بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِBu sure besmeleyle başlar (ayet sayılmaz).
يسٓ ١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İlişkiler6 bağlantı · 1 tür
Henüz sınıflandırılmamış1:1 2:1 13:38 33:38 40:1 +1 daha وَٱلۡقُرۡءَانِ ٱلۡحَكِيمِ ٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(2-4) (Ey Muhammed!) Hikmet dolu Kur'an'a andolsun ki, sen elbette dosdoğru bir yol üzere (peygamber) gönderilenlerdensin.
İlişkiler13 bağlantı · 3 tür
Aynı kök17:22–39
Aynı konu2:252 11:1–2 43:4 45:2
Henüz sınıflandırılmamış2:269 3:58 7:52 17:39 31:2 +3 daha إِنَّكَ لَمِنَ ٱلۡمُرۡسَلِينَ ٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(2-4) (Ey Muhammed!) Hikmet dolu Kur'an'a andolsun ki, sen elbette dosdoğru bir yol üzere (peygamber) gönderilenlerdensin.
İlişkiler8 bağlantı · 2 tür
Aynı konu2:252 13:43
Henüz sınıflandırılmamış13:43 26:21 37:123 37:133 37:139 +1 daha عَلَىٰ صِرَٰطٍ مُّسۡتَقِيمٍ ٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(2-4) (Ey Muhammed!) Hikmet dolu Kur'an'a andolsun ki, sen elbette dosdoğru bir yol üzere (peygamber) gönderilenlerdensin.
İlişkiler6 bağlantı · 2 tür
Aynı ibare43:43
Henüz sınıflandırılmamış6:161 13:43 23:73 42:52 43:64
تَنزِيلَ ٱلۡعَزِيزِ ٱلرَّحِيمِ ٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(5-6) Kur'an, ataları uyarılmamış, bu yüzden de gaflet içinde olan bir kavmi uyarman için mutlak güç sahibi, çok merhametli Allah tarafından indirilmiştir.
İlişkiler20 bağlantı · 3 tür
Devam eder36:6
Aynı konu20:4 32:2 56:80
Henüz sınıflandırılmamış4:82 23:83 26:192 27:68 32:3 +11 daha لِتُنذِرَ قَوۡمًا مَّآ أُنذِرَ ءَابَآؤُهُمۡ فَهُمۡ غَـٰفِلُونَ ٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(5-6) Kur'an, ataları uyarılmamış, bu yüzden de gaflet içinde olan bir kavmi uyarman için mutlak güç sahibi, çok merhametli Allah tarafından indirilmiştir.
İlişkiler27 bağlantı · 5 tür
Açıklar7:2
Devam eder36:5
Aynı ibare28:46 32:3
Aynı konu6:92 13:7 23:83 34:44 62:2
Henüz sınıflandırılmamış2:6 2:78 3:20 4:79 6:19 +13 daha لَقَدۡ حَقَّ ٱلۡقَوۡلُ عَلَىٰٓ أَكۡثَرِهِمۡ فَهُمۡ لَا يُؤۡمِنُونَ ٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun, onların çoğu üzerine o söz (azap) hak olmuştur. Artık onlar iman etmezler.
İlişkiler21 bağlantı · 2 tür
Aynı konu10:33 10:43 10:96 27:81 28:63 +7 daha Henüz sınıflandırılmamış3:106 7:187 10:96–97 13:1 22:18 +4 daha إِنَّا جَعَلۡنَا فِىٓ أَعۡنَـٰقِهِمۡ أَغۡلَـٰلًا فَهِىَ إِلَى ٱلۡأَذۡقَانِ فَهُم مُّقۡمَحُونَ ٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onların boyunlarına demir halkalar geçirdik, o halkalar çenelerine dayanmıştır. Bu sebeple kafaları yukarıya kalkık durumdadır.
İlişkiler10 bağlantı · 2 tür
Aynı konu10:43 13:5 27:81 30:53 34:33 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış10:96–97 40:71 47:4 110:1
وَجَعَلۡنَا مِنۢ بَيۡنِ أَيۡدِيهِمۡ سَدًّا وَمِنۡ خَلۡفِهِمۡ سَدًّا فَأَغۡشَيۡنَـٰهُمۡ فَهُمۡ لَا يُبۡصِرُونَ ٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz, onların önlerine bir set, arkalarına da bir set çekip gözlerini perdeledik. Artık görmezler.
İlişkiler14 bağlantı · 2 tür
Aynı konu2:7 10:43 16:108 17:45 18:57–59 +5 daha Henüz sınıflandırılmamış7:146 18:57 36:7 110:1
وَسَوَآءٌ عَلَيۡهِمۡ ءَأَنذَرۡتَهُمۡ أَمۡ لَمۡ تُنذِرۡهُمۡ لَا يُؤۡمِنُونَ ١٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onları uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar.
İlişkiler20 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare2:6 2:6–7
Aynı konu7:164 10:43 26:136 27:81 30:53 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış4:88 5:63 5:79 6:69 7:193 +5 daha إِنَّمَا تُنذِرُ مَنِ ٱتَّبَعَ ٱلذِّكۡرَ وَخَشِىَ ٱلرَّحۡمَـٰنَ بِٱلۡغَيۡبِۖ فَبَشِّرۡهُ بِمَغۡفِرَةٍ وَأَجۡرٍ كَرِيمٍ ١١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sen ancak Zikr'e (Kur'an'a) uyanı ve görmediği halde Rahman'dan korkan kimseyi uyarırsın. İşte onu bir bağışlanma ve güzel bir mükafatla müjdele.
İlişkiler24 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare50:33 67:12
Aynı konu10:43 21:49 27:81 30:53 35:18 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış2:3 2:4 2:25 10:62 18:3 +10 daha إِنَّا نَحۡنُ نُحۡىِ ٱلۡمَوۡتَىٰ وَنَكۡتُبُ مَا قَدَّمُواْ وَءَاثَـٰرَهُمۡۚ وَكُلَّ شَىۡءٍ أَحۡصَيۡنَـٰهُ فِىٓ إِمَامٍ مُّبِينٍ ١٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz biz, ölüleri mutlaka diriltiriz. Onların yaptıklarını ve bıraktıkları eserlerini yazarız. Biz, her şeyi apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da) bir bir kaydetmişizdir.
