فَأَرۡسَلۡنَا عَلَيۡهِمۡ رِيحًا صَرۡصَرًا فِىٓ أَيَّامٍ نَّحِسَاتٍ لِّنُذِيقَهُمۡ عَذَابَ ٱلۡخِزۡىِ فِى ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَاۖ وَلَعَذَابُ ٱلۡـَٔاخِرَةِ أَخۡزَىٰۖ وَهُمۡ لَا يُنصَرُونَ ١٦
فَأَرۡسَلۡنَا biz de gönderdik عَلَيۡهِمۡ üzerlerine رِيحٗا bir rüzgar صَرۡصَرٗا dondurucu فِىٓ günlerde أَيَّامٖ (the) days EN نَّحِسَاتٖ uğursuz لِّنُذِيقَهُمۡ taddırmak için عَذَابَ azabını ٱلۡخِزۡىِ rezillik فِى hayatında ٱلۡحَيَوٰةِ the life EN ٱلدُّنۡيَاۖ dünya وَلَعَذَابُ azabı ise ٱلۡـَٔاخِرَةِ ahiret أَخۡزَىٰۖ daha da kepaze edicidir وَهُمۡ ve onlara لَا hiç يُنصَرُونَ yardım edilmeyecektir
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz de onlara dünya hayatında zillet azabını tattırmak için o mutsuz kara günlerde üzerlerine dondurucu bir rüzgar gönderdik. Ahiret azabı elbette daha rezil edicidir. Onlara yardım da edilmez.
İlişkiler26 bağlantı · 4 tür
Paralel7:72 11:58 46:21–25 46:24 51:41 51:42 54:19 54:20 69:6 69:7
Aynı ibare13:34 54:19
Aynı konu46:21 69:8 89:6
Henüz sınıflandırılmamış11:50–60 13:13 16:26 26:123 26:130 26:140 40:30 54:17 54:19–20 69:6–8 89:6