بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِBu sure besmeleyle başlar (ayet sayılmaz).
وَٱلطُّورِ ١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(1-7) Tur'a, yayılmış ince deri sayfalara düzenle yazılmış kitaba, "Beyt-i Ma'mur"a, yükseltilmiş tavana (göğe), kabaran denize andolsun ki, şüphesiz Rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir.
İlişkiler11 bağlantı · 4 tür
Aynı kök20:80 23:20 28:29 28:46 71:14 +1 daha Paralel95:2
Aynı konu68:1
Henüz sınıflandırılmamış70:40 77:1 96:4
وَكِتَـٰبٍ مَّسۡطُورٍ ٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(1-7) Tur'a, yayılmış ince deri sayfalara düzenle yazılmış kitaba, "Beyt-i Ma'mur"a, yükseltilmiş tavana (göğe), kabaran denize andolsun ki, şüphesiz Rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir.
İlişkiler7 bağlantı · 2 tür
Aynı konu68:1
Henüz sınıflandırılmamış2:2 68:1 80:11–16 95:1 96:4 +1 daha فِى رَقٍّ مَّنشُورٍ ٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(1-7) Tur'a, yayılmış ince deri sayfalara düzenle yazılmış kitaba, "Beyt-i Ma'mur"a, yükseltilmiş tavana (göğe), kabaran denize andolsun ki, şüphesiz Rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir.
İlişkiler6 bağlantı · 2 tür
Aynı konu68:1
Henüz sınıflandırılmamış2:2 6:7 95:1 96:4 98:2
وَٱلۡبَيۡتِ ٱلۡمَعۡمُورِ ٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(1-7) Tur'a, yayılmış ince deri sayfalara düzenle yazılmış kitaba, "Beyt-i Ma'mur"a, yükseltilmiş tavana (göğe), kabaran denize andolsun ki, şüphesiz Rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir.
İlişkiler6 bağlantı · 2 tür
Aynı kök2:125–126 3:96–97 3:97
Henüz sınıflandırılmamış2:124 2:127 5:97
وَٱلسَّقۡفِ ٱلۡمَرۡفُوعِ ٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(1-7) Tur'a, yayılmış ince deri sayfalara düzenle yazılmış kitaba, "Beyt-i Ma'mur"a, yükseltilmiş tavana (göğe), kabaran denize andolsun ki, şüphesiz Rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir.
İlişkiler4 bağlantı · 3 tür
Aynı kök16:26 21:32
Aynı konu13:2
Henüz sınıflandırılmamış55:7
وَٱلۡبَحۡرِ ٱلۡمَسۡجُورِ ٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(1-7) Tur'a, yayılmış ince deri sayfalara düzenle yazılmış kitaba, "Beyt-i Ma'mur"a, yükseltilmiş tavana (göğe), kabaran denize andolsun ki, şüphesiz Rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir.
İlişkiler4 bağlantı · 2 tür
Aynı konu81:6 82:1–5 82:3
Henüz sınıflandırılmamış81:1–6
إِنَّ عَذَابَ رَبِّكَ لَوَٰقِعٌ ٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(1-7) Tur'a, yayılmış ince deri sayfalara düzenle yazılmış kitaba, "Beyt-i Ma'mur"a, yükseltilmiş tavana (göğe), kabaran denize andolsun ki, şüphesiz Rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir.
İlişkiler6 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare70:28
Aynı konu10:52–56 70:2
Henüz sınıflandırılmamış17:92 51:5 89:25
مَّا لَهُۥ مِن دَافِعٍ ٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onu geri çevirecek hiçbir şey yoktur.
İlişkiler9 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare70:28
Aynı konu53:57–58 70:2
Henüz sınıflandırılmamış6:134 13:41 17:92 51:5 70:1–2 +1 daha يَوۡمَ تَمُورُ ٱلسَّمَآءُ مَوۡرًا ٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O gün gök şiddetle sallanıp çalkalanır.
