İçeriğe geç
Linked QuranBırak Kuran kendini açıklasın
Ayete git

Sureler yükleniyor…

Enbiya

al-Anbiya` · Nebiler · 112 ayet

Enbiya
Sayfaya git

Bu sure 322–331. sayfalarda.

Ayete git

Sureler yükleniyor…

21:1

بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِBu sure besmeleyle başlar (ayet sayılmaz).

ٱقۡتَرَبَ لِلنَّاسِ حِسَابُهُمۡ وَهُمۡ فِى غَفۡلَةٍ مُّعۡرِضُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İnsanların hesaba çekilmeleri yaklaştı. Halbuki onlar gaflet içinde yüz çevirmekteler.

İlişkiler21 bağlantı · 3 tür

Aynı ibare
Aynı konu+4 daha
Henüz sınıflandırılmamış+6 daha
21:2

مَا يَأۡتِيهِم مِّن ذِكۡرٍ مِّن رَّبِّهِم مُّحۡدَثٍ إِلَّا ٱسۡتَمَعُوهُ وَهُمۡ يَلۡعَبُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(2-3) Rab'lerinden kendilerine yeni bir öğüt (bir uyarı) gelmez ki, onlar mutlaka onu alaya alarak, kalpleri de gaflette olarak dinlemesinler. O zulmedenler gizlice şöyle konuştular: "Bu da ancak sizin gibi bir insan. Şimdi siz göz göre göre sihre mi kapılacaksınız?"

İlişkiler35 bağlantı · 3 tür

Aynı ibare
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+24 daha
21:3

لَاهِيَةً قُلُوبُهُمۡۗ وَأَسَرُّواْ ٱلنَّجۡوَى ٱلَّذِينَ ظَلَمُواْ هَلۡ هَـٰذَآ إِلَّا بَشَرٌ مِّثۡلُكُمۡۖ أَفَتَأۡتُونَ ٱلسِّحۡرَ وَأَنتُمۡ تُبۡصِرُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(2-3) Rab'lerinden kendilerine yeni bir öğüt (bir uyarı) gelmez ki, onlar mutlaka onu alaya alarak, kalpleri de gaflette olarak dinlemesinler. O zulmedenler gizlice şöyle konuştular: "Bu da ancak sizin gibi bir insan. Şimdi siz göz göre göre sihre mi kapılacaksınız?"

İlişkiler41 bağlantı · 3 tür

Aynı ibare
Aynı konu+10 daha
Henüz sınıflandırılmamış+18 daha
21:4

قَالَ رَبِّى يَعۡلَمُ ٱلۡقَوۡلَ فِى ٱلسَّمَآءِ وَٱلۡأَرۡضِۖ وَهُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلۡعَلِيمُ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Peygamber, onlara dedi ki: "Rabbim yerdeki ve gökteki her sözü bilir. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir."

İlişkiler13 bağlantı · 3 tür

Aynı ibare
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+2 daha
21:5

بَلۡ قَالُوٓاْ أَضۡغَـٰثُ أَحۡلَـٰمِۭ بَلِ ٱفۡتَرَىٰهُ بَلۡ هُوَ شَاعِرٌ فَلۡيَأۡتِنَا بِـَٔايَةٍ كَمَآ أُرۡسِلَ ٱلۡأَوَّلُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar, "Hayır, bunlar karma karışık yalancı düşlerdir. Hayır, onu kendisi uydurdu; hayır, o bir şairdir. Eğer böyle değilse, önceki peygamberlerin (mucizelerle) gönderildikleri gibi o da bize bir mucize getirsin" dediler.

İlişkiler49 bağlantı · 6 tür

Açıklar
Karşıtlık
Aynı kök
Aynı ibare
Aynı konu+16 daha
Henüz sınıflandırılmamış+15 daha
21:6

مَآ ءَامَنَتۡ قَبۡلَهُم مِّن قَرۡيَةٍ أَهۡلَكۡنَـٰهَآۖ أَفَهُمۡ يُؤۡمِنُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlardan önce helak ettiğimiz hiçbir memleket halkı iman etmedi de şimdi bunlar mı iman edecekler?

İlişkiler9 bağlantı · 3 tür

Devam eder
Aynı konu+1 daha
Henüz sınıflandırılmamış
21:7

وَمَآ أَرۡسَلۡنَا قَبۡلَكَ إِلَّا رِجَالًا نُّوحِىٓ إِلَيۡهِمۡۖ فَسۡـَٔلُوٓاْ أَهۡلَ ٱلذِّكۡرِ إِن كُنتُمۡ لَا تَعۡلَمُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Senden önce de ancak kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber gönderdik. Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun.

İlişkiler15 bağlantı · 4 tür

Açıklar
Aynı ibare
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+1 daha
21:8

وَمَا جَعَلۡنَـٰهُمۡ جَسَدًا لَّا يَأۡكُلُونَ ٱلطَّعَامَ وَمَا كَانُواْ خَـٰلِدِينَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz, onları yemek yemez bir beden yapısında yaratmadık. Onlar ölümsüz de değillerdi.

İlişkiler13 bağlantı · 3 tür

Aynı ibare
Aynı konu+2 daha
Henüz sınıflandırılmamış
21:9

ثُمَّ صَدَقۡنَـٰهُمُ ٱلۡوَعۡدَ فَأَنجَيۡنَـٰهُمۡ وَمَن نَّشَآءُ وَأَهۡلَكۡنَا ٱلۡمُسۡرِفِينَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sonra onlara verdiğimiz sözü yerine getirdik. Kendilerini ve dilediğimiz kimseleri kurtardık. Haddi aşanları ise helak ettik.

İlişkiler8 bağlantı · 2 tür

Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış

لَقَدۡ أَنزَلۡنَآ إِلَيۡكُمۡ كِتَـٰبًا فِيهِ ذِكۡرُكُمۡۖ أَفَلَا تَعۡقِلُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun, size öyle bir kitap indirdik ki sizin bütün şeref ve şanınız ondadır. Hala aklınızı kullanmayacak mısınız?

İlişkiler25 bağlantı · 2 tür

Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+15 daha

Sayfa 323 Enbiya

وَكَمۡ قَصَمۡنَا مِن قَرۡيَةٍ كَانَتۡ ظَالِمَةً وَأَنشَأۡنَا بَعۡدَهَا قَوۡمًا ءَاخَرِينَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz zulmetmekte olan nice memleketleri kırıp geçirdik ve onlardan sonra başka başka toplumlar meydana getirdik.

İlişkiler31 bağlantı · 4 tür

Devam eder
Aynı ibare
Aynı konu+18 daha
Henüz sınıflandırılmamış+1 daha

فَلَمَّآ أَحَسُّواْ بَأۡسَنَآ إِذَا هُم مِّنۡهَا يَرۡكُضُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar azabımızı hissedince, hemen oradan süratle kaçıyorlardı.

İlişkiler7 bağlantı · 2 tür

Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış

لَا تَرۡكُضُواْ وَٱرۡجِعُوٓاْ إِلَىٰ مَآ أُتۡرِفۡتُمۡ فِيهِ وَمَسَـٰكِنِكُمۡ لَعَلَّكُمۡ تُسۡـَٔلُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlara, "Kaçmayın, o içinde şımartıldığınız bolluğa ve yurtlarınıza dönün. Çünkü sorulacaksınız" denildi.