İlişkiler33 bağlantı · 4 tür
Aynı kök17:71
Aynı ibare15:79 78:29
Aynı konu6:38 11:6 16:25 17:13 17:14 +12 daha Henüz sınıflandırılmamış3:181 4:81 4:85 6:59 10:21 +8 daha Sayfa 441 Yasin
وَٱضۡرِبۡ لَهُم مَّثَلًا أَصۡحَـٰبَ ٱلۡقَرۡيَةِ إِذۡ جَآءَهَا ٱلۡمُرۡسَلُونَ ١٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Ey Muhammed!) Onlara, o memleket halkını örnek ver. Hani oraya elçiler gelmişti.
İlişkiler6 bağlantı · 3 tür
Aynı kök4:34
Aynı konu4:78
Henüz sınıflandırılmamış7:95 14:9 41:14 89:12
إِذۡ أَرۡسَلۡنَآ إِلَيۡهِمُ ٱثۡنَيۡنِ فَكَذَّبُوهُمَا فَعَزَّزۡنَا بِثَالِثٍ فَقَالُوٓاْ إِنَّآ إِلَيۡكُم مُّرۡسَلُونَ ١٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hani biz onlara iki elçi göndermiştik de onları yalancı saymışlardı. Biz de onlara üçüncü bir elçi ile destek vermiştik. Onlar, "Şüphesiz biz size gönderilmiş elçileriz" dediler.
İlişkiler5 bağlantı · 2 tür
Aynı konu4:78
Henüz sınıflandırılmamış7:95 14:9 41:14 89:12
قَالُواْ مَآ أَنتُمۡ إِلَّا بَشَرٌ مِّثۡلُنَا وَمَآ أَنزَلَ ٱلرَّحۡمَـٰنُ مِن شَىۡءٍ إِنۡ أَنتُمۡ إِلَّا تَكۡذِبُونَ ١٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar şöyle dediler: "Siz de ancak bizim gibi insansınız. Rahman, hiçbir şey indirmemiştir. Siz sadece yalan söylüyorsunuz."
İlişkiler27 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare41:6
Aynı konu4:78 6:91 11:27 14:10–11 17:94 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış7:95 14:9 14:10 17:94–95 21:2 +12 daha قَالُواْ رَبُّنَا يَعۡلَمُ إِنَّآ إِلَيۡكُمۡ لَمُرۡسَلُونَ ١٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Elçiler ise) şöyle dediler: "Bizim gerçekten size gönderilmiş elçiler olduğumuzu Rabbimiz biliyor."
İlişkiler5 bağlantı · 2 tür
Aynı konu4:78
Henüz sınıflandırılmamış7:95 14:9 41:14 89:12
وَمَا عَلَيۡنَآ إِلَّا ٱلۡبَلَـٰغُ ٱلۡمُبِينُ ١٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Bize düşen ancak apaçık bir tebliğdir."
İlişkiler21 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare5:92 16:35 16:82 24:54 29:18 +1 daha Aynı konu4:78 5:67 5:99 7:61–62 7:68 +6 daha Henüz sınıflandırılmamış7:95 14:9 41:14 89:12
قَالُوٓاْ إِنَّا تَطَيَّرۡنَا بِكُمۡۖ لَئِن لَّمۡ تَنتَهُواْ لَنَرۡجُمَنَّكُمۡ وَلَيَمَسَّنَّكُم مِّنَّا عَذَابٌ أَلِيمٌ ١٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Dediler ki: "Şüphesiz biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Eğer vazgeçmezseniz, sizi mutlaka taşlarız ve bizim tarafımızdan size elem dolu bir azap dokunur."
İlişkiler15 bağlantı · 4 tür
Aynı kök7:131
Aynı ibare27:47
Aynı konu4:78 7:131 19:46 26:116
Henüz sınıflandırılmamış3:36 7:88 7:95 11:91 14:9 +4 daha قَالُواْ طَـٰٓئِرُكُم مَّعَكُمۡۚ أَئِن ذُكِّرۡتُمۚ بَلۡ أَنتُمۡ قَوۡمٌ مُّسۡرِفُونَ ١٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Elçiler de, "Uğursuzluğunuz kendinizdendir. Size öğüt verildiği için mi (uğursuzluğa uğruyorsunuz?). Hayır, siz aşırı giden bir kavimsiniz" dediler.
İlişkiler11 bağlantı · 4 tür
Aynı kök17:13
Aynı ibare27:47
Aynı konu4:78 7:131
Henüz sınıflandırılmamış7:95 10:12 14:9 20:127 27:47 +2 daha وَجَآءَ مِنۡ أَقۡصَا ٱلۡمَدِينَةِ رَجُلٌ يَسۡعَىٰ قَالَ يَـٰقَوۡمِ ٱتَّبِعُواْ ٱلۡمُرۡسَلِينَ ٢٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi ve şöyle dedi: "Ey kavmim! Bu elçilere uyun."
İlişkiler10 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare28:20
Aynı konu4:78
Henüz sınıflandırılmamış2:28 7:95 14:9 17:1 24:54 +3 daha ٱتَّبِعُواْ مَن لَّا يَسۡـَٔلُكُمۡ أَجۡرًا وَهُم مُّهۡتَدُونَ ٢١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Sizden hiçbir ücret istemeyen kimselere uyun, onlar hidayete erdirilmiş kimselerdir."
