بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِBu sure besmeleyle başlar (ayet sayılmaz).
الٓمٓ ١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İlişkiler8 bağlantı · 2 tür
Aynı kök2:1
Henüz sınıflandırılmamış1:1 13:38 32:2 38:1 40:28 +2 daha تَنزِيلُ ٱلۡكِتَـٰبِ لَا رَيۡبَ فِيهِ مِن رَّبِّ ٱلۡعَـٰلَمِينَ ٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kendisinde hiçbir şüphe bulunmayan bu Kitab'ın indirilişi, alemlerin Rabbi tarafındandır.
İlişkiler11 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare2:2 40:2 46:2
Aynı konu36:5 41:2
Henüz sınıflandırılmamış10:37 18:1 20:4 32:1 39:28 +1 daha أَمۡ يَقُولُونَ ٱفۡتَرَىٰهُۚ بَلۡ هُوَ ٱلۡحَقُّ مِن رَّبِّكَ لِتُنذِرَ قَوۡمًا مَّآ أَتَىٰهُم مِّن نَّذِيرٍ مِّن قَبۡلِكَ لَعَلَّهُمۡ يَهۡتَدُونَ ٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yoksa "Onu Muhammed uydurdu" mu diyorlar? Hayır o, kendilerine senden önce hiçbir uyarıcı gelmemiş olan bir kavmi uyarman için, doğru yolu bulsunlar diye Rabbin tarafından indirilmiş gerçektir.
İlişkiler30 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare11:35 28:46 36:6 42:24 46:8
Aynı konu2:23 5:19 12:111 16:101 17:15 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış2:185 3:3 6:91 10:2 10:37–39 +12 daha ٱللَّهُ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ وَمَا بَيۡنَهُمَا فِى سِتَّةِ أَيَّامٍ ثُمَّ ٱسۡتَوَىٰ عَلَى ٱلۡعَرۡشِۖ مَا لَكُم مِّن دُونِهِۦ مِن وَلِىٍّ وَلَا شَفِيعٍۚ أَفَلَا تَتَذَكَّرُونَ ٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, gökleri ve yeri, ikisi arasındakileri altı gün içinde (altı evrede) yaratan sonra da Arş'a kurulandır. Sizin için O'ndan başka hiçbir dost, hiçbir şefaatçi yoktur. Hala düşünüp öğüt almayacak mısınız?
İlişkiler31 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare6:51 7:54 10:3 11:7 13:2 +3 daha Aynı konu2:254 9:116 20:5 39:43–44 41:9 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış2:48 2:107 2:123 2:255 4:48 +10 daha يُدَبِّرُ ٱلۡأَمۡرَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ إِلَى ٱلۡأَرۡضِ ثُمَّ يَعۡرُجُ إِلَيۡهِ فِى يَوۡمٍ كَانَ مِقۡدَارُهُۥٓ أَلۡفَ سَنَةٍ مِّمَّا تَعُدُّونَ ٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Gökten yere kadar bütün işleri Allah yürütür. Sonra bu işler, süresi sizin hesabınızla bin yıl olan bir günde O'na yükselir.
İlişkiler27 bağlantı · 4 tür
Aynı kök3:124 8:9 11:7
Aynı ibare10:3 10:31 13:2 22:47 29:14 +1 daha Aynı konu11:123 34:2 65:12
Henüz sınıflandırılmamış2:29 2:202 3:19 3:199 7:54 +10 daha ذَٰلِكَ عَـٰلِمُ ٱلۡغَيۡبِ وَٱلشَّهَـٰدَةِ ٱلۡعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ ٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İşte Allah, gaybı da görünen alemi de bilendir, mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir.
İlişkiler15 bağlantı · 2 tür
Aynı ibare9:94
Henüz sınıflandırılmamış6:59 6:73 9:105 15:24 23:92 +9 daha ٱلَّذِىٓ أَحۡسَنَ كُلَّ شَىۡءٍ خَلَقَهُۥۖ وَبَدَأَ خَلۡقَ ٱلۡإِنسَـٰنِ مِن طِينٍ ٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O ki, yarattığı her şeyi güzel yaptı. İnsanı yaratmaya da çamurdan başladı.
