بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِBu sure besmeleyle başlar (ayet sayılmaz).
صٓۚ وَٱلۡقُرۡءَانِ ذِى ٱلذِّكۡرِ ١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sad. O şanlı, şerefli Kur'an'a andolsun (ki o, Allah sözüdür).
İlişkiler55 bağlantı · 3 tür
Aynı kök65:10
Aynı konu17:46 21:10 37:35 38:3 38:8 +6 daha Henüz sınıflandırılmamış2:1 3:1 6:124 7:1 9:1 +38 daha بَلِ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ فِى عِزَّةٍ وَشِقَاقٍ ٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Fakat inkar edenler bir büyüklenme ve ayrılık içindedirler.
İlişkiler13 bağlantı · 3 tür
Aynı kök2:204–206 35:10
Aynı konu17:46 37:35 40:12 43:30 46:22 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış31:7 41:41 46:7 53:59
كَمۡ أَهۡلَكۡنَا مِن قَبۡلِهِم مِّن قَرۡنٍ فَنَادَواْ وَّلَاتَ حِينَ مَنَاصٍ ٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz onlardan önce nice nesilleri helak ettik. Onlar da feryat ettiler, ama artık kurtuluş zamanı değildi.
İlişkiler17 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare6:6
Aynı konu17:17 17:46 22:45 37:35 38:1 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış22:42–44 29:40 40:5 41:41 46:7 +2 daha وَعَجِبُوٓاْ أَن جَآءَهُم مُّنذِرٌ مِّنۡهُمۡۖ وَقَالَ ٱلۡكَـٰفِرُونَ هَـٰذَا سَـٰحِرٌ كَذَّابٌ ٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kafirler, kendilerine içlerinden bir uyarıcının gelmesine şaştılar ve şöyle dediler: "Bu, yalancı bir sihirbazdır."
İlişkiler23 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare10:2 50:2
Aynı konu7:63 7:109–112 17:46 21:3 37:35 +5 daha Henüz sınıflandırılmamış7:69 11:27 21:2 25:42 26:34 +6 daha أَجَعَلَ ٱلۡـَٔالِهَةَ إِلَـٰهًا وَٰحِدًاۖ إِنَّ هَـٰذَا لَشَىۡءٌ عُجَابٌ ٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"İlahları bir tek ilah mı yaptı? Gerçekten bu çok tuhaf bir şey!"
İlişkiler22 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare2:163 16:51 18:110 50:2
Aynı konu17:46 25:42 37:35 37:36 39:45 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış7:69 10:2 25:42 37:4 38:4 +4 daha وَٱنطَلَقَ ٱلۡمَلَأُ مِنۡهُمۡ أَنِ ٱمۡشُواْ وَٱصۡبِرُواْ عَلَىٰٓ ءَالِهَتِكُمۡۖ إِنَّ هَـٰذَا لَشَىۡءٌ يُرَادُ ٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(6-8) İçlerinden ileri gelenler, "Gidin, ilahlarınıza tapmaya devam edin. İşte bu istenen şeydir. Biz bunu son dinde (en son dini inanışlarda) duymadık. Bu ancak bir uydurmadır. O zikir (Kur'an) içimizden ona mı indirildi?" diyerek kalkıp gittiler. Hayır, onlar benim Zikrimden (Kur'an'dan) şüphe içindedirler. Hayır, henüz azabımı tatmadılar.
İlişkiler18 bağlantı · 2 tür
Aynı konu11:27 17:46 25:42 37:35 37:36 +5 daha Henüz sınıflandırılmamış15:95–96 21:59–68 25:42 26:137 41:41 +3 daha مَا سَمِعۡنَا بِهَـٰذَا فِى ٱلۡمِلَّةِ ٱلۡـَٔاخِرَةِ إِنۡ هَـٰذَآ إِلَّا ٱخۡتِلَـٰقٌ ٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(6-8) İçlerinden ileri gelenler, "Gidin, ilahlarınıza tapmaya devam edin. İşte bu istenen şeydir. Biz bunu son dinde (en son dini inanışlarda) duymadık. Bu ancak bir uydurmadır. O zikir (Kur'an) içimizden ona mı indirildi?" diyerek kalkıp gittiler. Hayır, onlar benim Zikrimden (Kur'an'dan) şüphe içindedirler. Hayır, henüz azabımı tatmadılar.
İlişkiler18 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare23:24 28:36
Aynı konu11:13–14 17:46 25:42 37:35 40:12 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış2:23 2:170 25:42 34:43 41:41 +3 daha أَءُنزِلَ عَلَيۡهِ ٱلذِّكۡرُ مِنۢ بَيۡنِنَاۚ بَلۡ هُمۡ فِى شَكٍّ مِّن ذِكۡرِىۖ بَل لَّمَّا يَذُوقُواْ عَذَابِ ٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(6-8) İçlerinden ileri gelenler, "Gidin, ilahlarınıza tapmaya devam edin. İşte bu istenen şeydir. Biz bunu son dinde (en son dini inanışlarda) duymadık. Bu ancak bir uydurmadır. O zikir (Kur'an) içimizden ona mı indirildi?" diyerek kalkıp gittiler. Hayır, onlar benim Zikrimden (Kur'an'dan) şüphe içindedirler. Hayır, henüz azabımı tatmadılar.
İlişkiler42 bağlantı · 2 tür
Aynı konu6:53 17:46 21:3 21:36 21:107 +14 daha Henüz sınıflandırılmamış11:27 14:10 14:10–11 15:1 15:9 +18 daha أَمۡ عِندَهُمۡ خَزَآئِنُ رَحۡمَةِ رَبِّكَ ٱلۡعَزِيزِ ٱلۡوَهَّابِ ٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yoksa mutlak güç sahibi ve çok bağışlayan Rabbinin rahmet hazineleri onların yanında mıdır?
İlişkiler16 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare17:100 43:32
Aynı konu4:53 6:50 17:46 21:107 37:35 +6 daha Henüz sınıflandırılmamış46:7 53:59 98:4
أَمۡ لَهُم مُّلۡكُ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَيۡنَهُمَاۖ فَلۡيَرۡتَقُواْ فِى ٱلۡأَسۡبَـٰبِ ١٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yoksa göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin hükümranlığı onların mıdır? Öyle ise sebeplere yapışarak yükselsinler (bakalım!)
