بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِBu sure besmeleyle başlar (ayet sayılmaz).
الٓرۚ كِتَـٰبٌ أَنزَلۡنَـٰهُ إِلَيۡكَ لِتُخۡرِجَ ٱلنَّاسَ مِنَ ٱلظُّلُمَـٰتِ إِلَى ٱلنُّورِ بِإِذۡنِ رَبِّهِمۡ إِلَىٰ صِرَٰطِ ٱلۡعَزِيزِ ٱلۡحَمِيدِ ١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(1-2) Elif Lam Ra. Bu Kur'an, Rablerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa, mutlak güç sahibi ve övgüye layık, göklerdeki ve yerdeki her şey kendisine ait olan Allah'ın yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz bir kitaptır. Şiddetli azaptan dolayı vay kafirlerin haline.
İlişkiler48 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare2:257 3:99 5:15–16 5:16 14:5 +5 daha Aynı konu4:174–175 22:24 33:46
Henüz sınıflandırılmamış1:1 2:1 2:2 2:185 3:103 +30 daha ٱللَّهِ ٱلَّذِى لَهُۥ مَا فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلۡأَرۡضِۗ وَوَيۡلٌ لِّلۡكَـٰفِرِينَ مِنۡ عَذَابٍ شَدِيدٍ ٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(1-2) Elif Lam Ra. Bu Kur'an, Rablerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa, mutlak güç sahibi ve övgüye layık, göklerdeki ve yerdeki her şey kendisine ait olan Allah'ın yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz bir kitaptır. Şiddetli azaptan dolayı vay kafirlerin haline.
İlişkiler36 bağlantı · 4 tür
Açıklar14:33 31:10
Aynı ibare3:99 7:45 9:34 11:19 22:64
Aynı konu9:9 51:60 75:20
Henüz sınıflandırılmamış2:98 2:257 3:193 5:16 8:67 +21 daha ٱلَّذِينَ يَسۡتَحِبُّونَ ٱلۡحَيَوٰةَ ٱلدُّنۡيَا عَلَى ٱلۡـَٔاخِرَةِ وَيَصُدُّونَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ وَيَبۡغُونَهَا عِوَجًاۚ أُوْلَـٰٓئِكَ فِى ضَلَـٰلِۭ بَعِيدٍ ٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Dünya hayatını ahirete tercih edenler, (insanları) Allah yolundan çevirip onu eğri ve çelişkili göstermek isteyenler var ya, işte onlar derin bir sapıklık içindedirler.
İlişkiler28 bağlantı · 4 tür
Aynı kök41:17
Aynı ibare3:99 7:45 7:86 9:34 11:18–19 +2 daha Aynı konu2:200 7:169 9:9 42:20 75:20 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış3:78 9:23 9:128 11:15–16 11:19 +7 daha وَمَآ أَرۡسَلۡنَا مِن رَّسُولٍ إِلَّا بِلِسَانِ قَوۡمِهِۦ لِيُبَيِّنَ لَهُمۡۖ فَيُضِلُّ ٱللَّهُ مَن يَشَآءُ وَيَهۡدِى مَن يَشَآءُۚ وَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡحَكِيمُ ٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz her peygamberi, ancak kendi kavminin diliyle gönderdik ki, onlara (Allah'ın emirlerini) iyice açıklasın. Allah, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
İlişkiler59 bağlantı · 4 tür
Aynı kök2:101 2:284 16:103 69:40
Aynı ibare2:213 13:33 16:93 24:46 28:56 +2 daha Aynı konu5:15 7:155 16:36 16:44 19:97 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış2:26 2:142 2:255 2:258 2:264 +36 daha وَلَقَدۡ أَرۡسَلۡنَا مُوسَىٰ بِـَٔايَـٰتِنَآ أَنۡ أَخۡرِجۡ قَوۡمَكَ مِنَ ٱلظُّلُمَـٰتِ إِلَى ٱلنُّورِ وَذَكِّرۡهُم بِأَيَّىٰمِ ٱللَّهِۚ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَـٰتٍ لِّكُلِّ صَبَّارٍ شَكُورٍ ٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun, Musa'yı da, "Kavmini karanlıklardan aydınlığa çıkar ve onlara Allah'ın (geçmiş milletleri cezalandırdığı) günlerini hatırlat" diye ayetlerimizle gönderdik. Şüphesiz bunda çok sabreden, çok şükreden herkes için ibretler vardır.
İlişkiler22 bağlantı · 4 tür
Aynı kök3:140 64:17
Aynı ibare11:96 14:1 28:36 31:31 34:19 +3 daha Aynı konu2:40 5:44 10:82 20:42 21:48
Henüz sınıflandırılmamış2:257 5:15–16 14:42–44 30:22 40:30 +2 daha Sayfa 256 İbrahim
وَإِذۡ قَالَ مُوسَىٰ لِقَوۡمِهِ ٱذۡكُرُواْ نِعۡمَةَ ٱللَّهِ عَلَيۡكُمۡ إِذۡ أَنجَىٰكُم مِّنۡ ءَالِ فِرۡعَوۡنَ يَسُومُونَكُمۡ سُوٓءَ ٱلۡعَذَابِ وَيُذَبِّحُونَ أَبۡنَآءَكُمۡ وَيَسۡتَحۡيُونَ نِسَآءَكُمۡۚ وَفِى ذَٰلِكُم بَلَآءٌ مِّن رَّبِّكُمۡ عَظِيمٌ ٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hani Musa kavmine, "Allah'ın size olan nimetini anın. Hani O sizi, Firavun ailesinden kurtarmıştı. Onlar sizi işkencenin en ağırına uğratıyorlar, oğullarınızı boğazlayıp kadınlarınızı sağ bırakıyorlardı. İşte bunda size Rabbinizden büyük bir imtihan vardır" demişti.