İlişkiler9 bağlantı · 3 tür

Aynı kök
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış

قَالُواْ يَـٰوَيۡلَنَآ إِنَّا كُنَّا ظَـٰلِمِينَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Eyvah bizlere! Bizler gerçekten zalim kimseler idik" dediler.

İlişkiler8 bağlantı · 2 tür

Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış

فَمَا زَالَت تِّلۡكَ دَعۡوَىٰهُمۡ حَتَّىٰ جَعَلۡنَـٰهُمۡ حَصِيدًا خَـٰمِدِينَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz onları biçilmiş ekin, sönmüş ateş gibi yapıncaya kadar bu feryatları devam etti.

İlişkiler8 bağlantı · 4 tür

Aynı kök
Aynı ibare
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış

وَمَا خَلَقۡنَا ٱلسَّمَآءَ وَٱلۡأَرۡضَ وَمَا بَيۡنَهُمَا لَـٰعِبِينَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz yeri, göğü ve arasındakileri oyun olsun diye yaratmadık.

İlişkiler22 bağlantı · 5 tür

Devam eder
Aynı kök
Aynı ibare
Aynı konu+2 daha
Henüz sınıflandırılmamış+5 daha

لَوۡ أَرَدۡنَآ أَن نَّتَّخِذَ لَهۡوًا لَّٱتَّخَذۡنَـٰهُ مِن لَّدُنَّآ إِن كُنَّا فَـٰعِلِينَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Eğer bir eğlence edinmek isteseydik, onu kendi katımızdan edinirdik. Yapacak olsaydık böyle yapardık.

İlişkiler8 bağlantı · 4 tür

Devam eder
Aynı ibare
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış

بَلۡ نَقۡذِفُ بِٱلۡحَقِّ عَلَى ٱلۡبَـٰطِلِ فَيَدۡمَغُهُۥ فَإِذَا هُوَ زَاهِقٌۚ وَلَكُمُ ٱلۡوَيۡلُ مِمَّا تَصِفُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hayır, biz hakkı batılın üzerine atarız da beynini parçalar. Bir de bakarsın yok olup gitmiş. Allah'a karşı yakıştırdığınız nitelemelerden ötürü yazıklar olsun size!

İlişkiler27 bağlantı · 4 tür

Aynı kök
Aynı ibare
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+14 daha

وَلَهُۥ مَن فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۚ وَمَنۡ عِندَهُۥ لَا يَسۡتَكۡبِرُونَ عَنۡ عِبَادَتِهِۦ وَلَا يَسۡتَحۡسِرُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Göklerde ve yerde kim varsa hep O'nundur. O'nun katındakiler, ne O'na ibadetten çekinir (ve büyüklenir) ne de yorgunluk (ve bıkkınlık) duyarlar.

İlişkiler18 bağlantı · 4 tür

Devam eder
Aynı ibare
Aynı konu+3 daha
Henüz sınıflandırılmamış+1 daha

يُسَبِّحُونَ ٱلَّيۡلَ وَٱلنَّهَارَ لَا يَفۡتُرُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hiç ara vermeksizin gece gündüz tespih ederler.

İlişkiler15 bağlantı · 3 tür

Devam eder
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+6 daha

أَمِ ٱتَّخَذُوٓاْ ءَالِهَةً مِّنَ ٱلۡأَرۡضِ هُمۡ يُنشِرُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yoksa yerden, ölüleri diriltebilecek birtakım ilahlar mı edindiler?

İlişkiler14 bağlantı · 2 tür

Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+7 daha

لَوۡ كَانَ فِيهِمَآ ءَالِهَةٌ إِلَّا ٱللَّهُ لَفَسَدَتَاۚ فَسُبۡحَـٰنَ ٱللَّهِ رَبِّ ٱلۡعَرۡشِ عَمَّا يَصِفُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Eğer yerde ve gökte Allah'tan başka ilahlar olsaydı, kesinlikle ikisinin de düzeni bozulurdu. Demek ki, Arş'ın Rabbi Allah, onların nitelemelerinden uzaktır, yücedir.

İlişkiler20 bağlantı · 4 tür

Aynı hüküm
Aynı ibare
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+10 daha

لَا يُسۡـَٔلُ عَمَّا يَفۡعَلُ وَهُمۡ يُسۡـَٔلُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O, yaptığından dolayı sorgulanamaz fakat onlar sorgulanırlar.

İlişkiler10 bağlantı · 1 tür

Henüz sınıflandırılmamış+5 daha

أَمِ ٱتَّخَذُواْ مِن دُونِهِۦٓ ءَالِهَةًۖ قُلۡ هَاتُواْ بُرۡهَـٰنَكُمۡۖ هَـٰذَا ذِكۡرُ مَن مَّعِىَ وَذِكۡرُ مَن قَبۡلِىۗ بَلۡ أَكۡثَرُهُمۡ لَا يَعۡلَمُونَ ٱلۡحَقَّۖ فَهُم مُّعۡرِضُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yoksa ondan başka ilahlar mı edindiler? De ki: "Haydi getirin delilinizi! İşte benimle beraber olanların kitabı ve işte benden öncekilerin kitabı (Hiçbirinde birden fazla ilah olduğuna dair hiçbir delil yok). Şüphesiz çokları hakkı bilmezler de bu sebeple yüz çevirirler."

İlişkiler42 bağlantı · 4 tür

Aynı kök
Aynı ibare
Aynı konu+11 daha
Henüz sınıflandırılmamış+19 daha

Sayfa 324 Enbiya

وَمَآ أَرۡسَلۡنَا مِن قَبۡلِكَ مِن رَّسُولٍ إِلَّا نُوحِىٓ إِلَيۡهِ أَنَّهُۥ لَآ إِلَـٰهَ إِلَّآ أَنَا۠ فَٱعۡبُدُونِ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberlere, "Şüphesiz, benden başka hiçbir ilah yoktur. Öyleyse bana ibadet edin" diye vahyetmişizdir.

İlişkiler21 bağlantı · 4 tür

Aynı ibare
Aynı konu
Genelleştirir
Henüz sınıflandırılmamış+7 daha

وَقَالُواْ ٱتَّخَذَ ٱلرَّحۡمَـٰنُ وَلَدًاۗ سُبۡحَـٰنَهُۥۚ بَلۡ عِبَادٌ مُّكۡرَمُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Böyle iken) "Rahman, çocuk edindi" dediler. O, böyle şeylerden uzaktır, yücedir. Hayır, (evlat diye niteledikleri) o melekler ikrama erdirilmiş kullardır.

İlişkiler30 bağlantı · 3 tür

Aynı ibare+2 daha
Aynı konu+10 daha
Henüz sınıflandırılmamış+3 daha

لَا يَسۡبِقُونَهُۥ بِٱلۡقَوۡلِ وَهُم بِأَمۡرِهِۦ يَعۡمَلُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar Allah'tan önce söz söylemezler ve hep O'nun emriyle iş görürler.

İlişkiler18 bağlantı · 3 tür

Devam eder
Aynı konu+3 daha
Henüz sınıflandırılmamış+4 daha

يَعۡلَمُ مَا بَيۡنَ أَيۡدِيهِمۡ وَمَا خَلۡفَهُمۡ وَلَا يَشۡفَعُونَ إِلَّا لِمَنِ ٱرۡتَضَىٰ وَهُم مِّنۡ خَشۡيَتِهِۦ مُشۡفِقُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, onların önlerindekini de arkalarındakini de (yaptıklarını da yapacaklarını da) bilir. Onlar, O'nun razı olduğu kimselerden başkasına şefaat etmezler ve hepsi O'nun korkusuyla titrerler.