İlişkiler11 bağlantı · 2 tür
Aynı konu17:46 37:35 40:12 43:30 46:22 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış4:53–54 5:17 46:7 53:59
جُندٌ مَّا هُنَالِكَ مَهۡزُومٌ مِّنَ ٱلۡأَحۡزَابِ ١١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar, çeşitli gruplardan oluşmuş ve şuracıkta bozguna uğrayacak derme çatma bir ordudur.
İlişkiler6 bağlantı · 2 tür
Aynı konu44:24 54:45
Henüz sınıflandırılmamış36:28 36:75 38:13 67:20
كَذَّبَتۡ قَبۡلَهُمۡ قَوۡمُ نُوحٍ وَعَادٌ وَفِرۡعَوۡنُ ذُو ٱلۡأَوۡتَادِ ١٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(12-13) Onlardan önce de Nuh kavmi, Ad kavmi, kazıklar sahibi Firavun, Semud kavmi, Lut kavmi ve Eyke halkı da Peygamberleri yalanlamışlardı. İşte onlar da (böyle) gruplardı.
İlişkiler23 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare14:9 14:9–10 22:42–44 22:42 26:105 +5 daha Aynı konu25:38 35:4 46:21
Henüz sınıflandırılmamış7:124 16:113 20:71 20:128 26:49 +5 daha وَثَمُودُ وَقَوۡمُ لُوطٍ وَأَصۡحَـٰبُ لۡـَٔيۡكَةِۚ أُوْلَـٰٓئِكَ ٱلۡأَحۡزَابُ ١٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(12-13) Onlardan önce de Nuh kavmi, Ad kavmi, kazıklar sahibi Firavun, Semud kavmi, Lut kavmi ve Eyke halkı da Peygamberleri yalanlamışlardı. İşte onlar da (böyle) gruplardı.
İlişkiler16 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare22:42–44 22:42 26:105 40:5 50:12–14 +1 daha Aynı konu25:38 35:4 53:50–54
Henüz sınıflandırılmamış11:24 16:113 20:128 26:122 35:44 +2 daha إِن كُلٌّ إِلَّا كَذَّبَ ٱلرُّسُلَ فَحَقَّ عِقَابِ ١٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(O grupların) her biri peygamberleri yalanladı da onları cezalandırmam hak oldu.
İlişkiler15 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare22:42–44 22:42 26:105 40:5 50:12–14 +1 daha Aynı konu22:42–44 28:59 35:4
Henüz sınıflandırılmamış16:113 20:128 26:122 35:44 39:71 +1 daha وَمَا يَنظُرُ هَـٰٓؤُلَآءِ إِلَّا صَيۡحَةً وَٰحِدَةً مَّا لَهَا مِن فَوَاقٍ ١٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bunlar da (müşrikler de) ancak (vakti gelince) asla geri kalmayacak korkunç bir ses bekliyorlar.
İlişkiler5 bağlantı · 2 tür
Aynı ibare36:29 36:49 36:53 54:31
Henüz sınıflandırılmamış41:17
وَقَالُواْ رَبَّنَا عَجِّل لَّنَا قِطَّنَا قَبۡلَ يَوۡمِ ٱلۡحِسَابِ ١٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Müşrikler (alay ederek) şöyle dediler: "Ey Rabbimiz! Hesap gününden önce payımızı hemen ver!"
İlişkiler8 bağlantı · 2 tür
Aynı konu6:57 8:32 13:6 22:47
Henüz sınıflandırılmamış6:57–58 8:32–33 29:53 70:1
Sayfa 454 Sad
ٱصۡبِرۡ عَلَىٰ مَا يَقُولُونَ وَٱذۡكُرۡ عَبۡدَنَا دَاوُۥدَ ذَا ٱلۡأَيۡدِۖ إِنَّهُۥٓ أَوَّابٌ ١٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ey Muhammed! Onların söylediklerine karşı sabret. Güçlü kulumuz Davud'u hatırla. O, Allah'a çok yönelen bir kimse idi.
İlişkiler6 bağlantı · 3 tür
Aynı kök51:47
Aynı konu27:15 46:35 70:5
Henüz sınıflandırılmamış21:78–80 38:24
إِنَّا سَخَّرۡنَا ٱلۡجِبَالَ مَعَهُۥ يُسَبِّحۡنَ بِٱلۡعَشِىِّ وَٱلۡإِشۡرَاقِ ١٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(18-19) Kendisiyle birlikte tesbih etsinler diye biz, dağları ve toplanıp gelen kuşları Davud'un emrine verdik. Onların her biri Allah'a yönelmişlerdi.
İlişkiler14 bağlantı · 4 tür
Aynı kök17:44 22:37 45:12
Paralel34:10
Aynı konu16:48 21:79 27:15 27:18 34:10
Henüz sınıflandırılmamış21:79 27:15 27:16 27:17 35:13
وَٱلطَّيۡرَ مَحۡشُورَةًۖ كُلٌّ لَّهُۥٓ أَوَّابٌ ١٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(18-19) Kendisiyle birlikte tesbih etsinler diye biz, dağları ve toplanıp gelen kuşları Davud'un emrine verdik. Onların her biri Allah'a yönelmişlerdi.
İlişkiler12 bağlantı · 3 tür
Paralel21:79 34:10 34:10–11
Aynı konu24:41 27:15 27:18
Henüz sınıflandırılmamış17:55 21:79 27:15 27:16 27:17 +1 daha وَشَدَدۡنَا مُلۡكَهُۥ وَءَاتَيۡنَـٰهُ ٱلۡحِكۡمَةَ وَفَصۡلَ ٱلۡخِطَابِ ٢٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz Davud'un mülkünü güçlendirdik, ona hikmet ve hakla batılı ayıran söz (hüküm verme) yeteneği verdik.
İlişkiler11 bağlantı · 2 tür
Aynı konu2:251 4:163 27:15 27:18
Henüz sınıflandırılmamış17:39 17:55 21:79 27:15 27:16 +2 daha ۞ وَهَلۡ أَتَىٰكَ نَبَؤُاْ ٱلۡخَصۡمِ إِذۡ تَسَوَّرُواْ ٱلۡمِحۡرَابَ ٢١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sana davacıların haberi geldi mi? Hani onlar duvarı aşarak mabede girmişlerdi.
