بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِBu sure besmeleyle başlar (ayet sayılmaz).
طه ١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İlişkiler9 bağlantı · 1 tür
Henüz sınıflandırılmamış1:1 2:1 2:119 7:2 27:82 +4 daha مَآ أَنزَلۡنَا عَلَيۡكَ ٱلۡقُرۡءَانَ لِتَشۡقَىٰٓ ٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(2-3) (Ey Muhammed!) Biz, Kur'an'ı sana sıkıntı çekesin diye değil, ancak (Allah'ın azabından) korkacaklara bir öğüt (bir uyarı) olsun diye indirdik.
İlişkiler11 bağlantı · 2 tür
Aynı konu2:185 11:12 44:58 79:45 81:27–28 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış7:2 18:6 19:97 26:3 54:17
إِلَّا تَذۡكِرَةً لِّمَن يَخۡشَىٰ ٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(2-3) (Ey Muhammed!) Biz, Kur'an'ı sana sıkıntı çekesin diye değil, ancak (Allah'ın azabından) korkacaklara bir öğüt (bir uyarı) olsun diye indirdik.
İlişkiler11 bağlantı · 2 tür
Aynı konu50:45 79:45 81:27–28 87:10
Henüz sınıflandırılmamış2:74 3:138 10:62 17:82 50:8 +2 daha تَنزِيلًا مِّمَّنۡ خَلَقَ ٱلۡأَرۡضَ وَٱلسَّمَـٰوَٰتِ ٱلۡعُلَى ٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(O) yüksek gökleri yaratanın katından peyderpey indirilmiştir.
İlişkiler10 bağlantı · 2 tür
Aynı konu26:192 36:5 39:1 46:2
Henüz sınıflandırılmamış3:61 10:37 25:32 27:6 32:2 +1 daha ٱلرَّحۡمَـٰنُ عَلَى ٱلۡعَرۡشِ ٱسۡتَوَىٰ ٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Rahman, Arş'a kurulmuştur.
İlişkiler8 bağlantı · 2 tür
Aynı konu7:54 10:3 13:2 25:59 32:4 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış2:255 5:17
لَهُۥ مَا فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَيۡنَهُمَا وَمَا تَحۡتَ ٱلثَّرَىٰ ٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Göklerdeki, yerdeki bu ikisi arasındaki ve toprağın altındaki her şey, yalnızca O'nundur.
İlişkiler2 bağlantı · 2 tür
Aynı ibare10:68
Henüz sınıflandırılmamış44:7
وَإِن تَجۡهَرۡ بِٱلۡقَوۡلِ فَإِنَّهُۥ يَعۡلَمُ ٱلسِّرَّ وَأَخۡفَى ٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sen sözü açığa vursan da, gizlesen de Allah için birdir. Çünkü O, gizliyi de bilir, ondan daha gizli olanı da.
İlişkiler24 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare6:3 25:6
Aynı konu3:29 16:19 21:110 47:26 67:13
Henüz sınıflandırılmamış2:144 2:181 2:284 3:5 5:99 +12 daha ٱللَّهُ لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَۖ لَهُ ٱلۡأَسۡمَآءُ ٱلۡحُسۡنَىٰ ٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayandır. En güzel isimler O'nundur.
İlişkiler8 bağlantı · 2 tür
Aynı ibare7:180 17:110 28:70 59:23–24 59:24
Henüz sınıflandırılmamış1:1 59:22 59:22–24
وَهَلۡ أَتَىٰكَ حَدِيثُ مُوسَىٰٓ ٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Musa'nın haberi sana ulaştı mı?
İlişkiler21 bağlantı · 4 tür
Paralel10:75 26:10 26:45 26:51 27:7 +2 daha Aynı ibare79:15
Aynı konu4:164 27:13
Henüz sınıflandırılmamış11:24 23:45–49 27:7–13 27:7 27:10 +6 daha إِذۡ رَءَا نَارًا فَقَالَ لِأَهۡلِهِ ٱمۡكُثُوٓاْ إِنِّىٓ ءَانَسۡتُ نَارًا لَّعَلِّىٓ ءَاتِيكُم مِّنۡهَا بِقَبَسٍ أَوۡ أَجِدُ عَلَى ٱلنَّارِ هُدًى ١٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hani bir ateş görmüştü de ailesine, "Siz burada kalın, ben bir ateş gördüm (oraya gidiyorum). Umarım ondan size bir kor ateş getiririm, yahut ateşin başında, yol gösterecek birini bulurum" demişti.
İlişkiler25 bağlantı · 4 tür
Aynı kök4:6
Paralel10:75 26:10 26:45 26:51 27:7 +6 daha Aynı konu4:164 27:13
Henüz sınıflandırılmamış27:7–13 27:7 27:10 28:29 28:30 +6 daha فَلَمَّآ أَتَىٰهَا نُودِىَ يَـٰمُوسَىٰٓ ١١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ateşin yanına varınca, ona şöyle seslenildi: "Ey Musa!"
İlişkiler25 bağlantı · 4 tür
Paralel10:75 26:10 26:45 26:51 27:7 +4 daha Aynı ibare79:16
Aynı konu4:164 27:13 28:29
Henüz sınıflandırılmamış14:38 18:65 25:6 27:7–13 27:10 +7 daha إِنِّىٓ أَنَا۠ رَبُّكَ فَٱخۡلَعۡ نَعۡلَيۡكَۖ إِنَّكَ بِٱلۡوَادِ ٱلۡمُقَدَّسِ طُوًى ١٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Şüphe yok ki, ben senin Rabbinim. Hemen ayakkabılarını çıkar. Çünkü sen mukaddes vadi Tuva'dasın."
İlişkiler24 bağlantı · 5 tür
Açıklar19:52
Paralel10:75 26:10 26:45 26:51 27:7–13 +5 daha Aynı ibare79:16
Aynı konu4:164 27:13
Henüz sınıflandırılmamış5:21 14:38 25:6 27:10 28:29 +5 daha Sayfa 313 Taha
وَأَنَا ٱخۡتَرۡتُكَ فَٱسۡتَمِعۡ لِمَا يُوحَىٰٓ ١٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Ben seni (peygamber olarak) seçtim. Şimdi vahyolunacak şeyleri dinle."
İlişkiler25 bağlantı · 4 tür
Aynı kök28:68
Paralel10:75 19:51–58 26:10 26:45 26:51 +3 daha Aynı konu4:164 7:144 26:31 26:32 27:13
Henüz sınıflandırılmamış20:51 26:21 27:10 28:29 28:30 +6 daha إِنَّنِىٓ أَنَا ٱللَّهُ لَآ إِلَـٰهَ إِلَّآ أَنَا۠ فَٱعۡبُدۡنِى وَأَقِمِ ٱلصَّلَوٰةَ لِذِكۡرِىٓ ١٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Şüphe yok ki ben Allah'ım. Benden başka hiçbir ilah yoktur. O halde bana ibadet et ve beni anmak için namaz kıl."
İlişkiler51 bağlantı · 6 tür
Aynı kök3:190–195
Paralel10:75 26:10 26:45 26:51 27:7 +2 daha Aynı hüküm6:102
Aynı ibare29:45
Aynı konu2:239 4:164 10:87 26:31 26:32 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış2:83 2:183 3:18 3:39 3:191–195 +29 daha إِنَّ ٱلسَّاعَةَ ءَاتِيَةٌ أَكَادُ أُخۡفِيهَا لِتُجۡزَىٰ كُلُّ نَفۡسِۭ بِمَا تَسۡعَىٰ ١٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Kıyamet mutlaka gelecektir. Herkes işlediğinin karşılığını görsün diye, neredeyse onu gizleyecek (geleceğinden hiç söz etmeyecek)tim."
İlişkiler53 bağlantı · 4 tür
Paralel10:75 26:10 26:45 26:51 27:7 +2 daha Aynı ibare15:85
Aynı konu4:164 14:51 17:19 18:104 21:94 +9 daha Henüz sınıflandırılmamış2:48 3:116 6:158 7:187 12:76 +26 daha فَلَا يَصُدَّنَّكَ عَنۡهَا مَن لَّا يُؤۡمِنُ بِهَا وَٱتَّبَعَ هَوَىٰهُ فَتَرۡدَىٰ ١٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Buna inanmayan ve nefsinin arzusuna uyan kimseler, seni ondan (ona hazırlanmaktan) sakın alıkoymasın, sonra helak olursun!"
İlişkiler21 bağlantı · 3 tür
Paralel10:75 26:10 26:45 26:51 27:7 +2 daha Aynı konu4:164 26:31 26:32 27:13 42:17–18
Henüz sınıflandırılmamış22:44 27:10 28:29 34:29–30 36:48–52 +4 daha وَمَا تِلۡكَ بِيَمِينِكَ يَـٰمُوسَىٰ ١٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Şu sağ elindeki nedir ey Musa?"
İlişkiler30 bağlantı · 3 tür
Paralel7:107–110 10:75 26:10 26:45 26:51 +6 daha Aynı konu4:164 7:117 7:160 17:101 26:31 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış7:108 7:144 20:18–21 22:44 26:32 +6 daha قَالَ هِىَ عَصَاىَ أَتَوَكَّؤُاْ عَلَيۡهَا وَأَهُشُّ بِهَا عَلَىٰ غَنَمِى وَلِىَ فِيهَا مَـَٔارِبُ أُخۡرَىٰ ١٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Musa dedi ki: "O benim değneğimdir. Ona dayanırım, onunla koyunlarıma yaprak silkelerim. Onunla başka işlerimi de görürüm."
İlişkiler33 bağlantı · 4 tür
Devam eder20:19–21
Paralel7:107–110 10:75 26:10 26:45 26:51 +6 daha Aynı konu4:164 7:117 26:31 26:32 27:13
Henüz sınıflandırılmamış2:92 4:34 7:103 7:108 7:133 +11 daha قَالَ أَلۡقِهَا يَـٰمُوسَىٰ ١٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, "Onu yere at ey Musa!" dedi.
İlişkiler31 bağlantı · 4 tür
Devam eder20:18 20:20–21
Paralel7:107–110 10:75 26:10 26:32 26:45 +7 daha Aynı konu4:164 7:117 7:160 17:101 26:31 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış7:108 20:17 22:44 26:32 27:10 +5 daha فَأَلۡقَىٰهَا فَإِذَا هِىَ حَيَّةٌ تَسۡعَىٰ ٢٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Musa da onu attı. Bir de ne görsün o, hızla akan bir yılan olmuş!
İlişkiler31 bağlantı · 5 tür
Devam eder20:18 20:19
Aynı kök8:24
Paralel7:107–110 10:75 26:10 26:32 26:45 +7 daha Aynı konu4:164 7:107 26:31 26:32 27:13
Henüz sınıflandırılmamış7:108 18:60 20:17 22:44 26:32 +6 daha قَالَ خُذۡهَا وَلَا تَخَفۡۖ سَنُعِيدُهَا سِيرَتَهَا ٱلۡأُولَىٰ ٢١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, şöyle dedi: "Tut onu. Korkma! Biz, onu yine eski durumuna döndüreceğiz."
