بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِBu sure besmeleyle başlar (ayet sayılmaz).
حمٓ ١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İlişkiler4 bağlantı · 2 tür
Aynı konu2:1
Henüz sınıflandırılmamış40:1 68:1 74:30
تَنزِيلٌ مِّنَ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ ٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bu Kur'an, Rahman ve Rahim olan Allah'tan indirilmedir.
İlişkiler11 bağlantı · 2 tür
Aynı konu32:2 42:7
Henüz sınıflandırılmamış1:2 1:3 10:37 26:192 27:6 +4 daha كِتَـٰبٌ فُصِّلَتۡ ءَايَـٰتُهُۥ قُرۡءَانًا عَرَبِيًّا لِّقَوۡمٍ يَعۡلَمُونَ ٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bu, bilen bir toplum için Arapça bir Kur'an olarak ayetleri genişçe açıklanmış bir kitaptır.
İlişkiler48 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare6:97 10:5 12:2 20:113 39:28 +1 daha Aynı konu3:7 6:98 6:114 6:126 7:52 +6 daha Henüz sınıflandırılmamış1:1 6:55 6:154 7:32 7:145 +26 daha بَشِيرًا وَنَذِيرًا فَأَعۡرَضَ أَكۡثَرُهُمۡ فَهُمۡ لَا يَسۡمَعُونَ ٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderilmiştir. Fakat onların çoğu yüz çevirmiştir. Artık onlar işitmezler.
İlişkiler18 bağlantı · 3 tür
Aynı kök51:50
Aynı konu11:2 17:45 18:1–3 18:57
Henüz sınıflandırılmamış4:59 6:55 7:32 9:11 10:5 +8 daha وَقَالُواْ قُلُوبُنَا فِىٓ أَكِنَّةٍ مِّمَّا تَدۡعُونَآ إِلَيۡهِ وَفِىٓ ءَاذَانِنَا وَقۡرٌ وَمِنۢ بَيۡنِنَا وَبَيۡنِكَ حِجَابٌ فَٱعۡمَلۡ إِنَّنَا عَـٰمِلُونَ ٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Dediler ki: "(Ey Muhammed!) Bizi çağırdığın şeye karşı kalplerimiz örtüler içerisindedir. Kulaklarımızda bir ağırlık, seninle bizim aramızda da bir perde vardır. O halde sen (istediğini) yap, şüphesiz biz de (istediğimizi) yapacağız."
İlişkiler19 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare6:25 17:45–46 17:46 18:57 41:44
Aynı konu2:6–7 4:155 36:9 40:35 41:26 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış2:88 4:158 10:74 17:45 31:7 +3 daha قُلۡ إِنَّمَآ أَنَا۠ بَشَرٌ مِّثۡلُكُمۡ يُوحَىٰٓ إِلَىَّ أَنَّمَآ إِلَـٰهُكُمۡ إِلَـٰهٌ وَٰحِدٌ فَٱسۡتَقِيمُوٓاْ إِلَيۡهِ وَٱسۡتَغۡفِرُوهُۗ وَوَيۡلٌ لِّلۡمُشۡرِكِينَ ٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
De ki: "Ben de ancak sizin gibi bir insanım. Fakat bana ilahınızın yalnızca bir tek ilah olduğu vahyediliyor. Artık O'na yönelin ve O'ndan bağışlanma dileyin. Allah'a ortak koşanların vay haline!"
İlişkiler24 bağlantı · 4 tür
Aynı kök5:18 18:110
Aynı ibare18:110 21:108 36:15
Aynı konu9:128 11:27 11:112 14:11 21:3 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış2:48 3:18 4:171 11:2 13:38 +5 daha ٱلَّذِينَ لَا يُؤۡتُونَ ٱلزَّكَوٰةَ وَهُم بِٱلۡـَٔاخِرَةِ هُمۡ كَـٰفِرُونَ ٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar zekatı vermeyen kimselerdir. Onlar ahireti de inkar ederler.
İlişkiler7 bağlantı · 2 tür
Aynı kök18:81
Henüz sınıflandırılmamış19:13 23:4 30:8 35:18 79:18 +1 daha إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ لَهُمۡ أَجۡرٌ غَيۡرُ مَمۡنُونٍ ٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz iman edip salih ameller işleyenler için ise kesintisiz bir mükafat vardır.
İlişkiler9 bağlantı · 5 tür
Aynı kök84:25 95:6
Aynı hüküm84:25 95:6
Aynı ibare18:30
Aynı konu11:108
Henüz sınıflandırılmamış4:173 32:19 47:12
۞ قُلۡ أَئِنَّكُمۡ لَتَكۡفُرُونَ بِٱلَّذِى خَلَقَ ٱلۡأَرۡضَ فِى يَوۡمَيۡنِ وَتَجۡعَلُونَ لَهُۥٓ أَندَادًاۚ ذَٰلِكَ رَبُّ ٱلۡعَـٰلَمِينَ ٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
De ki: "Siz mi yeri iki günde (iki evrede) yaratanı inkar ediyor ve O'na ortaklar koşuyorsunuz? O, alemlerin Rabbidir."
