وَأَمَّا ٱلَّذِينَ فَسَقُواْ فَمَأۡوَىٰهُمُ ٱلنَّارُۖ كُلَّمَآ أَرَادُوٓاْ أَن يَخۡرُجُواْ مِنۡهَآ أُعِيدُواْ فِيهَا وَقِيلَ لَهُمۡ ذُوقُواْ عَذَابَ ٱلنَّارِ ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ ٢٠
وَأَمَّا ve fakat ٱلَّذِينَ yoldan çıkanların فَسَقُواْ are defiantly disobedient EN فَمَأۡوَىٰهُمُ barınacakları yer ٱلنَّارُۖ ateştir كُلَّمَآ her أَرَادُوٓاْ istediklerinde أَن çıkmak يَخۡرُجُواْ come out EN مِنۡهَآ oradan أُعِيدُواْ yine geri çevrilirler فِيهَا oraya وَقِيلَ ve denilir لَهُمۡ onlara ذُوقُواْ tadın عَذَابَ azabını ٱلنَّارِ ateş ٱلَّذِى olduğunuz كُنتُم you used (to) EN بِهِۦ onu تُكَذِّبُونَ yalanlamakta
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Fasıklık edenlere gelince, onların barınağı ateştir. Oradan her çıkmak istediklerinde, oraya döndürülürler ve onlara, "Yalanlamakta olduğunuz ateş azabını tadın" denir.
İlişkiler25 bağlantı · 4 tür
Aynı kök2:99
Aynı ibare8:14 22:22 52:14 83:17
Aynı konu2:167 5:37 23:107 35:37 49:11 68:35 90:20
Henüz sınıflandırılmamış3:90 5:26 5:80–81 6:49 9:53 9:81 10:33 16:85 34:42 40:11 43:74–78 45:35 Tümünü göster (+1)