İlişkiler30 bağlantı · 4 tür
Devam eder20:18 20:19
Paralel7:107–110 10:75 26:10 26:45 26:51 +6 daha Aynı konu4:164 26:31 26:32 27:13
Henüz sınıflandırılmamış7:108 20:17 21:69 22:44 26:32 +8 daha وَٱضۡمُمۡ يَدَكَ إِلَىٰ جَنَاحِكَ تَخۡرُجۡ بَيۡضَآءَ مِنۡ غَيۡرِ سُوٓءٍ ءَايَةً أُخۡرَىٰ ٢٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(22-23) "Sana büyük mucizelerimizden birini daha göstermemiz için elini koynuna sok ki bir başka mucize olarak, (alaca hastalığı gibi) bir hastalık sebebiyle olmaksızın bembeyaz bir halde çıksın."
İlişkiler34 bağlantı · 4 tür
Paralel7:107–110 10:75 26:10 26:33 26:45 +7 daha Aynı ibare27:12 28:32
Aynı konu4:164 26:31 26:32 27:13
Henüz sınıflandırılmamış7:107 7:107–108 7:108 22:44 26:32–33 +11 daha لِنُرِيَكَ مِنۡ ءَايَـٰتِنَا ٱلۡكُبۡرَى ٢٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(22-23) "Sana büyük mucizelerimizden birini daha göstermemiz için elini koynuna sok ki bir başka mucize olarak, (alaca hastalığı gibi) bir hastalık sebebiyle olmaksızın bembeyaz bir halde çıksın."
İlişkiler31 bağlantı · 4 tür
Paralel7:107–110 10:75 26:10 26:13 26:33 +9 daha Aynı ibare17:1 53:18
Aynı konu4:164 26:31 26:32 27:13 79:20
Henüz sınıflandırılmamış22:44 26:32–33 26:32 27:10 28:29 +5 daha ٱذۡهَبۡ إِلَىٰ فِرۡعَوۡنَ إِنَّهُۥ طَغَىٰ ٢٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Firavun'a git, çünkü o azmıştır."
İlişkiler33 bağlantı · 5 tür
Aynı kök69:11
Paralel10:75 26:10 26:13 26:45 26:51 +5 daha Aynı ibare79:17
Aynı konu4:164 26:31 26:32 27:13 43:52
Henüz sınıflandırılmamış2:49 10:75 22:44 26:10 26:32 +11 daha قَالَ رَبِّ ٱشۡرَحۡ لِى صَدۡرِى ٢٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Musa, dedi ki: "Rabbim! Gönlüme ferahlık ver."
İlişkiler24 bağlantı · 3 tür
Paralel10:75 26:10 26:13 26:45 26:51 +3 daha Aynı konu4:164 26:31 26:32 27:13 43:52
Henüz sınıflandırılmamış17:101 26:13 26:14 26:32 27:10 +6 daha وَيَسِّرۡ لِىٓ أَمۡرِى ٢٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"İşimi bana kolaylaştır."
İlişkiler26 bağlantı · 3 tür
Paralel10:75 26:10 26:13 26:45 26:51 +3 daha Aynı konu4:164 26:31 26:32 27:13 43:52
Henüz sınıflandırılmamış5:67 11:57 26:13 26:14 27:10 +8 daha وَٱحۡلُلۡ عُقۡدَةً مِّن لِّسَانِى ٢٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(27-28) "Dilimdeki tutukluğu çöz ki sözümü anlasınlar."
İlişkiler27 bağlantı · 3 tür
Paralel10:75 26:10 26:13 26:45 26:51 +3 daha Aynı konu4:164 26:31 26:32 27:13 43:51–52 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış6:160 16:126 26:13 26:14 27:10 +8 daha يَفۡقَهُواْ قَوۡلِى ٢٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(27-28) "Dilimdeki tutukluğu çöz ki sözümü anlasınlar."
İlişkiler27 bağlantı · 3 tür
Paralel10:75 26:10 26:13 26:45 26:51 +4 daha Aynı konu4:164 26:31 26:32 27:13 43:52
Henüz sınıflandırılmamış7:104–106 20:47–58 26:13 26:14 26:16–31 +8 daha وَٱجۡعَل لِّى وَزِيرًا مِّنۡ أَهۡلِى ٢٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Bana ailemden birini yardımcı yap,"
İlişkiler30 bağlantı · 4 tür
Devam eder20:42
Paralel10:75 19:51–53 19:53 25:35 26:10 +6 daha Aynı konu4:164 21:48 25:35 26:31 26:32 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış25:34 26:13 26:14 27:10 28:29 +7 daha هَـٰرُونَ أَخِى ٣٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İlişkiler31 bağlantı · 4 tür
Devam eder20:42
Paralel10:75 19:51–53 19:53 25:35 26:10 +5 daha Aynı konu4:164 25:35 26:31 26:32 27:13 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış21:48 25:34 25:35 26:13 26:14 +9 daha ٱشۡدُدۡ بِهِۦٓ أَزۡرِى ٣١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İlişkiler24 bağlantı · 3 tür
Paralel10:75 19:53 25:35 26:10 26:45 +5 daha Aynı konu4:164 26:31 26:32 27:13
Henüz sınıflandırılmamış19:51–53 26:14 27:10 28:29 28:33 +5 daha وَأَشۡرِكۡهُ فِىٓ أَمۡرِى ٣٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İlişkiler23 bağlantı · 3 tür
Paralel10:75 19:51–53 19:53 25:35 26:10 +6 daha Aynı konu4:164 21:48 26:31 26:32 27:13 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış27:10 28:29 51:38 79:15 79:16 +1 daha كَىۡ نُسَبِّحَكَ كَثِيرًا ٣٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Seni çok tespih edelim diye",
İlişkiler20 bağlantı · 3 tür
Paralel10:75 25:35 26:10 26:45 26:51 +3 daha Aynı konu4:164 26:31 26:32 27:13
Henüz sınıflandırılmamış2:30 10:88–89 27:10 28:29 51:38 +3 daha وَنَذۡكُرَكَ كَثِيرًا ٣٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Seni çok zikredelim diye."
İlişkiler18 bağlantı · 3 tür
Paralel10:75 25:35 26:10 26:45 26:51 +3 daha Aynı konu4:164 26:31 26:32 27:13
Henüz sınıflandırılmamış27:10 28:29 51:38 79:15 79:16 +1 daha إِنَّكَ كُنتَ بِنَا بَصِيرًا ٣٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Çünkü sen bizi hakkıyla görmektesin."
İlişkiler18 bağlantı · 3 tür
Paralel10:75 26:10–19 26:10 26:45 26:51 +3 daha Aynı konu4:164 26:31 26:32 27:13
Henüz sınıflandırılmamış27:10 28:29 51:38 79:15 79:16 +1 daha قَالَ قَدۡ أُوتِيتَ سُؤۡلَكَ يَـٰمُوسَىٰ ٣٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, şöyle dedi: "İstediğin sana verildi ey Musa!"
İlişkiler19 bağlantı · 3 tür
Paralel10:75 26:10 26:45 26:51 27:7 +2 daha Aynı konu4:164 26:31 26:32 27:13
Henüz sınıflandırılmamış10:88–89 10:89 27:10 28:29 51:38 +3 daha وَلَقَدۡ مَنَنَّا عَلَيۡكَ مَرَّةً أُخۡرَىٰٓ ٣٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Andolsun, biz sana bir kere daha iyilikte bulunmuştuk."
İlişkiler19 bağlantı · 3 tür
Paralel10:75 26:10 26:45 26:51 27:7 +3 daha Aynı konu26:31 26:32 27:13 28:3–6 37:114
Henüz sınıflandırılmamış27:10 28:7–13 28:29 51:38 79:15 +1 daha Sayfa 314 Taha
إِذۡ أَوۡحَيۡنَآ إِلَىٰٓ أُمِّكَ مَا يُوحَىٰٓ ٣٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Hani annene ilham edilmesi gereken şeyleri ilham etmiştik:"
İlişkiler20 bağlantı · 4 tür
Açıklar28:7
Paralel10:75 26:10 26:45 26:51 27:7 +5 daha Aynı konu26:31 26:32 27:13
Henüz sınıflandırılmamış4:163 27:10 28:29 51:38 79:15 +1 daha أَنِ ٱقۡذِفِيهِ فِى ٱلتَّابُوتِ فَٱقۡذِفِيهِ فِى ٱلۡيَمِّ فَلۡيُلۡقِهِ ٱلۡيَمُّ بِٱلسَّاحِلِ يَأۡخُذۡهُ عَدُوٌّ لِّى وَعَدُوٌّ لَّهُۥۚ وَأَلۡقَيۡتُ عَلَيۡكَ مَحَبَّةً مِّنِّى وَلِتُصۡنَعَ عَلَىٰ عَيۡنِىٓ ٣٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Onu (bebek Musa'yı) sandığın içine koy ve denize (Nil'e) bırak ki, deniz onu kıyıya atsın da kendisini, hem bana düşman, hem de ona düşman olan birisi (Firavun) alsın. Sana da, ey Musa, sevilesin ve gözetimimizde yetiştirilesin diye tarafımızdan bir sevgi bırakmıştım."
İlişkiler26 bağlantı · 4 tür
Devam eder28:8
Paralel10:75 26:10 26:45 26:51 27:7 +6 daha Aynı konu26:31 26:32 27:13 28:4
Henüz sınıflandırılmamış4:163 27:10 28:3 28:3–22 28:7 +5 daha إِذۡ تَمۡشِىٓ أُخۡتُكَ فَتَقُولُ هَلۡ أَدُلُّكُمۡ عَلَىٰ مَن يَكۡفُلُهُۥۖ فَرَجَعۡنَـٰكَ إِلَىٰٓ أُمِّكَ كَىۡ تَقَرَّ عَيۡنُهَا وَلَا تَحۡزَنَۚ وَقَتَلۡتَ نَفۡسًا فَنَجَّيۡنَـٰكَ مِنَ ٱلۡغَمِّ وَفَتَنَّـٰكَ فُتُونًاۚ فَلَبِثۡتَ سِنِينَ فِىٓ أَهۡلِ مَدۡيَنَ ثُمَّ جِئۡتَ عَلَىٰ قَدَرٍ يَـٰمُوسَىٰ ٤٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Hani kız kardeşin (Firavun ailesine) gidiyor ve "size onun bakımını üstlenecek kimseyi göstereyim mi?" diyordu. Derken, gözü aydın olsun, üzülmesin diye seni annene döndürdük. (Sana baktı, büyüdün) ve (kazara) bir cana kıydın da biz seni kederden kurtardık, seni sıkı bir denemeden geçirdik (ve kaçıp Medyen'e gittin). Medyen halkı içinde yıllarca kaldın, sonra (peygamber olman için) takdir edilmiş bir zamanda (Tur'a) geldin ey Musa!"
İlişkiler32 bağlantı · 4 tür
Açıklar28:11–13 28:15 28:27 28:33
Paralel10:75 26:10 26:45 26:51 27:7 +7 daha Aynı konu26:14 26:31 26:32 27:13 28:9
Henüz sınıflandırılmamış26:20 27:10 28:7–13 28:12 28:15–21 +6 daha وَٱصۡطَنَعۡتُكَ لِنَفۡسِى ٤١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Ben seni kendim için seçtim."
