بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِBu sure besmeleyle başlar (ayet sayılmaz).
تَنزِيلُ ٱلۡكِتَـٰبِ مِنَ ٱللَّهِ ٱلۡعَزِيزِ ٱلۡحَكِيمِ ١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kitab'ın indirilmesi mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibi Allah tarafındandır.
İlişkiler10 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare40:2 45:2 46:2
Aynı konu20:4
Henüz sınıflandırılmamış26:192 36:5 38:29 41:2 41:42 +1 daha إِنَّآ أَنزَلۡنَآ إِلَيۡكَ ٱلۡكِتَـٰبَ بِٱلۡحَقِّ فَٱعۡبُدِ ٱللَّهَ مُخۡلِصًا لَّهُ ٱلدِّينَ ٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Ey Muhammed!) Şüphesiz biz o Kitab'ı sana hak olarak indirdik. Öyle ise sen de dini Allah'a has kılarak O'na kulluk et.
İlişkiler23 bağlantı · 4 tür
Aynı hüküm40:14
Aynı ibare39:11 39:11–14 39:14 40:65 98:5
Aynı konu6:114 6:162 11:1–2 39:15
Henüz sınıflandırılmamış1:5 4:146 6:5 7:29 12:40 +8 daha أَلَا لِلَّهِ ٱلدِّينُ ٱلۡخَالِصُۚ وَٱلَّذِينَ ٱتَّخَذُواْ مِن دُونِهِۦٓ أَوۡلِيَآءَ مَا نَعۡبُدُهُمۡ إِلَّا لِيُقَرِّبُونَآ إِلَى ٱللَّهِ زُلۡفَىٰٓ إِنَّ ٱللَّهَ يَحۡكُمُ بَيۡنَهُمۡ فِى مَا هُمۡ فِيهِ يَخۡتَلِفُونَۗ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَهۡدِى مَنۡ هُوَ كَـٰذِبٌ كَفَّارٌ ٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İyi bilin ki, halis din yalnız Allah'ındır. O'nu bırakıp da başka dostlar edinenler, "Biz onlara sadece, bizi Allah'a daha çok yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz" diyorlar. Şüphesiz Allah, ayrılığa düştükleri şeyler konusunda aralarında hüküm verecektir. Şüphesiz Allah, yalancı ve nankör olanları doğru yola iletmez.
İlişkiler47 bağlantı · 4 tür
Karşıtlık34:37
Aynı ibare2:113 42:6 98:5
Aynı konu2:48 4:119 5:35 6:23 10:18 +8 daha Henüz sınıflandırılmamış2:2–4 2:165–167 2:166–167 2:254 2:272 +25 daha لَّوۡ أَرَادَ ٱللَّهُ أَن يَتَّخِذَ وَلَدًا لَّٱصۡطَفَىٰ مِمَّا يَخۡلُقُ مَا يَشَآءُۚ سُبۡحَـٰنَهُۥۖ هُوَ ٱللَّهُ ٱلۡوَٰحِدُ ٱلۡقَهَّارُ ٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Eğer Allah bir çocuk edinmek isteseydi, yarattıklarından dilediğini seçerdi. O, bundan uzaktır, yücedir. O, bir ve her şey üzerinde mutlak otorite sahibi olan Allah'tır.
İlişkiler22 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare17:111 19:35
Aynı konu2:116 4:171 10:68 12:38 16:57 +12 daha Henüz sınıflandırılmamış25:2 42:11 112:3
خَلَقَ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ بِٱلۡحَقِّۖ يُكَوِّرُ ٱلَّيۡلَ عَلَى ٱلنَّهَارِ وَيُكَوِّرُ ٱلنَّهَارَ عَلَى ٱلَّيۡلِۖ وَسَخَّرَ ٱلشَّمۡسَ وَٱلۡقَمَرَۖ كُلٌّ يَجۡرِى لِأَجَلٍ مُّسَمًّىۗ أَلَا هُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡغَفَّـٰرُ ٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak yaratmıştır. Geceyi gündüzün üzerine örtüyor, gündüzü de gecenin üzerine örtüyor. Güneşi ve ayı da koyduğu kanunlara boyun eğdirmiştir. Bunların her biri belli bir zamana kadar akıp gitmektedir. İyi bilin ki O, mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır.
İlişkiler32 bağlantı · 4 tür
Aynı kök22:37 81:1
Aynı ibare6:73 13:2 14:19 21:33 29:44 +4 daha Aynı konu3:27 17:99 36:37–40
Henüz sınıflandırılmamış10:5 10:6 14:10 15:85 16:3 +13 daha Sayfa 459 Zümer
خَلَقَكُم مِّن نَّفۡسٍ وَٰحِدَةٍ ثُمَّ جَعَلَ مِنۡهَا زَوۡجَهَا وَأَنزَلَ لَكُم مِّنَ ٱلۡأَنۡعَـٰمِ ثَمَـٰنِيَةَ أَزۡوَٰجٍۚ يَخۡلُقُكُمۡ فِى بُطُونِ أُمَّهَـٰتِكُمۡ خَلۡقًا مِّنۢ بَعۡدِ خَلۡقٍ فِى ظُلُمَـٰتٍ ثَلَـٰثٍۚ ذَٰلِكُمُ ٱللَّهُ رَبُّكُمۡ لَهُ ٱلۡمُلۡكُۖ لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَۖ فَأَنَّىٰ تُصۡرَفُونَ ٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O, sizi bir tek nefisten yarattı. Sonra ondan eşini var etti. Sizin için hayvanlardan (erkek ve dişi olarak) sekiz eş yarattı. Sizi annelerinizin karnında bir yaratılıştan öbürüne geçirerek üç (kat) karanlık içinde oluşturuyor. İşte Rabbiniz olan Allah budur. Mülk (mutlak hakimiyet) yalnız O'nundur. O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. O halde, nasıl oluyor da haktan döndürülüyorsunuz?
İlişkiler32 bağlantı · 5 tür
Açıklar6:143 22:5
Aynı kök6:143 7:26
Aynı ibare4:1 6:98 7:189 16:78
Aynı konu3:26 6:144 16:72 23:13 23:14 +7 daha Henüz sınıflandırılmamış6:99 6:143–144 6:144–146 16:5 16:66 +7 daha إِن تَكۡفُرُواْ فَإِنَّ ٱللَّهَ غَنِىٌّ عَنكُمۡۖ وَلَا يَرۡضَىٰ لِعِبَادِهِ ٱلۡكُفۡرَۖ وَإِن تَشۡكُرُواْ يَرۡضَهُ لَكُمۡۗ وَلَا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزۡرَ أُخۡرَىٰۗ ثُمَّ إِلَىٰ رَبِّكُم مَّرۡجِعُكُمۡ فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَۚ إِنَّهُۥ عَلِيمُۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ ٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Eğer inkar ederseniz, şüphesiz ki Allah sizin iman etmenize muhtaç değildir. Ama kullarının inkar etmesine razı olmaz. Eğer şükrederseniz sizin için buna razı olur. Hiçbir günahkar başka bir günahkarın yükünü yüklenmez. Sonra dönüşünüz ancak Rabbinizedir. O da size yaptıklarınızı haber verir. Çünkü O, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilir.