İlişkiler21 bağlantı · 2 tür
Aynı konu4:78 6:90 10:72 11:29 25:57 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış2:28 7:95 11:51 12:104 14:9 +9 daha وَمَا لِىَ لَآ أَعۡبُدُ ٱلَّذِى فَطَرَنِى وَإِلَيۡهِ تُرۡجَعُونَ ٢٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Hem ben, ne diye beni yaratana kulluk etmeyeyim. Oysa siz de yalnızca O'na döndürüleceksiniz."
İlişkiler8 bağlantı · 2 tür
Aynı konu4:78
Henüz sınıflandırılmamış2:28 7:95 14:9 19:36 29:56 +2 daha ءَأَتَّخِذُ مِن دُونِهِۦٓ ءَالِهَةً إِن يُرِدۡنِ ٱلرَّحۡمَـٰنُ بِضُرٍّ لَّا تُغۡنِ عَنِّى شَفَـٰعَتُهُمۡ شَيۡـًٔا وَلَا يُنقِذُونِ ٢٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"O'nu bırakıp da başka ilahlar mı edineyim? Eğer Rahman bana bir zarar vermek istese, onların şefaati bana hiçbir fayda sağlamaz ve beni kurtaramazlar."
İlişkiler19 bağlantı · 2 tür
Aynı konu4:78 6:41 10:18 10:106 17:56 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış2:28 6:51 6:71 7:95 11:34 +6 daha إِنِّىٓ إِذًا لَّفِى ضَلَـٰلٍ مُّبِينٍ ٢٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"O taktirde ben mutlaka açık bir sapıklık içinde olurum."
İlişkiler7 bağlantı · 2 tür
Aynı konu4:78
Henüz sınıflandırılmamış2:28 2:256–257 7:95 14:9 41:14 +1 daha إِنِّىٓ ءَامَنتُ بِرَبِّكُمۡ فَٱسۡمَعُونِ ٢٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Şüphesiz ben sizin Rabbinize inandım. Gelin, beni dinleyin!"
İlişkiler7 bağlantı · 2 tür
Aynı konu4:78
Henüz sınıflandırılmamış2:28 7:95 7:158 14:9 41:14 +1 daha قِيلَ ٱدۡخُلِ ٱلۡجَنَّةَۖ قَالَ يَـٰلَيۡتَ قَوۡمِى يَعۡلَمُونَ ٢٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(26-27) (Kavmi onu öldürdüğünde kendisine): "Cennete gir!" denildi. O da, "Keşke kavmim, Rabbimin beni bağışladığını ve beni ikram edilenlerden kıldığını bilseydi!" dedi.
İlişkiler17 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare16:32
Aynı konu3:170 3:171 4:78
Henüz sınıflandırılmamış2:28 3:169 4:31 4:74 6:60 +8 daha بِمَا غَفَرَ لِى رَبِّى وَجَعَلَنِى مِنَ ٱلۡمُكۡرَمِينَ ٢٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(26-27) (Kavmi onu öldürdüğünde kendisine): "Cennete gir!" denildi. O da, "Keşke kavmim, Rabbimin beni bağışladığını ve beni ikram edilenlerden kıldığını bilseydi!" dedi.
İlişkiler16 bağlantı · 2 tür
Aynı konu3:170 4:78
Henüz sınıflandırılmamış2:28 3:169 3:169–171 3:171 4:74 +9 daha Sayfa 442 Yasin
۞ وَمَآ أَنزَلۡنَا عَلَىٰ قَوۡمِهِۦ مِنۢ بَعۡدِهِۦ مِن جُندٍ مِّنَ ٱلسَّمَآءِ وَمَا كُنَّا مُنزِلِينَ ٢٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kendisinden sonra kavmi üzerine (onları cezalandırmak için) gökten hiçbir ordu indirmedik. İndirecek de değildik.
İlişkiler7 bağlantı · 1 tür
Henüz sınıflandırılmamış7:95 8:12 14:9 21:15 38:11 +2 daha إِن كَانَتۡ إِلَّا صَيۡحَةً وَٰحِدَةً فَإِذَا هُمۡ خَـٰمِدُونَ ٢٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sadece korkunç bir ses oldu. Bir anda sönüp gittiler.
İlişkiler15 bağlantı · 4 tür
Aynı kök36:49 36:53
Aynı ibare36:49 36:53 38:15 54:31
Aynı konu29:40
Henüz sınıflandırılmamış7:95 14:9 21:11–15 21:17 36:82 +3 daha يَـٰحَسۡرَةً عَلَى ٱلۡعِبَادِۚ مَا يَأۡتِيهِم مِّن رَّسُولٍ إِلَّا كَانُواْ بِهِۦ يَسۡتَهۡزِءُونَ ٣٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yazık o kullara! Kendilerine bir peygamber gelmezdi ki, onunla alay ediyor olmasınlar.
İlişkiler14 bağlantı · 3 tür
Aynı kök15:11
Aynı konu13:32 15:10 15:95 21:2 21:36
Henüz sınıflandırılmamış7:95 9:65 10:98 11:8 14:9 +3 daha أَلَمۡ يَرَوۡاْ كَمۡ أَهۡلَكۡنَا قَبۡلَهُم مِّنَ ٱلۡقُرُونِ أَنَّهُمۡ إِلَيۡهِمۡ لَا يَرۡجِعُونَ ٣١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kendilerinden önce nice nesilleri helak ettiğimizi; onların artık kendilerine dönmeyeceklerini görmediler mi?
İlişkiler12 bağlantı · 4 tür
Aynı kök6:6
Aynı ibare6:6 20:128
Aynı konu21:2 21:95
Henüz sınıflandırılmamış7:95 14:9 22:19 41:14 46:27 +2 daha وَإِن كُلٌّ لَّمَّا جَمِيعٌ لَّدَيۡنَا مُحۡضَرُونَ ٣٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onların hepsi de mutlaka toplanıp (hesap için) huzurumuza çıkarılacaklardır.