İlişkiler23 bağlantı · 3 tür
Paralel10:75 26:10 26:45 26:51 27:7 +2 daha Aynı konu7:144 26:31 26:32 27:7–14 27:13
Henüz sınıflandırılmamış3:159 6:112 17:1 19:30 27:10 +6 daha ٱذۡهَبۡ أَنتَ وَأَخُوكَ بِـَٔايَـٰتِى وَلَا تَنِيَا فِى ذِكۡرِى ٤٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Sen ve kardeşin mucizelerim ile (desteklenmiş olarak) gidin ve beni anmakta gevşeklik göstermeyin."
İlişkiler28 bağlantı · 5 tür
Açıklar17:101 27:12
Devam eder20:29–30
Paralel7:104 10:75 11:97 26:10 26:45 +6 daha Aynı konu10:88–89 14:5 26:31 26:32 27:13
Henüz sınıflandırılmamış7:103 10:89 11:96 27:10 28:29 +4 daha ٱذۡهَبَآ إِلَىٰ فِرۡعَوۡنَ إِنَّهُۥ طَغَىٰ ٤٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Firavun'a gidin. Çünkü o azmıştır."
İlişkiler28 bağlantı · 3 tür
Paralel7:104 10:75 11:97 26:10 26:45 +7 daha Aynı konu16:125 26:20–22 26:31 26:32 27:13
Henüz sınıflandırılmamış7:103 11:96 16:125 27:10 28:15 +6 daha فَقُولَا لَهُۥ قَوۡلًا لَّيِّنًا لَّعَلَّهُۥ يَتَذَكَّرُ أَوۡ يَخۡشَىٰ ٤٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Ona yumuşak söz söyleyin. Belki öğüt alır, yahut korkar."
İlişkiler30 bağlantı · 4 tür
Aynı kök3:159
Paralel7:104 10:75 26:10 26:45 26:51 +5 daha Aynı konu4:63 16:125 26:31 26:32 27:13 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış7:103 16:125 26:20–22 27:10 28:15 +8 daha قَالَا رَبَّنَآ إِنَّنَا نَخَافُ أَن يَفۡرُطَ عَلَيۡنَآ أَوۡ أَن يَطۡغَىٰ ٤٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Musa ve Harun, şöyle dediler: "Ey Rabbimiz! Şüphesiz biz, onun bize karşı aşırı davranmasından yahut azmasından korkuyoruz."
İlişkiler19 bağlantı · 4 tür
Devam eder20:46
Paralel7:104 10:75 26:10 26:45 26:51 +3 daha Aynı konu26:31 26:32 27:13
Henüz sınıflandırılmamış7:103 27:10 28:29 33:39 51:38 +2 daha قَالَ لَا تَخَافَآۖ إِنَّنِى مَعَكُمَآ أَسۡمَعُ وَأَرَىٰ ٤٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, şöyle dedi: "Korkmayın, çünkü ben sizinle beraberim. İşitirim ve görürüm."
İlişkiler24 bağlantı · 4 tür
Devam eder20:45
Paralel7:104 10:75 26:10 26:15 26:45 +5 daha Aynı konu26:31 26:32 27:13
Henüz sınıflandırılmamış7:103 26:62 27:10 28:29 33:39 +5 daha فَأۡتِيَاهُ فَقُولَآ إِنَّا رَسُولَا رَبِّكَ فَأَرۡسِلۡ مَعَنَا بَنِىٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ وَلَا تُعَذِّبۡهُمۡۖ قَدۡ جِئۡنَـٰكَ بِـَٔايَةٍ مِّن رَّبِّكَۖ وَٱلسَّلَـٰمُ عَلَىٰ مَنِ ٱتَّبَعَ ٱلۡهُدَىٰٓ ٤٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Ona gidin ve şöyle deyin: ‘Şüphesiz biz Rabbinin elçileriyiz. İsrailoğullarını (serbest bırak ve) bizimle gönder. Onlara işkence etme. Sana Rabbinin katından bir mucize getirdik. Selam, doğru yola uyanlara olsun.' "
İlişkiler34 bağlantı · 5 tür
Aynı kök27:59
Paralel7:104 7:106 10:75 26:10 26:16 +8 daha Aynı ibare26:16–17
Aynı konu2:38 2:49 26:31 26:32 27:13 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış7:103 12:83 20:28 25:59 26:16 +8 daha إِنَّا قَدۡ أُوحِىَ إِلَيۡنَآ أَنَّ ٱلۡعَذَابَ عَلَىٰ مَن كَذَّبَ وَتَوَلَّىٰ ٤٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Şüphesiz bize, azabın yalanlayan ve yüz çevirenlere olacağı vahyolundu."
İlişkiler29 bağlantı · 3 tür
Paralel7:104–106 7:106 10:75 26:10 26:16–31 +6 daha Aynı konu26:31 26:32 27:13 40:26
Henüz sınıflandırılmamış7:103 12:83 20:28 26:16 27:10 +9 daha قَالَ فَمَن رَّبُّكُمَا يَـٰمُوسَىٰ ٤٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Firavun, "Sizin Rabbiniz kim, ey Musa?" dedi.
İlişkiler21 bağlantı · 3 tür
Paralel7:106 10:75 26:16–31 26:23–24 26:23 +3 daha Aynı konu26:31 26:32 40:26 40:28–46
Henüz sınıflandırılmamış7:103 7:104–106 12:83 20:28 26:16 +4 daha قَالَ رَبُّنَا ٱلَّذِىٓ أَعۡطَىٰ كُلَّ شَىۡءٍ خَلۡقَهُۥ ثُمَّ هَدَىٰ ٥٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Musa, "Rabbimiz, her şeye hilkatini (yaratılış özelliklerini) veren, sonra onlara yol gösterendir" dedi.
İlişkiler23 bağlantı · 3 tür
Paralel7:106 10:75 26:23–24 26:23 26:25 +2 daha Aynı konu26:31 26:32 26:78 40:26 76:3 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış4:1 7:103 18:37 20:28 26:24 +4 daha قَالَ فَمَا بَالُ ٱلۡقُرُونِ ٱلۡأُولَىٰ ٥١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Firavun, "Ya geçmiş nesillerin hali ne olacak?" dedi.
İlişkiler18 bağlantı · 5 tür
Devam eder20:52
Aynı kök19:64
Paralel7:106 10:75 26:25 26:45 26:51
Aynı konu2:134 26:31 26:32 40:26
Henüz sınıflandırılmamış7:103 7:180 18:49 20:13 20:28 +2 daha Sayfa 315 Taha
قَالَ عِلۡمُهَا عِندَ رَبِّى فِى كِتَـٰبٍۖ لَّا يَضِلُّ رَبِّى وَلَا يَنسَى ٥٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Musa, şöyle dedi: "Onlar hakkındaki bilgi Rabbimin katında bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da yazılı)dır. Rabbim, yanılmaz ve unutmaz."
İlişkiler24 bağlantı · 5 tür
Devam eder20:51
Aynı kök9:67 19:64 45:34
Paralel7:106 10:75 26:25 26:45 26:51
Aynı konu26:31 26:32 40:26 45:29 58:6
Henüz sınıflandırılmamış7:103 7:180 11:56 18:49 20:28 +5 daha ٱلَّذِى جَعَلَ لَكُمُ ٱلۡأَرۡضَ مَهۡدًا وَسَلَكَ لَكُمۡ فِيهَا سُبُلًا وَأَنزَلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءً فَأَخۡرَجۡنَا بِهِۦٓ أَزۡوَٰجًا مِّن نَّبَاتٍ شَتَّىٰ ٥٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Rabbim, yeryüzünü size beşik yapan, orada size yollar açan ve size gökten yağmur indirendir." Böylece onunla sizin için yerden türlü türlü bitkileri çift çift çıkardık.
İlişkiler41 bağlantı · 4 tür
Paralel7:106 10:75 26:25 26:45 26:51
Aynı ibare2:21–22 6:99 16:10 16:65 25:48–49 +5 daha Aynı konu13:3 16:11 21:31 26:31 26:32 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış2:29 7:57 7:103 15:20 16:15 +13 daha كُلُواْ وَٱرۡعَوۡاْ أَنۡعَـٰمَكُمۡۗ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَـٰتٍ لِّأُوْلِى ٱلنُّهَىٰ ٥٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yiyin, hayvanlarınızı yayın. Şüphesiz bunda akıl sahipleri için (Allah'ın varlığını ve birliğini gösteren) deliller vardır.
İlişkiler23 bağlantı · 3 tür
Paralel7:106 10:75 26:25 26:45 26:51
Aynı konu16:11 16:66 16:80 26:31 26:32 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış7:103 16:5–13 16:69 20:28 20:128 +5 daha ۞ مِنۡهَا خَلَقۡنَـٰكُمۡ وَفِيهَا نُعِيدُكُمۡ وَمِنۡهَا نُخۡرِجُكُمۡ تَارَةً أُخۡرَىٰ ٥٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Ey insanlar!) Sizi topraktan yarattık, (ölümünüzle) sizi oraya döndüreceğiz ve sizi bir kere daha oradan çıkaracağız.
İlişkiler36 bağlantı · 3 tür
Paralel7:106 10:75 26:25 26:45 26:51
Aynı konu6:2 7:25 26:31 26:32 30:20 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış3:47 7:103 15:26 18:37 20:28 +17 daha وَلَقَدۡ أَرَيۡنَـٰهُ ءَايَـٰتِنَا كُلَّهَا فَكَذَّبَ وَأَبَىٰ ٥٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun, biz ona (Firavun'a) bütün mucizelerimizi gösterdik de o bunları yalanladı ve reddetti.
İlişkiler33 bağlantı · 3 tür
Paralel7:104–126 7:104–109 7:106 10:72–90 10:75 +8 daha Aynı konu26:31 26:32 40:26
Henüz sınıflandırılmamış2:60 4:154 7:103 7:107–108 20:14–15 +12 daha قَالَ أَجِئۡتَنَا لِتُخۡرِجَنَا مِنۡ أَرۡضِنَا بِسِحۡرِكَ يَـٰمُوسَىٰ ٥٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şöyle dedi: "Ey Musa! Sihrin ile bizi yurdumuzdan çıkarmak için mi geldin?"
İlişkiler17 bağlantı · 3 tür
Paralel7:106 7:109–110 10:72–90 10:75 26:30 +2 daha Aynı konu20:63 26:31 26:32 40:26
Henüz sınıflandırılmamış7:103 7:104–126 20:28 26:40 40:28 +1 daha فَلَنَأۡتِيَنَّكَ بِسِحۡرٍ مِّثۡلِهِۦ فَٱجۡعَلۡ بَيۡنَنَا وَبَيۡنَكَ مَوۡعِدًا لَّا نُخۡلِفُهُۥ نَحۡنُ وَلَآ أَنتَ مَكَانًا سُوًى ٥٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Biz de mutlaka sana karşı onun gibi bir sihir yapacağız. Bunun için seninle bizim aramızda; uygun bir yerde, senin de, bizim de caymayacağımız bir buluşma vakti belirle."