İlişkiler40 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare55:14
Aynı konu15:26 18:37 22:5 23:12–14 23:14 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış2:30 3:59 4:1 4:28 4:82 +25 daha ثُمَّ جَعَلَ نَسۡلَهُۥ مِن سُلَـٰلَةٍ مِّن مَّآءٍ مَّهِينٍ ٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sonra onun neslini bir öz sudan, değersiz bir sudan yarattı.
İlişkiler28 bağlantı · 4 tür
Aynı kök43:52
Aynı ibare55:14 77:20
Aynı konu22:5 23:12–14 23:14 36:77 75:37 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış2:30 3:59 4:1 4:82 4:171 +13 daha ثُمَّ سَوَّىٰهُ وَنَفَخَ فِيهِ مِن رُّوحِهِۦۖ وَجَعَلَ لَكُمُ ٱلسَّمۡعَ وَٱلۡأَبۡصَـٰرَ وَٱلۡأَفۡـِٔدَةَۚ قَلِيلًا مَّا تَشۡكُرُونَ ٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sonra onu şekillendirip ona ruhundan üfledi. Sizin için işitme, görme ve idrak duygularını yarattı. Ne kadar az şükrediyorsunuz!
İlişkiler40 bağlantı · 5 tür
Aynı kök17:85 42:52
Paralel15:29
Aynı ibare16:78 23:78 46:26 55:14 67:23
Aynı konu6:46 17:36 18:37 22:5 23:12–14 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış2:30 4:82 4:171 7:11 7:43 +19 daha وَقَالُوٓاْ أَءِذَا ضَلَلۡنَا فِى ٱلۡأَرۡضِ أَءِنَّا لَفِى خَلۡقٍ جَدِيدِۭۚ بَلۡ هُم بِلِقَآءِ رَبِّهِمۡ كَـٰفِرُونَ ١٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Kafirler dediler ki:) "Biz toprakta yok olduktan sonra mı, biz mi yeniden yaratılacakmışız? Hayır, onlar Rablerine kavuşmayı inkar etmektedirler.
İlişkiler21 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare13:5 17:49 17:98
Aynı konu17:51 18:48 22:5 36:78 37:53 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış6:29 19:66 23:35 23:82 27:67 +7 daha ۞ قُلۡ يَتَوَفَّىٰكُم مَّلَكُ ٱلۡمَوۡتِ ٱلَّذِى وُكِّلَ بِكُمۡ ثُمَّ إِلَىٰ رَبِّكُمۡ تُرۡجَعُونَ ١١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
De ki: "Sizin için görevlendirilen ölüm meleği canınızı alacak, sonra Rabbinize döndürüleceksiniz."
İlişkiler19 bağlantı · 3 tür
Açıklar4:97 6:61 6:93 8:50 47:27
Aynı konu6:60–62 21:35 22:5 29:57 39:42
Henüz sınıflandırılmamış3:55 3:154 4:78 7:37 16:28 +4 daha Sayfa 416 Secde
وَلَوۡ تَرَىٰٓ إِذِ ٱلۡمُجۡرِمُونَ نَاكِسُواْ رُءُوسِهِمۡ عِندَ رَبِّهِمۡ رَبَّنَآ أَبۡصَرۡنَا وَسَمِعۡنَا فَٱرۡجِعۡنَا نَعۡمَلۡ صَـٰلِحًا إِنَّا مُوقِنُونَ ١٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Suçlular, Rablerinin huzurunda boyunlarını büküp, "Rabbimiz! (Gerçeği) gördük ve işittik. Artık şimdi bizi (dünyaya) döndür ki, salih amel işleyelim. Biz artık kesin olarak inanmaktayız" dedikleri vakit, (onları) bir görsen!
