بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِBu sure besmeleyle başlar (ayet sayılmaz).
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ ٱتَّقُواْ رَبَّكُمۡۚ إِنَّ زَلۡزَلَةَ ٱلسَّاعَةِ شَىۡءٌ عَظِيمٌ ١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Çünkü kıyamet sarsıntısı çok büyük bir şeydir.
İlişkiler24 bağlantı · 2 tür
Aynı konu7:187 56:4 56:4–6 56:4–5 69:14 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış20:105–107 21:97 22:55 33:63 39:68 +11 daha يَوۡمَ تَرَوۡنَهَا تَذۡهَلُ كُلُّ مُرۡضِعَةٍ عَمَّآ أَرۡضَعَتۡ وَتَضَعُ كُلُّ ذَاتِ حَمۡلٍ حَمۡلَهَا وَتَرَى ٱلنَّاسَ سُكَـٰرَىٰ وَمَا هُم بِسُكَـٰرَىٰ وَلَـٰكِنَّ عَذَابَ ٱللَّهِ شَدِيدٌ ٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onu göreceğiniz gün, her emzikli kadın emzirmekte olduğu çocuğundan geçer ve her hamile kadın da karnındaki çocuğunu düşürür. İnsanları sarhoş görürsün; halbuki onlar sarhoş değillerdir. Ne var ki Allah'ın azabı çok şiddetlidir.
İlişkiler18 bağlantı · 4 tür
Açıklar7:187
Aynı kök4:43
Aynı konu21:97 27:87–89 80:34–42 89:21 99:1
Henüz sınıflandırılmamış21:97 21:103 22:55 39:68 54:2 +6 daha وَمِنَ ٱلنَّاسِ مَن يُجَـٰدِلُ فِى ٱللَّهِ بِغَيۡرِ عِلۡمٍ وَيَتَّبِعُ كُلَّ شَيۡطَـٰنٍ مَّرِيدٍ ٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İnsanlardan kimi vardır ki, hiçbir bilgisi olmadığı halde, Allah hakkında tartışmaya girer ve her azgın şeytanın ardına düşer.
İlişkiler15 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare22:8 31:20
Aynı konu3:66 40:4 40:35 40:56 42:16
Henüz sınıflandırılmamış1:1 15:39–42 16:98–100 17:36 17:64–65 +3 daha كُتِبَ عَلَيۡهِ أَنَّهُۥ مَن تَوَلَّاهُ فَأَنَّهُۥ يُضِلُّهُۥ وَيَهۡدِيهِ إِلَىٰ عَذَابِ ٱلسَّعِيرِ ٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şeytan hakkında, "Her kim onu dost edinirse, mutlaka o kimseyi saptırır ve onu cehennem azabına sürükler" diye yazılmıştır.
İlişkiler13 bağlantı · 4 tür
Aynı kök2:178
Aynı ibare31:21
Aynı konu4:76 6:121 6:128–129 16:63 16:100 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış5:91 9:80 14:22 17:36 56:4
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ إِن كُنتُمۡ فِى رَيۡبٍ مِّنَ ٱلۡبَعۡثِ فَإِنَّا خَلَقۡنَـٰكُم مِّن تُرَابٍ ثُمَّ مِن نُّطۡفَةٍ ثُمَّ مِنۡ عَلَقَةٍ ثُمَّ مِن مُّضۡغَةٍ مُّخَلَّقَةٍ وَغَيۡرِ مُخَلَّقَةٍ لِّنُبَيِّنَ لَكُمۡۚ وَنُقِرُّ فِى ٱلۡأَرۡحَامِ مَا نَشَآءُ إِلَىٰٓ أَجَلٍ مُّسَمًّى ثُمَّ نُخۡرِجُكُمۡ طِفۡلًا ثُمَّ لِتَبۡلُغُوٓاْ أَشُدَّكُمۡۖ وَمِنكُم مَّن يُتَوَفَّىٰ وَمِنكُم مَّن يُرَدُّ إِلَىٰٓ أَرۡذَلِ ٱلۡعُمُرِ لِكَيۡلَا يَعۡلَمَ مِنۢ بَعۡدِ عِلۡمٍ شَيۡـًٔاۚ وَتَرَى ٱلۡأَرۡضَ هَامِدَةً فَإِذَآ أَنزَلۡنَا عَلَيۡهَا ٱلۡمَآءَ ٱهۡتَزَّتۡ وَرَبَتۡ وَأَنۢبَتَتۡ مِن كُلِّ زَوۡجِۭ بَهِيجٍ ٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ey insanlar! Ölümden sonra diriliş konusunda herhangi bir şüphe içindeyseniz (düşünün ki) hiç şüphesiz biz sizi topraktan, sonra az bir sudan (meniden), sonra bir "alaka"dan, sonra da yaratılışı belli belirsiz bir "mudga"dan yarattık ki size (kudretimizi) apaçık anlatalım. Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde durduruyoruz. Sonra sizi bir çocuk olarak çıkarıyor, sonra da (akıl, temyiz ve kuvvette) tam gücünüze ulaşmanız için (sizi kemale erdiriyoruz.) İçinizden ölenler olur. Yine içinizden bir kısmı da ömrün en düşkün çağına ulaştırılır ki, bilirken hiçbir şey bilmez hale gelsin. Yeryüzünü de ölü, kupkuru görürsün. Biz, onun üzerine yağmur indirdiğimiz zaman kıpırdar, kabarır ve her türden iç açıcı çift çift bitkiler bitirir.
İlişkiler97 bağlantı · 5 tür
Açıklar35:11 39:6 71:13–14
Aynı kök33:33 96:2
Aynı ibare3:59 16:70 18:37 30:20 31:30 +3 daha Aynı konu2:259 7:57 13:8 16:4 23:12–16 +33 daha Henüz sınıflandırılmamış2:21 2:28 2:30–34 2:30 3:55 +41 daha Sayfa 333 Hac
ذَٰلِكَ بِأَنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلۡحَقُّ وَأَنَّهُۥ يُحۡىِ ٱلۡمَوۡتَىٰ وَأَنَّهُۥ عَلَىٰ كُلِّ شَىۡءٍ قَدِيرٌ ٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bu böyle. Çünkü Allah, hakkın ta kendisidir. Şüphesiz O, ölüleri diriltir ve O, her şeye hakkıyla kadirdir.
İlişkiler33 bağlantı · 4 tür
Aynı kök18:44 23:116
Aynı ibare22:62 31:30 40:67 46:33
Aynı konu2:259 10:32 25:49 30:19 30:50 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış6:62 10:30–32 10:30 17:36 20:55 +16 daha وَأَنَّ ٱلسَّاعَةَ ءَاتِيَةٌ لَّا رَيۡبَ فِيهَا وَأَنَّ ٱللَّهَ يَبۡعَثُ مَن فِى ٱلۡقُبُورِ ٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Çünkü kıyamet muhakkak gelecektir. Onda hiçbir şüphe yoktur ve şüphesiz Allah, kabirlerdeki kimseleri diriltecektir.
İlişkiler15 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare15:85 40:59
Aynı konu3:9 30:19 82:4 100:9
Henüz sınıflandırılmamış17:36 18:21 19:66 25:40 36:52 +4 daha وَمِنَ ٱلنَّاسِ مَن يُجَـٰدِلُ فِى ٱللَّهِ بِغَيۡرِ عِلۡمٍ وَلَا هُدًى وَلَا كِتَـٰبٍ مُّنِيرٍ ٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(8-9) İnsanlardan öylesi de vardır ki, bir ilmi, bir yol göstericisi, aydınlatıcı bir kitabı olmadığı halde kibirlenerek insanları Allah'ın yolundan saptırmak için, Allah hakkında tartışmaya kalkar. Ona dünyada bir rezillik vardır. Ona kıyamet gününde de yangın azabını tattıracağız.
İlişkiler15 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare22:3 31:6 31:20
Aynı konu4:174 40:4 40:35 40:56 42:16
Henüz sınıflandırılmamış3:66 4:61 7:157 17:36 42:52 +2 daha ثَانِىَ عِطۡفِهِۦ لِيُضِلَّ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِۖ لَهُۥ فِى ٱلدُّنۡيَا خِزۡىٌۖ وَنُذِيقُهُۥ يَوۡمَ ٱلۡقِيَـٰمَةِ عَذَابَ ٱلۡحَرِيقِ ٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(8-9) İnsanlardan öylesi de vardır ki, bir ilmi, bir yol göstericisi, aydınlatıcı bir kitabı olmadığı halde kibirlenerek insanları Allah'ın yolundan saptırmak için, Allah hakkında tartışmaya kalkar. Ona dünyada bir rezillik vardır. Ona kıyamet gününde de yangın azabını tattıracağız.
