فَلَمۡ يَكُ يَنفَعُهُمۡ إِيمَـٰنُهُمۡ لَمَّا رَأَوۡاْ بَأۡسَنَاۖ سُنَّتَ ٱللَّهِ ٱلَّتِى قَدۡ خَلَتۡ فِى عِبَادِهِۦۖ وَخَسِرَ هُنَالِكَ ٱلۡكَـٰفِرُونَ ٨٥
فَلَمۡ fakat يَكُ sağlamadı يَنفَعُهُمۡ kendilerine bir fayda إِيمَـٰنُهُمۡ inanmaları لَمَّا zaman رَأَوۡاْ gördükleri بَأۡسَنَاۖ hışmımızı سُنَّتَ yasası budur ٱللَّهِ Allah'ın ٱلَّتِى elbette قَدۡ (has) indeed EN خَلَتۡ gelip geçen فِى hakkında عِبَادِهِۦۖ kulları وَخَسِرَ ve ziyana uğramışlardır هُنَالِكَ orada ٱلۡكَـٰفِرُونَ kafirler
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Fakat azabımızı gördükleri zaman inanmaları, kendilerine fayda vermedi. Bu, Allah'ın kulları hakkında eskiden beri yürürlükte olan kanunudur. İşte orada inkarcılar hüsrana uğradılar.
İlişkiler36 bağlantı · 6 tür
Açıklar10:51
Aynı hüküm4:17–18 6:158
Aynı ibare33:38 33:62 35:43 40:50 48:23
Aynı konu4:18 6:158 17:77 18:55 23:99 34:52 39:53–59 39:55 44:13 47:18
Genelleştirir10:90–91 10:91
Henüz sınıflandırılmamış2:50 4:18 4:159 8:38 10:64 10:90 10:90–92 15:4 16:87 19:1 20:78 32:29 Tümünü göster (+4)