ٱلَّذِينَ إِن مَّكَّنَّـٰهُمۡ فِى ٱلۡأَرۡضِ أَقَامُواْ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتَوُاْ ٱلزَّكَوٰةَ وَأَمَرُواْ بِٱلۡمَعۡرُوفِ وَنَهَوۡاْ عَنِ ٱلۡمُنكَرِۗ وَلِلَّهِ عَـٰقِبَةُ ٱلۡأُمُورِ ٤١
ٱلَّذِينَ eğer إِن if EN مَّكَّنَّـٰهُمۡ onları iktidara getirirsek فِى yer yüzünde ٱلۡأَرۡضِ the land EN أَقَامُواْ kılarlar ٱلصَّلَوٰةَ namazı وَءَاتَوُاْ ve verirler ٱلزَّكَوٰةَ zekatı وَأَمَرُواْ ve emrederler بِٱلۡمَعۡرُوفِ iyiliği وَنَهَوۡاْ ve vazgeçirmeğe çalışırlar عَنِ kötülükten ٱلۡمُنكَرِۗ the wrong EN وَلِلَّهِ ve Allah'a aittir عَـٰقِبَةُ sonu ٱلۡأُمُورِ bütün işlerin
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar öyle kimselerdir ki, şayet kendilerine yeryüzünde imkan ve iktidar versek, namazı dosdoğru kılar, zekatı verir, iyiliği emreder ve kötülüğü yasaklarlar. Bütün işlerin akıbeti Allah'a aittir.
İlişkiler22 bağlantı · 5 tür
Karşıtlık27:48
Aynı hüküm4:59
Aynı ibare7:10 18:84 24:56 31:22
Aynı konu3:104 3:110 3:114 9:71 9:112 21:73 24:55
Henüz sınıflandırılmamış2:3 2:83 2:119 5:44–47 8:3 13:22 19:13 20:132 22:78