بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِBu sure besmeleyle başlar (ayet sayılmaz).
تَبَارَكَ ٱلَّذِى نَزَّلَ ٱلۡفُرۡقَانَ عَلَىٰ عَبۡدِهِۦ لِيَكُونَ لِلۡعَـٰلَمِينَ نَذِيرًا ١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Alemlere bir uyarıcı olsun diye kuluna Furkan'ı indiren Allah'ın şanı yücedir.
İlişkiler21 bağlantı · 3 tür
Aynı kök2:53 8:29 21:48
Aynı konu3:4
Henüz sınıflandırılmamış2:185 3:3 6:19 7:54 7:158 +12 daha ٱلَّذِى لَهُۥ مُلۡكُ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَلَمۡ يَتَّخِذۡ وَلَدًا وَلَمۡ يَكُن لَّهُۥ شَرِيكٌ فِى ٱلۡمُلۡكِ وَخَلَقَ كُلَّ شَىۡءٍ فَقَدَّرَهُۥ تَقۡدِيرًا ٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O, göklerin ve yeryüzünün mülkü (hükümranlığı) kendisine ait olandır. Çocuk edinmemiştir. Mülkünde hiçbir ortağı da yoktur. O, her şeyi yaratmış ve yarattığı o şeyleri bir ölçüye göre takdir etmiştir.
İlişkiler38 bağlantı · 4 tür
Aynı kök36:38
Aynı ibare5:40 6:101 17:111 24:42
Aynı konu2:116 3:26 4:171 6:100 10:68 +10 daha Henüz sınıflandırılmamış2:20 2:107–255 2:221 4:119 6:163 +13 daha Sayfa 360 Furkan
وَٱتَّخَذُواْ مِن دُونِهِۦٓ ءَالِهَةً لَّا يَخۡلُقُونَ شَيۡـًٔا وَهُمۡ يُخۡلَقُونَ وَلَا يَمۡلِكُونَ لِأَنفُسِهِمۡ ضَرًّا وَلَا نَفۡعًا وَلَا يَمۡلِكُونَ مَوۡتًا وَلَا حَيَوٰةً وَلَا نُشُورًا ٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(İnkar edenler), Allah'ı bırakıp hiçbir şey yaratmayan ve zaten kendileri yaratılmış olan, üstelik kendilerine fayda ve zararları dokunmayan, öldürmeye, yaşatmaya ve ölüleri diriltip kabirden çıkarmaya güçleri yetmeyen ilahlar edindiler.
İlişkiler26 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare7:191 13:16 16:20
Aynı konu2:258 10:34 16:17 21:21 22:73 +6 daha Henüz sınıflandırılmamış2:51 3:45 5:90 7:197 20:89 +7 daha وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓاْ إِنۡ هَـٰذَآ إِلَّآ إِفۡكٌ ٱفۡتَرَىٰهُ وَأَعَانَهُۥ عَلَيۡهِ قَوۡمٌ ءَاخَرُونَۖ فَقَدۡ جَآءُو ظُلۡمًا وَزُورًا ٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İnkar edenler, "Bu Kur'an, Muhammed'in uydurduğu bir yalandan başka bir şey değildir. Başka bir topluluk da bu konuda ona yardım etmiştir" dediler. Böylece onlar haksız ve asılsız bir söz uydurdular.
İlişkiler37 bağlantı · 4 tür
Devam eder25:5
Aynı ibare6:25 16:24 34:43 46:11
Aynı konu8:31 10:38 16:101 16:103 21:5 +5 daha Henüz sınıflandırılmamış2:78 6:8 7:157–158 9:97 10:20 +17 daha وَقَالُوٓاْ أَسَـٰطِيرُ ٱلۡأَوَّلِينَ ٱكۡتَتَبَهَا فَهِىَ تُمۡلَىٰ عَلَيۡهِ بُكۡرَةً وَأَصِيلًا ٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"(Bu Kur'an, başkalarından) yazıp aldığı öncekilere ait efsanelerdir. Bunlar ona sabah akşam okunmaktadır" dediler.
İlişkiler33 bağlantı · 5 tür
Açıklar8:31 16:24
Devam eder25:4
Aynı ibare6:25 16:24 23:83 27:68 46:17 +1 daha Aynı konu16:103 21:5 23:33 29:48 37:15 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış2:78 3:20 6:8 7:157 8:31 +12 daha قُلۡ أَنزَلَهُ ٱلَّذِى يَعۡلَمُ ٱلسِّرَّ فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۚ إِنَّهُۥ كَانَ غَفُورًا رَّحِيمًا ٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Ey Muhammed!) De ki: "O kitabı göklerin ve yerin sırrını bilen indirmiştir. Şüphesiz O, bağışlayandır, çok merhamet edendir."
İlişkiler13 bağlantı · 4 tür
Açıklar8:31
Aynı ibare20:7
Aynı konu21:4 23:33 43:80
Henüz sınıflandırılmamış2:97 14:38 15:49 16:103 20:11 +3 daha وَقَالُواْ مَالِ هَـٰذَا ٱلرَّسُولِ يَأۡكُلُ ٱلطَّعَامَ وَيَمۡشِى فِى ٱلۡأَسۡوَاقِۙ لَوۡلَآ أُنزِلَ إِلَيۡهِ مَلَكٌ فَيَكُونَ مَعَهُۥ نَذِيرًا ٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Dediler ki: "Bu ne biçim peygamber ki yemek yer, çarşıda pazarda dolaşır. Ona bir melek indirilseydi de, bu onunla beraber bir uyarıcı olsaydı ya!"
İlişkiler27 bağlantı · 4 tür
Açıklar25:20
Aynı ibare5:75 21:8
Aynı konu6:8–9 6:8 6:111 11:12 14:10 +6 daha Henüz sınıflandırılmamış11:12 15:6–7 15:6 15:7 17:90 +8 daha أَوۡ يُلۡقَىٰٓ إِلَيۡهِ كَنزٌ أَوۡ تَكُونُ لَهُۥ جَنَّةٌ يَأۡكُلُ مِنۡهَاۚ وَقَالَ ٱلظَّـٰلِمُونَ إِن تَتَّبِعُونَ إِلَّا رَجُلًا مَّسۡحُورًا ٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Yahut kendisine bir hazine verilseydi veya ürününden yiyeceği bir bahçesi olsaydı ya!" Zalimler, (inananlara): "Siz ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz" dediler.