İlişkiler4 bağlantı · 2 tür
Aynı konu39:26
Henüz sınıflandırılmamış20:134 39:25 81:7
ذَٰلِكَ بِمَا قَدَّمَتۡ يَدَاكَ وَأَنَّ ٱللَّهَ لَيۡسَ بِظَلَّـٰمٍ لِّلۡعَبِيدِ ١٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Ona), "İşte bu kendi ellerinin önceden işledikleri yüzündendir. Allah, kesinlikle kullara zulmedici değildir" (denir.)
İlişkiler4 bağlantı · 2 tür
Aynı ibare3:182 8:51 41:46
Aynı konu3:108
وَمِنَ ٱلنَّاسِ مَن يَعۡبُدُ ٱللَّهَ عَلَىٰ حَرۡفٍۖ فَإِنۡ أَصَابَهُۥ خَيۡرٌ ٱطۡمَأَنَّ بِهِۦۖ وَإِنۡ أَصَابَتۡهُ فِتۡنَةٌ ٱنقَلَبَ عَلَىٰ وَجۡهِهِۦ خَسِرَ ٱلدُّنۡيَا وَٱلۡـَٔاخِرَةَۚ ذَٰلِكَ هُوَ ٱلۡخُسۡرَانُ ٱلۡمُبِينُ ١١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İnsanlardan öylesi de vardır ki, Allah'a kıyıdan kenardan kulluk eder. Eğer kendisine bir hayır dokunursa, gönlü onunla hoş olur. Şayet başına bir kötülük gelirse, gerisingeri (küfre) dönüverir. O dünyayı da kaybetmiştir, ahireti de. İşte bu apaçık ziyanın ta kendisidir.
İlişkiler13 bağlantı · 2 tür
Aynı konu4:143 29:3 29:10 30:36 89:15–28 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış10:12 11:9 17:83 21:35 22:15 +2 daha يَدۡعُواْ مِن دُونِ ٱللَّهِ مَا لَا يَضُرُّهُۥ وَمَا لَا يَنفَعُهُۥۚ ذَٰلِكَ هُوَ ٱلضَّلَـٰلُ ٱلۡبَعِيدُ ١٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O, Allah'ı bırakır da kendine ne zarar, ne de fayda veren şeylere tapar. Bu da derin sapıklığın ta kendisidir.
İlişkiler19 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare6:71 10:18 10:106 21:66
Aynı konu5:76 13:16 25:55 26:70–103 26:72 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış7:194 14:18 21:35 25:3 36:75 +2 daha يَدۡعُواْ لَمَن ضَرُّهُۥٓ أَقۡرَبُ مِن نَّفۡعِهِۦۚ لَبِئۡسَ ٱلۡمَوۡلَىٰ وَلَبِئۡسَ ٱلۡعَشِيرُ ١٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Zararı faydasından daha yakın olana tapar. O (taptığı) ne kötü yardımcı, ne fena yoldaştır!
İlişkiler16 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare6:71 10:18 10:106 21:66
Aynı konu5:76 26:72 30:36 46:5 89:15
Henüz sınıflandırılmamış2:165–167 2:286 6:128 21:35 25:3 +2 daha إِنَّ ٱللَّهَ يُدۡخِلُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ جَنَّـٰتٍ تَجۡرِى مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡهَـٰرُۚ إِنَّ ٱللَّهَ يَفۡعَلُ مَا يُرِيدُ ١٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Muhakkak ki Allah, iman edip salih ameller işleyenleri içinden ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. Şüphesiz Allah, dilediğini yapar.
İlişkiler16 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare3:40 22:23
Aynı konu30:36 40:8 89:15
Henüz sınıflandırılmamış2:25 2:253 3:47 5:1 11:107 +6 daha مَن كَانَ يَظُنُّ أَن لَّن يَنصُرَهُ ٱللَّهُ فِى ٱلدُّنۡيَا وَٱلۡـَٔاخِرَةِ فَلۡيَمۡدُدۡ بِسَبَبٍ إِلَى ٱلسَّمَآءِ ثُمَّ لۡيَقۡطَعۡ فَلۡيَنظُرۡ هَلۡ يُذۡهِبَنَّ كَيۡدُهُۥ مَا يَغِيظُ ١٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Her kim ona (Muhammed'e) Allah'ın dünyada ve ahirette asla yardım etmeyeceğini zannediyorsa hemen tavana bir ip çeksin, sonra kendini assın da bir baksın; başvurduğu (bu yöntem), öfkelendiği şeyi giderecek mi?
İlişkiler17 bağlantı · 3 tür
Aynı kök5:38 12:76
Aynı konu30:36 40:51 52:38 89:15
Henüz sınıflandırılmamış2:186 6:41 10:103 15:56 17:45 +6 daha Sayfa 334 Hac
وَكَذَٰلِكَ أَنزَلۡنَـٰهُ ءَايَـٰتِۭ بَيِّنَـٰتٍ وَأَنَّ ٱللَّهَ يَهۡدِى مَن يُرِيدُ ١٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Böylece biz Kur'an'ı apaçık ayetler halinde indirdik. Şüphesiz Allah, dilediğini doğru yola iletir.
İlişkiler25 bağlantı · 2 tür
Aynı ibare2:99 24:46 28:56 57:9
Henüz sınıflandırılmamış2:2 2:118 2:213 2:272 6:39 +16 daha إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَٱلَّذِينَ هَادُواْ وَٱلصَّـٰبِـِٔينَ وَٱلنَّصَـٰرَىٰ وَٱلۡمَجُوسَ وَٱلَّذِينَ أَشۡرَكُوٓاْ إِنَّ ٱللَّهَ يَفۡصِلُ بَيۡنَهُمۡ يَوۡمَ ٱلۡقِيَـٰمَةِۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَىۡءٍ شَهِيدٌ ١٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz, iman edenler, Yahudiler, Sabiiler, Hıristiyanlar, Mecusiler ve Allah'a ortak koşanlar var ya; Allah, kıyamet günü onların aralarında mutlaka hüküm verecektir. Çünkü Allah, her şeye şahittir.
İlişkiler12 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare2:62 5:69
Aynı konu42:10
Henüz sınıflandırılmamış2:113 5:65 5:82 11:121 22:55–56 +4 daha أَلَمۡ تَرَ أَنَّ ٱللَّهَ يَسۡجُدُ لَهُۥ مَن فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَمَن فِى ٱلۡأَرۡضِ وَٱلشَّمۡسُ وَٱلۡقَمَرُ وَٱلنُّجُومُ وَٱلۡجِبَالُ وَٱلشَّجَرُ وَٱلدَّوَآبُّ وَكَثِيرٌ مِّنَ ٱلنَّاسِۖ وَكَثِيرٌ حَقَّ عَلَيۡهِ ٱلۡعَذَابُۗ وَمَن يُهِنِ ٱللَّهُ فَمَا لَهُۥ مِن مُّكۡرِمٍۚ إِنَّ ٱللَّهَ يَفۡعَلُ مَا يَشَآءُ ۩ ١٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Görmedin mi ki şüphesiz, göklerde ve yerde olanlar, güneş, ay, yıldızlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların birçoğu Allah'a secde etmektedir. Birçoğunun üzerine de azap hak olmuştur. Allah, kimi alçaltırsa ona saygınlık kazandıracak hiçbir kimse yoktur. Şüphesiz Allah, dilediğini yapar.
İlişkiler34 bağlantı · 5 tür
Açıklar13:15
Aynı kök84:20–22
Aynı ibare2:253 13:15 16:49 16:49–50 24:41 +1 daha Aynı konu3:83 7:206 16:48 16:48–50 17:44 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış3:26 3:40 11:107 14:27 17:107 +13 daha ۞ هَـٰذَانِ خَصۡمَانِ ٱخۡتَصَمُواْ فِى رَبِّهِمۡۖ فَٱلَّذِينَ كَفَرُواْ قُطِّعَتۡ لَهُمۡ ثِيَابٌ مِّن نَّارٍ يُصَبُّ مِن فَوۡقِ رُءُوسِهِمُ ٱلۡحَمِيمُ ١٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İşte iki hasım taraf ki, Rableri hakkında tartışmaya girmişlerdir. Bunlardan inkar edenler için ateşten giysiler biçilmiştir. Başlarının üstünden de kaynar su dökülür.
