بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِBu sure besmeleyle başlar (ayet sayılmaz).
أَتَىٰٓ أَمۡرُ ٱللَّهِ فَلَا تَسۡتَعۡجِلُوهُۚ سُبۡحَـٰنَهُۥ وَتَعَـٰلَىٰ عَمَّا يُشۡرِكُونَ ١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah'ın emri gelecektir. Artık onun acele gelmesini istemeyin. Allah, onların ortak koştukları şeylerden uzaktır, yücedir.
İlişkiler37 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare6:100 16:3 17:43 30:40 39:67 +1 daha Aynı konu6:57–58 9:24 10:50–51 13:6 16:33 +13 daha Henüz sınıflandırılmamış11:8 12:18 18:55 19:43 20:114 +8 daha يُنَزِّلُ ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةَ بِٱلرُّوحِ مِنۡ أَمۡرِهِۦ عَلَىٰ مَن يَشَآءُ مِنۡ عِبَادِهِۦٓ أَنۡ أَنذِرُوٓاْ أَنَّهُۥ لَآ إِلَـٰهَ إِلَّآ أَنَا۠ فَٱتَّقُونِ ٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, "Benden başka ilah yoktur. Öyle ise bana karşı gelmekten sakının" diye (insanları) uyarmaları için emrini içeren vahiy ile melekleri kullarından dilediğine indirir.
İlişkiler25 bağlantı · 6 tür
Açıklar17:85
Aynı kök5:110 19:17 42:52 58:22
Aynı hüküm97:4
Aynı ibare40:15 42:52 70:4
Aynı konu2:97 3:18 16:102 21:37 22:75 +5 daha Henüz sınıflandırılmamış2:87 2:185 2:248 8:24 14:4 +1 daha خَلَقَ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ بِٱلۡحَقِّۚ تَعَـٰلَىٰ عَمَّا يُشۡرِكُونَ ٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak yarattı. O, müşriklerin ortak koştukları şeylerden yücedir.
İlişkiler18 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare16:1 45:22
Aynı konu21:16 35:40 38:27 46:4
Henüz sınıflandırılmamış2:255 6:73 10:5 14:19 15:85 +7 daha خَلَقَ ٱلۡإِنسَـٰنَ مِن نُّطۡفَةٍ فَإِذَا هُوَ خَصِيمٌ مُّبِينٌ ٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İnsanı nutfeden (bir damla sudan) yarattı. Böyle iken bakarsın ki o, Rabbine açık bir hasım kesilmiştir.
İlişkiler18 bağlantı · 4 tür
Aynı kök43:58
Aynı ibare36:77 55:3 76:2
Aynı konu22:5 40:67 80:18–20
Henüz sınıflandırılmamış18:37 21:30 23:13–14 25:54 35:11 +6 daha وَٱلۡأَنۡعَـٰمَ خَلَقَهَاۗ لَكُمۡ فِيهَا دِفۡءٌ وَمَنَـٰفِعُ وَمِنۡهَا تَأۡكُلُونَ ٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hayvanları da yarattı. Onlarda sizin için bir ısınma ve birçok faydalar vardır. Hem de onlardan yersiniz.
İlişkiler23 bağlantı · 4 tür
Açıklar16:80
Aynı ibare23:21
Aynı konu6:142 6:142–144 23:21 36:71 40:79 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış16:8 16:66 16:80 20:54 23:21–22 +10 daha وَلَكُمۡ فِيهَا جَمَالٌ حِينَ تُرِيحُونَ وَحِينَ تَسۡرَحُونَ ٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onları akşamleyin getirirken, sabahleyin salıverirken de sizin için bir güzellik (ve zevk) vardır.
İlişkiler11 bağlantı · 4 tür
Açıklar16:80
Aynı ibare23:21
Aynı konu6:142 40:79
Henüz sınıflandırılmamış20:54 21:44 23:21 35:3 36:72 +2 daha Sayfa 268 Nahl
وَتَحۡمِلُ أَثۡقَالَكُمۡ إِلَىٰ بَلَدٍ لَّمۡ تَكُونُواْ بَـٰلِغِيهِ إِلَّا بِشِقِّ ٱلۡأَنفُسِۚ إِنَّ رَبَّكُمۡ لَرَءُوفٌ رَّحِيمٌ ٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar ağırlıklarınızı, sizin ancak zorlukla varabileceğiniz beldelere taşırlar. Şüphesiz Rabbiniz çok esirgeyicidir, çok merhametlidir.
İlişkiler15 bağlantı · 3 tür
Açıklar23:22
Aynı konu6:142 23:21–22 40:80
Henüz sınıflandırılmamış20:54 21:44 23:13 23:21 35:3 +6 daha وَٱلۡخَيۡلَ وَٱلۡبِغَالَ وَٱلۡحَمِيرَ لِتَرۡكَبُوهَا وَزِينَةًۚ وَيَخۡلُقُ مَا لَا تَعۡلَمُونَ ٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hem binesiniz diye, hem de süs olarak atları, katırları ve merkepleri de yarattı. Bilemeyeceğiniz daha nice şeyleri de yaratır.
İlişkiler32 bağlantı · 3 tür
Aynı kök18:7 36:36
Aynı konu3:14 6:142 16:80 23:21 36:36 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış2:173 4:1 4:82 5:3 6:142 +18 daha وَعَلَى ٱللَّهِ قَصۡدُ ٱلسَّبِيلِ وَمِنۡهَا جَآئِرٌۚ وَلَوۡ شَآءَ لَهَدَىٰكُمۡ أَجۡمَعِينَ ٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Doğru yolu göstermek Allah'a aittir. Yolun eğrisi de vardır. Allah dileseydi, hepinizi doğru yola iletirdi.
İlişkiler27 bağlantı · 2 tür
Aynı konu1:6 6:35 6:148 10:99 11:118 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış2:120 5:48 6:71 6:107 6:116 +13 daha هُوَ ٱلَّذِىٓ أَنزَلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءًۖ لَّكُم مِّنۡهُ شَرَابٌ وَمِنۡهُ شَجَرٌ فِيهِ تُسِيمُونَ ١٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O, gökten sizin için su indirendir. İçilecek su ondandır. Hayvanlarınızı otlattığınız bitkiler de onunla meydana gelir.
İlişkiler12 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare16:65 20:53 25:48–49
Aynı konu40:13 56:68–70 56:68
Henüz sınıflandırılmamış2:21–22 13:4 14:32 15:22 20:54 +1 daha يُنۢبِتُ لَكُم بِهِ ٱلزَّرۡعَ وَٱلزَّيۡتُونَ وَٱلنَّخِيلَ وَٱلۡأَعۡنَـٰبَ وَمِن كُلِّ ٱلثَّمَرَٰتِۗ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً لِّقَوۡمٍ يَتَفَكَّرُونَ ١١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah o su ile size; ekin, zeytin, hurma ağaçları, üzümler ve her türlü meyvelerden bitirir. Elbette bunda düşünen bir kavim için bir ibret vardır.
İlişkiler17 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare13:3–4 23:19
Aynı konu2:22 6:99 6:141 7:57 20:53–54 +6 daha Henüz sınıflandırılmamış20:54 21:44 27:60 95:1
وَسَخَّرَ لَكُمُ ٱلَّيۡلَ وَٱلنَّهَارَ وَٱلشَّمۡسَ وَٱلۡقَمَرَۖ وَٱلنُّجُومُ مُسَخَّرَٰتُۢ بِأَمۡرِهِۦٓۗ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَـٰتٍ لِّقَوۡمٍ يَعۡقِلُونَ ١٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O, geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı sizin hizmetinize verdi. Bütün yıldızlar da O'nun emri ile sizin hizmetinize verilmiştir. Şüphesiz bunlarda aklını kullanan bir millet için ibretler vardır.
İlişkiler12 bağlantı · 4 tür
Aynı kök86:3
Aynı ibare7:54 10:67 13:2 14:33 28:71–73 +1 daha Aynı konu17:12
Henüz sınıflandırılmamış6:97 20:54 21:44 27:86
وَمَا ذَرَأَ لَكُمۡ فِى ٱلۡأَرۡضِ مُخۡتَلِفًا أَلۡوَٰنُهُۥٓۗ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً لِّقَوۡمٍ يَذَّكَّرُونَ ١٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sizin için yeryüzünde çeşitli renk ve biçimlerle yarattığı şeyleri de sizin hizmetinize verdi. Öğüt alan bir toplum için bunda ibretler vardır.
İlişkiler8 bağlantı · 3 tür
Açıklar35:27
Aynı ibare16:69 39:21
Henüz sınıflandırılmamış13:3–4 20:54 21:44 35:27–28 35:28
وَهُوَ ٱلَّذِى سَخَّرَ ٱلۡبَحۡرَ لِتَأۡكُلُواْ مِنۡهُ لَحۡمًا طَرِيًّا وَتَسۡتَخۡرِجُواْ مِنۡهُ حِلۡيَةً تَلۡبَسُونَهَا وَتَرَى ٱلۡفُلۡكَ مَوَاخِرَ فِيهِ وَلِتَبۡتَغُواْ مِن فَضۡلِهِۦ وَلَعَلَّكُمۡ تَشۡكُرُونَ ١٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O, taze et yemeniz ve takınacağınız süs eşyası çıkarmanız için denizi sizin hizmetinize verendir. Gemilerin orada suyu yara yara gittiğini görürsün. (Bütün bunlar) O'nun lütfundan nasip aramanız ve şükretmeniz içindir.
İlişkiler13 bağlantı · 6 tür
Açıklar55:22
Aynı hüküm5:96
Aynı ibare16:69 17:66 35:12 45:12
Aynı konu2:164 25:53 31:31 55:19–22
Genelleştirir45:13
Henüz sınıflandırılmamış21:44 55:30
Sayfa 269 Nahl
وَأَلۡقَىٰ فِى ٱلۡأَرۡضِ رَوَٰسِىَ أَن تَمِيدَ بِكُمۡ وَأَنۡهَـٰرًا وَسُبُلًا لَّعَلَّكُمۡ تَهۡتَدُونَ ١٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(15-16) Sizi sarsmaması için yeryüzünde sağlam dağlar; yolunuzu bulmanız için de nehirler, yollar ve nice işaretler meydana getirdi. İnsanlar yıldızlarla da yollarını bulurlar.
İlişkiler21 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare15:19 16:69 21:31 31:10 50:7
Aynı konu13:3 27:63 27:88 41:10 71:20 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış6:97 15:19 20:53 21:44 27:61 +4 daha وَعَلَـٰمَـٰتٍۚ وَبِٱلنَّجۡمِ هُمۡ يَهۡتَدُونَ ١٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(15-16) Sizi sarsmaması için yeryüzünde sağlam dağlar; yolunuzu bulmanız için de nehirler, yollar ve nice işaretler meydana getirdi. İnsanlar yıldızlarla da yollarını bulurlar.
İlişkiler20 bağlantı · 4 tür
Aynı kök7:54
Aynı ibare15:19 16:69 31:10
Aynı konu6:97 13:3 27:63 41:10 43:10
Henüz sınıflandırılmamış6:97 13:3 20:53 21:31 21:44 +6 daha أَفَمَن يَخۡلُقُ كَمَن لَّا يَخۡلُقُۗ أَفَلَا تَذَكَّرُونَ ١٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şu halde yaratan, yaratamayan gibi olur mu? Artık siz düşünmez misiniz?
İlişkiler16 bağlantı · 3 tür
Açıklar6:1
Aynı konu7:191 10:34 13:16 22:73 25:3 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış16:20 21:44 22:62 27:62 42:11 +2 daha وَإِن تَعُدُّواْ نِعۡمَةَ ٱللَّهِ لَا تُحۡصُوهَآۗ إِنَّ ٱللَّهَ لَغَفُورٌ رَّحِيمٌ ١٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Halbuki Allah'ın nimetini saymaya kalksanız onu sayamazsınız. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
İlişkiler9 bağlantı · 2 tür
Aynı ibare14:32–34 14:34
Henüz sınıflandırılmamış21:44 22:62 23:18–22 27:62 46:4 +2 daha وَٱللَّهُ يَعۡلَمُ مَا تُسِرُّونَ وَمَا تُعۡلِنُونَ ١٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, gizlediğinizi de açığa vurduğunuzu da bilir.