İlişkiler11 bağlantı · 1 tür
Henüz sınıflandırılmamış7:95 14:9 14:9–18 18:49 34:34–35 +6 daha وَءَايَةٌ لَّهُمُ ٱلۡأَرۡضُ ٱلۡمَيۡتَةُ أَحۡيَيۡنَـٰهَا وَأَخۡرَجۡنَا مِنۡهَا حَبًّا فَمِنۡهُ يَأۡكُلُونَ ٣٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ölü toprak onlar için bir delildir. Biz, onu diriltir ve ondan taneler çıkarırız da onlardan yerler.
İlişkiler15 bağlantı · 2 tür
Aynı konu13:3 13:4 22:5 25:49 30:19 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış6:99 6:141 23:19 30:50 40:11 +3 daha وَجَعَلۡنَا فِيهَا جَنَّـٰتٍ مِّن نَّخِيلٍ وَأَعۡنَـٰبٍ وَفَجَّرۡنَا فِيهَا مِنَ ٱلۡعُيُونِ ٣٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(34-35) Meyvelerinden yesinler diye biz orada hurmalıklar, üzüm bağları var ettik ve içlerinde pınarlar fışkırttık. Bunları onların elleri yapmış değildir. Hala şükretmeyecekler mi?
İlişkiler9 bağlantı · 4 tür
Aynı kök17:91
Aynı ibare23:19
Aynı konu13:3 13:4 56:63 80:25–31
Henüz sınıflandırılmamış6:99 23:19 78:16
لِيَأۡكُلُواْ مِن ثَمَرِهِۦ وَمَا عَمِلَتۡهُ أَيۡدِيهِمۡۖ أَفَلَا يَشۡكُرُونَ ٣٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(34-35) Meyvelerinden yesinler diye biz orada hurmalıklar, üzüm bağları var ettik ve içlerinde pınarlar fışkırttık. Bunları onların elleri yapmış değildir. Hala şükretmeyecekler mi?
İlişkiler11 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare23:19
Aynı konu6:99 6:141 13:3 13:4 16:11 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış2:267 6:99
سُبۡحَـٰنَ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلۡأَزۡوَٰجَ كُلَّهَا مِمَّا تُنۢبِتُ ٱلۡأَرۡضُ وَمِنۡ أَنفُسِهِمۡ وَمِمَّا لَا يَعۡلَمُونَ ٣٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yerin bitirdiği şeylerden, insanların kendilerinden ve (daha) bilemedikleri (nice) şeylerden, bütün çiftleri yaratanın şanı yücedir.
İlişkiler18 bağlantı · 3 tür
Aynı kök16:8 43:12
Aynı konu13:3 13:4 16:8 42:11 50:7 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış4:82 6:99 17:43 20:53 30:22 +3 daha وَءَايَةٌ لَّهُمُ ٱلَّيۡلُ نَسۡلَخُ مِنۡهُ ٱلنَّهَارَ فَإِذَا هُم مُّظۡلِمُونَ ٣٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Gece de onlar için bir delildir. Gündüzü ondan çıkarırız, bir de bakarsın karanlık içinde kalmışlardır.
İlişkiler16 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare21:33
Aynı konu3:27 3:190 7:54 17:12 23:80 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış6:96 10:5 17:12 25:61 25:62 +3 daha وَٱلشَّمۡسُ تَجۡرِى لِمُسۡتَقَرٍّ لَّهَاۚ ذَٰلِكَ تَقۡدِيرُ ٱلۡعَزِيزِ ٱلۡعَلِيمِ ٣٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Güneş de kendi yörüngesinde akıp gitmektedir. Bu, mutlak güç sahibi, hakkıyla bilen Allah'ın takdiri (düzenlemesi)dir.
İlişkiler23 bağlantı · 4 tür
Aynı kök25:2
Aynı ibare21:33
Aynı konu7:54 10:5 13:2 31:29 39:5
Henüz sınıflandırılmamış2:20 6:96 10:5 10:6 14:33 +11 daha وَٱلۡقَمَرَ قَدَّرۡنَـٰهُ مَنَازِلَ حَتَّىٰ عَادَ كَٱلۡعُرۡجُونِ ٱلۡقَدِيمِ ٣٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ayın dolaşımı için de konak yerleri (evreler) belirledik. Nihayet o, eğrilmiş kuru hurma dalı gibi olur.
İlişkiler20 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare21:33
Aynı konu2:189 6:96 7:54 13:2 39:5 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış6:96 10:5 14:33 20:15 25:2 +8 daha لَا ٱلشَّمۡسُ يَنۢبَغِى لَهَآ أَن تُدۡرِكَ ٱلۡقَمَرَ وَلَا ٱلَّيۡلُ سَابِقُ ٱلنَّهَارِۚ وَكُلٌّ فِى فَلَكٍ يَسۡبَحُونَ ٤٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ne güneş aya yetişebilir, ne de gece gündüzü geçebilir. Her biri bir yörüngede yüzmektedir.
İlişkiler30 bağlantı · 4 tür
Aynı kök79:3
Aynı ibare21:33
Aynı konu7:54 13:2 31:29 39:5 91:2
Henüz sınıflandırılmamış2:238 4:82 6:96 6:97 10:5 +18 daha Sayfa 443 Yasin
وَءَايَةٌ لَّهُمۡ أَنَّا حَمَلۡنَا ذُرِّيَّتَهُمۡ فِى ٱلۡفُلۡكِ ٱلۡمَشۡحُونِ ٤١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onların soylarını dolu gemide taşımamız da onlar için bir delildir.
İlişkiler10 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare26:119
Aynı konu11:24–58 16:8 17:3 19:58 29:14–15 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış40:80 42:34
وَخَلَقۡنَا لَهُم مِّن مِّثۡلِهِۦ مَا يَرۡكَبُونَ ٤٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz, onlar için o gemi gibi binecekleri nice şeyler yarattık.