İlişkiler23 bağlantı · 4 tür
Devam eder20:59
Paralel7:106 7:111 10:75 10:79 26:30 +3 daha Aynı konu10:79 26:31 26:32 40:26
Henüz sınıflandırılmamış7:103 7:104–126 7:104 10:76–82 10:76 +5 daha قَالَ مَوۡعِدُكُمۡ يَوۡمُ ٱلزِّينَةِ وَأَن يُحۡشَرَ ٱلنَّاسُ ضُحًى ٥٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Musa, "Buluşma vaktimiz, bayram günü, insanların toplandığı kuşluk vaktidir" dedi.
İlişkiler17 bağlantı · 5 tür
Devam eder20:58
Aynı kök7:98
Paralel7:106 7:111 10:75 10:79 26:30 +2 daha Aynı konu10:83 26:31 26:32
Henüz sınıflandırılmamış5:98 7:103 26:38 26:40 79:15
فَتَوَلَّىٰ فِرۡعَوۡنُ فَجَمَعَ كَيۡدَهُۥ ثُمَّ أَتَىٰ ٦٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bunun üzerine Firavun ayrılıp, hilesini kuracak sihirbazlarını topladı, sonra geldi.
İlişkiler17 bağlantı · 5 tür
Açıklar20:69
Devam eder20:64
Paralel7:106 7:111 10:75 10:79 26:10–67 +3 daha Aynı konu26:31 26:32
Henüz sınıflandırılmamış7:103 7:112 21:41–42 26:40 79:15
قَالَ لَهُم مُّوسَىٰ وَيۡلَكُمۡ لَا تَفۡتَرُواْ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا فَيُسۡحِتَكُم بِعَذَابٍۖ وَقَدۡ خَابَ مَنِ ٱفۡتَرَىٰ ٦١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Musa, onlara şöyle dedi: "Yazıklar olsun size! Allah'a karşı yalan uydurmayın, yoksa sizi azap ile yok eder. Allah'a karşı yalan uyduran mutlaka hüsrana uğramıştır."
İlişkiler15 bağlantı · 4 tür
Paralel7:104–126 7:106 10:75 26:30 26:45 +1 daha Aynı ibare7:37 10:17
Aynı konu26:31 26:32
Henüz sınıflandırılmamış6:93 7:103 10:72–90 26:10–67 79:15
فَتَنَـٰزَعُوٓاْ أَمۡرَهُم بَيۡنَهُمۡ وَأَسَرُّواْ ٱلنَّجۡوَىٰ ٦٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sihirbazlar, işlerini kendi aralarında tartıştılar ve gizli gizli konuştular.
İlişkiler13 bağlantı · 3 tür
Paralel7:106 10:75 26:30 26:45 26:51
Aynı konu7:104–126 10:72–90 26:10–67 26:31 26:32
Henüz sınıflandırılmamış7:103 58:7 79:15
قَالُوٓاْ إِنۡ هَـٰذَٰنِ لَسَـٰحِرَٰنِ يُرِيدَانِ أَن يُخۡرِجَاكُم مِّنۡ أَرۡضِكُم بِسِحۡرِهِمَا وَيَذۡهَبَا بِطَرِيقَتِكُمُ ٱلۡمُثۡلَىٰ ٦٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şöyle dediler: "Şüphesiz bu ikisi, sihirleri ile sizi yurdunuzdan çıkarmak ve en üstün olan dininizi ortadan kaldırmak isteyen birer sihirbazdırlar."
İlişkiler20 bağlantı · 3 tür
Paralel7:104–126 7:106 7:109 7:110 10:72–90 +5 daha Aynı konu10:76 20:57 25:42 26:31 26:32 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış7:103 26:35 40:26 79:15
فَأَجۡمِعُواْ كَيۡدَكُمۡ ثُمَّ ٱئۡتُواْ صَفًّاۚ وَقَدۡ أَفۡلَحَ ٱلۡيَوۡمَ مَنِ ٱسۡتَعۡلَىٰ ٦٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Öyleyse, hilelerinizi toplayın (birbirinize destek olun) sonra sıra halinde gelin. Bu gün üstün gelen muhakkak başarıya ulaşmıştır."
İlişkiler15 bağlantı · 4 tür
Devam eder20:60
Paralel7:104–126 7:106 10:72–90 10:75 26:10–67 +3 daha Aynı konu26:31 26:32
Henüz sınıflandırılmamış7:103 12:15 40:26 79:15
Sayfa 316 Taha
قَالُواْ يَـٰمُوسَىٰٓ إِمَّآ أَن تُلۡقِىَ وَإِمَّآ أَن نَّكُونَ أَوَّلَ مَنۡ أَلۡقَىٰ ٦٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sihirbazlar: "Ey Musa! Ya önce atmayı tercih edersin, ya da ilk atan biz oluruz" dediler.
İlişkiler23 bağlantı · 5 tür
Devam eder26:43–45
Paralel7:104–126 7:106 7:112–126 7:115–118 10:72–90 +7 daha Aynı ibare7:115
Aynı konu26:15 26:31 26:32
Henüz sınıflandırılmamış2:102 7:103 26:37–51 26:43 40:64 +1 daha قَالَ بَلۡ أَلۡقُواْۖ فَإِذَا حِبَالُهُمۡ وَعِصِيُّهُمۡ يُخَيَّلُ إِلَيۡهِ مِن سِحۡرِهِمۡ أَنَّهَا تَسۡعَىٰ ٦٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Musa: "Yok, (önce) siz atın" dedi. Bir de ne görsün, onların ipleri ve değnekleri yaptıkları sihirden dolayı kendisine hızla sürünür gibi görünüyor.
İlişkiler21 bağlantı · 3 tür
Paralel7:106 7:115–118 7:116 10:72–90 10:75 +7 daha Aynı konu26:15 26:31 26:32
Henüz sınıflandırılmamış2:102 7:103 7:104–126 43:10 74:24 +1 daha فَأَوۡجَسَ فِى نَفۡسِهِۦ خِيفَةً مُّوسَىٰ ٦٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bunun üzerine Musa, içinde bir korku hissetti.
İlişkiler17 bağlantı · 4 tür
Devam eder20:68–69
Paralel7:106 7:115–118 10:75 10:81 26:30 +3 daha Aynı konu26:15 26:31 26:32
Henüz sınıflandırılmamış2:102 4:77 7:103 7:116 79:15
قُلۡنَا لَا تَخَفۡ إِنَّكَ أَنتَ ٱلۡأَعۡلَىٰ ٦٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şöyle dedik: "Korkma (ey Musa!). Çünkü, sensin en üstün olan."
İlişkiler16 bağlantı · 4 tür
Devam eder20:67 20:69
Paralel7:106 7:115–118 10:75 10:81 26:30 +3 daha Aynı konu26:15 26:31 26:32
Henüz sınıflandırılmamış2:102 7:103 79:15
وَأَلۡقِ مَا فِى يَمِينِكَ تَلۡقَفۡ مَا صَنَعُوٓاْۖ إِنَّمَا صَنَعُواْ كَيۡدُ سَـٰحِرٍۖ وَلَا يُفۡلِحُ ٱلسَّاحِرُ حَيۡثُ أَتَىٰ ٦٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Sağ elindekini (değneğini) at ki, onların yaptıklarını yutsun. Şüphesiz yaptıkları bir sihirbaz hilesidir. Sihirbaz ise nereye varsa kurtuluşa eremez."
İlişkiler22 bağlantı · 5 tür
Açıklar20:60
Devam eder20:67 20:68
Paralel7:106 7:115–119 7:117 10:72–90 10:75 +6 daha Aynı konu26:15 26:31 26:32
Henüz sınıflandırılmamış2:102 7:103 7:104–126 26:43–45 79:15
فَأُلۡقِىَ ٱلسَّحَرَةُ سُجَّدًا قَالُوٓاْ ءَامَنَّا بِرَبِّ هَـٰرُونَ وَمُوسَىٰ ٧٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Musa'nın değneği, sihirbazların ipleriyle değneklerini yutunca) sihirbazlar hemen secdeye kapandılar ve, "Harun ve Musa'nın Rabbine inandık" dediler.
İlişkiler23 bağlantı · 4 tür
Paralel7:120–122 7:120 7:121 7:121–122 7:122 +9 daha Aynı ibare26:46–48
Aynı konu26:31 26:32
Henüz sınıflandırılmamış2:102 7:103 26:46 26:51 36:26 +1 daha قَالَ ءَامَنتُمۡ لَهُۥ قَبۡلَ أَنۡ ءَاذَنَ لَكُمۡۖ إِنَّهُۥ لَكَبِيرُكُمُ ٱلَّذِى عَلَّمَكُمُ ٱلسِّحۡرَۖ فَلَأُقَطِّعَنَّ أَيۡدِيَكُمۡ وَأَرۡجُلَكُم مِّنۡ خِلَـٰفٍ وَلَأُصَلِّبَنَّكُمۡ فِى جُذُوعِ ٱلنَّخۡلِ وَلَتَعۡلَمُنَّ أَيُّنَآ أَشَدُّ عَذَابًا وَأَبۡقَىٰ ٧١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Firavun, "Demek, ben size izin vermeden önce ona (Musa'ya) inandınız ha! Şüphe yok, o size sihiri öğreten büyüğünüzdür. Şimdi andolsun, sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve mutlaka sizi hurma dallarına asacağım. Hangimizin azabı daha şiddetli ve daha kalıcıymış, mutlaka göreceksiniz."
İlişkiler18 bağlantı · 4 tür
Aynı kök5:38
Paralel7:104–145 7:123 7:124 10:75 26:30 +2 daha Aynı ibare5:33 7:120–125 26:46–50 26:49
Henüz sınıflandırılmamış7:103 26:46 26:51 36:26 38:12 +1 daha قَالُواْ لَن نُّؤۡثِرَكَ عَلَىٰ مَا جَآءَنَا مِنَ ٱلۡبَيِّنَـٰتِ وَٱلَّذِى فَطَرَنَاۖ فَٱقۡضِ مَآ أَنتَ قَاضٍۖ إِنَّمَا تَقۡضِى هَـٰذِهِ ٱلۡحَيَوٰةَ ٱلدُّنۡيَآ ٧٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sihirbazlar şöyle dediler: "Bize gelen apaçık delillere ve bizi yaratana seni asla tercih etmeyeceğiz. Artık sen vereceğin hükmü ver. Sen ancak bu dünya hayatında hüküm verirsin."
İlişkiler14 bağlantı · 2 tür
Paralel7:104–145 10:75 26:30 26:45 26:51 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış7:103 7:125 26:46 26:51 36:26 +1 daha إِنَّآ ءَامَنَّا بِرَبِّنَا لِيَغۡفِرَ لَنَا خَطَـٰيَـٰنَا وَمَآ أَكۡرَهۡتَنَا عَلَيۡهِ مِنَ ٱلسِّحۡرِۗ وَٱللَّهُ خَيۡرٌ وَأَبۡقَىٰٓ ٧٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Şüphesiz ki biz; günahlarımızı ve bize zorla yaptırdığın sihri affetmesi için, Rabbimize inandık. Allah'ın vereceği mükafat daha hayırlı ve daha kalıcıdır."