İlişkiler13 bağlantı · 5 tür
Aynı kök7:167
Paralel2:49 7:141 28:4
Aynı ibare2:40 2:47 2:122 5:20
Aynı konu7:127 40:25
Henüz sınıflandırılmamış3:61 20:82 45:16
وَإِذۡ تَأَذَّنَ رَبُّكُمۡ لَئِن شَكَرۡتُمۡ لَأَزِيدَنَّكُمۡۖ وَلَئِن كَفَرۡتُمۡ إِنَّ عَذَابِى لَشَدِيدٌ ٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hani Rabbiniz şöyle duyurmuştu: "Andolsun, eğer şükrederseniz elbette size nimetimi artırırım. Eğer nankörlük ederseniz, hiç şüphesiz azabım çok şiddetlidir."
İlişkiler15 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare7:167
Aynı konu2:152 4:147 35:30 35:39 39:7
Henüz sınıflandırılmamış2:45 3:61 5:6 27:40 30:44 +4 daha وَقَالَ مُوسَىٰٓ إِن تَكۡفُرُوٓاْ أَنتُمۡ وَمَن فِى ٱلۡأَرۡضِ جَمِيعًا فَإِنَّ ٱللَّهَ لَغَنِىٌّ حَمِيدٌ ٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Musa, şöyle dedi: "Siz ve yeryüzünde bulunanların hepsi nankörlük etseniz de gerçek şu ki, Allah her bakımdan sınırsız zengindir, övgüye layık olandır."
İlişkiler11 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare3:97 4:131
Aynı konu27:40 35:15 64:6
Henüz sınıflandırılmamış2:19 11:90 17:111 31:12 34:1 +1 daha أَلَمۡ يَأۡتِكُمۡ نَبَؤُاْ ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِكُمۡ قَوۡمِ نُوحٍ وَعَادٍ وَثَمُودَۛ وَٱلَّذِينَ مِنۢ بَعۡدِهِمۡۛ لَا يَعۡلَمُهُمۡ إِلَّا ٱللَّهُۚ جَآءَتۡهُمۡ رُسُلُهُم بِٱلۡبَيِّنَـٰتِ فَرَدُّوٓاْ أَيۡدِيَهُمۡ فِىٓ أَفۡوَٰهِهِمۡ وَقَالُوٓاْ إِنَّا كَفَرۡنَا بِمَآ أُرۡسِلۡتُم بِهِۦ وَإِنَّا لَفِى شَكٍّ مِّمَّا تَدۡعُونَنَآ إِلَيۡهِ مُرِيبٍ ٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sizden önceki Nuh, Ad, ve Semud kavimlerinin ve onlardan sonrakilerin –ki onları Allah'tan başkası bilmez- haberi size gelmedi mi? Onlara peygamberleri mucizeler getirdiler de onlar (öfkeden parmaklarını ısırmak için) ellerini ağızlarına götürüp, "Biz sizinle gönderileni inkar ediyoruz. Bizi çağırdığınız şeyden de derin bir şüphe içindeyiz" dediler.
İlişkiler57 bağlantı · 6 tür
Açıklar40:78
Aynı kök9:32 9:110 42:14
Paralel11:89
Aynı ibare9:70 11:62 22:42 22:42–43 38:12 +4 daha Aynı konu7:76 20:99 26:154 41:14 51:41 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış4:165 6:57 7:69 7:94–102 7:95 +31 daha ۞ قَالَتۡ رُسُلُهُمۡ أَفِى ٱللَّهِ شَكٌّ فَاطِرِ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۖ يَدۡعُوكُمۡ لِيَغۡفِرَ لَكُم مِّن ذُنُوبِكُمۡ وَيُؤَخِّرَكُمۡ إِلَىٰٓ أَجَلٍ مُّسَمًّىۚ قَالُوٓاْ إِنۡ أَنتُمۡ إِلَّا بَشَرٌ مِّثۡلُنَا تُرِيدُونَ أَن تَصُدُّونَا عَمَّا كَانَ يَعۡبُدُ ءَابَآؤُنَا فَأۡتُونَا بِسُلۡطَـٰنٍ مُّبِينٍ ١٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Peygamberleri dedi ki: "Gökleri ve yeri yaratan Allah hakkında şüphe mi var? (Halbuki) O, günahlarınızı bağışlamak ve sizi belli bir zamana kadar ertelemek için sizi (imana) çağırıyor. Onlar, "Siz de bizim gibi sadece birer insansınız. Bizi babalarımızın taptıklarından alıkoymak istiyorsunuz. Öyleyse bize apaçık bir delil getirin" dediler.
İlişkiler71 bağlantı · 4 tür
Aynı kök44:9
Aynı ibare6:14 7:70 12:101 21:3 23:24 +8 daha Aynı konu5:104 10:78 11:27 13:7 13:38 +14 daha Henüz sınıflandırılmamış2:170 6:2 7:69 7:95 10:25 +33 daha Sayfa 257 İbrahim
قَالَتۡ لَهُمۡ رُسُلُهُمۡ إِن نَّحۡنُ إِلَّا بَشَرٌ مِّثۡلُكُمۡ وَلَـٰكِنَّ ٱللَّهَ يَمُنُّ عَلَىٰ مَن يَشَآءُ مِنۡ عِبَادِهِۦۖ وَمَا كَانَ لَنَآ أَن نَّأۡتِيَكُم بِسُلۡطَـٰنٍ إِلَّا بِإِذۡنِ ٱللَّهِۚ وَعَلَى ٱللَّهِ فَلۡيَتَوَكَّلِ ٱلۡمُؤۡمِنُونَ ١١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Peygamberleri, onlara dedi ki: "Biz ancak sizin gibi birer insanız. Fakat Allah, kullarından dilediğine (peygamberlik) nimetini bahşeder. Allah'ın izni olmadıkça, bizim size bir delil getirmemiz haddimize değil. Mü'minler ancak Allah'a tevekkül etsinler."
