بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِBu sure besmeleyle başlar (ayet sayılmaz).
وَٱلصَّـٰٓفَّـٰتِ صَفًّا ١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(1-4) Saf bağlayıp duranlara, haykırarak sevk edenlere ve zikri (Allah'ın kelamını) okuyanlara andolsun ki, sizin ilahınız gerçekten bir tek ilahtır.
İlişkiler10 bağlantı · 4 tür
Aynı kök37:165
Aynı ibare41:12
Aynı konu15:17
Henüz sınıflandırılmamış15:18 24:41 35:31 36:2 37:164–166 +2 daha فَٱلزَّٰجِرَٰتِ زَجۡرًا ٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(1-4) Saf bağlayıp duranlara, haykırarak sevk edenlere ve zikri (Allah'ın kelamını) okuyanlara andolsun ki, sizin ilahınız gerçekten bir tek ilahtır.
İlişkiler3 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare41:12
Aynı konu15:17
Henüz sınıflandırılmamış15:18
فَٱلتَّـٰلِيَـٰتِ ذِكۡرًا ٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(1-4) Saf bağlayıp duranlara, haykırarak sevk edenlere ve zikri (Allah'ın kelamını) okuyanlara andolsun ki, sizin ilahınız gerçekten bir tek ilahtır.
İlişkiler7 bağlantı · 4 tür
Aynı kök65:10
Aynı ibare41:12
Aynı konu15:17
Henüz sınıflandırılmamış10:109 15:18 35:31–32 37:164–165
إِنَّ إِلَـٰهَكُمۡ لَوَٰحِدٌ ٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(1-4) Saf bağlayıp duranlara, haykırarak sevk edenlere ve zikri (Allah'ın kelamını) okuyanlara andolsun ki, sizin ilahınız gerçekten bir tek ilahtır.
İlişkiler8 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare41:12
Aynı konu2:163 15:17
Henüz sınıflandırılmamış15:18 18:110 21:108 38:5 78:6
رَّبُّ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَيۡنَهُمَا وَرَبُّ ٱلۡمَشَـٰرِقِ ٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O, göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir. Doğuların da (Batıların da) Rabbidir.
İlişkiler15 bağlantı · 4 tür
Aynı kök73:9
Aynı ibare15:18 18:14 21:56 23:86 41:12 +1 daha Aynı konu15:17 26:28 55:17
Henüz sınıflandırılmamış1:3 2:115 15:18 19:65 57:17
إِنَّا زَيَّنَّا ٱلسَّمَآءَ ٱلدُّنۡيَا بِزِينَةٍ ٱلۡكَوَاكِبِ ٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz, en yakın göğü zinetlerle, yıldızlarla donattık.
İlişkiler22 bağlantı · 4 tür
Açıklar15:16
Aynı ibare15:16–18 15:18 41:12 67:5
Aynı konu15:17 15:18 26:210–222 55:33 72:8–9 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış12:4 15:18 21:32 26:212 56:75 +6 daha وَحِفۡظًا مِّن كُلِّ شَيۡطَـٰنٍ مَّارِدٍ ٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onu itaatten çıkan her şeytandan koruduk.
İlişkiler27 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare15:16–18 15:18 41:12 67:5
Aynı konu15:16–18 15:17–18 15:17 26:210–222 26:212 +5 daha Henüz sınıflandırılmamış15:16 15:17 15:18 21:2 26:212 +8 daha لَّا يَسَّمَّعُونَ إِلَى ٱلۡمَلَإِ ٱلۡأَعۡلَىٰ وَيُقۡذَفُونَ مِن كُلِّ جَانِبٍ ٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(8-9) Onlar, yüce topluluğu (ileri gelen melekler topluluğunu) dinleyemezler. Kovulmaları için her taraftan taşa tutulurlar. Onlar için sürekli bir azap da vardır.
İlişkiler25 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare15:16–18 15:18 41:12 67:5
Aynı konu15:17 15:18 21:32 26:210–222 26:212 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış15:17 15:18 26:212 38:69 52:38 +8 daha دُحُورًاۖ وَلَهُمۡ عَذَابٌ وَاصِبٌ ٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(8-9) Onlar, yüce topluluğu (ileri gelen melekler topluluğunu) dinleyemezler. Kovulmaları için her taraftan taşa tutulurlar. Onlar için sürekli bir azap da vardır.
İlişkiler30 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare15:16–18 15:18 41:12 67:5
Aynı konu15:17 26:210–222 26:212 55:33 67:5 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış2:39 4:168 4:169 7:18 15:16–17 +14 daha إِلَّا مَنۡ خَطِفَ ٱلۡخَطۡفَةَ فَأَتۡبَعَهُۥ شِهَابٌ ثَاقِبٌ ١٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ancak onlardan söz kapan olur. Onu da delip geçen bir alev izler (ve yok eder).
İlişkiler28 bağlantı · 5 tür
Aynı kök27:7 86:3
Paralel86:3
Aynı ibare15:16–18 15:18 41:12 67:5
Aynı konu15:17 26:210–222 55:33 72:8–9 72:9
Henüz sınıflandırılmamış15:17 15:17–18 15:18 18:22 26:210–212 +11 daha فَٱسۡتَفۡتِهِمۡ أَهُمۡ أَشَدُّ خَلۡقًا أَم مَّنۡ خَلَقۡنَآۚ إِنَّا خَلَقۡنَـٰهُم مِّن طِينٍ لَّازِبِۭ ١١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Ey Muhammed!) Şimdi sen onlara sor: "Kendilerini yaratmak mı daha zor, yoksa yarattığımız diğer şeyleri yaratmak mı?" Şüphesiz biz onları yapışkan bir çamurdan yarattık.
İlişkiler17 bağlantı · 4 tür
Açıklar40:57
Aynı ibare79:27
Aynı konu36:81 40:57
Henüz sınıflandırılmamış2:30 3:59 6:2 15:26 17:70 +8 daha بَلۡ عَجِبۡتَ وَيَسۡخَرُونَ ١٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hayır, sen (onların haline) şaştın, onlar ise alay ediyorlar.
İlişkiler7 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare46:7
Aynı konu13:5 17:98
Henüz sınıflandırılmamış19:69 21:41 39:48 53:56–62
وَإِذَا ذُكِّرُواْ لَا يَذۡكُرُونَ ١٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kendilerine öğüt verildiği zaman öğüt almıyorlar.
İlişkiler8 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare46:7
Aynı konu13:5 17:98
Henüz sınıflandırılmamış6:70 19:69 21:41 50:45 87:9–10
وَإِذَا رَأَوۡاْ ءَايَةً يَسۡتَسۡخِرُونَ ١٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bir mucize gördükleri zaman onu alaya alıyorlar.
İlişkiler10 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare46:7
Aynı konu13:5 15:15 17:98 54:2
Henüz sınıflandırılmamış19:69 21:3–5 21:41 45:9 46:7
وَقَالُوٓاْ إِنۡ هَـٰذَآ إِلَّا سِحۡرٌ مُّبِينٌ ١٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Dediler ki:) "Bu bir büyüden başka bir şey değildir."
İlişkiler11 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare10:76 46:7
Aynı konu13:5 15:15 17:98 25:4–5 54:2
Henüz sınıflandırılmamış19:69 23:68–70 43:30 46:7
أَءِذَا مِتۡنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَـٰمًا أَءِنَّا لَمَبۡعُوثُونَ ١٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Gerçekten biz, ölüp bir toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra mı, biz mi tekrar diriltileceğiz?"
İlişkiler31 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare23:35–37 23:82 37:53 50:3 56:47
Aynı konu13:5 17:49 17:98 27:67 34:7 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış17:52 19:66 19:69 23:16 23:35 +12 daha أَوَءَابَآؤُنَا ٱلۡأَوَّلُونَ ١٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Önceden gelip geçmiş atalarımız da mı?"
İlişkiler20 bağlantı · 2 tür
Aynı konu13:5 17:98 23:78–90 44:36 51:12 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış13:5 17:52 19:69 23:16 25:21 +9 daha قُلۡ نَعَمۡ وَأَنتُمۡ دَٰخِرُونَ ١٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
De ki: "Evet, hem de siz aşağılanmış kimseler olarak (diriltileceksiniz)."
İlişkiler15 bağlantı · 2 tür
Aynı konu27:87 51:12 82:17
Henüz sınıflandırılmamış10:56 13:5 17:52 19:69 23:16 +7 daha فَإِنَّمَا هِىَ زَجۡرَةٌ وَٰحِدَةٌ فَإِذَا هُمۡ يَنظُرُونَ ١٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O ancak şiddetli bir sesten ibarettir. Bir de bakarsın ki onlar (diriltilmiş hazır) beklemektedirler.
İlişkiler17 bağlantı · 4 tür
Paralel70:43–44
Aynı ibare79:13
Aynı konu50:19–35 51:12 82:17
Henüz sınıflandırılmamış7:198 17:52 19:69 23:16 25:21 +7 daha وَقَالُواْ يَـٰوَيۡلَنَا هَـٰذَا يَوۡمُ ٱلدِّينِ ٢٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şöyle diyecekler: "Vay başımıza gelene! Bu beklenen ceza günüdür."
İlişkiler25 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare79:13
Aynı konu33:68 51:12 82:17
Henüz sınıflandırılmamış6:38 17:52 18:49 19:39 19:69 +16 daha هَـٰذَا يَوۡمُ ٱلۡفَصۡلِ ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ ٢١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlara, "İşte bu, yalanlamakta olduğunuz hüküm ve ayırım günüdür" denilir.