İlişkiler26 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare17:47 17:91
Aynı konu6:7–8 6:50 10:2 17:59 17:90–94 +5 daha Henüz sınıflandırılmamış10:15–16 11:12 11:31 13:27 15:6 +9 daha ٱنظُرۡ كَيۡفَ ضَرَبُواْ لَكَ ٱلۡأَمۡثَـٰلَ فَضَلُّواْ فَلَا يَسۡتَطِيعُونَ سَبِيلًا ٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Ey Muhammed!) Senin hakkında bak nasıl da temsiller getirdiler de (haktan) saptılar. Artık onlar doğru yolu bulamazlar.
İlişkiler7 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare17:48
Aynı konu18:54 23:33 36:78
Henüz sınıflandırılmamış16:60 25:33 90:1
تَبَارَكَ ٱلَّذِىٓ إِن شَآءَ جَعَلَ لَكَ خَيۡرًا مِّن ذَٰلِكَ جَنَّـٰتٍ تَجۡرِى مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡهَـٰرُ وَيَجۡعَل لَّكَ قُصُورَۢا ١٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Dilerse sana bundan daha güzelini, içinden ırmaklar akan cennetleri verebilecek olan, sana saraylar kurabilecek olan Allah'ın şanı yücedir.
İlişkiler6 bağlantı · 3 tür
Aynı kök67:1
Aynı konu23:33
Henüz sınıflandırılmamış9:38 28:60 29:64 90:1
بَلۡ كَذَّبُواْ بِٱلسَّاعَةِۖ وَأَعۡتَدۡنَا لِمَن كَذَّبَ بِٱلسَّاعَةِ سَعِيرًا ١١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hayır, onlar Kıyameti de yalanladılar. Biz ise o Kıyameti yalanlayanlara çılgın bir cehennem ateşi hazırlamışızdır.
İlişkiler7 bağlantı · 2 tür
Aynı konu23:33 40:59 45:32
Henüz sınıflandırılmamış31:21 37:56 41:50 83:4
Sayfa 361 Furkan
إِذَا رَأَتۡهُم مِّن مَّكَانِۭ بَعِيدٍ سَمِعُواْ لَهَا تَغَيُّظًا وَزَفِيرًا ١٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bu ateş onları uzak bir mesafeden görünce onun müthiş kaynamasını ve uğultusunu işitirler.
İlişkiler17 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare47:15
Aynı konu21:102 23:33 50:30 67:7
Henüz sınıflandırılmamış4:42 21:100 37:56 67:7–8 67:7 +7 daha وَإِذَآ أُلۡقُواْ مِنۡهَا مَكَانًا ضَيِّقًا مُّقَرَّنِينَ دَعَوۡاْ هُنَالِكَ ثُبُورًا ١٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Elleri boyunlarına bağlanmış, çatılmış olarak cehennemin daracık bir yerine atıldıkları zaman orada, yok olup gitmeyi isterler
İlişkiler21 bağlantı · 4 tür
Paralel84:11–14
Aynı ibare47:15
Aynı konu14:49 20:74 23:33 43:74–77 69:25–27 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış4:42 20:74 21:100 37:56 39:73 +8 daha لَّا تَدۡعُواْ ٱلۡيَوۡمَ ثُبُورًا وَٰحِدًا وَٱدۡعُواْ ثُبُورًا كَثِيرًا ١٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Kendilerine) "Bugün bir kere yok olmayı istemeyin, birçok kere yok olmayı isteyin!" (denir.)
İlişkiler22 bağlantı · 4 tür
Paralel43:77
Aynı ibare47:15
Aynı konu4:42 14:17 20:74 23:33 35:36 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış4:56 20:74 21:100 36:64 37:56 +8 daha قُلۡ أَذَٰلِكَ خَيۡرٌ أَمۡ جَنَّةُ ٱلۡخُلۡدِ ٱلَّتِى وُعِدَ ٱلۡمُتَّقُونَۚ كَانَتۡ لَهُمۡ جَزَآءً وَمَصِيرًا ١٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
De ki: "Bu mu daha hayırlıdır, yoksa Allah'a karşı gelmekten sakınanlara va'dedilen ebedilik cenneti mi?" Orası onlar için bir mükafat ve varılacak bir yerdir.
İlişkiler7 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare37:62 47:15
Aynı konu23:33
Henüz sınıflandırılmamış19:61 22:19 25:76 37:56
لَّهُمۡ فِيهَا مَا يَشَآءُونَ خَـٰلِدِينَۚ كَانَ عَلَىٰ رَبِّكَ وَعۡدًا مَّسۡـُٔولًا ١٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ebedi olarak kalacakları orada onlar için diledikleri her şey vardır. Bu, Rabbinin uhdesine aldığı, (yerine getirilmesi) istenen bir va'didir.
İlişkiler11 bağlantı · 4 tür
Aynı kök37:24
Aynı ibare47:15
Aynı konu16:31 23:33 36:55–58 41:30–32
Henüz sınıflandırılmamış3:194 15:41 21:102 37:56 50:31–35
وَيَوۡمَ يَحۡشُرُهُمۡ وَمَا يَعۡبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ فَيَقُولُ ءَأَنتُمۡ أَضۡلَلۡتُمۡ عِبَادِى هَـٰٓؤُلَآءِ أَمۡ هُمۡ ضَلُّواْ ٱلسَّبِيلَ ١٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Rabbinin, onları ve Allah'ı bırakıp da taptıkları şeyleri bir araya getireceği ve (taptıklarına), "Siz mi saptırdınız benim şu kullarımı, yoksa onlar kendileri mi yoldan saptılar" diyeceği günü hatırla.
İlişkiler18 bağlantı · 3 tür
Paralel10:28–30 10:28–29 28:74–75 34:40–42 40:73–74
Aynı konu2:166–167 23:33 28:75
Henüz sınıflandırılmamış6:23 6:94 14:22 28:62–63 29:25 +5 daha قَالُواْ سُبۡحَـٰنَكَ مَا كَانَ يَنۢبَغِى لَنَآ أَن نَّتَّخِذَ مِن دُونِكَ مِنۡ أَوۡلِيَآءَ وَلَـٰكِن مَّتَّعۡتَهُمۡ وَءَابَآءَهُمۡ حَتَّىٰ نَسُواْ ٱلذِّكۡرَ وَكَانُواْ قَوۡمَۢا بُورًا ١٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar, "Seni eksikliklerden uzak tutarız. Seni bırakıp da başka dostlar edinmek bize yaraşmaz. Fakat sen onlara ve atalarına o kadar bol nimet verdin ki, sonunda seni anmayı unuttular ve helake giden bir toplum oldular" derler.
