بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِBu sure besmeleyle başlar (ayet sayılmaz).
ٱقۡتَرَبَ لِلنَّاسِ حِسَابُهُمۡ وَهُمۡ فِى غَفۡلَةٍ مُّعۡرِضُونَ ١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İnsanların hesaba çekilmeleri yaklaştı. Halbuki onlar gaflet içinde yüz çevirmekteler.
İlişkiler21 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare26:5
Aynı konu16:77 17:51 19:39 21:97 33:63 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış3:7 10:45 16:1 18:55 18:57 +6 daha مَا يَأۡتِيهِم مِّن ذِكۡرٍ مِّن رَّبِّهِم مُّحۡدَثٍ إِلَّا ٱسۡتَمَعُوهُ وَهُمۡ يَلۡعَبُونَ ٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(2-3) Rab'lerinden kendilerine yeni bir öğüt (bir uyarı) gelmez ki, onlar mutlaka onu alaya alarak, kalpleri de gaflette olarak dinlemesinler. O zulmedenler gizlice şöyle konuştular: "Bu da ancak sizin gibi bir insan. Şimdi siz göz göre göre sihre mi kapılacaksınız?"
İlişkiler35 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare26:5
Aynı konu6:25 17:45–47 17:47 36:30–31 46:7
Henüz sınıflandırılmamış3:81 10:2 10:39 11:12 14:10–11 +24 daha لَاهِيَةً قُلُوبُهُمۡۗ وَأَسَرُّواْ ٱلنَّجۡوَى ٱلَّذِينَ ظَلَمُواْ هَلۡ هَـٰذَآ إِلَّا بَشَرٌ مِّثۡلُكُمۡۖ أَفَتَأۡتُونَ ٱلسِّحۡرَ وَأَنتُمۡ تُبۡصِرُونَ ٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(2-3) Rab'lerinden kendilerine yeni bir öğüt (bir uyarı) gelmez ki, onlar mutlaka onu alaya alarak, kalpleri de gaflette olarak dinlemesinler. O zulmedenler gizlice şöyle konuştular: "Bu da ancak sizin gibi bir insan. Şimdi siz göz göre göre sihre mi kapılacaksınız?"
İlişkiler41 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare14:10 23:33 26:5
Aynı konu11:27 14:10–11 17:94 23:24 23:33–34 +10 daha Henüz sınıflandırılmamış3:81 5:116–117 6:33 7:148 10:39 +18 daha قَالَ رَبِّى يَعۡلَمُ ٱلۡقَوۡلَ فِى ٱلسَّمَآءِ وَٱلۡأَرۡضِۖ وَهُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلۡعَلِيمُ ٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Peygamber, onlara dedi ki: "Rabbim yerdeki ve gökteki her sözü bilir. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir."
İlişkiler13 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare28:69
Aynı konu13:9–10 21:110 25:6 58:7 74:24
Henüz sınıflandırılmamış2:77 3:29 18:39 20:7 24:29 +2 daha بَلۡ قَالُوٓاْ أَضۡغَـٰثُ أَحۡلَـٰمِۭ بَلِ ٱفۡتَرَىٰهُ بَلۡ هُوَ شَاعِرٌ فَلۡيَأۡتِنَا بِـَٔايَةٍ كَمَآ أُرۡسِلَ ٱلۡأَوَّلُونَ ٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar, "Hayır, bunlar karma karışık yalancı düşlerdir. Hayır, onu kendisi uydurdu; hayır, o bir şairdir. Eğer böyle değilse, önceki peygamberlerin (mucizelerle) gönderildikleri gibi o da bize bir mucize getirsin" dediler.
İlişkiler49 bağlantı · 6 tür
Açıklar10:97
Karşıtlık10:37 36:69 69:41 81:25
Aynı kök26:224
Aynı ibare6:35 20:133
Aynı konu2:118 6:25 6:37 6:109 6:124 +16 daha Henüz sınıflandırılmamış6:8 10:20 10:38 11:12 11:13–14 +15 daha مَآ ءَامَنَتۡ قَبۡلَهُم مِّن قَرۡيَةٍ أَهۡلَكۡنَـٰهَآۖ أَفَهُمۡ يُؤۡمِنُونَ ٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlardan önce helak ettiğimiz hiçbir memleket halkı iman etmedi de şimdi bunlar mı iman edecekler?
İlişkiler9 bağlantı · 3 tür
Devam eder21:11
Aynı konu6:109 6:124 10:13–17 21:11 46:27 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış17:59 47:10
وَمَآ أَرۡسَلۡنَا قَبۡلَكَ إِلَّا رِجَالًا نُّوحِىٓ إِلَيۡهِمۡۖ فَسۡـَٔلُوٓاْ أَهۡلَ ٱلذِّكۡرِ إِن كُنتُمۡ لَا تَعۡلَمُونَ ٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Senden önce de ancak kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber gönderdik. Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun.
İlişkiler15 bağlantı · 4 tür
Açıklar17:95
Aynı ibare5:75 12:109 16:43
Aynı konu10:94 17:94 22:75 43:45 74:24
Henüz sınıflandırılmamış6:8–9 7:46 16:44 23:33 23:34 +1 daha وَمَا جَعَلۡنَـٰهُمۡ جَسَدًا لَّا يَأۡكُلُونَ ٱلطَّعَامَ وَمَا كَانُواْ خَـٰلِدِينَ ٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz, onları yemek yemez bir beden yapısında yaratmadık. Onlar ölümsüz de değillerdi.
İlişkiler13 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare5:75 25:7
Aynı konu3:55 13:38 21:34 21:34–35 23:33 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış3:185 23:33 25:20 29:57
ثُمَّ صَدَقۡنَـٰهُمُ ٱلۡوَعۡدَ فَأَنجَيۡنَـٰهُمۡ وَمَن نَّشَآءُ وَأَهۡلَكۡنَا ٱلۡمُسۡرِفِينَ ٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sonra onlara verdiğimiz sözü yerine getirdik. Kendilerini ve dilediğimiz kimseleri kurtardık. Haddi aşanları ise helak ettik.
İlişkiler8 bağlantı · 2 tür
Aynı konu3:152 12:110 14:47 30:47 33:22
Henüz sınıflandırılmamış10:103 20:127 40:51
لَقَدۡ أَنزَلۡنَآ إِلَيۡكُمۡ كِتَـٰبًا فِيهِ ذِكۡرُكُمۡۖ أَفَلَا تَعۡقِلُونَ ١٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun, size öyle bir kitap indirdik ki sizin bütün şeref ve şanınız ondadır. Hala aklınızı kullanmayacak mısınız?
İlişkiler25 bağlantı · 2 tür
Aynı konu12:2 20:99 23:71 38:1 65:10
Henüz sınıflandırılmamış2:4 2:152 6:155 7:169 17:36 +15 daha Sayfa 323 Enbiya
وَكَمۡ قَصَمۡنَا مِن قَرۡيَةٍ كَانَتۡ ظَالِمَةً وَأَنشَأۡنَا بَعۡدَهَا قَوۡمًا ءَاخَرِينَ ١١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz zulmetmekte olan nice memleketleri kırıp geçirdik ve onlardan sonra başka başka toplumlar meydana getirdik.
İlişkiler31 bağlantı · 4 tür
Devam eder21:6
Aynı ibare6:133
Henüz sınıflandırılmamış14:44–45 16:61 23:71 35:16 35:45 +1 daha فَلَمَّآ أَحَسُّواْ بَأۡسَنَآ إِذَا هُم مِّنۡهَا يَرۡكُضُونَ ١٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar azabımızı hissedince, hemen oradan süratle kaçıyorlardı.
İlişkiler7 bağlantı · 2 tür
Aynı konu7:4 21:46 68:29
Henüz sınıflandırılmamış16:26 23:71 23:91 36:29
لَا تَرۡكُضُواْ وَٱرۡجِعُوٓاْ إِلَىٰ مَآ أُتۡرِفۡتُمۡ فِيهِ وَمَسَـٰكِنِكُمۡ لَعَلَّكُمۡ تُسۡـَٔلُونَ ١٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlara, "Kaçmayın, o içinde şımartıldığınız bolluğa ve yurtlarınıza dönün. Çünkü sorulacaksınız" denildi.
İlişkiler9 bağlantı · 3 tür
Aynı kök11:116
Aynı konu7:4 14:44–45 68:29
Henüz sınıflandırılmamış20:130 23:71 26:40 36:29 102:8
قَالُواْ يَـٰوَيۡلَنَآ إِنَّا كُنَّا ظَـٰلِمِينَ ١٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Eyvah bizlere! Bizler gerçekten zalim kimseler idik" dediler.
İlişkiler8 bağlantı · 2 tür
Aynı konu7:4 7:5 68:29
Henüz sınıflandırılmamış23:71 36:29 39:58 68:17–33 69:17–31
فَمَا زَالَت تِّلۡكَ دَعۡوَىٰهُمۡ حَتَّىٰ جَعَلۡنَـٰهُمۡ حَصِيدًا خَـٰمِدِينَ ١٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz onları biçilmiş ekin, sönmüş ateş gibi yapıncaya kadar bu feryatları devam etti.