İlişkiler40 bağlantı · 4 tür
Aynı kök42:21 78:17
Aynı ibare44:40 77:13 77:38 79:13
Aynı konu33:68 44:50 51:12 51:14 82:17
Henüz sınıflandırılmamış8:37 17:52 19:39 19:69 23:16 +24 daha ۞ ٱحۡشُرُواْ ٱلَّذِينَ ظَلَمُواْ وَأَزۡوَٰجَهُمۡ وَمَا كَانُواْ يَعۡبُدُونَ ٢٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(22-24) Allah, meleklere şöyle emreder: "Zulmedenleri, eşlerini ve Allah'ı bırakıp da tapmakta olduklarını toplayın, onları cehennemin yoluna koyun ve onları tutuklayın. Çünkü onlar sorguya çekileceklerdir."
İlişkiler26 bağlantı · 4 tür
Devam eder37:23
Paralel21:98
Aynı konu7:6 19:68 33:68 43:67 46:4–6 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış2:25 2:167 3:15 4:115 10:45 +12 daha مِن دُونِ ٱللَّهِ فَٱهۡدُوهُمۡ إِلَىٰ صِرَٰطِ ٱلۡجَحِيمِ ٢٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(22-24) Allah, meleklere şöyle emreder: "Zulmedenleri, eşlerini ve Allah'ı bırakıp da tapmakta olduklarını toplayın, onları cehennemin yoluna koyun ve onları tutuklayın. Çünkü onlar sorguya çekileceklerdir."
İlişkiler21 bağlantı · 3 tür
Devam eder37:22
Aynı konu7:6 33:68 43:67 82:17
Henüz sınıflandırılmamış2:167 9:80 10:45 14:21–22 16:27 +11 daha وَقِفُوهُمۡۖ إِنَّهُم مَّسۡـُٔولُونَ ٢٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(22-24) Allah, meleklere şöyle emreder: "Zulmedenleri, eşlerini ve Allah'ı bırakıp da tapmakta olduklarını toplayın, onları cehennemin yoluna koyun ve onları tutuklayın. Çünkü onlar sorguya çekileceklerdir."
İlişkiler23 bağlantı · 3 tür
Aynı kök17:34 17:36 25:16 33:15
Aynı konu7:6 33:68 43:67 82:17
Henüz sınıflandırılmamış2:167 4:87 16:27 17:13–14 19:69 +10 daha Sayfa 447 Saffat
مَا لَكُمۡ لَا تَنَاصَرُونَ ٢٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlara, "Ne diye yardımlaşmıyorsunuz?" denir.
İlişkiler12 bağlantı · 2 tür
Aynı konu6:94 16:86–87 33:68 36:74 40:47–50 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış7:38 19:69 23:16 27:51 81:7 +1 daha بَلۡ هُمُ ٱلۡيَوۡمَ مُسۡتَسۡلِمُونَ ٢٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hayır, onlar bugün teslim olmuş kimselerdir.
İlişkiler12 bağlantı · 3 tür
Paralel16:87
Aynı konu33:68 43:67
Henüz sınıflandırılmamış2:166–167 7:38 19:69 23:16 27:51 +4 daha وَأَقۡبَلَ بَعۡضُهُمۡ عَلَىٰ بَعۡضٍ يَتَسَآءَلُونَ ٢٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Birbirlerine yönelip sorarlar (çekişirler).
İlişkiler19 bağlantı · 5 tür
Karşıtlık23:101
Paralel26:96 38:55–64 40:47
Aynı ibare37:50 52:25
Aynı konu33:68 41:29 43:67 50:28–29
Henüz sınıflandırılmamış7:38 14:21 19:69 27:51 34:31 +4 daha قَالُوٓاْ إِنَّكُمۡ كُنتُمۡ تَأۡتُونَنَا عَنِ ٱلۡيَمِينِ ٢٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şöyle derler: "Siz bize sağdan gelirdiniz. Bize haktan yana görünürdünüz."
İlişkiler16 bağlantı · 3 tür
Paralel26:96 34:31–34 40:47
Aynı konu7:17 29:13 33:68 43:67
Henüz sınıflandırılmamış7:38 14:21 19:69 27:51 33:66–68 +4 daha قَالُواْ بَل لَّمۡ تَكُونُواْ مُؤۡمِنِينَ ٢٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Diğerleri de onlara şöyle derler: "Hayır, siz zaten mü'min kimseler değildiniz."
İlişkiler17 bağlantı · 3 tür
Paralel14:21–22 26:96 40:47
Aynı konu33:68 43:67
Henüz sınıflandırılmamış7:35–40 7:38 14:21 16:86 19:69 +7 daha وَمَا كَانَ لَنَا عَلَيۡكُم مِّن سُلۡطَـٰنِۭۖ بَلۡ كُنتُمۡ قَوۡمًا طَـٰغِينَ ٣٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Bizim, sizin üzerinizde hiçbir hakimiyetimiz yoktu. Hatta siz azgın bir kavimdiniz."
İlişkiler17 bağlantı · 3 tür
Paralel26:91–104 26:96 40:47
Aynı konu15:42 16:99–100 17:65 33:68 34:21 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış7:38 14:21 14:22 15:39–43 19:69 +3 daha فَحَقَّ عَلَيۡنَا قَوۡلُ رَبِّنَآۖ إِنَّا لَذَآئِقُونَ ٣١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Artık Rabbimizin sözü (azap) bizim hakkımızda gerçekleşti. Biz onu mutlaka tadacağız."
İlişkiler20 bağlantı · 5 tür
Açıklar38:85
Aynı kök7:16 15:39 38:82
Paralel26:96 28:63 40:47
Aynı konu7:18 11:119 17:63 33:68 39:71 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış7:38 14:21 19:69 27:51 81:7 +1 daha فَأَغۡوَيۡنَـٰكُمۡ إِنَّا كُنَّا غَـٰوِينَ ٣٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Evet, biz sizi saptırdık. Çünkü biz de sapkın kimselerdik."
İlişkiler16 bağlantı · 4 tür
Aynı kök7:16 15:39 38:82
Paralel26:96 28:63 40:47–50 40:47
Aynı konu33:68 43:67
Henüz sınıflandırılmamış7:38 14:21 14:22 19:69 27:51 +2 daha فَإِنَّهُمۡ يَوۡمَئِذٍ فِى ٱلۡعَذَابِ مُشۡتَرِكُونَ ٣٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Artık onlar o gün azapta ortaktırlar.
İlişkiler16 bağlantı · 4 tür
Paralel26:96 40:47
Aynı ibare43:36–44 43:39
Aynı konu33:68 43:67
Henüz sınıflandırılmamış7:38 14:21 19:69 27:51 33:67 +5 daha إِنَّا كَذَٰلِكَ نَفۡعَلُ بِٱلۡمُجۡرِمِينَ ٣٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İşte biz suçlulara böyle yaparız.
İlişkiler12 bağlantı · 3 tür
Paralel26:96 40:47
Aynı konu33:68 43:67
Henüz sınıflandırılmamış4:147 7:38 7:40 19:69 32:22 +3 daha إِنَّهُمۡ كَانُوٓاْ إِذَا قِيلَ لَهُمۡ لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا ٱللَّهُ يَسۡتَكۡبِرُونَ ٣٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Çünkü onlar, kendilerine, "Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur" denildiği zaman, inanmayıp büyüklük taslıyorlardı.
İlişkiler13 bağlantı · 2 tür
Aynı konu17:46 21:5 33:68 38:1–10 39:45 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış3:18 7:38 16:22 19:69 40:75 +1 daha وَيَقُولُونَ أَئِنَّا لَتَارِكُوٓاْ ءَالِهَتِنَا لِشَاعِرٍ مَّجۡنُونِۭ ٣٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Biz, deli bir şair için ilahlarımızı mı terk edeceğiz?" diyorlardı.
İlişkiler20 bağlantı · 4 tür
Aynı kök26:224
Aynı ibare11:53
Aynı konu7:70 21:5 33:68 36:69 36:69–70 +6 daha Henüz sınıflandırılmamış7:38 15:6 19:69 23:70 34:8 +2 daha بَلۡ جَآءَ بِٱلۡحَقِّ وَصَدَّقَ ٱلۡمُرۡسَلِينَ ٣٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hayır, öyle değil. O, hakkı getirmiş, (önceki) peygamberleri de tasdik etmiştir.
İlişkiler8 bağlantı · 2 tür
Aynı konu5:48 12:111 33:68 35:31
Henüz sınıflandırılmamış2:213 7:38 19:69 83:34
إِنَّكُمۡ لَذَآئِقُواْ ٱلۡعَذَابِ ٱلۡأَلِيمِ ٣٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz siz mutlaka elem dolu azabı tadacaksınız.
İlişkiler6 bağlantı · 2 tür
Aynı konu33:68
Henüz sınıflandırılmamış7:38 19:69 35:37 38:27 83:34
وَمَا تُجۡزَوۡنَ إِلَّا مَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ ٣٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Siz ancak işlediklerinizin karşılığı ile cezalandırılırsınız.
İlişkiler8 bağlantı · 2 tür
Aynı konu10:52 33:68
Henüz sınıflandırılmamış7:38 19:69 21:47 27:90 46:19 +1 daha إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلۡمُخۡلَصِينَ ٤٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ancak Allah'ın halis kulları başka.
İlişkiler15 bağlantı · 2 tür
Aynı konu33:68 69:20 76:18 83:26 83:35
Henüz sınıflandırılmamış15:40 19:69 22:56 37:182 38:83 +5 daha أُوْلَـٰٓئِكَ لَهُمۡ رِزۡقٌ مَّعۡلُومٌ ٤١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(41-42) İşte onlar için belli bir rızık, meyveler vardır. Onlar ikram gören kimselerdir.
