بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِBu sure besmeleyle başlar (ayet sayılmaz).
حمٓ ١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İlişkiler11 bağlantı · 1 tür
Henüz sınıflandırılmamış2:1 36:1 38:1 41:1 41:3 +6 daha تَنزِيلُ ٱلۡكِتَـٰبِ مِنَ ٱللَّهِ ٱلۡعَزِيزِ ٱلۡعَلِيمِ ٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(2-3) Bu kitabın indirilmesi, mutlak güç sahibi, hakkıyla bilen, günahı bağışlayan, tövbeyi kabul eden, azabı ağır olan, lütuf sahibi Allah tarafındandır. O'ndan başka ilah yoktur. Dönüş ancak O'nadır.
İlişkiler8 bağlantı · 2 tür
Aynı ibare32:2 39:1 45:2 46:2
Henüz sınıflandırılmamış2:1 27:6 36:5 76:23
غَافِرِ ٱلذَّنۢبِ وَقَابِلِ ٱلتَّوۡبِ شَدِيدِ ٱلۡعِقَابِ ذِى ٱلطَّوۡلِۖ لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَۖ إِلَيۡهِ ٱلۡمَصِيرُ ٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(2-3) Bu kitabın indirilmesi, mutlak güç sahibi, hakkıyla bilen, günahı bağışlayan, tövbeyi kabul eden, azabı ağır olan, lütuf sahibi Allah tarafındandır. O'ndan başka ilah yoktur. Dönüş ancak O'nadır.
İlişkiler11 bağlantı · 2 tür
Aynı konu3:135 11:3 11:61 42:25–26
Henüz sınıflandırılmamış1:1 2:1 4:17 20:82 40:65 +2 daha مَا يُجَـٰدِلُ فِىٓ ءَايَـٰتِ ٱللَّهِ إِلَّا ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ فَلَا يَغۡرُرۡكَ تَقَلُّبُهُمۡ فِى ٱلۡبِلَـٰدِ ٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah'ın ayetleri hakkında inkar edenlerden başkası tartışmaya girişmez. Onların şehirlerde gezip dolaşmaları seni aldatmasın.
İlişkiler17 bağlantı · 4 tür
Devam eder40:5
Aynı ibare3:196 40:35 40:56 40:69
Aynı konu18:56 22:3 22:8 22:51 34:5 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış28:87 31:20 31:24 45:6
كَذَّبَتۡ قَبۡلَهُمۡ قَوۡمُ نُوحٍ وَٱلۡأَحۡزَابُ مِنۢ بَعۡدِهِمۡۖ وَهَمَّتۡ كُلُّ أُمَّةِۭ بِرَسُولِهِمۡ لِيَأۡخُذُوهُۖ وَجَـٰدَلُواْ بِٱلۡبَـٰطِلِ لِيُدۡحِضُواْ بِهِ ٱلۡحَقَّ فَأَخَذۡتُهُمۡۖ فَكَيۡفَ كَانَ عِقَابِ ٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlardan önce Nuh'un kavmi ve onlardan sonra gelen topluluklar da yalanlamıştı. Her ümmet kendi peygamberini yakalayıp cezalandırmaya azmetmişti. Hakkı yok etmek için batıl şeyler ileri sürerek tartışmışlardı. Bu yüzden onları kıskıvrak yakaladım. Benim cezalandırmam nasılmış, (gördüler)!
İlişkiler20 bağlantı · 4 tür
Devam eder40:4
Aynı ibare18:56 22:42–44 26:105 38:12–14 50:12–14 +1 daha Aynı konu2:42 3:71
Henüz sınıflandırılmamış6:10 9:32 11:40 11:120 21:18 +6 daha وَكَذَٰلِكَ حَقَّتۡ كَلِمَتُ رَبِّكَ عَلَى ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓاْ أَنَّهُمۡ أَصۡحَـٰبُ ٱلنَّارِ ٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Böylece Rabbinin, inkar edenler hakkındaki, "Onlar cehennemliklerdir" sözü gerçekleşmiş oldu.
İlişkiler13 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare7:36 11:119 39:71
Aynı konu7:18 36:7 37:31 38:85
Henüz sınıflandırılmamış8:55 10:33 10:96 26:122 32:13 +1 daha ٱلَّذِينَ يَحۡمِلُونَ ٱلۡعَرۡشَ وَمَنۡ حَوۡلَهُۥ يُسَبِّحُونَ بِحَمۡدِ رَبِّهِمۡ وَيُؤۡمِنُونَ بِهِۦ وَيَسۡتَغۡفِرُونَ لِلَّذِينَ ءَامَنُواْ رَبَّنَا وَسِعۡتَ كُلَّ شَىۡءٍ رَّحۡمَةً وَعِلۡمًا فَٱغۡفِرۡ لِلَّذِينَ تَابُواْ وَٱتَّبَعُواْ سَبِيلَكَ وَقِهِمۡ عَذَابَ ٱلۡجَحِيمِ ٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Arş'ı taşıyanlar ve onun çevresinde bulunanlar (melekler) Rablerini hamd ederek tespih ederler, O'na inanırlar ve inananlar için (şöyle diyerek) bağışlanma dilerler: "Ey Rabbimiz! Senin rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. O halde tövbe eden ve senin yoluna uyanları bağışla ve onları cehennem azabından koru."
İlişkiler34 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare2:201 3:16 3:190–194 15:98 20:130 +8 daha Aynı konu4:64 4:172 5:118 7:206 12:98 +7 daha Henüz sınıflandırılmamış7:54 20:100 21:19 21:20 29:13 +4 daha Sayfa 468 Mümin
رَبَّنَا وَأَدۡخِلۡهُمۡ جَنَّـٰتِ عَدۡنٍ ٱلَّتِى وَعَدتَّهُمۡ وَمَن صَلَحَ مِنۡ ءَابَآئِهِمۡ وَأَزۡوَٰجِهِمۡ وَذُرِّيَّـٰتِهِمۡۚ إِنَّكَ أَنتَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡحَكِيمُ ٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Ey Rabbimiz! Onları da, onların babalarından, eşlerinden ve soylarından iyi olanları da, kendilerine vaad ettiğin Adn cennetlerine koy. Şüphesiz sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin."
İlişkiler25 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare13:23 18:31 19:61 42:5 61:12
Aynı konu4:64 7:206 14:41 21:19 22:14 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış9:72 16:31 20:76 21:20 35:33 +7 daha وَقِهِمُ ٱلسَّيِّـَٔاتِۚ وَمَن تَقِ ٱلسَّيِّـَٔاتِ يَوۡمَئِذٍ فَقَدۡ رَحِمۡتَهُۥۚ وَذَٰلِكَ هُوَ ٱلۡفَوۡزُ ٱلۡعَظِيمُ ٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Onları kötülüklerden koru. Sen o gün kimi kötülüklerden korursan, ona rahmet etmiş olursun. İşte bu büyük başarıdır."
İlişkiler12 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare42:5
Aynı konu4:64 6:16 7:206 21:19 45:30 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış9:71 10:58 21:20 53:26 59:10
إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ يُنَادَوۡنَ لَمَقۡتُ ٱللَّهِ أَكۡبَرُ مِن مَّقۡتِكُمۡ أَنفُسَكُمۡ إِذۡ تُدۡعَوۡنَ إِلَى ٱلۡإِيمَـٰنِ فَتَكۡفُرُونَ ١٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İnkar edenler var ya, muhakkak onlara: "Allah'ın (size) gazabı, sizin kendinize olan gazabınızdan daha büyüktür. Çünkü siz imana çağırılırdınız da inkar ederdiniz" diye seslenilir.
İlişkiler8 bağlantı · 2 tür
Aynı kök35:39 40:35 61:3
Henüz sınıflandırılmamış33:67 37:58 41:27–28 42:52 78:40
قَالُواْ رَبَّنَآ أَمَتَّنَا ٱثۡنَتَيۡنِ وَأَحۡيَيۡتَنَا ٱثۡنَتَيۡنِ فَٱعۡتَرَفۡنَا بِذُنُوبِنَا فَهَلۡ إِلَىٰ خُرُوجٍ مِّن سَبِيلٍ ١١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar da şöyle derler: "Ey Rabbimiz! Bizi iki defa öldürdün, iki defa da dirilttin. Günahlarımızı kabulleniyoruz. Şimdi (bu ateşten) bir çıkış yolu var mı?"