İlişkiler8 bağlantı · 4 tür
Aynı kök11:100
Aynı ibare10:24
Aynı konu7:4 68:29
Henüz sınıflandırılmamış23:71 29:40 36:28 36:29
وَمَا خَلَقۡنَا ٱلسَّمَآءَ وَٱلۡأَرۡضَ وَمَا بَيۡنَهُمَا لَـٰعِبِينَ ١٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz yeri, göğü ve arasındakileri oyun olsun diye yaratmadık.
İlişkiler22 bağlantı · 5 tür
Devam eder21:17
Aynı kök6:32 21:55 29:64
Aynı ibare44:38
Aynı konu3:191 16:3 18:7 23:115 44:39 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış11:7 15:85 23:71 30:8 38:27 +5 daha لَوۡ أَرَدۡنَآ أَن نَّتَّخِذَ لَهۡوًا لَّٱتَّخَذۡنَـٰهُ مِن لَّدُنَّآ إِن كُنَّا فَـٰعِلِينَ ١٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Eğer bir eğlence edinmek isteseydik, onu kendi katımızdan edinirdik. Yapacak olsaydık böyle yapardık.
İlişkiler8 bağlantı · 4 tür
Devam eder21:16
Aynı ibare44:38
Aynı konu44:39
Henüz sınıflandırılmamış18:65 23:71 30:8 36:29 38:27
بَلۡ نَقۡذِفُ بِٱلۡحَقِّ عَلَى ٱلۡبَـٰطِلِ فَيَدۡمَغُهُۥ فَإِذَا هُوَ زَاهِقٌۚ وَلَكُمُ ٱلۡوَيۡلُ مِمَّا تَصِفُونَ ١٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hayır, biz hakkı batılın üzerine atarız da beynini parçalar. Bir de bakarsın yok olup gitmiş. Allah'a karşı yakıştırdığınız nitelemelerden ötürü yazıklar olsun size!
İlişkiler27 bağlantı · 4 tür
Aynı kök14:19 46:3
Aynı ibare34:48 34:48–49
Aynı konu7:139 17:81 18:56 42:24
Henüz sınıflandırılmamış1:1 2:256–257 7:118 8:8 8:41 +14 daha وَلَهُۥ مَن فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۚ وَمَنۡ عِندَهُۥ لَا يَسۡتَكۡبِرُونَ عَنۡ عِبَادَتِهِۦ وَلَا يَسۡتَحۡسِرُونَ ١٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Göklerde ve yerde kim varsa hep O'nundur. O'nun katındakiler, ne O'na ibadetten çekinir (ve büyüklenir) ne de yorgunluk (ve bıkkınlık) duyarlar.
İlişkiler18 bağlantı · 4 tür
Devam eder21:20
Aynı ibare7:205–206 7:206 19:91–93
Aynı konu2:34 2:116 4:172 16:48–49 16:49 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış7:146 13:13 16:50 16:51 23:71 +1 daha يُسَبِّحُونَ ٱلَّيۡلَ وَٱلنَّهَارَ لَا يَفۡتُرُونَ ٢٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hiç ara vermeksizin gece gündüz tespih ederler.
İlişkiler15 bağlantı · 3 tür
Devam eder21:19
Aynı konu7:206 16:48–49 41:38
Henüz sınıflandırılmamış6:106 16:50 16:51 23:71 23:90 +6 daha أَمِ ٱتَّخَذُوٓاْ ءَالِهَةً مِّنَ ٱلۡأَرۡضِ هُمۡ يُنشِرُونَ ٢١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yoksa yerden, ölüleri diriltebilecek birtakım ilahlar mı edindiler?
İlişkiler14 bağlantı · 2 tür
Aynı konu25:3 31:11
Henüz sınıflandırılmamış6:106 7:191 13:16 16:50 16:51 +7 daha لَوۡ كَانَ فِيهِمَآ ءَالِهَةٌ إِلَّا ٱللَّهُ لَفَسَدَتَاۚ فَسُبۡحَـٰنَ ٱللَّهِ رَبِّ ٱلۡعَرۡشِ عَمَّا يَصِفُونَ ٢٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Eğer yerde ve gökte Allah'tan başka ilahlar olsaydı, kesinlikle ikisinin de düzeni bozulurdu. Demek ki, Arş'ın Rabbi Allah, onların nitelemelerinden uzaktır, yücedir.
İlişkiler20 bağlantı · 4 tür
Aynı hüküm43:82
Aynı ibare23:91
Aynı konu17:42 21:24 23:71
Henüz sınıflandırılmamış3:84 5:33 6:3 6:106 13:16 +10 daha لَا يُسۡـَٔلُ عَمَّا يَفۡعَلُ وَهُمۡ يُسۡـَٔلُونَ ٢٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O, yaptığından dolayı sorgulanamaz fakat onlar sorgulanırlar.
İlişkiler10 bağlantı · 1 tür
Henüz sınıflandırılmamış2:152 15:92 16:50 18:49 21:47 +5 daha أَمِ ٱتَّخَذُواْ مِن دُونِهِۦٓ ءَالِهَةًۖ قُلۡ هَاتُواْ بُرۡهَـٰنَكُمۡۖ هَـٰذَا ذِكۡرُ مَن مَّعِىَ وَذِكۡرُ مَن قَبۡلِىۗ بَلۡ أَكۡثَرُهُمۡ لَا يَعۡلَمُونَ ٱلۡحَقَّۖ فَهُم مُّعۡرِضُونَ ٢٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yoksa ondan başka ilahlar mı edindiler? De ki: "Haydi getirin delilinizi! İşte benimle beraber olanların kitabı ve işte benden öncekilerin kitabı (Hiçbirinde birden fazla ilah olduğuna dair hiçbir delil yok). Şüphesiz çokları hakkı bilmezler de bu sebeple yüz çevirirler."
İlişkiler42 bağlantı · 4 tür
Aynı kök3:191
Aynı ibare42:9
Henüz sınıflandırılmamış2:152 3:19 11:24 16:50 17:94 +19 daha Sayfa 324 Enbiya
وَمَآ أَرۡسَلۡنَا مِن قَبۡلِكَ مِن رَّسُولٍ إِلَّا نُوحِىٓ إِلَيۡهِ أَنَّهُۥ لَآ إِلَـٰهَ إِلَّآ أَنَا۠ فَٱعۡبُدُونِ ٢٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberlere, "Şüphesiz, benden başka hiçbir ilah yoktur. Öyleyse bana ibadet edin" diye vahyetmişizdir.
İlişkiler21 bağlantı · 4 tür
Aynı ibare12:109 16:43
Aynı konu13:30 16:36 41:43 43:45
Genelleştirir7:59 7:65 7:85
Henüz sınıflandırılmamış3:18 3:79 5:116–117 7:73 16:50 +7 daha وَقَالُواْ ٱتَّخَذَ ٱلرَّحۡمَـٰنُ وَلَدًاۗ سُبۡحَـٰنَهُۥۚ بَلۡ عِبَادٌ مُّكۡرَمُونَ ٢٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Böyle iken) "Rahman, çocuk edindi" dediler. O, böyle şeylerden uzaktır, yücedir. Hayır, (evlat diye niteledikleri) o melekler ikrama erdirilmiş kullardır.
İlişkiler30 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare2:116 10:68 18:4 19:35 19:88 +2 daha Aynı konu4:171 6:100 17:40 17:111 20:109 +10 daha Henüz sınıflandırılmamış4:172 16:50 18:65 19:88–92 21:22 +3 daha لَا يَسۡبِقُونَهُۥ بِٱلۡقَوۡلِ وَهُم بِأَمۡرِهِۦ يَعۡمَلُونَ ٢٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar Allah'tan önce söz söylemezler ve hep O'nun emriyle iş görürler.
İlişkiler18 bağlantı · 3 tür
Devam eder21:28
Aynı konu10:3 16:50 18:50 19:64 20:109 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış6:61 16:50 18:82 28:51 33:36 +4 daha يَعۡلَمُ مَا بَيۡنَ أَيۡدِيهِمۡ وَمَا خَلۡفَهُمۡ وَلَا يَشۡفَعُونَ إِلَّا لِمَنِ ٱرۡتَضَىٰ وَهُم مِّنۡ خَشۡيَتِهِۦ مُشۡفِقُونَ ٢٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, onların önlerindekini de arkalarındakini de (yaptıklarını da yapacaklarını da) bilir. Onlar, O'nun razı olduğu kimselerden başkasına şefaat etmezler ve hepsi O'nun korkusuyla titrerler.
İlişkiler29 bağlantı · 7 tür
Devam eder21:27
Sınırlandırır2:123 7:53
Aynı kök52:26 70:27
Aynı hüküm53:26
Aynı ibare2:255 23:57
Aynı konu2:48 2:254 6:70 10:3 19:87 +6 daha Henüz sınıflandırılmamış6:15 6:51 16:50 18:49 20:110 +5 daha ۞ وَمَن يَقُلۡ مِنۡهُمۡ إِنِّىٓ إِلَـٰهٌ مِّن دُونِهِۦ فَذَٰلِكَ نَجۡزِيهِ جَهَنَّمَۚ كَذَٰلِكَ نَجۡزِى ٱلظَّـٰلِمِينَ ٢٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İçlerinden her kim, "Allah'tan başka ben de şüphesiz bir ilahım" derse, böylesini cehennemle cezalandırırız. İşte biz zalimleri böyle cezalandırırız.