İlişkiler63 bağlantı · 7 tür
Karşıtlık16:25
Aynı kök2:156 20:87
Aynı hüküm6:164
Aynı ibare6:164 10:12 11:5 17:15 29:6 +4 daha Aynı konu2:48 2:123 2:141 2:254 4:111 +16 daha Genelleştirir29:12
Henüz sınıflandırılmamış2:134 2:171 2:272 2:286 5:14 +23 daha ۞ وَإِذَا مَسَّ ٱلۡإِنسَـٰنَ ضُرٌّ دَعَا رَبَّهُۥ مُنِيبًا إِلَيۡهِ ثُمَّ إِذَا خَوَّلَهُۥ نِعۡمَةً مِّنۡهُ نَسِىَ مَا كَانَ يَدۡعُوٓاْ إِلَيۡهِ مِن قَبۡلُ وَجَعَلَ لِلَّهِ أَندَادًا لِّيُضِلَّ عَن سَبِيلِهِۦۚ قُلۡ تَمَتَّعۡ بِكُفۡرِكَ قَلِيلًاۖ إِنَّكَ مِنۡ أَصۡحَـٰبِ ٱلنَّارِ ٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İnsana bir zarar dokunduğu zaman Rabbine yönelerek O'na yalvarır. Sonra kendi tarafından ona bir nimet verdiği zaman daha önce O'na yalvardığını unutur ve Allah'ın yolundan saptırmak için O'na eşler koşar. De ki: "Küfrünle az bir süre yaşayıp geçin! Şüphesiz sen cehennemliklerdensin."
İlişkiler37 bağlantı · 4 tür
Aynı kök2:165
Aynı ibare10:12 14:30 16:53–55 17:67 30:33 +2 daha Aynı konu6:40 10:21–23 11:10 15:3 16:53 +11 daha Henüz sınıflandırılmamış3:191 4:103 6:64 9:67 17:56 +8 daha أَمَّنۡ هُوَ قَـٰنِتٌ ءَانَآءَ ٱلَّيۡلِ سَاجِدًا وَقَآئِمًا يَحۡذَرُ ٱلۡـَٔاخِرَةَ وَيَرۡجُواْ رَحۡمَةَ رَبِّهِۦۗ قُلۡ هَلۡ يَسۡتَوِى ٱلَّذِينَ يَعۡلَمُونَ وَٱلَّذِينَ لَا يَعۡلَمُونَۗ إِنَّمَا يَتَذَكَّرُ أُوْلُواْ ٱلۡأَلۡبَـٰبِ ٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Böyle bir kimse mi Allah katında makbuldür,) yoksa gece vakitlerinde, secde halinde ve ayakta, ahiretten korkarak ve Rabbinin rahmetini umarak itaat ve kulluk eden mi? De ki: "Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?" Ancak akıl sahipleri öğüt alırlar.
İlişkiler26 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare3:113
Aynı konu3:17 17:79 25:64 29:43 35:28 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış4:34 7:56 10:7 15:29 17:57 +12 daha قُلۡ يَـٰعِبَادِ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱتَّقُواْ رَبَّكُمۡۚ لِلَّذِينَ أَحۡسَنُواْ فِى هَـٰذِهِ ٱلدُّنۡيَا حَسَنَةٌۗ وَأَرۡضُ ٱللَّهِ وَٰسِعَةٌۗ إِنَّمَا يُوَفَّى ٱلصَّـٰبِرُونَ أَجۡرَهُم بِغَيۡرِ حِسَابٍ ١٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Ey Muhammed!) Bizim adımıza de ki: "Ey iman eden kullarım! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Bu dünyada iyilik yapanlar için (ahirette) bir iyilik vardır. Allah'ın yeryüzü geniştir. Sabredenlere mükafatları elbette hesapsız olarak verilir."
İlişkiler31 bağlantı · 5 tür
Açıklar4:97
Aynı kök29:56
Aynı ibare4:97–98 7:156 14:31 16:30 16:41 +1 daha Aynı konu8:72 11:11 12:90 23:111 32:17
Henüz sınıflandırılmamış3:79 3:200 4:100 6:160 8:60 +13 daha Sayfa 460 Zümer
قُلۡ إِنِّىٓ أُمِرۡتُ أَنۡ أَعۡبُدَ ٱللَّهَ مُخۡلِصًا لَّهُ ٱلدِّينَ ١١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
De ki: "Şüphesiz bana, dini Allah'a has kılarak O'na ibadet etmem emredildi."
İlişkiler26 bağlantı · 4 tür
Aynı kök37:74
Aynı ibare7:29 39:2 39:14 98:5
Aynı konu4:146 6:162 9:31 16:52 26:213 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış3:18 3:79 3:198 11:123 12:40 +10 daha وَأُمِرۡتُ لِأَنۡ أَكُونَ أَوَّلَ ٱلۡمُسۡلِمِينَ ١٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Bana, müslümanların ilki olmam da emredildi."
İlişkiler21 bağlantı · 4 tür
Aynı kök37:74
Aynı ibare6:14 6:162–163 6:163 7:29 39:2
Aynı konu2:131 6:56 6:162 10:72 10:104 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış2:132 3:198 7:143 13:36 40:66 +2 daha قُلۡ إِنِّىٓ أَخَافُ إِنۡ عَصَيۡتُ رَبِّى عَذَابَ يَوۡمٍ عَظِيمٍ ١٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
De ki: "Eğer ben Rabbime isyan edersem, şüphesiz büyük bir günün azabından korkarım."
İlişkiler19 bağlantı · 4 tür
Aynı kök37:74
Aynı ibare6:15 7:29 10:15 39:2
Aynı konu6:162 21:29 26:213 109:2
Henüz sınıflandırılmamış2:48 3:198 9:63 10:15–16 13:36 +5 daha قُلِ ٱللَّهَ أَعۡبُدُ مُخۡلِصًا لَّهُۥ دِينِى ١٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
De ki: "Ben dinimi Allah'a has kılarak sadece O'na ibadet ediyorum."
İlişkiler20 bağlantı · 4 tür
Aynı kök37:74 39:53
Aynı ibare7:29 39:2 39:11
Aynı konu4:146 6:162 7:29 26:213 39:3 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış3:198 13:36 30:31 40:14–20 40:65 +3 daha فَٱعۡبُدُواْ مَا شِئۡتُم مِّن دُونِهِۦۗ قُلۡ إِنَّ ٱلۡخَـٰسِرِينَ ٱلَّذِينَ خَسِرُوٓاْ أَنفُسَهُمۡ وَأَهۡلِيهِمۡ يَوۡمَ ٱلۡقِيَـٰمَةِۗ أَلَا ذَٰلِكَ هُوَ ٱلۡخُسۡرَانُ ٱلۡمُبِينُ ١٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Siz de Allah'tan başka dilediğiniz şeylere ibadet edin!" De ki: "Şüphesiz hüsrana uğrayanlar, kıyamet gününde kendilerini ve ailelerini hüsrana sokanlardır. İyi bilin ki bu, apaçık hüsranın ta kendisidir."
İlişkiler19 bağlantı · 4 tür
Aynı kök37:74
Aynı ibare6:12 6:20 42:45
Aynı konu6:162 10:45 11:22 39:2 109:2
Henüz sınıflandırılmamış3:198 13:36 29:13 31:33 39:53 +5 daha لَهُم مِّن فَوۡقِهِمۡ ظُلَلٌ مِّنَ ٱلنَّارِ وَمِن تَحۡتِهِمۡ ظُلَلٌۚ ذَٰلِكَ يُخَوِّفُ ٱللَّهُ بِهِۦ عِبَادَهُۥۚ يَـٰعِبَادِ فَٱتَّقُونِ ١٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar için üstlerinde ateşten katmanlar, altlarında (ateşten) katmanlar vardır. İşte Allah, kullarını bununla korkutur. Ey kullarım, bana karşı gelmekten sakının.
İlişkiler8 bağlantı · 3 tür
Karşıtlık29:58
Aynı konu21:39 29:55
Henüz sınıflandırılmamış3:12 7:41 9:35 39:33 42:45
وَٱلَّذِينَ ٱجۡتَنَبُواْ ٱلطَّـٰغُوتَ أَن يَعۡبُدُوهَا وَأَنَابُوٓاْ إِلَى ٱللَّهِ لَهُمُ ٱلۡبُشۡرَىٰۚ فَبَشِّرۡ عِبَادِ ١٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Tağut'tan, ona kulluk etmekten kaçınan ve içtenlikle Allah'a yönelenler için müjde vardır. O halde, kullarımı müjdele!