İlişkiler15 bağlantı · 2 tür
Paralel10:75 26:30 26:63 26:64 26:65
Henüz sınıflandırılmamış7:103 7:104–145 7:120–126 7:125 21:35 +5 daha إِنَّهُۥ مَن يَأۡتِ رَبَّهُۥ مُجۡرِمًا فَإِنَّ لَهُۥ جَهَنَّمَ لَا يَمُوتُ فِيهَا وَلَا يَحۡيَىٰ ٧٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz, kim Rabbine günahkar olarak varırsa, kesinlikle ona cehennem vardır. Orada ne ölür, ne de (güzel bir hayat) yaşar.
İlişkiler22 bağlantı · 4 tür
Paralel10:75 26:30 26:63 26:64 26:65
Aynı ibare87:12–13 87:13
Aynı konu4:56 14:15–17 14:17 25:13–14 35:36 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış7:103 25:13 25:14 36:26 43:74–78 +3 daha وَمَن يَأۡتِهِۦ مُؤۡمِنًا قَدۡ عَمِلَ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ فَأُوْلَـٰٓئِكَ لَهُمُ ٱلدَّرَجَـٰتُ ٱلۡعُلَىٰ ٧٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(75-76) Her kim de O'na salih ameller işlemiş bir mü'min olarak varırsa, işte onlar için en yüksek dereceler, içinden ırmaklar akan, içinde ebediyyen kalacakları Adn cennetleri vardır. İşte bu, günahlardan temizlenenlerin mükafatıdır.
İlişkiler22 bağlantı · 4 tür
Aynı kök80:3
Paralel10:75 26:30 26:63 26:64 26:65
Aynı konu6:132 8:4 9:20–22 9:20 17:21 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış4:124 4:173 7:103 17:9 20:112 +5 daha جَنَّـٰتُ عَدۡنٍ تَجۡرِى مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡهَـٰرُ خَـٰلِدِينَ فِيهَاۚ وَذَٰلِكَ جَزَآءُ مَن تَزَكَّىٰ ٧٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(75-76) Her kim de O'na salih ameller işlemiş bir mü'min olarak varırsa, işte onlar için en yüksek dereceler, içinden ırmaklar akan, içinde ebediyyen kalacakları Adn cennetleri vardır. İşte bu, günahlardan temizlenenlerin mükafatıdır.
İlişkiler33 bağlantı · 5 tür
Aynı kök18:81 19:13 24:37 80:3
Paralel10:75 26:30 26:63 26:64 26:65
Aynı ibare4:57 9:72 18:31 35:33
Aynı konu26:59 87:14
Henüz sınıflandırılmamış2:25 7:103 13:23 13:35 16:31 +13 daha Sayfa 317 Taha
وَلَقَدۡ أَوۡحَيۡنَآ إِلَىٰ مُوسَىٰٓ أَنۡ أَسۡرِ بِعِبَادِى فَٱضۡرِبۡ لَهُمۡ طَرِيقًا فِى ٱلۡبَحۡرِ يَبَسًا لَّا تَخَـٰفُ دَرَكًا وَلَا تَخۡشَىٰ ٧٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Firavun'un imana yanaşmaması üzerine) Musa'ya, "Kullarımı (İsrailoğullarını) geceleyin (Mısır'dan) yürütüp çıkar. Yakalanmaktan korkmaksızın, endişe etmeksizin onlara denizde kuru bir yol aç" diye vahyettik.
İlişkiler26 bağlantı · 7 tür
Açıklar2:50
Devam eder10:90
Aynı kök17:1
Paralel7:138 10:75 10:88–90 10:90 26:30 +6 daha Aynı ibare26:52 26:63–66
Aynı konu26:59
Henüz sınıflandırılmamış4:34 7:103 10:62 26:52–66 26:60–66 +4 daha فَأَتۡبَعَهُمۡ فِرۡعَوۡنُ بِجُنُودِهِۦ فَغَشِيَهُم مِّنَ ٱلۡيَمِّ مَا غَشِيَهُمۡ ٧٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bunun üzerine Firavun askerleriyle birlikte onların peşine düştü de, deniz onları görülmedik bir şekilde kuşatıp yuttu.
İlişkiler26 bağlantı · 4 tür
Aynı kök85:17
Paralel2:50 7:136 10:75 10:88–90 10:90 +7 daha Aynı konu7:138 26:59 26:63
Henüz sınıflandırılmamış1:7 7:103 26:60 26:66 40:84–85 +5 daha وَأَضَلَّ فِرۡعَوۡنُ قَوۡمَهُۥ وَمَا هَدَىٰ ٧٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Firavun, halkını saptırdı, onlara doğru yolu göstermedi.
İlişkiler13 bağlantı · 3 tür
Paralel10:75 10:90
Aynı konu11:98 26:59
Henüz sınıflandırılmamış2:26 7:103 10:90–91 11:96 11:97 +4 daha يَـٰبَنِىٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ قَدۡ أَنجَيۡنَـٰكُم مِّنۡ عَدُوِّكُمۡ وَوَٰعَدۡنَـٰكُمۡ جَانِبَ ٱلطُّورِ ٱلۡأَيۡمَنَ وَنَزَّلۡنَا عَلَيۡكُمُ ٱلۡمَنَّ وَٱلسَّلۡوَىٰ ٨٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Allah, şöyle dedi:) "Ey İsrailoğulları! Sizi düşmanınızdan kurtardık, size Tur'un sağ yanını va'dettik ve size kudret helvası ile bıldırcın indirdik."
İlişkiler22 bağlantı · 5 tür
Aynı kök23:29 52:1 57:25 71:14
Paralel2:49 2:57 10:75
Aynı ibare7:160 19:52 28:29 28:46
Aynı konu2:60 2:63 2:93 4:154 5:111–115 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış2:57 2:83 17:101 79:15
كُلُواْ مِن طَيِّبَـٰتِ مَا رَزَقۡنَـٰكُمۡ وَلَا تَطۡغَوۡاْ فِيهِ فَيَحِلَّ عَلَيۡكُمۡ غَضَبِىۖ وَمَن يَحۡلِلۡ عَلَيۡهِ غَضَبِى فَقَدۡ هَوَىٰ ٨١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin temiz ve helal olanlarından yiyin. Bu konuda aşırı da gitmeyin, yoksa üzerinize gazabım iner. Gazabım da kimin üzerine inerse, o muhakkak helak olmuş demektir."
İlişkiler5 bağlantı · 3 tür
Paralel2:57 10:75
Aynı konu2:60
Henüz sınıflandırılmamış5:111–115 79:15
وَإِنِّى لَغَفَّارٌ لِّمَن تَابَ وَءَامَنَ وَعَمِلَ صَـٰلِحًا ثُمَّ ٱهۡتَدَىٰ ٨٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Şüphe yok ki ben, tövbe edip inanan ve salih ameller işleyen, sonra da doğru yol üzere devam eden kimse için son derece affediciyim."
İlişkiler21 bağlantı · 4 tür
Paralel10:75
Aynı ibare25:63–77 25:71 28:67
Aynı konu2:54 4:17–18 4:146 5:39 5:93 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış2:160 7:153 14:6 18:58 21:111 +6 daha ۞ وَمَآ أَعۡجَلَكَ عَن قَوۡمِكَ يَـٰمُوسَىٰ ٨٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Musa, Tur'a varınca): "Seni, acele ile kavminden uzaklaştıran nedir, ey Musa?" (dedik.)
İlişkiler14 bağlantı · 5 tür
Açıklar2:51 7:148
Devam eder20:84 20:86
Paralel2:51 7:148 10:75
Aynı konu2:51–54
Henüz sınıflandırılmamış2:51 7:142–156 7:142 20:85 53:2 +1 daha قَالَ هُمۡ أُوْلَآءِ عَلَىٰٓ أَثَرِى وَعَجِلۡتُ إِلَيۡكَ رَبِّ لِتَرۡضَىٰ ٨٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Musa, şöyle dedi: "Onlar, işte onlar hemen arkamdalar. Rabbim! Sen hoşnut olasın diye, acele ederek sana geldim."
İlişkiler11 bağlantı · 3 tür
Devam eder20:83 20:86
Paralel2:51 2:51–54 7:148 10:75
Henüz sınıflandırılmamış2:51 7:142–156 7:142 20:85 79:15
قَالَ فَإِنَّا قَدۡ فَتَنَّا قَوۡمَكَ مِنۢ بَعۡدِكَ وَأَضَلَّهُمُ ٱلسَّامِرِىُّ ٨٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, "Şüphesiz, biz senden sonra halkını sınadık; Samiri onları saptırdı" dedi.
İlişkiler23 bağlantı · 6 tür
Açıklar2:51 4:153 20:88
Devam eder20:86 20:87 20:95–96
Aynı kök39:49
Paralel2:51 7:142–156 7:148 10:75
Aynı konu7:138 7:150 20:131
Henüz sınıflandırılmamış2:51–54 2:51 2:63 2:83 7:137 +4 daha فَرَجَعَ مُوسَىٰٓ إِلَىٰ قَوۡمِهِۦ غَضۡبَـٰنَ أَسِفًاۚ قَالَ يَـٰقَوۡمِ أَلَمۡ يَعِدۡكُمۡ رَبُّكُمۡ وَعۡدًا حَسَنًاۚ أَفَطَالَ عَلَيۡكُمُ ٱلۡعَهۡدُ أَمۡ أَرَدتُّمۡ أَن يَحِلَّ عَلَيۡكُمۡ غَضَبٌ مِّن رَّبِّكُمۡ فَأَخۡلَفۡتُم مَّوۡعِدِى ٨٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bunun üzerine Musa, öfke dolu ve üzgün bir halde halkına döndü. "Ey kavmim! Rabbiniz, size güzel bir vaadde bulunmadı mı? (Ayrılışımdan sonra) çok zaman mı geçti, yoksa üzerinize Rabbinizden bir gazap inmesini mi istediniz de bana verdiğiniz söze uymadınız (ve buzağıya taptınız)?" dedi.
İlişkiler16 bağlantı · 5 tür
Açıklar2:51 4:153
Devam eder20:83–85
Paralel2:51 2:51–54 7:142–156 7:148 7:150 +2 daha Aynı konu3:112 20:131
Henüz sınıflandırılmamış2:51 7:142 18:6 79:15
قَالُواْ مَآ أَخۡلَفۡنَا مَوۡعِدَكَ بِمَلۡكِنَا وَلَـٰكِنَّا حُمِّلۡنَآ أَوۡزَارًا مِّن زِينَةِ ٱلۡقَوۡمِ فَقَذَفۡنَـٰهَا فَكَذَٰلِكَ أَلۡقَى ٱلسَّامِرِىُّ ٨٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şöyle dediler: "Sana verdiğimiz sözden kendi isteğimizle caymış değiliz. Fakat biz Mısır halkının mücevheratından yüklü miktarlarda takınmıştık. İşte onları ateşe attık. Samiri de aynı şekilde attı."
İlişkiler21 bağlantı · 6 tür
Açıklar2:51 2:54 4:153
Devam eder20:85 20:95–96
Aynı kök39:7
Paralel2:51 7:148–156 7:148 7:154–155 10:75
Aynı konu20:131
Henüz sınıflandırılmamış2:49 2:51 4:153 6:164 7:138 +4 daha Sayfa 318 Taha
فَأَخۡرَجَ لَهُمۡ عِجۡلًا جَسَدًا لَّهُۥ خُوَارٌ فَقَالُواْ هَـٰذَآ إِلَـٰهُكُمۡ وَإِلَـٰهُ مُوسَىٰ فَنَسِىَ ٨٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Böylece (Samiri) onlar için böğürmesi olan bir buzağı heykeli ortaya çıkardı. (Samiri ve adamları) "Bu sizin de ilahınızdır, Musa'nın da ilahıdır. Öyle iken Musa, (ilahını burada) unuttu (da onu Tur'da aramaya gitti)" dediler.