İlişkiler30 bağlantı · 4 tür
Aynı kök8:8
Paralel6:27 6:30 34:52 40:11
Aynı konu6:28 7:53 10:97 22:5 23:99 +6 daha Henüz sınıflandırılmamış2:167 16:87 18:53 22:5 23:99–100 +9 daha وَلَوۡ شِئۡنَا لَـَٔاتَيۡنَا كُلَّ نَفۡسٍ هُدَىٰهَا وَلَـٰكِنۡ حَقَّ ٱلۡقَوۡلُ مِنِّى لَأَمۡلَأَنَّ جَهَنَّمَ مِنَ ٱلۡجِنَّةِ وَٱلنَّاسِ أَجۡمَعِينَ ١٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Eğer dileseydik, herkese hidayetini verirdik. Fakat benim, "Andolsun, cehennemi hem cinlerden hem de insanlardan dolduracağım" sözüm gerçekleşecektir.
İlişkiler30 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare7:18 11:118–119 11:119 38:85
Aynı konu6:35 7:179 10:99 16:9 22:5 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış5:48 6:107 6:149 11:118 13:31 +14 daha فَذُوقُواْ بِمَا نَسِيتُمۡ لِقَآءَ يَوۡمِكُمۡ هَـٰذَآ إِنَّا نَسِينَـٰكُمۡۖ وَذُوقُواْ عَذَابَ ٱلۡخُلۡدِ بِمَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ ١٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Onlara şöyle denilecek:) "O halde, bu gününüze kavuşmayı unutmanıza karşılık azabı tadın. Biz de sizi unuttuk. Yapmakta olduklarınıza karşılık ebedi azabı tadın."
İlişkiler15 bağlantı · 4 tür
Aynı kök9:67
Aynı ibare7:51 45:34 45:34–35
Aynı konu10:7 22:5
Henüz sınıflandırılmamış4:168 5:37 9:68 10:52 11:92 +4 daha إِنَّمَا يُؤۡمِنُ بِـَٔايَـٰتِنَا ٱلَّذِينَ إِذَا ذُكِّرُواْ بِهَا خَرُّواْ سُجَّدًا وَسَبَّحُواْ بِحَمۡدِ رَبِّهِمۡ وَهُمۡ لَا يَسۡتَكۡبِرُونَ ۩ ١٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bizim ayetlerimize ancak, kendilerine bu ayetlerle öğüt verildiği zaman secdeye kapanan, kibirlenmeksizin Rablerine hamd ederek tespih edenler inanırlar.
İlişkiler24 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare19:58 30:52–53 40:7
Aynı konu7:206 17:107 17:109 22:5 25:60 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış13:15 16:49 17:108 22:18 24:51 +8 daha تَتَجَافَىٰ جُنُوبُهُمۡ عَنِ ٱلۡمَضَاجِعِ يَدۡعُونَ رَبَّهُمۡ خَوۡفًا وَطَمَعًا وَمِمَّا رَزَقۡنَـٰهُمۡ يُنفِقُونَ ١٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar, korkarak ve ümid ederek Rablerine ibadet etmek için yataklarından kalkarlar. Kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden de Allah için harcarlar.
İlişkiler25 bağlantı · 5 tür
Aynı kök26:51 26:82
Aynı hüküm25:64
Aynı ibare7:56
Aynı konu3:113 7:55 17:79 20:130 21:90 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış3:17 7:55–56 7:180 7:205 17:57 +7 daha فَلَا تَعۡلَمُ نَفۡسٌ مَّآ أُخۡفِىَ لَهُم مِّن قُرَّةِ أَعۡيُنٍ جَزَآءَۢ بِمَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ ١٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hiç kimse, yapmakta olduklarına karşılık olarak, onlar için saklanan göz aydınlıklarını bilemez.
İlişkiler12 bağlantı · 2 tür
Aynı konu39:10
Henüz sınıflandırılmamış3:185 13:23 13:35 24:38 33:44 +6 daha أَفَمَن كَانَ مُؤۡمِنًا كَمَن كَانَ فَاسِقًاۚ لَّا يَسۡتَوُۥنَ ١٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hiç mü'min, fasık gibi olur mu? Bunlar (elbette) eşit olmazlar.