İlişkiler10 bağlantı · 4 tür
Aynı kök2:257 4:60
Aynı ibare10:64 16:36
Aynı konu2:256 5:90–91 22:30
Henüz sınıflandırılmamış4:51 13:30 53:38
ٱلَّذِينَ يَسۡتَمِعُونَ ٱلۡقَوۡلَ فَيَتَّبِعُونَ أَحۡسَنَهُۥٓۚ أُوْلَـٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ هَدَىٰهُمُ ٱللَّهُۖ وَأُوْلَـٰٓئِكَ هُمۡ أُوْلُواْ ٱلۡأَلۡبَـٰبِ ١٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sözü dinleyip de onun en güzeline uyanlar var ya, işte onlar Allah'ın hidayete erdirdiği kimselerdir. İşte onlar akıl sahiplerinin ta kendileridir.
İlişkiler18 bağlantı · 3 tür
Aynı kök2:179 65:10 92:6
Aynı konu3:7 7:145 17:36 22:24 39:23 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış2:269 9:61 17:53 22:23 22:24 +4 daha أَفَمَنۡ حَقَّ عَلَيۡهِ كَلِمَةُ ٱلۡعَذَابِ أَفَأَنتَ تُنقِذُ مَن فِى ٱلنَّارِ ١٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hakkında azap sözü (hükmü) gerçekleşenler, hiç onlar gibi olur mu? Cehennemlikleri sen mi kurtaracaksın?
İlişkiler14 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare39:71
Aynı konu10:33 36:7
Henüz sınıflandırılmamış2:119 2:255 19:87 22:24 28:63 +6 daha لَـٰكِنِ ٱلَّذِينَ ٱتَّقَوۡاْ رَبَّهُمۡ لَهُمۡ غُرَفٌ مِّن فَوۡقِهَا غُرَفٌ مَّبۡنِيَّةٌ تَجۡرِى مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡهَـٰرُۖ وَعۡدَ ٱللَّهِۖ لَا يُخۡلِفُ ٱللَّهُ ٱلۡمِيعَادَ ٢٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Fakat Rabbine karşı gelmekten sakınanlar için (cennette) üst üste yapılmış ve altlarından ırmaklar akan köşkler vardır. Allah, gerçek bir vaadde bulunmuştur. Allah, va'dinden dönmez.
İlişkiler17 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare30:6 39:73–74
Aynı konu3:194 25:75 29:58 34:37
Henüz sınıflandırılmamış2:80 2:261 3:9 7:43 12:57 +6 daha أَلَمۡ تَرَ أَنَّ ٱللَّهَ أَنزَلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءً فَسَلَكَهُۥ يَنَـٰبِيعَ فِى ٱلۡأَرۡضِ ثُمَّ يُخۡرِجُ بِهِۦ زَرۡعًا مُّخۡتَلِفًا أَلۡوَٰنُهُۥ ثُمَّ يَهِيجُ فَتَرَىٰهُ مُصۡفَرًّا ثُمَّ يَجۡعَلُهُۥ حُطَـٰمًاۚ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَذِكۡرَىٰ لِأُوْلِى ٱلۡأَلۡبَـٰبِ ٢١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Görmedin mi, Allah gökten su indirdi de onu yeryüzündeki kaynaklara ulaştırdı. Sonra onunla renkleri çeşit çeşit ekinler çıkarıyor. Sonra ekinler kuruyor da onları sapsarı kesilmiş görüyorsun. Sonra da Allah onları kurumuş çer çöp haline getirir. Şüphesiz ki bunda akıl sahipleri için bir öğüt vardır.
İlişkiler26 bağlantı · 5 tür
Açıklar23:18
Aynı kök65:10
Aynı ibare2:22 6:99 6:141 10:24 14:32 +7 daha Aynı konu13:3–4 16:11 18:45 30:51 56:64 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış17:36 22:24 30:24 30:50 35:9 +1 daha Sayfa 461 Zümer
أَفَمَن شَرَحَ ٱللَّهُ صَدۡرَهُۥ لِلۡإِسۡلَـٰمِ فَهُوَ عَلَىٰ نُورٍ مِّن رَّبِّهِۦۚ فَوَيۡلٌ لِّلۡقَـٰسِيَةِ قُلُوبُهُم مِّن ذِكۡرِ ٱللَّهِۚ أُوْلَـٰٓئِكَ فِى ضَلَـٰلٍ مُّبِينٍ ٢٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah'ın, göğsünü İslam'a açtığı, böylece Rabbinden bir nur üzere bulunan kimse, kalbi imana kapalı kimse gibi midir? Allah'ın zikrine karşı kalpleri katı olanların vay haline! İşte onlar açık bir sapıklık içindedirler.
İlişkiler18 bağlantı · 4 tür
Aynı kök3:19 61:7 94:1
Aynı ibare6:125 57:16
Aynı konu13:19 39:9 47:14
Henüz sınıflandırılmamış2:74 5:13 6:39 6:43 6:122 +5 daha ٱللَّهُ نَزَّلَ أَحۡسَنَ ٱلۡحَدِيثِ كِتَـٰبًا مُّتَشَـٰبِهًا مَّثَانِىَ تَقۡشَعِرُّ مِنۡهُ جُلُودُ ٱلَّذِينَ يَخۡشَوۡنَ رَبَّهُمۡ ثُمَّ تَلِينُ جُلُودُهُمۡ وَقُلُوبُهُمۡ إِلَىٰ ذِكۡرِ ٱللَّهِۚ ذَٰلِكَ هُدَى ٱللَّهِ يَهۡدِى بِهِۦ مَن يَشَآءُۚ وَمَن يُضۡلِلِ ٱللَّهُ فَمَا لَهُۥ مِنۡ هَادٍ ٢٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, sözün en güzelini; ayetleri, (güzellikte) birbirine benzeyen ve (hükümleri, öğütleri, kıssaları) tekrarlanan bir kitap olarak indirmiştir. Rablerinden korkanların derileri (vücutları) ondan dolayı gerginleşir. Sonra derileri de (vücutları da) kalpleri de Allah'ın zikrine karşı yumuşar. İşte bu Kur'an Allah'ın hidayet rehberidir. Onunla dilediğini doğru yola iletir. Allah, kimi saptırırsa artık onun için hiçbir yol gösterici yoktur.
İlişkiler56 bağlantı · 5 tür
Aynı kök3:7 17:53 92:6
Paralel3:7
Aynı ibare4:88 6:88 7:186 22:35 39:36
Aynı konu8:2 12:3 15:87 16:37 22:54 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış2:196 2:207 2:213 3:73 4:82 +33 daha أَفَمَن يَتَّقِى بِوَجۡهِهِۦ سُوٓءَ ٱلۡعَذَابِ يَوۡمَ ٱلۡقِيَـٰمَةِۚ وَقِيلَ لِلظَّـٰلِمِينَ ذُوقُواْ مَا كُنتُمۡ تَكۡسِبُونَ ٢٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kıyamet günü kötü azaba karşı yüzüyle korunan kimse, (o gün) azaptan emin olan kimse gibi midir? Zalimlere, "Kazandıklarınızı tadın" denir.
İlişkiler8 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare6:88
Aynı konu23:99–108 23:104
Henüz sınıflandırılmamış6:21 14:49 38:38 39:70 69:30–31
كَذَّبَ ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِمۡ فَأَتَىٰهُمُ ٱلۡعَذَابُ مِنۡ حَيۡثُ لَا يَشۡعُرُونَ ٢٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlardan öncekiler de yalanladılar ve azap kendilerine farkına varamadıkları bir yerden geldi.
