تُسَبِّحُ لَهُ ٱلسَّمَـٰوَٰتُ ٱلسَّبۡعُ وَٱلۡأَرۡضُ وَمَن فِيهِنَّۚ وَإِن مِّن شَىۡءٍ إِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمۡدِهِۦ وَلَـٰكِن لَّا تَفۡقَهُونَ تَسۡبِيحَهُمۡۗ إِنَّهُۥ كَانَ حَلِيمًا غَفُورًا ٤٤
تُسَبِّحُ tesbih ederler لَهُ O'nu ٱلسَّمَـٰوَٰتُ gök ٱلسَّبۡعُ yedi وَٱلۡأَرۡضُ ve yeryüzü وَمَن ve kimseler فِيهِنَّۚ bunların içindeki وَإِن ve yoktur مِّن hiçbir شَىۡءٍ şey إِلَّا tesbih etmeyen يُسَبِّحُ glorifies EN بِحَمۡدِهِۦ hamd ile وَلَـٰكِن ama لَّا siz anlamazsınız تَفۡقَهُونَ you understand EN تَسۡبِيحَهُمۡۗ onların tesbihlerini إِنَّهُۥ şüphesiz O كَانَ halimdir حَلِيمًا Ever-Forbearing EN غَفُورٗا çok bağışlayandır
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yedi gök, yer ve bunların içinde bulunanlar Allah'ı tespih ederler. Her şey O'nu hamd ile tespih eder. Ancak, siz onların tespihlerini anlamazsınız. O, halim'dir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir), çok bağışlayandır.
İlişkiler34 bağlantı · 4 tür
Aynı kök38:18
Aynı ibare23:86
Aynı konu13:13 13:15 22:18 23:17 24:41 25:60 42:5 57:1 59:1 59:24
Henüz sınıflandırılmamış1:2 1:3 1:4 2:29 2:74 7:206 16:48–50 16:49 20:130 30:17 36:40 37:164 Tümünü göster (+10)