İlişkiler8 bağlantı · 2 tür
Aynı konu21:78–82 27:15 27:18
Henüz sınıflandırılmamış2:188 19:11 27:16 27:17 38:26
إِذۡ دَخَلُواْ عَلَىٰ دَاوُۥدَ فَفَزِعَ مِنۡهُمۡۖ قَالُواْ لَا تَخَفۡۖ خَصۡمَانِ بَغَىٰ بَعۡضُنَا عَلَىٰ بَعۡضٍ فَٱحۡكُم بَيۡنَنَا بِٱلۡحَقِّ وَلَا تُشۡطِطۡ وَٱهۡدِنَآ إِلَىٰ سَوَآءِ ٱلصِّرَٰطِ ٢٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hani Davud'un yanına girmişlerdi de Davud onlardan korkmuştu. Onlar, "Korkma! Biz, iki davacı grubuz. Birimiz diğerine haksızlık etmiştir. Aramızda adaletle hükmet. Zulmetme ve bizi hak yola ilet" dediler.
İlişkiler9 bağlantı · 2 tür
Aynı konu27:15 27:18
Henüz sınıflandırılmamış2:188 4:135 21:78 21:103 27:16 +2 daha إِنَّ هَـٰذَآ أَخِى لَهُۥ تِسۡعٌ وَتِسۡعُونَ نَعۡجَةً وَلِىَ نَعۡجَةٌ وَٰحِدَةٌ فَقَالَ أَكۡفِلۡنِيهَا وَعَزَّنِى فِى ٱلۡخِطَابِ ٢٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İçlerinden biri şöyle dedi: "Bu benim kardeşimdir. Onun doksan dokuz koyunu var. Benim ise bir tek koyunum var. Böyle iken 'Onu da bana ver' dedi ve tartışmada beni bastırdı."
İlişkiler10 bağlantı · 2 tür
Aynı konu27:15 27:18 38:26
Henüz sınıflandırılmamış2:188 7:133 21:78 27:16 27:17 +2 daha قَالَ لَقَدۡ ظَلَمَكَ بِسُؤَالِ نَعۡجَتِكَ إِلَىٰ نِعَاجِهِۦۖ وَإِنَّ كَثِيرًا مِّنَ ٱلۡخُلَطَآءِ لَيَبۡغِى بَعۡضُهُمۡ عَلَىٰ بَعۡضٍ إِلَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ وَقَلِيلٌ مَّا هُمۡۗ وَظَنَّ دَاوُۥدُ أَنَّمَا فَتَنَّـٰهُ فَٱسۡتَغۡفَرَ رَبَّهُۥ وَخَرَّ رَاكِعًا وَأَنَابَ ۩ ٢٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Davud dedi ki: "Andolsun, senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemek suretiyle sana zulmetmiştir. Esasen ortakların pek çoğu birbirine haksızlık eder. Ancak iman edip salih ameller işleyenler başka. Onlar da pek azdır." Davud, bizim kendisini imtihan ettiğimizi anladı. Derken Rabbinden bağışlama diledi, eğilerek secdeye kapandı ve Allah'a yöneldi.
İlişkiler25 bağlantı · 2 tür
Aynı konu21:79 27:15 27:18
Henüz sınıflandırılmamış2:152 2:188 7:206 16:49 17:55 +17 daha فَغَفَرۡنَا لَهُۥ ذَٰلِكَۖ وَإِنَّ لَهُۥ عِندَنَا لَزُلۡفَىٰ وَحُسۡنَ مَـَٔابٍ ٢٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz de bunu ona bağışladık. Şüphesiz katımızda onun için bir yakınlık ve dönüp geleceği güzel bir yer vardır.
İlişkiler8 bağlantı · 2 tür
Aynı konu27:15 27:18 28:15–16
Henüz sınıflandırılmamış2:188 20:121–122 27:16 27:17 39:53
يَـٰدَاوُۥدُ إِنَّا جَعَلۡنَـٰكَ خَلِيفَةً فِى ٱلۡأَرۡضِ فَٱحۡكُم بَيۡنَ ٱلنَّاسِ بِٱلۡحَقِّ وَلَا تَتَّبِعِ ٱلۡهَوَىٰ فَيُضِلَّكَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِۚ إِنَّ ٱلَّذِينَ يَضِلُّونَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ لَهُمۡ عَذَابٌ شَدِيدُۢ بِمَا نَسُواْ يَوۡمَ ٱلۡحِسَابِ ٢٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ona dedik ki: "Ey Davud! Gerçekten biz seni yeryüzünde halife yaptık. İnsanlar arasında hak ile hüküm ver. Nefis arzusuna uyma, yoksa seni Allah'ın yolundan saptırır. Allah'ın yolundan sapanlar için hesap gününü unutmaları sebebiyle şiddetli bir azap vardır."
İlişkiler23 bağlantı · 4 tür
Aynı kök2:30
Aynı hüküm4:58 4:135
Aynı konu2:120 27:15 27:18 38:23
Henüz sınıflandırılmamış2:188 3:139 6:165 7:51 7:129 +11 daha Sayfa 455 Sad
وَمَا خَلَقۡنَا ٱلسَّمَآءَ وَٱلۡأَرۡضَ وَمَا بَيۡنَهُمَا بَـٰطِلًاۚ ذَٰلِكَ ظَنُّ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْۚ فَوَيۡلٌ لِّلَّذِينَ كَفَرُواْ مِنَ ٱلنَّارِ ٢٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz göğü, yeri ve ikisi arasındakileri boş yere yaratmadık. Bu (yaratılanların boş yere yaratıldığı iddiası) inkar edenlerin zannıdır. Cehennem ateşinden dolayı vay inkar edenlerin haline!
İlişkiler26 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare51:60
Aynı konu3:191 6:73 14:19 15:85 16:3 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış6:101 11:7 16:97 21:16 21:17 +11 daha أَمۡ نَجۡعَلُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ كَٱلۡمُفۡسِدِينَ فِى ٱلۡأَرۡضِ أَمۡ نَجۡعَلُ ٱلۡمُتَّقِينَ كَٱلۡفُجَّارِ ٢٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yoksa biz iman edip salih ameller işleyenleri, yeryüzünde fesat çıkaranlar gibi mi tutacağız? Yoksa Allah'a karşı gelmekten sakınanları yoldan çıkan arsızlar gibi mi tutacağız?
