بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِBu sure besmeleyle başlar (ayet sayılmaz).
قَدۡ أَفۡلَحَ ٱلۡمُؤۡمِنُونَ ١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Mü'minler, gerçekten kurtuluşa ermişlerdir.
İlişkiler16 bağlantı · 4 tür
Aynı kök3:104
Aynı ibare70:30
Aynı konu2:45 9:112 70:23
Henüz sınıflandırılmamış2:5 6:151 7:8 8:2–4 13:19 +6 daha ٱلَّذِينَ هُمۡ فِى صَلَاتِهِمۡ خَـٰشِعُونَ ٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar ki, namazlarında derin saygı içindedirler.
İlişkiler18 bağlantı · 5 tür
Devam eder23:4
Aynı kök8:35 107:4
Aynı ibare70:30
Aynı konu2:45 4:142–143 9:54 9:112 70:23 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış2:5 6:72 6:151 13:19 27:3 +3 daha وَٱلَّذِينَ هُمۡ عَنِ ٱللَّغۡوِ مُعۡرِضُونَ ٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar ki, faydasız işlerden ve boş sözlerden yüz çevirirler.
İlişkiler14 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare70:30
Aynı konu2:45 6:68 9:112 25:63 25:72 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış2:5 6:151 13:19 27:3 41:26 +1 daha وَٱلَّذِينَ هُمۡ لِلزَّكَوٰةِ فَـٰعِلُونَ ٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar ki, zekatı öderler.
İlişkiler22 bağlantı · 5 tür
Devam eder23:2
Aynı kök7:156 9:103 19:55 35:18 87:14 +1 daha Aynı ibare70:30
Aynı konu2:45 9:112 70:23
Henüz sınıflandırılmamış2:5 2:267 6:151 13:19 19:13 +6 daha وَٱلَّذِينَ هُمۡ لِفُرُوجِهِمۡ حَـٰفِظُونَ ٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar ki, ırzlarını korurlar.
İlişkiler23 bağlantı · 5 tür
İstisna tanır23:6
Aynı hüküm70:29
Aynı ibare70:29–30 70:30
Aynı konu2:45 9:112 12:23–24 24:30 25:68 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış2:5 6:151 13:19 17:32 21:91 +8 daha إِلَّا عَلَىٰٓ أَزۡوَٰجِهِمۡ أَوۡ مَا مَلَكَتۡ أَيۡمَـٰنُهُمۡ فَإِنَّهُمۡ غَيۡرُ مَلُومِينَ ٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ancak eşleri ve ellerinin altında bulunan cariyeleri bunun dışındadır. Onlarla ilişkilerinden dolayı kınanmazlar.
İlişkiler36 bağlantı · 5 tür
İstisna tanır23:5
Aynı hüküm4:24–25 4:25 70:29
Aynı ibare4:24 24:31 24:32–33 33:55 70:29–30 +1 daha Aynı konu2:45 9:112 70:23
Henüz sınıflandırılmamış2:5 2:221–223 4:3 6:112 6:151 +18 daha فَمَنِ ٱبۡتَغَىٰ وَرَآءَ ذَٰلِكَ فَأُوْلَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡعَادُونَ ٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kim bunun ötesine geçmek isterse, işte onlar haddi aşanlardır.
İlişkiler19 bağlantı · 4 tür
Aynı hüküm70:30 70:31
Aynı ibare20:127 70:30 70:31
Aynı konu2:45 2:229 5:87 9:112 70:23
Henüz sınıflandırılmamış2:5 6:151 13:19 27:3 70:23 +4 daha وَٱلَّذِينَ هُمۡ لِأَمَـٰنَـٰتِهِمۡ وَعَهۡدِهِمۡ رَٰعُونَ ٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yine onlar ki, emanetlerine ve verdikleri sözlere riayet ederler.
İlişkiler30 bağlantı · 6 tür
Karşıtlık8:27
Aynı kök33:72
Aynı hüküm4:58 17:34
Aynı ibare20:127 70:30 70:32
Aynı konu2:45 2:177 2:283 3:75 3:76 +9 daha Henüz sınıflandırılmamış2:5 6:151 13:19 16:91 27:3 +4 daha وَٱلَّذِينَ هُمۡ عَلَىٰ صَلَوَٰتِهِمۡ يُحَافِظُونَ ٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar ki, namazlarını kılmağa devam ederler.
İlişkiler20 bağlantı · 4 tür
Aynı hüküm2:238 70:34
Aynı ibare20:127 70:30
Aynı konu2:45 6:92 9:112 19:59 23:57 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış2:3 2:5 2:238–239 6:151 13:19 +4 daha أُوْلَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡوَٰرِثُونَ ١٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İşte bunlar varis olanların ta kendileridir.
İlişkiler16 bağlantı · 4 tür
Aynı kök7:43 21:105
Aynı ibare20:127 70:30
Aynı konu2:45 9:112 43:72 70:23
Henüz sınıflandırılmamış2:5 3:133–135 6:151 13:19 13:19–25 +3 daha ٱلَّذِينَ يَرِثُونَ ٱلۡفِرۡدَوۡسَ هُمۡ فِيهَا خَـٰلِدُونَ ١١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar Firdevs cennetlerine varis olurlar. Onlar orada ebedi kalacaklardır.
İlişkiler14 bağlantı · 4 tür
Aynı hüküm7:43 19:63
Aynı ibare20:127 70:30
Aynı konu2:45 70:23
Henüz sınıflandırılmamış2:5 6:151 9:20–22 13:19 18:107 +3 daha وَلَقَدۡ خَلَقۡنَا ٱلۡإِنسَـٰنَ مِن سُلَـٰلَةٍ مِّن طِينٍ ١٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun, biz insanı, çamurdan (süzülmüş) bir özden yarattık.
İlişkiler40 bağlantı · 4 tür
Açıklar3:6 7:11 18:37 71:13–14 75:36–37 +1 daha Aynı ibare15:26 20:127
Henüz sınıflandırılmamış2:30 2:31 15:26–27 16:78 22:5 +12 daha ثُمَّ جَعَلۡنَـٰهُ نُطۡفَةً فِى قَرَارٍ مَّكِينٍ ١٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sonra onu az bir su (meni) halinde sağlam bir karargaha (ana rahmine) yerleştirdik.
İlişkiler43 bağlantı · 4 tür
Açıklar3:6 7:11 18:37 71:13–14 71:14 +2 daha Aynı ibare15:26 20:127 77:20–22 77:21
Aynı konu18:37 22:5 25:54 30:20 30:54 +10 daha Henüz sınıflandırılmamış2:30 7:11 16:4 16:7–8 16:78 +12 daha ثُمَّ خَلَقۡنَا ٱلنُّطۡفَةَ عَلَقَةً فَخَلَقۡنَا ٱلۡعَلَقَةَ مُضۡغَةً فَخَلَقۡنَا ٱلۡمُضۡغَةَ عِظَـٰمًا فَكَسَوۡنَا ٱلۡعِظَـٰمَ لَحۡمًا ثُمَّ أَنشَأۡنَـٰهُ خَلۡقًا ءَاخَرَۚ فَتَبَارَكَ ٱللَّهُ أَحۡسَنُ ٱلۡخَـٰلِقِينَ ١٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sonra bu az suyu "alaka" haline getirdik. Alakayı da "mudga" yaptık. Bu "mudga"yı da kemiklere dönüştürdük ve bu kemiklere de et giydirdik. Nihayet onu bambaşka bir yaratık olarak ortaya çıkardık. Yaratanların en güzeli olan Allah'ın şanı ne yücedir!
İlişkiler64 bağlantı · 5 tür
Açıklar3:6 7:11 18:37 71:13–14 71:14 +2 daha Aynı kök3:49 5:110 6:6 23:19 23:31 +5 daha Aynı ibare15:26 20:127 37:125 40:64 75:38 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış4:82 6:137 11:1 16:4 16:78 +12 daha ثُمَّ إِنَّكُم بَعۡدَ ذَٰلِكَ لَمَيِّتُونَ ١٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sonra (ey insanlar) siz bunun ardından muhakkak öleceksiniz.
İlişkiler20 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare20:127
Aynı konu2:28 18:37 22:5 30:20 30:54 +5 daha Henüz sınıflandırılmamış3:185 10:56 21:35 32:11 36:48–65 +4 daha ثُمَّ إِنَّكُمۡ يَوۡمَ ٱلۡقِيَـٰمَةِ تُبۡعَثُونَ ١٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sonra yine muhakkak siz, kıyamet gününde (tekrar) diriltileceksiniz.
İlişkiler15 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare20:127
Aynı konu2:28 18:37 22:5 30:20 30:54 +5 daha Henüz sınıflandırılmamış30:19 30:40 37:16–26 75:1
وَلَقَدۡ خَلَقۡنَا فَوۡقَكُمۡ سَبۡعَ طَرَآئِقَ وَمَا كُنَّا عَنِ ٱلۡخَلۡقِ غَـٰفِلِينَ ١٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun, biz sizin üzerinizde yedi yol yarattık. Biz yarattıklarımızdan habersiz değiliz.
