68:18 74:1 76:30
وَلَبِثُواْ فِى كَهۡفِهِمۡ ثَلَـٰثَ مِاْئَةٍ سِنِينَ وَٱزۡدَادُواْ تِسۡعًا ٢٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar mağaralarında üç yüz yıl kaldılar. Buna dokuz daha eklediler.
İlişkiler9 bağlantı · 3 tür
Açıklar18:11 18:19
Aynı konu18:22
Henüz sınıflandırılmamış2:259 4:82 15:87 18:19 18:21 +1 daha قُلِ ٱللَّهُ أَعۡلَمُ بِمَا لَبِثُواْۖ لَهُۥ غَيۡبُ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۖ أَبۡصِرۡ بِهِۦ وَأَسۡمِعۡۚ مَا لَهُم مِّن دُونِهِۦ مِن وَلِىٍّ وَلَا يُشۡرِكُ فِى حُكۡمِهِۦٓ أَحَدًا ٢٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
De ki: "Kaldıkları süreyi Allah daha iyi bilir. Göklerin ve yerin gaybını bilmek O'na aittir. O, ne güzel görür; O, ne güzel işitir! Onların, O'ndan başka hiçbir dostu da yoktur. O, hükmüne hiçbir kimseyi ortak etmez."
İlişkiler35 bağlantı · 4 tür
Açıklar18:19
Aynı ibare11:123
Aynı konu6:57 6:59 7:32 10:20 13:9 +7 daha Henüz sınıflandırılmamış2:33 2:254 4:65 4:105 4:125 +16 daha وَٱتۡلُ مَآ أُوحِىَ إِلَيۡكَ مِن كِتَابِ رَبِّكَۖ لَا مُبَدِّلَ لِكَلِمَـٰتِهِۦ وَلَن تَجِدَ مِن دُونِهِۦ مُلۡتَحَدًا ٢٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Rabbinin kitabından sana vahyedileni oku. O'nun kelimelerini değiştirecek hiçbir kimse yoktur. O'ndan başka asla bir sığınak da bulamazsın.
İlişkiler30 bağlantı · 6 tür
Açıklar10:15 16:101
Aynı kök7:180 41:40 91:2
Aynı hüküm6:34 6:115 27:92 29:45
Aynı ibare6:114–115 29:45 72:21–22 72:22
Aynı konu2:121 10:64 15:9 17:77 35:29 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış6:19 6:116 9:118 13:7 19:1 +6 daha Sayfa 297 Kehf
وَٱصۡبِرۡ نَفۡسَكَ مَعَ ٱلَّذِينَ يَدۡعُونَ رَبَّهُم بِٱلۡغَدَوٰةِ وَٱلۡعَشِىِّ يُرِيدُونَ وَجۡهَهُۥۖ وَلَا تَعۡدُ عَيۡنَاكَ عَنۡهُمۡ تُرِيدُ زِينَةَ ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَاۖ وَلَا تُطِعۡ مَنۡ أَغۡفَلۡنَا قَلۡبَهُۥ عَن ذِكۡرِنَا وَٱتَّبَعَ هَوَىٰهُ وَكَانَ أَمۡرُهُۥ فُرُطًا ٢٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sabah akşam Rablerine, O'nun rızasını dileyerek dua edenlerle birlikte ol. Dünya hayatının zinetini arzu edip de gözlerini onlardan ayırma. Kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız, boş arzularına uymuş ve işi hep aşırılık olmuş kimselere boyun eğme.
İlişkiler25 bağlantı · 4 tür
Aynı hüküm33:48
Aynı ibare6:52 18:46 29:45
Aynı konu6:54 11:30 15:88 24:36 25:43 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış2:45 5:48–49 6:150 7:205 8:52–54 +7 daha وَقُلِ ٱلۡحَقُّ مِن رَّبِّكُمۡۖ فَمَن شَآءَ فَلۡيُؤۡمِن وَمَن شَآءَ فَلۡيَكۡفُرۡۚ إِنَّآ أَعۡتَدۡنَا لِلظَّـٰلِمِينَ نَارًا أَحَاطَ بِهِمۡ سُرَادِقُهَاۚ وَإِن يَسۡتَغِيثُواْ يُغَاثُواْ بِمَآءٍ كَٱلۡمُهۡلِ يَشۡوِى ٱلۡوُجُوهَۚ بِئۡسَ ٱلشَّرَابُ وَسَآءَتۡ مُرۡتَفَقًا ٢٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
De ki: "Hak, Rabbinizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkar etsin." Biz zalimlere öyle bir ateş hazırladık ki, onun alevden duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. (Susuzluktan) feryat edip yardım dilediklerinde, maden eriyiği gibi, yüzleri yakıp kavuran bir su ile kendilerine yardım edilir. O ne kötü bir içecektir! Cehennem ne korkunç bir yaslanacak yerdir.
İlişkiler50 bağlantı · 5 tür
Karşıtlık3:85
Aynı hüküm109:6
Aynı ibare2:147 3:60 10:94 10:108 29:45
Aynı konu2:81 2:256 9:49 10:32 10:99 +10 daha Henüz sınıflandırılmamış2:86 2:118 2:193 2:213 6:68 +23 daha إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ إِنَّا لَا نُضِيعُ أَجۡرَ مَنۡ أَحۡسَنَ عَمَلًا ٣٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Gerçek şu ki, iman edip iyi işler yapanlara gelince, elbette biz iyi iş yapanların ecrini zayi etmeyiz.
İlişkiler24 bağlantı · 4 tür
Aynı kök2:143
Aynı ibare3:171 7:170 9:120 11:7 11:23 +8 daha Aynı konu3:195 21:94 76:21
Henüz sınıflandırılmamış7:42 10:9 12:56 35:33 39:35 +2 daha أُوْلَـٰٓئِكَ لَهُمۡ جَنَّـٰتُ عَدۡنٍ تَجۡرِى مِن تَحۡتِهِمُ ٱلۡأَنۡهَـٰرُ يُحَلَّوۡنَ فِيهَا مِنۡ أَسَاوِرَ مِن ذَهَبٍ وَيَلۡبَسُونَ ثِيَابًا خُضۡرًا مِّن سُندُسٍ وَإِسۡتَبۡرَقٍ مُّتَّكِـِٔينَ فِيهَا عَلَى ٱلۡأَرَآئِكِۚ نِعۡمَ ٱلثَّوَابُ وَحَسُنَتۡ مُرۡتَفَقًا ٣١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İşte onlar için içlerinden ırmaklar akan Adn cennetleri vardır. Orada tahtlar üzerine kurularak altın bileziklerle süslenecekler, ince ve kalın ipekten yeşil giysiler giyeceklerdir. O ne güzel karşılıktır! Cennet de ne güzel bir yaslanacak yerdir!
İlişkiler38 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare16:31 18:7 19:61 20:76 22:23 +7 daha Aynı konu36:56 52:20 55:54 55:76 56:15 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış2:261 6:160 7:32 9:72 9:111 +14 daha ۞ وَٱضۡرِبۡ لَهُم مَّثَلًا رَّجُلَيۡنِ جَعَلۡنَا لِأَحَدِهِمَا جَنَّتَيۡنِ مِنۡ أَعۡنَـٰبٍ وَحَفَفۡنَـٰهُمَا بِنَخۡلٍ وَجَعَلۡنَا بَيۡنَهُمَا زَرۡعًا ٣٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlara şu iki adamı örnek ver: Onlardan birine iki üzüm bağı vermiş, bağların çevresini hurmalarla donatmış, ikisinin arasına da bir ekinlik koymuştuk.