İlişkiler6 bağlantı · 4 tür
Aynı kök67:16
Paralel67:16
Aynı konu25:25 55:37 84:1
Henüz sınıflandırılmamış17:92
وَتَسِيرُ ٱلۡجِبَالُ سَيۡرًا ١٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İlişkiler9 bağlantı · 2 tür
Aynı konu18:47 20:105 27:88 69:14 78:20 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış17:92 20:105–107
فَوَيۡلٌ يَوۡمَئِذٍ لِّلۡمُكَذِّبِينَ ١١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(11-12) İşte o gün, içine daldıkları dünya zevki içinde eğlenip oyalanan yalanlayıcıların vay haline!
İlişkiler6 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare77:1–50 83:10
Aynı konu43:83
Henüz sınıflandırılmamış17:92 77:15 83:11
ٱلَّذِينَ هُمۡ فِى خَوۡضٍ يَلۡعَبُونَ ١٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(11-12) İşte o gün, içine daldıkları dünya zevki içinde eğlenip oyalanan yalanlayıcıların vay haline!
İlişkiler10 bağlantı · 4 tür
Aynı kök4:140 6:68 9:69 74:45
Aynı ibare6:91
Aynı konu9:65 43:83 70:42
Henüz sınıflandırılmamış17:92 21:38–39
يَوۡمَ يُدَعُّونَ إِلَىٰ نَارِ جَهَنَّمَ دَعًّا ١٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(13-14) Cehennem ateşine itilip atılacakları gün onlara, "İşte bu yalanlamakta olduğunuz ateştir" denilir.
İlişkiler2 bağlantı · 2 tür
Aynı konu54:48
Henüz sınıflandırılmamış17:92
هَـٰذِهِ ٱلنَّارُ ٱلَّتِى كُنتُم بِهَا تُكَذِّبُونَ ١٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(13-14) Cehennem ateşine itilip atılacakları gün onlara, "İşte bu yalanlamakta olduğunuz ateştir" denilir.
İlişkiler15 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare32:20 34:42
Aynı konu55:43 83:17
Henüz sınıflandırılmamış17:92 30:56 36:63 36:64 37:21 +6 daha Sayfa 524 Tur
أَفَسِحۡرٌ هَـٰذَآ أَمۡ أَنتُمۡ لَا تُبۡصِرُونَ ١٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Bu Kur'an mı bir büyü imiş, yoksa siz mi (gerçeği) göremiyormuşsunuz?"
İlişkiler2 bağlantı · 2 tür
Aynı konu11:7
Henüz sınıflandırılmamış17:92
ٱصۡلَوۡهَا فَٱصۡبِرُوٓاْ أَوۡ لَا تَصۡبِرُواْ سَوَآءٌ عَلَيۡكُمۡۖ إِنَّمَا تُجۡزَوۡنَ مَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ ١٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Girin oraya. İster dayanın, ister dayanmayın, sizin için birdir. Size ancak yapmakta olduğunuzun karşılığı veriliyor."
İlişkiler6 bağlantı · 2 tür
Aynı konu14:21 41:24
Henüz sınıflandırılmamış17:92 25:14 36:64 39:71–72
إِنَّ ٱلۡمُتَّقِينَ فِى جَنَّـٰتٍ وَنَعِيمٍ ١٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(17-18) Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlar Rablerinin, kendilerine verdiği şeylerle zevk ve mutluluk duyarak cennetlerde ve nimetler içinde bulunurlar. Rableri onları cehennem azabından korumuştur.
İlişkiler1 bağlantı · 1 tür
Aynı ibare51:15
فَـٰكِهِينَ بِمَآ ءَاتَىٰهُمۡ رَبُّهُمۡ وَوَقَىٰهُمۡ رَبُّهُمۡ عَذَابَ ٱلۡجَحِيمِ ١٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(17-18) Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlar Rablerinin, kendilerine verdiği şeylerle zevk ve mutluluk duyarak cennetlerde ve nimetler içinde bulunurlar. Rableri onları cehennem azabından korumuştur.