İlişkiler29 bağlantı · 7 tür

Devam eder
Sınırlandırır
Aynı kök
Aynı hüküm
Aynı ibare
Aynı konu+6 daha
Henüz sınıflandırılmamış+5 daha

۞ وَمَن يَقُلۡ مِنۡهُمۡ إِنِّىٓ إِلَـٰهٌ مِّن دُونِهِۦ فَذَٰلِكَ نَجۡزِيهِ جَهَنَّمَۚ كَذَٰلِكَ نَجۡزِى ٱلظَّـٰلِمِينَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İçlerinden her kim, "Allah'tan başka ben de şüphesiz bir ilahım" derse, böylesini cehennemle cezalandırırız. İşte biz zalimleri böyle cezalandırırız.

İlişkiler16 bağlantı · 2 tür

Aynı konu+1 daha
Henüz sınıflandırılmamış+5 daha

أَوَلَمۡ يَرَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓاْ أَنَّ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ كَانَتَا رَتۡقًا فَفَتَقۡنَـٰهُمَاۖ وَجَعَلۡنَا مِنَ ٱلۡمَآءِ كُلَّ شَىۡءٍ حَىٍّۖ أَفَلَا يُؤۡمِنُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İnkar edenler, göklerle yer bitişikken, bizim onları ayırdığımızı ve diri olan her şeyi sudan meydana getirdiğimizi görmediler mi? Hala inanmayacaklar mı?

İlişkiler28 bağlantı · 2 tür

Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+20 daha

وَجَعَلۡنَا فِى ٱلۡأَرۡضِ رَوَٰسِىَ أَن تَمِيدَ بِهِمۡ وَجَعَلۡنَا فِيهَا فِجَاجًا سُبُلًا لَّعَلَّهُمۡ يَهۡتَدُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onları sarsmasın diye yere de sabit dağlar yerleştirdik ve (varacakları yere) yol bulabilsinler diye ondan geçitler, yollar meydana getirdik.

İlişkiler17 bağlantı · 3 tür

Aynı ibare
Aynı konu+1 daha
Henüz sınıflandırılmamış+1 daha

وَجَعَلۡنَا ٱلسَّمَآءَ سَقۡفًا مَّحۡفُوظًاۖ وَهُمۡ عَنۡ ءَايَـٰتِهَا مُعۡرِضُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Gökyüzünü de korunmuş bir tavan yaptık. Onlar ise oradaki, (Allah'ın varlığını gösteren) delillerden yüz çevirmektedirler.

İlişkiler15 bağlantı · 4 tür

Açıklar
Aynı kök
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+4 daha

وَهُوَ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلَّيۡلَ وَٱلنَّهَارَ وَٱلشَّمۡسَ وَٱلۡقَمَرَۖ كُلٌّ فِى فَلَكٍ يَسۡبَحُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O, geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratandır. Her biri bir yörüngede yüzmektedirler.

İlişkiler11 bağlantı · 4 tür

Aynı kök
Aynı ibare
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış

وَمَا جَعَلۡنَا لِبَشَرٍ مِّن قَبۡلِكَ ٱلۡخُلۡدَۖ أَفَإِيْن مِّتَّ فَهُمُ ٱلۡخَـٰلِدُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz, senden önce de hiçbir beşere ölümsüzlük vermedik. Şimdi sen ölürsen, onlar ebedi mi kalacaklar?

İlişkiler16 bağlantı · 4 tür

Aynı ibare
Aynı konu+2 daha
Genelleştirir
Henüz sınıflandırılmamış+2 daha

كُلُّ نَفۡسٍ ذَآئِقَةُ ٱلۡمَوۡتِۗ وَنَبۡلُوكُم بِٱلشَّرِّ وَٱلۡخَيۡرِ فِتۡنَةًۖ وَإِلَيۡنَا تُرۡجَعُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Her nefis ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak hayır ile de şer ile de deniyoruz. Ancak bize döndürüleceksiniz.

İlişkiler38 bağlantı · 5 tür

Aynı kök
Aynı ibare
Aynı konu+6 daha
Genelleştirir
Henüz sınıflandırılmamış+16 daha

Sayfa 325 Enbiya

وَإِذَا رَءَاكَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓاْ إِن يَتَّخِذُونَكَ إِلَّا هُزُوًا أَهَـٰذَا ٱلَّذِى يَذۡكُرُ ءَالِهَتَكُمۡ وَهُم بِذِكۡرِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ هُمۡ كَـٰفِرُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İnkar edenler seni gördükleri zaman ancak alaya alırlar. "Bu mu ilahlarınızı diline dolayan?" derler. Halbuki kendileri Rahman'ın kitabını inkar ediyorlar.

İlişkiler8 bağlantı · 3 tür

Aynı ibare
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış

خُلِقَ ٱلۡإِنسَـٰنُ مِنۡ عَجَلٍۚ سَأُوْرِيكُمۡ ءَايَـٰتِى فَلَا تَسۡتَعۡجِلُونِ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İnsan çok aceleci (tez canlı) yaratılmıştır. Size yakında ayetlerimi göstereceğim. Şimdi acele etmeyin.

İlişkiler25 bağlantı · 4 tür

Açıklar
Aynı ibare
Aynı konu+11 daha
Henüz sınıflandırılmamış+2 daha

وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هَـٰذَا ٱلۡوَعۡدُ إِن كُنتُمۡ صَـٰدِقِينَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bir de "Eğer doğru söyleyenler iseniz, bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?" diyorlar.

İlişkiler21 bağlantı · 3 tür

Aynı ibare+1 daha
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+5 daha

لَوۡ يَعۡلَمُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ حِينَ لَا يَكُفُّونَ عَن وُجُوهِهِمُ ٱلنَّارَ وَلَا عَن ظُهُورِهِمۡ وَلَا هُمۡ يُنصَرُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İnkar edenler, yüzlerinden ve sırtlarından ateşi savamayacakları ve hiçbir yardım da görmeyecekleri vakti bir bilseler!

İlişkiler22 bağlantı · 3 tür

Aynı ibare
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+11 daha

بَلۡ تَأۡتِيهِم بَغۡتَةً فَتَبۡهَتُهُمۡ فَلَا يَسۡتَطِيعُونَ رَدَّهَا وَلَا هُمۡ يُنظَرُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz o (tehdit edildikleri azap) onlara ansızın gelecek de kendilerini şaşkınlıktan dondurup bırakacak. Artık ne onu geri çevirmeye güçleri yetecek, ne de kendilerine göz açtırılacak.

İlişkiler18 bağlantı · 3 tür

Aynı ibare
Aynı konu+1 daha
Henüz sınıflandırılmamış+5 daha

وَلَقَدِ ٱسۡتُهۡزِئَ بِرُسُلٍ مِّن قَبۡلِكَ فَحَاقَ بِٱلَّذِينَ سَخِرُواْ مِنۡهُم مَّا كَانُواْ بِهِۦ يَسۡتَهۡزِءُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun, senden önce de birçok peygamberle alay edildi de içlerinden alay edenleri, o alaya aldıkları şey kuşatıverdi.