İlişkiler25 bağlantı · 5 tür
Açıklar2:28
Aynı kök18:61
Paralel32:12 67:10–11
Aynı konu15:23 23:15–16 67:11
Henüz sınıflandırılmamış2:167 5:37 7:57 18:57 20:55 +13 daha ذَٰلِكُم بِأَنَّهُۥٓ إِذَا دُعِىَ ٱللَّهُ وَحۡدَهُۥ كَفَرۡتُمۡۖ وَإِن يُشۡرَكۡ بِهِۦ تُؤۡمِنُواْۚ فَٱلۡحُكۡمُ لِلَّهِ ٱلۡعَلِىِّ ٱلۡكَبِيرِ ١٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Bu, sizin tevhid çerçevesinde Allah'a çağrıldığında inkar etmeniz, O'na ortak koşulduğunda ise inanmanız sebebiyledir. Artık hüküm yüce ve büyük Allah'a aittir."
İlişkiler12 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare39:45
Aynı konu17:46 18:26 37:35 38:1–10
Henüz sınıflandırılmamış18:57 22:56 23:67 37:58 60:4 +2 daha هُوَ ٱلَّذِى يُرِيكُمۡ ءَايَـٰتِهِۦ وَيُنَزِّلُ لَكُم مِّنَ ٱلسَّمَآءِ رِزۡقًاۚ وَمَا يَتَذَكَّرُ إِلَّا مَن يُنِيبُ ١٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O, size ayetlerini gösteren, sizin için gökten bir rızık indirendir. Ancak O'na yönelen, düşünüp ibret alır.
İlişkiler14 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare27:93 40:81 51:22
Aynı konu2:22 13:27 14:32 16:10 20:53 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış13:1–5 18:57 37:58
فَٱدۡعُواْ ٱللَّهَ مُخۡلِصِينَ لَهُ ٱلدِّينَ وَلَوۡ كَرِهَ ٱلۡكَـٰفِرُونَ ١٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O halde, kafirlerin hoşuna gitmese de, siz dini Allah'a has kılarak O'na ibadet edin.
İlişkiler13 bağlantı · 4 tür
Aynı hüküm7:29 39:2
Aynı ibare40:65 98:5
Aynı konu3:85 4:146 39:3 72:18
Henüz sınıflandırılmamış12:40 37:58 39:11 39:14 53:57
رَفِيعُ ٱلدَّرَجَـٰتِ ذُو ٱلۡعَرۡشِ يُلۡقِى ٱلرُّوحَ مِنۡ أَمۡرِهِۦ عَلَىٰ مَن يَشَآءُ مِنۡ عِبَادِهِۦ لِيُنذِرَ يَوۡمَ ٱلتَّلَاقِ ١٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O, dereceleri hakkıyla yükseltendir, Arş'ın sahibidir. Buluşma günü hakkında (insanları) uyarmak için, iradesiyle ilgili vahyi kullarından dilediğine, kendi indirir.
İlişkiler28 bağlantı · 4 tür
Aynı kök3:55 4:158 6:83 26:193 42:52 +2 daha Aynı ibare16:2 17:85
Aynı konu16:102 44:4–5 97:4
Henüz sınıflandırılmamış2:97 3:163 4:96 6:165 8:4 +11 daha يَوۡمَ هُم بَـٰرِزُونَۖ لَا يَخۡفَىٰ عَلَى ٱللَّهِ مِنۡهُمۡ شَىۡءٌۚ لِّمَنِ ٱلۡمُلۡكُ ٱلۡيَوۡمَۖ لِلَّهِ ٱلۡوَٰحِدِ ٱلۡقَهَّارِ ١٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O gün onlar ortaya çıkarlar. Onların hiçbir şeyi Allah'a gizli kalmaz. Bugün mülk (hükümranlık) kimindir? Tek olan, her şeyi kudret ve hakimiyeti altında tutan Allah'ındır
İlişkiler16 bağlantı · 5 tür
Karşıtlık40:29
Aynı kök14:21 38:65
Aynı ibare14:48
Aynı konu1:4 3:5 6:73 22:56 25:26 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış6:18 18:49 37:58 39:14 40:19 +1 daha Sayfa 469 Mümin
ٱلۡيَوۡمَ تُجۡزَىٰ كُلُّ نَفۡسِۭ بِمَا كَسَبَتۡۚ لَا ظُلۡمَ ٱلۡيَوۡمَۚ إِنَّ ٱللَّهَ سَرِيعُ ٱلۡحِسَابِ ١٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bugün herkese kazandığının karşılığı verilir. Bugün asla zulüm yoktur. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk görendir.
İlişkiler20 bağlantı · 4 tür
Aynı hüküm10:52 45:22
Aynı ibare13:41 14:51 24:39 74:38
Aynı konu6:62 10:30 10:52 21:47 36:54
Henüz sınıflandırılmamış2:48 15:29 19:87 19:95 24:40 +4 daha وَأَنذِرۡهُمۡ يَوۡمَ ٱلۡـَٔازِفَةِ إِذِ ٱلۡقُلُوبُ لَدَى ٱلۡحَنَاجِرِ كَـٰظِمِينَۚ مَا لِلظَّـٰلِمِينَ مِنۡ حَمِيمٍ وَلَا شَفِيعٍ يُطَاعُ ١٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yaklaşmakta olan gün konusunda onları uyar. O gün yürekler gam ve tasa ile dolu, (sanki) gırtlaklara dayanmıştır. Zalimlerin ne sıcak bir dostu, ne de sözü dinlenir bir şefaatçisi vardır.
İlişkiler21 bağlantı · 4 tür
Aynı kök53:57
Aynı ibare19:39
Aynı konu2:48 6:51–82 74:48
Henüz sınıflandırılmamış3:134 4:85 6:51 6:94 14:44–45 +11 daha يَعۡلَمُ خَآئِنَةَ ٱلۡأَعۡيُنِ وَمَا تُخۡفِى ٱلصُّدُورُ ١٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, gözlerin hain bakışını ve kalplerin gizlediğini bilir.
İlişkiler20 bağlantı · 2 tür
Aynı konu2:33 3:29 24:31 100:10
Henüz sınıflandırılmamış3:119 4:107 5:99 8:43 11:5 +11 daha وَٱللَّهُ يَقۡضِى بِٱلۡحَقِّۖ وَٱلَّذِينَ يَدۡعُونَ مِن دُونِهِۦ لَا يَقۡضُونَ بِشَىۡءٍۗ إِنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلۡبَصِيرُ ٢٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, hak ve adaletle hükmeder. Allah'tan başka taptıkları ise hiçbir hükümde bulunamazlar. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.
İlişkiler11 bağlantı · 2 tür
Aynı konu39:69
Henüz sınıflandırılmamış4:48 22:56 29:41 37:58 39:14 +5 daha ۞ أَوَلَمۡ يَسِيرُواْ فِى ٱلۡأَرۡضِ فَيَنظُرُواْ كَيۡفَ كَانَ عَـٰقِبَةُ ٱلَّذِينَ كَانُواْ مِن قَبۡلِهِمۡۚ كَانُواْ هُمۡ أَشَدَّ مِنۡهُمۡ قُوَّةً وَءَاثَارًا فِى ٱلۡأَرۡضِ فَأَخَذَهُمُ ٱللَّهُ بِذُنُوبِهِمۡ وَمَا كَانَ لَهُم مِّنَ ٱللَّهِ مِن وَاقٍ ٢١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden öncekilerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar, kendilerinden daha güçlü ve yeryüzündeki eserleri daha üstündü. Böyle iken Allah, günahları sebebiyle onları yakaladı. Onları Allah'ın azabından koruyacak hiç kimse olmadı.
İlişkiler16 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare12:109 30:9 35:44 40:82
Aynı konu3:137 6:11 27:69 43:8
Henüz sınıflandırılmamış16:36 22:46 28:78 30:42 46:27 +3 daha ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمۡ كَانَت تَّأۡتِيهِمۡ رُسُلُهُم بِٱلۡبَيِّنَـٰتِ فَكَفَرُواْ فَأَخَذَهُمُ ٱللَّهُۚ إِنَّهُۥ قَوِىٌّ شَدِيدُ ٱلۡعِقَابِ ٢٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bunun sebebi şu idi: Peygamberleri onlara apaçık mucizeler getiriyorlardı da onlar inkar ediyorlardı. Bu yüzden Allah da onları yakalayıverdi. Şüphesiz O, güçlüdür, cezası da çok şiddetlidir.