İlişkiler33 bağlantı · 5 tür
Devam eder41:10
Aynı kök2:165
Aynı ibare13:3 34:33
Aynı konu6:1 7:54 10:3 11:7 14:30 +6 daha Henüz sınıflandırılmamış2:22 2:29 2:59 6:3 7:54 +13 daha وَجَعَلَ فِيهَا رَوَٰسِىَ مِن فَوۡقِهَا وَبَـٰرَكَ فِيهَا وَقَدَّرَ فِيهَآ أَقۡوَٰتَهَا فِىٓ أَرۡبَعَةِ أَيَّامٍ سَوَآءً لِّلسَّآئِلِينَ ١٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O, dört gün içinde (dört evrede), yeryüzünde yükselen sabit dağlar yarattı, orada bolluk ve bereket meydana getirdi ve orada rızık arayanların ihtiyaçlarına uygun olarak rızıklar takdir etti.
İlişkiler40 bağlantı · 6 tür
Devam eder41:9 41:11
Aynı kök4:85
Paralel2:29
Aynı ibare13:3 21:31 77:27
Aynı konu7:54 10:3 11:7 15:19 15:21 +8 daha Henüz sınıflandırılmamış2:29 2:169 4:82 10:3 11:7 +15 daha ثُمَّ ٱسۡتَوَىٰٓ إِلَى ٱلسَّمَآءِ وَهِىَ دُخَانٌ فَقَالَ لَهَا وَلِلۡأَرۡضِ ٱئۡتِيَا طَوۡعًا أَوۡ كَرۡهًا قَالَتَآ أَتَيۡنَا طَآئِعِينَ ١١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sonra duman halinde bulunan göğe yöneldi; ona ve yeryüzüne, "İsteyerek veya istemeyerek gelin" dedi. İkisi de, "İsteyerek geldik" dediler.
İlişkiler31 bağlantı · 7 tür
Açıklar2:29
Devam eder41:10
Aynı kök2:29
Paralel2:29
Aynı ibare13:3
Aynı konu7:54 7:172 11:7 13:15 21:30 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış2:29 3:82 6:149 11:7 13:2 +12 daha Sayfa 478 Fussilet
فَقَضَىٰهُنَّ سَبۡعَ سَمَـٰوَاتٍ فِى يَوۡمَيۡنِ وَأَوۡحَىٰ فِى كُلِّ سَمَآءٍ أَمۡرَهَاۚ وَزَيَّنَّا ٱلسَّمَآءَ ٱلدُّنۡيَا بِمَصَـٰبِيحَ وَحِفۡظًاۚ ذَٰلِكَ تَقۡدِيرُ ٱلۡعَزِيزِ ٱلۡعَلِيمِ ١٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Böylece onları, iki günde (iki evrede) yedi gök olarak yarattı ve her göğe kendi işini bildirdi. En yakın göğü kandillerle süsledik ve onu koruduk. İşte bu, mutlak güç sahibi ve hakkıyla bilen Allah'ın takdiridir.
İlişkiler47 bağlantı · 5 tür
Açıklar2:29
Aynı kök2:29 16:68 99:5
Aynı ibare13:3 37:1–10 37:6–10 37:6 65:12 +2 daha Aynı konu7:54 11:7 15:16 15:17–18 21:30 +5 daha Henüz sınıflandırılmamış2:29 3:154 7:143 11:7 12:15 +21 daha فَإِنۡ أَعۡرَضُواْ فَقُلۡ أَنذَرۡتُكُمۡ صَـٰعِقَةً مِّثۡلَ صَـٰعِقَةِ عَادٍ وَثَمُودَ ١٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Eğer yüz çevirirlerse, onlara de ki: "Ben sizi Ad ve Semud kavimlerini çarpan yıldırım gibi bir yıldırıma karşı uyardım."
İlişkiler12 bağlantı · 4 tür
Açıklar11:2
Aynı ibare14:9 40:30–31
Aynı konu7:65–79 52:45
Henüz sınıflandırılmamış11:24 13:13 41:17 51:44 57:4 +2 daha إِذۡ جَآءَتۡهُمُ ٱلرُّسُلُ مِنۢ بَيۡنِ أَيۡدِيهِمۡ وَمِنۡ خَلۡفِهِمۡ أَلَّا تَعۡبُدُوٓاْ إِلَّا ٱللَّهَۖ قَالُواْ لَوۡ شَآءَ رَبُّنَا لَأَنزَلَ مَلَـٰٓئِكَةً فَإِنَّا بِمَآ أُرۡسِلۡتُم بِهِۦ كَـٰفِرُونَ ١٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hani onlara peygamberler önlerinden ve arkalarından gelmiş, "Allah'tan başkasına ibadet etmeyin" demişler, onlar da, "Eğer Rabbimiz dileseydi (Peygamber olarak) melekler indirirdi. Bu sebeple, biz sizinle gönderilenleri inkar ediyoruz" demişlerdi.
İlişkiler23 bağlantı · 4 tür
Aynı kök46:21
Aynı ibare46:21
Aynı konu6:8 14:9–18 15:7 17:94–95 25:7
Henüz sınıflandırılmamış6:8–9 7:94–102 7:101–102 13:13 14:9 +11 daha فَأَمَّا عَادٌ فَٱسۡتَكۡبَرُواْ فِى ٱلۡأَرۡضِ بِغَيۡرِ ٱلۡحَقِّ وَقَالُواْ مَنۡ أَشَدُّ مِنَّا قُوَّةًۖ أَوَلَمۡ يَرَوۡاْ أَنَّ ٱللَّهَ ٱلَّذِى خَلَقَهُمۡ هُوَ أَشَدُّ مِنۡهُمۡ قُوَّةًۖ وَكَانُواْ بِـَٔايَـٰتِنَا يَجۡحَدُونَ ١٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ad kavmi ise yeryüzünde haksız olarak büyüklük taslamış, "Bizden daha güçlü kim var?" demişlerdi. Onlar, kendilerini yaratan Allah'ın onlardan daha güçlü olduğunu görmediler mi? Onlar bizim ayetlerimizi inkar ediyorlardı.