İlişkiler36 bağlantı · 3 tür
Aynı kök5:38
Aynı konu7:40–41 14:50 44:48
Henüz sınıflandırılmamış1:1 2:64 3:27 4:48 4:56 +27 daha يُصۡهَرُ بِهِۦ مَا فِى بُطُونِهِمۡ وَٱلۡجُلُودُ ٢٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onunla, karınlarının içindekiler ve derileri eritilir.
İlişkiler9 bağlantı · 3 tür
Açıklar47:15
Aynı konu18:29 40:71–72 47:15
Henüz sınıflandırılmamış4:56 10:4 14:16–17 14:17 23:104
وَلَهُم مَّقَـٰمِعُ مِنۡ حَدِيدٍ ٢١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar için bir de demirden topuzlar vardır.
İlişkiler12 bağlantı · 1 tür
Henüz sınıflandırılmamış13:5 14:17 14:49 21:39 34:33 +7 daha كُلَّمَآ أَرَادُوٓاْ أَن يَخۡرُجُواْ مِنۡهَا مِنۡ غَمٍّ أُعِيدُواْ فِيهَا وَذُوقُواْ عَذَابَ ٱلۡحَرِيقِ ٢٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Her ne zaman cehennemden, o ızdıraptan çıkmak isteseler, oraya geri döndürülürler ve onlara, "Tadın yangın azabını" denilir.
İlişkiler10 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare32:20
Aynı konu5:37 23:107 23:108 35:37 43:77
Henüz sınıflandırılmamış2:167 14:17 21:99 94:5–6
إِنَّ ٱللَّهَ يُدۡخِلُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ جَنَّـٰتٍ تَجۡرِى مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡهَـٰرُ يُحَلَّوۡنَ فِيهَا مِنۡ أَسَاوِرَ مِن ذَهَبٍ وَلُؤۡلُؤًاۖ وَلِبَاسُهُمۡ فِيهَا حَرِيرٌ ٢٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz Allah, iman edip salih ameller işleyenleri içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacak, orada altından bileziklerle, incilerle süsleneceklerdir. Oradaki giysileri ise ipektir.
İlişkiler16 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare18:31 22:14 35:33 47:12
Aynı konu44:53 76:21
Henüz sınıflandırılmamış7:32 18:107 22:16 29:7 32:19 +5 daha Sayfa 335 Hac
وَهُدُوٓاْ إِلَى ٱلطَّيِّبِ مِنَ ٱلۡقَوۡلِ وَهُدُوٓاْ إِلَىٰ صِرَٰطِ ٱلۡحَمِيدِ ٢٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar hem sözün hoş olanına ulaştırılmışlar, hem de övgüye layık olan Allah'ın yoluna iletilmişlerdir.
İlişkiler12 bağlantı · 2 tür
Aynı konu14:1 14:27 34:6 39:18
Henüz sınıflandırılmamış6:1 18:39 22:16 39:18–23 39:23 +3 daha إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ وَيَصُدُّونَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ وَٱلۡمَسۡجِدِ ٱلۡحَرَامِ ٱلَّذِى جَعَلۡنَـٰهُ لِلنَّاسِ سَوَآءً ٱلۡعَـٰكِفُ فِيهِ وَٱلۡبَادِۚ وَمَن يُرِدۡ فِيهِ بِإِلۡحَادِۭ بِظُلۡمٍ نُّذِقۡهُ مِنۡ عَذَابٍ أَلِيمٍ ٢٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İnkar edenler ile Allah'ın yolundan ve içinde, yerli, misafir bütün insanları eşit kıldığımız Mescid-i Haram'dan alıkoyanlar (azabı hak etmişlerdir.) Kim de orada zulmederek haktan sapmak isterse, biz ona elem dolu bir azaptan tattıracağız.
İlişkiler17 bağlantı · 5 tür
Devam eder22:29 22:33
Aynı hüküm2:158 2:196 3:97
Aynı ibare2:191 2:217 8:34
Aynı konu2:125 2:197
Henüz sınıflandırılmamış2:126 2:191 2:197 3:97 21:109 +2 daha وَإِذۡ بَوَّأۡنَا لِإِبۡرَٰهِيمَ مَكَانَ ٱلۡبَيۡتِ أَن لَّا تُشۡرِكۡ بِى شَيۡـًٔا وَطَهِّرۡ بَيۡتِىَ لِلطَّآئِفِينَ وَٱلۡقَآئِمِينَ وَٱلرُّكَّعِ ٱلسُّجُودِ ٢٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hani biz İbrahim'e, Kabe'nin yerini, "Bana hiçbir şeyi ortak koşma; evimi, tavaf edenler, namaz kılanlar, rüku ve secde edenler için temizle" diye belirlemiştik.
İlişkiler35 bağlantı · 8 tür
Devam eder22:29 22:33
Aynı kök4:15
Paralel2:124–144 2:125 2:125–128
Aynı hüküm2:158 2:196 3:97
Aynı ibare2:191
Aynı konu2:127 2:197 3:96–97 3:96 10:87 +3 daha Genelleştirir22:34
Henüz sınıflandırılmamış2:83 2:196 2:197 3:39 3:95–97 +11 daha وَأَذِّن فِى ٱلنَّاسِ بِٱلۡحَجِّ يَأۡتُوكَ رِجَالًا وَعَلَىٰ كُلِّ ضَامِرٍ يَأۡتِينَ مِن كُلِّ فَجٍّ عَمِيقٍ ٢٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İnsanlar arasında haccı ilan et ki, gerek yaya olarak, gerek uzak yollardan gelen yorgun develer üzerinde sana gelsinler.
İlişkiler33 bağlantı · 9 tür
Açıklar2:158 2:196 3:97
Devam eder22:29 22:33
Aynı kök12:109
Paralel2:125
Aynı hüküm2:158 2:196 3:97
Aynı ibare2:191 5:1
Aynı konu2:197 9:3 10:87 14:40 37:107
Genelleştirir22:34
Henüz sınıflandırılmamış2:83 2:196–200 2:197 3:39 5:2 +10 daha لِّيَشۡهَدُواْ مَنَـٰفِعَ لَهُمۡ وَيَذۡكُرُواْ ٱسۡمَ ٱللَّهِ فِىٓ أَيَّامٍ مَّعۡلُومَـٰتٍ عَلَىٰ مَا رَزَقَهُم مِّنۢ بَهِيمَةِ ٱلۡأَنۡعَـٰمِۖ فَكُلُواْ مِنۡهَا وَأَطۡعِمُواْ ٱلۡبَآئِسَ ٱلۡفَقِيرَ ٢٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Gelsinler ki, kendilerine ait birtakım menfaatlere şahit olsunlar ve Allah'ın kendilerine rızık olarak verdiği (kurbanlık) hayvanlar üzerine belli günlerde (onları kurban ederken) Allah'ın adını ansınlar. Artık onlardan siz de yiyin, yoksula fakire de yedirin.
İlişkiler38 bağlantı · 7 tür
Devam eder22:29 22:33
Paralel2:125
Aynı hüküm2:158 2:196 3:97 5:4 6:119 +1 daha Aynı ibare2:191 2:203 5:1 22:34
Aynı konu3:97 6:142 6:145 10:87 14:40 +4 daha Genelleştirir22:34
Henüz sınıflandırılmamış2:83 2:158 2:159 2:196 2:197 +10 daha ثُمَّ لۡيَقۡضُواْ تَفَثَهُمۡ وَلۡيُوفُواْ نُذُورَهُمۡ وَلۡيَطَّوَّفُواْ بِٱلۡبَيۡتِ ٱلۡعَتِيقِ ٢٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sonra kirlerini gidersinler, adaklarını yerine getirsinler ve Beyt-i Atik'i (Kabe'yi) tavaf etsinler.