İlişkiler21 bağlantı · 4 tür
Aynı kök14:19
Aynı ibare20:127
Aynı konu2:29 17:44 18:37 30:20 41:11–12 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış15:44 23:86 25:25 35:1 65:12 +5 daha Sayfa 343 Müminun
وَأَنزَلۡنَا مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءَۢ بِقَدَرٍ فَأَسۡكَنَّـٰهُ فِى ٱلۡأَرۡضِۖ وَإِنَّا عَلَىٰ ذَهَابِۭ بِهِۦ لَقَـٰدِرُونَ ١٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz, gökten belli bir ölçüde su indirdik de (faydalanmanız için) onu yeryüzünde tuttuk. Bizim onu tamamen gidermeye de muhakkak gücümüz yeter.
İlişkiler11 bağlantı · 5 tür
Açıklar39:21
Aynı kök97:1
Aynı ibare20:127 27:60 39:21 43:11 50:9
Aynı konu15:21
Henüz sınıflandırılmamış13:4 16:18 24:43
فَأَنشَأۡنَا لَكُم بِهِۦ جَنَّـٰتٍ مِّن نَّخِيلٍ وَأَعۡنَـٰبٍ لَّكُمۡ فِيهَا فَوَٰكِهُ كَثِيرَةٌ وَمِنۡهَا تَأۡكُلُونَ ١٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onunla sizin için hurma bahçeleri ve üzüm bağları meydana getirdik. Bu bağ ve bahçelerde sizin için pek çok meyveler vardır ve siz onlardan yiyorsunuz.
İlişkiler16 bağlantı · 4 tür
Aynı kök23:14
Aynı ibare16:11 20:127 36:34 36:34–35 43:73 +1 daha Aynı konu6:99 13:4 55:10–11 55:11
Henüz sınıflandırılmamış15:19 16:18 27:60 36:33–34 56:70
وَشَجَرَةً تَخۡرُجُ مِن طُورِ سَيۡنَآءَ تَنۢبُتُ بِٱلدُّهۡنِ وَصِبۡغٍ لِّلۡـَٔاكِلِينَ ٢٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yine o su ile Sina dağında biten bir ağaç (zeytin ağacı) yarattık ki hem yağ, hem de yiyenlere katık verir.
İlişkiler15 bağlantı · 4 tür
Aynı kök2:63 2:138 4:154 28:29 52:1 +1 daha Aynı ibare20:127
Aynı konu6:99 16:11
Henüz sınıflandırılmamış2:93 7:171 16:18 37:130 95:1–2 +1 daha وَإِنَّ لَكُمۡ فِى ٱلۡأَنۡعَـٰمِ لَعِبۡرَةًۖ نُّسۡقِيكُم مِّمَّا فِى بُطُونِهَا وَلَكُمۡ فِيهَا مَنَـٰفِعُ كَثِيرَةٌ وَمِنۡهَا تَأۡكُلُونَ ٢١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hayvanlarda sizin için elbette bir ibret vardır. Onların içlerindeki sütten size içiririz. Onlarda sizin için daha birçok faydalar da vardır ve onlardan yersiniz de.
İlişkiler21 bağlantı · 4 tür
Açıklar16:66
Aynı ibare16:5–6 16:66 20:127 40:79
Aynı konu16:5 16:7 16:8 36:71 36:72
Henüz sınıflandırılmamış6:142–145 16:5 16:5–8 16:18 16:80 +6 daha وَعَلَيۡهَا وَعَلَى ٱلۡفُلۡكِ تُحۡمَلُونَ ٢٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onların üzerinde ve gemilerde taşınırsınız.
İlişkiler15 bağlantı · 4 tür
Açıklar16:7 36:71–72
Aynı ibare20:127 40:80
Aynı konu16:7 17:66–70 17:70 36:42 43:12
Henüz sınıflandırılmamış10:22 14:32 16:5 16:18 40:80 +1 daha وَلَقَدۡ أَرۡسَلۡنَا نُوحًا إِلَىٰ قَوۡمِهِۦ فَقَالَ يَـٰقَوۡمِ ٱعۡبُدُواْ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنۡ إِلَـٰهٍ غَيۡرُهُۥٓۖ أَفَلَا تَتَّقُونَ ٢٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun biz, Nuh'u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik de, "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin O'ndan başka hiçbir ilahınız yoktur. Allah'a karşı gelmekten hala sakınmaz mısınız?" dedi.
İlişkiler16 bağlantı · 3 tür
Paralel26:106 29:14–15 54:9
Aynı ibare7:59 11:25–49 11:50 20:127 23:32 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış6:83–87 11:24 11:25 17:3 21:76 +2 daha فَقَالَ ٱلۡمَلَؤُاْ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ مِن قَوۡمِهِۦ مَا هَـٰذَآ إِلَّا بَشَرٌ مِّثۡلُكُمۡ يُرِيدُ أَن يَتَفَضَّلَ عَلَيۡكُمۡ وَلَوۡ شَآءَ ٱللَّهُ لَأَنزَلَ مَلَـٰٓئِكَةً مَّا سَمِعۡنَا بِهَـٰذَا فِىٓ ءَابَآئِنَا ٱلۡأَوَّلِينَ ٢٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bunun üzerine kendi kavminden inkar eden ileri gelenler şöyle dediler: "Bu ancak sizin gibi bir beşerdir, size üstünlük taslamak istiyor. Eğer Allah dileseydi, bir melek gönderirdi. Biz önceki atalarımızdan böyle bir şey duymadık."
İlişkiler41 bağlantı · 5 tür
Paralel11:27 54:9
Aynı ibare7:90 14:10–11 20:127 28:36 38:7 +1 daha Aynı konu6:8 10:2 10:78 13:7 17:94 +6 daha Genelleştirir51:52
Henüz sınıflandırılmamış6:9 14:10 15:6 15:7 17:3 +16 daha إِنۡ هُوَ إِلَّا رَجُلُۢ بِهِۦ جِنَّةٌ فَتَرَبَّصُواْ بِهِۦ حَتَّىٰ حِينٍ ٢٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Bu, ancak cinnet getirmiş bir adamdır. Öyle ise bir müddet onu gözetleyiniz."
İlişkiler15 bağlantı · 5 tür
Paralel21:76 54:9 71:26
Aynı ibare20:127 34:8
Aynı konu15:6 23:70 26:27 41:43
Genelleştirir51:52
Henüz sınıflandırılmamış17:3 21:76 23:83 26:106 37:75
قَالَ رَبِّ ٱنصُرۡنِى بِمَا كَذَّبُونِ ٢٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Nuh), "Rabbim! Beni yalanlamalarına karşı bana yardım et!" dedi.
İlişkiler16 bağlantı · 4 tür
Paralel21:76 54:9 71:26
Aynı ibare20:127 23:39
Aynı konu30:47 40:51 54:9
Henüz sınıflandırılmamış17:3 21:76 26:106 37:75 40:55 +3 daha فَأَوۡحَيۡنَآ إِلَيۡهِ أَنِ ٱصۡنَعِ ٱلۡفُلۡكَ بِأَعۡيُنِنَا وَوَحۡيِنَا فَإِذَا جَآءَ أَمۡرُنَا وَفَارَ ٱلتَّنُّورُۙ فَٱسۡلُكۡ فِيهَا مِن كُلٍّ زَوۡجَيۡنِ ٱثۡنَيۡنِ وَأَهۡلَكَ إِلَّا مَن سَبَقَ عَلَيۡهِ ٱلۡقَوۡلُ مِنۡهُمۡۖ وَلَا تُخَـٰطِبۡنِى فِى ٱلَّذِينَ ظَلَمُوٓاْۖ إِنَّهُم مُّغۡرَقُونَ ٢٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bunun üzerine Nuh'a, "Bizim gözetimimiz altında ve vahyimize göre o gemiyi yap" diye vahyettik. "Bizim emrimiz gelip de tandır kaynamaya başlayınca, (sular coşup taştığında Nuh'a) dedik ki: "Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift, bir de kendileri aleyhinde daha önce hüküm verilmiş olanlardan başka aileni gemiye al ve zulmeden kimseler hakkında bana hiç yalvarma! Şüphesiz onlar suda boğulacaklardır."
İlişkiler15 bağlantı · 4 tür
Paralel11:37 11:40 21:76
Aynı ibare20:127
Aynı konu11:36 54:11
Henüz sınıflandırılmamış8:17 17:3 21:76 26:106 29:56 +4 daha Sayfa 344 Müminun
فَإِذَا ٱسۡتَوَيۡتَ أَنتَ وَمَن مَّعَكَ عَلَى ٱلۡفُلۡكِ فَقُلِ ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ ٱلَّذِى نَجَّىٰنَا مِنَ ٱلۡقَوۡمِ ٱلظَّـٰلِمِينَ ٢٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sen ve beraberindeki kimseler, gemiye bindiğiniz zaman: "Bizi zalim kavmin elinden kurtaran Allah'a hamd olsun" de.