İlişkiler48 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare5:11 10:107 13:38 23:24 40:78 +1 daha Aynı konu5:110 11:27 13:7 13:27 17:94 +9 daha Henüz sınıflandırılmamış2:90 3:159–160 5:23 7:67 7:95 +23 daha وَمَا لَنَآ أَلَّا نَتَوَكَّلَ عَلَى ٱللَّهِ وَقَدۡ هَدَىٰنَا سُبُلَنَاۚ وَلَنَصۡبِرَنَّ عَلَىٰ مَآ ءَاذَيۡتُمُونَاۚ وَعَلَى ٱللَّهِ فَلۡيَتَوَكَّلِ ٱلۡمُتَوَكِّلُونَ ١٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Allah, bize yollarımızı dosdoğru göstermişken, biz ne diye O'na tevekkül etmeyelim? Bize yaptığınız eziyete elbette katlanacağız. Tevekkül edenler, yalnız Allah'a tevekkül etsinler."
İlişkiler19 bağlantı · 4 tür
Aynı kök17:2
Aynı ibare12:67 39:38 64:6
Aynı konu6:34 29:59 41:14
Henüz sınıflandırılmamış7:89 7:95 22:57 22:78 23:51 +7 daha وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ لِرُسُلِهِمۡ لَنُخۡرِجَنَّكُم مِّنۡ أَرۡضِنَآ أَوۡ لَتَعُودُنَّ فِى مِلَّتِنَاۖ فَأَوۡحَىٰٓ إِلَيۡهِمۡ رَبُّهُمۡ لَنُهۡلِكَنَّ ٱلظَّـٰلِمِينَ ١٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İnkar edenler, peygamberlerine; "Andolsun, ya sizi yurdumuzdan çıkaracağız, ya da bizim dinimize dönersiniz" dediler. Rableri de onlara şöyle vahyetti: "Biz zalimleri mutlaka yok edeceğiz."
İlişkiler32 bağlantı · 5 tür
Aynı kök12:37
Aynı ibare7:85–89 7:88 7:88–89
Aynı konu7:128 7:129 8:30 18:20 40:51 +2 daha Genelleştirir7:137 17:76 27:56
Henüz sınıflandırılmamış7:82 7:95 10:103 11:103 16:26 +13 daha وَلَنُسۡكِنَنَّكُمُ ٱلۡأَرۡضَ مِنۢ بَعۡدِهِمۡۚ ذَٰلِكَ لِمَنۡ خَافَ مَقَامِى وَخَافَ وَعِيدِ ١٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Onlardan sonra sizi elbette o yere yerleştireceğiz. Bu, makamımdan korkan ve tehdidimden sakınan kimseler içindir."
İlişkiler21 bağlantı · 3 tür
Aynı konu7:128 10:14 17:104 24:55 28:5 +1 daha Genelleştirir7:137
Henüz sınıflandırılmamış7:88 7:95 7:129 11:103 16:26 +9 daha وَٱسۡتَفۡتَحُواْ وَخَابَ كُلُّ جَبَّارٍ عَنِيدٍ ١٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Peygamberler, Allah'tan yardım istediler ve her inatçı zorba hüsrana uğradı.
İlişkiler13 bağlantı · 2 tür
Aynı konu20:74 41:14
Henüz sınıflandırılmamış7:95 8:19 23:51 26:122 30:9 +6 daha مِّن وَرَآئِهِۦ جَهَنَّمُ وَيُسۡقَىٰ مِن مَّآءٍ صَدِيدٍ ١٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hüsranın ardından da cehennem vardır. Orada kendisine irinli su içirilecektir.
İlişkiler21 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare45:10
Aynı konu20:74 38:57 41:14 69:36 73:13 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış4:56 7:95 22:20 23:51 26:122 +8 daha يَتَجَرَّعُهُۥ وَلَا يَكَادُ يُسِيغُهُۥ وَيَأۡتِيهِ ٱلۡمَوۡتُ مِن كُلِّ مَكَانٍ وَمَا هُوَ بِمَيِّتٍۖ وَمِن وَرَآئِهِۦ عَذَابٌ غَلِيظٌ ١٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onu yudumlamaya çalışacak fakat boğazından geçiremeyecektir. Ona her yönden ölüm gelecek fakat ölmeyecek, arkasından da şiddetli bir azap gelecektir.
İlişkiler30 bağlantı · 3 tür
Aynı kök2:56
Aynı konu20:74 25:14 35:36 38:57 41:14 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış2:30 2:265 4:56 7:95 22:19–22 +15 daha مَّثَلُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ بِرَبِّهِمۡۖ أَعۡمَـٰلُهُمۡ كَرَمَادٍ ٱشۡتَدَّتۡ بِهِ ٱلرِّيحُ فِى يَوۡمٍ عَاصِفٍۖ لَّا يَقۡدِرُونَ مِمَّا كَسَبُواْ عَلَىٰ شَىۡءٍۚ ذَٰلِكَ هُوَ ٱلضَّلَـٰلُ ٱلۡبَعِيدُ ١٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Rablerini inkar edenlerin durumu şudur: Onların işleri, fırtınalı bir günde rüzgarın şiddetle savurduğu küle benzer. (Dünyada) kazandıkları hiçbir şeyin (ahirette) yararını görmezler. İşte bu, derin sapıklıktır.