İlişkiler16 bağlantı · 2 tür
Aynı konu3:79 5:116–117 6:88 17:75 39:13 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış4:48 5:72 5:116 16:50 25:37 +5 daha أَوَلَمۡ يَرَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓاْ أَنَّ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ كَانَتَا رَتۡقًا فَفَتَقۡنَـٰهُمَاۖ وَجَعَلۡنَا مِنَ ٱلۡمَآءِ كُلَّ شَىۡءٍ حَىٍّۖ أَفَلَا يُؤۡمِنُونَ ٣٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İnkar edenler, göklerle yer bitişikken, bizim onları ayırdığımızı ve diri olan her şeyi sudan meydana getirdiğimizi görmediler mi? Hala inanmayacaklar mı?
İlişkiler28 bağlantı · 2 tür
Aynı konu24:45 25:54 41:11–12
Henüz sınıflandırılmamış4:1 4:82 6:79 11:7 16:4 +20 daha وَجَعَلۡنَا فِى ٱلۡأَرۡضِ رَوَٰسِىَ أَن تَمِيدَ بِهِمۡ وَجَعَلۡنَا فِيهَا فِجَاجًا سُبُلًا لَّعَلَّهُمۡ يَهۡتَدُونَ ٣١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onları sarsmasın diye yere de sabit dağlar yerleştirdik ve (varacakları yere) yol bulabilsinler diye ondan geçitler, yollar meydana getirdik.
İlişkiler17 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare13:3 16:15 31:10 41:10 43:10
Aynı konu6:97 15:19 20:53 50:7 71:20 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış16:16 27:61 41:11 71:19 77:27 +1 daha وَجَعَلۡنَا ٱلسَّمَآءَ سَقۡفًا مَّحۡفُوظًاۖ وَهُمۡ عَنۡ ءَايَـٰتِهَا مُعۡرِضُونَ ٣٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Gökyüzünü de korunmuş bir tavan yaptık. Onlar ise oradaki, (Allah'ın varlığını gösteren) delillerden yüz çevirmektedirler.
İlişkiler15 bağlantı · 4 tür
Açıklar15:17
Aynı kök52:5
Aynı konu22:65 37:8 51:47 67:5
Henüz sınıflandırılmamış4:82 12:105 15:16 37:6 40:64 +4 daha وَهُوَ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلَّيۡلَ وَٱلنَّهَارَ وَٱلشَّمۡسَ وَٱلۡقَمَرَۖ كُلٌّ فِى فَلَكٍ يَسۡبَحُونَ ٣٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O, geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratandır. Her biri bir yörüngede yüzmektedirler.
İlişkiler11 bağlantı · 4 tür
Aynı kök79:3
Aynı ibare6:96 36:37–40 36:38–40 36:40 39:5
Aynı konu17:12
Henüz sınıflandırılmamış6:97 20:130 36:38 68:1
وَمَا جَعَلۡنَا لِبَشَرٍ مِّن قَبۡلِكَ ٱلۡخُلۡدَۖ أَفَإِيْن مِّتَّ فَهُمُ ٱلۡخَـٰلِدُونَ ٣٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz, senden önce de hiçbir beşere ölümsüzlük vermedik. Şimdi sen ölürsen, onlar ebedi mi kalacaklar?
İlişkiler16 bağlantı · 4 tür
Aynı ibare29:57
Aynı konu3:144 3:185 4:78 21:8 29:57 +2 daha Genelleştirir21:35
Henüz sınıflandırılmamış2:39 3:55 3:185 4:158 7:25 +2 daha كُلُّ نَفۡسٍ ذَآئِقَةُ ٱلۡمَوۡتِۗ وَنَبۡلُوكُم بِٱلشَّرِّ وَٱلۡخَيۡرِ فِتۡنَةًۖ وَإِلَيۡنَا تُرۡجَعُونَ ٣٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Her nefis ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak hayır ile de şer ile de deniyoruz. Ancak bize döndürüleceksiniz.
İlişkiler38 bağlantı · 5 tür
Aynı kök2:124 21:111 29:57
Aynı ibare3:185 29:57
Aynı konu2:155 3:140–142 3:144 7:168 21:8 +6 daha Genelleştirir21:34
Henüz sınıflandırılmamış2:28 2:214 3:26 3:55 3:185 +16 daha Sayfa 325 Enbiya
وَإِذَا رَءَاكَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓاْ إِن يَتَّخِذُونَكَ إِلَّا هُزُوًا أَهَـٰذَا ٱلَّذِى يَذۡكُرُ ءَالِهَتَكُمۡ وَهُم بِذِكۡرِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ هُمۡ كَـٰفِرُونَ ٣٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İnkar edenler seni gördükleri zaman ancak alaya alırlar. "Bu mu ilahlarınızı diline dolayan?" derler. Halbuki kendileri Rahman'ın kitabını inkar ediyorlar.
İlişkiler8 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare25:41
Aynı konu6:10 13:30 15:11 36:30 38:8
Henüz sınıflandırılmamış21:60 25:60
خُلِقَ ٱلۡإِنسَـٰنُ مِنۡ عَجَلٍۚ سَأُوْرِيكُمۡ ءَايَـٰتِى فَلَا تَسۡتَعۡجِلُونِ ٣٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İnsan çok aceleci (tez canlı) yaratılmıştır. Size yakında ayetlerimi göstereceğim. Şimdi acele etmeyin.
İlişkiler25 bağlantı · 4 tür
Açıklar10:11
Aynı ibare4:28
Aynı konu6:57–58 6:67 10:50 10:50–51 13:6 +11 daha Henüz sınıflandırılmamış18:58 39:6 41:53 42:18 46:4–6 +2 daha وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هَـٰذَا ٱلۡوَعۡدُ إِن كُنتُمۡ صَـٰدِقِينَ ٣٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bir de "Eğer doğru söyleyenler iseniz, bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?" diyorlar.
İlişkiler21 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare10:48 27:71 34:29 34:29–30 36:48 +1 daha Aynı konu16:38 18:58 22:47 29:53–54 70:1
Henüz sınıflandırılmamış16:34 32:28 34:29 35:37 35:45 +5 daha لَوۡ يَعۡلَمُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ حِينَ لَا يَكُفُّونَ عَن وُجُوهِهِمُ ٱلنَّارَ وَلَا عَن ظُهُورِهِمۡ وَلَا هُمۡ يُنصَرُونَ ٣٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İnkar edenler, yüzlerinden ve sırtlarından ateşi savamayacakları ve hiçbir yardım da görmeyecekleri vakti bir bilseler!
İlişkiler22 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare14:50 23:104 27:71
Aynı konu18:29 22:47 39:16
Henüz sınıflandırılmamış6:31 7:41 9:35 18:105 22:21 +11 daha بَلۡ تَأۡتِيهِم بَغۡتَةً فَتَبۡهَتُهُمۡ فَلَا يَسۡتَطِيعُونَ رَدَّهَا وَلَا هُمۡ يُنظَرُونَ ٤٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz o (tehdit edildikleri azap) onlara ansızın gelecek de kendilerini şaşkınlıktan dondurup bırakacak. Artık ne onu geri çevirmeye güçleri yetecek, ne de kendilerine göz açtırılacak.
İlişkiler18 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare29:53 47:18
Aynı konu6:31 6:47 12:107 16:77 33:63 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış2:162 3:88 7:187 16:85 22:55 +5 daha وَلَقَدِ ٱسۡتُهۡزِئَ بِرُسُلٍ مِّن قَبۡلِكَ فَحَاقَ بِٱلَّذِينَ سَخِرُواْ مِنۡهُم مَّا كَانُواْ بِهِۦ يَسۡتَهۡزِءُونَ ٤١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun, senden önce de birçok peygamberle alay edildi de içlerinden alay edenleri, o alaya aldıkları şey kuşatıverdi.
İlişkiler16 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare6:10 13:32
Aynı konu15:11 18:106 25:41 35:25–26 41:43 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış9:65 10:41 11:38 15:95 20:60 +3 daha قُلۡ مَن يَكۡلَؤُكُم بِٱلَّيۡلِ وَٱلنَّهَارِ مِنَ ٱلرَّحۡمَـٰنِۗ بَلۡ هُمۡ عَن ذِكۡرِ رَبِّهِم مُّعۡرِضُونَ ٤٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Ey Muhammed!) De ki: "(Size azab edecek olsa) gece ve gündüz Rahman'ın azabından sizi kim koruyacak?" Öyle iken onlar Rablerinin zikrinden yüz çevirmekteler.
İlişkiler18 bağlantı · 2 tür
Aynı konu5:17 18:57 33:17 48:11 67:28
Henüz sınıflandırılmamış4:31 6:17 16:61 20:60 21:1 +8 daha أَمۡ لَهُمۡ ءَالِهَةٌ تَمۡنَعُهُم مِّن دُونِنَاۚ لَا يَسۡتَطِيعُونَ نَصۡرَ أَنفُسِهِمۡ وَلَا هُم مِّنَّا يُصۡحَبُونَ ٤٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yoksa bizim dışımızda onları koruyacak ilahları mı var? O ilah edindikleri nesneler kendilerine bile yardım edemezler. Zaten onlar bizden de yardım görmezler.
