وَيَجۡعَلُونَ لِلَّهِ مَا يَكۡرَهُونَ وَتَصِفُ أَلۡسِنَتُهُمُ ٱلۡكَذِبَ أَنَّ لَهُمُ ٱلۡحُسۡنَىٰۖ لَا جَرَمَ أَنَّ لَهُمُ ٱلنَّارَ وَأَنَّهُم مُّفۡرَطُونَ ٦٢
وَيَجۡعَلُونَ ve isnad ediyorlar لِلَّهِ Allah'a مَا şeyi يَكۡرَهُونَ hoşlanmadıkları وَتَصِفُ ve uyduruyorlar أَلۡسِنَتُهُمُ onların dilleri ٱلۡكَذِبَ yalan أَنَّ hakkında لَهُمُ kendilerinin olacağı ٱلۡحُسۡنَىٰۖ en güzel sonucun لَا hiç yok ki جَرَمَ şüphe أَنَّ mutlaka لَهُمُ onlara vardır ٱلنَّارَ ateş وَأَنَّهُم ve onlar مُّفۡرَطُونَ ona sürüleceklerdir
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hoşlarına gitmeyen şeyleri Allah'a isnad ederler. En güzel sonuç kendilerininmiş diye dilleri de yalan uyduruyor. Hiç şüphe yok ki onlara cehennem vardır ve onlar oraya en önde sokulacaklardır.
İlişkiler20 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare16:57–59
Aynı konu10:68 17:40 19:88–93 37:149 43:15–19 43:16 53:21
Henüz sınıflandırılmamış2:169 6:93 6:136 7:28 16:57 18:36 37:151–153 39:60 43:15–16 52:39 53:21–23 56:10