İlişkiler21 bağlantı · 2 tür
Aynı konu2:264 13:17 18:103–104 18:105 24:39 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış7:95 14:24–26 22:12 22:31 23:51 +9 daha Sayfa 258 İbrahim
أَلَمۡ تَرَ أَنَّ ٱللَّهَ خَلَقَ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ بِٱلۡحَقِّۚ إِن يَشَأۡ يُذۡهِبۡكُمۡ وَيَأۡتِ بِخَلۡقٍ جَدِيدٍ ١٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah'ın, gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak yarattığını görmedin mi? Dilerse sizi giderir ve yeni bir halk getirir.
İlişkiler52 bağlantı · 4 tür
Aynı kök21:18 23:17 30:11
Aynı ibare4:133 6:73 6:133 29:44 35:15–17 +3 daha Aynı konu5:54 6:6 6:89 9:39 11:57 +6 daha Henüz sınıflandırılmamış3:190 3:191 5:27 5:54 6:99 +25 daha وَمَا ذَٰلِكَ عَلَى ٱللَّهِ بِعَزِيزٍ ٢٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bu, Allah'a hiç de güç gelmez.
İlişkiler8 bağlantı · 2 tür
Aynı ibare4:133 35:16 35:17
Henüz sınıflandırılmamış5:54 6:89 6:133 35:16–17 35:17
وَبَرَزُواْ لِلَّهِ جَمِيعًا فَقَالَ ٱلضُّعَفَـٰٓؤُاْ لِلَّذِينَ ٱسۡتَكۡبَرُوٓاْ إِنَّا كُنَّا لَكُمۡ تَبَعًا فَهَلۡ أَنتُم مُّغۡنُونَ عَنَّا مِنۡ عَذَابِ ٱللَّهِ مِن شَىۡءٍۚ قَالُواْ لَوۡ هَدَىٰنَا ٱللَّهُ لَهَدَيۡنَـٰكُمۡۖ سَوَآءٌ عَلَيۡنَآ أَجَزِعۡنَآ أَمۡ صَبَرۡنَا مَا لَنَا مِن مَّحِيصٍ ٢١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İnsanların hepsi Allah'ın huzuruna çıkacak ve güçsüzler büyüklük taslayanlara diyecek ki: "Şüphesiz bizler size uymuştuk; şimdi siz az bir şey olsun, Allah'ın azabından bizi koruyabilecek misiniz?" Onlar da, "Eğer Allah bizi doğru yola eriştirseydi, biz de sizi doğru yola eriştirirdik. Şimdi sızlansak da, sabretsek de bizim için birdir. Artık bizim için hiçbir kurtuluş yoktur" derler.
İlişkiler34 bağlantı · 5 tür
Aynı kök40:16
Paralel2:166–167 33:66–68 34:31 34:33 37:29 +1 daha Aynı ibare40:47–48 40:47
Aynı konu10:28–30 16:35 25:29 26:96 34:40 +7 daha Henüz sınıflandırılmamış6:116 6:148 16:86 17:16 27:51 +8 daha وَقَالَ ٱلشَّيۡطَـٰنُ لَمَّا قُضِىَ ٱلۡأَمۡرُ إِنَّ ٱللَّهَ وَعَدَكُمۡ وَعۡدَ ٱلۡحَقِّ وَوَعَدتُّكُمۡ فَأَخۡلَفۡتُكُمۡۖ وَمَا كَانَ لِىَ عَلَيۡكُم مِّن سُلۡطَـٰنٍ إِلَّآ أَن دَعَوۡتُكُمۡ فَٱسۡتَجَبۡتُمۡ لِىۖ فَلَا تَلُومُونِى وَلُومُوٓاْ أَنفُسَكُمۖ مَّآ أَنَا۠ بِمُصۡرِخِكُمۡ وَمَآ أَنتُم بِمُصۡرِخِىَّۖ إِنِّى كَفَرۡتُ بِمَآ أَشۡرَكۡتُمُونِ مِن قَبۡلُۗ إِنَّ ٱلظَّـٰلِمِينَ لَهُمۡ عَذَابٌ أَلِيمٌ ٢٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İş bitirilince şeytan da diyecek ki: "Şüphesiz Allah, size gerçek olanı söz verdi. Ben de size söz verdim ama yalancı çıktım. Zaten benim sizi zorlayacak bir gücüm yoktu. Ben sadece sizi çağırdım, siz de hemen bana geliverdiniz. O halde beni kınamayın, kendinizi kınayın. Artık ben sizi kurtaramam, siz de beni kurtaramazsınız. Şüphesiz ben, daha önce sizin, beni Allah'a ortak koşmanızı kabul etmemiştim. Şüphesiz, zalimlere elem dolu bir azap vardır."
İlişkiler60 bağlantı · 5 tür
Açıklar4:120
Paralel34:31 37:29 50:21–28 50:27
Aynı ibare40:47
Henüz sınıflandırılmamış2:6 2:43 6:71 6:142 7:175 +24 daha وَأُدۡخِلَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ جَنَّـٰتٍ تَجۡرِى مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡهَـٰرُ خَـٰلِدِينَ فِيهَا بِإِذۡنِ رَبِّهِمۡۖ تَحِيَّتُهُمۡ فِيهَا سَلَـٰمٌ ٢٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İnanan ve salih ameller işleyenler, Rablerinin izniyle, ebedi kalacakları ve içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokulacaklardır. Oradaki esenlik dilekleri "selam"dır.