İlişkiler35 bağlantı · 5 tür
Aynı kök25:29 35:10 59:18–19
Paralel10:28–30 10:28 19:82 34:40–42 34:40–41 +1 daha Aynı ibare21:44 48:12
Aynı konu7:51 23:33 25:30 28:75 29:25 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış6:23 9:72 14:22 16:86 20:124 +12 daha فَقَدۡ كَذَّبُوكُم بِمَا تَقُولُونَ فَمَا تَسۡتَطِيعُونَ صَرۡفًا وَلَا نَصۡرًاۚ وَمَن يَظۡلِم مِّنكُمۡ نُذِقۡهُ عَذَابًا كَبِيرًا ١٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(İlah edindikleriniz) söyledikleriniz konusunda sizi yalancı çıkardılar. Artık kendinizden azabı savmaya gücünüz yetmeyecek ve kendinize yardım da edemeyeceksiniz. Sizden kim de zulüm ve haksızlık ederse, ona büyük bir azap tattırırız.
İlişkiler28 bağlantı · 4 tür
Açıklar31:13
Paralel10:28–30 10:28–29 10:28 19:82 34:40–42 +2 daha Aynı konu2:166–167 6:94 10:106 19:82 23:33 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış14:22 16:86 21:65 28:63 29:25 +7 daha وَمَآ أَرۡسَلۡنَا قَبۡلَكَ مِنَ ٱلۡمُرۡسَلِينَ إِلَّآ إِنَّهُمۡ لَيَأۡكُلُونَ ٱلطَّعَامَ وَيَمۡشُونَ فِى ٱلۡأَسۡوَاقِۗ وَجَعَلۡنَا بَعۡضَكُمۡ لِبَعۡضٍ فِتۡنَةً أَتَصۡبِرُونَۗ وَكَانَ رَبُّكَ بَصِيرًا ٢٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de şüphesiz yemek yerler, çarşıda pazarda gezerlerdi. (Ey insanlar!) Sizi birbiriniz için imtihan aracı kıldık. (Bakalım) sabredecek misiniz? Rabbin, hakkıyla görendir.
İlişkiler20 bağlantı · 4 tür
Açıklar17:94 25:7
Aynı ibare5:75
Aynı konu6:53 13:38 17:95 18:110 23:33 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış3:55 11:69–70 12:108 12:109 16:44 +6 daha Sayfa 362 Furkan
۞ وَقَالَ ٱلَّذِينَ لَا يَرۡجُونَ لِقَآءَنَا لَوۡلَآ أُنزِلَ عَلَيۡنَا ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةُ أَوۡ نَرَىٰ رَبَّنَاۗ لَقَدِ ٱسۡتَكۡبَرُواْ فِىٓ أَنفُسِهِمۡ وَعَتَوۡ عُتُوًّا كَبِيرًا ٢١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bize kavuşacaklarını ummayanlar, "Bize melekler indirilseydi, yahut Rabbimizi görseydik ya!" dediler. Andolsun, onlar kendi benliklerinde büyüklük tasladılar ve büyük bir taşkınlık gösterdiler.
İlişkiler20 bağlantı · 4 tür
Açıklar15:8
Aynı ibare10:15
Aynı konu2:55 4:153 6:111 6:124 6:158 +5 daha Henüz sınıflandırılmamış6:8 6:31 17:95 23:24 29:36 +3 daha يَوۡمَ يَرَوۡنَ ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةَ لَا بُشۡرَىٰ يَوۡمَئِذٍ لِّلۡمُجۡرِمِينَ وَيَقُولُونَ حِجۡرًا مَّحۡجُورًا ٢٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Fakat melekleri görecekleri gün, işte o gün suçlulara hiçbir müjde yoktur. "Eyvah! Biz Allah'ın rahmetinden tamamen uzaklaştırılmışız" diyecekler.
İlişkiler13 bağlantı · 2 tür
Aynı konu2:210 6:8 6:93 6:158 15:8 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış3:170 10:7 11:107 15:7–8 19:17 +1 daha وَقَدِمۡنَآ إِلَىٰ مَا عَمِلُواْ مِنۡ عَمَلٍ فَجَعَلۡنَـٰهُ هَبَآءً مَّنثُورًا ٢٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onların yaptıkları bütün amellerine yöneldik ve onları dağılmış zerreciklere çevirdik.
İlişkiler14 bağlantı · 2 tür
Aynı konu2:264 3:117 6:88 11:16 14:18 +6 daha Henüz sınıflandırılmamış37:56 38:27 47:28
أَصۡحَـٰبُ ٱلۡجَنَّةِ يَوۡمَئِذٍ خَيۡرٌ مُّسۡتَقَرًّا وَأَحۡسَنُ مَقِيلًا ٢٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O gün cennetliklerin kalacakları yer daha hayırlı, dinlenecekleri yer daha güzeldir.
İlişkiler10 bağlantı · 4 tür
Karşıtlık25:66
Aynı ibare36:55
Aynı konu18:103–104 19:73
Henüz sınıflandırılmamış2:97 19:62 19:96 21:101 36:55–59 +1 daha وَيَوۡمَ تَشَقَّقُ ٱلسَّمَآءُ بِٱلۡغَمَـٰمِ وَنُزِّلَ ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةُ تَنزِيلًا ٢٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O gün gök bulutlarla yarılıp parçalanacak ve melekler bölük bölük indirilecektir.
İlişkiler18 bağlantı · 2 tür
Aynı konu2:210 52:9 55:37 69:16 69:17 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış6:38 10:32 14:48 15:8 22:6 +6 daha ٱلۡمُلۡكُ يَوۡمَئِذٍ ٱلۡحَقُّ لِلرَّحۡمَـٰنِۚ وَكَانَ يَوۡمًا عَلَى ٱلۡكَـٰفِرِينَ عَسِيرًا ٢٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O gün gerçek hükümranlık Rahman'ındır ve kafirlere zorlu bir gün olacaktır.
İlişkiler18 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare22:56
Aynı konu1:4 6:73 40:16 54:8 74:10 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış3:26 6:27 10:32 18:49 22:6 +6 daha وَيَوۡمَ يَعَضُّ ٱلظَّالِمُ عَلَىٰ يَدَيۡهِ يَقُولُ يَـٰلَيۡتَنِى ٱتَّخَذۡتُ مَعَ ٱلرَّسُولِ سَبِيلًا ٢٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O gün zalim kimse, (çaresizlik içinde) ellerini ısırıp şöyle diyecektir: "Ne olurdu ben de peygamberle beraber aynı yolu tutsaydım!"
İlişkiler14 bağlantı · 3 tür
Paralel33:66–67
Aynı konu4:115 7:38 15:2 33:66 33:67 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış6:27 10:54 12:108 25:30 37:56 +1 daha يَـٰوَيۡلَتَىٰ لَيۡتَنِى لَمۡ أَتَّخِذۡ فُلَانًا خَلِيلًا ٢٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Yazıklar olsun bana, keşke falanı dost edinmeseydim!"
