بَلۡ مَتَّعۡنَا هَـٰٓؤُلَآءِ وَءَابَآءَهُمۡ حَتَّىٰ طَالَ عَلَيۡهِمُ ٱلۡعُمُرُۗ أَفَلَا يَرَوۡنَ أَنَّا نَأۡتِى ٱلۡأَرۡضَ نَنقُصُهَا مِنۡ أَطۡرَافِهَآۚ أَفَهُمُ ٱلۡغَـٰلِبُونَ ٤٤
بَلۡ bilakis مَتَّعۡنَا biz yaşattık هَـٰٓؤُلَآءِ onları وَءَابَآءَهُمۡ ve atalarını حَتَّىٰ nihayet طَالَ uzun geldi عَلَيۡهِمُ kendilerine ٱلۡعُمُرُۗ ömür أَفَلَا görmüyorlar mı? يَرَوۡنَ they see EN أَنَّا bizim نَأۡتِى gelip ٱلۡأَرۡضَ yerlerini (topraklarını) نَنقُصُهَا eksilttiğimizi مِنۡ uçlarından أَطۡرَافِهَآۚ its borders EN أَفَهُمُ onlar mı? ٱلۡغَـٰلِبُونَ üstün gelen
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Evet, biz onları da atalarını da, faydalandırdık. Öyle ki uzun süre yaşadılar. Ama, artık görmüyorlar mı ki, biz yeryüzünü çevresinden eksiltiyoruz? O halde, onlar mı galip gelecekler?
İlişkiler16 bağlantı · 5 tür
Açıklar3:178 46:27
Aynı kök28:35
Aynı ibare13:41 25:18 43:29
Aynı konu13:31 31:24
Henüz sınıflandırılmamış4:133 6:133 7:10 13:3 14:19 15:19 16:6–23 35:16