İlişkiler16 bağlantı · 3 tür

Aynı ibare
Aynı konu+1 daha
Henüz sınıflandırılmamış+3 daha

قُلۡ مَن يَكۡلَؤُكُم بِٱلَّيۡلِ وَٱلنَّهَارِ مِنَ ٱلرَّحۡمَـٰنِۗ بَلۡ هُمۡ عَن ذِكۡرِ رَبِّهِم مُّعۡرِضُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Ey Muhammed!) De ki: "(Size azab edecek olsa) gece ve gündüz Rahman'ın azabından sizi kim koruyacak?" Öyle iken onlar Rablerinin zikrinden yüz çevirmekteler.

İlişkiler18 bağlantı · 2 tür

Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+8 daha

أَمۡ لَهُمۡ ءَالِهَةٌ تَمۡنَعُهُم مِّن دُونِنَاۚ لَا يَسۡتَطِيعُونَ نَصۡرَ أَنفُسِهِمۡ وَلَا هُم مِّنَّا يُصۡحَبُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yoksa bizim dışımızda onları koruyacak ilahları mı var? O ilah edindikleri nesneler kendilerine bile yardım edemezler. Zaten onlar bizden de yardım görmezler.

İlişkiler8 bağlantı · 3 tür

Aynı ibare
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış

بَلۡ مَتَّعۡنَا هَـٰٓؤُلَآءِ وَءَابَآءَهُمۡ حَتَّىٰ طَالَ عَلَيۡهِمُ ٱلۡعُمُرُۗ أَفَلَا يَرَوۡنَ أَنَّا نَأۡتِى ٱلۡأَرۡضَ نَنقُصُهَا مِنۡ أَطۡرَافِهَآۚ أَفَهُمُ ٱلۡغَـٰلِبُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Evet, biz onları da atalarını da, faydalandırdık. Öyle ki uzun süre yaşadılar. Ama, artık görmüyorlar mı ki, biz yeryüzünü çevresinden eksiltiyoruz? O halde, onlar mı galip gelecekler?

İlişkiler16 bağlantı · 5 tür

Açıklar
Aynı kök
Aynı ibare
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+3 daha

Sayfa 326 Enbiya

قُلۡ إِنَّمَآ أُنذِرُكُم بِٱلۡوَحۡىِۚ وَلَا يَسۡمَعُ ٱلصُّمُّ ٱلدُّعَآءَ إِذَا مَا يُنذَرُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
De ki: "Ben sizi ancak vahy ile uyarıyorum." Ama sağırlar uyarıldıkları vakit çağrıyı işitmezler.

İlişkiler24 bağlantı · 3 tür

Aynı ibare
Aynı konu+2 daha
Henüz sınıflandırılmamış+11 daha

وَلَئِن مَّسَّتۡهُمۡ نَفۡحَةٌ مِّنۡ عَذَابِ رَبِّكَ لَيَقُولُنَّ يَـٰوَيۡلَنَآ إِنَّا كُنَّا ظَـٰلِمِينَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun, onlara Rabbinin azabından hafif bir esinti dokunsa, muhakkak "Eyvah bize! Gerçekten biz zalim kimselerdik" diyeceklerdir.

İlişkiler8 bağlantı · 2 tür

Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+1 daha

وَنَضَعُ ٱلۡمَوَٰزِينَ ٱلۡقِسۡطَ لِيَوۡمِ ٱلۡقِيَـٰمَةِ فَلَا تُظۡلَمُ نَفۡسٌ شَيۡـًٔاۖ وَإِن كَانَ مِثۡقَالَ حَبَّةٍ مِّنۡ خَرۡدَلٍ أَتَيۡنَا بِهَاۗ وَكَفَىٰ بِنَا حَـٰسِبِينَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kıyamet günü için adalet terazileri kuracağız. Öyle ki hiçbir kimseye zerre kadar zulmedilmeyecek. (Yapılan iş) bir hardal tanesi ağırlığınca da olsa, onu getirip ortaya koyacağız. Hesap görücü olarak biz yeteriz.

İlişkiler32 bağlantı · 3 tür

Aynı ibare
Aynı konu+9 daha
Henüz sınıflandırılmamış+12 daha

وَلَقَدۡ ءَاتَيۡنَا مُوسَىٰ وَهَـٰرُونَ ٱلۡفُرۡقَانَ وَضِيَآءً وَذِكۡرًا لِّلۡمُتَّقِينَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun, biz Musa ile Harun'a, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için o Furkan'ı (Tevrat'ı) bir ışık ve öğüt olarak verdik.

İlişkiler19 bağlantı · 4 tür

Aynı kök
Aynı ibare
Aynı konu+2 daha
Henüz sınıflandırılmamış+1 daha

ٱلَّذِينَ يَخۡشَوۡنَ رَبَّهُم بِٱلۡغَيۡبِ وَهُم مِّنَ ٱلسَّاعَةِ مُشۡفِقُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar, görmedikleri halde Rablerinden içten içe korkarlar. Onlar kıyamet gününden de korkarlar.

İlişkiler10 bağlantı · 4 tür

Aynı kök
Aynı ibare
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış

وَهَـٰذَا ذِكۡرٌ مُّبَارَكٌ أَنزَلۡنَـٰهُۚ أَفَأَنتُمۡ لَهُۥ مُنكِرُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İşte bu (Kur'an) da bizim indirdiğimiz mübarek bir öğüttür. Şimdi siz bunu mu inkar ediyorsunuz?

İlişkiler16 bağlantı · 3 tür

Aynı kök
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+6 daha

۞ وَلَقَدۡ ءَاتَيۡنَآ إِبۡرَٰهِيمَ رُشۡدَهُۥ مِن قَبۡلُ وَكُنَّا بِهِۦ عَـٰلِمِينَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun, daha önce de İbrahim'e doğruyu yanlıştan ayırma yeteneğini verdik. Biz zaten onu biliyorduk.

İlişkiler27 bağlantı · 5 tür

Aynı kök
Paralel
Aynı ibare
Aynı konu+1 daha
Henüz sınıflandırılmamış+11 daha

إِذۡ قَالَ لِأَبِيهِ وَقَوۡمِهِۦ مَا هَـٰذِهِ ٱلتَّمَاثِيلُ ٱلَّتِىٓ أَنتُمۡ لَهَا عَـٰكِفُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hani o, babasına ve kavmine, "Ne bu tapınıp durduğunuz heykeller?" demişti.

İlişkiler41 bağlantı · 4 tür

Paralel+9 daha
Aynı ibare
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+17 daha

قَالُواْ وَجَدۡنَآ ءَابَآءَنَا لَهَا عَـٰبِدِينَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Babalarımızı bunlara ibadet ediyor bulduk" dediler.

İlişkiler43 bağlantı · 4 tür

Paralel+7 daha
Aynı ibare
Aynı konu+1 daha
Henüz sınıflandırılmamış+18 daha

قَالَ لَقَدۡ كُنتُمۡ أَنتُمۡ وَءَابَآؤُكُمۡ فِى ضَلَـٰلٍ مُّبِينٍ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İbrahim, "Andolsun, siz de, atalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz" dedi.

İlişkiler23 bağlantı · 4 tür

Paralel+5 daha
Aynı ibare
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+6 daha

قَالُوٓاْ أَجِئۡتَنَا بِٱلۡحَقِّ أَمۡ أَنتَ مِنَ ٱللَّـٰعِبِينَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Bize gerçeği mi getirdin, yoksa sen bizimle eğleniyor musun?" dediler.

İlişkiler25 bağlantı · 4 tür

Aynı kök
Paralel+5 daha
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+8 daha

قَالَ بَل رَّبُّكُمۡ رَبُّ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ ٱلَّذِى فَطَرَهُنَّ وَأَنَا۠ عَلَىٰ ذَٰلِكُم مِّنَ ٱلشَّـٰهِدِينَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İbrahim, dedi ki: "Hayır! Rabbiniz, göklerin ve yerin Rabbidir. O, bunları yaratandır ve ben de buna şahitlik edenlerdenim."

