وَمَا مَنَعَ ٱلنَّاسَ أَن يُؤۡمِنُوٓاْ إِذۡ جَآءَهُمُ ٱلۡهُدَىٰ وَيَسۡتَغۡفِرُواْ رَبَّهُمۡ إِلَّآ أَن تَأۡتِيَهُمۡ سُنَّةُ ٱلۡأَوَّلِينَ أَوۡ يَأۡتِيَهُمُ ٱلۡعَذَابُ قُبُلًا ٥٥
وَمَا şey مَنَعَ alıkoyan ٱلنَّاسَ insanları أَن inanmaktan يُؤۡمِنُوٓاْ they believe EN إِذۡ zaman جَآءَهُمُ kendilerine geldiği ٱلۡهُدَىٰ hidayet وَيَسۡتَغۡفِرُواْ ve istiğfar etmekten رَبَّهُمۡ Rablerine إِلَّآ ancak أَن kendilerine de gelmesidir تَأۡتِيَهُمۡ comes to them EN سُنَّةُ yasasının ٱلۡأَوَّلِينَ evvelkilerin أَوۡ yahut يَأۡتِيَهُمُ karşılarına gelmesidir ٱلۡعَذَابُ azabın قُبُلٗا açıkça
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İnsanlara hidayet geldikten sonra onların inanmalarına ve Rab'lerinden mağfiret dilemelerine, ancak, öncekilerin başına gelenlerin kendi başlarına da gelmesi, ya da kendilerine azabın göz göre göre gelmesi (yönündeki beklentileri) engel olmuştur.
İlişkiler17 bağlantı · 4 tür
Aynı kök17:77
Aynı ibare8:38 15:13 17:94 35:43
Aynı konu3:137 10:102 36:48 40:85
Henüz sınıflandırılmamış11:8 16:1 18:53 21:1 33:38 42:18 48:23 54:4