İlişkiler19 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare11:5 16:23 64:4
Aynı konu6:3 20:7 28:69 36:76
Henüz sınıflandırılmamış2:77 9:78 14:38 21:44 21:110 +7 daha وَٱلَّذِينَ يَدۡعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ لَا يَخۡلُقُونَ شَيۡـًٔا وَهُمۡ يُخۡلَقُونَ ٢٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah'ı bırakıp da taptıkları şeyler, yaratılmış olduklarına göre hiçbir şey yaratamazlar.
İlişkiler18 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare7:191 22:73 25:3 46:4–6
Aynı konu10:34 13:14
Henüz sınıflandırılmamış2:48 10:34–35 13:16 16:17 16:73 +7 daha أَمۡوَٰتٌ غَيۡرُ أَحۡيَآءٍۖ وَمَا يَشۡعُرُونَ أَيَّانَ يُبۡعَثُونَ ٢١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar, diri olmayan cansız varlıklardır! Ne zaman dirileceklerinin de şuuruna varamazlar.
İlişkiler14 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare27:65
Aynı konu10:28–29 13:14 46:5
Henüz sınıflandırılmamış7:194 16:73 18:32 21:44 22:62 +5 daha إِلَـٰهُكُمۡ إِلَـٰهٌ وَٰحِدٌۚ فَٱلَّذِينَ لَا يُؤۡمِنُونَ بِٱلۡـَٔاخِرَةِ قُلُوبُهُم مُّنكِرَةٌ وَهُم مُّسۡتَكۡبِرُونَ ٢٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sizin ilahınız tek bir ilahtır. Ahirete inanmayanların kalpleri bunu inkar etmekte, kendileri de büyüklük taslamaktadırlar.
İlişkiler19 bağlantı · 2 tür
Aynı ibare2:163 6:113 16:51 39:45
Henüz sınıflandırılmamış2:225 2:283 16:73 16:106 18:110 +10 daha لَا جَرَمَ أَنَّ ٱللَّهَ يَعۡلَمُ مَا يُسِرُّونَ وَمَا يُعۡلِنُونَۚ إِنَّهُۥ لَا يُحِبُّ ٱلۡمُسۡتَكۡبِرِينَ ٢٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphe yok ki Allah, onların gizlediklerini de, açığa vurduklarını da bilir. O, büyüklük taslayanları hiç sevmez.
İlişkiler20 bağlantı · 2 tür
Aynı ibare2:77 9:78 11:5 16:19
Henüz sınıflandırılmamış3:5 4:36 5:61 6:3 6:161 +11 daha وَإِذَا قِيلَ لَهُم مَّاذَآ أَنزَلَ رَبُّكُمۡۙ قَالُوٓاْ أَسَـٰطِيرُ ٱلۡأَوَّلِينَ ٢٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlara "Rabbiniz ne indirdi?" denildiği zaman, "Öncekilerin masalları" dediler.
İlişkiler16 bağlantı · 4 tür
Açıklar25:5
Karşıtlık16:30
Aynı ibare6:25 8:31 23:82–83 23:83 25:4–5 +5 daha Henüz sınıflandırılmamış16:103 27:67–68 46:4 46:11
لِيَحۡمِلُوٓاْ أَوۡزَارَهُمۡ كَامِلَةً يَوۡمَ ٱلۡقِيَـٰمَةِۙ وَمِنۡ أَوۡزَارِ ٱلَّذِينَ يُضِلُّونَهُم بِغَيۡرِ عِلۡمٍۗ أَلَا سَآءَ مَا يَزِرُونَ ٢٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Böylece kıyamet gününde kendi günahlarını tam olarak, bilgisizce saptırdıkları kimselerin günahlarının da bir kısmını yüklenirler. Dikkat et, yüklendikleri ne kötüdür.
İlişkiler21 bağlantı · 4 tür
Karşıtlık39:7
Aynı ibare6:31
Aynı konu4:85 5:29 7:38 16:88 20:100 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış2:79 3:149 6:26 6:164 11:20 +5 daha قَدۡ مَكَرَ ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِمۡ فَأَتَى ٱللَّهُ بُنۡيَـٰنَهُم مِّنَ ٱلۡقَوَاعِدِ فَخَرَّ عَلَيۡهِمُ ٱلسَّقۡفُ مِن فَوۡقِهِمۡ وَأَتَىٰهُمُ ٱلۡعَذَابُ مِنۡ حَيۡثُ لَا يَشۡعُرُونَ ٢٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlardan öncekiler de tuzak kurmuşlardı. Allah'ın azabı binalarını, temelinden gelip yıktı da tavanları başlarına çöküverdi ve azap kendilerine fark edemedikleri yerden geldi.
İlişkiler20 bağlantı · 5 tür
Açıklar14:46 27:50–52
Aynı kök13:42 52:5
Aynı ibare13:42 16:45 39:25
Aynı konu3:54 7:99 8:30 13:34 14:46 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış2:127 10:13 10:21 14:13–14 21:12 +2 daha Sayfa 270 Nahl
ثُمَّ يَوۡمَ ٱلۡقِيَـٰمَةِ يُخۡزِيهِمۡ وَيَقُولُ أَيۡنَ شُرَكَآءِىَ ٱلَّذِينَ كُنتُمۡ تُشَـٰٓقُّونَ فِيهِمۡۚ قَالَ ٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡعِلۡمَ إِنَّ ٱلۡخِزۡىَ ٱلۡيَوۡمَ وَٱلسُّوٓءَ عَلَى ٱلۡكَـٰفِرِينَ ٢٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sonra kıyamet günü, Allah onları rezil edecek ve diyecek ki: "Uğrunda mücadele ettiğiniz ortaklarım nerede?!" Kendilerine ilim verilenler ise şöyle derler: "Şüphesiz bugün rezillik, aşağılık ve kötülük kafirlerin üzerinedir."
İlişkiler22 bağlantı · 5 tür
Aynı kök21:74
Paralel6:22 6:22–23 10:28 18:52 26:92 +5 daha Aynı ibare28:62
Aynı konu3:192 7:50 13:34
Henüz sınıflandırılmamış2:167 7:37 13:35 34:22 37:22–24 +2 daha ٱلَّذِينَ تَتَوَفَّىٰهُمُ ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةُ ظَالِمِىٓ أَنفُسِهِمۡۖ فَأَلۡقَوُاْ ٱلسَّلَمَ مَا كُنَّا نَعۡمَلُ مِن سُوٓءِۭۚ بَلَىٰٓ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمُۢ بِمَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ ٢٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O kafirler, nefislerine zulmederlerken melekler onların canlarını alır da onlar teslim olup, "Biz hiçbir kötülük yapmıyorduk" derler. (Melekler de şöyle diyecekler:) "Hayır! Allah sizin yapmakta olduklarınızı hakkıyla bilmektedir."
İlişkiler23 bağlantı · 5 tür
Karşıtlık16:32
Paralel7:37 8:50 8:50–51 26:92
Aynı ibare4:97
Aynı konu6:22–23 6:61 16:86 16:87 47:27
Henüz sınıflandırılmamış2:165 3:55 6:23 6:61 6:93 +7 daha فَٱدۡخُلُوٓاْ أَبۡوَٰبَ جَهَنَّمَ خَـٰلِدِينَ فِيهَاۖ فَلَبِئۡسَ مَثۡوَى ٱلۡمُتَكَبِّرِينَ ٢٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Haydi, içinde ebedi kalacağınız cehennemin kapılarından girin. Büyüklük taslayanların yeri ne kötüdür!"
İlişkiler20 bağlantı · 5 tür
Açıklar15:44
Karşıtlık16:32 39:61
Aynı kök40:76
Aynı ibare9:68 39:72 40:76
Henüz sınıflandırılmamış2:165 4:168 4:169 6:61 7:40 +8 daha ۞ وَقِيلَ لِلَّذِينَ ٱتَّقَوۡاْ مَاذَآ أَنزَلَ رَبُّكُمۡۚ قَالُواْ خَيۡرًاۗ لِّلَّذِينَ أَحۡسَنُواْ فِى هَـٰذِهِ ٱلدُّنۡيَا حَسَنَةٌۚ وَلَدَارُ ٱلۡـَٔاخِرَةِ خَيۡرٌۚ وَلَنِعۡمَ دَارُ ٱلۡمُتَّقِينَ ٣٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah'a karşı gelmekten sakınan kimselere, "Rabbiniz ne indirdi?" denildiğinde, "Hayr indirdi" derler. Bu dünyada iyilik yapanlara bir iyilik vardır. Ahiret yurdu ise daha hayırlıdır. Allah'a karşı gelmekten sakınanların yurdu ne güzeldir.
İlişkiler28 bağlantı · 4 tür
Karşıtlık16:24
Aynı ibare39:10 93:4
Aynı konu2:105 10:26 28:84 55:60
Henüz sınıflandırılmamış2:2 2:165 2:201 3:169 3:198 +16 daha جَنَّـٰتُ عَدۡنٍ يَدۡخُلُونَهَا تَجۡرِى مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡهَـٰرُۖ لَهُمۡ فِيهَا مَا يَشَآءُونَۚ كَذَٰلِكَ يَجۡزِى ٱللَّهُ ٱلۡمُتَّقِينَ ٣١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İçinden nehirler akan Adn cennetlerine gireceklerdir. Kendileri için orada diledikleri her şey vardır. Allah, kendine karşı gelmekten sakınanları böyle mükafatlandırır.
İlişkiler33 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare13:23 18:31 19:61 35:33 38:50 +1 daha Aynı konu25:16 39:34
Henüz sınıflandırılmamış2:165 3:15 3:133 4:57 6:61 +20 daha ٱلَّذِينَ تَتَوَفَّىٰهُمُ ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةُ طَيِّبِينَۙ يَقُولُونَ سَلَـٰمٌ عَلَيۡكُمُ ٱدۡخُلُواْ ٱلۡجَنَّةَ بِمَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ ٣٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Melekler, onların canlarını iyi kimseler olarak alırken, "Selam size! Yapmış olduğunuz iyi işlere karşılık girin cennete" derler.
İlişkiler30 bağlantı · 4 tür
Karşıtlık16:28 16:29
Aynı ibare7:49 36:26 39:73
Aynı konu10:10 13:23–24 13:24 15:46 21:103 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış2:28 2:165 3:55 3:169 3:170 +13 daha هَلۡ يَنظُرُونَ إِلَّآ أَن تَأۡتِيَهُمُ ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةُ أَوۡ يَأۡتِىَ أَمۡرُ رَبِّكَۚ كَذَٰلِكَ فَعَلَ ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِمۡۚ وَمَا ظَلَمَهُمُ ٱللَّهُ وَلَـٰكِن كَانُوٓاْ أَنفُسَهُمۡ يَظۡلِمُونَ ٣٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(O kafirler) kendilerine ancak meleklerin veya senin Rabbinin helak emrinin gelmesini bekliyorlar. Onlardan öncekiler de böyle yapmıştı. Allah onlara zulmetmedi, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.
İlişkiler22 bağlantı · 4 tür
Açıklar15:8
Aynı ibare2:210 6:158 10:44 11:101 29:40
Aynı konu9:24 16:1 25:22 43:76
Henüz sınıflandırılmamış2:57 3:117 6:8 6:78 7:160 +7 daha فَأَصَابَهُمۡ سَيِّـَٔاتُ مَا عَمِلُواْ وَحَاقَ بِهِم مَّا كَانُواْ بِهِۦ يَسۡتَهۡزِءُونَ ٣٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bu sebeple işledikleri kötülüklerin cezası onlara ulaştı ve alay ettikleri şey kendilerini kuşattı.
İlişkiler10 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare6:10 39:48 39:51 45:33
Aynı konu4:79
Henüz sınıflandırılmamış18:106 21:38 36:48 45:9 46:26
Sayfa 271 Nahl
وَقَالَ ٱلَّذِينَ أَشۡرَكُواْ لَوۡ شَآءَ ٱللَّهُ مَا عَبَدۡنَا مِن دُونِهِۦ مِن شَىۡءٍ نَّحۡنُ وَلَآ ءَابَآؤُنَا وَلَا حَرَّمۡنَا مِن دُونِهِۦ مِن شَىۡءٍۚ كَذَٰلِكَ فَعَلَ ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِمۡۚ فَهَلۡ عَلَى ٱلرُّسُلِ إِلَّا ٱلۡبَلَـٰغُ ٱلۡمُبِينُ ٣٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah'a ortak koşanlar, dediler ki: "Allah dileseydi ne biz, ne de atalarımız O'ndan başka hiçbir şeye tapmazdık, O'nun emri olmadan hiçbir şeyi de haram kılmazdık." Kendilerinden öncekiler de böyle yapmıştı. Peygamberlere düşen sadece apaçık bir tebliğdir.