İlişkiler26 bağlantı · 4 tür

Paralel+5 daha
Aynı ibare
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+6 daha

وَتَٱللَّهِ لَأَكِيدَنَّ أَصۡنَـٰمَكُم بَعۡدَ أَن تُوَلُّواْ مُدۡبِرِينَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah'a yemin ederim ki, siz arkanızı dönüp gittikten sonra ben putlarınıza muhakkak bir tuzak kuracağım.

İlişkiler28 bağlantı · 4 tür

Aynı kök
Paralel+5 daha
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+9 daha

Sayfa 327 Enbiya

فَجَعَلَهُمۡ جُذَٰذًا إِلَّا كَبِيرًا لَّهُمۡ لَعَلَّهُمۡ إِلَيۡهِ يَرۡجِعُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Derken (İbrahim) belki kendisine başvururlar diye içlerinden bir büyüğü bırakarak onları (putları) paramparça etti.

İlişkiler25 bağlantı · 4 tür

Açıklar
Paralel+7 daha
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+6 daha

قَالُواْ مَن فَعَلَ هَـٰذَا بِـَٔالِهَتِنَآ إِنَّهُۥ لَمِنَ ٱلظَّـٰلِمِينَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar, "Kim yaptı bunu tanrılarımıza! Muhakkak o zalimlerden biridir" dediler.

İlişkiler19 bağlantı · 3 tür

Paralel+5 daha
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+3 daha

قَالُواْ سَمِعۡنَا فَتًى يَذۡكُرُهُمۡ يُقَالُ لَهُۥٓ إِبۡرَٰهِيمُ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(İçlerinden bazıları), "İbrahim denilen bir gencin onları diline doladığını duyduk" dediler.

İlişkiler22 bağlantı · 3 tür

Paralel+5 daha
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+6 daha

قَالُواْ فَأۡتُواْ بِهِۦ عَلَىٰٓ أَعۡيُنِ ٱلنَّاسِ لَعَلَّهُمۡ يَشۡهَدُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Bir kısmı da) "O halde haydi, onu insanların gözü önüne getirin. Belki (bu konuda) şahitlik ederler" dediler.

İlişkiler19 bağlantı · 3 tür

Paralel+5 daha
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+3 daha

قَالُوٓاْ ءَأَنتَ فَعَلۡتَ هَـٰذَا بِـَٔالِهَتِنَا يَـٰٓإِبۡرَٰهِيمُ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(İbrahim gelince) "Sen mi yaptın bunu ilahlarımıza ey İbrahim" dediler.

İlişkiler20 bağlantı · 3 tür

Paralel+5 daha
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+4 daha

قَالَ بَلۡ فَعَلَهُۥ كَبِيرُهُمۡ هَـٰذَا فَسۡـَٔلُوهُمۡ إِن كَانُواْ يَنطِقُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Dedi ki: "Hayır! Bunu şu büyükleri yapmıştır. Konuşabiliyorlarsa, onlara sorun bakalım!"

İlişkiler22 bağlantı · 3 tür

Paralel+6 daha
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+5 daha

فَرَجَعُوٓاْ إِلَىٰٓ أَنفُسِهِمۡ فَقَالُوٓاْ إِنَّكُمۡ أَنتُمُ ٱلظَّـٰلِمُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bunun üzerine birbirlerine dönüp, "Hiç şüphesiz asıl zalimler sizsiniz siz" dediler.

İlişkiler22 bağlantı · 3 tür

Paralel+6 daha
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+5 daha

ثُمَّ نُكِسُواْ عَلَىٰ رُءُوسِهِمۡ لَقَدۡ عَلِمۡتَ مَا هَـٰٓؤُلَآءِ يَنطِقُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sonra eski inanç ve inatlarına döndüler ve, "Andolsun, bunların konuşmayacağını sen de bilirsin" dediler.

İlişkiler26 bağlantı · 3 tür

Paralel+6 daha
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+7 daha

قَالَ أَفَتَعۡبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ مَا لَا يَنفَعُكُمۡ شَيۡـًٔا وَلَا يَضُرُّكُمۡ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İbrahim, şöyle dedi: "Öyle ise siz, (hala) Allah'ı bırakıp da, size hiçbir fayda, hiçbir zarar veremeyecek şeylere mi tapacaksınız?"

İlişkiler31 bağlantı · 4 tür

Paralel+8 daha
Aynı ibare+1 daha
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+5 daha

أُفٍّ لَّكُمۡ وَلِمَا تَعۡبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِۖ أَفَلَا تَعۡقِلُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Yazıklar olsun, size de; Allah'ı bırakıp tapmakta olduklarınıza da! Hala aklınızı başınıza almayacak mısınız?"

İlişkiler21 bağlantı · 3 tür

Paralel+5 daha
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+5 daha

قَالُواْ حَرِّقُوهُ وَٱنصُرُوٓاْ ءَالِهَتَكُمۡ إِن كُنتُمۡ فَـٰعِلِينَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(İçlerinden bazıları), "Eğer (bir şey) yapacaksanız, onu yakın da ilahlarınıza yardım edin" dediler.

İlişkiler21 bağlantı · 3 tür

Paralel+6 daha
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+4 daha

قُلۡنَا يَـٰنَارُ كُونِى بَرۡدًا وَسَلَـٰمًا عَلَىٰٓ إِبۡرَٰهِيمَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Ey ateş! İbrahim'e karşı serin ve esenlik ol" dedik.

İlişkiler18 bağlantı · 5 tür

Açıklar
Aynı kök
Paralel
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+7 daha

وَأَرَادُواْ بِهِۦ كَيۡدًا فَجَعَلۡنَـٰهُمُ ٱلۡأَخۡسَرِينَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ona böyle bir tuzak kurmak istediler. Fakat biz onları en çok zarar edenler durumuna düşürdük.

İlişkiler10 bağlantı · 4 tür

Aynı kök
Paralel
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış

وَنَجَّيۡنَـٰهُ وَلُوطًا إِلَى ٱلۡأَرۡضِ ٱلَّتِى بَـٰرَكۡنَا فِيهَا لِلۡعَـٰلَمِينَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onu Lut ile beraber kurtarıp, içinde alemler için bereketler kıldığımız yere ulaştırdık.

İlişkiler11 bağlantı · 4 tür

Açıklar
Paralel
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+1 daha

وَوَهَبۡنَا لَهُۥٓ إِسۡحَـٰقَ وَيَعۡقُوبَ نَافِلَةًۖ وَكُلًّا جَعَلۡنَا صَـٰلِحِينَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ona İshak'ı ve ayrıca da Yakub'u bağışladık ve her birini salih kimseler yaptık.

İlişkiler17 bağlantı · 6 tür

Açıklar
Aynı kök
Paralel
Aynı ibare
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+3 daha

Sayfa 328 Enbiya

وَجَعَلۡنَـٰهُمۡ أَئِمَّةً يَهۡدُونَ بِأَمۡرِنَا وَأَوۡحَيۡنَآ إِلَيۡهِمۡ فِعۡلَ ٱلۡخَيۡرَٰتِ وَإِقَامَ ٱلصَّلَوٰةِ وَإِيتَآءَ ٱلزَّكَوٰةِۖ وَكَانُواْ لَنَا عَـٰبِدِينَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onları bizim emrimizle doğru yolu gösteren önderler yaptık ve kendilerine hayırlar işlemeyi, namazı dosdoğru kılmayı, zekatı vermeyi vahyettik. Onlar sadece bize ibadet eden kimselerdi.