İlişkiler5 bağlantı · 3 tür
Paralel10:75
Aynı ibare7:101 10:13 64:6
Henüz sınıflandırılmamış43:38
وَلَقَدۡ أَرۡسَلۡنَا مُوسَىٰ بِـَٔايَـٰتِنَا وَسُلۡطَـٰنٍ مُّبِينٍ ٢٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(23-24) Andolsun ki biz Musa'yı mucizelerimizle ve apaçık bir delille Firavun'a, Haman'a ve Karun'a gönderdik. Onlar ise; "Bu çok yalancı bir sihirbazdır" dediler.
İlişkiler22 bağlantı · 5 tür
Aynı kök17:65
Paralel10:75 44:17
Aynı ibare7:103 11:96 44:19 51:38
Aynı konu7:104–110 28:35 54:46
Henüz sınıflandırılmamış7:105 7:133 11:96–97 11:97 20:24 +7 daha إِلَىٰ فِرۡعَوۡنَ وَهَـٰمَـٰنَ وَقَـٰرُونَ فَقَالُواْ سَـٰحِرٌ كَذَّابٌ ٢٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(23-24) Andolsun ki biz Musa'yı mucizelerimizle ve apaçık bir delille Firavun'a, Haman'a ve Karun'a gönderdik. Onlar ise; "Bu çok yalancı bir sihirbazdır" dediler.
İlişkiler22 bağlantı · 4 tür
Paralel7:104–110 10:75 23:46 29:39 44:17
Aynı ibare11:96
Aynı konu7:132 54:46
Henüz sınıflandırılmamış7:109 7:112–116 7:112 11:96–97 11:97 +9 daha فَلَمَّا جَآءَهُم بِٱلۡحَقِّ مِنۡ عِندِنَا قَالُواْ ٱقۡتُلُوٓاْ أَبۡنَآءَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ مَعَهُۥ وَٱسۡتَحۡيُواْ نِسَآءَهُمۡۚ وَمَا كَيۡدُ ٱلۡكَـٰفِرِينَ إِلَّا فِى ضَلَـٰلٍ ٢٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Musa onlara tarafımızdan gerçeği getirince, "Onunla beraber iman edenlerin oğullarını öldürün, kadınlarını sağ bırakın" dediler. Fakat kafirlerin tuzağı hep boşa çıkmıştır.
İlişkiler27 bağlantı · 4 tür
Paralel7:127 10:75 44:17
Aynı ibare8:18 28:48
Aynı konu2:49 7:118 7:141 14:6 28:4 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış3:54 8:30 13:42 14:46 26:16 +10 daha Sayfa 470 Mümin
وَقَالَ فِرۡعَوۡنُ ذَرُونِىٓ أَقۡتُلۡ مُوسَىٰ وَلۡيَدۡعُ رَبَّهُۥٓۖ إِنِّىٓ أَخَافُ أَن يُبَدِّلَ دِينَكُمۡ أَوۡ أَن يُظۡهِرَ فِى ٱلۡأَرۡضِ ٱلۡفَسَادَ ٢٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Firavun dedi ki: "Bırakın beni, Musa'yı öldüreyim. (Faydası olacaksa) Rabbini yardıma çağırsın! Çünkü ben onun, dininizi değiştireceğinden, yahut yeryüzünde bozgunculuk çıkaracağından korkuyorum."
İlişkiler26 bağlantı · 4 tür
Aynı kök107:1
Paralel7:127 10:75 44:17
Aynı konu10:78 20:47–58 40:46 54:46
Henüz sınıflandırılmamış3:73 6:70 7:51 12:76 20:63 +13 daha وَقَالَ مُوسَىٰٓ إِنِّى عُذۡتُ بِرَبِّى وَرَبِّكُم مِّن كُلِّ مُتَكَبِّرٍ لَّا يُؤۡمِنُ بِيَوۡمِ ٱلۡحِسَابِ ٢٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Musa da, "Ben, hesap gününe inanmayan her kibirliden, benim de Rabbim sizin de Rabbiniz olan Allah'a sığınırım" dedi.
İlişkiler16 bağlantı · 5 tür
Aynı kök7:200 12:23
Paralel10:75 44:17
Aynı ibare42:15 44:20
Aynı konu20:44 54:46
Henüz sınıflandırılmamış26:16 28:3 39:23 44:21 72:22 +3 daha وَقَالَ رَجُلٌ مُّؤۡمِنٌ مِّنۡ ءَالِ فِرۡعَوۡنَ يَكۡتُمُ إِيمَـٰنَهُۥٓ أَتَقۡتُلُونَ رَجُلًا أَن يَقُولَ رَبِّىَ ٱللَّهُ وَقَدۡ جَآءَكُم بِٱلۡبَيِّنَـٰتِ مِن رَّبِّكُمۡۖ وَإِن يَكُ كَـٰذِبًا فَعَلَيۡهِ كَذِبُهُۥۖ وَإِن يَكُ صَادِقًا يُصِبۡكُم بَعۡضُ ٱلَّذِى يَعِدُكُمۡۖ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَهۡدِى مَنۡ هُوَ مُسۡرِفٌ كَذَّابٌ ٢٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Firavun ailesinden, imanını gizlemekte olan mü'min bir adam şöyle dedi: "Rabbim Allah'tır, dediği için bir adamı öldürecek misiniz? Halbuki o, size Rabbinizden apaçık mucizeler getirdi. Eğer yalancı ise, yalanı kendi aleyhinedir. Eğer doğru söylüyorsa, sizi tehdit ettiği şeylerin bir kısmı başınıza gelecektir. Şüphesiz Allah, aşırı giden, yalancılık eden kimseyi doğru yola eriştirmez."
İlişkiler50 bağlantı · 5 tür
Devam eder40:34
Paralel10:75 44:17
Aynı ibare22:40
Aynı konu7:126 20:49 28:20 40:34 40:46 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış3:81 7:1 7:69 9:1 10:90–91 +34 daha يَـٰقَوۡمِ لَكُمُ ٱلۡمُلۡكُ ٱلۡيَوۡمَ ظَـٰهِرِينَ فِى ٱلۡأَرۡضِ فَمَن يَنصُرُنَا مِنۢ بَأۡسِ ٱللَّهِ إِن جَآءَنَاۚ قَالَ فِرۡعَوۡنُ مَآ أُرِيكُمۡ إِلَّا مَآ أَرَىٰ وَمَآ أَهۡدِيكُمۡ إِلَّا سَبِيلَ ٱلرَّشَادِ ٢٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Ey kavmim! Bugün yeryüzüne hakim kimseler olarak iktidar ve saltanat sizindir. Ama başımıza geldiğinde bizi, Allah'ın azabından kim kurtarır?" Firavun, "Ben size ancak kendi görüşümü bildiriyorum ve sizi ancak doğru yola götürüyorum" dedi.
İlişkiler24 bağlantı · 5 tür
Karşıtlık40:16
Paralel10:75 44:17
Aynı ibare28:38–41
Aynı konu10:83 11:97 20:49 40:46 54:46
Henüz sınıflandırılmamış19:51 20:48 20:79 25:26 26:16 +10 daha وَقَالَ ٱلَّذِىٓ ءَامَنَ يَـٰقَوۡمِ إِنِّىٓ أَخَافُ عَلَيۡكُم مِّثۡلَ يَوۡمِ ٱلۡأَحۡزَابِ ٣٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(30-31) İman etmiş olan adam dedi ki: "Ey kavmim! Şüphesiz ben, Nuh kavmi, Ad kavmi, Semud kavmi ve onlardan sonra gelen toplulukların başına gelen olayların sizin de başınıza gelmesinden korkuyorum. Allah, kullarına asla zulmetmek istemez."
İlişkiler25 bağlantı · 5 tür
Açıklar40:31
Paralel10:75 44:17
Aynı ibare14:9 41:13
Aynı konu20:49 40:46 54:46
Henüz sınıflandırılmamış10:44–45 11:3 11:89 14:5 19:51 +12 daha مِثۡلَ دَأۡبِ قَوۡمِ نُوحٍ وَعَادٍ وَثَمُودَ وَٱلَّذِينَ مِنۢ بَعۡدِهِمۡۚ وَمَا ٱللَّهُ يُرِيدُ ظُلۡمًا لِّلۡعِبَادِ ٣١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(30-31) İman etmiş olan adam dedi ki: "Ey kavmim! Şüphesiz ben, Nuh kavmi, Ad kavmi, Semud kavmi ve onlardan sonra gelen toplulukların başına gelen olayların sizin de başınıza gelmesinden korkuyorum. Allah, kullarına asla zulmetmek istemez."