İlişkiler33 bağlantı · 2 tür
Aynı konu2:166–167 7:38 33:66 37:50–59 43:39 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış1:1 2:257 3:28 3:68 4:28 +22 daha لَّقَدۡ أَضَلَّنِى عَنِ ٱلذِّكۡرِ بَعۡدَ إِذۡ جَآءَنِىۗ وَكَانَ ٱلشَّيۡطَـٰنُ لِلۡإِنسَـٰنِ خَذُولًا ٢٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Andolsun, Kur'an bana geldikten sonra beni ondan o saptırdı. Zaten şeytan insanı yardımcısız bırakıverir."
İlişkiler20 bağlantı · 4 tür
Aynı kök25:18
Paralel43:36–38
Aynı konu4:119–120 7:38 8:48 14:21–22 14:22 +6 daha Henüz sınıflandırılmamış4:28 4:120 6:27 26:96–102 33:66–67 +2 daha وَقَالَ ٱلرَّسُولُ يَـٰرَبِّ إِنَّ قَوۡمِى ٱتَّخَذُواْ هَـٰذَا ٱلۡقُرۡءَانَ مَهۡجُورًا ٣٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Peygamber, "Ey Rabbim! Kavmim şu Kur'an'ı terk edilmiş bir şey haline getirdi" dedi.
İlişkiler38 bağlantı · 2 tür
Aynı konu23:66 25:18 33:66 43:39 43:44 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış2:48 2:165 3:21 4:24 4:41 +27 daha وَكَذَٰلِكَ جَعَلۡنَا لِكُلِّ نَبِىٍّ عَدُوًّا مِّنَ ٱلۡمُجۡرِمِينَۗ وَكَفَىٰ بِرَبِّكَ هَادِيًا وَنَصِيرًا ٣١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz, işte böyle, her peygamber için suçlulardan bir düşman yarattık. Yol gösterici ve yardım edici olarak Rabbin yeter.
İlişkiler12 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare6:112 6:112–116 6:112–113
Aynı konu4:45 22:52 39:36
Henüz sınıflandırılmamış5:16 7:3 8:64 22:52–54 23:6 +1 daha وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ لَوۡلَا نُزِّلَ عَلَيۡهِ ٱلۡقُرۡءَانُ جُمۡلَةً وَٰحِدَةًۚ كَذَٰلِكَ لِنُثَبِّتَ بِهِۦ فُؤَادَكَۖ وَرَتَّلۡنَـٰهُ تَرۡتِيلًا ٣٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İnkar edenler, "Kur'an ona bir defada toptan indirilseydi ya!" dediler. Biz, Kur'an'la senin kalbini pekiştirmek için onu böyle kısım kısım indirdik ve onu ağır ağır okuduk.
İlişkiler17 bağlantı · 4 tür
Açıklar17:106 76:23
Aynı kök73:4
Aynı konu2:97–99 17:105–107 17:106 26:192–195 87:6
Henüz sınıflandırılmamış2:185 3:3 15:90 20:4 20:114 +4 daha Sayfa 363 Furkan
وَلَا يَأۡتُونَكَ بِمَثَلٍ إِلَّا جِئۡنَـٰكَ بِٱلۡحَقِّ وَأَحۡسَنَ تَفۡسِيرًا ٣٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar sana hiçbir misal getirmezler ki (buna karşılık) sana gerçeği ve en güzel açıklamayı getirmiş olmayalım.
İlişkiler13 bağlantı · 2 tür
Aynı konu17:89 17:106 18:54 30:58 39:27 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış2:176 7:52 16:60 17:41 25:9 +2 daha ٱلَّذِينَ يُحۡشَرُونَ عَلَىٰ وُجُوهِهِمۡ إِلَىٰ جَهَنَّمَ أُوْلَـٰٓئِكَ شَرٌّ مَّكَانًا وَأَضَلُّ سَبِيلًا ٣٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yüzüstü cehenneme sürüklenecek olanlar var ya; işte onlar konumları itibariyle daha kötü, tuttukları yol itibariyle daha sapıktırlar.
İlişkiler7 bağlantı · 2 tür
Aynı konu17:97 33:66 54:48
Henüz sınıflandırılmamış5:60 6:70 20:29–30 28:34
وَلَقَدۡ ءَاتَيۡنَا مُوسَى ٱلۡكِتَـٰبَ وَجَعَلۡنَا مَعَهُۥٓ أَخَاهُ هَـٰرُونَ وَزِيرًا ٣٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun, Biz, Musa'ya Kitab'ı (Tevrat'ı) verdik ve kardeşi Harun'u da ona yardımcı kıldık.
İlişkiler15 bağlantı · 4 tür
Paralel20:29–34 20:31 20:32
Aynı ibare19:53 21:48 28:34
Aynı konu20:29–30 20:29
Henüz sınıflandırılmamış7:172 11:40 20:30 20:96 26:13 +2 daha فَقُلۡنَا ٱذۡهَبَآ إِلَى ٱلۡقَوۡمِ ٱلَّذِينَ كَذَّبُواْ بِـَٔايَـٰتِنَا فَدَمَّرۡنَـٰهُمۡ تَدۡمِيرًا ٣٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlara, "Ayetlerimizi yalanlayan topluluğa gidin" dedik. Nihayet o kavmi yerle bir ettik.
İlişkiler9 bağlantı · 3 tür
Paralel10:88–93 23:45–47
Aynı konu26:29–35
Henüz sınıflandırılmamış7:104–110 7:104–109 17:15 17:101 26:30–34 +1 daha وَقَوۡمَ نُوحٍ لَّمَّا كَذَّبُواْ ٱلرُّسُلَ أَغۡرَقۡنَـٰهُمۡ وَجَعَلۡنَـٰهُمۡ لِلنَّاسِ ءَايَةًۖ وَأَعۡتَدۡنَا لِلظَّـٰلِمِينَ عَذَابًا أَلِيمًا ٣٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Nuh kavmini de, Peygamberleri yalanladıkları vakit suda boğduk. Onları insanlara bir ibret yaptık ve zalimlere elem dolu bir azap hazırladık.
İlişkiler12 bağlantı · 3 tür
Paralel7:64 26:105–121
Aynı ibare51:46 53:52
Henüz sınıflandırılmamış7:59–64 10:71–73 11:25–49 21:29 26:105 +3 daha وَعَادًا وَثَمُودَاْ وَأَصۡحَـٰبَ ٱلرَّسِّ وَقُرُونَۢا بَيۡنَ ذَٰلِكَ كَثِيرًا ٣٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ad ve Semud kavimlerini, Ress halkını ve bunların arasında pek çok nesilleri de helak ettik.