İlişkiler24 bağlantı · 5 tür
Aynı kök28:39 46:20
Paralel46:24 51:42 54:19 54:20 69:6
Aynı ibare6:33 46:20
Aynı konu27:14 46:21 89:6
Henüz sınıflandırılmamış7:65–71 7:65 7:66 13:13 16:26 +7 daha فَأَرۡسَلۡنَا عَلَيۡهِمۡ رِيحًا صَرۡصَرًا فِىٓ أَيَّامٍ نَّحِسَاتٍ لِّنُذِيقَهُمۡ عَذَابَ ٱلۡخِزۡىِ فِى ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَاۖ وَلَعَذَابُ ٱلۡـَٔاخِرَةِ أَخۡزَىٰۖ وَهُمۡ لَا يُنصَرُونَ ١٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz de onlara dünya hayatında zillet azabını tattırmak için o mutsuz kara günlerde üzerlerine dondurucu bir rüzgar gönderdik. Ahiret azabı elbette daha rezil edicidir. Onlara yardım da edilmez.
İlişkiler26 bağlantı · 4 tür
Paralel7:72 11:58 46:21–25 46:24 51:41 +5 daha Aynı ibare13:34 54:19
Aynı konu46:21 69:8 89:6
Henüz sınıflandırılmamış11:50–60 13:13 16:26 26:123 26:130 +6 daha وَأَمَّا ثَمُودُ فَهَدَيۡنَـٰهُمۡ فَٱسۡتَحَبُّواْ ٱلۡعَمَىٰ عَلَى ٱلۡهُدَىٰ فَأَخَذَتۡهُمۡ صَـٰعِقَةُ ٱلۡعَذَابِ ٱلۡهُونِ بِمَا كَانُواْ يَكۡسِبُونَ ١٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Semud kavmine gelince, biz onlara doğru yolu göstermiştik. Ama onlar körlüğü hidayete tercih etmişler ve yaptıklarına karşılık, alçaltıcı azap yıldırımı onları çarpmıştı.
İlişkiler24 bağlantı · 4 tür
Aynı kök6:50 14:3
Paralel11:61–68 51:43–44 51:43 51:45 54:31
Aynı konu26:150 27:80–81
Henüz sınıflandırılmamış2:16 9:23 11:61 13:13 16:107 +10 daha وَنَجَّيۡنَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَكَانُواْ يَتَّقُونَ ١٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İnananları ve Allah'a karşı gelmekten sakınanları kurtardık.
İlişkiler11 bağlantı · 3 tür
Paralel51:45
Aynı konu10:103 11:58 26:150 37:171–173
Henüz sınıflandırılmamış26:159 27:45 27:53 51:43 89:6 +1 daha وَيَوۡمَ يُحۡشَرُ أَعۡدَآءُ ٱللَّهِ إِلَى ٱلنَّارِ فَهُمۡ يُوزَعُونَ ١٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah'ın düşmanlarının, toplanıp yığın yığın cehenneme sevk edilecekleri günü hatırla!
İlişkiler13 bağlantı · 6 tür
Açıklar2:98
Devam eder41:28
Aynı kök2:98 27:17 60:1
Paralel27:83
Aynı ibare41:27–28 41:28
Henüz sınıflandırılmamış24:24 37:22 37:23 42:7 75:14
حَتَّىٰٓ إِذَا مَا جَآءُوهَا شَهِدَ عَلَيۡهِمۡ سَمۡعُهُمۡ وَأَبۡصَـٰرُهُمۡ وَجُلُودُهُم بِمَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ ٢٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Nihayet cehenneme vardıklarında, kulakları, gözleri ve derileri, yapmış oldukları işler hakkında, kendileri aleyhine şahitlik ederler.
İlişkiler13 bağlantı · 4 tür
Aynı kök2:98
Paralel24:24 36:65
Aynı konu17:36 24:24
Henüz sınıflandırılmamış24:24 36:65 40:51 67:11 75:14 +3 daha Sayfa 479 Fussilet
وَقَالُواْ لِجُلُودِهِمۡ لِمَ شَهِدتُّمۡ عَلَيۡنَاۖ قَالُوٓاْ أَنطَقَنَا ٱللَّهُ ٱلَّذِىٓ أَنطَقَ كُلَّ شَىۡءٍ وَهُوَ خَلَقَكُمۡ أَوَّلَ مَرَّةٍ وَإِلَيۡهِ تُرۡجَعُونَ ٢١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar derilerine, "Niçin aleyhimize şahitlik ettiniz?" derler. Derileri de der ki; "Bizi her şeyi konuşturan Allah konuşturdu. İlk defa sizi O yaratmıştı ve yine yalnızca O'na döndürülüyorsunuz."
İlişkiler15 bağlantı · 4 tür
Aynı kök2:98 27:16
Paralel36:65
Aynı konu24:24
Henüz sınıflandırılmamış6:36 17:13 24:24 30:9 36:65 +6 daha وَمَا كُنتُمۡ تَسۡتَتِرُونَ أَن يَشۡهَدَ عَلَيۡكُمۡ سَمۡعُكُمۡ وَلَآ أَبۡصَـٰرُكُمۡ وَلَا جُلُودُكُمۡ وَلَـٰكِن ظَنَنتُمۡ أَنَّ ٱللَّهَ لَا يَعۡلَمُ كَثِيرًا مِّمَّا تَعۡمَلُونَ ٢٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Siz (günahları işlerken) kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin, aleyhinize şahitlik etmesinden sakınmıyordunuz. Lakin, yaptıklarınızın çoğunu Allah'ın bilmediğini sanıyordunuz."
