أَلَمۡ يَأۡتِكُمۡ نَبَؤُاْ ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِكُمۡ قَوۡمِ نُوحٍ وَعَادٍ وَثَمُودَۛ وَٱلَّذِينَ مِنۢ بَعۡدِهِمۡۛ لَا يَعۡلَمُهُمۡ إِلَّا ٱللَّهُۚ جَآءَتۡهُمۡ رُسُلُهُم بِٱلۡبَيِّنَـٰتِ فَرَدُّوٓاْ أَيۡدِيَهُمۡ فِىٓ أَفۡوَٰهِهِمۡ وَقَالُوٓاْ إِنَّا كَفَرۡنَا بِمَآ أُرۡسِلۡتُم بِهِۦ وَإِنَّا لَفِى شَكٍّ مِّمَّا تَدۡعُونَنَآ إِلَيۡهِ مُرِيبٍ ٩
أَلَمۡ size gelmedi mi? يَأۡتِكُمۡ come to you EN نَبَؤُاْ haberi ٱلَّذِينَ kimselerin مِن sizden öncekilerin قَبۡلِكُمۡ (were) before you EN قَوۡمِ kavimlerinin نُوحٖ Nuh وَعَادٖ ve Ad وَثَمُودَۛ ve Semud وَٱلَّذِينَ ve kimselerin مِنۢ onlardan sonra gelen بَعۡدِهِمۡۛ (were) after them EN لَا onları kimse bilmez يَعۡلَمُهُمۡ knows them EN إِلَّا başka ٱللَّهُۚ Allah'tan جَآءَتۡهُمۡ onlara getirdi رُسُلُهُم elçileri بِٱلۡبَيِّنَـٰتِ kanıtlar فَرَدُّوٓاْ fakat koydular أَيۡدِيَهُمۡ onlar ellerini فِىٓ ağızlarına أَفۡوَٰهِهِمۡ their mouths EN وَقَالُوٓاْ ve dediler ki إِنَّا muhakkak biz كَفَرۡنَا tanımayız بِمَآ şeyi أُرۡسِلۡتُم sizinle gönderilen بِهِۦ onunla وَإِنَّا ve biz لَفِى içindeyiz شَكّٖ bir kuşku مِّمَّا şeye karşı تَدۡعُونَنَآ bizi çağırdığınız إِلَيۡهِ ona مُرِيبٖ derin
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sizden önceki Nuh, Ad, ve Semud kavimlerinin ve onlardan sonrakilerin –ki onları Allah'tan başkası bilmez- haberi size gelmedi mi? Onlara peygamberleri mucizeler getirdiler de onlar (öfkeden parmaklarını ısırmak için) ellerini ağızlarına götürüp, "Biz sizinle gönderileni inkar ediyoruz. Bizi çağırdığınız şeyden de derin bir şüphe içindeyiz" dediler.
İlişkiler57 bağlantı · 6 tür
Açıklar40:78
Aynı kök9:32 9:110 42:14
Paralel11:89
Aynı ibare9:70 11:62 22:42 22:42–43 38:12 40:30–31 41:13 64:5 64:6
Aynı konu7:76 20:99 26:154 41:14 51:41 61:8 71:7
Henüz sınıflandırılmamış4:165 6:57 7:69 7:94–102 7:95 9:45 10:47 11:17 11:24 11:110 14:45 16:113 Tümünü göster (+24)