İlişkiler10 bağlantı · 2 tür
Aynı konu16:8 23:22 29:14–15 40:80 43:12
Henüz sınıflandırılmamış7:10 16:7–8 16:8 42:34 43:13–14
وَإِن نَّشَأۡ نُغۡرِقۡهُمۡ فَلَا صَرِيخَ لَهُمۡ وَلَا هُمۡ يُنقَذُونَ ٤٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz istesek onları suda boğarız da kendileri için ne imdat çağrısı yapan olur, ne de kurtarılırlar.
İlişkiler2 bağlantı · 2 tür
Aynı konu6:63–64
Henüz sınıflandırılmamış42:34
إِلَّا رَحۡمَةً مِّنَّا وَمَتَـٰعًا إِلَىٰ حِينٍ ٤٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ancak tarafımızdan bir rahmet olarak ve bir süreye kadar daha yaşasınlar diye kurtarılırlar.
İlişkiler4 bağlantı · 2 tür
Aynı konu16:61 18:58
Henüz sınıflandırılmamış35:45 42:34
وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ٱتَّقُواْ مَا بَيۡنَ أَيۡدِيكُمۡ وَمَا خَلۡفَكُمۡ لَعَلَّكُمۡ تُرۡحَمُونَ ٤٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlara, "Önünüzde ve arkanızda olan şeylerden (dünya ve ahirette göreceğiniz azaplardan) sakının ki size merhamet edilsin" denildiğinde yüz çevirirler.
İlişkiler3 bağlantı · 1 tür
Henüz sınıflandırılmamış3:132 39:73–74 42:34
وَمَا تَأۡتِيهِم مِّنۡ ءَايَةٍ مِّنۡ ءَايَـٰتِ رَبِّهِمۡ إِلَّا كَانُواْ عَنۡهَا مُعۡرِضِينَ ٤٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlara Rablerinin ayetlerinden bir ayet gelmez ki ondan yüz çeviriyor olmasınlar.
İlişkiler8 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare6:4 26:5 39:71
Aynı konu12:105
Henüz sınıflandırılmamış32:22 34:48 42:34 67:6–12
وَإِذَا قِيلَ لَهُمۡ أَنفِقُواْ مِمَّا رَزَقَكُمُ ٱللَّهُ قَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ لِلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ أَنُطۡعِمُ مَن لَّوۡ يَشَآءُ ٱللَّهُ أَطۡعَمَهُۥٓ إِنۡ أَنتُمۡ إِلَّا فِى ضَلَـٰلٍ مُّبِينٍ ٤٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlara, "Allah'ın sizi rızıklandırdığı şeylerden Allah yolunda harcayın" denildiği zaman, inkar edenler iman edenlere, "Allah'ın, dilemiş olsa kendilerini doyurabileceği kimselere mi yedireceğiz? Siz ancak apaçık bir sapıklık içindesiniz" derler.
İlişkiler30 bağlantı · 4 tür
Karşıtlık2:254 14:31 63:10–11
Aynı ibare2:254 63:10
Aynı konu3:180 4:37 14:31 47:38 57:24 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış2:3 2:267 4:53 6:149 8:3 +11 daha وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هَـٰذَا ٱلۡوَعۡدُ إِن كُنتُمۡ صَـٰدِقِينَ ٤٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Eğer doğru söyleyenlerseniz, bu tehdit ne zaman gelecek?" diyorlar.
İlişkiler16 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare10:48 21:38 67:25
Aynı konu6:57–58 18:55–59 51:12
Henüz sınıflandırılmamış16:34 20:16 23:15 27:71 27:72 +5 daha مَا يَنظُرُونَ إِلَّا صَيۡحَةً وَٰحِدَةً تَأۡخُذُهُمۡ وَهُمۡ يَخِصِّمُونَ ٤٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar ancak, çekişip dururlarken kendilerini yakalayacak korkunç bir ses bekliyorlar.
İlişkiler13 bağlantı · 4 tür
Aynı kök36:29
Aynı ibare36:29 36:53 38:15
Aynı konu7:187 43:66
Henüz sınıflandırılmamış20:16 23:15 23:101 27:71 27:72 +2 daha فَلَا يَسۡتَطِيعُونَ تَوۡصِيَةً وَلَآ إِلَىٰٓ أَهۡلِهِمۡ يَرۡجِعُونَ ٥٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Artık ne birbirlerine tavsiyede bulunabilirler, ne de ailelerine dönebilirler.
İlişkiler6 bağlantı · 2 tür
Aynı konu43:66
Henüz sınıflandırılmamış20:16 23:15 23:101 27:71 27:72
وَنُفِخَ فِى ٱلصُّورِ فَإِذَا هُم مِّنَ ٱلۡأَجۡدَاثِ إِلَىٰ رَبِّهِمۡ يَنسِلُونَ ٥١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sura üfürülür. Bir de bakarsın, kabirlerden çıkmış, Rablerine doğru akın akın gitmektedirler.
İlişkiler45 bağlantı · 5 tür
Aynı kök21:96
Paralel14:43 39:68 39:68–74 50:42 50:44 +7 daha Aynı ibare18:99
Aynı konu70:43 82:4
Henüz sınıflandırılmamış6:30 6:73 14:43 20:16 20:102 +24 daha قَالُواْ يَـٰوَيۡلَنَا مَنۢ بَعَثَنَا مِن مَّرۡقَدِنَاۜۗ هَـٰذَا مَا وَعَدَ ٱلرَّحۡمَـٰنُ وَصَدَقَ ٱلۡمُرۡسَلُونَ ٥٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şöyle derler: "Vay başımıza gelene! Kim bizi diriltip mezarımızdan çıkardı? Bu, Rahman'ın vaad ettiği şeydir. Peygamberler doğru söylemişler."
İlişkiler40 bağlantı · 4 tür
Aynı kök85:2
Paralel50:42 54:8 70:43 99:6
Aynı konu7:43 33:22 51:5
Henüz sınıflandırılmamış6:30 11:7 14:43 17:52 18:18 +27 daha إِن كَانَتۡ إِلَّا صَيۡحَةً وَٰحِدَةً فَإِذَا هُمۡ جَمِيعٌ لَّدَيۡنَا مُحۡضَرُونَ ٥٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sadece korkunç bir ses olur. Bir de bakarsın, hepsi birden toplanıp huzurumuza çıkarılmışlardır.