İlişkiler12 bağlantı · 2 tür
Aynı konu7:74 9:70 22:42–44 38:12–13 40:78
Henüz sınıflandırılmamış26:140 26:159 46:21 50:12–14 50:12 +2 daha وَكُلًّا ضَرَبۡنَا لَهُ ٱلۡأَمۡثَـٰلَۖ وَكُلًّا تَبَّرۡنَا تَتۡبِيرًا ٣٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bunların her birine misaller getirdik, (öğüt almadıkları için) hepsini kırıp geçirdik.
İlişkiler7 bağlantı · 3 tür
Aynı kök17:7
Aynı ibare14:45
Henüz sınıflandırılmamış7:74 10:13 22:42–45 54:31 69:5
وَلَقَدۡ أَتَوۡاْ عَلَى ٱلۡقَرۡيَةِ ٱلَّتِىٓ أُمۡطِرَتۡ مَطَرَ ٱلسَّوۡءِۚ أَفَلَمۡ يَكُونُواْ يَرَوۡنَهَاۚ بَلۡ كَانُواْ لَا يَرۡجُونَ نُشُورًا ٤٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun, senin kavmin, bela yağmuruna tutularak yok edilen kente uğramışlardır. Yoksa onu görmüyorlar mıydı (ki ibret almadılar)? Hayır! (Görüyorlardı fakat) tekrar dirilmeyi ummuyorlardı.
İlişkiler7 bağlantı · 3 tür
Paralel7:84
Aynı konu11:82 26:173
Henüz sınıflandırılmamış16:38 17:49–52 17:98 22:7
وَإِذَا رَأَوۡكَ إِن يَتَّخِذُونَكَ إِلَّا هُزُوًا أَهَـٰذَا ٱلَّذِى بَعَثَ ٱللَّهُ رَسُولًا ٤١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(41-42) Onlar seni görünce ancak eğlenceye alırlar. "Allah'ın peygamber olarak gönderdiği adam bu mu? Biz, ilahlarımıza sımsıkı sarılmasaydık neredeyse bizi ilahlarımızdan uzaklaştıracaktı" (derler.) Onlar yakında azabı gördükleri zaman, yolca kimin daha sapık olduğunu görecekler.
İlişkiler23 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare21:36
Aynı konu6:10 15:6 15:95 21:41 38:8 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış6:33 11:27 14:10 14:10–11 17:45–47 +10 daha إِن كَادَ لَيُضِلُّنَا عَنۡ ءَالِهَتِنَا لَوۡلَآ أَن صَبَرۡنَا عَلَيۡهَاۚ وَسَوۡفَ يَعۡلَمُونَ حِينَ يَرَوۡنَ ٱلۡعَذَابَ مَنۡ أَضَلُّ سَبِيلًا ٤٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(41-42) Onlar seni görünce ancak eğlenceye alırlar. "Allah'ın peygamber olarak gönderdiği adam bu mu? Biz, ilahlarımıza sımsıkı sarılmasaydık neredeyse bizi ilahlarımızdan uzaklaştıracaktı" (derler.) Onlar yakında azabı gördükleri zaman, yolca kimin daha sapık olduğunu görecekler.
İlişkiler13 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare2:165
Aynı konu20:63 38:5–6 38:5–7 38:6
Henüz sınıflandırılmamış20:135 21:68 36:74–75 38:4–7 39:3 +3 daha أَرَءَيۡتَ مَنِ ٱتَّخَذَ إِلَـٰهَهُۥ هَوَىٰهُ أَفَأَنتَ تَكُونُ عَلَيۡهِ وَكِيلًا ٤٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kendi nefsinin arzusunu kendisine ilah edineni gördün mü? Ona sen mi vekil olacaksın?
İlişkiler18 bağlantı · 4 tür
Aynı kök7:176
Aynı ibare45:23
Aynı konu6:66 18:28 28:50 30:29
Henüz sınıflandırılmamış2:48 6:107 6:150 7:175–176 17:54 +7 daha Sayfa 364 Furkan
أَمۡ تَحۡسَبُ أَنَّ أَكۡثَرَهُمۡ يَسۡمَعُونَ أَوۡ يَعۡقِلُونَۚ إِنۡ هُمۡ إِلَّا كَٱلۡأَنۡعَـٰمِۖ بَلۡ هُمۡ أَضَلُّ سَبِيلًا ٤٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yoksa sen onların çoğunun (söz) dinleyeceklerini yahut akıllarını kullanacaklarını mı sanıyorsun? Onlar hayvanlar gibidirler, belki yolca onlardan daha da şaşkındırlar.
İlişkiler12 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare7:179
Aynı konu2:171 7:176 8:21 8:55
Henüz sınıflandırılmamış2:66 8:22 10:100 21:45 45:8 +2 daha أَلَمۡ تَرَ إِلَىٰ رَبِّكَ كَيۡفَ مَدَّ ٱلظِّلَّ وَلَوۡ شَآءَ لَجَعَلَهُۥ سَاكِنًا ثُمَّ جَعَلۡنَا ٱلشَّمۡسَ عَلَيۡهِ دَلِيلًا ٤٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmez misin? İsteseydi onu sabit kılardı. Sonra biz güneşi gölgeye delil kıldık.
İlişkiler9 bağlantı · 2 tür
Aynı konu16:48
Henüz sınıflandırılmamış12:4 13:15 16:48 16:81 17:70 +3 daha ثُمَّ قَبَضۡنَـٰهُ إِلَيۡنَا قَبۡضًا يَسِيرًا ٤٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sonra onu kendimize yavaş yavaş çektik.
İlişkiler3 bağlantı · 1 tür
Henüz sınıflandırılmamış12:4 16:48 16:81
وَهُوَ ٱلَّذِى جَعَلَ لَكُمُ ٱلَّيۡلَ لِبَاسًا وَٱلنَّوۡمَ سُبَاتًا وَجَعَلَ ٱلنَّهَارَ نُشُورًا ٤٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O, geceyi size bir örtü, uykuyu istirahat zamanı ve gündüzü de hareket ve çalışma vakti yapandır.
