تدريس الكتابTadrees ul KitabKuran'ı Kuran'la okuma platformu

an-Najm · Yıldız · 62 ayet

Katmanlar

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِBu sure besmeleyle başlar (ayet sayılmaz).

وَٱلنَّجْمِ إِذَا هَوَىٰ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(1-2) Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed haktan) sapmadı ve azmadı.

مَا ضَلَّ صَاحِبُكُمْ وَمَا غَوَىٰ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(1-2) Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed haktan) sapmadı ve azmadı.

وَمَا يَنطِقُ عَنِ ٱلْهَوَىٰٓ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

O, nefis arzusu ile konuşmaz.

إِنْ هُوَ إِلَّا وَحْىٌ يُوحَىٰ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(Size okuduğu) Kur'an ancak kendisine bildirilen bir vahiydir.

عَلَّمَهُۥ شَدِيدُ ٱلْقُوَىٰ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(5-7) (Kur'an'ı) ona, üstün güçlere sahip, muhteşem görünümlü (Cebrail) öğretti. O, en yüksek ufukta bulunuyorken (asli suretine girip) doğruldu.

ذُو مِرَّةٍ فَٱسْتَوَىٰ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(5-7) (Kur'an'ı) ona, üstün güçlere sahip, muhteşem görünümlü (Cebrail) öğretti. O, en yüksek ufukta bulunuyorken (asli suretine girip) doğruldu.

وَهُوَ بِٱلْأُفُقِ ٱلْأَعْلَىٰ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(5-7) (Kur'an'ı) ona, üstün güçlere sahip, muhteşem görünümlü (Cebrail) öğretti. O, en yüksek ufukta bulunuyorken (asli suretine girip) doğruldu.

ثُمَّ دَنَا فَتَدَلَّىٰ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Sonra (ona) yaklaştı derken sarkıp daha da yakın oldu.

فَكَانَ قَابَ قَوْسَيْنِ أَوْ أَدْنَىٰ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(Peygambere olan mesafesi) iki yay aralığı kadar, yahut daha az oldu.

فَأَوْحَىٰٓ إِلَىٰ عَبْدِهِۦ مَآ أَوْحَىٰ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Böylece Allah kuluna vahyedeceğini vahyetti.

مَا كَذَبَ ٱلْفُؤَادُ مَا رَأَىٰٓ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Kalp, (gözün) gördüğünü yalanlamadı.

أَفَتُمَٰرُونَهُۥ عَلَىٰ مَا يَرَىٰ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(Şimdi siz) gördüğü şey hakkında onunla tartışıyor musunuz?

وَلَقَدْ رَءَاهُ نَزْلَةً أُخْرَىٰ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Andolsun ki, o, Cebrail'i bir başka inişte daha (asli suretiyle) görmüştü.

عِندَ سِدْرَةِ ٱلْمُنتَهَىٰ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Sidretü'l-Münteha'nın yanında.

عِندَهَا جَنَّةُ ٱلْمَأْوَىٰٓ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Me'va cenneti onun (Sidre'nin) yanındadır.

إِذْ يَغْشَى ٱلسِّدْرَةَ مَا يَغْشَىٰ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

O zaman Sidre'yi kaplayan kaplamıştı.

مَا زَاغَ ٱلْبَصَرُ وَمَا طَغَىٰ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Göz (gördüğünden) şaşmadı ve (onu) aşmadı.

لَقَدْ رَأَىٰ مِنْ ءَايَٰتِ رَبِّهِ ٱلْكُبْرَىٰٓ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Andolsun, o, Rabbinin en büyük alametlerinden bir kısmını gördü.

أَفَرَءَيْتُمُ ٱللَّٰتَ وَٱلْعُزَّىٰ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(19-20) Lat ve Uzza'ya ve diğer üçüncüsü Menat'a ne dersiniz?

وَمَنَوٰةَ ٱلثَّالِثَةَ ٱلْأُخْرَىٰٓ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(19-20) Lat ve Uzza'ya ve diğer üçüncüsü Menat'a ne dersiniz?

أَلَكُمُ ٱلذَّكَرُ وَلَهُ ٱلْأُنثَىٰ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Erkek size de, dişi O'na mı?

تِلْكَ إِذًا قِسْمَةٌ ضِيزَىٰٓ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Öyle ise bu çok insafsızca bir paylaştırmadır.

إِنْ هِىَ إِلَّآ أَسْمَآءٌ سَمَّيْتُمُوهَآ أَنتُمْ وَءَابَآؤُكُم مَّآ أَنزَلَ ٱللَّهُ بِهَا مِن سُلْطَٰنٍ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّ وَمَا تَهْوَى ٱلْأَنفُسُ وَلَقَدْ جَآءَهُم مِّن رَّبِّهِمُ ٱلْهُدَىٰٓ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Onlar ancak sizin ve atalarınızın (ilah edindiğiniz şeylere) taktığınız isimlerdir. Allah, onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Onlar (putperestler) yalnız zanna ve nefislerin arzusuna tabi oluyorlar. Andolsun ki, kendilerine, Rableri katından yol gösterici gelmiştir.