İlişkiler22 bağlantı · 4 tür
Aynı kök36:29
Paralel30:25 50:42 70:43
Aynı ibare36:29 36:49 38:15
Henüz sınıflandırılmamış11:67 14:43 18:47 23:15 23:101 +10 daha فَٱلۡيَوۡمَ لَا تُظۡلَمُ نَفۡسٌ شَيۡـًٔا وَلَا تُجۡزَوۡنَ إِلَّا مَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ ٥٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O gün kimseye, hiç mi hiç zulmedilmez. Size ancak işlemekte olduğunuz şeylerin karşılığı verilir.
İlişkiler32 bağlantı · 4 tür
Paralel50:42 70:43
Aynı ibare27:89–90
Aynı konu3:25 6:160 40:17 55:72
Henüz sınıflandırılmamış2:281 3:30 3:185 3:198 6:120 +20 daha Sayfa 444 Yasin
إِنَّ أَصۡحَـٰبَ ٱلۡجَنَّةِ ٱلۡيَوۡمَ فِى شُغُلٍ فَـٰكِهُونَ ٥٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz cennetlikler o gün nimetlerle meşguldürler, zevk sürerler.
İlişkiler36 bağlantı · 5 tür
Aynı kök44:25–27 44:27
Paralel50:42
Aynı ibare25:24
Aynı konu25:16 38:51 43:73 44:55 52:18 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış3:198 4:57 15:48 21:102 22:23 +18 daha هُمۡ وَأَزۡوَٰجُهُمۡ فِى ظِلَـٰلٍ عَلَى ٱلۡأَرَآئِكِ مُتَّكِـُٔونَ ٥٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar ve eşleri gölgelerde koltuklara yaslanmaktadırlar.
İlişkiler30 bağlantı · 4 tür
Aynı kök35:21
Paralel50:42
Aynı konu4:57 18:31 25:16 43:70 55:72 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış3:198 4:57 13:23 13:35 21:102 +15 daha لَهُمۡ فِيهَا فَـٰكِهَةٌ وَلَهُم مَّا يَدَّعُونَ ٥٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar için orada meyveler vardır. Onlar için diledikleri her şey vardır.
İlişkiler38 bağlantı · 3 tür
Paralel50:42
Aynı konu25:16 38:51 39:34 41:31 43:73 +6 daha Henüz sınıflandırılmamış3:198 4:57 16:31 21:102 23:15 +21 daha سَلَـٰمٌ قَوۡلًا مِّن رَّبٍّ رَّحِيمٍ ٥٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Çok merhametli olan Rab'den bir söz olarak (kendilerine) "Selam" (vardır).
İlişkiler27 bağlantı · 4 tür
Açıklar10:10
Paralel50:42
Aynı konu10:10 25:16 25:75 33:44 56:26 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış3:198 4:57 15:46 19:62 21:102 +13 daha وَٱمۡتَـٰزُواْ ٱلۡيَوۡمَ أَيُّهَا ٱلۡمُجۡرِمُونَ ٥٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Allah, şöyle der:) "Ey suçlular! Ayrılın bu gün!"
İlişkiler24 bağlantı · 3 tür
Paralel50:42
Aynı konu35:6 56:26 74:42 99:6
Henüz sınıflandırılmamış2:169 11:105 23:15 23:101 25:24 +14 daha ۞ أَلَمۡ أَعۡهَدۡ إِلَيۡكُمۡ يَـٰبَنِىٓ ءَادَمَ أَن لَّا تَعۡبُدُواْ ٱلشَّيۡطَـٰنَۖ إِنَّهُۥ لَكُمۡ عَدُوٌّ مُّبِينٌ ٦٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(60-61) "Ey Ademoğulları! Ben, size, şeytana kulluk etmeyin. Çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır. Bana kulluk edin. İşte bu dosdoğru yoldur, diye emretmedim mi?"
İlişkiler42 bağlantı · 5 tür
Paralel50:42
Aynı hüküm16:36 19:44
Aynı ibare6:142 7:11–23 12:5 19:44
Aynı konu4:119 6:100 6:128 14:21–22 14:22 +5 daha Henüz sınıflandırılmamış2:169 3:51 6:142 7:30 7:172 +20 daha وَأَنِ ٱعۡبُدُونِىۚ هَـٰذَا صِرَٰطٌ مُّسۡتَقِيمٌ ٦١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(60-61) "Ey Ademoğulları! Ben, size, şeytana kulluk etmeyin. Çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır. Bana kulluk edin. İşte bu dosdoğru yoldur, diye emretmedim mi?"
İlişkiler34 bağlantı · 4 tür
Paralel50:42
Aynı ibare6:142 12:5
Aynı konu1:6 4:119 6:100 6:128 14:22 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış2:169 3:51 6:142 7:172 15:43 +17 daha وَلَقَدۡ أَضَلَّ مِنكُمۡ جِبِلًّا كَثِيرًاۖ أَفَلَمۡ تَكُونُواْ تَعۡقِلُونَ ٦٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Andolsun, o sizden pek çok nesli saptırmıştı. Hiç düşünmüyor muydunuz?"
İlişkiler26 bağlantı · 4 tür
Paralel50:42
Aynı ibare6:142 12:5
Aynı konu4:119 4:119–120 6:128 14:22 17:63 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış2:169 7:27 15:43 17:27 23:15 +10 daha هَـٰذِهِۦ جَهَنَّمُ ٱلَّتِى كُنتُمۡ تُوعَدُونَ ٦٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"İşte bu, tehdit edildiğiniz cehennemdir."