İlişkiler49 bağlantı · 4 tür

Aynı kök
Aynı ibare
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+35 daha

وَلُوطًا ءَاتَيۡنَـٰهُ حُكۡمًا وَعِلۡمًا وَنَجَّيۡنَـٰهُ مِنَ ٱلۡقَرۡيَةِ ٱلَّتِى كَانَت تَّعۡمَلُ ٱلۡخَبَـٰٓئِثَۗ إِنَّهُمۡ كَانُواْ قَوۡمَ سَوۡءٍ فَـٰسِقِينَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz, Lut'a da bir hikmet ve bir ilim verdik ve onu çirkin işler yapan memleketten kurtardık. Gerçekten onlar kötü bir toplum idiler, fasık (Allah'ın emrinden çıkan kimseler) idiler.

İlişkiler26 bağlantı · 4 tür

Aynı kök
Aynı ibare
Aynı konu+1 daha
Henüz sınıflandırılmamış+8 daha

وَأَدۡخَلۡنَـٰهُ فِى رَحۡمَتِنَآۖ إِنَّهُۥ مِنَ ٱلصَّـٰلِحِينَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onu rahmetimizin içine soktuk. Çünkü o, gerçekten salih kimselerdendi.

İlişkiler6 bağlantı · 3 tür

Aynı ibare
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış

وَنُوحًا إِذۡ نَادَىٰ مِن قَبۡلُ فَٱسۡتَجَبۡنَا لَهُۥ فَنَجَّيۡنَـٰهُ وَأَهۡلَهُۥ مِنَ ٱلۡكَرۡبِ ٱلۡعَظِيمِ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Ey Muhammed!) Nuh'u da hatırla. Hani o daha önce dua etmişti de biz onun duasını kabul ederek, kendisini ve ailesini o büyük sıkıntıdan (tufandan) kurtarmıştık.

İlişkiler24 bağlantı · 5 tür

Açıklar
Paralel+4 daha
Aynı ibare
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+6 daha

وَنَصَرۡنَـٰهُ مِنَ ٱلۡقَوۡمِ ٱلَّذِينَ كَذَّبُواْ بِـَٔايَـٰتِنَآۚ إِنَّهُمۡ كَانُواْ قَوۡمَ سَوۡءٍ فَأَغۡرَقۡنَـٰهُمۡ أَجۡمَعِينَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ayetlerimizi yalanlayanlara karşı ona yardım etmiştik. Şüphesiz onlar kötü bir toplumdu. Bu yüzden biz de onları topyekun suda boğduk.

İlişkiler9 bağlantı · 3 tür

Paralel
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış

وَدَاوُۥدَ وَسُلَيۡمَـٰنَ إِذۡ يَحۡكُمَانِ فِى ٱلۡحَرۡثِ إِذۡ نَفَشَتۡ فِيهِ غَنَمُ ٱلۡقَوۡمِ وَكُنَّا لِحُكۡمِهِمۡ شَـٰهِدِينَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Davud ile Süleyman'ı da hatırla. Hani bir ekin tarlası hakkında hüküm veriyorlardı. Çünkü halkın koyunları o ekine girmişti. Biz de hükümlerine şahit olmuştuk.

İlişkiler11 bağlantı · 4 tür

Paralel
Aynı ibare
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+3 daha

فَفَهَّمۡنَـٰهَا سُلَيۡمَـٰنَۚ وَكُلًّا ءَاتَيۡنَا حُكۡمًا وَعِلۡمًاۚ وَسَخَّرۡنَا مَعَ دَاوُۥدَ ٱلۡجِبَالَ يُسَبِّحۡنَ وَٱلطَّيۡرَۚ وَكُنَّا فَـٰعِلِينَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz hüküm vermeyi Süleyman'a kavratmıştık. Zaten her birine hükümranlık ve ilim vermiştik. Davud ile birlikte, Allah'ı tespih etmeleri için dağları ve kuşları onun emrine verdik. Bunları yapan biz idik.

İlişkiler23 bağlantı · 5 tür

Paralel
Aynı ibare
Aynı konu+1 daha
Genelleştirir
Henüz sınıflandırılmamış+6 daha

وَعَلَّمۡنَـٰهُ صَنۡعَةَ لَبُوسٍ لَّكُمۡ لِتُحۡصِنَكُم مِّنۢ بَأۡسِكُمۡۖ فَهَلۡ أَنتُمۡ شَـٰكِرُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bir de Davud'a, sizin için, zırh yapma sanatını öğrettik ki, savaşlarınızda sizi korusun. Şimdi siz şükrediyor musunuz?

İlişkiler16 bağlantı · 6 tür

Açıklar
Aynı kök
Paralel
Aynı ibare
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+2 daha

وَلِسُلَيۡمَـٰنَ ٱلرِّيحَ عَاصِفَةً تَجۡرِى بِأَمۡرِهِۦٓ إِلَى ٱلۡأَرۡضِ ٱلَّتِى بَـٰرَكۡنَا فِيهَاۚ وَكُنَّا بِكُلِّ شَىۡءٍ عَـٰلِمِينَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Süleyman'ın hizmetine de güçlü esen rüzgarı verdik. Rüzgar, onun emriyle içinde bereketler yarattığımız yere eser giderdi. Biz, her şeyi hakkıyla bileniz.

İlişkiler14 bağlantı · 4 tür

Paralel
Aynı ibare
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+3 daha

Sayfa 329 Enbiya

وَمِنَ ٱلشَّيَـٰطِينِ مَن يَغُوصُونَ لَهُۥ وَيَعۡمَلُونَ عَمَلًا دُونَ ذَٰلِكَۖ وَكُنَّا لَهُمۡ حَـٰفِظِينَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bir de şeytanlardan, Süleyman için dalgıçlık eden ve daha bundan başka işler yapanları da onun emrine verdik. Hep onları zapteden bizdik.

İlişkiler16 bağlantı · 4 tür

Paralel
Aynı ibare
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+4 daha

۞ وَأَيُّوبَ إِذۡ نَادَىٰ رَبَّهُۥٓ أَنِّى مَسَّنِىَ ٱلضُّرُّ وَأَنتَ أَرۡحَمُ ٱلرَّٰحِمِينَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Eyyub'u da hatırla. Hani o Rabbine, "Şüphesiz ki ben derde uğradım, sen ise merhametlilerin en merhametlisisin" diye niyaz etmişti.

İlişkiler4 bağlantı · 1 tür

Paralel

فَٱسۡتَجَبۡنَا لَهُۥ فَكَشَفۡنَا مَا بِهِۦ مِن ضُرٍّۖ وَءَاتَيۡنَـٰهُ أَهۡلَهُۥ وَمِثۡلَهُم مَّعَهُمۡ رَحۡمَةً مِّنۡ عِندِنَا وَذِكۡرَىٰ لِلۡعَـٰبِدِينَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz de onun duasını kabul edip kendisinde dert namına ne varsa gidermiştik. Tarafımızdan bir rahmet ve kullukta bulunanlar için de bir ibret olmak üzere ona ailesini ve onlarla beraber bir mislini daha vermiştik.