İlişkiler8 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare6:88 10:39 16:26
Aynı konu39:55–56
Henüz sınıflandırılmamış22:9 26:201–203 30:10 35:4
فَأَذَاقَهُمُ ٱللَّهُ ٱلۡخِزۡىَ فِى ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَاۖ وَلَعَذَابُ ٱلۡـَٔاخِرَةِ أَكۡبَرُۚ لَوۡ كَانُواْ يَعۡلَمُونَ ٢٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Böylece Allah dünya hayatında onlara zilleti tattırdı. Elbette ki ahiret azabı daha büyüktür. Keşke bilselerdi!
İlişkiler5 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare6:88 13:34
Aynı konu22:9
Henüz sınıflandırılmamış11:99 20:134
وَلَقَدۡ ضَرَبۡنَا لِلنَّاسِ فِى هَـٰذَا ٱلۡقُرۡءَانِ مِن كُلِّ مَثَلٍ لَّعَلَّهُمۡ يَتَذَكَّرُونَ ٢٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun, öğüt alsınlar diye biz bu Kur'an'da insanlar için her türlü misali verdik.
İlişkiler19 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare6:88 17:89 30:58
Aynı konu14:25 18:1 18:54 25:33 25:50 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış4:34 6:152 10:15 17:41 20:113 +5 daha قُرۡءَانًا عَرَبِيًّا غَيۡرَ ذِى عِوَجٍ لَّعَلَّهُمۡ يَتَّقُونَ ٢٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz onu, Allah'a karşı gelmekten sakınsınlar diye hiçbir eğriliği bulunmayan Arapça bir Kur'an olarak indirdik.
İlişkiler23 bağlantı · 5 tür
Açıklar41:44
Aynı kök17:78
Aynı ibare6:88 12:2 20:113 41:3 42:7 +1 daha Aynı konu4:82 18:1 19:97 26:195 46:12 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış3:7 7:158 13:37 14:4 16:103 +4 daha ضَرَبَ ٱللَّهُ مَثَلًا رَّجُلًا فِيهِ شُرَكَآءُ مُتَشَـٰكِسُونَ وَرَجُلًا سَلَمًا لِّرَجُلٍ هَلۡ يَسۡتَوِيَانِ مَثَلًاۚ ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِۚ بَلۡ أَكۡثَرُهُمۡ لَا يَعۡلَمُونَ ٢٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, birbiriyle çekişen ortak sahipleri bulunan bir (köle) adam ile yalnızca bir kişiye ait olan bir (köle) adamı örnek verdi. Bu iki adamın durumu hiç, bir olur mu? Hamd Allah'a mahsustur. Hayır, onların çoğu bilmiyorlar.
İlişkiler6 bağlantı · 2 tür
Aynı ibare6:88 16:75 16:76
Henüz sınıflandırılmamış12:39 12:109 21:22
إِنَّكَ مَيِّتٌ وَإِنَّهُم مَّيِّتُونَ ٣٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Ey Muhammed!) Şüphesiz sen öleceksin ve şüphesiz onlar da öleceklerdir.
İlişkiler12 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare6:88
Aynı konu3:185 21:8 21:34 21:34–35 21:35 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış3:144 7:6 15:25 29:68
ثُمَّ إِنَّكُمۡ يَوۡمَ ٱلۡقِيَـٰمَةِ عِندَ رَبِّكُمۡ تَخۡتَصِمُونَ ٣١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sonra şüphesiz siz kıyamet günü Rabbinizin huzurunda muhakeme edileceksiniz.
İlişkiler10 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare6:88
Aynı konu41:29
Henüz sınıflandırılmamış7:6 25:30 29:68 34:31–33 37:27 +3 daha Sayfa 462 Zümer
۞ فَمَنۡ أَظۡلَمُ مِمَّن كَذَبَ عَلَى ٱللَّهِ وَكَذَّبَ بِٱلصِّدۡقِ إِذۡ جَآءَهُۥٓۚ أَلَيۡسَ فِى جَهَنَّمَ مَثۡوًى لِّلۡكَـٰفِرِينَ ٣٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kim, Allah'a karşı yalan uyduran ve kendisine geldiğinde, doğruyu (Kur'an'ı) yalanlayandan daha zalimdir? Cehennemde kafirler için kalacak bir yer mi yok!?
İlişkiler22 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare6:88 29:68 39:60
Aynı konu6:5 10:17 11:18 18:15 61:7
Henüz sınıflandırılmamış4:50 6:21 6:93 6:144 6:157 +9 daha وَٱلَّذِى جَآءَ بِٱلصِّدۡقِ وَصَدَّقَ بِهِۦٓۙ أُوْلَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡمُتَّقُونَ ٣٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Dosdoğru Kur'an'ı getiren ile onu tasdik edenler var ya, işte onlar Allah'a karşı gelmekten sakınanlardır.
İlişkiler14 bağlantı · 4 tür
Aynı kök4:69
Aynı ibare6:88
Aynı konu2:177 57:19 92:6
Henüz sınıflandırılmamış2:2 3:115 9:4 10:63 12:57 +4 daha لَهُم مَّا يَشَآءُونَ عِندَ رَبِّهِمۡۚ ذَٰلِكَ جَزَآءُ ٱلۡمُحۡسِنِينَ ٣٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar için Rableri katında diledikleri her şey vardır. İşte bu, iyilik yapanların mükafatıdır.
İlişkiler12 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare6:88
Aynı konu16:31 36:57 41:31 43:71 50:35
Henüz sınıflandırılmamış3:115 24:38 37:40 41:32 42:22 +1 daha لِيُكَفِّرَ ٱللَّهُ عَنۡهُمۡ أَسۡوَأَ ٱلَّذِى عَمِلُواْ وَيَجۡزِيَهُمۡ أَجۡرَهُم بِأَحۡسَنِ ٱلَّذِى كَانُواْ يَعۡمَلُونَ ٣٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, işlediklerinin en kötüsünü örtmek ve onlara yaptıklarının en güzeli ile karşılık vermek için (onları böyle mükafatlandırdı).
İlişkiler18 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare6:88 16:97 29:7
Aynı konu6:160 9:121 25:70–71 25:70 46:16 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış3:115 4:31 16:96 18:30 18:31 +3 daha أَلَيۡسَ ٱللَّهُ بِكَافٍ عَبۡدَهُۥۖ وَيُخَوِّفُونَكَ بِٱلَّذِينَ مِن دُونِهِۦۚ وَمَن يُضۡلِلِ ٱللَّهُ فَمَا لَهُۥ مِنۡ هَادٍ ٣٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, kuluna yetmez mi? Seni O'ndan (Allah'tan) başkalarıyla korkutmaya çalışıyorlar. Allah, kimi saptırırsa artık onun için bir yol gösterici yoktur.
İlişkiler21 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare6:88 7:186 13:33 39:23 40:33 +1 daha Aynı konu2:137 3:175 4:45 6:80 8:64 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış30:29 38:41 39:41 42:46 45:23 +2 daha وَمَن يَهۡدِ ٱللَّهُ فَمَا لَهُۥ مِن مُّضِلٍّۗ أَلَيۡسَ ٱللَّهُ بِعَزِيزٍ ذِى ٱنتِقَامٍ ٣٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, kimi de doğru yola iletirse artık onu saptıracak hiç kimse yoktur. Allah mutlak güç sahibi, intikam sahibi değil midir?