İlişkiler34 bağlantı · 4 tür
Aynı ibare5:92 6:148 6:148–150 16:82 24:54 +3 daha Aynı konu5:67 5:99 7:28–29 7:61–62 7:68 +8 daha Genelleştirir3:20
Henüz sınıflandırılmamış2:48 4:43 4:59 6:22 6:23 +7 daha وَلَقَدۡ بَعَثۡنَا فِى كُلِّ أُمَّةٍ رَّسُولًا أَنِ ٱعۡبُدُواْ ٱللَّهَ وَٱجۡتَنِبُواْ ٱلطَّـٰغُوتَۖ فَمِنۡهُم مَّنۡ هَدَى ٱللَّهُ وَمِنۡهُم مَّنۡ حَقَّتۡ عَلَيۡهِ ٱلضَّلَـٰلَةُۚ فَسِيرُواْ فِى ٱلۡأَرۡضِ فَٱنظُرُواْ كَيۡفَ كَانَ عَـٰقِبَةُ ٱلۡمُكَذِّبِينَ ٣٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun biz, her ümmete, "Allah'a kulluk edin, tağuttan kaçının" diye peygamber gönderdik. Allah, onlardan kimini doğru yola iletti; onlardan kimine de (kendi iradeleri sebebiyle) sapıklık hak oldu. Şimdi yeryüzünde dolaşın da peygamberleri yalanlayanların sonunun ne olduğunu görün.
İlişkiler48 bağlantı · 7 tür
Açıklar10:47
Aynı kök2:257
Aynı hüküm36:60
Aynı ibare7:30 27:69 30:42 39:17
Aynı konu2:256 4:60 5:90–91 13:7 14:4 +7 daha Genelleştirir7:59 7:65 7:73 11:50
Henüz sınıflandırılmamış3:137 4:51 4:88 5:19 6:11 +20 daha إِن تَحۡرِصۡ عَلَىٰ هُدَىٰهُمۡ فَإِنَّ ٱللَّهَ لَا يَهۡدِى مَن يُضِلُّۖ وَمَا لَهُم مِّن نَّـٰصِرِينَ ٣٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sen onların doğru yola erişmelerine aşırı istek göstersen de şüphesiz Allah saptırdığı kimseyi doğru yola iletmez. Onların yardımcıları da yoktur.
İlişkiler13 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare30:29
Aynı konu4:88 10:99 12:103 28:56 31:23 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış7:186 10:25 27:80 35:8 42:8
وَأَقۡسَمُواْ بِٱللَّهِ جَهۡدَ أَيۡمَـٰنِهِمۡۙ لَا يَبۡعَثُ ٱللَّهُ مَن يَمُوتُۚ بَلَىٰ وَعۡدًا عَلَيۡهِ حَقًّا وَلَـٰكِنَّ أَكۡثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعۡلَمُونَ ٣٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar, "Allah, ölen bir kimseyi diriltmez" diye var güçleriyle Allah'a yemin ettiler. Hayır, diriltecek! Bu, yerine getirilmesini Allah'ın üzerine aldığı bir vaaddir. Fakat insanların çoğu bilmezler.
İlişkiler29 bağlantı · 3 tür
Aynı kök4:24 5:53
Aynı konu6:29 6:29–30 10:55 17:49–51 17:51 +6 daha Henüz sınıflandırılmamış2:28 14:44 15:41 17:49 19:66 +11 daha لِيُبَيِّنَ لَهُمُ ٱلَّذِى يَخۡتَلِفُونَ فِيهِ وَلِيَعۡلَمَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓاْ أَنَّهُمۡ كَانُواْ كَـٰذِبِينَ ٣٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Diriltecek ki) ayrılığa düştükleri şeyi onlara anlatsın ve kafir olanlar da kendilerinin yalancı olduklarını bilsinler!
İlişkiler9 bağlantı · 2 tür
Aynı konu2:213 10:4 10:93 16:92 39:3
Henüz sınıflandırılmamış3:55 16:64 16:124 27:76
إِنَّمَا قَوۡلُنَا لِشَىۡءٍ إِذَآ أَرَدۡنَـٰهُ أَن نَّقُولَ لَهُۥ كُن فَيَكُونُ ٤٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz bir şeyin olmasını istediğimiz zaman sözümüz sadece, ona, "ol" dememizdir. O da hemen oluverir.
İlişkiler10 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare2:117 3:47 6:73 19:35 36:82 +1 daha Genelleştirir3:59
Henüz sınıflandırılmamış4:164 21:30 54:50
وَٱلَّذِينَ هَاجَرُواْ فِى ٱللَّهِ مِنۢ بَعۡدِ مَا ظُلِمُواْ لَنُبَوِّئَنَّهُمۡ فِى ٱلدُّنۡيَا حَسَنَةًۖ وَلَأَجۡرُ ٱلۡـَٔاخِرَةِ أَكۡبَرُۚ لَوۡ كَانُواْ يَعۡلَمُونَ ٤١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Zulme uğradıktan sonra Allah yolunda hicret edenlere gelince, elbette onları dünyada güzel bir şekilde yerleştiririz. Ahiret mükafatı ise daha büyüktür. Keşke bilselerdi..
İlişkiler16 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare39:10
Aynı konu2:218 3:195 4:97 4:100 7:89 +6 daha Henüz sınıflandırılmamış10:103 16:30 47:13 59:9
ٱلَّذِينَ صَبَرُواْ وَعَلَىٰ رَبِّهِمۡ يَتَوَكَّلُونَ ٤٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar, sabreden ve yalnız Rablerine tevekkül eden kimselerdir.
İlişkiler9 bağlantı · 4 tür
Aynı kök3:159–160 29:59
Aynı ibare29:59
Aynı konu7:89
Henüz sınıflandırılmamış3:122 4:81 11:11 11:88 23:111
Sayfa 272 Nahl
وَمَآ أَرۡسَلۡنَا مِن قَبۡلِكَ إِلَّا رِجَالًا نُّوحِىٓ إِلَيۡهِمۡۚ فَسۡـَٔلُوٓاْ أَهۡلَ ٱلذِّكۡرِ إِن كُنتُمۡ لَا تَعۡلَمُونَ ٤٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Senden önce de ancak, kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber olarak gönderdik. Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun.
İlişkiler24 bağlantı · 5 tür
Açıklar26:196
Aynı kök26:196
Aynı ibare12:109 21:7 21:25 35:25
Aynı konu10:2 10:94 13:43 26:197
Henüz sınıflandırılmamış3:187 3:191 4:65 6:114 7:46 +9 daha بِٱلۡبَيِّنَـٰتِ وَٱلزُّبُرِۗ وَأَنزَلۡنَآ إِلَيۡكَ ٱلذِّكۡرَ لِتُبَيِّنَ لِلنَّاسِ مَا نُزِّلَ إِلَيۡهِمۡ وَلَعَلَّهُمۡ يَتَفَكَّرُونَ ٤٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(O peygamberleri) apaçık belgeler ve kitaplarla gönderdik. İnsanlara, kendilerine indirileni açıklaman ve onların da (üzerinde) düşünmeleri için sana bu Kur'an'ı indirdik.
İlişkiler50 bağlantı · 4 tür
Aynı kök4:26 12:1 17:55 21:105 26:196 +1 daha Aynı ibare3:184 3:187 35:25
Aynı konu4:105 4:163 5:67 6:114 11:1 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış2:97 2:159 3:81 3:191 5:15 +27 daha أَفَأَمِنَ ٱلَّذِينَ مَكَرُواْ ٱلسَّيِّـَٔاتِ أَن يَخۡسِفَ ٱللَّهُ بِهِمُ ٱلۡأَرۡضَ أَوۡ يَأۡتِيَهُمُ ٱلۡعَذَابُ مِنۡ حَيۡثُ لَا يَشۡعُرُونَ ٤٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kötü işler yapmak için tuzak kuranlar, Allah'ın kendilerini yere geçirmesinden veya (ansızın) bilemeyecekleri bir yerden kendilerine azap gelmesinden emin mi oldular?
İlişkiler17 bağlantı · 5 tür
Açıklar28:81
Aynı kök28:81–82 35:10
Aynı ibare16:26
Aynı konu7:97 12:107 13:42 17:68 28:81 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış8:30 14:46 17:68–69 27:45–52
أَوۡ يَأۡخُذَهُمۡ فِى تَقَلُّبِهِمۡ فَمَا هُم بِمُعۡجِزِينَ ٤٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yahut onlar dönüp dolaşırken Allah'ın kendilerini yakalayıvermesinden emin mi oldular? Onlar, Allah'ı aciz bırakacak değillerdir.
İlişkiler16 bağlantı · 2 tür
Aynı konu6:134 7:4 10:53 17:68 39:51
Henüz sınıflandırılmamış7:97–98 7:97–99 8:59 9:2 11:20 +6 daha أَوۡ يَأۡخُذَهُمۡ عَلَىٰ تَخَوُّفٍ فَإِنَّ رَبَّكُمۡ لَرَءُوفٌ رَّحِيمٌ ٤٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yahut da, onları korku üzere iken yakalamayacağından güven içinde midirler? Şüphesiz Rabbiniz çok esirgeyicidir, çok merhametlidir.
İlişkiler6 bağlantı · 2 tür
Aynı konu17:68
Henüz sınıflandırılmamış6:44 6:65 7:182 39:54 69:10
أَوَلَمۡ يَرَوۡاْ إِلَىٰ مَا خَلَقَ ٱللَّهُ مِن شَىۡءٍ يَتَفَيَّؤُاْ ظِلَـٰلُهُۥ عَنِ ٱلۡيَمِينِ وَٱلشَّمَآئِلِ سُجَّدًا لِّلَّهِ وَهُمۡ دَٰخِرُونَ ٤٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah'ın yarattığı şeyleri görmüyorlar mı? Onların gölgeleri Allah'a secde ederek ve tevazu ile boyun eğerek sağa ve sola dönmektedir.
İlişkiler15 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare13:15
Aynı konu13:13–15 13:15 21:19 21:20 22:18 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış7:206 16:49 16:79 17:44 25:45–46 +1 daha وَلِلَّهِ يَسۡجُدُ مَا فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلۡأَرۡضِ مِن دَآبَّةٍ وَٱلۡمَلَـٰٓئِكَةُ وَهُمۡ لَا يَسۡتَكۡبِرُونَ ٤٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Göklerde ve yerde bulunan canlılar ve melekler büyüklük taslamadan Allah'a secde ederler (boyun eğerler).
İlişkiler59 bağlantı · 4 tür
Aynı kök2:164 42:29
Aynı ibare13:13–15 13:15 22:18
Aynı konu4:172 7:206 21:19 21:20 22:18 +6 daha Henüz sınıflandırılmamış2:30 2:62 3:41 3:83 5:98 +38 daha يَخَافُونَ رَبَّهُم مِّن فَوۡقِهِمۡ وَيَفۡعَلُونَ مَا يُؤۡمَرُونَ ۩ ٥٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Üzerlerinde hakim ve üstün olan Rablerinden korkarlar ve emrolundukları şeyleri yaparlar.
İlişkiler13 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare13:15 22:18 66:6
Aynı konu21:27 22:18
Henüz sınıflandırılmamış2:30 6:61 17:44 18:50 18:82 +3 daha ۞ وَقَالَ ٱللَّهُ لَا تَتَّخِذُوٓاْ إِلَـٰهَيۡنِ ٱثۡنَيۡنِۖ إِنَّمَا هُوَ إِلَـٰهٌ وَٰحِدٌۖ فَإِيَّـٰىَ فَٱرۡهَبُونِ ٥١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, şöyle dedi: "İki ilah edinmeyin. O, ancak tek ilahtır. O halde, yalnız benden korkun."
