بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِBu sure besmeleyle başlar (ayet sayılmaz).
سَبَّحَ لِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلۡأَرۡضِۖ وَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡحَكِيمُ ١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah'ı tespih eder. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
İlişkiler6 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare57:1 59:1 62:1 64:1
Aynı konu16:49
Henüz sınıflandırılmamış24:41
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لِمَ تَقُولُونَ مَا لَا تَفۡعَلُونَ ٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz?
İlişkiler15 bağlantı · 4 tür
Devam eder61:3
Aynı kök26:226
Aynı konu2:44 3:188 5:1 11:88 17:34 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış2:44 2:153 3:104 3:188 26:225 +1 daha كَبُرَ مَقۡتًا عِندَ ٱللَّهِ أَن تَقُولُواْ مَا لَا تَفۡعَلُونَ ٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz, Allah katında büyük gazap gerektiren bir iştir.
İlişkiler14 bağlantı · 5 tür
Devam eder61:2
Aynı kök40:10 40:35
Aynı konu2:44 5:1 11:88 17:34 26:226
Genelleştirir11:88
Henüz sınıflandırılmamış2:44 3:188 26:225 35:10 62:5
إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلَّذِينَ يُقَـٰتِلُونَ فِى سَبِيلِهِۦ صَفًّا كَأَنَّهُم بُنۡيَـٰنٌ مَّرۡصُوصٌ ٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hiç şüphe yok ki Allah, kendi yolunda, duvarları birbirine kenetlenmiş bir bina gibi saf bağlayarak çarpışanları sever.
İlişkiler17 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare9:108 60:8
Aynı konu4:71
Henüz sınıflandırılmamış2:190 2:193 3:146 3:200 8:15 +9 daha وَإِذۡ قَالَ مُوسَىٰ لِقَوۡمِهِۦ يَـٰقَوۡمِ لِمَ تُؤۡذُونَنِى وَقَد تَّعۡلَمُونَ أَنِّى رَسُولُ ٱللَّهِ إِلَيۡكُمۡۖ فَلَمَّا زَاغُوٓاْ أَزَاغَ ٱللَّهُ قُلُوبَهُمۡۚ وَٱللَّهُ لَا يَهۡدِى ٱلۡقَوۡمَ ٱلۡفَـٰسِقِينَ ٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hani Musa kavmine, "Ey kavmim! Allah'ın size gönderdiği peygamberi olduğumu bilip durduğunuz halde, niçin bana eziyet ediyorsunuz?" demişti. Onlar yoldan sapınca, Allah da kalplerini (doğru yoldan) saptırdı. Allah, fasıklar topluluğunu hidayete erdirmez.
İlişkiler21 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare7:104 10:88–89
Aynı konu2:55 2:61 3:8 4:153 5:24 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış1:7 2:36 4:115 4:115–155 5:25 +6 daha Sayfa 552 Saff
وَإِذۡ قَالَ عِيسَى ٱبۡنُ مَرۡيَمَ يَـٰبَنِىٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ إِنِّى رَسُولُ ٱللَّهِ إِلَيۡكُم مُّصَدِّقًا لِّمَا بَيۡنَ يَدَىَّ مِنَ ٱلتَّوۡرَىٰةِ وَمُبَشِّرَۢا بِرَسُولٍ يَأۡتِى مِنۢ بَعۡدِى ٱسۡمُهُۥٓ أَحۡمَدُۖ فَلَمَّا جَآءَهُم بِٱلۡبَيِّنَـٰتِ قَالُواْ هَـٰذَا سِحۡرٌ مُّبِينٌ ٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hani, Meryem oğlu İsa, "Ey İsrailoğulları! Şüphesiz ben, Allah'ın size, benden önce gelen Tevrat'ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek, Ahmed adında bir peygamberi müjdeleyici (olarak gönderdiği) peygamberiyim" demişti. Fakat (İsa) onlara apaçık mucizeleri getirince, "Bu, apaçık bir sihirdir" dediler.
İlişkiler18 bağlantı · 5 tür
Aynı kök17:79 58:13
Paralel5:110 43:63–64
Aynı ibare3:50 5:46
Aynı konu2:101 6:20 7:157 13:43
Henüz sınıflandırılmamış3:81 5:116–117 11:17 14:16–17 16:17 +3 daha وَمَنۡ أَظۡلَمُ مِمَّنِ ٱفۡتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ ٱلۡكَذِبَ وَهُوَ يُدۡعَىٰٓ إِلَى ٱلۡإِسۡلَـٰمِۚ وَٱللَّهُ لَا يَهۡدِى ٱلۡقَوۡمَ ٱلظَّـٰلِمِينَ ٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kim, İslam'a davet olunduğu halde, Allah'a karşı yalan uydurandan daha zalimdir? Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.
İlişkiler19 bağlantı · 4 tür
Aynı kök3:85 39:22
Aynı ibare3:94 4:50 6:21 6:93 48:28
Aynı konu39:32
Henüz sınıflandırılmamış2:4 3:19 6:144 7:37 9:32 +6 daha يُرِيدُونَ لِيُطۡفِـُٔواْ نُورَ ٱللَّهِ بِأَفۡوَٰهِهِمۡ وَٱللَّهُ مُتِمُّ نُورِهِۦ وَلَوۡ كَرِهَ ٱلۡكَـٰفِرُونَ ٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar ağızlarıyla Allah'ın nurunu söndürmek istiyorlar. Halbuki kafirler istemeseler de Allah nurunu tamamlayacaktır.