İlişkiler13 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare4:122 10:10 29:58
Aynı konu13:23–24 19:62 25:75 33:44 39:73
Henüz sınıflandırılmamış2:43 11:108 13:24 46:16 57:21
أَلَمۡ تَرَ كَيۡفَ ضَرَبَ ٱللَّهُ مَثَلًا كَلِمَةً طَيِّبَةً كَشَجَرَةٍ طَيِّبَةٍ أَصۡلُهَا ثَابِتٌ وَفَرۡعُهَا فِى ٱلسَّمَآءِ ٢٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Görmedin mi, Allah güzel bir sözü nasıl misal getirdi? (Güzel bir söz), kökü sağlam, dalları göğe yükselen bir ağaç gibidir.
İlişkiler14 bağlantı · 6 tür
Açıklar29:43
Karşıtlık14:26
Aynı kök4:34 16:60
Aynı konu5:100
Genelleştirir29:43
Henüz sınıflandırılmamış2:25 2:43 2:263 5:100 7:58 +3 daha Sayfa 259 İbrahim
تُؤۡتِىٓ أُكُلَهَا كُلَّ حِينِۭ بِإِذۡنِ رَبِّهَاۗ وَيَضۡرِبُ ٱللَّهُ ٱلۡأَمۡثَالَ لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمۡ يَتَذَكَّرُونَ ٢٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bu ağaç, Rabbinin izniyle her zaman meyvesini verir. Öğüt alsınlar diye Allah insanlara misaller getirir.
İlişkiler14 bağlantı · 3 tür
Aynı kök4:34 16:60
Aynı konu5:100 18:54 39:27 59:21
Henüz sınıflandırılmamış2:25 2:43 2:263 7:58 13:35 +3 daha وَمَثَلُ كَلِمَةٍ خَبِيثَةٍ كَشَجَرَةٍ خَبِيثَةٍ ٱجۡتُثَّتۡ مِن فَوۡقِ ٱلۡأَرۡضِ مَا لَهَا مِن قَرَارٍ ٢٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kötü bir sözün durumu da; yerden koparılmış, ayakta durma imkanı olmayan kötü bir ağacın durumu gibidir.
İlişkiler10 bağlantı · 4 tür
Karşıtlık14:24
Aynı kök16:60
Aynı konu5:100
Henüz sınıflandırılmamış2:43 2:263 4:148 7:58 14:18 +2 daha يُثَبِّتُ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ بِٱلۡقَوۡلِ ٱلثَّابِتِ فِى ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا وَفِى ٱلۡـَٔاخِرَةِۖ وَيُضِلُّ ٱللَّهُ ٱلظَّـٰلِمِينَۚ وَيَفۡعَلُ ٱللَّهُ مَا يَشَآءُ ٢٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, iman edenleri hem dünya hayatında hem de ahirette sabit bir sözle sağlamlaştırır, zalimleri ise saptırır. Ve Allah dilediğini yapar.
İlişkiler18 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare24:55
Aynı konu2:26–27 5:100 22:24
Henüz sınıflandırılmamış2:43 2:272 3:40 3:47 3:185 +9 daha ۞ أَلَمۡ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ بَدَّلُواْ نِعۡمَتَ ٱللَّهِ كُفۡرًا وَأَحَلُّواْ قَوۡمَهُمۡ دَارَ ٱلۡبَوَارِ ٢٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(28-29) Allah'ın nimetini küfre değişenleri ve kavimlerini helak yurduna, yaslanacakları cehenneme sürükleyenleri görmedin mi? O, ne kötü duraktır!
İlişkiler13 bağlantı · 5 tür
Açıklar8:53
Aynı kök2:59 7:162
Aynı ibare2:211 16:83
Aynı konu8:53 11:98 40:41–43 43:51–54
Henüz sınıflandırılmamış2:43 2:211 33:68 34:15–17
جَهَنَّمَ يَصۡلَوۡنَهَاۖ وَبِئۡسَ ٱلۡقَرَارُ ٢٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(28-29) Allah'ın nimetini küfre değişenleri ve kavimlerini helak yurduna, yaslanacakları cehenneme sürükleyenleri görmedin mi? O, ne kötü duraktır!
İlişkiler9 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare38:56 58:8
Aynı konu4:115
Henüz sınıflandırılmamış2:43 2:211 23:99–109 35:37 43:74–78 +1 daha وَجَعَلُواْ لِلَّهِ أَندَادًا لِّيُضِلُّواْ عَن سَبِيلِهِۦۗ قُلۡ تَمَتَّعُواْ فَإِنَّ مَصِيرَكُمۡ إِلَى ٱلنَّارِ ٣٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah'ın yolundan saptırmak için O'na ortaklar koştular. De ki: "Bir süre daha faydalanın. Çünkü varışınız ateşedir."
İlişkiler14 bağlantı · 4 tür
Aynı kök2:165
Aynı ibare39:8
Aynı konu3:196–197 10:70 15:3 16:55 19:75 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış3:151 3:178 34:40–41
قُل لِّعِبَادِىَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ يُقِيمُواْ ٱلصَّلَوٰةَ وَيُنفِقُواْ مِمَّا رَزَقۡنَـٰهُمۡ سِرًّا وَعَلَانِيَةً مِّن قَبۡلِ أَن يَأۡتِىَ يَوۡمٌ لَّا بَيۡعٌ فِيهِ وَلَا خِلَـٰلٌ ٣١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İnanan kullarıma söyle, namazı dosdoğru kılsınlar, hiçbir alışveriş ve dostluğun bulunmadığı bir gün gelmeden önce kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda gizlice ve açıktan harcasınlar.
