فَذُوقُواْ بِمَا نَسِيتُمۡ لِقَآءَ يَوۡمِكُمۡ هَـٰذَآ إِنَّا نَسِينَـٰكُمۡۖ وَذُوقُواْ عَذَابَ ٱلۡخُلۡدِ بِمَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ ١٤
فَذُوقُواْ o halde tadın بِمَا karşılığını (cezasını) نَسِيتُمۡ unutmanızın لِقَآءَ karşılaşmayı يَوۡمِكُمۡ gününüzle هَـٰذَآ bu إِنَّا biz de نَسِينَـٰكُمۡۖ sizi unuttuk وَذُوقُواْ ve tadın عَذَابَ azabı ٱلۡخُلۡدِ ebedi بِمَا ötürü كُنتُمۡ oluklarınızdan تَعۡمَلُونَ yapıyor(lar)
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Onlara şöyle denilecek:) "O halde, bu gününüze kavuşmayı unutmanıza karşılık azabı tadın. Biz de sizi unuttuk. Yapmakta olduklarınıza karşılık ebedi azabı tadın."
İlişkiler15 bağlantı · 4 tür
Aynı kök9:67
Aynı ibare7:51 45:34 45:34–35
Aynı konu10:7 22:5
Henüz sınıflandırılmamış4:168 5:37 9:68 10:52 11:92 20:126 22:19 59:19 78:26