İlişkiler8 bağlantı · 4 tür
Paralel11:41 21:76–77
Aynı ibare20:127 28:11–49
Aynı konu11:44
Henüz sınıflandırılmamış17:3 21:76 26:106
وَقُل رَّبِّ أَنزِلۡنِى مُنزَلًا مُّبَارَكًا وَأَنتَ خَيۡرُ ٱلۡمُنزِلِينَ ٢٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yine de ki: "Ey Rabbim! Beni bereketli bir yere kondur. Sen, konuk edenlerin en hayırlısısın."
İlişkiler18 bağlantı · 5 tür
Aynı kök18:102 18:107 20:80 37:62 41:32 +2 daha Paralel11:41 11:48
Aynı ibare12:59 20:127
Aynı konu11:25 43:12–13
Henüz sınıflandırılmamış11:40–44 11:44 17:3 21:76 26:106
إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَـٰتٍ وَإِن كُنَّا لَمُبۡتَلِينَ ٣٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz bu olayda ibretler vardır. Biz gerçekten (kullarımızı) imtihan ederiz.
İlişkiler4 bağlantı · 2 tür
Aynı ibare20:127
Henüz sınıflandırılmamış10:14 17:3 21:76
ثُمَّ أَنشَأۡنَا مِنۢ بَعۡدِهِمۡ قَرۡنًا ءَاخَرِينَ ٣١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sonra onların (Nuh kavminin) ardından başka bir nesil yarattık.
İlişkiler13 bağlantı · 4 tür
Aynı kök23:14
Aynı ibare6:6 20:127 23:42
Aynı konu7:69 21:11 28:45 46:21
Henüz sınıflandırılmamış6:133 11:50–60 26:123–140 26:140 89:6
فَأَرۡسَلۡنَا فِيهِمۡ رَسُولًا مِّنۡهُمۡ أَنِ ٱعۡبُدُواْ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنۡ إِلَـٰهٍ غَيۡرُهُۥٓۖ أَفَلَا تَتَّقُونَ ٣٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlara, kendilerinden, "Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka hiçbir ilahınız yoktur, hala O'na karşı gelmekten sakınmaz mısınız?" diye öğüt veren bir peygamber gönderdik.
İlişkiler11 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare7:65 20:127 22:57 23:23
Aynı konu46:21
Henüz sınıflandırılmamış10:74 14:9 21:25 26:140 36:61 +1 daha وَقَالَ ٱلۡمَلَأُ مِن قَوۡمِهِ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ وَكَذَّبُواْ بِلِقَآءِ ٱلۡـَٔاخِرَةِ وَأَتۡرَفۡنَـٰهُمۡ فِى ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا مَا هَـٰذَآ إِلَّا بَشَرٌ مِّثۡلُكُمۡ يَأۡكُلُ مِمَّا تَأۡكُلُونَ مِنۡهُ وَيَشۡرَبُ مِمَّا تَشۡرَبُونَ ٣٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O peygamberin kavminden, Allah'ı inkar eden, ahireti yalanlayan ve bizim dünya hayatında kendilerine bol bol nimet verdiğimiz ileri gelenler şöyle dediler: "O da ancak sizin gibi bir insandır. Sizin yediğiniz şeylerden yiyor, içtiğiniz şeylerden içiyor."
İlişkiler32 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare7:90 11:27 20:127 21:3 22:57
Aynı konu11:116 13:5 17:94 21:3 21:8 +6 daha Henüz sınıflandırılmamış11:27 14:10 14:10–11 17:93–95 17:94 +11 daha وَلَئِنۡ أَطَعۡتُم بَشَرًا مِّثۡلَكُمۡ إِنَّكُمۡ إِذًا لَّخَـٰسِرُونَ ٣٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Andolsun, kendiniz gibi bir beşere itaat ederseniz mutlaka ziyana uğrarsınız."
İlişkiler17 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare11:27 18:110 20:127 22:57
Aynı konu13:5 17:94 21:3 41:6 46:21 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış16:60 21:7 23:24 26:140 36:52 +2 daha أَيَعِدُكُمۡ أَنَّكُمۡ إِذَا مِتُّمۡ وَكُنتُمۡ تُرَابًا وَعِظَـٰمًا أَنَّكُم مُّخۡرَجُونَ ٣٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"O, öldüğünüz, toprak ve kemik haline geldiğiniz zaman sizin tekrar mutlaka (diriltilip) çıkarılacağınızı mı vaad ediyor?"
İlişkiler30 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare13:5 20:127 22:57 23:78–90 23:82 +3 daha Aynı konu13:5 27:67 36:78 46:21 79:10 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış6:29 16:60 17:49 17:98 17:99 +11 daha ۞ هَيۡهَاتَ هَيۡهَاتَ لِمَا تُوعَدُونَ ٣٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Halbuki bu size vaad olunan şey, ne kadar da uzak!"
İlişkiler9 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare20:127 22:57 37:16
Aynı konu46:21
Henüz sınıflandırılmamış16:60 26:140 44:35 56:49 89:6
إِنۡ هِىَ إِلَّا حَيَاتُنَا ٱلدُّنۡيَا نَمُوتُ وَنَحۡيَا وَمَا نَحۡنُ بِمَبۡعُوثِينَ ٣٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Hayat, bu dünya hayatından ibarettir. Ölürüz ve yaşarız. Biz tekrar diriltilecek değiliz."
İlişkiler17 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare6:29 20:127 22:57 37:16 45:24
Aynı konu16:38 46:21
Henüz sınıflandırılmamış16:60 22:5 26:140 30:27 31:28 +5 daha إِنۡ هُوَ إِلَّا رَجُلٌ ٱفۡتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا وَمَا نَحۡنُ لَهُۥ بِمُؤۡمِنِينَ ٣٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Bu, Allah'a karşı yalan uyduran bir kimseden başkası değildir. Biz ona inanmayız."
İlişkiler10 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare20:127 22:57 34:7–8 42:24
Aynı konu10:37 46:21 53:3–5
Henüz sınıflandırılmamış25:4 26:140 89:6
قَالَ رَبِّ ٱنصُرۡنِى بِمَا كَذَّبُونِ ٣٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O peygamber, "Ey Rabbim! Yalanlamalarına karşı bana yardım et!" dedi.
İlişkiler12 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare20:127 22:57 23:26
Aynı konu6:34 12:110 46:21
Henüz sınıflandırılmamış7:66 10:41 10:108 16:127 26:140 +1 daha قَالَ عَمَّا قَلِيلٍ لَّيُصۡبِحُنَّ نَـٰدِمِينَ ٤٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, "Yakın zamanda mutlaka pişman olacaklardır!" dedi.
İlişkiler6 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare20:127 22:57
Aynı konu46:21
Henüz sınıflandırılmamış7:66 26:140 89:6
فَأَخَذَتۡهُمُ ٱلصَّيۡحَةُ بِٱلۡحَقِّ فَجَعَلۡنَـٰهُمۡ غُثَآءًۚ فَبُعۡدًا لِّلۡقَوۡمِ ٱلظَّـٰلِمِينَ ٤١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Derken onları o korkunç ses, kaçınılmaz olarak kıskıvrak yakalayıverdi de kendilerini çör çöp yığını haline getirdik. Zalimler topluluğu, Allah'ın rahmetinden uzak olsun!
İlişkiler13 bağlantı · 4 tür
Aynı kök87:5
Aynı ibare11:44 20:127 22:57
Aynı konu7:72 46:21 51:41–42
Henüz sınıflandırılmamış2:35 11:67 11:68 26:140 29:40 +1 daha ثُمَّ أَنشَأۡنَا مِنۢ بَعۡدِهِمۡ قُرُونًا ءَاخَرِينَ ٤٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sonra bunların arkalarından başka nesiller yarattık.
İlişkiler8 bağlantı · 4 tür
Aynı kök23:14
Aynı ibare20:127 23:31
Aynı konu6:6 10:13–14 21:11 28:45
Henüz sınıflandırılmamış89:6
Sayfa 345 Müminun
مَا تَسۡبِقُ مِنۡ أُمَّةٍ أَجَلَهَا وَمَا يَسۡتَـٔۡخِرُونَ ٤٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hiçbir ümmet, kendi ecelinin önüne geçemez, onu geciktiremez de.