İlişkiler8 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare7:197
Aynı konu7:191 19:81 26:92
Henüz sınıflandırılmamış2:163 10:18 29:22 33:17
بَلۡ مَتَّعۡنَا هَـٰٓؤُلَآءِ وَءَابَآءَهُمۡ حَتَّىٰ طَالَ عَلَيۡهِمُ ٱلۡعُمُرُۗ أَفَلَا يَرَوۡنَ أَنَّا نَأۡتِى ٱلۡأَرۡضَ نَنقُصُهَا مِنۡ أَطۡرَافِهَآۚ أَفَهُمُ ٱلۡغَـٰلِبُونَ ٤٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Evet, biz onları da atalarını da, faydalandırdık. Öyle ki uzun süre yaşadılar. Ama, artık görmüyorlar mı ki, biz yeryüzünü çevresinden eksiltiyoruz? O halde, onlar mı galip gelecekler?
İlişkiler16 bağlantı · 5 tür
Açıklar3:178 46:27
Aynı kök28:35
Aynı ibare13:41 25:18 43:29
Aynı konu13:31 31:24
Henüz sınıflandırılmamış4:133 6:133 7:10 13:3 14:19 +3 daha Sayfa 326 Enbiya
قُلۡ إِنَّمَآ أُنذِرُكُم بِٱلۡوَحۡىِۚ وَلَا يَسۡمَعُ ٱلصُّمُّ ٱلدُّعَآءَ إِذَا مَا يُنذَرُونَ ٤٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
De ki: "Ben sizi ancak vahy ile uyarıyorum." Ama sağırlar uyarıldıkları vakit çağrıyı işitmezler.
İlişkiler24 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare27:80
Aynı konu6:19 6:51 6:70 6:92 7:2 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış8:22 10:42 10:100 10:109 20:114 +11 daha وَلَئِن مَّسَّتۡهُمۡ نَفۡحَةٌ مِّنۡ عَذَابِ رَبِّكَ لَيَقُولُنَّ يَـٰوَيۡلَنَآ إِنَّا كُنَّا ظَـٰلِمِينَ ٤٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun, onlara Rabbinin azabından hafif bir esinti dokunsa, muhakkak "Eyvah bize! Gerçekten biz zalim kimselerdik" diyeceklerdir.
İlişkiler8 bağlantı · 2 tür
Aynı konu7:5 21:12
Henüz sınıflandırılmamış6:31 10:13–17 11:120 14:44–45 68:29 +1 daha وَنَضَعُ ٱلۡمَوَٰزِينَ ٱلۡقِسۡطَ لِيَوۡمِ ٱلۡقِيَـٰمَةِ فَلَا تُظۡلَمُ نَفۡسٌ شَيۡـًٔاۖ وَإِن كَانَ مِثۡقَالَ حَبَّةٍ مِّنۡ خَرۡدَلٍ أَتَيۡنَا بِهَاۗ وَكَفَىٰ بِنَا حَـٰسِبِينَ ٤٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kıyamet günü için adalet terazileri kuracağız. Öyle ki hiçbir kimseye zerre kadar zulmedilmeyecek. (Yapılan iş) bir hardal tanesi ağırlığınca da olsa, onu getirip ortaya koyacağız. Hesap görücü olarak biz yeteriz.
İlişkiler32 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare31:16
Aynı konu4:40 7:8–9 7:8 10:54 17:71 +9 daha Henüz sınıflandırılmamış2:281 3:25 7:9 10:4 10:47 +12 daha وَلَقَدۡ ءَاتَيۡنَا مُوسَىٰ وَهَـٰرُونَ ٱلۡفُرۡقَانَ وَضِيَآءً وَذِكۡرًا لِّلۡمُتَّقِينَ ٤٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun, biz Musa ile Harun'a, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için o Furkan'ı (Tevrat'ı) bir ışık ve öğüt olarak verdik.
İlişkiler19 bağlantı · 4 tür
Aynı kök3:4 8:29 25:1
Aynı ibare2:53 23:49 25:35
Aynı konu7:144–145 14:5 20:29 20:32 37:117 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış5:44 6:154 11:114 20:30 28:43 +1 daha ٱلَّذِينَ يَخۡشَوۡنَ رَبَّهُم بِٱلۡغَيۡبِ وَهُم مِّنَ ٱلسَّاعَةِ مُشۡفِقُونَ ٤٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar, görmedikleri halde Rablerinden içten içe korkarlar. Onlar kıyamet gününden de korkarlar.
İlişkiler10 bağlantı · 4 tür
Aynı kök52:26
Aynı ibare13:21 35:18 67:12
Aynı konu36:11 42:18 50:33 70:27
Henüz sınıflandırılmamış2:3 19:61
وَهَـٰذَا ذِكۡرٌ مُّبَارَكٌ أَنزَلۡنَـٰهُۚ أَفَأَنتُمۡ لَهُۥ مُنكِرُونَ ٥٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İşte bu (Kur'an) da bizim indirdiğimiz mübarek bir öğüttür. Şimdi siz bunu mu inkar ediyorsunuz?
İlişkiler16 bağlantı · 3 tür
Aynı kök12:58
Aynı konu6:92 6:155 19:50 38:29
Henüz sınıflandırılmamış2:97–99 2:261 11:70 16:22 18:74 +6 daha ۞ وَلَقَدۡ ءَاتَيۡنَآ إِبۡرَٰهِيمَ رُشۡدَهُۥ مِن قَبۡلُ وَكُنَّا بِهِۦ عَـٰلِمِينَ ٥١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun, daha önce de İbrahim'e doğruyu yanlıştan ayırma yeteneğini verdik. Biz zaten onu biliyorduk.
İlişkiler27 bağlantı · 5 tür
Aynı kök72:10
Paralel6:74 19:42
Aynı ibare6:74–83 6:74–84
Aynı konu6:74–79 6:74 6:75 6:78 16:120–123 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış2:30 2:124 3:95 4:6 6:74–77 +11 daha إِذۡ قَالَ لِأَبِيهِ وَقَوۡمِهِۦ مَا هَـٰذِهِ ٱلتَّمَاثِيلُ ٱلَّتِىٓ أَنتُمۡ لَهَا عَـٰكِفُونَ ٥٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hani o, babasına ve kavmine, "Ne bu tapınıp durduğunuz heykeller?" demişti.
İlişkiler41 bağlantı · 4 tür
Paralel6:74 19:42 26:69–103 26:71 29:16 +9 daha Aynı ibare26:70 37:85
Aynı konu2:170 19:50 37:70
Henüz sınıflandırılmamış3:18 7:28 7:138 10:78 11:53 +17 daha قَالُواْ وَجَدۡنَآ ءَابَآءَنَا لَهَا عَـٰبِدِينَ ٥٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Babalarımızı bunlara ibadet ediyor bulduk" dediler.
İlişkiler43 bağlantı · 4 tür
Paralel6:74 26:70–74 26:74 37:90 37:91 +7 daha Aynı ibare7:28 43:22
Aynı konu2:170 19:50 31:21 34:43 37:69–74 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış3:18 5:104 7:28 10:78 11:53 +18 daha قَالَ لَقَدۡ كُنتُمۡ أَنتُمۡ وَءَابَآؤُكُمۡ فِى ضَلَـٰلٍ مُّبِينٍ ٥٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İbrahim, "Andolsun, siz de, atalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz" dedi.
İlişkiler23 bağlantı · 4 tür
Paralel6:74 37:90 37:91 37:92 37:93 +5 daha Aynı ibare6:74
Aynı konu19:50
Henüz sınıflandırılmamış3:18 16:120–123 19:42 21:68 26:70 +6 daha قَالُوٓاْ أَجِئۡتَنَا بِٱلۡحَقِّ أَمۡ أَنتَ مِنَ ٱللَّـٰعِبِينَ ٥٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Bize gerçeği mi getirdin, yoksa sen bizimle eğleniyor musun?" dediler.
İlişkiler25 bağlantı · 4 tür
Aynı kök21:16
Paralel6:74 37:90 37:91 37:92 37:93 +5 daha Aynı konu19:50
Henüz sınıflandırılmamış3:18 19:41–50 19:42 21:68 26:70 +8 daha قَالَ بَل رَّبُّكُمۡ رَبُّ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ ٱلَّذِى فَطَرَهُنَّ وَأَنَا۠ عَلَىٰ ذَٰلِكُم مِّنَ ٱلشَّـٰهِدِينَ ٥٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İbrahim, dedi ki: "Hayır! Rabbiniz, göklerin ve yerin Rabbidir. O, bunları yaratandır ve ben de buna şahitlik edenlerdenim."
İlişkiler26 bağlantı · 4 tür
Paralel6:74 37:90 37:91 37:92 37:93 +5 daha Aynı ibare18:14 19:65 37:5
Aynı konu6:74–83 19:50
Henüz sınıflandırılmamış3:18 12:26–28 12:26 19:42 21:68 +6 daha وَتَٱللَّهِ لَأَكِيدَنَّ أَصۡنَـٰمَكُم بَعۡدَ أَن تُوَلُّواْ مُدۡبِرِينَ ٥٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah'a yemin ederim ki, siz arkanızı dönüp gittikten sonra ben putlarınıza muhakkak bir tuzak kuracağım.