İlişkiler18 bağlantı · 4 tür
Karşıtlık36:47
Aynı ibare2:254 2:254–255 2:274 13:22 29:56 +4 daha Aynı konu36:47 44:41
Henüz sınıflandırılmamış2:3 3:92 8:3 24:56 30:31 +1 daha ٱللَّهُ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ وَأَنزَلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءً فَأَخۡرَجَ بِهِۦ مِنَ ٱلثَّمَرَٰتِ رِزۡقًا لَّكُمۡۖ وَسَخَّرَ لَكُمُ ٱلۡفُلۡكَ لِتَجۡرِىَ فِى ٱلۡبَحۡرِ بِأَمۡرِهِۦۖ وَسَخَّرَ لَكُمُ ٱلۡأَنۡهَـٰرَ ٣٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, gökleri ve yeri yaratan, gökten yağmur indiren ve onunla size rızık olarak türlü meyveler çıkaran, emri gereğince denizde yüzmek üzere gemileri emrinize veren, nehirleri de hizmetinize sunandır.
İlişkiler23 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare2:22 2:164 6:99 7:57 16:18 +4 daha Aynı konu6:141 31:20 40:13 43:12 43:13 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış16:10 22:65 23:22 42:32 45:12–13 +3 daha وَسَخَّرَ لَكُمُ ٱلشَّمۡسَ وَٱلۡقَمَرَ دَآئِبَيۡنِۖ وَسَخَّرَ لَكُمُ ٱلَّيۡلَ وَٱلنَّهَارَ ٣٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O, adetleri üzere hareket eden güneşi ve ayı sizin hizmetinize sunan, geceyi ve gündüzü sizin emrinize verendir.
İlişkiler13 bağlantı · 4 tür
Açıklar14:2
Aynı ibare13:2 16:12 16:18
Aynı konu10:67 25:47 31:10 31:20 45:13
Henüz sınıflandırılmamış36:38–40 42:32 74:14 78:11
Sayfa 260 İbrahim
وَءَاتَىٰكُم مِّن كُلِّ مَا سَأَلۡتُمُوهُۚ وَإِن تَعُدُّواْ نِعۡمَتَ ٱللَّهِ لَا تُحۡصُوهَآۗ إِنَّ ٱلۡإِنسَـٰنَ لَظَلُومٌ كَفَّارٌ ٣٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O, istediğiniz şeylerin hepsinden size verdi. Eğer Allah'ın nimetlerini saymaya kalkışsanız sayamazsınız. Şüphesiz insan çok zalimdir, çok nankördür.
İlişkiler16 bağlantı · 4 tür
Aynı kök26:19
Aynı ibare16:18
Aynı konu22:66 31:20 33:72 45:13
Henüz sınıflandırılmamış4:1 5:65 16:83 42:32 43:15 +5 daha وَإِذۡ قَالَ إِبۡرَٰهِيمُ رَبِّ ٱجۡعَلۡ هَـٰذَا ٱلۡبَلَدَ ءَامِنًا وَٱجۡنُبۡنِى وَبَنِىَّ أَن نَّعۡبُدَ ٱلۡأَصۡنَامَ ٣٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hani İbrahim demişti ki: "Rabbim! Bu şehri güvenli kıl, beni ve oğullarımı putlara tapmaktan uzak tut."
İlişkiler24 bağlantı · 5 tür
Devam eder14:36–41
Paralel2:125–129 2:125–126 2:126
Aynı ibare2:127
Aynı konu3:97 16:112 19:43 19:44 19:46 +7 daha Henüz sınıflandırılmamış2:125 3:96–97 7:138 16:120 19:45 +2 daha رَبِّ إِنَّهُنَّ أَضۡلَلۡنَ كَثِيرًا مِّنَ ٱلنَّاسِۖ فَمَن تَبِعَنِى فَإِنَّهُۥ مِنِّىۖ وَمَنۡ عَصَانِى فَإِنَّكَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ ٣٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Rabbim! Çünkü o putlar insanlardan birçoğunu saptırdılar. Artık kim bana uyarsa, o bendendir. Kim de bana karşı gelirse, şüphesiz sen çok bağışlayan, çok merhamet edensin."
İlişkiler23 bağlantı · 4 tür
Devam eder14:35
Aynı ibare2:127
Aynı konu2:135–140 3:68 5:118 19:43 19:44 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış2:124 2:125 3:31 3:65–68 11:15 +8 daha رَّبَّنَآ إِنِّىٓ أَسۡكَنتُ مِن ذُرِّيَّتِى بِوَادٍ غَيۡرِ ذِى زَرۡعٍ عِندَ بَيۡتِكَ ٱلۡمُحَرَّمِ رَبَّنَا لِيُقِيمُواْ ٱلصَّلَوٰةَ فَٱجۡعَلۡ أَفۡـِٔدَةً مِّنَ ٱلنَّاسِ تَهۡوِىٓ إِلَيۡهِمۡ وَٱرۡزُقۡهُم مِّنَ ٱلثَّمَرَٰتِ لَعَلَّهُمۡ يَشۡكُرُونَ ٣٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Rabbimiz! Ben çocuklarımdan bazısını, senin kutsal evinin (Kabe'nin) yanında ekin bitmez bir vadiye yerleştirdim. Rabbimiz! Namazı dosdoğru kılmaları için (böyle yaptım). Sen de insanlardan bir kısmının gönüllerini onlara meylettir, onları ürünlerden rızıklandır, umulur ki şükrederler."