İlişkiler7 bağlantı · 3 tür

Paralel
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış

وَإِسۡمَـٰعِيلَ وَإِدۡرِيسَ وَذَا ٱلۡكِفۡلِۖ كُلٌّ مِّنَ ٱلصَّـٰبِرِينَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İsmail'i, İdris'i ve Zülkifl'i de hatırla. Bunların hepsi sabredenlerdendi.

İlişkiler8 bağlantı · 4 tür

Açıklar
Aynı ibare
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış

وَأَدۡخَلۡنَـٰهُمۡ فِى رَحۡمَتِنَآۖ إِنَّهُم مِّنَ ٱلصَّـٰلِحِينَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onları da rahmetimizin içine soktuk. Şüphesiz onlar salih kimselerdendi.

İlişkiler5 bağlantı · 3 tür

Aynı ibare
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış

وَذَا ٱلنُّونِ إِذ ذَّهَبَ مُغَـٰضِبًا فَظَنَّ أَن لَّن نَّقۡدِرَ عَلَيۡهِ فَنَادَىٰ فِى ٱلظُّلُمَـٰتِ أَن لَّآ إِلَـٰهَ إِلَّآ أَنتَ سُبۡحَـٰنَكَ إِنِّى كُنتُ مِنَ ٱلظَّـٰلِمِينَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Zünnun'u da hatırla. Hani öfkelenerek (halkından ayrılıp) gitmişti de kendisini asla sıkıştırmayacağımızı sanmıştı. Derken karanlıklar içinde, "Senden başka hiçbir ilah yoktur. Seni eksikliklerden uzak tutarım. Ben gerçekten (nefsine) zulmedenlerden oldum" diye dua etti.

İlişkiler25 bağlantı · 5 tür

Açıklar
Aynı kök
Paralel+2 daha
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+9 daha

فَٱسۡتَجَبۡنَا لَهُۥ وَنَجَّيۡنَـٰهُ مِنَ ٱلۡغَمِّۚ وَكَذَٰلِكَ نُـۨجِى ٱلۡمُؤۡمِنِينَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz de duasını kabul ettik ve kendisini kederden kurtardık. İşte biz mü'minleri böyle kurtarırız.

İlişkiler19 bağlantı · 6 tür

Devam eder
Aynı kök
Paralel
Aynı ibare
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+2 daha

وَزَكَرِيَّآ إِذۡ نَادَىٰ رَبَّهُۥ رَبِّ لَا تَذَرۡنِى فَرۡدًا وَأَنتَ خَيۡرُ ٱلۡوَٰرِثِينَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Zekeriya'yı da hatırla. Hani o, Rabbine, "Rabbim! Beni tek başıma bırakma. Sen varislerin en hayırlısısın" diye dua etmişti.

İlişkiler21 bağlantı · 5 tür

Açıklar
Devam eder
Paralel+3 daha
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+1 daha

فَٱسۡتَجَبۡنَا لَهُۥ وَوَهَبۡنَا لَهُۥ يَحۡيَىٰ وَأَصۡلَحۡنَا لَهُۥ زَوۡجَهُۥٓۚ إِنَّهُمۡ كَانُواْ يُسَـٰرِعُونَ فِى ٱلۡخَيۡرَٰتِ وَيَدۡعُونَنَا رَغَبًا وَرَهَبًاۖ وَكَانُواْ لَنَا خَـٰشِعِينَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz de onun duasını kabul ettik ve kendisine Yahya'yı bağışladık. Eşini de kendisi için, (doğurmaya) elverişli kıldık. Onlar gerçekten hayır işlerinde yarışırlar, (rahmetimizi) umarak ve (azabımızdan) korkarak bize dua ederlerdi. Onlar bize derin saygı duyan kimselerdi.

İlişkiler27 bağlantı · 4 tür

Devam eder
Paralel+3 daha
Aynı konu+1 daha
Henüz sınıflandırılmamış+7 daha

Sayfa 330 Enbiya

وَٱلَّتِىٓ أَحۡصَنَتۡ فَرۡجَهَا فَنَفَخۡنَا فِيهَا مِن رُّوحِنَا وَجَعَلۡنَـٰهَا وَٱبۡنَهَآ ءَايَةً لِّلۡعَـٰلَمِينَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Irzını korumuş olan kadını da (Meryem'i de) hatırla. Ona ruhumuzdan üflemiştik. Kendisini de, oğlunu da alemlere (kudretimizi gösteren) birer delil yapmıştık.

İlişkiler22 bağlantı · 5 tür

Açıklar
Paralel
Aynı ibare
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+7 daha

إِنَّ هَـٰذِهِۦٓ أُمَّتُكُمۡ أُمَّةً وَٰحِدَةً وَأَنَا۠ رَبُّكُمۡ فَٱعۡبُدُونِ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz bu (İslam), tek ümmet (din) olarak sizin ümmetiniz (dininiz)dir. Ben de Rabbinizim. Onun için sadece bana kulluk edin.

İlişkiler17 bağlantı · 3 tür

Aynı ibare+1 daha
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+1 daha

وَتَقَطَّعُوٓاْ أَمۡرَهُم بَيۡنَهُمۡۖ كُلٌّ إِلَيۡنَا رَٰجِعُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(İnsanlar) işlerini kendi aralarında parça parça ettiler. Hepsi de ancak bize dönecekler.

İlişkiler15 bağlantı · 3 tür

Aynı ibare
Aynı konu+4 daha
Henüz sınıflandırılmamış

فَمَن يَعۡمَلۡ مِنَ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ وَهُوَ مُؤۡمِنٌ فَلَا كُفۡرَانَ لِسَعۡيِهِۦ وَإِنَّا لَهُۥ كَـٰتِبُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şu halde, kim mü'min olarak bir salih amel işlerse, çalışması asla inkar edilmez. Şüphesiz biz onu yazmaktayız.

İlişkiler30 bağlantı · 3 tür

Aynı ibare
Aynı konu+8 daha
Henüz sınıflandırılmamış+10 daha

وَحَرَٰمٌ عَلَىٰ قَرۡيَةٍ أَهۡلَكۡنَـٰهَآ أَنَّهُمۡ لَا يَرۡجِعُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Helak ettiğimiz bir memleket halkının bize dönmemeleri imkansızdır.

İlişkiler10 bağlantı · 2 tür

Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+1 daha

حَتَّىٰٓ إِذَا فُتِحَتۡ يَأۡجُوجُ وَمَأۡجُوجُ وَهُم مِّن كُلِّ حَدَبٍ يَنسِلُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Nihayet Ye'cüc ve Me'cüc'ün önü açıldığı zaman her tepeden akın ederler.

İlişkiler11 bağlantı · 6 tür

Açıklar
Devam eder
Aynı kök
Paralel
Aynı ibare
Henüz sınıflandırılmamış+1 daha

وَٱقۡتَرَبَ ٱلۡوَعۡدُ ٱلۡحَقُّ فَإِذَا هِىَ شَـٰخِصَةٌ أَبۡصَـٰرُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ يَـٰوَيۡلَنَا قَدۡ كُنَّا فِى غَفۡلَةٍ مِّنۡ هَـٰذَا بَلۡ كُنَّا ظَـٰلِمِينَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Gerçek vaad (kıyametin kopması) yaklaşır, bir de bakarsın inkar edenlerin gözleri açılıp donakalmıştır. "Eyvah bizlere! Doğrusu biz bundan gafildik. Hatta biz zalim kimselermişiz" derler.