İlişkiler22 bağlantı · 4 tür
Açıklar2:51 2:54 4:153 20:85
Paralel2:51 2:92–93 4:153 7:148 7:148–156 +3 daha Aynı konu2:54 7:152 20:131
Henüz sınıflandırılmamış2:51 2:92 2:93 7:133 9:30 +2 daha أَفَلَا يَرَوۡنَ أَلَّا يَرۡجِعُ إِلَيۡهِمۡ قَوۡلًا وَلَا يَمۡلِكُ لَهُمۡ ضَرًّا وَلَا نَفۡعًا ٨٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar bu heykelin, sözlerine karşılık vermediğini, kendilerinden hiçbir zararı uzaklaştıramayacağını ve onlara hiçbir fayda sağlayamayacağını görmezler mi?
İlişkiler13 bağlantı · 4 tür
Açıklar2:51 4:153
Paralel7:148 7:154–155 10:75
Aynı konu13:14 20:131
Henüz sınıflandırılmamış2:51 5:76 7:148–156 20:87 25:3 +1 daha وَلَقَدۡ قَالَ لَهُمۡ هَـٰرُونُ مِن قَبۡلُ يَـٰقَوۡمِ إِنَّمَا فُتِنتُم بِهِۦۖ وَإِنَّ رَبَّكُمُ ٱلرَّحۡمَـٰنُ فَٱتَّبِعُونِى وَأَطِيعُوٓاْ أَمۡرِى ٩٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun, Harun onlara daha önce şöyle demişti: "Ey kavmim! Siz bununla yalnızca imtihan edildiniz. Doğrusu sizin Rabbiniz ancak Rahman'dır. Öyleyse bana uyun ve emrime itaat edin."
İlişkiler10 bağlantı · 4 tür
Açıklar2:51 4:153
Paralel7:148–156 7:148 7:154–155 10:75
Aynı konu20:131
Henüz sınıflandırılmamış2:51 20:87 79:15
قَالُواْ لَن نَّبۡرَحَ عَلَيۡهِ عَـٰكِفِينَ حَتَّىٰ يَرۡجِعَ إِلَيۡنَا مُوسَىٰ ٩١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar da, "Musa bize dönünceye kadar buzağıya ibadet etmeye devam edeceğiz" dediler.
İlişkiler12 bağlantı · 5 tür
Açıklar2:51 4:153
Aynı kök2:125 2:187
Paralel7:148–156 7:148 10:75
Aynı konu2:93 20:131
Henüz sınıflandırılmamış2:51 20:87 79:15
قَالَ يَـٰهَـٰرُونُ مَا مَنَعَكَ إِذۡ رَأَيۡتَهُمۡ ضَلُّوٓاْ ٩٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(92-93) Musa, (Tur'dan dönünce) şöyle dedi: "Ey Harun! Saptıklarını gördüğün zaman bana uymana ne engel oldu? Yoksa emrime karşı mı geldin?"
İlişkiler13 bağlantı · 4 tür
Açıklar2:51 4:153 7:150
Paralel7:148 10:75
Aynı konu20:131
Henüz sınıflandırılmamış2:51 7:104–156 7:149 20:87 23:45–49 +2 daha أَلَّا تَتَّبِعَنِۖ أَفَعَصَيۡتَ أَمۡرِى ٩٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(92-93) Musa, (Tur'dan dönünce) şöyle dedi: "Ey Harun! Saptıklarını gördüğün zaman bana uymana ne engel oldu? Yoksa emrime karşı mı geldin?"
İlişkiler14 bağlantı · 4 tür
Açıklar2:51 4:153 7:150
Paralel7:148 10:75
Aynı konu20:131
Henüz sınıflandırılmamış2:51 7:104–156 7:149 20:87 26:10–48 +3 daha قَالَ يَبۡنَؤُمَّ لَا تَأۡخُذۡ بِلِحۡيَتِى وَلَا بِرَأۡسِىٓۖ إِنِّى خَشِيتُ أَن تَقُولَ فَرَّقۡتَ بَيۡنَ بَنِىٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ وَلَمۡ تَرۡقُبۡ قَوۡلِى ٩٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Harun: "Ey anam oğlu! Saçımı sakalımı çekme. Şüphesiz ben, İsrailoğullarının arasını açtın, sözüme uymadın demenden korktum" dedi.
İlişkiler13 bağlantı · 4 tür
Açıklar2:51 4:153 7:150
Paralel7:104–156 7:148 10:75
Aynı konu20:131
Henüz sınıflandırılmamış2:51 7:149 7:150 19:51–53 23:45–49 +1 daha قَالَ فَمَا خَطۡبُكَ يَـٰسَـٰمِرِىُّ ٩٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Musa, "Ya senin derdin neydi ey Samiri?" dedi.
İlişkiler10 bağlantı · 5 tür
Açıklar2:51 4:153
Devam eder20:85 20:87
Paralel7:148 10:75
Aynı konu20:131
Henüz sınıflandırılmamış2:49 2:51 79:15
قَالَ بَصُرۡتُ بِمَا لَمۡ يَبۡصُرُواْ بِهِۦ فَقَبَضۡتُ قَبۡضَةً مِّنۡ أَثَرِ ٱلرَّسُولِ فَنَبَذۡتُهَا وَكَذَٰلِكَ سَوَّلَتۡ لِى نَفۡسِى ٩٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Samiri, şöyle dedi: "Ben onların görmediği şeyi gördüm. Elçinin izinden bir avuç avuçladım da onu attım. Böyle yapmayı bana nefsim güzel gösterdi."
İlişkiler16 bağlantı · 5 tür
Açıklar2:51 4:153
Devam eder20:85 20:87
Paralel7:104–156 7:148 10:75
Aynı konu20:131
Henüz sınıflandırılmamış2:51 7:148 15:6 17:102 23:45–49 +3 daha قَالَ فَٱذۡهَبۡ فَإِنَّ لَكَ فِى ٱلۡحَيَوٰةِ أَن تَقُولَ لَا مِسَاسَۖ وَإِنَّ لَكَ مَوۡعِدًا لَّن تُخۡلَفَهُۥۖ وَٱنظُرۡ إِلَىٰٓ إِلَـٰهِكَ ٱلَّذِى ظَلۡتَ عَلَيۡهِ عَاكِفًاۖ لَّنُحَرِّقَنَّهُۥ ثُمَّ لَنَنسِفَنَّهُۥ فِى ٱلۡيَمِّ نَسۡفًا ٩٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Musa, "Çekil git! Artık sen hayatın boyunca (hastalanıp) "Bana dokunmak yok!" diyeceksin. Senin için, asla kaçamayacağın bir ceza daha var. Hele şu ibadet edip durduğun ilahına bak! Biz onu elbette yakacağız ve onu muhakkak denize savuracağız.
İlişkiler8 bağlantı · 4 tür
Açıklar2:51 4:153
Paralel7:148 10:75
Aynı konu20:131
Henüz sınıflandırılmamış2:51 7:104–156 79:15
إِنَّمَآ إِلَـٰهُكُمُ ٱللَّهُ ٱلَّذِى لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَۚ وَسِعَ كُلَّ شَىۡءٍ عِلۡمًا ٩٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sizin ilahınız ancak kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayan Allah'tır. O, ilmiyle her şeyi kuşatmıştır.
İlişkiler14 bağlantı · 4 tür
Açıklar2:51 4:153
Paralel7:148 10:75
Aynı konu20:131
Henüz sınıflandırılmamış2:51 2:163 14:52 19:36 21:108 +4 daha Sayfa 319 Taha
كَذَٰلِكَ نَقُصُّ عَلَيۡكَ مِنۡ أَنۢبَآءِ مَا قَدۡ سَبَقَۚ وَقَدۡ ءَاتَيۡنَـٰكَ مِن لَّدُنَّا ذِكۡرًا ٩٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Ey Muhammed!) Sana geçmişin haberlerinden bir kısmını böylece anlatıyoruz. Şüphe yok ki sana katımızdan bir zikir (Kur'an) verdik.
İlişkiler25 bağlantı · 5 tür
Aynı kök65:10
Paralel7:148
Aynı ibare7:101 11:120
Aynı konu4:164 11:49 11:100 12:102 12:111 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış3:58 6:34 7:36 7:103 7:176 +7 daha مَّنۡ أَعۡرَضَ عَنۡهُ فَإِنَّهُۥ يَحۡمِلُ يَوۡمَ ٱلۡقِيَـٰمَةِ وِزۡرًا ١٠٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kim ondan yüz çevirirse şüphesiz ki o, kıyamet gününde ağır bir günah yükü yüklenecektir.
İlişkiler7 bağlantı · 3 tür
Sınırlandırır35:18
Aynı konu16:25 29:13 43:36–37
Henüz sınıflandırılmamış26:5 38:68 40:7
خَـٰلِدِينَ فِيهِۖ وَسَآءَ لَهُمۡ يَوۡمَ ٱلۡقِيَـٰمَةِ حِمۡلًا ١٠١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar o günahın cezası içinde ebediyen kalacaklardır. Sura üfürüleceği gün, bu ağır yük onlar için ne kötü bir yüktür!
İlişkiler5 bağlantı · 2 tür
Aynı konu6:31
Henüz sınıflandırılmamış4:168 4:169 5:37 9:68
يَوۡمَ يُنفَخُ فِى ٱلصُّورِۚ وَنَحۡشُرُ ٱلۡمُجۡرِمِينَ يَوۡمَئِذٍ زُرۡقًا ١٠٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O gün günahkarları, (gözleri korkudan donup) gömgök kesilmiş olarak haşredeceğiz.
İlişkiler22 bağlantı · 4 tür
Paralel14:42–43 23:112–114 78:18
Aynı ibare27:87
Aynı konu10:27 50:20
Henüz sınıflandırılmamış6:73 8:8 17:97 18:52 18:99–100 +11 daha يَتَخَـٰفَتُونَ بَيۡنَهُمۡ إِن لَّبِثۡتُمۡ إِلَّا عَشۡرًا ١٠٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(103-104) Aralarında birbirlerine "(Dünya'da) sadece on (gün) kaldınız" diye gizli gizli konuşacaklar. -Onların, hakkında konuşacakları şeyi biz daha iyi biliriz.- O vakit içlerinden en aklı başında olanları, "Siz sadece bir gün kaldınız" diyecektir.