İlişkiler35 bağlantı · 4 tür
Paralel50:42
Aynı ibare6:142 12:5
Aynı konu4:119 6:128 14:22 17:63 35:6 +5 daha Henüz sınıflandırılmamış2:169 15:43 17:27 23:15 23:101 +17 daha ٱصۡلَوۡهَا ٱلۡيَوۡمَ بِمَا كُنتُمۡ تَكۡفُرُونَ ٦٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"İnkar ettiğinizden dolayı bugün girin oraya!"
İlişkiler33 bağlantı · 5 tür
Aynı kök17:18
Paralel50:42
Aynı ibare6:142 12:5
Aynı konu4:119 6:128 14:22 17:63 38:85 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış2:169 11:101 17:27 17:98 23:15 +18 daha ٱلۡيَوۡمَ نَخۡتِمُ عَلَىٰٓ أَفۡوَٰهِهِمۡ وَتُكَلِّمُنَآ أَيۡدِيهِمۡ وَتَشۡهَدُ أَرۡجُلُهُم بِمَا كَانُواْ يَكۡسِبُونَ ٦٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O gün biz onların ağızlarını mühürleriz. Elleri bize konuşur, ayakları da kazandıklarına şahitlik eder.
İlişkiler30 bağlantı · 3 tür
Paralel24:23–24 24:24 41:20 41:20–22 41:21 +2 daha Aynı konu6:128 14:22 17:63 38:85 77:35
Henüz sınıflandırılmamış2:169 4:42 17:13 17:14 17:27 +13 daha وَلَوۡ نَشَآءُ لَطَمَسۡنَا عَلَىٰٓ أَعۡيُنِهِمۡ فَٱسۡتَبَقُواْ ٱلصِّرَٰطَ فَأَنَّىٰ يُبۡصِرُونَ ٦٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Eğer dileseydik, onların gözlerini büsbütün kör ederdik de (bu halde) yola koyulmak için didişirlerdi. Fakat nasıl görecekler ki?!
İlişkiler12 bağlantı · 2 tür
Aynı konu6:128 14:22 38:85
Henüz sınıflandırılmamış6:46 23:101 27:80–81 30:14 30:25 +4 daha وَلَوۡ نَشَآءُ لَمَسَخۡنَـٰهُمۡ عَلَىٰ مَكَانَتِهِمۡ فَمَا ٱسۡتَطَـٰعُواْ مُضِيًّا وَلَا يَرۡجِعُونَ ٦٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yine eğer dileseydik, oldukları yerde başka yaratıklara dönüştürürdük de ne ileri gidebilirler, ne geri dönebilirlerdi.
İlişkiler8 bağlantı · 2 tür
Aynı konu6:128 14:22
Henüz sınıflandırılmamış6:110 6:135 11:93 30:14 30:25 +1 daha وَمَن نُّعَمِّرۡهُ نُنَكِّسۡهُ فِى ٱلۡخَلۡقِۖ أَفَلَا يَعۡقِلُونَ ٦٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kime uzun ömür verirsek, onu yaratılış itibariyle tersine çeviririz (gücünü azaltırız). Hala düşünmeyecekler mi?
İlişkiler8 bağlantı · 2 tür
Aynı konu16:70 22:5 30:54 40:67 95:5
Henüz sınıflandırılmamış17:23 21:10 35:1
وَمَا عَلَّمۡنَـٰهُ ٱلشِّعۡرَ وَمَا يَنۢبَغِى لَهُۥٓۚ إِنۡ هُوَ إِلَّا ذِكۡرٌ وَقُرۡءَانٌ مُّبِينٌ ٦٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz, o Peygamber'e şiir öğretmedik. Bu, ona yaraşmaz da. O(na verdiğimiz) ancak bir öğüt ve apaçık bir Kur'an'dır.
İlişkiler22 bağlantı · 4 tür
Açıklar26:224
Karşıtlık21:5
Aynı konu8:24 21:5 37:36 52:30 54:22 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış11:1 15:6 15:9 16:44 17:106 +9 daha لِّيُنذِرَ مَن كَانَ حَيًّا وَيَحِقَّ ٱلۡقَوۡلُ عَلَى ٱلۡكَـٰفِرِينَ ٧٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Aklen ve fikren) diri olanları uyarması ve kafirler hakkındaki o sözün (azabın) gerçekleşmesi için Kur'an'ı indirdik.
İlişkiler14 bağlantı · 2 tür
Aynı konu8:24 27:80–81 27:80 30:52–53 36:7 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış2:6 2:41 6:36 6:122 18:2 +1 daha Sayfa 445 Yasin
أَوَلَمۡ يَرَوۡاْ أَنَّا خَلَقۡنَا لَهُم مِّمَّا عَمِلَتۡ أَيۡدِينَآ أَنۡعَـٰمًا فَهُمۡ لَهَا مَـٰلِكُونَ ٧١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Görmediler mi ki, biz onlar için, ellerimizin (kudretimizin) eseri olan hayvanlar yarattık da onlar bu hayvanlara sahip oluyorlar.
İlişkiler17 bağlantı · 4 tür
Açıklar23:22
Aynı kök5:38
Aynı konu6:142–144 6:143–144 16:5 16:66 16:80 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış6:142 16:5 22:33 23:21 40:80 +1 daha وَذَلَّلۡنَـٰهَا لَهُمۡ فَمِنۡهَا رَكُوبُهُمۡ وَمِنۡهَا يَأۡكُلُونَ ٧٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz, o hayvanları kendilerine boyun eğdirdik. Onlardan bir kısmı binekleridir, bir kısmını da yerler.
İlişkiler20 bağlantı · 3 tür
Açıklar23:22
Aynı konu6:142 22:28 22:33 22:36 23:21 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış6:142 16:5 16:5–8 16:8 16:66 +7 daha وَلَهُمۡ فِيهَا مَنَـٰفِعُ وَمَشَارِبُۖ أَفَلَا يَشۡكُرُونَ ٧٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar için bu hayvanlarda (daha pek çok) yararlar ve içecekler vardır. Hala şükretmeyecekler mi?