İlişkiler10 bağlantı · 3 tür
Aynı kök2:26–27
Aynı konu38:28 45:21 49:11 68:35 90:20
Henüz sınıflandırılmamış3:162 6:49 9:53 10:33
أَمَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ فَلَهُمۡ جَنَّـٰتُ ٱلۡمَأۡوَىٰ نُزُلَۢا بِمَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ ١٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İman edip salih amel işleyenlere gelince, onlar için, yapmakta olduklarına karşılık bir mükafat olarak Me'va cennetleri vardır.
İlişkiler14 bağlantı · 4 tür
Aynı kök57:25
Aynı ibare4:173 30:15
Aynı konu49:11 68:35 90:20
Henüz sınıflandırılmamış3:18 6:49 9:53 10:33 21:101 +3 daha وَأَمَّا ٱلَّذِينَ فَسَقُواْ فَمَأۡوَىٰهُمُ ٱلنَّارُۖ كُلَّمَآ أَرَادُوٓاْ أَن يَخۡرُجُواْ مِنۡهَآ أُعِيدُواْ فِيهَا وَقِيلَ لَهُمۡ ذُوقُواْ عَذَابَ ٱلنَّارِ ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ ٢٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Fasıklık edenlere gelince, onların barınağı ateştir. Oradan her çıkmak istediklerinde, oraya döndürülürler ve onlara, "Yalanlamakta olduğunuz ateş azabını tadın" denir.
İlişkiler25 bağlantı · 4 tür
Aynı kök2:99
Aynı ibare8:14 22:22 52:14 83:17
Aynı konu2:167 5:37 23:107 35:37 49:11 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış3:90 5:26 5:80–81 6:49 9:53 +8 daha Sayfa 417 Secde
وَلَنُذِيقَنَّهُم مِّنَ ٱلۡعَذَابِ ٱلۡأَدۡنَىٰ دُونَ ٱلۡعَذَابِ ٱلۡأَكۡبَرِ لَعَلَّهُمۡ يَرۡجِعُونَ ٢١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun, dönsünler diye biz onlara (ahiretteki) en büyük azaptan önce (dünyadaki) yakın azabı elbette tattıracağız.
İlişkiler12 bağlantı · 2 tür
Aynı konu9:126 13:33–34 13:34 43:46–51 43:48 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış6:125 7:130 30:41 40:46 91:8–10
وَمَنۡ أَظۡلَمُ مِمَّن ذُكِّرَ بِـَٔايَـٰتِ رَبِّهِۦ ثُمَّ أَعۡرَضَ عَنۡهَآۚ إِنَّا مِنَ ٱلۡمُجۡرِمِينَ مُنتَقِمُونَ ٢٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kim, Rabbinin ayetleri kendisine hatırlatıldıktan sonra onlardan yüz çevirenden daha zalimdir? Şüphesiz ki biz suçlulardan intikam alıcıyız.
İlişkiler18 bağlantı · 4 tür
Aynı kök43:41
Aynı ibare18:57
Aynı konu6:4 7:136 10:71 30:47 44:16
Henüz sınıflandırılmamış9:117 16:104 21:1 21:24 21:42 +6 daha وَلَقَدۡ ءَاتَيۡنَا مُوسَى ٱلۡكِتَـٰبَ فَلَا تَكُن فِى مِرۡيَةٍ مِّن لِّقَآئِهِۦۖ وَجَعَلۡنَـٰهُ هُدًى لِّبَنِىٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ ٢٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Andolsun, biz Musa'ya Kitab'ı (Tevrat'ı) vermiştik. Sen de kitaba (Kur'an'a) kavuşma konusunda sakın şüphe içinde olma. Onu İsrailoğullarına bir yol gösterici kılmıştık.
İlişkiler13 bağlantı · 4 tür
Aynı kök2:147
Aynı ibare2:53 6:154 17:2 28:43 40:53–54 +1 daha Aynı konu11:17
Henüz sınıflandırılmamış7:144–145 10:94 17:6 28:49 46:12
وَجَعَلۡنَا مِنۡهُمۡ أَئِمَّةً يَهۡدُونَ بِأَمۡرِنَا لَمَّا صَبَرُواْۖ وَكَانُواْ بِـَٔايَـٰتِنَا يُوقِنُونَ ٢٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sabredip ayetlerimize kesin olarak inandıkları zaman, içlerinden emrimizle doğru yola ileten önderler çıkardık.