İlişkiler27 bağlantı · 5 tür
Aynı kök4:34
Aynı ibare40:67 41:50
Aynı konu37:51 68:17–32 68:17 86:5–7
Genelleştirir18:45
Henüz sınıflandırılmamış6:148 7:190 9:31 9:85 14:45 +14 daha كِلۡتَا ٱلۡجَنَّتَيۡنِ ءَاتَتۡ أُكُلَهَا وَلَمۡ تَظۡلِم مِّنۡهُ شَيۡـًٔاۚ وَفَجَّرۡنَا خِلَـٰلَهُمَا نَهَرًا ٣٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Her iki bağ da meyvelerini vermiş ve ürünlerinden hiçbir şeyi eksik bırakmamıştı. Bu iki bağın arasından bir de nehir fışkırtmıştık.
İlişkiler10 bağlantı · 4 tür
Aynı ibare40:67 41:50
Aynı konu37:51 68:17–32 86:5–7
Genelleştirir18:45
Henüz sınıflandırılmamış14:45 19:81 34:16 68:17
وَكَانَ لَهُۥ ثَمَرٌ فَقَالَ لِصَـٰحِبِهِۦ وَهُوَ يُحَاوِرُهُۥٓ أَنَا۠ أَكۡثَرُ مِنكَ مَالًا وَأَعَزُّ نَفَرًا ٣٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Derken onun büyük bir serveti oldu. Arkadaşıyla konuşurken ona dedi ki: "Benim malım seninkinden daha çok. Adamlardan yana da senden daha üstünüm."
İlişkiler16 bağlantı · 4 tür
Aynı ibare40:67 41:50
Aynı konu31:18 34:35–37 37:51 68:17–32 86:5–7
Genelleştirir18:45
Henüz sınıflandırılmamış14:45 19:81 34:16 34:35 44:41 +3 daha Sayfa 298 Kehf
وَدَخَلَ جَنَّتَهُۥ وَهُوَ ظَالِمٌ لِّنَفۡسِهِۦ قَالَ مَآ أَظُنُّ أَن تَبِيدَ هَـٰذِهِۦٓ أَبَدًا ٣٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Derken kendine zulmederek bağına girdi. Şöyle dedi: "Bunun sonsuza değin yok olacağını sanmıyorum."
İlişkiler11 bağlantı · 4 tür
Aynı ibare40:67 41:50
Aynı konu37:51 68:17–32 86:5–7
Genelleştirir18:45
Henüz sınıflandırılmamış14:45 19:81 34:16 45:24 68:17
وَمَآ أَظُنُّ ٱلسَّاعَةَ قَآئِمَةً وَلَئِن رُّدِدتُّ إِلَىٰ رَبِّى لَأَجِدَنَّ خَيۡرًا مِّنۡهَا مُنقَلَبًا ٣٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Rabbime döndürülsem bile andolsun bundan daha iyi bir sonuç bulurum."
İlişkiler20 bağlantı · 4 tür
Aynı ibare40:67 41:50–51 41:50
Aynı konu23:55 37:51 68:17–32 68:39 84:14 +1 daha Genelleştirir18:45
Henüz sınıflandırılmamış14:45 16:62 19:77 19:81 34:3 +5 daha قَالَ لَهُۥ صَاحِبُهُۥ وَهُوَ يُحَاوِرُهُۥٓ أَكَفَرۡتَ بِٱلَّذِى خَلَقَكَ مِن تُرَابٍ ثُمَّ مِن نُّطۡفَةٍ ثُمَّ سَوَّىٰكَ رَجُلًا ٣٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Arkadaşı, ona cevap vererek dedi ki: "Seni topraktan, sonra bir damla döl suyundan yaratan, sonra da seni (eksiksiz) bir insan şeklinde düzenleyen Allah'ı inkar mı ediyorsun?"
İlişkiler35 bağlantı · 5 tür
Açıklar23:12–14
Aynı ibare22:5 35:11 40:67 41:50
Aynı konu15:29 23:12–17 23:14 32:7 32:9 +10 daha Genelleştirir18:45
Henüz sınıflandırılmamış3:59 14:45 16:4 19:81 20:50 +9 daha لَّـٰكِنَّا۠ هُوَ ٱللَّهُ رَبِّى وَلَآ أُشۡرِكُ بِرَبِّىٓ أَحَدًا ٣٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Fakat O Allah benim Rabbimdir. Ben Rabbime hiç kimseyi ortak koşmam."
İlişkiler15 bağlantı · 4 tür
Aynı ibare5:117 40:67 41:50 67:30
Aynı konu37:51 68:17–32 86:5–7
Genelleştirir18:45
Henüz sınıflandırılmamış4:36 14:45 18:110 19:81 34:16 +2 daha وَلَوۡلَآ إِذۡ دَخَلۡتَ جَنَّتَكَ قُلۡتَ مَا شَآءَ ٱللَّهُ لَا قُوَّةَ إِلَّا بِٱللَّهِۚ إِن تَرَنِ أَنَا۠ أَقَلَّ مِنكَ مَالًا وَوَلَدًا ٣٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(39-40) "Bağına girdiğinde 'Maşaallah! Kuvvet yalnız Allah'ındır' deseydin ya!. Eğer benim malımı ve çocuklarımı kendininkilerden daha az görüyorsan, belki Rabbim bana, senin bağından daha iyisini verir. Seninkinin üzerine de gökten bir afet indirir de bağ kupkuru ve yalçın bir toprak haline geliverir."
İlişkiler18 bağlantı · 4 tür
Aynı ibare40:67 41:50 67:30
Aynı konu37:51 43:46–56 68:17–32 68:17–33 86:5–7
Genelleştirir18:45
Henüz sınıflandırılmamış14:45 18:23 19:81 20:7 21:4 +4 daha فَعَسَىٰ رَبِّىٓ أَن يُؤۡتِيَنِ خَيۡرًا مِّن جَنَّتِكَ وَيُرۡسِلَ عَلَيۡهَا حُسۡبَانًا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ فَتُصۡبِحَ صَعِيدًا زَلَقًا ٤٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(39-40) "Bağına girdiğinde 'Maşaallah! Kuvvet yalnız Allah'ındır' deseydin ya!. Eğer benim malımı ve çocuklarımı kendininkilerden daha az görüyorsan, belki Rabbim bana, senin bağından daha iyisini verir. Seninkinin üzerine de gökten bir afet indirir de bağ kupkuru ve yalçın bir toprak haline geliverir."
İlişkiler12 bağlantı · 4 tür
Aynı ibare40:67 41:50 67:30
Aynı konu10:24 37:51 68:17–32 86:5–7
Genelleştirir18:45
Henüz sınıflandırılmamış14:45 19:81 34:16 68:17
أَوۡ يُصۡبِحَ مَآؤُهَا غَوۡرًا فَلَن تَسۡتَطِيعَ لَهُۥ طَلَبًا ٤١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Ya da suyu çekiliverir de (bırak bir daha bulmayı) artık onu arayamazsın bile."
İlişkiler12 bağlantı · 5 tür
Aynı kök67:30
Aynı ibare40:67 41:50 67:30
Aynı konu37:51 68:17–32 86:5–7
Genelleştirir18:45
Henüz sınıflandırılmamış14:45 19:81 34:16 68:17
وَأُحِيطَ بِثَمَرِهِۦ فَأَصۡبَحَ يُقَلِّبُ كَفَّيۡهِ عَلَىٰ مَآ أَنفَقَ فِيهَا وَهِىَ خَاوِيَةٌ عَلَىٰ عُرُوشِهَا وَيَقُولُ يَـٰلَيۡتَنِى لَمۡ أُشۡرِكۡ بِرَبِّىٓ أَحَدًا ٤٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Derken bütün serveti helak edildi. (Yıkılmış) çardakları üzerine çökmüş haldeki bağına yaptığı harcamalar karşısında ellerini oğuşturuyor ve şöyle diyordu: "Keşke Rabbime hiçbir kimseyi ortak koşmasaydım.."