İlişkiler20 bağlantı · 3 tür
Aynı kök83:7
Aynı konu3:162 11:24 27:18 28:83 32:18 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış2:2 6:50 27:16 27:17 33:73 +5 daha كِتَـٰبٌ أَنزَلۡنَـٰهُ إِلَيۡكَ مُبَـٰرَكٌ لِّيَدَّبَّرُوٓاْ ءَايَـٰتِهِۦ وَلِيَتَذَكَّرَ أُوْلُواْ ٱلۡأَلۡبَـٰبِ ٢٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bu Kur'an, ayetlerini düşünsünler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır.
İlişkiler24 bağlantı · 4 tür
Aynı kök2:179
Aynı ibare6:92 6:155 13:19 14:52
Aynı konu3:7 4:82 21:50 27:18 44:3 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış7:204 17:36 23:68 27:16 27:17 +7 daha وَوَهَبۡنَا لِدَاوُۥدَ سُلَيۡمَـٰنَۚ نِعۡمَ ٱلۡعَبۡدُۖ إِنَّهُۥٓ أَوَّابٌ ٣٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Davud'a Süleyman'ı bağışladık. O ne güzel kuldu! Şüphesiz o, Allah'a çok yönelen bir kimse idi.
İlişkiler8 bağlantı · 3 tür
Açıklar27:15–16
Aynı konu17:55 27:18 27:36
Henüz sınıflandırılmamış2:102 27:15 27:16 27:17
إِذۡ عُرِضَ عَلَيۡهِ بِٱلۡعَشِىِّ ٱلصَّـٰفِنَـٰتُ ٱلۡجِيَادُ ٣١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hani ona akşamüstü bir ayağını tırnağı üstüne dikip üç ayağının üzerinde duran çalımlı ve soylu atlar sunulmuştu.
İlişkiler6 bağlantı · 2 tür
Aynı konu27:18 27:36
Henüz sınıflandırılmamış27:15–17 27:15 27:16 27:17
فَقَالَ إِنِّىٓ أَحۡبَبۡتُ حُبَّ ٱلۡخَيۡرِ عَن ذِكۡرِ رَبِّى حَتَّىٰ تَوَارَتۡ بِٱلۡحِجَابِ ٣٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(32-33) Süleyman, "Gerçekten ben malı, Rabbimi anmamı sağladığından dolayı çok severim" dedi. Nihayet gözden kaybolup gittikleri zaman, "Onları bana geri getirin" dedi. (Atlar gelince de) bacaklarını ve boyunlarını okşamaya başladı.
İlişkiler7 bağlantı · 2 tür
Aynı konu27:18 27:36
Henüz sınıflandırılmamış17:78 24:58 27:15 27:16 27:17
رُدُّوهَا عَلَىَّۖ فَطَفِقَ مَسۡحَۢا بِٱلسُّوقِ وَٱلۡأَعۡنَاقِ ٣٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(32-33) Süleyman, "Gerçekten ben malı, Rabbimi anmamı sağladığından dolayı çok severim" dedi. Nihayet gözden kaybolup gittikleri zaman, "Onları bana geri getirin" dedi. (Atlar gelince de) bacaklarını ve boyunlarını okşamaya başladı.
İlişkiler6 bağlantı · 2 tür
Aynı konu27:18 27:36
Henüz sınıflandırılmamış27:15 27:16 27:17 47:4
وَلَقَدۡ فَتَنَّا سُلَيۡمَـٰنَ وَأَلۡقَيۡنَا عَلَىٰ كُرۡسِيِّهِۦ جَسَدًا ثُمَّ أَنَابَ ٣٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun, biz Süleyman'ı imtihan ettik. Tahtının üstüne bir ceset bıraktık. Sonra tövbe edip bize yöneldi.
İlişkiler10 bağlantı · 2 tür
Aynı konu27:18 27:36
Henüz sınıflandırılmamış27:15 27:16 27:17 27:38–40 34:12 +3 daha قَالَ رَبِّ ٱغۡفِرۡ لِى وَهَبۡ لِى مُلۡكًا لَّا يَنۢبَغِى لِأَحَدٍ مِّنۢ بَعۡدِىٓۖ إِنَّكَ أَنتَ ٱلۡوَهَّابُ ٣٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Süleyman, "Ey Rabbim! Beni bağışla. Bana, benden sonra kimseye layık olmayacak bir mülk (hükümranlık) bahşet! Şüphesiz sen çok bahşedicisin!" dedi.
İlişkiler10 bağlantı · 2 tür
Aynı konu27:18 27:36
Henüz sınıflandırılmamış3:147 21:82 27:15 27:16 27:17 +3 daha فَسَخَّرۡنَا لَهُ ٱلرِّيحَ تَجۡرِى بِأَمۡرِهِۦ رُخَآءً حَيۡثُ أَصَابَ ٣٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz de rüzgarı onun buyruğuna verdik. Rüzgar, onun emriyle dilediği yere hafif hafif eserdi.
İlişkiler10 bağlantı · 4 tür
Paralel21:81–82
Aynı ibare21:81
Aynı konu27:18 27:36 34:12
Henüz sınıflandırılmamış21:82 27:15 27:16 27:17 34:12
وَٱلشَّيَـٰطِينَ كُلَّ بَنَّآءٍ وَغَوَّاصٍ ٣٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(37-38) Bina ustası olan ve dalgıçlık yapan her bir şeytanı, bukağılara bağlı olarak diğerlerini de, onun emrine verdik.
İlişkiler18 bağlantı · 3 tür
Paralel21:81–82 21:82 34:13
Aynı konu21:82 27:18 27:36 34:12 34:12–13 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış6:112 21:81–82 21:82 27:15 27:16 +4 daha وَءَاخَرِينَ مُقَرَّنِينَ فِى ٱلۡأَصۡفَادِ ٣٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(37-38) Bina ustası olan ve dalgıçlık yapan her bir şeytanı, bukağılara bağlı olarak diğerlerini de, onun emrine verdik.
İlişkiler12 bağlantı · 4 tür
Paralel21:82
Aynı ibare14:49
Aynı konu27:18 27:36 34:13–14 34:14
Henüz sınıflandırılmamış21:82 27:15 27:16 27:17 34:12 +1 daha هَـٰذَا عَطَآؤُنَا فَٱمۡنُنۡ أَوۡ أَمۡسِكۡ بِغَيۡرِ حِسَابٍ ٣٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"İşte bu bizim ihsanımızdır. Artık sen de (istediğine) hesapsızca ver yahut verme" dedik.