İlişkiler15 bağlantı · 2 tür
Aynı konu33:68 69:20 76:18 83:26 83:35
Henüz sınıflandırılmamış2:25 19:69 22:56 38:54 39:73–74 +5 daha فَوَٰكِهُۖ وَهُم مُّكۡرَمُونَ ٤٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(41-42) İşte onlar için belli bir rızık, meyveler vardır. Onlar ikram gören kimselerdir.
İlişkiler13 bağlantı · 2 tür
Aynı konu33:68 69:20 76:18 83:26 83:35
Henüz sınıflandırılmamış19:69 22:56 36:55 43:67–73 44:56 +3 daha فِى جَنَّـٰتِ ٱلنَّعِيمِ ٤٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar Naim cennetlerindedirler.
İlişkiler11 bağlantı · 2 tür
Aynı konu33:68 69:20 76:18 83:26 83:35
Henüz sınıflandırılmamış19:69 22:56 44:56 50:34 52:23 +1 daha عَلَىٰ سُرُرٍ مُّتَقَـٰبِلِينَ ٤٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Koltuklar üzerinde karşılıklı olarak otururlar.
İlişkiler13 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare15:47
Aynı konu33:68 52:20 56:16 69:20 76:18 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış19:69 44:56 50:34 52:23 52:25
يُطَافُ عَلَيۡهِم بِكَأۡسٍ مِّن مَّعِينِۭ ٤٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(45-46) Onların etrafında cennet pınarından doldurulmuş, berrak ve içenlere lezzet veren kadehler dolaştırılır.
İlişkiler21 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare47:15 56:18
Aynı konu33:68 37:65 43:71 52:23 69:20 +6 daha Henüz sınıflandırılmamış19:62 19:69 44:56 47:15 50:34 +3 daha بَيۡضَآءَ لَذَّةٍ لِّلشَّـٰرِبِينَ ٤٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(45-46) Onların etrafında cennet pınarından doldurulmuş, berrak ve içenlere lezzet veren kadehler dolaştırılır.
İlişkiler17 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare47:15
Aynı konu33:68 56:19 69:20 76:18 83:26 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış19:62 19:69 32:17 44:56 50:34 +4 daha لَا فِيهَا غَوۡلٌ وَلَا هُمۡ عَنۡهَا يُنزَفُونَ ٤٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onda baş döndürme özelliği yoktur. Onlar, onu içmekle sarhoş da olmazlar.
İlişkiler20 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare47:15
Aynı konu33:68 47:15 52:23 56:19 69:20 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış19:62 19:69 44:56 50:34 52:23 +5 daha وَعِندَهُمۡ قَـٰصِرَٰتُ ٱلطَّرۡفِ عِينٌ ٤٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yanlarında bakışlarını yalnızca kendilerine çevirmiş iri gözlü eşler vardır.
İlişkiler22 bağlantı · 5 tür
Açıklar2:25
Aynı kök38:52
Aynı ibare38:52 55:56
Aynı konu4:57 33:68 44:54 55:72 56:22 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış19:69 44:56 50:34 52:19 52:20 +4 daha كَأَنَّهُنَّ بَيۡضٌ مَّكۡنُونٌ ٤٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sanki onlar (beyazlıklarıyla), saklanmış (gün yüzü görmemiş) yumurtalardır.
İlişkiler16 bağlantı · 2 tür
Aynı konu33:68 37:65 55:46–76 55:72 56:17–23 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış19:69 44:56 50:34 52:23 52:25 +2 daha فَأَقۡبَلَ بَعۡضُهُمۡ عَلَىٰ بَعۡضٍ يَتَسَآءَلُونَ ٥٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Derken birbirlerine yönelip sorarlar.
İlişkiler15 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare37:27
Aynı konu7:44 25:28 33:68 69:20 76:18 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış19:67 19:69 36:55–60 44:56 50:34 +2 daha قَالَ قَآئِلٌ مِّنۡهُمۡ إِنِّى كَانَ لِى قَرِينٌ ٥١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İçlerinden biri der ki: "Benim bir arkadaşım vardı."
İlişkiler14 bağlantı · 2 tür
Aynı konu7:44 18:32–45 25:28 33:68 69:20 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış19:67 19:69 44:56 50:34 52:23 +1 daha Sayfa 448 Saffat
يَقُولُ أَءِنَّكَ لَمِنَ ٱلۡمُصَدِّقِينَ ٥٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Sen de tekrar dirilmeyi tasdik edenlerden misin?" derdi.
İlişkiler14 bağlantı · 3 tür
Aynı kök75:31
Aynı konu7:44 25:28 33:68 69:20 76:18 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış19:67 19:69 44:56 50:34 52:23 +1 daha أَءِذَا مِتۡنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَـٰمًا أَءِنَّا لَمَدِينُونَ ٥٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Gerçekten biz, ölüp bir toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra mı, biz mi hesaba çekileceğiz?"
İlişkiler28 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare37:16
Aynı konu7:44 13:5 17:49 19:66 25:28 +6 daha Henüz sınıflandırılmamış19:67 19:69 23:35 27:67 36:78 +11 daha قَالَ هَلۡ أَنتُم مُّطَّلِعُونَ ٥٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Konuşan o kimse, yanındakilere, "Bakar mısınız, hali ne oldu?" der.
İlişkiler13 bağlantı · 3 tür
Aynı kök18:17
Aynı konu7:44 25:28 69:20 76:18 83:26 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış19:67 19:69 44:56 50:34 52:23 +1 daha فَٱطَّلَعَ فَرَءَاهُ فِى سَوَآءِ ٱلۡجَحِيمِ ٥٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kendisi de bakar ve onu cehennemin ortasında görür.
İlişkiler15 bağlantı · 3 tür
Aynı kök18:17
Aynı konu7:44 25:28 57:12–15 69:20 76:18 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış19:67 19:69 30:16 44:56 50:34 +2 daha قَالَ تَٱللَّهِ إِن كِدتَّ لَتُرۡدِينِ ٥٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ona şöyle der: "Allah'a andolsun, neredeyse beni de helak edecektin."
İlişkiler18 bağlantı · 4 tür
Aynı kök16:56 21:57
Aynı ibare12:73
Aynı konu7:44 25:28 69:20 76:18 83:26 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış12:85 19:67 19:69 25:11–30 26:97 +4 daha وَلَوۡلَا نِعۡمَةُ رَبِّى لَكُنتُ مِنَ ٱلۡمُحۡضَرِينَ ٥٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Rabbimin nimeti olmasaydı, mutlaka ben de cehenneme konulanlardan olmuştum."
İlişkiler14 bağlantı · 2 tür
Aynı konu7:44 25:28 69:20 76:18 83:26 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış19:67 19:69 20:133–134 44:56 50:34 +3 daha أَفَمَا نَحۡنُ بِمَيِّتِينَ ٥٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(58-59) "Nasıl, ilk ölümümüzden başka ölmeyecek miymişiz? Bize azap edilmeyecek miymiş?"
İlişkiler18 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare44:56
Aynı konu7:44 25:28 44:56 44:56–57 69:20 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış2:28 19:69 40:10–20 40:11 44:56 +4 daha إِلَّا مَوۡتَتَنَا ٱلۡأُولَىٰ وَمَا نَحۡنُ بِمُعَذَّبِينَ ٥٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(58-59) "Nasıl, ilk ölümümüzden başka ölmeyecek miymişiz? Bize azap edilmeyecek miymiş?"
İlişkiler15 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare44:56
Aynı konu7:44 25:28 69:20 76:18 83:26 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış19:69 39:42 40:11 44:56 50:34 +3 daha إِنَّ هَـٰذَا لَهُوَ ٱلۡفَوۡزُ ٱلۡعَظِيمُ ٦٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz bu (cennetteki nimetlere ulaşmak) büyük bir başarıdır.
İlişkiler11 bağlantı · 2 tür
Aynı konu69:20 76:18 83:26 83:35
Henüz sınıflandırılmamış9:111 19:69 44:56 50:34 52:23 +2 daha لِمِثۡلِ هَـٰذَا فَلۡيَعۡمَلِ ٱلۡعَـٰمِلُونَ ٦١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Çalışanlar böylesi için çalışsınlar!
İlişkiler12 bağlantı · 2 tür
Aynı konu3:136 69:20 76:18 83:26 83:35
Henüz sınıflandırılmamış19:69 24:37–38 44:56 50:34 52:23 +2 daha أَذَٰلِكَ خَيۡرٌ نُّزُلًا أَمۡ شَجَرَةُ ٱلزَّقُّومِ ٦٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ziyafet olarak bu mu daha hayırlı, yoksa zakkum ağacı mı?
İlişkiler19 bağlantı · 5 tür
Açıklar17:60 37:64 37:64–66
Aynı kök23:29
Aynı ibare25:15 44:43–44 44:43–46 44:43 44:43–47
Aynı konu56:52 56:52–53 88:6
Henüz sınıflandırılmamış17:60 44:42 44:44 44:45 44:46 +2 daha إِنَّا جَعَلۡنَـٰهَا فِتۡنَةً لِّلظَّـٰلِمِينَ ٦٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz biz onu zalimler için bir imtihan aracı kıldık.
İlişkiler12 bağlantı · 4 tür
Açıklar17:60
Aynı ibare44:43
Aynı konu17:60 44:43 88:6
Henüz sınıflandırılmamış17:60 44:44 44:45 44:46 54:27 +2 daha إِنَّهَا شَجَرَةٌ تَخۡرُجُ فِىٓ أَصۡلِ ٱلۡجَحِيمِ ٦٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O, cehennemin dibinde biten bir ağaçtır.
İlişkiler16 bağlantı · 4 tür
Açıklar37:62
Aynı ibare44:43
Aynı konu44:43–44 56:51–56 56:52 88:6
Henüz sınıflandırılmamış7:42 16:32 17:9 17:60 29:55 +5 daha طَلۡعُهَا كَأَنَّهُۥ رُءُوسُ ٱلشَّيَـٰطِينِ ٦٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onun meyveleri sanki şeytanların kafalarıdır.
