قُل لِّعِبَادِىَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ يُقِيمُواْ ٱلصَّلَوٰةَ وَيُنفِقُواْ مِمَّا رَزَقۡنَـٰهُمۡ سِرًّا وَعَلَانِيَةً مِّن قَبۡلِ أَن يَأۡتِىَ يَوۡمٌ لَّا بَيۡعٌ فِيهِ وَلَا خِلَـٰلٌ ٣١
قُل söyle لِّعِبَادِىَ kullarıma ٱلَّذِينَ inanan ءَامَنُواْ believe EN يُقِيمُواْ kılsınlar ٱلصَّلَوٰةَ namazı وَيُنفِقُواْ ve infak etsinler مِمَّا verdiğimiz rızıktan رَزَقۡنَـٰهُمۡ We have provided them EN سِرّٗا gizli وَعَلَانِيَةٗ ve açık مِّن önce قَبۡلِ before EN أَن gelmeden يَأۡتِىَ comes EN يَوۡمٞ bir gün لَّا ki yoktur بَيۡعٞ bir alışveriş فِيهِ onda وَلَا ne yoktur خِلَـٰلٌ bir dostluk
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İnanan kullarıma söyle, namazı dosdoğru kılsınlar, hiçbir alışveriş ve dostluğun bulunmadığı bir gün gelmeden önce kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda gizlice ve açıktan harcasınlar.
İlişkiler18 bağlantı · 4 tür
Karşıtlık36:47
Aynı ibare2:254 2:254–255 2:274 13:22 29:56 35:29 39:10 63:10 63:10–11
Aynı konu36:47 44:41
Henüz sınıflandırılmamış2:3 3:92 8:3 24:56 30:31 82:19