فَٱسۡتَجَبۡنَا لَهُۥ فَكَشَفۡنَا مَا بِهِۦ مِن ضُرٍّۖ وَءَاتَيۡنَـٰهُ أَهۡلَهُۥ وَمِثۡلَهُم مَّعَهُمۡ رَحۡمَةً مِّنۡ عِندِنَا وَذِكۡرَىٰ لِلۡعَـٰبِدِينَ ٨٤
فَٱسۡتَجَبۡنَا biz de kabul ettik لَهُۥ onu(n du'asını) فَكَشَفۡنَا ve kaldırdık مَا ne varsa بِهِۦ onun مِن derdi ضُرّٖۖ (the) adversity EN وَءَاتَيۡنَـٰهُ ve ona verdik أَهۡلَهُۥ ailesini وَمِثۡلَهُم ve bir katını daha مَّعَهُمۡ onlarla beraber رَحۡمَةٗ bir rahmet مِّنۡ tarafımızdan عِندِنَا from Ourselves EN وَذِكۡرَىٰ ve bir öğüt olarak لِلۡعَـٰبِدِينَ ibadet edenler için
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz de onun duasını kabul edip kendisinde dert namına ne varsa gidermiştik. Tarafımızdan bir rahmet ve kullukta bulunanlar için de bir ibret olmak üzere ona ailesini ve onlarla beraber bir mislini daha vermiştik.
İlişkiler7 bağlantı · 3 tür
Paralel38:41 38:41–44 38:42–44 38:43
Aynı konu38:41
Henüz sınıflandırılmamış12:34 38:41–43