إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ وَيَصُدُّونَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ وَٱلۡمَسۡجِدِ ٱلۡحَرَامِ ٱلَّذِى جَعَلۡنَـٰهُ لِلنَّاسِ سَوَآءً ٱلۡعَـٰكِفُ فِيهِ وَٱلۡبَادِۚ وَمَن يُرِدۡ فِيهِ بِإِلۡحَادِۭ بِظُلۡمٍ نُّذِقۡهُ مِنۡ عَذَابٍ أَلِيمٍ ٢٥
إِنَّ şüphesiz ٱلَّذِينَ kimseler كَفَرُواْ inkar eden(ler) وَيَصُدُّونَ ve geri çevirenler عَن yolundan سَبِيلِ (the) way EN ٱللَّهِ Allah'ın وَٱلۡمَسۡجِدِ ve Mescid-i (Haram'dan) ٱلۡحَرَامِ (ve Mescid-i) Haram'dan ٱلَّذِى yaptığımız جَعَلۡنَـٰهُ We made it EN لِلنَّاسِ bütün insanlar için سَوَآءً eşit (ibadet yeri) ٱلۡعَـٰكِفُ yerli olan فِيهِ orada وَٱلۡبَادِۚ ve dışarıdan gelen وَمَن ve kim يُرِدۡ isterse فِيهِ orada (böyle) بِإِلۡحَادِۭ haktan sapmak بِظُلۡمٖ zulüm ile نُّذِقۡهُ ona taddırırız مِنۡ bir azabtan عَذَابٍ a punishment EN أَلِيمٖ acı
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İnkar edenler ile Allah'ın yolundan ve içinde, yerli, misafir bütün insanları eşit kıldığımız Mescid-i Haram'dan alıkoyanlar (azabı hak etmişlerdir.) Kim de orada zulmederek haktan sapmak isterse, biz ona elem dolu bir azaptan tattıracağız.
İlişkiler17 bağlantı · 5 tür
Devam eder22:29 22:33
Aynı hüküm2:158 2:196 3:97
Aynı ibare2:191 2:217 8:34
Aynı konu2:125 2:197
Henüz sınıflandırılmamış2:126 2:191 2:197 3:97 21:109 48:25 68:33