İlişkiler19 bağlantı · 4 tür
Açıklar37:62
Aynı ibare44:43
Aynı konu17:60 37:45 37:49 37:67 44:43–44 +5 daha Henüz sınıflandırılmamış17:60 25:43 38:41 44:44 56:51–52 +2 daha فَإِنَّهُمۡ لَـَٔاكِلُونَ مِنۡهَا فَمَالِـُٔونَ مِنۡهَا ٱلۡبُطُونَ ٦٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Cehennemlikler ondan yiyecekler ve onunla karınlarını dolduracaklardır.
İlişkiler11 bağlantı · 4 tür
Açıklar37:62
Aynı ibare44:43 56:51–56 56:52–54
Aynı konu44:43–44 56:52 88:6
Henüz sınıflandırılmamış17:60 37:68 44:43–46 88:7
ثُمَّ إِنَّ لَهُمۡ عَلَيۡهَا لَشَوۡبًا مِّنۡ حَمِيمٍ ٦٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sonra onlar için bunun üstüne kaynar sudan karışık bir içecek vardır.
İlişkiler11 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare44:43
Aynı konu37:65 44:43–46 56:54 56:93–94 88:6
Henüz sınıflandırılmamış6:70 17:60 44:48 56:51–56 88:7
ثُمَّ إِنَّ مَرۡجِعَهُمۡ لَإِلَى ٱلۡجَحِيمِ ٦٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sonra onların dönüşleri mutlaka cehennemedir.
İlişkiler11 bağlantı · 4 tür
Aynı kök22:51
Aynı ibare44:43
Aynı konu43:23 88:6
Henüz sınıflandırılmamış7:71 17:60 26:74 26:76 37:66 +2 daha إِنَّهُمۡ أَلۡفَوۡاْ ءَابَآءَهُمۡ ضَآلِّينَ ٦٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Çünkü onlar babalarını sapık kimseler olarak buldular.
İlişkiler23 bağlantı · 2 tür
Aynı konu2:170 2:170–171 5:104 7:173 10:78 +5 daha Henüz sınıflandırılmamış2:170 7:28 7:71 11:53 11:62 +8 daha فَهُمۡ عَلَىٰٓ ءَاثَـٰرِهِمۡ يُهۡرَعُونَ ٧٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kendileri de onların izinden koşa koşa gitmektedirler.
İlişkiler28 bağlantı · 2 tür
Aynı konu2:170 5:104 7:28 7:173 10:78 +7 daha Henüz sınıflandırılmamış2:170 7:28 7:71 11:53 11:53–54 +11 daha وَلَقَدۡ ضَلَّ قَبۡلَهُمۡ أَكۡثَرُ ٱلۡأَوَّلِينَ ٧١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun, onlardan önce, evvelkilerin çoğu da sapmıştı.
İlişkiler14 bağlantı · 2 tür
Aynı konu10:78 11:87 21:53 43:23
Henüz sınıflandırılmamış2:170 7:28 7:71 11:53 11:62 +5 daha وَلَقَدۡ أَرۡسَلۡنَا فِيهِم مُّنذِرِينَ ٧٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun, biz onlara da uyarıcılar göndermiştik.
İlişkiler13 bağlantı · 2 tür
Aynı konu10:78 11:87 21:53
Henüz sınıflandırılmamış2:170 7:28 7:71 11:53 11:62 +5 daha فَٱنظُرۡ كَيۡفَ كَانَ عَـٰقِبَةُ ٱلۡمُنذَرِينَ ٧٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bak, uyarılanların sonu nasıl oldu!
İlişkiler13 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare10:73
Aynı konu10:78 11:87 21:53
Henüz sınıflandırılmamış2:170 7:28 7:71 11:53 11:62 +4 daha إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلۡمُخۡلَصِينَ ٧٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ancak Allah'ın ihlaslı kulları başka.
İlişkiler14 bağlantı · 3 tür
Aynı kök15:40 39:11–15
Aynı konu10:78 11:87 21:53
Henüz sınıflandırılmamış2:170 7:28 11:53 11:62 26:74 +4 daha وَلَقَدۡ نَادَىٰنَا نُوحٌ فَلَنِعۡمَ ٱلۡمُجِيبُونَ ٧٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun, Nuh bize dua edip seslenmişti. Biz ne güzel cevap vereniz!
İlişkiler13 bağlantı · 3 tür
Paralel11:48 21:76 54:10 54:14 71:26
Aynı konu29:14 37:115
Henüz sınıflandırılmamış23:25–26 26:106 26:122 51:46 54:9–16 +1 daha وَنَجَّيۡنَـٰهُ وَأَهۡلَهُۥ مِنَ ٱلۡكَرۡبِ ٱلۡعَظِيمِ ٧٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onu ve ailesini o büyük sıkıntıdan kurtardık.
İlişkiler13 bağlantı · 4 tür
Paralel11:48 21:76 54:14
Aynı ibare21:76
Aynı konu29:14 54:10
Henüz sınıflandırılmamış6:74–83 11:21–28 26:106 26:122 27:57 +2 daha Sayfa 449 Saffat
وَجَعَلۡنَا ذُرِّيَّتَهُۥ هُمُ ٱلۡبَاقِينَ ٧٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onun neslini yeryüzünde kalanlar kıldık.
İlişkiler7 bağlantı · 3 tür
Paralel11:48 54:14
Aynı konu7:59–64 29:14
Henüz sınıflandırılmamış26:106 26:122 51:46
وَتَرَكۡنَا عَلَيۡهِ فِى ٱلۡـَٔاخِرِينَ ٧٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sonradan gelenler arasında ona güzel bir ad bıraktık.
İlişkiler7 bağlantı · 3 tür
Paralel11:48 54:14
Aynı konu29:14
Henüz sınıflandırılmamış26:106 26:122 37:181 51:46
سَلَـٰمٌ عَلَىٰ نُوحٍ فِى ٱلۡعَـٰلَمِينَ ٧٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Alemler içinde Nuh'a selam olsun!
İlişkiler9 bağlantı · 4 tür
Paralel11:48 54:14
Aynı konu27:59 29:14
Genelleştirir37:181
Henüz sınıflandırılmamış26:106 26:122 33:56 51:46
إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجۡزِى ٱلۡمُحۡسِنِينَ ٨٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İşte biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız.
İlişkiler5 bağlantı · 3 tür
Paralel54:14
Aynı ibare6:84
Henüz sınıflandırılmamış26:106 26:122 29:7
إِنَّهُۥ مِنۡ عِبَادِنَا ٱلۡمُؤۡمِنِينَ ٨١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Çünkü o, bizim mü'min kullarımızdandı.
İlişkiler2 bağlantı · 1 tür
Henüz sınıflandırılmamış26:106 26:122
ثُمَّ أَغۡرَقۡنَا ٱلۡـَٔاخَرِينَ ٨٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sonra biz, diğerlerini suda boğduk.
İlişkiler7 bağlantı · 3 tür
Paralel7:64 21:76–77 21:77
Aynı ibare26:120
Henüz sınıflandırılmamış26:106 26:122 29:40
۞ وَإِنَّ مِن شِيعَتِهِۦ لَإِبۡرَٰهِيمَ ٨٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz İbrahim de O'nun taraftarlarından idi.
İlişkiler15 bağlantı · 4 tür
Paralel6:74 19:49 26:70 26:71
Aynı ibare26:89
Aynı konu16:123 19:58 26:69
Henüz sınıflandırılmamış11:24 21:51 22:78 26:106 30:32 +2 daha إِذۡ جَآءَ رَبَّهُۥ بِقَلۡبٍ سَلِيمٍ ٨٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hani o, Rabbine temiz bir kalple gelmişti.
İlişkiler12 bağlantı · 4 tür
Paralel6:74 19:49 26:70 26:71
Aynı ibare26:69–89 26:89
Aynı konu16:123 26:69
Henüz sınıflandırılmamış16:93 21:51 22:78 60:4
إِذۡ قَالَ لِأَبِيهِ وَقَوۡمِهِۦ مَاذَا تَعۡبُدُونَ ٨٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hani babasına ve kavmine şöyle demişti: "Siz neye tapıyorsunuz?"
İlişkiler23 bağlantı · 4 tür
Paralel6:74 19:49 21:58 26:70 26:71 +1 daha Aynı ibare19:42 21:52 26:70 26:89
Aynı konu16:123 26:69 60:4
Henüz sınıflandırılmamış6:74–84 6:75 19:42 21:51 22:78 +5 daha أَئِفۡكًا ءَالِهَةً دُونَ ٱللَّهِ تُرِيدُونَ ٨٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Allah'ı bırakıp da birtakım uydurma ilahlar mı istiyorsunuz?"
İlişkiler16 bağlantı · 4 tür
Paralel6:74 19:49 21:58 26:70 26:71
Aynı ibare26:89
Aynı konu16:123 26:69
Henüz sınıflandırılmamış6:75 19:42 21:51 21:52–68 22:78 +3 daha فَمَا ظَنُّكُم بِرَبِّ ٱلۡعَـٰلَمِينَ ٨٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"O halde, alemlerin Rabbi hakkında görüşünüz nedir?"
İlişkiler18 bağlantı · 5 tür
Aynı kök41:23
Paralel6:74 19:49 21:58 26:70 26:71
Aynı ibare26:89
Aynı konu16:123 26:69
Henüz sınıflandırılmamış6:75 7:191–195 19:42 21:51 22:78 +4 daha فَنَظَرَ نَظۡرَةً فِى ٱلنُّجُومِ ٨٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(88-89) İbrahim, yıldızlara baktı ve "Ben hastayım" dedi.