İlişkiler19 bağlantı · 3 tür
Paralel10:45 17:52 23:112–114 23:112 23:113 +2 daha Aynı konu2:259 10:45 18:19 46:35 79:46
Henüz sınıflandırılmamış2:234 17:52 18:100 23:113 30:55 +2 daha نَّحۡنُ أَعۡلَمُ بِمَا يَقُولُونَ إِذۡ يَقُولُ أَمۡثَلُهُمۡ طَرِيقَةً إِن لَّبِثۡتُمۡ إِلَّا يَوۡمًا ١٠٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(103-104) Aralarında birbirlerine "(Dünya'da) sadece on (gün) kaldınız" diye gizli gizli konuşacaklar. -Onların, hakkında konuşacakları şeyi biz daha iyi biliriz.- O vakit içlerinden en aklı başında olanları, "Siz sadece bir gün kaldınız" diyecektir.
İlişkiler20 bağlantı · 3 tür
Paralel10:45 17:52 23:112–114 23:112 23:113 +4 daha Aynı konu22:47 23:112–114 46:35 79:46
Henüz sınıflandırılmamış10:45 17:52 18:100 23:114 46:35 +2 daha وَيَسۡـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلۡجِبَالِ فَقُلۡ يَنسِفُهَا رَبِّى نَسۡفًا ١٠٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Ey Muhammed!) Sana dağların (kıyamet günündeki) halini soruyorlar. De ki: "Rabbim onları toz edip savuracak."
İlişkiler23 bağlantı · 2 tür
Aynı konu18:47 20:107 52:10 56:4–6 56:5 +8 daha Henüz sınıflandırılmamış2:189 18:100 22:1 27:88 52:10 +5 daha فَيَذَرُهَا قَاعًا صَفۡصَفًا ١٠٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Onların yerlerini dümdüz, boş bir alan halinde bırakacaktır."
İlişkiler15 bağlantı · 2 tür
Aynı konu18:47 56:4–6 70:9 73:14 77:10 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış14:48 18:100 22:1 52:10 69:13 +2 daha لَّا تَرَىٰ فِيهَا عِوَجًا وَلَآ أَمۡتًا ١٠٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Orada hiçbir çukur, hiçbir tümsek göremeyeceksin."
İlişkiler15 bağlantı · 2 tür
Aynı konu18:47 20:105 73:14 77:10 78:20 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış14:48 18:1 18:47 18:100 22:1 +3 daha يَوۡمَئِذٍ يَتَّبِعُونَ ٱلدَّاعِىَ لَا عِوَجَ لَهُۥۖ وَخَشَعَتِ ٱلۡأَصۡوَاتُ لِلرَّحۡمَـٰنِ فَلَا تَسۡمَعُ إِلَّا هَمۡسًا ١٠٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O gün kendisinden yan çizmek mümkün olmayan davetçiye (İsrafil'e) uyarlar. Sesler, Rahman'ın azametinden dolayı kısılmıştır. Artık sadece fısıltı işitebilirsin.
İlişkiler17 bağlantı · 4 tür
Aynı kök2:186 18:1 54:6
Paralel50:41–42 54:6–7 54:8
Aynı konu17:52
Henüz sınıflandırılmamış7:86 11:105 14:42–43 18:100 33:46 +5 daha يَوۡمَئِذٍ لَّا تَنفَعُ ٱلشَّفَـٰعَةُ إِلَّا مَنۡ أَذِنَ لَهُ ٱلرَّحۡمَـٰنُ وَرَضِىَ لَهُۥ قَوۡلًا ١٠٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O gün, Rahman'ın izin verdiği ve sözünden razı olduğu kimseden başkasının şefaati fayda vermez.
İlişkiler19 bağlantı · 5 tür
Sınırlandırır74:48
İstisna tanır2:48 2:123 74:48
Aynı ibare34:23
Aynı konu2:254 2:255 10:3 19:87 21:26–28 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış6:51 6:70 19:85–87 39:43–44 43:86 +1 daha يَعۡلَمُ مَا بَيۡنَ أَيۡدِيهِمۡ وَمَا خَلۡفَهُمۡ وَلَا يُحِيطُونَ بِهِۦ عِلۡمًا ١١٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O, önlerindekini ve arkalarındakini (dünyadaki ve ahiretteki durumlarını) bilir. Onların bilgisi ise Rahman'ı kuşatamaz.
İlişkiler4 bağlantı · 2 tür
Aynı ibare2:255 22:76
Henüz sınıflandırılmamış2:225 21:28
۞ وَعَنَتِ ٱلۡوُجُوهُ لِلۡحَىِّ ٱلۡقَيُّومِۖ وَقَدۡ خَابَ مَنۡ حَمَلَ ظُلۡمًا ١١١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bütün yüzler; diri, yaratıklarına hakim ve onları koruyup gözeten Allah'a boyun eğmiştir. Zulüm yüklenen, mutlaka hüsrana uğramıştır.
İlişkiler5 bağlantı · 2 tür
Aynı konu2:255 3:2
Henüz sınıflandırılmamış7:40 16:87 43:74–78
وَمَن يَعۡمَلۡ مِنَ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ وَهُوَ مُؤۡمِنٌ فَلَا يَخَافُ ظُلۡمًا وَلَا هَضۡمًا ١١٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kim de inanmış olarak salih ameller işlerse, o, ne zulme uğramaktan korkar, ne yoksun bırakılmaktan.
İlişkiler13 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare4:124 21:94
Aynı konu3:195 16:97 40:40 72:13
Henüz sınıflandırılmamış7:170 10:4 17:9 18:2 20:75 +2 daha وَكَذَٰلِكَ أَنزَلۡنَـٰهُ قُرۡءَانًا عَرَبِيًّا وَصَرَّفۡنَا فِيهِ مِنَ ٱلۡوَعِيدِ لَعَلَّهُمۡ يَتَّقُونَ أَوۡ يُحۡدِثُ لَهُمۡ ذِكۡرًا ١١٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İşte böylece biz onu Arapça bir Kur'an olarak indirdik ve Allah'a karşı gelmekten sakınsınlar, yahut onlara bir uyarı versin diye onda tehditleri teker teker sıraladık.
İlişkiler25 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare12:2 39:28 41:3 42:7
Aynı konu13:37 16:103 17:41 17:89 17:106 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış2:66 2:183 3:102 10:15 14:4 +8 daha Sayfa 320 Taha
فَتَعَـٰلَى ٱللَّهُ ٱلۡمَلِكُ ٱلۡحَقُّۗ وَلَا تَعۡجَلۡ بِٱلۡقُرۡءَانِ مِن قَبۡلِ أَن يُقۡضَىٰٓ إِلَيۡكَ وَحۡيُهُۥۖ وَقُل رَّبِّ زِدۡنِى عِلۡمًا ١١٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Gerçek hükümdar olan Allah yücedir. Sana vahyedilmesi tamamlanmadan önce Kur'an'ı okumakta acele etme. "Rabbim! İlmimi arttır" de.
İlişkiler24 bağlantı · 6 tür
Açıklar75:16
Aynı kök30:40 72:3
Aynı hüküm75:16 75:16–19 75:16–17
Aynı ibare23:116
Aynı konu17:106 53:4 55:2 87:6
Henüz sınıflandırılmamış3:18 6:19 10:18 16:1 17:43 +8 daha وَلَقَدۡ عَهِدۡنَآ إِلَىٰٓ ءَادَمَ مِن قَبۡلُ فَنَسِىَ وَلَمۡ نَجِدۡ لَهُۥ عَزۡمًا ١١٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun, bundan önce biz Adem'e (cennetteki ağacın meyvesinden yeme, diye) emrettik. O ise bunu unutuverdi. Biz onda bir kararlılık bulmadık.
İlişkiler22 bağlantı · 5 tür
Açıklar2:35 7:19
Aynı kök13:20
Paralel7:11–25 7:22 38:75
Aynı konu2:30 7:11 38:71–85 38:72
Henüz sınıflandırılmamış2:30–39 2:30–38 2:30 2:36 7:19–22 +7 daha وَإِذۡ قُلۡنَا لِلۡمَلَـٰٓئِكَةِ ٱسۡجُدُواْ لِـَٔادَمَ فَسَجَدُوٓاْ إِلَّآ إِبۡلِيسَ أَبَىٰ ١١٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hani meleklere, "Adem için saygı ile eğilin" demiştik de, İblis'ten başka melekler hemen saygı ile eğilmişler; İblis bundan kaçınmıştı.
İlişkiler29 bağlantı · 6 tür
Açıklar7:19
Devam eder7:22
Paralel2:34 2:35 7:11 7:22 15:28–44 +6 daha Aynı ibare15:31
Aynı konu2:30 15:28 35:35
Henüz sınıflandırılmamış2:30–39 2:36 4:119 7:11–25 7:12 +7 daha فَقُلۡنَا يَـٰٓـَٔادَمُ إِنَّ هَـٰذَا عَدُوٌّ لَّكَ وَلِزَوۡجِكَ فَلَا يُخۡرِجَنَّكُمَا مِنَ ٱلۡجَنَّةِ فَتَشۡقَىٰٓ ١١٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz de şöyle dedik: "Ey Âdem! Şüphesiz bu (İblis), sen ve eşin için bir düşmandır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın; sonra mutsuz olursun."
İlişkiler21 bağlantı · 4 tür
Açıklar7:19
Paralel2:30–39 2:35 7:11–25 7:22 38:75
Aynı konu7:17 15:28 17:62–65 18:50 35:6 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış2:35 2:36 7:20 7:32 15:28–44 +3 daha إِنَّ لَكَ أَلَّا تَجُوعَ فِيهَا وَلَا تَعۡرَىٰ ١١٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Şüphesiz senin için orada aç kalmak, çıplak kalmak yoktur."
İlişkiler17 bağlantı · 4 tür
Açıklar7:19
Paralel2:30–39 2:35 7:11–25 7:22 38:75
Aynı konu15:28–44 15:28 17:62–65 18:50 35:35 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış2:35 2:36 7:20 7:32 17:31
وَأَنَّكَ لَا تَظۡمَؤُاْ فِيهَا وَلَا تَضۡحَىٰ ١١٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Orada ne susuzluk çekersin, ne de güneş altında kalırsın."
İlişkiler12 bağlantı · 4 tür
Açıklar7:19
Paralel2:35 7:22 38:75
Aynı konu15:28 35:35 38:71–85
Henüz sınıflandırılmamış2:30–39 2:36 7:11–25 7:32 15:28–44
فَوَسۡوَسَ إِلَيۡهِ ٱلشَّيۡطَـٰنُ قَالَ يَـٰٓـَٔادَمُ هَلۡ أَدُلُّكَ عَلَىٰ شَجَرَةِ ٱلۡخُلۡدِ وَمُلۡكٍ لَّا يَبۡلَىٰ ١٢٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Nihayet şeytan ona vesvese verip şöyle dedi: "Ey Adem! Sana ebedilik ağacını ve yok olmayan bir saltanatı göstereyim mi?"
İlişkiler21 bağlantı · 5 tür
Açıklar2:36 114:4–5
Devam eder2:36
Paralel2:30–39 7:20 7:22 38:75
Aynı konu7:19 7:27 15:28 15:39 17:62–65 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış2:35 2:36 7:11–25 7:20–21 7:32 +2 daha فَأَكَلَا مِنۡهَا فَبَدَتۡ لَهُمَا سَوۡءَٰتُهُمَا وَطَفِقَا يَخۡصِفَانِ عَلَيۡهِمَا مِن وَرَقِ ٱلۡجَنَّةِۚ وَعَصَىٰٓ ءَادَمُ رَبَّهُۥ فَغَوَىٰ ١٢١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bunun üzerine onlar (Adem ve eşi Havva) o ağacın meyvesinden yediler. Bu sebeple ayıp yerleri kendilerine göründü ve cennet yaprağından üzerlerine örtmeye başladılar. Adem, Rabbine isyan etti ve yolunu şaşırdı.