İlişkiler4 bağlantı · 2 tür
Aynı ibare51:16
Aynı konu36:55 52:27 76:11
كُلُواْ وَٱشۡرَبُواْ هَنِيٓـَٔۢا بِمَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ ١٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(19-20) Onlara, "Dünya'da yapmakta olduklarınızın karşılığında, sıra sıra dizilmiş koltuklara dayanarak afiyetle yiyin için" denir. Biz, onlara, iri gözlü güzel hurileri eş olarak vermişizdir.
İlişkiler8 bağlantı · 3 tür
Aynı hüküm77:43
Aynı ibare2:187 69:24 77:43
Henüz sınıflandırılmamış37:48 38:52 44:54 55:56
مُتَّكِـِٔينَ عَلَىٰ سُرُرٍ مَّصۡفُوفَةٍۖ وَزَوَّجۡنَـٰهُم بِحُورٍ عِينٍ ٢٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(19-20) Onlara, "Dünya'da yapmakta olduklarınızın karşılığında, sıra sıra dizilmiş koltuklara dayanarak afiyetle yiyin için" denir. Biz, onlara, iri gözlü güzel hurileri eş olarak vermişizdir.
İlişkiler22 bağlantı · 4 tür
Aynı kök33:37
Aynı ibare44:54
Aynı konu15:47 18:31 37:44 38:52 52:24 +3 daha Henüz sınıflandırılmamış3:19 4:110–112 37:48 44:41 55:56 +7 daha وَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَٱتَّبَعَتۡهُمۡ ذُرِّيَّتُهُم بِإِيمَـٰنٍ أَلۡحَقۡنَا بِهِمۡ ذُرِّيَّتَهُمۡ وَمَآ أَلَتۡنَـٰهُم مِّنۡ عَمَلِهِم مِّن شَىۡءٍۚ كُلُّ ٱمۡرِئِۭ بِمَا كَسَبَ رَهِينٌ ٢١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İman eden ve nesilleri de iman konusunda kendilerinin yoluna uyanlar var ya, biz onların nesillerini kendilerine kattık. Bununla beraber onların amellerinden hiçbir şey eksiltmeyiz. Herkes kazandığı karşılığında rehindir.
İlişkiler16 bağlantı · 2 tür
Aynı konu6:70 13:23 40:8 43:70 56:17 +4 daha Henüz sınıflandırılmamış13:20–24 13:24 21:102 45:22 52:24 +2 daha وَأَمۡدَدۡنَـٰهُم بِفَـٰكِهَةٍ وَلَحۡمٍ مِّمَّا يَشۡتَهُونَ ٢٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlara canlarının istediği meyve ve etten bol bol verdik.
İlişkiler10 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare56:21 77:42
Aynı konu36:57 47:15 56:17 56:20 77:42 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış21:102 84:9
يَتَنَـٰزَعُونَ فِيهَا كَأۡسًا لَّا لَغۡوٌ فِيهَا وَلَا تَأۡثِيمٌ ٢٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Orada, (içilince) boş söz söyletmeyen, günah işletmeyen dolu bir kadehi elden ele dolaştırırlar.
İlişkiler15 bağlantı · 2 tür
Aynı konu19:62 37:45 37:47 47:15 56:17 +7 daha Henüz sınıflandırılmamış37:40–61 56:26 76:6
۞ وَيَطُوفُ عَلَيۡهِمۡ غِلۡمَانٌ لَّهُمۡ كَأَنَّهُمۡ لُؤۡلُؤٌ مَّكۡنُونٌ ٢٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hizmetlerine verilmiş, kabuğunda saklı inci gibi gençler etraflarında dönüp dolaşırlar.