İlişkiler8 bağlantı · 3 tür
Aynı kök74:6
Aynı konu27:18 27:36
Henüz sınıflandırılmamış12:57 27:15 27:16 27:17 34:12–14
وَإِنَّ لَهُۥ عِندَنَا لَزُلۡفَىٰ وَحُسۡنَ مَـَٔابٍ ٤٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz katımızda onun için bir yakınlık ve dönüp geleceği güzel bir yer vardır.
İlişkiler5 bağlantı · 2 tür
Aynı konu27:36
Henüz sınıflandırılmamış12:57 27:15 29:69 34:37
وَٱذۡكُرۡ عَبۡدَنَآ أَيُّوبَ إِذۡ نَادَىٰ رَبَّهُۥٓ أَنِّى مَسَّنِىَ ٱلشَّيۡطَـٰنُ بِنُصۡبٍ وَعَذَابٍ ٤١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Ey Muhammed!) Kulumuz Eyyub'u da an. Hani o, Rabbine, "Şeytan bana bir yorgunluk ve azap dokundurdu" diye seslenmişti.
İlişkiler12 bağlantı · 3 tür
Paralel21:83 21:83–84 21:84
Aynı konu17:65 21:84
Henüz sınıflandırılmamış4:163 6:84 15:42 21:84 37:65 +2 daha ٱرۡكُضۡ بِرِجۡلِكَۖ هَـٰذَا مُغۡتَسَلُۢ بَارِدٌ وَشَرَابٌ ٤٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz de ona, "Ayağını yere vur! İşte yıkanacak ve içecek soğuk bir su" dedik.
İlişkiler4 bağlantı · 3 tür
Paralel21:83 21:84
Aynı konu26:80
Henüz sınıflandırılmamış21:84
Sayfa 456 Sad
وَوَهَبۡنَا لَهُۥٓ أَهۡلَهُۥ وَمِثۡلَهُم مَّعَهُمۡ رَحۡمَةً مِّنَّا وَذِكۡرَىٰ لِأُوْلِى ٱلۡأَلۡبَـٰبِ ٤٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz ona tarafımızdan bir rahmet ve akıl sahiplerine bir öğüt olmak üzere ailesini ve onlarla birlikte bir o kadarını bahşettik.
İlişkiler5 bağlantı · 2 tür
Paralel21:83 21:83–84 21:84
Henüz sınıflandırılmamış21:84 68:32
وَخُذۡ بِيَدِكَ ضِغۡثًا فَٱضۡرِب بِّهِۦ وَلَا تَحۡنَثۡۗ إِنَّا وَجَدۡنَـٰهُ صَابِرًاۚ نِّعۡمَ ٱلۡعَبۡدُۖ إِنَّهُۥٓ أَوَّابٌ ٤٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şöyle dedik: "Eline bir demet sap al ve onunla vur, yeminini bozma." Gerçekten biz Eyyub'u sabreden bir kimse olarak bulduk. O ne güzel bir kuldu! O, Allah'a çok yönelen bir kimse idi.
İlişkiler8 bağlantı · 3 tür
Aynı kök2:60 4:34
Paralel21:83 21:84
Henüz sınıflandırılmamış7:160 8:40 40:55 47:27
وَٱذۡكُرۡ عِبَـٰدَنَآ إِبۡرَٰهِيمَ وَإِسۡحَـٰقَ وَيَعۡقُوبَ أُوْلِى ٱلۡأَيۡدِى وَٱلۡأَبۡصَـٰرِ ٤٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Ey Muhammed!) Güçlü ve basiretli kullarımız İbrahim'i, İshak'ı ve Yakub'u da an.
İlişkiler4 bağlantı · 3 tür
Aynı kök5:38
Aynı ibare6:84
Henüz sınıflandırılmamış2:140 60:4
إِنَّآ أَخۡلَصۡنَـٰهُم بِخَالِصَةٍ ذِكۡرَى ٱلدَّارِ ٤٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz biz onları, ahiret yurdunu düşünme özelliği ile (temizleyip) ihlaslı kimseler kıldık.
وَإِنَّهُمۡ عِندَنَا لَمِنَ ٱلۡمُصۡطَفَيۡنَ ٱلۡأَخۡيَارِ ٤٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz onlar, bizim katımızda hayırlı, seçkin kimselerdendir.
İlişkiler1 bağlantı · 1 tür
Aynı konu2:130
وَٱذۡكُرۡ إِسۡمَـٰعِيلَ وَٱلۡيَسَعَ وَذَا ٱلۡكِفۡلِۖ وَكُلٌّ مِّنَ ٱلۡأَخۡيَارِ ٤٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Ey Muhammed!) İsmail, el-Yesa' ve Zülkifl'i de an. Onların her biri iyi kimselerdi.
İlişkiler5 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare6:86 21:85
Aynı konu19:54 19:55
Henüz sınıflandırılmamış6:83–88
هَـٰذَا ذِكۡرٌۚ وَإِنَّ لِلۡمُتَّقِينَ لَحُسۡنَ مَـَٔابٍ ٤٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(49-50) Bu bir öğüttür. Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için elbette güzel bir dönüş yeri, kapıları kendilerine açılmış olarak Adn cennetleri vardır.
İlişkiler2 bağlantı · 1 tür
Henüz sınıflandırılmamış43:44 55:52
جَنَّـٰتِ عَدۡنٍ مُّفَتَّحَةً لَّهُمُ ٱلۡأَبۡوَٰبُ ٥٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(49-50) Bu bir öğüttür. Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için elbette güzel bir dönüş yeri, kapıları kendilerine açılmış olarak Adn cennetleri vardır.
İlişkiler13 bağlantı · 4 tür
Devam eder38:51
Aynı ibare9:72 16:31 35:33 98:8
Aynı konu39:73
Henüz sınıflandırılmamış13:23 18:31 19:61 20:76 40:8 +2 daha مُتَّكِـِٔينَ فِيهَا يَدۡعُونَ فِيهَا بِفَـٰكِهَةٍ كَثِيرَةٍ وَشَرَابٍ ٥١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar orada koltuklara yaslanmış olarak pek çok meyveler ve içecekler isterler.
İlişkiler14 bağlantı · 4 tür
Devam eder38:50
Aynı ibare43:67–73 44:55
Aynı konu36:55 36:57
Henüz sınıflandırılmamış9:72 18:31 19:61 20:76 35:33 +4 daha ۞ وَعِندَهُمۡ قَـٰصِرَٰتُ ٱلطَّرۡفِ أَتۡرَابٌ ٥٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yanlarında gözlerini kendilerinden ayırmayan yaşıt eşler vardır.
