فَإِذَا مَسَّ ٱلۡإِنسَـٰنَ ضُرٌّ دَعَانَا ثُمَّ إِذَا خَوَّلۡنَـٰهُ نِعۡمَةً مِّنَّا قَالَ إِنَّمَآ أُوتِيتُهُۥ عَلَىٰ عِلۡمِۭۚ بَلۡ هِىَ فِتۡنَةٌ وَلَـٰكِنَّ أَكۡثَرَهُمۡ لَا يَعۡلَمُونَ ٤٩
فَإِذَا zaman مَسَّ dokunduğu ٱلۡإِنسَـٰنَ insana ضُرّٞ bir zarar دَعَانَا bize du'a eder ثُمَّ sonra إِذَا vakit خَوَّلۡنَـٰهُ ona verdiğimiz نِعۡمَةٗ bir ni'met مِّنَّا bizden قَالَ der إِنَّمَآ elbette أُوتِيتُهُۥ bu bana verildi عَلَىٰ sayesinde عِلۡمِۭۚ bilgi(m) بَلۡ hayır هِىَ o فِتۡنَةٞ bir imtihandır وَلَـٰكِنَّ fakat أَكۡثَرَهُمۡ çokları لَا bilmiyorlar يَعۡلَمُونَ know EN
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İnsana bir zarar dokunduğunda bize yalvarır. Sonra ona tarafımızdan bir nimet verdiğimizde, "Bu, bana ancak bilgim sayesinde verilmiştir" der. Hayır, o bir imtihandır. Fakat onların çoğu bilmezler.
İlişkiler26 bağlantı · 5 tür
Aynı kök20:85
Aynı ibare6:88 10:12 16:53–55 17:67 28:78 30:33 39:8
Aynı konu10:21–23 11:10 16:53 16:53–54 29:65–66 31:32 41:50–51 41:50 42:48
Genelleştirir28:76–82
Henüz sınıflandırılmamış7:137 7:189–190 16:54 16:71 27:40 29:65 41:51 42:52