İlişkiler22 bağlantı · 3 tür
Aynı kök2:40
Aynı ibare2:133 5:73 5:116 14:52 16:22 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış2:163 2:255 3:64 13:16 21:19–21 +9 daha وَلَهُۥ مَا فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَلَهُ ٱلدِّينُ وَاصِبًاۚ أَفَغَيۡرَ ٱللَّهِ تَتَّقُونَ ٥٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Göklerdeki her şey, yerdeki her şey O'nundur. İtaat de daima O'na olmalıdır. Öyle iken siz Allah'tan başkasından mı korkuyorsunuz?
İlişkiler19 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare29:66
Aynı konu6:41 6:64 7:95 17:83 39:11 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış2:193 10:55 13:16 14:2 16:83 +6 daha وَمَا بِكُم مِّن نِّعۡمَةٍ فَمِنَ ٱللَّهِۖ ثُمَّ إِذَا مَسَّكُمُ ٱلضُّرُّ فَإِلَيۡهِ تَجۡـَٔرُونَ ٥٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Size ulaşan her nimet Allah'tandır. Sonra size bir sıkıntı ve zarar dokunduğu zaman yalnız O'na yalvarır yakarırsınız.
İlişkiler35 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare17:67 29:66 30:33 39:8 39:49
Aynı konu6:17 6:40 6:41 6:63–64 6:64 +14 daha Henüz sınıflandırılmamış1:3 10:12 10:107 11:10 16:83 +6 daha ثُمَّ إِذَا كَشَفَ ٱلضُّرَّ عَنكُمۡ إِذَا فَرِيقٌ مِّنكُم بِرَبِّهِمۡ يُشۡرِكُونَ ٥٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sonra sizden o sıkıntıyı giderince, bir de bakarsınız, içinizden bir kısmı Rablerine ortak koşar.
İlişkiler40 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare29:66 30:33 39:8 39:49
Aynı konu6:40 6:41 6:63–64 6:64 7:95 +17 daha Henüz sınıflandırılmamış6:17 6:40–41 10:12 11:10 16:83 +9 daha Sayfa 273 Nahl
لِيَكۡفُرُواْ بِمَآ ءَاتَيۡنَـٰهُمۡۚ فَتَمَتَّعُواْۖ فَسَوۡفَ تَعۡلَمُونَ ٥٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kendilerine verdiğimiz nimetlere karşı nankörlük etmek için böyle yaparlar. Bir süre daha faydalanın bakalım! Yakında bileceksiniz!
İlişkiler22 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare29:66 30:33 30:34 39:8 39:49
Aynı konu6:41 11:10 14:30 29:65 30:33 +5 daha Henüz sınıflandırılmamış16:83 22:38 29:65 29:66 30:33 +2 daha وَيَجۡعَلُونَ لِمَا لَا يَعۡلَمُونَ نَصِيبًا مِّمَّا رَزَقۡنَـٰهُمۡۗ تَٱللَّهِ لَتُسۡـَٔلُنَّ عَمَّا كُنتُمۡ تَفۡتَرُونَ ٥٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bir de kendilerine rızık olarak verdiklerimizden (mahiyetini) bilmedikleri şeylere (putlara) pay ayırıyorlar. Allah'a andolsun ki, uydurmakta olduğunuz şeylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz.
İlişkiler19 bağlantı · 5 tür
Açıklar6:136
Aynı kök12:85 37:56
Aynı ibare29:66
Aynı konu6:41 6:136–140 6:144 29:13
Henüz sınıflandırılmamış5:103 10:59 11:18–19 12:73 16:63 +6 daha وَيَجۡعَلُونَ لِلَّهِ ٱلۡبَنَـٰتِ سُبۡحَـٰنَهُۥۙ وَلَهُم مَّا يَشۡتَهُونَ ٥٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar, kızları Allah'a nispet ediyorlar -ki O, bundan uzaktır- kendilerine ise, canlarının istediğini.
İlişkiler36 bağlantı · 4 tür
Açıklar43:19
Aynı ibare16:62 43:17
Aynı konu10:68 17:40 19:88–93 19:88 37:149 +12 daha Henüz sınıflandırılmamış2:116 5:72 6:100 9:30 10:68 +11 daha وَإِذَا بُشِّرَ أَحَدُهُم بِٱلۡأُنثَىٰ ظَلَّ وَجۡهُهُۥ مُسۡوَدًّا وَهُوَ كَظِيمٌ ٥٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlardan biri, kız ile müjdelendiği zaman içi öfke ile dolarak yüzü simsiyah kesilir!
İlişkiler32 bağlantı · 4 tür
Açıklar81:8
Aynı ibare16:62 43:17
Aynı konu10:68 17:40 37:149–154 37:149 37:153 +7 daha Henüz sınıflandırılmamış3:134 6:137 10:68 11:1 16:57 +12 daha يَتَوَٰرَىٰ مِنَ ٱلۡقَوۡمِ مِن سُوٓءِ مَا بُشِّرَ بِهِۦٓۚ أَيُمۡسِكُهُۥ عَلَىٰ هُونٍ أَمۡ يَدُسُّهُۥ فِى ٱلتُّرَابِۗ أَلَا سَآءَ مَا يَحۡكُمُونَ ٥٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kendisine verilen kötü müjde (!) yüzünden halktan gizlenir. Şimdi onu, aşağılanmış olarak yanında tutacak mı, yoksa toprağa mı gömecek? Bak, ne kötü hüküm veriyorlar!
İlişkiler28 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare16:62 43:17
Aynı konu6:137 10:68 17:40 37:149–154 37:153 +5 daha Henüz sınıflandırılmamış6:137 11:1 16:57 16:57–58 19:88–93 +11 daha لِلَّذِينَ لَا يُؤۡمِنُونَ بِٱلۡـَٔاخِرَةِ مَثَلُ ٱلسَّوۡءِۖ وَلِلَّهِ ٱلۡمَثَلُ ٱلۡأَعۡلَىٰۚ وَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡحَكِيمُ ٦٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kötü sıfatlar ahirete inanmayanlara aittir. En yüce sıfatlar ise Allah'ındır. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
İlişkiler15 bağlantı · 4 tür
Aynı kök14:24–26 29:43
Aynı ibare30:27
Aynı konu10:68 37:153
Henüz sınıflandırılmamış2:266 6:29 14:25 16:74 17:49–52 +5 daha وَلَوۡ يُؤَاخِذُ ٱللَّهُ ٱلنَّاسَ بِظُلۡمِهِم مَّا تَرَكَ عَلَيۡهَا مِن دَآبَّةٍ وَلَـٰكِن يُؤَخِّرُهُمۡ إِلَىٰٓ أَجَلٍ مُّسَمًّىۖ فَإِذَا جَآءَ أَجَلُهُمۡ لَا يَسۡتَـٔۡخِرُونَ سَاعَةًۖ وَلَا يَسۡتَقۡدِمُونَ ٦١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Eğer Allah, insanları zulümleri yüzünden hemen cezalandırsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı. Fakat onları belirli bir süreye kadar erteler. Ecelleri geldiği zaman ise ne bir an geri kalabilirler, ne de öne geçebilirler.
İlişkiler39 bağlantı · 4 tür
Devam eder7:34
Aynı ibare10:49 34:30 35:45 63:11
Aynı konu3:154 3:178 7:183 10:11 10:68 +12 daha Henüz sınıflandırılmamış3:55 6:2 6:60 8:68 11:3 +12 daha وَيَجۡعَلُونَ لِلَّهِ مَا يَكۡرَهُونَ وَتَصِفُ أَلۡسِنَتُهُمُ ٱلۡكَذِبَ أَنَّ لَهُمُ ٱلۡحُسۡنَىٰۖ لَا جَرَمَ أَنَّ لَهُمُ ٱلنَّارَ وَأَنَّهُم مُّفۡرَطُونَ ٦٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hoşlarına gitmeyen şeyleri Allah'a isnad ederler. En güzel sonuç kendilerininmiş diye dilleri de yalan uyduruyor. Hiç şüphe yok ki onlara cehennem vardır ve onlar oraya en önde sokulacaklardır.
İlişkiler20 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare16:57–59
Aynı konu10:68 17:40 19:88–93 37:149 43:15–19 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış2:169 6:93 6:136 7:28 16:57 +7 daha تَٱللَّهِ لَقَدۡ أَرۡسَلۡنَآ إِلَىٰٓ أُمَمٍ مِّن قَبۡلِكَ فَزَيَّنَ لَهُمُ ٱلشَّيۡطَـٰنُ أَعۡمَـٰلَهُمۡ فَهُوَ وَلِيُّهُمُ ٱلۡيَوۡمَ وَلَهُمۡ عَذَابٌ أَلِيمٌ ٦٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah'a andolsun, senden önceki ümmetlere peygamberler gönderdik. Fakat şeytan onlara işlerini güzel gösterdi. O, bugün de onların dostudur ve onlar için elem dolu bir azap vardır.
İlişkiler23 bağlantı · 4 tür
Aynı kök13:33
Aynı ibare6:43 8:48 27:23–24 27:24 29:38
Aynı konu6:122 7:30 15:39 22:4 35:8 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış2:254 6:42–43 6:137 7:31 13:30 +5 daha وَمَآ أَنزَلۡنَا عَلَيۡكَ ٱلۡكِتَـٰبَ إِلَّا لِتُبَيِّنَ لَهُمُ ٱلَّذِى ٱخۡتَلَفُواْ فِيهِۙ وَهُدًى وَرَحۡمَةً لِّقَوۡمٍ يُؤۡمِنُونَ ٦٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sana kitabı, ancak ayrılığa düştükleri şeyleri onlara açıklaman için ve iman eden bir topluma doğru yolu gösterici ve rahmet olarak indirdik.
İlişkiler30 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare7:52 7:203 12:111 16:89 27:77
Aynı konu2:159–160 2:213 4:59 4:105 5:19 +7 daha Henüz sınıflandırılmamış2:159 2:176 3:7 3:105 3:187 +8 daha Sayfa 274 Nahl
وَٱللَّهُ أَنزَلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءً فَأَحۡيَا بِهِ ٱلۡأَرۡضَ بَعۡدَ مَوۡتِهَآۚ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً لِّقَوۡمٍ يَسۡمَعُونَ ٦٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, gökten su indirdi de onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltti. Şüphesiz bunda dinleyecek bir toplum için bir ibret vardır.
İlişkiler13 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare2:21–22 2:164 14:32 16:10 20:53 +2 daha Aynı konu47:15
Henüz sınıflandırılmamış8:21 15:22 18:8 35:9 45:8
وَإِنَّ لَكُمۡ فِى ٱلۡأَنۡعَـٰمِ لَعِبۡرَةًۖ نُّسۡقِيكُم مِّمَّا فِى بُطُونِهِۦ مِنۢ بَيۡنِ فَرۡثٍ وَدَمٍ لَّبَنًا خَالِصًا سَآئِغًا لِّلشَّـٰرِبِينَ ٦٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz (sağmal) hayvanlarda da sizin için bir ibret vardır. Onların karınlarındaki fışkı ile kan arasından (süzülen) içenlere halis ve içimi kolay süt içiriyoruz.
İlişkiler12 bağlantı · 4 tür
Açıklar23:21
Aynı ibare23:21
Aynı konu6:142–144 16:80 20:54 36:71 47:15
Henüz sınıflandırılmamış16:5 35:28 36:72 39:6 43:13
وَمِن ثَمَرَٰتِ ٱلنَّخِيلِ وَٱلۡأَعۡنَـٰبِ تَتَّخِذُونَ مِنۡهُ سَكَرًا وَرِزۡقًا حَسَنًاۗ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً لِّقَوۡمٍ يَعۡقِلُونَ ٦٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hurma ağaçlarının meyvelerinden ve üzümlerden hem içki, hem de güzel bir rızık edinirsiniz. Elbette bunda aklını kullanan bir toplum için bir ibret vardır.
İlişkiler8 bağlantı · 4 tür
Sınırlandırır2:219 4:43 5:90
Aynı hüküm2:219
Aynı konu5:88–93 47:15
Henüz sınıflandırılmamış2:168 45:13
وَأَوۡحَىٰ رَبُّكَ إِلَى ٱلنَّحۡلِ أَنِ ٱتَّخِذِى مِنَ ٱلۡجِبَالِ بُيُوتًا وَمِنَ ٱلشَّجَرِ وَمِمَّا يَعۡرِشُونَ ٦٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Rabbin, bal arısına şöyle ilham etti: "Dağlardan, ağaçlardan ve insanların yaptıkları çardaklardan (kovanlardan) kendine evler edin."
