وَإِذۡ يَتَحَآجُّونَ فِى ٱلنَّارِ فَيَقُولُ ٱلضُّعَفَـٰٓؤُاْ لِلَّذِينَ ٱسۡتَكۡبَرُوٓاْ إِنَّا كُنَّا لَكُمۡ تَبَعًا فَهَلۡ أَنتُم مُّغۡنُونَ عَنَّا نَصِيبًا مِّنَ ٱلنَّارِ ٤٧
وَإِذۡ ve يَتَحَآجُّونَ birbirleriyle tartışırlarken فِى içinde ٱلنَّارِ ateşin فَيَقُولُ dediler ki ٱلضُّعَفَـٰٓؤُاْ zayıf olanlar لِلَّذِينَ büyüklük taslayanlara ٱسۡتَكۡبَرُوٓاْ were arrogant EN إِنَّا elbette biz كُنَّا idik لَكُمۡ size تَبَعٗا uymuş فَهَلۡ siz-misiniz? أَنتُم siz مُّغۡنُونَ avert EN عَنَّا bizden نَصِيبٗا ufak bir parçasını مِّنَ ateşin ٱلنَّارِ the Fire EN
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ateşin içinde birbirleriyle tartışırlarken, zayıf olanlar, büyüklük taslayanlara, "Biz size uymuş kimselerdik. Şimdi şu ateşin bir kısmını üzerimizden kaldırabilir misiniz?" derler.
İlişkiler41 bağlantı · 6 tür
Açıklar38:64
Aynı kök2:158
Paralel7:38–39 7:39 14:21 33:67 34:31–33 34:33 37:27–34 37:32 38:59 44:17
Aynı ibare14:21 14:21–22
Aynı konu14:22 23:65 26:93 37:25 43:75 54:46
Henüz sınıflandırılmamış14:21 16:85 19:51 21:100 28:63 29:55 33:66–68 33:67 34:32 34:42 35:14 35:36 Tümünü göster (+9)