İlişkiler16 bağlantı · 4 tür
Paralel6:74 19:49 21:58
Aynı ibare26:89
Aynı konu6:76–78 6:76 16:123 37:103
Henüz sınıflandırılmamış6:75 21:51 21:52–68 21:58 21:69 +3 daha فَقَالَ إِنِّى سَقِيمٌ ٨٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(88-89) İbrahim, yıldızlara baktı ve "Ben hastayım" dedi.
İlişkiler16 bağlantı · 5 tür
Aynı kök37:145
Paralel6:74 19:49 21:58
Aynı ibare26:89
Aynı konu6:74–84 16:123 37:103
Henüz sınıflandırılmamış6:75 12:23 21:51 21:58 21:69 +3 daha فَتَوَلَّوۡاْ عَنۡهُ مُدۡبِرِينَ ٩٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bunun üzerine arkalarını dönüp ondan uzaklaştılar.
İlişkiler11 bağlantı · 3 tür
Paralel6:74 19:49 21:52–68 21:58
Aynı konu16:123
Henüz sınıflandırılmamış6:75 21:51 21:58 22:78 26:70 +1 daha فَرَاغَ إِلَىٰٓ ءَالِهَتِهِمۡ فَقَالَ أَلَا تَأۡكُلُونَ ٩١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İbrahim, onların putlarının tarafına gizlice gitti ve şöyle dedi: "Yemez misiniz?"
İlişkiler15 bağlantı · 4 tür
Açıklar21:58
Paralel6:74 19:49 21:52–68 21:57 21:58 +1 daha Aynı konu16:123
Henüz sınıflandırılmamış6:75 21:51–70 21:51 21:58 22:78 +2 daha مَا لَكُمۡ لَا تَنطِقُونَ ٩٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Ne diye konuşmuyorsunuz?"
İlişkiler13 bağlantı · 4 tür
Açıklar21:58
Paralel6:74 19:49 21:52–68 21:58 21:63–65
Aynı konu16:123
Henüz sınıflandırılmamış6:75 21:51 21:58 22:78 26:70 +1 daha فَرَاغَ عَلَيۡهِمۡ ضَرۡبَۢا بِٱلۡيَمِينِ ٩٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Derken üzerlerine yürüyüp onlara güçlü bir darbe indirdi.
İlişkiler16 bağlantı · 5 tür
Açıklar21:58
Aynı kök4:34
Paralel6:74 19:49 21:52–68 21:58 21:63–65
Aynı konu16:123
Henüz sınıflandırılmamış6:75 19:42 21:51 21:57–58 21:58 +3 daha فَأَقۡبَلُوٓاْ إِلَيۡهِ يَزِفُّونَ ٩٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kavmi (telaş içinde) koşarak ona doğru geldi.
İlişkiler11 bağlantı · 3 tür
Paralel6:74 19:49 21:52–68 21:58
Aynı konu16:123
Henüz sınıflandırılmamış6:75 21:51 21:58 22:78 26:70 +1 daha قَالَ أَتَعۡبُدُونَ مَا تَنۡحِتُونَ ٩٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İbrahim, şöyle dedi: "Yonttuğunuz putlara mı tapıyorsunuz?"
İlişkiler13 bağlantı · 3 tür
Paralel6:74 19:49 21:52–68 21:58 21:66
Aynı konu16:123
Henüz sınıflandırılmamış6:75 16:21 21:51 21:58 22:78 +2 daha وَٱللَّهُ خَلَقَكُمۡ وَمَا تَعۡمَلُونَ ٩٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Oysa Allah sizi de, yaptığınız şeyleri de yaratmıştır."
İlişkiler15 bağlantı · 3 tür
Paralel6:74 19:49 21:52–68 21:58 21:66
Aynı konu16:123
Henüz sınıflandırılmamış6:75 16:8 16:21 21:51 21:58 +4 daha قَالُواْ ٱبۡنُواْ لَهُۥ بُنۡيَـٰنًا فَأَلۡقُوهُ فِى ٱلۡجَحِيمِ ٩٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kavmi, "Onun için bir bina yapın, (içinde ateş yakın) ve onu ateşe atın" dedi.
İlişkiler14 bağlantı · 3 tür
Paralel6:74 19:49 21:52–68 21:68 21:68–70 +1 daha Aynı konu16:123
Henüz sınıflandırılmamış6:75 21:51 21:58 22:78 26:70 +2 daha فَأَرَادُواْ بِهِۦ كَيۡدًا فَجَعَلۡنَـٰهُمُ ٱلۡأَسۡفَلِينَ ٩٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Böylece ona bir tuzak kurmak istediler. Biz de onları en alçak kimseler kıldık.
İlişkiler13 bağlantı · 3 tür
Paralel6:74 19:49 21:52–68 21:68 21:70 +1 daha Aynı konu16:123
Henüz sınıflandırılmamış6:75 21:51 21:58 22:78 26:70 +1 daha وَقَالَ إِنِّى ذَاهِبٌ إِلَىٰ رَبِّى سَيَهۡدِينِ ٩٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İbrahim, şöyle dedi: "Ben Rabbime (O'nun emrettiği yere) gideceğim. O, bana yol gösterecektir."
İlişkiler18 bağlantı · 3 tür
Paralel6:74 19:49 21:71
Aynı konu16:123 26:78 43:27
Henüz sınıflandırılmamış3:55 6:75 9:40 11:24 21:51 +7 daha رَبِّ هَبۡ لِى مِنَ ٱلصَّـٰلِحِينَ ١٠٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Ey Rabbim! Bana salihlerden olacak bir çocuk bağışla."
İlişkiler13 bağlantı · 3 tür
Paralel6:74 14:39 19:49
Aynı konu11:69–72 16:123 37:112
Henüz sınıflandırılmamış19:54 21:51 22:78 26:62 26:70 +2 daha فَبَشَّرۡنَـٰهُ بِغُلَـٰمٍ حَلِيمٍ ١٠١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz de ona uysal bir oğul müjdeledik.
İlişkiler17 bağlantı · 5 tür
Açıklar37:112
Paralel6:74 14:39 15:53 19:49 51:24–28
Aynı ibare51:28
Aynı konu11:71 16:123
Henüz sınıflandırılmamış19:46–49 19:54 21:51 22:78 26:70 +3 daha فَلَمَّا بَلَغَ مَعَهُ ٱلسَّعۡىَ قَالَ يَـٰبُنَىَّ إِنِّىٓ أَرَىٰ فِى ٱلۡمَنَامِ أَنِّىٓ أَذۡبَحُكَ فَٱنظُرۡ مَاذَا تَرَىٰۚ قَالَ يَـٰٓأَبَتِ ٱفۡعَلۡ مَا تُؤۡمَرُۖ سَتَجِدُنِىٓ إِن شَآءَ ٱللَّهُ مِنَ ٱلصَّـٰبِرِينَ ١٠٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Çocuk kendisiyle birlikte koşup yürüyecek yaşa gelince İbrahim ona, "Yavrum, ben rüyamda seni boğazladığımı gördüm. Düşün bakalım, ne dersin?" dedi. O da, "Babacığım, emrolunduğun şeyi yap. İnşaallah beni sabredenlerden bulacaksın" dedi.
İlişkiler21 bağlantı · 6 tür
Açıklar37:112
Aynı kök8:43–44 8:43 56:58
Paralel6:74 19:49 51:24–28
Aynı ibare48:27
Aynı konu2:112–136 16:123 37:105 42:51
Henüz sınıflandırılmamış5:32 7:28 19:54 21:51 22:78 +4 daha Sayfa 450 Saffat
فَلَمَّآ أَسۡلَمَا وَتَلَّهُۥ لِلۡجَبِينِ ١٠٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(103-104) Nihayet her ikisi de (Allah'ın emrine) boyun eğip, İbrahim de onu (boğazlamak için) yüz üstü yere yatırınca ona, şöyle seslendik: "Ey İbrahim!"
İlişkiler12 bağlantı · 3 tür
Paralel6:74 19:49 51:24–28
Aynı konu16:123 37:88–89
Henüz sınıflandırılmamış2:131 19:54 21:35 21:51 22:78 +2 daha وَنَـٰدَيۡنَـٰهُ أَن يَـٰٓإِبۡرَٰهِيمُ ١٠٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(103-104) Nihayet her ikisi de (Allah'ın emrine) boyun eğip, İbrahim de onu (boğazlamak için) yüz üstü yere yatırınca ona, şöyle seslendik: "Ey İbrahim!"
İlişkiler10 bağlantı · 3 tür
Paralel6:74 19:49 51:24–28
Aynı konu16:123
Henüz sınıflandırılmamış2:131 19:54 21:51 22:78 26:70 +1 daha قَدۡ صَدَّقۡتَ ٱلرُّءۡيَآۚ إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجۡزِى ٱلۡمُحۡسِنِينَ ١٠٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Gördüğün rüyanın hükmünü yerine getirdin. Şüphesiz biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız."
İlişkiler19 bağlantı · 3 tür
Paralel6:74 19:49 51:24–28
Aynı konu16:123 37:102
Henüz sınıflandırılmamış2:131 6:84 6:164 7:28 8:43 +9 daha إِنَّ هَـٰذَا لَهُوَ ٱلۡبَلَـٰٓؤُاْ ٱلۡمُبِينُ ١٠٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Şüphesiz bu apaçık bir imtihandır."
İlişkiler11 bağlantı · 3 tür
Paralel6:74 19:49 51:24–28
Aynı konu2:124 16:123
Henüz sınıflandırılmamış19:54 21:51 22:78 26:70 29:2 +1 daha وَفَدَيۡنَـٰهُ بِذِبۡحٍ عَظِيمٍ ١٠٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz, (İbrahim'e) büyük bir kurbanlık vererek onu (İsmail'i) kurtardık.