İlişkiler19 bağlantı · 4 tür
Aynı kök2:255 8:43
Aynı ibare10:67 40:61 78:9 78:9–11
Aynı konu14:33 17:12 28:71
Henüz sınıflandırılmamış6:96 12:6 28:71–73 28:72 28:73 +5 daha وَهُوَ ٱلَّذِىٓ أَرۡسَلَ ٱلرِّيَـٰحَ بُشۡرَۢا بَيۡنَ يَدَىۡ رَحۡمَتِهِۦۚ وَأَنزَلۡنَا مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءً طَهُورًا ٤٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(48-49) O, rahmetinin önünde rüzgarları müjdeci olarak gönderendir. Ölü toprağı canlandıralım, yarattıklarımızdan birçok hayvanları ve insanları sulayalım diye gökten tertemiz bir su indirdik.
İlişkiler20 bağlantı · 4 tür
Aynı kök58:13
Aynı ibare7:57 15:22 16:10 16:65 20:53 +2 daha Aynı konu24:43 30:46 30:48 42:28
Henüz sınıflandırılmamış2:64 7:57 20:53 24:43 27:63 +3 daha لِّنُحۡـِۧىَ بِهِۦ بَلۡدَةً مَّيۡتًا وَنُسۡقِيَهُۥ مِمَّا خَلَقۡنَآ أَنۡعَـٰمًا وَأَنَاسِىَّ كَثِيرًا ٤٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(48-49) O, rahmetinin önünde rüzgarları müjdeci olarak gönderendir. Ölü toprağı canlandıralım, yarattıklarımızdan birçok hayvanları ve insanları sulayalım diye gökten tertemiz bir su indirdik.
İlişkiler15 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare16:10 16:65 20:53 43:11 50:11
Aynı konu22:5–6 24:43 36:33
Henüz sınıflandırılmamış7:57 20:53 24:43 27:63 30:48 +2 daha وَلَقَدۡ صَرَّفۡنَـٰهُ بَيۡنَهُمۡ لِيَذَّكَّرُواْ فَأَبَىٰٓ أَكۡثَرُ ٱلنَّاسِ إِلَّا كُفُورًا ٥٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun, biz bunu insanlar arasında, düşünüp ibret alsınlar diye tekrar tekrar açıkladık. Fakat insanların çoğu nankörlükte direttiler.
İlişkiler8 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare17:89
Aynı konu17:41 18:54 30:58 39:27
Henüz sınıflandırılmamış36:7 41:39 54:17
وَلَوۡ شِئۡنَا لَبَعَثۡنَا فِى كُلِّ قَرۡيَةٍ نَّذِيرًا ٥١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Dileseydik her memlekete bir uyarıcı gönderirdik.
İlişkiler5 bağlantı · 2 tür
Aynı konu13:7 35:24
Henüz sınıflandırılmamış16:36 17:15 25:1
فَلَا تُطِعِ ٱلۡكَـٰفِرِينَ وَجَـٰهِدۡهُم بِهِۦ جِهَادًا كَبِيرًا ٥٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Öyle ise kafirlere itaat etme, onlara karşı bu Kur'an'la büyük bir mücadele ver.
İlişkiler16 bağlantı · 5 tür
Aynı kök5:35 29:6
Aynı hüküm9:73 66:9
Aynı ibare33:1 33:48
Aynı konu6:51 6:70 9:123 76:24
Henüz sınıflandırılmamış14:52 16:125 22:78 29:51 29:69 +1 daha ۞ وَهُوَ ٱلَّذِى مَرَجَ ٱلۡبَحۡرَيۡنِ هَـٰذَا عَذۡبٌ فُرَاتٌ وَهَـٰذَا مِلۡحٌ أُجَاجٌ وَجَعَلَ بَيۡنَهُمَا بَرۡزَخًا وَحِجۡرًا مَّحۡجُورًا ٥٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O, birinin suyu lezzetli ve tatlı, diğerininki tuzlu ve acı olan iki denizi salıverip aralarına da görünmez bir perde ve karışmalarını önleyici bir engel koyandır.
İlişkiler8 bağlantı · 4 tür
Açıklar55:19–20
Aynı ibare35:12 55:19
Aynı konu16:14 27:61
Henüz sınıflandırılmamış18:60 55:13 55:20
وَهُوَ ٱلَّذِى خَلَقَ مِنَ ٱلۡمَآءِ بَشَرًا فَجَعَلَهُۥ نَسَبًا وَصِهۡرًاۗ وَكَانَ رَبُّكَ قَدِيرًا ٥٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O, sudan bir insan yaratıp ondan soy sop ve hısımlık meydana getirendir. Rabbin, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
İlişkiler20 bağlantı · 2 tür
Aynı konu4:1 11:7 13:8 21:30 23:12–14 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış2:30 3:102 16:4 23:13 24:45 +7 daha وَيَعۡبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ مَا لَا يَنفَعُهُمۡ وَلَا يَضُرُّهُمۡۗ وَكَانَ ٱلۡكَافِرُ عَلَىٰ رَبِّهِۦ ظَهِيرًا ٥٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar, Allah'ı bırakıp, kendilerine ne faydası ne de zararı dokunan şeylere kulluk ederler. Kafir, Rabbine karşı (şeytana) arka çıkandır.
İlişkiler14 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare6:71 10:18 10:106 21:66 29:17
Aynı konu22:12 26:72 26:72–73 36:74–75
Henüz sınıflandırılmamış7:188 11:45–47 11:92 38:26 46:5
Sayfa 365 Furkan
وَمَآ أَرۡسَلۡنَـٰكَ إِلَّا مُبَشِّرًا وَنَذِيرًا ٥٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz, seni ancak bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik.
İlişkiler17 bağlantı · 2 tür
Aynı konu7:188 42:23 52:40
Henüz sınıflandırılmamış2:119 4:165 11:12 13:7 17:105 +9 daha قُلۡ مَآ أَسۡـَٔلُكُمۡ عَلَيۡهِ مِنۡ أَجۡرٍ إِلَّا مَن شَآءَ أَن يَتَّخِذَ إِلَىٰ رَبِّهِۦ سَبِيلًا ٥٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
De ki: "Ben buna karşılık sizden dileyen kimsenin, Rabbine giden yolu tutmasından başka herhangi bir ücret istemiyorum."
İlişkiler16 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare11:51 12:104 26:109 38:86
Aynı konu6:90 11:29 36:21 42:23 52:40
Henüz sınıflandırılmamış10:25 10:72 23:72 26:127 34:47 +2 daha وَتَوَكَّلۡ عَلَى ٱلۡحَىِّ ٱلَّذِى لَا يَمُوتُ وَسَبِّحۡ بِحَمۡدِهِۦۚ وَكَفَىٰ بِهِۦ بِذُنُوبِ عِبَادِهِۦ خَبِيرًا ٥٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sen, o ölümsüz ve daima diri olana (Allah'a) tevekkül et. O'nu her türlü övgüyle yücelterek tesbih et. Kullarının günahlarından hakkıyla haberdar olarak O yeter!