İlişkiler15 bağlantı · 5 tür
Aynı kök7:157 24:35
Aynı hüküm9:32
Aynı ibare9:32 48:28
Aynı konu5:3 5:15 9:33 14:9
Henüz sınıflandırılmamış4:174 9:32 10:17 14:9 41:26 +1 daha هُوَ ٱلَّذِىٓ أَرۡسَلَ رَسُولَهُۥ بِٱلۡهُدَىٰ وَدِينِ ٱلۡحَقِّ لِيُظۡهِرَهُۥ عَلَى ٱلدِّينِ كُلِّهِۦ وَلَوۡ كَرِهَ ٱلۡمُشۡرِكُونَ ٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O, kendisine ortak koşanlar hoşlanmasa da, dinini bütün dinlere üstün kılmak için peygamberini hidayet ve hak din ile gönderendir.
İlişkiler21 bağlantı · 4 tür
Aynı hüküm9:33
Aynı ibare9:29 9:33 48:28
Aynı konu9:32 24:55
Henüz sınıflandırılmamış2:40 2:113 6:93 9:28 9:31–33 +10 daha يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ هَلۡ أَدُلُّكُمۡ عَلَىٰ تِجَـٰرَةٍ تُنجِيكُم مِّنۡ عَذَابٍ أَلِيمٍ ١٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ey iman edenler! Sizi elem dolu bir azaptan kurtaracak bir ticaret göstereyim mi size?
İlişkiler4 bağlantı · 3 tür
Aynı kök35:29
Aynı konu9:111
Henüz sınıflandırılmamış24:37 47:38
تُؤۡمِنُونَ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَتُجَـٰهِدُونَ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ بِأَمۡوَٰلِكُمۡ وَأَنفُسِكُمۡۚ ذَٰلِكُمۡ خَيۡرٌ لَّكُمۡ إِن كُنتُمۡ تَعۡلَمُونَ ١١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah'a ve peygamberine inanır, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihat edersiniz. Eğer bilirseniz, bu sizin için çok hayırlıdır.
İlişkiler6 bağlantı · 2 tür
Aynı ibare9:41 49:15
Henüz sınıflandırılmamış9:20–22 9:111 24:37 35:29
يَغۡفِرۡ لَكُمۡ ذُنُوبَكُمۡ وَيُدۡخِلۡكُمۡ جَنَّـٰتٍ تَجۡرِى مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡهَـٰرُ وَمَسَـٰكِنَ طَيِّبَةً فِى جَنَّـٰتِ عَدۡنٍۚ ذَٰلِكَ ٱلۡفَوۡزُ ٱلۡعَظِيمُ ١٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Bunu yapınız ki) Allah, günahlarınızı bağışlasın, sizi içinden ırmaklar akan cennetlere ve Adn cennetlerindeki güzel meskenlere koysun. İşte bu büyük başarıdır.
İlişkiler14 bağlantı · 2 tür
Aynı ibare3:195 9:72 13:23 18:31 19:61 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış2:16 16:31 20:76 35:33 38:50 +2 daha وَأُخۡرَىٰ تُحِبُّونَهَاۖ نَصۡرٌ مِّنَ ٱللَّهِ وَفَتۡحٌ قَرِيبٌۗ وَبَشِّرِ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ ١٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Seveceğiniz başka bir kazanç daha var: Allah'tan bir yardım ve yakın bir fetih (Mekke'nin fethi). (Ey Muhammed!) Mü'minleri müjdele!
İlişkiler10 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare33:47 48:18 110:1
Aynı konu8:19
Henüz sınıflandırılmamış2:223 8:10 9:112 10:64 10:87 +1 daha يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ كُونُوٓاْ أَنصَارَ ٱللَّهِ كَمَا قَالَ عِيسَى ٱبۡنُ مَرۡيَمَ لِلۡحَوَارِيِّـۧنَ مَنۡ أَنصَارِىٓ إِلَى ٱللَّهِۖ قَالَ ٱلۡحَوَارِيُّونَ نَحۡنُ أَنصَارُ ٱللَّهِۖ فَـَٔامَنَت طَّآئِفَةٌ مِّنۢ بَنِىٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ وَكَفَرَت طَّآئِفَةٌۖ فَأَيَّدۡنَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ عَلَىٰ عَدُوِّهِمۡ فَأَصۡبَحُواْ ظَـٰهِرِينَ ١٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ey iman edenler! Allah'ın yardımcıları olun. Nasıl ki Meryem oğlu İsa da havarilere, "Allah'a giden yolda benim yardımcılarım kimdir?" demişti. Havariler de, "Biz Allah'ın yardımcılarıyız" demişlerdi. Bunun üzerine İsrailoğullarından bir kesim inanmış, bir kesim de inkar etmişti. Nihayet biz inananları, düşmanlarına karşı destekledik. Böylece üstün geldiler.
İlişkiler16 bağlantı · 5 tür
Aynı kök3:52 57:25 59:8
Paralel3:51–53 3:52 5:111
Aynı ibare5:46
Aynı konu7:157 9:40 22:40 47:7
Henüz sınıflandırılmamış2:62 5:14 5:82 33:58 44:41