İlişkiler28 bağlantı · 4 tür
Aynı kök7:183 37:56
Paralel6:74 37:90 37:91 37:92 37:93 +5 daha Aynı konu19:50 43:26–27
Henüz sınıflandırılmamış7:138 12:73 12:85 16:56 21:60 +9 daha Sayfa 327 Enbiya
فَجَعَلَهُمۡ جُذَٰذًا إِلَّا كَبِيرًا لَّهُمۡ لَعَلَّهُمۡ إِلَيۡهِ يَرۡجِعُونَ ٥٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Derken (İbrahim) belki kendisine başvururlar diye içlerinden bir büyüğü bırakarak onları (putları) paramparça etti.
İlişkiler25 bağlantı · 4 tür
Açıklar37:91–93
Paralel6:74 37:85–96 37:90 37:91–93 37:91 +7 daha Aynı konu19:50
Henüz sınıflandırılmamış6:74 21:68 26:70 26:104 29:25 +6 daha قَالُواْ مَن فَعَلَ هَـٰذَا بِـَٔالِهَتِنَآ إِنَّهُۥ لَمِنَ ٱلظَّـٰلِمِينَ ٥٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar, "Kim yaptı bunu tanrılarımıza! Muhakkak o zalimlerden biridir" dediler.
İlişkiler19 bağlantı · 3 tür
Paralel6:74 37:90 37:91 37:92 37:93 +5 daha Aynı konu19:50
Henüz sınıflandırılmamış21:68 26:70 26:104 37:86 37:88 +3 daha قَالُواْ سَمِعۡنَا فَتًى يَذۡكُرُهُمۡ يُقَالُ لَهُۥٓ إِبۡرَٰهِيمُ ٦٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(İçlerinden bazıları), "İbrahim denilen bir gencin onları diline doladığını duyduk" dediler.
İlişkiler22 bağlantı · 3 tür
Paralel6:74 37:90 37:91 37:92 37:93 +5 daha Aynı konu19:50
Henüz sınıflandırılmamış21:36 21:57 21:68 24:33 26:70 +6 daha قَالُواْ فَأۡتُواْ بِهِۦ عَلَىٰٓ أَعۡيُنِ ٱلنَّاسِ لَعَلَّهُمۡ يَشۡهَدُونَ ٦١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Bir kısmı da) "O halde haydi, onu insanların gözü önüne getirin. Belki (bu konuda) şahitlik ederler" dediler.
İlişkiler19 bağlantı · 3 tür
Paralel6:74 37:90 37:91 37:92 37:93 +5 daha Aynı konu19:50
Henüz sınıflandırılmamış21:68 26:70 26:104 37:86 37:88 +3 daha قَالُوٓاْ ءَأَنتَ فَعَلۡتَ هَـٰذَا بِـَٔالِهَتِنَا يَـٰٓإِبۡرَٰهِيمُ ٦٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(İbrahim gelince) "Sen mi yaptın bunu ilahlarımıza ey İbrahim" dediler.
İlişkiler20 bağlantı · 3 tür
Paralel6:74 37:90 37:91 37:92 37:93 +5 daha Aynı konu19:50
Henüz sınıflandırılmamış21:63 21:68 26:70 26:104 37:86 +4 daha قَالَ بَلۡ فَعَلَهُۥ كَبِيرُهُمۡ هَـٰذَا فَسۡـَٔلُوهُمۡ إِن كَانُواْ يَنطِقُونَ ٦٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Dedi ki: "Hayır! Bunu şu büyükleri yapmıştır. Konuşabiliyorlarsa, onlara sorun bakalım!"
İlişkiler22 bağlantı · 3 tür
Paralel6:74 37:90 37:91–93 37:91 37:92 +6 daha Aynı konu19:50
Henüz sınıflandırılmamış21:62 21:68 26:70 26:104 37:86 +5 daha فَرَجَعُوٓاْ إِلَىٰٓ أَنفُسِهِمۡ فَقَالُوٓاْ إِنَّكُمۡ أَنتُمُ ٱلظَّـٰلِمُونَ ٦٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bunun üzerine birbirlerine dönüp, "Hiç şüphesiz asıl zalimler sizsiniz siz" dediler.
İlişkiler22 bağlantı · 3 tür
Paralel6:74 37:90 37:91–93 37:91 37:92 +6 daha Aynı konu19:50
Henüz sınıflandırılmamış2:64 21:68 26:70 26:104 27:14 +5 daha ثُمَّ نُكِسُواْ عَلَىٰ رُءُوسِهِمۡ لَقَدۡ عَلِمۡتَ مَا هَـٰٓؤُلَآءِ يَنطِقُونَ ٦٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sonra eski inanç ve inatlarına döndüler ve, "Andolsun, bunların konuşmayacağını sen de bilirsin" dediler.
İlişkiler26 bağlantı · 3 tür
Paralel6:74 37:90 37:91–93 37:91 37:92 +6 daha Aynı konu6:74–83 7:148 19:50
Henüz sınıflandırılmamış6:76–78 21:52 21:68 25:19 26:70 +7 daha قَالَ أَفَتَعۡبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ مَا لَا يَنفَعُكُمۡ شَيۡـًٔا وَلَا يَضُرُّكُمۡ ٦٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İbrahim, şöyle dedi: "Öyle ise siz, (hala) Allah'ı bırakıp da, size hiçbir fayda, hiçbir zarar veremeyecek şeylere mi tapacaksınız?"
İlişkiler31 bağlantı · 4 tür
Paralel6:74 26:72 26:72–73 37:90 37:91 +8 daha Aynı ibare5:76 6:71 10:106 22:12–13 25:55 +1 daha Aynı konu10:18 19:50
Henüz sınıflandırılmamış21:68 25:3 26:70 26:104 37:86 +5 daha أُفٍّ لَّكُمۡ وَلِمَا تَعۡبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِۖ أَفَلَا تَعۡقِلُونَ ٦٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Yazıklar olsun, size de; Allah'ı bırakıp tapmakta olduklarınıza da! Hala aklınızı başınıza almayacak mısınız?"
İlişkiler21 bağlantı · 3 tür
Paralel6:74 37:90 37:91 37:92 37:93 +5 daha Aynı konu19:50
Henüz sınıflandırılmamış17:36 19:41–50 21:68 26:70 26:104 +5 daha قَالُواْ حَرِّقُوهُ وَٱنصُرُوٓاْ ءَالِهَتَكُمۡ إِن كُنتُمۡ فَـٰعِلِينَ ٦٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(İçlerinden bazıları), "Eğer (bir şey) yapacaksanız, onu yakın da ilahlarınıza yardım edin" dediler.
İlişkiler21 bağlantı · 3 tür
Paralel6:74 29:24 37:90 37:91 37:92 +6 daha Aynı konu19:50
Henüz sınıflandırılmamış21:51–67 25:42 26:70 26:104 37:86 +4 daha قُلۡنَا يَـٰنَارُ كُونِى بَرۡدًا وَسَلَـٰمًا عَلَىٰٓ إِبۡرَٰهِيمَ ٦٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Ey ateş! İbrahim'e karşı serin ve esenlik ol" dedik.
İlişkiler18 bağlantı · 5 tür
Açıklar29:24
Aynı kök40:46
Paralel6:74 29:24 37:97
Aynı konu19:50
Henüz sınıflandırılmamış10:103 12:105 13:38 20:21 26:70 +7 daha وَأَرَادُواْ بِهِۦ كَيۡدًا فَجَعَلۡنَـٰهُمُ ٱلۡأَخۡسَرِينَ ٧٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ona böyle bir tuzak kurmak istediler. Fakat biz onları en çok zarar edenler durumuna düşürdük.
İlişkiler10 bağlantı · 4 tür
Aynı kök86:15
Paralel6:74 37:97 37:98
Aynı konu8:30 19:50 52:42
Henüz sınıflandırılmamış26:104 37:91 60:4
وَنَجَّيۡنَـٰهُ وَلُوطًا إِلَى ٱلۡأَرۡضِ ٱلَّتِى بَـٰرَكۡنَا فِيهَا لِلۡعَـٰلَمِينَ ٧١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onu Lut ile beraber kurtarıp, içinde alemler için bereketler kıldığımız yere ulaştırdık.
İlişkiler11 bağlantı · 4 tür
Açıklar29:26
Paralel37:99
Aynı konu17:1 19:50 51:24–37
Henüz sınıflandırılmamış5:21 21:81 26:104 29:24 29:26 +1 daha وَوَهَبۡنَا لَهُۥٓ إِسۡحَـٰقَ وَيَعۡقُوبَ نَافِلَةًۖ وَكُلًّا جَعَلۡنَا صَـٰلِحِينَ ٧٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ona İshak'ı ve ayrıca da Yakub'u bağışladık ve her birini salih kimseler yaptık.