İlişkiler8 bağlantı · 2 tür
Aynı konu52:20 56:17 56:17–18 76:15 76:19
Henüz sınıflandırılmamış52:21 76:6 76:21
وَأَقۡبَلَ بَعۡضُهُمۡ عَلَىٰ بَعۡضٍ يَتَسَآءَلُونَ ٢٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Birbirlerine dönüp ("Ne iyilik yaptınız da bu nimetlere ulaştınız?" diye) sorarlar.
İlişkiler4 bağlantı · 3 tür
Karşıtlık23:101
Aynı ibare37:27
Henüz sınıflandırılmamış37:40–61 55:66
قَالُوٓاْ إِنَّا كُنَّا قَبۡلُ فِىٓ أَهۡلِنَا مُشۡفِقِينَ ٢٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Derler ki: "Şüphesiz daha önce biz, ailemiz içinde yaşarken (Allah'a isyandan) korkardık."
İlişkiler7 bağlantı · 2 tür
Aynı kök21:28 21:49 23:57 42:18 70:27
Henüz sınıflandırılmamış13:21 66:6
فَمَنَّ ٱللَّهُ عَلَيۡنَا وَوَقَىٰنَا عَذَابَ ٱلسَّمُومِ ٢٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Allah da bize lütfetti ve bizi iliklere işleyen cehennem azabından korudu."
İlişkiler4 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare44:56
Aynı konu52:18 76:11
Henüz sınıflandırılmamış15:27
إِنَّا كُنَّا مِن قَبۡلُ نَدۡعُوهُۖ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلۡبَرُّ ٱلرَّحِيمُ ٢٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Gerçekten biz bundan önce O'na yalvarıyorduk. Şüphesiz O, iyilik edendir, çok merhametlidir."
İlişkiler1 bağlantı · 1 tür
Henüz sınıflandırılmamış2:44
فَذَكِّرۡ فَمَآ أَنتَ بِنِعۡمَتِ رَبِّكَ بِكَاهِنٍ وَلَا مَجۡنُونٍ ٢٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(Ey Muhammed!) O halde, sen öğüt ver. Rabbinin nimeti sayesinde, sen ne bir kahinsin, ne de bir deli.
İlişkiler20 bağlantı · 5 tür
Karşıtlık15:6
Aynı kök87:9
Aynı ibare68:2
Aynı konu7:184 23:70 37:36 50:45 51:55 +2 daha Henüz sınıflandırılmamış2:6 6:69 7:164 15:7 15:17 +5 daha أَمۡ يَقُولُونَ شَاعِرٌ نَّتَرَبَّصُ بِهِۦ رَيۡبَ ٱلۡمَنُونِ ٣٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yoksa onlar, "O bir şairdir; onun, zamanın felaketlerine uğramasını bekliyoruz" mu diyorlar?
İlişkiler8 bağlantı · 3 tür
Aynı kök26:224–226
Aynı konu21:5 36:69 36:69–70 37:36 69:41
Henüz sınıflandırılmamış26:224 32:30
قُلۡ تَرَبَّصُواْ فَإِنِّى مَعَكُم مِّنَ ٱلۡمُتَرَبِّصِينَ ٣١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlara de ki: "Bekleyin. Ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim."
İlişkiler4 bağlantı · 2 tür
Aynı kök9:24
Aynı konu9:52 11:93 20:135
Sayfa 525 Tur
أَمۡ تَأۡمُرُهُمۡ أَحۡلَـٰمُهُم بِهَـٰذَآۚ أَمۡ هُمۡ قَوۡمٌ طَاغُونَ ٣٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bunu kendilerine akılları mı emrediyor, yoksa onlar azgın bir topluluk mudur?
أَمۡ يَقُولُونَ تَقَوَّلَهُۥۚ بَل لَّا يُؤۡمِنُونَ ٣٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yoksa "O Kur'an'ı kendisi uydurup söyledi" mi diyorlar? Hayır, (sırf inatlarından dolayı) iman etmiyorlar.