İlişkiler16 bağlantı · 4 tür
Aynı kök2:98
Paralel24:24 36:65
Aynı konu2:175 4:108 10:36 24:24 43:80 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış11:5 24:24 40:51 67:11 75:14 +1 daha وَذَٰلِكُمۡ ظَنُّكُمُ ٱلَّذِى ظَنَنتُم بِرَبِّكُمۡ أَرۡدَىٰكُمۡ فَأَصۡبَحۡتُم مِّنَ ٱلۡخَـٰسِرِينَ ٢٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"İşte bu sizin, Rabbiniz hakkında beslediğiniz zannınızdır. O, sizi mahvetti de ziyana uğrayanlardan oldunuz."
İlişkiler9 bağlantı · 3 tür
Aynı kök2:98 37:87
Aynı konu2:175 4:108 48:6
Henüz sınıflandırılmamış39:60 42:45 75:14 84:14–15
فَإِن يَصۡبِرُواْ فَٱلنَّارُ مَثۡوًى لَّهُمۡۖ وَإِن يَسۡتَعۡتِبُواْ فَمَا هُم مِّنَ ٱلۡمُعۡتَبِينَ ٢٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şimdi eğer dayanabilirlerse, artık cehennem onların yeridir! Eğer Allah'ın rızasını kazandıracak amelleri işlemeye izin isteseler, onlara izin verilmez.
İlişkiler15 bağlantı · 3 tür
Aynı kök2:98 30:57
Aynı konu2:175 6:26–28 14:21 16:84 23:99–108 +5 daha Henüz sınıflandırılmamış6:28 32:29 75:14
۞ وَقَيَّضۡنَا لَهُمۡ قُرَنَآءَ فَزَيَّنُواْ لَهُم مَّا بَيۡنَ أَيۡدِيهِمۡ وَمَا خَلۡفَهُمۡ وَحَقَّ عَلَيۡهِمُ ٱلۡقَوۡلُ فِىٓ أُمَمٍ قَدۡ خَلَتۡ مِن قَبۡلِهِم مِّنَ ٱلۡجِنِّ وَٱلۡإِنسِۖ إِنَّهُمۡ كَانُواْ خَـٰسِرِينَ ٢٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz onların başına birtakım arkadaşlar sardık da bu arkadaşlar onlara geçmişlerini ve geleceklerini süslü gösterdiler. Böylece kendilerinden önce gelip geçmiş olan cin ve insan toplulukları ile ilgili o söz (azap), onlar için de gerçekleşti. Çünkü onlar ziyana uğrayanlardı.
İlişkiler26 bağlantı · 5 tür
Aynı kök2:98 4:38 50:23 50:27
Aynı hüküm46:18
Aynı ibare6:130 46:18
Aynı konu6:128 8:48 16:63 19:83 25:29 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış7:27 17:47 20:124 21:3 26:221–222 +7 daha وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ لَا تَسۡمَعُواْ لِهَـٰذَا ٱلۡقُرۡءَانِ وَٱلۡغَوۡاْ فِيهِ لَعَلَّكُمۡ تَغۡلِبُونَ ٢٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İnkar edenler dediler ki: "Bu Kur'an'ı dinlemeyin. Baskın çıkmak için o okunurken yaygara koparın."
İlişkiler23 bağlantı · 3 tür
Aynı kök2:98
Aynı konu6:26 8:35 31:6 41:5 71:7 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış2:6 7:204 9:32 14:9 17:47 +11 daha فَلَنُذِيقَنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ عَذَابًا شَدِيدًا وَلَنَجۡزِيَنَّهُمۡ أَسۡوَأَ ٱلَّذِى كَانُواْ يَعۡمَلُونَ ٢٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İnkar edenlere mutlaka şiddetli bir azabı tattıracağız ve onları yaptıklarının en kötüsü ile cezalandıracağız.
İlişkiler14 bağlantı · 4 tür
Aynı kök2:98
Aynı ibare41:19
Aynı konu10:27 30:10 84:21
Henüz sınıflandırılmamış4:123 21:39 29:7 33:65 35:36 +4 daha ذَٰلِكَ جَزَآءُ أَعۡدَآءِ ٱللَّهِ ٱلنَّارُۖ لَهُمۡ فِيهَا دَارُ ٱلۡخُلۡدِۖ جَزَآءَۢ بِمَا كَانُواْ بِـَٔايَـٰتِنَا يَجۡحَدُونَ ٢٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İşte böyle, Allah düşmanlarının cezası ateştir. Ayetlerimizi inkar etmelerinin cezası olarak orada onlar için ebedilik yurdu vardır.
İlişkiler17 bağlantı · 5 tür
Devam eder41:19
Aynı kök2:98 29:49
Aynı ibare41:19
Aynı konu84:21
Henüz sınıflandırılmamış3:56 4:169 5:37 6:125 17:58 +7 daha وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ رَبَّنَآ أَرِنَا ٱلَّذَيۡنِ أَضَلَّانَا مِنَ ٱلۡجِنِّ وَٱلۡإِنسِ نَجۡعَلۡهُمَا تَحۡتَ أَقۡدَامِنَا لِيَكُونَا مِنَ ٱلۡأَسۡفَلِينَ ٢٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Ateşe giren) inkarcılar şöyle derler: "Rabbimiz! Cinlerden ve insanlardan bizi saptıranları bize göster de onları ayaklarımızın altına alalım ki en aşağılıklardan olsunlar."