İlişkiler26 bağlantı · 7 tür
Devam eder22:25–28 22:33
Aynı kök76:7
Paralel2:125
Aynı hüküm2:158 2:196 2:197 3:96–97 3:97
Aynı konu3:96 10:87 14:40 22:26 37:107
Genelleştirir22:34
Henüz sınıflandırılmamış2:83 2:124–144 2:196 2:197 3:39 +6 daha ذَٰلِكَ وَمَن يُعَظِّمۡ حُرُمَـٰتِ ٱللَّهِ فَهُوَ خَيۡرٌ لَّهُۥ عِندَ رَبِّهِۦۗ وَأُحِلَّتۡ لَكُمُ ٱلۡأَنۡعَـٰمُ إِلَّا مَا يُتۡلَىٰ عَلَيۡكُمۡۖ فَٱجۡتَنِبُواْ ٱلرِّجۡسَ مِنَ ٱلۡأَوۡثَـٰنِ وَٱجۡتَنِبُواْ قَوۡلَ ٱلزُّورِ ٣٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bu böyle. Kim Allah'ın hükümlerine saygı gösterirse, bu, Rabbi katında kendisi için bir hayırdır. Haramlığı size okunanların (bildirilenlerin) dışında bütün hayvanlar size helal kılındı. Artık putlara tapma pisliğinden kaçının, yalan sözden kaçının.
İlişkiler38 bağlantı · 8 tür
Açıklar5:3
Devam eder22:33
Paralel5:90–91
Aynı hüküm2:158 2:196 3:97 5:90–91 5:90 +2 daha Aynı ibare5:1–3
Aynı konu5:2 6:139 10:87 14:35 14:40 +4 daha Genelleştirir22:34
Henüz sınıflandırılmamış2:83 2:168 2:173 2:194 2:197 +12 daha Sayfa 336 Hac
حُنَفَآءَ لِلَّهِ غَيۡرَ مُشۡرِكِينَ بِهِۦۚ وَمَن يُشۡرِكۡ بِٱللَّهِ فَكَأَنَّمَا خَرَّ مِنَ ٱلسَّمَآءِ فَتَخۡطَفُهُ ٱلطَّيۡرُ أَوۡ تَهۡوِى بِهِ ٱلرِّيحُ فِى مَكَانٍ سَحِيقٍ ٣١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah'a yönelen, O'na ortak koşmayan kimseler (olun). Kim Allah'a ortak koşarsa, sanki gökten düşmüş de kendisini kuşlar kapışıyor veya rüzgar onu uzak bir yere sürüklüyor gibidir.
İlişkiler18 bağlantı · 5 tür
Devam eder22:33
Aynı hüküm2:158 2:196 3:97
Aynı ibare4:48 5:72 31:13
Aynı konu6:71 16:123 98:5
Henüz sınıflandırılmamış2:197 4:116 5:17 14:18 16:120 +3 daha ذَٰلِكَ وَمَن يُعَظِّمۡ شَعَـٰٓئِرَ ٱللَّهِ فَإِنَّهَا مِن تَقۡوَى ٱلۡقُلُوبِ ٣٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bu böyle. Her kim de Allah'ın nişanelerini (kurbanlıklarını) yüceltirse, şüphesiz ki bu kalplerin takvasından (Allah'a karşı gelmekten sakınmasından)dır.
İlişkiler19 bağlantı · 6 tür
Açıklar2:158 22:36 22:37
Devam eder22:33
Aynı hüküm2:158 2:196 3:97
Aynı ibare2:158 5:2
Aynı konu2:198 22:37 49:3
Henüz sınıflandırılmamış2:197 3:30 16:128 17:107–109 21:86 +2 daha لَكُمۡ فِيهَا مَنَـٰفِعُ إِلَىٰٓ أَجَلٍ مُّسَمًّى ثُمَّ مَحِلُّهَآ إِلَى ٱلۡبَيۡتِ ٱلۡعَتِيقِ ٣٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sizin için onlarda belli bir zamana kadar birtakım yararlar vardır. Sonra da kurbanlık olarak varacakları yer Beyt-i Atik (Kabe)'dir.
İlişkiler12 bağlantı · 5 tür
Devam eder22:25–32 22:32
Aynı kök2:196
Aynı hüküm2:158 2:196 3:97
Aynı konu36:72 48:25
Henüz sınıflandırılmamış2:197 5:95 23:21 36:71
وَلِكُلِّ أُمَّةٍ جَعَلۡنَا مَنسَكًا لِّيَذۡكُرُواْ ٱسۡمَ ٱللَّهِ عَلَىٰ مَا رَزَقَهُم مِّنۢ بَهِيمَةِ ٱلۡأَنۡعَـٰمِۗ فَإِلَـٰهُكُمۡ إِلَـٰهٌ وَٰحِدٌ فَلَهُۥٓ أَسۡلِمُواْۗ وَبَشِّرِ ٱلۡمُخۡبِتِينَ ٣٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Her ümmet için, Allah'ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanlar üzerine ismini ansınlar diye kurban kesmeyi meşru kıldık. İşte sizin ilahınız bir tek ilahtır. Şu halde yalnız O'na teslim olun. Alçak gönüllüleri müjdele!
İlişkiler24 bağlantı · 6 tür
Aynı kök6:162 11:23
Aynı hüküm2:158 2:196 3:97 6:119
Aynı ibare22:28 22:67
Aynı konu2:128 2:200
Genelleştirir22:26–30
Henüz sınıflandırılmamış2:168 2:197 3:39 5:4 6:118–141 +8 daha ٱلَّذِينَ إِذَا ذُكِرَ ٱللَّهُ وَجِلَتۡ قُلُوبُهُمۡ وَٱلصَّـٰبِرِينَ عَلَىٰ مَآ أَصَابَهُمۡ وَٱلۡمُقِيمِى ٱلصَّلَوٰةِ وَمِمَّا رَزَقۡنَـٰهُمۡ يُنفِقُونَ ٣٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar, Allah anıldığı zaman kalpleri ürperen, başlarına gelen musibetlere sabreden, namazı dosdoğru kılan ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayan kimselerdir.
İlişkiler24 bağlantı · 4 tür
Aynı hüküm2:158 2:196 3:97 6:119
Aynı ibare2:3 8:2 8:3 39:23
Aynı konu13:28 23:60 59:21
Henüz sınıflandırılmamış2:155 2:156 2:197 2:254 3:146–148 +8 daha وَٱلۡبُدۡنَ جَعَلۡنَـٰهَا لَكُم مِّن شَعَـٰٓئِرِ ٱللَّهِ لَكُمۡ فِيهَا خَيۡرٌۖ فَٱذۡكُرُواْ ٱسۡمَ ٱللَّهِ عَلَيۡهَا صَوَآفَّۖ فَإِذَا وَجَبَتۡ جُنُوبُهَا فَكُلُواْ مِنۡهَا وَأَطۡعِمُواْ ٱلۡقَانِعَ وَٱلۡمُعۡتَرَّۚ كَذَٰلِكَ سَخَّرۡنَـٰهَا لَكُمۡ لَعَلَّكُمۡ تَشۡكُرُونَ ٣٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kurbanlık büyük baş hayvanları da sizin için Allah'ın dininin nişanelerinden kıldık. Sizin için onlarda hayır vardır. Onlar saf saf sıralanmış dururken (kurban edeceğinizde) üzerlerine Allah'ın adını anın. Yanları üzerlerine düşüp canları çıkınca onlardan siz de yiyin, istemeyen fakire de istemek zorunda kalan fakire de yedirin. Şükredesiniz diye onları böylece sizin hizmetinize verdik.
İlişkiler20 bağlantı · 5 tür
Açıklar5:2 22:32
Aynı hüküm2:158 2:196 3:97 5:4 6:119 +1 daha Aynı ibare5:2
Aynı konu2:198 5:103 6:142 6:143–144 36:71–73
Henüz sınıflandırılmamış2:197 4:119 11:64 22:27 40:79–80 +1 daha لَن يَنَالَ ٱللَّهَ لُحُومُهَا وَلَا دِمَآؤُهَا وَلَـٰكِن يَنَالُهُ ٱلتَّقۡوَىٰ مِنكُمۡۚ كَذَٰلِكَ سَخَّرَهَا لَكُمۡ لِتُكَبِّرُواْ ٱللَّهَ عَلَىٰ مَا هَدَىٰكُمۡۗ وَبَشِّرِ ٱلۡمُحۡسِنِينَ ٣٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onların etleri ve kanları asla Allah'a ulaşmaz. Fakat O'na sizin takvanız (Allah'a karşı gelmekten sakınmanız) ulaşır. Böylece onları sizin hizmetinize verdi ki, size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah'ı büyük tanıyasınız. İyilik edenleri müjdele.