أَمْ لِلْإِنسَٰنِ مَا تَمَنَّىٰ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Yoksa insan (kayıtsız şartsız), her temenni ettiği şeye sahip mi olacaktır?

فَلِلَّهِ ٱلْـَٔاخِرَةُ وَٱلْأُولَىٰ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Oysa, Ahiret de dünya da Allah'ındır.

وَكَم مِّن مَّلَكٍ فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ لَا تُغْنِى شَفَٰعَتُهُمْ شَيْـًٔا إِلَّا مِنۢ بَعْدِ أَن يَأْذَنَ ٱللَّهُ لِمَن يَشَآءُ وَيَرْضَىٰٓ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Göklerde nice melekler vardır ki onların şefaatleri; ancak Allah'ın izniyle, dilediği ve hoşnut olduğu kimselere yarar sağlar.

إِنَّ ٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِٱلْـَٔاخِرَةِ لَيُسَمُّونَ ٱلْمَلَٰٓئِكَةَ تَسْمِيَةَ ٱلْأُنثَىٰ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Şüphesiz ahirete iman etmeyenler, meleklere dişi isimleri veriyorlar.

وَمَا لَهُم بِهِۦ مِنْ عِلْمٍ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّ وَإِنَّ ٱلظَّنَّ لَا يُغْنِى مِنَ ٱلْحَقِّ شَيْـًٔا

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Halbuki onların bu hususta hiçbir bilgileri yoktur. Onlar sadece zanna uyuyorlar. Şüphesiz zan, hakikat namına hiçbir şey ifade etmez.

فَأَعْرِضْ عَن مَّن تَوَلَّىٰ عَن ذِكْرِنَا وَلَمْ يُرِدْ إِلَّا ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَا

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Öyle ise bizim zikrimizden (Kur'an'dan) yüz çeviren ve dünya hayatından başka bir şey istemeyen kimselerden yüz çevir.

ذَٰلِكَ مَبْلَغُهُم مِّنَ ٱلْعِلْمِ إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعْلَمُ بِمَن ضَلَّ عَن سَبِيلِهِۦ وَهُوَ أَعْلَمُ بِمَنِ ٱهْتَدَىٰ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

İşte onların ilimden ulaşabildikleri nokta! Şüphesiz senin Rabbin, yolundan sapanı daha iyi bilir. O, hidayete ereni de daha iyi bilir.

وَلِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ لِيَجْزِىَ ٱلَّذِينَ أَسَٰٓـُٔوا۟ بِمَا عَمِلُوا۟ وَيَجْزِىَ ٱلَّذِينَ أَحْسَنُوا۟ بِٱلْحُسْنَى

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah'ındır. (Bu) kötülük edenleri yaptıklarıyla cezalandırması, iyilik edenleri de daha güzeliyle mükafatlandırması için (böyle)dir.

ٱلَّذِينَ يَجْتَنِبُونَ كَبَٰٓئِرَ ٱلْإِثْمِ وَٱلْفَوَٰحِشَ إِلَّا ٱللَّمَمَ إِنَّ رَبَّكَ وَٰسِعُ ٱلْمَغْفِرَةِ هُوَ أَعْلَمُ بِكُمْ إِذْ أَنشَأَكُم مِّنَ ٱلْأَرْضِ وَإِذْ أَنتُمْ أَجِنَّةٌ فِى بُطُونِ أُمَّهَٰتِكُمْ فَلَا تُزَكُّوٓا۟ أَنفُسَكُمْ هُوَ أَعْلَمُ بِمَنِ ٱتَّقَىٰٓ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Onlar, ufak tefek kusurları dışında, büyük günahlardan ve çirkin işlerden uzak duran kimselerdir. Şüphesiz Rabbin, bağışlaması çok geniş olandır. Sizi, topraktan yarattığında da ve analarınızın karnında ceninler iken de, en iyi bilendir. Bunun için kendinizi temize çıkarmayın. Çünkü O, Allah'a karşı gelmekten sakınanları en iyi bilendir.

أَفَرَءَيْتَ ٱلَّذِى تَوَلَّىٰ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(33-34) Şimdi yüz çevireni; pek az verip de kaskatı cimrileşeni gördün mü?

وَأَعْطَىٰ قَلِيلًا وَأَكْدَىٰٓ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(33-34) Şimdi yüz çevireni; pek az verip de kaskatı cimrileşeni gördün mü?

أَعِندَهُۥ عِلْمُ ٱلْغَيْبِ فَهُوَ يَرَىٰٓ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Gayb'ın ilmi kendi yanında da o gerçeği mi görüyor?

أَمْ لَمْ يُنَبَّأْ بِمَا فِى صُحُفِ مُوسَىٰ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(36-37) Yoksa, Musa'nın ve Allah'ın emirlerini bütünüyle yerine getiren İbrahim'in sahifelerindeki şu hakikatler kendisine haber verilmedi mi?