İlişkiler17 bağlantı · 4 tür
Aynı ibare40:67 41:50 67:30
Aynı konu18:110 37:51 56:63–70 68:17–32 68:17–33 +1 daha Genelleştirir18:45
Henüz sınıflandırılmamış2:48 14:45 18:32 19:81 22:45 +2 daha وَلَمۡ تَكُن لَّهُۥ فِئَةٌ يَنصُرُونَهُۥ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَمَا كَانَ مُنتَصِرًا ٤٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onun, Allah'tan başka kendisine yardım edebilecek kimseleri yoktu. Kendi kendini kurtaracak güçte de değildi.
İlişkiler12 bağlantı · 4 tür
Aynı ibare28:81 41:50 42:46 67:30
Aynı konu3:160 26:92–103 37:51 67:20
Genelleştirir18:45
Henüz sınıflandırılmamış14:45 34:16 68:17
هُنَالِكَ ٱلۡوَلَـٰيَةُ لِلَّهِ ٱلۡحَقِّۚ هُوَ خَيۡرٌ ثَوَابًا وَخَيۡرٌ عُقۡبًا ٤٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İşte bu durumda velayet (himaye ve koruyuculuk) yalnızca hak olan Allah'a mahsustur. O'nun mükafatı da daha hayırlıdır, vereceği sonuç da daha hayırlıdır.
İlişkiler23 bağlantı · 5 tür
Açıklar47:11
Aynı kök22:6
Aynı ibare41:50
Aynı konu3:195 10:30 22:56 37:51
Henüz sınıflandırılmamış3:25 6:62 7:119 9:24 10:90–91 +11 daha وَٱضۡرِبۡ لَهُم مَّثَلَ ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا كَمَآءٍ أَنزَلۡنَـٰهُ مِنَ ٱلسَّمَآءِ فَٱخۡتَلَطَ بِهِۦ نَبَاتُ ٱلۡأَرۡضِ فَأَصۡبَحَ هَشِيمًا تَذۡرُوهُ ٱلرِّيَـٰحُۗ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىۡءٍ مُّقۡتَدِرًا ٤٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlara dünya hayatının örneğini ver: (Dünya hayatı), gökten indirdiğimiz yağmur gibidir ki, onun sebebiyle yeryüzünün bitkileri boy verip birbirine karışırlar. Fakat bütün bu canlılık sonunda rüzgarın savurduğu kuru bir çer çöpe döner. Allah, her şey üzerinde kudret sahibidir.
İlişkiler13 bağlantı · 4 tür
Aynı ibare10:24 41:50
Aynı konu29:64 37:51 39:21 57:20 68:17–33 +1 daha Genelleştirir18:32–43
Henüz sınıflandırılmamış27:60 30:50 51:1 77:2
Sayfa 299 Kehf
ٱلۡمَالُ وَٱلۡبَنُونَ زِينَةُ ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَاۖ وَٱلۡبَـٰقِيَـٰتُ ٱلصَّـٰلِحَـٰتُ خَيۡرٌ عِندَ رَبِّكَ ثَوَابًا وَخَيۡرٌ أَمَلًا ٤٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Mallar ve evlatlar, dünya hayatının süsüdür. Baki kalacak salih ameller ise, Rabbinin katında, sevap olarak da ümit olarak da daha hayırlıdır.
İlişkiler21 bağlantı · 4 tür
Açıklar18:7
Aynı ibare18:28
Aynı konu3:14 8:28 9:55 20:131 34:37 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış7:32 9:24 19:76 19:77 22:50 +6 daha وَيَوۡمَ نُسَيِّرُ ٱلۡجِبَالَ وَتَرَى ٱلۡأَرۡضَ بَارِزَةً وَحَشَرۡنَـٰهُمۡ فَلَمۡ نُغَادِرۡ مِنۡهُمۡ أَحَدًا ٤٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Dağları yürüteceğimiz ve senin yeryüzünü çırılçıplak göreceğin günü bir hatırla. Biz onları mahşerde toplarız da içlerinden hiçbirini bırakmayız.
İlişkiler28 bağlantı · 3 tür
Açıklar78:20
Aynı konu20:105 20:105–107 20:106 27:83 27:88 +10 daha Henüz sınıflandırılmamış11:103 14:48 18:99 20:107 26:91 +7 daha وَعُرِضُواْ عَلَىٰ رَبِّكَ صَفًّا لَّقَدۡ جِئۡتُمُونَا كَمَا خَلَقۡنَـٰكُمۡ أَوَّلَ مَرَّةِۭۚ بَلۡ زَعَمۡتُمۡ أَلَّن نَّجۡعَلَ لَكُم مَّوۡعِدًا ٤٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hepsi saf saf Rabbinin huzuruna çıkarılırlar. Onlara, "Andolsun, sizi ilk önce yarattığımız gibi bize geldiniz. Oysa siz, sizin için hesaba çekileceğiniz bir zaman belirlemediğimizi sanmıştınız" denir.
İlişkiler21 bağlantı · 6 tür
Devam eder18:49
Aynı kök18:100 78:38
Paralel6:94
Aynı ibare6:94
Aynı konu19:80 19:95 32:10 50:21 69:18 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış2:213 14:48 14:52 18:50 48:28 +3 daha وَوُضِعَ ٱلۡكِتَـٰبُ فَتَرَى ٱلۡمُجۡرِمِينَ مُشۡفِقِينَ مِمَّا فِيهِ وَيَقُولُونَ يَـٰوَيۡلَتَنَا مَالِ هَـٰذَا ٱلۡكِتَـٰبِ لَا يُغَادِرُ صَغِيرَةً وَلَا كَبِيرَةً إِلَّآ أَحۡصَىٰهَاۚ وَوَجَدُواْ مَا عَمِلُواْ حَاضِرًاۗ وَلَا يَظۡلِمُ رَبُّكَ أَحَدًا ٤٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kitap ortaya konur. Suçluları, kitabın içindekilerden korkuya kapılmış görürsün. "Eyvah bize! Bu nasıl bir kitaptır ki küçük, büyük hiçbir şey bırakmadan hepsini sayıp dökmüş!" derler. Onlar bütün yaptıklarını karşılarında bulurlar. Senin Rabbin hiç kimseye zulmetmez.
İlişkiler98 bağlantı · 5 tür
Açıklar17:13–14 45:28 45:29 99:6
Devam eder18:48
Paralel6:94 39:69 69:18–26 78:40
Aynı konu3:30 6:38 10:61 17:13 19:79 +27 daha Henüz sınıflandırılmamış2:72 3:117 3:181 4:42 4:81 +52 daha وَإِذۡ قُلۡنَا لِلۡمَلَـٰٓئِكَةِ ٱسۡجُدُواْ لِـَٔادَمَ فَسَجَدُوٓاْ إِلَّآ إِبۡلِيسَ كَانَ مِنَ ٱلۡجِنِّ فَفَسَقَ عَنۡ أَمۡرِ رَبِّهِۦٓۗ أَفَتَتَّخِذُونَهُۥ وَذُرِّيَّتَهُۥٓ أَوۡلِيَآءَ مِن دُونِى وَهُمۡ لَكُمۡ عَدُوُّۢۚ بِئۡسَ لِلظَّـٰلِمِينَ بَدَلًا ٥٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hani biz meleklere, "Adem için saygı ile eğilin" demiştik de İblis'ten başka hepsi saygı ile eğilmişlerdi. İblis ise cinlerdendi de Rabbinin emri dışına çıktı. Şimdi siz, beni bırakıp da İblis'i ve neslini, kendinize dostlar mı ediniyorsunuz? Halbuki onlar sizin için birer düşmandırlar. Bu, zalimler için ne kötü bir bedeldir!