İlişkiler15 bağlantı · 4 tür
Aynı kök6:2 7:159
Aynı ibare7:34 10:49 15:5 20:127
Aynı konu16:61 35:45 63:11
Henüz sınıflandırılmamış6:38 11:3 13:38 16:120 71:4 +1 daha ثُمَّ أَرۡسَلۡنَا رُسُلَنَا تَتۡرَاۖ كُلَّ مَا جَآءَ أُمَّةً رَّسُولُهَا كَذَّبُوهُۚ فَأَتۡبَعۡنَا بَعۡضَهُم بَعۡضًا وَجَعَلۡنَـٰهُمۡ أَحَادِيثَۚ فَبُعۡدًا لِّقَوۡمٍ لَّا يُؤۡمِنُونَ ٤٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sonra arka arkaya peygamberlerimizi gönderdik. Her ümmete kendi peygamberi geldikçe, onu yalanladılar. Biz de onları birbiri ardından helak ettik ve onları birer ibretli hikaye yaptık. Artık inanmayan bir kavim, Allah'ın rahmetinden uzak olsun!
İlişkiler11 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare20:127 34:19
Aynı konu34:34 35:24 43:23
Henüz sınıflandırılmamış16:36 28:59 35:42 40:78 77:1 +1 daha ثُمَّ أَرۡسَلۡنَا مُوسَىٰ وَأَخَاهُ هَـٰرُونَ بِـَٔايَـٰتِنَا وَسُلۡطَـٰنٍ مُّبِينٍ ٤٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(45-46) Sonra Musa ve kardeşi Harun'u mucizelerimizle ve apaçık bir delille Firavun ve ileri gelenlerine peygamber olarak gönderdik de (onlar) büyüklük tasladılar ve kendilerini büyük görüp böbürlenen bir topluluk oldular.
İlişkiler18 bağlantı · 4 tür
Paralel10:75 25:36 51:38
Aynı ibare11:96 20:127
Aynı konu7:103 28:35
Henüz sınıflandırılmamış10:75 17:65 20:9 20:56 20:92 +6 daha إِلَىٰ فِرۡعَوۡنَ وَمَلَإِيْهِۦ فَٱسۡتَكۡبَرُواْ وَكَانُواْ قَوۡمًا عَالِينَ ٤٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(45-46) Sonra Musa ve kardeşi Harun'u mucizelerimizle ve apaçık bir delille Firavun ve ileri gelenlerine peygamber olarak gönderdik de (onlar) büyüklük tasladılar ve kendilerini büyük görüp böbürlenen bir topluluk oldular.
İlişkiler20 bağlantı · 4 tür
Aynı kök44:31
Paralel10:75 25:36 26:10–67 28:39 29:39 +1 daha Aynı ibare7:103 11:97 20:127
Henüz sınıflandırılmamış10:75 20:9 20:56 20:92 20:94 +5 daha فَقَالُوٓاْ أَنُؤۡمِنُ لِبَشَرَيۡنِ مِثۡلِنَا وَقَوۡمُهُمَا لَنَا عَـٰبِدُونَ ٤٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bu yüzden, "Kavimleri bize kul köle iken, bizim gibi iki insana mı inanacağız" dediler.
İlişkiler19 bağlantı · 4 tür
Paralel25:36
Aynı ibare20:127
Aynı konu11:27 17:94 23:24 25:7 64:6
Henüz sınıflandırılmamış10:78 20:9 20:92 20:94 20:96 +7 daha فَكَذَّبُوهُمَا فَكَانُواْ مِنَ ٱلۡمُهۡلَكِينَ ٤٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Böylece ikisini de yalanladılar, bu yüzden de helak edilenlerden oldular.
İlişkiler8 bağlantı · 2 tür
Aynı ibare20:127
Henüz sınıflandırılmamış10:90–92 20:9 20:92 20:94 20:96 +2 daha وَلَقَدۡ ءَاتَيۡنَا مُوسَى ٱلۡكِتَـٰبَ لَعَلَّهُمۡ يَهۡتَدُونَ ٤٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun, hidayete ersinler diye Musa'ya Kitab'ı (Tevrat'ı) verdik.
İlişkiler13 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare2:53 17:2 20:127 21:48 28:43 +1 daha Aynı konu6:91
Henüz sınıflandırılmamış20:9 20:92 20:94 20:96 61:5 +1 daha وَجَعَلۡنَا ٱبۡنَ مَرۡيَمَ وَأُمَّهُۥٓ ءَايَةً وَءَاوَيۡنَـٰهُمَآ إِلَىٰ رَبۡوَةٍ ذَاتِ قَرَارٍ وَمَعِينٍ ٥٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Meryem oğlu İsa'yı ve annesini büyük bir mucize kıldık ve her ikisini de oturmaya elverişli, akarsulu yüksek bir yere yerleştirdik.
İlişkiler15 bağlantı · 4 tür
Paralel19:17–29
Aynı ibare20:127
Aynı konu3:35–45 3:42 19:19 19:21 19:22 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış2:265 5:21 5:75 19:16–25 19:24
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلرُّسُلُ كُلُواْ مِنَ ٱلطَّيِّبَـٰتِ وَٱعۡمَلُواْ صَـٰلِحًاۖ إِنِّى بِمَا تَعۡمَلُونَ عَلِيمٌ ٥١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ey peygamberler! Temiz şeylerden yiyiniz ve iyi ameller işleyiniz. Doğrusu ben, sizin yaptığınız şeyleri tamamen bilirim.
İlişkiler14 bağlantı · 3 tür
Aynı hüküm2:172 5:88
Aynı ibare20:127 34:11
Henüz sınıflandırılmamış2:48 7:94–102 7:95 7:160 14:9 +5 daha وَإِنَّ هَـٰذِهِۦٓ أُمَّتُكُمۡ أُمَّةً وَٰحِدَةً وَأَنَا۠ رَبُّكُمۡ فَٱتَّقُونِ ٥٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz bu (İslam), tek bir din olarak sizin dininizdir. Ben de Rabbinizim. Öyle ise bana karşı gelmekten sakının.
İlişkiler32 bağlantı · 4 tür
Aynı kök7:159
Aynı ibare20:127 21:91–92 21:92 21:92–93 21:93 +1 daha Aynı konu6:159 19:36–37 19:37 30:32 41:43 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış2:67 2:213 2:285 3:52 3:64 +13 daha فَتَقَطَّعُوٓاْ أَمۡرَهُم بَيۡنَهُمۡ زُبُرًاۖ كُلُّ حِزۡبِۭ بِمَا لَدَيۡهِمۡ فَرِحُونَ ٥٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(İnsanlar ise, din) işlerini kendi aralarında parça parça ettiler. Her grup kendinde bulunan ile sevinmektedir.
İlişkiler24 bağlantı · 4 tür
Aynı kök5:38
Aynı ibare20:127 21:92 21:92–93 21:93 30:31–32 +1 daha Aynı konu2:213 3:103 3:105 6:159 10:19 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış3:103 3:188 5:102 6:159 7:95 +4 daha فَذَرۡهُمۡ فِى غَمۡرَتِهِمۡ حَتَّىٰ حِينٍ ٥٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ey Muhammed! Sen onları bir zamana kadar, gaflet ve şaşkınlıklarıyla baş başa bırak!
İlişkiler17 bağlantı · 4 tür
Aynı kök23:63 51:11
Aynı ibare20:127 21:92
Aynı konu15:3 43:83 53:29 68:45
Henüz sınıflandırılmamış5:102 6:159 9:32 10:19 15:94 +4 daha أَيَحۡسَبُونَ أَنَّمَا نُمِدُّهُم بِهِۦ مِن مَّالٍ وَبَنِينَ ٥٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(55-56) Kendilerine bol bol verdiğimiz mal ve evlatla onların iyiliğine koştuğumuzu mu sanıyorlar? Hayır, onlar farkına varmıyorlar!
İlişkiler18 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare20:127 21:92
Aynı konu2:126 3:178 3:178–180 18:36 26:132–134 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış5:102 6:159 8:28 9:55 9:85 +5 daha نُسَارِعُ لَهُمۡ فِى ٱلۡخَيۡرَٰتِۚ بَل لَّا يَشۡعُرُونَ ٥٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(55-56) Kendilerine bol bol verdiğimiz mal ve evlatla onların iyiliğine koştuğumuzu mu sanıyorlar? Hayır, onlar farkına varmıyorlar!