İlişkiler15 bağlantı · 4 tür
Karşıtlık55:26–27
Aynı ibare15:98 17:17
Aynı konu2:255 11:123 73:9
Henüz sınıflandırılmamış3:185 4:108 8:2 14:12 25:68–71 +4 daha ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ وَمَا بَيۡنَهُمَا فِى سِتَّةِ أَيَّامٍ ثُمَّ ٱسۡتَوَىٰ عَلَى ٱلۡعَرۡشِۚ ٱلرَّحۡمَـٰنُ فَسۡـَٔلۡ بِهِۦ خَبِيرًا ٥٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Gökleri ve yeryüzünü ve ikisi arasındakileri altı gün içinde (altı evrede) yaratan, sonra da Arş'a kurulan Rahman'dır. Sen bunu haberdar olana sor!
İlişkiler23 bağlantı · 4 tür
Aynı kök66:3 100:11
Aynı ibare7:54 10:3 11:7 13:2 32:4 +2 daha Aynı konu20:5 41:9–10
Henüz sınıflandırılmamış15:26 20:47 24:45 29:18 32:7 +7 daha وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ٱسۡجُدُواْ لِلرَّحۡمَـٰنِ قَالُواْ وَمَا ٱلرَّحۡمَـٰنُ أَنَسۡجُدُ لِمَا تَأۡمُرُنَا وَزَادَهُمۡ نُفُورًا ۩ ٦٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlara, "Rahman'a secdeye kapanın denildiğinde "Rahman da nedir? Senin bize emrettiğine mi secde edeceğiz?" derler ve bu onların nefretini artırır.
İlişkiler28 bağlantı · 4 tür
Açıklar17:110
Aynı kök4:102
Aynı konu7:206 17:41–46 22:18 26:23 32:15 +6 daha Henüz sınıflandırılmamış13:15 13:30 16:49 17:41 17:82 +10 daha تَبَارَكَ ٱلَّذِى جَعَلَ فِى ٱلسَّمَآءِ بُرُوجًا وَجَعَلَ فِيهَا سِرَٰجًا وَقَمَرًا مُّنِيرًا ٦١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Göğe burçlar yerleştiren, orada bir ışık kaynağı (güneş) ve aydınlatıcı bir ay yaratanın şanı çok yücedir.
İlişkiler15 bağlantı · 5 tür
Aynı kök85:1
Paralel85:1
Aynı ibare15:16 17:12
Aynı konu10:5 10:6 67:5 78:13
Henüz sınıflandırılmamış13:3 15:17 17:12 28:71 36:37 +2 daha وَهُوَ ٱلَّذِى جَعَلَ ٱلَّيۡلَ وَٱلنَّهَارَ خِلۡفَةً لِّمَنۡ أَرَادَ أَن يَذَّكَّرَ أَوۡ أَرَادَ شُكُورًا ٦٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O, öğüt almak isteyen ve çok şükredici olmayı dileyen kimseler için geceyi ve gündüzü birbiri ardınca getirendir.
İlişkiler18 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare6:96 17:12 27:86
Aynı konu10:6
Henüz sınıflandırılmamış2:164 3:190 10:6 13:3 13:19 +9 daha وَعِبَادُ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلَّذِينَ يَمۡشُونَ عَلَى ٱلۡأَرۡضِ هَوۡنًا وَإِذَا خَاطَبَهُمُ ٱلۡجَـٰهِلُونَ قَالُواْ سَلَـٰمًا ٦٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Rahman'ın kulları, yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürüyen kimselerdir. Cahiller onlara laf attıkları zaman, "selam!" der (geçer)ler.
İlişkiler28 bağlantı · 6 tür
Devam eder25:64–77
Karşıtlık17:37
Aynı hüküm41:34
Aynı ibare19:47 19:60 20:82
Aynı konu7:199 23:3 28:55 31:19 50:40
Henüz sınıflandırılmamış3:138 4:86 4:140 6:151 10:41 +12 daha وَٱلَّذِينَ يَبِيتُونَ لِرَبِّهِمۡ سُجَّدًا وَقِيَـٰمًا ٦٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar, Rabblerine secde ederek ve kıyamda durarak geceleyenlerdir.
İlişkiler27 bağlantı · 5 tür
Devam eder25:63
Aynı hüküm32:16
Aynı ibare19:60 20:82
Aynı konu17:79 20:130 32:15–16 32:16 39:9 +6 daha Henüz sınıflandırılmamış3:17 3:113 3:191–195 6:151 13:19 +7 daha وَٱلَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا ٱصۡرِفۡ عَنَّا عَذَابَ جَهَنَّمَۖ إِنَّ عَذَابَهَا كَانَ غَرَامًا ٦٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar, şöyle diyenlerdir: "Ey Rabbimiz! Bizden cehennem azabını uzaklaştır, gerçekten onun azabı sürekli bir helaktir!"
İlişkiler14 bağlantı · 5 tür
Devam eder25:63
Aynı kök9:98
Aynı ibare19:60 20:82
Aynı konu50:40
Henüz sınıflandırılmamış2:23 6:151 13:19 15:43–44 16:29 +4 daha إِنَّهَا سَآءَتۡ مُسۡتَقَرًّا وَمُقَامًا ٦٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Şüphesiz, ne kötü bir durak ve ne kötü bir konaktır orası."
İlişkiler15 bağlantı · 5 tür
Devam eder25:63
Karşıtlık25:24
Aynı ibare19:60 20:82
Aynı konu50:40
Henüz sınıflandırılmamış6:151 13:19 16:29 17:79 21:86 +5 daha وَٱلَّذِينَ إِذَآ أَنفَقُواْ لَمۡ يُسۡرِفُواْ وَلَمۡ يَقۡتُرُواْ وَكَانَ بَيۡنَ ذَٰلِكَ قَوَامًا ٦٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar, harcadıklarında ne israf ne de cimrilik edenlerdir. Onların harcamaları, bu ikisi arası dengeli bir harcamadır.
İlişkiler26 bağlantı · 5 tür
Devam eder25:63
Aynı hüküm6:141 7:31 17:26–27 17:29
Aynı ibare19:60 20:82
Aynı konu2:219 4:34 4:37 50:40
Henüz sınıflandırılmamış2:268 3:180 6:151 9:76 9:112 +10 daha Sayfa 366 Furkan
وَٱلَّذِينَ لَا يَدۡعُونَ مَعَ ٱللَّهِ إِلَـٰهًا ءَاخَرَ وَلَا يَقۡتُلُونَ ٱلنَّفۡسَ ٱلَّتِى حَرَّمَ ٱللَّهُ إِلَّا بِٱلۡحَقِّ وَلَا يَزۡنُونَۚ وَمَن يَفۡعَلۡ ذَٰلِكَ يَلۡقَ أَثَامًا ٦٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar, Allah ile beraber başka bir ilaha kulluk etmeyen, haksız yere, Allah'ın haram kıldığı cana kıymayan ve zina etmeyen kimselerdir. Kim bunları yaparsa ağır azaba uğrar.