İlişkiler27 bağlantı · 5 tür
Açıklar22:32
Aynı kök38:18 39:5
Aynı hüküm2:158 2:196 3:97
Aynı konu2:177 2:189 5:27 5:35 5:103 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış2:2–5 2:2 2:185 2:197 4:119 +9 daha ۞ إِنَّ ٱللَّهَ يُدَٰفِعُ عَنِ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْۗ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُحِبُّ كُلَّ خَوَّانٍ كَفُورٍ ٣٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz, Allah inananları savunur. Doğrusu Allah hiçbir haini, nankörü sevmez.
İlişkiler12 bağlantı · 5 tür
Aynı hüküm2:158 22:60
Aynı ibare3:31–32 4:107 8:58
Aynı konu22:40
Genelleştirir5:11
Henüz sınıflandırılmamış16:55 30:34 30:47 40:51 48:10
Sayfa 337 Hac
أُذِنَ لِلَّذِينَ يُقَـٰتَلُونَ بِأَنَّهُمۡ ظُلِمُواْۚ وَإِنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ نَصۡرِهِمۡ لَقَدِيرٌ ٣٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kendilerine savaş açılan müslümanlara, zulme uğramaları sebebiyle cihad için izin verildi. Şüphe yok ki Allah'ın onlara yardım etmeğe gücü yeter.
İlişkiler43 bağlantı · 4 tür
Açıklar22:40
Aynı hüküm2:158 2:190 2:190–193 2:194 4:75 +8 daha Aynı konu3:123 4:94 5:32–34 9:2–6 42:39 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış2:109 2:216 2:217 2:244 2:251 +15 daha ٱلَّذِينَ أُخۡرِجُواْ مِن دِيَـٰرِهِم بِغَيۡرِ حَقٍّ إِلَّآ أَن يَقُولُواْ رَبُّنَا ٱللَّهُۗ وَلَوۡلَا دَفۡعُ ٱللَّهِ ٱلنَّاسَ بَعۡضَهُم بِبَعۡضٍ لَّهُدِّمَتۡ صَوَٰمِعُ وَبِيَعٌ وَصَلَوَٰتٌ وَمَسَـٰجِدُ يُذۡكَرُ فِيهَا ٱسۡمُ ٱللَّهِ كَثِيرًاۗ وَلَيَنصُرَنَّ ٱللَّهُ مَن يَنصُرُهُۥٓۗ إِنَّ ٱللَّهَ لَقَوِىٌّ عَزِيزٌ ٤٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar, haksız yere, sırf, "Rabbimiz Allah'tır" demelerinden dolayı yurtlarından çıkarılmış kimselerdir. Eğer Allah'ın, insanların bir kısmını bir kısmıyla defetmesi olmasaydı, içlerinde Allah'ın adı çok anılan manastırlar, kiliseler, havralar ve mescitler muhakkak yerle bir edilirdi. Şüphesiz ki Allah, kendi dinine yardım edene mutlaka yardım eder. Şüphesiz ki Allah, çok kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir.
İlişkiler44 bağlantı · 6 tür
Açıklar2:191 22:39
Aynı kök3:52 37:172 72:18
Aynı hüküm2:190 22:60 47:7
Aynı ibare2:251 24:36 40:28 57:25 59:8
Aynı konu2:190 7:126 9:14 9:40 22:38 +9 daha Henüz sınıflandırılmamış1:4 2:214 3:104 3:160 4:84 +12 daha ٱلَّذِينَ إِن مَّكَّنَّـٰهُمۡ فِى ٱلۡأَرۡضِ أَقَامُواْ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتَوُاْ ٱلزَّكَوٰةَ وَأَمَرُواْ بِٱلۡمَعۡرُوفِ وَنَهَوۡاْ عَنِ ٱلۡمُنكَرِۗ وَلِلَّهِ عَـٰقِبَةُ ٱلۡأُمُورِ ٤١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar öyle kimselerdir ki, şayet kendilerine yeryüzünde imkan ve iktidar versek, namazı dosdoğru kılar, zekatı verir, iyiliği emreder ve kötülüğü yasaklarlar. Bütün işlerin akıbeti Allah'a aittir.
İlişkiler22 bağlantı · 5 tür
Karşıtlık27:48
Aynı hüküm4:59
Aynı ibare7:10 18:84 24:56 31:22
Aynı konu3:104 3:110 3:114 9:71 9:112 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış2:3 2:83 2:119 5:44–47 8:3 +4 daha وَإِن يُكَذِّبُوكَ فَقَدۡ كَذَّبَتۡ قَبۡلَهُمۡ قَوۡمُ نُوحٍ وَعَادٌ وَثَمُودُ ٤٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ey Muhammed! Eğer seni yalanlarlarsa bil ki, onlardan önce Nuh, Ad ve Semud kavimleri de (peygamberlerini) yalanlamışlardı.
İlişkiler29 bağlantı · 4 tür
Açıklar11:120
Aynı ibare9:70 14:9 26:105 35:4 38:12–14 +2 daha Aynı konu10:39 25:38 26:123 26:141 29:18 +5 daha Henüz sınıflandırılmamış6:33 10:41 14:9 16:113 20:128 +6 daha وَقَوۡمُ إِبۡرَٰهِيمَ وَقَوۡمُ لُوطٍ ٤٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(43-44) İbrahim'in kavmi ile Lut'un kavmi ve Medyen halkı da (yalanlamışlardı). Musa da yalanlandı ve nihayet o inkarcılara mühlet verdim, sonra da onları yakalayıverdim. Beni inkar etmek nasılmış, (gördüler).
İlişkiler24 bağlantı · 4 tür
Açıklar11:120
Aynı ibare9:70 14:9 35:4 38:12–14 40:5
Aynı konu7:80–84 10:39 25:38 26:69–103 26:141 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış11:77–83 14:9 15:57–77 16:113 20:128 +5 daha وَأَصۡحَـٰبُ مَدۡيَنَۖ وَكُذِّبَ مُوسَىٰ فَأَمۡلَيۡتُ لِلۡكَـٰفِرِينَ ثُمَّ أَخَذۡتُهُمۡۖ فَكَيۡفَ كَانَ نَكِيرِ ٤٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(43-44) İbrahim'in kavmi ile Lut'un kavmi ve Medyen halkı da (yalanlamışlardı). Musa da yalanlandı ve nihayet o inkarcılara mühlet verdim, sonra da onları yakalayıverdim. Beni inkar etmek nasılmış, (gördüler).
İlişkiler22 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare13:32 35:4 38:12–14 40:5
Aynı konu7:102–171 22:48 25:38 38:14 53:51
Henüz sınıflandırılmamış14:9 16:113 17:59–102 20:14–24 20:128 +8 daha فَكَأَيِّن مِّن قَرۡيَةٍ أَهۡلَكۡنَـٰهَا وَهِىَ ظَالِمَةٌ فَهِىَ خَاوِيَةٌ عَلَىٰ عُرُوشِهَا وَبِئۡرٍ مُّعَطَّلَةٍ وَقَصۡرٍ مَّشِيدٍ ٤٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Halkı zulmetmekteyken helak ettiğimiz, böylece duvarları, çökmüş çatılarının üzerine yıkılmış nice memleketler, nice kullanılmaz kuyular, nice muhteşem saraylar vardır!
İlişkiler25 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare7:4
Aynı konu7:97–98 8:54 10:13 11:102 16:26 +8 daha Henüz sınıflandırılmamış2:259 4:1 4:78 18:42 25:39 +6 daha أَفَلَمۡ يَسِيرُواْ فِى ٱلۡأَرۡضِ فَتَكُونَ لَهُمۡ قُلُوبٌ يَعۡقِلُونَ بِهَآ أَوۡ ءَاذَانٌ يَسۡمَعُونَ بِهَاۖ فَإِنَّهَا لَا تَعۡمَى ٱلۡأَبۡصَـٰرُ وَلَـٰكِن تَعۡمَى ٱلۡقُلُوبُ ٱلَّتِى فِى ٱلصُّدُورِ ٤٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki, düşünecek kalpleri, işitecek kulakları olsun? (Dolaştılar, ama ibret almadılar). Çünkü gerçekte gözler değil, göğüslerdeki kalpler (kalp gözleri) kör olur.