İlişkiler18 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare7:38
Aynı konu6:112 33:68 37:27 38:60 39:31 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış2:166–167 6:130 7:38–39 7:47 33:67–68 +6 daha Sayfa 480 Fussilet
إِنَّ ٱلَّذِينَ قَالُواْ رَبُّنَا ٱللَّهُ ثُمَّ ٱسۡتَقَـٰمُواْ تَتَنَزَّلُ عَلَيۡهِمُ ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةُ أَلَّا تَخَافُواْ وَلَا تَحۡزَنُواْ وَأَبۡشِرُواْ بِٱلۡجَنَّةِ ٱلَّتِى كُنتُمۡ تُوعَدُونَ ٣٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz "Rabbimiz Allah'tır" deyip de, sonra dosdoğru olanlar var ya, onların üzerine akın akın melekler iner ve derler ki: "Korkmayın, üzülmeyin, size (dünyada iken) va'dedilmekte olan cennetle sevinin!"
İlişkiler37 bağlantı · 5 tür
Açıklar10:64
Aynı kök11:112 19:64
Aynı ibare10:64 46:13
Aynı konu2:277 8:10–12 8:12 16:32 21:103 +6 daha Henüz sınıflandırılmamış2:38 3:124 3:124–125 7:43 9:21 +16 daha نَحۡنُ أَوۡلِيَآؤُكُمۡ فِى ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا وَفِى ٱلۡـَٔاخِرَةِۖ وَلَكُمۡ فِيهَا مَا تَشۡتَهِىٓ أَنفُسُكُمۡ وَلَكُمۡ فِيهَا مَا تَدَّعُونَ ٣١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(31-32) "Biz dünya hayatında da ahirette de sizin dostlarınızız. Çok bağışlayan ve çok merhametli olan Allah'tan bir ağırlama olarak, orada canlarınızın çektiği her şey var, istediğiniz her şey orada sizin için var."
İlişkiler26 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare10:64 46:13
Aynı konu2:277 10:10 16:32 21:101–103 21:102 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış2:25 8:9–12 10:62 10:64 13:11 +10 daha نُزُلًا مِّنۡ غَفُورٍ رَّحِيمٍ ٣٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(31-32) "Biz dünya hayatında da ahirette de sizin dostlarınızız. Çok bağışlayan ve çok merhametli olan Allah'tan bir ağırlama olarak, orada canlarınızın çektiği her şey var, istediğiniz her şey orada sizin için var."
İlişkiler18 bağlantı · 4 tür
Aynı kök23:29 57:25
Aynı ibare46:13
Aynı konu2:277 16:32 21:103 25:16
Henüz sınıflandırılmamış2:57 5:12 10:64 16:31 19:72 +6 daha وَمَنۡ أَحۡسَنُ قَوۡلًا مِّمَّن دَعَآ إِلَى ٱللَّهِ وَعَمِلَ صَـٰلِحًا وَقَالَ إِنَّنِى مِنَ ٱلۡمُسۡلِمِينَ ٣٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah'a çağıran, salih amel işleyen ve "Kuşkusuz ben müslümanlardanım" diyenden daha güzel sözlü kimdir?
İlişkiler22 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare46:13
Aynı konu2:277 12:108 16:32 16:125 29:46 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış2:138 3:64 3:193 10:25 10:72 +9 daha وَلَا تَسۡتَوِى ٱلۡحَسَنَةُ وَلَا ٱلسَّيِّئَةُۚ ٱدۡفَعۡ بِٱلَّتِى هِىَ أَحۡسَنُ فَإِذَا ٱلَّذِى بَيۡنَكَ وَبَيۡنَهُۥ عَدَٰوَةٌ كَأَنَّهُۥ وَلِىٌّ حَمِيمٌ ٣٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İyilikle kötülük bir olmaz. Kötülüğü en güzel bir şekilde sav. Bir de bakarsın ki, seninle arasında düşmanlık bulunan kimse sanki sıcak bir dost oluvermiştir.
İlişkiler13 bağlantı · 4 tür
Aynı hüküm25:63 42:40
Aynı ibare16:125 23:96
Aynı konu7:199 13:22 28:54 60:7
Henüz sınıflandırılmamış5:45 9:3 16:126 26:215 38:28
وَمَا يُلَقَّىٰهَآ إِلَّا ٱلَّذِينَ صَبَرُواْ وَمَا يُلَقَّىٰهَآ إِلَّا ذُو حَظٍّ عَظِيمٍ ٣٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bu güzel davranışa ancak sabredenler kavuşturulur. Buna ancak (hayırdan ve olgunluktan) büyük payı olanlar kavuşturulur.