İlişkiler12 bağlantı · 4 tür
Devam eder16:69
Aynı kök6:121 8:12 41:12
Aynı konu47:15
Henüz sınıflandırılmamış3:42 4:82 4:163 5:111 12:15 +2 daha ثُمَّ كُلِى مِن كُلِّ ٱلثَّمَرَٰتِ فَٱسۡلُكِى سُبُلَ رَبِّكِ ذُلُلًاۚ يَخۡرُجُ مِنۢ بُطُونِهَا شَرَابٌ مُّخۡتَلِفٌ أَلۡوَٰنُهُۥ فِيهِ شِفَآءٌ لِّلنَّاسِۗ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً لِّقَوۡمٍ يَتَفَكَّرُونَ ٦٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Sonra meyvelerin hepsinden ye de Rabbinin sana kolaylaştırdığı (yaylım) yollarına gir." Onların karınlarından çeşitli renklerde bal çıkar. Onda insanlar için şifa vardır. Şüphesiz bunda düşünen bir (toplum) için bir ibret vardır.
İlişkiler6 bağlantı · 4 tür
Devam eder16:68
Aynı ibare16:13–16
Aynı konu47:15
Henüz sınıflandırılmamış4:82 4:163 20:53–54
وَٱللَّهُ خَلَقَكُمۡ ثُمَّ يَتَوَفَّىٰكُمۡۚ وَمِنكُم مَّن يُرَدُّ إِلَىٰٓ أَرۡذَلِ ٱلۡعُمُرِ لِكَىۡ لَا يَعۡلَمَ بَعۡدَ عِلۡمٍ شَيۡـًٔاۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمٌ قَدِيرٌ ٧٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, sizi yarattı. Sonra sizi öldürecek. İçinizden kimileri de, bilgili olduktan sonra hiçbir şeyi bilmesin diye ömrünün en düşkün çağına ulaştırılır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, (her şeye) hakkıyla gücü yetendir.
İlişkiler7 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare22:5
Aynı konu30:54 36:68 40:67 95:5
Henüz sınıflandırılmamış3:55 39:42
وَٱللَّهُ فَضَّلَ بَعۡضَكُمۡ عَلَىٰ بَعۡضٍ فِى ٱلرِّزۡقِۚ فَمَا ٱلَّذِينَ فُضِّلُواْ بِرَآدِّى رِزۡقِهِمۡ عَلَىٰ مَا مَلَكَتۡ أَيۡمَـٰنُهُمۡ فَهُمۡ فِيهِ سَوَآءٌۚ أَفَبِنِعۡمَةِ ٱللَّهِ يَجۡحَدُونَ ٧١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, rızık konusunda kiminizi kiminizden üstün kıldı. Üstün kılınanlar, rızıklarını ellerinin altındakilere vermezler ki rızıkta hep eşit olsunlar. Şimdi Allah'ın nimetini mi inkar ediyorlar?
İlişkiler17 bağlantı · 4 tür
Açıklar17:21
Aynı ibare4:3 4:24 30:28
Aynı konu6:165 17:21 43:32
Henüz sınıflandırılmamış2:267 4:1 4:32 11:6 16:83 +5 daha وَٱللَّهُ جَعَلَ لَكُم مِّنۡ أَنفُسِكُمۡ أَزۡوَٰجًا وَجَعَلَ لَكُم مِّنۡ أَزۡوَٰجِكُم بَنِينَ وَحَفَدَةً وَرَزَقَكُم مِّنَ ٱلطَّيِّبَـٰتِۚ أَفَبِٱلۡبَـٰطِلِ يُؤۡمِنُونَ وَبِنِعۡمَتِ ٱللَّهِ هُمۡ يَكۡفُرُونَ ٧٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, size kendi cinsinizden eşler var etti. Eşlerinizden de oğullar ve torunlar verdi ve sizi temiz şeylerden rızıklandırdı. Öyleyken onlar batıla inanıyorlar da Allah'ın nimetini inkar mı ediyorlar?
İlişkiler11 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare30:21 42:11
Aynı konu4:1 7:189 35:11 39:6 71:12
Henüz sınıflandırılmamış26:166 39:53 42:19 49:13
Sayfa 275 Nahl
وَيَعۡبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ مَا لَا يَمۡلِكُ لَهُمۡ رِزۡقًا مِّنَ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ شَيۡـًٔا وَلَا يَسۡتَطِيعُونَ ٧٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah'ı bırakıp da, kendilerine göklerden ve yerden hiçbir rızık sağlayamayan ve buna gücü de yetmeyen şeylere tapıyorlar.
İlişkiler9 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare10:18 29:17
Aynı konu67:21
Henüz sınıflandırılmamış2:21–22 10:31 15:21 16:20 16:20–22 +1 daha فَلَا تَضۡرِبُواْ لِلَّهِ ٱلۡأَمۡثَالَۚ إِنَّ ٱللَّهَ يَعۡلَمُ وَأَنتُمۡ لَا تَعۡلَمُونَ ٧٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Artık Allah'a (şanına uymayan) benzetmeler yapmaya kalkmayın. Çünkü Allah bilir, siz bilmezsiniz.
İlişkiler9 bağlantı · 6 tür
Açıklar42:11
Aynı kök4:34
Aynı hüküm51:51
Aynı ibare2:77
Aynı konu36:78 112:4
Henüz sınıflandırılmamış4:34 5:116 16:60
۞ ضَرَبَ ٱللَّهُ مَثَلًا عَبۡدًا مَّمۡلُوكًا لَّا يَقۡدِرُ عَلَىٰ شَىۡءٍ وَمَن رَّزَقۡنَـٰهُ مِنَّا رِزۡقًا حَسَنًا فَهُوَ يُنفِقُ مِنۡهُ سِرًّا وَجَهۡرًاۖ هَلۡ يَسۡتَوُۥنَۚ ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِۚ بَلۡ أَكۡثَرُهُمۡ لَا يَعۡلَمُونَ ٧٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen ve başkasının malı olan bir köle ile, kendisine verdiğimiz güzel rızıktan gizli ve açık olarak Allah yolunda harcayan kimseyi misal verir. Bunlar hiç eşit olur mu? Hamd Allah'a mahsustur, fakat onların çoğu bilmezler.
İlişkiler8 bağlantı · 4 tür
Aynı kök4:34
Aynı ibare39:29
Aynı konu2:274 13:22
Henüz sınıflandırılmamış9:60 30:28 30:39 34:39
وَضَرَبَ ٱللَّهُ مَثَلًا رَّجُلَيۡنِ أَحَدُهُمَآ أَبۡكَمُ لَا يَقۡدِرُ عَلَىٰ شَىۡءٍ وَهُوَ كَلٌّ عَلَىٰ مَوۡلَىٰهُ أَيۡنَمَا يُوَجِّههُّ لَا يَأۡتِ بِخَيۡرٍۖ هَلۡ يَسۡتَوِى هُوَ وَمَن يَأۡمُرُ بِٱلۡعَدۡلِۙ وَهُوَ عَلَىٰ صِرَٰطٍ مُّسۡتَقِيمٍ ٧٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, (şöyle) iki adamı da misal verdi: Onlardan biri dilsizdir, hiçbir şeye gücü yetmez, efendisine sadece bir yüktür. Nereye gönderse olumlu bir sonuç alamaz. Bu, adaletle emreden ve doğru yol üzere olan kimse ile eşit olur mu?
İlişkiler12 bağlantı · 4 tür
Aynı kök2:18 4:34
Aynı ibare16:90 39:29 67:22
Aynı konu7:181 35:19–22 40:58
Henüz sınıflandırılmamış2:286 6:122 8:22 30:28
وَلِلَّهِ غَيۡبُ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۚ وَمَآ أَمۡرُ ٱلسَّاعَةِ إِلَّا كَلَمۡحِ ٱلۡبَصَرِ أَوۡ هُوَ أَقۡرَبُۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَىۡءٍ قَدِيرٌ ٧٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Göklerin ve yerin gaybı Allah'a aittir. Kıyamet'in kopması, bir göz kırpması gibi veya daha az bir zamandır. Şüphesiz Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
İlişkiler25 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare11:123 35:38 54:50
Aynı konu17:51 21:1 21:40 21:109 27:65 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış2:33 6:73 6:158 7:188 18:26 +9 daha وَٱللَّهُ أَخۡرَجَكُم مِّنۢ بُطُونِ أُمَّهَـٰتِكُمۡ لَا تَعۡلَمُونَ شَيۡـًٔا وَجَعَلَ لَكُمُ ٱلسَّمۡعَ وَٱلۡأَبۡصَـٰرَ وَٱلۡأَفۡـِٔدَةَۙ لَعَلَّكُمۡ تَشۡكُرُونَ ٧٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, sizi analarınızın karnından, siz hiçbir şey bilmez durumda iken çıkardı. Şükredesiniz diye size kulaklar, gözler ve kalpler verdi.
İlişkiler19 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare10:31 23:78 32:9 39:6 46:26 +1 daha Aynı konu7:179 76:2 96:5
Henüz sınıflandırılmamış7:172 17:36 23:12–14 30:30 40:67 +5 daha أَلَمۡ يَرَوۡاْ إِلَى ٱلطَّيۡرِ مُسَخَّرَٰتٍ فِى جَوِّ ٱلسَّمَآءِ مَا يُمۡسِكُهُنَّ إِلَّا ٱللَّهُۗ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَـٰتٍ لِّقَوۡمٍ يُؤۡمِنُونَ ٧٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Gökyüzünde Allah'ın emrine boyun eğerek uçan kuşları görmüyorlar mı? Onları gökte ancak Allah tutar. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için ibretler vardır.
İlişkiler6 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare67:19
Aynı konu24:41
Henüz sınıflandırılmamış6:38 13:15 16:48–49 41:12
Sayfa 276 Nahl
وَٱللَّهُ جَعَلَ لَكُم مِّنۢ بُيُوتِكُمۡ سَكَنًا وَجَعَلَ لَكُم مِّن جُلُودِ ٱلۡأَنۡعَـٰمِ بُيُوتًا تَسۡتَخِفُّونَهَا يَوۡمَ ظَعۡنِكُمۡ وَيَوۡمَ إِقَامَتِكُمۡۙ وَمِنۡ أَصۡوَافِهَا وَأَوۡبَارِهَا وَأَشۡعَارِهَآ أَثَـٰثًا وَمَتَـٰعًا إِلَىٰ حِينٍ ٨٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, size evlerinizi huzur ve dinlenme yeri yaptı. Hayvanların derilerinden gerek göç gününüzde, gerek ikamet gününüzde kolayca taşıyacağınız evler; onların yünlerinden, yapağılarından ve kıllarından bir süreye kadar yararlanacağınız ev eşyası ve geçimlikler meydana getirdi.
İlişkiler15 bağlantı · 3 tür
Açıklar16:5–6
Aynı konu6:142 16:8 16:66 20:54 36:71
Henüz sınıflandırılmamış6:142–144 6:144 10:87 16:5 16:8 +4 daha وَٱللَّهُ جَعَلَ لَكُم مِّمَّا خَلَقَ ظِلَـٰلًا وَجَعَلَ لَكُم مِّنَ ٱلۡجِبَالِ أَكۡنَـٰنًا وَجَعَلَ لَكُمۡ سَرَٰبِيلَ تَقِيكُمُ ٱلۡحَرَّ وَسَرَٰبِيلَ تَقِيكُم بَأۡسَكُمۡۚ كَذَٰلِكَ يُتِمُّ نِعۡمَتَهُۥ عَلَيۡكُمۡ لَعَلَّكُمۡ تُسۡلِمُونَ ٨١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, yarattıklarından sizin için gölgeler yaptı ve dağlarda da sizin için barınaklar var etti. Sizi sıcaktan koruyacak elbiseler ve savaşta sizi koruyacak zırhlar verdi. Böylece Allah, müslüman olasınız diye üzerinizde olan nimetini tamamlıyor.