İlişkiler21 bağlantı · 5 tür
Açıklar40:30
Paralel10:75 44:17
Aynı ibare14:9 41:13
Aynı konu20:49 40:46 54:46
Henüz sınıflandırılmamış10:44 11:89 19:51 20:48 20:79 +8 daha وَيَـٰقَوۡمِ إِنِّىٓ أَخَافُ عَلَيۡكُمۡ يَوۡمَ ٱلتَّنَادِ ٣٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(32-33) "Ey kavmim! Gerçekten sizin için, o bağrışıp çağrışma gününden, arkanıza dönüp kaçmaya çalışacağınız günden korkuyorum. (O gün) sizi, Allah'(ın azabın)dan kurtaracak kimse yoktur. Allah, kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek de yoktur."
İlişkiler15 bağlantı · 3 tür
Paralel10:75 44:17
Aynı konu11:3 20:49 54:46 75:11
Henüz sınıflandırılmamış11:89 18:47 19:51 20:48 20:79 +4 daha يَوۡمَ تُوَلُّونَ مُدۡبِرِينَ مَا لَكُم مِّنَ ٱللَّهِ مِنۡ عَاصِمٍۗ وَمَن يُضۡلِلِ ٱللَّهُ فَمَا لَهُۥ مِنۡ هَادٍ ٣٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(32-33) "Ey kavmim! Gerçekten sizin için, o bağrışıp çağrışma gününden, arkanıza dönüp kaçmaya çalışacağınız günden korkuyorum. (O gün) sizi, Allah'(ın azabın)dan kurtaracak kimse yoktur. Allah, kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek de yoktur."
İlişkiler25 bağlantı · 4 tür
Paralel10:75 44:17
Aynı ibare39:36
Aynı konu20:49 33:17 54:46 75:11
Henüz sınıflandırılmamış2:26 4:88 7:186 11:89 13:33 +13 daha Sayfa 471 Mümin
وَلَقَدۡ جَآءَكُمۡ يُوسُفُ مِن قَبۡلُ بِٱلۡبَيِّنَـٰتِ فَمَا زِلۡتُمۡ فِى شَكٍّ مِّمَّا جَآءَكُم بِهِۦۖ حَتَّىٰٓ إِذَا هَلَكَ قُلۡتُمۡ لَن يَبۡعَثَ ٱللَّهُ مِنۢ بَعۡدِهِۦ رَسُولًاۚ كَذَٰلِكَ يُضِلُّ ٱللَّهُ مَنۡ هُوَ مُسۡرِفٌ مُّرۡتَابٌ ٣٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun, daha önce Yusuf da size apaçık deliller getirmişti de, onun size getirdikleri hakkında şüphe edip durmuştunuz. Daha sonra o ölünce de, "Allah, ondan sonra asla peygamber göndermez" demiştiniz. İşte Allah, aşırı giden şüpheci kimseleri böyle saptırır.
İlişkiler23 bağlantı · 4 tür
Devam eder40:28
Paralel10:75 44:17
Aynı konu10:94 20:49 40:28 45:23 54:46
Henüz sınıflandırılmamış2:272 3:93 11:89 12:22 19:51 +10 daha ٱلَّذِينَ يُجَـٰدِلُونَ فِىٓ ءَايَـٰتِ ٱللَّهِ بِغَيۡرِ سُلۡطَـٰنٍ أَتَىٰهُمۡۖ كَبُرَ مَقۡتًا عِندَ ٱللَّهِ وَعِندَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْۚ كَذَٰلِكَ يَطۡبَعُ ٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ قَلۡبِ مُتَكَبِّرٍ جَبَّارٍ ٣٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar kendilerine gelmiş hiçbir delil olmaksızın, Allah'ın ayetleri hakkında tartışan kimselerdir. Bu ise Allah katında ve iman edenler katında büyük öfke ve gazap gerektiren bir iştir. Allah, her kibirli zorbanın kalbini işte böyle mühürler.
İlişkiler45 bağlantı · 6 tür
Açıklar40:69
Aynı kök35:39 40:10 61:3
Paralel10:75 44:17
Aynı ibare30:59 40:4 40:56 40:69 42:35
Aynı konu9:87 20:49 22:3 22:8 22:51 +6 daha Henüz sınıflandırılmamış2:7 2:88 3:66 4:88 4:155 +18 daha وَقَالَ فِرۡعَوۡنُ يَـٰهَـٰمَـٰنُ ٱبۡنِ لِى صَرۡحًا لَّعَلِّىٓ أَبۡلُغُ ٱلۡأَسۡبَـٰبَ ٣٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(36-37) Firavun dedi ki: "Ey Haman! Bana yüksek bir kule yap, belki yollara, göklerin yollarına erişirim de Musa'nın ilahını görürüm(!) Çünkü ben, onun yalancı olduğuna inanıyorum." Böylece Firavun'a yaptığı kötü iş süslü gösterildi ve doğru yoldan saptırıldı. Firavun'un tuzağı, tamamen sonuçsuz kaldı.
İlişkiler15 bağlantı · 4 tür
Devam eder40:37
Paralel10:75 28:38 44:17
Aynı konu20:49 40:46 54:46
Henüz sınıflandırılmamış16:63 19:51 20:48 20:79 26:16 +3 daha أَسۡبَـٰبَ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ فَأَطَّلِعَ إِلَىٰٓ إِلَـٰهِ مُوسَىٰ وَإِنِّى لَأَظُنُّهُۥ كَـٰذِبًاۚ وَكَذَٰلِكَ زُيِّنَ لِفِرۡعَوۡنَ سُوٓءُ عَمَلِهِۦ وَصُدَّ عَنِ ٱلسَّبِيلِۚ وَمَا كَيۡدُ فِرۡعَوۡنَ إِلَّا فِى تَبَابٍ ٣٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(36-37) Firavun dedi ki: "Ey Haman! Bana yüksek bir kule yap, belki yollara, göklerin yollarına erişirim de Musa'nın ilahını görürüm(!) Çünkü ben, onun yalancı olduğuna inanıyorum." Böylece Firavun'a yaptığı kötü iş süslü gösterildi ve doğru yoldan saptırıldı. Firavun'un tuzağı, tamamen sonuçsuz kaldı.
İlişkiler21 bağlantı · 6 tür
Devam eder40:36
Aynı kök18:17 111:1
Paralel10:75 28:38 44:17
Aynı ibare9:37 47:14
Aynı konu20:49 40:46 54:46
Henüz sınıflandırılmamış11:101 16:63 19:51 20:48 20:79 +5 daha وَقَالَ ٱلَّذِىٓ ءَامَنَ يَـٰقَوۡمِ ٱتَّبِعُونِ أَهۡدِكُمۡ سَبِيلَ ٱلرَّشَادِ ٣٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O inanan kimse dedi ki: "Ey kavmim! Bana uyun ki, sizi doğru yola ileteyim."
İlişkiler13 bağlantı · 3 tür
Paralel10:75 44:17
Aynı konu20:49 54:46
Henüz sınıflandırılmamış19:51 20:48 20:79 26:16 39:23 +4 daha يَـٰقَوۡمِ إِنَّمَا هَـٰذِهِ ٱلۡحَيَوٰةُ ٱلدُّنۡيَا مَتَـٰعٌ وَإِنَّ ٱلۡـَٔاخِرَةَ هِىَ دَارُ ٱلۡقَرَارِ ٣٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Ey kavmim! Şüphesiz bu dünya hayatı ancak (geçici) bir yararlanmadır. Ahiret ise ebedi olarak kalınacak yerdir."
İlişkiler15 bağlantı · 3 tür
Paralel10:75 44:17
Aynı konu20:49 54:46 87:17
Henüz sınıflandırılmamış19:51 20:48 20:79 26:16 28:60 +5 daha مَنۡ عَمِلَ سَيِّئَةً فَلَا يُجۡزَىٰٓ إِلَّا مِثۡلَهَاۖ وَمَنۡ عَمِلَ صَـٰلِحًا مِّن ذَكَرٍ أَوۡ أُنثَىٰ وَهُوَ مُؤۡمِنٌ فَأُوْلَـٰٓئِكَ يَدۡخُلُونَ ٱلۡجَنَّةَ يُرۡزَقُونَ فِيهَا بِغَيۡرِ حِسَابٍ ٤٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Kim bir kötülük yaparsa, ancak onun kadar ceza görür. Kadın veya erkek, kim, mü'min olarak salih bir amel işlerse, işte onlar cennete girecek ve orada hesapsız olarak rızıklandırılacaklardır."