İlişkiler6 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare28:79
Aynı konu16:127
Henüz sınıflandırılmamış7:199 13:24 16:126 76:2
وَإِمَّا يَنزَغَنَّكَ مِنَ ٱلشَّيۡطَـٰنِ نَزۡغٌ فَٱسۡتَعِذۡ بِٱللَّهِۖ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلۡعَلِيمُ ٣٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Eğer şeytandan gelen kötü bir düşünce seni dürtecek olursa, hemen Allah'a sığın. Çünkü O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
İlişkiler13 bağlantı · 4 tür
Aynı kök72:6
Aynı ibare7:200 7:200–201 16:98
Aynı konu22:52 23:97 23:97–98
Henüz sınıflandırılmamış14:22 17:53 23:98 113:1–5 114:1–6 +1 daha وَمِنۡ ءَايَـٰتِهِ ٱلَّيۡلُ وَٱلنَّهَارُ وَٱلشَّمۡسُ وَٱلۡقَمَرُۚ لَا تَسۡجُدُواْ لِلشَّمۡسِ وَلَا لِلۡقَمَرِ وَٱسۡجُدُواْ لِلَّهِ ٱلَّذِى خَلَقَهُنَّ إِن كُنتُمۡ إِيَّاهُ تَعۡبُدُونَ ٣٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Gece, gündüz, güneş ve ay Allah'ın varlığının delillerindendir. Güneşe ve aya secde etmeyin. Eğer gerçekten Allah'a kulluk ediyorsanız, onları yaratan Allah'a secde edin.
İlişkiler27 bağlantı · 4 tür
Aynı hüküm27:24–25 53:62
Aynı ibare6:96 22:18 27:24–25 27:24 39:5
Aynı konu6:78 17:12 23:80 45:3
Henüz sınıflandırılmamış7:206 13:15 16:49 17:107 17:108 +11 daha فَإِنِ ٱسۡتَكۡبَرُواْ فَٱلَّذِينَ عِندَ رَبِّكَ يُسَبِّحُونَ لَهُۥ بِٱلَّيۡلِ وَٱلنَّهَارِ وَهُمۡ لَا يَسۡـَٔمُونَ ۩ ٣٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Eğer onlar büyüklük taslarlarsa, bilsinler ki Rabbinin yanında bulunanlar (melekler), gece gündüz hiç usanmadan O'nu tespih ederler.
İlişkiler12 bağlantı · 2 tür
Aynı konu7:206 21:19 21:19–20 21:20 39:75 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış4:172 13:13 16:49 20:130 21:79 +1 daha Sayfa 481 Fussilet
وَمِنۡ ءَايَـٰتِهِۦٓ أَنَّكَ تَرَى ٱلۡأَرۡضَ خَـٰشِعَةً فَإِذَآ أَنزَلۡنَا عَلَيۡهَا ٱلۡمَآءَ ٱهۡتَزَّتۡ وَرَبَتۡۚ إِنَّ ٱلَّذِىٓ أَحۡيَاهَا لَمُحۡىِ ٱلۡمَوۡتَىٰٓۚ إِنَّهُۥ عَلَىٰ كُلِّ شَىۡءٍ قَدِيرٌ ٣٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah'ın varlığının delillerinden biri de şudur: Sen yeryüzünü boynu bükük (kupkuru) görürsün. Onun üzerine yağmuru indirdiğimiz zaman kıpırdar kabarır. Şüphesiz ki, onu dirilten, elbette ölüleri de diriltir. Şüphesiz O, her şeye gücü hakkıyla yetendir.
İlişkiler16 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare22:5 30:50
Aynı konu2:164 7:57 22:63 30:19 35:9 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış8:24 22:5–6 25:50 30:11 36:33 +2 daha إِنَّ ٱلَّذِينَ يُلۡحِدُونَ فِىٓ ءَايَـٰتِنَا لَا يَخۡفَوۡنَ عَلَيۡنَآۗ أَفَمَن يُلۡقَىٰ فِى ٱلنَّارِ خَيۡرٌ أَم مَّن يَأۡتِىٓ ءَامِنًا يَوۡمَ ٱلۡقِيَـٰمَةِۚ ٱعۡمَلُواْ مَا شِئۡتُمۡۖ إِنَّهُۥ بِمَا تَعۡمَلُونَ بَصِيرٌ ٤٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ayetlerimiz konusunda (yalanlama amacıyla) doğruluktan sapanlar bize gizli kalmaz. O halde kıyamet gününde ateşe atılan mı, yoksa güven içinde gelen kimse mi daha iyidir? Dilediğinizi yapın. Şüphesiz O, yaptıklarınızı hakkıyla görmektedir.
İlişkiler12 bağlantı · 2 tür
Aynı kök18:27
Henüz sınıflandırılmamış2:42 2:75 2:112 7:180 16:32 +6 daha إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ بِٱلذِّكۡرِ لَمَّا جَآءَهُمۡۖ وَإِنَّهُۥ لَكِتَـٰبٌ عَزِيزٌ ٤١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kur'an kendilerine geldiğinde onu inkar edenler mutlaka cezalarını göreceklerdir. Şüphesiz o, çok değerli ve sağlam bir kitaptır.
İlişkiler13 bağlantı · 2 tür
Aynı konu15:9 23:71 56:77–80
Henüz sınıflandırılmamış9:127 16:43 21:2 21:10 29:50 +5 daha لَّا يَأۡتِيهِ ٱلۡبَـٰطِلُ مِنۢ بَيۡنِ يَدَيۡهِ وَلَا مِنۡ خَلۡفِهِۦۖ تَنزِيلٌ مِّنۡ حَكِيمٍ حَمِيدٍ ٤٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ona ne önünden ne de ardından batıl gelemez. O, hüküm ve hikmet sahibi, övülmeye layık olan Allah tarafından indirilmiştir.
İlişkiler15 bağlantı · 2 tür
Aynı konu15:9 17:81
Henüz sınıflandırılmamış2:97–99 4:82 18:27 21:18 22:51 +8 daha مَّا يُقَالُ لَكَ إِلَّا مَا قَدۡ قِيلَ لِلرُّسُلِ مِن قَبۡلِكَۚ إِنَّ رَبَّكَ لَذُو مَغۡفِرَةٍ وَذُو عِقَابٍ أَلِيمٍ ٤٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sana ancak, senden önceki peygamberlere söylenenler söylenmektedir. Hiç şüphesiz senin Rabbin hem bağışlama sahibidir, hem de elem dolu bir azap sahibidir.