İlişkiler55 bağlantı · 6 tür
Açıklar2:34 7:12 38:75
Aynı kök72:1
Paralel2:30–39 2:34 6:94 15:30 20:116
Aynı ibare17:61
Aynı konu7:25 20:117 20:118 20:120 20:121 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış2:30–38 2:30 2:208 2:254 3:82 +32 daha ۞ مَّآ أَشۡهَدتُّهُمۡ خَلۡقَ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَلَا خَلۡقَ أَنفُسِهِمۡ وَمَا كُنتُ مُتَّخِذَ ٱلۡمُضِلِّينَ عَضُدًا ٥١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ben onları ne göklerin ve yerin yaratılışına, ne de kendilerinin yaratılışına şahit tuttum. Saptıranları da hiçbir zaman yardımcı edinmiş değilim.
İlişkiler10 bağlantı · 3 tür
Paralel6:94
Aynı konu43:19
Henüz sınıflandırılmamış2:34 3:18 4:166 7:172 18:50 +3 daha وَيَوۡمَ يَقُولُ نَادُواْ شُرَكَآءِىَ ٱلَّذِينَ زَعَمۡتُمۡ فَدَعَوۡهُمۡ فَلَمۡ يَسۡتَجِيبُواْ لَهُمۡ وَجَعَلۡنَا بَيۡنَهُم مَّوۡبِقًا ٥٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Ey Muhammed!) Allah'ın, "Ortağım olduklarını iddia ettiklerinizi çağırın" diyeceği, onların da çağıracakları, fakat kendilerine (çağırdıklarının) cevap vermeyecekleri ve bizim de aralarına bir uçurum koyacağımız günü hatırla!
İlişkiler17 bağlantı · 3 tür
Paralel6:22 6:22–23 6:94 16:27 26:92 +4 daha Aynı konu13:14 34:22
Henüz sınıflandırılmamış10:28–33 16:86 20:102 28:64 35:14 +1 daha وَرَءَا ٱلۡمُجۡرِمُونَ ٱلنَّارَ فَظَنُّوٓاْ أَنَّهُم مُّوَاقِعُوهَا وَلَمۡ يَجِدُواْ عَنۡهَا مَصۡرِفًا ٥٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Suçlular (o gün) ateşi görünce, onun içine düşeceklerini iyice anlayacaklar ve ondan kurtuluş yolu da bulamayacaklardır.
İlişkiler22 bağlantı · 2 tür
Aynı konu6:26–28 42:45 46:20 75:10 79:36 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış4:115 14:43 14:50 18:55 18:100 +11 daha Sayfa 300 Kehf
وَلَقَدۡ صَرَّفۡنَا فِى هَـٰذَا ٱلۡقُرۡءَانِ لِلنَّاسِ مِن كُلِّ مَثَلٍۚ وَكَانَ ٱلۡإِنسَـٰنُ أَكۡثَرَ شَىۡءٍ جَدَلًا ٥٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun, biz bu Kur'an'da insanlar için her türlü misali değişik şekillerde açıkladık. Fakat insan tartışmaya her şeyden daha çok düşkündür.
İlişkiler17 bağlantı · 4 tür
Aynı kök43:58
Aynı ibare17:41
Aynı konu6:46 14:25 17:89 25:9 25:33 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış2:99 8:6 16:60 29:43 41:44 +1 daha وَمَا مَنَعَ ٱلنَّاسَ أَن يُؤۡمِنُوٓاْ إِذۡ جَآءَهُمُ ٱلۡهُدَىٰ وَيَسۡتَغۡفِرُواْ رَبَّهُمۡ إِلَّآ أَن تَأۡتِيَهُمۡ سُنَّةُ ٱلۡأَوَّلِينَ أَوۡ يَأۡتِيَهُمُ ٱلۡعَذَابُ قُبُلًا ٥٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İnsanlara hidayet geldikten sonra onların inanmalarına ve Rab'lerinden mağfiret dilemelerine, ancak, öncekilerin başına gelenlerin kendi başlarına da gelmesi, ya da kendilerine azabın göz göre göre gelmesi (yönündeki beklentileri) engel olmuştur.
İlişkiler17 bağlantı · 4 tür
Aynı kök17:77
Aynı ibare8:38 15:13 17:94 35:43
Aynı konu3:137 10:102 36:48 40:85
Henüz sınıflandırılmamış11:8 16:1 18:53 21:1 33:38 +3 daha وَمَا نُرۡسِلُ ٱلۡمُرۡسَلِينَ إِلَّا مُبَشِّرِينَ وَمُنذِرِينَۚ وَيُجَـٰدِلُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ بِٱلۡبَـٰطِلِ لِيُدۡحِضُواْ بِهِ ٱلۡحَقَّۖ وَٱتَّخَذُوٓاْ ءَايَـٰتِى وَمَآ أُنذِرُواْ هُزُوًا ٥٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz, peygamberleri ancak müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. İnkar edenler ise, hakkı batılla çürütmek için mücadele ederler. Ayetlerimizi ve kendilerine yapılan uyarıları alaya alırlar.
İlişkiler17 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare4:165 6:48 40:5
Aynı konu2:42 3:71 6:25 17:46 21:18 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış2:213 4:164–165 18:106 34:28 36:11 +2 daha وَمَنۡ أَظۡلَمُ مِمَّن ذُكِّرَ بِـَٔايَـٰتِ رَبِّهِۦ فَأَعۡرَضَ عَنۡهَا وَنَسِىَ مَا قَدَّمَتۡ يَدَاهُۚ إِنَّا جَعَلۡنَا عَلَىٰ قُلُوبِهِمۡ أَكِنَّةً أَن يَفۡقَهُوهُ وَفِىٓ ءَاذَانِهِمۡ وَقۡرًاۖ وَإِن تَدۡعُهُمۡ إِلَى ٱلۡهُدَىٰ فَلَن يَهۡتَدُوٓاْ إِذًا أَبَدًا ٥٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kim, kendisine Rabbinin ayetleri hatırlatılıp da onlardan yüz çeviren ve elleriyle yaptığını unutandan daha zalimdir? Şüphesiz biz, onu anlamamaları için, kalplerine perdeler gerdik, kulaklarına da ağırlıklar koyduk. Sen onları hidayete çağırsan da artık ebediyen hidayet bulamazlar.
İlişkiler39 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare6:25 17:45–49 17:46 32:22 41:5 +1 daha Aynı konu2:6 2:7 10:74 11:104 17:45 +8 daha Henüz sınıflandırılmamış4:155 6:4 6:149 9:77 16:108 +15 daha وَرَبُّكَ ٱلۡغَفُورُ ذُو ٱلرَّحۡمَةِۖ لَوۡ يُؤَاخِذُهُم بِمَا كَسَبُواْ لَعَجَّلَ لَهُمُ ٱلۡعَذَابَۚ بَل لَّهُم مَّوۡعِدٌ لَّن يَجِدُواْ مِن دُونِهِۦ مَوۡئِلًا ٥٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Rabbin, çok bağışlayıcıdır, merhamet sahibidir. Eğer yaptıkları yüzünden onları (dünyada) cezaya çarptırsaydı, elbette azaplarını çarçabuk verirdi. Hayır, onlar için belirlenmiş bir gün vardır ki (o gün gelince) hiçbir kurtuluş çaresi bulamazlar.
İlişkiler22 bağlantı · 2 tür
Aynı konu7:183 11:8 11:102 11:104 14:10 +11 daha Henüz sınıflandırılmamış10:11 17:11 20:82 21:37 21:111 +1 daha وَتِلۡكَ ٱلۡقُرَىٰٓ أَهۡلَكۡنَـٰهُمۡ لَمَّا ظَلَمُواْ وَجَعَلۡنَا لِمَهۡلِكِهِم مَّوۡعِدًا ٥٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İşte zulmettiklerinde yok ettiğimiz memleketler.. Helak edilmeleri için de belli bir zaman tayin etmiştik.