İlişkiler17 bağlantı · 6 tür
Açıklar11:71
Aynı kök8:1
Paralel19:46–50
Aynı ibare4:163 6:84 19:49 29:27
Aynı konu19:50 37:112
Henüz sınıflandırılmamış2:140 12:38 14:39 17:79 26:104 +3 daha Sayfa 328 Enbiya
وَجَعَلۡنَـٰهُمۡ أَئِمَّةً يَهۡدُونَ بِأَمۡرِنَا وَأَوۡحَيۡنَآ إِلَيۡهِمۡ فِعۡلَ ٱلۡخَيۡرَٰتِ وَإِقَامَ ٱلصَّلَوٰةِ وَإِيتَآءَ ٱلزَّكَوٰةِۖ وَكَانُواْ لَنَا عَـٰبِدِينَ ٧٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onları bizim emrimizle doğru yolu gösteren önderler yaptık ve kendilerine hayırlar işlemeyi, namazı dosdoğru kılmayı, zekatı vermeyi vahyettik. Onlar sadece bize ibadet eden kimselerdi.
İlişkiler49 bağlantı · 4 tür
Aynı kök7:170 9:103 11:17
Aynı ibare32:24
Aynı konu2:124 16:120 19:50 22:41 28:5
Henüz sınıflandırılmamış2:3 2:83 2:124–136 2:128 2:151 +35 daha وَلُوطًا ءَاتَيۡنَـٰهُ حُكۡمًا وَعِلۡمًا وَنَجَّيۡنَـٰهُ مِنَ ٱلۡقَرۡيَةِ ٱلَّتِى كَانَت تَّعۡمَلُ ٱلۡخَبَـٰٓئِثَۗ إِنَّهُمۡ كَانُواْ قَوۡمَ سَوۡءٍ فَـٰسِقِينَ ٧٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz, Lut'a da bir hikmet ve bir ilim verdik ve onu çirkin işler yapan memleketten kurtardık. Gerçekten onlar kötü bir toplum idiler, fasık (Allah'ın emrinden çıkan kimseler) idiler.
İlişkiler26 bağlantı · 4 tür
Aynı kök16:27 28:80 34:6 47:16
Aynı ibare12:22 21:79 28:14
Aynı konu7:80–81 15:61 26:160–166 27:54–55 29:28–29 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış2:25 4:54 7:83 11:24 11:77 +8 daha وَأَدۡخَلۡنَـٰهُ فِى رَحۡمَتِنَآۖ إِنَّهُۥ مِنَ ٱلصَّـٰلِحِينَ ٧٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onu rahmetimizin içine soktuk. Çünkü o, gerçekten salih kimselerdendi.
İlişkiler6 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare21:86
Aynı konu15:61
Henüz sınıflandırılmamış2:25 11:77 29:26 29:32
وَنُوحًا إِذۡ نَادَىٰ مِن قَبۡلُ فَٱسۡتَجَبۡنَا لَهُۥ فَنَجَّيۡنَـٰهُ وَأَهۡلَهُۥ مِنَ ٱلۡكَرۡبِ ٱلۡعَظِيمِ ٧٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Ey Muhammed!) Nuh'u da hatırla. Hani o daha önce dua etmişti de biz onun duasını kabul ederek, kendisini ve ailesini o büyük sıkıntıdan (tufandan) kurtarmıştık.
İlişkiler24 bağlantı · 5 tür
Açıklar71:26–27
Paralel7:64 10:73 23:25–27 23:28 26:117–118 +4 daha Aynı ibare37:76 37:115
Aynı konu17:3
Henüz sınıflandırılmamış11:24 11:25 11:36–37 23:23–30 26:122 +6 daha وَنَصَرۡنَـٰهُ مِنَ ٱلۡقَوۡمِ ٱلَّذِينَ كَذَّبُواْ بِـَٔايَـٰتِنَآۚ إِنَّهُمۡ كَانُواْ قَوۡمَ سَوۡءٍ فَأَغۡرَقۡنَـٰهُمۡ أَجۡمَعِينَ ٧٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ayetlerimizi yalanlayanlara karşı ona yardım etmiştik. Şüphesiz onlar kötü bir toplumdu. Bu yüzden biz de onları topyekun suda boğduk.
İlişkiler9 bağlantı · 3 tür
Paralel7:64 23:28 37:82
Aynı konu29:40 71:28
Henüz sınıflandırılmamış7:40 11:25 26:122 54:9–10
وَدَاوُۥدَ وَسُلَيۡمَـٰنَ إِذۡ يَحۡكُمَانِ فِى ٱلۡحَرۡثِ إِذۡ نَفَشَتۡ فِيهِ غَنَمُ ٱلۡقَوۡمِ وَكُنَّا لِحُكۡمِهِمۡ شَـٰهِدِينَ ٧٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Davud ile Süleyman'ı da hatırla. Hani bir ekin tarlası hakkında hüküm veriyorlardı. Çünkü halkın koyunları o ekine girmişti. Biz de hükümlerine şahit olmuştuk.
İlişkiler11 bağlantı · 4 tür
Paralel34:10–11
Aynı ibare27:15
Aynı konu38:21
Henüz sınıflandırılmamış27:15 27:17 34:10 38:17 38:22–23 +3 daha فَفَهَّمۡنَـٰهَا سُلَيۡمَـٰنَۚ وَكُلًّا ءَاتَيۡنَا حُكۡمًا وَعِلۡمًاۚ وَسَخَّرۡنَا مَعَ دَاوُۥدَ ٱلۡجِبَالَ يُسَبِّحۡنَ وَٱلطَّيۡرَۚ وَكُنَّا فَـٰعِلِينَ ٧٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz hüküm vermeyi Süleyman'a kavratmıştık. Zaten her birine hükümranlık ve ilim vermiştik. Davud ile birlikte, Allah'ı tespih etmeleri için dağları ve kuşları onun emrine verdik. Bunları yapan biz idik.
İlişkiler23 bağlantı · 5 tür
Paralel34:10–11 38:19
Aynı ibare21:74 27:15
Aynı konu27:14–17 27:15 34:10 38:18 38:21 +1 daha Genelleştirir57:1 59:1
Henüz sınıflandırılmamış2:251 17:55 27:15 27:16–28 27:16–17 +6 daha وَعَلَّمۡنَـٰهُ صَنۡعَةَ لَبُوسٍ لَّكُمۡ لِتُحۡصِنَكُم مِّنۢ بَأۡسِكُمۡۖ فَهَلۡ أَنتُمۡ شَـٰكِرُونَ ٨٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bir de Davud'a, sizin için, zırh yapma sanatını öğrettik ki, savaşlarınızda sizi korusun. Şimdi siz şükrediyor musunuz?
İlişkiler16 bağlantı · 6 tür
Açıklar2:251 16:81 34:10
Aynı kök7:165–166
Paralel34:10–11
Aynı ibare27:15
Aynı konu8:60 16:81 38:21
Henüz sınıflandırılmamış5:31 27:15 27:17 34:10–11 34:11 +2 daha وَلِسُلَيۡمَـٰنَ ٱلرِّيحَ عَاصِفَةً تَجۡرِى بِأَمۡرِهِۦٓ إِلَى ٱلۡأَرۡضِ ٱلَّتِى بَـٰرَكۡنَا فِيهَاۚ وَكُنَّا بِكُلِّ شَىۡءٍ عَـٰلِمِينَ ٨١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Süleyman'ın hizmetine de güçlü esen rüzgarı verdik. Rüzgar, onun emriyle içinde bereketler yarattığımız yere eser giderdi. Biz, her şeyi hakkıyla bileniz.
İlişkiler14 bağlantı · 4 tür
Paralel38:36–37
Aynı ibare27:15 34:12 38:36
Aynı konu34:10 38:21
Henüz sınıflandırılmamış2:164 13:38 21:71 22:65 27:14–17 +3 daha Sayfa 329 Enbiya
وَمِنَ ٱلشَّيَـٰطِينِ مَن يَغُوصُونَ لَهُۥ وَيَعۡمَلُونَ عَمَلًا دُونَ ذَٰلِكَۖ وَكُنَّا لَهُمۡ حَـٰفِظِينَ ٨٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bir de şeytanlardan, Süleyman için dalgıçlık eden ve daha bundan başka işler yapanları da onun emrine verdik. Hep onları zapteden bizdik.
İlişkiler16 bağlantı · 4 tür
Paralel34:12 38:36–37 38:37–38
Aynı ibare27:15
Aynı konu2:102 38:21 38:37
Henüz sınıflandırılmamış27:17 34:10–13 34:11 34:13 38:35–38 +4 daha ۞ وَأَيُّوبَ إِذۡ نَادَىٰ رَبَّهُۥٓ أَنِّى مَسَّنِىَ ٱلضُّرُّ وَأَنتَ أَرۡحَمُ ٱلرَّٰحِمِينَ ٨٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Eyyub'u da hatırla. Hani o Rabbine, "Şüphesiz ki ben derde uğradım, sen ise merhametlilerin en merhametlisisin" diye niyaz etmişti.
İlişkiler4 bağlantı · 1 tür
Paralel38:41 38:41–43 38:41–44 38:43
فَٱسۡتَجَبۡنَا لَهُۥ فَكَشَفۡنَا مَا بِهِۦ مِن ضُرٍّۖ وَءَاتَيۡنَـٰهُ أَهۡلَهُۥ وَمِثۡلَهُم مَّعَهُمۡ رَحۡمَةً مِّنۡ عِندِنَا وَذِكۡرَىٰ لِلۡعَـٰبِدِينَ ٨٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz de onun duasını kabul edip kendisinde dert namına ne varsa gidermiştik. Tarafımızdan bir rahmet ve kullukta bulunanlar için de bir ibret olmak üzere ona ailesini ve onlarla beraber bir mislini daha vermiştik.