İlişkiler54 bağlantı · 7 tür
Devam eder25:63
İstisna tanır25:70
Aynı kök49:12
Aynı hüküm17:33 24:2
Aynı ibare6:151 9:29 15:96 17:22 17:32–33 +10 daha Aynı konu5:28 5:30 5:34 23:5 24:3 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış2:178 2:179 4:92 4:93 5:33 +21 daha يُضَـٰعَفۡ لَهُ ٱلۡعَذَابُ يَوۡمَ ٱلۡقِيَـٰمَةِ وَيَخۡلُدۡ فِيهِۦ مُهَانًا ٦٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kıyamet günü onun azabı kat kat artırılır ve horlanmış olarak orada ebedi kalır.
İlişkiler37 bağlantı · 4 tür
Devam eder25:63
Aynı ibare19:60 20:82
Aynı konu5:30 5:34 6:160 9:101 11:20 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış2:39 4:93 4:110 4:168 5:37 +21 daha إِلَّا مَن تَابَ وَءَامَنَ وَعَمِلَ عَمَلًا صَـٰلِحًا فَأُوْلَـٰٓئِكَ يُبَدِّلُ ٱللَّهُ سَيِّـَٔاتِهِمۡ حَسَنَـٰتٍۗ وَكَانَ ٱللَّهُ غَفُورًا رَّحِيمًا ٧٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ancak tövbe edip de inanan ve salih amel işleyenler başka. Allah işte onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
İlişkiler51 bağlantı · 6 tür
Devam eder25:63
İstisna tanır25:68
Aynı hüküm4:18
Aynı ibare19:60 20:82
Aynı konu3:89 3:90 4:17 4:146 5:30 +9 daha Henüz sınıflandırılmamış3:135 4:18 4:31 4:93 4:146 +27 daha وَمَن تَابَ وَعَمِلَ صَـٰلِحًا فَإِنَّهُۥ يَتُوبُ إِلَى ٱللَّهِ مَتَابًا ٧١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kim de tövbe eder ve salih amel işlerse işte o, Allah'a, tövbesi kabul edilmiş olarak döner.
İlişkiler41 bağlantı · 4 tür
Devam eder25:63
Aynı ibare19:60 20:82
Aynı konu3:89 3:90 4:17 4:18 4:146 +7 daha Henüz sınıflandırılmamış3:89 3:135 4:18 4:110 4:146 +21 daha وَٱلَّذِينَ لَا يَشۡهَدُونَ ٱلزُّورَ وَإِذَا مَرُّواْ بِٱللَّغۡوِ مَرُّواْ كِرَامًا ٧٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar, yalana şahitlik etmeyen, faydasız boş bir şeyle karşılaştıkları zaman, vakar ve hoşgörü ile geçip gidenlerdir.
İlişkiler24 bağlantı · 4 tür
Devam eder25:63
Aynı ibare19:60 20:82
Aynı konu5:8 22:30 23:3 24:4 28:55 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış6:151 9:112 10:41 13:19 21:86 +8 daha وَٱلَّذِينَ إِذَا ذُكِّرُواْ بِـَٔايَـٰتِ رَبِّهِمۡ لَمۡ يَخِرُّواْ عَلَيۡهَا صُمًّا وَعُمۡيَانًا ٧٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar, kendilerine Rabblerinin ayetleri hatırlatıldığı zaman, onlara kör ve sağır kesilmezler.
İlişkiler29 bağlantı · 4 tür
Devam eder25:63
Aynı ibare19:60 20:82
Aynı konu2:18 8:2 8:21–22 9:124 17:107 +6 daha Henüz sınıflandırılmamış4:59 5:83–84 6:69 6:151 9:112 +10 daha وَٱلَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا هَبۡ لَنَا مِنۡ أَزۡوَٰجِنَا وَذُرِّيَّـٰتِنَا قُرَّةَ أَعۡيُنٍ وَٱجۡعَلۡنَا لِلۡمُتَّقِينَ إِمَامًا ٧٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar, "Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah'a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle" diyenlerdir.
İlişkiler19 bağlantı · 4 tür
Devam eder25:63
Aynı ibare19:60 20:82
Aynı konu7:189 14:40–41 50:40
Henüz sınıflandırılmamış2:124 6:151 9:12 9:112 13:19 +8 daha أُوْلَـٰٓئِكَ يُجۡزَوۡنَ ٱلۡغُرۡفَةَ بِمَا صَبَرُواْ وَيُلَقَّوۡنَ فِيهَا تَحِيَّةً وَسَلَـٰمًا ٧٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İşte onlar, sabretmelerine karşılık cennetin yüksek makamlarıyla mükafatlandırılacaklar ve orada esenlik dileği ve selamla karşılanacaklardır.
İlişkiler20 bağlantı · 4 tür
Devam eder25:63
Aynı ibare19:60 20:82
Aynı konu10:10 14:23 29:58 33:44 34:37 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış6:151 10:25 13:19 19:62 21:86 +4 daha خَـٰلِدِينَ فِيهَاۚ حَسُنَتۡ مُسۡتَقَرًّا وَمُقَامًا ٧٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Orada ebedi kalırlar. Orası ne güzel bir durak ve ne güzel bir konaktır!
İlişkiler14 bağlantı · 4 tür
Devam eder25:63
Aynı ibare19:60 20:82
Aynı konu50:40
Henüz sınıflandırılmamış6:151 11:108 13:19 15:48 17:79 +5 daha قُلۡ مَا يَعۡبَؤُاْ بِكُمۡ رَبِّى لَوۡلَا دُعَآؤُكُمۡۖ فَقَدۡ كَذَّبۡتُمۡ فَسَوۡفَ يَكُونُ لِزَامَۢا ٧٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Ey Muhammed!) De ki: "Duanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin! Siz yalanladınız. Öyle ise azap yakanızı bırakmayacak."
İlişkiler15 bağlantı · 4 tür
Devam eder25:63
Aynı ibare19:60 20:82
Aynı konu4:147 40:60 50:40
Henüz sınıflandırılmamış6:151 7:55 7:205 13:19 19:4 +4 daha