İlişkiler17 bağlantı · 4 tür
Açıklar19:77
Aynı ibare20:127 21:92
Aynı konu3:178 9:55 19:77 34:37
Henüz sınıflandırılmamış5:102 6:159 8:28 9:85 10:19 +5 daha إِنَّ ٱلَّذِينَ هُم مِّنۡ خَشۡيَةِ رَبِّهِم مُّشۡفِقُونَ ٥٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Rablerinin azametinden korkup titreyenler,
İlişkiler14 bağlantı · 4 tür
Aynı kök52:26
Aynı ibare20:127 21:28 70:27
Aynı konu5:48 23:9
Henüz sınıflandırılmamış2:46 3:133 8:2–3 10:19 22:35 +3 daha وَٱلَّذِينَ هُم بِـَٔايَـٰتِ رَبِّهِمۡ يُؤۡمِنُونَ ٥٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Rablerinin ayetlerine inananlar,
İlişkiler8 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare20:127
Aynı konu5:48
Henüz sınıflandırılmamış2:46 3:133 7:156 10:19 51:11 +1 daha وَٱلَّذِينَ هُم بِرَبِّهِمۡ لَا يُشۡرِكُونَ ٥٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Rablerine ortak koşmayanlar,
İlişkiler8 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare20:127
Aynı konu5:48
Henüz sınıflandırılmamış2:46 3:133 10:19 39:65 51:11 +1 daha Sayfa 346 Müminun
وَٱلَّذِينَ يُؤۡتُونَ مَآ ءَاتَواْ وَّقُلُوبُهُمۡ وَجِلَةٌ أَنَّهُمۡ إِلَىٰ رَبِّهِمۡ رَٰجِعُونَ ٦٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Rabblerine dönecekleri için verdiklerini kalpleri ürpererek verenler,
İlişkiler14 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare20:127
Aynı konu2:46 2:265 5:48 22:35 32:16 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış2:46 3:133 10:19 15:29 51:11 +2 daha أُوْلَـٰٓئِكَ يُسَـٰرِعُونَ فِى ٱلۡخَيۡرَٰتِ وَهُمۡ لَهَا سَـٰبِقُونَ ٦١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İşte bunlar hayır işlerine koşuşurlar ve o uğurda öne geçerler.
İlişkiler17 bağlantı · 4 tür
Aynı kök9:100 56:10 79:4
Aynı ibare20:127
Aynı konu2:148 5:48 35:32 56:10–14
Henüz sınıflandırılmamış2:46 3:114 3:133 10:19 16:128 +4 daha وَلَا نُكَلِّفُ نَفۡسًا إِلَّا وُسۡعَهَاۖ وَلَدَيۡنَا كِتَـٰبٌ يَنطِقُ بِٱلۡحَقِّۚ وَهُمۡ لَا يُظۡلَمُونَ ٦٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz hiçbir kimseye gücünün yettiğinden fazla yük yüklemeyiz. Katımızda hakkı söyleyen bir kitab vardır. Onlar zulme, haksızlığa uğratılmazlar.
İlişkiler23 bağlantı · 4 tür
Aynı hüküm2:286
Aynı ibare2:233 2:286 6:152 7:42 20:127 +1 daha Aynı konu2:185 17:13 17:13–14 18:49 36:12 +5 daha Henüz sınıflandırılmamış4:84 5:48 6:165 22:78 45:28–29 +1 daha بَلۡ قُلُوبُهُمۡ فِى غَمۡرَةٍ مِّنۡ هَـٰذَا وَلَهُمۡ أَعۡمَـٰلٌ مِّن دُونِ ذَٰلِكَ هُمۡ لَهَا عَـٰمِلُونَ ٦٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ancak kafirlerin kalbleri bu Kur'an'a karşı bir gaflet içindedir. Onların bundan başka yapageldikleri birtakım (kötü) işleri de vardır.
İlişkiler7 bağlantı · 3 tür
Aynı kök23:54 51:11 88:3
Aynı ibare20:127
Henüz sınıflandırılmamış18:28 51:11 96:6
حَتَّىٰٓ إِذَآ أَخَذۡنَا مُتۡرَفِيهِم بِٱلۡعَذَابِ إِذَا هُمۡ يَجۡـَٔرُونَ ٦٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Nihayet refah ve bolluk içinde olanlarını azapla kıskıvrak yakaladığımız zaman, bakmışsın ki feryat edip duruyorlar.
İlişkiler8 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare20:127
Aynı konu6:44 18:29 28:58 34:34
Henüz sınıflandırılmamış11:27 34:34 43:23
لَا تَجۡـَٔرُواْ ٱلۡيَوۡمَۖ إِنَّكُم مِّنَّا لَا تُنصَرُونَ ٦٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Boşuna feryat edip durmayın bugün. Zira bizden yardım görmeyeceksiniz.
İlişkiler6 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare20:127
Aynı konu18:29 34:34 35:37 40:47–50
Henüz sınıflandırılmamış34:34
قَدۡ كَانَتۡ ءَايَـٰتِى تُتۡلَىٰ عَلَيۡكُمۡ فَكُنتُمۡ عَلَىٰٓ أَعۡقَـٰبِكُمۡ تَنكِصُونَ ٦٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(66-67) Çünkü ayetlerim size okunurdu da siz buna karşı büyüklük taslayarak arkanızı döner, geceleyin toplanıp hezeyanlar savururdunuz.
İlişkiler14 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare20:127 23:105 45:8
Aynı konu25:30 31:7 34:34
Henüz sınıflandırılmamış6:39 8:20 34:34 39:70–72 41:26 +3 daha مُسۡتَكۡبِرِينَ بِهِۦ سَـٰمِرًا تَهۡجُرُونَ ٦٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(66-67) Çünkü ayetlerim size okunurdu da siz buna karşı büyüklük taslayarak arkanızı döner, geceleyin toplanıp hezeyanlar savururdunuz.
İlişkiler7 bağlantı · 2 tür
Aynı ibare20:127
Henüz sınıflandırılmamış15:6–8 34:34 40:12 41:26 43:80 +1 daha أَفَلَمۡ يَدَّبَّرُواْ ٱلۡقَوۡلَ أَمۡ جَآءَهُم مَّا لَمۡ يَأۡتِ ءَابَآءَهُمُ ٱلۡأَوَّلِينَ ٦٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar bu sözü (Kur'an'ı) hiç düşünmediler mi? Yoksa kendilerine, önceki atalarına gelmeyen bir şey mi geldi?
İlişkiler9 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare20:127
Aynı konu4:82 44:14 47:24 47:24–28
Henüz sınıflandırılmamış37:15 38:29 39:28 81:22
أَمۡ لَمۡ يَعۡرِفُواْ رَسُولَهُمۡ فَهُمۡ لَهُۥ مُنكِرُونَ ٦٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ya da onlar henüz kendi peygamberlerini tanımadılar da o yüzden mi onu inkar ediyorlar?
İlişkiler9 bağlantı · 4 tür
Açıklar10:16
Aynı ibare20:127
Aynı konu6:20 10:16 44:14
Henüz sınıflandırılmamış7:184–185 34:46 37:15 81:22
أَمۡ يَقُولُونَ بِهِۦ جِنَّةُۢۚ بَلۡ جَآءَهُم بِٱلۡحَقِّ وَأَكۡثَرُهُمۡ لِلۡحَقِّ كَـٰرِهُونَ ٧٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yoksa "O cinnet getirmiş" mi diyorlar? Hayır o, onlara hakkı getirdi. Halbuki onların pek çoğu haktan hoşlanmamaktadırlar.
İlişkiler27 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare20:127 43:78
Aynı konu7:184 15:1–9 23:25 34:8 34:46 +6 daha Henüz sınıflandırılmamış2:152 11:113 15:6 15:7 21:10 +9 daha وَلَوِ ٱتَّبَعَ ٱلۡحَقُّ أَهۡوَآءَهُمۡ لَفَسَدَتِ ٱلسَّمَـٰوَٰتُ وَٱلۡأَرۡضُ وَمَن فِيهِنَّۚ بَلۡ أَتَيۡنَـٰهُم بِذِكۡرِهِمۡ فَهُمۡ عَن ذِكۡرِهِم مُّعۡرِضُونَ ٧١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Eğer hak onların arzularına uysaydı, gökler ile yer ve onlarda bulunanlar elbette bozulur giderdi. Hayır, biz onlara şereflerini (Kur'an'ı) getirdik. Onlar ise bu şereflerinden yüz çeviriyorlar.
İlişkiler15 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare20:127 43:78
Aynı konu21:10 21:22 41:41 43:36
Henüz sınıflandırılmamış2:120 17:42 21:10–24 23:91 38:1 +4 daha أَمۡ تَسۡـَٔلُهُمۡ خَرۡجًا فَخَرَاجُ رَبِّكَ خَيۡرٌۖ وَهُوَ خَيۡرُ ٱلرَّٰزِقِينَ ٧٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ey Muhammed! Yoksa sen onlardan bir vergi mi istiyorsun (da inanmıyorlar)? Rabbinin vergisi daha hayırlıdır. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.
İlişkiler14 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare5:114 20:127 22:58 34:39
Aynı konu6:90 10:72 11:29 34:47 38:86 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış12:104 25:57 36:21 68:46
وَإِنَّكَ لَتَدۡعُوهُمۡ إِلَىٰ صِرَٰطٍ مُّسۡتَقِيمٍ ٧٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz sen onları doğru bir yola çağırıyorsun.
İlişkiler6 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare20:127
Aynı konu22:67
Henüz sınıflandırılmamış6:153 10:25 12:108 36:4
وَإِنَّ ٱلَّذِينَ لَا يُؤۡمِنُونَ بِٱلۡـَٔاخِرَةِ عَنِ ٱلصِّرَٰطِ لَنَـٰكِبُونَ ٧٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Fakat ahirete inanmayanlar, ısrarla bu yoldan çıkmaktadırlar.