İlişkiler15 bağlantı · 4 tür
Aynı kök37:48 55:56
Aynı ibare37:48 55:56
Aynı konu44:54 52:20 55:72 56:22 56:36–37
Henüz sınıflandırılmamış4:13 4:15 52:19 55:70 56:23 +1 daha هَـٰذَا مَا تُوعَدُونَ لِيَوۡمِ ٱلۡحِسَابِ ٥٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İşte bunlar, hesap günü için size vaad edilenlerdir.
İlişkiler1 bağlantı · 1 tür
Aynı konu3:194
إِنَّ هَـٰذَا لَرِزۡقُنَا مَا لَهُۥ مِن نَّفَادٍ ٥٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İşte bu bizim verdiğimiz rızıktır. Ona asla tükenme yoktur.
İlişkiler7 bağlantı · 2 tür
Aynı konu11:108 16:96
Henüz sınıflandırılmamış7:43 37:41 46:14 47:15 50:32
هَـٰذَاۚ وَإِنَّ لِلطَّـٰغِينَ لَشَرَّ مَـَٔابٍ ٥٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(55-56) İşte böyle! Şüphesiz azgınlar için elbette kötü bir dönüş yeri, cehennem vardır. Onlar oraya girerler. Orası ne kötü bir yataktır!
İlişkiler4 bağlantı · 4 tür
Paralel37:27
Aynı ibare78:25
Aynı konu78:22
Henüz sınıflandırılmamış7:38
جَهَنَّمَ يَصۡلَوۡنَهَا فَبِئۡسَ ٱلۡمِهَادُ ٥٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(55-56) İşte böyle! Şüphesiz azgınlar için elbette kötü bir dönüş yeri, cehennem vardır. Onlar oraya girerler. Orası ne kötü bir yataktır!
İlişkiler8 bağlantı · 4 tür
Paralel37:27
Aynı ibare3:12 14:29 58:8 78:25
Aynı konu7:41 78:22
Henüz sınıflandırılmamış7:38
هَـٰذَا فَلۡيَذُوقُوهُ حَمِيمٌ وَغَسَّاقٌ ٥٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İşte (azap), onu tatsınlar: Bir kaynar su ve bir irin.
İlişkiler11 bağlantı · 4 tür
Paralel37:27
Aynı ibare78:25
Aynı konu6:70 14:16–17 56:93 78:22 78:24
Henüz sınıflandırılmamış7:38 14:17 56:54 113:3
وَءَاخَرُ مِن شَكۡلِهِۦٓ أَزۡوَٰجٌ ٥٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O azaba benzer çeşit çeşit başka azaplar da vardır.
İlişkiler5 bağlantı · 4 tür
Paralel37:27
Aynı ibare78:25
Aynı konu78:22
Henüz sınıflandırılmamış7:38 76:4
هَـٰذَا فَوۡجٌ مُّقۡتَحِمٌ مَّعَكُمۡۖ لَا مَرۡحَبَۢا بِهِمۡۚ إِنَّهُمۡ صَالُواْ ٱلنَّارِ ٥٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Kendi aralarında şöyle derler:) "İşte sizinle beraber cehenneme tıkılacak bir grup. Onlara rahat ve huzur olmasın! Şüphesiz onlar cehenneme gireceklerdir."
İlişkiler7 bağlantı · 3 tür
Paralel37:27 40:47–50
Aynı konu43:67 78:22
Henüz sınıflandırılmamış7:38 26:96 39:71
قَالُواْ بَلۡ أَنتُمۡ لَا مَرۡحَبَۢا بِكُمۡۖ أَنتُمۡ قَدَّمۡتُمُوهُ لَنَاۖ فَبِئۡسَ ٱلۡقَرَارُ ٦٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O grup da, "Hayır, size rahat ve huzur olmasın. Bu cehennemi bizim önümüze siz sürdünüz. Orası ne kötü durak yeridir!" der.
İlişkiler14 bağlantı · 4 tür
Aynı kök33:33
Paralel2:167 7:38 33:67 37:27
Aynı konu41:29 43:67 78:22
Henüz sınıflandırılmamış7:38 14:21 26:96 34:32 37:29 +1 daha قَالُواْ رَبَّنَا مَن قَدَّمَ لَنَا هَـٰذَا فَزِدۡهُ عَذَابًا ضِعۡفًا فِى ٱلنَّارِ ٦١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şöyle derler: "Ey Rabbimiz! Bunu bizim önümüze kim sürdüyse, cehennemde onun azabını bir kat daha artır."
İlişkiler14 bağlantı · 4 tür
Aynı kök7:38
Paralel2:167 33:68 37:27
Aynı konu14:21–22 16:88 43:67 78:22
Henüz sınıflandırılmamış2:165–167 7:38 7:38–39 26:96 33:67–68 +1 daha Sayfa 457 Sad
وَقَالُواْ مَا لَنَا لَا نَرَىٰ رِجَالًا كُنَّا نَعُدُّهُم مِّنَ ٱلۡأَشۡرَارِ ٦٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yine şöyle derler: "Dünyada kendilerini kötü saydığımız adamları acaba neden göremiyoruz?"
İlişkiler6 bağlantı · 3 tür
Paralel37:27
Aynı konu7:49 43:67 78:22
Henüz sınıflandırılmamış2:165–167 26:96
أَتَّخَذۡنَـٰهُمۡ سِخۡرِيًّا أَمۡ زَاغَتۡ عَنۡهُمُ ٱلۡأَبۡصَـٰرُ ٦٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"(Cehennemlik değillerdi de) biz onları alaya mı almış olduk, yoksa (buradalar da) gözlerimizden mi kaçtılar?"
İlişkiler6 bağlantı · 3 tür
Paralel37:27
Aynı konu2:212 7:49 43:67 78:22
Henüz sınıflandırılmamış26:96
إِنَّ ذَٰلِكَ لَحَقٌّ تَخَاصُمُ أَهۡلِ ٱلنَّارِ ٦٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz bu, cehennemliklerin birbirleriyle çekişmesi kesin bir gerçektir.