İlişkiler30 bağlantı · 2 tür
Henüz sınıflandırılmamış4:163 6:20 6:112 15:90 16:118 +5 daha وَلَوۡ جَعَلۡنَـٰهُ قُرۡءَانًا أَعۡجَمِيًّا لَّقَالُواْ لَوۡلَا فُصِّلَتۡ ءَايَـٰتُهُۥٓۖ ءَا۬عۡجَمِىٌّ وَعَرَبِىٌّۗ قُلۡ هُوَ لِلَّذِينَ ءَامَنُواْ هُدًى وَشِفَآءٌۖ وَٱلَّذِينَ لَا يُؤۡمِنُونَ فِىٓ ءَاذَانِهِمۡ وَقۡرٌ وَهُوَ عَلَيۡهِمۡ عَمًىۚ أُوْلَـٰٓئِكَ يُنَادَوۡنَ مِن مَّكَانِۭ بَعِيدٍ ٤٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Eğer biz onu başka dilde bir Kur'an yapsaydık onlar mutlaka, "Onun ayetleri genişçe açıklanmalı değil miydi? Başka dilde bir kitap ve Arap bir peygamber öyle mi?" derlerdi. De ki: "O, inananlar için bir hidayet ve şifadır. İnanmayanların kulaklarında bir ağırlık vardır ve Kur'an onlara kapalı ve anlaşılmaz gelir. (Sanki) onlara uzak bir yerden sesleniliyor (da anlamıyorlar)."
İlişkiler55 bağlantı · 6 tür
Açıklar39:28 43:3
Karşıtlık12:2
Aynı kök9:11 26:80
Aynı ibare6:25 17:45–46 17:46 18:57 34:52 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış3:50 6:55 6:114 7:32 9:14 +21 daha وَلَقَدۡ ءَاتَيۡنَا مُوسَى ٱلۡكِتَـٰبَ فَٱخۡتُلِفَ فِيهِۗ وَلَوۡلَا كَلِمَةٌ سَبَقَتۡ مِن رَّبِّكَ لَقُضِىَ بَيۡنَهُمۡۚ وَإِنَّهُمۡ لَفِى شَكٍّ مِّنۡهُ مُرِيبٍ ٤٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun! Biz, Musa'ya Kitab'ı (Tevrat'ı) vermiştik de, onda ayrılığa düşmüşlerdi. Eğer (azabın ertelenmesi ile ilgili olarak ezelde) Rabbinden bir söz geçmiş olmasaydı, aralarında derhal hüküm verilirdi. Şüphesiz onlar Kur'an hakkında derin bir şüphe içindedirler.
İlişkiler17 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare11:110 42:14
Aynı konu2:213 10:93 16:61 18:58–59 27:76
Henüz sınıflandırılmamış3:19 6:114–115 9:45 10:19 11:118–119 +5 daha مَّنۡ عَمِلَ صَـٰلِحًا فَلِنَفۡسِهِۦۖ وَمَنۡ أَسَآءَ فَعَلَيۡهَاۗ وَمَا رَبُّكَ بِظَلَّـٰمٍ لِّلۡعَبِيدِ ٤٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kim iyi bir iş yaparsa kendi lehinedir. Kim de kötülük yaparsa kendi aleyhinedir. Rabbin, kullara (zerre kadar) zulmedici değildir.
İlişkiler33 bağlantı · 5 tür
Aynı hüküm4:111
Aynı ibare8:51 22:10 30:44 45:15
Aynı konu2:110 6:164 10:44 17:13–15 17:15 +2 daha Genelleştirir17:7
Henüz sınıflandırılmamış2:134 2:141 2:272 2:286 6:104 +15 daha Sayfa 482 Fussilet
۞ إِلَيۡهِ يُرَدُّ عِلۡمُ ٱلسَّاعَةِۚ وَمَا تَخۡرُجُ مِن ثَمَرَٰتٍ مِّنۡ أَكۡمَامِهَا وَمَا تَحۡمِلُ مِنۡ أُنثَىٰ وَلَا تَضَعُ إِلَّا بِعِلۡمِهِۦۚ وَيَوۡمَ يُنَادِيهِمۡ أَيۡنَ شُرَكَآءِى قَالُوٓاْ ءَاذَنَّـٰكَ مَا مِنَّا مِن شَهِيدٍ ٤٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kıyametin ne zaman kopacağına ilişkin bilgi O'na havale edilir. Meyveler tomurcuklarından ancak O'nun bilgisi altında çıkar, dişi ancak O'nun bilgisi altında hamile kalır ve doğurur. Allah onlara, "Nerede bana ortak koştuklarınız?" diye seslendiği gün şöyle derler: "Sana arz ederiz ki, içimizden onları gören hiçbir kimse yok."
İlişkiler29 bağlantı · 4 tür
Paralel28:74 40:73
Aynı ibare35:11 35:11–14
Aynı konu6:59 7:187 13:8 33:63 34:3 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış3:18 6:22 6:23 6:148 16:27 +11 daha وَضَلَّ عَنۡهُم مَّا كَانُواْ يَدۡعُونَ مِن قَبۡلُۖ وَظَنُّواْ مَا لَهُم مِّن مَّحِيصٍ ٤٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Daha önce yalvardıkları (tanrılar) onları yüzüstü bırakıp uzaklaşmıştır. Kendileri için kaçacak bir yer olmadığını anlamışlardır.