İlişkiler19 bağlantı · 5 tür
Devam eder14:35 14:40
Paralel2:126
Aynı ibare2:127
Aynı konu2:125 19:43 19:44 19:46 19:47 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış2:125 2:125–132 2:142 7:137 16:120 +4 daha رَبَّنَآ إِنَّكَ تَعۡلَمُ مَا نُخۡفِى وَمَا نُعۡلِنُۗ وَمَا يَخۡفَىٰ عَلَى ٱللَّهِ مِن شَىۡءٍ فِى ٱلۡأَرۡضِ وَلَا فِى ٱلسَّمَآءِ ٣٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Rabbimiz! Şüphesiz sen, gizlediğimizi de, açığa vurduğumuzu da bilirsin. Yerde ve gökte hiçbir şey Allah'a gizli kalmaz."
İlişkiler33 bağlantı · 4 tür
Devam eder14:35
Aynı ibare2:127 3:5
Aynı konu19:43 19:44 19:46 19:47 19:48 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış2:77 2:125 3:29 6:3 6:13 +19 daha ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ ٱلَّذِى وَهَبَ لِى عَلَى ٱلۡكِبَرِ إِسۡمَـٰعِيلَ وَإِسۡحَـٰقَۚ إِنَّ رَبِّى لَسَمِيعُ ٱلدُّعَآءِ ٣٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Hamd, iyice yaşlanmış iken bana İsmail'i ve İshak'ı veren Allah'a mahsustur. Şüphesiz Rabbim duayı işitendir."
İlişkiler22 bağlantı · 5 tür
Devam eder14:35
Paralel37:100–101
Aynı ibare2:127
Aynı konu2:124 11:69–73 19:43 19:44 19:46 +5 daha Henüz sınıflandırılmamış2:125 15:51–56 19:45 19:54 21:72 +4 daha رَبِّ ٱجۡعَلۡنِى مُقِيمَ ٱلصَّلَوٰةِ وَمِن ذُرِّيَّتِىۚ رَبَّنَا وَتَقَبَّلۡ دُعَآءِ ٤٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Rabbim! Beni namaza devam eden bir kimse eyle. Soyumdan da böyle kimseler yarat. Rabbimiz! Duamı kabul eyle."
İlişkiler33 bağlantı · 4 tür
Devam eder14:35 14:37
Aynı ibare2:127
Aynı konu4:64 10:87 12:98 19:43 19:44 +9 daha Henüz sınıflandırılmamış2:83 2:125 2:183 3:39 5:12 +11 daha رَبَّنَا ٱغۡفِرۡ لِى وَلِوَٰلِدَىَّ وَلِلۡمُؤۡمِنِينَ يَوۡمَ يَقُومُ ٱلۡحِسَابُ ٤١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Rabbimiz! Hesap görülecek günde, beni, ana babamı ve inananları bağışla."
İlişkiler22 bağlantı · 5 tür
Açıklar9:114
Devam eder14:35
Paralel26:86
Aynı konu4:64 9:113–114 12:98 19:41–48 19:43 +8 daha Henüz sınıflandırılmamış2:125 3:147 19:45 26:104 40:51 +1 daha وَلَا تَحۡسَبَنَّ ٱللَّهَ غَـٰفِلًا عَمَّا يَعۡمَلُ ٱلظَّـٰلِمُونَۚ إِنَّمَا يُؤَخِّرُهُمۡ لِيَوۡمٍ تَشۡخَصُ فِيهِ ٱلۡأَبۡصَـٰرُ ٤٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sakın, Allah'ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Allah, onları ancak gözlerin dehşetle bakakalacağı bir güne erteliyor.
İlişkiler17 bağlantı · 5 tür
Açıklar11:104
Paralel20:102
Aynı ibare27:93
Aynı konu11:104 16:61 21:97 35:45 70:43 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış3:188 9:105 11:111 14:5 20:108 +3 daha Sayfa 261 İbrahim
مُهۡطِعِينَ مُقۡنِعِى رُءُوسِهِمۡ لَا يَرۡتَدُّ إِلَيۡهِمۡ طَرۡفُهُمۡۖ وَأَفۡـِٔدَتُهُمۡ هَوَآءٌ ٤٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O gün başlarını dikerek (çağırıldıkları yere doğru) koşarlar. Gözleri kendilerine bile dönmez, kalpleri de bomboştur.
İlişkiler18 bağlantı · 4 tür
Aynı kök54:8 70:36
Paralel20:102 36:51 54:6–7
Aynı konu11:104 42:45 54:7 70:43
Henüz sınıflandırılmamış14:5 18:53 20:108 34:51 36:51–54 +4 daha وَأَنذِرِ ٱلنَّاسَ يَوۡمَ يَأۡتِيهِمُ ٱلۡعَذَابُ فَيَقُولُ ٱلَّذِينَ ظَلَمُواْ رَبَّنَآ أَخِّرۡنَآ إِلَىٰٓ أَجَلٍ قَرِيبٍ نُّجِبۡ دَعۡوَتَكَ وَنَتَّبِعِ ٱلرُّسُلَۗ أَوَلَمۡ تَكُونُوٓاْ أَقۡسَمۡتُم مِّن قَبۡلُ مَا لَكُم مِّن زَوَالٍ ٤٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Ey Muhammed!) İnsanları, kendilerine azabın geleceği gün ile uyar. Zira o gün zalimler, "Ey Rabbimiz! Yakın bir süreye kadar bizi ertele de senin çağrına uyalım ve peygamberlerin izinden gidelim" diyecekler. Onlara şöyle denilecek: "Daha önce siz, sonunuzun gelmeyeceğine yemin etmemiş miydiniz?"