İlişkiler22 bağlantı · 5 tür
Açıklar15:4
Sınırlandırır6:131
Aynı kök85:2
Aynı konu6:131 7:96–102 7:183 10:13 11:8 +9 daha Henüz sınıflandırılmamış9:115–116 10:11 13:32 21:95 28:59
وَإِذۡ قَالَ مُوسَىٰ لِفَتَىٰهُ لَآ أَبۡرَحُ حَتَّىٰٓ أَبۡلُغَ مَجۡمَعَ ٱلۡبَحۡرَيۡنِ أَوۡ أَمۡضِىَ حُقُبًا ٦٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hani Musa, beraberindeki gence şöyle demişti: "İki denizin birleştiği yere varıncaya kadar durmayacağım, ya da uzun zaman gideceğim."
İlişkiler7 bağlantı · 1 tür
Henüz sınıflandırılmamış18:65 20:20 24:33 25:53 28:2–6 +2 daha فَلَمَّا بَلَغَا مَجۡمَعَ بَيۡنِهِمَا نَسِيَا حُوتَهُمَا فَٱتَّخَذَ سَبِيلَهُۥ فِى ٱلۡبَحۡرِ سَرَبًا ٦١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar iki denizin birleştiği yere varınca, balıklarını unuttular. Balık denizde yolunu tutup kayıp gitti.
İlişkiler4 bağlantı · 3 tür
Aynı kök40:11
Paralel18:63
Henüz sınıflandırılmamış7:133 79:16
Sayfa 301 Kehf
فَلَمَّا جَاوَزَا قَالَ لِفَتَىٰهُ ءَاتِنَا غَدَآءَنَا لَقَدۡ لَقِينَا مِن سَفَرِنَا هَـٰذَا نَصَبًا ٦٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Oradan uzaklaştıklarında Musa beraberindeki gence, "Öğle yemeğimizi getir, bu yolculuğumuzdan dolayı çok yorgun düştük" dedi.
İlişkiler2 bağlantı · 1 tür
Henüz sınıflandırılmamış21:34 79:16
قَالَ أَرَءَيۡتَ إِذۡ أَوَيۡنَآ إِلَى ٱلصَّخۡرَةِ فَإِنِّى نَسِيتُ ٱلۡحُوتَ وَمَآ أَنسَىٰنِيهُ إِلَّا ٱلشَّيۡطَـٰنُ أَنۡ أَذۡكُرَهُۥۚ وَٱتَّخَذَ سَبِيلَهُۥ فِى ٱلۡبَحۡرِ عَجَبًا ٦٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Genç, "Gördün mü! Kayaya sığındığımız sırada balığı unutmuşum. –Doğrusu onu sana söylememi bana ancak şeytan unutturdu- Balık şaşılacak bir şekilde denizde yolunu tutup gitmişti" dedi.
İlişkiler5 bağlantı · 4 tür
Aynı kök6:68 58:19
Paralel18:61
Aynı konu12:42
Henüz sınıflandırılmamış79:16
قَالَ ذَٰلِكَ مَا كُنَّا نَبۡغِۚ فَٱرۡتَدَّا عَلَىٰٓ ءَاثَارِهِمَا قَصَصًا ٦٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Musa: "İşte aradığımız bu idi" dedi. Bunun üzerine tekrar izlerini takip ederek gerisingeri döndüler.
İlişkiler2 bağlantı · 1 tür
Henüz sınıflandırılmamış18:65 79:16
فَوَجَدَا عَبۡدًا مِّنۡ عِبَادِنَآ ءَاتَيۡنَـٰهُ رَحۡمَةً مِّنۡ عِندِنَا وَعَلَّمۡنَـٰهُ مِن لَّدُنَّا عِلۡمًا ٦٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Derken kullarımızdan bir kul buldular ki, biz ona katımızdan bir rahmet vermiş, kendisine tarafımızdan bir ilim öğretmiştik.
İlişkiler21 bağlantı · 3 tür
Aynı kök4:67 19:21
Aynı konu18:76
Henüz sınıflandırılmamış2:31 7:194 18:60 18:64 18:82 +13 daha قَالَ لَهُۥ مُوسَىٰ هَلۡ أَتَّبِعُكَ عَلَىٰٓ أَن تُعَلِّمَنِ مِمَّا عُلِّمۡتَ رُشۡدًا ٦٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Musa ona, "Sana öğretilen bilgilerden bana, doğruya iletici bir bilgi öğretmen için sana tabi olayım mı?" dedi.
İlişkiler2 bağlantı · 1 tür
Henüz sınıflandırılmamış18:83 21:51
قَالَ إِنَّكَ لَن تَسۡتَطِيعَ مَعِىَ صَبۡرًا ٦٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Adam, şöyle dedi: "Doğrusu sen benimle beraberliğe asla sabredemezsin."
İlişkiler1 bağlantı · 1 tür
Henüz sınıflandırılmamış18:83
وَكَيۡفَ تَصۡبِرُ عَلَىٰ مَا لَمۡ تُحِطۡ بِهِۦ خُبۡرًا ٦٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"İç yüzünü kavrayamadığın bir şeye nasıl sabredebilirsin?"
İlişkiler2 bağlantı · 2 tür
Aynı konu2:216
Henüz sınıflandırılmamış18:83
قَالَ سَتَجِدُنِىٓ إِن شَآءَ ٱللَّهُ صَابِرًا وَلَآ أَعۡصِى لَكَ أَمۡرًا ٦٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Musa, "İnşaallah beni sabırlı bulacaksın. Hiçbir işte de sana karşı gelmeyeceğim" dedi.
İlişkiler3 bağlantı · 2 tür
Aynı ibare48:27
Henüz sınıflandırılmamış7:188 18:83
قَالَ فَإِنِ ٱتَّبَعۡتَنِى فَلَا تَسۡـَٔلۡنِى عَن شَىۡءٍ حَتَّىٰٓ أُحۡدِثَ لَكَ مِنۡهُ ذِكۡرًا ٧٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O da şöyle dedi: "O halde, eğer bana tabi olacaksan, ben sana söylemedikçe hiçbir şey hakkında bana soru sormayacaksın."
İlişkiler1 bağlantı · 1 tür
Henüz sınıflandırılmamış18:83
فَٱنطَلَقَا حَتَّىٰٓ إِذَا رَكِبَا فِى ٱلسَّفِينَةِ خَرَقَهَاۖ قَالَ أَخَرَقۡتَهَا لِتُغۡرِقَ أَهۡلَهَا لَقَدۡ جِئۡتَ شَيۡـًٔا إِمۡرًا ٧١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Derken yola koyuldular. Nihayet, bir gemiye bindiklerinde (adam) gemiyi deldi. Musa, "Sen onu içindekileri boğmak için mi deldin? Doğrusu, şaşılacak bir iş yaptın." dedi.
İlişkiler2 bağlantı · 2 tür
Aynı ibare19:89
Henüz sınıflandırılmamış18:83
قَالَ أَلَمۡ أَقُلۡ إِنَّكَ لَن تَسۡتَطِيعَ مَعِىَ صَبۡرًا ٧٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Adam, "Sen benimle beraberliğe asla sabredemezsin, demedim mi?" dedi.
İlişkiler1 bağlantı · 1 tür
Henüz sınıflandırılmamış18:83
قَالَ لَا تُؤَاخِذۡنِى بِمَا نَسِيتُ وَلَا تُرۡهِقۡنِى مِنۡ أَمۡرِى عُسۡرًا ٧٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Musa, "Unuttuğum için bana çıkışma ve bu işimde bana güçlük çıkarma!" dedi.
İlişkiler1 bağlantı · 1 tür
Henüz sınıflandırılmamış18:83
فَٱنطَلَقَا حَتَّىٰٓ إِذَا لَقِيَا غُلَـٰمًا فَقَتَلَهُۥ قَالَ أَقَتَلۡتَ نَفۡسًا زَكِيَّةَۢ بِغَيۡرِ نَفۡسٍ لَّقَدۡ جِئۡتَ شَيۡـًٔا نُّكۡرًا ٧٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yine yola koyuldular. Nihayet bir erkek çocukla karşılaştıklarında, adam (hemen) onu öldürdü. Musa, "Bir cana karşılık olmaksızın suçsuz birini mi öldürdün? Andolsun çok kötü bir iş yaptın!" dedi.