İlişkiler36 bağlantı · 5 tür
Açıklar17:72
Aynı kök7:64 17:72
Aynı ibare12:109 47:10
Aynı konu6:50 6:104 7:179 10:43 13:19 +5 daha Henüz sınıflandırılmamış3:137 6:11 7:3 7:176 10:13 +16 daha Sayfa 338 Hac
وَيَسۡتَعۡجِلُونَكَ بِٱلۡعَذَابِ وَلَن يُخۡلِفَ ٱللَّهُ وَعۡدَهُۥۚ وَإِنَّ يَوۡمًا عِندَ رَبِّكَ كَأَلۡفِ سَنَةٍ مِّمَّا تَعُدُّونَ ٤٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bir de senden acele azap istiyorlar. Halbuki Allah asla va'dinden caymaz. Şüphesiz Rabbinin nezdinde bir gün, sizin saydığınız bin yıl gibidir.
İlişkiler42 bağlantı · 4 tür
Aynı kök3:124 8:9 29:53 97:3
Aynı ibare2:96 29:14 29:53–54 29:54 30:6 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış2:80 4:82 7:4 7:54 8:65–66 +7 daha وَكَأَيِّن مِّن قَرۡيَةٍ أَمۡلَيۡتُ لَهَا وَهِىَ ظَالِمَةٌ ثُمَّ أَخَذۡتُهَا وَإِلَىَّ ٱلۡمَصِيرُ ٤٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Zalim oldukları halde, mühlet verdiğim, sonra da kendilerini azabımla yakaladığım nice memleket halkları vardır. Dönüş yalnız banadır.
İlişkiler10 bağlantı · 2 tür
Aynı konu11:102 13:32 16:61 18:58 22:44 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış2:156 35:45
قُلۡ يَـٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ إِنَّمَآ أَنَا۠ لَكُمۡ نَذِيرٌ مُّبِينٌ ٤٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
De ki: "Ey insanlar! Ben sizin için ancak apaçık bir uyarıcıyım."
İlişkiler12 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare7:158
Aynı konu3:20 34:28
Henüz sınıflandırılmamış2:119 2:142 2:144 6:50 10:57 +4 daha فَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ لَهُم مَّغۡفِرَةٌ وَرِزۡقٌ كَرِيمٌ ٥٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Artık iman edip salih ameller işleyenler var ya, işte onlar için bir bağışlama güzel bir nimet (cennet) vardır.
İlişkiler6 bağlantı · 2 tür
Aynı ibare5:9
Henüz sınıflandırılmamış10:9 18:46 18:107 19:76 33:31
وَٱلَّذِينَ سَعَوۡاْ فِىٓ ءَايَـٰتِنَا مُعَـٰجِزِينَ أُوْلَـٰٓئِكَ أَصۡحَـٰبُ ٱلۡجَحِيمِ ٥١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ayetlerimizi geçersiz kılmak için çaba gösterenler var ya, işte onlar cehennemliklerdir.
İlişkiler15 bağlantı · 4 tür
Aynı kök37:68 73:12
Aynı ibare34:5 34:38
Aynı konu40:4 40:35 40:56 40:69 42:35
Henüz sınıflandırılmamış2:106 4:82 4:116 19:70 41:40 +1 daha وَمَآ أَرۡسَلۡنَا مِن قَبۡلِكَ مِن رَّسُولٍ وَلَا نَبِىٍّ إِلَّآ إِذَا تَمَنَّىٰٓ أَلۡقَى ٱلشَّيۡطَـٰنُ فِىٓ أُمۡنِيَّتِهِۦ فَيَنسَخُ ٱللَّهُ مَا يُلۡقِى ٱلشَّيۡطَـٰنُ ثُمَّ يُحۡكِمُ ٱللَّهُ ءَايَـٰتِهِۦۗ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ ٥٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Senden önce hiçbir resul ve nebi göndermedik ki, bir şey temenni ettiği zaman, şeytan onun bu temennisine dair vesvese vermiş olmasın. Ama Allah, şeytanın vesvesesini giderir. Sonra Allah, ayetlerini sağlamlaştırır. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
İlişkiler32 bağlantı · 6 tür
Açıklar3:7
Devam eder22:53
Aynı kök3:7 11:1
Aynı ibare2:26 74:31
Aynı konu3:7 4:119 17:73 17:74 25:31 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış2:106 2:213 5:48 6:112 8:30 +13 daha لِّيَجۡعَلَ مَا يُلۡقِى ٱلشَّيۡطَـٰنُ فِتۡنَةً لِّلَّذِينَ فِى قُلُوبِهِم مَّرَضٌ وَٱلۡقَاسِيَةِ قُلُوبُهُمۡۗ وَإِنَّ ٱلظَّـٰلِمِينَ لَفِى شِقَاقِۭ بَعِيدٍ ٥٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, şeytanın verdiği bu vesveseyi, kalplerinde hastalık bulunanlar ile kalpleri katı olanlara bir imtihan vesilesi kılmak için böyle yapar. Hiç şüphesiz ki o zalimler, derin bir ayrılık içindedirler.
İlişkiler14 bağlantı · 4 tür
Devam eder22:52
Aynı ibare2:26 9:124–125 74:31
Aynı konu3:7 16:98–100 72:28
Henüz sınıflandırılmamış2:53 3:7 6:113 8:49 25:31 +2 daha وَلِيَعۡلَمَ ٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡعِلۡمَ أَنَّهُ ٱلۡحَقُّ مِن رَّبِّكَ فَيُؤۡمِنُواْ بِهِۦ فَتُخۡبِتَ لَهُۥ قُلُوبُهُمۡۗ وَإِنَّ ٱللَّهَ لَهَادِ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِلَىٰ صِرَٰطٍ مُّسۡتَقِيمٍ ٥٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bir de kendilerine ilim verilmiş olanlar onun, Rabbinden gelen hak olduğunu bilsinler, böylece ona iman etsinler ve sonuçta da kalpleri ona saygı duysun diye Allah böyle yapar. Hiç şüphe yok ki Allah, iman edenleri doğru yola iletir.
İlişkiler27 bağlantı · 4 tür
Aynı kök11:23
Aynı ibare2:26 4:174–175 34:6 74:31
Aynı konu3:7 3:7–9 39:23 72:28 74:31
Henüz sınıflandırılmamış2:186 3:173 4:67 5:48 8:2 +12 daha وَلَا يَزَالُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ فِى مِرۡيَةٍ مِّنۡهُ حَتَّىٰ تَأۡتِيَهُمُ ٱلسَّاعَةُ بَغۡتَةً أَوۡ يَأۡتِيَهُمۡ عَذَابُ يَوۡمٍ عَقِيمٍ ٥٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İnkar edenler, kendilerine kıyamet ansızın gelinceye, yahut da onlara kısır bir günün azabı gelip çatıncaya dek o Kur'an'dan bir şüphe içinde kalırlar.
İlişkiler21 bağlantı · 2 tür
Aynı konu6:47 6:114 7:187 10:94 29:53 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış6:31 12:107 16:77 21:1 21:40 +9 daha Sayfa 339 Hac
ٱلۡمُلۡكُ يَوۡمَئِذٍ لِّلَّهِ يَحۡكُمُ بَيۡنَهُمۡۚ فَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ فِى جَنَّـٰتِ ٱلنَّعِيمِ ٥٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İşte o gün mülk (hükümranlık) Allah'ındır. O, insanların arasında hükmünü verir. Artık iman edip salih ameller işlemiş olanlar Naim Cennetleri'ndedirler.
İlişkiler18 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare25:26 31:8
Aynı konu6:73 18:44 40:16 82:19
Henüz sınıflandırılmamış2:154 18:107 22:17 22:69 23:54 +7 daha وَٱلَّذِينَ كَفَرُواْ وَكَذَّبُواْ بِـَٔايَـٰتِنَا فَأُوْلَـٰٓئِكَ لَهُمۡ عَذَابٌ مُّهِينٌ ٥٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İnkar edip ayetlerimizi yalanlamış olanlara gelince, onlar için de alçaltıcı bir azap vardır.