İlişkiler5 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare17:45–49 20:127
Aynı konu30:16
Henüz sınıflandırılmamış27:4 34:8
Sayfa 347 Müminun
۞ وَلَوۡ رَحِمۡنَـٰهُمۡ وَكَشَفۡنَا مَا بِهِم مِّن ضُرٍّ لَّلَجُّواْ فِى طُغۡيَـٰنِهِمۡ يَعۡمَهُونَ ٧٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz onlara merhamet edip başlarına gelen zararı giderseydik, yine de azgınlıkları içinde bocalayıp kalırlardı.
İlişkiler12 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare2:15 6:110 20:127
Aynı konu6:28 6:43 8:23 10:12 43:46–56
Henüz sınıflandırılmamış6:28–29 7:186 10:11 41:49–51
وَلَقَدۡ أَخَذۡنَـٰهُم بِٱلۡعَذَابِ فَمَا ٱسۡتَكَانُواْ لِرَبِّهِمۡ وَمَا يَتَضَرَّعُونَ ٧٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun, biz onları azap ile kıskıvrak yakaladık da yine Rablerine boyun eğmediler ve O'na yalvarıp yakarmadılar.
İlişkiler6 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare20:127
Aynı konu6:42 6:43 7:94–95 9:126
Henüz sınıflandırılmamış6:42–43
حَتَّىٰٓ إِذَا فَتَحۡنَا عَلَيۡهِم بَابًا ذَا عَذَابٍ شَدِيدٍ إِذَا هُمۡ فِيهِ مُبۡلِسُونَ ٧٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sonunda onlara şiddetli bir azap kapısı açtığımızda bir de bakarsın onun içinde ümitsizliğe düşüvereceklerdir.
İlişkiler3 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare20:127
Aynı konu6:43
Henüz sınıflandırılmamış6:43–44
وَهُوَ ٱلَّذِىٓ أَنشَأَ لَكُمُ ٱلسَّمۡعَ وَٱلۡأَبۡصَـٰرَ وَٱلۡأَفۡـِٔدَةَۚ قَلِيلًا مَّا تَشۡكُرُونَ ٧٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Halbuki O, sizin için kulakları, gözleri ve gönülleri yaratandır. Ne kadar az şükrediyorsunuz!
İlişkiler18 bağlantı · 4 tür
Karşıtlık6:46
Aynı ibare7:10 10:31 16:78 20:127 23:35 +4 daha Aynı konu7:179 29:61 35:3 36:78 37:17
Henüz sınıflandırılmamış20:54 55:38 56:47
وَهُوَ ٱلَّذِى ذَرَأَكُمۡ فِى ٱلۡأَرۡضِ وَإِلَيۡهِ تُحۡشَرُونَ ٧٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O, sizi yeryüzünde yaratıp türetendir. Sadece O'nun huzurunda toplanacaksınız.
İlişkiler16 bağlantı · 4 tür
Aynı kök7:179 42:11
Aynı ibare20:127 23:35 31:25 67:24
Aynı konu29:61 30:20 35:3 36:78 37:17
Henüz sınıflandırılmamış3:9 4:87 6:12 34:26 56:47
وَهُوَ ٱلَّذِى يُحۡىِۦ وَيُمِيتُ وَلَهُ ٱخۡتِلَـٰفُ ٱلَّيۡلِ وَٱلنَّهَارِۚ أَفَلَا تَعۡقِلُونَ ٨٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O, diriltendir, öldürendir. Gece ile gündüzün birbirini takib etmesi de O'na aittir. Hala aklınızı kullanmıyor musunuz?
İlişkiler25 bağlantı · 4 tür
Açıklar28:71–73
Aynı ibare2:164 3:190 10:6 10:56 20:127 +5 daha Aynı konu2:28 25:3 29:61 35:3 36:37 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış17:36 24:44 25:62 56:47 67:2 +1 daha بَلۡ قَالُواْ مِثۡلَ مَا قَالَ ٱلۡأَوَّلُونَ ٨١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hayır onlar, öncekilerin söyledikleri sözler gibi sözler ettiler.
İlişkiler11 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare20:127 23:35 31:25
Aynı konu29:61 35:3 36:78 37:17 51:53
Henüz sınıflandırılmamış27:64 34:24 56:47
قَالُوٓاْ أَءِذَا مِتۡنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَـٰمًا أَءِنَّا لَمَبۡعُوثُونَ ٨٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Dediler ki: "Gerçekten biz, ölüp bir toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra mı tekrar diriltileceğiz?"
İlişkiler30 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare16:24 20:127 23:35 27:68 31:25 +4 daha Aynı konu13:5 16:38 17:98 27:67 27:67–68 +6 daha Henüz sınıflandırılmamış6:29 17:49 17:97–98 19:66 32:10 +5 daha لَقَدۡ وُعِدۡنَا نَحۡنُ وَءَابَآؤُنَا هَـٰذَا مِن قَبۡلُ إِنۡ هَـٰذَآ إِلَّآ أَسَـٰطِيرُ ٱلۡأَوَّلِينَ ٨٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun, biz de bizden önce atalarımız da bununla tehdit edildik. Bu, öncekilerin uydurduğu masallardan başka bir şey değildir.
İlişkiler22 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare6:25 16:24 20:127 23:35 25:5 +5 daha Aynı konu26:137 29:61 35:3 36:6 36:78 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış23:25 34:29–30 36:5 56:47 67:25–26
قُل لِّمَنِ ٱلۡأَرۡضُ وَمَن فِيهَآ إِن كُنتُمۡ تَعۡلَمُونَ ٨٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
De ki: "Eğer biliyorsanız söyleyin: Yer ve yerde bulunanlar kime aittir?"
İlişkiler27 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare10:31 20:127 23:35 31:25 36:83 +1 daha Aynı konu13:16 29:61 35:3 36:78 37:17 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış3:191 4:103 6:106 8:17 9:45 +10 daha سَيَقُولُونَ لِلَّهِۚ قُلۡ أَفَلَا تَذَكَّرُونَ ٨٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Allah'ındır" diyecekler. "Öyle ise siz hiç düşünüp öğüt almaz mısınız?" de.
İlişkiler22 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare10:31 20:127 23:35 31:25 36:83 +1 daha Aynı konu13:16 29:61 35:3 36:78 37:17 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış3:191 4:103 8:17 9:45 13:16 +5 daha قُلۡ مَن رَّبُّ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ ٱلسَّبۡعِ وَرَبُّ ٱلۡعَرۡشِ ٱلۡعَظِيمِ ٨٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
De ki: "Yedi kat göklerin Rabbi, büyük Arş'ın Rabbi kimdir?"
İlişkiler31 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare10:31 17:44 20:127 23:35 31:25 +4 daha Aynı konu29:61 35:3 36:78 37:17 43:9 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış2:29 3:191 4:103 8:17 9:45 +10 daha سَيَقُولُونَ لِلَّهِۚ قُلۡ أَفَلَا تَتَّقُونَ ٨٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Allah'ındır" diyecekler. "Öyle ise O'na karşı gelmekten sakınmaz mısınız?" de.
İlişkiler19 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare10:31 20:127 23:35 31:25 36:83 +1 daha Aynı konu29:61 35:3 36:78 37:17 43:9
Henüz sınıflandırılmamış3:191 4:103 8:17 9:45 13:16 +3 daha قُلۡ مَنۢ بِيَدِهِۦ مَلَكُوتُ كُلِّ شَىۡءٍ وَهُوَ يُجِيرُ وَلَا يُجَارُ عَلَيۡهِ إِن كُنتُمۡ تَعۡلَمُونَ ٨٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
De ki: "Eğer biliyorsanız söyleyin: Her şeyin hükümranlığı elinde olan, kendisi koruyan, kendisine karşı korunulamaz olan kimdir?"
İlişkiler26 bağlantı · 4 tür
Aynı kök5:38 6:75
Aynı ibare10:31 20:127 23:35 31:25 36:83 +1 daha Aynı konu29:61 35:3 36:78 37:17 43:9 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış3:26–27 3:191 4:103 6:14 8:17 +7 daha سَيَقُولُونَ لِلَّهِۚ قُلۡ فَأَنَّىٰ تُسۡحَرُونَ ٨٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Allah'ındır" diyecekler. "Öyle ise nasıl aldanıyorsunuz?" de.
İlişkiler21 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare10:31 10:31–32 20:127 23:35 31:25 +2 daha Aynı konu29:61 35:3 36:78 37:17 43:9
Henüz sınıflandırılmamış3:191 4:103 8:17 9:45 13:16 +4 daha Sayfa 348 Müminun
بَلۡ أَتَيۡنَـٰهُم بِٱلۡحَقِّ وَإِنَّهُمۡ لَكَـٰذِبُونَ ٩٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hayır, biz onlara gerçeği getirdik, fakat onlar kesinlikle yalancıdırlar.