İlişkiler4 bağlantı · 2 tür
Aynı konu19:14
Henüz sınıflandırılmamış2:178 18:83 21:50
Sayfa 302 Kehf
۞ قَالَ أَلَمۡ أَقُل لَّكَ إِنَّكَ لَن تَسۡتَطِيعَ مَعِىَ صَبۡرًا ٧٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Adam, "Sana, benimle beraberliğe asla sabredemezsin demedim mi?" dedi.
İlişkiler2 bağlantı · 2 tür
Aynı konu19:14
Henüz sınıflandırılmamış18:83
قَالَ إِن سَأَلۡتُكَ عَن شَىۡءِۭ بَعۡدَهَا فَلَا تُصَـٰحِبۡنِىۖ قَدۡ بَلَغۡتَ مِن لَّدُنِّى عُذۡرًا ٧٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Musa, "Eğer bundan sonra sana bir şey hakkında soru sorarsam, artık benimle arkadaşlık etme. Doğrusu, tarafımdan (dilenecek son) özre ulaştın (bu son özür dileyişim)" dedi.
İlişkiler3 bağlantı · 2 tür
Aynı konu18:65 19:14
Henüz sınıflandırılmamış18:83
فَٱنطَلَقَا حَتَّىٰٓ إِذَآ أَتَيَآ أَهۡلَ قَرۡيَةٍ ٱسۡتَطۡعَمَآ أَهۡلَهَا فَأَبَوۡاْ أَن يُضَيِّفُوهُمَا فَوَجَدَا فِيهَا جِدَارًا يُرِيدُ أَن يَنقَضَّ فَأَقَامَهُۥۖ قَالَ لَوۡ شِئۡتَ لَتَّخَذۡتَ عَلَيۡهِ أَجۡرًا ٧٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yine yola koyuldular. Nihayet bir şehir halkına varıp onlardan yiyecek istediler. Halk onları konuk etmek istemedi. Derken orada yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar gördüler. Adam hemen o duvarı doğrulttu. Musa, "İsteseydin bu iş için bir ücret alırdın" dedi.
İlişkiler2 bağlantı · 2 tür
Aynı konu19:14
Henüz sınıflandırılmamış18:83
قَالَ هَـٰذَا فِرَاقُ بَيۡنِى وَبَيۡنِكَۚ سَأُنَبِّئُكَ بِتَأۡوِيلِ مَا لَمۡ تَسۡتَطِع عَّلَيۡهِ صَبۡرًا ٧٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Adam, "İşte bu birbirimizden ayrılmamız demektir" dedi. "Şimdi sana sabredemediğin şeylerin içyüzünü anlatacağım."
İlişkiler5 bağlantı · 3 tür
Aynı kök7:53
Aynı konu19:14
Henüz sınıflandırılmamış10:39 12:43 18:83
أَمَّا ٱلسَّفِينَةُ فَكَانَتۡ لِمَسَـٰكِينَ يَعۡمَلُونَ فِى ٱلۡبَحۡرِ فَأَرَدتُّ أَنۡ أَعِيبَهَا وَكَانَ وَرَآءَهُم مَّلِكٌ يَأۡخُذُ كُلَّ سَفِينَةٍ غَصۡبًا ٧٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"O gemi, denizde çalışan birtakım yoksul kimselere ait idi. Onu yaralamak istedim, çünkü onların ilerisinde, her gemiyi zorla ele geçiren bir kral vardı."
İlişkiler4 bağlantı · 2 tür
Aynı konu2:216 19:14
Henüz sınıflandırılmamış2:83 18:83
وَأَمَّا ٱلۡغُلَـٰمُ فَكَانَ أَبَوَاهُ مُؤۡمِنَيۡنِ فَخَشِينَآ أَن يُرۡهِقَهُمَا طُغۡيَـٰنًا وَكُفۡرًا ٨٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Çocuğa gelince, anası babası mü'min insanlardı. Onları azgınlığa ve küfre sürüklemesinden korktuk."
İlişkiler5 bağlantı · 3 tür
Devam eder18:81
Aynı konu19:14 46:15–17
Henüz sınıflandırılmamış18:83 29:8
فَأَرَدۡنَآ أَن يُبۡدِلَهُمَا رَبُّهُمَا خَيۡرًا مِّنۡهُ زَكَوٰةً وَأَقۡرَبَ رُحۡمًا ٨١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Böylece, Rablerinin onlara, bu çocuğun yerine daha hayırlı ve daha merhametli bir çocuk vermesini diledik."
İlişkiler10 bağlantı · 3 tür
Devam eder18:80
Aynı kök20:76 41:7
Henüz sınıflandırılmamış2:216 7:156 18:83 19:13 19:31 +2 daha وَأَمَّا ٱلۡجِدَارُ فَكَانَ لِغُلَـٰمَيۡنِ يَتِيمَيۡنِ فِى ٱلۡمَدِينَةِ وَكَانَ تَحۡتَهُۥ كَنزٌ لَّهُمَا وَكَانَ أَبُوهُمَا صَـٰلِحًا فَأَرَادَ رَبُّكَ أَن يَبۡلُغَآ أَشُدَّهُمَا وَيَسۡتَخۡرِجَا كَنزَهُمَا رَحۡمَةً مِّن رَّبِّكَۚ وَمَا فَعَلۡتُهُۥ عَنۡ أَمۡرِىۚ ذَٰلِكَ تَأۡوِيلُ مَا لَمۡ تَسۡطِع عَّلَيۡهِ صَبۡرًا ٨٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Duvar ise şehirdeki iki yetim çocuğa ait idi. Altında onlara ait bir define vardı. Babaları da iyi bir insandı. Rabbin, onların olgunluk çağına ulaşmalarını ve Rabbinden bir rahmet olarak definelerini çıkarmalarını istedi. Bunları ben kendi görüşüme göre yapmadım. İşte senin, sabredemediğin şeylerin içyüzü budur."
İlişkiler8 bağlantı · 1 tür
Henüz sınıflandırılmamış6:61 16:50 18:44 18:65 18:83 +3 daha وَيَسۡـَٔلُونَكَ عَن ذِى ٱلۡقَرۡنَيۡنِۖ قُلۡ سَأَتۡلُواْ عَلَيۡكُم مِّنۡهُ ذِكۡرًا ٨٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Ey Muhammed!) Bir de sana Zülkarneyn hakkında soru soruyorlar. De ki: "Size ondan bir anı okuyacağım."
İlişkiler5 bağlantı · 1 tür
Henüz sınıflandırılmamış2:44 17:46 18:65–82 21:96 21:97
Sayfa 303 Kehf
إِنَّا مَكَّنَّا لَهُۥ فِى ٱلۡأَرۡضِ وَءَاتَيۡنَـٰهُ مِن كُلِّ شَىۡءٍ سَبَبًا ٨٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz onu yeryüzünde kudret sahibi kıldık ve kendisine her konuda (amacına ulaşabileceği) bir yol verdik.
İlişkiler5 bağlantı · 2 tür
Aynı ibare22:41
Henüz sınıflandırılmamış12:21 16:89 21:96 21:97
فَأَتۡبَعَ سَبَبًا ٨٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O da (Batı'ya gitmek istedi ve) bir yol tuttu.
İlişkiler5 bağlantı · 2 tür
Aynı ibare18:89 18:92
Henüz sınıflandırılmamış18:110 21:96 21:97
حَتَّىٰٓ إِذَا بَلَغَ مَغۡرِبَ ٱلشَّمۡسِ وَجَدَهَا تَغۡرُبُ فِى عَيۡنٍ حَمِئَةٍ وَوَجَدَ عِندَهَا قَوۡمًاۗ قُلۡنَا يَـٰذَا ٱلۡقَرۡنَيۡنِ إِمَّآ أَن تُعَذِّبَ وَإِمَّآ أَن تَتَّخِذَ فِيهِمۡ حُسۡنًا ٨٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Güneşin battığı yere varınca, onu siyah balçıklı bir su gözesinde batar (gibi) buldu. Orada (kafir) bir kavim gördü. "Ey Zülkarneyn! Ya (onları) cezalandırırsın ya da haklarında iyilik yolunu tutarsın" dedik.