İlişkiler8 bağlantı · 2 tür
Aynı ibare2:39 5:10 23:32–41
Henüz sınıflandırılmamış7:177 14:9–13 23:54 40:70 68:33
وَٱلَّذِينَ هَاجَرُواْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ ثُمَّ قُتِلُوٓاْ أَوۡ مَاتُواْ لَيَرۡزُقَنَّهُمُ ٱللَّهُ رِزۡقًا حَسَنًاۚ وَإِنَّ ٱللَّهَ لَهُوَ خَيۡرُ ٱلرَّٰزِقِينَ ٥٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah yolunda hicret edip de sonra öldürülmüş veya ölmüş olanlara gelince, Allah onlara muhakkak güzel bir rızık verecektir. Şüphe yok ki Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır.
İlişkiler27 bağlantı · 5 tür
Paralel4:100
Aynı hüküm4:100
Aynı ibare23:72 34:39
Aynı konu2:218 3:157 3:158 3:169 3:195 +8 daha Henüz sınıflandırılmamış2:28 2:154 3:143 3:169 4:95 +5 daha لَيُدۡخِلَنَّهُم مُّدۡخَلًا يَرۡضَوۡنَهُۥۗ وَإِنَّ ٱللَّهَ لَعَلِيمٌ حَلِيمٌ ٥٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Elbette onları hoşnut olacakları bir yere sokacaktır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, halimdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir).
İlişkiler8 bağlantı · 2 tür
Aynı konu8:74 89:27–30
Henüz sınıflandırılmamış3:169 4:95 4:96 4:100 9:102 +1 daha ۞ ذَٰلِكَ وَمَنۡ عَاقَبَ بِمِثۡلِ مَا عُوقِبَ بِهِۦ ثُمَّ بُغِىَ عَلَيۡهِ لَيَنصُرَنَّهُ ٱللَّهُۗ إِنَّ ٱللَّهَ لَعَفُوٌّ غَفُورٌ ٦٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bu böyle. Bir de kim kendisine verilen eziyetin dengiyle karşılık verir de sonra yine kendisine zulmedilirse, elbette Allah ona yardım eder. Hiç şüphesiz ki Allah çok affedendir, çok bağışlayandır.
İlişkiler19 bağlantı · 4 tür
Aynı hüküm2:194 16:126 22:38–40 42:40 42:40–41 +1 daha Aynı ibare35:13
Aynı konu40:40
Henüz sınıflandırılmamış3:134 3:160 6:160 8:60 10:27 +6 daha ذَٰلِكَ بِأَنَّ ٱللَّهَ يُولِجُ ٱلَّيۡلَ فِى ٱلنَّهَارِ وَيُولِجُ ٱلنَّهَارَ فِى ٱلَّيۡلِ وَأَنَّ ٱللَّهَ سَمِيعُۢ بَصِيرٌ ٦١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bu böyle. Çünkü Allah, geceyi gündüzün içine sokar, gündüzü de gecenin içine sokar. Şüphesiz ki Allah hakkıyla işiten, hakkıyla görendir.
İlişkiler8 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare3:27 31:29 35:13
Aynı konu13:3
Henüz sınıflandırılmamış24:44 28:16 57:6 91:4
ذَٰلِكَ بِأَنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلۡحَقُّ وَأَنَّ مَا يَدۡعُونَ مِن دُونِهِۦ هُوَ ٱلۡبَـٰطِلُ وَأَنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلۡعَلِىُّ ٱلۡكَبِيرُ ٦٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bu böyle. Çünkü Allah, hakkın ta kendisidir. O'nu bırakıp da taptıkları ise batılın ta kendisidir. Şüphesiz ki Allah yücedir, büyüktür.
İlişkiler12 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare22:6 31:30 35:13
Aynı konu10:28–35 10:30
Henüz sınıflandırılmamış6:62 16:17–23 17:56 18:44 23:116 +2 daha أَلَمۡ تَرَ أَنَّ ٱللَّهَ أَنزَلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءً فَتُصۡبِحُ ٱلۡأَرۡضُ مُخۡضَرَّةًۗ إِنَّ ٱللَّهَ لَطِيفٌ خَبِيرٌ ٦٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah'ın gökten yağmur indirdiği, böylece yeryüzünün yemyeşil olduğunu görmedin mi? Şüphesiz Allah, çok lütufkardır, hakkıyla haberdardır.
İlişkiler8 bağlantı · 4 tür
Aynı kök12:100
Aynı ibare50:9–11
Aynı konu41:39
Henüz sınıflandırılmamış22:5 27:63 31:34 35:9 42:28
لَّهُۥ مَا فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلۡأَرۡضِۗ وَإِنَّ ٱللَّهَ لَهُوَ ٱلۡغَنِىُّ ٱلۡحَمِيدُ ٦٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Göklerdeki her şey, yerdeki her şey O'nundur. Şüphesiz ki Allah elbette zengindir, elbette övgüye layıktır.
İlişkiler8 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare14:2 34:1
Aynı konu31:26
Henüz sınıflandırılmamış6:1 10:66 17:111 28:78 39:7
Sayfa 340 Hac
أَلَمۡ تَرَ أَنَّ ٱللَّهَ سَخَّرَ لَكُم مَّا فِى ٱلۡأَرۡضِ وَٱلۡفُلۡكَ تَجۡرِى فِى ٱلۡبَحۡرِ بِأَمۡرِهِۦ وَيُمۡسِكُ ٱلسَّمَآءَ أَن تَقَعَ عَلَى ٱلۡأَرۡضِ إِلَّا بِإِذۡنِهِۦٓۗ إِنَّ ٱللَّهَ بِٱلنَّاسِ لَرَءُوفٌ رَّحِيمٌ ٦٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Görmüyor musun ki, Allah bütün yerdekileri ve emri uyarınca denizde akıp gitmekte olan gemileri sizin hizmetinize vermiştir. İzni olmaksızın yerin üzerine düşmesin diye göğü O tutuyor. Şüphesiz ki Allah, insanlara karşı çok esirgeyici, çok merhametlidir.
İlişkiler20 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare2:164 31:20 31:31 45:13
Aynı konu13:2 17:66 21:32 34:9 35:12 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış5:96 14:32 21:81 30:25 31:10 +4 daha وَهُوَ ٱلَّذِىٓ أَحۡيَاكُمۡ ثُمَّ يُمِيتُكُمۡ ثُمَّ يُحۡيِيكُمۡۗ إِنَّ ٱلۡإِنسَـٰنَ لَكَفُورٌ ٦٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O, size hayat veren, sonra sizi öldürecek, daha sonra da diriltecek olandır. Şüphesiz, insan çok nankördür.
İlişkiler14 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare2:28 30:40 42:48
Aynı konu14:34 26:81 45:26
Henüz sınıflandırılmamış2:152 9:116 10:31 11:9–10 22:19 +3 daha لِّكُلِّ أُمَّةٍ جَعَلۡنَا مَنسَكًا هُمۡ نَاسِكُوهُۖ فَلَا يُنَـٰزِعُنَّكَ فِى ٱلۡأَمۡرِۚ وَٱدۡعُ إِلَىٰ رَبِّكَۖ إِنَّكَ لَعَلَىٰ هُدًى مُّسۡتَقِيمٍ ٦٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz her ümmet için uygulayacağı bir ibadet yolu verdik. O halde, din işinde seninle asla çekişmesinler. Sen Rabbine davet et. Çünkü sen hiç şüphesiz hakka götüren dosdoğru bir yol üzerindesin.
İlişkiler23 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare22:34 28:87
Aynı konu2:148 5:48 12:108 16:125 23:73 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış2:128 2:177 2:200 3:193 10:25 +9 daha وَإِن جَـٰدَلُوكَ فَقُلِ ٱللَّهُ أَعۡلَمُ بِمَا تَعۡمَلُونَ ٦٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Eğer seninle mücadele ederlerse, de ki: "Allah, yapmakta olduğunuzu daha iyi bilmektedir."
İlişkiler6 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare26:188
Aynı konu3:20 39:70
Henüz sınıflandırılmamış20:7 22:67 42:15
ٱللَّهُ يَحۡكُمُ بَيۡنَكُمۡ يَوۡمَ ٱلۡقِيَـٰمَةِ فِيمَا كُنتُمۡ فِيهِ تَخۡتَلِفُونَ ٦٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hakkında ayrılığa düşüp durduğunuz şeyler konusunda, kıyamet günü Allah aranızda hüküm verecektir.