İlişkiler14 bağlantı · 3 tür
Paralel28:74 28:75
Aynı konu25:18 46:4–6
Henüz sınıflandırılmamış6:94 7:37 10:28 11:21 16:87 +5 daha لَّا يَسۡـَٔمُ ٱلۡإِنسَـٰنُ مِن دُعَآءِ ٱلۡخَيۡرِ وَإِن مَّسَّهُ ٱلشَّرُّ فَيَـُٔوسٌ قَنُوطٌ ٤٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İnsan, hayır (mal, mülk, genişlik) istemekten usanmaz. Fakat başına bir kötülük gelince umutsuzluğa düşer, yıkılır.
İlişkiler23 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare17:83 41:51 70:20
Aynı konu10:11 11:9 11:9–10 16:52–55 16:54 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış2:216 12:87 15:56 17:67 23:75 +6 daha وَلَئِنۡ أَذَقۡنَـٰهُ رَحۡمَةً مِّنَّا مِنۢ بَعۡدِ ضَرَّآءَ مَسَّتۡهُ لَيَقُولَنَّ هَـٰذَا لِى وَمَآ أَظُنُّ ٱلسَّاعَةَ قَآئِمَةً وَلَئِن رُّجِعۡتُ إِلَىٰ رَبِّىٓ إِنَّ لِى عِندَهُۥ لَلۡحُسۡنَىٰۚ فَلَنُنَبِّئَنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ بِمَا عَمِلُواْ وَلَنُذِيقَنَّهُم مِّنۡ عَذَابٍ غَلِيظٍ ٥٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun! Başına gelen bir zarardan sonra kendisine tarafımızdan bir rahmet tattırsak mutlaka "Bu benim hakkımdır, Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Andolsun, Rabbime döndürülürsem, şüphesiz O'nun yanında benim için daha güzel şeyler vardır" der. Andolsun, biz inkar edenlere yaptıklarını mutlaka haber vereceğiz ve andolsun, onlara mutlaka ağır azaptan tattıracağız.
İlişkiler27 bağlantı · 4 tür
Devam eder41:51
Aynı ibare10:21 11:10 17:83 18:32–45 18:35–36 +1 daha Aynı konu7:131 10:12 16:54 17:67 19:77 +9 daha Henüz sınıflandırılmamış17:67 23:75 25:11 39:8 45:32 +1 daha وَإِذَآ أَنۡعَمۡنَا عَلَى ٱلۡإِنسَـٰنِ أَعۡرَضَ وَنَـَٔا بِجَانِبِهِۦ وَإِذَا مَسَّهُ ٱلشَّرُّ فَذُو دُعَآءٍ عَرِيضٍ ٥١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İnsana nimet verdiğimizde yüz çevirir ve yan çizer. Başına bir kötülük gelince de yalvarmaya koyulur.
İlişkiler26 bağlantı · 4 tür
Devam eder41:50
Aynı ibare17:83 18:36 41:49
Aynı konu10:12 10:21–23 11:9 16:53–55 16:54 +8 daha Henüz sınıflandırılmamış7:190 17:67 23:75 28:78 31:32 +4 daha قُلۡ أَرَءَيۡتُمۡ إِن كَانَ مِنۡ عِندِ ٱللَّهِ ثُمَّ كَفَرۡتُم بِهِۦ مَنۡ أَضَلُّ مِمَّنۡ هُوَ فِى شِقَاقِۭ بَعِيدٍ ٥٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
De ki: "Ne dersiniz? Eğer o (Kur'an) Allah katından olup da siz de onu inkar etmişseniz, o zaman derin bir ayrılık içinde bulunan kimseden daha sapık kim olabilir?"
İlişkiler3 bağlantı · 2 tür
Aynı ibare46:10
Henüz sınıflandırılmamış22:53 69:40–52
سَنُرِيهِمۡ ءَايَـٰتِنَا فِى ٱلۡـَٔافَاقِ وَفِىٓ أَنفُسِهِمۡ حَتَّىٰ يَتَبَيَّنَ لَهُمۡ أَنَّهُ ٱلۡحَقُّۗ أَوَلَمۡ يَكۡفِ بِرَبِّكَ أَنَّهُۥ عَلَىٰ كُلِّ شَىۡءٍ شَهِيدٌ ٥٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Varlığımızın delillerini, (kainattaki uçsuz bucaksız) ufuklarda ve kendi nefislerinde onlara göstereceğiz ki, o Kur'an'ın gerçek olduğu onlara iyice belli olsun. Rabbinin, her şeye şahit olması yetmez mi?
İlişkiler39 bağlantı · 3 tür
Açıklar27:93
Aynı konu29:52 40:13 40:81 45:1–9 48:28 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış2:3 2:113 3:7 3:41 4:82 +25 daha أَلَآ إِنَّهُمۡ فِى مِرۡيَةٍ مِّن لِّقَآءِ رَبِّهِمۡۗ أَلَآ إِنَّهُۥ بِكُلِّ شَىۡءٍ مُّحِيطُۢ ٥٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İyi bilin ki, onlar Rablerine kavuşma konusunda şüphe içindedirler. İyi bilin ki, O, her şeyi kuşatandır.
İlişkiler7 bağlantı · 2 tür
Aynı ibare32:23
Henüz sınıflandırılmamış9:10 11:17 34:50 45:32 45:34–35 +1 daha