İlişkiler17 bağlantı · 4 tür

Devam eder
Aynı ibare
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+5 daha

إِنَّكُمۡ وَمَا تَعۡبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ حَصَبُ جَهَنَّمَ أَنتُمۡ لَهَا وَٰرِدُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hiç şüphesiz siz ve Allah'tan başka kulluk ettikleriniz cehennem odunusunuz. Siz oraya varacaksınız.

İlişkiler10 bağlantı · 3 tür

Paralel
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış

لَوۡ كَانَ هَـٰٓؤُلَآءِ ءَالِهَةً مَّا وَرَدُوهَاۖ وَكُلٌّ فِيهَا خَـٰلِدُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Eğer onlar ilah olsalardı oraya varmazlardı. Halbuki hepsi orada ebedi kalacaklardır.

İlişkiler11 bağlantı · 1 tür

Henüz sınıflandırılmamış+6 daha

لَهُمۡ فِيهَا زَفِيرٌ وَهُمۡ فِيهَا لَا يَسۡمَعُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onların orada derin bir iç çekişleri vardır! Onlar orada hiçbir şey işitmezler.

İlişkiler5 bağlantı · 1 tür

Henüz sınıflandırılmamış

إِنَّ ٱلَّذِينَ سَبَقَتۡ لَهُم مِّنَّا ٱلۡحُسۡنَىٰٓ أُوْلَـٰٓئِكَ عَنۡهَا مُبۡعَدُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz kendileri için tarafımızdan en güzel mükafat hazırlanmış olanlar var ya; işte bunlar cehennemden uzaklaştırılmışlardır.

İlişkiler30 bağlantı · 3 tür

Aynı kök
Aynı konu+2 daha
Henüz sınıflandırılmamış+17 daha

Sayfa 331 Enbiya

لَا يَسۡمَعُونَ حَسِيسَهَاۖ وَهُمۡ فِى مَا ٱشۡتَهَتۡ أَنفُسُهُمۡ خَـٰلِدُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar cehennemin hışıltısını bile duymazlar. Canlarının istediği nimetler içinde ebedi olarak kalırlar.

İlişkiler27 bağlantı · 2 tür

Aynı konu+3 daha
Henüz sınıflandırılmamış+14 daha

لَا يَحۡزُنُهُمُ ٱلۡفَزَعُ ٱلۡأَكۡبَرُ وَتَتَلَقَّىٰهُمُ ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةُ هَـٰذَا يَوۡمُكُمُ ٱلَّذِى كُنتُمۡ تُوعَدُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
En büyük korku bile onları tasalandırmaz ve melekler onları, "İşte bu, size vaad edilen (mutlu) gününüzdür" diyerek karşılarlar.

İlişkiler31 bağlantı · 3 tür

Aynı kök
Aynı konu+5 daha
Henüz sınıflandırılmamış+14 daha

يَوۡمَ نَطۡوِى ٱلسَّمَآءَ كَطَىِّ ٱلسِّجِلِّ لِلۡكُتُبِۚ كَمَا بَدَأۡنَآ أَوَّلَ خَلۡقٍ نُّعِيدُهُۥۚ وَعۡدًا عَلَيۡنَآۚ إِنَّا كُنَّا فَـٰعِلِينَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yazılı kağıt tomarlarının dürülmesi gibi göğü düreceğimiz günü düşün. Başlangıçta ilk yaratmayı nasıl yaptıysak, -üzerimize aldığımız bir vaad olarak- onu yine yapacağız. Biz bunu muhakkak yapacağız.

İlişkiler32 bağlantı · 2 tür

Aynı konu+5 daha
Henüz sınıflandırılmamış+17 daha

وَلَقَدۡ كَتَبۡنَا فِى ٱلزَّبُورِ مِنۢ بَعۡدِ ٱلذِّكۡرِ أَنَّ ٱلۡأَرۡضَ يَرِثُهَا عِبَادِىَ ٱلصَّـٰلِحُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun, Zikir'den (Tevrat'tan) sonra Zebur'da da, "Yere muhakkak benim iyi kullarım varis olacaktır" diye yazmıştık.

İlişkiler30 bağlantı · 5 tür

Açıklar
Aynı kök
Aynı konu+3 daha
Genelleştirir
Henüz sınıflandırılmamış+13 daha

إِنَّ فِى هَـٰذَا لَبَلَـٰغًا لِّقَوۡمٍ عَـٰبِدِينَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz bunda Allah'a kulluk eden bir toplum için yeterli bir mesaj vardır.

İlişkiler4 bağlantı · 2 tür

Aynı kök
Henüz sınıflandırılmamış

وَمَآ أَرۡسَلۡنَـٰكَ إِلَّا رَحۡمَةً لِّلۡعَـٰلَمِينَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Ey Muhammed!) Seni ancak alemlere rahmet olarak gönderdik.

İlişkiler31 bağlantı · 2 tür

Aynı konu+8 daha
Henüz sınıflandırılmamış+13 daha

قُلۡ إِنَّمَا يُوحَىٰٓ إِلَىَّ أَنَّمَآ إِلَـٰهُكُمۡ إِلَـٰهٌ وَٰحِدٌۖ فَهَلۡ أَنتُم مُّسۡلِمُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
De ki: "Bana ancak, ilahınızın yalnızca bir tek ilah olduğu vahyolunuyor. Artık müslüman oluyor musunuz?"

İlişkiler11 bağlantı · 3 tür

Aynı ibare
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+2 daha

فَإِن تَوَلَّوۡاْ فَقُلۡ ءَاذَنتُكُمۡ عَلَىٰ سَوَآءٍۖ وَإِنۡ أَدۡرِىٓ أَقَرِيبٌ أَم بَعِيدٌ مَّا تُوعَدُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Eğer yüz çevirirlerse, de ki: "(Bana emrolunanı, ayırım yapmadan) size eşit olarak bildirdim. Tehdit edildiğiniz şey yakın mı yoksa uzak mı, bilmiyorum."

İlişkiler21 bağlantı · 3 tür

Aynı ibare
Aynı konu+1 daha
Henüz sınıflandırılmamış+9 daha

إِنَّهُۥ يَعۡلَمُ ٱلۡجَهۡرَ مِنَ ٱلۡقَوۡلِ وَيَعۡلَمُ مَا تَكۡتُمُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Şüphesiz, Allah sözün açığa vurulanını da bilir, gizlediğinizi de bilir."

İlişkiler17 bağlantı · 4 tür

Açıklar
Aynı kök
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış+6 daha

وَإِنۡ أَدۡرِى لَعَلَّهُۥ فِتۡنَةٌ لَّكُمۡ وَمَتَـٰعٌ إِلَىٰ حِينٍ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Bilmem! Belki bu (mühlet) sizin için bir imtihan ve bir vakte kadar yararlanmadır."

İlişkiler6 bağlantı · 3 tür

Aynı kök
Aynı konu
Henüz sınıflandırılmamış

قَـٰلَ رَبِّ ٱحۡكُم بِٱلۡحَقِّۗ وَرَبُّنَا ٱلرَّحۡمَـٰنُ ٱلۡمُسۡتَعَانُ عَلَىٰ مَا تَصِفُونَ 

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Peygamber), "Ey Rabbim! Hak ile hüküm ver. Bizim Rabbimiz, sizin nitelemelerinize karşı yardımı istenecek olan Rahman'dır" dedi.

İlişkiler8 bağlantı · 3 tür

Aynı kök
Aynı ibare
Henüz sınıflandırılmamış+1 daha
Sure içi ayet haritası

…