İlişkiler19 bağlantı · 4 tür
Aynı kök37:152
Aynı ibare20:127 23:35 31:25
Aynı konu29:61 35:3 36:78 37:17
Henüz sınıflandırılmamış6:28 8:17 9:45 13:16 16:104–105 +6 daha مَا ٱتَّخَذَ ٱللَّهُ مِن وَلَدٍ وَمَا كَانَ مَعَهُۥ مِنۡ إِلَـٰهٍۚ إِذًا لَّذَهَبَ كُلُّ إِلَـٰهِۭ بِمَا خَلَقَ وَلَعَلَا بَعۡضُهُمۡ عَلَىٰ بَعۡضٍۚ سُبۡحَـٰنَ ٱللَّهِ عَمَّا يَصِفُونَ ٩١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(91-92) Allah, hiçbir çocuk edinmemiştir. O'nunla birlikte başka hiçbir ilah yoktur. Öyle olsaydı, her ilah kendi yarattığını alır götürür ve mutlaka birbirlerine üstün gelmeye çalışırlardı. Gaybı da, görülen alemi de bilen Allah, onların yakıştırdığı nitelemelerden uzaktır. Onların koştukları ortaklardan çok yücedir.
İlişkiler20 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare2:116 10:68 20:127 21:22 37:159
Aynı konu4:171 6:100 17:42 17:111 19:88 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış6:19 9:30–31 21:12 23:71 28:70 +2 daha عَـٰلِمِ ٱلۡغَيۡبِ وَٱلشَّهَـٰدَةِ فَتَعَـٰلَىٰ عَمَّا يُشۡرِكُونَ ٩٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(91-92) Allah, hiçbir çocuk edinmemiştir. O'nunla birlikte başka hiçbir ilah yoktur. Öyle olsaydı, her ilah kendi yarattığını alır götürür ve mutlaka birbirlerine üstün gelmeye çalışırlardı. Gaybı da, görülen alemi de bilen Allah, onların yakıştırdığı nitelemelerden uzaktır. Onların koştukları ortaklardan çok yücedir.
İlişkiler15 bağlantı · 2 tür
Aynı ibare9:94 9:105 10:18 13:9 20:127 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış6:73 32:6 39:46 62:8 64:18 +1 daha قُل رَّبِّ إِمَّا تُرِيَنِّى مَا يُوعَدُونَ ٩٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(93-94) De ki: "Ey Rabbim! Onlara yöneltilen tehditleri bana mutlaka göstereceksen, beni o zalim milletin içinde bulundurma."
İlişkiler5 bağlantı · 2 tür
Aynı ibare20:127
Aynı konu10:46 13:40 40:77 43:41
رَبِّ فَلَا تَجۡعَلۡنِى فِى ٱلۡقَوۡمِ ٱلظَّـٰلِمِينَ ٩٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(93-94) De ki: "Ey Rabbim! Onlara yöneltilen tehditleri bana mutlaka göstereceksen, beni o zalim milletin içinde bulundurma."
İlişkiler3 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare20:127
Aynı konu8:31–33
Henüz sınıflandırılmamış8:25
وَإِنَّا عَلَىٰٓ أَن نُّرِيَكَ مَا نَعِدُهُمۡ لَقَـٰدِرُونَ ٩٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bizim onlara yönelttiğimiz tehditleri sana göstermeye elbette gücümüz yeter.
İlişkiler4 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare20:127
Aynı konu40:77
Henüz sınıflandırılmamış43:42 51:5–6
ٱدۡفَعۡ بِٱلَّتِى هِىَ أَحۡسَنُ ٱلسَّيِّئَةَۚ نَحۡنُ أَعۡلَمُ بِمَا يَصِفُونَ ٩٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kötülüğü, en güzel olan şeyle uzaklaştır. Biz onların yakıştırmakta oldukları şeyleri daha iyi biliriz.
İlişkiler13 bağlantı · 4 tür
Aynı hüküm13:22 42:40
Aynı ibare20:127 41:34
Aynı konu7:199 16:125 16:126 28:54 43:88–89
Henüz sınıflandırılmamış8:46 64:14 73:10 74:5
وَقُل رَّبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنۡ هَمَزَٰتِ ٱلشَّيَـٰطِينِ ٩٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
De ki: "Ey Rabbim! Şeytanların vesveselerinden sana sığınırım."
İlişkiler15 bağlantı · 5 tür
Aynı kök68:11 104:1
Aynı hüküm7:200
Aynı ibare20:127
Aynı konu7:200 7:201 16:98 41:36 114:1
Henüz sınıflandırılmamış3:36 6:121 16:97–100 16:98 114:1–6 +1 daha وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحۡضُرُونِ ٩٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Ey Rabbim! Onların benim yanımda bulunmalarından da sana sığınırım."
İlişkiler9 bağlantı · 4 tür
Aynı hüküm7:200
Aynı ibare20:127
Aynı konu7:201 41:36 114:1
Henüz sınıflandırılmamış7:200 16:98 41:36 114:4
حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءَ أَحَدَهُمُ ٱلۡمَوۡتُ قَالَ رَبِّ ٱرۡجِعُونِ ٩٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(99-100) Nihayet onlardan birine ölüm gelince, "Rabbim! Beni dünyaya geri gönderiniz ki, terk ettiğim dünyada salih bir amel yapayım" der. Hayır! Bu, sadece onun söylediği (boş) bir sözden ibarettir. Onların arkasında, tekrar dirilecekleri güne kadar (devam edecek, dönmelerine engel) bir perde (berzah) vardır.
İlişkiler58 bağlantı · 4 tür
Paralel45:31 63:10
Aynı ibare6:61 20:127
Henüz sınıflandırılmamış2:167 2:212 6:27 7:53 10:50 +28 daha لَعَلِّىٓ أَعۡمَلُ صَـٰلِحًا فِيمَا تَرَكۡتُۚ كَلَّآۚ إِنَّهَا كَلِمَةٌ هُوَ قَآئِلُهَاۖ وَمِن وَرَآئِهِم بَرۡزَخٌ إِلَىٰ يَوۡمِ يُبۡعَثُونَ ١٠٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(99-100) Nihayet onlardan birine ölüm gelince, "Rabbim! Beni dünyaya geri gönderiniz ki, terk ettiğim dünyada salih bir amel yapayım" der. Hayır! Bu, sadece onun söylediği (boş) bir sözden ibarettir. Onların arkasında, tekrar dirilecekleri güne kadar (devam edecek, dönmelerine engel) bir perde (berzah) vardır.
İlişkiler61 bağlantı · 4 tür
Paralel45:31 63:10
Aynı ibare20:127 35:37
Henüz sınıflandırılmamış2:12 2:167 2:212 4:97 6:27 +36 daha فَإِذَا نُفِخَ فِى ٱلصُّورِ فَلَآ أَنسَابَ بَيۡنَهُمۡ يَوۡمَئِذٍ وَلَا يَتَسَآءَلُونَ ١٠١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sur'a üfürüldüğü zaman, (işte) o gün ne aralarında soy sop yakınlığı kalacak, ne de birbirlerini arayıp soracaklardır.
İlişkiler67 bağlantı · 5 tür
Karşıtlık37:27 52:25
Paralel45:31 63:10 80:34–37
Aynı ibare20:127
Henüz sınıflandırılmamış2:212 6:27 7:53 10:51 10:90 +36 daha فَمَن ثَقُلَتۡ مَوَٰزِينُهُۥ فَأُوْلَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡمُفۡلِحُونَ ١٠٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Artık kimin tartıları ağır gelirse, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.
İlişkiler39 bağlantı · 4 tür
Paralel45:31 63:10
Aynı ibare7:8–9 20:127 101:6–9 101:6–11
Aynı konu14:44 16:84 21:47 34:52 39:24 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış2:212 6:27 7:8 7:9 10:51 +21 daha وَمَنۡ خَفَّتۡ مَوَٰزِينُهُۥ فَأُوْلَـٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ خَسِرُوٓاْ أَنفُسَهُمۡ فِى جَهَنَّمَ خَـٰلِدُونَ ١٠٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kimlerin de tartıları hafif gelirse, işte onlar da kendilerini ziyana uğratanların ta kendileridir. Onlar cehennemde ebedi kalacaklardır.
İlişkiler44 bağlantı · 4 tür
Paralel45:31 63:10
Aynı ibare7:8–9 7:9 20:127 101:8
Aynı konu14:44 16:84 21:47 34:52 39:24 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış2:39 2:212 4:169 5:37 6:27 +26 daha تَلۡفَحُ وُجُوهَهُمُ ٱلنَّارُ وَهُمۡ فِيهَا كَـٰلِحُونَ ١٠٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ateş yüzlerini yalar ve onlar orada sırıtır kalırlar.