İlişkiler12 bağlantı · 3 tür
Paralel6:74 19:49 51:24–28
Aynı konu16:123 22:26–30
Henüz sınıflandırılmamış14:37 19:54 21:51 22:78 26:70 +2 daha وَتَرَكۡنَا عَلَيۡهِ فِى ٱلۡـَٔاخِرِينَ ١٠٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sonradan gelenler arasında ona güzel bir ad bıraktık.
İlişkiler12 bağlantı · 3 tür
Paralel6:74 19:49 51:24–28
Aynı konu11:73 16:123 37:181
Henüz sınıflandırılmamış19:54 19:98 21:51 22:78 26:70 +1 daha سَلَـٰمٌ عَلَىٰٓ إِبۡرَٰهِيمَ ١٠٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İlişkiler14 bağlantı · 4 tür
Paralel6:74 19:49 51:24–28
Aynı konu2:124 11:73 16:123 27:59
Genelleştirir37:181
Henüz sınıflandırılmamış19:54 19:98 21:51 22:78 26:70 +1 daha كَذَٰلِكَ نَجۡزِى ٱلۡمُحۡسِنِينَ ١١٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İyilik yapanları işte böyle mükafatlandırırız.
İlişkiler10 bağlantı · 4 tür
Paralel19:49 51:24–28
Aynı ibare6:84
Aynı konu2:124 16:123
Henüz sınıflandırılmamış16:97 19:54 19:98 21:51 22:78
إِنَّهُۥ مِنۡ عِبَادِنَا ٱلۡمُؤۡمِنِينَ ١١١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Çünkü o mü'min kullarımızdandı.
İlişkiler7 bağlantı · 3 tür
Paralel19:49 51:24–28
Aynı konu2:124
Henüz sınıflandırılmamış6:74–84 19:54 19:98 21:51
وَبَشَّرۡنَـٰهُ بِإِسۡحَـٰقَ نَبِيًّا مِّنَ ٱلصَّـٰلِحِينَ ١١٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz onu salihlerden bir peygamber olarak İshak ile de müjdeledik.
İlişkiler18 bağlantı · 4 tür
Açıklar37:101–102
Paralel11:69–72 19:49 51:24–28
Aynı konu2:124 6:84 14:39 21:72 37:100
Henüz sınıflandırılmamış3:34 15:53 19:49–50 19:54 19:98 +4 daha وَبَـٰرَكۡنَا عَلَيۡهِ وَعَلَىٰٓ إِسۡحَـٰقَۚ وَمِن ذُرِّيَّتِهِمَا مُحۡسِنٌ وَظَالِمٌ لِّنَفۡسِهِۦ مُبِينٌ ١١٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onu da İshak'ı da uğurlu kıldık. Her ikisinin nesillerinden iyilik yapanlar da vardı, kendine apaçık zulmedenler de.
İlişkiler12 bağlantı · 5 tür
Açıklar2:124
Paralel19:49
Aynı ibare35:32
Aynı konu2:124 4:55
Henüz sınıflandırılmamış2:213 3:34 4:88 6:87 19:98 +2 daha وَلَقَدۡ مَنَنَّا عَلَىٰ مُوسَىٰ وَهَـٰرُونَ ١١٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun, biz Musa'ya ve Harun'a da lütufta bulunduk.
İlişkiler7 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare6:84–90
Aynı konu20:30 20:32 20:37
Henüz sınıflandırılmamış19:98 20:29 20:31
وَنَجَّيۡنَـٰهُمَا وَقَوۡمَهُمَا مِنَ ٱلۡكَرۡبِ ٱلۡعَظِيمِ ١١٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onları ve kavimlerini o büyük sıkıntıdan kurtardık.
İlişkiler10 bağlantı · 4 tür
Paralel2:50 10:88–92
Aynı ibare21:76
Aynı konu20:30 20:32 37:75
Henüz sınıflandırılmamış19:98 20:29 20:31 37:76
وَنَصَرۡنَـٰهُمۡ فَكَانُواْ هُمُ ٱلۡغَـٰلِبِينَ ١١٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlara yardım ettik de onlar galip gelenler oldular.
İlişkiler11 bağlantı · 3 tür
Aynı konu10:88–92 20:30 20:32 28:35
Genelleştirir37:171 37:171–173
Henüz sınıflandırılmamış19:98 20:29 20:31 20:92 20:93
وَءَاتَيۡنَـٰهُمَا ٱلۡكِتَـٰبَ ٱلۡمُسۡتَبِينَ ١١٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz onlara (hükümlerimizi) açıklayan Kitab'ı (Tevrat'ı) verdik.
İlişkiler11 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare6:154 23:49
Aynı konu20:30 20:32 21:48
Henüz sınıflandırılmamış5:102 19:98 20:29 20:31 20:92 +1 daha وَهَدَيۡنَـٰهُمَا ٱلصِّرَٰطَ ٱلۡمُسۡتَقِيمَ ١١٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onları doğru yola ilettik.
İlişkiler8 bağlantı · 2 tür
Aynı konu20:30 20:32
Henüz sınıflandırılmamış2:120 19:98 20:29 20:31 20:92 +1 daha وَتَرَكۡنَا عَلَيۡهِمَا فِى ٱلۡـَٔاخِرِينَ ١١٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sonradan gelenler arasında onlara güzel birer ad bıraktık.
İlişkiler8 bağlantı · 2 tür
Aynı konu20:30 20:32
Henüz sınıflandırılmamış19:98 20:29 20:31 20:92 20:93 +1 daha سَلَـٰمٌ عَلَىٰ مُوسَىٰ وَهَـٰرُونَ ١٢٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Musa'ya ve Harun'a selam olsun.
İlişkiler9 bağlantı · 2 tür
Aynı konu20:30 20:32 27:59
Henüz sınıflandırılmamış19:98 20:29 20:31 20:92 20:93 +1 daha إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجۡزِى ٱلۡمُحۡسِنِينَ ١٢١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız.
İlişkiler9 bağlantı · 2 tür
Aynı konu20:30 20:32
Henüz sınıflandırılmamış6:84 16:97 19:98 20:29 20:31 +2 daha إِنَّهُمَا مِنۡ عِبَادِنَا ٱلۡمُؤۡمِنِينَ ١٢٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Çünkü onlar mü'min kullarımızdan idiler.
İlişkiler7 bağlantı · 2 tür
Aynı konu20:30 20:32
Henüz sınıflandırılmamış19:98 20:29 20:31 20:92 20:93
وَإِنَّ إِلۡيَاسَ لَمِنَ ٱلۡمُرۡسَلِينَ ١٢٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz İlyas da peygamberlerden idi.
İlişkiler5 bağlantı · 2 tür
Aynı konu6:84–90
Henüz sınıflandırılmamış6:85 19:98 21:85 36:3
إِذۡ قَالَ لِقَوۡمِهِۦٓ أَلَا تَتَّقُونَ ١٢٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hani kavmine şöyle demişti: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?"
İlişkiler2 bağlantı · 1 tür
Henüz sınıflandırılmamış19:98 26:106
أَتَدۡعُونَ بَعۡلًا وَتَذَرُونَ أَحۡسَنَ ٱلۡخَـٰلِقِينَ ١٢٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(125-126) "Yaratıcıların en güzelini, sizin ve geçmiş atalarınızın Rabbi olan Allah'ı bırakarak "Ba'l'e mi tapıyorsunuz?"
İlişkiler9 bağlantı · 2 tür
Aynı ibare23:14
Henüz sınıflandırılmamış2:228 4:128 11:72 15:86 19:98 +3 daha ٱللَّهَ رَبَّكُمۡ وَرَبَّ ءَابَآئِكُمُ ٱلۡأَوَّلِينَ ١٢٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(125-126) "Yaratıcıların en güzelini, sizin ve geçmiş atalarınızın Rabbi olan Allah'ı bırakarak "Ba'l'e mi tapıyorsunuz?"
İlişkiler3 bağlantı · 2 tür
Aynı ibare26:26
Henüz sınıflandırılmamış9:31 19:98
Sayfa 451 Saffat
فَكَذَّبُوهُ فَإِنَّهُمۡ لَمُحۡضَرُونَ ١٢٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onu yalanladılar. Bu sebeple onlar (cehenneme) götürüleceklerdir.
İlişkiler2 bağlantı · 1 tür
Henüz sınıflandırılmamış19:98 30:12–16
إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلۡمُخۡلَصِينَ ١٢٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ancak Allah'ın ihlaslı kulları başka.
İlişkiler2 bağlantı · 1 tür
Henüz sınıflandırılmamış15:40 19:98
وَتَرَكۡنَا عَلَيۡهِ فِى ٱلۡـَٔاخِرِينَ ١٢٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sonradan gelenler içerisinde ona güzel bir ad bıraktık.
İlişkiler2 bağlantı · 2 tür
Aynı konu37:181
Henüz sınıflandırılmamış19:98
سَلَـٰمٌ عَلَىٰٓ إِلۡ يَاسِينَ ١٣٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İlişkiler5 bağlantı · 3 tür
Aynı konu27:59
Genelleştirir37:181
Henüz sınıflandırılmamış23:20 33:56 95:2
إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجۡزِى ٱلۡمُحۡسِنِينَ ١٣١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız.
İlişkiler2 bağlantı · 2 tür
Aynı ibare6:84
Henüz sınıflandırılmamış11:24
إِنَّهُۥ مِنۡ عِبَادِنَا ٱلۡمُؤۡمِنِينَ ١٣٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Çünkü o bizim mü'min kullarımızdandı.
وَإِنَّ لُوطًا لَّمِنَ ٱلۡمُرۡسَلِينَ ١٣٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz Lut da peygamberlerdendi.