وَإِبْرَٰهِيمَ ٱلَّذِى وَفَّىٰٓ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(36-37) Yoksa, Musa'nın ve Allah'ın emirlerini bütünüyle yerine getiren İbrahim'in sahifelerindeki şu hakikatler kendisine haber verilmedi mi?

أَلَّا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَىٰ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Hiçbir günahkar, başkasının günah yükünü yüklenmez.

وَأَن لَّيْسَ لِلْإِنسَٰنِ إِلَّا مَا سَعَىٰ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

İnsan için ancak çalıştığı vardır.

وَأَنَّ سَعْيَهُۥ سَوْفَ يُرَىٰ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Şüphesiz onun çalışması ileride görülecektir.

ثُمَّ يُجْزَىٰهُ ٱلْجَزَآءَ ٱلْأَوْفَىٰ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Sonra çalışmasının karşılığı kendisine tastamam verilecektir.

وَأَنَّ إِلَىٰ رَبِّكَ ٱلْمُنتَهَىٰ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Şüphesiz en son varış Rabbinedir.

وَأَنَّهُۥ هُوَ أَضْحَكَ وَأَبْكَىٰ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Şüphesiz O, güldürür ve ağlatır.

وَأَنَّهُۥ هُوَ أَمَاتَ وَأَحْيَا

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Şüphesiz O, öldürür ve diriltir.

وَأَنَّهُۥ خَلَقَ ٱلزَّوْجَيْنِ ٱلذَّكَرَ وَٱلْأُنثَىٰ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(45-46) Şüphesiz O, iki eşi, erkeği ve dişiyi, (rahme) atıldığında az bir sudan (meniden) yaratmıştır.

مِن نُّطْفَةٍ إِذَا تُمْنَىٰ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(45-46) Şüphesiz O, iki eşi, erkeği ve dişiyi, (rahme) atıldığında az bir sudan (meniden) yaratmıştır.

وَأَنَّ عَلَيْهِ ٱلنَّشْأَةَ ٱلْأُخْرَىٰ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Şüphesiz tekrar diriltmek de O'na aittir.

وَأَنَّهُۥ هُوَ أَغْنَىٰ وَأَقْنَىٰ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Şüphesiz O, başkalarına muhtaç olmaktan kurtardı ve varlık sahibi kıldı.

وَأَنَّهُۥ هُوَ رَبُّ ٱلشِّعْرَىٰ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Şüphesiz O, Şi'ra'nın Rabbidir.

وَأَنَّهُۥٓ أَهْلَكَ عَادًا ٱلْأُولَىٰ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(50-51) Şüphesiz O, önce gelen Ad kavmini ve Semud kavmini helak etti ve hiç kimseyi bırakmadı.

وَثَمُودَا۟ فَمَآ أَبْقَىٰ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(50-51) Şüphesiz O, önce gelen Ad kavmini ve Semud kavmini helak etti ve hiç kimseyi bırakmadı.

وَقَوْمَ نُوحٍ مِّن قَبْلُ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ هُمْ أَظْلَمَ وَأَطْغَىٰ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Daha önce de Nuh'un kavmini helak etmişti. Şüphesiz onlar daha zalim ve daha azgın kimselerdi.

وَٱلْمُؤْتَفِكَةَ أَهْوَىٰ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(53-54) O, "Mu'tefike"yi de kaldırıp yere çarpmış ve onlara örttüğü azap örtüsünü örtmüştür.

فَغَشَّىٰهَا مَا غَشَّىٰ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(53-54) O, "Mu'tefike"yi de kaldırıp yere çarpmış ve onlara örttüğü azap örtüsünü örtmüştür.

فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكَ تَتَمَارَىٰ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

O halde Rabbi'nin nimetlerinin hangisinden şüphe ediyorsun (ey insan!).

هَٰذَا نَذِيرٌ مِّنَ ٱلنُّذُرِ ٱلْأُولَىٰٓ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Bu da önceki uyarıcılardan bir uyarıcıdır.

أَزِفَتِ ٱلْـَٔازِفَةُ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Yaklaşmakta olan (Kıyamet iyice) yaklaştı.

لَيْسَ لَهَا مِن دُونِ ٱللَّهِ كَاشِفَةٌ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Onu Allah'tan başka açacak kimse yoktur.

أَفَمِنْ هَٰذَا ٱلْحَدِيثِ تَعْجَبُونَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(59-61) Şimdi siz gaflet içinde eğlenerek bu söze mi (Kur'an'a mı) şaşıyorsunuz, gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz?

وَتَضْحَكُونَ وَلَا تَبْكُونَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(59-61) Şimdi siz gaflet içinde eğlenerek bu söze mi (Kur'an'a mı) şaşıyorsunuz, gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz?

وَأَنتُمْ سَٰمِدُونَ

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

(59-61) Şimdi siz gaflet içinde eğlenerek bu söze mi (Kur'an'a mı) şaşıyorsunuz, gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz?

فَٱسْجُدُوا۟ لِلَّهِ وَٱعْبُدُوا۟

Diyanet İşleri · Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Haydi Allah'a secde edin ve O'na kulluk edin.