İlişkiler8 bağlantı · 4 tür
Aynı kök2:124
Aynı ibare17:2 21:73
Aynı konu7:159 7:168 28:5
Henüz sınıflandırılmamış5:20 25:74
إِنَّ رَبَّكَ هُوَ يَفۡصِلُ بَيۡنَهُمۡ يَوۡمَ ٱلۡقِيَـٰمَةِ فِيمَا كَانُواْ فِيهِ يَخۡتَلِفُونَ ٢٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz Rabbin kıyamet günü, üzerinde ayrılığa düşmekte oldukları şeyler konusunda onlar arasında hüküm verecektir.
İlişkiler10 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare10:93 22:69
Aynı konu16:64 42:10
Henüz sınıflandırılmamış2:113 6:164 11:103 16:124 39:69 +1 daha أَوَلَمۡ يَهۡدِ لَهُمۡ كَمۡ أَهۡلَكۡنَا مِن قَبۡلِهِم مِّنَ ٱلۡقُرُونِ يَمۡشُونَ فِى مَسَـٰكِنِهِمۡۚ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَـٰتٍۖ أَفَلَا يَسۡمَعُونَ ٢٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yurtlarında gezip dolaştıkları nice nesilleri helak etmiş olmamız, onlar için yol gösterici olmadı mı? Şüphesiz bunda ibretler vardır. Hala duymayacaklar mı?
İlişkiler12 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare20:128
Aynı konu7:100 14:45 17:17 19:98 35:44
Henüz sınıflandırılmamış2:54 11:103 22:45 22:46 51:37 +1 daha أَوَلَمۡ يَرَوۡاْ أَنَّا نَسُوقُ ٱلۡمَآءَ إِلَى ٱلۡأَرۡضِ ٱلۡجُرُزِ فَنُخۡرِجُ بِهِۦ زَرۡعًا تَأۡكُلُ مِنۡهُ أَنۡعَـٰمُهُمۡ وَأَنفُسُهُمۡۖ أَفَلَا يُبۡصِرُونَ ٢٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Görmediler mi ki, biz yağmuru kupkuru yere gönderip onunla hayvanlarının ve kendilerinin yiyeceği ekinler çıkarırız. Hala görmeyecekler mi?
İlişkiler17 bağlantı · 4 tür
Aynı kök18:8
Aynı ibare39:21
Aynı konu6:99 7:57 10:24 16:11 20:53–54 +6 daha Henüz sınıflandırılmamış16:8 43:11 55:29 80:24
وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هَـٰذَا ٱلۡفَتۡحُ إِن كُنتُمۡ صَـٰدِقِينَ ٢٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Eğer doğru söyleyenler iseniz, şu fetih ne zamanmış?" diyorlar.
İlişkiler13 bağlantı · 2 tür
Aynı konu6:58 10:48 67:25
Henüz sınıflandırılmamış21:38 23:99 27:71 31:24 34:29 +5 daha قُلۡ يَوۡمَ ٱلۡفَتۡحِ لَا يَنفَعُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓاْ إِيمَـٰنُهُمۡ وَلَا هُمۡ يُنظَرُونَ ٢٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
De ki: "Fetih (Kıyamet) günü, inkar edenlere iman etmeleri fayda vermeyecektir. Onlara göz de açtırılmayacaktır."
İlişkiler17 bağlantı · 2 tür
Aynı konu2:162 4:18 6:158 10:91 30:57
Henüz sınıflandırılmamış3:88 10:90–91 16:85 21:40 31:24 +7 daha فَأَعۡرِضۡ عَنۡهُمۡ وَٱنتَظِرۡ إِنَّهُم مُّنتَظِرُونَ ٣٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şimdi sen onlardan yüz çevir ve bekle. Şüphesiz onlar da bekliyorlar.
İlişkiler16 bağlantı · 4 tür
Aynı hüküm15:94
Aynı ibare6:158
Aynı konu2:162 6:158 11:93 51:54
Henüz sınıflandırılmamış4:81 31:24 37:174 39:39 43:89 +5 daha