İlişkiler10 bağlantı · 3 tür
Aynı kök69:44
Aynı konu11:13 17:88 42:24 69:44–47
Henüz sınıflandırılmamış10:37–38 10:38 25:4 34:8 46:8
فَلۡيَأۡتُواْ بِحَدِيثٍ مِّثۡلِهِۦٓ إِن كَانُواْ صَـٰدِقِينَ ٣٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Eğer doğru söyleyenler iseler, haydi onun gibi bir söz getirsinler!
İlişkiler19 bağlantı · 3 tür
Aynı kök7:185
Aynı konu2:23 2:23–24 10:38 11:13 17:88 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış6:112–116 6:112 8:31 12:111 32:3 +7 daha أَمۡ خُلِقُواْ مِنۡ غَيۡرِ شَىۡءٍ أَمۡ هُمُ ٱلۡخَـٰلِقُونَ ٣٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Acaba onlar herhangi bir yaratıcı olmadan mı yaratıldılar? Yoksa kendileri mi yaratıcıdırlar?
İlişkiler6 bağlantı · 2 tür
Aynı konu16:17 25:3
Henüz sınıflandırılmamış17:99 21:18 35:40 56:57–59
أَمۡ خَلَقُواْ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَۚ بَل لَّا يُوقِنُونَ ٣٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yoksa, gökleri ve yeri onlar mı yarattılar? Hayır, onlar kesin olarak inanmıyorlar.
İlişkiler5 bağlantı · 2 tür
Aynı konu25:3
Henüz sınıflandırılmamış13:2 35:40 44:7 64:3
أَمۡ عِندَهُمۡ خَزَآئِنُ رَبِّكَ أَمۡ هُمُ ٱلۡمُصَۜيۡطِرُونَ ٣٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yoksa, Rabbinin hazineleri onların yanında mıdır? Ya da her şeye hakim olan kendileri midir?
İlişkiler5 bağlantı · 3 tür
Aynı kök63:7
Aynı konu38:9
Henüz sınıflandırılmamış6:50 15:21 17:100
أَمۡ لَهُمۡ سُلَّمٌ يَسۡتَمِعُونَ فِيهِۖ فَلۡيَأۡتِ مُسۡتَمِعُهُم بِسُلۡطَـٰنٍ مُّبِينٍ ٣٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yoksa onların, kendisi vasıtasıyla (ilahi vahyi) dinleyecekleri bir merdivenleri mi var? (Eğer varsa) dinleyenleri, açık bir delil getirsin!
İlişkiler8 bağlantı · 2 tür
Aynı konu22:15 26:210–212 38:10 72:8–9
Henüz sınıflandırılmamış15:18 37:7–10 37:10 55:33
أَمۡ لَهُ ٱلۡبَنَـٰتُ وَلَكُمُ ٱلۡبَنُونَ ٣٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yoksa, kızlar O'na (Allah'a) da oğullar size mi?
İlişkiler19 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare37:149
Aynı konu16:57 16:57–58 19:35 19:88 19:91 +8 daha Henüz sınıflandırılmamış10:68 16:59 16:62 37:153 53:19–23
أَمۡ تَسۡـَٔلُهُمۡ أَجۡرًا فَهُم مِّن مَّغۡرَمٍ مُّثۡقَلُونَ ٤٠
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yoksa sen onlardan (tebliğ görevine karşılık) bir ücret istiyorsun da onlar, borçtan ağır bir yük altında mı kalmışlardır?
İlişkiler13 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare68:46
Aynı konu10:72 25:56–57 25:57
Henüz sınıflandırılmamış6:90 11:29 11:51 12:104 26:127 +4 daha أَمۡ عِندَهُمُ ٱلۡغَيۡبُ فَهُمۡ يَكۡتُبُونَ ٤١
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yoksa, gayb ilmi onların yanında da ondan mı yazıyorlar?