İlişkiler21 bağlantı · 3 tür
Paralel7:11–25 7:20 7:22 38:75
Aynı konu7:11 7:26 15:28 15:39 17:62–65 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış2:30–39 2:34 2:36 7:19 7:32 +5 daha ثُمَّ ٱجۡتَبَـٰهُ رَبُّهُۥ فَتَابَ عَلَيۡهِ وَهَدَىٰ ١٢٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sonra Rabbi onu seçti, tövbesini kabul etti ve ona doğru yolu gösterdi.
İlişkiler17 bağlantı · 4 tür
Açıklar7:23
Paralel2:37 7:11–25 7:22 7:23 38:75
Aynı konu15:28–44 18:50 38:71–85
Henüz sınıflandırılmamış2:30–39 2:36 2:38 3:33 3:34 +3 daha قَالَ ٱهۡبِطَا مِنۡهَا جَمِيعَۢاۖ بَعۡضُكُمۡ لِبَعۡضٍ عَدُوٌّۖ فَإِمَّا يَأۡتِيَنَّكُم مِّنِّى هُدًى فَمَنِ ٱتَّبَعَ هُدَاىَ فَلَا يَضِلُّ وَلَا يَشۡقَىٰ ١٢٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, şöyle dedi: "Birbirinize düşman olarak hepiniz oradan inin. Eğer tarafımdan size bir yol gösterici (kitap) gelir de, kim benim yol göstericime uyarsa artık o, ne (dünyada) sapar ne de (ahirette) sıkıntı çeker."
İlişkiler25 bağlantı · 4 tür
Paralel2:36 7:11–25 7:22 38:75
Aynı ibare2:38 7:13 7:24 17:97
Aynı konu15:28–44 17:62–65 17:72 38:71–85
Henüz sınıflandırılmamış2:30–39 2:34 2:34–38 2:36 2:38 +8 daha وَمَنۡ أَعۡرَضَ عَن ذِكۡرِى فَإِنَّ لَهُۥ مَعِيشَةً ضَنكًا وَنَحۡشُرُهُۥ يَوۡمَ ٱلۡقِيَـٰمَةِ أَعۡمَىٰ ١٢٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Her kim de benim zikrimden (Kur'an'dan) yüz çevirirse, mutlaka ona dar bir geçim vardır. Bir de onu kıyamet gününde kör olarak haşrederiz."
İlişkiler28 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare17:97
Aynı konu6:4 6:104 7:51 17:72 43:36 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış2:30–39 2:38 3:63 7:11–25 15:28–44 +15 daha قَالَ رَبِّ لِمَ حَشَرۡتَنِىٓ أَعۡمَىٰ وَقَدۡ كُنتُ بَصِيرًا ١٢٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O da şöyle der: "Rabbim! Dünyada gören bir kimse olduğum halde, niçin beni kör olarak haşrettin?"
İlişkiler13 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare17:97
Aynı konu6:4 7:51 17:72
Henüz sınıflandırılmamış3:20 7:179 17:72 17:97 18:29 +4 daha Sayfa 321 Taha
قَالَ كَذَٰلِكَ أَتَتۡكَ ءَايَـٰتُنَا فَنَسِيتَهَاۖ وَكَذَٰلِكَ ٱلۡيَوۡمَ تُنسَىٰ ١٢٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, "Evet, öyle. Ayetlerimiz sana geldi de sen onları unuttun. Aynı şekilde bugün de sen unutuluyorsun" der.
İlişkiler19 bağlantı · 4 tür
Aynı kök9:67–69
Aynı ibare17:97
Aynı konu6:4 7:51 9:67 17:72 23:110 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış7:175 17:72 17:97 18:105 25:18 +5 daha وَكَذَٰلِكَ نَجۡزِى مَنۡ أَسۡرَفَ وَلَمۡ يُؤۡمِنۢ بِـَٔايَـٰتِ رَبِّهِۦۚ وَلَعَذَابُ ٱلۡـَٔاخِرَةِ أَشَدُّ وَأَبۡقَىٰٓ ١٢٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Haddi aşan ve Rabbi'nin ayetlerine inanmayanları işte böyle cezalandırırız. Şüphesiz ahiret azabı daha şiddetli ve daha kalıcıdır.
İlişkiler15 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare17:97 23:7–106
Aynı konu7:51 17:72
Henüz sınıflandırılmamış6:95 10:74 17:72 17:97 18:105 +6 daha أَفَلَمۡ يَهۡدِ لَهُمۡ كَمۡ أَهۡلَكۡنَا قَبۡلَهُم مِّنَ ٱلۡقُرُونِ يَمۡشُونَ فِى مَسَـٰكِنِهِمۡۗ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَـٰتٍ لِّأُوْلِى ٱلنُّهَىٰ ١٢٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yurtlarında dolaşıp durdukları, kendilerinden önceki nice nesilleri helak etmiş olmamız, onları doğru yola iletmedi mi? Şüphesiz bunda akıl sahipleri için ibretler vardır.
İlişkiler15 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare32:26 36:31
Aynı konu6:6 14:45 17:17 19:98 35:44
Henüz sınıflandırılmamış14:44–45 17:72 20:54 22:42–44 27:69 +3 daha وَلَوۡلَا كَلِمَةٌ سَبَقَتۡ مِن رَّبِّكَ لَكَانَ لِزَامًا وَأَجَلٌ مُّسَمًّى ١٢٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Rabbin tarafından daha önce söylenmiş bir hüküm ve belirlenmiş bir süre olmasaydı, onlar da hemen cezalandırılırlardı.
İlişkiler13 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare6:2 30:8 42:14
Aynı konu18:58 29:53–54 35:45
Henüz sınıflandırılmamış8:68 10:19 11:110 15:4 16:61 +2 daha فَٱصۡبِرۡ عَلَىٰ مَا يَقُولُونَ وَسَبِّحۡ بِحَمۡدِ رَبِّكَ قَبۡلَ طُلُوعِ ٱلشَّمۡسِ وَقَبۡلَ غُرُوبِهَاۖ وَمِنۡ ءَانَآئِ ٱلَّيۡلِ فَسَبِّحۡ وَأَطۡرَافَ ٱلنَّهَارِ لَعَلَّكَ تَرۡضَىٰ ١٣٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O halde, onların söylediklerine sabret ve güneşin doğuşundan ve batışından önce Rabbini hamd ile tespih et. Gece vakitlerinde ve gündüzün uçlarında da tespih et ki hoşnut olasın.
İlişkiler52 bağlantı · 5 tür
Aynı kök62:1
Aynı hüküm11:114 76:25–26
Aynı ibare40:7 40:55 50:39 52:48 52:48–49 +1 daha Aynı konu6:34 10:109 17:78 19:11 20:132 +9 daha Henüz sınıflandırılmamış2:238 3:17 3:113 4:103 7:206 +24 daha وَلَا تَمُدَّنَّ عَيۡنَيۡكَ إِلَىٰ مَا مَتَّعۡنَا بِهِۦٓ أَزۡوَٰجًا مِّنۡهُمۡ زَهۡرَةَ ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا لِنَفۡتِنَهُمۡ فِيهِۚ وَرِزۡقُ رَبِّكَ خَيۡرٌ وَأَبۡقَىٰ ١٣١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlardan bazı kesimlere, kendilerini sınamak için dünya hayatının süsü olarak verdiğimiz şeylere gözünü dikme. Rabbinin rızkı daha hayırlı ve daha kalıcıdır.
İlişkiler19 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare15:88
Aynı konu3:14 3:196 9:85 13:26 16:96 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış4:32 9:55 13:17 15:88 17:28 +4 daha وَأۡمُرۡ أَهۡلَكَ بِٱلصَّلَوٰةِ وَٱصۡطَبِرۡ عَلَيۡهَاۖ لَا نَسۡـَٔلُكَ رِزۡقًاۖ نَّحۡنُ نَرۡزُقُكَۗ وَٱلۡعَـٰقِبَةُ لِلتَّقۡوَىٰ ١٣٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ailene namazı emret ve kendin de ona devam et. Senden rızık istemiyoruz. Sana da biz rızık veriyoruz. Güzel sonuç, Allah'a karşı gelmekten sakınmanındır.
İlişkiler17 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare19:55
Aynı konu6:14 14:40 20:130 28:83–84 31:17 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış6:72 15:88 17:28 19:59 19:65 +5 daha وَقَالُواْ لَوۡلَا يَأۡتِينَا بِـَٔايَةٍ مِّن رَّبِّهِۦٓۚ أَوَلَمۡ تَأۡتِهِم بَيِّنَةُ مَا فِى ٱلصُّحُفِ ٱلۡأُولَىٰ ١٣٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İnanmayanlar, "Doğru söylediğine dair bize Rabbinden açık bir delil (bir mucize) getirse ya!" dediler. Önceki kitaplarda olanların apaçık delili (olan Kur'an) onlara gelmedi mi?
İlişkiler28 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare2:118 6:37 10:20 13:7 21:5 +1 daha Aynı konu6:131 6:156 13:7 14:11 17:59 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış5:48 6:42 10:20 10:101 13:27 +10 daha وَلَوۡ أَنَّآ أَهۡلَكۡنَـٰهُم بِعَذَابٍ مِّن قَبۡلِهِۦ لَقَالُواْ رَبَّنَا لَوۡلَآ أَرۡسَلۡتَ إِلَيۡنَا رَسُولًا فَنَتَّبِعَ ءَايَـٰتِكَ مِن قَبۡلِ أَن نَّذِلَّ وَنَخۡزَىٰ ١٣٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Eğer biz onları o Kur'an'dan önce bir azap ile helak etseydik mutlaka, "Ey Rabbimiz! Keşke bize bir peygamber gönderseydin de alçalıp rezil olmadan önce ayetlerine uysaydık" derlerdi.
İlişkiler42 bağlantı · 5 tür
Açıklar17:15 26:208 28:46
Aynı kök9:2
Aynı ibare6:37 10:20 13:7 28:47 28:47–50
Aynı konu6:27 6:130–131 6:131 6:156 7:173 +9 daha Henüz sınıflandırılmamış4:165 5:19 6:42 6:131 6:157 +14 daha قُلۡ كُلٌّ مُّتَرَبِّصٌ فَتَرَبَّصُواْۖ فَسَتَعۡلَمُونَ مَنۡ أَصۡحَـٰبُ ٱلصِّرَٰطِ ٱلسَّوِىِّ وَمَنِ ٱهۡتَدَىٰ ١٣٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ey Muhammed, de ki: "Herkes beklemektedir, siz de bekleyin. Yakında kimin düz yolun sahipleri olduğunu, kimin doğru yolu bulduğunu bileceksiniz!"
İlişkiler16 bağlantı · 3 tür
Aynı kök9:98
Aynı konu9:52 11:93 52:31 67:29
Henüz sınıflandırılmamış3:179 6:135 6:136 6:158 8:37 +6 daha