İlişkiler14 bağlantı · 4 tür
Aynı kök43:25
Aynı ibare6:88 7:178 17:97 18:17
Aynı konu13:33 15:95
Henüz sınıflandırılmamış5:105 7:136 14:47 15:79 17:9 +2 daha وَلَئِن سَأَلۡتَهُم مَّنۡ خَلَقَ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ لَيَقُولُنَّ ٱللَّهُۚ قُلۡ أَفَرَءَيۡتُم مَّا تَدۡعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ إِنۡ أَرَادَنِىَ ٱللَّهُ بِضُرٍّ هَلۡ هُنَّ كَـٰشِفَـٰتُ ضُرِّهِۦٓ أَوۡ أَرَادَنِى بِرَحۡمَةٍ هَلۡ هُنَّ مُمۡسِكَـٰتُ رَحۡمَتِهِۦۚ قُلۡ حَسۡبِىَ ٱللَّهُۖ عَلَيۡهِ يَتَوَكَّلُ ٱلۡمُتَوَكِّلُونَ ٣٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun, eğer onlara, "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan elbette, "Allah", derler. De ki: "Peki söyleyin bakalım? Allah'ı bırakıp da ibadet ettikleriniz var ya; eğer Allah bana herhangi bir zarar dokundurmak isterse, onlar Allah'ın dokundurduğu zararı kaldırabilirler mi? Yahut Allah bana bir rahmet dilese, onlar O'nun rahmetini engelleyebilirler mi?" De ki: "Allah bana yeter. Tevekkül edenler ancak O'na tevekkül ederler."
İlişkiler36 bağlantı · 4 tür
Aynı kök29:61
Aynı ibare6:17 6:88 9:129 10:107 14:12 +5 daha Aynı konu3:160 6:40 15:95 17:56 26:72–73 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış2:48 2:197 4:103 7:197 10:31 +12 daha قُلۡ يَـٰقَوۡمِ ٱعۡمَلُواْ عَلَىٰ مَكَانَتِكُمۡ إِنِّى عَـٰمِلٌۖ فَسَوۡفَ تَعۡلَمُونَ ٣٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(39-40) De ki: "Ey kavmim! Elinizden geleni yapın. Ben de yapacağım. Kişiyi rezil edici azabın kime geleceğini ve sürekli azabın kimin başına ineceğini yakında bileceksiniz!"
İlişkiler17 bağlantı · 4 tür
Aynı hüküm6:135
Aynı ibare6:88 6:135 11:39 11:93 11:121
Aynı konu11:39 15:95
Henüz sınıflandırılmamış7:7 11:93 15:3 20:135 29:66 +4 daha مَن يَأۡتِيهِ عَذَابٌ يُخۡزِيهِ وَيَحِلُّ عَلَيۡهِ عَذَابٌ مُّقِيمٌ ٤٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(39-40) De ki: "Ey kavmim! Elinizden geleni yapın. Ben de yapacağım. Kişiyi rezil edici azabın kime geleceğini ve sürekli azabın kimin başına ineceğini yakında bileceksiniz!"
İlişkiler9 bağlantı · 2 tür
Aynı ibare6:88 11:39
Henüz sınıflandırılmamış11:29 11:93 11:93–121 20:135 29:66 +2 daha Sayfa 463 Zümer
إِنَّآ أَنزَلۡنَا عَلَيۡكَ ٱلۡكِتَـٰبَ لِلنَّاسِ بِٱلۡحَقِّۖ فَمَنِ ٱهۡتَدَىٰ فَلِنَفۡسِهِۦۖ وَمَن ضَلَّ فَإِنَّمَا يَضِلُّ عَلَيۡهَاۖ وَمَآ أَنتَ عَلَيۡهِم بِوَكِيلٍ ٤١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Ey Muhammed!) Biz sana Kitab'ı (Kur'an'ı) insanlar için, hak olarak indirdik. Kim doğru yola girerse, kendisi için girmiş olur. Kim de saparsa, ancak kendi aleyhine sapar. Sen onlara vekil değilsin.
İlişkiler16 bağlantı · 4 tür
Aynı ibare6:88 10:108
Aynı konu6:66 11:12 11:86 13:40
Genelleştirir34:50
Henüz sınıflandırılmamış2:256 4:88 6:104 6:107 14:19 +4 daha ٱللَّهُ يَتَوَفَّى ٱلۡأَنفُسَ حِينَ مَوۡتِهَا وَٱلَّتِى لَمۡ تَمُتۡ فِى مَنَامِهَاۖ فَيُمۡسِكُ ٱلَّتِى قَضَىٰ عَلَيۡهَا ٱلۡمَوۡتَ وَيُرۡسِلُ ٱلۡأُخۡرَىٰٓ إِلَىٰٓ أَجَلٍ مُّسَمًّىۚ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَـٰتٍ لِّقَوۡمٍ يَتَفَكَّرُونَ ٤٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, (ölen) insanların ruhlarını öldüklerinde, ölmeyenlerinkini de uykularında alır. Ölümüne hükmettiklerinin ruhlarını tutar, diğerlerini belli bir süreye (ömürlerinin sonuna) kadar bırakır. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.
İlişkiler37 bağlantı · 4 tür
Açıklar6:60
Aynı ibare6:60 6:60–61 6:88
Aynı konu6:2 18:19 23:100 32:11 63:11
Henüz sınıflandırılmamış2:56 3:55 5:117 6:61 6:93 +23 daha أَمِ ٱتَّخَذُواْ مِن دُونِ ٱللَّهِ شُفَعَآءَۚ قُلۡ أَوَلَوۡ كَانُواْ لَا يَمۡلِكُونَ شَيۡـًٔا وَلَا يَعۡقِلُونَ ٤٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yoksa Allah'tan başka şefaatçiler mi edindiler? De ki: "Hiçbir şeye güçleri yetmese ve düşünemiyor olsalar da mı?"
İlişkiler28 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare6:88
Aynı konu2:48 2:123 2:255 6:94 10:18 +5 daha Henüz sınıflandırılmamış2:48 2:123 2:170 2:254 6:51 +12 daha قُل لِّلَّهِ ٱلشَّفَـٰعَةُ جَمِيعًاۖ لَّهُۥ مُلۡكُ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۖ ثُمَّ إِلَيۡهِ تُرۡجَعُونَ ٤٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
De ki: "Şefaat tümüyle Allah'a aittir. Göklerin ve yerin hükümranlığı O'nundur. Sonra yalnız O'na döndürüleceksiniz."
İlişkiler45 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare6:88
Aynı konu2:48 2:123 2:255 10:3 10:18 +9 daha Henüz sınıflandırılmamış2:48 2:254–255 2:254 2:255 4:85 +25 daha وَإِذَا ذُكِرَ ٱللَّهُ وَحۡدَهُ ٱشۡمَأَزَّتۡ قُلُوبُ ٱلَّذِينَ لَا يُؤۡمِنُونَ بِٱلۡـَٔاخِرَةِۖ وَإِذَا ذُكِرَ ٱلَّذِينَ مِن دُونِهِۦٓ إِذَا هُمۡ يَسۡتَبۡشِرُونَ ٤٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, bir tek (ilah) olarak anıldığında ahirete inanmayanların kalpleri daralır. Allah'tan başkaları (ilahları) anıldığında bakarsın sevinirler.
İlişkiler24 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare6:88 16:22 17:45–46 40:12 60:4
Aynı konu2:165 17:46 22:72 37:35 38:5–6
Henüz sınıflandırılmamış3:18 5:64 5:68 6:113 7:70 +9 daha قُلِ ٱللَّهُمَّ فَاطِرَ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ عَـٰلِمَ ٱلۡغَيۡبِ وَٱلشَّهَـٰدَةِ أَنتَ تَحۡكُمُ بَيۡنَ عِبَادِكَ فِى مَا كَانُواْ فِيهِ يَخۡتَلِفُونَ ٤٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
De ki: "Ey göklerin ve yerin yaratıcısı olan, gaybı da, görünen alemi de bilen Allah'ım! Ayrılığa düştükleri şeyler konusunda kulların arasında sen hükmedersin."