İlişkiler41 bağlantı · 4 tür
Paralel10:75 44:17
Aynı ibare3:195 4:124 6:160 16:97
Aynı konu4:123 9:72 10:27 17:19 20:49 +9 daha Henüz sınıflandırılmamış2:261 8:60 16:126 19:51 20:48 +16 daha Sayfa 472 Mümin
۞ وَيَـٰقَوۡمِ مَا لِىٓ أَدۡعُوكُمۡ إِلَى ٱلنَّجَوٰةِ وَتَدۡعُونَنِىٓ إِلَى ٱلنَّارِ ٤١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Ey kavmim! Bu ne hal? Ben sizi kurtuluşa çağırıyorum, siz ise beni ateşe çağırıyorsunuz."
İlişkiler18 bağlantı · 4 tür
Paralel10:75 44:17
Aynı ibare28:41
Aynı konu11:98 14:28 20:49 39:64 54:46
Henüz sınıflandırılmamış19:51 20:48 20:79 26:16 31:21 +5 daha تَدۡعُونَنِى لِأَكۡفُرَ بِٱللَّهِ وَأُشۡرِكَ بِهِۦ مَا لَيۡسَ لِى بِهِۦ عِلۡمٌ وَأَنَا۠ أَدۡعُوكُمۡ إِلَى ٱلۡعَزِيزِ ٱلۡغَفَّـٰرِ ٤٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Siz beni Allah'ı inkar etmeye ve hakkında hiçbir bilgim olmayan şeyleri O'na ortak koşmaya çağırıyorsunuz. Ben ise sizi mutlak güç sahibine, çok bağışlayana (Allah'a) çağırıyorum."
İlişkiler22 bağlantı · 4 tür
Paralel10:75 44:17
Aynı ibare31:15
Aynı konu12:108 13:36 14:28 17:36 20:49 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış7:33 7:194 19:51 20:48 20:79 +7 daha لَا جَرَمَ أَنَّمَا تَدۡعُونَنِىٓ إِلَيۡهِ لَيۡسَ لَهُۥ دَعۡوَةٌ فِى ٱلدُّنۡيَا وَلَا فِى ٱلۡـَٔاخِرَةِ وَأَنَّ مَرَدَّنَآ إِلَى ٱللَّهِ وَأَنَّ ٱلۡمُسۡرِفِينَ هُمۡ أَصۡحَـٰبُ ٱلنَّارِ ٤٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Şüphe yok ki sizin beni tapmaya çağırdığınız şeyin ne dünya ne de ahiret konusunda hiçbir çağrısı yoktur. Kuşkusuz dönüşümüz Allah'adır. Şüphesiz, aşırı gidenler cehennemliklerin ta kendileridir."
İlişkiler15 bağlantı · 3 tür
Paralel10:75 44:17
Aynı konu14:28 20:49 39:64 46:4–6 54:46
Henüz sınıflandırılmamış7:194 19:51 20:48 20:79 26:16 +3 daha فَسَتَذۡكُرُونَ مَآ أَقُولُ لَكُمۡۚ وَأُفَوِّضُ أَمۡرِىٓ إِلَى ٱللَّهِۚ إِنَّ ٱللَّهَ بَصِيرُۢ بِٱلۡعِبَادِ ٤٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Size söylediklerimi hatırlayacaksınız. Ben işimi Allah'a havale ediyorum. Şüphesiz Allah, kullarını hakkıyla görendir."
İlişkiler15 bağlantı · 3 tür
Paralel10:75 44:17
Aynı konu20:49 39:64 54:46
Henüz sınıflandırılmamış19:51 20:48 20:79 26:16 39:23 +5 daha فَوَقَىٰهُ ٱللَّهُ سَيِّـَٔاتِ مَا مَكَرُواْۖ وَحَاقَ بِـَٔالِ فِرۡعَوۡنَ سُوٓءُ ٱلۡعَذَابِ ٤٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, onu, onların hilelerinin kötülüklerinden korudu. Firavun ailesini, azabın en kötüsü kuşattı.
İlişkiler15 bağlantı · 3 tür
Paralel10:75 44:17
Aynı konu17:102 20:49 28:41 35:10 43:46–52 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış19:51 20:48 20:79 44:21 46:26 +2 daha ٱلنَّارُ يُعۡرَضُونَ عَلَيۡهَا غُدُوًّا وَعَشِيًّاۖ وَيَوۡمَ تَقُومُ ٱلسَّاعَةُ أَدۡخِلُوٓاْ ءَالَ فِرۡعَوۡنَ أَشَدَّ ٱلۡعَذَابِ ٤٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Öyle bir) ateş ki, onlar sabah akşam ona sunulurlar. Kıyametin kopacağı günde de, "Firavun ailesini azabın en şiddetlisine sokun" denilecektir.
İlişkiler43 bağlantı · 5 tür
Aynı kök5:64 21:69
Paralel10:75 44:17
Aynı ibare7:130–135 42:45
Aynı konu11:99 17:102 18:100 20:49 26:57–58 +12 daha Henüz sınıflandırılmamış3:11 6:60 6:160 7:133 10:45 +15 daha وَإِذۡ يَتَحَآجُّونَ فِى ٱلنَّارِ فَيَقُولُ ٱلضُّعَفَـٰٓؤُاْ لِلَّذِينَ ٱسۡتَكۡبَرُوٓاْ إِنَّا كُنَّا لَكُمۡ تَبَعًا فَهَلۡ أَنتُم مُّغۡنُونَ عَنَّا نَصِيبًا مِّنَ ٱلنَّارِ ٤٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ateşin içinde birbirleriyle tartışırlarken, zayıf olanlar, büyüklük taslayanlara, "Biz size uymuş kimselerdik. Şimdi şu ateşin bir kısmını üzerimizden kaldırabilir misiniz?" derler.
İlişkiler41 bağlantı · 6 tür
Açıklar38:64
Aynı kök2:158
Paralel7:38–39 7:39 14:21 33:67 34:31–33 +5 daha Aynı ibare14:21 14:21–22
Aynı konu14:22 23:65 26:93 37:25 43:75 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış14:21 16:85 19:51 21:100 28:63 +16 daha قَالَ ٱلَّذِينَ ٱسۡتَكۡبَرُوٓاْ إِنَّا كُلٌّ فِيهَآ إِنَّ ٱللَّهَ قَدۡ حَكَمَ بَيۡنَ ٱلۡعِبَادِ ٤٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Büyüklük taslayanlar ise şöyle derler: "Biz hepimiz ateşin içindeyiz. Şüphesiz Allah, kullar arasında (böyle) hüküm vermiştir."
İlişkiler36 bağlantı · 4 tür
Paralel7:38–39 7:39 14:21 33:67 34:31–33 +3 daha Aynı ibare14:21
Aynı konu23:65 26:93 28:63 37:25 43:39 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış7:38 13:41 14:22 16:85 21:100 +15 daha وَقَالَ ٱلَّذِينَ فِى ٱلنَّارِ لِخَزَنَةِ جَهَنَّمَ ٱدۡعُواْ رَبَّكُمۡ يُخَفِّفۡ عَنَّا يَوۡمًا مِّنَ ٱلۡعَذَابِ ٤٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ateşte olanlar cehennem bekçilerine, "Rabbinize yalvarın da (hiç değilse) bir gün bizden azabı hafifletsin" derler.
İlişkiler27 bağlantı · 4 tür
Karşıtlık3:88 35:36
Paralel7:39 14:21 33:67 37:32 38:59 +2 daha Aynı konu2:86 2:162 23:65 26:93 37:25 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış10:53 16:85 21:100 29:55 34:42 +5 daha Sayfa 473 Mümin
قَالُوٓاْ أَوَلَمۡ تَكُ تَأۡتِيكُمۡ رُسُلُكُم بِٱلۡبَيِّنَـٰتِۖ قَالُواْ بَلَىٰۚ قَالُواْ فَٱدۡعُواْۗ وَمَا دُعَـٰٓؤُاْ ٱلۡكَـٰفِرِينَ إِلَّا فِى ضَلَـٰلٍ ٥٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Cehennem bekçileri) derler ki: "Size peygamberleriniz açık mucizeler getirmemiş miydi?" Onlar, "Evet, getirmişti" derler. (Bekçiler), "Öyleyse kendiniz yalvarın" derler. Şüphesiz kafirlerin duası boşunadır.
İlişkiler41 bağlantı · 5 tür
Açıklar17:15
Paralel6:130 6:130–131 7:39 14:21 23:105 +10 daha Aynı ibare13:14 40:83–85
Aynı konu9:115 14:45 23:65 26:93 28:59 +5 daha Henüz sınıflandırılmamış3:131 10:53 16:85 21:100 29:55 +8 daha إِنَّا لَنَنصُرُ رُسُلَنَا وَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ فِى ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا وَيَوۡمَ يَقُومُ ٱلۡأَشۡهَـٰدُ ٥١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz ki, peygamberlerimize ve iman edenlere dünya hayatında ve şahitlerin şahitlik edecekleri günde yardım ederiz.