İlişkiler7 bağlantı · 3 tür
Paralel38:41 38:41–44 38:42–44 38:43
Aynı konu38:41
Henüz sınıflandırılmamış12:34 38:41–43
وَإِسۡمَـٰعِيلَ وَإِدۡرِيسَ وَذَا ٱلۡكِفۡلِۖ كُلٌّ مِّنَ ٱلصَّـٰبِرِينَ ٨٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İsmail'i, İdris'i ve Zülkifl'i de hatırla. Bunların hepsi sabredenlerdendi.
İlişkiler8 bağlantı · 4 tür
Açıklar19:56
Aynı ibare38:48
Aynı konu19:54 19:57
Henüz sınıflandırılmamış3:37 6:84–90 19:56–58 37:123
وَأَدۡخَلۡنَـٰهُمۡ فِى رَحۡمَتِنَآۖ إِنَّهُم مِّنَ ٱلصَّـٰلِحِينَ ٨٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onları da rahmetimizin içine soktuk. Şüphesiz onlar salih kimselerdendi.
İlişkiler5 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare21:75
Aynı konu19:57
Henüz sınıflandırılmamış7:201 22:32 25:63–77
وَذَا ٱلنُّونِ إِذ ذَّهَبَ مُغَـٰضِبًا فَظَنَّ أَن لَّن نَّقۡدِرَ عَلَيۡهِ فَنَادَىٰ فِى ٱلظُّلُمَـٰتِ أَن لَّآ إِلَـٰهَ إِلَّآ أَنتَ سُبۡحَـٰنَكَ إِنِّى كُنتُ مِنَ ٱلظَّـٰلِمِينَ ٨٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Zünnun'u da hatırla. Hani öfkelenerek (halkından ayrılıp) gitmişti de kendisini asla sıkıştırmayacağımızı sanmıştı. Derken karanlıklar içinde, "Senden başka hiçbir ilah yoktur. Seni eksikliklerden uzak tutarım. Ben gerçekten (nefsine) zulmedenlerden oldum" diye dua etti.
İlişkiler25 bağlantı · 5 tür
Açıklar37:142 68:48
Aynı kök54:49–50
Paralel37:139–148 37:139–144 37:140 37:143–144 37:143 +2 daha Aynı konu10:98
Henüz sınıflandırılmamış4:17–18 7:34 10:98 21:88 24:40 +9 daha فَٱسۡتَجَبۡنَا لَهُۥ وَنَجَّيۡنَـٰهُ مِنَ ٱلۡغَمِّۚ وَكَذَٰلِكَ نُـۨجِى ٱلۡمُؤۡمِنِينَ ٨٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz de duasını kabul ettik ve kendisini kederden kurtardık. İşte biz mü'minleri böyle kurtarırız.
İlişkiler19 bağlantı · 6 tür
Devam eder68:50
Aynı kök29:24
Paralel37:139–148 37:143–144 68:48 68:49
Aynı ibare10:103
Aynı konu10:98 30:47 37:139–142 40:51 68:48
Henüz sınıflandırılmamış7:34 8:9 12:110 21:87 37:139 +2 daha وَزَكَرِيَّآ إِذۡ نَادَىٰ رَبَّهُۥ رَبِّ لَا تَذَرۡنِى فَرۡدًا وَأَنتَ خَيۡرُ ٱلۡوَٰرِثِينَ ٨٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Zekeriya'yı da hatırla. Hani o, Rabbine, "Rabbim! Beni tek başıma bırakma. Sen varislerin en hayırlısısın" diye dua etmişti.
İlişkiler21 bağlantı · 5 tür
Açıklar19:3–6
Devam eder21:90
Paralel3:35–41 3:38 19:2–15 19:5 19:6 +3 daha Aynı konu19:2 19:10 19:11 19:12 19:13
Henüz sınıflandırılmamış3:37–41 3:41 19:2 19:4 19:5–7 +1 daha فَٱسۡتَجَبۡنَا لَهُۥ وَوَهَبۡنَا لَهُۥ يَحۡيَىٰ وَأَصۡلَحۡنَا لَهُۥ زَوۡجَهُۥٓۚ إِنَّهُمۡ كَانُواْ يُسَـٰرِعُونَ فِى ٱلۡخَيۡرَٰتِ وَيَدۡعُونَنَا رَغَبًا وَرَهَبًاۖ وَكَانُواْ لَنَا خَـٰشِعِينَ ٩٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz de onun duasını kabul ettik ve kendisine Yahya'yı bağışladık. Eşini de kendisi için, (doğurmaya) elverişli kıldık. Onlar gerçekten hayır işlerinde yarışırlar, (rahmetimizi) umarak ve (azabımızdan) korkarak bize dua ederlerdi. Onlar bize derin saygı duyan kimselerdi.
İlişkiler27 bağlantı · 4 tür
Devam eder21:89
Paralel3:39 3:40 19:2–11 19:5 19:6 +3 daha Aynı konu19:2 19:10 19:11 19:12 19:13 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış3:35–41 3:37–41 3:41 7:56 7:116 +7 daha Sayfa 330 Enbiya
وَٱلَّتِىٓ أَحۡصَنَتۡ فَرۡجَهَا فَنَفَخۡنَا فِيهَا مِن رُّوحِنَا وَجَعَلۡنَـٰهَا وَٱبۡنَهَآ ءَايَةً لِّلۡعَـٰلَمِينَ ٩١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Irzını korumuş olan kadını da (Meryem'i de) hatırla. Ona ruhumuzdan üflemiştik. Kendisini de, oğlunu da alemlere (kudretimizi gösteren) birer delil yapmıştık.
İlişkiler22 bağlantı · 5 tür
Açıklar19:16
Paralel3:35–45 19:16–21 19:17–29
Aynı ibare23:52 66:12
Aynı konu3:35 3:44 4:171 23:50
Henüz sınıflandırılmamış3:36 3:45–47 4:24 4:156 5:5 +7 daha إِنَّ هَـٰذِهِۦٓ أُمَّتُكُمۡ أُمَّةً وَٰحِدَةً وَأَنَا۠ رَبُّكُمۡ فَٱعۡبُدُونِ ٩٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz bu (İslam), tek ümmet (din) olarak sizin ümmetiniz (dininiz)dir. Ben de Rabbinizim. Onun için sadece bana kulluk edin.
İlişkiler17 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare2:213 5:48 10:19 23:52 23:52–56 +1 daha Aynı konu6:159 16:36 19:37 30:32 43:65
Henüz sınıflandırılmamış3:52 3:103 4:26 16:93 30:32 +1 daha وَتَقَطَّعُوٓاْ أَمۡرَهُم بَيۡنَهُمۡۖ كُلٌّ إِلَيۡنَا رَٰجِعُونَ ٩٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(İnsanlar) işlerini kendi aralarında parça parça ettiler. Hepsi de ancak bize dönecekler.
İlişkiler15 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare23:52–53 23:52 23:53
Aynı konu2:213 3:105 6:159 19:36–37 19:37 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış3:103 5:38 11:118–119
فَمَن يَعۡمَلۡ مِنَ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ وَهُوَ مُؤۡمِنٌ فَلَا كُفۡرَانَ لِسَعۡيِهِۦ وَإِنَّا لَهُۥ كَـٰتِبُونَ ٩٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şu halde, kim mü'min olarak bir salih amel işlerse, çalışması asla inkar edilmez. Şüphesiz biz onu yazmaktayız.
İlişkiler30 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare4:124 20:112
Aynı konu3:195 7:170 9:120 16:97 18:30 +8 daha Henüz sınıflandırılmamış3:53 3:103 3:181 4:81 9:105 +10 daha وَحَرَٰمٌ عَلَىٰ قَرۡيَةٍ أَهۡلَكۡنَـٰهَآ أَنَّهُمۡ لَا يَرۡجِعُونَ ٩٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Helak ettiğimiz bir memleket halkının bize dönmemeleri imkansızdır.
İlişkiler10 bağlantı · 2 tür
Aynı konu6:26–28 36:31 39:58 42:44
Henüz sınıflandırılmamış7:34 18:59 18:94 22:19 23:99 +1 daha حَتَّىٰٓ إِذَا فُتِحَتۡ يَأۡجُوجُ وَمَأۡجُوجُ وَهُم مِّن كُلِّ حَدَبٍ يَنسِلُونَ ٩٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Nihayet Ye'cüc ve Me'cüc'ün önü açıldığı zaman her tepeden akın ederler.
İlişkiler11 bağlantı · 6 tür
Açıklar18:98
Devam eder21:97
Aynı kök36:51
Paralel18:94–99
Aynı ibare18:94
Henüz sınıflandırılmamış9:33 18:83–99 18:94 41:53 48:28 +1 daha وَٱقۡتَرَبَ ٱلۡوَعۡدُ ٱلۡحَقُّ فَإِذَا هِىَ شَـٰخِصَةٌ أَبۡصَـٰرُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ يَـٰوَيۡلَنَا قَدۡ كُنَّا فِى غَفۡلَةٍ مِّنۡ هَـٰذَا بَلۡ كُنَّا ظَـٰلِمِينَ ٩٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Gerçek vaad (kıyametin kopması) yaklaşır, bir de bakarsın inkar edenlerin gözleri açılıp donakalmıştır. "Eyvah bizlere! Doğrusu biz bundan gafildik. Hatta biz zalim kimselermişiz" derler.