İlişkiler40 bağlantı · 4 tür
Paralel45:31 63:10
Aynı ibare14:50 20:127 21:39 101:8
Aynı konu14:44 16:84 17:97 23:110 27:90 +5 daha Henüz sınıflandırılmamış2:212 4:56 6:27 11:107 14:17 +19 daha Sayfa 349 Müminun
أَلَمۡ تَكُنۡ ءَايَـٰتِى تُتۡلَىٰ عَلَيۡكُمۡ فَكُنتُم بِهَا تُكَذِّبُونَ ١٠٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, "Ayetlerim size okunuyordu da siz onları yalanlıyordunuz, değil mi?" der.
İlişkiler44 bağlantı · 4 tür
Paralel6:130–131 35:37 39:71 40:50 45:31 +2 daha Aynı ibare20:127 23:66 101:8
Aynı konu6:27 9:115 14:44 14:45 16:84 +7 daha Henüz sınıflandırılmamış2:212 5:10 6:27 11:107 14:29 +17 daha قَالُواْ رَبَّنَا غَلَبَتۡ عَلَيۡنَا شِقۡوَتُنَا وَكُنَّا قَوۡمًا ضَآلِّينَ ١٠٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar da şöyle derler: "Ey Rabbimiz! Biz azgınlığımıza yenik düştük ve sapık bir toplum olduk."
İlişkiler29 bağlantı · 4 tür
Paralel45:31 63:10
Aynı ibare20:127 101:8
Aynı konu14:44 16:84 34:52 39:24 41:24 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış2:212 6:27 11:107 14:29 16:28 +13 daha رَبَّنَآ أَخۡرِجۡنَا مِنۡهَا فَإِنۡ عُدۡنَا فَإِنَّا ظَـٰلِمُونَ ١٠٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Ey Rabbimiz! Bizi buradan çıkar. Eğer (tekrar günaha) dönersek şüphesiz kendimize zulmetmiş oluruz."
İlişkiler34 bağlantı · 4 tür
Paralel35:37 45:31 63:10
Aynı ibare101:8
Aynı konu2:167 5:37 14:44 16:84 22:22 +5 daha Henüz sınıflandırılmamış2:212 6:27 10:53 11:107 14:29 +15 daha قَالَ ٱخۡسَـُٔواْ فِيهَا وَلَا تُكَلِّمُونِ ١٠٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, "Aşağılık içinde kalın orada, artık benimle konuşmayın!" der.
İlişkiler46 bağlantı · 4 tür
Paralel45:31 63:10
Aynı ibare101:8
Aynı konu2:174 5:37 14:44 16:84 22:22 +6 daha Henüz sınıflandırılmamış2:167 2:212 5:37 6:27 11:107 +27 daha إِنَّهُۥ كَانَ فَرِيقٌ مِّنۡ عِبَادِى يَقُولُونَ رَبَّنَآ ءَامَنَّا فَٱغۡفِرۡ لَنَا وَٱرۡحَمۡنَا وَأَنتَ خَيۡرُ ٱلرَّٰحِمِينَ ١٠٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kullarımdan, "Ey Rabbimiz! Biz inandık, bizi bağışla, bize merhamet et, sen merhamet edenlerin en hayırlısısın" diyen bir grup var idi.
İlişkiler9 bağlantı · 2 tür
Aynı konu7:126 16:96 83:29
Henüz sınıflandırılmamış2:212 3:147 6:27 11:107 14:29 +1 daha فَٱتَّخَذۡتُمُوهُمۡ سِخۡرِيًّا حَتَّىٰٓ أَنسَوۡكُمۡ ذِكۡرِى وَكُنتُم مِّنۡهُمۡ تَضۡحَكُونَ ١١٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Siz ise onlarla alay ediyordunuz. O kadar ki onlar size beni anmayı unutturdu. Onlara hep gülüyordunuz.
İlişkiler15 bağlantı · 2 tür
Aynı konu2:212 9:79 16:96 20:126 23:104 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış2:212 6:5 11:107 53:60 53:61 +2 daha إِنِّى جَزَيۡتُهُمُ ٱلۡيَوۡمَ بِمَا صَبَرُوٓاْ أَنَّهُمۡ هُمُ ٱلۡفَآئِزُونَ ١١١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sabretmiş olmaları sebebiyle, bugün ben onları mükafatlandırdım. Şüphesiz onlar başarıya erenlerin ta kendileridir.
İlişkiler7 bağlantı · 2 tür
Aynı konu16:96 39:10 83:29
Henüz sınıflandırılmamış2:212 2:275 11:107 16:42
قَـٰلَ كَمۡ لَبِثۡتُمۡ فِى ٱلۡأَرۡضِ عَدَدَ سِنِينَ ١١٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, (inkarcılara) "Yeryüzünde kaç sene kaldınız?" diye sorar.
İlişkiler16 bağlantı · 4 tür
Paralel10:45 20:102–104 20:103 20:103–104 30:55 +2 daha Aynı ibare17:52
Aynı konu10:45 20:104 22:47 46:35
Henüz sınıflandırılmamış11:107 17:52 30:55 97:3
قَالُواْ لَبِثۡنَا يَوۡمًا أَوۡ بَعۡضَ يَوۡمٍ فَسۡـَٔلِ ٱلۡعَآدِّينَ ١١٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar, "Bir gün, ya da bir günden daha az bir süre kaldık. Hesap tutanlara sor" derler.
İlişkiler24 bağlantı · 5 tür
Devam eder23:114
Paralel10:45 20:102–104 20:103 20:103–104 20:104 +4 daha Aynı ibare17:52
Aynı konu10:45 20:104 22:47 46:35
Henüz sınıflandırılmamış6:102 11:107 17:52 20:103 22:47 +4 daha قَـٰلَ إِن لَّبِثۡتُمۡ إِلَّا قَلِيلًاۖ لَّوۡ أَنَّكُمۡ كُنتُمۡ تَعۡلَمُونَ ١١٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, şöyle der: "Çok az bir zaman kaldınız. Keşke bunu (daha önce) bilmiş olsaydınız."
İlişkiler17 bağlantı · 5 tür
Devam eder23:113
Paralel10:45 20:102–104 20:103 20:103–104 30:55 +2 daha Aynı ibare17:52
Aynı konu20:104 22:47 30:55 46:35
Henüz sınıflandırılmamış10:45 11:107 17:52 20:104
أَفَحَسِبۡتُمۡ أَنَّمَا خَلَقۡنَـٰكُمۡ عَبَثًا وَأَنَّكُمۡ إِلَيۡنَا لَا تُرۡجَعُونَ ١١٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Sizi boşuna yarattığımızı ve bize tekrar döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?"
İlişkiler21 bağlantı · 2 tür
Aynı konu6:73 15:85 21:16 38:27 45:22 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış3:191 10:5 11:4 11:107 14:19 +8 daha فَتَعَـٰلَى ٱللَّهُ ٱلۡمَلِكُ ٱلۡحَقُّۖ لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ رَبُّ ٱلۡعَرۡشِ ٱلۡكَرِيمِ ١١٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Gerçek hükümdar olan Allah, yücedir. O'ndan başka hiç ilah yoktur. O, şerefli ve yüce Arş'ın Rabbidir.
İlişkiler21 bağlantı · 4 tür
Aynı kök22:6
Aynı ibare15:96 17:22 17:39 20:114 25:68 +4 daha Aynı konu6:19 27:64 31:30
Henüz sınıflandırılmamış2:255 6:62 10:30 11:107 17:52 +3 daha وَمَن يَدۡعُ مَعَ ٱللَّهِ إِلَـٰهًا ءَاخَرَ لَا بُرۡهَـٰنَ لَهُۥ بِهِۦ فَإِنَّمَا حِسَابُهُۥ عِندَ رَبِّهِۦٓۚ إِنَّهُۥ لَا يُفۡلِحُ ٱلۡكَـٰفِرُونَ ١١٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kim, hakkında hiçbir delili olmadığı halde Allah ile birlikte başka bir ilaha taparsa, onun hesabı ancak Rabbi katındadır. Şüphesiz kafirler asla kurtuluşa eremezler.
İlişkiler26 bağlantı · 5 tür
Aynı kök4:174
Aynı hüküm26:213
Aynı ibare15:96 17:22 17:39 25:68 26:213 +3 daha Aynı konu6:19 6:81 7:33 12:40 17:42 +5 daha Henüz sınıflandırılmamış11:107 23:1 27:64 37:156 46:5 +1 daha وَقُل رَّبِّ ٱغۡفِرۡ وَٱرۡحَمۡ وَأَنتَ خَيۡرُ ٱلرَّٰحِمِينَ ١١٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
De ki: "Rabbim! Bağışla, merhamet et. Çünkü sen merhamet edenlerin en hayırlısısın!"
İlişkiler4 bağlantı · 1 tür
Henüz sınıflandırılmamış3:195 11:107 15:49 39:53–61