İlişkiler5 bağlantı · 2 tür
Aynı konu68:33
Henüz sınıflandırılmamış4:82 15:26 21:96 21:97
قَالَ أَمَّا مَن ظَلَمَ فَسَوۡفَ نُعَذِّبُهُۥ ثُمَّ يُرَدُّ إِلَىٰ رَبِّهِۦ فَيُعَذِّبُهُۥ عَذَابًا نُّكۡرًا ٨٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Zülkarneyn, "Her kim zulmederse, biz onu cezalandıracağız. Sonra o Rabbine döndürülür. O da kendisini görülmedik bir azaba uğratır" dedi.
İlişkiler4 bağlantı · 2 tür
Aynı konu68:33
Henüz sınıflandırılmamış2:23 21:96 21:97
وَأَمَّا مَنۡ ءَامَنَ وَعَمِلَ صَـٰلِحًا فَلَهُۥ جَزَآءً ٱلۡحُسۡنَىٰۖ وَسَنَقُولُ لَهُۥ مِنۡ أَمۡرِنَا يُسۡرًا ٨٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Her kim de iman eder ve salih amel işlerse, ona mükafat olarak daha güzeli var. (Üstelik) ona emrimizden kolay olanı söyleyeceğiz."
İlişkiler7 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare16:97
Aynı konu92:7
Henüz sınıflandırılmamış4:124 21:96 21:97 25:70 92:6
ثُمَّ أَتۡبَعَ سَبَبًا ٨٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sonra yine (doğuya doğru) bir yol tuttu.
İlişkiler5 bağlantı · 2 tür
Aynı ibare18:85 18:92
Henüz sınıflandırılmamış18:110 21:96 21:97
حَتَّىٰٓ إِذَا بَلَغَ مَطۡلِعَ ٱلشَّمۡسِ وَجَدَهَا تَطۡلُعُ عَلَىٰ قَوۡمٍ لَّمۡ نَجۡعَل لَّهُم مِّن دُونِهَا سِتۡرًا ٩٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Güneşin doğduğu yere ulaşınca, onu kendileriyle güneş arasına örtü koymadığımız bir halk üzerine doğar buldu.
İlişkiler2 bağlantı · 1 tür
Henüz sınıflandırılmamış21:96 21:97
كَذَٰلِكَ وَقَدۡ أَحَطۡنَا بِمَا لَدَيۡهِ خُبۡرًا ٩١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İşte böyle. Şüphesiz biz onun yanındakileri ilmimizle kuşatmışızdır.
İlişkiler3 bağlantı · 1 tür
Henüz sınıflandırılmamış2:77 21:96 21:97
ثُمَّ أَتۡبَعَ سَبَبًا ٩٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sonra yine bir yol tuttu.
İlişkiler4 bağlantı · 2 tür
Aynı ibare18:85 18:89
Henüz sınıflandırılmamış21:96 21:97
حَتَّىٰٓ إِذَا بَلَغَ بَيۡنَ ٱلسَّدَّيۡنِ وَجَدَ مِن دُونِهِمَا قَوۡمًا لَّا يَكَادُونَ يَفۡقَهُونَ قَوۡلًا ٩٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İki dağ arasına ulaşınca, bunların önünde, neredeyse hiçbir sözü anlamayan bir halk buldu.
İlişkiler2 bağlantı · 1 tür
Henüz sınıflandırılmamış21:96 21:97
قَالُواْ يَـٰذَا ٱلۡقَرۡنَيۡنِ إِنَّ يَأۡجُوجَ وَمَأۡجُوجَ مُفۡسِدُونَ فِى ٱلۡأَرۡضِ فَهَلۡ نَجۡعَلُ لَكَ خَرۡجًا عَلَىٰٓ أَن تَجۡعَلَ بَيۡنَنَا وَبَيۡنَهُمۡ سَدًّا ٩٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Dediler ki: "Ey Zülkarneyn! Ye'cüc ve Me'cüc (adlı kavimler) yeryüzünde bozgunculuk yapmaktadırlar. Onlarla bizim aramıza bir engel yapman karşılığında sana bir vergi verelim mi?"
İlişkiler10 bağlantı · 3 tür
Paralel21:96
Aynı ibare21:96 21:96–97
Henüz sınıflandırılmamış5:33 9:29 13:25 21:95–96 21:96 +2 daha قَالَ مَا مَكَّنِّى فِيهِ رَبِّى خَيۡرٌ فَأَعِينُونِى بِقُوَّةٍ أَجۡعَلۡ بَيۡنَكُمۡ وَبَيۡنَهُمۡ رَدۡمًا ٩٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Zülkarneyn, "Rabbimin bana verdiği (imkan ve kudret, sizin vereceğiniz vergiden) daha hayırlıdır. Şimdi siz bana gücünüzle yardım edin de, sizinle onların arasına sağlam bir engel yapayım" dedi.
İlişkiler3 bağlantı · 2 tür
Paralel21:96
Henüz sınıflandırılmamış21:96 21:97
ءَاتُونِى زُبَرَ ٱلۡحَدِيدِۖ حَتَّىٰٓ إِذَا سَاوَىٰ بَيۡنَ ٱلصَّدَفَيۡنِ قَالَ ٱنفُخُواْۖ حَتَّىٰٓ إِذَا جَعَلَهُۥ نَارًا قَالَ ءَاتُونِىٓ أُفۡرِغۡ عَلَيۡهِ قِطۡرًا ٩٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Bana (yeterince) demir madeni getirin" dedi. İki yamacın arasındaki boşluğu (dağlarla) bir hizaya getirince, "körükleyin!" dedi. Demiri eritip kor (gibi) yapınca da, "Bana erimiş bakır getirin, bunun üzerine boşaltayım" dedi.
İlişkiler8 bağlantı · 3 tür
Aynı kök33:14 50:22 55:33 57:25 94:7
Paralel21:96
Henüz sınıflandırılmamış21:96 21:97
فَمَا ٱسۡطَـٰعُوٓاْ أَن يَظۡهَرُوهُ وَمَا ٱسۡتَطَـٰعُواْ لَهُۥ نَقۡبًا ٩٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Artık onu ne aşabildiler, ne de delebildiler.
İlişkiler3 bağlantı · 2 tür
Paralel21:96
Henüz sınıflandırılmamış21:96 21:97
Sayfa 304 Kehf
قَالَ هَـٰذَا رَحۡمَةٌ مِّن رَّبِّىۖ فَإِذَا جَآءَ وَعۡدُ رَبِّى جَعَلَهُۥ دَكَّآءَۖ وَكَانَ وَعۡدُ رَبِّى حَقًّا ٩٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Zülkarneyn, "Bu, Rabbimin bir rahmetidir. Rabbimin vaadi (kıyametin kopma vakti) gelince onu yerle bir eder. Rabbimin vaadi gerçektir" dedi.
İlişkiler5 bağlantı · 3 tür
Açıklar21:96
Paralel21:96
Henüz sınıflandırılmamış21:96 21:97 28:61
۞ وَتَرَكۡنَا بَعۡضَهُمۡ يَوۡمَئِذٍ يَمُوجُ فِى بَعۡضٍۖ وَنُفِخَ فِى ٱلصُّورِ فَجَمَعۡنَـٰهُمۡ جَمۡعًا ٩٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O gün biz onları bırakırız, dalga dalga birbirlerine karışırlar. Sonra sura üfürülür de onları toptan bir araya getiririz.