İlişkiler16 bağlantı · 3 tür
Paralel11:81
Aynı konu7:80–84 11:70–83 26:160–174 29:28 29:28–35
Henüz sınıflandırılmamış15:58–76 26:160 26:173 27:54–58 29:35 +5 daha إِذۡ نَجَّيۡنَـٰهُ وَأَهۡلَهُۥٓ أَجۡمَعِينَ ١٣٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(134-135) Hani biz onu ve geride kalanlar arasındaki yaşlı bir kadın (kafir olan eşi) dışında bütün ailesini kurtarmıştık.
İlişkiler12 bağlantı · 3 tür
Paralel11:81 26:170 29:32
Aynı konu29:28
Henüz sınıflandırılmamış7:83 11:77–83 15:60 26:173 27:57 +3 daha إِلَّا عَجُوزًا فِى ٱلۡغَـٰبِرِينَ ١٣٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(134-135) Hani biz onu ve geride kalanlar arasındaki yaşlı bir kadın (kafir olan eşi) dışında bütün ailesini kurtarmıştık.
İlişkiler12 bağlantı · 3 tür
Paralel11:81 27:57
Aynı konu29:28
Henüz sınıflandırılmamış7:83 15:60 26:171 26:173 27:57 +4 daha ثُمَّ دَمَّرۡنَا ٱلۡـَٔاخَرِينَ ١٣٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sonra da diğerlerini yok ettik.
İlişkiler9 bağlantı · 3 tür
Paralel26:172 51:31–37
Aynı konu29:28
Henüz sınıflandırılmamış26:160–175 26:173 27:57 29:35 51:37 +1 daha وَإِنَّكُمۡ لَتَمُرُّونَ عَلَيۡهِم مُّصۡبِحِينَ ١٣٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(137-138) Şüphesiz sizler (yolculuklarınız sırasında) sabah akşam onların (harap olmuş) yurtlarına uğrayıp duruyorsunuz. Hala düşünmeyecek misiniz?
İlişkiler10 bağlantı · 2 tür
Aynı konu15:75 15:76 15:79 29:28
Henüz sınıflandırılmamış15:57–77 15:73 26:173 29:35 51:37 +1 daha وَبِٱلَّيۡلِۗ أَفَلَا تَعۡقِلُونَ ١٣٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(137-138) Şüphesiz sizler (yolculuklarınız sırasında) sabah akşam onların (harap olmuş) yurtlarına uğrayıp duruyorsunuz. Hala düşünmeyecek misiniz?
İlişkiler9 bağlantı · 2 tür
Aynı konu15:75 15:76 15:79 29:28
Henüz sınıflandırılmamış15:73 26:173 29:35 51:37 54:33
وَإِنَّ يُونُسَ لَمِنَ ٱلۡمُرۡسَلِينَ ١٣٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz Yunus da peygamberlerdendi.
İlişkiler15 bağlantı · 3 tür
Paralel10:98 21:87 21:88
Aynı konu10:98 21:88 68:48
Henüz sınıflandırılmamış6:2 21:87–88 21:87 36:3 40:55 +4 daha إِذۡ أَبَقَ إِلَى ٱلۡفُلۡكِ ٱلۡمَشۡحُونِ ١٤٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hani o kaçıp yüklü gemiye binmişti.
İlişkiler8 bağlantı · 3 tür
Paralel10:98 21:87 21:88
Aynı konu21:88
Henüz sınıflandırılmamış6:2 68:48 68:49 68:50
فَسَاهَمَ فَكَانَ مِنَ ٱلۡمُدۡحَضِينَ ١٤١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Gemidekilerle kur'a çekmiş ve kaybedenlerden olmuştu.
İlişkiler9 bağlantı · 3 tür
Paralel10:98 21:87 21:88
Aynı konu21:88
Henüz sınıflandırılmamış6:2 21:87 68:48 68:49 68:50
فَٱلۡتَقَمَهُ ٱلۡحُوتُ وَهُوَ مُلِيمٌ ١٤٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Böylece, Yunus kendini kınayıp dururken balık onu yuttu.
İlişkiler12 bağlantı · 4 tür
Açıklar21:87
Paralel10:98 21:87 21:88
Aynı konu21:88 68:48
Henüz sınıflandırılmamış6:2 7:133 51:54 68:48 68:49 +1 daha فَلَوۡلَآ أَنَّهُۥ كَانَ مِنَ ٱلۡمُسَبِّحِينَ ١٤٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(143-144) Eğer o, Allah'ı tespih edip yüceltenlerden olmasaydı, mutlaka insanların diriltileceği güne kadar balığın karnında kalırdı.
İlişkiler12 bağlantı · 3 tür
Paralel10:98 21:87–88 21:87 21:88 68:48
Aynı konu68:48
Henüz sınıflandırılmamış6:2 20:130 37:166 40:55 68:48 +1 daha لَلَبِثَ فِى بَطۡنِهِۦٓ إِلَىٰ يَوۡمِ يُبۡعَثُونَ ١٤٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(143-144) Eğer o, Allah'ı tespih edip yüceltenlerden olmasaydı, mutlaka insanların diriltileceği güne kadar balığın karnında kalırdı.
İlişkiler11 bağlantı · 3 tür
Aynı kök48:24
Paralel10:98 21:87–88 21:87 21:88 68:48 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış6:2 21:87 68:48 68:49
۞ فَنَبَذۡنَـٰهُ بِٱلۡعَرَآءِ وَهُوَ سَقِيمٌ ١٤٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Derken biz onu hasta bir halde sahile attık.
İlişkiler8 bağlantı · 3 tür
Aynı kök37:89
Paralel10:98 21:87 21:88 68:49
Henüz sınıflandırılmamış6:2 68:48 68:49
وَأَنۢبَتۡنَا عَلَيۡهِ شَجَرَةً مِّن يَقۡطِينٍ ١٤٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Üzerine geniş yapraklı bir ağaç bitirdik.
İlişkiler10 bağlantı · 3 tür
Aynı kök2:35 4:65 7:19
Paralel10:98 21:87 21:88
Henüz sınıflandırılmamış6:2 68:48 68:49 94:5–6
وَأَرۡسَلۡنَـٰهُ إِلَىٰ مِاْئَةِ أَلۡفٍ أَوۡ يَزِيدُونَ ١٤٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz onu yüz bin, yahut daha fazla insana peygamber olarak gönderdik.
İlişkiler8 bağlantı · 2 tür
Paralel10:98 21:87 21:88
Henüz sınıflandırılmamış6:2 10:98 54:48–50 68:48 68:49
فَـَٔامَنُواْ فَمَتَّعۡنَـٰهُمۡ إِلَىٰ حِينٍ ١٤٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Nihayet onlar iman ettiler. Biz de onları bir süreye kadar geçindirdik.
İlişkiler7 bağlantı · 3 tür
Paralel10:98 21:87 21:88
Aynı konu68:48–50
Henüz sınıflandırılmamış6:2 21:87–88 68:48
فَٱسۡتَفۡتِهِمۡ أَلِرَبِّكَ ٱلۡبَنَاتُ وَلَهُمُ ٱلۡبَنُونَ ١٤٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ey Muhammed! Onlara sor: Kız çocukları Rabbinin de, erkek çocukları onların mı?
İlişkiler25 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare17:40 52:39
Aynı konu16:57 16:57–59 16:57–58 16:62 19:88 +8 daha Henüz sınıflandırılmamış6:2 16:57–60 17:40 19:35 21:26 +5 daha أَمۡ خَلَقۡنَا ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةَ إِنَـٰثًا وَهُمۡ شَـٰهِدُونَ ١٥٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yoksa biz melekleri dişi olarak yaratmışız da onlar şahid mi bulunuyorlarmış?
İlişkiler16 bağlantı · 4 tür
Açıklar4:117
Aynı ibare17:40
Aynı konu16:57–59 39:4 43:16 43:18–19 43:19 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış16:57 18:51 25:2 43:16 53:21
أَلَآ إِنَّهُم مِّنۡ إِفۡكِهِمۡ لَيَقُولُونَ ١٥١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(151-152) İyi bilin ki onlar kendi uydurmaları olarak, "Allah çocuk sahibi oldu" diyorlar. Onlar elbette yalan söylüyorlar.
İlişkiler14 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare17:40
Aynı konu10:68 16:57–59 16:57 18:5 39:4 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış16:62 19:88–93 25:2 43:16
وَلَدَ ٱللَّهُ وَإِنَّهُمۡ لَكَـٰذِبُونَ ١٥٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(151-152) İyi bilin ki onlar kendi uydurmaları olarak, "Allah çocuk sahibi oldu" diyorlar. Onlar elbette yalan söylüyorlar.
İlişkiler22 bağlantı · 4 tür
Aynı kök23:90
Aynı ibare17:40
Aynı konu10:68 16:57–59 16:57 17:111 18:4 +11 daha Henüz sınıflandırılmamış16:62 17:40 25:2 43:16
أَصۡطَفَى ٱلۡبَنَاتِ عَلَى ٱلۡبَنِينَ ١٥٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yoksa Allah kızları erkeklere tercih mi etti?
İlişkiler25 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare17:40
Aynı konu10:68 16:57–59 16:57–60 16:57 17:111 +12 daha Henüz sınıflandırılmamış16:57 16:62 17:40 19:88–89 25:2 +2 daha Sayfa 452 Saffat
مَا لَكُمۡ كَيۡفَ تَحۡكُمُونَ ١٥٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Neyiniz var? Nasıl hüküm veriyorsunuz!