İlişkiler25 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare4:77 63:10 63:10–11
Aynı konu7:100 11:104 21:13 22:46 23:99–108 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış6:27 10:2 14:5 14:52 16:38 +11 daha وَسَكَنتُمۡ فِى مَسَـٰكِنِ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوٓاْ أَنفُسَهُمۡ وَتَبَيَّنَ لَكُمۡ كَيۡفَ فَعَلۡنَا بِهِمۡ وَضَرَبۡنَا لَكُمُ ٱلۡأَمۡثَالَ ٤٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Kendilerine zulmedenlerin yerlerinde oturdunuz. Onlara ne yaptığımız ise size belli olmuştu. Size misaller de vermiştik."
İlişkiler31 bağlantı · 4 tür
Aynı kök4:34
Aynı ibare25:39
Aynı konu6:130–131 7:100 11:117 13:6 20:128 +14 daha Henüz sınıflandırılmamış9:109 14:9 17:89 18:32–44 19:39 +5 daha وَقَدۡ مَكَرُواْ مَكۡرَهُمۡ وَعِندَ ٱللَّهِ مَكۡرُهُمۡ وَإِن كَانَ مَكۡرُهُمۡ لِتَزُولَ مِنۡهُ ٱلۡجِبَالُ ٤٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar gerçekten tuzaklarını kurmuşlardı. Tuzakları yüzünden dağlar yerinden oynayacak olsa bile, tuzakları Allah katındadır (Allah, onu bilir).
İlişkiler19 bağlantı · 4 tür
Açıklar16:26
Aynı ibare27:48–50
Aynı konu3:54 8:30 13:42 16:26 27:50
Henüz sınıflandırılmamış6:123 8:18 16:45 16:127 35:10 +7 daha فَلَا تَحۡسَبَنَّ ٱللَّهَ مُخۡلِفَ وَعۡدِهِۦ رُسُلَهُۥٓۗ إِنَّ ٱللَّهَ عَزِيزٌ ذُو ٱنتِقَامٍ ٤٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sakın Allah'ın, peygamberlerine verdiği sözden cayacağını sanma! Şüphesiz Allah, mutlak güç sahibidir, intikam sahibidir.
İlişkiler16 bağlantı · 3 tür
Aynı kök3:4 43:25
Aynı konu3:9 3:194 13:31 21:9 22:47 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış2:80 5:95 7:136 14:51 39:20 +2 daha يَوۡمَ تُبَدَّلُ ٱلۡأَرۡضُ غَيۡرَ ٱلۡأَرۡضِ وَٱلسَّمَـٰوَٰتُۖ وَبَرَزُواْ لِلَّهِ ٱلۡوَٰحِدِ ٱلۡقَهَّارِ ٤٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O gün yer, başka bir yere, gökler de başka göklere dönüştürülür ve insanlar bir ve kahhar (her şeyin üzerinde yegane hakim) olan Allah'ın huzuruna çıkarlar.
İlişkiler31 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare40:16
Aynı konu11:108 39:69 69:16 78:19
Henüz sınıflandırılmamış9:31–33 9:31 9:33 10:7 11:107 +21 daha وَتَرَى ٱلۡمُجۡرِمِينَ يَوۡمَئِذٍ مُّقَرَّنِينَ فِى ٱلۡأَصۡفَادِ ٤٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O gün, suçluları zincirlere vurulmuş olarak görürsün.
İlişkiler12 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare38:38
Aynı konu25:13 40:70–71 40:71 76:4
Henüz sınıflandırılmamış17:50 19:37 22:21 39:24 69:30–32 +2 daha سَرَابِيلُهُم مِّن قَطِرَانٍ وَتَغۡشَىٰ وُجُوهَهُمُ ٱلنَّارُ ٥٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Gömlekleri katrandandır. Yüzlerini de ateş bürüyecektir.
İlişkiler6 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare21:39 23:104
Aynı konu7:41 22:19
Henüz sınıflandırılmamış18:53 80:40
لِيَجۡزِىَ ٱللَّهُ كُلَّ نَفۡسٍ مَّا كَسَبَتۡۚ إِنَّ ٱللَّهَ سَرِيعُ ٱلۡحِسَابِ ٥١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, herkese kazandığının karşılığını vermek için böyle yapar. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk görendir.
İlişkiler14 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare3:199 13:41 40:17
Aynı konu6:62 6:70 20:15 30:45 45:22 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış7:147 14:47 24:40 27:90 80:40
هَـٰذَا بَلَـٰغٌ لِّلنَّاسِ وَلِيُنذَرُواْ بِهِۦ وَلِيَعۡلَمُوٓاْ أَنَّمَا هُوَ إِلَـٰهٌ وَٰحِدٌ وَلِيَذَّكَّرَ أُوْلُواْ ٱلۡأَلۡبَـٰبِ ٥٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bu Kur'an; kendisiyle uyarılsınlar, Allah'ın ancak tek ilah olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri düşünüp öğüt alsınlar diye insanlara bir bildiridir.
İlişkiler31 bağlantı · 4 tür
Aynı kök21:106 46:35 65:10
Aynı ibare2:163 6:19 16:51 38:29
Aynı konu21:45 50:45
Henüz sınıflandırılmamış2:255 6:51 6:70 7:79 7:140 +17 daha