İlişkiler14 bağlantı · 3 tür
Paralel21:96
Aynı ibare36:51 39:68 50:20
Henüz sınıflandırılmamış6:73 18:47 20:102 21:96 21:97 +5 daha وَعَرَضۡنَا جَهَنَّمَ يَوۡمَئِذٍ لِّلۡكَـٰفِرِينَ عَرۡضًا ١٠٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(100-101) O gün cehennemi; gözleri Zikr'ime (Kur'an'a) karşı perdeli olan ve onu dinleme zahmetine dahi katlanamayan kafirlerin karşısına (bütün dehşetiyle) dikeriz!
İlişkiler10 bağlantı · 3 tür
Aynı kök18:48
Aynı konu24:39 40:46 46:20 76:4 79:34–39
Henüz sınıflandırılmamış18:53 20:102 20:102–108 21:97
ٱلَّذِينَ كَانَتۡ أَعۡيُنُهُمۡ فِى غِطَآءٍ عَن ذِكۡرِى وَكَانُواْ لَا يَسۡتَطِيعُونَ سَمۡعًا ١٠١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(100-101) O gün cehennemi; gözleri Zikr'ime (Kur'an'a) karşı perdeli olan ve onu dinleme zahmetine dahi katlanamayan kafirlerin karşısına (bütün dehşetiyle) dikeriz!
İlişkiler12 bağlantı · 2 tür
Aynı konu5:5 7:179 24:39 45:23 76:4
Henüz sınıflandırılmamış7:103 11:96 11:97 21:97 31:7 +2 daha أَفَحَسِبَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓاْ أَن يَتَّخِذُواْ عِبَادِى مِن دُونِىٓ أَوۡلِيَآءَۚ إِنَّآ أَعۡتَدۡنَا جَهَنَّمَ لِلۡكَـٰفِرِينَ نُزُلًا ١٠٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İnkar edenler, beni bırakıp da kullarımı dost edineceklerini mi sandılar? Biz cehennemi kafirlere konak olarak hazırladık.
İlişkiler11 bağlantı · 3 tür
Aynı kök23:29 57:25
Aynı konu5:5 24:39 39:3 76:4
Henüz sınıflandırılmamış2:254 17:73 29:41 34:37 42:9
قُلۡ هَلۡ نُنَبِّئُكُم بِٱلۡأَخۡسَرِينَ أَعۡمَـٰلًا ١٠٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(103-104) (Ey Muhammed!) De ki: "Amelce en çok ziyana uğrayan; iyi iş yaptıklarını sandıkları halde, dünya hayatındaki çabaları kaybolup giden kimseleri size haber verelim mi?"
İlişkiler19 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare3:22 9:17 9:69
Aynı konu3:22 3:117 5:5 9:53 14:18 +5 daha Henüz sınıflandırılmamış9:69 24:40 33:19 39:65 47:1 +1 daha ٱلَّذِينَ ضَلَّ سَعۡيُهُمۡ فِى ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا وَهُمۡ يَحۡسَبُونَ أَنَّهُمۡ يُحۡسِنُونَ صُنۡعًا ١٠٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(103-104) (Ey Muhammed!) De ki: "Amelce en çok ziyana uğrayan; iyi iş yaptıklarını sandıkları halde, dünya hayatındaki çabaları kaybolup giden kimseleri size haber verelim mi?"
İlişkiler27 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare3:22 9:17 9:69
Aynı konu3:22 3:117 5:5 7:30 9:53 +8 daha Henüz sınıflandırılmamış9:69 13:33 24:39 24:40 33:19 +6 daha أُوْلَـٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ بِـَٔايَـٰتِ رَبِّهِمۡ وَلِقَآئِهِۦ فَحَبِطَتۡ أَعۡمَـٰلُهُمۡ فَلَا نُقِيمُ لَهُمۡ يَوۡمَ ٱلۡقِيَـٰمَةِ وَزۡنًا ١٠٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar, Rab'lerinin ayetlerini ve O'na kavuşacaklarını inkar eden, böylece amelleri boşa çıkan, o yüzden de kıyamet gününde amelleri için bir terazi kurmayacağımız kimselerdir.
İlişkiler33 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare3:22 4:56 7:147 9:17 9:69
Aynı konu3:117 5:5 6:88 9:53 11:16 +9 daha Henüz sınıflandırılmamış2:217 7:9 9:69 20:123–127 21:39 +9 daha ذَٰلِكَ جَزَآؤُهُمۡ جَهَنَّمُ بِمَا كَفَرُواْ وَٱتَّخَذُوٓاْ ءَايَـٰتِى وَرُسُلِى هُزُوًا ١٠٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İşte böyle. İnkar etmeleri, ayetlerimi ve Peygamberlerimi alay konusu yapmaları yüzünden onların cezası cehennemdir.
İlişkiler27 bağlantı · 4 tür
Aynı kök15:95
Aynı ibare9:17 9:69 45:9
Aynı konu3:117 9:53 9:65 17:97–99 21:41 +5 daha Henüz sınıflandırılmamış4:140 6:5 9:69 13:32 13:38 +8 daha إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ كَانَتۡ لَهُمۡ جَنَّـٰتُ ٱلۡفِرۡدَوۡسِ نُزُلًا ١٠٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(107-108) Şüphesiz, inanıp yararlı işler yapanlara gelince, onlar için içlerinde ebedi kalacakları Firdevs cennetleri bir konaktır. Oradan ayrılmak istemezler.
İlişkiler12 bağlantı · 4 tür
Aynı kök23:29
Aynı ibare9:17 9:69 10:9
Aynı konu3:117 9:53
Henüz sınıflandırılmamış22:14 22:23 22:50 22:56 23:11 +1 daha خَـٰلِدِينَ فِيهَا لَا يَبۡغُونَ عَنۡهَا حِوَلًا ١٠٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(107-108) Şüphesiz, inanıp yararlı işler yapanlara gelince, onlar için içlerinde ebedi kalacakları Firdevs cennetleri bir konaktır. Oradan ayrılmak istemezler.
İlişkiler1 bağlantı · 1 tür
Henüz sınıflandırılmamış2:25
قُل لَّوۡ كَانَ ٱلۡبَحۡرُ مِدَادًا لِّكَلِمَـٰتِ رَبِّى لَنَفِدَ ٱلۡبَحۡرُ قَبۡلَ أَن تَنفَدَ كَلِمَـٰتُ رَبِّى وَلَوۡ جِئۡنَا بِمِثۡلِهِۦ مَدَدًا ١٠٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
De ki: "Rabbimin sözlerini yazmak için denizler mürekkep olsa ve bir o kadar da ilave etsek (denizlere deniz katsak); Rabbimin sözleri tükenmeden önce denizler tükenirdi."
İlişkiler2 bağlantı · 1 tür
Aynı konu6:115 31:27
قُلۡ إِنَّمَآ أَنَا۠ بَشَرٌ مِّثۡلُكُمۡ يُوحَىٰٓ إِلَىَّ أَنَّمَآ إِلَـٰهُكُمۡ إِلَـٰهٌ وَٰحِدٌۖ فَمَن كَانَ يَرۡجُواْ لِقَآءَ رَبِّهِۦ فَلۡيَعۡمَلۡ عَمَلًا صَـٰلِحًا وَلَا يُشۡرِكۡ بِعِبَادَةِ رَبِّهِۦٓ أَحَدَۢا ١١٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
De ki: "Ben de ancak sizin gibi bir insanım. (Ne var ki) bana, 'Sizin ilah'ınız ancak bir tek ilahtır" diye vahyolunuyor. Kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa yararlı bir iş yapsın ve Rabbine ibadette kimseyi ortak koşmasın."
İlişkiler38 bağlantı · 4 tür
Aynı kök41:6
Aynı ibare21:108 23:34 29:5 38:5 41:6
Aynı konu13:38 14:10 14:11 17:93 18:42 +5 daha Henüz sınıflandırılmamış2:48 2:163 2:285 3:18 4:48 +17 daha