İlişkiler43 bağlantı · 5 tür
Aynı kök2:143 4:41
Aynı ibare10:64 10:103
Aynı konu2:214 5:56 11:58 12:110 14:13 +14 daha Genelleştirir9:40
Henüz sınıflandırılmamış4:141 5:117 6:34 6:85 11:94 +14 daha يَوۡمَ لَا يَنفَعُ ٱلظَّـٰلِمِينَ مَعۡذِرَتُهُمۡۖ وَلَهُمُ ٱللَّعۡنَةُ وَلَهُمۡ سُوٓءُ ٱلدَّارِ ٥٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O gün zalimlere, mazeretleri fayda vermez. Lanet de onlaradır, kötü yurt da onlaradır.
İlişkiler19 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare13:25
Aynı konu27:85 30:57 41:24 50:28 77:35
Henüz sınıflandırılmamış9:66 9:94 16:84 21:39 23:108 +8 daha وَلَقَدۡ ءَاتَيۡنَا مُوسَى ٱلۡهُدَىٰ وَأَوۡرَثۡنَا بَنِىٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ ٱلۡكِتَـٰبَ ٥٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(53-54) Andolsun, biz Musa'ya hidayet verdik. İsrailoğulları'na da, akıl sahipleri için bir öğüt ve doğruluk rehberi olarak o kitabı (Tevrat'ı) miras bıraktık.
İlişkiler8 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare2:53 17:2 28:43 32:23
Aynı konu5:44 7:145 35:32
Henüz sınıflandırılmamış14:5
هُدًى وَذِكۡرَىٰ لِأُوْلِى ٱلۡأَلۡبَـٰبِ ٥٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(53-54) Andolsun, biz Musa'ya hidayet verdik. İsrailoğulları'na da, akıl sahipleri için bir öğüt ve doğruluk rehberi olarak o kitabı (Tevrat'ı) miras bıraktık.
İlişkiler10 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare2:53 28:43 32:23
Aynı konu5:44 7:145 12:111 35:32 65:10
Henüz sınıflandırılmamış38:29 39:18
فَٱصۡبِرۡ إِنَّ وَعۡدَ ٱللَّهِ حَقٌّ وَٱسۡتَغۡفِرۡ لِذَنۢبِكَ وَسَبِّحۡ بِحَمۡدِ رَبِّكَ بِٱلۡعَشِىِّ وَٱلۡإِبۡكَـٰرِ ٥٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ey Muhammed! Sabret. Allah'ın va'di şüphesiz gerçektir. Günahının bağışlanmasını iste. Akşam sabah Rabbini hamd ederek tespih et!
İlişkiler28 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare20:130 40:7 40:77 47:19 110:3
Aynı konu4:106 6:34 9:43 10:109 33:42
Henüz sınıflandırılmamış9:103 12:110 16:22 16:127 20:115 +13 daha إِنَّ ٱلَّذِينَ يُجَـٰدِلُونَ فِىٓ ءَايَـٰتِ ٱللَّهِ بِغَيۡرِ سُلۡطَـٰنٍ أَتَىٰهُمۡۙ إِن فِى صُدُورِهِمۡ إِلَّا كِبۡرٌ مَّا هُم بِبَـٰلِغِيهِۚ فَٱسۡتَعِذۡ بِٱللَّهِۖ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلۡبَصِيرُ ٥٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah'ın ayetleri hakkında, kendilerine gelmiş bir delilleri olmaksızın tartışanlar var ya, onların kalplerinde ancak bir büyüklük taslama vardır. Onlar, tasladıkları büyüklüğe asla ulaşmazlar. Sen Allah'a sığın. Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.
İlişkiler14 bağlantı · 4 tür
Açıklar40:69
Aynı ibare40:4 40:35 40:69 42:35
Aynı konu22:3 22:8 22:51 34:5 34:38
Henüz sınıflandırılmamış3:20 4:123 7:146 31:20
لَخَلۡقُ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ أَكۡبَرُ مِنۡ خَلۡقِ ٱلنَّاسِ وَلَـٰكِنَّ أَكۡثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعۡلَمُونَ ٥٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Elbette göklerin ve yerin yaratılması, insanların yaratılmasından daha büyük bir şeydir. Fakat insanların çoğu bilmezler.
İlişkiler12 bağlantı · 3 tür
Açıklar37:11
Aynı konu36:77–83 36:81 37:11 79:27 79:27–28
Henüz sınıflandırılmamış17:70 17:99 29:61 45:13 46:33 +1 daha وَمَا يَسۡتَوِى ٱلۡأَعۡمَىٰ وَٱلۡبَصِيرُ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ وَلَا ٱلۡمُسِىٓءُۚ قَلِيلًا مَّا تَتَذَكَّرُونَ ٥٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kör ile gören, iman edip salih ameller işleyenler ile kötülük yapan bir değildir. Siz pek az düşünüyorsunuz.
İlişkiler20 bağlantı · 4 tür
Aynı kök4:95 47:23
Aynı ibare6:50 35:19
Aynı konu6:104 10:43 11:24 16:76 38:28 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış5:100 13:16 24:26 35:12 35:19–22 +5 daha Sayfa 474 Mümin
إِنَّ ٱلسَّاعَةَ لَـَٔاتِيَةٌ لَّا رَيۡبَ فِيهَا وَلَـٰكِنَّ أَكۡثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يُؤۡمِنُونَ ٥٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kıyamet günü mutlaka gelecektir, bunda hiç şüphe yoktur. Fakat insanların çoğu buna inanmazlar.
İlişkiler18 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare15:85 22:7
Aynı konu7:187 25:11 34:3
Henüz sınıflandırılmamış6:59 7:187–188 9:33 16:77 20:15 +8 daha وَقَالَ رَبُّكُمُ ٱدۡعُونِىٓ أَسۡتَجِبۡ لَكُمۡۚ إِنَّ ٱلَّذِينَ يَسۡتَكۡبِرُونَ عَنۡ عِبَادَتِى سَيَدۡخُلُونَ جَهَنَّمَ دَاخِرِينَ ٦٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Rabbiniz şöyle dedi: "Bana dua edin, duanıza cevap vereyim. Bana kulluk etmeyi kibirlerine yediremeyenler aşağılanmış bir halde cehenneme gireceklerdir."
İlişkiler18 bağlantı · 2 tür
Aynı konu2:152 2:186 3:195 4:172 11:61 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış2:200 6:56 7:206 13:11 15:36 +4 daha ٱللَّهُ ٱلَّذِى جَعَلَ لَكُمُ ٱلَّيۡلَ لِتَسۡكُنُواْ فِيهِ وَٱلنَّهَارَ مُبۡصِرًاۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَذُو فَضۡلٍ عَلَى ٱلنَّاسِ وَلَـٰكِنَّ أَكۡثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَشۡكُرُونَ ٦١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, içinde rahat edesiniz diye geceyi ve (her şeyi) gösterici (aydınlık) olarak da gündüzü yaratandır. Şüphesiz Allah, insanlara karşı sonsuz iyilik sahibidir, fakat insanların çoğu şükretmezler.
İlişkiler13 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare2:243 10:60 10:67 25:47 27:73 +1 daha Aynı konu6:96 17:12
Henüz sınıflandırılmamış7:16–17 27:86 28:71–72 78:9–11 78:10
ذَٰلِكُمُ ٱللَّهُ رَبُّكُمۡ خَـٰلِقُ كُلِّ شَىۡءٍ لَّآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَۖ فَأَنَّىٰ تُؤۡفَكُونَ ٦٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İşte her şeyin yaratıcısı olan Rabbiniz Allah! O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. Durum bu iken nasıl oluyor da (haktan) döndürülüyorsunuz?
İlişkiler10 bağlantı · 2 tür
Aynı ibare6:102 10:32 39:62
Henüz sınıflandırılmamış22:6 24:25 25:3 29:61 46:33 +2 daha كَذَٰلِكَ يُؤۡفَكُ ٱلَّذِينَ كَانُواْ بِـَٔايَـٰتِ ٱللَّهِ يَجۡحَدُونَ ٦٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah'ın ayetlerini inkar etmekte olanlar, işte böyle döndürülürler.