İlişkiler9 bağlantı · 3 tür
Açıklar21:80
Aynı konu5:3 6:142 21:80
Henüz sınıflandırılmamış16:8 17:66 25:45 25:46 35:21
فَإِن تَوَلَّوۡاْ فَإِنَّمَا عَلَيۡكَ ٱلۡبَلَـٰغُ ٱلۡمُبِينُ ٨٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ey Muhammed! Eğer yüz çevirirlerse, artık sana düşen açık bir tebliğden ibarettir.
İlişkiler21 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare3:20 5:92 16:35 24:54 29:18 +2 daha Aynı konu5:67 5:99 7:61–62 7:62 7:68 +6 daha Henüz sınıflandırılmamış7:105 7:153 16:84
يَعۡرِفُونَ نِعۡمَتَ ٱللَّهِ ثُمَّ يُنكِرُونَهَا وَأَكۡثَرُهُمُ ٱلۡكَـٰفِرُونَ ٨٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar, Allah'ın nimetini bilirler, sonra da inkar ederler. Onların çoğu kafirlerdir.
İlişkiler12 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare14:28
Aynı konu12:106
Henüz sınıflandırılmamış5:3 11:9 14:34 16:52–55 16:71 +5 daha وَيَوۡمَ نَبۡعَثُ مِن كُلِّ أُمَّةٍ شَهِيدًا ثُمَّ لَا يُؤۡذَنُ لِلَّذِينَ كَفَرُواْ وَلَا هُمۡ يُسۡتَعۡتَبُونَ ٨٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kıyamet günü her ümmetten bir şahit göndereceğiz; sonra inkar edenlere ne (özür dilemeleri için) izin verilecek, ne de Allah'ın rızasını kazandıracak amelleri işleme istekleri kabul edilecek.
İlişkiler35 bağlantı · 5 tür
Aynı kök45:35
Paralel4:41 16:89 28:75 39:69
Aynı ibare28:75
Aynı konu2:143 5:109 7:53 10:47 17:71 +12 daha Henüz sınıflandırılmamış6:26–28 11:105 14:44 16:82 23:108 +7 daha وَإِذَا رَءَا ٱلَّذِينَ ظَلَمُواْ ٱلۡعَذَابَ فَلَا يُخَفَّفُ عَنۡهُمۡ وَلَا هُمۡ يُنظَرُونَ ٨٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O zalimler, azabı gördükleri zaman artık onlardan azap hafifletilmez ve kendilerine mühlet de verilmez.
İlişkiler17 bağlantı · 4 tür
Paralel28:75
Aynı ibare3:88
Aynı konu2:162 43:74–77 75:15
Henüz sınıflandırılmamış2:86 2:161–162 3:77 10:54 21:40 +7 daha وَإِذَا رَءَا ٱلَّذِينَ أَشۡرَكُواْ شُرَكَآءَهُمۡ قَالُواْ رَبَّنَا هَـٰٓؤُلَآءِ شُرَكَآؤُنَا ٱلَّذِينَ كُنَّا نَدۡعُواْ مِن دُونِكَۖ فَأَلۡقَوۡاْ إِلَيۡهِمُ ٱلۡقَوۡلَ إِنَّكُمۡ لَكَـٰذِبُونَ ٨٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah'a ortak koşanlar, ortaklarını gördüklerinde diyecekler ki: "Rabbimiz! Bunlar, seni bırakıp kendilerine tapmış olduğumuz ortaklarımızdır." Koştukları ortaklar da onlara: "Siz elbette yalancılarsınız" diye laf atacaklar.
İlişkiler33 bağlantı · 3 tür
Paralel10:28 10:28–29 28:62–64 28:64 28:75 +2 daha Aynı konu2:166 2:166–167 13:14 16:28 19:82 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış6:22–24 6:24 6:94 7:53 10:66 +12 daha وَأَلۡقَوۡاْ إِلَى ٱللَّهِ يَوۡمَئِذٍ ٱلسَّلَمَۖ وَضَلَّ عَنۡهُم مَّا كَانُواْ يَفۡتَرُونَ ٨٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar o gün Allah'a teslim olurlar ve uydurdukları şeyler de onları yüzüstü bırakıp kaybolur.
İlişkiler17 bağlantı · 3 tür
Paralel28:75 37:26 40:74
Aynı konu2:166 7:37 16:28 37:25
Henüz sınıflandırılmamış6:24 6:94 10:66 11:21 20:111 +5 daha Sayfa 277 Nahl
ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ وَصَدُّواْ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ زِدۡنَـٰهُمۡ عَذَابًا فَوۡقَ ٱلۡعَذَابِ بِمَا كَانُواْ يُفۡسِدُونَ ٨٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İnkar eden ve insanları Allah'ın yolundan alıkoyanların, yapmakta oldukları bozgunculuklarına karşılık azaplarının üstüne azap ekleriz.
İlişkiler14 bağlantı · 6 tür
Açıklar11:19
Aynı kök78:30
Paralel28:75
Aynı ibare47:1
Aynı konu4:85 7:45 11:20 16:25 25:69 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış6:160 9:9 9:34 35:36
وَيَوۡمَ نَبۡعَثُ فِى كُلِّ أُمَّةٍ شَهِيدًا عَلَيۡهِم مِّنۡ أَنفُسِهِمۡۖ وَجِئۡنَا بِكَ شَهِيدًا عَلَىٰ هَـٰٓؤُلَآءِۚ وَنَزَّلۡنَا عَلَيۡكَ ٱلۡكِتَـٰبَ تِبۡيَـٰنًا لِّكُلِّ شَىۡءٍ وَهُدًى وَرَحۡمَةً وَبُشۡرَىٰ لِلۡمُسۡلِمِينَ ٨٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Ey Muhammed!) Her ümmetin kendi içinden üzerlerine bir şahit göndereceğimiz, seni de onların üzerine bir şahit olarak getireceğimiz günü düşün. Sana bu kitabı; her şey için bir açıklama, doğru yolu gösteren bir rehber, bir rahmet ve müslümanlar için bir müjde olarak indirdik.
İlişkiler52 bağlantı · 4 tür
Paralel16:84 28:75 39:69
Aynı ibare4:41 7:52 16:64 28:75 45:20
Henüz sınıflandırılmamış2:144 3:7 5:102 6:19 6:55 +23 daha ۞ إِنَّ ٱللَّهَ يَأۡمُرُ بِٱلۡعَدۡلِ وَٱلۡإِحۡسَـٰنِ وَإِيتَآئِ ذِى ٱلۡقُرۡبَىٰ وَيَنۡهَىٰ عَنِ ٱلۡفَحۡشَآءِ وَٱلۡمُنكَرِ وَٱلۡبَغۡىِۚ يَعِظُكُمۡ لَعَلَّكُمۡ تَذَكَّرُونَ ٩٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayasızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.
İlişkiler39 bağlantı · 6 tür
Aynı kök2:282 4:15 7:159 17:32 24:19 +3 daha Aynı hüküm4:36 4:58 7:33 17:26 30:38
Aynı ibare16:76
Aynı konu2:177 2:215 4:1 4:135 6:152 +3 daha Genelleştirir5:8
Henüz sınıflandırılmamış2:169 2:193 5:42 7:2 7:29 +11 daha وَأَوۡفُواْ بِعَهۡدِ ٱللَّهِ إِذَا عَـٰهَدتُّمۡ وَلَا تَنقُضُواْ ٱلۡأَيۡمَـٰنَ بَعۡدَ تَوۡكِيدِهَا وَقَدۡ جَعَلۡتُمُ ٱللَّهَ عَلَيۡكُمۡ كَفِيلًاۚ إِنَّ ٱللَّهَ يَعۡلَمُ مَا تَفۡعَلُونَ ٩١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Antlaşma yaptığınız zaman, Allah'a karşı verdiğiniz sözü yerine getirin. Allah'ı kendinize kefil kılarak pekiştirdikten sonra yeminlerinizi bozmayın. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızı bilir.
İlişkiler23 bağlantı · 6 tür
Devam eder16:94
Aynı kök4:3
Aynı hüküm2:177 3:76 5:1 66:2
Aynı ibare6:152 13:20 33:15
Aynı konu5:106–108 8:72 70:32 76:7
Henüz sınıflandırılmamış1:4–5 2:27 5:89 8:56 9:4 +5 daha وَلَا تَكُونُواْ كَٱلَّتِى نَقَضَتۡ غَزۡلَهَا مِنۢ بَعۡدِ قُوَّةٍ أَنكَـٰثًا تَتَّخِذُونَ أَيۡمَـٰنَكُمۡ دَخَلَۢا بَيۡنَكُمۡ أَن تَكُونَ أُمَّةٌ هِىَ أَرۡبَىٰ مِنۡ أُمَّةٍۚ إِنَّمَا يَبۡلُوكُمُ ٱللَّهُ بِهِۦۚ وَلَيُبَيِّنَنَّ لَكُمۡ يَوۡمَ ٱلۡقِيَـٰمَةِ مَا كُنتُمۡ فِيهِ تَخۡتَلِفُونَ ٩٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bir topluluk diğer bir topluluktan daha (güçlü ve) çoktur diye yeminlerinizi aranızda bir hile ve fesat sebebi yaparak, ipliğini iyice eğirip büktükten sonra (tekrar) çözüp bozan kadın gibi olmayın. Allah, bununla sizi ancak imtihan eder. Hakkında ayrılığa düştüğünüz şeyleri kıyamet günü size elbette açıklayacaktır.
İlişkiler16 bağlantı · 5 tür
Aynı kök4:3
Aynı hüküm66:2
Aynı ibare16:94
Aynı konu16:39 16:124
Henüz sınıflandırılmamış3:55 4:24 4:94 5:89 9:4 +6 daha وَلَوۡ شَآءَ ٱللَّهُ لَجَعَلَكُمۡ أُمَّةً وَٰحِدَةً وَلَـٰكِن يُضِلُّ مَن يَشَآءُ وَيَهۡدِى مَن يَشَآءُۚ وَلَتُسۡـَٔلُنَّ عَمَّا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ ٩٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah dileseydi, sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat O, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. Yapmakta olduğunuz şeylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz.
İlişkiler36 bağlantı · 4 tür
Aynı hüküm66:2
Aynı ibare2:213 5:48 6:35 11:118 11:118–119 +3 daha Aynı konu7:155 13:31
Henüz sınıflandırılmamış2:256 2:284 3:129 4:115 5:18 +20 daha Sayfa 278 Nahl
وَلَا تَتَّخِذُوٓاْ أَيۡمَـٰنَكُمۡ دَخَلَۢا بَيۡنَكُمۡ فَتَزِلَّ قَدَمُۢ بَعۡدَ ثُبُوتِهَا وَتَذُوقُواْ ٱلسُّوٓءَ بِمَا صَدَدتُّمۡ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِۖ وَلَكُمۡ عَذَابٌ عَظِيمٌ ٩٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yeminlerinizi aranızda hile ve fesat sebebi yapmayın. Sonra sağlamca bastıktan sonra ayak(larınız) kayar da Allah yolundan sapmanız sebebiyle kötü azabı tadarsınız. (Ahirette de) sizin için büyük bir azap vardır.
İlişkiler12 bağlantı · 4 tür
Devam eder16:91 16:95
Aynı hüküm5:89 66:2
Aynı ibare16:92
Henüz sınıflandırılmamış2:224–225 2:224 5:89 16:96 19:70 +2 daha وَلَا تَشۡتَرُواْ بِعَهۡدِ ٱللَّهِ ثَمَنًا قَلِيلًاۚ إِنَّمَا عِندَ ٱللَّهِ هُوَ خَيۡرٌ لَّكُمۡ إِن كُنتُمۡ تَعۡلَمُونَ ٩٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah'a verdiğiniz sözü az bir karşılığa değişmeyin. Eğer bilirseniz, şüphesiz Allah katında olan sizin için daha hayırlıdır.
İlişkiler10 bağlantı · 5 tür
Devam eder16:94
Aynı hüküm2:41 3:77 3:187 66:2
Aynı ibare2:174
Aynı konu7:169
Henüz sınıflandırılmamış5:14 9:9 62:11
مَا عِندَكُمۡ يَنفَدُۖ وَمَا عِندَ ٱللَّهِ بَاقٍۗ وَلَنَجۡزِيَنَّ ٱلَّذِينَ صَبَرُوٓاْ أَجۡرَهُم بِأَحۡسَنِ مَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ ٩٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sizin yanınızdaki tükenir, Allah katında olan ise kalıcıdır. Elbette sabredenlere, yapmakta olduklarının en güzeliyle mükafatlarını vereceğiz.