İlişkiler23 bağlantı · 4 tür
Aynı kök39:53
Aynı ibare6:88 12:101 14:10 42:11
Aynı konu39:3 42:10
Henüz sınıflandırılmamış6:14 6:73 9:94 9:105 13:9 +11 daha وَلَوۡ أَنَّ لِلَّذِينَ ظَلَمُواْ مَا فِى ٱلۡأَرۡضِ جَمِيعًا وَمِثۡلَهُۥ مَعَهُۥ لَٱفۡتَدَوۡاْ بِهِۦ مِن سُوٓءِ ٱلۡعَذَابِ يَوۡمَ ٱلۡقِيَـٰمَةِۚ وَبَدَا لَهُم مِّنَ ٱللَّهِ مَا لَمۡ يَكُونُواْ يَحۡتَسِبُونَ ٤٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Eğer yeryüzünde bulunan her şey tümüyle ve onlarla beraber bir o kadarı da zulmedenlerin olsa, kıyamet günü kötü azaptan kurtulmak için elbette onları verirlerdi. Artık, hiç hesap etmedikleri şeyler Allah tarafından karşılarına çıkmıştır.
İlişkiler16 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare5:36 6:88 10:54 13:18
Aynı konu2:48 3:91 70:11 70:11–14
Henüz sınıflandırılmamış2:123 6:28 6:70 43:39 57:15 +3 daha Sayfa 464 Zümer
وَبَدَا لَهُمۡ سَيِّـَٔاتُ مَا كَسَبُواْ وَحَاقَ بِهِم مَّا كَانُواْ بِهِۦ يَسۡتَهۡزِءُونَ ٤٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Dünyada) kazandıkları şeylerin kötülükleri karşılarına çıkmış, alay etmekte oldukları şey onları kuşatmıştır.
İlişkiler11 bağlantı · 2 tür
Aynı ibare6:10 6:88 16:34 40:83 45:33
Henüz sınıflandırılmamış18:106 26:6 37:12 43:7 46:26 +1 daha فَإِذَا مَسَّ ٱلۡإِنسَـٰنَ ضُرٌّ دَعَانَا ثُمَّ إِذَا خَوَّلۡنَـٰهُ نِعۡمَةً مِّنَّا قَالَ إِنَّمَآ أُوتِيتُهُۥ عَلَىٰ عِلۡمِۭۚ بَلۡ هِىَ فِتۡنَةٌ وَلَـٰكِنَّ أَكۡثَرَهُمۡ لَا يَعۡلَمُونَ ٤٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İnsana bir zarar dokunduğunda bize yalvarır. Sonra ona tarafımızdan bir nimet verdiğimizde, "Bu, bana ancak bilgim sayesinde verilmiştir" der. Hayır, o bir imtihandır. Fakat onların çoğu bilmezler.
İlişkiler26 bağlantı · 5 tür
Aynı kök20:85
Aynı ibare6:88 10:12 16:53–55 17:67 28:78 +2 daha Aynı konu10:21–23 11:10 16:53 16:53–54 29:65–66 +4 daha Genelleştirir28:76–82
Henüz sınıflandırılmamış7:137 7:189–190 16:54 16:71 27:40 +3 daha قَدۡ قَالَهَا ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِمۡ فَمَآ أَغۡنَىٰ عَنۡهُم مَّا كَانُواْ يَكۡسِبُونَ ٥٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bunu kendilerinden öncekiler de söylemişti ama kazandıkları şeyler onlara hiçbir yarar sağlamamıştı.
İlişkiler6 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare6:88
Aynı konu7:48 28:78
Henüz sınıflandırılmamış28:58–81 28:76–78 92:11
فَأَصَابَهُمۡ سَيِّـَٔاتُ مَا كَسَبُواْۚ وَٱلَّذِينَ ظَلَمُواْ مِنۡ هَـٰٓؤُلَآءِ سَيُصِيبُهُمۡ سَيِّـَٔاتُ مَا كَسَبُواْ وَمَا هُم بِمُعۡجِزِينَ ٥١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Nihayet kazandıkları şeylerin kötülükleri onlara isabet etmişti. Onlardan zulmedenler var ya, kazandıkları şeylerin kötülükleri onlara isabet edecektir. Onlar Allah'ı aciz bırakacak değillerdir.
İlişkiler16 bağlantı · 4 tür
Açıklar4:79
Aynı ibare6:88 16:34
Aynı konu6:134 11:20 16:46 28:47 42:30 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış8:59 9:2 10:53 24:57 29:22 +2 daha أَوَلَمۡ يَعۡلَمُوٓاْ أَنَّ ٱللَّهَ يَبۡسُطُ ٱلرِّزۡقَ لِمَن يَشَآءُ وَيَقۡدِرُۚ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَـٰتٍ لِّقَوۡمٍ يُؤۡمِنُونَ ٥٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bilmediler mi ki, Allah rızkı dilediğine bol bol verir ve (dilediğine) kısar. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için elbette ibretler vardır.
İlişkiler12 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare6:88 13:26 17:30 29:62 30:37 +3 daha Aynı konu89:16
Henüz sınıflandırılmamış28:82 42:27 53:39
۞ قُلۡ يَـٰعِبَادِىَ ٱلَّذِينَ أَسۡرَفُواْ عَلَىٰٓ أَنفُسِهِمۡ لَا تَقۡنَطُواْ مِن رَّحۡمَةِ ٱللَّهِۚ إِنَّ ٱللَّهَ يَغۡفِرُ ٱلذُّنُوبَ جَمِيعًاۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلۡغَفُورُ ٱلرَّحِيمُ ٥٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
De ki: "Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir."
İlişkiler57 bağlantı · 6 tür
Açıklar15:56
Devam eder39:54 39:54–55
Aynı kök3:79–80 39:14 39:46 39:64–66
Aynı ibare6:88 15:56
Aynı konu4:18 4:48 6:54 12:87 29:23 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış1:1 1:2 2:81 3:79 3:89 +35 daha وَأَنِيبُوٓاْ إِلَىٰ رَبِّكُمۡ وَأَسۡلِمُواْ لَهُۥ مِن قَبۡلِ أَن يَأۡتِيَكُمُ ٱلۡعَذَابُ ثُمَّ لَا تُنصَرُونَ ٥٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Azap size gelmeden önce Rabbinize dönün ve O'na teslim olun. Sonra size yardım edilmez.
İlişkiler20 bağlantı · 4 tür
Devam eder39:53 39:55
Aynı ibare6:88
Aynı konu4:18 30:43 40:85 42:47
Henüz sınıflandırılmamış3:20 3:83 4:17–18 6:71 16:47 +8 daha وَٱتَّبِعُوٓاْ أَحۡسَنَ مَآ أُنزِلَ إِلَيۡكُم مِّن رَّبِّكُم مِّن قَبۡلِ أَن يَأۡتِيَكُمُ ٱلۡعَذَابُ بَغۡتَةً وَأَنتُمۡ لَا تَشۡعُرُونَ ٥٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(55-56) Farkında olmadan azap size ansızın gelmeden önce, Rabbinizden size indirilenin en güzeline uyun ki, kişi, "Allah'ın yanında, işlediğim kusurlardan dolayı vay halime! Gerçekten ben alay edenlerden idim" demesin.