İlişkiler3 bağlantı · 2 tür
Aynı ibare7:51
Henüz sınıflandırılmamış6:39 35:3
ٱللَّهُ ٱلَّذِى جَعَلَ لَكُمُ ٱلۡأَرۡضَ قَرَارًا وَٱلسَّمَآءَ بِنَآءً وَصَوَّرَكُمۡ فَأَحۡسَنَ صُوَرَكُمۡ وَرَزَقَكُم مِّنَ ٱلطَّيِّبَـٰتِۚ ذَٰلِكُمُ ٱللَّهُ رَبُّكُمۡۖ فَتَبَارَكَ ٱللَّهُ رَبُّ ٱلۡعَـٰلَمِينَ ٦٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, yeryüzünü sizin için karar kılma yeri, göğü de bina yapan; size şekil verip de şekillerinizi güzel kılan ve sizi temiz şeylerle rızıklandırandır. İşte Rabbiniz Allah! Alemlerin Rabbi Allah ne yücedir!
İlişkiler29 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare2:22 7:54 20:53 23:14 27:61 +4 daha Aynı konu3:6 7:11 50:6 51:47 82:8 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış4:119 15:20 20:54 20:65 21:32 +9 daha هُوَ ٱلۡحَىُّ لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ فَٱدۡعُوهُ مُخۡلِصِينَ لَهُ ٱلدِّينَۗ ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلۡعَـٰلَمِينَ ٦٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O, diridir. O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. O halde sadece Allah'a itaat ederek (samimi olarak) O'na ibadet edin. Hamd, alemlerin Rabbine mahsustur.
İlişkiler17 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare39:2 40:14 98:5
Aynı konu2:255 4:146 46:5
Henüz sınıflandırılmamış1:1 1:2 6:45 10:10 22:65 +6 daha ۞ قُلۡ إِنِّى نُهِيتُ أَنۡ أَعۡبُدَ ٱلَّذِينَ تَدۡعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ لَمَّا جَآءَنِىَ ٱلۡبَيِّنَـٰتُ مِن رَّبِّى وَأُمِرۡتُ أَنۡ أُسۡلِمَ لِرَبِّ ٱلۡعَـٰلَمِينَ ٦٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
De ki: "Rabbimden bana apaçık deliller gelince, Allah'ı bırakıp da taptıklarınıza tapmam bana yasaklandı ve bana, alemlerin Rabbine teslim olmam emredildi."
İlişkiler17 bağlantı · 4 tür
Aynı hüküm6:56
Aynı ibare6:56 6:71
Aynı konu34:50 42:52
Henüz sınıflandırılmamış2:131 4:48 4:171 10:104 39:11–15 +7 daha Sayfa 475 Mümin
هُوَ ٱلَّذِى خَلَقَكُم مِّن تُرَابٍ ثُمَّ مِن نُّطۡفَةٍ ثُمَّ مِنۡ عَلَقَةٍ ثُمَّ يُخۡرِجُكُمۡ طِفۡلًا ثُمَّ لِتَبۡلُغُوٓاْ أَشُدَّكُمۡ ثُمَّ لِتَكُونُواْ شُيُوخًاۚ وَمِنكُم مَّن يُتَوَفَّىٰ مِن قَبۡلُۖ وَلِتَبۡلُغُوٓاْ أَجَلًا مُّسَمًّى وَلَعَلَّكُمۡ تَعۡقِلُونَ ٦٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O, sizi (önce) topraktan, sonra az bir sudan (meniden), sonra "alaka"dan yaratan, sonra sizi (ana rahminden) çocuk olarak çıkaran, sonra olgunluk çağına ulaşmanız, sonra da ihtiyarlamanız için sizi yaşatandır. İçinizden önceden ölenler de vardır. Allah bunları, belli bir zamana erişmeniz ve düşünüp akıl erdirmeniz için yapar.
İlişkiler43 bağlantı · 4 tür
Aynı kök3:55 10:49 13:38
Aynı ibare6:2 6:60 18:32–42 18:37 22:5 +2 daha Aynı konu7:34 16:4 16:70 20:55 23:12–14 +11 daha Henüz sınıflandırılmamış4:1 11:3 16:61 16:78 23:13 +12 daha هُوَ ٱلَّذِى يُحۡىِۦ وَيُمِيتُۖ فَإِذَا قَضَىٰٓ أَمۡرًا فَإِنَّمَا يَقُولُ لَهُۥ كُن فَيَكُونُ ٦٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O, yaşatan ve öldürendir. Bir şeye karar verdiğinde, ona sadece "ol" der, o da oluverir.
İlişkiler12 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare2:117 3:47 10:56 16:40 19:35 +2 daha Aynı konu50:43 54:50
Henüz sınıflandırılmamış3:59 6:73 39:42
أَلَمۡ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ يُجَـٰدِلُونَ فِىٓ ءَايَـٰتِ ٱللَّهِ أَنَّىٰ يُصۡرَفُونَ ٦٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah'ın ayetleri hakkında tartışanları görmedin mi? Nasıl da döndürülüyorlar?
İlişkiler10 bağlantı · 4 tür
Açıklar40:35 40:56
Aynı ibare40:4 40:35 40:56 42:35
Aynı konu22:51 34:5 34:38
Henüz sınıflandırılmamış41:40
ٱلَّذِينَ كَذَّبُواْ بِٱلۡكِتَـٰبِ وَبِمَآ أَرۡسَلۡنَا بِهِۦ رُسُلَنَاۖ فَسَوۡفَ يَعۡلَمُونَ ٧٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar, kitabı (Kur'an'ı) ve elçilerimize gönderdiklerimizi yalanlayanlardır. Onlar bilecekler.
İlişkiler8 bağlantı · 2 tür
Aynı konu14:49 44:47
Henüz sınıflandırılmamış2:177 5:48 6:5 22:57 39:32 +1 daha إِذِ ٱلۡأَغۡلَـٰلُ فِىٓ أَعۡنَـٰقِهِمۡ وَٱلسَّلَـٰسِلُ يُسۡحَبُونَ ٧١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(71-72) O zaman onlar, boyunlarında demir halkalar ve zincirler olduğu halde kaynar suda sürüklenecekler, sonra da ateşte yakılacaklardır.
İlişkiler15 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare13:5 34:33
Aynı konu14:49 22:20 44:47 54:48 76:4
Henüz sınıflandırılmamış22:21 25:13 36:8 47:4 69:30–33 +3 daha فِى ٱلۡحَمِيمِ ثُمَّ فِى ٱلنَّارِ يُسۡجَرُونَ ٧٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(71-72) O zaman onlar, boyunlarında demir halkalar ve zincirler olduğu halde kaynar suda sürüklenecekler, sonra da ateşte yakılacaklardır.
İlişkiler11 bağlantı · 2 tür
Aynı konu22:20 44:47
Henüz sınıflandırılmamış13:5 22:21 25:13 34:33 55:44 +4 daha ثُمَّ قِيلَ لَهُمۡ أَيۡنَ مَا كُنتُمۡ تُشۡرِكُونَ ٧٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(73-74) Sonra onlara, "Allah'ı bırakıp da ortak koştuklarınız nerede?" denilir. Onlar da, "(Yüzüstü bırakıp) bizden uzaklaştılar. Hayır, demek ki, biz önceleri hiçbir şeye tapmıyormuşuz, (taptıklarımız bir hiçmiş)" derler. İşte Allah, inkarcıları böyle saptırır.
İlişkiler20 bağlantı · 4 tür
Paralel6:22 7:37 16:27 25:17 28:74 +2 daha Aynı ibare7:37 26:92–93
Aynı konu2:166 44:47
Henüz sınıflandırılmamış2:26 6:94 11:21 16:21 16:87 +4 daha مِن دُونِ ٱللَّهِۖ قَالُواْ ضَلُّواْ عَنَّا بَل لَّمۡ نَكُن نَّدۡعُواْ مِن قَبۡلُ شَيۡـًٔاۚ كَذَٰلِكَ يُضِلُّ ٱللَّهُ ٱلۡكَـٰفِرِينَ ٧٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(73-74) Sonra onlara, "Allah'ı bırakıp da ortak koştuklarınız nerede?" denilir. Onlar da, "(Yüzüstü bırakıp) bizden uzaklaştılar. Hayır, demek ki, biz önceleri hiçbir şeye tapmıyormuşuz, (taptıklarımız bir hiçmiş)" derler. İşte Allah, inkarcıları böyle saptırır.