İlişkiler20 bağlantı · 4 tür
Aynı hüküm66:2
Aynı ibare9:121
Aynı konu3:14 4:94 20:131 23:109–111 28:60 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış3:77 7:169 16:94 16:97 18:31 +4 daha مَنۡ عَمِلَ صَـٰلِحًا مِّن ذَكَرٍ أَوۡ أُنثَىٰ وَهُوَ مُؤۡمِنٌ فَلَنُحۡيِيَنَّهُۥ حَيَوٰةً طَيِّبَةًۖ وَلَنَجۡزِيَنَّهُمۡ أَجۡرَهُم بِأَحۡسَنِ مَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ ٩٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Erkek veya kadın, kim mü'min olarak iyi iş işlerse, elbette ona hoş bir hayat yaşatacağız ve onların mükafatlarını yapmakta olduklarının en güzeli ile vereceğiz.
İlişkiler35 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare2:62 3:195 4:124 5:69 18:88 +2 daha Aynı konu3:148 9:72 17:19 20:112 21:94 +5 daha Henüz sınıflandırılmamış2:3 2:157 3:19 11:3 12:57 +13 daha فَإِذَا قَرَأۡتَ ٱلۡقُرۡءَانَ فَٱسۡتَعِذۡ بِٱللَّهِ مِنَ ٱلشَّيۡطَـٰنِ ٱلرَّجِيمِ ٩٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kur'an okuduğun zaman, kovulmuş şeytandan Allah'a sığın.
İlişkiler28 bağlantı · 5 tür
Aynı kök12:23
Aynı hüküm7:200
Aynı ibare3:36 41:36
Aynı konu17:65 22:53 23:97 26:222 58:19 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış1:1 3:36 5:6 7:27 15:40 +13 daha إِنَّهُۥ لَيۡسَ لَهُۥ سُلۡطَـٰنٌ عَلَى ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَلَىٰ رَبِّهِمۡ يَتَوَكَّلُونَ ٩٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Gerçek şu ki; şeytanın, inanan ve yalnız Rablerine tevekkül eden kimseler üzerinde bir hakimiyeti yoktur.
İlişkiler25 bağlantı · 4 tür
Aynı hüküm7:200
Aynı ibare3:36
Aynı konu7:18 14:22 15:40–42 15:42 17:64–65 +7 daha Henüz sınıflandırılmamış3:175 7:27 15:39–42 15:40 15:42 +6 daha إِنَّمَا سُلۡطَـٰنُهُۥ عَلَى ٱلَّذِينَ يَتَوَلَّوۡنَهُۥ وَٱلَّذِينَ هُم بِهِۦ مُشۡرِكُونَ ١٠٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şeytanın hakimiyeti, sadece onu dost edinenler ve Allah'a ortak koşanlar üzerindedir.
İlişkiler28 bağlantı · 4 tür
Aynı hüküm7:200
Aynı ibare3:36
Aynı konu3:175 4:119–120 14:22 15:39–43 17:65 +6 daha Henüz sınıflandırılmamış2:254 3:175 6:112 7:12–18 7:27 +10 daha وَإِذَا بَدَّلۡنَآ ءَايَةً مَّكَانَ ءَايَةٍۙ وَٱللَّهُ أَعۡلَمُ بِمَا يُنَزِّلُ قَالُوٓاْ إِنَّمَآ أَنتَ مُفۡتَرِۭۚ بَلۡ أَكۡثَرُهُمۡ لَا يَعۡلَمُونَ ١٠١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz bir ayeti değiştirip yerine başka bir ayet getirdiğimiz zaman -ki Allah, neyi indireceğini gayet iyi bilir- onlar Peygamber'e, "Sen ancak uyduruyorsun" derler. Hayır, onların çoğu bilmezler.
İlişkiler23 bağlantı · 4 tür
Açıklar18:27
Paralel2:106
Aynı konu2:106 10:15–16 10:38 13:38–39 13:39 +5 daha Henüz sınıflandırılmamış3:50 3:93 4:82 5:48 11:13–14 +6 daha قُلۡ نَزَّلَهُۥ رُوحُ ٱلۡقُدُسِ مِن رَّبِّكَ بِٱلۡحَقِّ لِيُثَبِّتَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَهُدًى وَبُشۡرَىٰ لِلۡمُسۡلِمِينَ ١٠٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ey Muhammed! De ki: "Ruhu'l-Kudüs (Cebrail), inananların inançlarını sağlamlaştırmak, müslümanlara doğru yolu göstermek ve onlara bir müjde olmak üzere Kur'an'ı Rabbinden hak olarak indirdi."
İlişkiler26 bağlantı · 4 tür
Açıklar2:97
Aynı ibare2:97 2:253 5:110
Aynı konu8:2–3 16:2 26:192–194 26:193–194 26:193 +5 daha Henüz sınıflandırılmamış2:87 2:98 9:21 9:124 12:87 +7 daha Sayfa 279 Nahl
وَلَقَدۡ نَعۡلَمُ أَنَّهُمۡ يَقُولُونَ إِنَّمَا يُعَلِّمُهُۥ بَشَرٌۗ لِّسَانُ ٱلَّذِى يُلۡحِدُونَ إِلَيۡهِ أَعۡجَمِىٌّ وَهَـٰذَا لِسَانٌ عَرَبِىٌّ مُّبِينٌ ١٠٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun ki biz onların, "Kur'an'ı ona bir insan öğretiyor" dediklerini biliyoruz. İma ettikleri kimsenin dili yabancıdır. Bu Kur'an ise gayet açık bir Arapça'dır.
İlişkiler26 bağlantı · 4 tür
Aynı kök14:4
Aynı ibare46:12
Aynı konu6:25 6:105 8:31 20:113 25:4–5 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış2:93 11:40 16:24 16:101 24:4 +10 daha إِنَّ ٱلَّذِينَ لَا يُؤۡمِنُونَ بِـَٔايَـٰتِ ٱللَّهِ لَا يَهۡدِيهِمُ ٱللَّهُ وَلَهُمۡ عَذَابٌ أَلِيمٌ ١٠٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah'ın ayetlerine inanmayanları, Allah elbette doğru yola iletmez. Onlar için elem dolu bir azap vardır.
İlişkiler14 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare3:86
Aynı konu10:96–97 27:80–81
Henüz sınıflandırılmamış3:70 4:115 6:24 9:109 18:17 +6 daha إِنَّمَا يَفۡتَرِى ٱلۡكَذِبَ ٱلَّذِينَ لَا يُؤۡمِنُونَ بِـَٔايَـٰتِ ٱللَّهِۖ وَأُوْلَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡكَـٰذِبُونَ ١٠٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yalanı, ancak Allah'ın ayetlerine inanmayanlar uydurur. İşte onlar, yalancıların ta kendileridir.
İlişkiler12 bağlantı · 2 tür
Aynı konu6:93
Henüz sınıflandırılmamış3:78 4:50 5:42 6:24 6:112 +6 daha مَن كَفَرَ بِٱللَّهِ مِنۢ بَعۡدِ إِيمَـٰنِهِۦٓ إِلَّا مَنۡ أُكۡرِهَ وَقَلۡبُهُۥ مُطۡمَئِنُّۢ بِٱلۡإِيمَـٰنِ وَلَـٰكِن مَّن شَرَحَ بِٱلۡكُفۡرِ صَدۡرًا فَعَلَيۡهِمۡ غَضَبٌ مِّنَ ٱللَّهِ وَلَهُمۡ عَذَابٌ عَظِيمٌ ١٠٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kalbi imanla dolu olduğu halde zorlanan kimse hariç, inandıktan sonra Allah'ı inkar eden ve böylece göğsünü küfre açanlara Allah'tan gazap iner ve onlar için büyük bir azap vardır.
İlişkiler26 bağlantı · 6 tür
Sınırlandırır3:86
Aynı kök1:7
Aynı hüküm2:217 3:90 4:17
Aynı ibare3:105–106 8:16
Aynı konu2:108 3:28 3:72 3:106 3:149 +6 daha Henüz sınıflandırılmamış2:90 2:225 2:286 6:145 16:22 +3 daha ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمُ ٱسۡتَحَبُّواْ ٱلۡحَيَوٰةَ ٱلدُّنۡيَا عَلَى ٱلۡـَٔاخِرَةِ وَأَنَّ ٱللَّهَ لَا يَهۡدِى ٱلۡقَوۡمَ ٱلۡكَـٰفِرِينَ ١٠٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bu, onların dünya hayatını sevip ahirete tercih etmelerinden ve Allah'ın kafirler topluluğunu asla doğru yola iletmeyeceğindendir.
İlişkiler19 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare14:3
Aynı konu10:7 11:15–16 13:26 17:18–19 53:29 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış2:16 2:86 3:14 9:23 9:24 +4 daha أُوْلَـٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ طَبَعَ ٱللَّهُ عَلَىٰ قُلُوبِهِمۡ وَسَمۡعِهِمۡ وَأَبۡصَـٰرِهِمۡۖ وَأُوْلَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡغَـٰفِلُونَ ١٠٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İşte onlar, Allah'ın; kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir. İşte onlar gafillerin ta kendileridir.
İlişkiler20 bağlantı · 4 tür
Açıklar45:23
Aynı ibare2:6–7 2:7 4:155
Aynı konu7:146 10:74 36:9 45:23 63:3
Henüz sınıflandırılmamış2:88 2:171 7:100 7:101 7:179 +6 daha لَا جَرَمَ أَنَّهُمۡ فِى ٱلۡـَٔاخِرَةِ هُمُ ٱلۡخَـٰسِرُونَ ١٠٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hiç şüphesiz onlar, ahirette ziyana uğrayanların da ta kendileridir.
İlişkiler3 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare11:22
Aynı konu3:85
Henüz sınıflandırılmamış10:45
ثُمَّ إِنَّ رَبَّكَ لِلَّذِينَ هَاجَرُواْ مِنۢ بَعۡدِ مَا فُتِنُواْ ثُمَّ جَـٰهَدُواْ وَصَبَرُوٓاْ إِنَّ رَبَّكَ مِنۢ بَعۡدِهَا لَغَفُورٌ رَّحِيمٌ ١١٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sonra şüphesiz ki Rabbin, eziyete uğratıldıktan sonra hicret eden, sonra Allah yolunda cihad edip sabreden kimselerin yanındadır. Şüphesiz Rabbin bundan sonra da çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
İlişkiler16 bağlantı · 2 tür
Aynı konu2:218 3:125 3:195 4:97 4:100 +5 daha Henüz sınıflandırılmamış8:4 16:119 18:16 24:55 29:2 +1 daha Sayfa 280 Nahl
۞ يَوۡمَ تَأۡتِى كُلُّ نَفۡسٍ تُجَـٰدِلُ عَن نَّفۡسِهَا وَتُوَفَّىٰ كُلُّ نَفۡسٍ مَّا عَمِلَتۡ وَهُمۡ لَا يُظۡلَمُونَ ١١١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Herkesin nefsi için mücadele ederek geleceği, kendilerine zulmedilmeksizin herkese yaptığının karşılığının eksiksiz ödeneceği günü düşün.
İlişkiler14 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare2:281
Aynı konu2:48 35:18 70:10 70:11–14 80:33–37 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış7:164 10:3 16:97 31:33 39:45 +2 daha وَضَرَبَ ٱللَّهُ مَثَلًا قَرۡيَةً كَانَتۡ ءَامِنَةً مُّطۡمَئِنَّةً يَأۡتِيهَا رِزۡقُهَا رَغَدًا مِّن كُلِّ مَكَانٍ فَكَفَرَتۡ بِأَنۡعُمِ ٱللَّهِ فَأَذَٰقَهَا ٱللَّهُ لِبَاسَ ٱلۡجُوعِ وَٱلۡخَوۡفِ بِمَا كَانُواْ يَصۡنَعُونَ ١١٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, şöyle bir kenti misal verdi: Orası güven ve huzur içinde idi. Oraya her taraftan bolca rızık gelirdi. Fakat Allah'ın nimetlerine nankörlük ettiler; bu yüzden yaptıklarına karşılık, Allah onlara şiddetli açlık ve korku ızdırabını tattırdı.