İlişkiler35 bağlantı · 5 tür
Devam eder39:53 39:54
Aynı kök92:6
Aynı ibare6:88 7:3
Aynı konu4:18 7:187 22:55 30:43 39:18 +6 daha Henüz sınıflandırılmamış3:103 6:31 6:47 6:153 6:155 +14 daha أَن تَقُولَ نَفۡسٌ يَـٰحَسۡرَتَىٰ عَلَىٰ مَا فَرَّطتُ فِى جَنۢبِ ٱللَّهِ وَإِن كُنتُ لَمِنَ ٱلسَّـٰخِرِينَ ٥٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(55-56) Farkında olmadan azap size ansızın gelmeden önce, Rabbinizden size indirilenin en güzeline uyun ki, kişi, "Allah'ın yanında, işlediğim kusurlardan dolayı vay halime! Gerçekten ben alay edenlerden idim" demesin.
İlişkiler18 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare6:88
Aynı konu6:30–31 6:31 6:157 30:43 39:25 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış7:173 14:2 23:118 25:71 45:7–10 +4 daha Sayfa 465 Zümer
أَوۡ تَقُولَ لَوۡ أَنَّ ٱللَّهَ هَدَىٰنِى لَكُنتُ مِنَ ٱلۡمُتَّقِينَ ٥٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yahut, "Allah beni doğru yola iletseydi, elbette O'na karşı gelmekten sakınanlardan olurdum" demesin.
İlişkiler22 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare6:88
Aynı konu6:157 30:43 40:85 42:47 43:20 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış2:2 6:148 6:156–157 7:172–173 7:173 +10 daha أَوۡ تَقُولَ حِينَ تَرَى ٱلۡعَذَابَ لَوۡ أَنَّ لِى كَرَّةً فَأَكُونَ مِنَ ٱلۡمُحۡسِنِينَ ٥٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yahut azabı gördüğünde, "Keşke benim için dünyaya bir dönüş daha olsa da iyilik yapanlardan olsam" demesin.
İlişkiler27 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare6:88 26:102
Aynı konu2:167 6:26–27 6:28 6:157 7:53 +7 daha Henüz sınıflandırılmamış6:27 7:173 15:2 21:14 23:118 +8 daha بَلَىٰ قَدۡ جَآءَتۡكَ ءَايَـٰتِى فَكَذَّبۡتَ بِهَا وَٱسۡتَكۡبَرۡتَ وَكُنتَ مِنَ ٱلۡكَـٰفِرِينَ ٥٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Allah, şöyle diyecek:) "Hayır, öyle değil! Ayetlerim sana geldi de sen onları yalanladın, büyüklük tasladın ve inkarcılardan oldun."
İlişkiler17 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare6:88
Aynı konu6:28 30:43 35:37 39:71 40:85 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış3:63 7:146 23:118 25:71 45:27 +5 daha وَيَوۡمَ ٱلۡقِيَـٰمَةِ تَرَى ٱلَّذِينَ كَذَبُواْ عَلَى ٱللَّهِ وُجُوهُهُم مُّسۡوَدَّةٌۚ أَلَيۡسَ فِى جَهَنَّمَ مَثۡوًى لِّلۡمُتَكَبِّرِينَ ٦٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kıyamet günü Allah'a karşı yalan söyleyenleri görürsün, yüzleri kapkara kesilmiştir. Büyüklük taslayanlar için cehennemde bir yer mi yok!?
İlişkiler25 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare6:88 29:68 39:32
Aynı konu3:106 5:103 7:46 10:17 11:18 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış4:173 6:93 7:146 10:26 16:62 +10 daha وَيُنَجِّى ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ٱتَّقَوۡاْ بِمَفَازَتِهِمۡ لَا يَمَسُّهُمُ ٱلسُّوٓءُ وَلَا هُمۡ يَحۡزَنُونَ ٦١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, kendisine karşı gelmekten sakınanları başarıları sebebiyle kurtarır. Onlara kötülük dokunmaz. Onlar üzülmezler de.
İlişkiler21 bağlantı · 5 tür
Karşıtlık3:188 16:29 29:68 39:72
Aynı kök3:188
Aynı ibare6:88
Aynı konu19:66–72 19:72 30:43 42:47
Henüz sınıflandırılmamış16:30–31 19:71 21:101 23:118 25:71 +6 daha ٱللَّهُ خَـٰلِقُ كُلِّ شَىۡءٍۖ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَىۡءٍ وَكِيلٌ ٦٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, her şeyin yaratıcısıdır. O, her şeye vekildir.
İlişkiler4 bağlantı · 2 tür
Aynı ibare6:88 6:102 40:62
Henüz sınıflandırılmamış17:2
لَّهُۥ مَقَالِيدُ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۗ وَٱلَّذِينَ كَفَرُواْ بِـَٔايَـٰتِ ٱللَّهِ أُوْلَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡخَـٰسِرُونَ ٦٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Göklerin ve yerin anahtarları O'nundur. Allah'ın ayetlerini inkar edenler var ya, işte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.
İlişkiler8 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare4:56 6:88 42:12
Aynı konu6:59
Henüz sınıflandırılmamış10:44–45 15:21 42:11 53:25
قُلۡ أَفَغَيۡرَ ٱللَّهِ تَأۡمُرُوٓنِّىٓ أَعۡبُدُ أَيُّهَا ٱلۡجَـٰهِلُونَ ٦٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
De ki: "Ey cahiller! Siz bana Allah'tan başkasına ibadet etmemi mi emrediyorsunuz?"
İlişkiler18 bağlantı · 4 tür
Aynı kök7:199 39:53
Aynı ibare6:88
Aynı konu10:105 40:41–44 109:4
Henüz sınıflandırılmamış2:67 6:35 11:2 11:46 12:33 +7 daha وَلَقَدۡ أُوحِىَ إِلَيۡكَ وَإِلَى ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِكَ لَئِنۡ أَشۡرَكۡتَ لَيَحۡبَطَنَّ عَمَلُكَ وَلَتَكُونَنَّ مِنَ ٱلۡخَـٰسِرِينَ ٦٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun, sana ve senden önceki peygamberlere şöyle vahyedildi: "Eğer Allah'a ortak koşarsan elbette amelin boşa çıkar ve elbette ziyana uğrayanlardan olursun."
İlişkiler28 bağlantı · 5 tür
Aynı kök39:53
Aynı hüküm5:5 6:88
Aynı ibare6:88
Aynı konu4:116 10:105 11:16 18:105 21:29 +5 daha Henüz sınıflandırılmamış3:117 4:48 5:72 9:17 11:2 +9 daha بَلِ ٱللَّهَ فَٱعۡبُدۡ وَكُن مِّنَ ٱلشَّـٰكِرِينَ ٦٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hayır, yalnız Allah'a ibadet et ve şükredenlerden ol.
İlişkiler7 bağlantı · 3 tür
Aynı kök39:53
Aynı konu10:105 109:4
Henüz sınıflandırılmamış11:2 13:36 27:73 76:3
وَمَا قَدَرُواْ ٱللَّهَ حَقَّ قَدۡرِهِۦ وَٱلۡأَرۡضُ جَمِيعًا قَبۡضَتُهُۥ يَوۡمَ ٱلۡقِيَـٰمَةِ وَٱلسَّمَـٰوَٰتُ مَطۡوِيَّـٰتُۢ بِيَمِينِهِۦۚ سُبۡحَـٰنَهُۥ وَتَعَـٰلَىٰ عَمَّا يُشۡرِكُونَ ٦٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah'ın kadrini gereği gibi bilemediler. Yeryüzü kıyamet gününde bütünüyle O'nun elindedir. Gökler de O'nun kudretiyle dürülmüştür. O, onların ortak koştuklarından uzaktır, yücedir.