İlişkiler10 bağlantı · 2 tür
Aynı konu6:142 22:28 22:36 40:79 43:12
Henüz sınıflandırılmamış6:142 16:5 23:21 31:12 40:80
وَٱتَّخَذُواْ مِن دُونِ ٱللَّهِ ءَالِهَةً لَّعَلَّهُمۡ يُنصَرُونَ ٧٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Belki kendilerine yardım edilir diye Allah'ı bırakıp da ilahlar edindiler.
İlişkiler13 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare19:81 29:25 46:28
Aynı konu25:55 36:23 37:25
Henüz sınıflandırılmamış7:192 11:101 18:15 25:3 25:42 +2 daha لَا يَسۡتَطِيعُونَ نَصۡرَهُمۡ وَهُمۡ لَهُمۡ جُندٌ مُّحۡضَرُونَ ٧٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar, ilahlar için (hizmete) hazır asker oldukları halde, ilahlar onlara yardım edemezler.
İlişkiler15 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare19:81 46:28
Aynı konu25:55 36:23
Henüz sınıflandırılmamış7:192 7:197 11:101 18:15 22:12 +6 daha فَلَا يَحۡزُنكَ قَوۡلُهُمۡۘ إِنَّا نَعۡلَمُ مَا يُسِرُّونَ وَمَا يُعۡلِنُونَ ٧٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Ey Muhammed!) Artık onların sözü seni üzmesin. Çünkü biz, onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da biliyoruz.
İlişkiler25 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare10:65 19:81
Aynı konu6:33 16:19 18:6 26:3 27:74 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış2:77 3:5 6:3 11:5 11:12 +11 daha أَوَلَمۡ يَرَ ٱلۡإِنسَـٰنُ أَنَّا خَلَقۡنَـٰهُ مِن نُّطۡفَةٍ فَإِذَا هُوَ خَصِيمٌ مُّبِينٌ ٧٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İnsan, bizim, kendisini az bir sudan (meniden) yarattığımızı görmedi mi ki, kalkmış apaçık bir düşman kesilmiştir.
İlişkiler16 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare16:4 76:2
Aynı konu17:98 22:5 23:12–14 32:8 40:57 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış4:82 16:4 19:66 19:67 35:11 +2 daha وَضَرَبَ لَنَا مَثَلًا وَنَسِىَ خَلۡقَهُۥۖ قَالَ مَن يُحۡىِ ٱلۡعِظَـٰمَ وَهِىَ رَمِيمٌ ٧٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bir de kendi yaratılışını unutarak bize bir örnek getirdi. Dedi ki: "Çürümüşlerken kemikleri kim diriltecek?"
İlişkiler40 bağlantı · 3 tür
Aynı kök4:34
Aynı konu13:5 16:74 17:50 17:98 19:66 +11 daha Henüz sınıflandırılmamış4:82 6:29 10:18 16:4 16:38 +18 daha قُلۡ يُحۡيِيهَا ٱلَّذِىٓ أَنشَأَهَآ أَوَّلَ مَرَّةٍۖ وَهُوَ بِكُلِّ خَلۡقٍ عَلِيمٌ ٧٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
De ki: "Onları ilk defa var eden diriltecektir. O, her yaratılmışı hakkıyla bilendir."
İlişkiler26 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare17:49–51 17:51
Aynı konu10:4 15:86 17:98 19:66 23:82 +8 daha Henüz sınıflandırılmamış4:82 6:29 14:19 16:4 16:38 +6 daha ٱلَّذِى جَعَلَ لَكُم مِّنَ ٱلشَّجَرِ ٱلۡأَخۡضَرِ نَارًا فَإِذَآ أَنتُم مِّنۡهُ تُوقِدُونَ ٨٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O, sizin için yeşil ağaçtan ateş yaratandır. Şimdi siz ondan yakıp duruyorsunuz.
İlişkiler5 bağlantı · 2 tür
Aynı konu40:57 56:71–72
Henüz sınıflandırılmamış4:82 56:71–73 56:72
أَوَلَيۡسَ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ بِقَـٰدِرٍ عَلَىٰٓ أَن يَخۡلُقَ مِثۡلَهُمۚ بَلَىٰ وَهُوَ ٱلۡخَلَّـٰقُ ٱلۡعَلِيمُ ٨١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Gökleri ve yeri yaratan Allah'ın, onların benzerini yaratmaya gücü yetmez mi? Evet yeter. O, hakkıyla yaratandır, hakkıyla bilendir.
İlişkiler10 bağlantı · 4 tür
Aynı kök15:86
Aynı ibare17:99
Aynı konu37:11 40:57 79:27
Henüz sınıflandırılmamış4:82 10:7 13:2 14:48 46:33
إِنَّمَآ أَمۡرُهُۥٓ إِذَآ أَرَادَ شَيۡـًٔا أَن يَقُولَ لَهُۥ كُن فَيَكُونُ ٨٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bir şeyi dilediği zaman, O'nun emri o şeye ancak "Ol!" demektir. O da hemen oluverir.
İlişkiler16 bağlantı · 4 tür
Aynı ibare2:117 6:73 16:40 19:35 40:68
Aynı konu40:57
Genelleştirir3:59
Henüz sınıflandırılmamış3:47 4:26 11:67 21:30 36:29 +4 daha فَسُبۡحَـٰنَ ٱلَّذِى بِيَدِهِۦ مَلَكُوتُ كُلِّ شَىۡءٍ وَإِلَيۡهِ تُرۡجَعُونَ ٨٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Her şeyin hükümranlığı elinde olan Allah'ın şanı yücedir! Siz yalnız O'na döndürüleceksiniz.
İlişkiler14 bağlantı · 4 tür
Aynı kök5:38 7:185
Aynı ibare23:84–89 23:88 23:88–89
Aynı konu40:57 43:85 67:1
Henüz sınıflandırılmamış2:255 6:75 22:74 36:6 37:16 +1 daha