İlişkiler7 bağlantı · 4 tür
Açıklar40:47
Paralel37:27
Aynı konu43:67 50:20–30 78:22
Henüz sınıflandırılmamış26:96 41:29
قُلۡ إِنَّمَآ أَنَا۠ مُنذِرٌۖ وَمَا مِنۡ إِلَـٰهٍ إِلَّا ٱللَّهُ ٱلۡوَٰحِدُ ٱلۡقَهَّارُ ٦٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Ey Muhammed!) De ki: "Ben ancak bir uyarıcıyım. Her şey üzerinde mutlak otorite sahibi olan bir Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur."
İlişkiler6 bağlantı · 3 tür
Aynı kök40:16
Aynı konu12:38
Henüz sınıflandırılmamış12:39 46:9 51:51 78:2
رَبُّ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَيۡنَهُمَا ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡغَفَّـٰرُ ٦٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"O, göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir. Mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır."
İlişkiler3 bağlantı · 2 tür
Aynı ibare23:86
Henüz sınıflandırılmamış1:3 1:4
قُلۡ هُوَ نَبَؤٌاْ عَظِيمٌ ٦٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
De ki: "Bu Kur'an, büyük bir haberdir."
İlişkiler10 bağlantı · 2 tür
Aynı ibare78:1–4 78:2
Henüz sınıflandırılmamış18:27 21:50 26:5 29:51 38:87–88 +3 daha أَنتُمۡ عَنۡهُ مُعۡرِضُونَ ٦٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Siz ise ondan yüz çeviriyorsunuz."
İlişkiler11 bağlantı · 1 tür
Henüz sınıflandırılmamış18:27 20:100 20:124 21:50 26:5 +6 daha مَا كَانَ لِىَ مِنۡ عِلۡمِۭ بِٱلۡمَلَإِ ٱلۡأَعۡلَىٰٓ إِذۡ يَخۡتَصِمُونَ ٦٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Aralarında tartıştıkları sırada, yüce topluluğa (ileri gelen melekler topluluğuna) dair benim hiçbir bilgim yoktu."
İlişkiler12 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare3:44
Aynı konu11:49
Henüz sınıflandırılmamış14:17 15:17 18:50 18:51 20:115 +5 daha إِن يُوحَىٰٓ إِلَىَّ إِلَّآ أَنَّمَآ أَنَا۠ نَذِيرٌ مُّبِينٌ ٧٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Bana ancak, benim sadece bir uyarıcı olduğum vahyediliyor."
İlişkiler3 bağlantı · 1 tür
Henüz sınıflandırılmamış6:50–51 51:4 51:50
إِذۡ قَالَ رَبُّكَ لِلۡمَلَـٰٓئِكَةِ إِنِّى خَـٰلِقُۢ بَشَرًا مِّن طِينٍ ٧١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hani, Rabbin meleklere şöyle demişti: "Muhakkak ben çamurdan bir insan yaratacağım."
İlişkiler33 bağlantı · 4 tür
Paralel2:30 17:61 17:63 20:116
Aynı ibare15:28–29 15:28
Aynı konu7:20–22 7:22–27 20:115 20:117 20:118 +5 daha Henüz sınıflandırılmamış2:30 2:38 3:59 6:2 15:26–28 +12 daha فَإِذَا سَوَّيۡتُهُۥ وَنَفَخۡتُ فِيهِ مِن رُّوحِى فَقَعُواْ لَهُۥ سَـٰجِدِينَ ٧٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Onu şekillendirip içine ruhumdan üflediğim zaman onun için saygı ile eğilin."
İlişkiler32 bağlantı · 4 tür
Aynı kök4:171 17:85
Paralel2:34 7:11–23 15:29 17:63 20:116
Aynı konu20:115 20:117 20:118 20:119 20:120 +5 daha Henüz sınıflandırılmamış2:30 2:38 3:59 15:28 15:42 +10 daha فَسَجَدَ ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةُ كُلُّهُمۡ أَجۡمَعُونَ ٧٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Derken bütün melekler topluca saygı ile eğildiler.
İlişkiler21 bağlantı · 4 tür
Paralel15:28–44 17:63 20:116
Aynı ibare15:30
Aynı konu20:115 20:117 20:118 20:119 20:120 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış2:30 2:38 7:11 15:28 15:42 +4 daha إِلَّآ إِبۡلِيسَ ٱسۡتَكۡبَرَ وَكَانَ مِنَ ٱلۡكَـٰفِرِينَ ٧٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ancak İblis eğilmedi. O büyüklük tasladı ve kafirlerden oldu.
İlişkiler26 bağlantı · 3 tür
Paralel2:34 7:12 17:61–65 17:63 20:116
Aynı konu20:115 20:117 20:118 20:119 20:120 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış2:30 2:38 4:119 7:11 15:28 +8 daha قَالَ يَـٰٓإِبۡلِيسُ مَا مَنَعَكَ أَن تَسۡجُدَ لِمَا خَلَقۡتُ بِيَدَىَّۖ أَسۡتَكۡبَرۡتَ أَمۡ كُنتَ مِنَ ٱلۡعَالِينَ ٧٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, "Ey İblis! Ellerimle yarattığıma saygı ile eğilmekten seni ne alıkoydu? Büyüklük mü tasladın, yoksa üstünlerden mi oldun?" dedi.
İlişkiler33 bağlantı · 5 tür
Açıklar2:34 15:31 18:50
Aynı kök5:38
Paralel2:34 7:12 7:18 17:61 17:63 +3 daha Aynı konu15:27 15:42 20:115 20:117 20:118 +5 daha Henüz sınıflandırılmamış2:30 2:38 15:28 15:32 15:42 +6 daha قَالَ أَنَا۠ خَيۡرٌ مِّنۡهُۖ خَلَقۡتَنِى مِن نَّارٍ وَخَلَقۡتَهُۥ مِن طِينٍ ٧٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İblis, "Ben ondan daha hayırlıyım. Beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın" dedi.
İlişkiler34 bağlantı · 3 tür
Paralel2:34 7:11–23 7:12 7:18 15:32–33 +5 daha Aynı konu15:27 15:29 15:42 20:115 20:117 +6 daha Henüz sınıflandırılmamış2:30 2:38 7:11–12 7:12 15:28 +8 daha قَالَ فَٱخۡرُجۡ مِنۡهَا فَإِنَّكَ رَجِيمٌ ٧٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, şöyle dedi: "Öyle ise çık oradan (cennetten), çünkü sen kovuldun."