İlişkiler13 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare10:35 17:40
Aynı konu16:57–59 18:5 39:4 43:16 52:39 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış16:57 25:2 43:16 68:36
أَفَلَا تَذَكَّرُونَ ١٥٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İlişkiler5 bağlantı · 2 tür
Aynı konu18:5 53:22
Henüz sınıflandırılmamış11:18–19 25:2 43:16
أَمۡ لَكُمۡ سُلۡطَـٰنٌ مُّبِينٌ ١٥٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yoksa sizin apaçık bir deliliniz mi var?
İlişkiler12 bağlantı · 3 tür
Aynı kök55:33
Aynı konu6:143 18:5 21:24 30:35
Henüz sınıflandırılmamış21:24 23:117 27:64 30:35 43:16 +2 daha فَأۡتُواْ بِكِتَـٰبِكُمۡ إِن كُنتُمۡ صَـٰدِقِينَ ١٥٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Eğer doğru söyleyen kimseler iseniz getirin (bu delili içeren) kitabınızı!
İlişkiler13 bağlantı · 2 tür
Aynı konu6:100 6:143 18:5 21:24 35:40 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış27:64 28:49–50 30:35 43:16 68:36 +1 daha وَجَعَلُواْ بَيۡنَهُۥ وَبَيۡنَ ٱلۡجِنَّةِ نَسَبًاۚ وَلَقَدۡ عَلِمَتِ ٱلۡجِنَّةُ إِنَّهُمۡ لَمُحۡضَرُونَ ١٥٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah ile cinler arasında da nesep bağı kurdular. Oysa cinler de kendilerinin Allah'ın huzuruna getirileceklerini bilirler.
İlişkiler12 bağlantı · 3 tür
Aynı kök55:15
Aynı konu4:117 6:100–101
Henüz sınıflandırılmamış4:119 6:100 18:52 34:40–41 34:41 +4 daha سُبۡحَـٰنَ ٱللَّهِ عَمَّا يَصِفُونَ ١٥٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, onların nitelendirdiği şeylerden uzaktır, yücedir.
İlişkiler5 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare23:91 59:22–24
Aynı konu4:117 37:166
Henüz sınıflandırılmamış6:100
إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلۡمُخۡلَصِينَ ١٦٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ancak Allah'ın ihlaslı kulları bunlar gibi değildir.
İlişkiler1 bağlantı · 1 tür
Henüz sınıflandırılmamış37:182
فَإِنَّكُمۡ وَمَا تَعۡبُدُونَ ١٦١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(161-163) (Ey müşrikler!) Ne siz ve ne de taptıklarınız, cehenneme gireceklerden başkasını kandırıp Allah'ın yolundan saptırabilirsiniz.
مَآ أَنتُمۡ عَلَيۡهِ بِفَـٰتِنِينَ ١٦٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(161-163) (Ey müşrikler!) Ne siz ve ne de taptıklarınız, cehenneme gireceklerden başkasını kandırıp Allah'ın yolundan saptırabilirsiniz.
İlişkiler3 bağlantı · 2 tür
Aynı konu15:39–42
Henüz sınıflandırılmamış2:26 38:82–83
إِلَّا مَنۡ هُوَ صَالِ ٱلۡجَحِيمِ ١٦٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(161-163) (Ey müşrikler!) Ne siz ve ne de taptıklarınız, cehenneme gireceklerden başkasını kandırıp Allah'ın yolundan saptırabilirsiniz.
وَمَا مِنَّآ إِلَّا لَهُۥ مَقَامٌ مَّعۡلُومٌ ١٦٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Melekler derler ki:) "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır."
İlişkiler6 bağlantı · 1 tür
Henüz sınıflandırılmamış13:11 17:44 33:43 34:10 37:1 +1 daha وَإِنَّا لَنَحۡنُ ٱلصَّآفُّونَ ١٦٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Şüphesiz biz (orada) saf duranlarız."
İlişkiler3 bağlantı · 2 tür
Aynı kök37:1
Henüz sınıflandırılmamış37:1 37:3
وَإِنَّا لَنَحۡنُ ٱلۡمُسَبِّحُونَ ١٦٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Şüphesiz biz (Allah'ı) tespih edip yüceltenleriz."
İlişkiler4 bağlantı · 2 tür
Aynı konu37:159
Henüz sınıflandırılmamış21:26–29 37:1 37:143
وَإِن كَانُواْ لَيَقُولُونَ ١٦٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(167-169) Müşrikler) şunu da söylüyorlardı: "Eğer yanımızda öncekilere verilen kitaplardan bir kitap olsaydı, elbette biz ihlaslı kullar olurduk."
İlişkiler4 bağlantı · 2 tür
Aynı konu6:156 98:5
Henüz sınıflandırılmamış6:157–158 6:157
لَوۡ أَنَّ عِندَنَا ذِكۡرًا مِّنَ ٱلۡأَوَّلِينَ ١٦٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(167-169) Müşrikler) şunu da söylüyorlardı: "Eğer yanımızda öncekilere verilen kitaplardan bir kitap olsaydı, elbette biz ihlaslı kullar olurduk."
İlişkiler6 bağlantı · 2 tür
Aynı konu6:156 98:5
Henüz sınıflandırılmamış6:156–157 6:157 20:133–134 39:57
لَكُنَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلۡمُخۡلَصِينَ ١٦٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(167-169) Müşrikler) şunu da söylüyorlardı: "Eğer yanımızda öncekilere verilen kitaplardan bir kitap olsaydı, elbette biz ihlaslı kullar olurduk."
İlişkiler6 bağlantı · 2 tür
Aynı konu6:156 98:5
Henüz sınıflandırılmamış5:19 6:156–157 6:157 39:57
فَكَفَرُواْ بِهِۦۖ فَسَوۡفَ يَعۡلَمُونَ ١٧٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Fakat (kitap gelince) onu inkar ettiler. Yakında (sonlarının ne olacağını) bilecekler.
İlişkiler3 bağlantı · 2 tür
Aynı konu6:156
Henüz sınıflandırılmamış6:157 35:42
وَلَقَدۡ سَبَقَتۡ كَلِمَتُنَا لِعِبَادِنَا ٱلۡمُرۡسَلِينَ ١٧١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun, peygamber olarak gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz geçmişti:
İlişkiler18 bağlantı · 4 tür
Devam eder37:178
Aynı konu2:214 3:139 5:56 6:34 9:40 +8 daha Genelleştirir37:116
Henüz sınıflandırılmamış3:81 22:40 47:7
إِنَّهُمۡ لَهُمُ ٱلۡمَنصُورُونَ ١٧٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Onlara mutlaka yardım edilecektir."
İlişkiler19 bağlantı · 5 tür
Devam eder37:178
Aynı kök22:40
Aynı konu2:214 3:139 5:56 6:34 9:40 +8 daha Genelleştirir37:116
Henüz sınıflandırılmamış22:40 40:51 47:7
وَإِنَّ جُندَنَا لَهُمُ ٱلۡغَـٰلِبُونَ ١٧٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Şüphesiz ordularımız galip gelecektir."
İlişkiler20 bağlantı · 4 tür
Devam eder37:178
Genelleştirir37:116
Henüz sınıflandırılmamış5:56 22:40 47:7
فَتَوَلَّ عَنۡهُمۡ حَتَّىٰ حِينٍ ١٧٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O halde, bir süreye kadar onlardan yüz çevir
İlişkiler5 bağlantı · 2 tür
Aynı ibare37:178
Henüz sınıflandırılmamış32:30 51:54 53:29 54:5–6
وَأَبۡصِرۡهُمۡ فَسَوۡفَ يُبۡصِرُونَ ١٧٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Gözetle onları, yakında onlar da görecekler.
İlişkiler3 bağlantı · 2 tür
Aynı konu68:5
Henüz sınıflandırılmamış6:158 46:8
أَفَبِعَذَابِنَا يَسۡتَعۡجِلُونَ ١٧٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yoksa onlar azabımızı acele mi istiyorlar?
İlişkiler14 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare26:204
Aynı konu6:57–58 10:50 10:50–51 13:6 16:1 +6 daha Henüz sınıflandırılmamış6:58 51:13–14
فَإِذَا نَزَلَ بِسَاحَتِهِمۡ فَسَآءَ صَبَاحُ ٱلۡمُنذَرِينَ ١٧٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Fakat azabımız onların yurtlarına indiğinde, o uyarılmış olanların sabahı ne kötü olur!
İlişkiler2 bağlantı · 1 tür
Aynı konu11:81 16:1
وَتَوَلَّ عَنۡهُمۡ حَتَّىٰ حِينٍ ١٧٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ey Muhammed! Bir süreye kadar onlardan yüz çevir.
İlişkiler4 bağlantı · 3 tür
Devam eder37:171–173 37:173
Aynı ibare37:174
Henüz sınıflandırılmamış39:39–40
وَأَبۡصِرۡ فَسَوۡفَ يُبۡصِرُونَ ١٧٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Bekle ve) gör. Onlar da yakında görecekler.
İlişkiler1 bağlantı · 1 tür
Aynı konu68:5
سُبۡحَـٰنَ رَبِّكَ رَبِّ ٱلۡعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَ ١٨٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Senin Rabbin; kudret ve şeref sahibi olan Rab, onların nitelendirdiği şeylerden uzaktır, yücedir.
وَسَلَـٰمٌ عَلَى ٱلۡمُرۡسَلِينَ ١٨١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Peygamberlere selam olsun.
İlişkiler11 bağlantı · 3 tür
Aynı konu27:59 37:108 37:129
Genelleştirir37:79 37:109 37:130
Henüz sınıflandırılmamış33:56 36:3 37:78 37:119 37:120
وَٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلۡعَـٰلَمِينَ ١٨٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hamd, alemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur.
İlişkiler9 bağlantı · 2 tür
Aynı ibare1:1–3 1:2
Henüz sınıflandırılmamış10:10 18:1 35:1 37:40 37:74 +2 daha