İlişkiler20 bağlantı · 5 tür
Karşıtlık106:4
Aynı kök4:34
Aynı ibare6:145
Aynı konu2:125–126 2:126 2:155 6:44 14:35 +6 daha Henüz sınıflandırılmamış2:172 5:115 7:26 7:27 16:83 +1 daha وَلَقَدۡ جَآءَهُمۡ رَسُولٌ مِّنۡهُمۡ فَكَذَّبُوهُ فَأَخَذَهُمُ ٱلۡعَذَابُ وَهُمۡ ظَـٰلِمُونَ ١١٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun, onlara içlerinden bir peygamber geldi de onu yalanladılar. Böylece zulmederlerken azap onları yakalayıverdi.
İlişkiler9 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare6:145
Aynı konu106:4
Henüz sınıflandırılmamış7:94 14:9 22:42–44 28:59 38:12–14 +2 daha فَكُلُواْ مِمَّا رَزَقَكُمُ ٱللَّهُ حَلَـٰلًا طَيِّبًا وَٱشۡكُرُواْ نِعۡمَتَ ٱللَّهِ إِن كُنتُمۡ إِيَّاهُ تَعۡبُدُونَ ١١٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Artık Allah'ın size helal ve temiz olarak verdiği rızıklardan yiyin. Eğer yalnız O'na ibadet ediyorsanız, Allah'ın nimetine şükredin.
İlişkiler21 bağlantı · 4 tür
Aynı hüküm5:4–5 5:5 6:138 6:145–150
Aynı ibare2:168 2:172 5:88 6:145 8:69
Aynı konu6:145 7:157
Henüz sınıflandırılmamış2:172 3:92 4:147 5:3 5:87 +5 daha إِنَّمَا حَرَّمَ عَلَيۡكُمُ ٱلۡمَيۡتَةَ وَٱلدَّمَ وَلَحۡمَ ٱلۡخِنزِيرِ وَمَآ أُهِلَّ لِغَيۡرِ ٱللَّهِ بِهِۦۖ فَمَنِ ٱضۡطُرَّ غَيۡرَ بَاغٍ وَلَا عَادٍ فَإِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ ١١٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, size ancak leş, kan, domuz eti ve Allah'tan başkası adına kesileni haram kıldı. Ama kim mecbur olur da istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın yemek zorunda kalırsa, şüphesiz ki Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
İlişkiler27 bağlantı · 4 tür
Açıklar5:3 6:118–119 6:145
Aynı hüküm2:173 5:3 6:138 6:145
Aynı ibare2:173 6:119–145 6:145
Henüz sınıflandırılmamış2:168 2:172 5:3 5:60 6:119 +12 daha وَلَا تَقُولُواْ لِمَا تَصِفُ أَلۡسِنَتُكُمُ ٱلۡكَذِبَ هَـٰذَا حَلَـٰلٌ وَهَـٰذَا حَرَامٌ لِّتَفۡتَرُواْ عَلَى ٱللَّهِ ٱلۡكَذِبَۚ إِنَّ ٱلَّذِينَ يَفۡتَرُونَ عَلَى ٱللَّهِ ٱلۡكَذِبَ لَا يُفۡلِحُونَ ١١٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Dilleriniz yalana alışageldiğinden dolayı, Allah'a karşı yalan uydurmak için, "Şu helaldir", "Şu haramdır" demeyin. Şüphesiz, Allah'a karşı yalan uyduranlar, kurtuluşa eremezler.
İlişkiler43 bağlantı · 4 tür
Aynı hüküm5:87 6:138 6:150 9:37 10:59
Aynı ibare3:94 6:145 10:69
Aynı konu3:93 5:3 6:21 6:119 6:143 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış2:172 2:173 3:50 3:78 5:3 +21 daha مَتَـٰعٌ قَلِيلٌ وَلَهُمۡ عَذَابٌ أَلِيمٌ ١١٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Dünyada elde ettikleri) az bir yararlanmadır. Halbuki (ahirette) onlara acıklı bir azap vardır.
İlişkiler13 bağlantı · 4 tür
Aynı kök2:36
Aynı ibare3:197
Aynı konu2:126 10:70
Henüz sınıflandırılmamış3:14 5:87 6:70 6:144 7:32 +4 daha وَعَلَى ٱلَّذِينَ هَادُواْ حَرَّمۡنَا مَا قَصَصۡنَا عَلَيۡكَ مِن قَبۡلُۖ وَمَا ظَلَمۡنَـٰهُمۡ وَلَـٰكِن كَانُوٓاْ أَنفُسَهُمۡ يَظۡلِمُونَ ١١٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Daha önce sana anlattıklarımızı yahudi olanlara da haram kılmıştık. Biz (bununla) onlara zulmetmedik, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.
İlişkiler25 bağlantı · 5 tür
Açıklar6:146
Aynı hüküm3:50 3:93
Aynı ibare2:57 3:117 4:160 9:70
Aynı konu11:101 43:76
Henüz sınıflandırılmamış2:62 6:90 6:147 7:160 10:44 +11 daha Sayfa 281 Nahl
ثُمَّ إِنَّ رَبَّكَ لِلَّذِينَ عَمِلُواْ ٱلسُّوٓءَ بِجَهَـٰلَةٍ ثُمَّ تَابُواْ مِنۢ بَعۡدِ ذَٰلِكَ وَأَصۡلَحُوٓاْ إِنَّ رَبَّكَ مِنۢ بَعۡدِهَا لَغَفُورٌ رَّحِيمٌ ١١٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sonra, şüphesiz ki Rabbin; cahillik sebebiyle kötülük yapan, sonra bunun ardından tövbe eden ve durumunu düzeltenlerden yanadır. Şüphesiz Rabbin bundan sonra da elbette çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
İlişkiler16 bağlantı · 5 tür
Aynı kök6:35
Aynı hüküm3:89 4:17 6:54
Aynı ibare7:153
Aynı konu3:135 4:18 4:146 5:39
Henüz sınıflandırılmamış2:37 4:17–18 5:93 9:102 12:33 +2 daha إِنَّ إِبۡرَٰهِيمَ كَانَ أُمَّةً قَانِتًا لِّلَّهِ حَنِيفًا وَلَمۡ يَكُ مِنَ ٱلۡمُشۡرِكِينَ ١٢٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz İbrahim, Allah'a itaat eden, hakka yönelen bir önder idi. Allah'a ortak koşanlardan değildi.
İlişkiler33 bağlantı · 3 tür
Aynı kök30:30 98:5
Aynı konu2:124 2:130 2:135 3:67 3:95 +10 daha Henüz sınıflandırılmamış2:124–126 2:130 4:34 4:125 6:83 +11 daha شَاكِرًا لِّأَنۡعُمِهِۚ ٱجۡتَبَىٰهُ وَهَدَىٰهُ إِلَىٰ صِرَٰطٍ مُّسۡتَقِيمٍ ١٢١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O'nun nimetlerine şükreden bir önderdi. Allah, onu seçmiş ve doğru yola iletmişti.
İlişkiler15 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare6:87
Aynı konu3:33 4:125 6:74–83 19:41 19:48 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış2:124–135 2:130 4:125 19:43 19:44 +2 daha وَءَاتَيۡنَـٰهُ فِى ٱلدُّنۡيَا حَسَنَةًۖ وَإِنَّهُۥ فِى ٱلۡـَٔاخِرَةِ لَمِنَ ٱلصَّـٰلِحِينَ ١٢٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ona dünyada iyilik verdik. Şüphesiz o, ahirette de salihlerdendir.
İlişkiler11 bağlantı · 2 tür
Aynı konu19:41 19:48 21:51 26:69–103
Henüz sınıflandırılmamış2:130 4:125 19:43 19:44 21:54 +2 daha ثُمَّ أَوۡحَيۡنَآ إِلَيۡكَ أَنِ ٱتَّبِعۡ مِلَّةَ إِبۡرَٰهِيمَ حَنِيفًاۖ وَمَا كَانَ مِنَ ٱلۡمُشۡرِكِينَ ١٢٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sonra da sana, "Hakka yönelen İbrahim'in dinine uy. O, Allah'a ortak koşanlardan değildi" diye vahyettik.
İlişkiler37 bağlantı · 4 tür
Aynı hüküm3:95
Aynı ibare2:130 2:135 4:125 6:161
Henüz sınıflandırılmamış2:125 3:68 4:125 14:36 19:43 +7 daha إِنَّمَا جُعِلَ ٱلسَّبۡتُ عَلَى ٱلَّذِينَ ٱخۡتَلَفُواْ فِيهِۚ وَإِنَّ رَبَّكَ لَيَحۡكُمُ بَيۡنَهُمۡ يَوۡمَ ٱلۡقِيَـٰمَةِ فِيمَا كَانُواْ فِيهِ يَخۡتَلِفُونَ ١٢٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Cumartesi gününe saygı, ancak onda görüş ayrılığına düşenlere farz kılındı. Şüphesiz Rabbin, ayrılığa düşmekte oldukları şeyler konusunda kıyamet günü aralarında hüküm verecektir.
İlişkiler13 bağlantı · 5 tür
Açıklar2:65
Sınırlandırır7:163
Aynı kök4:47
Aynı konu2:213 3:55 4:154 16:92 42:10
Henüz sınıflandırılmamış2:113 10:93 16:39 32:25 45:17
ٱدۡعُ إِلَىٰ سَبِيلِ رَبِّكَ بِٱلۡحِكۡمَةِ وَٱلۡمَوۡعِظَةِ ٱلۡحَسَنَةِۖ وَجَـٰدِلۡهُم بِٱلَّتِى هِىَ أَحۡسَنُۚ إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعۡلَمُ بِمَن ضَلَّ عَن سَبِيلِهِۦۖ وَهُوَ أَعۡلَمُ بِٱلۡمُهۡتَدِينَ ١٢٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Ey Muhammed!) Rabbinin yoluna, hikmetle, güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et. Şüphesiz senin Rabbin, kendi yolundan sapanları en iyi bilendir. O, doğru yolda olanları da en iyi bilendir.
İlişkiler37 bağlantı · 5 tür
Aynı kök29:46 53:30
Aynı hüküm29:46
Aynı ibare41:34 68:7
Aynı konu3:159 4:63 17:84 20:43–44 22:67 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış3:7 3:104 3:193 6:70 6:117 +18 daha وَإِنۡ عَاقَبۡتُمۡ فَعَاقِبُواْ بِمِثۡلِ مَا عُوقِبۡتُم بِهِۦۖ وَلَئِن صَبَرۡتُمۡ لَهُوَ خَيۡرٌ لِّلصَّـٰبِرِينَ ١٢٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Eğer ceza verecekseniz, size yapılanın misliyle cezalandırın. Eğer sabrederseniz, elbette bu, sabredenler için daha hayırlıdır.
İlişkiler27 bağlantı · 3 tür
Aynı hüküm2:179 2:194 5:45 22:60 42:40 +2 daha Aynı konu7:199 23:96
Henüz sınıflandırılmamış2:178 2:261 4:58 4:149 5:8 +13 daha وَٱصۡبِرۡ وَمَا صَبۡرُكَ إِلَّا بِٱللَّهِۚ وَلَا تَحۡزَنۡ عَلَيۡهِمۡ وَلَا تَكُ فِى ضَيۡقٍ مِّمَّا يَمۡكُرُونَ ١٢٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sabret! Senin sabrın ancak Allah'ın yardımı iledir. Onlardan yana üzülme. Tuzak kurmalarından dolayı da sıkıntıya düşme.
İlişkiler18 bağlantı · 4 tür
Aynı kök13:42 27:50
Aynı ibare27:70
Aynı konu8:30 15:88 30:60 31:23 41:35
Henüz sınıflandırılmamış2:153 14:46 15:99 23:39 40:55 +5 daha إِنَّ ٱللَّهَ مَعَ ٱلَّذِينَ ٱتَّقَواْ وَّٱلَّذِينَ هُم مُّحۡسِنُونَ ١٢٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz Allah, kendisine karşı gelmekten sakınanlar ve iyilik yapanlarla beraberdir.
İlişkiler10 bağlantı · 3 tür
Açıklar9:40
Aynı konu9:40 29:69
Henüz sınıflandırılmamış2:153 2:177 2:194 3:76 22:32 +2 daha