İlişkiler13 bağlantı · 4 tür
Aynı hüküm2:113
Aynı ibare2:113 10:93 32:25
Aynı konu2:213 3:105 5:48 42:10
Henüz sınıflandırılmamış22:17 22:56 45:17 78:2 78:3
أَلَمۡ تَعۡلَمۡ أَنَّ ٱللَّهَ يَعۡلَمُ مَا فِى ٱلسَّمَآءِ وَٱلۡأَرۡضِۗ إِنَّ ذَٰلِكَ فِى كِتَـٰبٍۚ إِنَّ ذَٰلِكَ عَلَى ٱللَّهِ يَسِيرٌ ٧٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bilmez misin ki, kuşkusuz Allah gökte ve yerde ne varsa hepsini bilir. Kuşkusuz bunların hepsi bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da)dır. Şüphesiz bu, Allah'a göre çok kolaydır.
İlişkiler15 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare4:169 58:7
Aynı konu6:59 10:61 11:6 36:12
Henüz sınıflandırılmamış10:21 13:33 17:13–14 20:52 22:76 +4 daha وَيَعۡبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ مَا لَمۡ يُنَزِّلۡ بِهِۦ سُلۡطَـٰنًا وَمَا لَيۡسَ لَهُم بِهِۦ عِلۡمٌۗ وَمَا لِلظَّـٰلِمِينَ مِن نَّصِيرٍ ٧١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar, Allah'ı bırakıp, hakkında Allah'ın hiçbir delil indirmediği, kendilerinin de hakkında hiçbir bilgilerinin bulunmadığı şeylere kulluk ederler. Zalimlerin hiçbir yardımcısı yoktur.
İlişkiler10 bağlantı · 4 tür
Aynı kök3:151
Aynı ibare6:81 7:33
Aynı konu12:40 23:117
Henüz sınıflandırılmamış10:18 10:39 13:33 46:5 109:5
وَإِذَا تُتۡلَىٰ عَلَيۡهِمۡ ءَايَـٰتُنَا بَيِّنَـٰتٍ تَعۡرِفُ فِى وُجُوهِ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ ٱلۡمُنكَرَۖ يَكَادُونَ يَسۡطُونَ بِٱلَّذِينَ يَتۡلُونَ عَلَيۡهِمۡ ءَايَـٰتِنَاۗ قُلۡ أَفَأُنَبِّئُكُم بِشَرٍّ مِّن ذَٰلِكُمُۗ ٱلنَّارُ وَعَدَهَا ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْۖ وَبِئۡسَ ٱلۡمَصِيرُ ٧٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kendilerine ayetlerimiz açık açık okunduğu zaman, o kafirlerin yüz ifadelerinden inkarlarını anlarsın. Neredeyse, kendilerine ayetlerimizi okuyanlara hışımla saldıracaklar. De ki: "Şimdi size bu durumdan daha beterini haber vereyim mi: Ateş.. Allah, onu kafirlere vaad etti. Ne kötü varış yeridir orası!"
İlişkiler21 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare5:60 83:13
Aynı konu17:41 39:45 47:9 68:51
Henüz sınıflandırılmamış4:42 5:64 9:63 10:15 17:82 +10 daha Sayfa 341 Hac
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ ضُرِبَ مَثَلٌ فَٱسۡتَمِعُواْ لَهُۥٓۚ إِنَّ ٱلَّذِينَ تَدۡعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ لَن يَخۡلُقُواْ ذُبَابًا وَلَوِ ٱجۡتَمَعُواْ لَهُۥۖ وَإِن يَسۡلُبۡهُمُ ٱلذُّبَابُ شَيۡـًٔا لَّا يَسۡتَنقِذُوهُ مِنۡهُۚ ضَعُفَ ٱلطَّالِبُ وَٱلۡمَطۡلُوبُ ٧٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ey insanlar! Size bir örnek verildi. Şimdi ona iyi kulak verin. Sizin Allah'tan başka taptıklarınız bir sinek dahi yaratamazlar, hepsi bunun için toplansalar bile. Eğer sinek onlardan bir şey kapsa, bunu ondan kurtaramazlar. İsteyen de aciz, istenen de.
İlişkiler18 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare7:191–195 10:106 16:20 35:40 46:5
Aynı konu2:26 7:191 16:17 25:3 31:11
Henüz sınıflandırılmamış2:26–27 2:197 3:150 7:133 7:197–198 +3 daha مَا قَدَرُواْ ٱللَّهَ حَقَّ قَدۡرِهِۦٓۗ إِنَّ ٱللَّهَ لَقَوِىٌّ عَزِيزٌ ٧٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah'ın kadrini gereği gibi bilemediler. Şüphesiz Allah kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir.
İlişkiler6 bağlantı · 2 tür
Aynı ibare6:91 39:67
Henüz sınıflandırılmamış6:92 36:83 59:23 74:29
ٱللَّهُ يَصۡطَفِى مِنَ ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةِ رُسُلًا وَمِنَ ٱلنَّاسِۚ إِنَّ ٱللَّهَ سَمِيعُۢ بَصِيرٌ ٧٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, meleklerden de resuller seçer, insanlardan da. Şüphesiz Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.
İlişkiler22 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare35:1
Aynı konu2:97 6:130 14:11 16:2 17:93 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış3:179 4:165 6:38 6:87 17:95 +8 daha يَعۡلَمُ مَا بَيۡنَ أَيۡدِيهِمۡ وَمَا خَلۡفَهُمۡۗ وَإِلَى ٱللَّهِ تُرۡجَعُ ٱلۡأُمُورُ ٧٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onların önlerindekini de (yaptıklarını da), arkalarındakini de (yapacaklarını da) bilir. Bütün işler hep Allah'a döndürülür.
İlişkiler5 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare2:255 20:110
Aynı konu72:27
Henüz sınıflandırılmamış21:28 22:70
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱرۡكَعُواْ وَٱسۡجُدُواْ وَٱعۡبُدُواْ رَبَّكُمۡ وَٱفۡعَلُواْ ٱلۡخَيۡرَ لَعَلَّكُمۡ تُفۡلِحُونَ ۩ ٧٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ey iman edenler, rüku edin, secde edin, Rabbinize kulluk edin ve hayır işleyin ki kurtuluşa eresiniz.
İlişkiler6 bağlantı · 2 tür
Aynı konu2:43 42:13
Henüz sınıflandırılmamış2:153 25:67–76 53:62 77:48
وَجَـٰهِدُواْ فِى ٱللَّهِ حَقَّ جِهَادِهِۦۚ هُوَ ٱجۡتَبَىٰكُمۡ وَمَا جَعَلَ عَلَيۡكُمۡ فِى ٱلدِّينِ مِنۡ حَرَجٍۚ مِّلَّةَ أَبِيكُمۡ إِبۡرَٰهِيمَۚ هُوَ سَمَّىٰكُمُ ٱلۡمُسۡلِمِينَ مِن قَبۡلُ وَفِى هَـٰذَا لِيَكُونَ ٱلرَّسُولُ شَهِيدًا عَلَيۡكُمۡ وَتَكُونُواْ شُهَدَآءَ عَلَى ٱلنَّاسِۚ فَأَقِيمُواْ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتُواْ ٱلزَّكَوٰةَ وَٱعۡتَصِمُواْ بِٱللَّهِ هُوَ مَوۡلَىٰكُمۡۖ فَنِعۡمَ ٱلۡمَوۡلَىٰ وَنِعۡمَ ٱلنَّصِيرُ ٧٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah uğrunda hakkıyla cihad edin. O, sizi seçti ve dinde üzerinize hiçbir güçlük yüklemedi. Babanız İbrahim'in dinine uyun. Allah, sizi hem daha önce, hem de bu Kur'an'da müslüman diye isimlendirdi ki, Peygamber size şahit (ve örnek) olsun, siz de insanlara şahit (ve örnek) olasınız. Artık namazı dosdoğru kılın, zekatı verin ve Allah'a sarılın. O, sizin sahibinizdir. O, ne güzel sahip, ne güzel yardımcıdır!
İlişkiler90 bağlantı · 7 tür
Açıklar2:128
Aynı kök3:101 3:103 5:111
Aynı hüküm47:11
Aynı ibare2:43 2:143 4:103 4:146 8:40
Aynı konu2:130 2:131 2:135 2:256 2:286 +24 daha Genelleştirir5:6
Henüz sınıflandırılmamış1:1 2:3 2:132 2:133 2:136 +45 daha