İlişkiler18 bağlantı · 4 tür
Paralel16:27 16:87 25:17
Aynı ibare7:37
Aynı konu2:166
Henüz sınıflandırılmamış2:26 2:272 6:94 10:28 11:21 +8 daha ذَٰلِكُم بِمَا كُنتُمۡ تَفۡرَحُونَ فِى ٱلۡأَرۡضِ بِغَيۡرِ ٱلۡحَقِّ وَبِمَا كُنتُمۡ تَمۡرَحُونَ ٧٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bu, sizin yeryüzünde haksız yere şımarmanızdan ve böbürlenmenizden ötürüdür.
İlişkiler7 bağlantı · 3 tür
Aynı kök17:37
Aynı konu2:166 17:37 28:76 31:18 57:23
Henüz sınıflandırılmamış37:35
ٱدۡخُلُوٓاْ أَبۡوَٰبَ جَهَنَّمَ خَـٰلِدِينَ فِيهَاۖ فَبِئۡسَ مَثۡوَى ٱلۡمُتَكَبِّرِينَ ٧٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlara, "Ebedi kalmak üzere cehennem kapılarından girin. Büyüklük taslayanların yeri ne kötüdür!" (denir).
İlişkiler16 bağlantı · 5 tür
Açıklar15:43–44
Aynı kök16:29 39:72
Aynı ibare9:68 16:29 39:72 43:74
Aynı konu7:40 15:44
Henüz sınıflandırılmamış2:39 4:169 5:37 6:128 19:68–70 +2 daha فَٱصۡبِرۡ إِنَّ وَعۡدَ ٱللَّهِ حَقٌّۚ فَإِمَّا نُرِيَنَّكَ بَعۡضَ ٱلَّذِى نَعِدُهُمۡ أَوۡ نَتَوَفَّيَنَّكَ فَإِلَيۡنَا يُرۡجَعُونَ ٧٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sen sabret! Şüphesiz Allah'ın verdiği söz gerçektir. Onları tehdit ettiğimiz azabın bir kısmını sana göstersek de (ya da göstermeden önce) seni vefat ettirsek de, sonunda onlar bize döndürüleceklerdir.
İlişkiler18 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare10:46 13:40 18:21 30:60 40:55
Aynı konu10:109 20:130 21:34 23:93 23:95 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış3:55 10:4 16:127 43:42 46:35 +2 daha Sayfa 476 Mümin
وَلَقَدۡ أَرۡسَلۡنَا رُسُلًا مِّن قَبۡلِكَ مِنۡهُم مَّن قَصَصۡنَا عَلَيۡكَ وَمِنۡهُم مَّن لَّمۡ نَقۡصُصۡ عَلَيۡكَۗ وَمَا كَانَ لِرَسُولٍ أَن يَأۡتِىَ بِـَٔايَةٍ إِلَّا بِإِذۡنِ ٱللَّهِۚ فَإِذَا جَآءَ أَمۡرُ ٱللَّهِ قُضِىَ بِٱلۡحَقِّ وَخَسِرَ هُنَالِكَ ٱلۡمُبۡطِلُونَ ٧٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun, senden önce de peygamberler gönderdik. Onlardan sana anlattıklarımız da var, anlatmadıklarımız da var. Hiçbir peygamber, Allah'ın izni olmadan bir mucize getiremez. Allah'ın emri gelince de hak yerine getirilir. İşte o zaman bunu batıl sayanlar hüsrana uğrarlar.
İlişkiler37 bağlantı · 5 tür
Açıklar14:9
Aynı kök4:164
Aynı ibare13:38 14:11 16:1
Aynı konu4:164 6:34 6:37 20:99 25:38 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış3:144 4:163–164 5:19 6:109 7:144 +20 daha ٱللَّهُ ٱلَّذِى جَعَلَ لَكُمُ ٱلۡأَنۡعَـٰمَ لِتَرۡكَبُواْ مِنۡهَا وَمِنۡهَا تَأۡكُلُونَ ٧٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, bir kısmına binesiniz, bir kısmını da yiyesiniz diye sizin için hayvanları yaratandır.
İlişkiler12 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare23:21
Aynı konu16:5–6 16:5 22:28 36:71–73 43:12 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış6:118 16:5 22:36 23:21 36:72
وَلَكُمۡ فِيهَا مَنَـٰفِعُ وَلِتَبۡلُغُواْ عَلَيۡهَا حَاجَةً فِى صُدُورِكُمۡ وَعَلَيۡهَا وَعَلَى ٱلۡفُلۡكِ تُحۡمَلُونَ ٨٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlarda sizin için daha birçok faydalar da vardır. Gönüllerinizdeki ihtiyaçlara kendileri üzerinden ulaşasınız diye onları yaratmıştır. Onlarla ve gemilerle taşınırsınız.
İlişkiler16 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare23:22
Aynı konu16:7 22:28 36:42 43:12–15
Henüz sınıflandırılmamış16:5 16:5–8 22:36 23:21–22 23:21 +6 daha وَيُرِيكُمۡ ءَايَـٰتِهِۦ فَأَىَّ ءَايَـٰتِ ٱللَّهِ تُنكِرُونَ ٨١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, size ayetlerini gösteriyor. Allah'ın hangi ayetlerini inkar edersiniz?
İlişkiler5 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare27:93 40:13
Aynı konu41:53 55:1–13
Henüz sınıflandırılmamış23:22
أَفَلَمۡ يَسِيرُواْ فِى ٱلۡأَرۡضِ فَيَنظُرُواْ كَيۡفَ كَانَ عَـٰقِبَةُ ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِمۡۚ كَانُوٓاْ أَكۡثَرَ مِنۡهُمۡ وَأَشَدَّ قُوَّةً وَءَاثَارًا فِى ٱلۡأَرۡضِ فَمَآ أَغۡنَىٰ عَنۡهُم مَّا كَانُواْ يَكۡسِبُونَ ٨٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden önce gelenlerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar kendilerinden daha çok, daha güçlü ve onların yeryüzündeki eserleri daha üstündü. Fakat kazanmakta oldukları şeyler onlara bir fayda vermemişti.
İlişkiler15 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare12:109 30:9 35:44 40:21
Aynı konu6:6 6:11 27:69
Henüz sınıflandırılmamış3:137 16:36 22:46 28:78 43:8 +3 daha فَلَمَّا جَآءَتۡهُمۡ رُسُلُهُم بِٱلۡبَيِّنَـٰتِ فَرِحُواْ بِمَا عِندَهُم مِّنَ ٱلۡعِلۡمِ وَحَاقَ بِهِم مَّا كَانُواْ بِهِۦ يَسۡتَهۡزِءُونَ ٨٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Peygamberleri onlara apaçık deliller getirince, sahip oldukları bilgi ile şımardılar (ve onları alaya aldılar). Sonunda alaya almakta oldukları şey kendilerini sarıverdi.
İlişkiler8 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare6:10 39:48 40:50 45:33
Aynı konu23:53 30:32
Henüz sınıflandırılmamış28:78 46:26
فَلَمَّا رَأَوۡاْ بَأۡسَنَا قَالُوٓاْ ءَامَنَّا بِٱللَّهِ وَحۡدَهُۥ وَكَفَرۡنَا بِمَا كُنَّا بِهِۦ مُشۡرِكِينَ ٨٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Azabımızı gördükleri zaman, "Yalnız Allah'a inandık; O'na ortak koşmakta olduğumuz şeyleri inkar ettik" dediler.
İlişkiler15 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare40:50
Aynı konu4:18 6:158 10:51 23:99
Henüz sınıflandırılmamış10:90 10:90–92 12:106 16:87 18:44 +5 daha فَلَمۡ يَكُ يَنفَعُهُمۡ إِيمَـٰنُهُمۡ لَمَّا رَأَوۡاْ بَأۡسَنَاۖ سُنَّتَ ٱللَّهِ ٱلَّتِى قَدۡ خَلَتۡ فِى عِبَادِهِۦۖ وَخَسِرَ هُنَالِكَ ٱلۡكَـٰفِرُونَ ٨٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Fakat azabımızı gördükleri zaman inanmaları, kendilerine fayda vermedi. Bu, Allah'ın kulları hakkında eskiden beri yürürlükte olan kanunudur. İşte orada inkarcılar hüsrana uğradılar.
İlişkiler36 bağlantı · 6 tür
Açıklar10:51
Aynı hüküm4:17–18 6:158
Aynı ibare33:38 33:62 35:43 40:50 48:23
Aynı konu4:18 6:158 17:77 18:55 23:99 +5 daha Genelleştirir10:90–91 10:91
Henüz sınıflandırılmamış2:50 4:18 4:159 8:38 10:64 +11 daha