قَدۡ مَكَرَ ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِمۡ فَأَتَى ٱللَّهُ بُنۡيَـٰنَهُم مِّنَ ٱلۡقَوَاعِدِ فَخَرَّ عَلَيۡهِمُ ٱلسَّقۡفُ مِن فَوۡقِهِمۡ وَأَتَىٰهُمُ ٱلۡعَذَابُ مِنۡ حَيۡثُ لَا يَشۡعُرُونَ ٢٦
قَدۡ kuşkusuz مَكَرَ tuzak kurmuşlardı ٱلَّذِينَ kimseler مِن onlardan önceki قَبۡلِهِمۡ (were) before them EN فَأَتَى yıktı (söktü) ٱللَّهُ Allah بُنۡيَـٰنَهُم binalarını مِّنَ temellerinden ٱلۡقَوَاعِدِ the foundations EN فَخَرَّ çökmüştü عَلَيۡهِمُ başlarına ٱلسَّقۡفُ tavan مِن üstlerindeki فَوۡقِهِمۡ above them EN وَأَتَىٰهُمُ ve onlara gelmişti ٱلۡعَذَابُ azab مِنۡ yerden حَيۡثُ where EN لَا ummadıkları يَشۡعُرُونَ they (did) not perceive EN
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlardan öncekiler de tuzak kurmuşlardı. Allah'ın azabı binalarını, temelinden gelip yıktı da tavanları başlarına çöküverdi ve azap kendilerine fark edemedikleri yerden geldi.
İlişkiler20 bağlantı · 5 tür
Açıklar14:46 27:50–52
Aynı kök13:42 52:5
Aynı ibare13:42 16:45 39:25
Aynı konu3:54 7:99 8:30 13:34 14:46 22:45
Henüz sınıflandırılmamış2:127 10:13 10:21 14:13–14 21:12 41:15–16 59:2