İlişkiler18 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare6:91 16:1 17:43 22:74
Aynı konu21:104 81:11
Henüz sınıflandırılmamış2:177 6:92 17:1 20:114 21:20 +7 daha Sayfa 466 Zümer
وَنُفِخَ فِى ٱلصُّورِ فَصَعِقَ مَن فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَمَن فِى ٱلۡأَرۡضِ إِلَّا مَن شَآءَ ٱللَّهُۖ ثُمَّ نُفِخَ فِيهِ أُخۡرَىٰ فَإِذَا هُمۡ قِيَامٌ يَنظُرُونَ ٦٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sur'a üflenir ve Allah'ın dilediği kimseler dışında göklerdeki herkes ve yerdeki herkes ölür. Sonra ona bir daha üflenir, bir de bakarsın onlar kalkmış bekliyorlar.
İlişkiler27 bağlantı · 4 tür
Paralel27:87 36:51
Aynı ibare18:99 69:13 69:13–15
Aynı konu6:73 30:14 74:8
Henüz sınıflandırılmamış11:107 14:48 17:104 20:102 22:1–2 +14 daha وَأَشۡرَقَتِ ٱلۡأَرۡضُ بِنُورِ رَبِّهَا وَوُضِعَ ٱلۡكِتَـٰبُ وَجِاْىٓءَ بِٱلنَّبِيِّـۧنَ وَٱلشُّهَدَآءِ وَقُضِىَ بَيۡنَهُم بِٱلۡحَقِّ وَهُمۡ لَا يُظۡلَمُونَ ٦٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yeryüzü, Rabbinin nuruyla aydınlanır. Kitap (amel defterleri) ortaya konur. Peygamberler ve şahitler getirilir ve haksızlığa uğratılmaksızın aralarında adaletle hüküm verilir.
İlişkiler38 bağlantı · 4 tür
Devam eder39:70
Paralel4:41 5:109 16:84 16:89 18:49 +4 daha Aynı konu2:143 7:6 10:47 14:48 17:71 +8 daha Henüz sınıflandırılmamış6:130 7:143 10:30 17:13 17:13–14 +10 daha وَوُفِّيَتۡ كُلُّ نَفۡسٍ مَّا عَمِلَتۡ وَهُوَ أَعۡلَمُ بِمَا يَفۡعَلُونَ ٧٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Herkese yaptığının karşılığı tam olarak verilir. Allah, onların yaptıklarını en iyi bilendir.
İlişkiler19 bağlantı · 4 tür
Devam eder39:69
Paralel36:51
Aynı konu3:161 17:71 22:68 30:14
Henüz sınıflandırılmamış10:30 10:46 17:79 17:104 21:47 +8 daha وَسِيقَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓاْ إِلَىٰ جَهَنَّمَ زُمَرًاۖ حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءُوهَا فُتِحَتۡ أَبۡوَٰبُهَا وَقَالَ لَهُمۡ خَزَنَتُهَآ أَلَمۡ يَأۡتِكُمۡ رُسُلٌ مِّنكُمۡ يَتۡلُونَ عَلَيۡكُمۡ ءَايَـٰتِ رَبِّكُمۡ وَيُنذِرُونَكُمۡ لِقَآءَ يَوۡمِكُمۡ هَـٰذَاۚ قَالُواْ بَلَىٰ وَلَـٰكِنۡ حَقَّتۡ كَلِمَةُ ٱلۡعَذَابِ عَلَى ٱلۡكَـٰفِرِينَ ٧١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İnkar edenler grup grup cehenneme sevk edilirler. Cehenneme vardıklarında oranın kapıları açılır ve cehennem bekçileri onlara şöyle derler: "Size içinizden, Rabbinizin ayetlerini size okuyan ve bu gününüze kavuşacağınıza dair sizi uyaran peygamberler gelmedi mi?" Onlar da, "Evet geldi" derler. Fakat inkarcılar hakkında azap sözü gerçekleşmiştir.
İlişkiler64 bağlantı · 5 tür
Karşıtlık39:73
Paralel6:130–131 19:86 23:105 35:37 36:51 +4 daha Aynı ibare6:130 36:46 39:19 40:6 67:8
Aynı konu7:18 7:53 7:172 9:115 10:47 +16 daha Henüz sınıflandırılmamış5:19 5:32 10:33 10:46 16:43 +23 daha قِيلَ ٱدۡخُلُوٓاْ أَبۡوَٰبَ جَهَنَّمَ خَـٰلِدِينَ فِيهَاۖ فَبِئۡسَ مَثۡوَى ٱلۡمُتَكَبِّرِينَ ٧٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlara şöyle denir: "İçinde ebedi kalmak üzere cehennemin kapılarından girin. Büyüklük taslayanların kalacağı yer ne kötüdür!"
İlişkiler24 bağlantı · 6 tür
Karşıtlık39:61
Aynı kök40:76
Paralel36:51
Aynı ibare16:29 40:76
Aynı konu15:44 30:14
Henüz sınıflandırılmamış4:168 4:169 4:173 5:37 7:156 +12 daha وَسِيقَ ٱلَّذِينَ ٱتَّقَوۡاْ رَبَّهُمۡ إِلَى ٱلۡجَنَّةِ زُمَرًاۖ حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءُوهَا وَفُتِحَتۡ أَبۡوَٰبُهَا وَقَالَ لَهُمۡ خَزَنَتُهَا سَلَـٰمٌ عَلَيۡكُمۡ طِبۡتُمۡ فَٱدۡخُلُوهَا خَـٰلِدِينَ ٧٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Rablerine karşı gelmekten sakınanlar da grup grup cennete sevk edilirler. Cennete vardıklarında oranın kapıları açılır ve cennet bekçileri onlara şöyle der: "Size selam olsun! Tertemiz oldunuz. Haydi ebedi kalmak üzere buraya girin."
İlişkiler34 bağlantı · 5 tür
Karşıtlık39:71
Paralel13:24 15:46 19:85 36:51 50:34
Aynı ibare10:10 16:32 39:20
Aynı konu14:23 21:103 30:14 38:50
Henüz sınıflandırılmamış2:25 4:173 6:135 13:23 16:30 +16 daha وَقَالُواْ ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ ٱلَّذِى صَدَقَنَا وَعۡدَهُۥ وَأَوۡرَثَنَا ٱلۡأَرۡضَ نَتَبَوَّأُ مِنَ ٱلۡجَنَّةِ حَيۡثُ نَشَآءُۖ فَنِعۡمَ أَجۡرُ ٱلۡعَـٰمِلِينَ ٧٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar şöyle derler: "Hamd, bize olan vaadini gerçekleştiren ve bizi cennetten dilediğimiz yere konmak üzere bu yurda varis kılan Allah'a mahsustur. Salih amel işleyenlerin mükafatı ne güzelmiş!"
İlişkiler31 bağlantı · 5 tür
Açıklar21:105
Paralel36:51
Aynı ibare3:136 7:43–44 10:10 29:58 39:20
Aynı konu7:44 19:61 21:101–103 21:103 26:85 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış2:25 6:134 7:43 22:24 24:55 +12 daha Sayfa 467 Zümer
وَتَرَى ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةَ حَآفِّينَ مِنۡ حَوۡلِ ٱلۡعَرۡشِ يُسَبِّحُونَ بِحَمۡدِ رَبِّهِمۡۖ وَقُضِىَ بَيۡنَهُم بِٱلۡحَقِّ وَقِيلَ ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلۡعَـٰلَمِينَ ٧٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Melekleri de, Rablerini hamd ile tesbih edip yücelterek Arş'ın etrafını kuşatmış halde görürsün. Artık kulların arasında adaletle hüküm verilmiş ve "Hamd alemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur" denilmiştir.
İlişkiler18 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare1:2 10:10 40:7 42:5
Aynı konu7:206 21:19 41:38 45:36 69:17 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış2:30–34 4:172 13:13 16:49 35:33 +3 daha