İlişkiler6 bağlantı · 2 tür
Aynı hüküm68:47
Henüz sınıflandırılmamış6:59 27:65 68:46–47 68:47 72:26
أَمۡ يُرِيدُونَ كَيۡدًاۖ فَٱلَّذِينَ كَفَرُواْ هُمُ ٱلۡمَكِيدُونَ ٤٢
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yoksa, bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Asıl, inkar edenler tuzağa düşecek olanlardır.
İlişkiler15 bağlantı · 2 tür
Aynı konu6:123 21:70 35:43 86:15 86:15–16 +1 daha Henüz sınıflandırılmamış3:54 7:195 8:18 8:30 14:46 +4 daha أَمۡ لَهُمۡ إِلَـٰهٌ غَيۡرُ ٱللَّهِۚ سُبۡحَـٰنَ ٱللَّهِ عَمَّا يُشۡرِكُونَ ٤٣
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yoksa, onların Allah'tan başka bir ilahı mı var? Allah, onların ortak koştuklarından uzaktır.
İlişkiler4 bağlantı · 1 tür
Henüz sınıflandırılmamış19:81 42:11 52:48 52:49
وَإِن يَرَوۡاْ كِسۡفًا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ سَاقِطًا يَقُولُواْ سَحَابٌ مَّرۡكُومٌ ٤٤
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Gökten düşmekte olan parçalar görseler, "Bunlar, üst üste yığılmış bulutlardır" derler.
İlişkiler11 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare26:187 34:9
Aynı konu17:92 17:92–93
Henüz sınıflandırılmamış6:7 7:146 10:96–97 15:13–15 34:31 +2 daha فَذَرۡهُمۡ حَتَّىٰ يُلَـٰقُواْ يَوۡمَهُمُ ٱلَّذِى فِيهِ يُصۡعَقُونَ ٤٥
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Artık sen çarpılacakları günlerine kadar onları kendi hallerine bırak.
İlişkiler7 bağlantı · 2 tür
Aynı konu15:3 41:13
Henüz sınıflandırılmamış7:143 23:54 39:68 43:83 70:42
يَوۡمَ لَا يُغۡنِى عَنۡهُمۡ كَيۡدُهُمۡ شَيۡـًٔا وَلَا هُمۡ يُنصَرُونَ ٤٦
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O gün tuzakları kendilerine hiçbir fayda vermeyecektir ve kendilerine yardım da edilmeyecektir.
İlişkiler2 bağlantı · 1 tür
Aynı konu77:38–39 86:15–16
وَإِنَّ لِلَّذِينَ ظَلَمُواْ عَذَابًا دُونَ ذَٰلِكَ وَلَـٰكِنَّ أَكۡثَرَهُمۡ لَا يَعۡلَمُونَ ٤٧
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz zulmedenlere bundan başka bir azap daha var. Fakat onların çoğu bilmezler.
İlişkiler2 bağlantı · 1 tür
Aynı konu13:33–34 32:21
وَٱصۡبِرۡ لِحُكۡمِ رَبِّكَ فَإِنَّكَ بِأَعۡيُنِنَاۖ وَسَبِّحۡ بِحَمۡدِ رَبِّكَ حِينَ تَقُومُ ٤٨
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Rabbinin hükmüne sabret. Çünkü sen gözlerimizin önündesin, kalktığında Rabbini hamd ile tespih et.
İlişkiler15 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare15:98 20:130 40:7 50:39 68:48 +1 daha Aynı konu10:109
Henüz sınıflandırılmamış2:187 5:67 6:33–34 16:49 26:219 +3 daha وَمِنَ ٱلَّيۡلِ فَسَبِّحۡهُ وَإِدۡبَـٰرَ ٱلنُّجُومِ ٤٩
Diyanet Aktaş Haleem Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Gecenin bir kısmında ve yıldızların batışı sırasında O'nu tespih et.
İlişkiler23 bağlantı · 3 tür
Aynı ibare15:98 20:130 40:7 50:39 50:39–40 +1 daha Aynı konu11:114 17:79 33:42 81:15
Henüz sınıflandırılmamış2:187 3:17 3:113 25:64 32:16 +8 daha