İlişkiler17 bağlantı · 4 tür
Devam eder21:96
Aynı ibare18:94 50:22
Aynı konu14:42 19:39 21:1 22:2
Henüz sınıflandırılmamış8:59 9:33 15:87 18:83–101 22:1–2 +5 daha إِنَّكُمۡ وَمَا تَعۡبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ حَصَبُ جَهَنَّمَ أَنتُمۡ لَهَا وَٰرِدُونَ ٩٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hiç şüphesiz siz ve Allah'tan başka kulluk ettikleriniz cehennem odunusunuz. Siz oraya varacaksınız.
İlişkiler10 bağlantı · 3 tür
Paralel37:22
Aynı konu2:24 3:10 46:6 66:6
Henüz sınıflandırılmamış19:71 34:31–33 39:64 43:57 43:58
لَوۡ كَانَ هَـٰٓؤُلَآءِ ءَالِهَةً مَّا وَرَدُوهَاۖ وَكُلٌّ فِيهَا خَـٰلِدُونَ ٩٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Eğer onlar ilah olsalardı oraya varmazlardı. Halbuki hepsi orada ebedi kalacaklardır.
İlişkiler11 bağlantı · 1 tür
Henüz sınıflandırılmamış2:39 2:255 3:2 4:168 4:169 +6 daha لَهُمۡ فِيهَا زَفِيرٌ وَهُمۡ فِيهَا لَا يَسۡمَعُونَ ١٠٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onların orada derin bir iç çekişleri vardır! Onlar orada hiçbir şey işitmezler.
İlişkiler5 bağlantı · 1 tür
Henüz sınıflandırılmamış11:106 19:71 25:12–14 35:37 40:47–50
إِنَّ ٱلَّذِينَ سَبَقَتۡ لَهُم مِّنَّا ٱلۡحُسۡنَىٰٓ أُوْلَـٰٓئِكَ عَنۡهَا مُبۡعَدُونَ ١٠١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz kendileri için tarafımızdan en güzel mükafat hazırlanmış olanlar var ya; işte bunlar cehennemden uzaklaştırılmışlardır.
İlişkiler30 bağlantı · 3 tür
Aynı kök4:95
Aynı konu7:49 19:71 19:72 39:74 41:31 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış2:277 4:31 7:35 9:30 10:62 +17 daha Sayfa 331 Enbiya
لَا يَسۡمَعُونَ حَسِيسَهَاۖ وَهُمۡ فِى مَا ٱشۡتَهَتۡ أَنفُسُهُمۡ خَـٰلِدُونَ ١٠٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar cehennemin hışıltısını bile duymazlar. Canlarının istediği nimetler içinde ebedi olarak kalırlar.
İlişkiler27 bağlantı · 2 tür
Aynı konu7:49 19:71 19:72 25:12 39:74 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış2:25 2:277 16:32 19:58–65 19:71 +14 daha لَا يَحۡزُنُهُمُ ٱلۡفَزَعُ ٱلۡأَكۡبَرُ وَتَتَلَقَّىٰهُمُ ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةُ هَـٰذَا يَوۡمُكُمُ ٱلَّذِى كُنتُمۡ تُوعَدُونَ ١٠٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
En büyük korku bile onları tasalandırmaz ve melekler onları, "İşte bu, size vaad edilen (mutlu) gününüzdür" diyerek karşılarlar.
İlişkiler31 bağlantı · 3 tür
Aynı kök34:51 85:2
Aynı konu3:193–195 7:49 13:23 16:32 19:72 +5 daha Henüz sınıflandırılmamış2:277 7:43 10:64 16:32 19:71 +14 daha يَوۡمَ نَطۡوِى ٱلسَّمَآءَ كَطَىِّ ٱلسِّجِلِّ لِلۡكُتُبِۚ كَمَا بَدَأۡنَآ أَوَّلَ خَلۡقٍ نُّعِيدُهُۥۚ وَعۡدًا عَلَيۡنَآۚ إِنَّا كُنَّا فَـٰعِلِينَ ١٠٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yazılı kağıt tomarlarının dürülmesi gibi göğü düreceğimiz günü düşün. Başlangıçta ilk yaratmayı nasıl yaptıysak, -üzerimize aldığımız bir vaad olarak- onu yine yapacağız. Biz bunu muhakkak yapacağız.
İlişkiler32 bağlantı · 2 tür
Aynı konu2:21 7:29 10:34 30:11 30:27 +5 daha Henüz sınıflandırılmamış2:213 2:277 4:82 6:79 6:102 +17 daha وَلَقَدۡ كَتَبۡنَا فِى ٱلزَّبُورِ مِنۢ بَعۡدِ ٱلذِّكۡرِ أَنَّ ٱلۡأَرۡضَ يَرِثُهَا عِبَادِىَ ٱلصَّـٰلِحُونَ ١٠٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun, Zikir'den (Tevrat'tan) sonra Zebur'da da, "Yere muhakkak benim iyi kullarım varis olacaktır" diye yazmıştık.
İlişkiler30 bağlantı · 5 tür
Açıklar39:74
Aynı kök16:44 23:10
Aynı konu7:128 7:129 24:55 24:55–57 28:5 +3 daha Genelleştirir7:137
Henüz sınıflandırılmamış3:81 4:163 9:39 14:13 14:14 +13 daha إِنَّ فِى هَـٰذَا لَبَلَـٰغًا لِّقَوۡمٍ عَـٰبِدِينَ ١٠٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz bunda Allah'a kulluk eden bir toplum için yeterli bir mesaj vardır.
İlişkiler4 bağlantı · 2 tür
Aynı kök14:52
Henüz sınıflandırılmamış15:26 20:117 46:15
وَمَآ أَرۡسَلۡنَـٰكَ إِلَّا رَحۡمَةً لِّلۡعَـٰلَمِينَ ١٠٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Ey Muhammed!) Seni ancak alemlere rahmet olarak gönderdik.
İlişkiler31 bağlantı · 2 tür
Aynı konu4:79 7:158 9:61 10:57–58 16:64 +8 daha Henüz sınıflandırılmamış1:2 2:142 2:144 4:80 6:19 +13 daha قُلۡ إِنَّمَا يُوحَىٰٓ إِلَىَّ أَنَّمَآ إِلَـٰهُكُمۡ إِلَـٰهٌ وَٰحِدٌۖ فَهَلۡ أَنتُم مُّسۡلِمُونَ ١٠٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
De ki: "Bana ancak, ilahınızın yalnızca bir tek ilah olduğu vahyolunuyor. Artık müslüman oluyor musunuz?"
İlişkiler11 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare18:110 41:6
Aynı konu11:12–14 11:14
Henüz sınıflandırılmamış6:14 20:98 21:25 22:34 37:4 +2 daha فَإِن تَوَلَّوۡاْ فَقُلۡ ءَاذَنتُكُمۡ عَلَىٰ سَوَآءٍۖ وَإِنۡ أَدۡرِىٓ أَقَرِيبٌ أَم بَعِيدٌ مَّا تُوعَدُونَ ١٠٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Eğer yüz çevirirlerse, de ki: "(Bana emrolunanı, ayırım yapmadan) size eşit olarak bildirdim. Tehdit edildiğiniz şey yakın mı yoksa uzak mı, bilmiyorum."
İlişkiler21 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare72:25
Aynı konu16:77 21:111 43:85 67:23–30 79:42 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış7:187 7:188 11:57 20:15 22:25 +9 daha إِنَّهُۥ يَعۡلَمُ ٱلۡجَهۡرَ مِنَ ٱلۡقَوۡلِ وَيَعۡلَمُ مَا تَكۡتُمُونَ ١١٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Şüphesiz, Allah sözün açığa vurulanını da bilir, gizlediğinizi de bilir."
İlişkiler17 bağlantı · 4 tür
Açıklar50:16
Aynı kök24:29
Aynı konu2:33 13:9–10 20:7 21:4
Henüz sınıflandırılmamış2:76–77 3:29 5:99 6:3 16:19 +6 daha وَإِنۡ أَدۡرِى لَعَلَّهُۥ فِتۡنَةٌ لَّكُمۡ وَمَتَـٰعٌ إِلَىٰ حِينٍ ١١١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Bilmem! Belki bu (mühlet) sizin için bir imtihan ve bir vakte kadar yararlanmadır."
İlişkiler6 bağlantı · 3 tür
Aynı kök21:35
Aynı konu21:109 35:45
Henüz sınıflandırılmamış18:57–58 20:82 29:2
قَـٰلَ رَبِّ ٱحۡكُم بِٱلۡحَقِّۗ وَرَبُّنَا ٱلرَّحۡمَـٰنُ ٱلۡمُسۡتَعَانُ عَلَىٰ مَا تَصِفُونَ ١١٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Peygamber), "Ey Rabbim! Hak ile hüküm ver. Bizim Rabbimiz, sizin nitelemelerinize karşı yardımı istenecek olan Rahman'dır" dedi.
İlişkiler8 bağlantı · 3 tür
Aynı kök1:5
Aynı ibare12:18
Henüz sınıflandırılmamış3:185 4:40 7:89 30:47 34:26 +1 daha