İlişkiler29 bağlantı · 4 tür
Paralel7:13 7:18 17:61–65 17:63 17:65 +1 daha Aynı ibare15:34
Aynı konu15:42 20:115 20:117 20:118 20:119 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış2:30 2:38 3:36 15:28 15:39 +8 daha وَإِنَّ عَلَيۡكَ لَعۡنَتِىٓ إِلَىٰ يَوۡمِ ٱلدِّينِ ٧٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Şüphesiz benim lanetim hesap ve ceza gününe kadar senin üzerinedir."
İlişkiler29 bağlantı · 3 tür
Paralel7:13 7:18 15:35 17:63 17:65 +1 daha Aynı konu15:42 20:115 20:117 20:118 20:119 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış2:30 2:38 15:28 15:34–35 15:36 +9 daha قَالَ رَبِّ فَأَنظِرۡنِىٓ إِلَىٰ يَوۡمِ يُبۡعَثُونَ ٧٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İblis, "Ey Rabbim! Öyle ise bana insanların diriltilecekleri güne kadar mühlet ver" dedi.
İlişkiler35 bağlantı · 6 tür
Açıklar7:14–15
Aynı kök15:36–38
Paralel7:14 7:15–18 7:15 7:18 15:36 +3 daha Aynı ibare7:14 15:36–38
Aynı konu15:42 20:115 20:117 20:118 20:119 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış2:30 2:38 7:14 7:15 15:28–44 +9 daha قَالَ فَإِنَّكَ مِنَ ٱلۡمُنظَرِينَ ٨٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(80-81) Allah, şöyle dedi: "Sen o bilinen vakte (kıyamet gününe) kadar mühlet verilenlerdensin."
İlişkiler33 bağlantı · 6 tür
Açıklar7:14–15
Aynı kök15:36–38
Paralel7:14 7:15 7:18 15:37 17:63 +2 daha Aynı ibare7:14 15:36–38
Aynı konu15:42 20:115 20:117 20:118 20:119 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış2:30 2:38 7:15 15:28 15:36–38 +8 daha إِلَىٰ يَوۡمِ ٱلۡوَقۡتِ ٱلۡمَعۡلُومِ ٨١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(80-81) Allah, şöyle dedi: "Sen o bilinen vakte (kıyamet gününe) kadar mühlet verilenlerdensin."
İlişkiler31 bağlantı · 6 tür
Açıklar7:14–15
Aynı kök15:36–38
Paralel7:15 7:18 15:28–44 15:37–38 17:63 +2 daha Aynı ibare7:14 15:36–38
Aynı konu15:42 20:115 20:117 20:118 20:119 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış2:30 2:38 15:28 15:38 15:39 +6 daha قَالَ فَبِعِزَّتِكَ لَأُغۡوِيَنَّهُمۡ أَجۡمَعِينَ ٨٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(82-83) İblis, "Senin şerefine andolsun ki, içlerinden ihlaslı kulların hariç, elbette onların hepsini azdıracağım" dedi.
İlişkiler39 bağlantı · 4 tür
Aynı kök37:31–32 37:32
Paralel7:16 7:18 15:39 17:61–63 17:63 +3 daha Aynı konu15:42 20:115 20:117 20:118 20:119 +6 daha Henüz sınıflandırılmamış2:30 2:38 4:118 4:119 7:12–18 +13 daha إِلَّا عِبَادَكَ مِنۡهُمُ ٱلۡمُخۡلَصِينَ ٨٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(82-83) İblis, "Senin şerefine andolsun ki, içlerinden ihlaslı kulların hariç, elbette onların hepsini azdıracağım" dedi.
İlişkiler30 bağlantı · 4 tür
Paralel17:61–65 17:61–63 17:63 20:116
Aynı ibare15:40
Aynı konu16:99 20:115 20:117 20:118 20:119 +6 daha Henüz sınıflandırılmamış2:30 2:38 4:119 7:12–18 7:202 +9 daha Sayfa 458 Sad
قَالَ فَٱلۡحَقُّ وَٱلۡحَقَّ أَقُولُ ٨٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, şöyle dedi: "İşte bu gerçektir. Ben de gerçeği söylüyorum:"
İlişkiler21 bağlantı · 3 tür
Paralel17:63 20:116
Aynı konu20:115 20:117 20:118 20:119 20:120 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış2:30 2:38 15:28–44 15:28 18:50 +5 daha لَأَمۡلَأَنَّ جَهَنَّمَ مِنكَ وَمِمَّن تَبِعَكَ مِنۡهُمۡ أَجۡمَعِينَ ٨٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Andolsun, cehennemi seninle ve onlardan sana uyanların hepsiyle dolduracağım."
İlişkiler34 bağlantı · 6 tür
Açıklar37:31
Karşıtlık17:65
Paralel7:12–18 7:18 15:28–43 15:42 15:43 +2 daha Aynı ibare11:119 32:13
Aynı konu20:115 20:117 20:118 20:119 20:120 +7 daha Henüz sınıflandırılmamış2:30–39 2:30 2:38 15:28–44 15:28 +6 daha قُلۡ مَآ أَسۡـَٔلُكُمۡ عَلَيۡهِ مِنۡ أَجۡرٍ وَمَآ أَنَا۠ مِنَ ٱلۡمُتَكَلِّفِينَ ٨٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Ey Muhammed!) De ki: "Bundan (tebliğ görevinden) dolayı sizden hiçbir ücret istemiyorum. Ben kendiliğinden yükümlülük altına girenlerden değilim."
İlişkiler15 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare12:104 25:57 26:109
Aynı konu6:90 11:29 23:72 34:47 68:46
Henüz sınıflandırılmamış10:72 11:51 26:127 36:21 41:33 +2 daha إِنۡ هُوَ إِلَّا ذِكۡرٌ لِّلۡعَـٰلَمِينَ ٨٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Bu Kur'an, alemler için ancak bir öğüttür."
İlişkiler9 bağlantı · 4 tür
Aynı kök13:28
Aynı ibare12:104 68:52 81:27
Aynı konu6:90 65:10
Henüz sınıflandırılmamış2:142 38:67 74:30
وَلَتَعۡلَمُنَّ نَبَأَهُۥ بَعۡدَ حِينِۭ ٨٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Onun haberlerinin doğruluğunu bir süre sonra mutlaka öğreneceksiniz."
İlişkiler7 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare81:27
Aynı konu6:67
Henüz sınıflandırılmamış27:93 38:67 41:53 67:29 78:1–5